<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>pınar karahan &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/pinar-karahan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Oct 2018 12:19:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Sürprizi bol yaz tatilleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/surprizi-bol-yaz-tatilleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/surprizi-bol-yaz-tatilleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jul 2018 11:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Sürprizi bol yaz filmleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9100</guid>

					<description><![CDATA[Erken seçim kararıyla tatil yoğunluğu Temmuz ve Ağustos’a kaymıştı. “Ahh bir yaz gelse de deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarsak” dediğimiz yaz ayları bizim için tam olarak şimdilerde başladı. Sosyal medya denize uzatılan ayak fotoğraflarından geçilmiyor. Herkes pek bir mutlu, pek bir neşeli… Ancak maalesef ki her tatil planı hayallerdeki gibi geçmiyor. Can sıkan bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erken seçim kararıyla tatil yoğunluğu Temmuz ve Ağustos’a kaymıştı. “Ahh bir yaz gelse de deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarsak” dediğimiz yaz ayları bizim için tam olarak şimdilerde başladı. Sosyal medya denize uzatılan ayak fotoğraflarından geçilmiyor. Herkes pek bir mutlu, pek bir neşeli…</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey-.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9101" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--1024x563.jpg" alt="" width="696" height="383" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--1024x563.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--300x165.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--768x422.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--696x383.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--1068x587.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey--764x420.jpg 764w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/American-Honey-.jpg 1388w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Ancak maalesef ki her tatil planı hayallerdeki gibi geçmiyor. Can sıkan bir liste yapmak istemezdim ama başınıza gelebilecek herhangi bir aksiliği çok da büyütmemeniz, tatilinizi mutlu mesut devam ettirmeniz için “Bakın beterin beteri var” diyor ve türlü garipliklerin yaşandığı kısa yaz filmleri listemi sıralıyorum:</p>
<p><strong>Weekend at Bernie’s -1989</strong></p>
<p>Normal bir sigorta şirketinde çalışan iki arkadaşın tatilinde başlarına ne kötü ne gelebilir ki? Larry ve Richard’ın patronu Bernie yazlık evinde hafta sonu tatiline davet ediyor. Lüks evde havuza girip eğlenme hayaliyle koşarak giden ikili, patronlarının cesediyle karşılaşınca ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Olay üstlerine kalmasın diye tatil planlarını hiç bozmayan ikili, buna patronlarını da dahil edince ortaya oldukça komik görüntüler çıkıyor.</p>
<p><strong>Barselona, Barselona – 2008</strong></p>
<p>Woody Allen’ın efsanelerinden… Güzeller güzeli Amerikalı Vicky (Rebecca Hall) ve Cristina (Scarlett Johansson), İspanya’ya tatile gidiyor. Karizmatik ressam Juan (Javier Bardem) iki kadını da kısa sürede etkisi altına almayı başarıyor. Fakat hikayeye Juan’ın sorunlu eski eşi de (Penelope Cruz) dahil olunca çarpık ilişkiler yaşanmaya başlıyor. Masum bir tatil, aşk ve sanatın sınır tanımaması ile ‘Ne oluyor lan orada?’ denilen bir olaylar zincirine dönüşüyor.</p>
<p><strong>The Beach – 2000</strong></p>
<p>Film, Leonardo DiCaprio’nun Richard adlı Amerikalı bir maceraperesti canlandırdığı bir roman uyarlaması. Leo, oyunculuğuyla çok beğenilmese de film unutulmazlar arasında yerini aldı. Tayland’da kaldığı otelde ıssız bir ada hakkında bilgi edinen Richard, yanına yeni tanıştığı Fransız turistleri de alarak yola koyuluyor. Bu küçük grup, elbette düşledikleri gibi kum, güneş, meyvelerle dolu sakin bir ada tatili yaşayamıyor.</p>
<p><strong>Jaws – 1975</strong></p>
<p>Denizde yüzerken en büyük korkularımızdan biri dibini görmediğimiz sulardan beklenmedik bir misafirin çıkıp gelmesi. Ayağımıza ufacık bir yosun değdiğinde hemen ürpeririz. Jaws, tam da bu korkuyu tetikleyen bir film. Geçimini turizmden sağlayan Amity Adası, dev beyaz köpekbalığının saldırısına uğruyor. Başlarda, gelen turistleri korkutmamak için saklanan olay, ölümlerin artmasıyla büyük bir yaşam mücadelesine dönüşüyor.</p>
<p><strong>The Sheltering Sky – 1990</strong></p>
<p>Kit (Debra Winger) ve kocası Port (John Malkovich) New York’ta yaşayan, evliliklerinde 10 yılı devirmiş bir çift. Fas’ın Tanca limanına gezgin olarak gidiyorlar. Sahra Çölü’nde egzotik, erotik ve çılgın bir macera yaşayan ikili, birbirlerine karşı yabancılaştıklarını da keşfediyorlar. Çölde çayın da içildiği film büyük bir yaratıcılıkla Türkiye’de ‘Çölde Çay’ adıyla yayınlandı. Finaliyle herkesi şoke eden yapımı hala izlemediyseniz mutlaka izleyin. Müzikleri de şahane olan film, bu alanda birçok ödülün sahibi oldu.</p>
<p><strong>American Honey – 2016</strong></p>
<p>Aslında Amerikan Honey bir yaz tatili filmi değil. Ancak yaz aylarında çıkılan bir yolculuk olması sebebiyle listeye girmeliydi bence. Star (Sasha Lane), 18’inde genç ve güzel bir kız. Bir gün çöplerde yemek ararken, Jake’in (Shia LaBeouf) de bulunduğu bir minibüs dolusu gençle tanışıyor. Onların “Bizimle gel” teklifini kabul edip yollara düşüyor. Gençler kapı kapı dolaşıp geçinebilmek için dergi satarken diğer yandan da hem tatil yapıyor hem de yeni yerler keşfediyorlar. Sosyal adaletsizliğin vurgulandığı film, bir belgesel edasında ilerliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/surprizi-bol-yaz-tatilleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İstismar&#8217; demenin dalga geçmek olduğunu anlatan filmler</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/istismar-demenin-dalga-gecmek-oldugunu-anlatan-filmler-2/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/istismar-demenin-dalga-gecmek-oldugunu-anlatan-filmler-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 12:16:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Atlıkarınca]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11210</guid>

					<description><![CDATA[Keyifle okunamayacak yazılar var. Bu da onlardan biri&#8230; Ne ben yazarken iyi olacağım ne de siz okurken&#8230; Birinin iyi niyetini kötüye kullanma anlamındaki &#8216;İstismar&#8217; kelimesinin bu konuda kullanılmasını dalga geçmekle eş değer olduğunu hissettiğim, bu yüzden &#8216;tecavüz ve şiddeti ele alan filmler&#8217; olarak adlandıracağım yapımlar keşke sadece film olarak kalsaydı ama değil. Birçoğu gerçek olaylardan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keyifle okunamayacak yazılar var. Bu da onlardan biri&#8230; Ne ben yazarken iyi olacağım ne de siz okurken&#8230;</p>
<p>Birinin iyi niyetini kötüye kullanma anlamındaki &#8216;İstismar&#8217; kelimesinin bu konuda kullanılmasını dalga geçmekle eş değer olduğunu hissettiğim, bu yüzden &#8216;tecavüz ve şiddeti ele alan filmler&#8217; olarak adlandıracağım yapımlar keşke sadece film olarak kalsaydı ama değil.</p>
<p>Birçoğu gerçek olaylardan uyarlama, kalanlar da belki de duyamadığımız, kapalı kapılar ardında yaşanan hikayelere ait.</p>
<p>Taciz ve şiddet hayatın neredeyse her alanında her kesiminde her yaşta ve cinste var. Son günlerde özellikle &#8216;bebeklere&#8217; yapılanlar ülke gündemimizde sıkça yer alıyor.</p>
<p>Hiç yaşanmaması, yaşanırsa da sessiz kalınmaması dileğiyle bu konuyu ele alıp aslında büyük bir de sosyal sorumluluk rolü üstlenen yapımların bazılarını hatırlayalım istedik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Marion, Hep 13 Yaşında (2016)</p>
<p>13 yaşında bir kız çocuğu&#8230; Marion Fraisse. Paris&#8217;in Essonne bölgesinde yaşıyor. 13 Şubat 2013&#8217;te tacize uğruyor. Küçücük bedeni de psikolojisi de yaşadıklarını kaldıramıyor. İntihar ediyor. Annesi susmak yerine bütün hislerini kağıda döküyor. &#8216;Marion Hep 13 Yaşında&#8217; adlı kitap o kadar ilgi görüyor ki olay sonrası Fransa, taciz ve şiddet ceza yasasını yürürlüğe sokuyor. Kitap şaşırtacak kadar ilgi görmeseydi veya en başta anne birçok kişinin yaptığı gibi sessiz kalsaydı belki de hiçbir değişiklik olmayacaktı. En acılarından biri de bu değil mi?</p>
<p>Mutluluk (2007)</p>
<p>Meryem, köyünün yakınlarında bir göl kenarında perişan ve baygın halde bulunuyor. &#8216;Namussuz&#8217; damgası yiyen Meryem, töre gereği öldürülmeli ve ailesinin namusu temizlenmelidir. Askerden yeni gelen Cemal&#8217;e akrabası Meryem&#8217;i öldürme görevi veriliyor. Ancak bunu İstanbul&#8217;da yapması isteniyor. Ölüm yolculuğunda Meryem ve Cemal, Profesör İrfan Kurudal’la tanışıyor. İkili, onun yatında çalışmaya daha doğrusu hayatlarını kurtarmaya çalışırken, bazı gerçeklerin ortaya çıktığı sahneler sanırım hayatımda unutamayacağım en etkileyici anlardan&#8230;</p>
<p>Spotlight (2015)</p>
<p>Globe&#8217;un yeni genel yayın yönetmeni Marty Baron, Spotlight Araştırmacı Gazeteciler ekibini çocuklara tacizde bulunmakla suçlanan bir rahibi araştırmaları için görevlendiriyor. Araştırma ilerledikçe olayın büyüklüğü anlaşılıyor. Bir değil birçok rahibin bunu yaptığı ve Kilise’nin de onları koruduğu ortaya çıkıyor. Din ile beraber çocukların duyguları da bedenleri de sömürülüyor. Ve kimse o güne kadar buna ses çıkaramıyor. Çünkü karşılarındaki kişi rahip! Ancak unutmamak lazım ki bunun ne dili, ne inanç farklılığı, ne ırkı, ne de statüsü var.</p>
<p>Dönüş (2006)</p>
<p>Almodovar&#8217;ın baş köşeye kadınları oturtduğu bir film daha. Genç ve güzel anne Raimunda, bir gün eve geldiğinde kızının babasını bıçaklayarak öldürdüğünü görür. Kendisine tacizde bulunan babasını öldüren kızını korumak için her şeyi yapar Raimunda. Bu sırada Raimunda’nın ablası Sole de halaları Paula&#8217;nın hayaleti ile uğraşmaktadır. Film, kadınların hayatta kalma uğruna neleri göze alabileceğini ortaya koyuyor. Yer yer komik olsa da fena acıtıyor.</p>
<p>Atlıkarınca (2010)</p>
<p>Yazar olma hayaliyle kendini yazmaya veren Erdem&#8217;in, Edip ve Sevgi adında iki oğlu var. Eşi Sevil&#8217;in felçli annesi de onlarla birlikte kalıyor. Sevgi zaman geçtikçe içine kapanıyor ve mutsuzluğu açık bir şekilde fark ediliyor. Sevil, evde yaşananlara biraz daha dikkatli bakınca Erdem&#8217;in kendi kızına tecavüz ettiğini anlıyor. Hiçbir şey eskisi gibi olamıyor tabii artık. Oyuncu Mert Fırat ve yönetmen İlksen Başarır filmde, yaşananları göstermekten çok hissettirmeyi tercih seçmişler. Fakat bu dengeyi tam olarak ayarlayamadıkları için açıkçası o his yer yer eksik kalıyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11212" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Room-2015.jpg 1280w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Room (2015)</p>
<p>Genellikle ABD haberlerinde tanık olduğumuz, yıllar sonra bodrum katlarından çıkarılan kızların beyazperdeye yansıtılmış hali &#8216;Room&#8217;. Nick adlı adam Ma&#8217;yı kaçırır ve bir odaya kapatır. Bu odada Jack dünyaya gelir. Büyüdükçe etrafını merak eden Jack&#8217;in sorularına cevap vermek zorlaşır. Jack&#8217;i bu odadan kurtarmak için oldukça zor bir plan yapan Ma&#8217;nın başarılı olup olmayacağını izlerken insanın yerinde oturması zorlaşıyor. Küçük oyuncumuzun efsaneleştiği yapım bana hep &#8216;Acaba şu an kaç kişi bir yerlerde kapalı tutuluyordur ve neler yaşıyordur?&#8217; sorusunu sorduruyor.</p>
<p>Teyzem (1986)</p>
