<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Jaws &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/jaws/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Sep 2018 06:30:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Böyle bir devam filmi olabilir mi?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/boyle-bir-devam-filmi-olabilir-mi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/boyle-bir-devam-filmi-olabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Kızılca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2017 06:25:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Alien]]></category>
		<category><![CDATA[devam filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jaws]]></category>
		<category><![CDATA[murat kızılca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10221</guid>

					<description><![CDATA[Jaws serisinin dördüncü filmde bitmediğini, beşinci bir filmin daha olduğunu biliyor muydunuz? Ya da meşhur Evil Dead serisinde 3 değil de tam 8 film olduğunu? 70’li ve 80’li yılların korku filmlerinin, özellikle İtalyan yapımlarının, izini sürmek sanıldığından çok daha fazla çaba gerektirir. İtalyan yapımı bir korku filmi, orijinal isminin tam tercümesi olmaktan uzak ticari bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Jaws serisinin dördüncü filmde bitmediğini, beşinci bir filmin daha olduğunu biliyor muydunuz? Ya da meşhur Evil Dead serisinde 3 değil de tam 8 film olduğunu?</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10222" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/14066-terminatoreye.jpg 1440w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>70’li ve 80’li yılların korku filmlerinin, özellikle İtalyan yapımlarının, izini sürmek sanıldığından çok daha fazla çaba gerektirir. İtalyan yapımı bir korku filmi, orijinal isminin tam tercümesi olmaktan uzak ticari bir İngilizce isimle Amerika pazarına açılır, başı sansürle veya başka bir sebepten ötürü derde girerse ya da hayal ettiği satış rakamlarına ulaşamazsa başka bir İngilizce isimle tekrar yayınlanır. Keza bir başka önemli pazar olan İngiltere’de de benzer süreçlerden geçer ve aynı film birbirleriyle alakasız birçok isim ile bilinir olur. Her versiyonun ayrı bir posteri, ayrı bir VHS kapağı, hatta bazı durumlarda (uydurulmuş) ayrı yönetmen ve oyuncu isimleri olduğu da göz önüne alınırsa işler seyirci için iyice sarpa sarabilir. Hele ki internetin olmadığı ve bilgiye ulaşmak için arama motorlarından fazlasının gerektiği dönemlerde, böylesi tuzaklara düşerek aynı filmi farklı isimlerle defalarca kiralayıp ya da satın alıp izlemek işten bile değildir. Ama karmaşa sadece bununla sınırlı kalmaz. Bir de yine özellikle İtalyan yapımcıların sıkça başvurduğu “gayrı resmi devam filmleri” meselesi vardır ki orada işler iyice arapsaçına döner.</p>
<p>Aslında olay özünde çok basittir. Gişe canavarı bir Amerikan filmi, İtalya’da gösterime girer ve önemli bir hâsılat elde eder. Bunu gören bazı uyanık yapımcılar, ellerindeki hazır filmi, Amerikan filminin İtalyanca isminin yanına “2” ekleyerek isimlendirir ve ilkiyle ilgili olup olmamasına aldırmadan gösterime sokar. Amaç gişede daha fazla iş yapmaktır. Ya ellerindeki filmin iş yapacağına inanmıyorlardır ya da biraz daha fazla kazanmanın ne zararı olabilir ki diye düşünürler.</p>
