<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>episode &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/episode/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Oct 2018 11:24:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bir hayaletli beyin hikayesi&#8230; The Haunting Of Hill House</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/10/25/bir-hayaletli-beyin-hikayesi-the-haunting-of-hill-house/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/10/25/bir-hayaletli-beyin-hikayesi-the-haunting-of-hill-house/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Masis Üşenmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2018 07:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Episode: Masis Üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[masis üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[The Haunting Of Hill House]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10987</guid>

					<description><![CDATA[Netflix’de Halloween öncesi yerini alan The Haunting Of Hill House korku izleyicisine klasik lanetli ev konseptinden nasıl farklı bir hikaye çıkabileceğini gösteriyor.  “Akıl sağlığı yerinde olmayan Tepedeki Ev, tepelerin karşısında tek başına yükseliyor ve karanlığı içinde tutuyordu. Seksen senedir böyleydi bu, bir seksen sene daha durabilirdi. Duvarları dimdik yükseliyordu, tuğlaları düzgünce yan yana dizilmişti, döşemeleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Netflix’de Halloween öncesi yerini alan The Haunting Of Hill House korku izleyicisine klasik lanetli ev konseptinden nasıl farklı bir hikaye çıkabileceğini gösteriyor.</em></strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10989" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/hillhouse-1280-1-1537385987567_1280w.jpg 1280w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><em> </em><em>“Akıl sağlığı yerinde olmayan Tepedeki Ev, tepelerin karşısında tek başına yükseliyor ve karanlığı içinde tutuyordu. Seksen senedir böyleydi bu, bir seksen sene daha durabilirdi. Duvarları dimdik yükseliyordu, tuğlaları düzgünce yan yana dizilmişti, döşemeleri sağlamdı ve kapıları sağduyulu bir şekilde kapatılmıştı. Sessizlik, Tepedeki Ev’in tahtalarıyla taşlarının üstünde muntazaman uzanıyordu ve orada gezinen her ne ise tek başınaydı.” &#8211; Shirley Jackson</em></p>
<p>Shirley Jackson’ın 1959 tarihli romanı “The Haunting Of Hill House” Lanetli/perili ev konseptinin yapı taşlarından biridir. Türkçe’ye “Tepedeki Ev” olarak kazandırılan romanın şimdiye kadar pek çok da sinema çevrimi olmuştur. 1963 ve 1999 tarihli The Haunting türü sevenler açısından beğenilen kült filmler arasındadır.</p>
<p>Tüm bu başarılı yapıtlar düşünüldüğünde Netflix The Haunting Of Hill House efsanesini yeniden dizi konsepti ile önümüze koyacağını öğrenince tabii ki korku izleyicisinin dikkatini çekmeyi başardı. Halloween öncesi bu güzel hediyeyi bizlerle paylaşan Netflix Tepedeki Ev’e farklı bir gözle bakmayı başarıyor.</p>
<p>Son dönemde çektiği korku filmleri ile isim yapan Mike Flanagan(Oculus, Hush, Absentia)’a emanet edilen seri 10 bölümlük romanın serbest bir adaptasyonu olarak ortaya çıkarılmış. Shirley Jackson’ın psikolojik-gerilim altyapısını, derin karakter altyapılarını ve perili ev konseptini alan yapımda öne çıkan taşıyıcı unsur ise dramatik aile yapısı oluyor. Tabi bunda uzayan sürenin doldurulması için her karakterin bütün hikayesini ayrı ayrı dinlememizin rolü büyük. Bu yapı dizinin sürükleyici unsuru da oluyor. Bu yüzden bir negatiflik olarak göstermiyorum. Gerçekten dolu dolu bir dizi var karşımızda.</p>
<p>Flanagan’ın adaptasyonu romandaki doktor-hasta ilişkisi yerine perili evde bir yaz geçirmek zorunda kalan 5 çocuklu bir aile ile değiştirilse de önceki filmlerden çok daha sadık bir şekilde ana konsepte bağlı kalmayı başarıyor. Bu yönüyle diziye tam bir adaptasyon demek yerine yeniden yorumlama demek daha mantıklı olur. Karakterler ve zaman tamamen değiştirilmiş olsa da Tepedeki Ev’in yarattığı terör ve insanlarda açtığı derin yaralar dizide yerini koruyor.</p>
<p>Dizide hikaye iki ayrı zamanda geçiyor. 1980’lerde ailenin eve girişi ve yaşadıkları yıkım ile günümüzdeki halleri arasında kamera sürekli gidip geliyor. Crain Ailesi, baba Hugh, anne Olivia, çocuklar Steven, Shirley, Theodora, ve ikizler Nell ve Luke’dan oluşan oldukça kalabalık ve koşturmacalı bir ailedir. Baba’nın elinden gelen inşaat işleri ve annenin mimarlık geçmişi onlara kimsenin istemediği Hill Evini alıp onarıp satma fırsatı verir. Bu kararla yazı evde geçirip, yeniledikten sonra yüksek fiyata satıp zengin olmak isteyen Hugh ve Olivia hayatlarının en kötü kararlarından birini verdiklerinden habersizdir.</p>
<p>Günümüzde ise aile tamamen dağılmıştır. Herkesin bir sorunu vardır. Luke uyuşturucu batağından başını kaldıramayıp sürekli kardeşlerine yük olmakta, Steven yaşadıklarını kitaba aktarıp ailesinin acısından para kazandığı için sevilmemekte, Shirley ölüleri cenazeye hazırlamaya kendini adayarak yaşadıklarını unutmaya çalışmakta, Theodora duygusallıktan uzaklaşıp, anlamsız ilişkilerle içindeki boşluğu doldurmaya çalışmakda, Nell ise tüm ailenin Hill Evi’ne tekrar dönmelerine neden olacak büyük bir yanlışa hazırlanmaktadır. Ailenin babası Hugh ise tüm çocukları tarafından dışlanmış bir yabancıdır artık.</p>
<p>Hikaye yapısı, zamanlar arasındaki gelgitler sürekli gizemi arttırırken, o son gecede ne olduğuna dair sorulara verilecek cevapları saklamayı başarıyor. İlk beş bölüm beş kardeşi tanımamıza ve hikayeleri onların gözünden izlememize olanak veriyor. Böylece neler yaşadıklarını, neden böyle insanlar olduklarını öğreniyoruz.</p>
<p>Flagan karakterlerin yıkılmışlığı ile ana yapıyı kurarken korku figürlerini de tek tek hikayeye eklemeyi ve sona doğru bütünü sunmayı başarıyor. Böylece yavaş yavaş dizinin en önemli başarısı tüm karakterlerin elinden başrolü alan Hill Evi oluyor. Hill Evi başlı başına tüm hayaletleri ve tehlikeleri ile başrole otururken de hikaye sona yaklaşıyor ve yaşayanlar ve ölüler Hill Evi ile bir tür anlaşmaya varıyor.</p>
<p>Flagan’ın Oculus ve Hush gibi filmleri ile yarattığı psikolojik dehşet Hill House’da da büyüyerek devam ediyor. Her odada, koridorda karşımıza çıkardığı boynu yamuk kadın hayalet, yataktaki yaşlı teyze, geceleri şapkasını arayan uzun boylu, uçarak giden bastonlu amca gibi figürler yatağınıza gittiğinizde de aklınıza kazınacak derecede güçlü imgeler.</p>
<p>Korku imgelerinin yanında iyi oyuncuların canlandırdığı karakterler hikayeye inandırıcılığı arttırıyor. Deliliğin eşiğindeki anneyi oynayan Carla Gugino’nun gülümseyişi bile o kadar tekinsiz ki hayalet görmeyi yeğleyebilirsiniz. Özellikle çocuk oyuncuların da seçimi çok iyi yapılmış. Özellikle ölüm ve hayaletler ile ilgili zor diyalogların altından başarılı bir şekilde kalkıyorlar. İlerleyen yaşlarını oynayan Michiel Huisman, Victoria Pedretti, Oliver Jackson-Cohen, Elizabeth Reaser, Kate Siegel ve baba Timothy Hutton da başarı ile rollerinin altından kalkıyorlar. Cenaze evinde tutuştukları kavga ve kameranın sürekli kardeşler arasında dönerek birbirlerine olan hınçlarını üstümüze vurması unutulmazlar arasına girecek kadar başarılı bir sahne.</p>