<p>İsmini bile anınca ürperten bir film. Belki çok küçük yaşlarda izlemiş olmam belki de Müjde Ar&#8217;ın o delirdiği anlardan aşırı etkilenmiş olmam filmi bende farklı bir yerde konumlandırıyor. Ar&#8217;ın canlandırdığı Üftade, annesi ve üvey babasıyla yaşıyor. Yıllar önce evden giden ablası oğlu Umur ile yanlarına geliyor. Teyze yeğen arasında kuvvetli bir bağ kurulurken zamanla Üftade&#8217;yi aklını yitirmesine kadar götüren olayların kanıtları Umur&#8217;un eline geçiyor.</p>
<p>Satılık Çocuklar (2007)</p>
<p>Her yıl 1 milyondan fazla çocuk kayboluyor, kaçırılıyor. Birçoğu fuhuşa zorlanırken, alınıp satılırken bazıları da organları için öldürülüyor. &#8216;Satılık Çocuklar&#8217; filminin ana karakterlerinden Adriana da onlardan biri. Mexico City&#8217;de yaşayan 13 yaşındaki Adriana, seks tüccarları tarafından kaçırılıyor. 17 yaşındaki ağabeyi Jorge, kız kardeşini kurtarmak için çetenin peşine düşüyor. Kaçırılan çocukların New Jersey&#8217;e nakli sürecinde bir polis memuru ile iş birliği yapan Jorge&#8217;nin yolculuğu aynı zamanda hayat kadınlarının nasıl yollardan geçtiğini gösteren en etkileyici yapımlardan biri.</p>
<p>My Talk With Florence (1996)</p>
<p>Bir röportaj filmi olan &#8216;My Talk With Florence&#8217;, tarihe önemli bir not bırakıyor. 1949&#8217;da Paris&#8217;te doğan Florence Burnier-Bauer, dedesinin ve onun ayarladığı adamların tecavüzüne uğruyor. Akıl hastanesinden sokaklara, oradan da şiddet ve cinsel içerikli performansların sergilendiği sanatçı Otto Muehl&#8217;in kurduğu komün çukuruna düşüyor. Çıplak, kan ve dışkı gibi malzemelerin kullanıldığı bu performanslardan Florence ancak 1989&#8217;da kaçabiliyor. &#8216;Hayır&#8217; demeyi öğrenmesi 50 yıl süren Florence, bütün yaşadıklarını Avusturyalı yönetmen ve gazeteci Paul Poet&#8217;e anlatıyor.</p>
<p>Sleepers (1996)</p>
<p>Taciz ve şiddet sadece kadınların başına gelmiyor elbette. Türkiye&#8217;de &#8216;Suskunlar&#8217; adıyla diziye uyarlanan yapım 4 yakın erkek arkadaşın çocukluktan yetişkinliğe geçişinde başlarına gelen ve yürekleri parçalayan olayları ele alıyor. 1960&#8217;larda New York&#8217;ta yaşayan Shakes, Michael, John ve Tommy oynadıkları bir oyun sırasında bir adamın ölümüne neden olurlar. Yargılandıktan sonra 18 ay hapse mahkum olan arkadaşlar için bütün hayatlarını etkileyecek süreç başlar. Hapishanede gardiyanların taciz ve şiddetine uğrayan çocuklar, hapishaneden çıktıktan sonra yaşadıklarını unutamaz ve intikam için yaşarlar. Tam bir yıldızlar geçidi olan film, rahatsız eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/istismar-demenin-dalga-gecmek-oldugunu-anlatan-filmler-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazazede filmleri korkuya açılan altın kapı</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/12/20/kazazede-filmleri-korkuya-acilan-altin-kapi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/12/20/kazazede-filmleri-korkuya-acilan-altin-kapi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Dec 2017 11:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kazazede filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10963</guid>

					<description><![CDATA[Issız bir adaya, ormana düşmek, uzayda kapana kısılmak hatta bir kayalığın arasına sıkışmak veya tabutun içinde kalmak&#8230; Geçmişten günümüze dek kazazede filmleri her daim popülerliğini koruyor. Böyle yapımlar nedeniyle uçağa binmek ve dağcılık sporuyla ilgilenmek korku verebiliyor Özellikle uçak kazalarının konu alındığı filmler hem Hollywood hem de izleyici tarafından oldukça seviliyor. Halkaya son olarak &#8216;The [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Issız bir adaya, ormana düşmek, uzayda kapana kısılmak hatta bir kayalığın arasına sıkışmak veya tabutun içinde kalmak&#8230; Geçmişten günümüze dek kazazede filmleri her daim popülerliğini koruyor. Böyle yapımlar nedeniyle uçağa binmek ve dağcılık sporuyla ilgilenmek korku verebiliyor</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10965" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-1024x635.jpg" alt="" width="696" height="432" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-1024x635.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-300x186.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-768x476.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-356x220.jpg 356w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-696x431.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-1068x662.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson-678x420.jpg 678w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/tom-hanks-wilson.jpg 1128w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Özellikle uçak kazalarının konu alındığı filmler hem Hollywood hem de izleyici tarafından oldukça seviliyor. Halkaya son olarak &#8216;The Mountain Between Us&#8217; (Aramızdaki Sözler) eklendi. Ödüllü ve romantik yapımların güzel ismi Kate Winslet ve karizmasıyla çok canlar yakan Idris Elba&#8217;nın başrolünü üstlendiği yapım, konu olarak klişe. Gazeteci Alex Martin (Kate Winslet) ve cerrah Ben Bass (Idris Elba), Idaho&#8217;daki kar fırtınası nedeniyle havalimanında mahsur kalıyor. Ben&#8217;in acil olarak yetişmesi gereken bir ameliyatı, Alex&#8217;in ise düğünü var. Ne yapacaklarını bilemeyen ikili, özel bir uçak kiralayarak yola çıkmaya karar veriyor. Alex&#8217;in neden düğününe bu kadar geç gittiği, uçak kiralamanın bu kadar kolay olup olmadığı konusunda gerçekten yapımın izleyiciyi tatmin edici cevaplar vermesi şart. Bir de büyük uçakların bile uçmadığı bir hava şartında bu ikilinin hangi akla hizmet havalandığını da bilmemiz gerekiyor.</p>
<p>Tahmin edildiği gibi, uçak havalandıktan bir süre sonra karla kaplı bir dağın tepesine düşüyor. Pilot ölürken kazadan yaralı kurtulan ikili için hayatta kalma mücadelesi başlıyor. En yakın şehir merkezine yürümekle, arama ve kurtarma ekibinin kendilerini bulmasını beklemek arasında gidip gelen kazazedeler, açlıktan ve soğuktan ölmemek için yürüme kararı alıyor ve ikinci yolculuk başlıyor.</p>
<p>Böyle bir kaza geçiren siz olsaydınız ne yapardınız? Sanırım kimse başına böyle bir şey gelmeden ne yapacağını ya da yapamayacağını bilemez. Filmimizin kahramanları Alex ve Ben de bilmiyor. Bu yüzden yolculuk onların aslında kendilerini de keşfetmelerini sağlıyor. İçlerindeki dayanma gücünün sınırlarını zorlamaları gerekiyor. Ayrıca bu süreçte de hiç tanımadıkları birine tam anlamıyla güvenmeleri.</p>
<p>2011&#8217;de Charles Martin&#8217;in yazdığı kitaptan uyarlanan yapım, akla kazaları konu alan filmleri getiriyor. Son dönemde en popüler kaza filmlerinden bazıları şöyle:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>127 Hours (127 Saat)</strong></p>
<p>&#8220;Yuh! O ne yaptı öyle&#8221; diyerek şaşkınlığınızı gizleyemeyeceğiniz film, dağcı Aron Ralston&#8217;un gerçek hikayesi. Ralston&#8217;u en sevdiğim erkek oyuncular listesinde üst sıralarda yer alan James Franco canlandırıyor. Genç dağcı Ralston, Utah yakınlarında tırmanış yaparken kolunu büyük bir kayanın arasında sıkıştırıyor. Ve tam 5 gün boyunca kolunu kurtaramayan Ralston, aç ve susuz kurtarılmayı bekliyor. Başına gelen kaza sonrasında soğukkanlılığını korumaya çalışan genç dağcımız bir yandan da olay öncesi yaşadıklarını düşünerek içsel çatışmalarını yaşıyor. Kurtarma umudu tükendiğinde de kendi çözümünü kendi buluyor. Milyoner, Steve Jobs ve Trainspotting filmlerine imza atan Oscar ödüllü yönetmen Danny Boyle imzasıyla 2010 yılında vizyona giren filmi izleyen ekstrem sporseverlerin daha dikkatli davrandığı söylentiler arasında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gri Kurt (The Grey)</strong></p>
<p>Bir uçak düşmesi hikayesi de Gri Kurt&#8217;ta karşımıza çıkıyor. 2011 yılında vizyona giren filmde, Alaska&#8217;da petrol sondajında çalışmak için görevlendirilen bir ekibin içinde bulunduğu uçak dağlık bir alana düşüyor. Ottway (Liam Neeson) ve ekibi, bir yandan soğuk ve açlığa çözüm ararken bir yandan da aç kurtlara yem olmamak için savaşmak zorunda kalıyor. Başından sonuna kadar insanın koltuğunda oturmasını zorlaştıran bir etkiye sahip.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yerçekimi (Gravity)</strong></p>
<p>2014 yılının Oscar damgasını vuran film, Alfonso Cuaron&#8217;a &#8216;En İyi Yönetmen Ödülü&#8217;nü kazandırmasının yanında ağırlıklı olarak teknik dallarda toplam 7 ödülü almayı başardı. Uzay görevindeki tıp mühendisi Ryan Stone (Sandra Bullock) ve son görevine çıkan tecrübeli astronot Matt Kowalski&#8217;nin (George Clooney) gayet sıradan geçmesi beklenen uzay görevlerinde beklemedikleri olaylar yaşanıyor. Uzay gemileri parçalanan iki bilim insanı, uzayda hayatta kalmak için neredeyse bütün bilgilerini kullanıyor. Sınırlı oksijen tüpleriyle dünyaya dönmenin yolunu arayan ikili, başka uzay istasyonlarına ulaşmaya çalışırken izleyenlerin de gerim gerim gerilmelerine neden oluyorlar. 360 derece uzay görüntüsüyle gerçekten uzaydaymış hissini yaşatan film, aldığı tüm ödülleri de övgüleri de sonuna kadar hak etti. Bullock ve Clooney&#8217;in oyunculukları da bir kez daha etkilemeyi başardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Marslı (The Martian)</strong></p>
<p>Mars&#8217;da bulunan bir grup bilim insanı kısa süreliğine gemilerini terk etmek zorunda kalır. Ardından çıkan fırtınada bir an önce gemiye dönüp dünyaya hareket etmek zorunluluğu doğar. Ancak bir eksikle. Çünkü ekibin biyoloğu Mark Watney (Matt Damon) gemiye yetişemez. Ekibin geri kalanı onun öldüğünü düşünür. Karşımızdaki bir bilim adamı olunca haliyle çareler tükenmiyor. Kurtarılmayı beklerken kendine bir dünya yaratan, sınırlı sayıdaki yiyeceğini inanılmaz bir plan çerçevesinde tüketerek zaman kazanan Mark&#8217;ın yaşadıkları hem güldürüyor hem de şaşırtıyor. Her şeyi günü gününe kameraya alan Mark&#8217;ın yaşamını sürdürmesi artık sadece bilimin gücüne bağlıdır. Film, Altın Küre ödüllerinde &#8216;En İyi Komedi Filmi&#8217; seçilirken, Damon, &#8216;En İyi Komedi Erkek Oyuncusu&#8217; ve yönetmen Ridley Scott da &#8216;En İyi Yönetmen&#8217; ödülünü kazandı. Şaşırtıcı değil mi? 🙂</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Buried (Toprak Altında)</strong></p>
<p>Bir hayatta kalma mücadelesi de tek oyuncu ile tek mekanda geçen, Ryan Reynolds&#8217;un oyunculuğuyla ders verdiği Buried filmi. 2010 yılında yayınlanan filmde kamyon şoförü Paul Conroy gözlerini açtığında kendini bir tabutun içinde buluyor. Yanında bir cep telefonu olan Conroy, 90 dakika yetecek oksijeni bitmeden tabuttan kurtulmak zorundadır. Ancak nerede gömülü olduğu ya da başına neler geldiği hakkında en ufak fikri olmayan Conroy, telefonda birilerine derdini anlatmaya çalışır. Klostrofobisi olanların uzak durması şart.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yeni Hayat (Cast Away)</strong></p>
