<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Siccin &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/siccin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jun 2025 10:42:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Mutfakta olmak, sahnede olmak gibi; her tarif yeni bir hikâye anlatıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 10:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice İrkin]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin 8]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=25904</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Alper Mestçi imzalı Siccin 8’de rol alan Hatice İrkin, serinin hikayesinin derin ve gerçekçi olduğunu ve arkasında çalışan ekibin çok özverili olduğunu söylüyor. Sorularımızı genç oyuncuya yönelttik ve onu daha iyi tanımaya çalıştık. Siccin 8’de canlandırdığınız karakter hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? &#8211; ⁠Filmde Aylin karakterini canlandırıyorum. Aylin’i dik başlı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Alper Mestçi imzalı Siccin 8’de rol alan Hatice İrkin, serinin hikayesinin derin ve gerçekçi olduğunu ve arkasında çalışan ekibin çok özverili olduğunu söylüyor. Sorularımızı genç oyuncuya yönelttik ve onu daha iyi tanımaya çalıştık.</strong></p>
<p><strong>Siccin 8’de canlandırdığınız karakter hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Filmde Aylin karakterini canlandırıyorum. Aylin’i dik başlı, kendi bildiğini okuyan ve cesaretli biri olarak tanımlayabilirim.</p>
<p><strong>&#8211; Filmde sizi en çok zorlayan sahne hangisiydi? Çekimler sırasında unutamadığınız bir anınız var mı?</strong></p>
<p>&#8211; ⁠ Genel olarak çok aşırı zorlandığımız bir yer olmadı çünkü iyi bir prova sürecinden geçtik ama özellikle atlama sahnesi ürperticiydi diyebilirim. Gerçekten bir boşlukta gibi hissettim.</p>
<p><strong>&#8211; Korku filmlerinde gerçekçi bir performans sergilemek için nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠İlk olarak karakteri anlama, anlamlandırma olarak uzun çalışmalar gerçekleştirdim. Olayları Aylin’in açısından değerlendirmek içindi tüm bunlar. Bir noktadan sonra Aylin’i sadece oynamıyor, gerçekten hissediyordum. Bu bağ kurulduğunda, performans da kendiliğinden geliyor zaten.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-25906 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2.jpeg" alt="" width="483" height="643" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2.jpeg 586w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-225x300.jpeg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-316x420.jpeg 316w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-150x200.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-300x399.jpeg 300w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></p>
<p><strong>&#8211; Siccin serisi Türkiye’de oldukça popüler. Sizce bu filmleri bu kadar etkileyici kılan şey ne? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Bence öncelikli olarak senaryo. Hikayeler derin ve gerçek. Bu hikayelerin senaryo süreci çok güzel işliyor. İkinci olarak da ekip demek istiyorum. Arkada kocaman büyük bir ekip var her filmde harika performans gösteriyorlar diyebilirim. Tüm bunlar birleşince seyirciye seyir zevki sunan başarılı bir film ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Yönetmen Alper Mestçi ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?</strong></p>
