<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kusursuzlar &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/kusursuzlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2018 13:26:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İpek Türktan: Kentli kadın korkularını daha çok baskılıyor</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/ipek-turktan-kentli-kadin-korkularini-daha-cok-baskiliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/ipek-turktan-kentli-kadin-korkularini-daha-cok-baskiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2014 14:19:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ipek türktan]]></category>
		<category><![CDATA[Kusursuzlar]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=6233</guid>

					<description><![CDATA[Bu hafta vizyona giren Kusursuzlar filminin başrol oyuncusu İpek Türktan, kadına şiddetin sadece köyde veya varoşlarda yaşanmadığını kentli kadının da bundan muzdarip olduğunu ama bunu daha çok sakladığını söyledi&#8230; Türk sineması oyuncu anlamında bir darboğazda. Ama hiç beklenmedik bir yerde bir performans görüyorsunuz ve bu oyuncuyu şimdiye kadar niye hiç filmlerde görmedik diye kendinize soruyorsunuz. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu hafta vizyona giren Kusursuzlar filminin başrol oyuncusu İpek Türktan, kadına şiddetin sadece köyde veya varoşlarda yaşanmadığını kentli kadının da bundan muzdarip olduğunu ama bunu daha çok sakladığını söyledi&#8230;</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ipek-türktan.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6234" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ipek-türktan.jpg" alt="" width="661" height="808" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ipek-türktan.jpg 661w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ipek-türktan-245x300.jpg 245w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ipek-türktan-344x420.jpg 344w" sizes="(max-width: 661px) 100vw, 661px" /></a></p>
<p><strong>Türk sineması oyuncu anlamında bir darboğazda. Ama hiç beklenmedik bir yerde bir performans görüyorsunuz ve bu oyuncuyu şimdiye kadar niye hiç filmlerde görmedik diye kendinize soruyorsunuz. İşte böyle sürpriz isimlerden birini bu hafta konuk ettik. Sinemamızda çok az görülen iki kız kardeşin özelinde kadına şiddeti işleyen Kusursuzlar filminin oyuncusu İpek Türktan bize bu soruyu sordurdu. Filmdeki performansıyla Malatya film festivalinde de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Türktan sorularımızı cevapladı.</strong></p>
<p><strong>İlk önce senaryoyla başlayalım. Senaryoda size &#8220;Ben burada oynamak istiyorum&#8221; dedirten şey neydi?</strong></p>
<p>Bir kere böyle güçlü karakterlerin yazıldığı senaryolar bulmak, karşılaşmak çok zor. Bu benim ilk deneyimim bu arada film olarak. Özellikle bir kız kardeş ilişkisi olması çok cezbetti, benim de bir ablam var. Birçok ilişki çok tanıdık geldi ve çok samimi bir şekilde yazılmış olması beni çok etkiledi. İki güçlü kadın karakteri&#8230; Güçlü derken her rengiyle her haliyle, her zaafıyla görebildiğimiz iki kadın karakter olması.</p>
<p><strong>Sizin karakterinizin şöyle bir özelliği var, çok zayıf gözükürken çok güçlü olabilen bir karakter. Zaaflarını öne çıkartıp aslında çok güçlü olan bir karakter. Bunu nasıl yorumladınız?</strong></p>
<p>&#8220;Lale&#8221; karakteri hem pasif, hem agresif. Bir psikologla çalıştık bu karakteri çalışırken. Bu şekilde travma geçirmiş bir kadının geçireceği süreçler, dönemler üzerine çalıştık. Ve birçok bilgi edindim fakat bu bilgileri nerede kullanacağımı bilmiyordum açıkçası çekimler başladığında. Bir anda o bilgiler işlemeye başladı, filmin içine sızmaya başladılar çekimler içerisinde. Aslında bunu söylersem filmin sonunu söylemiş gibi olacağım; Lale bir şiddet gördü ve o şiddet uygulayan kişinin enerjisi var içinde. Artık ne olursa olsun negatif de olsa bir ilişkiyi paylaşıyorlar. Bu ilişki, bu şiddeti uygulayan kişinin enerjisini kullandım güç olarak. Agresif çıkışlarının olduğu sahnelerde özellikle.</p>
<p><strong>Bu söylediğiniz kendi toplumumuzda kadın toplum ilişkisine de çok denk düşüyor. Çünkü sonuçta bildiğimiz gibi kadınlar da topluma göre rollerini alıp onun sertliğinde karşılık vermeye çalışıyorlar. </strong></p>
<p>Ve bunun için bazen erkeksi tavırları seçiyorlar, bazen bir yaratığa ait olan tavırları istemeden seçiyorlar. Ne kadar bastırırsanız o kadar daha farklı bir yaratık olarak çıkıyor. Aslında kadın/erkek olarak değil, bir insanın dramı olarak düşünmeye çalıştım.</p>
<p><strong>Ama toplumda belirli şeyleri insanların gözüne sokabilmek için kadın unsurunu öne çıkarmak zorundayız. Sizin filminiz de sonuçta bunu yapan filmlerden biri. Bir de üstüne üstlük tam da dönemine geliyor, kadına şiddetle ilgili birçok tartışma oluyor. Avrupa&#8217;daki birçok ülkeden daha fazla kadına şiddet olduğu ortada. Filminiz de tam bu noktada ortaya çıkıyor. Bununla ilgili bir yorum yapmak istiyor musunuz?</strong></p>