<p>Tam bir işkolik olan Chuck Noland (Tom Hanks), hem özel hem de iş hayatını kendi kurallarına göre, olabildiğince ruhsuz bir şekilde şekillendiriyor. Sistem mühendisi Noland, bir iş için seyahate çıktığında uçağı denize düşüyor. Yakınlardaki bir adaya çıkmayı başaran Noland için haliyle yeni hayatı da başlıyor. Bütün hayatını, yaptıklarını gözden geçirmesi için uzun uzunn yılları bulunan Noland, resmen insanlığın modern günlere gelirken kat ettiği çağları tek başına atlatmak zorunda kalıyor. Geride bıraktığı aşkına duyduğu özlem, yalnızlık adama neler yaptırıyor. Tom Hanks&#8217;in doğal oyunculuğu ile her dönem izlenecekler listesinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/12/20/kazazede-filmleri-korkuya-acilan-altin-kapi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mottosu halk faili ise meçhul&#8230; Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/mottosu-halk-faili-ise-mechul-sabah-yildizi-sabahattin-ali/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/mottosu-halk-faili-ise-mechul-sabah-yildizi-sabahattin-ali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 13:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10845</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatında toplumsal sorunlara eğilen yazarların başında gelen, 1948&#8217;de 41 yaşındayken faili meçhul bir cinayete kurban giden   Sabahattin Ali&#8217;nin hayatı &#8216;Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali&#8217; adıyla belgeselleştirildi. 2012 yılında vizyona giren yapım, Ali&#8217;nin doğumunun 110. yıl dönümü nedeniyle 10 Kasım&#8217;da tekrar beyazperdede sinemaseverlerle buluşacak Türk edebiyatında toplumsal sorunlara en çok eğilen yazar ve şair Sabahattin Ali [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk edebiyatında toplumsal sorunlara eğilen yazarların başında gelen, 1948&#8217;de 41 yaşındayken faili meçhul bir cinayete kurban giden   Sabahattin Ali&#8217;nin hayatı &#8216;Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali&#8217; adıyla belgeselleştirildi. 2012 yılında vizyona giren yapım, Ali&#8217;nin doğumunun 110. yıl dönümü nedeniyle 10 Kasım&#8217;da tekrar beyazperdede sinemaseverlerle buluşacak</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10847" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-1024x532.jpg" alt="" width="696" height="362" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-1024x532.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-300x156.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-768x399.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-696x361.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-1068x555.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali-809x420.jpg 809w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/sabahatin-ali.jpg 1300w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Türk edebiyatında toplumsal sorunlara en çok eğilen yazar ve şair Sabahattin Ali eserlerinde; taşra hayatını, köylüyü, köy yaşamını, dara düşenleri, kasabalıyı, haksızlığa uğrayanları anlatır. Ali&#8217;nin kendi trajik yaşam öyküsü &#8216;Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali&#8217; adıyla belgeselleştirildi. Metin Avdaç&#8217;ın yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptığı yaklaşık 2 saatlik belgeselin çekimleri Almanya, Bulgaristan ve Türkiye&#8217;de gerçekleştirildi. Yapımda, Ali&#8217;nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra dönemin sosyo-politik dinamikleri, aşkları, fikirleri ve faili meçhul ölümü ayrıntılarıyla ele alındı.</p>
<p>Türkiye’nin çalkantılı dönemlerine, faili meçhullere ve Cumartesi annelerine kadar gönderme yapan Avdaç, Sabahattin Ali&#8217;yi &#8220;Benim için, bu ülkenin insanının aydınlanmasını, özgürlüğünü ve ülkenin bağımsızlığını istediği için katledilmiş bir kahraman. Sabahattin Ali’nin edebiyatçı yönü ve siyasal duruşu iki yönü de etkilemiştir beni. Sabahattin Ali’nin cesur yazıları çok etkilemiştir. Bugün bu kadar sert yazıları yazacak pek yazar göremiyorum. Cesur kalemi vardı&#8221; diye anlatıyor.</p>
<p>2012 yılında vizyona giren yapım, Ali&#8217;nin doğumunun 110. yıl dönümü nedeniyle 10 Kasım&#8217;da tekrar izleyici ile buluşuyor.</p>
<p>Onu sarsmak mümkün müydü?</p>
<p>Bir adam düşünün&#8230;</p>
<p>Çok sevdiği ülkesinden kaçmak zorunda kaldığında çantasında sadece Balzac ve Puşkin&#8217;den birer roman, saat, gözlük ve eşinin fotoğrafı vardı.</p>
<p>Belki biraz kırgın, biraz da umutsuzdu ama şaşkın değildi. Ya da kızgın. &#8216;Kürk Mantolu Madonna&#8217; kitabında yazdığı gibi &#8220;Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mıydı?&#8230; Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>Bence değildi.</p>
<p>Yaşadıkları ve gördükleri nedeniyle mutsuzdu. Ülke gerçekleri, hissettikleri onu yazmaya zorluyordu. Yalnızdı! Yazdıklarını istediği gibi yayınlayamıyordu. 41 yıllık hayatının bir kısmını askerlikle bir kısmını da cezaevinde geçirmişti. Kitaplara sığınmaktan başka çaresi yoktu işin doğrusu. Mutluluğu ancak böyle bulabiliyordu.</p>
<p>Her şeye rağmen kısacık ömrüne 3 roman, 10 öykü, 2 şiir kitabı ve 7 çeviri sığdırmayı da başardı.</p>
<p>Ve eserleriyle Türk edebiyatına adını altın harflerle yazdırıp belki de tüm yaşadıklarının intikamını da o çok sevdiği edebiyatla aldı.</p>
<p>Cezaevinden askere Sabahattin Ali&#8230;</p>
<p>25 Şubat 1907&#8217;de Edirne&#8217;de doğdu.</p>
<p>Piyade yüzbaşı babasının görevi nedeniyle sık sık oturdukları şehir değişti. Farklı farklı okullara gitmek zorunda kaldı.</p>
<p>Ülke işgal altındaydı, zor dönemlerdi ama okumaya kararlıydı.</p>
<p>Önce Balıkesir, ardından İstanbul Öğretmen Okulu&#8217;na gitti. Bitirir bitirmez Yozgat&#8217;a öğretmen oldu.</p>
<p>Ne var ki yaşadığı yerde yabancılık çekiyordu. &#8220;Yalnızlık asıl böyle kalabalık yerlerde belli oluyor&#8221; diyordu yazdığı mektuplarda.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın açtığı sınavı kazanıp Almanya&#8217;ya gitti. Döndüğünde Aydın ve Konya&#8217;da Almanca öğretmenliği yaptı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı, 1 yıl cezaevinde yattı.</p>
<p>Çıktıktan sonra tekrar Bakanlık&#8217;ta çalışmaya başladı.</p>
<p>1935&#8217;te evlendi, 36&#8217;da askere alındı ve 37&#8217;de kızı Filiz Ali doğdu.</p>
<p>İlk kitabı &#8216;Kuyucaklı Yusuf&#8217; 1937&#8217;de yayımlandı. Toplumsal sorunları ele alan kitabı çok eleştirildi, toplatıldı ve mahkemeye verildi.</p>
<p>Ali, olayların hemen ardından tekrar askere alındı.</p>
<p>İkinci kez askerlik görevini bitirdikten sonra Ankara Devlet Konservatuarı&#8217;nda Almanca öğretmenliği yapmaya başladı.</p>
<p>Devlet dairelerinde yaşanan yozluğu ve aydınların gerçek yüzlerini anlattığı &#8216;İçimizdeki Şeytan&#8217; kitabı 1940 yılında yayımlandı.</p>
<p>Faşist fikirlere sahip kişilerin tepkisini çekti, tehditler aldı, işinden kovuldu.</p>
<p>İstanbul&#8217;un yolunu tuttu, burada gazetecilik yapmaya başladı.</p>
<p>Herkes tarafından tanınmasını sağlayan, günümüzde bile &#8216;Çok Satanlar&#8217; listesinin ilk 10&#8217;unda kendine yer bulan &#8216;Kürk Mantolu Madonna&#8217;yı 1943&#8217;te yayımladı: &#8220;Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!&#8221; diyerek etrafımızdaki insanlara karşı tüm ön yargılarımızı alaşağı eden cümleyi kuran Ali, kitabında Almanya&#8217;ya çalışmaya giden genç Raif ve Maria Puder&#8217;in tutkulu aşkını anlattı.</p>
<p>O sıralarda Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin ile birlikte mizah gazetesi &#8216;Markopaşa&#8217;yı yayınlamaya başladı.</p>
<p>Bir yazısı nedeniyle tekrar cezaevine girip çıktıktan sonra artık dayanamayacağını düşünüp yurt dışına gitmeye karar verdi. Pasaport çıkartamayınca da kaçmaktan başka çaresi kalmadı.</p>
<p>2 Nisan 1948&#8217;de Bulgaristan&#8217;a kaçmaya çalışırken Kırklareli&#8217;nde faili meçhul bir cinayete kurban gitti.</p>
<p>Şiirleri şarkı oldu, yazdıkları ders konularına girdi. 41 yıllık yaşamdan geriye, onu her daim yaşatacak eserleri kaldı. &#8216;Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali&#8217; belgeseli de Ali&#8217;nin bu yaşamını özetleyen bir çalışma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/mottosu-halk-faili-ise-mechul-sabah-yildizi-sabahattin-ali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bay mükemmel ve sineması&#8230; Aamir Khan</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/bay-mukemmel-ve-sinemasi-aamir-khan/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/bay-mukemmel-ve-sinemasi-aamir-khan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2017 12:03:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Aamir Khan]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10723</guid>

					<description><![CDATA[‘Bay mükemmel’ lakaplı, dünyanın en etkili 100 isminden biri olan Bollywood’un ünlü aktörü Aamir Khan’ın Türk hayranlarının sosyal medya baskısı sonuçlarını verdi. Dangal’dan sonra Khan’ın yeni filmi ‘Secret Superstar’ da (20 Ekim) Türkiye’de vizyona girecek Ben de dahil birçok kişi için idol olarak görülen Bollywood’un (Hint Sineması) dünyaca ünlü aktörü Aamir Khan’ın yeni filmi ‘Secret [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘Bay mükemmel’ lakaplı, dünyanın en etkili 100 isminden biri olan Bollywood’un ünlü aktörü Aamir Khan’ın Türk hayranlarının sosyal medya baskısı sonuçlarını verdi. Dangal’dan sonra Khan’ın yeni filmi ‘Secret Superstar’ da (20 Ekim) Türkiye’de vizyona girecek</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10724" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/1280x720-Z_R.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Ben de dahil birçok kişi için idol olarak görülen Bollywood’un (Hint Sineması) dünyaca ünlü aktörü Aamir Khan’ın yeni filmi ‘Secret Superstar’ 20 Ekim’de Türkiye’de vizyona girecek. İşin gerçeği, Türk sinema salonları Hint filmlerini sürelerinin uzunluğu nedeniyle pek gösterime koymayı istemiyordu. Tabii bunda talep ve arz meselesi vardı. Türk sinema izleyicisi de sinema salonunda neredeyse 3-4 saati bulan filmleri izlemeyi çok da tercih etmiyordu. Ancak rahatlıkla söyleyebiliriz ki son 10 yılda çok şey değişti. Özellikle 2009 yapımı ‘3 İdiots’ (3 Aptal) milyonlarca insanın Hint sinemasına bakış açısını değiştirdi. Hint sinema sektörü de buna kayıtsız kalmayarak filmlerin sürelerini kısalttı. Klasik müzikler ve danslar, yerini &#8216;Bollywood dansı&#8217; denilen koreografilere bıraktı. Aamir Khan’ın tüm toplumları ilgilendiren sorunları ele alması da Hint sinemasına merakı ve ilgiyi arttırdı. Onun ülkesindeki cinsel taciz, fakirlik ve adaletsizliklerle sinema ile savaşması büyük takdir topladı.</p>
<p>Aamir Khan, lakabını fazlasıyla hak eden bir isim. Filmlerini çok uzun sürelerde hazırlayan ve her bir noktasıyla tek tek ilgilenen Khan, içine sinmediği zaman çekimlere devam etmiyor. Geçmişte Bollywood’da bir oyuncu gün içinde bile farklı yapımlarda rol alabilirken, bir filmin çekimleri tamamen tamamlanmadan başka filmde rol alınmaması gerektiğini benimsetti. Çünkü ona göre, bir oyuncu ancak bir rolü hakkıyla tamamladıktan sonra yeni bir projeye başlayabilir. Sadece birkaç saat arayla farklı rollere girerek başarılı bir iş çıkaramaz.</p>
<p>Onunla çalışmanın çok kolay olmadığı herkes tarafından bilinse de sonuca bakıldığında sinemayla az çok haşır neşir olan herkesin onunla çalışmak için can atacağına eminim.</p>
<p><strong>Bollywood&#8217;un yükselişi</strong></p>
<p>Bollywood, Amerika sineması Hollywood’un karşısındaki yükselişini sürdürüyor. Senaryoları, görüntüleri, yetenekli oyuncuları, elbette müzikleri ve dansları ile artık uluslararası alanda da adından söz ettiriyor.</p>
<p>Fakat her şeye rağmen Bollywood’a ön yargılı davranılabiliyor. Özellikle filmlerdeki klipler, birçok kişiye saçma ve gereksiz geliyor. Ancak Bollywood sinemasında her şeyin bir nedeni var. 1.5 milyar insanın yaşadığı Hindistan halkı, fakirlikle boğuşuyor. Hayatlarındaki en büyük eğlence, sadece bir sinema filmine gitmek olan milyonlarca insan var. Sinema, orada insanların hayata tutunma nedenleri. Bu yüzden bir filmin içinde sadece dram olmuyor. Mutlaka komedi ile destekleniyor. Filmlerin sonu genellikle mutlu bitiyor ve insanlara umut aşılıyor. Zaten kültürlerinde büyük yere sahip olan müzikleri filmlerde de bolca görmek insanları sevindiriyor. Hatta müzik piyasası tamamen sinema sektörü ile bağlantılı çalışıyor. Bir film piyasaya çıkmadan önce filmin içindeki müzikler klip olarak yayınlanıyor. Ünlü oyuncular, bu kliplerde playback yaparak dans ediyor. Ancak şarkıyı söyleyen şarkıcının yüzü ne kadar o sırada görünmese de hak ettiği değer veriliyor. Ödül törenlerinde hem müzikleri yapanlar, seslendirenler hem de koreografiyi hazırlayanlar ödüllendiriliyor.</p>