<p>Katmanlı yapısı, yavaş yavaş işlenen hikayesi, gizemi, yarattığı atmosferi ve psikolojik-gerilim ve korku arasında gidip gelen senaryosu ile The Haunting Of Hill House hem anlık sıçramalar, tekinsiz sesler, kapı tokmaklarının hareketleri, duvarlardan gelen vuruş sesleri gibi türün klişelerini kullanırken zaman ve mekanların karışması ile daha modern bir anlatıya doğru yol alıyor. Özellikle Nell’in hikayesinde bu durumu daha iyi anlıyoruz.</p>
<p>Flagan’ın yorumu ile Hill evi grotesk yapısı ile her an sizi salonlarınızın koltuklarından hoplatmaya hazır. Peki siz bu teröre hazır mısınız? Korkuya doymak istediğiniz her zaman Hill Evi ve içerisinde hikayelerini anlatmaya hazır ruhlar sizi bekliyor olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/10/25/bir-hayaletli-beyin-hikayesi-the-haunting-of-hill-house/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir korku klasiği American Horror Story</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/09/26/bir-korku-klasigi-american-horror-story/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/09/26/bir-korku-klasigi-american-horror-story/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Masis Üşenmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Sep 2018 05:54:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Episode: Masis Üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[American Horror Story]]></category>
		<category><![CDATA[Cult]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[masis üşenmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10207</guid>

					<description><![CDATA[American Horror Story her sezonda farklı bir korku konseptini konu alır. Şimdiye kadar Lanetli Ev’den Sirk ucubelerine pek çok konsept ile karşımıza çıktı. Zaman zaman beğendik, bazı sezonlarda ise kurdeşen döktük. Ancak 7. Sezon öyle bir geldi ki, şimdiye kadarki en ayakları üstünde duran, en sağlam ve gerçekçi, hikayesi yaşamımızda yüzleştiğimiz sorunlarla şekillenen, senaryosu ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>American Horror Story her sezonda farklı bir korku konseptini konu alır. Şimdiye kadar Lanetli Ev’den Sirk ucubelerine pek çok konsept ile karşımıza çıktı. Zaman zaman beğendik, bazı sezonlarda ise kurdeşen döktük. Ancak 7. Sezon öyle bir geldi ki, şimdiye kadarki en ayakları üstünde duran, en sağlam ve gerçekçi, hikayesi yaşamımızda yüzleştiğimiz sorunlarla şekillenen, senaryosu ve oyunculukları ile kalplerdeki yerini aldı. Tabi ilk iki sezonun yeri ayrı, ancak Cult ile A.H.S.’nin o dönemdeki kalitesine dönüş sinyali yaktığını söyleyebiliriz.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/214_7.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10209" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/214_7.jpg" alt="" width="600" height="875" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/214_7.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/214_7-206x300.jpg 206w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/214_7-288x420.jpg 288w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<p>Ryan Murphy’nin hayatımıza kattığı A.H.S. bu sezonda politik korkuyu Amerika’nın büyük dertlerinden biri olan tarikatları da katarak vermeyi başarıyor.</p>
<p>Sekizinci sezon Apocalypse yakında yayınlanacak olan dizinin yedinci sezonu, bizleri 2016 Amerikan seçimleri ile karşılıyor. Bir tarafta Hillary’nin kazanması için dua eden, bir delinin başlarına geçeceğinden korkan aileler, diğer tarafta güçlü Amerika hayali ile yanıp tutuşan beyaz, öfkeli Amerikalıların evlerine konuk oluyoruz. Zaten sezonun tamamı öfke ve korku ile ilgili. Nasıl korku ve öfke ile insanların birlik olabildiği, karşıt görüşlü insanların bile öfke ile beraber hareket edip en uç suçları işleyebileceği üzerine kurulu bir hikaye var önümüzde.</p>
<p>Lezbiyen çiftimiz Ally(Alison Pill) ve Ivy Mayfair-Richards(Dizinin müdavimlerinden Sarah Paulson), komşuları ile çekişmeli geçen seçimleri izlerken umut ve umutsuzluğu aynı anda yaşarlar, korktukları başlarına gelmiştir, Obama gibi siyah bir başkandan sonra Trump gibi bir şovmen ülkeyi yönetecek ve elde ettikleri tüm özgürlükleri tek tek ellerinden alacaktır. Ya da en azından bundan korkmaktadırlar.</p>
<p>Kamera farklı bir eve döner, mavi saçları ile TV karşısında seçimleri izleyen Kai Anderson (Dizinin başka bir gediklisi Evan Peters) sevinçten zıplamaya ve Amerika diye tempo tutmaya başlar. Artık nefretten doğacak bir güç haline gelecek olan tarikatını hayata geçirebilecektir.</p>
<p>Kai kısa zamanda içi nefretle dolu Beyaz ırkçılardan, işyerinde her tür zorlukla mücadele eden kadınlara kadar çevresinde bir güç ağı kurar. İlk hedefleri Kai’ye şehir meclisinden bir koltuk kapmak olan grup bunun için halkı korku ile dolduracaktır. Şehirde palyaço kostümlü katiller dolaşmaya, tek tek insanlar en korktukları şekillerde öldürülmeye başlar. Tüm bu kaos içinde Ivy yeni politik düzenle baş edemezken palyaçolar,delikler, saldırı gibi pek çok korkusu tetiklemektedir.</p>
<p>Kimseyi gördüğü palyaçolara inandıramayan Ivy, bir gece elektrikler kesilince karşısındaki karartıyı tehlike olarak görüp öldürür. Ne kadar yaptığı meşru müdafa sayılsa da insanlar öldürdüğü kişinin işyerinden hispanik bir çalışanı olduğunu öğrenince bir anda Ivy’i faşist bir katil olarak görmeye başlar. Tüm değerleri bir anda darmadağın olan Ivy, eşinin de kendini terk etmesi ve çocuğunu elinden alması ile tam bir boşluğa düşmektedir. Ancak kurtarıcısı çok yakında imdadına yetişecektir. Şehrin meclisinde her istediği yasayı zor kullanarak geçiren Kai bir anda Ivy’e kol kanat gerer.</p>
<p>AHS: Cult, yıllar sonra dönüp de bu zamanları anlamaya çalışacaklar için çok önemli bir politik korku devletine giriş dersi veriyor. Bizim de yer yer kendimize yakın bulacağımız korkular ile yüzleşmemizi sağlıyor. Bir tarikatın nasıl ortaya çıkıp her kökten ve inançtan insanı bir araya getirebileceğini gösteriyor. Tüm bunları yaparken pek çok tarikatın da geçmişi ile ilgili bilgiler veriyor. Hatta konu öyle bir noktaya gidiyor ki Andy Warhol cinayetinden Zodiac katiline kadar pek çok yakın geçmiş olayları birbirine bağlanıyor. Bunları yaparken Kai’nin ağzından TV ekranlarında az rastlanacak, politik doğruculuktan uzak, kadına karşı nefret dolu pek çok söz söyleniyor. Senaryo tüm bunları son bölümlerde neden yaptığını açık ediyor ve finale bizi getiriyor.</p>