<p>Canlandırdığım için aslında çok mutluyum. Bunun üzerine çalıştığım için. Bunun üzerinde çalışırken kendi geçirdiğim süreç için. Bazı zamanlarda kendi kendimi de şaşırttığım için çekimler sırasında. Çünkü bu ortak bir bilinç kadınlar arasında, paylaşıyoruz, yaşamasak bile biliyoruz. Bilmesek bile bu bizde kodlu. Genlerimizde de kodlu. Ve bu yansıyıveriyor, ruhuna yansıyor, bedenine yansıyor. Ve su yolunu buluyor ve fışkırıyor oradan o baskı ve ona karşı tepki verememenin şiddetiyle tam da tarif edilemeyen bir çığlık çıkıyor bedenden.</p>
<p><strong>Filmdeki karakterin bir özelliği de üst tabakadan bir karakter olması. Biz çoğunlukla kadına şiddeti köy ya da varoş hikayelerinde anlatırız. Halbuki kadın toplumun her yerinde kadın ve her tür sınıfın içinde bir takım zorlukları var. Türk sinemasında çok azdır üst tabakadan hikayeler. Senaryoyu aldığınızda bu dikkatinizi çekti mi?</strong></p>
<p>Kesinlikle çekti. Kentte yaşayan kadınlar daha üstü kapalı daha da baskılayarak yaşıyorlar bunu&#8230; Biz de başka şekilde bastırıyoruz aslında, şiddet aynı şiddet. Tabii ki boyutları farklı, dozları farklı&#8230; Şekli farklı, yoldan çıktığımız an yaşadığımız şeyler. Erkeklerle beraber olunan bir toplulukta herhangi bir atölye çalışması da olabilir. Erkek hocanın sizinle göz kontağı kurmaması bile, bu da bir pasif şiddettir. Yokuz biz, yani.</p>
<p><strong>Sinema tecrübeniz oldu, dizi tecrübeniz zaten vardı. Bunların ikisinin farkları sizce nedir?</strong></p>
<p>Dizide pek bir şey anlamamışım. Daha hızlı, daha çabuk yetişmesi gereken bir program var. Yine de çok şanslıydım, harika bir setteydim. Çok az küçücük bir rol olduğu için belki de anlayamadım. Haftada bir gittiğim, bir iki saatimi alan bir işti. Üç sezon sürdü ama çok az haşır neşir olabildim kamerayla ve set ortamıyla. Ama sinema filmi ortamı, özellikle tiyatro ortamıyla karşılaştırabilirim, bence bambaşka. Bambaşka bir disiplin. Her gün başka bir şeye şaşırıyorduk Esra&#8217;yla (Esra Bezen Bilgin).</p>
<p><strong>Belki sizin için bu soru biraz erken ama benim her kadın oyuncuya sorduğum sorudur bu. Türk sinemasında 1980&#8217;le ve 90&#8217;ların ortasına kadar feminizmin etki ettiği filmler seyrettik ve bunun simge oyuncuları, yönetmenleri vardı. Fakat yıl 2013, neredeyse yirmi yıl geçmiş ve biz Türk sinemasına ilerliyor diyoruz, siz bu konuda sinemada bir geriye adım atıldığını düşünüyor musunuz? Hem yönetmenler, senaryolar bazında, hem de bunun faturasını ödemeye aday oyuncular anlamında bir cesaretsizlik söz konusu mu?</strong></p>
<p>Cesaretsizlik diyemeyeceğim. Bu bir dönem oldu, dizi furyasıyla beraber insanların ilgi odağı değişti ve toplum ne istiyorsa o tarafa yönelme oldu, sinema sektörünün de kafası karışmış olabilir. Şu anda başka bir değişim var ben hissediyorum. Kadın oyuncular var elimizde, müthiş kadın oyuncular var. Fakat karakter yok oyuncu ne yapsın?</p>
<p><strong>Senaryo olmadığı için mi böyle yoksa oyuncuların da biraz toplumsal değerler, toplumsal baskı yüzünden geriye adım atmasıyla da mı ilgili? </strong></p>
<p>Belki de bazı maddi sebeplerle olabilir. Demek istediğim zamanı yok insanların, tiyatroya bile zamanları yok.</p>
<p><strong>Bir toplum kendini kadın hakları üzerinden ortaya koyar, toplumun gelişmişliği kriter olarak her zaman en net kadın haklarıyla anlaşılabilir. Bu anlamda kadın oyuncuların böyle bir dertleri olduğunu düşünüyor musunuz veya olması gerekiyor mu? Çünkü sanatçı sorumluluğu denen bir şey var sonuçta.</strong></p>
<p>Kesinlikle kadın oyuncuların bir derdi var. Bir kadın oyuncunun kendini geliştirebileceği fırsatlar çok az. Herhangi bir ortalama erkek oyuncu bile bir sürü tiyatroda, sinemada, dizide oynuyor. Çünkü bu bir tecrübedir, ne kadar çıkarsanız o kadar tecrübe kazanırsınız, ne kadar sahnedeyseniz o kadar gelişirsiniz. Bizim ise rollerimiz minicik aradan giriyor, erkek hikayelerine kayıyor. Bu tiyatroda da keza aynı şekilde. Kadın karakterler çok az yazılıyor, çok renksiz. Erkek gözüyle yazılıyor. Sorun yaşıyoruz. Ben 33 yaşındayken ilk defa tesadüfen bir filmle karşılaşabildim. Sekiz yıllık tiyatro oyuncusuyum, dört tane oyunda oynadım özel tiyatroda. Doğru projelerle doğru oyuncuların karşılaşması maalesef güç, kadınlar için daha da zor.</p>
<p><strong>Bu filmde bir de ödül alındı Malatya Film Festivali&#8217;nde. Bunun kariyerinize ne gibi bir etkisi oldu? Daha fazla proje geldi mi?</strong></p>
<p>Hiçbir şey olmadı. Ödülün böyle bir etkisi var mıdır bilmiyorum. Ödül o yaptığınız projedeki performansınızı kutlayan bir ödül. Bu sizin her projede harikalar yaratacağınız anlama gelmiyor.</p>
<p><strong>Eğer endüstri olsa bunun endüstri için önemi olması, size de bir şeyler katıyor olması lazım. </strong></p>
<p>Ödülden alakasız olarak dublajda kısmetim çok. Bu aralar çok dublaj yapıyorum.</p>
