<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özge Özberk &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/ozge-ozberk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Dec 2018 11:17:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Özge Özberk: Yeter artık sonraki filmde ben de varım</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/12/11/ozge-ozberk-yeter-artik-sonraki-filmde-ben-de-varim/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/12/11/ozge-ozberk-yeter-artik-sonraki-filmde-ben-de-varim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2018 11:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Beni Hatırla]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özberk]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11449</guid>

					<description><![CDATA[Çağan Irmak&#8217;ın son filmi Beni Hatırla filminde yer alan Özge Özberk filme nasıl katıldığının hikayesini anlattı. Özge Özberk sinemamızın yetenekli ve tecrübeli ismi. Çağan Irmak&#8217;tan Biket İlhan&#8217;a, Murat saraçoğlu&#8217;na kadar bir çok iyi yönetmenle çalıştı. Hem kariyerini hem de son filminin çekim hikayesini kendinden dinledik&#8230; Senaryoyu okuduğunuzda sizi etkileyen şey neydi? Çağan’ın son filmi, Çocuklar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çağan Irmak&#8217;ın son filmi Beni Hatırla filminde yer alan Özge Özberk filme nasıl katıldığının hikayesini anlattı.</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11452" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-746x420.jpg 746w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/DSC04932-1920x1080.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>Özge Özberk sinemamızın yetenekli ve tecrübeli ismi. Çağan Irmak&#8217;tan Biket İlhan&#8217;a, Murat saraçoğlu&#8217;na kadar bir çok iyi yönetmenle çalıştı. Hem kariyerini hem de son filminin çekim hikayesini kendinden dinledik&#8230;</strong></p>
<p><strong>Senaryoyu okuduğunuzda sizi etkileyen şey neydi? </strong></p>
<p>Çağan’ın son filmi, Çocuklar Sana Emanet’i seyrettikten sonra ona mesaj attım yeter artık sonraki filmde ben de varım çok özledim diye.. Bir süre sonra beni aradı bir senaryo yazdım ters köşe bir kadın var bakalım ne hissedeceksin diye&#8230;Tabii ki öncelikle hikayeye bayıldım. kadının hikayesi çok etkileyiciydi. İlk kez ‘Bizi Hatırla’ filminde beni bambaşka bir karakterle izleyecek seyirci.Aile ilişkilerinizde kaçırdığınız duyguları telafi etmek adına bu film herkese iyi gelecek.</p>
<p><strong>Rolünüzden bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p>Ben, ailenin gelini Ece rolünü canlandırıyorum. İlk bakışta tam bir şehirli dergi kadını. Hayatın dergilerdeki yaşamlardan ibaret olduğunu sanan bir kadın aslında.. Babanın eve gelişiyle hayatında yüzleşmek zorunda kaldığı ve sustuğu konuları haykırmak zorunda kalıyor.. Her duygunun karşılığının alınabileceği tanıdık hikayelerden oluşan çok güzel bir Çağan Irmak filmi, Bizi Hatırla’nın seyirciyle buluşmuş olmasının büyük heyecanını yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Bizi Hatırla kent yaşamını</strong><strong>n zorladığı çekirdek aile yapısının yarattığı sıkıntılara da bakış atan bir film. Kendi yaşam tecrübenizden filme neler kattınız? Filmi izledikten sonra sizde uyandırdığı duygu neydi?</strong></p>