<p>Aslında A.H.S. geçmişinde görülmemiş bir şekilde büyüden, hayaletten ve canavarlardan uzak bu sezon kardeş dizi American Crime Story’e daha yakın duruyor. Gene de özenle hazırlanmış kanlı katliamlar, suikastler, ev basmalar ile bir nebze de olsa A.H.S. ruhunu diri tutmayı başarıyor. Cult asıl gücünü psikolojik şiddet ve sürekli başka bir yöne devinerek seyirciyi şaşırtmayı başaran senaryosu ve Ivy &#8211; Kai savaşındaki başarılı oyunculukları ile Paulson ve Peters ikilisinden alıyor.</p>
<p><strong><em>En iyiden En kötüye A.H.S. sezonları</em></strong></p>
<p>1) Asylum (sezon 2, 2012-’13)</p>
<p>İlk sezon sonrası beklentilerimizi karşılayan Asylum akıl hastanesinden ne kadar korksak haklı olacağımızı gösteren, uzaylılar, naziler ve yaratıklar ile genişleyen senaryosu ile seyri korku dolu ve bir o kadar zevkli bir sezon olarak hafızalarımıza kazınmıştır.</p>
<p>2) Murder House (sezon 1, 2011)</p>
<p>A.H.S.’nin ilk sezonu klasik perili ev konseptini biraz daha ileri taşırken pek çok anlamda serideki aşırılıkları zorluyordu. Murphy bu dili ne yazık ki ilerleyen sezonlarda belki de zorla bıraktı.</p>
<p>3) Cult (sezon 7, 2017)</p>
<p>Trump sonrası Amerika korkusunu biraz da tarikat sosu ile veren sezon beklentilerimizi karşılayarak ilk üçte yer almayı hak ediyor.</p>
<p>4) Freak Show (sezon 4, 2014-’15)</p>
<p>Palyaçolar, sirk ucubeleri ile dolu sezon çok hızlı başlarken yavaş yavaş nereye gideceğini şaşırıp tökezliyordu. Ancak hem Jessica Lange’ın Sirk patronu rolünde hem de Sarah Paulson’un yapışık ikiz rolündeki performansları ile küçük bir hazine olarak yerini koruyor.</p>
<p>5) Roanoke (sezon 6, 2016)</p>
<p>Gene çok iyi başlayıp giderek garipleşen ve sonlara doğru artık insanı sıkan ve üzen Roanoke hem ev korkusu hem de cadılık ile ilgili ilginç bir sezondu. BBG evi gibi tasarlanan bir korku evi gelen konuklarının gerçekten bu bölgenin eski lanetli sahipleri tarafından ziyaret edilerek öldürülmesini konu alan sezon oyuncular arasına Cuba Gooding Jr.’ı koyması dışında fazla bir ışık yaymıyordu.</p>
<p>6) Hotel (sezon 5, 2015-’16)</p>
<p>Gene vampirler, lanetli otel gibi güzel konseptlerin harmanlanarak giderek seyir zevkinin zorlandığı senaryodaki delikler ile sinirleri bozan sezonda Lady Gaga sevenleri cezbedecek görsellik dışında pek de dişe dokunur bir görüntü yoktu.</p>
<p>7) Coven (sezon 3, 2013-’14)</p>
<p>Ah Coven vah Coven. İlk iki sezon sonrası korku severlerin ilah gibi taptığı A.H.S.’i paramparça eden Coven pek çok seyircinin asla dönmeyecek bir şekilde seriyi bırakmasına neden oldu. Oysa ki cadılık ile ilgili sezon hızlı başlamış giderek bir light Harry Potter filmine dönmüş sonunda da artık kendi kendinden sıkılmış olacak ki bolca senaryo oyunları ile konuyu toparlayıp final yapmıştı. A.H.S. adına unutmak istediğimiz büyük bir yara, adeta bir karadelik olarak kendisini uğurladık.</p>
<p>Episode</p>
<p>Masis Üşenmez</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/09/26/bir-korku-klasigi-american-horror-story/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerikan Polisine farklı bir bakış; Brooklyn Nine-Nine</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/06/30/amerikan-polisine-farkli-bir-bakis-brooklyn-nine-nine/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/06/30/amerikan-polisine-farkli-bir-bakis-brooklyn-nine-nine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Masis Üşenmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2018 08:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Episode: Masis Üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Brooklyn Nine-Nine]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[masis üşenmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=8870</guid>

					<description><![CDATA[Polisiye diziler genellikle oldukça ciddidir. CSI, NCIS gibi elli farklı versiyona bölünmüş devasa serilerin yanında son dönemde ilk aklımıza gelen True Detectives ya da Luther gibi daha sinematik işler her zaman polisiyenin çıtasının yüksekte tutmayı bilmiştir. Peki sürekli cinayetler ve suçlular ile uğraşan bu müessesenin absürd komedi için hiç mi potansiyeli yoktur? İşte Brooklyn Nine-Nine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Polisiye diziler genellikle oldukça ciddidir. CSI, NCIS gibi elli farklı versiyona bölünmüş devasa serilerin yanında son dönemde ilk aklımıza gelen True Detectives ya da Luther gibi daha sinematik işler her zaman polisiyenin çıtasının yüksekte tutmayı bilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8872" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518.jpg" alt="" width="806" height="571" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518.jpg 806w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518-300x213.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518-768x544.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518-100x70.jpg 100w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518-696x493.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/cast-of-brooklyn-nine-nine-e1526908906518-593x420.jpg 593w" sizes="(max-width: 806px) 100vw, 806px" /></a></p>
<p>Peki sürekli cinayetler ve suçlular ile uğraşan bu müessesenin absürd komedi için hiç mi potansiyeli yoktur? İşte Brooklyn Nine-Nine bu açlığı gidermek için yola çıkmış, iş sitcom’larını bir karakolun içinde seyirciye sunan, komik mi komik, ama aynı zamanda pek çok probleme mizahi açıdan yaklaşan bir dizi.</p>
<p>Parks and Recreation(2009–2015)’ın yaratıcılarından ve pek çok gece şovunun yazarı olan Dan Goor ve The Office (2005–2013) ve gene Parks and Recreation’dan Michael Schur’un yarattığı Brooklyn Nine-Nine aslında bu iki komedi klasiğini sevenlerin aynı tadı alabilecekleri bir mizah anlayışına sahip.</p>
<p>The Saturday Night Live’ın kadrosundan pek çok ismi barındıran dizi, Brooklyn’in 99. Bölgesine bakan karakolun dedektiflerinin maceralarını konu alıyor. Çocuksu ama oldukça kabiliyetli dedektif Jake Peralta (Andy Samberg), dizinin başlangıcında bölüme atanan, ciddiyetinden asla taviz vermeyen siyah ve gay amir Raymond Holt (Andre Braugher), Hakkında kimsenin pek bir şey bilmediği asi ve sert Rosa Diaz(Stephanie Beatriz), kaslı ve çocuksu teğmen Terry Jeffords(Terry Crews), Peralta ile sürekli aşk-çatışma ilişkisi yaşayan Amy Santiago(Melissa Fumero), Peralta’yı adeta bir tanrı olarak gören bölümün en sakar ama en iyi dedektiflerinden ve büyük bir gurme olan Charles Boyle(Joe Lo Truglio), Kaptan Holt’un özel sekreteri, yaptığı her işte en iyi olduğunu düşünen, kendine güveni ile psikologları bile kendine hayran bırakan Gina Linetti(Chelsea Peretti), yaklaşık iki bin yıldır bölümde çalışan ama bir adım ilerleyememiş dedektifler Michael Hitchcock(Dirk Blocker) ve Norm Scully(Joel McKinnon Miller) ana karakterleri oluşturuyor.</p>
<p>Fox tarafından ilk başta 13 bölüm olarak anlaşılan dizi, ilk sezonu 22 bölümle tamamlamış ve iki kez Creative Arts Emmy Ödüllerini, Golden Globe’da En iyi televizyon dizisi– Müzikal/Komedi ve Andy Samberg’in performansı ile Müzikal/Komedi dalında en iyi erkek oyuncu ödüllerini kazanmış. Ayrıca LGBTI’ye bakış açısı nedeni ile bu konuda verilen GLAAD Medya Ödülleri’nde de 2018 yılında en iyi komedi serisi seçilmiş.</p>
