<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dağ 2 &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/dag-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Aug 2018 08:29:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bedii Akın: Sinemaya sadece oyunculuk olarak bakmamak lazım</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/bedii-akin-sinemaya-sadece-oyunculuk-olarak-bakmamak-lazim/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/bedii-akin-sinemaya-sadece-oyunculuk-olarak-bakmamak-lazim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2017 08:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[banu bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Bedii Akın]]></category>
		<category><![CDATA[dağ 2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9705</guid>

					<description><![CDATA[Dağ 2 filminde karşımıza çıkan, yurt dışında sıkı bir oyunculuk eğitimi alan ve sinemaya bir bütün olarak baktığını söyleyen Bedii Akın’la konuştuk. Dedesi gazeteci Bedii Faik Akın’la aynı ismi taşıyan ve dedesinden çok şey öğrendiğini belirten oyuncu hayatın bir kez karşısına çıkardığı şeyleri en azından bir kez olsun denemeyi seviyor! Banu Bozdemir Dağ 2’de rol [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dağ 2 filminde karşımıza çıkan, yurt dışında sıkı bir oyunculuk eğitimi alan ve sinemaya bir bütün olarak baktığını söyleyen Bedii Akın’la konuştuk. Dedesi gazeteci Bedii Faik Akın’la aynı ismi taşıyan ve dedesinden çok şey öğrendiğini belirten oyuncu hayatın bir kez karşısına çıkardığı şeyleri en azından bir kez olsun denemeyi seviyor! </strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9707" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128.jpg" alt="" width="770" height="809" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128.jpg 770w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128-286x300.jpg 286w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128-768x807.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128-696x731.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/586a2272c03c0e1e54d02128-400x420.jpg 400w" sizes="(max-width: 770px) 100vw, 770px" /></a></p>
<p><strong>Banu Bozdemir </strong></p>
<p><strong>Dağ 2’de rol aldınız. İlkinde yoktunuz değil mi? Biraz sizi tanısak?</strong></p>
<p>Evet ilkinde yoktum çünkü iş mastırı yapmak için yurt dışındaydım. Ama oyunculuk benin hep içmdeyd. Ortaokul ve lisede okul piyeslerinde Atatürk rolünü hep ben oynardım. Kaşlardan dolayı herhalde. Ondan sonra bir edebiyat projesinde Yıldız Kenter’le röportaj yapmıştım. Yanında eğitim almamı söyledi ama içindeki Londra sevdasından bahsedince de mutlaka gitmemi söyledi. Üniversite’de dedem Bedii Faik Akıncı’nın isteğinden dolayı oyunculuk okuyamadım. Ama sonra dayanamadım ve akademiyi bırakıp konservatuara yazıldım. Tabii yurt dışında aksan gibi problemler yaşıyorsunuz, bu aksanla nasıl Shakespeare oynayacaksın diye soruyorlar.</p>
<p><strong>O zaman yurtdışında direkt tiyatrodan başladınız… </strong></p>
<p>Evet Shakespeare oyunu ve şiir okumayla başlanıyor ama İngiliz Edebiyatı olduğu için şiir okumada bizimkilere benzemiyor. Ben kağıttan okudum ve onlara bir ayrıcalık sunamadığımı söylediler. Ama ben yılmadım aksan kursuna yazıldım. Sonra tekrar kapılarını çaldım ve bayağı uğraştıktan sonra konservatuara yazıldım. Yazları da okumaya devam ederek iki yılda bitirdim okulu.</p>