<p>Bollywood filmlerini, özellikle moraliniz bozuk olduğunda, hayata karşı umutsuz hissettiğiniz zamanlarda izlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Tekrar Aamir Khan’a ve <strong>Secret Superstar’</strong>a dönecek olursak… Filmde, Insiya (Zaira Wasim) adlı şarkıcı olmak isteyen genç bir kızın yaşadıkları anlatılıyor. Sesini, şarkılarını dünyaya duyurmak isteyen Insiya&#8217;nın en büyük destekçisi annesi. Fakat bir gün babasının gitarını bulmasıyla her şey değişiyor. Kızının şarkıcı olmasını istemiyor. Ancak Insiya müzik yapmak konusunda kararlı olunca olaylar zinciri başlıyor. Genç kız peçe takıp yüzünü gizleyerek çektiği videolarını YouTube’a yüklüyor. Bu aşamada Insiya’ya beklediği destek Shakti Kumar’dan (Aamir Khan) geliyor.</p>
<p><strong>Aamir Khan’ın öne çıkan filmlerinden bazıları şöyle:</strong></p>
<p><strong>3 İdiots (3 Aptal):</strong> Hindistan’ın en iyi mühendislik üniversitelerinden birinde okuyan 3 öğrencinin dostlukları ve hayatları anlatılıyor. Eğitim sisteminin eleştirildiği filmin, Bollywood’un uluslararası alanda tanınmasında büyük katkısı var. Aamir’in bu filmde üniversite öğrencisini canlandırırken gerçekte 44 yaşında olması da ayrıca ilginç bir not.</p>
<p><strong>Lagaan (Vergi):</strong> 3 saat 44 dakika yerinize çakılmanıza neden olacak 2001 yapımı, ‘En İyi Yabancı Film’ Oscar adaylığı olan yapım, yerli halkın İngilizlerin sömürgesine karşı örgütlenmesini anlatıyor. Kriket maçı ile İngilizlere meydan okunuyor. Aamir, ikinci eşi Kiran Rao ile bu filmin çekimlerinde tanıştı.<strong> </strong></p>
<p><strong>PK: </strong>Hindistan’a araştırma için gelen uzaylı PK, daha önce kimsenin sormadığı sorular sorar. İnsanları sömüren din adamlarının eleştirildiği film nedeniyle Aamir’in çok fazla tehdit edildiği iddia ediliyor. 3 İdiots’da beraber çalıştığı yönetmen Rajkumar Hirani ile ikinci çalışması olan bu film, en farklı ve etkileyici filmlerden biri.  <strong> </strong></p>
<p><strong>Rang De Basanti (Onu Sarıya Boya) : </strong>Gençlerin kendi toplumlarına nasıl yabancılaştığının anlatıldığı film, aslında tarih bilincine karşı büyük bir eleştiri içeriyor. 5 yakın arkadaşın bazı gerçeklerin farkına vardıktan sonra ülkeleri için yaptıkları fedakarlığı anlatıyor. Film, Hindistan’da birçok soruna tepki gösterme şeklini temsil ediyor. Protestolar filmdeki gibi yapılıyor.</p>
<p><strong>Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar):</strong> 2007 yapımı filmin yapımcılığını, yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu Aamir Khan üstleniyor. Disleksi rahatsızlığı olan Ishaan Awasthi (Darsheel Safary) çevresi ve ailesi tarafından tembel, sorunlu olarak görülüyor ve yatılı okula veriliyor. Burada resim öğretmeni Ram Shankar Nikmbh (Aamir Khan) öğrencisinin aslında ne büyük bir yeteneği olduğunu keşfediyor. Film, IMDB’nin ‘En İyi 250 Film’ listesinde yer alıyor.</p>
<p><strong>Dangal:</strong> Maddi imkansızlıklar nedeniyle çok sevdiği güreşi bırakmak zorunda kalan Mahavir Singh Phogat (Aamir Khan), güreş öğretebileceği bir erkek çocuğu olmayınca iki kızını müsabakalara hazırlamaya başlıyor. Babita Kumari ve Geeta Phogat, gece gündüz demeden tüm köylünün dalga geçmelerine rağmen antrenmanlarına devam ediyorlar. Gerçek hikayeden uyarlanan filmde, Geeta, 2010 Commonwealth Oyunları’nda altın madalya kazanarak bu dalda ödül kazanan ilk kadın güreşçi oldu. Kız kardeşi Babita da gümüş madalyayı kazandı. Filmde, kadınların her türlü zorluğa rağmen neleri başarabilecekleri etkileyici bir şekilde anlatılıyor.</p>
<p>Bu arada, Khan’ın film için kısa sürede 20 kilo alıp geri vermesinin videolarını izlediğinizde çekimlerin çok da kolay yapılmadığını anlayacaksınız.</p>
<p><strong>Ghajini: </strong>Kafasına aldığı bir darbe nedeniyle her 15 dakikada bir yaşadıklarını unutan Sanjay Singhania, Hindistan’ın en büyük GSM operatörlerinden birinin sahibidir. Hayatına devam edebilmek için sürekli fotoğraf çeker ve yapması gerekenleri unutmamak için vücuduna notlar yazar. Sanjay&#8217;ın durumu tıp öğrencisi Sunita&#8217;nın ilgisini çeker ve daha fazla bilgi alabilmek için Sanjay ile tanışır. Gerçekleri öğrenir. Yönetmenliğini A.R. Murugadoss ‘un üstlendiği filmin kadrosunda Aamir Khan, Asin, Jiah Khan ve Pradeep Singh Rawat yer alıyor.</p>
<p><strong>Aamir Khan hakkında kısa kısa:</strong></p>
<p>-14 Mart 1965 yılında Hindistan&#8217;ın Mumbai şehrinde doğdu.</p>
<p>-Sinema kariyerine çocuk yaşta amcası Nasir Hussain&#8217;in filmi Yaadon Ki Baaraat (1973) ile adım attı.</p>
<p>-Khan, ilk uzun metrajlı filmi Holi (1984) ve arkasından trajik aşk filmi Qayamat Se Qayamat Tak (Kıyametten Kıyamete) (1988) ile başarısını kanıtladı.</p>
<p>-Dört Ulusal Film Ödülü ile yedi Filmfare Ödülü kazandı.</p>
<p>-Hindistan Hükümeti tarafından 2003 yılında Padma Shri ve 2010 yılında Padma Bhushan olarak onurlandırıldı.</p>
<p>-30 Kasım 2011&#8217;de ve 2014&#8217;de UNICEF Ulusal Barış Elçisi seçildi.</p>
<p>-2001 yılında kendi adını taşıyan film prodüksiyon şirketini kurdu. İlk filmi Lagaan (2001) ile Akademi Ödülleri&#8217;nde En İyi Yabancı Dil Film kategorisine aday gösterildi.</p>
<p>-Sinemaya yön vermesinin yanı sıra yardımsever kimliği ile de tanınan Aamir Khan, Satyamev Jayate (Doğru Her Zaman Kazanır) televizyon programı ile Hint toplumunda bazıları politik krize dönüşmüş çeşitli sosyal problemlere çözüm aramaya devam ediyor.</p>
<p>-İlk evliliğini Reena Dutta ile 1986 yılında yapan Khan&#8217;ın bu evliliğinden Junaid (oğlu) ve Ira (kızı) isimli iki çocuğu var. 2002 yılında boşanan Khan 2005 yılında Yönetmen Kiran Rao ile evlendi. Bu evliliğinden Azad isimli bir oğlu oldu.</p>
<p>Not: Ben bu satırları yazarken Aamir Khan, Kültür Bakanlığı&#8217;nın davetlisi olarak Türkiye&#8217;ye geleceğini açıkladı. Türk hayranlar bir kez daha amaçlarına ulaştı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/bay-mukemmel-ve-sinemasi-aamir-khan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinemada ders zili çalıyor&#8230; Okul ayı&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/sinemada-ders-zili-caliyor-okul-ayi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/sinemada-ders-zili-caliyor-okul-ayi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Sep 2017 12:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[3 İdiots]]></category>
		<category><![CDATA[Hababam Sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[okul filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ölü Ozanlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10549</guid>

					<description><![CDATA[Eylül ayı, okul ayı&#8230; Anaokulundan üniversiteye kadar tüm öğrenciler okullarının yolunu tutacak bu ay. Yeni bir eğitim öğretim yılı daha böylece başlamış olacak. Yeni dönem de yeniliklerle gelecek. Birçok anı bırakacak geleceğe. Tam da bu günlerde bizi okul sıralarına geri götüren, düşündüren, eğlendiren filmleri hatırlayalım istedim. Hababam Sınıfı serisi (1975-1981) Kemal Sunal, Tarık Akan, Halit [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül ayı, okul ayı&#8230; Anaokulundan üniversiteye kadar tüm öğrenciler okullarının yolunu tutacak bu ay. Yeni bir eğitim öğretim yılı daha böylece başlamış olacak.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10550" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/the-breakfast-club-DI-06.jpg 1330w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Yeni dönem de yeniliklerle gelecek. Birçok anı bırakacak geleceğe.</p>
<p>Tam da bu günlerde bizi okul sıralarına geri götüren, düşündüren, eğlendiren filmleri hatırlayalım istedim.</p>
<p>Hababam Sınıfı serisi (1975-1981)</p>
<p>Kemal Sunal, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Münir Özkul, Adile Naşit gibi ustaların rol aldığı, Rıfat Ilgaz&#8217;ın romanından Ertem Eğilmez&#8217;in yönetmenliğinde uyarlanan yeşilçamın efsane serisi&#8230; Hababam Sınıfı (1975), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976), Hababam Sınıfı Tatilde (1976), Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor (1978), Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) filmlerinde Özel Çamlıca Lisesi&#8217;nin farklı karakterdeki öğrencilerinin Mahmut Hoca ile imtihanı hiç bitmiyor. Yeri geldiğinde yardımlaşmayı, çokça birlik ve aile olmayı öğreten, güldürürken ağlatan, ağlatırken güldüren serinin değeri her geçen gün artarak devam ediyor.</p>
<p>Ölü Ozanlar Derneği (1989)</p>
<p>Öğrencileri için oldukça sıkıcı bir yer olan 1950&#8217;lerin Welton Akademisi&#8217;nde her şey İngilizce öğretmeni John Keating&#8217;in (Robin Williams) gelmesiyle değişiyor. Kalıplaşmış düşüncelerden öğrencilerini uzak tutmak isteyen ve onlara hayatı dolu dolu yaşamaları konusunda tavsiyeler veren Keating&#8217;in yaptıkları, haliyle disiplinli okul yönetiminin hoşuna gitmiyor. Okul yönetimi öğretmeni okuldan uzaklaştırmaya karar verdiğinde karşısında artık geleceğe dair daha özgür hayalleri olan öğrencileri buluyor. Öğrenciler, öğretmenlerini savunmak için harekete geçmekten korkmuyor.</p>
<p>3 İdiots (2009)</p>
<p>Hint sineması Bollywood’un en ünlü aktörü Aamir Khan&#8217;ın başrolünde olduğu ve mühendislik üniversitesinde okuyan üç öğrencinin dostlukları ile hayatlarının anlatıldığı film, aynı zamanda eğitim sistemini ciddi anlamda eleştiriyor. Bollywood sinemasının uluslararası alanda da tanınmasını sağlayan yapım, Hint sinemasına çok hayran kazandırdı. Aamir Khan&#8217;ın filmde üniversite öğrencisini canlandırırken gerçekte 44 yaşında olması da ayrıca ilginç bir not.</p>
<p>Yerdeki Yıldızlar (2007)</p>
<p>Filmin yapımcılığını, yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu Aamir Khan üstleniyor. Anlatacakları hikayeye çok inanan Khan, birçok olumsuz duruma karşı her şeyle tek tek ilgilenip filmin tamamlanmasını sağladı. Disleksi rahatsızlığı olan Ishaan Awasthi (Darsheel Safary), çevresi ve ailesi tarafından tembel, geri zekalı olarak görülüp yatılı okula veriliyor. Burada hayatını değiştirecek olan resim öğretmeni Ram Shankar Nikmbh (Aamir Khan) ile tanışır. Öğrencisinin yeteneğini keşfeden Ram, bunu herkesin görmesini sağlıyor. Film, IMDB&#8217;nin &#8216;En İyi 250 Film&#8217; listesinde yer alıyor.</p>
<p>Sınav (2006)</p>
<p>Mert (İsmail Hacıoğlu), Sinan (Yağmur Atacan), Gamze (Rüya Önal), Kaan (Caner Özyurtlu) ve Uluç (Volkan Demirok) adlı öğrencilerin ÖSS sorularını çalmaya çalışmasını anlatan yapım, sınavlara bağlı eğitim sistemini eleştiriyor. Maddi sorunlar, aile baskısı, gelecek kaygısı, sınav depresyonunun yanı sıra okul temposuna da ayak uydurmaya çalışan gençler gençliklerini yaşamaya fırsat bulamıyorlar.</p>
<p>Harry Potter serisi (2001-2011)</p>
<ol>
<li>K. Rowling&#8217;in kitaplarından uyarlanan; Harry Potter ve Felsefe Taşı, Harry Potter ve Sırlar Odası, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, Harry Potter ve Ateş Kadehi, Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı, Harry Potter ve Melez Prens, Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (2 bölüm) olmak üzere toplam 8 filmden oluşan seri her yaştan insanın dikkatini çekti. Anne ve babasını kaybettikten sonra teyzesi ve eniştesi ile yaşayan Harry, Hogwarts Cadılık ve büyücülük Okulu&#8217;na kabul edildiğini öğrenince büyücü olduğunu anlıyor ve macera başlıyor.</li>
</ol>
<p>Kahvaltı Kulübü (1985)</p>