<p>2017 sonunda 5. Sezonu ile Fox tarafından iptal edilen dizi twitter’daki sosyal medya baskısı sonucu NBC tarafından alınarak devam ettirileceği açıklandı. Bu nedenle sosyal medyaya teşekkürlerimizi sunmamız gerekir.</p>
<p>Dizi klasik bir polisiye gibi düşünmüyor, genellikle suçlar arka planda çözülürken karakterlerin birbirleri ile olan ilişkileri önem kazanıyor. Özellikle Peralta’nın çocuksu kafası, sürekli olayları Die Hard fanlığına bağlayarak çözmeye çalışması(örneğin bir bölümde çatıda kalınca yangın söndürme hortumunu bağlayıp kendini aşağıya atması ama pencerelerin ferforje ile korunmuş olmasından dolayı asılı kalması), Kaptan Holt’un olaylara aşırı ciddi yaklaşırken Peralta’nın manyaklıklarına ayak uydurmaya çalışması, Terry’nin yorgunluktan barfiksde uyuya kalması, Amy’nin Kaptana sürekli kendini beğendirmeye çalışırken duvara toslaması gibi absürd durumlar mizahı yukarı taşıyor. Dizinin ilk sezondan itibaren bir gelenek haline getirdiği Halloween’da kimin en iyi dedektif olacağı gibi iddialar da komedi tarihine girebilecek potansiyel bölümler olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Tüm bu mizah içinde kirli polisler, siyah bir gay polisin kaptan olma yolunda geçtiği zorlu yol, özellikle 70’lere döndüklerinde Amerika’nın siyah politikasına yapılan göndermeler, ya da bir gece çocuğunun düşürdüğü oyuncağı arayan Terry’nin siyah olduğundan potansiyel suçlu görülüp, evinin önünde polis şiddetine maruz kalması gibi son derece gerçek problemler zaman zaman dizide kendine yer buluyor. Sanki dizi sürekli “gülüyoruz ağlanacak halimize” der gibi.</p>
<p>Brooklyn Nine-Nine’da dizi ve sinema tutkunları için de pek çok gönderme seyircinin bulması için bekliyor. Örneğin Miller’ın canlandırdığı Scully rolü size neyi hatırlatacaktır? Tabii ki Dana Scully’yi ve The X-Files’ı. Ancak bu gönderme sadece isim ile sınırlı da değil çünkü Miller, The X-Files’ın 6. Sezon 13. Bölümü olan &#8220;Aqua Mala&#8221;’da Florida’da bir şerifi canlandırmış.</p>
<p>Her bölümde görülen yardımcı oyuncular da dizi ve sinema aleminden bildiğimiz tanıdığımız isimler. Örneğin &#8220;The Closer&#8221;’ın başrolü Kyra Sedgwick, gay olmasına rağmen vurgun olduğu Kaptan Holt’un baş düşmanı ve üstü olarak karşımıza çıkıyor. Ya da başka bir bölümde suçlunun peşine düşmek için arabayı çeviren Peralta, The New Girl’deki Jessica Day rolü ile Zooey Deschanel ile karşılaşıyor. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir ancak gerisini siz seyircilerin dikkatine bırakıyorum.</p>
<p>Brooklyn Nine-Nine ilk dakikadan itibaren komedi seyircisini eline almayı bilen polisiye konuları ile de hafif bir gizem yaratmayı başarıp, sonraki bölümü merak ettiren bir dizi. Sitcom, başarısını sadece iyi yazılmış mizah anlayışı ile değil her karaktere yeterince eğilen hepsine komedi şansı veren yapısı ile de sağlıyor. En yedek karakterler Scully ve Hitchcock bile zaman zaman en önemli olaylarda kilit role sahip olabiliyorlar.</p>
<p>Özellikle bu aralar modunuz düşük, kendinizi iyi hissetmiyor ve size gülmeyi yeniden öğretecek bir dizi arıyorsanız Brooklyn Nine-Nine tam da istediğiniz reçete olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/06/30/amerikan-polisine-farkli-bir-bakis-brooklyn-nine-nine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alternatif bir Blade Runner dünyası</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/alternatif-bir-blade-runner-dunyasi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/alternatif-bir-blade-runner-dunyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Masis Üşenmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 11:20:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Episode: Masis Üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Altered Carbon]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[masis üşenmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11162</guid>

					<description><![CDATA[Netflix’in yeni ve iddalı yapımlarından Altered Carbon, siber punk edebiyatının önemli yapı taşlarından, Richard K. Morgan’ın aynı adlı kitabının televizyon uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor. Dizi eleştirmenler tarafından şimdilik yerin dibine sokuldu. Metascore’un eleştirmen notu sadece %65’lerde gezinirken, seyirci notu ise 8.5 civarında. Yani her zamanki gibi eleştirmenler tarafından beğenilmeyip, genel izleyiciyi çeken bir yapımla baş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Netflix’in yeni ve iddalı yapımlarından Altered Carbon, siber punk edebiyatının önemli yapı taşlarından, Richard K. Morgan’ın aynı adlı kitabının televizyon uyarlaması olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11164" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-691x1024.jpg" alt="" width="691" height="1024" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-691x1024.jpg 691w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-203x300.jpg 203w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-768x1138.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-696x1031.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-1068x1582.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large-284x420.jpg 284w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/DTWbtBLWkAEcGbH.jpg_large.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 691px) 100vw, 691px" /></a></p>
<p>Dizi eleştirmenler tarafından şimdilik yerin dibine sokuldu. Metascore’un eleştirmen notu sadece %65’lerde gezinirken, seyirci notu ise 8.5 civarında. Yani her zamanki gibi eleştirmenler tarafından beğenilmeyip, genel izleyiciyi çeken bir yapımla baş başayız.</p>
<p>Altered Carbon aslında özünde distopik bir kara film örneği. Bu yüzden sık sık diziyi izlerken Blade Runner’dan esintiler bulacaksınız. Özellikle şehir planları, dizinin genel havası sanki bizi alternatif bir Blade Runner dünyasına çekiyor. Blade Runner 2049’un düşük gişe hasılatını göz önüne alırsak aslında Altered Carbon’un Netflix için bile büyük bir kumar olduğunu söyleyebiliriz. Tabi bu kumarın kazananı kasadan çok, bizim gibi bilim kurgu hayranları oluyor (Buraya kadar okuduysanız sizi de bir bilim kurgu izleyicisi olarak görüyorum artık).</p>
<p>House of Cards ve The Killing gibi severek izlediğimiz dizilerin yakışıklısı Joel Kinnaman’ın başrolü The Fallowing’in tarikat başını canlandıran karizmatik aktör James Purefoy ile paylaştığı yapım, günümüzden yüzyıllar sonra farklı bir dünyada geçiyor. Bu yeni dünyada torunlarımız uzaylılar ile tanışmış, bilinci kaydetmeyi öğrenmiş ve bunu farklı bedenlere taşımayı sağlayan bir teknoloji keşfetmiş. Bu sayede ölümsüzlük de nerede ise bulunmuş, ne var ki tek problem ense kökünde bulunan bilinç çiplerinin hasar görmesi.</p>