<p>&#8211; Alper Hoca’yla bu, ikinci kez aynı projede yer alışımız. İlk olarak ‘Üç Harfliler’ serisinde birlikte çalışmıştık. O zamandan beri set ortamı hep çok konforlu oldu benim için. Bir karakteri oluşturma sürecini yönetmenle birlikte şekillendirebilmek, oyuncu açısından çok değerli. Alper Hoca bu konuda gerçekten çok ilgili ve titiz biri. Onunla her anı, her detayı rahatlıkla konuşup tartışabilmek benim için büyük bir şans</p>
<p><strong>&#8211; Oyunculuk kariyeriniz nasıl başladı? Bu sektöre girişinizde sizi en çok motive eden şey neydi? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Oyunculuk serüvenim aslında annem sayesinde başladı diyebilirim. Daha ben üç yaşındayken beni Tümay Özokur’a götürmüş. O yaşlarda bunun ne anlama geldiğini tam kavrayamasam da, zamanla sette olmanın bana ne kadar iyi geldiğini ve ne kadar mutlu ettiğini fark ettim. Yaşım ilerledikçe bu mesleğe olan sevgim de pekişti.</p>
<p><strong>&#8211; Korku filmlerinde oynamak ile diğer türlerde oynamak arasında nasıl farklar var?</strong></p>
<p>&#8211; Korku filmlerinde oynamak, bana göre oyunculuğun sınırlarını gerçekten zorlama fırsatı sunuyor. Bazen bir sahnede kuyudan çıkıyorsunuz, hemen ardından kendinizi bir mezarın içinde buluyorsunuz. Bunlar, günlük hayatta deneyimleyemeyeceğimiz ekstrem durumlar. Bu açıdan bakınca, bir oyuncunun böyle sıra dışı duyguları yaşaması ve bunları sahnede canlandırabilmesi bence büyük bir şans.</p>
<p><strong>&#8211; Kendi hayatınızda korku filmlerindeki gibi doğaüstü olaylara inanır mısınız?</strong></p>
<p>Evet inanırım. Zaman zaman anlam veremediğim durumlar yaşadım ya da çevremden duydum. Belki de bu yüzden korku filmlerinde oynamak bana yabancı ya da uzak gelmiyor</p>
<p><strong>&#8211; Eğer bir korku filmi karakteri olsaydınız, nasıl bir rolü oynamak isterdiniz? </strong></p>
<p>Bu soruya hiç düşünmeden &#8216;Nazar&#8217; derim. Geçtiğimiz yıl hayat verdiğim bu karakterin hikâyesi beni derinden etkilemişti. Nazar, sadece bir karakter değil; benim için çok özel, adeta baş tacım diyebilirim.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-25907 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1024x787.jpeg" alt="" width="660" height="507" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1024x787.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-300x230.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-768x590.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1536x1180.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-547x420.jpeg 547w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-80x60.jpeg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-150x115.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-696x535.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1068x820.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p><strong>&#8211; Oyunculuk dışında ilgilendiğiniz başka sanat dalları var mı?</strong></p>
<p>Oyunculuğun dışında mutfağa büyük bir ilgim var. Zaten bu alanda aşçılık eğitimi de aldım. Farklı tatları bir araya getirip özgün lezzetler yaratmak benim için hem yaratıcı hem de rahatlatıcı bir süreç. Mutfakta olmak, tıpkı sahnede olmak gibi; her tarif yeni bir hikâye anlatıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Oyunculukta ilham aldığınız isimler var mı? Eğer varsa, kimler ve neden? </strong></p>
<p>İlk aklıma gelen isim Burcu Biricik. Hem duruşunu hem de oyunculuk tarzını gerçekten çok beğeniyorum. Aynı şekilde Halit Ergenç de hayranlık duyduğum bir oyuncu. Uluslararası alanda ise Jennifer Aniston diyebilirim.</p>
<p><strong>&#8211; Gelecekte hangi türde projelerde yer almak istersiniz?</strong></p>
