<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çağan Irmak &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/cagan-irmak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Nov 2025 17:24:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bütün rollerin başımın üstünde yeri var!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/11/06/butun-rollerin-basimin-ustunde-yeri-var/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/11/06/butun-rollerin-basimin-ustunde-yeri-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:21:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PORTRE]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adile Naşit]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyla Halis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26070</guid>

					<description><![CDATA[Çağan Irmak’ın Adile filminde Adile Naşit’in annesini canlandıran Şeyla Halis ile konuştuk. Halis aynı zamanda 7 Kocalı Hürmüz adlı tiyatro oyununda da yer alıyor. Kendisiyle oyunculuk hakkında konuştuğumuz oyuncu; ‘Roller mi güçlü ben mi güçlü buna bir şey demeyeceğim ama daha oynanacak çok rol var. Hepsinin de başımın üstünde yeri var. Gelsinler’ diyor… “Adile” filminde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çağan Irmak’ın Adile filminde Adile Naşit’in annesini canlandıran Şeyla Halis ile konuştuk. Halis aynı zamanda 7 Kocalı Hürmüz adlı tiyatro oyununda da yer alıyor. Kendisiyle oyunculuk hakkında konuştuğumuz oyuncu; ‘Roller mi güçlü ben mi güçlü buna bir şey demeyeceğim ama daha oynanacak çok rol var. Hepsinin de başımın üstünde yeri var. Gelsinler’ diyor…</strong></p>
<p><strong>“Adile” filminde Adile Naşit’in annesini canlandırıyorsunuz. Bu rol size ilk teklif edildiğinde neler hissettiniz?</strong></p>
<p>Açıkçası Çağan Irmak’ın yönettiği bir filmde olmak, onunla tekrar çalışma fırsatı yakalamak beni çok mutlu etti. Tabii filmin konusu, Türk tiyatro ve sinema tarihinin mihenk taşlarından biri olunca böyle bir projede yer almak ayrıca bir onur kaynağı oldu benim için.</p>
<p><strong>Karakterin duygusal derinliği açısından nasıl bir hazırlık süreci gerektirdi?</strong></p>
<p>Öncelikle her role hazırlık sürecinde olduğu gibi bunda da tarihsel kaynaklara başvurdum, şahsi araştırmamı yaptım. Sonrasında Çağan’la bir araya geldiğimizde rol üzerine benim de ulaşamadığım farklı bilgileri paylaştık ve dramaturjik olarak ön çalışmamızı tamamlamış olduk. Tüm bu edindiğimiz bilgiler ışığında rolün diğer rollerle olan ilişkilerini, nasıl hayal ettiğimizi konuştuğumuzda oyuncu ve yönetmen olarak bakış açılarımızın örtüştüğünü görünce ortaya çalışması ve yorumlaması çok keyifli bir rol çıktı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26072 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-1024x682.jpg" alt="" width="681" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-1536x1023.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/09029add-bf7a-4bb4-b218-4748dab3763c.jpg 1600w" sizes="(max-width: 681px) 100vw, 681px" /></p>
<p><strong>“Adile” filminin vizyona girmesiyle birlikte izleyiciden nasıl bir geri dönüş bekliyorsunuz?</strong></p>
<p>Yer yer kahkahalar atacakları, sanki kendilerini bir film çekiminin kamera arkasında hissedecekleri ama bolca da göz yaşı dökecekleri gerçek bir hayat hikayesi ile karşılaşacaklar. Kaldı ki bu hayat bugün 45-50 yaş arasındaki tüm o zaman çocuk olan bizlere dokunmuş, yatmadan önce onun masallarını dinleyerek geçmiş bir duayenin hayatı. Hepimizde bir parçası, bir izi var Adile Naşit’in.</p>
<p><strong>“7 Kocalı Hürmüz” gibi kültleşmiş bir oyunda yer almak nasıl bir deneyim? Bu projeye dahil olma süreciniz nasıl gelişti?</strong></p>
<p>Tabii ki Ustam Hocam Müjdat Gezen’in teklifiyle gerçekleşti. Bizlerde hocan bir şey rica ederse akan sular durur ama her şeyden öte; 30 yıl sonra hocamla aynı sahneyi paylaşmak, prova sürecinde kendimi öğrencilik yıllarımda gibi hissetmek, her yönlendirmesini yarına ödevim var gibi çalışmak ve ondan aferin kızım lafını duymak, (şu an yazarken bile göz yaşlarıma hakim olmamı güçleştiriyor.) tarifi yok bu onurun. Paha biçilemez bir duygu bu…</p>
<p><strong>Yıllar sonra Çağla Şikel’le yeniden aynı projede buluşmak nasıl bir his? Aranızdaki enerjinin bu projeye yansıması sizce nasıl oldu?</strong></p>
<p>Ben ciddi bir disiplin delisiyim bilenler bilir. Çağla da çok disiplinliydi her zaman ve bunun yanında çok da çalışması keyifli biri. Birbirimize o kadar güvendik ki bu çalışmamıza ve sahne üzerindeki keyif alma halimize de yansıdı ister istemez çünkü projenin aynı derecede muntazam olmasını isterken birbirimizle ve kendimizle eğlenerek çalışıyoruz. Nereden baksan 20 yılı aşkın bir mazimiz var arkadaşlığımızda. Dile kolay, 4 sezon aynı dizide beraberdik, yedik, içtik, güldük, eğlendik. Tabii ki hiç tanımadığım bir oyuncuyla kurulacak güven ya da tanışma faslını biz kocaman bir atlayışla hallettik.</p>
<p><strong>Hürmüz’ün dünyası, kadın temsili açısından sizce bugün hâlâ ne anlatıyor?</strong></p>