<p>Bir sarışın, bir anarşist, bir inek, bir sporcu ve bir entel&#8230; Yaptıkları nedeniyle cezalandırılan beş lise öğrencisi, bir Cumartesi gününü okulun kütüphanesinde birlikte geçirmek zorunda kalıyor. Beklemedikleri kadar ilginç bir gün geçiren öğrenciler, bir yandan cezalarını çekerken bir yandan da hem kendilerini keşfediyorlar hem de birbirilerini&#8230; Tanıdıkça da birçok ortak yönleri olduklarını anlıyorlar.</p>
<p>Can Dostum (1997)</p>
<p>Bir okulda hademelik yapan Will (Matt Damon) ve okul profesörlerinden Sean&#8217;ın (Robin Williams) müthiş dostluğunu anlatan yapım, anlatımıyla adeta zamanı durduruyor. Fotoğrafik hafızaya sahip olan ve profesörlerin çözmekte zorlandığı problemleri bile çözebilen Will, aynı zamanda karıştığı sokak kavgaları nedeniyle zor günler geçiriyor. Cezaevine düşmemek için profesör Sean ile anlaşma yapmak zorunda kalıyor. Bu anlaşma büyük bir dostluğun da başlangıcı oluyor.</p>
<p>Saksı Olmanın Faydaları (2013)</p>
<p>Logan Lerman (Charlie), Emma Watson (Sam) ve Ezra Miller&#8217;ın (Patrick) etkileyici uyumu, filmi &#8216;Her zaman izlenebilecekler&#8217; listesine yazdırıyor. Liseye yeni başlayan Charlie&#8217;nin kendi tercihiyle köşede kalma ama aynı zamanda onu anlayabilecek arkadaşlar edinme çabası herkesin kendinden bir şeyler bulmasını sağlıyor. Sam ve Patrick ile tanışınca yeni bir hayata başlayan Charlie, bir yandan aşkı çözmeye çalışırken diğer yandan da derinlerde saklanan çocukluk travmalarıyla baş etmek zorunda kalıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/sinemada-ders-zili-caliyor-okul-ayi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgürlük, aile ve dünya için&#8230; Maymunlar Cehennemi efsanesi</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/ozgurluk-aile-ve-dunya-icin-maymunlar-cehennemi-efsanesi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/ozgurluk-aile-ve-dunya-icin-maymunlar-cehennemi-efsanesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2017 10:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[In War for the Planet of the Apes]]></category>
		<category><![CDATA[Maymunlar Cehennemi]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10447</guid>

					<description><![CDATA[Bilim kurgu efsanesi &#8216;Maymunlar Cehennemi&#8217;nin yeni serisinin üçüncü ve son filmi &#8216;Maymunlar Cehennemi : Savaş&#8217; 14 Temmuz&#8217;da, &#8220;Özgürlük için, Aile için, Dünya için&#8221; sloganıyla vizyona girecek Fransız yazar Pierre Boulle&#8217;nin 1963 yılında yayınladığı &#8216;Maymunlar Gezegeni&#8217; (La Planete Des Singes) romanı, sinemada adını efsaneler arasına yazdıran bilim kurgu serisi &#8216;Maymunlar Cehennemi&#8217;ne ilham kaynağı oldu. Genetiği ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim kurgu efsanesi &#8216;Maymunlar Cehennemi&#8217;nin yeni serisinin üçüncü ve son filmi &#8216;Maymunlar Cehennemi : Savaş&#8217; 14 Temmuz&#8217;da, &#8220;Özgürlük için, Aile için, Dünya için&#8221; sloganıyla vizyona girecek</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10449" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-1024x1024.jpg" alt="" width="696" height="696" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-1024x1024.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-768x768.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-696x696.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-1068x1068.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album-420x420.jpg 420w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Dawn_of_the_Planet_of_the_Apes_Soundtrack_Album.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Fransız yazar Pierre Boulle&#8217;nin 1963 yılında yayınladığı &#8216;Maymunlar Gezegeni&#8217; (La Planete Des Singes) romanı, sinemada adını efsaneler arasına yazdıran bilim kurgu serisi &#8216;Maymunlar Cehennemi&#8217;ne ilham kaynağı oldu. Genetiği ile oynanan ve zekileşip konuşabilen maymunlar ile insanların amansız mücadelesini konu alan yapım nedeniyle resmen maymunlara bakış açımız değişti. Derinlerde onlara karşı bir korku yaratan yapım, daha sonra diziye de uyarlandı.</p>
<p>Orijinal serinin beş filmden oluştuğu yapımın yeni serisinin üçüncü ve son filmi &#8216;Maymunlar Cehennemi : Savaş&#8217; (In War for the Planet of the Apes) 14 Temmuz tarihinde meraklılarıyla buluşacak. Judy Greer, Woody Harrelson, Andy Serkis ve Steve Zahn&#8217;ın rol aldığı, &#8220;Özgürlük için, Aile için, Dünya için&#8221; sloganıyla yayınlanacak film hakkında bilgi vermeden önce serinin diğer filmlerini hatırlamakta fayda var.</p>
<p>Akıllı maymunlarla ilk tanışma</p>
<p>ABD&#8217;li meslektaşlarının aksine bir Avrupalı olarak bilim kurgu dünyasına adım atan yazar Boulle&#8217;nin kitabı, ilk olarak 1968 yılında &#8216;Maymunlar Cehennemi&#8217; (Planet of the Apes) adıyla beyazperdeye uyarlandı. Franklin J. Schaffner&#8217;in yönetmen koltuğunda oturduğu filmi, bugün bilim kurgu filmleri arasında ilk 10&#8217;un içinde rahatlıkla sayabiliriz.</p>
<p>Filmin konusu kısaca şöyle: Albay George Taylor (Charlton Heston) yönetimindeki bir astronot ekibi, dünyaya benzeyen bir gezegene iniş yaptıklarında hiç beklemedikleri olaylara şahit olurlar. Gezegendeki zeki maymunlar, vahşi insanların efendisidir. Yani, şu an yaşadığımız dünyanın tam tersi koşullar hakimdir. Albay George, gezegenden kaçıp dünyaya dönmenin çaresini arar.</p>
<p>Çekildiği dönemin şartlarına göre yapılan makyajları, senaryosu, kurgusu ile inanılmaz bir etki yaratan film, finali ile de şaşırttı ve beğenildi. Tabii ki bir serinin de müjdesini verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkinci keşif</p>
<p>Filme olan ilgi, iki yıl sonra ikinci film &#8216;Maymunlar Cehenneminin Altında&#8217;nın (Beneath the Planet of the Apes) vizyona girmesini sağladı. Bu sefer astronot John Brent (James Franciscus) Maymunlar Gezegenini keşfetti. Üstelik bu kez yer altında gizlenen radyoaktif telepatik insanlarla da karşılaşma söz konusuydu. Soğuk savaş dönemini ve insanların korkularını anlatma çabası güden film, ne yazık ki aceleye getirilmesi nedeniyle beklentileri boşa çıkardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zamanda yolculuk</p>
<p>1971 yapımı &#8216;Maymunlar Cehenneminden Kaçış&#8217; (Escape from The Planet of the Apes), yok olan gezegenden kaçan Cornelius (Roddy McDowall) ve Zira (Kim Hunter) adlı maymunların dünyada büyük bir ilgiyle karşılanmasını ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Seriye zaman yolculuğunu da ekleyen yapım, yarattığı tempo ile keyifli bir izleme sunmasına rağmen ilk film kadar etkili olmayı başaramadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Maymunların devrimi</p>
<p>&#8216;Maymunlar Cehenneminde İsyan&#8217; (Conquest of the Planet of the Apes), maymunların, Cornelius ve Zira&#8217;nın oğlu Ceaser&#8217;in liderliğindeki ayaklanmasını konu alıyor. Maymunları büyük bir tehdit olarak gören insanların kötü davrandığı maymunların devrimi, dönemde yaşanan eşit hak savaşlarına ve ırkçılığa da göndermede bulunuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayaklanma şoku</p>
<p>1973 yapımı &#8216;Maymunlar Cehennemi için Savaş&#8217; (Battle for the Planet of the Apes), orijinal serinin son filmi. Dördüncü filmin ardından &#8220;izlenmese de olur&#8221; olarak görülen son film, serinin en zayıf halkası. İsyan&#8217;dan sonra finalde tamamlanan konu üzerine ekstra bir şeyler koyma ve anlatma çabası dikkat çekiyor. Maymunlar ve savaştan sağ kalan insanlar ayrı ayrı bölgelerde yaşarken, lider Ceaser, general Aldo&#8217;nun ayaklanması ile neye uğradığını şaşırıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yönetmen koltuğunda Tim Burton</p>
<p>İlk serinin son bulmasının ardından fantastik yapımların efendisi olarak görülen usta yönetmen Tim Burton, 2001 yılında, ilk filmi kendi yorumuyla çekti. Charlton Heston&#8217;ın rolünü Astronot Leo olarak Mark Wahlberg üstlendi. Bilmediği bir gezegene inen Leo&#8217;nun, maymunlar tarafından esir alındıktan sonra köle olarak satılması ve gezegenden kaçış çabası işlendi. Film; Heston&#8217;un ardından gölgede kalan Wahlberg&#8217;in performansı, senaryonun tatmin etmemesi, neredeyse animasyon kıvamındaki görüntüler nedeniyle Burton&#8217;ın çektiği en başarısız yapımlardan biri olarak görülüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hikayenin başlangıcı</p>
<p>Vee tarihler 2011&#8217;i gösterdiğinde Maymunlar Cehennemi, &#8216;Maymunlar Cehennemi : Başlangıç&#8217; (Rise of the Planet of The Apes) ile yeni bir seriye kavuştu. &#8216;Reboot&#8217; furyasıyla (serinin yeniden yorumlanarak çekilmesi) konunun başlangıcını ele alan yapım, alzeimer hastası babası için çözüm arayan bilim insanı Will Rodman&#8217;ın (James Franco), maymunların genetiği ile nasıl oynadığı anlatılıyor. Ceaser&#8217;ın (Andy Serkis) gelişiminin de anlatıldığı film, duygusal açıdan da hikayeye yaklaşımıyla farkını ortaya koydu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Barışın zorluğu</p>
<p>2014 yapımı &#8216;Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti&#8217; (Dawn of the Planet of the Apes), gerçeğe en yakın maymun görüntüsünün yer almasıyla, izleyenler üzerinde büyük etki yarattı. İnsanlar ve maymunlar arasında sağlanan barışı korumanın ne kadar zor olduğunun altını çizen film, görselliği ve başarılı oyunculukları ile sanırım Türk halkının da sevdiği serideki en başarılı yapımlardan biri oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir serinin daha sonu</p>
<p>Gelelim 14 Temmuz&#8217;da bizi sinema salonlarına çekecek ikinci serinin yeni filmine&#8230; &#8216;Maymunlar Cehennemi: Savaş&#8217; (War for the Planet of the Apes), adından da anlaşılacağı üzere zeki maymunlar ve insanlar arasında savaşın bir türlü sonlamayacağını, yeni bir savaşın başlayacağını haber veriyor. Yönetmen koltuğunda Matt Reeves otururken, senaryo Matt Reeves ve Mark Bomback imzası taşıyor.</p>
<p>Fragmanlardan anladığımız kadarıyla gözümüzü kırpmadan izleyeceğimiz bir savaşa tanık olacağımız filmin ön gösterimlerini izleyen yabancı basının yorumlarına göre, ikinci seri inanılmaz derecede etkili ve tatmin edici bir finalle son bulacak.</p>
<p>Maymunlar Cehennemi, sadece görsel efektlerden, havalı karakterlerden oluşan bir yapım değil. Amacı sadece macera sunmak da değil. Aile ilişkilerini, duyguları, mücadeleyi, yaşam hakkını, dini, bilim adamlarının keyfine göre deneyler yapmasını, dostluğu, sadık kalmayı ve barışın zorluğu gibi birçok konuyu işlemesi ile sinema dünyasında önemli bir yere sahip.</p>
<p>Ancak yapımcıların para kazanma hevesiyle aceleye getirilen ve birer yıl arayla yayınlanan ilk serideki devam filmleri, seyircilerin bir süre seriden uzaklaşmasına neden olmuştu. Neyse ki ikinci seri ile bu durum değişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KUTU:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Televizyon ve çizgi dizi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Serinin ayrıca 1974 yılında yayınlanan &#8216;Planet of the Apes&#8217; adında bir televizyon dizisi ve 1975 yılında yayınlanan &#8216;Return to the Planet of the Apes&#8217; adında çizgi dizisi var. Gerçek oyuncuların rol aldığı her iki dizi de bir yıl yayınlandıktan sonra beklenen ilgiyi göremeyip ekrandan kaldırıldı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/ozgurluk-aile-ve-dunya-icin-maymunlar-cehennemi-efsanesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramda sinemayla ağzımız tatlansın</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/bayramda-sinemayla-agzimiz-tatlansin/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/bayramda-sinemayla-agzimiz-tatlansin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2017 09:02:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Bayramda sinemayla ağzımız tatlansın]]></category>