<p><strong>Peki Türkiye’de oyunculuk eğitimi almak aklınızdan geçmedi mi, çünkü orada bayağı zorlu bir süreçten geçmişsiniz? </strong></p>
<p>Geçmedi çünkü dedem bu konseptlere karşıydı. O oyunculuk şarkıcılık gibi şeylere karşıydı. O zaman yapımcı ol diyordu. Ben hiperaktifimdir, yerimde duramam. Bir de oyunculuk okuyan arkadaşlarımdan çok parlak şeyler duymadım ne yazık. Ben Haluk Bilginer hayranıyımdır, onun İngiltere hikayesini duyunca iyice kendi kendime ‘ben de modern dönemin Haluk Bilginer’i olayım bari’ diyordum. Orada gelmeden önce bir kırk dakikalık dizide oynadım, o gazı ve dolduruşu alıp tekrar buraya döndüm.</p>
<p><strong>Ne kadar oldu döneli ve bu süreçte neler yaptınız?<br />
</strong>Ben İngiltere’de bir de stant director (Tehlikeli Sahne Koordinatörü) olarak yer aldım. Bir sahnede yönetmene gittim dedim ki birkaç sahnede ölümleri ben yapayım. Vücut dili eğitimi de almıştım ve bu anlamda herkesi eğitmemi istedi yönetmen. Yönetmenle de iletişime geçmiş oldum. İleriki projelerde bu anlamda Türkiye’deki işlerde stant director olarak çalışacağım. Türkiye’de böyle bir işin uzmanlığı yok. Ama buraya ilk geldiğimde oyunculuktan uzak kaldım. Bir arkadaşımın annesi bir senaryoyla geldi. Ben senaryo analiz eğitimi de almıştım ayrıca. Okudum, fikrimi söyledim. Onlar beğendiler ve prodüksiyon şirketi kurduk. Ben de hızlı adaptasyon var, hemen o duruma bürünürüm. Senaryo analisti olarak başladığım işte yapımcılığa devam ettim. Bir iki denemeden sonra bu işin duygusallığa değil cebe baktığını öğrendim. Ve yapımcılık maceramı bitirdim.</p>
<p><strong>Oyunculuğa tekrar dönüş nasıl oldu o zaman diyelim… </strong></p>
<p>Show TV’de Aşk Emek İster diye bir dizide oynayarak. Orada Türkiye’de dizi oyunculuğu nasıl oluyor onu tattım. Hiç zevk almadım. Çünkü vücut dili eğitimi aldık ama kamera karşısında portre gibi durmamızı istiyorlardı. Bir de herkes çok egolu geldi bana. Dizi, sinemada tek güç vardır o da yönetmen ama sektörde pek öyle olmuyor. Arkasından Japonya’da bir kısa film çektik, çok da ilgi çekti ama Türkiye’deki yarışmalara sokmadı arkadaşım. O da egoya yenildi maalesef! Arkasından dedem rahatsızlandı, her şeyden elimi çekip ona odaklandım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Arkasından da Dağ 2 projesi geldi sanırım. Nasıl dahil oldunuz filme, kadroya?<br />
</strong>İngiltere’den döndüğümde arkadaşım vasıtasıyla Alper’le (Çağlar) tanışmıştım. İlk film için aradığında yeni geldiğim için aksanıma çok güvenemedim açıkçası. Panzehir’de de Japonya’daydım. Ama bu projede bir araya geldik. Bir yandan da Alper’le çalışmak çok zor. Disiplinli ve zorlayıcı, herkes dayanamaz. Hepimizin limitimi zorladı o yüzden çok güzel bir iş çıktı ortaya. Çok klişe olacak ama içimizden bir vatan sevgisi çıkardı.</p>
<p><strong>Peki bu kadar çok izlenmesinin sebebi ne olabilir sizce? </strong></p>
<p>Birçok duygunun birleşmesi bence. Ülkemizde son dönemde yaşanan olaylardan önce çekilmesine rağmen denk düşen tarafları ve duyguları var filmin. Filmde ‘her şeyi eleştir ama sev’ diye bir cümle var. Bunlar 15 Temmuz’a bağlandı, sınır ötesi operasyonlar Suriye’ye bağlandı. Ama bu 2014’te yazılmış bir senaryo. Denk geldi diyelim.</p>
<p><strong>Sizin rolünüzün ayrıntıları nedir? </strong></p>
