<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çakallarla Dans &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/cakallarla-dans/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Nov 2018 07:51:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Çakallarla Dans, kafamın üstünde ki elmayı düşürmeden koşmaya çalışmak gibi</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/11/15/cakallarla-dans-kafamin-ustunde-ki-elmayi-dusurmeden-kosmaya-calismak-gibi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/11/15/cakallarla-dans-kafamin-ustunde-ki-elmayi-dusurmeden-kosmaya-calismak-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 07:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çakallarla Dans]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Balçın]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11285</guid>

					<description><![CDATA[Çakallarla Dans filminin asıl çakalı Fatma karakterini çanlandıran Didem Balçın sorularımızı yanıtladı&#8230; Jzleyici ilgisi sürdüğü sürece devam filminin geleceği müjdesini verdi&#8230; Murat Şeker&#8217;in yönettiği Çakallarla Dans filmi beşince devam filmiyle yolculuğuna devam ediyor. Dört erkek arkadaşın arasında hepsinin haddini bildiren ve filmdeki tek gerçek çakal olan Fatma karakterini canlandıran Didem Balçın bu macerayı anlattı. Sinema&#8217;dan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çakallarla Dans filminin asıl çakalı Fatma karakterini çanlandıran Didem Balçın sorularımızı yanıtladı&#8230; Jzleyici ilgisi sürdüğü sürece devam filminin geleceği müjdesini verdi&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11287" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/didem-balçın-3.jpg 1487w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Murat Şeker&#8217;in yönettiği Çakallarla Dans filmi beşince devam filmiyle yolculuğuna devam ediyor. Dört erkek arkadaşın arasında hepsinin haddini bildiren ve filmdeki tek gerçek çakal olan Fatma karakterini canlandıran Didem Balçın bu macerayı anlattı. Sinema&#8217;dan diziye kadar yaşadıklarını bizle paylaşan güzel oyuncunun Diriliş Ertuğrul dizisinde canlandırdığı Selcan Hatun karakteri içinse, &#8220;Hayatımın dönüm noktalarından biri Selcan Hatun&#8221; diyerek kariyerindeki önemini belirtti.</p>
<p>Çakallarla Dans’ın beşinci devam filmini çektiniz. Bu 5 filmlik macera size neler kattı?</p>
<p>Aynı karakteri bir seri boyunca aynı performansta değil de üstüne ekleyerek oynamak hem zor hem de keyifliydi. Bana kattıkları saymakla bitmez. Ama şöyle söyleyebilirim. 10 seneye yayılmış bir performans. Bu benim için kafamın üstünde ki elmayı düşürmeden koşmaya çalışmak gibi..</p>
<p>Filmin adı Çakallarla Dans fakat aslında kimse çakal değil sonuçta sadece dört tane arkadaşlar, filmde çakala en yakın kişi Fatma.</p>
<p>Evet Fatma çakalığa en açık karakter. Çakallarla baş etmeye açık ama bir o kadar da her çakallıgı düşünen biri. Evet Çakal olan Fatma.</p>
<p>Çakallarla Dans’ın konusu öyle ki istediğiniz gibi uzatabilirsiniz. Her dönem insanlar çakal olmak isteyip komik duruma düşerler. Peki bundan sonra bir altıncısı gelecek mi? Gelirse buna tepkiniz nasıl olacak?</p>