<p><strong>Esra Bezen Bilgin ile beraber iki kardeşi oynuyorsunuz. İkinizin de ilk sinema filmi. Onun belki &#8220;Beş Vakit&#8221;te küçük bir rolü vardı. Fakat sonuçta belirli bir tecrübe kazandıracak bir kariyer değil. Bu perdede hiç belli olmuyor. Türkiye&#8217;de artık sinema oyuncusu ne yazık ki diziden geliyor, onun için bunun izleri hep görülür filmde. Ama sizde öyle bir şey yoktu. Bu acaba ikinizin de dizi tecrübesinin az olmasından mı kaynaklı? Bu olgunluğu nasıl yakaladınız perdede?</strong></p>
<p>Bu bence Esra yüzünden. Esra çok iyi bir tiyatro oyuncusu, gerçekten tiyatro camiasında büyük hayranları vardır. Ben de öyleyim, ders gibi gider izlerim. Onun hayranıyım, o kadar hayranıyım ki arkadaşı olamıyorum, öyle bir mesafeyi koyuveriyorum bir anda araya. Esra buna gülüyor tabii ne yapsın. Ve hatta bu Malatya&#8217;daki ödül de bence Esra sayesinde. İkimiz ortaya bir ilişki çıkardık. İyi anlaşıyoruz, birbirimizi çok seviyoruz. Yine yönetmenin de sayesinde, bizim beraber çalışmamıza da izin vermedi Ramin (Matin). Biz bir araya hiç gelmedik. Okuma provası hiç yapmadık, ayrı ayrı psikolog ve Ramin&#8217;le görüşüyorduk çekim zamanına kadar. Normal hayatta karşılaşıyorduk tabii ki, tiyatroda film üzerine konuşmadık. Fakat bir bağ var evet çok seviyoruz birbirimizi belki bu olabilir. Ve onun muhteşem yeteneğinden olabilir diyebilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/ipek-turktan-kentli-kadin-korkularini-daha-cok-baskiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100. yıla merhaba derken&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/100-yila-merhaba-derken/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/100-yila-merhaba-derken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2014 09:14:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözümün Nuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatboyu]]></category>
		<category><![CDATA[Köksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Kusursuzlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sen Aydınlatırsın Geceyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=6196</guid>

					<description><![CDATA[SERDAR AKBIYIK 2014 Türk sinemasının 100’üncü yılı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun 1. Dünya Savaşı&#8217;na girdiği ilk günlerde Ayestefanos&#8217;taki (Yeşilköy) Rus Anıtı yıkılırken, yedek subay Fuat Uzkınay tarafından görüntülenen ve &#8216;Ayestefanos&#8217;taki Rus Abidesinin Yıkılışı&#8217; adlı tarihi belgesel, ilk Türk filmi olarak kabul edildi. Peki böyle önemli bir yıl öncesi 99’uncu yılı yani 2013’ü nasıl geçirdik? 2013’te Türk sinemasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-6197" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o-1920x1281.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/475160_519943771405061_38132311_o.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>SERDAR AKBIYIK</p>
<p>2014 Türk sinemasının 100’üncü yılı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun 1. Dünya Savaşı&#8217;na girdiği ilk günlerde Ayestefanos&#8217;taki (Yeşilköy) Rus Anıtı yıkılırken, yedek subay Fuat Uzkınay tarafından görüntülenen ve &#8216;Ayestefanos&#8217;taki Rus Abidesinin Yıkılışı&#8217; adlı tarihi belgesel, ilk Türk filmi olarak kabul edildi. Peki böyle önemli bir yıl öncesi 99’uncu yılı yani 2013’ü nasıl geçirdik? 2013’te Türk sinemasında neler oldu? Kaç Türk filmi vizyon aldı, bunların kalitesi neydi? 13’ün uğursuzluğundan mıdır nedir, hangi ünlü isimleri art arda kaybettik?</p>
<p>2000’lerden itibaren başlayan üretimdeki artış 2013’te de devam etti. 89 Türk filmi vizyon aldı. 100. yılda 100 filmi hedefleyen endüstrimiz için iyi bir rakam. Özellikle içinde bulunduğumuz Aralık ayı, vizyon alan 17 Türk filmiyle rekor kırdı. Ben bu mesleğe başladığımdan beri bir ayda 17 Türk filminin vizyona girdiğini hiç görmemiştim.</p>
<p>Vizyona giren filmlerin kalitesinden bahsedecek olursak izleyicinin tercihleri de bize bazı ipuçları veriyor. Bütün bu filmler içinde Cem Yılmaz’ın Fundementals filmi 3 milyon 800 bin izleyiciyle en çok izlenen film oldu. Onun ardından ise yine iki komedi filmi sıralanıyor Celal ile Ceren ve geçen hafta vizyona giren Düğün Dernek. Bağımsız filmlerimiz ise izleyici bakımından yerlerde sürünüyor. Bu yılın en iyi üç filminden biri olan ve festivallerde birçok ödül alan Mahmut Fazıl Coşkun’un Yozgat Blues filmi 8 bin kişi tarafından ancak izlendi. Bu yılın kaliteli filmlerinden olan Onur Ünlü’nün Sen Aydınlatırsın Geceyi filmi ise yönetmenin filmi göstermek için yeterli salon bulamamasını protesto etmesi yüzünden vizyon dahi alamadı. Diğer filmlerimiz de 10 bin barajını aşmakta bile zorlandı. Bu verilere baktığımızda bu yıl Türk sinemasının en fazla seyredilen filminin Cem Yılmaz’ın sahne gösterisi olan Fundementals olması herhalde ağlanacak halimize gülmek olarak da adlandırılabilir. En fazla seyredilen filmimiz sinema bile değil.</p>