<p>Oyun aslında bildiğiniz üzere Osmanlı’nın son döneminde haremden çıkan; kurnaz, zeki ve aynı zamanda gerçek aşkı arayan bir hayali kadın kahramanı anlatır. O dönemde ya da yakın çağımızda kuma alma fikri gerçekliği vardır ama bir kadının birden fazla kocası olma hali gerçek dışıdır. Ama yine de günümüz kadını geçim kaygısı yaşar, sahip çıkılmak, sorunlarla bir hayat arkadaşı eşliğinde mücadele etmek ve her şeyden öte saygı ve sevgi içeren gerçek bir aşk yaşamak ister.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26073 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-682x1024.jpeg" alt="" width="619" height="929" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-682x1024.jpeg 682w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-200x300.jpeg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-768x1153.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-1023x1536.jpeg 1023w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-280x420.jpeg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-150x225.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-300x450.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1-696x1045.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-06-at-16.01.03-1.jpeg 1066w" sizes="(max-width: 619px) 100vw, 619px" /></p>
<p><strong>Tiyatro ile sinema arasında oyunculuk açısından sizin için en belirgin fark nedir? Bu iki projede bunu nasıl deneyimlediniz?</strong></p>
<p>Benim için ister tiyatro ister dizi veya sinema filmi olsun role hazırlık konusunda bir farklılık yoktur. Her birine aynı teknikle aynı disiplinle çalışırım. Arasındaki tek fark; işin olma halindeki teknik farklılıklar. Bu da bildiğiniz gibi birinin kayıt alan bir cihaz karşısında  sürekli tekrar edilerek bütüne ulaşması, diğerinin de canlı canlı seyirci karşısında hataya mahal vermeden hem seyirci hem oyuncuyla o anda etkileşerek gerçekleşmesi. Ve geri bildirimin tiyatroda daha hızlı ve gerçek olması. Bu deneyimi 1995 yılında ilk defa kamera karşısına geçince ve yine aynı tarihte tiyatro sahnesine çıkınca 30 yılı aşkın bir oyuncu olarak nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum. Biri sağ gözüm öbürü sol gözüm gibi. 🙂</p>
<p><strong>Uzun yıllardır sahnedesiniz ve birçok projenizle ekranlardasınız. Bugüne kadar sizi en çok dönüştüren rol hangisiydi?</strong></p>
<p>Muhtemelen sevgili Mehmet Ergen hocamızla çalıştığım, kısa bir hazırlık sürecimin olduğu “Damdaki Kemancı” müzikalindeki ‘’Golde’’ rolü olmuştur. Hem şarkılar, hem sahneler, hem kostüm değişimleri bir yandan dev bir müzikal, canlı orkestra bir yerden oturmuş bir ekip (ki onları hayranlıkla izlemişim) aralarına girmek ve yıllardır beraber oynuyormuşçasına bana kucak açmaları benim için sağlam bir deneyim olmuştur.</p>
<p><strong>Sanat hayatınız boyunca kadın karakterlerin temsili konusunda nasıl bir evrim gözlemlediniz?</strong></p>
<p>Burada iki farklı branş olarak yorum yapabilirim. Tiyatro da zayıftan güçlüye, zenginden fakire, aldatandan aldanana çok geniş bir yelpazede kadın rolleri bulmak mümkün. TV’lerde yazılan farklı kadın karakterleri vardır muhakkak ama benim için bu zenginliği barındıran proje Avlu dizisidir. Hem sosyolojik yapıdan, hem psikolojik yapıdan, birçok rengin aynı içeren bir diziydi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26074 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-1024x682.jpg" alt="" width="648" height="432" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-1536x1023.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/664b401c-d561-4000-872e-a137c40d6ade.jpg 1600w" sizes="(max-width: 648px) 100vw, 648px" /></p>
<p><strong>Genç oyunculara ilham veren bir isim olarak, onlara en çok hangi tavsiyeyi vermek istersiniz?</strong></p>
<p>Muhteşem bir teknoloji çağını yaşarken elinizde yapay zekalı programlardan, anında bilgiye ulaşabileceğiniz türlü sitelere, büyük bir zenginlik içerisindesiniz sevgili arkadaşlarım. Bunu doğru kullanmaya özen gösterin, bunun nimetlerinden faydalanarak bol bol okuyun, izleyin araştırmalar yapın. Bunun yanı sıra gerçek dünyadan kopmayın Hayat Sokakta akıyor! Tiyatrolara sinemalara gidin, konserler izleyin, sergiler gezin. Kendinizi çağa adapte ederken kendinize hedefler belirleyin ve bu hedefe ulaşmak için planlı hareket edin. Unutmayın ki; disiplinli olmak sadece çalışma manyağı olmak ya da işkolik olmak hatta ‘’hayatsız ‘’  :)) gibi tek bir hedefe kilitlenmek değildir. Disiplin; hedefe giden yolda önceliklerini belirlemek ve planlı çalışma yaparak her şeye vakit ayırmaktır.</p>
<p><strong>Sahne ve kamera dışında sizi besleyen başka sanat dalları var mı? Mesela yazmak, aslında biliyoruz ki müzikle uğraşmak gibi?</strong></p>
<p>Evet müzik bildiğiniz gibi ilk aşkım. Mümkün olduğunca her türden dinlerim ama müzik dinlemeden yapamam diyenlerden de değilim. Sessizlik çoğu zaman büyük lüks, en önemli ilaç ve en güzel melodidir.</p>
<p>Okurum; hele sevdiğim bir yazarın yeni çıkmış bir kitabı varsa koşar, hemen alır okurum ama yavaş okurum.</p>
<p>Yazarım; zaman zaman her zaman değil ya da eskisi gibi günce halinde değil. İlham geldikçe denemeler yazarım ki onlar sonra şarkı sözü olurlar. Çok kafam bozuksa yazarım, dertleşirim kağıtla. Ama illaki kağıt kalem isterim. Klavye ile yazasım kaçar, sonra temize geçerim canım klavyede.</p>
<p><strong>Hem “Adile” hem “7 Kocalı Hürmüz” gibi güçlü kadın hikâyelerinde yer almak, sizin kişisel yolculuğunuzda nasıl bir anlam taşıyor? Hayalinizde ilerleyen süreçte nasıl bir rol oynamak var?</strong></p>