<p>Aslında yaşadığı dönemde sisteme karşı bir terörist olduğundan öldürülen Takeshi Kovacs(Joel Kinnaman), yok edilişinden 300 yıl sonra pek de bilmediği bu yeni medeniyette yeni bir bedenle can buluyor. Onu dünyaya geri getiren ise sistemin en zengin insanı olan Laurens Bancroft(James Purefoy)’dur. Bancroft kısa bir süre önce öldürülmüştür, ancak bilinci sürekli bulutta yedeklendiğinden beden kopyasına geri yüklense de onu öldüren kişiyi bilmemektedir. Bu yüzden Kovacs’ı katilini bulmak için seçmiştir. Ona iki seçenek sunar, ya katilini bulacak ya da ölüme geri dönecektir. Kovacs bu yabancı dünyada yaşamak istemese ve halihazırda hatırladığı pek çok acısı olsa da hayatın zevklerinden tatmak için bir süreliğine işi kabul eder ve bu zengin adamın oyuncağı olmaya karar verir.</p>
<p>Ancak Bancroft’un pek çok düşmanı vardır ve dedektif Kristin Ortega(Martha Higareda) gibi pek çokları aslında Bancroft’un intihar ettiğini düşünmektedir. Kovacs hem bu gizemi çözmeye çalışıp hem de ailesinden ve savaşından geri kalan hatıralarla baş başa kalarak bir maceraya çıkar.</p>
<p>Her bilim kurgu dünyasının başarısı aslında yan karakter ve teknolojilerde ortaya çıkar. Altered Carbon’un da en önemli başarısı bence ana konudan çok Kovacs’ın maceralı yolculuğunda karşısına çıkan karakterlerde yatıyor. Örneğin ilk gördüğümüz anda kanımızı kaynatan AI Otel’i Raven’ın hizmetkarı Poe(Chris Conner). Kısa bir yan bilgi, yazar, şair Edgar Allan Poe’ya bir saygı duruşu olan bu karakter ve otel bir yandan da dizinin diğer ana karakteri Bancroft’u canlandıran Purefoy’a da gönderme yapıyor. The Fallowing seyredenler bu ayrıntıyı hemen fark edeceklerdir sanırım. Purefoy’un canlandırdığı Joe Carroll karakteri de Poe’ya kafayı takmış ve peşinden bir tarikat kurup katliamlara başlamış bir seri katildi.</p>
<p>Altered Carbon pek çok detaylı içerik ile ortam oluşturmada büyük başarı sağlıyor. Örneğin insanlar ölümsüzlüğü bularak kendilerini tanrı olarak görseler de neo-katolik diye adlandırılan bir grup insan da bu teknolojinin tanrıya bir küfür olduğunda hem fikir ve ölümün bir son olmasını istiyorlar. Örneğin bir diğer önemli karakterimiz Ortega’nın ailesi de tam da bu düşüncede ve bu yüzden Ortega’nın annesi ile olan dalgalı ilişkisi ve aslında Kovacs’a başlarda gösterdiği agresif tutumun nedenini ilerleyen bölümlerde konu geliştikçe anlıyoruz.</p>
<p>Gerek görüntü yönetimi, gerek oyuncu seçimi gerekse müzikleri ile olsun Altered Carbon sürekli ilgiyi üstünde tutsa da diyalog konusunda dizinin biraz aksadığını söyleyebiliriz. Sanırım eleştirmenler tarafından nefretle karşılanmasının ana nedeni de bu. Diyaloglar bazen çok basitleşiyor ve dizinin hızını yavaşlatıyor, ama ortam ve karakterler diziyi götürmeye yetiyor.</p>
<p>İlerleyen bölümlerde ortaya çıkan kırılmalar ve çözülen gizemler de diziyi bir üst noktaya taşıyor. Ancak biraz aşka ve özellikle gereksiz çıplaklığa fazlaca yer verilmesi dizinin dinamiklerini baltalıyor. İlk başta Kovacs’ın poposunu görmenin sinemasal anlamda bir etkisi olabilir, ancak Kinnaman’ın zaten ortalama bir insandan çok daha tanrısal çaptaki vücudunu her bölümde çıplak ya da sevişirken görmek bir yerden sonra “yeter! Biz de insanız.” dedirtiyor.</p>
<p>Altered Carbon, bilim kurgu türü içinde Expanse gibi son yıllarda ortaya çıkan büyük çaptaki yapımlara yeni bir halka katıyor. Bu tarz yeni dünyaların en büyük problemi seyirciyi alıştırmadaki zorluktur. Örneğin herkesin bildiği Star Wars ya da Star Trek serisinde bir film ya da dizi çekmek zaten var olan seyircisini yeni hikayeyi seyretmeye itse de Expanse, Altered Carbon gibi yeni, bilinmeyen dünyalar ile karşılaşmak pek çok bilim kurgu seyircisini izlemekten alıkoyuyor ve bu tarz yapımları ıskalamaya neden oluyor. Oysa ki bu tür cesur hareketleri pamuklara sarıp saklamalı ve yeni dünyaların da önünü açmalıyız.</p>
<p>Yeni seyirlerde görüşmek üzere.</p>
<p>Masis Üşenmez</p>
<p>Episode</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/alternatif-bir-blade-runner-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dirk Gently evrenin hizmetinde</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/02/27/dirk-gently-evrenin-hizmetinde/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/02/27/dirk-gently-evrenin-hizmetinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Masis Üşenmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2018 09:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Episode: Masis Üşenmez]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Dirk Gently]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[masis üşenmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11026</guid>

					<description><![CDATA[Dirk Gently evrenin hizmetinde, gizemli olayları fazla kafa yormadan çözmeye devam ediyor Douglas Adams’ı pek çoğumuz absürt komedi bilim kurgu serisi Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin yazarı olarak tanırız. Ancak bu kitap ile fotoğraf çekip Instagram’a koymak dışında Douglas Adams külliyatına hakim sıkı Nerd’ler için Dirk Gently&#8217;s Holistic Detective Agency de özel bir yere sahiptir. Gene de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dirk Gently evrenin hizmetinde, gizemli olayları fazla kafa yormadan çözmeye devam ediyor</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11027" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-1024x684.jpg" alt="" width="696" height="465" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-1024x684.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-768x513.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-696x465.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-1068x713.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-629x420.jpg 629w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bart-1920x1282.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Douglas Adams’ı pek çoğumuz absürt komedi bilim kurgu serisi Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin yazarı olarak tanırız. Ancak bu kitap ile fotoğraf çekip Instagram’a koymak dışında Douglas Adams külliyatına hakim sıkı Nerd’ler için <em>Dirk Gently&#8217;s Holistic Detective Agency </em>de özel bir yere sahiptir. Gene de hiçbir zaman da Otostopçunun Galaksi Rehberi kadar popüler olmamıştır.</p>
<p>Daha özel bir kitlenin sevgisini kazanan Dirk Gently, son yılların parlayan yazar/yapımcı/yönetmen ve oyuncusu Max Landis tarafından BBC America için diziye çevrildi. Netflix’de de yayınlanan dizinin ilk sezonu hem Adams okuyucuları, hem de genel izleyici tarafından hızlıca tüketilince, ikinci sezonun gelmesi kaçınılmaz oldu. Geçtiğimiz ay yayımlanan ikinci sezon da ilkini aratmayan komedi anlayışı ile hikayeye kaldığı yerden devam ediyor. Ancak kötü haberi şimdiden verelim. BBC America diziyi iptal ettiğini açıkladı. Yani ne yazık ki bir üçüncü sezon olmayacak. Buna rağmen ilk iki sezon pek ekranlarda rastlanmayan komedi bilim kurgu türünde önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>