<p>Bu tamamen seyircinin begenisiyle olacak bir şey. İlk film çekilirken bu bir seri olacak denilmedi. Hepimiz için beklemediğimiz ama hayal ettiğimiz şey gerçekleşti. Sonuç olarak seyirci istediği müddetçe çakallar devam edecek.</p>
<p>Beş sinema filminde aynı isimlerle beraber rol almak farklı bir tecrübe. Bu beraberlik performanslarınızı nasıl etkiliyor?</p>
<p>Oyuncu rahat  olduğu müdettçe daha gerçek oluyor. Komedi doğallığı çok seviyor. Bu yüzden de tanıdığınız bildiğiniz gözünden ne dediğini anladığınız insanlarla çalışmak performansınızın kalitesini arttırıyor daha keyifli oluyor.</p>
<p>Murat Şeker&#8217;i şahsen tanırız, soyadı gibi şeker bir adamdır ama sette durum nasıl bilemiyorum. Sette yönetmen Murat Şeker nasıl bir adam?</p>
<p>Sette de şeker gibi. Ama bu genetik. Bir anneleri var bal gibi. Ailecek şeker gibiler. Kardeşi Hülya şeker en şekerleri benim biricik dostum senaristimiz Ali de soyadı şeker değil ama ne şanslıyız ki Tanrı onu bu dünyaya getirdi, huzurlarınızda kıymetli senaristimiz ALİ Tanrıverdi..</p>
<p>Komedi türü kendine göre zorlukları olsa da çoğunlukla oyuncuya kişisel bir özgürlükte sağlar. Sizin rolünüzde doğaçlama yaptığınz durumlar oluyor mu?</p>
<p>Senaryoya sadık kalıp o rolü Fatma&#8217;nın katkılarıyla yeniden yaratıyorum. Bunu yaparken de  beni anlayan fikir alabildiğim senarist, yönetmen ve partnerimin olması büyük şans oluyor. Denetimli serbestlik bizim en büyük lüksümüz.</p>
<p>Gerçek komedyenler doğaçlama yapmadan sadece ellerindeki metine bağlı kalabilir mi?</p>
<p>Doğaçlama zaten çok ince bir çizgi. Adamı rezilde eder vezirde. Komik olayım derken gülünç olabilirsiniz. Komedyenlerin gerçekliğini doğaçlamaya bağlamayı da doğru bulmuyorum. Metne bağlı kalarak tabii ki komedi yapabilir oyuncular.  Bana göre önemli olan tek şey gerçek olmak, doğal olmak.. Çakallarla Dans ın en sevdiğim tarafı kimse komik olmak için gereksiz eklemelerde bulunmuyor. Herkes filme hizmet ediyor kendine değil.</p>
<p>Hollywood’ta Goldie Hawn, Meg Ryan gibi hem fiziğiyle hem de komedi kabiliyetiyle öne çıkan isimler romantik komedinin önünü açtı. Türk sinemasında sizin performansınız benzeştirilebilir. Hem komik hem güzel kadın Türk sinemasında yeterince işliyor mu?</p>
<p>Ne tatlı bir iltifat.. Teşekkür ederim. Ben güzelliğimi değil rolümü düşünerek oynuyorum her karakteri. O zaman şöyle oluyor; rol yönetmenin, senaristin becerisi;oynayıp güzel gözükmem KDV si..<br />
Türk sinemasında henüz tam  olmasa da romantik komedi filmlerinin ve oyuncularının giderek daha çok yer bulacağını düşünüyorum.</p>
<p>80’lerden 90’ların ikinci yarısına kadar genelde feminizm Türk sinemasında etkisi görülmüştür. Fakat 2000 sonrası bu konuda geri adım atıldığını düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, artık bu bedelleri ödemek daha mı zor sizce?</p>
<p>80’ler ve 90’larda Türk sinemasında kadın, daha fazla odak noktası olmuş ya da değerli bir şekilde işlenmiş olabilir. Ama feminizmin yoğun etkisinin o dönemde Türk sinemasında olduğunu düşünmüyorum!</p>
<p>Türk sineması şu an ikiye ayrılıyor gişe filmleri ve sanat filmleri. Sanatçı kompleksi her ne şekilde olursa olsun sanat filmlerinde yer alıp kendisini tatmin etmek ister. Bu konuda neyi tercih ediyorsunuz. Bu çatışmayı yaşıyor musunuz içinizde.</p>