<p>İtalyan korku sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş “gayrı resmi devam filmleri”nin ilk meşhur örneklerden biri büyük usta Lucio Fulci’nin zombi klasiği <strong>Zombie Flesh Eaters</strong>’dır (Zombie, 1979). Zombi kültünü ateşleyen George A. Romero’nun meşhur “Dead Serisi”nin ikinci ayağı olan <strong>Dawn of the Dead</strong> (1978), Avrupa gösterimleri için Dario Argento tarafından yeniden kurgulanır, filme Argento ile özdeşleşen Goblin grubunun yaptığı müzikler eklenir ve İtalya’da “Zombi” ismiyle gösterime girer. Sağlam bir gişe hâsılatı elde eden filmin ticari başarısından nemalanmak isteyen yapımcılar, Fulci’nin hiçbir şeyin devamı olmayan yeni zombi filmini “Zombi 2” ismiyle gösterime sokar. Fulci, defalarca yaptığı açıklamalarda, bu isim olayının kendi haberi ya da izni olmadan gerçekleştiğini beyan etmiştir. Sonrasında işler iyice karışır. Ticari kaygıyla devamlı değişen isimlendirmeler yüzünden farklı ülkelerde farklı “zombi” serileri oluşur. Hatta 90’lı yıllarda Amerika’daki bazı video şirketleri birbirleriyle alakasız (büyük çoğunluğu İtalyan) korku filmlerini Zombie 1-2-3 şeklinde sıralayarak satışa sunar ve İtalyanların ‘isimden nemalanma’ taktiğini bizzat kendileri uygular.</p>
<p>“Gayrı resmi devam filmleri” dönemini biraz daha kurcaladığımızda, ortada senaryo dahi yokken, sadece ismi kullanarak filmini pazarlayan İtalyan yapımcılara bile rastlamak mümkündür. Ciro Ippolito, Ridley Scott şahikalarından <strong>Alien</strong>’ı (1979) izledikten sonra ‘Alien 2’ isminde bir filmi rahatlıkla pazarlayabileceğini fark eder ve daha tek bir kare bile çekmeden satışı gerçekleştirip 400 milyon lireti cebine koyar. Ancak gelen parayla kendine Jaguar marka bir araba, diğer yapımcı arkadaşına da bir Mercedes satın alır. İş filmi çekmeye gelince de Mario Bava’dan yardım ister. Ancak Bava, çok meşgul olduğunu söyleyerek reddeder. (Mario Bava’nın elinden çıkma bir Alien 2 nasıl olurdu acaba diye düşünmek bile heyecan verici.) Sonrasında iş başa düşer ve genelde yapımcılık ile iştigal eden Ippolito, yönetmenlik koltuğuna oturmak zorunda kalır ve ortaya çok ama çok ucuz <strong>Alien 2: Sulla Terra</strong> (Alien 2: On Earth, 1980) çıkar. Böylece İtalyanlar, James Cameron’ın <strong>Aliens</strong>’ından (1986) çok daha önce sahte bir devam filmi çekerek hiç de fena olmayan bir kazanç elde etmeyi başarırlar. Bir ara Bruno Mattei’nin yöneteceği bir Alien 3 projesi de gündeme gelir ama sonradan rafa kalkar.</p>
<p>Dönemin en kafa karıştırıcı serilerinden biri de La Casa serisidir. Korku severlerin başucu filmlerinden, Sam Raimi imzalı <strong>The Evil Dead</strong> (1981) ve <strong>Evil Dead II</strong> (1987), İtalya’da sırasıyla “La Casa” ve “La Casa 2” isimleriyle gösterime girer. Her iki film de İtalya’da çok iyi gişe yaparlar. Hemen ertesi sene Joe d’Amato’nun yapımcılığında çekilen <strong>Ghosthouse</strong> (Umberto Lenzi, 1988), sanki Evil Dead serisinin devam filmiymiş gibi “La Casa 3” ismiyle gösterime girer ve iyi bir gişe başarısı elde eder. Joe d’Amato’nun açıklamalarına göre isim değişikliği yapımcı arkadaşı Achille Manzotti’nin fikridir ve gişe başarısının arkasındaki en önemli sebeptir. Joe d’Amato aynı taktiği yapımcılığını üstlendiği <strong>Witchery</strong> (Fabrizio Laurenti, 1988) ve <strong>Beyond Darkness</strong> (Claudio Fragasso, 1990) ile sürdürür ve filmleri “La Casa 4” ve “La Casa 5” isimleriyle gösterime sokar. Sonraki senelerde La Casa serisine iki film daha eklenir ama eklenen filmlerin daha eski tarihli olması kafaları iyice karıştırır. ABD yapımı House serisinin ikinci filmi <strong>House II: The Second Story</strong> (1987) “La Casa 6”, yine aynı serinin üçüncü filmi <strong>The Horror Show</strong> (1989) da “La Casa 7” ismini alır ve böylece Sam Raimi’nin iki Evil Dead filmine, birbirleriyle alakasız beş filmin eklenmesiyle oluşan sahte seri tamamlanmış olur. Alt başlıkta 8 tane Evil Dead filmi olduğunu söylemiştik, burada 7 filmin bahsi geçiyor, sekizincisi nerede derseniz gayet resmi devam filmi <strong>Army of Darkness</strong>’ı (1992) unutmayın derim. Bu arada ilginçtir; etrafta o kadar sahte La Casa dolaşırken, Army of Darkness İtalya’da “L&#8217;armata delle tenebre” ismiyle gösterime girmiştir.</p>