<p>Öncelikle ilk sezonu bilmeyenler için konuya girecek olursak. Hikayemiz Dirk Gently(Samuel Barnett) adlı gizemli bir dedektifin yolunun bir cinayetin ortasında kalan bell boy Tod(Elijah Wood) ile kesişmesi ile başlıyor. Dirk bir dedektifin yapmaması gereken her şeyi yaparak, rüzgarın kendisini savurduğu yöne giderek, olayları çözmeye çalışan bir “Holistic” dedektiftir. Ona göre evren ona olayları sunmakta ve çözmesi için yardım etmektedir. Böylece gizler önünde aralanmakta, her şey birbiri ile bağlantılı olduğundan, olaylar kendi stili ile bir şekilde çözülmektedir. Dirk’in bu tutumu başta Todd’a saçma gelse de olayın içine girdikçe sorgulamayı bırakacak ve Dirk’ün sağ kolu olacaktır. Böylece ilk sezon karakterlerin birbirlerini bulması ve seyirciye tanıtılması ile klasik Douglas Adams komedi tarzında geçer. Konuya dahil olan gene evrenin ona yol gösterdiğini söyleyen, yaşamının amacının Dirk’ü öldürmek olduğunu düşünen ve bu yolda önüne gelen herkesi de öldüren katil Bart(Fiona Dourif), Todd’un korktuğunda halüsinasyonlar gören hasta kız kardeşi Amanda(Hannah Marks), tam bir Hit girl olan Farah(Jade Eshete), bir gurup enerji emici vampir, şekil değiştirebilen gizli bir örgüt, bir(hatta iki) zaman makinesi gibi pek çok karakter ve öğe ile eğlencenin dozu artar.</p>
<p>Konumuz Adams’a aşina olanların bildiği üzere pek karmaşık olsa da sizi içine çekmeyi başarıyor. Bunu da kendini fazla da ciddiye almadan yapıyor. Fatih Terim’in şu sözleri Dirk’ün meselesini anlamamızda bize yol gösterecektir “Everything is something happened”. Yani sonuç büyük resme bakmamız gerekir.</p>
<p>Bunca olayla sonlanan birinci sezondan sonra ikinci sezon bir anda garip bir masal dünyasında başlıyor. Adeta bir fantezi oyununun içine girdiğimiz bu dünyada iki farklı ulus birbirine düşmek üzere. Kötü bir büyücü bu dünyayı ele geçirmek için hain bir plan kurmuş. Bu insanların tek kurtuluş yolu da efsanedeki Dirk Gently’i bulup, bir çocuk ile beraber dünyalarına gelmelerini sağlamak. Artık kaybedecek zamanları yok.</p>
<p>Bizim evrenimizde ise Dirk, Blackwing adlı siyah giyen adamlar tarafından tutsak edilmiş, Todd ve Farah FBI’ın en çok arananlar listesinde. Amanda vampir dostlarını bulmaya çalışıyor, Bart ise dostu Ken’in izinde dolaşmakta. Bu noktada olaylar gene ardı ardına gelen garip tesadüfler ile kenetlenirken, suda açılan portallar, havadan düşen araba ile kesişen yollar, duvarlara işlenmiş evrenler, küçük kasabanın Dirk’ün her dediğini anlayan ve yardımcı olan şerif ve yardımcısı gibi absürtlük seviyesi yukarıda bir sezon ile baş başa kalıyoruz.</p>
<p>2001 yılında aramızdan ayrılan usta yazar Douglas Adams’ın komedi anlayışına bir kez kendinizi verdiğinizde bir daha çıkabilmeniz çok zor. Ancak o modda değilseniz bu tarzı beğenme şansınız çok az. Hatta ben izlerken bir ara bu diziyi özellikle benim için mi yapıyorlar acaba, benden başka seyredip sevebilen olabilir mi diye düşünmedim değil. İkinci sezon özellikle fazla Nerd kaçmış. Sanırım bu yüzden de seyirci sayısında gerileme olmuş ve BBC America diziyi sonlandırma kararı almış.</p>
<p>Çevrim olarak bakılırsa, Max Landis akıcılık konusunda ikinci sezonda da çok iyi bir işe imza atıyor. Douglas Adams’ın dünyasını vermekte başarılılar. Özellikle oyuncular çok iyi seçilmiş. Rolleri ne kadar garip olsa da son derece inandırıcı bir şekilde bize yansıtıyorlar. Tabii ki sürükleyici iki isim Samuel Barnett ve Elijah Wood ikilisi. Beraber yarattıkları bu dünyada bir Sherlock Holmes ve Doktor Watson sinerjisi sağlıyorlar.</p>
<p>İlk sezonda Barnett’ın Dirk Gently performansı çok başarılıydı. Bu sezonda Wood’un üzerine daha fazla yük bindirilmiş gibi. Ancak bir geçiş sezonu olduğu anlaşılan ikinci sezon bizi sonraki sezonda daha büyük olaylar olacakmış gibi bir beklentiye sürüklese de ne yazık ki alınan iptal kararı diziyi havada bırakıyor. Özellikle evrenin gerçekliğinin bozulduğu Amanda’nın özellikle gelişen güçleri ile buna bir son vereceği üzerine geçen diyaloglar seyirciyi yeni sezona hazırlamak amacı ile tüm sezona serpiştirilmiş. Ancak iyi haber dizinin fanları BBC America ve Netflix’e baskı kurup diziyi devam ettirmesini istemekte. Kim bilir belki de Sense 8’de olduğu gibi iptal kararına rağmen Dirk’ün hikayesi bir film olarak geri dönüp toparlanabilir. Ama o güne kadar elimizdeki ile yetinip, Douglas Adams kitaplarında huzur bulma şansımız her zaman var.</p>
<p><strong><em>Dizi: Dirk Gently&#8217;s Holistic Detective Agency</em></strong></p>
<p><strong><em>Platform: Netflix</em></strong></p>
<p><strong><em>Yapımcı: Max Landis</em></strong></p>
<p><strong><em>Oyuncular: Samuel Barnett, Elijah Wood, Hannah Marks, Jade Eshete, Mpho Koaho, Dustin Milligan, Fiona Dourif, Osric Chau, Michael Eklund, Zak Santiago, Viv Leacock, Amanda Walsh, Izzie Steele, Neil Brown Jr., Christopher Russell, Aaron Douglas, John Hannah, John Stewart</em></strong></p>
<p><strong><em>Yıl:2016-2017</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Masis Üşenmez</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/02/27/dirk-gently-evrenin-hizmetinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘This is us’ reçeteyle satılmayı hak ediyor</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/this-is-us-receteyle-satilmayi-hak-ediyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/this-is-us-receteyle-satilmayi-hak-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2017 12:33:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[şenay tanrıvermiş]]></category>
		<category><![CDATA[This is us]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10791</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda her birinin farklı bir zeka ürünü olmasına alışılan teknoloji şaheseri çılgın diziler serisinin arasında ‘This is us’ konusu ve tekniğiyle resmen huzur veriyor. Hem de çok özlenen ancak o kadar unutulmuş ki neyi özlediğinin bile ayırdında olmayan milyonlara tekrar en temizinden aşk, aile, kardeşlik ve arkadaşlık yani illa ki sevgi diyerek huzur veriyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda her birinin farklı bir zeka ürünü olmasına alışılan teknoloji şaheseri çılgın diziler serisinin arasında ‘This is us’ konusu ve tekniğiyle resmen huzur veriyor. Hem de çok özlenen ancak o kadar unutulmuş ki neyi özlediğinin bile ayırdında olmayan milyonlara tekrar en temizinden aşk, aile, kardeşlik ve arkadaşlık yani illa ki sevgi diyerek huzur veriyor. Bütün kusurlarıyla, eksikleriyle telafisi imkansız yanlışlarıyla bir aile olmanın mükemmel acı ve mutluluklarını anlatan şiirsel gerçekçi bir yapım. Reklamlardaki toz pembe Amerikan rüyası yanılsamasıyla kandırmak yerine eksisi ve artısıyla aslında yanlışsız ve eksiksiz bir aile olunamayacağını ama yeter ki sevgisiz olunmaması gerektiğini her bölümde yeniden ve başka bir açıdan ispat ediyor. Karakterlerin bugününü aslında geçmişlerinin sonuçlarını açıklayarak gösteren yapıda şimdinin tanımı derinlik kazanıyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10792" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-1024x684.jpg" alt="" width="696" height="465" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-1024x684.