<p>Yaşamıyorum çünkü o konuda şanslı ve şansını doğru kullanarak avantajlı hale gelmiş bir oyuncuyum. Aynı anda bir festival filmim bir de gişe filmimin vizyona girdiği dönemler yaşadım. Hiç bir işe ödüllük iş , festival işi ya da gişe işi diye bakmadım. Ben oyuncuyum. Ayırt etmeden hepsinde aynı özveriyle oynuyorum. Tek tercihim de aşık olduğum heyecanlandığım senaryoda ki hayat vermek istediğim karakteri oynamak oluyor.</p>
<p>Bir oyuncu için sinemanın değerli olduğunu bilsek de televizyonun gücü bambaşka, bu oyuncu içinde bir çatışma yaratıyor mu? Yani sinemada yer almak mı yoksa televizyon mu?</p>
<p>Sinema bambaşka bir dünya&#8230; İyi bir iş çıktıysa yıllarca akıllarda kalır. Dizi daha hızlı tüketime açık. Tiyatro ise seyredende iz bırakacak canlı ve tekrarı asla olmayan bir dal. Hepsi benim için aynı ağacın dalları. Dizide Oynadığım bir rolün filmi de çekilebilir tiyatro sahnesinde de yeri olabilir. Değeri aynı oranda.</p>
<p>Selcan hatun ve bugüne kadar bir çok dizide karakterler canlandırdınız. Özellikle Selcan Hatunu canlandırdıktan sonra toplumdan nasıl bir geri dönüş aldınız?</p>
<p>Hayatımın dönüm noktalarından biri Selcan Hatun. Her sahnesi audition sahnesi gibi olan bir rol. Çalışmadan sete gitmeye imkan vermeyecek güzellikte.. insana iyi ki bu işi yapıyorum dedirten bir rol. Tepkiler de aynı bu güzellikte oldu. Kötüyü oynarken herkes cephe aldı Selcan’a. İyi olduğunda da destek oldu. Herkese nasip olmaz. Şansıma ve mesleğime şükrediyorum</p>
<p>Tanınırlık bir oyuncu için iyi ama özel hayatınızı nasıl etkiliyor?</p>
<p>Adı üstünde özel hayat. Ben müsade ettiğim müddetçe hayatımı etkiler. Bugüne kadar böyle oldu. Umarım bundan sonra da böyle devam eder.</p>
<p>Benim size sormadığım ama sizin izleyiciler için söylemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p>Dasdas bu sezon yeni yerinde Ataşehir Metropol Avm de  seyirciyle buluşacak. Geçen yıl kapalı gişe oynayan oyunlar, konserlerle seyirciyle buluştuk. Bu sebepten de daha büyük bir alana geçerek kapasitemizi arttırmak istedik. Dasdas ‘ ta oyun seyretmek , konserlerde sanatçıları dinlemek, yemek yemek bir ayrıcalık oldu. Bu senede bunu yaşatacak Dasdas. Şener şen Zengin mutfağı oyunuyla yıllar sonra Dasdas sahnede. İzleyicilerimize bunları da hatırlatmak isterim&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/11/15/cakallarla-dans-kafamin-ustunde-ki-elmayi-dusurmeden-kosmaya-calismak-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çakallarla Dans’ın sırrı ne?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2015/01/22/cakallarla-dansin-sirri-ne/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2015/01/22/cakallarla-dansin-sirri-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2015 16:56:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Susmayan Köşe: Murat Tolga Şen]]></category>
		<category><![CDATA[Çakallarla Dans]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[murat tolga şen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7316</guid>

