<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mavi bisiklet &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/mavi-bisiklet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jul 2018 12:59:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Ümit Köreken: ÇOCUKLARI KULLANMAK BAŞKA, ONLAR İÇİN ÜRETİM YAPMAK BAŞKA…</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/12/28/umit-koreken-cocuklari-kullanmak-baska-onlar-icin-uretim-yapmak-baska/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/12/28/umit-koreken-cocuklari-kullanmak-baska-onlar-icin-uretim-yapmak-baska/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2016 12:56:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[gizem ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[mavi bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Köreken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9486</guid>

					<description><![CDATA[Mavi Bisiklet, 53. Uluslararası Antalya Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünden En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandı. Filmi yapımcı-senarist eşi Nursel Çetin ile 6 yıllık uzun uğraşlar sonucu çeken yönetmen Ümit Köreken, 2 Aralık’ta vizyona girecek ilk filminin hikayesini anlattı…  İlk filminizle En İyi Film başta olmak üzere 3 önemli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mavi Bisiklet, 53. Uluslararası Antalya Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünden En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini kazandı. Filmi yapımcı-senarist eşi Nursel Çetin ile 6 yıllık uzun uğraşlar sonucu çeken yönetmen Ümit Köreken, 2 Aralık’ta vizyona girecek ilk filminin hikayesini anlattı…</strong><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9487" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9-1920x1280.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/MaviBisiklet_KameraArkasi-9.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>İlk filminizle En İyi Film başta olmak üzere 3 önemli Altın Portakal’ın sahibi oldunuz, öncelikle tebrikler…</strong></p>
<p>Amacımızı taçlandıran bu ödül bizi bu yolda emin adımlarla yürümek konusunda daha da yüreklendirdi. Bu alanda öncü olduğumuzu ve benzer projelerin de yapılmaya başlandığını görmek bizi ayrıca sevindiren bir başka konu. Gönül verdiğimiz bu yolda çalışmalarımızı sürdüreceğimizi ve daha fazla çocuğa ulaşmayı hedeflediğimizi de belirtmek isterim. En azından sinema sektöründe elimizden gelenleri yaparak Dünya çocuklarının çocukluklarını doyasıya yaşaması dileğiyle yolumuza devam edeceğiz. Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu gibi ustalar ve Babamın Kanatları, Albüm gibi başarılı ilk filmlerle yarışmak gurur vericiydi.</p>
<p><strong>Sizi biraz tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>Sinema okumadım, bunu söyleyerek başlayayım. (gülüyor) İşletme mezunuyum ama yazar kökenliyim. Oyun ve öykü yazarıyım aslında. Bu bir ilk film, elbette eksikleri vardır. Beni sinema mezunu değilim. Bildiklerimiz, gördüklerimiz ve öğrendiklerimizle bir film yaptık. Samimiyetimiz seyirciye gittiğimiz her yerde ulaştı. İran sinemasını çok seviyorum. Benim en büyük ilham kaynağıdır. İskandinav hatta daha çok Kuzey Avrupa sinemasını çok seviyorum. Görüntü yönetmenimiz Alman, filmde İran Sineması’ndaki sıcaklıkla, Kuzey Avrupa’nın soğukluğunu bir potada eritmeye çalıştık.</p>
<p><strong>Ne tarz öyküler ve oyunlar yazıyordunuz?</strong></p>