<p>Gelecekte bir dönem projesinde yer almayı çok isterim. Günümüzden çok daha önceki zamanlara hayat vermek, oyunculuk açısından bambaşka bir deneyim olurdu diye düşünüyorum. Zaten eski zamanlara ve nostaljik ögelere karşı özel bir ilgim var. Hatta bazen keşke 1800’lerde yaşıyor olsaydım diyorum. O dönemin yaşam tarzı, özellikle de kıyafetleri beni fazlasıyla cezbediyor. Hâlâ öyle giyinebilmenin hayalini kuruyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüya Önal: Hayatı yaşamak en iyi oyunculuk dersine bedel</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/08/19/ruya-onal-hayati-yasamak-en-iyi-oyunculuk-dersine-bedel/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/08/19/ruya-onal-hayati-yasamak-en-iyi-oyunculuk-dersine-bedel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2018 12:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Rüya Önal]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9965</guid>

					<description><![CDATA[Siccin 5&#8217;in güzel oyuncusu Rüya Önal hayatı doğru bir şekilde tecrübe etmenin en iyi oyunculuk dersine bedel olduğunu söylüyor&#8230; Sinemamız bir değirmen gibi genç oyuncuları öğütüyor. Ama bu işte var olmayı aklına koymuş ve yeteneği ile güzelliğini birleştermiş az sayıdaki kadın oyuncu buna direniyor. Doktorlar dizisi ve Ada Zombilerin Düğünü, Sınav filmleriyle öne çıkan Rüya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siccin 5&#8217;in güzel oyuncusu Rüya Önal hayatı doğru bir şekilde tecrübe etmenin en iyi oyunculuk dersine bedel olduğunu söylüyor&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/rüya-önal-2.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9967" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/rüya-önal-2.jpg" alt="" width="661" height="992" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/rüya-önal-2.jpg 661w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/rüya-önal-2-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/rüya-önal-2-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 661px) 100vw, 661px" /></a></p>
<p>Sinemamız bir değirmen gibi genç oyuncuları öğütüyor. Ama bu işte var olmayı aklına koymuş ve yeteneği ile güzelliğini birleştermiş az sayıdaki kadın oyuncu buna direniyor. Doktorlar dizisi ve Ada Zombilerin Düğünü, Sınav filmleriyle öne çıkan Rüya Önal&#8217;da bu isimlerden. Evlilik sonrası meslekten biraz uzaklaşsa da tiyatroyla bağlantısını hiç koparmayan Önal Siccin 5 ile fırtına gibi beyazperdeye dönüyor. Siccin 5&#8217;in çekimleri kanser köyü olarak da bilinen Karain köyünde yapıldı. Biz de Rüya Önal&#8217;a bu sıradışı tecrübesini sorduk&#8230;</p>
<p>Senaryoyu okuduğunuzda, sizi etkileyen şey ne oldu?</p>
<p>Belli bir nokta ya da bölüm değil de, senaryo beni bütünüyle etkiledi. Sonuçta bir Alper Mestçi filmi ve ne ile karşılaşacağınızı tahmin edebiliyorsunuz. Ama tabi ki hikayenin başladığı yer olan Karain Köyü’nün geçmişi sizi hemen kavrıyor.</p>
<p>Rolünüzden bahsedebilir misiniz?</p>
<p>Babası yıllar önce oğlu tarafından öldürülünce yavaş yavaş aklını yitiren bir anne, kocası kaybolmuş bir yenge ve hastalıklarla boğuşan bir yeğenle birlikte yaşayan ve çalışarak onlara bakan Azra’yı canlandıryorum. Geçmişte yaşadığı bu olaylar zinciri günümüzde tekrar karşısına çıkıyor ve onu nasıl etkilediğini izliyoruz.</p>
<p>Daha önceki Siccinleri seyrettiniz mi? Türk korku sinemasını sever misiniz?</p>