					<description><![CDATA[Murat Şeker&#8217;in Çakallarla Dans projesi belli ki tesadüfi bir fikir değil. Benim hala en sevdiğim işi olan İlk filmi &#8220;2 Süper Film Birden&#8221;in bir sahnesinde, yönetmen olmak isteyen başkarakter Necati&#8217;nin (Tim Seyfi) bir not defterine şunu yazdığını görürüz: Çakallarla Dans&#8230; İlk dansa 1. Malatya Uluslararası Film Festivali&#8217;nde kalkmıştık. Filmin seyircili gösterimindeki olumlu tepkiler üzerine Murat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Murat Şeker&#8217;in Çakallarla Dans projesi belli ki tesadüfi bir fikir değil. Benim hala en sevdiğim işi olan İlk filmi &#8220;2 Süper Film Birden&#8221;in bir sahnesinde, yönetmen olmak isteyen başkarakter Necati&#8217;nin (Tim Seyfi) bir not defterine şunu yazdığını görürüz: Çakallarla Dans&#8230;</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7317" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/456916-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>İlk dansa 1. Malatya Uluslararası Film Festivali&#8217;nde kalkmıştık. Filmin seyircili gösterimindeki olumlu tepkiler üzerine Murat Şeker ile havaalanında, dönüş yolunda bir röportaj yapmış ve sormuştum;</p>
<p>&#8220;Çakallarla Dans, diğer filmlerinize nazaran daha fazla devam filmi potansiyeli barındırıyor. Gişede başarılı olduğu takdirde devam filmi çeker misiniz&#8221;?</p>
<p>Murat Şeker, seyircinin filmi sevmesi halinde devam edebileceklerini, filmin gişesi 500.000 seyirciye ulaşırsa bunu böyle anlayacağını belirtmişti. Çakallarla Dans, gösterimde kaldığı 18 haftanın sonunda 244.000 seyirciye ulaştı. Bu rakam her ne kadar yönetmenin kafasındakinin yarısına denk gelse de, bir devam filmi için heveslendiriciydi ve öyle de oldu. Çakallarla Dans: Hastasıyız Dede bana göre ilk film kadar iyi değildi ancak seyirci bu şaşkın çeteyi sevmişti ve film 14 haftalık vizyon macerasını 930.000 seyirci ile tamamladı.</p>
<p>Bu kez seyirci Murat Şeker’e “bir daha çek” diyordu ve beklenen sonuç: Çakallarla Dans: Sıfır Sıkıntı yılın son ayında gösterime girdi. Pek beklemediğimiz ise şu oldu sanırım; film 3 haftada 1.378.000 seyirciye ulaştı!</p>
<p>Bu ilk kez olmuyor, Recep İvedik serisinin son filmi de tüm zamanların gişe rekorunu kırdı ancak çok sık rastladığımız bir durum değil, genellikle devam filmleri giderek daha az seyirci toplar ve en sonunda yakıtı tamamen tükenir. Oysa Çakallar her macerada daha fazla insanı sinemaya çekmeyi başardı.</p>
<p>İyi ama nasıl?</p>
<p>Öncelikle çok değerli snob eleştirmen arkadaşlarımdan bir gişe komedisini yazarak sayfa işgal ettiğim için özür dilerim (elbette bu bir şaka, ne özrü!) ancak ortada hepimizin üzerine eğilmesi, deşmesi gereken durumlar var.</p>
<p>İstatistikler burada da işimize yarayacak, tahtaya yazıyorum; festivallerde yarışan ve bu yıl gösterime giren 26 filmin toplam gişesi: 700.000, bunun 440.000 adeti Kış Uykusu ve İtirazım Var seyircisi… Yani bu filmleri vizyonda kimse izlememiş, Kültür bakanlığının paraları yeni bir sinemacı yaratamamış, yine bakanlığın fonladığı festivaller olmasa bu insanlar film yapamaz! En çok sorulması gereken soru şu: Her festivalin seçkisinde ağırlıklı olarak ilk filmler yarışıyor, peki bu sinemacıların 2. filmi nerede?</p>