<p>Çocuk oyunları… Eşimin çocuklar üzerine ciddi çalışmaları vardı. Onunla tanıştıktan ve evlendikten sonra ikimiz kafa kafaya verip birlikte çalışmaya başladık. 4 yıl Erzurum’da yaşadık, orada bir merkezde çocuklara eğitimler verdik, çocuk oyunları yazdık, devlet tiyatrolarına verdik hatta bir kitabımız bile çıktı.</p>
<p><strong>Mavi Bisiklet’in hikayesi bu süreçte mi şekillenmeye başladı?</strong></p>
<p>Yalnızca bu süreç değil, benim çocukluğumdan, senaryo eşim Nursen’in öykülerinden ve bir gazete haberinden oluşuyor. Tüm bunları birleştirip bir tiyatro oyunu yazdık. Bu filmi yaparken 3 hedefimiz var. İlki çocuklarla yaptığımız 2 yıllık ön çalışma ile onların hayatına bir anlam katma, bir diğeri tüm dünyaya bu filmi ulaştırma sonuncusu ise Türkiye’deki okullara ulaşarak (özellikle 9-14 yaş arası) çocuklara bu filmi izletebilmek.</p>
<p><strong>Mavi Bisiklet tiyatro uyarlaması mı?</strong></p>
<p>Evet, sonra devlet tiyatrosunda oyunlarımızı okuyan bir yönetmen öykünün sinemaya çok yatkın olduğunu söyledi. Çok iyi birer film izleyicisiydik ancak film yapmak gibi bir niyetimiz yoktu. Daha sonra bu fikir üzerine düşünmeye başladık.</p>
<p><strong>Sinema filmi yapma konusundaki en büyük motivasyonunuz ne oldu?</strong></p>
<p>Mavi Bisiklet’i daha geniş kitlelere ulaştırabilecek olma ihtimali diyebilirim. 2010 yılında Kültür Bakanlığı’ndan senaryo geliştirme desteği aldık. 2012 yılında Köprüde Buluşmalar’a seçildik. Orada uluslararası nasıl çalışabileceğimi gördük. 2013 yılında ise yapım desteğine başvurduk. Ben o arada işi öğrenmek için iki kısa film çektim.</p>
<p><strong>Buarada Avrupa’nın en büyük ve prestijli Çocuk Filmleri Festivali olan Cinekid’e seçildiniz…</strong></p>
<p>Amsterdam’da bu festivale başvuran 33 proje vardı. Türkiye’den ise yalnızca bir katıldık. Orada en iyi proje ödülünü aldık ve Alman ortağımızı bulduk. Onunla bir takım fonlara başvurduk ve filmi ancak 2015’te çekebildik. 2016 yılında post prodüksiyonu bitti ve dünya prömiyerimizi Berlin Film Festivali’nde yaptık.</p>
<p><strong>Şu ana kadar kaç festivale katıldınız?</strong></p>
<p>Yaklaşık 20 festival oldu. Rusya’dan İsrail’e; Colombia’dan Bangladeş’e uzanan coğrafya itibariyle çok farklı yerlere gitti. Her gittiğimiz ülkede büyük bir ilgiyle karşılandı. Berlin’de aynı anda 3 salonda gösterildi. Oraya çocukları da götürmüştük, çıkışta onlardan imza alabilmek için kuyruklar oldu. Sonuçtan çok memnunuz. Keşke bizim ülkemizde de Berlin’de olduğu gibi bir Generation bölümü olsa… Böylelikle çocukluktan gelen bir festival geleneği yaratabiliriz diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Çocuk oyuncuyla çalışmak kolay mı sizce?</strong></p>
<p>Çocuklarla çalışmak kolaydır diyen, çocuğun dilinden anlamıyordur. Tabii çocuğu ailesiyle birlikte sabah 5’ten akşam 8’e kadar bağırıp çağırarak sette çalıştırıyorsanız kolaydır. Çocuğu 5 saatten fazla çalıştırmamak gerekiyor, bizde henüz yasası yok ama bu etki bir kural. Eğer onları birer birey olarak görüp fikirlerine değer verirseniz çok güzel sonuçlar çıkıyor.</p>
<p><strong>Siz nasıl bir çalışma yöntemi uyguladınız?</strong></p>
<p>Biz 2012 yılında filmi Akşehir’de çekmeye karar verdiğimiz andan itibaren tek tek tüm okulları, köyleri dolaşarak filmin duyurusunu yaptık. 2 yıllık bir eğitim sözü verdik ve o zaman zarfı boyunca sık sık giderek hem aileler hem de çocuklarla toplantılar yaptık. Başta 400 çocuk vardı, ön yapımda 100 çocuğa düştü. Bu çocukların tamamı bir şekilde filmde rol aldı. Bu ciddi maliyet gerektiren bir şeydi, bize İstanbul’da cast ajansları var, çocuğu oradan alıp götürün dediler.</p>