<p>Aslında şöyle özetleyebilirim anamdan babamdan hanlar hamamlar kalan bir kız çocuğu değilim. Neredeyse 49 yaşında olacağım (ocak ayına ne kaldı ki) Bugüne kadar okudum, çalıştım, hem tiyatro hem televizyonu aynı anda ilerlettim, eş oldum (Allah başımdan eksik etmesin), sayesinde ana oldum (hayatımın anlamı prensesim), 22 yıl beraber hayatın getirdiklerine ve götürdüklerine göğüs gerdik. Son 15 senesine kızımız da katıldı. Hayat; hem özelimde hem rollerde gülmeme, güldürmeme, ağlamama ve ağlatmaya, karşı durmaya, bağırmaya her duyguyu her durumu yaşamama müsaade etti. Roller mi güçlü ben mi güçlü buna bir şey demeyeceğim ama daha oynanacak çok rol var. Hepsinin de başımın üstünde yeri var. Gelsinler.</p>
<p><strong> </strong><strong><u>Fotoğraflar: Ece OĞULTÜRK</u></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/11/06/butun-rollerin-basimin-ustunde-yeri-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutulmaz Çağan Irmak Filmleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/12/03/unutulmaz-cagan-irmak-filmleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/12/03/unutulmaz-cagan-irmak-filmleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Öziş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 07:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[polat öziş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11366</guid>

					<description><![CDATA[Çektiği her filmle izleyicinin bam teline dokunmayı başaran, farklı temalar denemekten korkmayan ve daha da en önemlisi gişe için her daim sıkı bir alternatif olarak öne çıkan Çağan Irmak, hiç şüphe yok ki günümüzün en önemli yerli sinemacılarından. Özellikle çektiği samimi ve bir o kadar da içten filmlerle beyazperdede Yeşilçam rüzgarları estiren usta yönetmen, yeri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çektiği her filmle izleyicinin bam teline dokunmayı başaran, farklı temalar denemekten korkmayan ve daha da en önemlisi gişe için her daim sıkı bir alternatif olarak öne çıkan Çağan Irmak, hiç şüphe yok ki günümüzün en önemli yerli sinemacılarından. Özellikle çektiği samimi ve bir o kadar da içten filmlerle beyazperdede Yeşilçam rüzgarları estiren usta yönetmen, yeri geldiğinde de ortaya koyduğu vurucu anlatılarla fark yaratmayı başarır. Peki, bu ay kendi sinemasına has özelliklere sahip olan Bizi Hatırla ile sıkı bir dönüş yapmayı hedefleyen yönetmenin unutulmaz filmleri neler? Bir başka deyişle, Çağan Irmak’ı çok sevmemize vesile olan o harikulade yapımlar hangileri? Dilerseniz hep birlikte göz atalım.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11367" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-683x1024.jpg" alt="" width="683" height="1024" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/12/5bfa42c767b0a82bec741fd7.jpg 770w" sizes="auto, (max-width: 683px) 100vw, 683px" /></a></p>
<p><strong>Günaydın İstanbul Kardeş (1998) </strong></p>
<p>Birçokları tarafından, ilk sinema filmi Bana Şans Dile (2001) olarak bilinen Çağan Irmak’ın, esasen uzun metrajla tanışmasını müjdeleyen film Günaydın İstanbul Kardeş’tir. Televizyon filmlerinin revaçta olduğu 90’lı yıllarda ATV için çekilen filmde, gündüz kuşağının popüler ama bir o kadar da içine kapanık DJ’i Alican ile tesadüf eseri hayatına giren Sadenaz’ın içten hikâyesi anlatılır. Çağan Irmak’ın, nasıl bir çizgide ilerleyeceğini ve bizlere sevgi dolu anlatılar armağan edeceğinin de habercisi olan Günaydın İstanbul Kardeş, her bir dakikasıyla samimiyet vadeden; bununla da yetinmeyerek izleyicisine kocaman bir tebessüm armağan eden bir film. Yönetmenin gösterişli filmografisinin göz ardı edilen işlerinden biri olsa da, Günaydın İstanbul Kardeş izleyicisinin yaşama sevincini doruk noktasına çıkarması hasebiyle oldukça özel bir noktada konumlanmaktadır.</p>
<p><strong>Ulak (2008) </strong></p>
<p>Yalnızca Çağan Irmak filmografisinin değil, aynı zamanda sinemamızın da en spesifik işlerinden biri olan Ulak, masalsı anlatımıyla fark yaratan ve yönetmenin kendine has içten dokunuşları ile değer kazanan bir film. Zaman ve mekan kavramını kapı dışarı eden, buna rağmen başroldeki Çetin Tekindor’un hayran olunası performansıyla izleyicisini büyüsüne ortak eden Ulak, fantastik sosuyla da meraklı gözleri üzerine çekmeyi ihmal etmez. Farklı yapısı ve cesur duruşuyla Çağan Irmak sinemasının en özel işlerinden biri olan film, yönetmene duyulan saygıyı da arşa çıkarmaya vesile olmaktadır.</p>
<p><strong>Unutursam Fısılda (2014)</strong></p>
<p>Çağan Irmak’ın son yıllardaki en dişe dokunur filmi olan ve yönetmenin melodrama çalan anlatısından izler taşıyan Unutursam Fısılda, aynı zamanda içinde barındırdığı Yeşilçam kodlarıyla da fark yaratan bir film. İki farklı zaman diliminde Hatice’nin Ayperi’ye; Ayperi’nin de Hatice’ye dönüşümünü izleyicisine aktaran film, bir yandan 70’lerin ışıl ışıl, retro atmosferini olanca ihtişamıyla sunarken, diğer yandan ise bir abla-kardeşin yıllar sonra vuku bulan hesaplaşmasını çarpıcı bir şekilde işler. Duygusal ama bir o kadar da eğlenceli yapısıyla arz-ı endam eden Unutursam Fısılda, özgün müzikleri, dur durak bilmeyen temposu ve merkezine aldığı farklı konu başlıklarıyla dikkat çekmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dedemin İnsanları (2011)</strong></p>