<p>La Casa serisinin sonuna ulanan son iki filmin de içinde olduğu House serisi de dönemin garipliklerinden payına düşeni alır. Bu sefer İtalyanların hiçbir günahı yoktur. Serinin ilk iki filmi <strong>House</strong> (1986) ve <strong>House II: The Second Story</strong> (1987) hem Amerika’da hem de Amerika dışında gayet iyi iş yapar. Ünlü yönetmen ve yapımcı Sean S. Cunningham’ın beyanatına göre; üçüncü filmin ön satışından gelen parayla seriyle ilintisiz yeni bir korku filmi çekilir. Dağıtımcı şirket, filmi Amerika’da <strong>The Horror Show</strong> (1989) ismiyle piyasaya sürerken, Amerika dışına “House III: The Horror Show” ismiyle pazarlar. Serinin üçüncü filmi daha sonra çekilir fakat karışıklığın üstesinden gelebilmek için <strong>House IV</strong> (1992) olarak isimlendirilir.</p>
<p>İtalya’nın nevi şahsına münhasır yönetmenlerinden Bruno Mattei, bir dönem insanların çekinerek denize girmelerine sebep olacak kadar etkili <strong>Jaws</strong>’a (1975) üç devam filminin yetmediğini düşünmüş olacak ki seriye gayri resmi bir devam filmiyle katkıda bulunur(!). <strong>Cruel Jaws</strong> (1995) ismini taşıyan film, serinin ilk filmleri de dahil olmak üzere birçok filmden arakladığı köpekbalığı görüntülerinin yanı sıra müziklerini de Star Wars’tan ödünç alır. Mattei’nin bir başka sabıkası da Shocking Dark adıyla da bilinen <strong>Terminator 2</strong>’dur (1989). Serinin resmi devam filminden iki sene önce piyasaya sürülen filmde bir Terminator vardır ama senaryo bütünüyle üç sene önce sinemalarda gösterilen Aliens’tan araklanmıştır. Evet, Mattei’nin filmleri yazıda bahsi geçen diğer örneklerden farklıdır. Yalnızca iş yapan bir filmin ismini sömürmekle kalmamış, birçok filmden arakladığı parçalarla bir bütün oluşturmaya çalışarak ‘sinemada kolaj’ konusunda ustalık rütbesini bileğinin hakkıyla kazanmıştır.</p>
<p>İlk iki film hariç kalanı gayrı resmi devam filmlerinden oluş(turul)an <strong>Demons</strong> serisi ve ‘en kötü filmlerin en iyisi’ (best worst movie) olarak yaftalan <strong>Troll 2</strong> da kafa karıştırıcılıkta hiç de aşağı kalmayan yapım öyküleriyle, en azından adını anmamız gereken örneklerdendir. Görüldüğü üzere dönemin uyanık yapımcıları, biraz daha fazla kazanabilmek uğruna sinemaseverlerin kafalarını bulandırmaktan imtina etmemişlerdir. Neyse ki 90’lı yılların sonunda artık ağzı yanan seyircinin bu tip filmlere fazla rağbet etmemesi ve internetin de devreye girmesiyle “gayrı resmi devam filmleri” dönemi sona ermiştir.</p>
<p><strong>Murat Kızılca</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/05/26/boyle-bir-devam-filmi-olabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>JAWS : Denizden Gelen Dehşet 40 Yaşında!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/jaws-denizden-gelen-dehset-40-yasinda/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/jaws-denizden-gelen-dehset-40-yasinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemen Tokatlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2015 15:13:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[EGEMEN TOKATLIOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Jaws]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7940</guid>