		<category><![CDATA[Charlie'nin Çikolata Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<category><![CDATA[Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10346</guid>

					<description><![CDATA[Bu ay 24-27 Haziran tarihleri arasında kutlanacak Şeker Bayramı öncesi, çikolata ve şekerlemeleri konu alarak hem ağzımızı hem gönlümüzü tatlandıran filmleri ele aldık Uzun uzun düşünüyorum ancak çikolata ve rengarenk şekerlemelerin yerine koyabilecek başka bir ürün bulamıyorum. İnsana resmen gizli bir mesaj yollayan kokuları, seçmemizi zorlaştıran renkleri, anlatmakta zorlanacağımız tatları&#8230; Her biri birer mucize gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ay 24-27 Haziran tarihleri arasında kutlanacak Şeker Bayramı öncesi, çikolata ve şekerlemeleri konu alarak hem ağzımızı hem gönlümüzü tatlandıran filmleri ele aldık</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10348" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-1024x553.jpg" alt="" width="696" height="376" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-1024x553.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-300x162.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-768x415.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-696x376.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-1068x577.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_-777x420.jpg 777w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/MV5BMTQ5MDQ2MzM5MF5BMl5BanBnXkFtZTcwODEyNTIyMw@@._V1_SX1777_CR001777960_AL_.jpg 1777w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Uzun uzun düşünüyorum ancak çikolata ve rengarenk şekerlemelerin yerine koyabilecek başka bir ürün bulamıyorum. İnsana resmen gizli bir mesaj yollayan kokuları, seçmemizi zorlaştıran renkleri, anlatmakta zorlanacağımız tatları&#8230; Her biri birer mucize gibi duruyor.</p>
<p><strong>Çikolata: Toplumsal mesaj nesnesi</strong></p>
<p>Neredeyse en özel anlarımızda çikolata ve şekerlemeler var. Doğum günlerimizde, kız isteme, nişan ve düğün gibi kutlamalarda, sevgililer gününde, misafirlikte&#8230; Birleştirici bir güce sahip. Ofise gelen bir kutu çikolata, anında herkesin işe ara verip etrafında toparlanmasını sağlayabiliyor. Tanışmak istediğin kişiye bir parça çikolata uzatıp iletişim kurabiliyorsun.</p>
<p>Ancak öyle bir gün var ki çikolata ve şekerlemeler ile ilgili en güzel anılarımız o güne ait: Ramazan ya da diğer adıyla Şeker Bayramı. Bu yıl 24-27 Haziran tarihleri arasında kutlanacak olan Bayram&#8217;da yine çocuklar kapı kapı dolaşıp şeker poşetlerini doldurmaya çalışacak. Uzatılan şeker ve çikolata kaselerinden kibarlık gereği bir tane alırken seçmekte zorlanıp utanacaklar.</p>
<p>Peki, sinema, bu büyü etkisi olan ürünleri görmemezlikten gelmiş olabilir mi? Elbette hayır! Birçok sinema filmine konu olan şeker ve çikolatalar, filmlerin ilk dakikalarından itibaren ağız sulandırıcı etkisini gösteriyor.</p>
<p><strong>Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası (1971)</strong></p>
<p>Filmin akıllı ve gözü tok kahramanı Charlie de her çocuk gibi çikolatayı çok sever ancak ailesi o kadar fakirdir ki sadece doğum günlerinde çikolata yiyebilir. Yaşadıkları şehirdeki çikolata fabrikasının sahibi Willy Wonka, fabrikada bir gezi vaadiyle yarışma düzenler. 5 çocuk fabrikayı gezecektir. Wonka&#8217;nın asıl amacı yerine geçecek varisi seçmektir. Roald Dahl tarafından 1964 yılında yayınlanan &#8216;Charlie and the Chocolate Factory&#8217; adlı çocuk romanının ilk sinema uyarlaması olan film, çikolatanın eşsiz dünyasına güzel bir yolculuk yaratıyor. Film, bugüne kadar yapılmış en iyi çocuk filmlerinden biri olarak kabul görüyor.</p>
<p><strong>Çikolata (2000)</strong></p>
<p>Sanırım çikolata ve sinema denildiğinde akla ilk olarak, Johnny Depp (Roux) ve Juliette Binoche&#8217;un (Vianne) başrolünü üstlendiği &#8216;Çikolata&#8217; filmi geliyor. Ufak bir Fransız köyüne taşınıp açtığı çikolata dükkanı ile tüm köy halkının hayatını değiştiren Vianne&#8217;in yaptığı çikolataların yanı sıra hiçbir zaman karizmasından ödün vermeyen Roux ile yakınlaşması izleyenleri etkisi altına almayı başarıyor. Ekranda pişen çikolatanın kokusu adeta burnunuza kadar geliyor. Binoche&#8217;un dediği gibi, &#8220;Bu çikolata hakkında bir film. Nasıl kötü olabilir ki?&#8221;</p>
<p><strong>Charlie&#8217;nin Çikolata Fabrikası (2005)</strong></p>
<p>Hiç şüphesiz ilk uyarlamanın ardından ikinci filmdeki en büyük artı Willy Wonka&#8217;yı Johnny Depp&#8217;in canlandırması. Fantastik yapımların usta ismi Tim Burton&#8217;ın yönettiği filmin konusu ilk filmle tamamen aynı olmasına karşın, Wonka&#8217;nın aile yapısına, yaşadıklarına ve babasıyla ilişkisine odaklanmayı da ihmal etmiyor. Müthiş çikolata görüntüleri eşliğinde hem küçüklerin hem de büyüklerin favori filmleri arasında yer almayı başarıyor.</p>
<p><strong>Les Emotifs Anonymes (2010)</strong></p>
<p>Türkçe&#8217;ye &#8216;İsimsiz Romantik&#8217; olarak çevrilen filmin başrollerini, &#8216;Ancak bu kadar birbirine uyumlu ikili olur&#8217; dedirten Benoıt Poelvoorde (Jean-Rene) ve Isabelle Carre (Angelique) üstleniyor. Topluma karışmak ve iletişim kurmakta oldukça zorlanan, bu yüzden birbirlerine oldukça benzeyen ikilinin yolu Jean-Rene&#8217;nin çikolata dükkanında kesişiyor. Utangaçlığı nedeniyle yıllarca dillere destan olan çikolataları yapan kişi olduğunu saklayan Angelique, burada da durumu anlatamayınca satış görevlisi olarak işe başlıyor. Daha ilk görüşte birbirlerinden etkilenen ikiliyi birleştiren ise çikolatanın o dayanılmaz gücü oluyor.</p>
<p><strong>Bonus:</strong></p>
<p><strong>Çukulata: Çikolatanın Yerli Tarihi</strong></p>
<p>Çikolatanın Osmanlı topraklarına nasıl geldiği, ne gibi işlevler yüklendiği, nasıl sunulduğu, nasıl algılandığı, Cumhuriyet dönemine nasıl devrolduğu, 1960&#8217;lara kadar nasıl bir yol izlediği ve bugünkü itibarlı konumuna nasıl kavuştuğunu anlatan kitabın belgeseli yayınlandı. Belgeseli izlerken, Avrupa&#8217;nın bile beş asırdır bildiği çikolatanın olmadığı dönemi düşünmek şaşırtıcı geliyor. Bugün bildiğimiz haliyle çikolatanın tarihi ise 150 seneyi geçmiyor. Böylesine hayatımızda yer etmiş bir ürün için ne kadar da kısa bir süre&#8230;</p>
<p>Kitapta, Zakkum grubunun &#8216;Ah Çikolata&#8217; adlı şarkısına da atıfta bulunuluyor: &#8220;Çikolata yarama merhem olsana. Çikolata onu unuttursana. Çikolata beni benden alsana. Çikolata hadi sözünde dursana&#8221;.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/bayramda-sinemayla-agzimiz-tatlansin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollywood için Türkiye aksiyon demek</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/hollywood-icin-turkiye-aksiyon-demek/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/hollywood-icin-turkiye-aksiyon-demek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2017 06:47:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[From Russia With Love]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<category><![CDATA[The Ottoman Lieutenant]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10241</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, geçmişten günümüze birçok Hollywood yapımına ev sahipliği yaptı. James Bond&#8217;dan Jackie Chan filmlerine, Geceyarısı Ekspresi’nden Hayalet Sürücü’ye sinema tarihinin önemli yapımlarından örnekleri içeren listeye son olarak Osmanlı Subayı eklendi. Bu filmlerin ortak yönü ise hepsinin aksiyon ağırlıklı olması. Sinema sektörü için doğal bir plato görevi gören Türkiye, farklı kültürleri bir arada bulundurması, tarihi yapıları, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, geçmişten günümüze birçok Hollywood yapımına ev sahipliği yaptı. James Bond&#8217;dan Jackie Chan filmlerine, Geceyarısı Ekspresi’nden Hayalet Sürücü’ye sinema tarihinin önemli yapımlarından örnekleri içeren listeye son olarak Osmanlı Subayı eklendi. Bu filmlerin ortak yönü ise hepsinin aksiyon ağırlıklı olması.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10243" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-1024x467.jpg" alt="" width="696" height="317" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-1024x467.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-300x137.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-768x350.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-696x317.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-1068x487.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer-922x420.jpg 922w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/ottoman-trailer.jpg 1679w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Sinema sektörü için doğal bir plato görevi gören Türkiye, farklı kültürleri bir arada bulundurması, tarihi yapıları, her mevsim güneş görmesi nedeniyle film ekiplerinin dikkatini çekmeyi başarıyor. Ne kadar sinema turizminde istenilen noktaya varamamış olsak da -ki bunun nedenleri apayrı haber konusu- geriye dönüp baktığımızda birçok önemli filmin yolunun Türkiye&#8217;den geçtiğini görebiliyoruz. Özellikle Hollywood&#8217;un aksiyon ağırlıklı filmleri Türkiye&#8217;nin havasından ve suyundan bolca faydalanmış. Buna son örnek, kadrosunda Michiel Huisman, Hera Hilmar, Josh Hartnett, Sir Ben Kingsley gibi dünyaca ünlü oyuncuların yanısıra Türkiye&#8217;nin usta oyuncularından Haluk Bilginer (Komutan Halil Bey) ile Selçuk Yöntem&#8217;e (Melih Paşa) de yer vermesiyle merakla beklenen yapımlar arasında yer alan Osmanlı Subayı (The Ottoman Lieutenant). Türk izleyicisiyle 19 Mayıs&#8217;ta buluşacak yapım, şimdiden birçok tartışmaya da yol açtı. Amerikan Ulusal Ermeni Komitesi tarafından boykot edileceği açıklanan film, I. Dünya Savaşı sırasında Van’a giden hemşire Lillie&#8217;nin (Hera Hilmar), Türk subayı İsmail’e (Michiel Huisman) aşık olmasını ve yaşadığı zorlukları anlatıyor. Tarihi kurguyla anlatılan dram türündeki filmde, Lillie’nin yardım götürdüğü hastanenin başhekimi Woodruff (Sir Ben Kingsley) bulundukları bölgenin bir kadına uygun olmadığını düşünüp Lillie&#8217;yi evine göndermek istiyor ancak Lillie, ne olursa olsun kalıp yardım etmek konusunda ısrarcı davranıyor. Çekimleri İstanbul, Kapadokya, Aksaray, Kayseri, Van ve Niğde’de gerçekleştirilen Osmanlı Subayı’nın yönetmen koltuğunda Joseph Ruben var. Osman Subayı’nın hatırlatmalarıyla yolu bir şekilde Türkiye&#8217;den geçen yapımları inceledik:</p>
<p>From Russia With Love (Rusya&#8217;dan Sevgilerle) &#8211; 1963</p>