<p>Çağan Irmak’ın kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak senaryolaştırdığı Dedemin İnsanları, bir yandan Ege’nin sıcak insanlarını huzurlarımıza getirirken, öte yandan ise dönemin içinde bulunduğu siyasi iklimi realist bir şekilde izleyicisine aktarır. Tüm film boyunca güldürmeyi ve Ege insanın eserekli tavrını içten bir şekilde aktarmayı ihmal etmeyen Çağan Irmak, buna rağmen göçmen soruna açtığı parantezle de ülkemizin kanayan yarasına dokunaklı bir şekilde parmak basar. Etkileyici diyalogları, ajitasyondan uzak tavrı ve naif duruşu ile izleyicisinin bam teline dokunan filmlerden olan Dedemin İnsanları, Çağan Irmak’ı markalaştıran ve adını böylesine önemli kılan en önemli yapımlardan biri olarak da öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Issız Adam (2008)</strong></p>
<p>Ayla Dikmen, Nil Burak, Semiramis Pekkan gibi isimleri günümüzde tekrar popüler kılan, yalnızca merkezine aldığı aşk teması ile değil aynı zamanda dramatik öğeleriyle de dikkatleri üzerine çeken Issız Adam, şüphesiz ki 2000 sonrası yapılmış en etkileyici yerli aşk filmlerden. Alper ile Ada’nın tesadüf eseri tanışmasının ve akabinde gelişen imkansız aşk sürecini ele alan Issız Adam için, Çağan Irmak’ın romantik soslu hikayesi dersek hata etmiş olmayız. Düzgün kurulan senaryo matematiği ile izleyicisine içine çeken ve bayağılaşmadan öte, etkileyiciliğini anbean taçlandıran romantik sekansları ile seyir zevkini doruk noktasına çıkaran film, Yeşilçam’dan aldığı referansları, adeta Avrupa Sineması ile birleştiren ve böylelikle de kendisini çekici kılan bir iş. Sessiz sedasız vizyona giren ve akabinde fısıltı gazetesinin de etkisiyle 2.5 milyon barajını geçen Issız Adam, kulakların pasını silen müzikleri ve imkansız aşka açtığı keskin parantezle sinemamızın da unutulmazlarından biri olmayı başarmıştır.</p>
<p><strong>Babam ve Oğlum (2005)</strong></p>
<p>Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Eğer ki bugün Çağan Irmak ismi, sinemamızda bir marka değeriyse ve çektiği her film geniş çevrelerce beklenti ile karşılanıyorsa bunun yegane sebebi Babam ve Oğlum’dur. Birçoklarına gözyaşı vadeden, etkileyici diyalogları ile unutulmazlar arasına adını yazdıran ve samimi dramasıyla insanoğlunun en derinine temas etmeyi başaran film, alelade bir hüzünden öte, derdi olan ve bunu da oldukça çarpıcı bir şekilde işleyen bir anlatıya sahip. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin arka yüzünü izleyicisine aktaran bunu da bir baba-oğul ekseni etrafında işleyen film, ajitasyondan uzak tavrı ve darbenin ailelerde açtığı yaraya getirdiği özgün bakış açısı ile fark yaratan ve tabii ki Çetin Tekindor’un dillere destan oyunculuğu ile büyüyen bir film.</p>
<p><strong>Karanlıktakiler (2009)</strong></p>
<p>Meral Çetinkaya ve Erdem Akakçe’nin başrolleri paylaştığı Karanlıktakiler, adıyla müsemma bir şekilde oldukça iç karartıcı bir evi merkezine alan ve bu dört duvar içinde yaşanan enteresan olayları konu alan bir film. Akli melekelerini kaybetme noktasına gelmiş bir anne ile varoluş sancısının tam ortasındaki bir adamın çırpınışlarını izleyicisine aktaran Karanlıktakiler, gerek biçimi gerekse etkileyici içeriği ile tam anlamıyla bir görsel şölen olarak huzurlarımıza geliyor. Özellikle odağına aldığı anne-oğulun hezeyanlarını aktarışıyla dikkatleri üzerine çeken Karanlıktakiler, Çağan Irmak sinemasının farklı ama bir o kadar da ilgi çekici işi olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Mustafa Hakkında Her Şey (2004)</strong></p>
<p>Çağan Irmak filmografisinin en iyi filmi ne sorusu, her daim tartışma getiren bir konu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Ancak birçokları için, çarpıcı hikâye anlatımı ve sürprize gebe yapısıyla Mustafa Hakkında Her Şey, yönetmenin en iyi filmi olmasa dahi en iyi üç filminden biri olarak rahatlıkla dile getirilir. Nitekim inci gibi işleyen bir hikâye anlatımının yanı sıra, karakterlerin içinde bulunduğu kaotik atmosferi biçimiyle de harikulade bir şekilde destekleyen Mustafa Hakkında Her Şey, başından sonuna dek meraklı gözleri üstünde tutmayı başaran ve seyir zevkini maksimum düzeyde konumlandırmayı başaran bir iş. Ölen karısının ardından ortaya çıkan sır perdesinin peşine düşen Mustafa’nın hikâyesi, özellikle rahatsızlık edici sahneleriyle fark yaratmaktadır. Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Başak Köklükaya’nın başrolde harikalar yarattığı film, hiç şüphe yok ki Çağan Irmak’ı sevmemizin en önemli yapı taşlarından biri.</p>
<p><strong>BONUS: Çemberimde Gül Oya</strong></p>
<p>Eğer ki konu Çağan Irmak’tan açılmışsa Çemberimde Gül Oya’ya temas etmeden geçmek hem yönetmene, hem de böylesi harikulade bir hikâyeye büyük bir haksızlık olurdu. Takvimler 2004’ü gösterdiğinde Kanal D ekranlarında ilk defa yayınlanan ve 40 bölüm süren dizi, 80 Askeri Darbesi’nin öncesini ve sonrasını çarpıcı bir şekilde ela almasının yanı sıra; aşk, arkadaşlık, aile gibi kavramlara açtığı parantezle de unutulmazlar arasına adını yazdırmayı başarmıştır. Televizyon ekranlarına gelen en iyi işlerden biri olan ve bunu da Çağan Irmak’ın duygu yüklü bakış açısına borçlu olan Çemberimde Gül Oya, tebessüm ile gözyaşını aynı potada eriten ve yıllar geçmesine rağmen albenisinden hiçbir şey kaybetmeyen bir dizi olarak da hafızlardaki güncelliğini korumaktadır.</p>