<p><strong>Neler yaptınız çocuklarla?</strong></p>
<p>Nursen zaten drama lideri… Bir program hazırladık ön yapım için. Öncesinde sinemanın temel ilkeleri, doğaçlama, tiyatro gibi konular hakkında eğitimler verdik ve inanılmaz sonuçlar aldık. Sonra çocuklara senaryo vermeden, senaryodan hak, adalet, demokrasi gibi kavramlar çıkartarak çocuklarla çalıştık. Mesela filmdeki afişi çocuklar tasardı. Bunun gibi daha birçok şey var. Kolektif bir çalışma oldu yani. Ayrıca çocuklara bu çalışmalara katıldıklarına dair bir de sertifika hazırlığı içerisindeyiz. Belki ileride başka kapıların açılmasını sağlar, referans olur.</p>
<p><strong>Gelelim Türk Sineması’nda son yıllarda yükselen “Çocuk Filmleri” furyasına… Meselenin muhataplarından biri olarak ne düşünüyorsunuz bu konuda?</strong></p>
<p>Güzel bir konuyu değindiniz, güzel bir cevap vermeye çalışacağım. (gülüyor) Bizim hedefimiz hiçbir zaman çocukları kullanarak bir yerlere gelmek değildi. Zaten yıllardır çocuklarla çalışıyoruz. İlk filmini çocuklarla yapanların, ikinci, üçüncü filmlerinde yine çocuklarla çalışmaya devam etmelerini, bunu bir basamak olarak görmemelerini bekliyorum.</p>
<p><strong>Sizin bundan sonraki projeleriniz hep çocuklar üzerine mi olacak?</strong></p>
<p>Evet, ikinci projemiz Antalya’da forumdaydı, o da bir çocuğun hikayesi. Üçüncü projemizi yazıyoruz şu an da o da bir çocuğun hikayesi… Çocukları kullanmak başka, çocuklar için üretim yapmak başka bir şey… 5 sene sonra bir araya geldiğimizde bu konuyu tekrar konuşuruz. (gülerek) Ödül kazanmasak da bu anlayışla film yapmaya devam edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/12/28/umit-koreken-cocuklari-kullanmak-baska-onlar-icin-uretim-yapmak-baska/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi en risksiz renktir!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/mavi-en-risksiz-renktir/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/mavi-en-risksiz-renktir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 15:14:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[banu bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[mavi bisiklet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9322</guid>

					<description><![CDATA[Antalya Film Festivali yine sonuçlarıyla çok konuşulacak bir festivale el attı ama… Ama’sı yazıda! Antalya Film Festivali’nin 53.’sünü de hayretle geride bıraktık. Çünkü Semih Kaplanoğlu başkanlığındaki ulusal jüri ‘mavi en risksiz, renksiz renktir’ diyerek, festivalin neredeyse en ‘söylemsiz’ filmine en iyi senaryo, en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini yığmayı uygun gördüler. Mavi Bisiklet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antalya Film Festivali yine sonuçlarıyla çok konuşulacak bir festivale el attı ama… Ama’sı yazıda! </strong>Antalya Film Festivali’nin 53.’sünü de hayretle geride bıraktık. Çünkü Semih Kaplanoğlu başkanlığındaki ulusal jüri ‘mavi en risksiz, renksiz renktir’ diyerek, festivalin neredeyse en ‘söylemsiz’ filmine en iyi senaryo, en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini yığmayı uygun gördüler. Mavi Bisiklet kötü bir film değil ama jürinin gözünde bu kadar öne çıkacak ne yaptı diye düşündürtüyor açıkçası! Hele