<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aslı Akdağ &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/asli-akdag/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Oct 2021 13:52:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>&#8216;Biz değişmeden erkek de değişmez, devlet de&#8217;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/10/12/18306/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/10/12/18306/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2021 13:47:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[antalya altın portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Akdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bekleyiş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=18306</guid>

					<description><![CDATA[Bekleyiş filmiyle 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde belgesel dalında jüri özel ödülü kazanan Bekleyiş filminin yönetmeni Aslı Akdağ ile konuştuk. Belgesel bebeğini yalnız doğurmaya karar veren bir kadının yaşadıklarını samimi bir dille anlatan önemli bir belgesel&#8230; Bu belgeselin hikayesini bir şey tetikliyor ve sen hangi noktadan sonra bu belgeseli çekmeye karar verdin? Bu belgeseli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bekleyiş filmiyle 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde belgesel dalında jüri özel ödülü kazanan Bekleyiş filminin yönetmeni Aslı Akdağ ile konuştuk. Belgesel bebeğini yalnız doğurmaya karar veren bir kadının yaşadıklarını samimi bir dille anlatan önemli bir belgesel&#8230;</p>
<p><strong>Bu belgeselin hikayesini bir şey tetikliyor ve sen hangi noktadan sonra bu belgeseli çekmeye karar verdin? </strong></p>
<p>Bu belgeseli çekmeye onu yalnız başıma büyüteceğimi anladıktan sonra karar verdim. Önce ona anılar bırakmak için bir günce olacaktı bu görsel olarak. Ama gittikçe işler büyüdü, gelişti. Benzer hikayeleri olan kadınların çokluğunu gördükten ve de daha fazla insana dokunmam gerektiğini fark ettikten sonra çekimleri daha farklı bir boyuta taşıdık.</p>
<p><strong>Çok zor, cesur bir karar alıyorsun. Bu belgeselde erkeğin konumlanışıysa neredeyse yok. Kendi babanı da sadece diyaloglardan tanıyoruz ve de arşiv görüntülerle kısıtlı birkaç sahnede görüyoruz. Bu bilinçli bir tercih miydi? Erkeklerin filmde var olmayışı…</strong></p>
<p>Elbette, mesele zaten ilişkilerde ne yaşandığı değil, mesele nasıl sorumluluk alındığı. Evli olunsun olunmasın birçok erkek konu sorumluluk sahibi olmaya geldiğinde sırtını dönüp gidebiliyor. Ailenin, evin yükü yine anneye kalıyor. Bu nedenle erkeklerle ilgili bir hikaye anlatmak istemedim. Kadınların gözünden erkeklerle yaşadıklarına yer vermeyi tercih ettim. Yani görünmeyen, gölge erkekler her yerde ve ben o gölgelerin boyunduruğunda olmanın zorunlu olmayıp bir seçim olduğunu göstermek istedim. Alternatif tek yol elbette ki bekar anne olmak değil. Hadi bunu yapalım demiyoruz filmde de.</p>
<p>Ama kendimizi aldatmayalım toplumun değer yargılarına uygun yaşayalım derken. Bazı gerçeklerle yüzleşmemiz gerekir güçlenmek için bazen. Bu nedenle hikayemizde de bilinçli olarak erkek karakterlere son derece kısıtlı yer verildi; çünkü bu film erkekleri değil kadınları ve var olmayan erkekleri anlatıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-18308 size-large" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-1024x640.jpg" alt="" width="696" height="435" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-1024x640.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-768x480.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-1536x960.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-150x94.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-696x435.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-1068x668.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-1920x1200.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1-672x420.jpg 672w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/bekleyis1-1.jpg 2000w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Bir yandan her şeyi gayet şehirli bir kadın olarak halletmeye çalışırken bir yandan da Eminönü’nün yollarını tutup klasik bir doğum ve doğum sonrası hazırlığı yapıyorsun. Oradaki itekleyici duyguyu merak ettim.</strong> 😊</p>