<p>Filmde Türkmen köy korucusunu canlandırdım. Bir kurtarma operasyonundan sonra askerler buraya geliyor. Son bir vicdan sınavına tabii tutuluyor. Asıl, mutlak görevin ne olduğu sorgulanıyor. Son bir savunma, son bir kahramanlık yapılıyor, ben de askerlerle birlikte çatışan bir korucuyum.</p>
<p><strong>Peki devamı gelecek mi? Siz olur musunuz? </strong></p>
<p>Evet düşünülüyor ama yaşlar gereği ileriki bir zamana taşınacağı için biraz zaman geçmesi gerekebilir. Ben Alper’le çalışmaya devam ederim bundan sonra ama savaş sahnelerinde yardımcı olurum diye düşünüyorum. Çünkü benim oynadığım karakter ikinci bölümde hayatını kaybetti. Çekilirse mutlaka yer alırım bir yerinde bu filmin. Sinemaya sadece oyunculuk olarak bakmamak lazım. Sinema sektörünün gelişmeme sebeplerinden biri de ortak çalışma isteğinin fazla olmaması.</p>
<p><strong>Biraz da Türk gazetecilik tarihinde önemli bir yeri olan dedeniz Bedii Faik Akıncı’dan ve onun size etkisinden bahsedelim… </strong></p>
<p>Babam çok yoğundu. Türk Hava Yolları süreci olsun Duygu Asena’yla program yaptığı yıllar olsun bayağı yoğundu. Ben dedemle büyüdüm. Briç oyununu milli takımda bile oynamış biri olarak annemde yoğundu. Dedem benim idolümdü ve onun disiplinini kıran tek insan benmişim. Ben kendimi tanıtırken ‘Bedii Bey’ diye tanıtırdım, ona bey derlerdi çünkü hep. Kitap okumama sebep olan, siyasetle ilgilenmemi sağlayan, hayata objektif ve aynı zamanda eleştirel bakmamı sağlayan kişi de dedem olmuştur. Dedem demokrat parti döneminde bayağı muhalif bir gazeteciymiş. Yazılarından dolayı hapse girmesi, kitaplarındaki dil ve gerçeklik beni çok etkiledi.</p>
<p><strong>Ne güzel bir dedeymiş. Peki oyunculuğun açılım alanları vardır mutlaka sizin içinde. Tiyatro yapmayı düşünüyor musunuz?<br />
</strong>Evet düşünüyorum ama aslında diziden önce bir projem vardı. Yapmadığım için çok pişmanım. Çocukları kitap okumaya teşvik edici uygulamalı masal okuma etkinliği gibi bir şeydi. İlk deneme güzel geçti ve yayınevi benimle sürekli çalışmak istedi. Tam o sıralarda bir dizi için arandım, kabul ettim ama burayı da bırakmam diyordum. Ama dizi o kadar yoğundu ki bırakmak zorunda kaldım kitap okuma etkinliğini. Çok pişmanım, en büyük pişmanlıklarımdan biridir.</p>
<p><strong>Tekrar başlarsınız umarım bir gün. Canlandırmak istediğiniz bir karakter var mı? </strong></p>
<p>Dedemin ‘O Biçim’ diye hapishane yıllarını anlattığı bir kitabı var, orada dedemi oynamayı çok isterim. 15 yıl sonra bunu yapmak istiyorum. Zaten senaryo gibi, çekilmeye çok uygun. Biraz günümüz Türkçesine uyarlanması lazım ama.</p>
<p><strong>Rolünüze nasıl hazırlanırsınız, var mı bir tarzınız?<br />
</strong>Ben metot oyunculuğuna çok önem vermiştim İngiltere’de. Bizim okul Stanislavski yöntemlerini kullanıyordu. Dağ 2’de topal birini oynuyorum. Biraz kiloda almam gerekiyordu, bastonla yürüyerek pratik yaptım iki ay boyunca. Türkmen şivelerini dinledim bol bol. Poligonda silah kullanımı üzerine çalıştım. Tamamen Boran karakterine adadım kendimi.</p>
<p><strong>Boş zamanlarınızda neler yaparsınız? </strong></p>
<p>Bol bol spor yaparım, bu aralar boksa merak saldım. Tamamen kondisyon amaçlı. Çok gezen biri değilim, o anlamda çok sosyal değilim. Sosyal yabanilik var bende. Çok konuşurum ama dışarıya çıkmayı çok sevmem.</p>
<p><strong>Mizahi yanınız da var…<br />