<p>İyi bir korku filmi izleyicisiyimdir. Ama yerli korkuya bir önyargım vardı açıkçası. Hiç izlememiştim. Film bana geldikten ve Alper Hoca ile ilk görüşmemizden sonra hemen eve dönüp Siccin serisini izledim ve önyargımdan utandım. Gerçekten şaşırdım ve “Ülkemizde böyle işler mi yapılıyormuş” dedim.</p>
<p>Çekim yaptığınız yer kanser hastalığı nedeniyle boşaltılmış bir köy. Böyle bir tehdit korku filmi çekimlerine nasıl etki etti? Bu tehlike performansınızı etkiledi mi? Neler hissettiniz?</p>
<p>Sinemada realizmi seviyorum. Karain Köyünün geçmişi bu yüzden beni çok heyecanlandırdı.Duyarak etkilendiğiniz mekanın, içine girdiğinizdeki etkisi bambaşka tabi. Evlerin yapımında kullanılan taşların içindeki asbestten kaynaklanıyormuş bu hastalık. O yüzden ekip zaman zaman maske kullanarak çalıştı. Yıkık dökük bu evlerin ruhunun illa ki performansımda da etkisi vardır diye düşünüyorum.</p>
<p>Cinlere inanır mısınız? Çekimlerde bu anlamda bir çekince yaşadınız mı?</p>
<p>Bu konu ile ilgili elbette bir düşüncem var ama çekimlerde bununla ilgili bir çekince yaşamadım.</p>
<p>Nasıl bir hazırlanma süreci geçirdiniz ?</p>
<p>Role hazırlanmamın ilk sürecini, Alper Hoca’nın yarattığı Azra’yı ondan dinlemek ve anlamak oluşturuyor. Sonrasında sete çıkmayı bekledim açıkcası. Çünkü kafanızda yarattığınız oyun,rol arkadaşlarınızla paslaştığınızda, mekanla ve bu doğrultuda girdiğiniz duyguyla değişkenlikler gösterebiliyor. Sadece etki altına girdiğim sahneleri nasıl yaparım diye düşündüm ve ayna karşısında çalıştım.</p>
<p>Sinemada en çok hangi türü seversiniz ? Türler arasında fiziğinizin hangisine daha çok uygun olduğunu düşünüyorsunuz ?</p>
<p>Gerçeklik ve bu doğrultuda yaşanmış olaylardan kurgular beni daha çok etkiliyor.Her türü izlerim ama dram ve biyografi bu analamda daha ağır basıyor. Oyunculuk fiziksel olarak değerlendirilmemelidir bence.Fiziğimin değil de oyunculuğumun her türe hitap ettiğini söyleyebilirim.</p>
<p>Sinemada en son bizim meslektaşlarımız Talip Ertürk ile Murat Emir Eren&#8217;in şimdilik ilk ve son filmleri Ada&#8217;da oynadınız daha sonrasında uzun zaman sizden haber alamadık. Bu arada neler yaşadınız, neden sinemadan uzak kaldınız?</p>
<p>Evet ‘ Ada Zombilerin Düğünü’ nden sonra hem sinemaya hem de televizyona uzun bir ara verdim. Ama tiyatro her zaman devam etti. Ara vermemin bir kısmını isteyerek, bir kısmını da istemeyerek yaptım. Evlenip biraz daha ev hayatına çekilmek ve hayatı yaşamak istediğim kısmıydı. İstediğim projelerin bana gelmemesi ve böyle böyle oynamayarak yüzümü unutturmam da istemediğim kısımıydı.</p>
<p>Perde güzel kadını sever. Ama oyuncu bu güzelliğine hem tecrübe hem de kabiliyetini katmalı. Bu anlamda nasıl bir yapılanma içindesiniz?</p>
<p>Aslında verdiğim bu ara, demiş olduğunuz o yapılanmayı hızlandıran bir süreç oldu benim için. Çünkü ne kadar hayatın içinde olup onu her hali ile yaşarsanız, kazanımlarınız bir o kadar artıyor. Aslında olay, her şeye vakit ayırabilmek. Bol bol kitap okumak, oyun izlemek, seyahat etmek, yeni insanlar tanımak, yeni hobiler edinmenin vs&#8230; En iyi oyunculuk derslerine bedel olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>1980 sonu ve 1990’ların ikinci yarısına kadar feminizmin sinemamızda etkisini hissedebilirdik. Bunun faturasını ödeyen kadın oyuncularımız vardı. Müjde Ar, Nur Sürer gibi. 2000 sonrası sinemamızda bu anlamda geriye bir adım atıldığını düşünüyor musunuz? Biraz yorumlar mısınız?</p>