<p>‘Festival filmleri’ seyircisi ilgisini festivallerde tüketiyor. Festival organizasyonları gösterilen filme para kazandıracak yollar bulmalı&#8230; Festival filmi seyircisi filmi festivalde izlemek istiyor, vizyonda yüz vermiyor. Bu bir statü göstergesi adeta&#8230; Oysa, Çakallarla Dans seyircisinin böyle kompleksleri yok, &#8220;ben gülücem aga&#8221; deyip giriyor salona&#8230; Film de bu vaadi yerine getiriyor, işin içinde bilet satmak varsa ticareti görmezden gelemezsiniz ve bu gayet adil bir alışveriş. Oysa ben 15 filmin yarıştığı bir festivalden ruhen çökmüş olarak ayrılabiliyorum!</p>
<p>Nerede destek-fon varsa oraya koşturan bu sinemacılara yanlış bir tanımlama ile ‘bağımsız sinemacı’ diyoruz, halbuki kendi parasıyla, onu da sinemadan kazanarak üstelik, film çeken Murat Şeker çok daha ‘bağımsız’ değil mi?</p>
<p>Hala asıl sorunun cevabını vermediğimi biliyorum ve yazının sonuna saklıyorum, işte şimdi oraya geldik.</p>
<p>Bu bir mucize değil, biraz insanını tanımakla ilgili bir şey… Bakın Arzu Film işlerine, o hikayeler, o oyuncularla ve o yönetmenle (Ertem Eğilmez) çekilmeseydi şimdi kimse hatırlamazdı. Şeker’in çok sağlam bir sinemacı kumaşı var, 2 Süper Film Birden’i izleyen hiç kimse buna itiraz etmez, çok da sağlam bir kadro topladı ve bu kadroyu oluşturanlarla bir aile hukuku kurmayı başardı. Bu tespiti Milliyet Cadde yazarı Sina Koloğlu da yapmış ve çok haklı. İlk filmden sonra çakallar’ı oynayanlar giderek ünlendi (Şevket Çoruh zaten ünlüydü) ama gemiyi terk etmediler. Asıl kadro korunup bir de her filmde yeni oyuncularla güçlendirilince ortaya insanların afişine bakıp gitmek istediği bir film çıktı. Murat Şeker de projesine inanıp sosyal medyada da güçlü bir şekilde duyurunca 4 haftada 1.5 milyon seyirci geliyor işte…</p>
<p>Gişe komedilerinin ‘All Star’ kadrosuna artık bu ekibi de yazın. İsteyen eleştirmen filmlerini doya doya eleştirsin ama bu insanlar sayesinde sinema salonları açık kalacak, onların sattığı biletlerden kesilen paralarla ‘festival filmleri’ fonlanacak. Hani arılar olmasa Dünyadaki hayat 3 yılda sona erermiş ya, sinema sektörünün arıları da Murat Şeker gibi sinemacılar… Bu insanlara ve filmlerine ihtiyacımız var, bunu da 80’lerde kömür deposuna dönüşen sinemaları görmüş biri olarak yazıyorum.</p>
<p>Hepinize sinemayla dolu mutlu bir 2015 diliyorum.</p>
<p><strong>Murat Tolga Şen</strong> / <a href="mailto:murattolga@gmail.com">murattolga@gmail.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2015/01/22/cakallarla-dansin-sirri-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didem Balçın: Erkekler çakal olamayacak kadar saf</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/07/17/didem-balcin-erkekler-cakal-olamayacak-kadar-saf/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/07/17/didem-balcin-erkekler-cakal-olamayacak-kadar-saf/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2014 12:57:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çakallarla Dans]]></category>
		<category><![CDATA[Didem Balçın]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=6762</guid>