<p><strong>Polat Öziş</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/12/03/unutulmaz-cagan-irmak-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Kıymet verdiğimiz, sarıldığımız şey sinematografik taraf işte&#8230;’</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/11/26/kiymet-verdigimiz-sarildigimiz-sey-sinematografik-taraf-iste/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/11/26/kiymet-verdigimiz-sarildigimiz-sey-sinematografik-taraf-iste/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2018 11:11:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Bizi Hatırla]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11303</guid>

					<description><![CDATA[Çağan Irmak’la son filmi Bizi Hatırla eksenli güzel, kapsamlı bir söyleşi yaptık. Ben filme, yaşama ve bunları filmlerde yansıtışımıza dair sorular sordum, Irmak da kendine has samimiyetiyle yanıtladı. İyi okumalar.. Banu Bozdemir  Bizi Hatırla’da bir baba-oğul hikayesinin giden ve kalan kısmındaki iki bireyi izliyoruz.Baba ve oğul hikayeleri size uzak değil.Yıllar sonra gelen bu hesaplaşma ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çağan Irmak’la son filmi Bizi Hatırla eksenli güzel, kapsamlı bir söyleşi yaptık. Ben filme, yaşama ve bunları filmlerde yansıtışımıza dair sorular sordum, Irmak da kendine has samimiyetiyle yanıtladı. İyi okumalar.. </strong></p>
<p>Banu Bozdemir</p>
<p><strong> </strong><strong>Bizi Hatırla’da bir baba-oğul hikayesinin giden ve kalan kısmındaki iki bireyi izliyoruz.Baba ve oğul hikayeleri size uzak değil.Yıllar sonra gelen bu hesaplaşma ve aynı zamanda uzlaşmanın kaynağı nedir?</strong></p>
<p>Şöyle söyleyeceğim, kaynak olarak daha doğrusu çıkış noktası olarak Şükrü Bey’in kafasındaki bir fikirdi bu.Tam da senin dediğin gibi yıllar sonra ‘böyle birşey yazar mısın?’dedi. Ben de, ‘Şükrü Bey, ben zaten bu hikayeye benzer bir şey yaptım’ dedim. Ama o yazmam konusunda ısrar etti, bende ‘peki yazayım ama çekmem’ dedim. Sonra da senaryonun 30. sayfasına geldiğimde onu aradım ve bu hikayeyi hiç kimseye veremeyeceğimi söyledim. Çünkü gidişatını sevmiştim ve bu yeni bir ‘Babam ve Oğlum’ olmayacaktı benim kafamda. Başka bir hikaye oldu. O yüzden de severek yazdım. Bu hikayenin yıllar sonra belki daha modern zamanlarda geçişi aslında. Bu kez başlı başına bir çatışmaya neden oluşu hoşuma gitti, beni kaşıyan şeylerden oldu. Bu kaynak dediğimiz şey çok bildiğimiz çıkış noktası. Türkiye ataerkil bir toplum ve bundan uzaklaşma, sıyrılma çabamız var. Babalar, oğullarını kendi hükümdarlıklarını sürdürecek varisler olarak görüyor, belki çatışmanın sıkıntısı burada başlıyor. Aslında burada, bunu çokta istemeyen bir baba var. Oğul ise, birazcık daha kapitalizmin kucağında olan bir oğul. Film bu anlamda ilk önce hiç kimseyi suçlamamaya özen gösteriyor. Dolayısıyla bunun muhakemesini seyirciye bırakıyor, çünkü bu filmde herkes kendince haklı. Burada karar verecek olan yargı, seyirci. Ben, o durumu onlara yaşatmak istiyorum.</p>
<p><strong>Şehirler ve kasabalar birbirisinde galip gelen, hırsın yerini diğerinden paylaşım ve sakinlik alıyor. Bu ayrım son zamanlarda fazlaca derinlik kazandı. Sizin kasaba ve şehirleri algılamanız ve aynı zamanda yaşam biçimi nasıl oldu?</strong></p>
<p>Bu bir önceki soru ile de bağlantılı aslında. Çünkü, ömrünün yarısını deniz kıyısı bir kasabada, yarısını da İstanbul’da geçirmiş bir adam. Evet, sizinde söylediğiniz gibi büyük farklılıklar var. Paylaşım, daha doğrusu o sakin yaşam, yani insan açıkçası doğanın bağırından ne kadar koparsa o kadar asileşir, hırçınlaşır, o kadar hırslarına yenik düşer. Benim gözlemlediğim bu. Bunun için hiç kimseyi şehirde yaşayan insanı suçlamak, kasabada yaşayan insanı yüceltmek istemiyorum. Sadece hayatın bizi getirip koyduğu nokta böyle bir durum galiba. Zaten filmde, farkındaysanız İstanbul’da yaşayan karakterlerin  hiçbir şeye vakti yok. Bu da bir sürü dramatik çatışmayı beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Filmde duygusal sahnelerle komik sahneler adete birbirinin içine geçmiş vaziyette.Seyirci gözyaşları içerisindeyken de gülebiliyor. Bunun özellikle dengede tutulmuş olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?</strong></p>
<p>O denge, senaryoyu yazarken kendi kendine geliyor. Böyle filmlerde ben seyirciyi ağlatayım dediğiniz zaman, seyirci ağlamaz. Sizin gerçekten bu kodlar üzerinden gittiğinizi ve onu ağlatmak için uğraştığınızı düşündüğü için bunu reddeder. Güldürmek için uğraşmak, ama burada çok ağlattım şimdi burada güldüreyim diye uğraşmak da yanlış. Bunlar hikayenin kendi akışı içinde gerçekten olması. Çünkü, insanoğlunun en ekstrem duyguları korkmak, irkilmek, gerilmek. Bunlar da  duygularıma dahil ama belki de en uç noktadaki ağlamak ve gülmek. En uç noktada görülen şeylerin ikisi de birbirine bence en yakın duygular. İkisinde de mutluluk hormonu salgılıyor aslında vücut. Birisi bittikten sonra devam ediyor, öteki o an devam ediyor. O yüzden de bunu dengede tutmak gibi bir niyetten ziyade, bu akış içinde ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışmak oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11304" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-300x200.jpg" alt="" width="501" height="334" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/BİNNUR-KAYA-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 501px) 100vw, 501px" /></p>
<p><strong>Kaan’ı diğer birçok filmdeki şehirli, hırslı adamın aksine babasına karşı çok ilgili birisi olarak tasvir ediyorsunuz.Bunun özel bir sebebi var mıdır?</strong></p>