</strong>Benim en büyük özelliklerimden biri de insanları güldürmem. Genelde mizahi bir tarafım var. Belki gerçeklikleri çarpıtma isteğidir bilmiyorum ama neşeli tarafından bakmaya çalışıyorum genelde. İngiltere’de kısa bir talk show denemem olmuştu. Burada da denemek istiyorum günün birinde mutlaka.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/bedii-akin-sinemaya-sadece-oyunculuk-olarak-bakmamak-lazim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollywood yapınca iyi de biz yapınca mı kötü? Dağ 2</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hollywood-yapinca-iyi-de-biz-yapinca-mi-kotu-dag-2/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hollywood-yapinca-iyi-de-biz-yapinca-mi-kotu-dag-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 16:08:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[dağ 2]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9365</guid>

					<description><![CDATA[Türk askerinin macerasını anlatan devam filmi Dağ 2, entelektüel sınıfın aforoz ettiği asker filmlerinin özlediğimiz bir örneği&#8230; Nefes filmi vizyona girdiğinde sinema otoritelerinin garip tepkisini gözlemlemiştim. Sadece Türk askerini anlattığı için bu filmi yazmama, fikir öne sürmeme adına filme gitmeyen sinema eleştirmenleri bilirim. Halbuki Nefes savaş filmi olarak Türk sinemasının en iyi örneğiydi. Daha sonra [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk askerinin macerasını anlatan devam filmi Dağ 2, entelektüel sınıfın aforoz ettiği asker filmlerinin özlediğimiz bir örneği&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9348" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1024x517.jpg" alt="" width="696" height="351" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1024x517.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-300x151.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-768x388.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-696x351.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1068x539.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-832x420.jpg 832w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1920x969.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Nefes filmi vizyona girdiğinde sinema otoritelerinin garip tepkisini gözlemlemiştim. Sadece Türk askerini anlattığı için bu filmi yazmama, fikir öne sürmeme adına filme gitmeyen sinema eleştirmenleri bilirim. Halbuki Nefes savaş filmi olarak Türk sinemasının en iyi örneğiydi. Daha sonra Alper Çağlar&#8217;ın Dağ filmi geldi. Nefes ile Dağ arasındaki en büyük fark Dağ filminin kendini daha net konumlamasıydı. Saf bir kahramanlık öyküsü anlatılıyordu Dağ filminde. Tabii bizim kimliksiz entelektüellerimiz bu filmi hiç görmediler. Bütün bu görmeme inadına rağmen sadece 144 kopya ile 300 bin izleyiciyi geçti film. Bu demektir ki kimliksiz entelektüellerin borusu kendi çevrelerinde ötüyor. Halk eğer iyi birşey verirseniz onu tercih ediyor. Bizim izleyicimizin problemi ise önüne sürülen kalitesiz gişe filmleri. Bu kadar kalitesiz film öne sürerseniz insanlarda onların içinden tercih yapar. Sanat filmleri üretiyorsunuz ama bunların tüketimi zor. Peki acaba hiç biriniz kaliteli gişe filmi üretme derdine düştünüz mü? Kaliteli gişe filmi çektiniz de insanlar buna gitmeyip sulu zırtlak komedi filmlerine mi gitti? Hayır, yokluktan Türk izleyicisi