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-768x513.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-696x465.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-1068x713.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-629x420.jpg 629w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609-1920x1282.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/bs-fe-this-is-us-wedding-20170609.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Üçüz bebek bekleyen bir ailenin bebeklerinden biri ölünce hastanedeki terk edilmiş siyah bebeği almalarıyla başlıyor dizi. Hiç çocuğu olmadığı için bebek almaktan farklı bir durum, dahası beyaz bir ailenin üçüncü bebeğin siyah olmasını evlat edinmek için sıkıntı etmemeleri de büyük ve çok değerli mesajlar içeriyor. Öncelikle sadece senin olanı değil dünyayı ve insanı sevmeyi örneklendirdiği için gönül telini titretirken gülümsetiyor. Hikaye çocukların büyümüş halleriyle çocukluklarına paralel geçişlerle ilerliyor. Böylece evin siyahı olan (Randall) bir çocuğun ‘farklı’ olmamak için yaptıklarıyla bugün kurduğu siyah ailesi arasındaki neden sonuç ilişkisini izah eden bir yapı sunması ilginç bir seyir keyfi sunuyor. Hatta gösteriyor ki aile içi sonsuz sevgiye karşın toplumsal yapıdaki önyargılar ve gizli ayrımcılık kişinin yaşamında ciddi hasarlara yol açabiliyor. Farklılığından korkmak, kendinden saklanmak ancak yine de özel olmak çabası içinde istemsiz çatışmalar yaşayan çocuğun aslında ailesinin de nasıl davranacaklarını bilmedikleri ve bocaladıkları görülüyor. Ne kadar güzel ki bu ailenin çok iyi bildiği bir şey var; sevmek ve sevmek toplumsal dayatma ve önyargıların yarattığı sıkıntıları çözmeye yetmese de büyük ölçüde çocukların her birinin en azından hasarlı da olsa iyi insanlar olmasını sağlıyor. Randall beyaz bir ailenin evlat edinilmiş üçüzlerinden biri olarak her açıdan üvey, öteki ve farklı olmasına karşın bugün başarılı bir avukat olarak geçmişi temizleyip geleceğini sevgiyle inşa etmekte kararlı ilerliyor. Özellikle birinci sezonun sonunda karısına yaptığı sürpriz, iyiliğin de kötülüğünde bulaşıcı olduğunu örneklendirirken yürek burkarken alabildiğine umutlandırıyor.</p>
<p>Üçüzlerden Kate ise çocukluğundan itibaren zayıflama çabası içindeki milyonları temsil eden sevgi dolu bir obez oluyor. Her zaman ‘XL’ beden giysilerinin içinde ne denli küçümsendiğini ya da en başta koca gövdesinin içinde kendini nasıl değersiz, küçük ve fazlalık hissettiğini anlatıyor. Ancak asıl mesele sadece kiloları yüzünden kendisine bir yaşam seçmeyi bile hak görmeyerek biyolojik ikiz kardeşi Kevin’in yaşam düzenleyicisi, hizmetçisi, sırdaşı, yandaşı belki de sadece gölgesi olarak var olmayı seçmesi ki bu yanlışın ayırdına da başka bir obez sevgili yardımcı oluyor. Bedenin kimlik inşasına sorun ve yük teşkil ettiğinin inanılmaz örneklerinden biri. Üstelik obezite meselesi üzerinden köpürtülmüş bir dram yaratmak yerine gerçeğin dayanılmaz zorlukları yumuşak bir dille anlatılıyor. Aynen Randall örneğinde ırkçılık gibi devasa ağır bir meseleyi ne hafife alarak ne de trajedisinden beslenerek tadını kaçırmadığı gibi! Çünkü tüm metnin her hücresine sinen ve seyirciye geçen iyi niyetli bir duygu, umut ve sevgi mesajları her karakteri kapsıyor. Aslında insanoğlunun her derdinin hem sebebi hem çaresi olarak ‘sevgi’nin gösterildiği ve bunu didaktik kamu spotu tadında değil gerçekten içeriğin her karesine yedirerek anlattığı için ‘This is us’ obez Kate ile gerçekten büyülüyor.</p>
<p>Üçüzlerin en havalı ve yakışıklısı (Kevin) ünlü bir dizi oyuncusu olarak yaşamına devam ederken çocukluğundan itibaren bir obez kız kardeşine bir siyah kardeşine yaslanan daha sorumsuz ancak sempatik bir karakteri temsil ediyor. Sonuçta üçüz olmalarına karşın bazılarının hep küçük kardeş kontenjanında aileden kop/a/mayan dolayısıyla bir arada olmalarına vesile olan ancak genellikle istek ve beklentileriyle hem sıkıntı hem de eğlence kaynağı yaratan bir karakter. Aşk, iş ve aile üçgeninde sevabıyla günahıyla kendisinden kaçan ancak kendisini arayan ve yüzleşen naif bir karakter olarak aile bireylerine de gülümseme sebebi oluyor.</p>
<p>Merkezde üçüzlerin ebeveynleri Rebecca, Jack ve çocukları ile çocukların yetişkinlik halleri, bugünkü aileleri anlatılırken yaşamlarından geçen arkadaşlar, doktor (üçüzlerin doğumunu yaptıran), itfaiyeci ( hastanenin önüne bırakılan bebeği önce evine sonra hastaneye götüren adam), siyah bebeğin öz babası (bebeğini itfaiyenin önüne terk eden baba) ve iş arkadaşları da hikayeye eşlik ediyor. Bu karakterler odak noktasını güçlendirmekle kalmıyor, meselelere farklı bakış açılarıyla boyutlar kazandırarak metni zenginleştiriyorlar.</p>
<p>Sonuçta yazarak anlatmak yetmiyor çünkü dizi de hiçbir şey olmuyor gibi ama her şey oluyor. Çağımızın hastalığı yalnızlığın çaresi aile midir, hatta geniş aile midir gibi son derece zor sorular sorarak her bölümde farklı kültürlerden milyonları gülümsetiyor, ağlatıyor, kalp sıkıştıran mevzulara zarif ve naif bir üslupla incitmeden dalıyor. Haliyle ‘This is us’ reçeteyle satılmayı hak edecek kadar iyi geliyor cidden… Ne de olsa iyiliği bir meziyet gibi değil zaten görev olarak gören güzel yürekli insanların hikayesinden oluşuyor. Özellikle iyilikseverlere iyi geleceği garanti görünüyor!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/11/17/this-is-us-receteyle-satilmayi-hak-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Naomi Watts’ın lacivert ojeli derin mavi dizisi GYPSY</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/naomi-wattsin-lacivert-ojeli-derin-mavi-dizisi-gypsy/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/naomi-wattsin-lacivert-ojeli-derin-mavi-dizisi-gypsy/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2017 11:15:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[episode]]></category>
		<category><![CDATA[GYPSY]]></category>
		<category><![CDATA[şenay tanrıvermiş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10683</guid>