<p>Gelelim kaliteli filmlerin salon bulamama derdine. Bu konuda da çok çarpıcı bir örneğimiz var. Pelin Esmer’in yine bol ödüllü filmi Gözetleme Kulesi Türkiye’de zar zor beş kopya ile vizyon alırken Fransa’da 18 kopya ile vizyona girdi. Yani kaliteli filmlerimiz Avrupa’da Türkiye’den daha fazla sinema salonu buluyorlar. Bu sıkıntıya çözüm hedefiyle Başka Sinema projesi başlatıldı. Belki de bu yılın sinema adına en sevindirici olayı da bu. Büyük şirketlerin sinema salonlarında yer bulamayan filmlerimiz Başka Sinema’nın salonlarında vizyon alıyor. Şimdilik ağırlıklı İstanbul’da olan bu hizmet Anadolu’ya da yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Bu yılın en çarpıcı olaylarından biri de Kültür Bakanlığı’nın sinemaya yaptığı desteklerde bazı kriter değişikliklerine gitmeseydi. Birçok bağımsız sinemacı bu konuda büyük tepkiler gösterdi. Bu kararların en bilindik olanı ise 2012’nin çok ödül alan filmlerinden Tepenin Ardı’nın yönetmeni Emin Alper’in başvurusunun bakanlık tarafından reddedilmesiydi.</p>
<p>Festival dünyamızda büyük bir değişiklik olmadı. Yine önjürilerin seçimleri tartışma yarattı. İsmail Güneş’in Oscar aday adayı filmi geçen yıl nasıl Antalya önjürisi tarafından yarışmacı film olmaya yeterli gözükmediyse bu yıl da seçilemeyen filmlerle ilgili büyük tartışmalar çıktı. Bunların en fazla ses getirenlerinden biri de Kazım Öz’ün kendisine festival yönetimleri tarafından haksızlık yapıldığı iddiasıyla başlattığı tartışmaydı.</p>
<p>2013’te geçen yıllarda olduğu gibi ilk yönetmenlik denemelerinin fazlaca olduğu bir yıldı. Köksüz filmiyle Deniz Akçay, Gözümün Nuru ile Hakkı Kurtuluş – Melik Saraçoğlu, Mavi Dalga ile Merve Kayan ilk filmini çekip festivallerden ödülle dönen yönetmenler arasına isimlerini yazdırdılar. Bakalım önümüzdeki yıllarda ilk filmini çekip sonradan sessizliği gömülenlerden mi olacaklar yoksa başarılarını tekrarlayacaklar mı?</p>
<p>Oyuncularımıza gelirsek bu yıl iyice gözüktü ki artık Türk sinemasında sinema oyuncusu diye birşey kalmadı. Ya televizyon dizilerinden veya internet fenomenlerinden devşirme oyuncularla yoluna devam etti sinemamız. Düğün Dernek, Behzat Ç., Şevkat Yerimdar, Sabit Kanca bunlara örnek. En iyi erkek oyuncu dediğimizde herkesin dilinde Kıvanç Tatlıtuğ varsa, en iyi kadın oyuncu dendiğinde kafalara Beren Saat geliyorsa oyuncu anlamında Türk sinemasının üstüne bir bardak soğuk su içmemiz gerekir.</p>
<p>Kıvanç Tatlıtuğ demişken, Oscar aday adayımız Kelebeğin Rüyası’nın da Oscar’a katılamadığını hatırlatmak gerekiyor. Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği ve eşi Belçim Bilgin’in oynadığı filmin yurt dışı tanıtımına o kadar ağırlık verildiği halde yine hüsran yaşanması sinemamızın gelir geçer çözümlerle düzelmeyeceğinin kanıtı aslında.</p>
<p>2013 diğer yıllara göre çok daha fazla efsane isimleri kaybettiğimiz bir yıl oldu. Dinçer Çekmez, Alev Sururi, Metin Serezli, Tuncel Kurtiz, Macide Tanır, Tomris Oğuzalp, Mahir Özerdem gibi Türk sinemasının unutulmaz isimleri elveda dediler bize.</p>
<p>Son olarak da bu yıl vizyona giren Türk filmleri içinden en iyi 10 filmi sizin için seçtik&#8230; Bakalım hangilerini seyrettiniz?</p>
<ul>
<li>Yozgat Blues</li>
<li>Sen Aydınlatırsın Geceyi</li>
<li>Hayatboyu</li>
<li>Köksüz</li>
<li>Kusursuzlar</li>
<li>Gözümün Nuru</li>
<li>Tamam mıyız?</li>
<li>Zerre</li>
<li>Benim Dünyam</li>
<li>Güzelliğin On Par&#8217; Etmez</li>
</ul>
<p>yabancı</p>
<p>Tepelerin Ardında</p>
<p>Mavi Yasemin</p>
<p>No</p>
<p>Yerçekimi</p>
<p>Buraya Kadar</p>
<p>Ronin 47</p>
<p>Lincoln</p>
<p>Zincirsiz</p>
<p>Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak</p>
<p>Riddick</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ALPER TURGUT</p>
<p>Yerli filmlerin yine gişede kazanan olduğu bir yılı daha geride bıraktık, 50 milyon seyirci, 500 milyon hasılat, bu az, harbiden çok az… Nüfusu 75 milyonu aşan büyük bir ülkede, koca sene boyunca sinemaya hiç gitmemiş insanlar var, hiç kuşkusuz bunun nedeni, insanların beyazperde yerine ekranları seçmesidir. Evet, aptal kutusu televizyon, sinemanın geleceğini de tehdit ediyor, ne yazık ki… Üstelik sinema salonları, sanat yapıtlarına gönül veren festival seyircisiyle değil, gişe işi filmleri seven genel izleyici ile ayakta duruyor. Seyircinin en çok tercih ettiği filmler ise, yerli işi komediler… İlk on yapımdan altısı komediyse, yandığımızın resmidir, çünkü para kazanmak isteyen sinemacılar, zorlama, ucuz, sabun köpüğü gülünç işlere abanacak demektir. Aslında seyirciyi sinema salonlarına çekmek için formül çok basit, kolaya kaçmamak, ekip ruhundan sapmamak, gişe filmlerine kalite getirmek, gerçekten bu o kadar da zor değil! 7. Sanat’ın büyüsünü, kitlelere sirayet ettirmek, zaten her sinemacının boynunun borcu olması gerek, yanılıyor muyum?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild)</p>