<p>1980 li yıllar Türkiye için önemli yıllar, askeri bir darbe ve kısıtlanan özgürlüklerle hayatlar devam ediyor. Her eve televizyonun girmesi başlı başına bir değişim sebebidir sanırım. Yaş itibariyle tanık olmasam da, özgürlüklere olan özlemle birlikte, o yıllarda kadın sorunlarının daha çok gündeme gelmeye başladığını,sinemamıza da çok değerli yapıtlarla yansıdığını biliyorum. Bu anlamda Asiye Nasıl Kurtulur, Adı Vasfiye, Ahh Belinda Müjde Ar’ın unutamadığım filmlerinden. Uçurtmayı Vurmasınlar ile kadın tutukevlerini başka bir gözle görmemizi sağladı Nur Sürer&#8230; Ödenen bedeller olduğunu tahmin ediyorum ancak bakış açıları ve duruşları ile bu sektörde , kadınlar adına zor bir misyon üstlendikleri için kendilerine teşekkür ediyoum.</p>
<p>Deminki soruyla bağlantılı olarak kadın oyuncularımızın önünde Türkan Şoray kanunları gibi bir örnek de var. Bu kuralları doğru buluyor musunuz?</p>
<p>Doğru buluyorum ya da bulmuyorum demek haddim değil. Ama kaliteli yapımlarda oyunculuğun sınırlandırılmaması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Bizim sinemamızın kökleri Yeşilçam&#8217;a dayanır. Yeşilçam filmlerini severmisiniz? Sizin oyunculuğunuzda Yeşilçam&#8217;ın etkisi var mıdır?</p>
<p>Yeşilçam filmlerinin hastasıyım. Bayılırım. İzlemediğim film çok nadirdir. Her filmide en az 3 kere izlemişimdir. Oyunculuğu seçmemde de şöyle bir etkisi olduğunu düşünüyorum&#8230; Her filmdeki kadın oyuncunun yerine koyardım kendimi. Nasıl hissettiğini düşünüp, onu hissetmeyi oynardım içimde. Aşk, sevgi, kavga vs&#8230; o yaşlarda deneyimlemediğiniz ama hayal edebildiğiniz duygulardı ve ilk Yeşilçam filmlerinde gördüm bu duyguları. En rahat doğal gözlem alanı olmuş aslında benim için.</p>
<p>Oyuncu olmayı ne zaman istediniz? Küçüklüğünüzde&#8230;?</p>
<p>Çocukluğumdan itibaren bir sahne merakım vardı. Ama bu sadece oyunculuk değildi. İlk olarak şarkı söylemekle başladım mesela. Klasik, fırçadan mikrofon yapmalar ve ev ahalisini esir almalar. Sonrasında kulağımın olup, ses rengimin olmadığına karar vermemle oyunculuğa adım atmam gerçekleşti . Yani bir şekilde izlenilesi ve alkışlanası bir iş yapmak istedim galiba.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/08/19/ruya-onal-hayati-yasamak-en-iyi-oyunculuk-dersine-bedel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alper Mestçi: Eskiden çok korkardım</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2015 12:33:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7887</guid>

					<description><![CDATA[Korku filmleri furyasının önemli isimlerinden biri olan Alper mestçi Siccin 2 ile yine seyirci karşısına çıkıyor. Bu kadar korku filmi çeken bir insana hayaletlerden korkarmısınız dedik. Cevap &#8220;Eskiden çok korkak biriydim belki de bunun yansımasıdır bu kadar koırku filmi çekmem&#8221; dedi. Türk sinemasının tür olarak en yeni ve en çok örneğini gördüğümüz kısmı korku sineması. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Korku filmleri furyasının önemli isimlerinden biri olan Alper mestçi Siccin 2 ile yine seyirci karşısına çıkıyor. Bu kadar korku filmi çeken bir insana hayaletlerden korkarmısınız dedik. Cevap &#8220;Eskiden çok korkak biriydim belki de bunun yansımasıdır bu kadar koırku filmi çekmem&#8221; dedi.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7889" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Türk sinemasının tür olarak en yeni ve en çok örneğini gördüğümüz kısmı korku sineması. Bunu eleştirenler olduğu gibi kendi dilini oluşturma yolunda olan bu türe destek verenler de var. Özellikle birkaç yönetmenin bu konuda isimlerini saymak lazım. Hasan Karacadağ ve Alper Mestçi bu isimlerin başında geliyor. Bu hafta vizyona giren Siccin 2 filmi sebebiyle Alper Mestçi ile konuştuk. İlk önce basmakalıp giden röportaj Alper Mestçi&#8217;nin samimi kişiliği sebebiyle ilginç bir hal aldı. Kendisi ve korku sinemasıyla ilgili birçok konuya açıklık getiren yönetmen peki bu filmlerden hiç korkmuyormusunuz dediğimizde eskiden korkak bir insan olduğunu belki de bu yüzden bu kadar çok korku filmi çektiğini söyledi. Tabii artık dördüncü korku filminden sonra daha alışıldık bir durum olduğunu da ekledi.</p>