<p>Filmin içeriğinde kentin çekirdek aile yapısına yarattığı sıkıntılar değil, tam tersine bu çekirdek aileye dışarıdan gelen iyi niyetli olduğunu düşündüğümüz bir müdahale sonucu her bir bireyin kendine özgü iççe dönüş ve temel düşünce değişimlerini görüyoruz.. Kendi hayatımdan, yaşadıklarımdan veya tecrübelerimden herhangi bir şey kattığımı düşünmüyorum.. Ece, benim yapıma kafaca çok uzak bir karakter. Ece’ye yukarıdan baktığımızda öz değerlerinden çok uzak kalmış, çocuklarıyla iletişimde ergen kızı için, ‘nefret doğurmuşum’ diyebilecek kadar zayıf, onu heyecanlandıran tek şeyin dergilerdeki dedikodular olduğunu görüyoruz.. Temelde klasik, mutlu bir aile tablosu görüyoruz. Ece’nin geçmişte yaşadığı travma filmin bütününe müthiş yansıyor.Filmi ilk kez izlediğimde senaryoyu bilmeme rağmen inanılmaz etkilendim. Kelimelerin ete kemiğe bürünmesi, etkili müzikle beraber olağanüstü etkili olmuş ve değerli kılmış.</p>
<p><strong>Taşrada geniş aile vardır ve ailenin büyükleri evde saygı görür, çocuklarıyla yaşarlar. Ama şehirde deminki soruda da değindiğimiz gibi bu iş biraz zor. Bakım evleri, Huzur evleri daha yeni yeni toplumsal hayata giriyor. bu konudaki düşünceniz nedir?</strong></p>
<p>İnsanlar yaşlandıkça arkadaş arıyor, konuşmak istiyorlar. Geçmişini, hastalıklarını, ağrılarını, hüzünlerini yaşadığı tüm hikayelerini, kaybettiklerini, kazandıklarını.. Rahmetli anneannemden biliyorum… Bizimle beraber yaşıyordu ve yaş almaya başladıkça kapının çalıp komşularının gelmemesinden daha çok şikayet etmeye başlamıştı. Biz de ona her seferinde işleri var, vakitleri yok, diyorduk. Şimdi bu filmle daha çok anlıyorum bu cümlelerin gerçekliliğini. Artık kendimizi aklama yöntemimiz, görüntülü telefonlar.. Aynı şey mi? Tabii ki hayır.. Sarılmanın yerini hiç bir şey tutamaz. Şehir hayatı koşturmacasının içinde dağılıp gidiyoruz, vakit ayıramıyoruz, konuşamıyoruz. Bu yüzden onların arkadaş ortamlarının, mutlu olabilecekleri ortamlarının en iyisinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Şahsen ben kendi adıma kimseye yük olmamak için bunu dilerdim.</p>
<p><strong>Türk sinemasında şehirli insanın hikayeleri fazlaca işlenmez. Ama son zamanlarda filmlerimiz daha çok kentli toplum hikayelerine dönüşmeyle başladı. Bu konuda ne dersiniz?</strong></p>
<p>Bu bir furya bence.. Dizilerde, filmlerde tutan işler üzerine hikaye üretmek kolaya kaçmak. Bir dönem ‘hanımağa’ dizileri popülerken, mafyavari işler ve arkasından romantik komediler furyası başladı.. Sosyal iletişim mecraları çoğaldıkça artık herkes her yaşamı bilir oldu. Kentsel hikayelerin fazlalaştığını düşünmüyorum açıkçası.. Genel bir arz talep meselesi..</p>
<p><strong>Babam ve Oğlum&#8217;dan sonra yine bir baba-oğul hikayesinde Çağan Irmak ile beraber çalışıyorsunuz. Nostaljik bir tecrübe oldu diyebilir miyiz? Irmak ile çalışmak nasıl bir deneyim?</strong></p>
<p>Çağanla çalışmaya ilk kez ‘Çemberimde Gün Oya’ projesiyle başladım.Daha sonra ‘Babam ve Oğlum’ da beraber çalıştık.Aradan 13 sene geçti ve ‘Bizi Hatırla’ filmi ile bir araya geldik.Sanki her şey bıraktığım gibiydi..Çağan’ın koca bir dünyayı tek bir kelimeye bazen bir bakışa sığdırabilecek güçte yeteneğe sahip..</p>