de Tereddüt, Babamın Kanatları, Albüm, Rüya ve Rüzgarda Salınan Nilüfer gibi filmler varken! Tereddüt’ü izledikten sonra gittikçe muhafazakar çizgisini işaretlerle anlatmayı uygun gören Semih Kaplanoğlu’ndan o filme ödül gitmeyeceğini anladım ve bunu da ‘kayıtsız’ kalmakla anlatmaya çalıştım gerçekten de ve jüri kayıtsız kalmayı tercih etti. Aslında Mavi Bisiklet festivalin dolu dizgin gitmeye çalıştığı o dar çizgiye o kadar iyi bir işaret ki… Festival politik ve cinsel imgelerden uzak, bir nevi İran sineması misali çocuk dünyasının saflığında olan bitenden arınmaya / uzak durmaya çalışacak demek ki. Bir yandan da bugün Kerem Akça’yla konuştuğumuz gibi, bu sonuçlar üzerine aslında konuşacak, yazacak bir şey kalmıyor. Çünkü yazacak heves kalmıyor!</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9323" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları-1920x1280.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/juri-soruları.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Tabii bir yandan İran sineması ve çocuk imgesine sığınıyoruz ama İran sineması (her seferinde) Ashgar Farhadi’nin filmi The Salesman / Satıcı yetkin bir sinema diliyle karşımıza çıkıyor. Kadın ve erkek arasındaki dolambaçlı, ezici ve sorunlu ilişkilere odaklı yönetmen bu kez karısının namusuna sahip çıkmaya çalışan bir adamın dönüşümüyle sınıyor bizleri! Yani her ne kadar İranla organik bağı kalmasa da İranlı bir yönetmen olarak daha açık kapılardan, daha dolaylı hikayelerden oluşturuyor sinema dilini. Bizdeki gibi bir bisikletim olsun, bir de seveceğim bir kız sıkışmışlığında değil en azından…</p>
<p>Yeşim Ustaoğlu pek çok anlamda yeniliklerle karşımıza çıktı. Tabii ki işin cinsel kısmı kaybedip bulduğumuz bir gösterge olduğu için (ülkenin karma dengesi şaştığı için) pek sahiplenici davrandım kendi adıma. İki adının cinsel açmazları karşısında karşı karşıya gelip, bir dayanışma duygusu yaratması her şekilde iyi geliyor insana. Özelikle Ecem Uzun ve Funda Eryiğit arasındaki terapi sahnesi hem sabır sınayıcı, hem yeni hem de deneysel yanıyla hepimizi şaşkınlığa uğrattı kabul edelim! Rüzgarda Salınan Nilüfer ise tam tersi, iki kadın arasındaki dostane görünen rekabete odaklanıyordu ve onun da gözlemleri gayet yerindeydi! Ama jüri göremedi!</p>
<p>Tabii tereddüt Uluslararası yarışmanın açık ara şampiyonu oldu. En İyi yönetmen, En iyi kadın oyuncu ve en iyi film ödülleri Tereddüt’e verildi. Sanki ulusal jüri biz veremedik ama siz verin demiş gibiydi uluslararası jüriye. Bu da Ustaoğlu’nu daha memnun etmiş gibi geldi bana!</p>
<p>Festivalden bazı detayları da buraya sıralamak gerekirse Mehmet Özgür’ün en iyi kadın oyuncu ödülünü açıklarken aynı filmin yani Tereddüt’ün iki kadın oyuncusu arasında saniyelik bir rekabet yaratmaya çalıştı. Kendisi de oyuncu olan Özgür’ün bu davranışı hoş değildi. Adana’da En iyi Erkek Oyuncu ödülünü işçi sınıfına adayan Menderes Samancılar bu kez Suriyeli çocuklara adamayı uygun gördü aynı ödülünü. Her ne kadar kötücül düşünmek istemesem de Adana ve Antalya arasındaki söylem farkı iki festivalin farkını ortaya koyarken aynı zamanda ödül alanları da başka söylemlere mi itiyor demeden duramadım!</p>