<p>İlk olarak senaryodan başlayalım. Siccin&#8217;in ikinci filmi bu. Dikkatimi çeken nokta şu oldu, diğer korku filmlerinden farklı olarak aslında oldukça yaşanılabilir hikayeler, mesela sevgilisi büyü yaptırıyor ve hep böyle aile içinde olaylar oluyor. Bunu biraz açabilir misiniz? Bu bilinerek yapılan bir şey mi?</p>
<p>Bilinerek yapılan bir şey ve bence Siccin&#8217;in, Musallat&#8217;lardan farkı bu oldu. Dramı daha gerçekçi işlemeye karar verdim ben çünkü bunun daha geçerli olduğunu düşünüyorum Türkiye&#8217;de. Yani, gerçek hikayeleri ve aile dramlarını enteresan bir şekilde seviyor Türk halkı. Çoğu diziler de onun üzerine kuruluyor. Musallat bir ve iki de çok sevdiğim filmlerdi fakat onlar daha bir anlatılan hikayeye bazlıydı. Siccin tabi aile üzerine gidince, karakterler üzerine kurulunca daha gerçekçi oldu ve bence daha bir Türk Filmi oldu. Mesela ben Musallat&#8217;ları hala çok severim ama onlar bana daha Hollywood özentisi gelir.</p>
<p>Türk Korku Sineması&#8217;nın diğerlerinden farklılığı nedir? Türk korku sineması gerçekten de kendine ait bir dil oluşturma yolunda mı?</p>
<p>Korku filmleri bence Türkiye&#8217;de yeni yeni gelişen bir tarz. Şimdi bana niye dini korku diye soracaksınızdır eminim, bu yolda en azından şu an bir gişe var. Bir gişe olduğunu görüyorum ama mesela seri katil bir korku filmi yapmayı ne kadar çok istesem de bu çok benle ilgili değil, seyirci ile ilgili bir durum. Seyircinin buraya bir yönelmesi gerekiyor ki bu filmler yapılabilsin. Şu anda İslami Korku diye adlandırdığımız bu tarz insanlara daha sıcak geliyor. Daha gerçekçi geliyor. Daha yaşanmış geliyor. İşte o zaman da Türk Filmi oluyor. Aslında baktığımız zaman Hollywood&#8217;da da, Avrupa Sinemasında da dini öğeler her zaman kullanıldı ki bence hala en çok korkulan filmler dini öğeli korkulan filmlerdir. Exorcist mesela veya Conjuring geçen yılın en çok seyredilen filmi, kadının içine bir cadının ruhu giriyor ve Exorcism yapıyorlar. Yani aslında çok saçma cadıyı exorcism ile çıkartmak ama işte adam İncil okuyor, İncil ile çıkartıyor. Dolayısıyla bu Dünya Sinemasında da olan bir şey zaten.</p>
<p>Amerika&#8217;da din-sinema ilişkisi sadece halkın isteğiyle açıklanan bir şey değil çünkü orada kliseler korku filmlerine destek veriyor, sonuçta destek verirken de kendi propoganda&#8217;sını da yapıyor. Türkiye&#8217;de işler nasıl gidiyor?</p>
<p>Valla buradaki ilişki ile ilgili, ben Siccin&#8217;de özellikle şunu farkettim, Türk korku filmi seyircisi Interstellar seyircisi değil. Ha tabi ki de kesişen bir kesit vardır ama çoğunluk olarak, bence ayrı bir seyirci. Kendi kültüründen bir film yaptığın zaman başka kültürlerin filmlerinden tamamen ayrılıyorsun bence. Tabi genel olarak bakınca onlarda hayalet, öfke, ruh olan bizde cin, büyü oluyor. Yoksa yapılan makyajlar falan aşağı yukarı aynı şeyler. Çok da farklı bir şey yapmıyoruz o anlamda.</p>
<p>Sistem olarak Türk Sinemasında kendisine bir dil oluşturmuş veya oluşturmakta olan tek sinema korku sineması. Tabi böyle olunca yurtdışından bir tepki bekler insanlar. Uzakdoğu korku sineması aynı tepkileri aldı, İspanyol korku sineması aynı tepkileri aldı, peki Türk sinemasının yurtdışında aldığı tepkiler nasıl? Hollywood&#8217;la ilişkisi nasıl? Size gelen bir şey var mı?</p>