					<description><![CDATA[Çakallarla Dans 3’ün işveli Fatması Didem Balçın gerçek hayatta erkeklerin daha saf olduğunu ve filmlerdeki dengelerin bazen ters işlediğini söyledi. Türk sinemasında çok yetenekli kadın oyuncular var. Ama sinemamızın yetersizlikleri onları da vuruyor. Mesela Didem Balçın yurt dışında olsaydı eminim Bir Meg Ryan veya Goldie Hawn etkisi yapabilirdi. Çünkü hem fiziği buna uygun hem de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çakallarla Dans 3’ün işveli Fatması Didem Balçın gerçek hayatta erkeklerin daha saf olduğunu ve filmlerdeki dengelerin bazen ters işlediğini söyledi.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-6763" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/didem-balçın-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Türk sinemasında çok yetenekli kadın oyuncular var. Ama sinemamızın yetersizlikleri onları da vuruyor. Mesela Didem Balçın yurt dışında olsaydı eminim Bir Meg Ryan veya Goldie Hawn etkisi yapabilirdi. Çünkü hem fiziği buna uygun hem de muhteşem bir komedi kabiliyeti var. Sinemamız bundan yeterince faydalanıyor mu? Cevabı zor bir soru. Bu yıl 3 filmle karşımıza gelecek olan Didem Balçın ile Çakallarla Dans filminin setinde sohbet ettik.</p>
<p>Çakallarla Dans’ın üçüncü devam filmini çekiyorsunuz. Bu rol sana neler kattı?</p>
<p>Çakallarla Dans senaryosu geldiğinde, yarısını okudum ve çok eğlendiğim için hemen görüşelim diye heyecanlandım, sete gittiğimde İlker Ayrık vardı. Murat Şeker, İlker Ayrık hepsiyle beraber bir okuma yapalım dedik çünkü komedide benim fikrime göre önemli olan grup çalışması. Yoksa bireysel bir yetenek ve bireysel bir enerji komedide yeterli olmuyor. Sete gidince yıllardır tanıyormuşum gibi bir anda böyle enerjimiz çok tuttu. Aslında Murat Şeker’in kardeşi Hülya beni çok istemiş. Onlar beni tanımıyorlardı. Filme başladık. Filme başladıktan sonrası daha da güzeldi. Sete resmen bugün Çakallarla Dans seti var diye eğlenerek gidiyordum. Ve ekip tamamen böyle, gülmekten çekemiyorduk söylemi vardır ya. Gerçekten gülmekten çekemedik diyebileceğimiz sahneler vardı. Ve ben ikincisini beklemiyor ve bilmiyordum. Gişe olarak değil ama sosyal medyada o kadar tutuldu ki, insanların beklentilerine göre bir ikinci filmi çekmemiz gerekti. Bu para kazanan kişinin istediği şey değildi aslında, halkın istediği şeydi. Benim hayatımda da Fatma şöyle bir şey oldu, ben Fatma’dan sonra dram filmlerinde oynadım ama her gittiğim görüşmede “Biz Fatma’yı çok seviyoruz. Komedi filmini böyle oynayan dram filmini de iyi oynar” gibi tepkiler alıyordum. Bu yüzden Fatma benim için çok önemli. Komedi oynamayı çok seviyorum ve daha önce de oynadım ama Fatma çok farklıydı, herkes Fatma’yı biliyor.</p>
<p>Hollywood’ta Goldie Hawn, Meg Ryan gibi hem fiziğiyle hem de komedi kabiliyetiyle öne çıkan isimler omantik komedinin önünü açtı. Türk sinemasında sizin performansınız benzeştirilebilir. Bu tür kadın oyuncuların eksikliği yüzünden mi bizde romantik komedi fazla çekilemiyor.</p>
<p>Aslında yok dememek lazım yani, şöyle düşünmek lazım her sene milyonlarca insan mezun oluyor okullardan. Bir oyuncu sürekli güzelleşmek zorundadır ama aynı zamanda çirkin olmaktan da korkmamalıdır. Mesela ben bir komedi filminde oynamıştım fakat orada ki rolümün kadınsal hiçbir şeyi yoktu mesela. Ama Çakallarla Dans’ta hem güzel olup hem bol seksapalliği de olan ve iç enerjisi de gür olan bir kadın Fatma.</p>