<p><strong>Siz dramdan komediye birçok farklı rolü ü</strong><strong>stlendiniz. Kendinizi en çok hangi türde tatmin olmuş hissediyorsunuz? Tercihiniz hangisidir?</strong></p>
<p>Televizyonda, dramanın içine doğdum.. Yaklaşık 20 yıl boyunca da bu böyle devam etti.Artık drama benim kanımda var.. Fakat tiyatro sahnesinde enerjimi komediye yakın buluyorum ve komedi oynamaktan daha çok zevk alıyorum..</p>
<p><strong>Sizin yapımcılık da yaptığınız bir projeniz oldu. Daha önce sizinle röportaj yaparken hatırlıyorum kamera arkasına da bir ilginizin olduğunu söylemiştiniz. Bu noktada neredesiniz? Hala bu şekilde devam ediyor musunuz? Yönetmenlik, senaristlik, yapımcılık… Nasıl gidecek bu iş?</strong></p>
<p>Sadece iyi oynamak.. Gerisi bu işi diğer insanlara ulaştırmak, yani işi tamamlayarak tanıtmak.. Bu çok meşakkatlı bir süreç.. Yol arkadaşlarınızın güvenilir ve akıl verenleriniz tecrübeli olması gerekiyor. En azından benim için öyle olması gerekiyordu.. Daha da önemlisi bu tecrübelere kulak asmak gerekiyor. Yapımcılıkta herşey bir zamanlama ve planlama meselesi baktığınızda.. Hiç de kolay değil.. Şimdilerde yazarlık demişken geçen yaz tamamladığım bir çocuk müzikali yazdım. Bu sömestr hayata geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum..</p>
<p><strong>Sinemada iki Cem Yılmaz, iki de Çağan Irmak filmi çektiniz bir de Yasemin Türkmenli’nin yönettiği ‘Evlenmeden Olmaz’ var. Bu beş film dışı</strong><strong>nda Biket İlhan ve Murat Saraçoğlu&#8217;nun yönettiği iki filmde daha oynadınız. Bu anlamda fazla sürpriz isimlerle çalışmadığınızı görü</strong><strong>yoruz. Kendinizi güvende hissetmek mi, yoksa böyle mi rast geldi seçimleriniz?</strong></p>
<p>Cem Yılmaz filmleri zaten GORA’nın devam filmleriydi. Ceku karakteriyle yer aldım.. Çağan Irmakla 13 yıl aradan sonra tekrar bu projede bir araya geldik..Süpriz isimler yok derken en iyileri var diyebiliriz 🙂</p>
<p><strong>Müjdat Gezen&#8217;den mezunsunuz. Oyunculuk sevdası sizde ne zaman başladı? Ailenizin yaklaşımı nasıl oldu?</strong></p>
<p>1994 yılında BKM’de sahneye adım attığım annda, doğru yerde, doğru meslekte olduğumu anlamıştım.. Bu bir hissiyat, önüne geçemezsiniz. Gece gündüz süren uzun prova sürecinden sonra o heyecanımı asla kaybetmedim.. Şu anda 13 Aralık’ta çıkacak olan oyunum için prova dönemindeyim.. 24 yıl önce ne hissediyorsam aynı heyecandayım. Ben tiyatroyu, okuduğum üniversiteyi bırakıpta seçtim.. Hiç pişman değilim. Ailemin dediği gibi , sen sevdiğin işi yaparsan başarı arkasından gelir..</p>
<p><strong>Tecrübeli bir oyuncusunuz, hem kamera arkası</strong><strong>na hem de önüne hakimsiniz. Genç oyuncu adayları için bir öğüt vermek istesiniz ilk olarak ne söylersiniz?</strong></p>
<p>Bu meslek dışarıdan göründüğü kadar kolay değil.. Hayatlarını adamaları, çok sevmeleri, çok okumaları, araştırmaları, bir çok şeyden feragat etmeleri gerekecek.. Kısa yoldan şöhret, kısa yoldan düşüş demektir.. Taşları teker teker emekle dizmek, kaliteyi ve başarıyı beraberine getirir.</p>