					<description><![CDATA[Aradan 40 yıl geçmesine rağmen yaşlısından gencine hala akıllarda bir korku ikonu olarak saplanıp kalan, deniz fobisinin ortaya çıkmasında yegane katkısı bulunan Jaws efsanesi, korku/gerilim arenasında şarap misali yıllar geçtikçe devleşiyor, yıllar geçtikçe korkuyu katlıyor. 70’li yıllar sinemada adına büyük dönüşümlerin yaşandığı yıllardı. Öyle ki 68 hareketinin yankıları, Vietnam Savaşı protestoları, öğrenci hareketleri sinemanın da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aradan 40 yıl geçmesine rağmen yaşlısından gencine hala akıllarda bir korku ikonu olarak saplanıp kalan, deniz fobisinin ortaya çıkmasında yegane katkısı bulunan Jaws efsanesi, korku/gerilim arenasında şarap misali yıllar geçtikçe devleşiyor, yıllar geçtikçe korkuyu katlıyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7942" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-1024x640.jpg" alt="" width="696" height="435" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-1024x640.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-768x480.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-696x435.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-1068x668.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836-672x420.jpg 672w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/jaws-movie-waves-surfing-sharks-387836.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>70’li yıllar sinemada adına büyük dönüşümlerin yaşandığı yıllardı. Öyle ki 68 hareketinin yankıları, Vietnam Savaşı protestoları, öğrenci hareketleri sinemanın da çizgisinde bir evrilmeye sebep olmuştur. Kutupların sinema sektöründe de zıtlaştığı bu dönemde ortaya çıkan filmler, özellikler gerilim/korku filmleri dönemin siyasal ve toplumsal olaylarını kendi bakış açısıyla ortaya seriyordu. Muhafazakar değerleri ön planda tutan sağ kanat ile refah devletinin arkasında duran sol kanat arasındaki çizgi belli başlı sanat yapıtlarında da kendisini belli ediyordu. O dönemde çekilen çoğu film belirli bir ideolojinin de yansımasını içeriyordu. O zamanlar henüz televizyon film ve dizileri ile adını duyurmaya başlayan yönetmen Steven Spielberg işte tam bu çalkantılı dönemde esas çıkışını yapmıştır.</p>
<p>Jaws, doğanın insanoğlunu karşısına aldığı bir tür intikam hikayesiydi. Amity adlı sahil kasabası sakinlerini tehdit eden katil köpekbalığını alt etmek hiç kolay değildir. Sessiz, sakin, kendi halinde bir turizm kasabası olan bu yerin bu sakin ve ılımlı havasını alt üst eden köpekbalığının tek derdi beslenmektir. Öyle ki köpekbalıklarının huyu olduğunu öğrendiğimiz “yemek bitinceye kadar oradan ayrılmama” durumu da bu katilin o kasabadan kolay kolay ayrılmayacağının da işaretiydi. Burada ise devreye kasabanın koruyucusu şef Brody giriyordu. Roy Scheider’in hayat verdiği Brody deniz fobisi olan ancak bu fobiye rağmen halkı bu katil köpekbalığından kurtarması gereken kişidir. Brody, bu tehlikeyi fark ettikten sonra gözüne uyku girmez, içi rahat değildir. Çünkü kimse inanmasa bile o bu tehlikenin hiç de öyle gülünüp geçilecek ya da kulak ardı edilecek bir mesele olmadığını biliyordur. Bunu pek yakında kasaba halkı da anlayacaktır.</p>
<p>Steven Spielberg, Peter Benchley’ın romanından uyarlanan bu filmde oldukça başarılı bir tablo ortaya koyuyordu. Bu hem ileride E.T.’leri Indiana Jones’ları bizle tanıştıracak adamın ayak sesleri hem de Amerikan sinemasına yeni bir soluk getirecek genç bir yönetmenin habercisiydi. Jaws, doğanın intikamı tanımına o kadar güzel uyuyordu ki, insanlar beyazperdede deniz fobisi ile tanışmakla kalmıyor katil bir köpekbalığının saçtığı inanılmaz dehşete tanık oluyorlardı. Film, o kadar büyük ilgi gördü ki 3 devam filmi daha çekildi. Ancak devam filmleri ilk filmin gösterdiği başarıyı gösteremedi. Yine de sinema tarihine adını yazdıran bir serinin de başlangıcı oldu.</p>