kötü filmlere mahkum oldu. Ve bunun en büyük sorumlusu çıkarcı yapımcılar ile genel izleyiciden kopuk olmayı bir özellik olarak gören sinema entellektüelleri. Dağ filmi bu yüzden benim için önemliydi. Ayrıca Türk milletinin asker sevgisini anlamayan, bunu faşistlikle özdeşleştiren kimliksizlere de bir cevaptı. İşte Dağ 2 filmini bu düşüncelerle seyretmeye gittim. Alper Çağlar yine söylemek istediğini cesaretle söyleyen, kendi politik önermelerini &#8220;Beni yanlış anlarlar&#8221; korkusuyla geriye atmayan bir film yapmış. Irak&#8217;ta kaçırılan bir kadın gazeteciyi kurtarmakla görevli sekiz bordo berelinin hikayesini anlatmış. Herşeyden önce filmin tam anlamıyla Hollywood tarzı bir dili var. Yıllardır Rambo&#8217;ya, Chuck Norris&#8217;in filmlerine veya son yıllarda The Expendables serisine alkış tutanların beğenmesi gereken bir yapım. Ama demin söylediğim sebepten ötürü iki yüzlü bir değerlendirmeye tutuluyor Dağ 2. Neyse biz gelelim filmin Hollywood tarzı diline ve oyuncularının performansına. Herşeyden önce Türkiye&#8217;de örneği çok olmayan böyle bir filmde karikatürize kalmayan oyuncuları kutluyorum. Özellikle Yarbay Dilaver rolünde Murat Serezli, Bekir Çavuşu büyük bir maharetle canlandıran Ufuk Bayraktar ve Teğmen Oğuz&#8217;u oynayan Çağlar Ertuğrul başarılılar. Kadın gazeteci Ceyda rolünde Ahu Türkpençe ise sırıtmıyor ve erkek filmine başarılı bir kadınsı dokunuşta bulunuyor. Filmin en büyük eksiği ise yönetmen Çağlar&#8217;ın filmin kurgusunu yaparken elini sıkı tutması. 120 dakikalik film biraz daha kısaltılıp aksiyonun aforizmalar arasında etkisinin azalmasını engelleyebilirdi. Halbuki çatışma sahneleri başarılı. Hele Türk filmleri içinde bir değerlendirmeye tutarsak en iyilerinden denilebilir. Bunun en büyük sebebi de bence filmin ordunun envanterinde bulunan gerçek silahlarla çekilmiş olmas. Çekimlerde oyuncular kadar kullanılan silahların da önemli bir yeri var. Gelelim demin bahsettiğimiz yönetmenin cesaretli politik göndermelerine, herşeyden önce beyazperdede Türkmenlerin bizim için ve bizim onlar için ne ifade ettiğimizi anlatan Dağ 2 dışında bir film bulunmamakta. Cumhuriyet döneminde Milli Misak dışında kalan soydaşlarımıza bu kadar sorumlulk alan bir bakış açısı da görmedik diğer filmlerde. Dağ 2 bunu sözünü sakınmadan yapıyor. Osmanlıda Irak&#8217;ta yaşayan Türklerin Iraklı Türk olarak tanımlandığını, daha sonra Türkmen denilerek sanki bu ülkenin sorumluluğunun dışında bırakıldığını birkaç yerde gözümüze sokuyor yönetmen. Temelinde bir aksiyon, savaş, asker filmi olsa da Dağ 2 için asla savaşı yücelten bir film diyemeyiz. Savaşı yüceltmeyen ama bizim için hergün can veren askerlerimize bir saygı duruşu Dağ 2. Böyle olunca da bu filmi seyretmeye sizi çağırmak bizim görevimiz oluyor tabii.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>FİLMİN KÜNYESİ<br />
Yönetmen: Alper Çağlar<br />
Senarist: Alper Çağlar<br />
Oyuncular: Çağlar Ertuğrul, Murat Serezli, Ufuk Bayraktar, Ahu Türkpençe</p>
<p>Yapım: 2016, Türkiye, 120 Dak.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hollywood-yapinca-iyi-de-biz-yapinca-mi-kotu-dag-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk sinemasında militarist filmler</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/turk-sinemasinda-militarist-filmler/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/turk-sinemasinda-militarist-filmler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egemen Tokatlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 15:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[dağ 2]]></category>