<p>80’lerden 90’ların ikinci yarısına kadar genelde feminizm Türk sinemasında etkisi görülmüştür. Fakat 2000 sonrası bu konuda geri adım atıldığını düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, artık bu bedelleri ödemek daha mı zor sizce?</p>
<p>Yani ben hiçbir bedel ödemedim. Sevişme sahnesi, dayak sahnesi, tecavüz sahnesi, ağlama sahnesi falan bence hep aynıydı. O yüzden genelde hep öyle şeyleri oynuyorum. Yani benim için bir fark yok. Ben de Ankara’da bir memur ailenin çocuğuyum. Ankara’da yetiştim, aslında kapalı bir alanda yetiştim, şanslıyım beni desteklediler. Ben hep şunu savundum, kendim rahat olduğum ve rahatsız olmadığım her şeyi oynayabilirim. Ben mesela bir sevişme sahnesinde utanmıyorsam, “ya şimdi ne yapacağım…” demiyorsam başkalarının düşüncelerini de takmam. Evet bazen benim de reddettiğim projeler oldu, gereksiz olduğunu düşündüm ama mesela Çakallarla Dans’ta sevişme sahnelerinde hiçbir erotizm yok, daha çok komik yani. Bunu yanlış anlayanlar olmadı mı, oldu. Yorum olarak gerçekten çirkinleşenler olmadı mı, oldu. Eh bedel olarak tek ödediğim şey de bunları okumak oldu ama ben böyle şeyleri zaten takmıyorum.</p>
<p>Filmin adı Çakallarla Dans fakat aslında kimse çakal değil sonuçta sadece dört tane arkadaşlar, filmde çakala en yakın kişi Fatma.</p>
<p>Evet, evet kesinlikle ve bence aramızda, günlük hayatta birçok Fatma var. Diğer dört karakterimiz gerçekten hiç çakal değiller yalnızca çakallık yapmaya çalışıyorlar çünkü sistem bizi buna itiyor. Kimisi çakallık yaparken aklını kullanıyor kimisinin şansı yaver gidiyor. Fakat herkes çakallık yapıyor. Çakallık deyince büyük şeyler düşünmemek lazım bir simit alırken de çakallık yapabilirsiniz ve mutlaka ben bile gündelik hayatta çakallık yapıyorumdur. Ama ayrı olarak gündelik hayatta birçok Fatma olduğuna inanıyorum. Ve Fatma karakterinin de bu insanlardan esinlendiğine ve öyle yaratıldığına inanıyorum.</p>
<p>Aslında gerçek hayata baktığımızda ben de size katılıyorum. Erkekler evet evde otoriter gözükürler ama hayatta tüm dengeyi kuran yine kadındır. Bizim dramatik filmlerimizde hep kadın çok ezilendir.</p>
<p>Ben de sizin gibi düşünüyorum. Bence erkekler çok net ve tek bir hamlede düşünen varlıklar ama kadınlar her açıdan düşünen varlıklar. Dolayısıyla ben zaten kadınların daha çakal olduğunu düşünüyorum. Çakallığı geçtim daha çok fikirleri olduğunu düşünüyorum. O yüzden erkeklere üzülüyorum. Yani ben böyle bir kadınım, bizim evimizde baba görüntüde vardır ama her şeye annem karar verir ve annemin sözü geçer. O yüzden de diğer filmlerde niye böyle olduğunu bilmiyorum ama keşke gerçeğe biraz daha yaklaşabilsem. Yani komedi olduğu için değil. Mesela kadına şiddete hayır diyoruz her zaman ama sadece kadınlar şiddet görmüyor ki. Erkekler de görüyor ve o daha kötü bir durum. Düşünsenize erkekler kadın tarafından şiddete uğramaz diye düşünüyoruz. Hâlbuki şiddete her yerde hayır diye düşünüyorum. Erkeğe de yazık.</p>
<p>Peki şimdi siz tiyatrocusunuz, dizide de oynadınız ama dikkat ediyorum çok film üretiyorsunuz. Yani meslektaşlarınıza göre çok daha fazla film üretiyorsunuz. Geçen sefer iki filminiz aynı anda vizyona girmişti bu yılda üç olacak. Bu bir planlama mı yoksa rast mı geliyor.</p>