<p>O toprağın insanı. Aslında filmin kendi açmazı da orada. ’Ben, senden gördüm bunu’ diyor, yani çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu, vazifemi yetiştirmenin ne kadar kıymetli olduğunu ben senden öğrendim, diyor. Zaten bu öğretinin sonucunda da mesleğinin içinde artık birçok şeye vakit bulamayışı kendi içinde o kaosu beraberinde  getiriyor. Babasına karşı anlayışlı. Niye anlayışlı? Aslında kaybettiği o yılları yaşayamadığı anları farkettiği için oldu o. Yoksa babasının filmde anlattığımız o durumu olmasaydı, belki hala onu farketmiyor olacaktı. Bir bakıyor ki yaşayamadığı hayatın o tarafını birkaç güne sığdırmak zorunda.O yüzden ani verilmiş bir karar bence.</p>
<p><strong>Dede-torun ilişkileri seninde markajında olduğun konular.Anne-babasıyla kuşak çatışması yaşayan gençlerin, çocukların, dede ve nineleriyle yaşadığı uzlaşmanın kaynağı nedir size göre? Ve bu uyumu nasıl yansıtıyorsunuz filmlerinde? Yani uyumsuzluğun uyumunu nasıl yakalıyorsunuz karakterlerinizde?</strong></p>
<p>Tam da işte bu konuda dedenin, torunlarla çok iyi anlaştığını görüyoruz. Aslında kendi gözlemlediğimiz kadarıyla gerçek hayattada böyle oluyor.Kuşak çatışması dediğimiz o durum dedeler ve torunları arasında yaşanmıyor. Çünkü bir tarafta ununu elemiş eleğini duvara asmış, hayatı artık biraz daha algılamış bir insan var. Bir tarafta yepyeni gözlerle hayata bakan bir insan var. Aslında belki de sorun ortadaki kuşakta, yani tam kan bağı olan doğuran ve doğrulanda. Bir tarafta kendi oğlunu yetiştirirken yaptığı hatayı torununda yapmıyor. Mesela dedeler veya anneanneler ya da babaanneler. Bu hepimizin çok alışık olduğu bir durum galiba. Şimdiye kadar ben öyle gözlemledim.</p>
<p><strong>Kırmızı domatesler, kırmızı elbise bir kuş ve zaman zaman ortaya çıkan çocuk. Küçük ama filme ve hayata tutunma doneleri. Bir yandan da onların tamamlanma hikayeleri oluyor filmlerde.Burda da onları küçük iz sürücü olarak görmek güzeldi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?</strong></p>
<p>Bunun sana geçmiş olmasına çok sevindim. Çünkü tam da bu anlattığın şekilde, onları düşündüm, gözlemledim kafamda.Onlar sinemanın hep ilk zamanlarından beri hep yönetmenin duygusu dediğimiz şeyler. Seyirciye böyle şeyler, bu cümlelerle geçer mi bilmiyorum ama seyirci, bu cümleleri koymasa bile mutlaka hisseder. ‘Aa bak gene o bisiklet geçti’ işte bu artık bizim öğrenciliğimizden beri belkide İtalyan sinemasının, Akdeniz ülkelerinin sinemasının o izleği vardır;  bize miras kalan öğrenciliğimizden. Türk sinemasında da örneğini görmek mümkün. Açıkçası sana bunu hissettirmiş olmama çok sevindim. Çünkü o yönetmenin duygusu dediğimiz şey, en kıymetle tutunduğumuz, kıymet verdiğimiz, sarıldığımız o sinematografik taraf. Bu hep kendi kendime küçük mırıldanmalarım oldu. Tekrar ediyorum sana geçtiği için çok mutlu oldum.</p>
<p><strong>Kaan’a yaptığınız vicdan muhasebesi, aynı durumdaki şehirli evlat, kasabadaki ebeveyn arasında yaşananlar çok uygundu. Kaan yine de bunca karmaşanın içinde bu kadar vicdani, zor bir sınavdan geçmeli miydi?</strong></p>
<p>Geçmeliydi. Çünkü bazı şeyleri noktalı virgül olarak koyarsanız temel o anlatmak istediğinizi tam olarak izleyiciye geçiremiyorsunuz. Bazen gerçekten bir şeyleri kalın çizgilerle anlattığı, bazen de daha naif ve daha yumuşak davrandığı doğru. Ama  bu tarz filmlerde seyirci, ister istemez bir katarsis duygusu yaşamak istiyor. Dolayısıyla onları o katarsislerini bu biraz Shakespeareyen bir durum açıkçası. Meselenin tam adını koymak, yani tıpkı ‘olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu’ demek, bu kadar bir cümleyi kurmak. Bunlar, böyle filmlerin bel kemiği.Yazan, o bel kemiğini oturtmak için gerçekten bu tarz zor şeylere ihtiyaç duyuyor.</p>
<p><strong>Filmde 3 tane kadın karakter var.Onlardan sıralamaya tabi tutulmuşlar,Şehirde yaşayan kadının açmazları, paranoyası Özge Özberk üzerinden yansıyor.Binnur  Kaya tam ara karakter, ruhu köylü ama bedeni şehirde.Sumru Yavrucuk ise tamamen kasabalı ve soft. Karakterleri yaşadıkları ortamlara göre kişilik verme halinden bahseder misiniz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11305" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-300x169.jpg" alt="" width="491" height="276" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103-1920x1080.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/11/DSC05103.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 491px) 100vw, 491px" /></p>
<p>Her zaman söylediğimiz şey vardır. ‘Coğrafya insanın kaderidir’ derler. Bu birçok insana göre doğrudur, birçok insan bu fikri savunuyor. Ben ise buna hak vermekle beraber, insanın kendi coğrafyası içinde kendi küçük cumhuriyetini kurabileceğine inananlardanım. Örneğin Özgen’in karakteri Ece, onun açmazlarını onun aslında parantez içinde kötücül gibi gösteren halini bir nedene bağlamak benim için çok önemliydi. Çünkü  kafasında genetik bir arıza yoksa ya da  gerçekten bir insan ruh hastası veya cani değilse,  gerçekten bir insan anlamıyla kötü  ya da tam anlamıyla iyi olabileceğine inanmıyorum. Bu konuda doktorlar, tıp  bile birçok şeyin çözümünü bulamadılar, izlediğim belgesellerden öğrendiklerimle konuşuyorum. Benim için Özge’nin bu durumunu bile  bir nedene oturtmak önemliydi. Bununda bir nedenini sundum seyirciye, inşallah inanırlar. Bu anlamda performanslar, oyuncu performanslarına sırtını dayamış durumlardı. Bu arada filmdeki bütün oyunculardan çok memnun olduğumu da belirtmek istiyorum. Çünkü çok tanıdık olduğumuz bir hikayeyi hepsi kendi hayatlarındaki insanlardan yola çıkarak oynadıklarını söylediler bana. Filmde, ekstrem bir karakter yok, ekstrem bir durum yok. Filmin, film olması için bazı şeylerin, entrikaların, bazı büyük olaylardan  ve entrikalardan vazgeçiyor. Durumun kendisi  zaten benim için ilginçti.O yüzden hepsi de tabiri caizse su gibi oynadılar.</p>