<p><strong>Filmle ilgili seyirciye, benim size sormadığım ama sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p>Son olarak şu anda provalarında olduğum Nobel Ödüllü yazar, Dario Fo’nun eşi France Rame ile birlikte yazdıkları tek kişilik komedi oyunumuz Sahne Maslak’ta, 13 Aralık’tan itibaren seyirciyle buluşacak.. Sahneyi, sevgili partnerim Kubilay Pendeklioğlu’yla paylaşıyorum.. Tiyatrosever herkesi oyunumuza bekleriz..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/12/11/ozge-ozberk-yeter-artik-sonraki-filmde-ben-de-varim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özge Özberk: Sosyal medya romantizmi öldürdü</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2015/11/30/ozge-ozberk-sosyal-medya-romantizmi-oldurdu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2015/11/30/ozge-ozberk-sosyal-medya-romantizmi-oldurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2015 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özberk]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=8245</guid>

					<description><![CDATA[Evlenmeden Olmaz filminin başrol oyuncusu Özge Özberk zaten çok zor olan romantik ilişkilerin sosyal medya sayesinde iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyledi. GORA, AROG, Mavi Gözlü Dev ve Babam ve Oğlum gibi filmleriyle tanıdığımız Özge Özberk son filmi Evlenmeden Olmaz&#8217;da kendisine evlilik teklif etmeyen sevgilisinden ayrılan ve müsait bir koca arayan genç kadını canlandırıyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evlenmeden Olmaz filminin başrol oyuncusu Özge Özberk zaten çok zor olan romantik ilişkilerin sosyal medya sayesinde iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını söyledi.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-8246" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/özge-özberk-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>GORA, AROG, Mavi Gözlü Dev ve Babam ve Oğlum gibi filmleriyle tanıdığımız Özge Özberk son filmi Evlenmeden Olmaz&#8217;da kendisine evlilik teklif etmeyen sevgilisinden ayrılan ve müsait bir koca arayan genç kadını canlandırıyor. Filmdeki ilişkiler gibi gerçek hayatta da sosyal medyanın insan ilişkileri üzerindeki etkisini şüpheyle karşılayan Özge Özberk bundan sonra her şey daha zor olacak diyor.</p>
<p>İlk film size geldiğinde dikkatinizi çeken şey ne oldu?</p>
<p>Hikaye o kadar günümüz ki… Aslında çok enteresan bir konu. Türkiye’nin gündüz kuşağında, kadınların evde olduğu bir saat diliminde, bu kadar çok evlenme programının revaçta olması, bu kadar popüler olması hakikaten düşündürücü. Aslında “Biz ne zaman bu kadar evlenme meraklısı olduk?” sorusu çok büyük bir soru işareti. Zeynep karakteri sevgilisine çok aşık, çok seviyor ve bir yuva kurma hayaliyle yaşıyor. Her genç kızın hayali olan o gelinliği giymek, o yüzüğü takmak istiyor ancak işler istediği gibi gitmiyor. O sırada bir görev geliyor dergiden, bu şekilde olan kadınların psikolojisini araştırması isteniyor. Zaten Zeynep o psikolojide. Ne yapacağını bilemiyor ve en sonunda kabul ediyor. Sonrasında bir eş bulma şirketinin sahibiyle tanışıyor, işler iyice sarpa sarıyor. Ve komedi ordan başlıyor.</p>
<p>Daha önce kadın hikayelerinin eksikliğinden bahsederdik. Ancak son zamanlarda kadın hikayelerinin özellikle komedi filmlerinde ortaya çıktığını görüyoruz. Bunun sebi sizce nedir?</p>