		<category><![CDATA[EGEMEN TOKATLIOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sinemasında militarist filmler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9347</guid>

					<description><![CDATA[Kasım ayında vizyona girecek Alper Çağlar’ın yönetmenliğindeki “Dağ 2” filmi ile sinemamızda militarizm konusu yeniden gündeme geldi. Amerikan sinemasında yıllardır gözümüze ısrarla sokulan militarist söyleme karşın ülkemizdeki durum ne? Bu vesile ile yakın dönemde sinemamızda militarizme vurgu yapan filmlere bir göz atalım. Genellikle Amerikan sinemasında sıklıkla karşımıza çıkan militarist filmler, yani milliyetçiliğin ağır bastığı, savaşı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kasım ayında vizyona girecek Alper Çağlar’ın yönetmenliğindeki “Dağ 2” filmi ile sinemamızda militarizm konusu yeniden gündeme geldi. Amerikan sinemasında yıllardır gözümüze ısrarla sokulan militarist söyleme karşın ülkemizdeki durum ne? Bu vesile ile yakın dönemde sinemamızda militarizme vurgu yapan filmlere bir göz atalım. </em></strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9348" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1024x517.jpg" alt="" width="696" height="351" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1024x517.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-300x151.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-768x388.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-696x351.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1068x539.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-832x420.jpg 832w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti-1920x969.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Dağ-2-film-özeti.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Genellikle Amerikan sinemasında sıklıkla karşımıza çıkan militarist filmler, yani milliyetçiliğin ağır bastığı, savaşı yücelten filmler yerli sinemamızda da karşımıza çıkıyor. Amerika’nın öve öve bitiremediği Vietnam Savaşı’ndan tutun da Rusya ile soğuk savaş dönemindeki pek çok “kahramanlık” hikayesini beyazperdede bol militarizm sosu ile izlemiştik. 2000’lerde ise Nicolas Cage’li Rüzgarla Konuşanlar (Windtalkers, 2002) tutun da Mel Gibson’lı Bir Zamanlar Askerdik’e (We Were Soldiers) yakın dönemde Ölümcül Tuzak’tan (The Hurt Locker, 2008), Keskin Nişancı’ya (American Sniper, 2014) kadar militarist söylemle ortaya çıkan pek çok Amerikan yapımı film izledik. Amerikan milliyetçiliğini buram buram gözümüze sokan bu tip filmler askeri operasyonların gerekliliğini ancak bu gerekliliği sadece süper güç Amerika’nın gerçekleştirmesi gerektiğinin altını çiziyordu.</p>
<p>Yerli sinemamıza dönersek yakın dönemde milliyetçiliğe vurgu yapan ve savaşı yücelten filmler seyirci ile buluşuyor. Özellikle 2000’li yılların başında bu tür söylemler içeren filmler seyirciyi salonlara çekmeyi başarıyordu. Militarist söylemin seyircide oluşturduğu “gaz” duygusundan olacak ki salonlar bu tarz filmleri misafir etmeye devam etti. Bu vesile ile ilki 2012 yılında çekilen ve Kasım ayında ikincisi vizyona girecek olan “Dağ 2” filmi sinemada militarizm konusunu yeniden açtı. Şimdi ise yakın zamanda yerli sinemamızda milliyetçiliği ve militarizmi yücelten filmlere şöyle bir göz atma zamanı.</p>