<p><strong>Dizi ve sinema sektörünün karşılaştırılması en acımasız sahnelerine yansıyor Kaan üzerinden.Televizyona iş yapmak gerçekten vahim durumda mı?</strong></p>
<p>Biraz öyle… Benim o televizyondaki toplantı sahnelerinde kullandığım replikler, benim dahil olduğum toplantılarda kullanılanlarla hemen hemen aynı. Onları yazmak çok kolay, çok eğlenceli ve çok zevkliydi benim için.Fakat, tabii bunlar benim değil, Kaan’ın cümleleriydi, onu burada tekrar belirtmek istiyorum. Şöyle bir şey açıkçası o kadarda korkulacak bir durum değil, ben biraz espriye de vurup dalga geçmek istedim. Kaan’ın karakterini anlamamız konusunda çok yardımcı olan sahnelerdi.</p>
<p><strong>Mezarın başında çalınan gitar farklı bir anma biçimi , sonunda verilmek istenen bir mesajı yorumluyor gibi çokta şey yapmamak lazım gibi bir mesaj aldım ben. Gerçekten öyle mi?</strong></p>
<p>Evet öyle. Orada zaten geleneksel birşey yapıldığı, dua edildiği, her şey bittikten sonar da ailenin kendi arasında yaşadığı bir durum bu. Biz artık şunu öğrenmeliyiz, ‘bana ne, sana ne?’ Bunu ülke olarak öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum, çok güzel hatta harika iki kelime. Bunu gerçek hayatımıza oturtabilirsek çok mutlu olurum.</p>
<p><strong>Altan Erkekli-Tolga Tekin uyumu gayet iyi yansıyor.Sumru Yavrucuk’ta iyi bir seçim olmuş. Oyuncu seçim konusunda nasıl bir yol izlediniz?</strong></p>
<p>Bu tamamen hislerle alakalı oldu ve açıkçası cast için masa başında çok uzun zaman harcamadık. İlk aklımıza gelen oyuncular bunlar oldu. Çünkü, bazen oyuncuya göre proje yapılır, bu bir seçimdir. Bu iyidir, kötüdür, doğrudur, yanlıştır demiyorum. Bazende hikaye önce yazılır ve oyuncular kafanızda  kendi kendiliğine siz davet etmeseniz de gelirler.</p>
<p><strong>İstanbul’dan veya büyük şehirden gitmenin en iyi tarafı nedir?</strong></p>
<p>Bunu benden daha çok yaşayan yoktur herhalde. Çünkü İstanbul ve Ege arasında  mekik dokuyorum ama son iki yıldır  tamamen artık Ege tarafına yerleştim. Bu İstanbul’u terkettiğim anlamına gelmiyor.İstanbul hep bir özlem olarak duruyor, bu özlemi gidermek için zaman zaman geliyorum. Herkeste şöyle bir durum var, ‘Ah bu şehirden kaçsak..’ işte bu kaçmak ne kadar doğru bilmiyorum ama ben zaten hayatımın ilk 20 yılını Ege’de geçirmiş bir insan olarak tekrar köklerime geri döndüm diyeyim. En güzel tarafı nedir? Bence en güzel tarafı farklı insanlarla tanışmak, dünyaya farklı bakan insanları görmek. Çünkü bazı yerlerin dertleri, bazı yerlerin mutluluklarını keşfettikçe, ‘şunu da dert etmeme gerek yokmuş’ dedirtiyor insana. En güzel tarafı bu. Köyün bilge insanlarıyla tanışmak çok keyifli, hiç bir yere yetişmek zorunda olmadığını hissetmek, kitap okumanın ne kadar güzel olduğunu tekrar keşfetmek, cep telefonunu evin içinde bir yerde unutunca iki üç saat farketmemek.En güzel tarafı bunlar..</p>
<p><strong>Son olarak neler söylersiniz?</strong></p>
<p>Bu hayatta, kendimi tekrar eden ve hep aynı filmi çeken yönetmen olmaktan korktum. O yüzden birçok farklı hikayeyle seyircinin karşısına çıkmaya çalıştım. Bir seçimden ziyade, bu benimde artık kendimden sıkıldığım başka birşey yapayım dediğim anlar oldu. O yüzden bununda diğerlerinden çok farklı, özünde benim filmim ama dokunuşlarıyla çok farklı bir film olduğunu düşünüyorum. İnşallah haksız çıkmam bu konuda. Şimdiden herkese iyi seyirler..</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/11/26/kiymet-verdigimiz-sarildigimiz-sey-sinematografik-taraf-iste/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağan Irmak romantizmi denen bir şey var&#8230; Unutursam Fısılda</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/11/19/cagan-irmak-romantizmi-denen-bir-sey-var-unutursam-fisilda/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/11/19/cagan-irmak-romantizmi-denen-bir-sey-var-unutursam-fisilda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2014 19:26:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Çağan Irmak]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Unutursam Fısılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7067</guid>

					<description><![CDATA[Çağan Irmak’ın son filmi Unutursam Fısılda, Babam ve Oğlum ile Issız Adam’dan sonra en fazla gişe yapacak filmi. Türk Hafif Batı müziğine ve onun unutulmaya yüz tutmuş icracılarına bir saygı duruşu. Çağan Irmak çok önemli bir yönetmen Türk sineması için. Filmleri çok gişe yaptığı için değil, Nuri Bilge Ceylan’ın başını çektiği bağımsız sinemaya sağlam bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağan Irmak’ın son filmi Unutursam Fısılda, Babam ve Oğlum ile Issız Adam’dan sonra en fazla gişe yapacak filmi. Türk Hafif Batı müziğine ve onun unutulmaya yüz tutmuş icracılarına bir saygı duruşu.</p>