<p>Parantezi açtığımızda hepsinin içinde evlilik yok mu? Popüler bir konu bu. Aslında biraz da geriledi bu durum. Çünkü kendi ayaklarının üstünde duran kadın ilk etapta kendi başına yaşam mücadelesi verme peşinde. Yani önce ayakları yere bassın gerisi bir şekilde zaten gelir. Günümüzde zaten çalışan kadınlar bunu fazla düşünmüyorlar ancak diğer yandan hem aile baskısı hem çevre baskısı… İşte kız arkadaşlarıyla yaşıyor Zeynep mesela hem bundan kurtulma isteği vesaire.. Belki de geleceğe dair kaygıların başladığı andan itibaren evlilik ortaya çıkıyor. Beraber yol almak, sırtını yaslayabileceğin birisi olması… Hikaye çok popüler, çok günümüz ancak bu dünya kurulduğundan, insanlar var olduğundan, ilişkiler başladığından beri çözülebilmiş bir hikaye değil. Bunun üzerine çok fazla hikaye, tiyatro, roman, yazı var… Shakespeare ‘in işlediği yegane konudur zaten aşk, evlilik, ilişkiler… Kimse çözebilmiş değil. Sonuçta biz bugün burada bir şey çözmüyoruz ve yüzyıllar boyunca da bu projeler devam edecek. Çünkü çözülemeyen çok büyük bir soru işareti var.</p>
<p>Türk sinemasında şehirli insanın hikayeleri fazlaca işlenmez. ama son zamanlarda filmlerimiz daha çok kentli toplum hikayelerine dönüşmeyle başladı. Bu konuda nedersiniz?</p>
<p>İşin içine hemen sosyal medyayı sokalım, günümüz ve bu filmler… Yani ilişki durumunu belirleyen faktörleri. Takip ettiğimiz insanların ilişki durumlarını, ne yaptıklarını hemen öğrenebiliyoruz. Her şey ortada. Filmde de işliyoruz, işte ayrıldığı sevgilisini hemen sosyal medyadan ayrıldı diyor. Öbür taraf hemen bunun ciddi olup olmadığını anlayabiliyor. Önce bir karşı karşıya gel, konuş. Ama hayır varsa yoksa sosyal medya. Bunu sırf kıskandırmak için kullanan da var. işin içine bu sosyal medya girdiğinden beri işler çok zorlaştı aslına bakarsanız. Hem ilişkilerde hem aşkta hem yaşayışta… Karşılıklı iletişimin kopuşu… Karşılıklı yemeğe çıkıyorsunuz, bir elde telefon bir elle yemek yiyorsunuz…</p>
<p>Sosyal medya sizin hayatınızda da bu kadar baskın mı?</p>
<p>Değil aslında. Daha çok kendimi ifade etmek amacıyla kullanıyorum. Paylaşımlarım da hep bunun üzerine. Bu kadar önüme geçmesine izin vermemeye çalışıyorum.</p>
<p>Sosyal medya bu anlamda insanların romantizmini sizce köreltti mi?</p>
<p>Biraz önce dediğim gibi zaten yüzyıllardır bir çıkmazdaydık, sosyal medya da işin içine girdi iyice işin içinden çıkılamayacak bir hal aldı. Tabii ki zorlaştırdı ilişkileri. İnsanlar artık birbirleriyle konuşamayacak duruma geldiler. Bir gruba girdiğimizde bile ilk önce internet çekiyor mu diye soruyoruz birbirimize. Bu saatten sonra bu işin içinden çıkılabilir mi? Hiç sanmıyorum. Bu saatten sonra bence geri dönüşü yok.</p>
<p>Siz dramdan komediye birçok farklı rolü oturtabiliyorsunuz. Güzel kadın ve komedi ilişkisi artık Türk sinemasında işlemeye başladı mı?</p>