<p>Bundan tam 40 yıl önce vizyona giren Jaws, peşinden çekilecek “denizde dehşet” temalı filmlere de ilham olmuştur. Piranalardan dev ahtapotlara, deniz yaratıklarına kadar pek çok fikri genç senaristlerin aklına düşürmüştür. Bu bağlamda da Jaws’ın 70’lerde ortaya çıkan bir trenin lokomotifi olduğu söylenebilir. Filmin gördüğü büyük ilgiden sonra, aradan geçen 3 yılın arından devam filmi de gecikmemişti. Ancak Spielberg devam filminde projede yer almak istemedi. Yönetmen koltuğuna Jeannot Szwarc geçerken Roy Scheider polis şefi Martin Brody karakteri ile geri dönüyordu. Jaws her ne kadar bir dönem için gelecekteki projelere ilham kaynağı olmuş olsa da devam filmleri ilk filmin çıtasını yakalayamıyordu. İkinci filmde olay yine Amity kasabasının katil köpekbalığı tarafından tehdit edilmesi çerçevesinde gelişiyordu. Bu sefer katil köpekbalığını hedefi ise kasabanın gençleri olmuştur. İlk filmin gerilim unsurlarını ekranlara aynı derecede yansıtan filmde, dönemin korku sinemasının olmazsa olmazı gençleri cezalandırma mekanizması bu sefer doğanın elinden geliyordu. Denizde mahsur kalmış adeta ölümü bekleyen bu gençlerin hayat mücadelesinde en büyük destekçileri ise tabii ki şef Brody olacaktır. Film özellikle final sekansı ile akıllarda yer etmiştir.</p>
<p>3-D teknolojisinin ortaya çıktığı yıllarda bu pastadan pay almak isteyen öncülerden birisi de serinin üçüncü filmi Jaws 3-D olmuştur. Günümüzde aksiyon filmlerinde sıklıkla gördüğümüz ileri 3-D teknolojisinin atası sayılabilecek denemelerden nasibini alan Jaws 3, bu yeniliğe rağmen istediği verimi alamıyordu. 1983 yılında çekilen Jaws 3, yönetmen koltuğuna Joe Alves’i alırken başrole bu sefer Martin Brody’nin oğlu rolünde genç Dennis Quaid’i koyuyordu. Film yine sahil kasabasında köpekbalığının saçtığı dehşeti gözler önüne sereken babadan oğla geçen kurtarıcı kimlik Dennis Quaid’in hayat verdiği Mike Brody’e geçiyordu. Bu sefer yerin altına inşa edilen canlı okyanus müzesine musallat olan katil köpekbalığının burada sıkışıp kalan insanlara yaşattığı korku dolu anlar resmediliyordu. Film temelde Jaws efsanesine farklı tatlar katarak yoluna devam ediyordu. Her ne kadar eleştiriler almış olsa da, beğenilmemiş olsa da kemikleşmiş hayranlarına yeni bir deneyim sunuyordu. Yenilenen kadro, farklı hikayesi ile film, Jaws dehşetine yeni bir renk katmaktan geri kalmıyordu.</p>
<p>1987 yılında çekilen serinin dördüncü filmde tema “intikam”dır. Şef Brody’nin dul eşi Ellen Brody, oğullarından birisini köpekbalığına kurban vermiştir. Öteki oğlunu da bu yolda kaybetmek istemeyen bayan Brody bunun için elinden geleni yapacaktır. Serinin dördüncü ve son filmi her ne kadar düşen çıtayı devam ettirse de efsanenin orijinal oyuncularından Ellen Brody rolündeki Lorraine Gary’i yeniden ekibe katması ile hayranları sevindiriyordu. Her ne kadar köklerden tanıdık yüzler görülse de istenen başarı sağlanamıyordu. Bu tabii ki Jaws efsanesine bir leke niteliği taşımamaktaydı.. Sonuç itibarı ile ortada yıllarca adından söz ettirecek, ikonlaşacak bir korku efsanesi var. 70’lerde ortaya çıkan ve Amerikan sinemasına farklı bir boyut kazandıran korku/gerilim filmleri yalnızca o dönemde çakılıp kalmamış bu korku mirasını geleceğe taşımıştır. Bu alanda çarpıcı fikirlerin ortaya bir bir çıktığı bu dönem bir nevi geleceğe miras kalacak hazinelerin ortaya çıkması gibiydi. 40. Yılını dolduran Jaws efsanesi ise şüphesiz bu arenada ortaya çıkmış hazinelerin en değerlilerinden birisi.</p>
<p>Spielberg’in eşsiz dokunuşu ile ortaya çıkan bu efsane yıllar geçtikçe değerlenecek, hiç şüphesiz yeni nesil de bu efsaneyi keyifle izlemeye devam edecek. Nice 40’lı yıllara!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/jaws-denizden-gelen-dehset-40-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