<p>Geceyarısından Önce (Before Midnight)</p>
<p>Yerçekimi (Gravity)</p>
<p>Zafere Hücum (Rush)</p>
<p>Mavi Yasemin (Blue Jasmine)</p>
<p>Zincirsiz (Unchained)</p>
<p>Mavi En Sıcak Renktir (La vie d&#8217;Adèle)</p>
<p>No</p>
<p>Kutsal Motorlar (Holy Motors)</p>
<p>Onur Savaşı (Jagten)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Köksüz</p>
<p>Gözümün Nuru</p>
<p>Hayatboyu</p>
<p>Zerre</p>
<p>Eve Dönüş: Sarıkamış 1905</p>
<p>Hile Yolu</p>
<p>Kelebeğin Rüyası</p>
<p>Jin</p>
<p>ALİ ULVİ UYANIK</p>
<p>2013 yılı, gösterime giren film sayılarında son 25 yılın rekorlarıyla kapandı. Toplam 325 filmin 87 adedi yerliydi. Yabancı filmlerde alabildiğine çeşitlilik ve renklilik ziyadesiyle mutlu etti. Ancak yerlilerde &#8216;art house&#8217; filmlerimiz ilgiye değer olsa da, popüler filmlerimiz çoğunlukla nitleik yoksunuydu. Hollywood özentisi dökülen senaryolar, oyuncularla yönetmenler arasında perdeye yansıyan etkileşimsizlikler ve neredeyse tümünde rastlanan tartım sorunları , sayının değil kalitenin önemli olduğuna işaret ediyordu&#8230;Ama kimin umurunda ? Kötü filmlere seyirci para vermeye bayılıyor. O halde, alanın da satanın da razı olduğu bu ortamda biz film eleştirmenleri de ciddi işlerle ilgilenmek durumundayız. Geldiğimiz nokta, yazık ki bu !</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yabancı / 10</p>
<table width="445">
<tbody>
<tr>
<td width="143"><strong>Bir Hurdacının Hayatı</strong></td>
<td width="147"><strong>Epizoda u zivotu beraca zeljeza</strong></td>
<td width="155"><strong>Danis Tanovic</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Yerçekimi</strong></td>
<td width="147"><strong>Gravity</strong></td>
<td width="155"><strong>Alfonso Cuarón </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Mavi En Sıcak Renktir</strong></td>
<td width="147"><strong>La vie d&#8217;Adèle </strong></td>
<td width="155"><strong>Abdellatif Kechiche </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Savaşın Gölgesinde</strong></td>
<td width="147"><strong>Lore</strong></td>
<td width="155"><strong>Cate Shortland</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Zafere Hücum</strong></td>
<td width="147"><strong>Rush</strong></td>
<td width="155"><strong>Ron Howard</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Sefiller</strong></td>
<td width="147"><strong>Les Misérables</strong></td>
<td width="155"><strong>Tom Hooper</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Bir Şarkının Peşinde</strong></td>
<td width="147"><strong>Searching for Sugar Man</strong></td>
<td width="155"><strong>Malik Bendjelloul</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Samsara</strong></td>
<td width="147"><strong>Samsara</strong></td>
<td width="155"><strong>Ron Fricke</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Tepelerin Ardında</strong></td>
<td width="147"><strong>Dupa dealuri</strong></td>
<td width="155"><strong>Cristian Mungiu</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Sona Doğru</strong></td>
<td width="147"><strong>All Is Lost</strong></td>
<td width="155"><strong>J.C.Chandor</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yerli / 5</p>
<table width="302">
<tbody>
<tr>
<td width="147"><strong>Gözümün Nuru</strong></td>
<td width="155"><strong>Hakkı Kurtuluş, Melik Saraçoğlu</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="147"><strong>Özür Dilerim</strong></td>
<td width="155"><strong>Cemil Ağacıkoğlu</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="147"><strong>Zerre</strong></td>
<td width="155"><strong>Erdem Tepegöz</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="147"><strong>Meryem</strong></td>
<td width="155"><strong>Atalay Taşdiken</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="147"><strong>Şimdiki Zaman</strong></td>
<td width="155"><strong>Belmin Söylemez</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Animasyon / 5</p>
<table width="445">
<tbody>
<tr>
<td width="143"><strong>Dinozorlarla Yürümek</strong></td>
<td width="147"><strong>Walking with Dinosaurs 3D</strong></td>
<td width="155"><strong>Barry Cook, Neil Nightingale</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Doğal Kahramanlar</strong></td>
<td width="147"><strong>Epic</strong></td>
<td width="155"><strong>Chris Wedge</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Efsane Beşli</strong></td>
<td width="147"><strong>Rise of the Guardians</strong></td>
<td width="155"><strong>Peter Ramsey</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Sevimli Canavarlar Üniversitesi</strong></td>
<td width="147"><strong>Monsters University</strong></td>
<td width="155"><strong>Dan Scanlon</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="143"><strong>Crood&#8217;lar</strong></td>
<td width="147"><strong>The Croods</strong></td>
<td width="155"><strong>Kirk De Micco, Chris Sanders</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BANU BOZDEMİR</strong></p>