<p>Film, sinemanın efsaneleri arasında yer alan 007 James Bond serisinin ikinci yapımı. Ian Fleming&#8217;in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan yapımın Türkiye&#8217;de çekilmesi, yayınlandığı dönemde ülkenin tanıtımı açısından büyük katkı sağladı. Filmde, Sovyet istihbarat ordusunda görevli onbaşı Tatiana Romanova, İstanbul Büyükelçiliği&#8217;ne katip olarak gönderiliyor. Yaşanan birçok aksiyonlu olay sonrasında Bond, Romanova&#8217;ya yardım etmek için Türkiye&#8217;ye geliyor. İstanbul&#8217;un özellikle tarihi yarım adasında geçen sahneler, izleyenlerin o dönemde yaşama isteğini artırma özelliğine sahip. Ayrıca bu yapımın bir yerinde Hülya Koçyiğit&#8217;in de görüldüğü senelerdir süregelen bir tartışmanın konusu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Topkapı &#8211; 1964</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye ve ABD ortak yapımı filmin büyük bir kısmı, adından da anlaşıldığı üzere Topkapı Sarayı&#8217;nda geçiyor. Üçkağıtçı Arthur Simpson (Peter Ustinov), para kazanabilmek için uluslararası çapta mücevher hırsızlığı yapan bir çetenin işini almak zorunda kalıyor. Çeteye ait bir otomobili Yunanistan’dan Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. Çetenin amacı ise Topkapı Sarayı’ndaki değerli bir hançeri çalmak. Simpson, istemeden de olsa çeteye yardım ederken öteki yandan Türk istihbaratı tarafından da takip ediliyor. Peter Ustinov&#8217;a ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ dalında Oscar ödülü kazandıran film, birçok sahnesiyle kendinden sonraki soygun filmlerine esin kaynağı oldu. Hani o meşhur iple mücevhere doğru sarkma sahneleri işte bu filmden. Tavla, yağlı güreş ve türkülerimizin yer aldığı yapım Türkiye’de çekilip Türkleri memnun etmeyi başaran ender filmlerden.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Murder on the Orient Express (Doğu Ekspresinde Cinayet) &#8211; 1974</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1930&#8217;lu yıllarda İstanbul ve Paris arasında sefer yapan ünlü Şark Ekspresi&#8217;nde Amerikalı bir milyonerin ölü bulunmasını konu edinen filmde, trendeki yolcular arasında bulunan Belçikalı dedektif Hercule Poirot, trenin kara saplanıp durmasından istifade ederek polisler gelene kadar cinayeti çözmeye çalışıyor. Türkleri yansıtma biçimiyle ağır eleştiriler alan yapım, ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin başyapıtlarından sayılan aynı isimli romanından uyarlandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Midnight Express (Geceyarısı Expresi) &#8211; 1978</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İngiltere-ABD ortak yapımı film, 1970 yılında Türkiye&#8217;de tutuklanıp hapse atılan Billy Hayes’in gerçek öyküsünden beyazperde uyarlandı. 52. Oscar Ödülleri’nde altı dalda adaylık alıp ‘En İyi Özgün Müzik’ ve ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödüllerini kazanan yapım, Türkiye’de gösterime girmeden protesto edildi. 2004 yılında kitaptan uyarlanan filmin senaryo yazarı Oliver Stone, Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında çekim aşamasında bazı sahneleri fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür diledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The World Is Not Enough (Dünya Yetmez) &#8211; 1999</p>
<ol start="19">
<li>James Bond filmi Türkiye&#8217;de Dünya Yetmez&#8217;adıyla vizyona girdi. Filmde, Robert King adlı petrol milyarderinin suikasta kurban gitmesinin ardından macera Türkiye&#8217;ye kadar yol alıyor. Bond serisinin en zayıf halkalarından biri olmasına rağmen, İstanbul’da çekilen sahnelerinde Kız Kulesi’nin de görünmesi Türk izleyicileri ayrıca mutlu ediyor.</li>
</ol>
<p>The Accidental Spy (Altın Yumruk İstanbul&#8217;da) &#8211; 2001</p>
<p>Bütün sakarlığına rağmen her işin altından kalkma yeteneğine sahip ve üstün dövüş sanatıyla gönlümüzde taht kuran Jackie Chan Türkiye’de film çeker de bu listede olmaz mı? Bei (Chan), Türkçe’ye Altın Yumruk İstanbul’da olarak çevrilen filmde, satış elemanı olarak çalışırken araştırmacı yönüne yenik düşüp iki adamı takip etmeye başlıyor. Casus babasının izini takip eden Bei, hem biraz para kazanmak hem de cesaretini göstermek için sonu Türkiye’ye uzanan bir maceranın içine atılıyor. Türkiye’de elbette rahat durmadığı için de polis ve uyuşturucu mafyasıyla başı belaya giriyor. Chan’in hamam sahneleri ve yarı çıplak çatılardaki kaçış anı görülmeye değer.</p>
<p>Hitman &#8211; 2007</p>
<p>Popüler video oyunundan beyazperdeye uyarlanan ve &#8216;tetikçi&#8217; anlamına gelen Hitman, kafasının arkasında bir barkod taşıyan Ajan 47’nin maceralarını izleyiciyle buluşturuyor. 2007 yapımı filmin başrolünde Timothy Olyphant ve Dougray Scott yer alırken, yönetmen koltuğunda Xavier Gens oturuyor. Sofya, Londra, St. Petersburg, Cape Town ve İstanbul’da çekimleri tamamlanan yapımın İstanbul çekimleri Mısır Çarşısı’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>The International (Uluslararası) &#8211; 2009</p>
<p>Türkiye, ABD, Almanya ve İngiltere’nin gücünü birleştirdiği aksiyon, suç ve gizemin harmanlandığı yapım, Lois Sallinger (Clive Owen) adlı bir İnterpol ajanının, Manhattan Savcı Yardımcısı (Naomi Watts) ile birlikte bir bankanın kirli işlerinin peşine düşme hikayesini konu ediniyor. Kaçma-kovalamaca New York, Berlin ve Milan&#8217;dan sonra İstanbul&#8217;da devam ediyor. Haluk Bilginer’in de rol aldığı yapım, bir gelenek olarak Sultanahmet Camii ve Kapalıçarşı görüntüleri içeriyor.</p>
<p>Ghost Rider: Spirit of Vengeance (Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi) &#8211; 2011</p>
<p>Marvel evreninin, aynı adını taşıyan çizgi romanlarından uyarlanan film, Nicolas Cage’i Türkiye’ye getiren yapım olarak tanınıyor. Johnny Blaze/Hayalet Sürücü rolünü canlandıran Cage’i Kapadokya ve Pamukkale manzarası eşliğinde izlemek ne kadar gururumuzu okşasa da film, görsel efektleri ve senaryosundaki hatalar nedeniyle beklentiyi karşılayamadı. Cage filmde bu sefer Doğu Avrupa’da kendisini insan formuna sokmaya çalışan şeytanla mücadele ediyor. Cage’in o dönem yaptığı “Ülkeniz çok güzel” açıklaması basında geniş yankı bulmuştu.</p>
<p>Skyfall &#8211; 2012</p>
<p>Aksiyon film serisi denince ilk akla gelenlerden olan 007 James Bond’un 23. filmi Skyfall&#8217;un çekimleri Türkiye, Çin ve İngiltere&#8217;de yapıldı. Judi Dench, Javier Bardem, Ralph Fiennes, Naomie Harris ve Bérénice Marlohe&#8217;ın rol aldığı yapımda Bond rolünde Daniel Craig var. Yönetmen koltuğunda ise Sam Mendes’in bulunduğu film, Adele’in seslendirdiği şarkısıyla ‘En İyi Özgün Şarkı’ Oscar ödülünü kucakladı, kucaklamasına ama filmin Türkiye sahnelerinde Kapalıçarşı’nın çatısına motor çıkarılması ve çatıya zarar verilmesi günlerce tartışıldı. Bir dublörün hızını alamayıp kuyumcu dükkanına motorla girmesi ise yabancı basında da uzun süre gündemde kaldı.</p>
<p>Taken 2 (Takip: İstanbul) &#8211; 2012</p>
<p>Eski CIA ajanı Bryan Mills&#8217;ın (Liam Neeson) başının dertten kurtulmadığı bir film daha&#8230; İlk filmde kızı kaçırılan Mills’ın bu kez İstanbul&#8217;da tatil yapan karısı kaçırılıyor. Mills, intikam amacıyla bunu yapan çete üyelerinin peşine bu kez İstanbul’da düşüyor. Taken 2, İstanbul’da çekilip Kapalıçarşı üzerinde kaçma kovalamaca klişesini yaşatan yapımlar arasında.</p>
<p>Argo &#8211; 2012</p>
<p>Oscar ödüllü yönetmen, oyuncu ve yapımcı Ben Affleck’in yönetip başrolünü üstlendiği yapım, 1979 yılında Şah’ın devrildiği İran devriminde militanların Tahran’daki Amerikan Büyük Elçilik binasına girip 52 Amerikalıyı rehin alması ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Rehinelikten kurtulan 6 Amerikalı ilginç bir yöntemle ülkeden çıkmaya çalışıyor. Havaalanı sahnelerinde gerim gerim geren film, ‘En İyi Film’ dahil 3 dalda Oscar ödülü kazandı. Filmin bazı sahneleri İran niyetine İstanbul’da çekildi.</p>
<p>The Water Diviner (Son Umut) &#8211; 2014</p>
<p>Türk izleyicilerin en sevdiği aktörlerden Russell Crowe&#8217;un yönetmenliğini üstlendiği, Crowe’un yanı sıra Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan’ın rol aldığı filmle ilgili neredeyse her adım haber oldu. Avustralyalı bir çiftçi olan Connor’ın (Russell Crowe), 1919’da Çanakkale Savaşı’na katılan oğullarını arama sürecini anlatan film, tam olarak beklentileri karşılayamasa da Türk topraklarında Türk oyuncularla çekilmesi açısından büyük önem taşıyor. ABD, Avustralya ve Türkiye ortak yapımı filmde en çok akılda kalan ise bir Türk gazetecinin Crowe’a “Filmde rol verdiğiniz Türk oyunculardan birinin soyadı diğerinin adı. Dikkatinizi çekti mi?” sorusunu yöneltmesiydi.</p>
<p>Inferno (Cehennem) &#8211; 2016</p>
<p>ABD, Türkiye, Japonya ve Macaristan yapımı film, Dan Brown’ın Da Vinci&#8217;nin Şifresi, Melekler ve Şeytanlar’ kitabından sonra aynı adlı üçüncü kitabından beyazperdeye uyarlandı. Ünlü sembol uzmanı Robert Langdon (Tom Hanks), Floransa&#8217;da tanıştığı doktor Sienna Brooks (Felicity Jones) ile zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Dünya nüfusunun büyük kısmını yok edecek virüsü yaymak isteyen bir adamı durdurmaya çalışan Langdon’ın yolu son olarak İstanbul’a düşüyor. Film boyunca beklenen İstanbul sahneleri Yerebatan Sarnıcı’nda geçiyor ancak üzülsek mi sevinsek mi bilemediğimiz bir şekilde; çünkü dış çekimler gerçek Yerebatan Sarnıcı’nda yapılırken, iç çekimler sarnıcın zarar görmemesi adına Budapeşte’de kurulan platoda tamamlandı. Ancak neyse ki bu olay filmden sonra Yerebatan Sarnıcı’na turist akınının yaşanmasına engel olmadı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/hollywood-icin-turkiye-aksiyon-demek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk sinemasının komedi fabrikası</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/turk-sinemasinin-komedi-fabrikasi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/turk-sinemasinin-komedi-fabrikasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Karahan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Apr 2017 08:31:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[BKM]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonya Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Otogargara]]></category>
		<category><![CDATA[pınar karahan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10058</guid>

					<description><![CDATA[Türk sinemasının komedi fabrikası BKM&#8217;nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) yeni filmi &#8216;Kolonya Cumhuriyeti&#8217; 21 Nisan&#8217;da vizyona giriyor. Film vesilesiyle, BKM&#8217;nin tarihine ve film arşivine bir yolculuk yapmak şart oldu. 2001 yılında yayınlanan &#8216;Vizontele&#8217; ile beraber bugüne kadar 44 filmi seyirci ile buluşturan BKM, dur durak bilmeden üretmeye devam ediyor. BKM&#8217;nin merakla beklenen yeni filmi Kolonya Cumhuriyeti [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının komedi fabrikası BKM&#8217;nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) yeni filmi &#8216;Kolonya Cumhuriyeti&#8217; 21 Nisan&#8217;da vizyona giriyor. Film vesilesiyle, BKM&#8217;nin tarihine ve film arşivine bir yolculuk yapmak şart oldu. 2001 yılında yayınlanan &#8216;Vizontele&#8217; ile beraber bugüne kadar 44 filmi seyirci ile buluşturan BKM, dur durak bilmeden üretmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10060" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/maxresdefault-6.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>BKM&#8217;nin merakla beklenen yeni filmi <strong>Kolonya Cumhuriyeti </strong>21 Nisan&#8217;da seyircisiyle buluşuyor. Yapım, &#8216;Dedemin Fişi&#8217;, &#8216;Çarşı Pazar&#8217; gibi komedi filmlerinin senaristi <strong>Murat Kepez&#8217;</strong>in yönetmenliğini üstleneceği ilk uzun metraj sinema filmi. Çağlar Çorumlu, Uğur Bilgin, Büşra Pekin, Mahir İpek, Ersin Korkut gibi sevilen oyuncuların yer aldığı filmin çekimleri Muğla Dalaman, Akyaka ve Köyceğiz&#8217;de yapıldı.</p>
<p>Absürt komedi türündeki yapımda, dünyaya inen bir uzaylı konfetiler eşliğinde bayram havasında karşılanıyor. Kolonya bölgesine iniş yapan uzay aracı, yanlışlıkla top ile vurulup hurdaya dönünce haliyle ortalık karışıyor. Uzaylı dost, &#8220;Ben eve nasıl döneceğim?&#8221; diyerek hırçınlaşmaya başlayınca bayram havası bozuluyor.</p>