<p>Kesin bir şey yok ama fragmanımıza gerçekten çok güzel tepkiler geldi, hatta bir tanesini biz PR malzemesi olarak da kullandık. Blue Mars Production&#8217;un yöneticilerinden bir tanesi fragman için, &#8220;Dellik bu.&#8221; yazdı, &#8220;Insanity.&#8221; yazdı. Praranormal Activity, Insidious&#8217;u yapan şirket sonuçta bu. Oradaki bir adamı da ben dikkate alıyorum yani. Türkiye&#8217;de Türk korku filmi dandiktir gibi bir anlayış var. Şimdi 15-20 yaşlarında çocukların bunu söylemesi mi beni etkiler yoksa o adamın böyle bir şey söylemesi mi? Bu durum bana kendimi iyi hissettiriyor tabi, biraz egosantrik bir olay yani.</p>
<p>Evet, dandiktir diye bir genelleme var Türkiye&#8217;de ama sonuçta siz bu işin başında ki bir insan olarak, bu yaklaşımda bir parça haklılık payı gördüğünüz noktalar yok mu? Eğer varsa, nerede?</p>
<p>Var tabi, aslında sorun bence şu, hep söylenen şey, &#8220;Yine cin, yine büyü. Hep aynı konular.&#8221; Ben de buna katılmıyorum çünkü on tane cin, büyü filmi yapıldı, hiç biri birbirine benzemiyor ki? Herkesin cin tanımı farklı. Büyü anlayışı farklı. Dini öğelerin kullanılması bence ana sorun. Bu aynı algısını yaratıyor halbüki hiç biri aynı değil bence. Hepsinde farklı bir şey işleniyor. Hepsinin farklı bir atmosferi var, hepsinde başka bir olay var, hepsinin başka bir konusu var, diye düşünüyorum. Bu mantıkla baktığımız zaman, her Hollywood filminde de yine mi hayalet, yine mi vampir, yine mi zombi denmesi lazım. Beş altı tane üzerine gidilen ana konu var aslında baktığınız zaman. Seri katil, vampir, zombi, hayalet, şeytan, daha çok da sayarsak işte uzaylıya kadar gidebiliriz. Ama bence onlarda korkuya girmiyor, biraz bilim kurguya kayıyor. Geçen gün mesela Dark Skies diye bir film seyrettim, herşey korku öğeli giderken bir anda sonu uzaylıya bağladı. Biz bunu yapamayız, yani bizde böyle bir şey işlemez.</p>
<p>Kast&#8217;ı nasıl oluşturdunuz?</p>
<p>Aslında ben çok rahatım kast konusunda çünkü yardımcı yönetmenim bu konuda çok iyi. Kendisi de oyuncu zaten. Onun arkadaşları oluyor işte, seçmeleri de o yapıyor. Ona çok güveniyorum bu konuda.</p>
<p>Şimdi benim genel bir eleştirim var. Türk korku sinemasının oyuncu ile ilgili bir tercihi var benim anlayamadığım. Bilindik oyunculardan çok uzak duruyor. Çoğunlukla daha amatör, daha bilinmeyen isimlerle korku sineması yoğruluyor. Bu bir tercih olabilir ama sebebi nedir? Bunun bir dezavantaj yarattığına inanıyor musunuz?</p>
<p>Yani aslında ben şöyle düşünüyorum, mesela biz ilk Siccin&#8217;de Pınar&#8217;la çalıştık, ödüllü bir oyuncu sonuçta o. Fakat tanınmışlık kavramından bakarsak, ben tercih etmiyorum açıkçası. Çünkü Türkiye&#8217;deki oyunculara genellikle bir rol yapışmış durumda. Yani, iyi oyuncuların üzerine bir rol yapışmış durumda ve bu rolden çıkarmak izleyici için çok zor bir şey.</p>
<p>Aslında biraz Psikolojik Korku konusunda da tecrübe sahibisiniz denebilir. Sonuçta &#8220;Gen&#8221; biraz&#8230;</p>
<p>Gen çok fazla içinde bulunduğum bir proje değildir. Öyle algılanıyor genelde ama değil. Benim bir fikrim vardı. Bir korku filmi yapalım diyordum. Şahan döneminde biraz olaylar karıştı, Şahan, ben çekeceğim dedi ben de çekildim. Benim projem değildi. Gen bence oldukça enteresan bir iş fakat çok Amerikan. O yüzden de işlemedi Türkiye&#8217;de diye düşünüyorum. Bence kötü bir film değil fakat işlemedi işte. Keşke işlese, işte bunu çok istiyorum. Daha İspanyol, daha Avrupa filmi gibi durdu yani.</p>