<p><strong>Bu sene gerçekten de zorlu bir yıldı, bu anlamda henüz sinemaya yansıyan bir şey olmadı. Bu senenin en ilgi gören film sanırım Mavi En Sıcak Renktir oldu (Bir yandan da Gravity var tabii) ama listeme aldığım her film gerçekten de sevdiğim, içime sinen filmler oldu. Yine de beklentinin düşük tutulması, filmlerin abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yerli sinema yine tavında dövüldü. Gözümün Nuru ve Sen Aydınlatırsın Geceyi sinemaya mizahi bir tat kattı, politik sinemanın dozu biraz yumuşadı sanki bir yandan da!Banu Bozdemir </strong></p>
<p>Kutsal Motorlar /Holly MOtors</p>
<p>Pas ve Kemik /Rust and Bone</p>
<p>Koşulsuz Sevgi / Broken</p>
<p>Elysium</p>
<p>Blue Jasmine</p>
<p>Gravity</p>
<p>Mavi En Sıcak Renktir</p>
<p>Günlerin Köpüğü / L&#8217;écume des jours</p>
<p>Düşler Diyarı</p>
<p>No</p>
<p>Sefiller</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yerliler…</strong></p>
<p>Zerre</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Jin</p>
<p>Gözümün Nuru</p>
<p>Menekşeden Önce</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p><strong>BAŞAK BIÇAK</strong></p>
<p><strong>2013’te Türk Sineması</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türk Sinemasının 2013 yılı, son yılların en bereketli yılı oldu. Gösterime giren 144 Türk filminin 87’si bu yıl içine çekilmiş filmlerdi ve 50 milyona yaklaşan seyirci sayısıyla son otuz yılın rekoru kırıldı. Türk sineması yükseledursun, 2013’te de gişede kazanan filmler ve türleriyle, festivallerde göklere çıkarılan yapımlar arasındaki farklılık, yine sinemamızın bir gerçeği olarak karşımızda arz-ı endam etti. Yılın en çok izlenen filmi, dört milyona yakın seyirci sayısıyla Cem Yılmaz’ın CM101MMX1 Fundamentals isimli stand-up gösterisi olurken; onu Şahan Gökbakar’ın Celal ile Ceren’i ve Aralık’ın ilk haftası gösterime giren Düğün Dernek takip etti.</strong></p>
<p><strong>2013 yılı festivallerine gelince&#8230; İstanbul Film Festivali’nin en iyi filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi, kuşkusuz senenin en beğenilen filmiydi. Mahmut Fazıl Coşkun’un ikinci uzun metrajı Yozgat Blues ise yılın festivallerden yana yüzü en çok gülen yapımı oldu. Adana’da çifter çifter dağıtılan ödüllerin yanı sıra Altın Portakal, ellinci senesinde seçkisiyle büyük hayal kırıklığı yarattı; sinema camiasında festival filmleri ve ödüllendirme sistemi konusunda büyük bir tartışmanın fitilini de ateşledi. Zahit Atam’ın Mavi Dalga filmiyle ilgili yazdığı yazı ve sonrasında gazetesinden atılması yönündeki kampanya, senenin son çeyreğinde en çok konuşulan konulardan biriydi. Tüm bu tartışmalara rağmen, son haftalarını oldukça hareketli geçiren ve 50 milyon seyirci sınırına dayanan Türk Sineması’nın yüzünün hala popüler filmlerden yana güldüğü bir gerçek… Bakalım, 2014’te bu durum değişecek mi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En İyi 10 Türk Filmi</strong></p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>Zerre</p>
<p>Kusursuzlar</p>
<p>Eve Dönüş: Sarıkamış 1915</p>
<p>Gözümün Nuru</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Benim Çocuğum</p>
<p>Köksüz</p>
<p>Jin</p>
<p>Daire</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>En İyi 10 Yabancı Film</strong></p>
<p>Only Lovers Left Alive</p>
<p>Inside Llewyn Davis</p>
<p>Beasts of the Southern Wild</p>
<p>Broken</p>
<p>Django Unchained</p>
<p>Frances Ha</p>
<p>Before Midnigt</p>
<p>Man Of Steel</p>
<p>Great Gatsby</p>
<p>Jagten</p>
<p>EGEMEN TOKATLIOĞLU</p>
<p>2013 sinema açısından hayli hareketli ve verimli bir yıl oldu. Öyle ki hemen her türde yapımlar çıktı ve her sinemasever kendi zevkine göre filmleri izleme fırsatı yakaladı. Uzun zamandır heyecanla beklenen bilim kurgu yapımı “Gravity” senenin en iyi filmlerinden gösterilirken tür açısından da pek çok kişiyi tatmin etti. Bunun yanında “The Hunt” gibi yabancı dildeki yapımlar dikkat çekti. 2013 vizyonuna baktığımızda pek çok tartışma, iddia ve hayal kırklığının da beraberinde geldiğini görüyoruz. Geçen senelerde de bu tip tartışmalar olmasına rağmen bu senenin sinema adına öne çıkan pek çok güçlü yapımının olduğunu bu nedenle Altın Küre ve Oscar’a doğru uzanan yolda heyecanın ve rekabetin tırmanışta olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2013 EN İYİLERİ</p>
<p><strong><u>YABANCI</u></strong></p>
<p>1-Holy Motors (Kutsal Motorlar)</p>
<p>2-Blue Is The Warmest Color (Mavi En Sıcak Renktir)</p>
<p>3-NO</p>
<p>4-Wreck It Ralph (Oyunbozan Ralph)</p>
<p>5- Broken (Koşulsuz Sevgi)</p>
<p>6- The Place Beyond the Pines (Babadan Oğula)</p>
<p>7-Maniac (Manyak)</p>
<p>8- The Perks of Being a Wallflower (Saksı Olmanın Faydaları)</p>
<p>9- Man Of Steel (Çelik Adam)</p>
<p>10-Before Midnight (Geceyarısından Önce)</p>
<p><strong><u>YERLİ</u></strong></p>
<p>1-Jin</p>
<p>2-Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>3-Zerre</p>