					<description><![CDATA[Gypsy, Naomi Watts’ın göz alıcı oyunculuğu, derinlikli ve farklı bir tempoda ilerleyen olay akışı ile seyircisini tam anlamıyla ikiye bölüyor; diziye hayran olanlar ve Naomi Watts hatırına diziye katlanmaya çalışanlar. Yani en baştan belirtilmeli ki Gypsy tam anlamıyla ‘meraklısına’ hitap eden ayrıksı bir metin. Kaldı ki kahramanın ideal beniyle gerçek beni arasında uçurumlardan zirvelere gitgelleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><sub>Gypsy, Naomi Watts’ın göz alıcı oyunculuğu, derinlikli ve farklı bir tempoda ilerleyen olay akışı ile seyircisini tam anlamıyla ikiye bölüyor; diziye hayran olanlar ve Naomi Watts hatırına diziye katlanmaya çalışanlar. Yani en baştan belirtilmeli ki Gypsy tam anlamıyla ‘meraklısına’ hitap eden ayrıksı bir metin. Kaldı ki kahramanın ideal beniyle gerçek beni arasında uçurumlardan zirvelere gitgelleri sahte ve gerçek çatışmasına hem sebep hem sonuç oluşturuyor. Haliyle görünür kılınan tüm çatışmaların kaynağı psikolojik olduğundan daha derinlikli bir izleme seyri talep ediyor. Somut çatışma kaynaklarına alışagelen izleyici için bu tür sorunlar tamamen uydurma ve/ya gereksiz gelebiliyor ve beğenmeyenler gerçekten niye böyle bir dizi yapılmış diye söyleniyorlar. Tam tersine her aksiyonun temelinde gizil kalmış örtük dürtüler olduğunu düşünenler içinse Gypsy çölde vaha bulmuş kadar büyüleyici ve gerçekçi geliyor, hayranlık ve heyecanla her bölümü kendi içlerinde tartışıyor, ikinci sezonu merakla bekliyorlar. Başkalarının hayatı üzerinden kendini bulmaya çalışan bir psikoloğun sanal bir kimlikle bazen kendinden çıkmaya çalışarak kendine ulaşmaya çalışması doğal olarak kimine saçma kimine ise müthiş bir mesele olarak görünüyor. </sub></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10684 size-medium" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-300x188.jpg" alt="" width="300" height="188" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-768x480.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-1024x640.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-696x435.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-1068x668.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix-672x420.jpg 672w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/2017_26_tv_netflix.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p><sub>Temel mesele şöyle özetlenebilir: Jean Holloway isminde bir terapist hastaları kendine bağımlı kılıyor ve kendisi de hastalara bağlanıyor. Tabii her bağımlılık gibi tehlikeli sonuçlara ilerleyen akışın her iki taraf (terapist/hasta, izleyici/metin) için de ‘tedavi’ kapsamında gelişmesi ayrıca koskoca bir parantez olarak metnin çatışmasına müthiş boyutlar ve nefis bir temel kazandırıyor. Böylece baştan sona insan ruhunun yaşamın kurallarıyla çatışan yapısı bir psikolog gözünden test ediliyor, test eden psikolog olunca ve bu psikolog tüm hastalarından daha hasta ve yine de tedavi eden olduğundan soruların önemi ciddiyet kazanıyor elbette. Üst sınıf burjuva bir terapistin ilk bakışta klasik Amerikan rüyasını doğrulayan aile yapısı ve yüzeyden derine inildiğinde sıkıcı beyaz yakalı hikayesi olmaktan çok daha fazlasını söyleyen esrarengiz bir dizi olarak benzerlerinden sıyrılıyor. Çünkü esrarengiz oluşu olay akışından değil insanoğlunun karanlık yapısından filizleniyor, üstelik ana karakter terapist olunca mesele çok doğru ve zengin bir yerden kök bularak adeta mesajlarını aklıyor, doğruluyor ve kesinleştiriyor. </sub></p>
<p><sub>Şifa vermesi beklenenin kendi karanlığına olan yolculuğu ve bu yolculuğun belki de mutlak doğruya çıkartan yol olarak gösterilmesi elbette şaşırtıyor. Kişi kendine ne kadar karşı koyabilir, kendine karşı koyabildiğin ölçü de iyi ve doğru mu olunur, kendinden kaçmak mı kendine doğru yürümek mi cesaret ister ve hangisi daha iyi insan olmak için takip edilecek anahtar kavramdır… Sorular zor, cevaplar ise seyirciyi de yüzleşmeye çağıran cinsten çetin şaşırtmacalar içeriyor. Örneğin kocası ve sekreteri &#8216;doğruluk mu&#8217;, &#8216;cesaret mi&#8217; oyununu oynuyorlar. Hangisi hayatı daha anlamlı kılar, neye öncelik vermeli ve bu ikisi hep çekilmek ve/ya seçilmek zorunda mı? Böylesi zor soruları ikna eden ve yoldan çıkaran veya doğru yola sürükleyen değerlendirmeler eşliğinde derin psikolojik analizlerle gerekçeleyerek derdini anlatıyor. </sub></p>
<p><sub>Yapman gerekene odaklanırsan gerçekten ne hissettiğini bilmeyen ve kendini bulamayabilen kişilikler masaya yatırılıyor dolayısıyla düzenli, güvenli ve sıkıcı bir yaşamdansa ölmeyi tercih edenlerle sürünmeyi seçenler (düzenin içinde var olmayı seçenler) arasında bir yerden yaşam sorgulanıyor. Hayat epik bir oyun olmalı ve oyun şimdi başlamalı mı ya da büyük bir inkar mekanizmasıyla kişi kendini zaten mutlu olduğuna inandırmalı mı gibi neredeyse cevapsız konular şiddetli hesaplaşmalara sürüklüyor. Evli bir terapist yasaklı bir aşka yelken açarken kocasını bir kadınla aldatmayı kendisiyle yüzleşme ve buluşma gibi bir ayine dönüştürüyor ve haliyle ruhsal tansiyonu korkunç sınavlar veriyor. Öte yandan kişinin kendinden kaçışının imkansızlığı küçük kızı vesilesiyle büyüyen tehlike ve gelecek olarak küçük harflerle ancak derin bir etkiyle tekrarlanıyor. </sub></p>
<p><sub>Bastırılan cinsel tercihlerinin kızı üzerinden çok daha güçlü bir şekilde yeniden doğması ve evinin hatta kalbinin, damarlarının ve geleceğinin içinden büyümesi oldukça cesur ve tamamen bu yüzyıla ait bir dil ve içerik oluşturuyor. Küçük kızı trans ya da lezbiyen olduğunu ima eden şeyleri çocuklara özgü doğallık ve bilinçsizlikle söylüyor. Böylece kendisinin bastırılmış ve gizlice yaşadığı cinsel tercihi evde büyüyor. Kendisine annesinin ve şimdi kendisinin kendine tam olarak tanımadığı cinsel tercih özgürlüğü için kızına izin vermeye çalışıyor. Müthiş bir bocalama eşiğinde kızının mutluluğunun neyi seçeceğinden görmek bir kez daha yaşamını kaçışı imkansız sınavlara tabi tutuyor. Neticede kendisinden vazgeçerek, korkarak, saklayarak ve saklanarak aile olmaya çalışan bir kadının inkar etmek zorunda bırakıldığı ‘ben’ini çocuğunda görmesinden daha kuvvetli bir çatışma olabilir mi? Örneğin kız arkadaşı kendisine neden özgür olmadığını soruyor ve buna değmeyeceğini anlatıyorken kendisinin vereceği karar aslında bir yandan da kızı için çizeceği yol haritası olacağından fenalıklar geçiriyor, duygusal yükselmeler ve düşüşler arasında sıkışıyor. Aşkın kontrolü kaybettiren ve sınırlara iten sürprizleri ise ideal beniyle gerçek beni arasında bitmek bilmez hatalara düşmesini var oluşu haline geliyor. Ayrıca metnin kendisi kadar Naomi Watts’ın büyüleyen performansı nedeniyle de Gypsy meraklısını gerçekten mest ediyor. Vücut dili, jest ve mimikleri çok doğru seçilen kostümlerle desteklenince karakter Naomice bir estetikle müthiş bir seyir zevki sunuyor gerçeten… </sub></p>
<p><sub>NOT: Diziyi izleme sürecinde Jean’in sürdüğü o lacivert ojeyi arayıp alanlar ve özenle sürenler bir itiraf notu yazsalar keşke, lütfen haydi</sub><sub>J</sub><sub>… Hatta Jean lacivertiyle ojelenen parmaklar fotoğraflansa keşke! </sub></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/naomi-wattsin-lacivert-ojeli-derin-mavi-dizisi-gypsy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