<figure id="attachment_7068" aria-describedby="caption-attachment-7068" style="width: 696px" class="wp-caption alignnone"><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-7068" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-1024x610.jpg" alt="" width="696" height="415" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-1024x610.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-300x179.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-768x458.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-696x415.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-1068x637.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-705x420.jpg 705w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/UNUTURSAM-1920x1144.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a><figcaption id="caption-attachment-7068" class="wp-caption-text">UNUTURSAM FISILDA / SINEMA SET / CAGAN IRMAK / MEHMET SUNGUR / HUMEYRA / FARAH ZEYNEP ABDULLAH / KEREM BUMIN / ETILER / TAFF PRODUKSIYON / FOTOGRAF MUHSIN AKGUN</figcaption></figure>
<p>Çağan Irmak çok önemli bir yönetmen Türk sineması için. Filmleri çok gişe yaptığı için değil, Nuri Bilge Ceylan’ın başını çektiği bağımsız sinemaya sağlam bir alternatif yarattığı için. Onun sineması Yeşilçam’ın idealize edilmiş duygusallığı ile beraber Türk toplumunun bütün değişimlerine rağmen içinde taşıdığı çocuksu naifliği sergilediği için önemli. Mustafa Hakkında Herşey ile başlayan macera Babam ve Oğlum ile zirveye vurmuşken Issız Adam ile sinemada çok da seslendirilmeyen bir sınıfın psikolojik ve sosyolojik çıkmazlarını ortaya koydu. Issız Adam bu anlamda çok da irdelenmedi ama toplumu sarstığı da bir gerçek. İnsanlar kimilerini filmden yola çıkarak ıssız adam olarak niteledi, böyle bir kimlik ortaya çıktı. Sonra ise Karanlıktakiler, Prensesin Uykusu, Dedemin İnsanları ve Tamam mıyız geldi. Dedemin İnsanları dışındaki diğer üç filmin Çağan Irmak’ın ruhunun kıvrımlarında dolaşan filmler olduğuna inanıyorum. Normal izleyicinin çok da haz alabileceği veya içselleştirebileceği filmler değildi. Sinemasal değerleriyle ilgili değil, direkt izleyicinin durumuyla ilgili geri dönüş aldı. Bu hafta vizyona giren Unutursam Fısılda ise tarz ve etki olarak Babam ve Oğlum ile Issız Adam’ın devamı olacak nitelikte. Genel izleyicinin etkileneceği, göz yaşlarıyla alkışlanacak ve Türk sinemasının diline alternatif olacak bir yapım. Bazı filmler kendi içinde büyük tezatlar taşır. Unutursam Fısılda da benim için öyle bir yapım. Herşeyden önce Türk Hafif Batı Müziği’ne bir saygı duruşu var filmde. Filmin en çarpıcı ve konuşulması gereken yönü bu. Bizim gibi hafızasız toplumlar için Türk sinemasının en önemli etkisi bu olmalı. Biraz arkaya dönüp bakabilmeli. Bu arkaya bakış sadece darbelerle hesaplaşma veya politize olma anlamında olmamalı. Bir de toplumun sosyolojisi, psikolojisi var. Biz 1970’lerde ne yiyorduk, ne dinliyorduk? Seyrettiklerimizin dinlediklerimizin duygu dünyamızdaki yansımaları nelerdi? Bu anlamda Çağan Irmak Kenan Doğulu ile mükemmel bir çalışma ortaya çıkarmış. Sadece film için şarkılar bestelemiş, sözler yazmış Doğulu. Filmdeki parçaları dinlediğimde benim kafamdaki Kenan Doğulu imajı da değişti. O dönemin İstanbul’da nasıl yaşandığı, gençlerin hayatı, biraz bizim de yaş itibarıyla ucundan yakaladığımız güzellikler&#8230; O zaman bakıyorsunuz ki dünyanın geri kalanından çok da farklı değiliz. Bu filmi seyrettiğimde nerede o insanlar demeden yapamıyorum. Filmin kastı da beni mutlu etti. İki genç oyuncu var ki beni kendilerine hayran bıraktılar. Farah Zeynep Abdullah ile Gözde Cığacı sanki Hollywood’tan gelmişler Türk sinemasının içine düşmüşler. Her ikisi de perdeye çıktıkları andan itibaren film başkalaşıyor. Karşılarında oynayan Mehmet Günsür ise bence büyük hayal kırıklığı. Filme o kadar büyük absürtlük katıyor ki, onun oynadığı sahnelerde sanki bir tiyatro seyrediyorum. Tarık karakterinin hem gençlik halini hem de olgunluk halini canlandırıyor Günsür. Makyajla veya başka tekniklerle Günsür’ü gençleştirmişler. Ama ya bakışlar. Günsür’ün bütün yaşı ve olgunluğu ne yazık ki bakışlarında. Onları da değiştiremiyorsunuz. Filmin en zayıf halkası ne yazık ki. Demin bahsettiğimiz iki genç kızın mükemmel performansının yanında iki tane devlet gibi kadın diyeceğimiz, muhteşem isimlere sıra geldi. Işıl Yücesoy ile Hümeyra Farah Zeynep Abdullah ile Gözde Cığacı’nın yaşlılığını canlandırıyor. Dört kadın karakterin başarılı performansı beni Çağan Irmak’ın onların oyunculuğuna yoğunlaştığını düşündürüyor. Çünkü hepsi birbirinden mükemmel. Bu filmin eminim soundtrack’i çıkacaktır. Merakla bekliyorum. Son olarak da filmin kısa bir özetini yazayım, Ayperi ve Tarık küçük bir kasabada kaderin bir araya getirdiği iki gençtir. Kalbinin en derininde saklanan müzik aşkı, Tarık’la birlikte Ayperi’nin karşısına dikilir. Herkesten saklı hayaller, Tarık’ın besteleri ve Erhan’ın desteğiyle zirveye giden bir yolculuğa dönüşür. Ayperi, Tarık ve Erhan’ın İstanbul’daki şöhret dolu hayatları, onları hayallerinden uzaklaştırır. Ayperi, günün birinde kendini kasabasına bir bavulla dönerken bulacaktır.</p>
<p>FİLMİN KÜNYESİ<br />
Yönetmen: Çağan Irmak<br />
Senarist: Çağan Irmak<br />
Oyuncular: Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsür, Kerem Bürsin, Gözde Cığacı<br />
Yapım: 2014, Türkiye, 118 Dak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/11/19/cagan-irmak-romantizmi-denen-bir-sey-var-unutursam-fisilda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