<p>Festivalin Forum ve film TMR tarafının kısmını çok takip edemesem de yararlı bir platform olduğunu düşünüyorum. Hatta amacına ulaşamayan yarışmalardan daha iyi olduğunu söylemek bile mümkün! Ama Antalya Cannes Film Festivali modeli ya da en azından daha uluslararası filmlere öykünme suretiyle para ödülü değil de prestij üzerinden gitmeye çalıştığının altını sürekli çizse de Mavi Bisiklet’le prestij olmuyor işte. Ya da ülkenin şaftı kaymışken neyin prestiji! Bu parasızlıkta herkes bir çıkış yolu ararken üstelik! Ama Forum ve TMR devam etmeli duygusu uyandırıyor.</p>
<p>Ulusal ve uluslararası yarışmanın AKM’de yapılan gösterimleri ise festival direktörü Elif Dağdeviren’in tek kişilik şovuyla başladı her gün. Her seanstan önce neredeyse yirmi dakikayı bulan ve aynı cümlelerle aynı jüri üyelerine tekrarlanan övgüler gerçekten de bıktırdı diyebilirim. Bu yüzden bir sonraki seansları kaçırıp, rüzgarda salınan nilüfer gibi boşlukta kaldığımız da doğrudur. Bu kadar baskın olmaya, bu kadar bastırıcı olmaya ne gerek var bilemedim. Başka festivallerin de direktörleri var ama onları koca festival boyunca belki ancak bir kere görüyoruz. Bu sunuculuk gayet keyifli ya da egosantrik bir iş olmalı ki, Forum ödülleri gecesinde de sunucu olarak Elif Dağdeviren ve Zeynep Özbatur’u gördük yine! Yani kimseye muhtaç olmadan, kendi yağınla kavrulmanın festivalce adı bu olsa gerek!</p>
<p>Bir yandan politik soru sormayın diye uyarı alan gazetecilerden, Turkuvaz Grubu’nun ana basın sponsor olmasıyla her röportaja ‘benim’ edasıyla yaklaşmasından ve ‘şu yönetmen sadece sabaha konuştu’ (konuşturmadınız) demeçlerinden sonra festival ve basın ilişkisi de sorgulanması gerekenler arasına girdi! Zaten girmişti ama çağırdıkları basına bile kota koymak ilginç! Ama ilginçtir 15 Temmuz’u bile konuşmak yasaktı, politikadan uzak düşelim kafası gerçekten de yorucu….</p>
<p>Festivalin kısa film ve belgesel yarışmalarını kaldırıp, bütün yükü seyirciye atıp, izleyici ödülüyle işin içinden çıkmaya çalışması bu kadar köklü bir festivale gerçekten yakışmıyor. Yani sorunu aşmak yerine üzerine çizgi çizmek değil, daha yapıcı çözümler bekliyor bu ülkenin kısacıları ve belgeselcileri. Ve SİYAD ödüllü de yok tabi, birçok SİYADLI arkadaşım da yoktu. Bu konuda festivalin bir çalışması oluyor mu acaba? Kalan sağlar bizimdir bakış açısıyla ülke sineması / festivalleri adına karar vermek gerçekten de çok ilginç bir davranış! Malatya Festivali de valinin iki dudağı arasından uçup gitti mesela… Burada da iki dudaklar hakim maalesef!</p>
<p>Tabii Gülten Taranç’tan bahsetmeden olmaz. Yağmurlar’da Yıkansam filmiyle festivalin Rengahenk seçkisinde seyirci ödülü kazanması ve ödülünü kadınlara adaması, şişman olduğu için iş bulamadığını ve filmini banka kredisiyle çektiğini söylemesi bir anda onu festivalin gündemine oturttu. 25 yaşındaki bu genç kadın enerjisiyle, azmi ve sempatisiyle dikkat çekti. Umarım diğer filmleri için önü açılır. Kendisi festivalin renkli yüzlerinden biri oldu diyebilirim!</p>
<p>Ben yine dediğimi tekrar edeceğim, sinema yazarları ya da gazeteciler festivalle ilgili övgü ve yergi hakkını saklı tutar! Bir sene över, diğer yıl yerebilir! Benim ki biraz yergi dolu bir yazı oldu kabul ediyorum ama bu festivali yıllardır yerinde takip eden biri olarak, bu festivalin en iyi şekilde, demokrat, hakkaniyetli ve herkesi kucaklamaya çalışarak devam etmesini istiyorum. Festivaller bizim, bırakmaya da kıyamıyorum o yüzden… Bu sene gitmek için fazlaca dil ve çaba döktük yine… O çaba ve dili yine döküyorum ortaya diyelim…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/mavi-en-risksiz-renktir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