<p>Sizin komedi filmleriniz de var. Şimdi bunlar ikisi de zıt gibi gözükebilir ama aslında kendine has bir tür filmidir. Yani komedi de bir tür filmi, korku da bir tür filmi. Bunu aynı yerde nasıl eritiyorsunuz? Neden bu ikisine yoğunlaştınız?</p>
<p>Valla komediye aslında yoğunlaşmam çok bir tercih meselesi değildi, biraz televizyondan otomatik gelen bir şey. Yani tercihim komedi değil açıçası sinemada. Fakat televizyonda yıllarca Zaga, Beyaz Şov gibi programları yaptığım için biraz böyle bir algı kaldı, dolayısıyla da böyle bir yönlendirme oldu. Ama işte, televizyondaki komedi seyircisi ile sinemadaki farklı. Televizyonda bedava yayınlanan bir programla, bileti 10 lira olan bir filmin bazı farkları oluyor. O parayı vermek daha zor sonuçta, çünkü Türkiye&#8217;de komedi, oyuncu sineması bence. Ama korku yönetmen sineması. O yüzden tabi bunu tercih ediyorum. Çünkü şuanda beş altı milyonluk bir komedi filmi yapmak için ortada oyuncunuz olması gerekiyor. Yönetmenle bu sağlanamıyor bence. Yönetmenle ancak 300 500&#8217;ü sağlayabilirsiniz dye düşünüyorum. O da çok zor. O da belki yani.</p>
<p>Benim size sormadığım ama sizin filmi izleyecekler için özellikle söylemek isteyeceğiniz bir şey var mı?</p>
<p>Valla ben şunu söyleyeceğim, Siccin bir ve Siccin iki, tabi ki vizyona girdiğinde kıyaslanacaktır, bu her film için geçerli bir durum. Ama ben seyirciye şunu vaad ediyorum, Siccin iki, Siccin birden çok daha sert bir film oldu. Daha korkunç bir film oldu diye düşünüyorum. Ve aynı tarzın aslında devamı. Çünkü sonuçta bu benim dördüncü korku filmim ve bazı farklar dışında benzer tarzdaydılar. Söylediğimiz gibi, Siccin serisi daha aile üzerine kuruluyken Musallat serisi daha hikaye üzerine kuruluydu ki bence Siccin&#8217;de biraz daha aileye girmemiz çok doğru oldu. Yani aslında Siccin daha büyü filmi.</p>
<p>Şimdi bizim korku filmlerimizde, tabi bunu anlıyorum, yurtdışında da böyle, bir propoganda durumu vardır ve her zaman gerçek bir olaydan yola çıkılmıştır, denir. Bu filmde öyle bir durum var mı?</p>
<p>Şimdi bu durum mecburi bir durum, şöyle mecburi, onu yazmak mecburi değil ama bu benim dördüncü korku filmim ve bana hakkaten çok hikaye geliyor. E şu da var, bu da var, o da var. Dolayısıyla fantazi kurmak yerine bu tarz olaylardan yola çıkmayı tercih ediyorum. Hem bana da daha fazla geçiyor hem seyirciye de daha fazla geçiyor. Ve bazen o anlatılan hikayeler kadar güzel bir şey bulmak gerçekten zor oluyor. Hikayelerin bazıları öyle güzel oluyorlar ki. Böyle bir şey varken neden fantazi kurayım? Zaten hazır bir sürü hikaye geliyor bana.</p>
<p>Peki size bu kadar çok hikaye geliyor ve gönderenlerde gerçek olduklarını iddia ediyorlar. Siz bundan hiç etkilenmiyor musunuz?</p>
<p>Valla artık, dördüncü filmde etkilenmiyorum. Daha önce çok etkileniyordum filmlerde şu an biraz alıştım diyebiliriz. Eskisi kadar etkilemiyor, ben çünkü korkak biriydim hakkaten, eskiden çok korkak biriydim. Belki de korku filmlerine bu yüzden yöneldim, bilmiyorum, kendi korkularımı yenmek için de bu yöne yönelmiş olabilirim. Şuanda eskisi kadar etkilenmiyorum ama tabi filmin bitmiş halini seyredince de etkileniyorum. Mesela dün seyrettim filmi ve beğendim, çok beğendim. Etkilndim de. Bazı sahnelerde hatta, bir iki sahnede, çok mu ileri gittik? diye de düşünmüyor değilim. Bu kadar da korkutmak doğru mu bilmiyorum. Biraz sert bir film oldu. Bakalım, göreceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