<p>Şöyle söyleyeyim, benim televizyon hayatım dramla başladı ancak BKM’den dolayı 10 yıllık bir komedi geçmişim var. Dolayısıyla terazinin iki tarafı da bende o kadar dengede ki insan artık iyi hissettiği projenin peşinden koşuyor. Drama ya da komedi, evet benim için dönem işlerinin yeri çok farklı. Drama sonuna kadar hissettiğim, bütünleştiğim yapıtlar, benim için çok önemli. Ancak komedide sosyal yapım olsun, hayata bakışım olsun, eğlenceli tarafım çok daha ağır basıyor. Hani belki de hissettiğim drama ama karakterim ve kişiliğim daha komedi. Bu yüzden de şanslı hissediyorum. Proje iyi bir projeyse bunun bence tiple çok alakası yok açıkcası. Senaristin yarattığı karaktere oyuncu uysun. Bence önemli olan olay bu.</p>
<p>Sizin yapımcılık da yaptığınız bir projeniz oldu. Daha önce sizinle röportaj yaparken hatırlıyorum kamera arkasına da bir ilginizin olduğunu söylemiştiniz. Bu noktada neredesiniz? Hala bu şekilde devam ediyor musunuz? Yönetmenlik, senaristlik, yapımcılık… Nasıl gidecek bu iş?</p>
<p>Meraklıyım. Kamera arkasına cidden çok meraklıyım, her şeyi çok heyecanla seyrediyorum. Bu sene 20. yılımı doldurdum. Muhakkak ki bunun eğitimi almak ve bu işi iyi bilen insanlarla yol almak gerekiyor. Bunu gördüm. Anneannemin çok enteresan bir hikayesi var, onu yazmaya başladım. 1920’lerde başlıyor hikaye. Benim bu hikayenin son 5 yılında, hikayenin içine girdiğim zamanlarda bunları çözüyor olmam… Ben 30 yıl anneannemle yaşadım ve son yılında onun hayatıyla ilgili çok enteresan şeyler öğrendim. Çok geç kaldım. Keşke daha erken bu işe girebilseydim ve ona sorarak bu hikayeyi yazabilseydim. Birkaç tane de komedi filmim var kısa, çok istiyorum onları çekmek. Bir tane de çocuk kitabı yazdım Mavi Kuş adında. Bunu da çocuk müzikaline çevirmek istiyorum. Yani çok fazla şey var kafamda.</p>
<p>Pekala, son soru olarak şunu sormak istiyorum, yeşilçam komedisi trajikomiktir. Yani draması çok güçlü bir komedidir. Fakat son zamanlardaki komediler daha absürt. Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Hangisinde tatmin oluyorsunuz?</p>
<p>Bir kere derdi olan sinema tabii ki daha çok ilgimizi çekiyor. Bir şeyler anlatıyor olmak, kendimizden bir şeyler katıyor olmak, bir karakter oluyor olmak… Bunlar çok önemli şeyler ama komedi işlerinde açıkcası bunun çok da derinine inemiyorsunuz. Senaryonun başı belli sonu belli. Çok derin bir dramatolojik araştırmaya girmenize gerek kalmıyor komedide. O an seyirciyi yakalıyorsunuz. Ama draması daha ön planda olan filmlerde filmin başından bir hikayeye başladığımız zaman “Acaba ne olacak?” sorusunu seyirciye sordurup kitleyebiliyorsunuz. Ancak bir komedi filminde filmin ortasından da başlayıp konuyu yakalayıp başını unutarak şen şakrak finaline doğru gidebiliyorsunuz. Ikisinin arasındaki fark bu. Dramanın gücü belki de burden geliyor. Ikisi de çok güzel. Komedide de o var, seyirciyi neresinden olursa olsun yakalayabiliyor.</p>
<p>Peki filmle ilgili seyirciye, benim size sormadığım ama sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p>Bakalım teknolojiyi nerelerde kullanamamışlar? Bütün o sosyal medya ilişkinin içinde. Eksiklerini bu filmle giderebilirler. Şakası bir yana biz çok keyif aldık seyrederken. Umarım çıktığında da seyirci en az bizim kadar keyif alabilir. Zira alabilirse bu bizim için en iyi gişedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2015/11/30/ozge-ozberk-sosyal-medya-romantizmi-oldurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