<p>4-Yozgat Blues</p>
<p>5-Meryem</p>
<p>FIRAT SAYICI 2013 DEĞERLENDİRMESİ</p>
<p>Festivallerde beğenerek izlediğimiz filmlerin gişede ağır yenilgilerle karşılaşmasına maalesef alıştık artık. Kaliteli filmlerin bu denli iş yapmaması elbet yapanların da elini kolunu bağlayan bir durum. Korsan filmleri bile bir kenara bırakın, internetten tıkla izle sitelerinin yaygınlaşması ve hatta bu sitelerin HD’ye yakın görüntüler sağlaması sinemacıların işini bu yıl daha da zora koşacak kanımca. Hollywood cephesinde Gravity haricinde pek yeni bir şey yok. Avrupa ve Uzak Doğu ise birkaç şişirilmiş film dışında yenilik gösteremedi. İşte budur diyebileceğimiz az sayıda film çıkardı 2013. Lanetli bir yıldı, hızla uzaklaşsın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En iyi 10 Türk filmi</p>
<p>Zerre</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>Kusursuzlar</p>
<p>Hayatboyu</p>
<p>Karnaval</p>
<p>Kelebeğin Rüyası</p>
<p>Gözümün Nuru</p>
<p>Eve Dönüş: Sarıkamış 1915</p>
<p>Düğün Dernek</p>
<p>En İyi Yabancı Film</p>
<p>Mavi Yasemin</p>
<p>Geceyarısından Önce</p>
<p>Moebius</p>
<p>Bir Hurdacının Hayatı</p>
<p>Acı</p>
<p>Acı Reçete</p>
<p>Ben ve Sen</p>
<p>Sadece Tanrı Affeder</p>
<p>Trans</p>
<p>Yerçekimi</p>
<p><strong>HALİL İBRAHİM SAĞLAM</strong></p>
<p><strong>Holy Motors ve La vie d’Adele bu yıl vizyona giren filmler içerisinde tam puan verdiğim ve zirveyi paylaşan iki film oldu. İlki, sinemasal bir sarhoşluk yaratıp sinema tarihine göndermeleriyle sinefillerin gönlünü çelerken, ikincisi ise cesurluğu ve kışkırtıcılığıyla LGBT sinemasının başyapıtlarından olmayı başarıyordu. Hayatboyu ve Sen Aydınlatırsın Geceyi ise Avrupa filmleriyle çok rahat mücadele edecek kadar ustalıklı, vizyon sahibi işler olarak bu yıl en başarılı bulduğum iki Türk filmi oldu. Hayatboyu, Aslı Özge’nin her karesinde ne yaptığını bilen yönetmenliğiyle zirveye otururken, Sen Aydınlatırsın Geceyi ise fantastik sinemamız adına devrimci bir film modeli yaratıyordu.                                    </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2013’ün En İyi 10 Yabancı Filmi</strong></p>
<ul>
<li><strong>Holy Motors</strong></li>
<li><strong>La vie d’Adele</strong></li>
<li><strong>Dupa Dealuri</strong></li>
<li><strong>Django Unchained</strong></li>
<li><strong>Maniac</strong></li>
<li><strong>Before Midnight</strong></li>
<li><strong>The Place Beyond the Pines</strong></li>
<li><strong>L’ecume des jours</strong></li>
<li><strong>Stoker</strong></li>
<li><strong>Only God Forgives</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2013’ün En İyi 10 Türk Filmi</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hayatboyu</strong></li>
<li><strong>Sen Aydınlatırsın Geceyi</strong></li>
<li><strong>Jin</strong></li>
<li><strong>Yozgat Blues</strong></li>
<li><strong>Kelebeğin Rüyası</strong></li>
<li><strong>Küf</strong></li>
<li><strong>Gözümün Nuru</strong></li>
<li><strong>Eve Dönüş Sarıkamış 1915</strong></li>
<li><strong>Zerre</strong></li>
<li><strong>Bu İşte Bir Yalnızlık Var</strong></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>KEREM AKÇA</p>
<p>Ülkemizde yabancı ve Türk film adedi, seyirci sayısı ve hasılatıyla bir rekor kırıldı. İlk kez vizyona giren film sayısı, 300&#8217;ün üzerine çıkarken, bir anlamda vizyonda çeşitlilik de dikkat çekiciydi. Genel seyirci rakamı 50 milyona, Türk filmlerinin seyirci rakamı 29 milyona dayandı. Yerli sinemada 2000&#8217;lerin hakim temaları devam ederken, Yeşilçam kaynaklı melodram arayışının ve komedide &#8216;yetenekli mizahçı&#8217; bulma anlayışının geçerli olduğu görüldü. &#8220;Düğün Dernek&#8221;in sadece 3.5 haftada yakaladığı liderlik bir göstergeydi. Yabancı filmlerde ise Bruno Dumont, Harmony Korine gibi son 20 seneye damga vursa da bizim sinemalarımıza uğramayan yönetmenlerin son işlerinin yanı sıra dünya sinemasının nabzını tutma şansına eriştiğimiz lezzetli bir menü sunuldu. Amerikan sinemasında ise bilimkurgunun ikinci altın çağı vukuatlarını sürdürdü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>YABANCI</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1-Kutsal Motorlar (Holy Motors)</p>
<p>2-Oyunbozan Ralph (Wreck-It Ralph)</p>
<p>3-Babadan Oğula (The Place Beyond the Pines)</p>
<p>4-Mavi En Sıcak Renktir (La Vie d&#8217;Adele)</p>
<p>5-Aşkın İzleri (To the Wonder)</p>
<p>6-Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild)</p>
<p>7-Lanet (Sinister)</p>
<p>8-Elysium</p>
<p>9-Günlerin Köpüğü (L&#8217;écume des Jours)</p>
<p>10-Savaşın Gölgesinde (Lore)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TÜRK</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1-Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>2-Jin</p>
<p>3-Hayatboyu</p>
<p>4-Gözümün Nuru</p>
<p>5-Yozgat Blues</p>
<p>6-Küf</p>
<p>7-Mutlu Aile Defteri</p>
<p>8-Zerre</p>
<p>9-Kelebeğin Rüyası</p>
<p>10-Çanakkale: Yolun Sonu</p>