<p>Belli bir şablonum yok benim, ben sadece komedi filminde oynarım ya da ben sadece dram oyuncusuyum ya da ben sanat filmi oyuncusuyum gibi bir cümlem yok benim, sanırım bundan kaynaklanıyor. Yaptıktan sonra “Ay iyi ki yapmışım” dediğim her işte olabilecek bir oyuncuyum. Tek bir noktaya yapım gereği de bağlı kalamıyorum. Yani anlayacağınız tamamen şans eseri. Ben bu sene çeksem beş film de çekerdim ama nerede mutlu olduğumuzla alakalı bir şey bu. Dediğim gibi denk geldi sadece, her sene başka bir tiyatro yapmaya çalışıyorum. Bu sene başka bir oyunla Moda Sahnesi’nde oynayacağım. Sinemadaysa üç filmim birden vizyona girecek. Dizi henüz yok. Bu kadar film varken bir de dizi olsun da şehir dışına gideyim falan kaldırmam muhtemelen. Zaten dizi daha bir fabrikaya döndüğü için bu çok yoruyor bir oyuncuyu.</p>
<p>Şimdi bu bir tezat değil mi? Bir oyuncu bir dizinin uzun olmasını ister çünkü ona göre para kazanır. Fakat bu oyuncuyu sanatsal bir çıkmaza düşürüyor. Bu konuda sizin düşünceleriniz nedir?</p>
<p>Her sene bir tiyatro yapıyorum yani ne olursa olsun, geçen sene Adana’da dizi çekiyordum yine de İstanbul’da bir oyunum vardı. Bu benim arınma şeklimdi. İster istemez seyirci de oyuncunun o tekrara düşmesini istiyor. Öyle görmek istiyor. Ama bundan ancak kendinizi soyutlayabilirsiniz, müzik olur, yürüyüş olur. Bir şekilde kendinizi arındırmanız gerekir ve o rolden uzaklaştırmanız gerekir ki tekrar her hafta işin içine girdiğinizde farklı olabilesiniz.</p>
<p>Çakallarla Dans’ın konusu öyle ki istediğiniz gibi uzatabilirsiniz. Her dönem insanlar çakal olmak isteyip komik duruma düşerler. Peki bundan sonra bir dördüncüsü gelecek mi? Gelirse buna tepkiniz nasıl olacak?</p>
<p>Valla ben Çakallarla Dans 10 çekilse de bunu olumlu karşılarım çünkü oyuncular gerçekten oyuncu diyebileceğimiz insanlar ve onlarla film çekmek gerçekten keyifli. Dördüncüsü çekilir mi bu sanırım yine ikincisi ve üçüncüsü gibi halkın isteğine bağlı olacak. Gişeye bakacağız ve mesela halk bunu sevdi hadi devam ettirelim diyeceğiz. Anca bunu da film vizyona girdikten sonra anlayacağız.</p>
<p>Bir sanatçının içinde her zaman bir kompleks vardır sonuçta biliyoruz ki Türk sineması şu an ikiye ayrılıyor gişe filmleri ve sanat filmleri. O sanatçı kompleksi her ne şekilde olursa olsun sanat filmlerinde yer alıp kendisini tatmin etmek ister. Bu doğal bir seçim hâlbuki Türk sinemasının en büyük eksikliği kaliteli gişe filmlerinin olmamasıdır. Bu konuda neyi tercih ediyorsunuz. Bu çatışmayı yaşıyor musunuz içinizde.</p>
<p>Ben bu çatışmayı yaşıyordum. Bundan iki yıl önce sanat filmi diye oynadığım bir yapımda çok büyük hayal kırıklığı yaşadım. Çok uğraştım ama film bana bedeller ödetti. Bana getirisi değil götürüsü oldu. Sonra anladım ki zaten bir filmi başından gişe filmi veya sanat filmi diye ayıramazsınız. Bir sanat filmi de gişe getirebilir yani benim öyle ayrımlarım yok. Bir tane kız var şimdi, elinde bir proje var ve sanat filmi diyebileceğimiz bir proje. Tek sorun bütçesiz olması. Eğer o filmde oynarsam mesela sanat filmi olduğu için oynamayacağım çok ilginç ve daha önce hiç denemediğim bir rol olduğu için oynayacağım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/07/17/didem-balcin-erkekler-cakal-olamayacak-kadar-saf/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