<p><strong>Deli Yürek: Bumerang Cehennemi (2001)</strong></p>
<p>Deli Yürek: Boomerang Cehennemi uzun soluklu bir televizyon serisinin beyazperde uyarlamasıydı. Osman Sınav yönetmenliğinde çekilen film gerçek bir olaydan yola çıkıyordu. Dönemin Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan’ın arkadaşı olan halk kahramanı Yusuf Miroğlu, Okan’ın terörist gruplarca katledilmesi sonucu bölgede halkın üzerine çökmüş bu zalim güce karşı savaş açar. 2001 yılında çekilen ve yaklaşık 1 milyon seyirciyi çekmiş olan film “bu ülkeye ihanet edenler bu ülkede barınamazlar, dahası kurşunu yerler” söylemini arkasına alıyor. Bu bağlamda milliyetçiliğin altını en bariz şekilde çizen örneklerden birisi oluyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kurtlar Vadisi: Irak / Kurtlar Vadisi: Filistin (2006 – 2011)</strong></p>
<p>Bir mafya dizisi olarak başlayan ancak sonrasında derin devletten tutun da kendisini sadece ait olduğu ülkesi değil diğer ülkeleri de kurtaracak kapasiteye layık gören kahramanlar yaratmış olan seri Kurtlar Vadisi, milliyetçi söyleme en çok sahip yerli yapımlar arasında geliyor. Daha sonra Kurtlar Vadisi: Irak, Kurtlar Vadisi: Gladio, Kurtlar Vadisi: Filistin olarak beyazperdeye de seri olarak uyarlandı. Bunlardan hiç kuşku yok ki Kurtlar Vadisi: Irak ve Kurtlar Vadisi: Filistin, milliyetçi söylemle politik propagandayı en yüksek sesle dile getiren iki yapım oldu. Kurtlar Vadisi Irak’ta çuval hadisesini onuruna yediremeyen bir üst teğmenin intiharı sonucu Polat Alemdar’ın intikam için ekibi ile Irak’a gitmesi konu ediniliyordu. Kurtlar Vadisi Filistin ise İsrail-Filistin çatışmasını odağına almıştı. Her iki filmde de ateşi yükselten ve seyirciyi milliyetçi söylemle gaza getiren bir etken olduğu aşikar. Amerikan Rambo’suna karşın Türk Polat Alemdar’ı da kendisine verilen bu kutsal görevi layığı ile yerine getirmek için uçuşan kurşunlardan, patlamalardan kendisini geri çekmiyordu elbette. Savaşı körükleyen unsurları, kahramanlık söylemleri ile militarist filmlere bariz bir örnek teşkil ediyordu. 4 milyondan fazla seyirciye ulaşan film ülkede yükselen milliyetçiliğin sinemada daha pek çok şekilde karşımıza çıkacağının da habercisi oluyordu.</p>
<p><strong>Amerikalılar Karadeniz’de 2 (2006)</strong></p>
<p>Kartal Tibet’in 2006 yılında çektiği Amerika&#8217;nın İran&#8217;a karşı gireceği olası savaştan kaynaklanan füze sorununu odağına alan film her ne kadar bir komedi örneği olsa da alt metninde geçen “Her Türk asker doğar” söylemi ile bu alanda dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Özellikle yine değinilen dış politika ve tehditler, bu dış politikaya karşı Türklerin tepkisi gibi komik ufak göndermeler filmi tematik anlamda esprili bir kahramanlık öyküsüne dönüştürebiliyor.</p>
<p><strong>Emret Komutanım: Şah Mat (2007)</strong></p>
<p>Milliyetçilik ve kahramanlık söylemleri elbette sadece dram üzerinden anlatılacak olgular değil. Komedi filmlerinde de bu gibi temalar sıklıkla kullanılmaya başlanmıştı. Bunlardan bir örneği de Taner Akvardar yönetmenliğinde çekilen Emret Komutanım: Şah Mat’tır. Filmde 7 tane ruhsal özürlü vatandaşın 1 günlüğüne askerlik yapmak için karargaha geldiğini görürüz. Oldukça neşeli ve eğlenceli olduğu görülen bu karakterler filmin komedi unsurunu oluştursa da filmde altı çizilen bir diğer nokta bir KGB ajanı ile üsteğmen arasındaki hesaplaşmadır. Filmde kahramanlık ve milliyetçilik olguları ise bu çatışma üzerinden veriliyor.</p>