<p>MURAT KIZILCA</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2013 senesi vizyon açısından önceki senelere göre çok daha kalabalık bir görüntü çizse de kalite anlamında eskiyi arattığının altını çizmek lazım. Hem yerli hem de yabancı filmler açısından yeterince tatmin etmeyen bir vizyon yılı geçirdik. Gösterime giren yerli filmlerin sayısındaki artış göze çarpıyor. Fakat 2013’ün en iyi Türk filmleri diye bir liste yapmaya giriştiğinizde, kimsenin itiraz etmeyeceği 10 tanesini bir araya getirmekte bile zorlanıyorsunuz. Mecburen araya birkaç tane ‘eh işte’ sokmak durumunda kalıyorsunuz, kotayı doldurmak için. Bu sene dikkat çeken bir başka nokta da Hollywood yapımı büyük bütçeli bilim kurguların sayısındaki fazlalık idi. Her biri güzelce cilalanıp parlatılarak pazarlansa bile çoğunun vasatı aşamayan sıradan filmler olduğunu gördük maalesef.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Türk:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>Kusursuzlar</p>
<p>Hile Yolu</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Behzat Ç. Ankara Yanıyor</p>
<p>Eve Dönüş: Sarıkamış 1915</p>
<p>Güzelliğin On Par&#8217; Etmez</p>
<p>Zerre</p>
<p>Jin</p>
<p>Karnaval</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yabancı:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Maniac</p>
<p>Sinister</p>
<p>Modus Anomali</p>
<p>World War Z</p>
<p>Iron Man 3</p>
<p>Oblivion</p>
<p>Pacific Rim</p>
<p>To The Wonder</p>
<p>Beasts of the Southern Wild</p>
<p>Beyond the Hills</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>MURAT TOLGA ŞEN</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sinemaseverler için 2013 tuhaf bir yıl oldu. Sanki o kadar iyi filmlerle karşılaşmamışız gibi ancak iş liste yapmaya gelince filmleri seçmekte zorlandım. Bir sürü iyi film dışarıda kaldı ki normalde bu listeyi dolduracak kadar film bulmak meseledir. Şaşırmakla birlikte sevindiğim bir durum bu, umarım 2014 yılında da iyi filmler karşımıza çıkmaya devam eder. Sinemaseverlerden yeni yılla birlikte bir ricam olacak; sinemanın yolunu unutmayın, festivalleri takip edin ama iyi filmleri vizyonda da unutmayın.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En iyi Yabancı:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Düşler Diyarı / Beasts of the Southern Wild</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kutsal Motorlar / Holy Motors</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece Aşıklar Hayatta Kalır / Only Lovers Left Alive</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zincirsiz / Unchained</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Koşulsuz Sevgi / Broken</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sona Doğru / All is Lost</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Muhteşem Gatsby / The Great Gatsby</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı / The Secret Life of Walter Mitty</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ceset / El Cuerpo</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>En iyi Yerli:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kusursuzlar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zerre</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Köksüz</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayatboyu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eve Dönüş: Sarıkamış 1915</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gözümün Nuru</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hile Yolu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Düğün Dernek</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>UTKU ÖGETÜRK</p>
<p>Geride bıraktığımız yılın box office rakamlarına göz attığımızda en çok izlenen filmlerin yine yerli yapımlar olduğunu görüyoruz. Lakin, gişede öne çıkan yerli yapımların ne yazık ki bu başarıyı hak ettiklerini söylemek pek mümkün değil. Türk sineması adına işlerin gişe rakamları dışında çok da iyi olmadığı 2013’ün sinema adına güzel gelişmelerinden bir tanesi, belki de en önemlisi hiç kuşku yok ki vizyonda görme şansı bulamadığımız filmleri seyretme şansına eriştiğimiz Başka Sinema oldu. Sinema adına senenin en güzel hatırası olarak aklımızda kalan Başka Sinema’nın hayata geçirilmesi, önümüzdeki yıllarda çok daha iyi filmler seyredebileceğimize olan inancımızı arttırıyor.</p>
<p>En İyi Yabancı<br />
Beasts of the Southern Wild</p>
<p>Holy Motors</p>
<p>Django Unchained</p>
<p>El cuerpo</p>
<p>Fruitvale Station</p>
<p>La vie d&#8217;Adèle<br />
The Imposter</p>
<p>Byzantium</p>
<p>Lore</p>
<p>The Conjuring</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En İyi Yerli</p>
<p>Jin</p>
<p>Sen Aydınlatırsın Geceyi</p>
<p>Yozgat Blues</p>
<p>Hayatboyu</p>
<p>Eve Dönüş Sarıkamış</p>
<p>Kelebeğin Rüyası</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/01/14/100-yila-merhaba-derken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