<p>BKM, &#8216;Kolonya Cumhuriyeti&#8217; ile yine çok iddialı&#8230; Bu iddiası da boşuna değil. Kısa sürede imzasını attığı tam <strong>44 filmlik bir arşivi var. </strong>Birçoğu, Türkiye&#8217;de &#8216;En çok izlenen filmler&#8217; listesinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BKM (Beşiktaş Kültür Merkezi), </strong>2015 yılında, 20. yıllarında yayınladıkları kitabın adını <strong>&#8216;Hayalciler Birliği&#8217;</strong> koydu. Bu öylesine seçilmiş bir isim değildi elbette&#8230; BKM, yazar ve genç tiyatrocu Yılmaz Erdoğan ile deneyimli tiyatro yöneticisi Necati Akpınar&#8217;ın hayallerini birleştirmesiyle, 1 Kasım 1994 tarihinde Beşiktaş&#8217;taki eski Mıstık Sineması&#8217;nın tiyatro salonuna dönüştürülmesiyle kuruldu. Kurucular salona kendi isimlerini vermedi. Halka ait olmasını istediler. Bu yüzden de hala birçok kişinin belediyeye ait olduğunu sanmasına yol açan &#8216;Beşiktaş Kültür Merkezi&#8217; ismini verdiler. Salonun restorasyonu, usta oyuncu Nejat Uygur&#8217;un, 3&#8217;ün 1&#8217;i oyununun turne gelirini bağışlamasıyla yapılabildi.</p>
<p>Türk televizyonlarının efsane programı Olacak O Kadar&#8217;da çalışırken tanışan Erdoğan ve Akpınar, pek iş planı yapan tiplerden değildi. Hayal kurup bu hayalin peşine düşüyorlardı. Daha sonra, aralarına Erdoğan&#8217;ın kalemine güvenen oyuncu Demet Akbağ da katılınca kemik kadro oluşmuş oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Adım adım tiyatro sahnesinden beyazperdeye</strong></p>
<p>Merkezin ilk göz ağrısı &#8216;<strong>Otogargara</strong>&#8216;ydı. BKM henüz inşaat aşamasındayken Erdoğan, otogarda ve yollarda yaşanan trajikomik olayları anlatan müzikal türdeki oyunu yazdı. Oyun o kadar sevildi ki 1998 yılına kadar kapalı gişe oynadı.</p>
<p>Ardından <strong>&#8216;Bir Demet Tiyatro&#8217;</strong> geldi. Bir skeç olarak başlayan Bir Demet Tiyatro, Türkiye&#8217;nin ilk seyircili sitcom&#8217;u ve en uzun soluklu televizyon dizisi oldu. Tam 8 sezon Çıtır ailesinin yaşadığı komik olaylar herkesi kahkahalara boğdu.</p>
<p>Demet Akbağ&#8217;ın üstün zekalı Gülseren&#8217;i canlandırdığı <strong>&#8216;Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?&#8217; </strong>ise ülkedeki sosyal hayatı ve toplumsal değişimleri masaya yatırdı. Bu sırada Cem Yılmaz ve Ata Demirer&#8217;in stand-up şovlarında salon doldu taştı</p>
<p>Tiyatro, sinema, stand-up derken konser ve gösteri organizasyonları ile farklı bir alana geçildi. Her şey çok güzel giderken Yılmaz Erdoğan içindeki büyük aşkı ortaya çıkarmanın vakti geldiğine inandı. Büyük bir risk alarak <strong>&#8220;Sinema yapacağız&#8221;</strong> dedi.</p>
<p>2000&#8217;li yılların başlarında Türkiye&#8217;deki sinemaların %80-90&#8217;ında yabancı filmler gösteriliyordu. Türk filmleri pek gişe yapamıyordu. Aslında film de yapılamıyordu. Ülkede büyük bir ekonomik kriz vardı. Erdoğan, BKM&#8217;nin artık film yapacak güçte ve enerjide olduğuna yürekten inanmış olacak ki bütün kazançlarını sinemaya yatırdılar. Böylece BKM&#8217;nin ilk filmi, Erdoğan&#8217;ın kaleme aldığı ve yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak ile üstlenip &#8216;Deli Emin&#8217;i canlandırdığı <strong>&#8216;Vizontele&#8217;</strong> 2001 yılında vizyona girdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8216;Zeki Müren de bizi görecek mi?&#8217; </strong></p>
<p>1974 yılının küçük bir Güneydoğu kasabasındaki halkın ilk kez televizyon ile tanışmasını anlatan filmde yoksulluk, sevda, hasret, değişen koşullara uyum sağlama ilk göze çarpanlardı&#8230; Hem güldüren hem hüzünlendiren film, vizyona girdiği 20 günde 3 milyon 300 bin kişi tarafından izlenerek rekor üzerine rekor kırdı. &#8220;Zeki Müren de bizi görecek mi?&#8221; gibi birçok replik dillere dolandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BKM Mutfak&#8217;ta pişer herkese düşer</strong></p>
<p>Tiyatrodan sonra sinema alanında da başarıdan başarıya koşan BKM&#8217;nin en büyük avantajı tecrübesiydi. Çatı altındaki ekip zaten birlikte sanat yapmak için bir araya gelmiş kişilerdi. Geceleri gündüzleri birlikte geçiyordu. Film projesi için aynı masaya oturup tanışmamışlardı.</p>
<p>Daha fazlasını yapmak istediklerinde ise BKM Mutfak&#8217;ı kurdular. Bodrum katını, 2006 yılından itibaren genç yeteneklere açarak kendi oyuncularını, yazarlarını kendileri yetiştirmeye başladı. Bu oluşumda, ustalar bilgilerini ve tecrübelerini öğrencileriyle paylaşıyor, onlara ders veriyordu. Her öğrencinin aynı zamanda yazarak üretmesi de isteniyordu. Erdoğan, BKM Mutfak için &#8220;Kendi futbolcusunu kendi yetiştiren kulüpler gibiyiz&#8221; derken haklıydı. Bu Mutfak&#8217;ta yetişen, pişen gençler daha sonra BKM Sahne&#8217;ye çıkmaya başladı. <strong>&#8216;Çok Güzel Hareketler&#8217;</strong> programı ile televizyona skeçler yazıp oynamaya başladıklarında ise yer yerinden oynadı. Kısa sürede çok sevilen gençler, televizyondan sonra sinemaya transfer oldu. Usta isimlerin projelerinde yer aldıkları gibi birbirlerinin projelerine de destek verdiler. Buna en güzel örneklerden biri 2010 yılında vizyona giren <strong>&#8216;Çok Filim Hareketler Bunlar&#8217;</strong> ve <strong>&#8216;Küçük Esnaf&#8217;</strong>tı. Çok Filim Hareketler Bunlar&#8217;da bütün ekip rol alırken senaryoyu ise Mutfak&#8217;tan Eser Yenenler, Oğuzhan Koç, Zeynep Koçak, İbrahim Büyükak, Murat Eken, Metin Yıldız, Şahin Irmak ve Büşra Pekin birlikte yazmıştı. Küçük Esnaf&#8217;ta ise senaryoyu İbrahim Büyükak ile Zeynep Koçak kaleme alırken, ikiliye filmde usta isimler eşlik ediyordu.</p>
<p>BKM&#8217;de <strong>&#8216;ekip ruhu&#8217; </strong>her şey demek. Birlikte yazılıyor, oynanıyor ve çekiliyor. Böylece ortaya gerçekten <strong>enerjisi ve kalitesi yüksek işler çıkabiliyor.   </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Öncelikli amaç: Sürekli üretim ve yatırım</strong></p>
<p>BKM ekibinin ve ekibe bir şekilde dahil olanların öncelikli amacı her zaman üretmek, üretilenden elde edileni yine sanata yatırmak ve paylaşmak. BKM bugün yılda nerdeyse 10 filmi seyirci ile buluşturan büyük bir marka. BKM&#8217;nin kuruluşundan itibaren bakıldığında göze ilk çarpan sürekli olarak <strong>yeniliklere açık olunduğu, risk alındığı ve çok çalışıldığı</strong>&#8230; Kuruculardan Yılmaz Erdoğan, nasıl kendi hem yazıyor, hem yönetiyor, hem oynuyor hem de işleyişi sağlıyorsa BKM&#8217;de yetişenler de aynı yolda yürümeyi öğrendiler. Böylece Vizontele ile başlayan Türk Sineması&#8217;ndaki yeniden kalkınma her yıl katlanarak büyüdü. Sektör büyüdükçe başka oluşumların, başka sinema severlerin de bir şeyler yapabilmesinin önü açıldı. Bugün Hollywood filmlerinin önüne geçen, onlara gişede geçit vermeyen Türk yapımları ortaya çıktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Usta-çırak ilişkisi</strong></p>
<p>Usta-çırak ilişkisi, BKM&#8217;nin başarılı işler çıkarmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri. BKM Mutfak&#8217;ta da usta-çırak ilişkisine çok önem veren Erdoğan, böylece her zaman yeni gelenlerin ustaların önerilerini dinlemesi gerektiğini, tecrübenin birçok kapıyı açtığını öğretebildi. Bu ilişki sayesinde çok <strong>uzun süre birlikte çalışabilen isimler ortaya çıktı. </strong></p>
<p>Aynı zamanda Erdoğan, BKM Mutfak için &#8220;Bu Mutfak&#8217;ın en kıdemli çırağı benim&#8221; demeyi de ihmal etmedi. Gençlere öğrettikleri kadar, onlardan birçok şey öğrendiğini de itiraf etti. Böylece BKM çatısı altındaki herkesin bu fikirle hareket ettiğini ve sürekli kendilerini geliştirdiklerini de anlattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>44 sinema filmi</strong></p>
<p>Sinema alanında üretmeye devam eden BKM, ilk film Vizontele&#8217;den sonra sırasıyla Vizontele Tuuba (2004), G.O.R.A. (2004), Organize İşler (2005), Hokkabaz (2006), Beynelmilel (2006), Neşeli Hayat (2009), Eyyvah Eyvah (1-2010, 2-2011, 3-2014), Çok Filim Hareketler Bunlar (2010), Çınar Ağacı (2011), Gişe Memuru (2011), Kurtuluş Son Durak (2012), Berlin Kaplanı (2012), Sen Kimsin? (2012), Gergedan Mevsimi (2012), Düğün Dernek (2013), Düğün Dernek 2: Sünnet (2015), Hükümet Kadın 1 ve 2 (2013), Kelebeğin Rüyası (2013), Ayas (2013), Patron Mutlu Son İstiyor (2014), Silsile (2014), Deliha (2014), İncir Reçeli 2 (2014), Bana Masal Anlatma (2015), Kocan Kadar Konuş (2015), Kocan Kadar Konuş: Diriliş (2016), Niyazi Gül Dörtnala (2015), Kara Bela (2015), Hayat Öpücüğü (2015), Dedemin Fişi (2016), Annemin Yarası (2016), Küçük Esnaf (2016), El Değmemiş Aşk (2016), Bir Baba Hindu (2016), Ekşi Elmalar (2016), Görümce (2016), Olanlar Oldu (2017), Fırıldak Ailesi (2017), İstanbul Kırmızısı (2017) ve Tatlım Tatlım (2017) vizyona girdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bu coğrafyanın her rengini barındıran işler</strong></p>
<p>Türk sinemasının en çok izlenen filmleri arasında yer alan &#8216;Vizontele&#8217; Güneydoğu&#8217;da, &#8216;Düğün Dernek&#8217; serisi Sivas&#8217;ta, &#8216;Eyyvah Eyvah&#8217; Çanakkale Geyikli&#8217;de, &#8216;Ekşi Elmalar&#8217; Hakkari ve Antalya&#8217;da çekildi. BKM filmlerinde Türkiye&#8217;nin neredeyse her köşesinden ayrı bir hikaye seyirci ile buluşabildi. Böylece herkes bir karakteri veya bir konuyu kendine daha yakın bulabildi. BKM&#8217;nin bu geniş çerçevesi, birçok sinema filminin de BKM çatısı altında yapılmasına olanak sağladı. Oyuncular, senaristler ve yönetmenler daha özgür bir alanda çalışma imkanı bulabildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yeşilçam tadında filmler</strong></p>
<p>BKM filmleri için genellikle &#8216;Yeşilçam tadında, sıcaklığında&#8217; yorumları yapılır. Çünkü amaç tek bir star ismi alıp gişeye oynayacak filmler yapmak değil hiçbir zaman. Öncelikli olan konu ve karakterler. Eyyvah Eyvah&#8217;da Hüseyin Badem, Düğün Dernek&#8217;te Fikret ve Çetin, Deliha&#8217;da Zeliha bizden biri. Kardeşimiz, komşumuz belki de bir akrabamız&#8230; Diyaloglar, yaşananlar yabancı değil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>En büyük ihtiyaç komedi</strong></p>
<p>Türk halkı tarihi boyunca zorlu dönemlerden geçti. Bu yüzden sinema her zaman bir nefes alma, başka dünyalara yolculuk yaparak zor günlerde biraz da olsa acıları hafifletme görevi üstlendi. Bunu çok iyi bilen BKM ekibi, tiyatrodan da gelen alışkanlıkla ağırlıklı olarak komedi türünde filmler yapmayı tercih etti. Dram türündeki yapımlarda dahi yer yer güldürmeyi eksik etmedi. Böylece Türk halkının en büyük ihtiyaçlarından birini karşıladı: Gülmek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ancak, bu ihtiyacı karşılarken çok acele etmemesi de biz sinemaseverlerin en büyük dileği. Kalitesiyle, özgünlüğüyle bundan yıllar yıllar sonra da hatırlanacak filmler yaparken arada sadece gişe amaçlı, şaşırtan yapımlar da yapılıyor. Bir işi belli bir zirveye çıkardıktan sonra çok aşağısını yapmak büyük hayal kırıklıkları yaratabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KUTU:</strong></p>
<p><strong>BKM Plato kuruluyor</strong></p>
<p>Sinema yatırımlarına ağırlık veren BKM, yine kazandığını sanata yatırmayı da ihmal etmiyor. Köyceğiz&#8217;in Döğüşbelen Köyü&#8217;nde &#8216;BKM Plato&#8217; adıyla film platosu kuruyor. Ve, Türk Sineması&#8217;nı uluslararası platformlara taşımak için tüm gücüyle çalışıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KUTU:</strong></p>
<p>BKM&#8217;nin en çok gişe yapan 10 filminin seyirci sayısı şöyle:</p>
<p>10- Dedemin Fişi: 2.015.665</p>
<p>9- Eyyvah Eyvah: 2.459.815</p>
<p>8- Organize İşler: 2.618.244</p>
<p>7- Vizontele Tuuba: 2.894.802</p>
<p>6- Vizontele: 3.308.120</p>
<p>5- Eyyvah Eyvah 3: 3.414.212</p>
<p>4- Eyyvah Eyvah 2: 3.947.988</p>
<p>3- G.O.R.A.: 4.001.711</p>
<p>2- Düğün Dernek 2: Sünnet: 6.072.509</p>
<p>1- Düğün Dernek: 6.980.070</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/turk-sinemasinin-komedi-fabrikasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