<p><strong>Maskeli Beşler: Irak (2007)</strong></p>
<p>Tıpkı Emret Komutanım: Şah Mat gibi o dönemde çıkan ve komedi ile kahramanlık hikayesini birbirine geçiren filmlerden birisi de Maskeli Beşler: Irak’tır. 5 sakar ve komik tiplemenin Irak’ta bir petrol hattını ele geçirmesi ve o petrol hattında haklarının (haklarımızın) olduğunu iddia etmesi üzerine Amerika ile tırmanan gerilim komik olaylarla resmedilir. Film direkt olarak bir militarizm örneği sergilemese de alt metninde yatan tutum ile Irak’a girme, hak iddia etme gibi olgularla seyircide “istersek gireriz de, alırız da” algısını oluşturmayı başarıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Son Osmanlı: Yandım Ali (2007)</strong></p>
<p>Suat Yalaz’ın çizgi romanından beyazperdeye uyarlanan Son Osmanlı: Yandım Ali İstanbul’un işgal olduğu yıllarda, Kurtuluş Savaşı zamanlarında geçen bir hikayeyi beyazperdeye taşıdı. Kenan İmirzalıoğlu’nun hayat verdiği Yandım Ali&#8217;nin Milli mücadeleye katılma macerasını resmederken milliyetçi olgulara sırtını dayayan yapım ülkeyi ele geçirmeye çalışan işgalcilerin yüzünde Ali’nin attığı Osmanlı tokadı misali patlıyor. Milliyetçilik unsurlarının buram buram hissedildiği yapım dönemin artan milli kahramanlık hikayelerine bir örnek teşkil ederken militarizmi tetikleyen sahneleri ile listenin tepelerinde olmayı hak ediyor.</p>
<p><strong>Nefes Vatan Sağolsun (2009)</strong></p>
<p>Senaryosunu Mehmet İlker’in yazdığı Levent Semerci’nin yönetmenliğini üstlendiği Nefes: Vatan Sağolsun’un tam olarak bir militarist film örneği olduğunu söylemek zor. Kuzey Irak’a yapılan sınır ötesi operasyon neticesinde 2365 metre yükseklikteki Karabal Jandarma Karakolu stratejik bir öneme sahip olmuştur. Mete Yüzbaşı ve emrindeki bir grup asker operasyon sonuna kadar karakolu korumak zorundadır. Örgüt ise bu karakolu ve askerleri ele geçirmek istemektedir. Sert hava koşullarında örgüt ile amansız bir mücadele başlar. Filmde dağda parçalanmış ama yine de dalgalanan bayrak, Atatürk büstü, ve “vatan sağolsun” sloganları göze çarpsa da filmde askerlerin gözünden terör olgusu ve insani değerler yansıtılıyor. Mevcut durum karşısındaki korkuları, endişeleri, kızgınlıkları aktarılıyor. Yine de filmin ağır militarist söylemler içerdiğini düşünen oldukça geniş bir kitle de mevcut.</p>
<p><strong>Dağ (2012)</strong></p>
<p>Farklı kesimlerden askerliğe gelmiş bir grup er bir görev esnasında teröristlerce pusuya düşürülür. Ekipten yalnızca Oğuz ve Bekir hayatta kalır. Hava koşullarının da olumsuz etkisi ile iki asker hayatta kalma mücadelesi verirler. Alper Çağlar’ın yönetmenliğini üstlendiği 2012 yapımı “Dağ” propagandasını daha en başından yapan ve ölüm kalım mücadelesini milliyetçi duygularla harmanlayarak seyirciyi gaza getirmeyi amaçlayan bir film olarak öne çıkıyor. Kasım ayında ikincisi seyirci ile buluşacak filmde Oğuz ve Bekir’in hikayesi devam edecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/turk-sinemasinda-militarist-filmler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