<p>Ben neysem onu yaşamaya gayret ettim çekimler boyunca. Ve bizler ritüeller söz konusu olduğunda tam bir batı doğu sentezi gibiyiz. Müslüman bir ülkede, farklı kültürlerden etkilenerek büyümüş çocuklardanız. Bu nedenle bebeğe bir şeyler alacaksam alışveriş merkezi yerine Havuzlu Han’a gitmek tercihim olur. Daha samimi bir şeyler var, daha keyifli.</p>
<p>Bir yandan da evrenin her yerinde doğuracak kadınların yaptıkları hazırlıklar benzeşiyor pek tabi. Bu benzeşme noktası da bana birleştirici geliyor. Bu arada filmde önemli doğum destekçilerinden, doulalardan da bahsediyoruz; keşke doulalık müessesesi de belirttiğiniz gibi klasikleşmiş olsa. J</p>
<p><strong>Kendi annenin evli bir kadın olarak konumunu ve sorunlarını da gündeme getiriyorsun. Aslında neredeyse evli ve bekar olarak aynı erkek hedefine bakıyor gibiyiz. İkisi de kendi hayatının derdinde, kadın çocuklarla, evde vs… </strong></p>
<p>Ülkemizde klasik durum bu değil mi zaten? Kadının görevi erkekler tarafından annelik olarak belirlendikten sonra kadın, evde oturup çocuk bakması gereken ve arada çocuk yapması istenilen bir varlığa dönüştürülüyor. Bir de üstüne kutsallıkla yaftalandıktan sonra “annelik kavramı,” toplumda çok rahat anne olmayan kadını dışlayan söylemler; bir kadın anneyse ve kendi hayatına da özen gösteriyorsa, çalışıyorsa buna ‘tukaka’ diyebilen kişiler türeyebiliyor. Mecliste dahi kadının yerine bedeni, seçimleri, çalışma hayatı üzerinden fikir yürütülüyor ve de pek tabi erkekler tarafından kadınlar adına kararlar veriliyor.</p>
<p><strong>Dışardan, mahalleden bildik tepkiler alıyorsun ama yakın çevrenin, arkadaşlarının, annenin (ilk tepki) tepkisi ne oldu mesela? </strong></p>
<p>Evlendirmeye çalıştı herkes pek tabi. Sonra mevcut durumu kabullenme süreci geldi. Sonra bir kısım arkadaşımla yollarımız ayrıldı; bazısıyla arkadaşlığımız derinleşti. Annemin ve onun annesinin tepkileri de zaten filmimizde var, detayına inmeyelim. 🙂</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-18309 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-717x1024.jpg" alt="" width="679" height="970" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-717x1024.jpg 717w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-210x300.jpg 210w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-768x1097.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-1076x1536.jpg 1076w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-150x214.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-300x428.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-696x994.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-1068x1525.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k-294x420.jpg 294w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/10/51540873370_e943eaf4f0_k.jpg 1434w" sizes="(max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
<p><strong>Bir yandan da avukatlık yapıyorsun ve yaşadığın maddi zorluğu da bir telefon görüşmesiyle dile getiriyorsun? O sürecin zorluğu maddi mi yoksa manevi açıdan mı seni daha çok yaraladı?</strong></p>
<p>Maddi zorluklar bir şekilde aşılır. Asıl orada rahatsız eden zaten hamileliğin ileri safhalarında sudan sebeplerle karşı tarafın neden olduğu durum. Ben serbest çalışan birisiyim ve de o anda yeni işler bulmam takdir edersiniz ki çok zor. SGK’lı çalışan olsam bir yerde çok mu farklı olurdu? Maalesef o konuda da ülkemizdeki hamilelik izni, süt izni gibi izinler ve yardımlar oldukça yetersiz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Hamilelik sürecini her şeyin ötesinde bayağı yakın markajda izliyoruz, kameranın senin özelinde durmasına izin veriyorsun. O süreci biraz anlatman mümkün mü? </strong></p>
<p>Muhtemelen benim odak noktamda bebeği sağlıkla dünyaya getirmek olduğundan çekimdeyiz gibi bir düşüncem olmuyordu. Yanımda çoğu zaman arkadaşım Banu Sıvacı vardı dolayısıyla yakın bir arkadaşımın varlığında günlük sohbetlerimize devam edebiliyorduk. Ya da ben kamerada olduğum zamanlarda ailem adeta kendimize hatıra çekiyoruz rahatlığındaydı. Ekipteki diğer kamerayı kullanan Kıvılcım Akay, Can Aygör, Gözde Koyuncu gibi arkadaşlarım da yine projenin içeriğinin, mevcut hassasiyetin farkında olarak ve de destek olmak üzere geldikleri çekimlerde sürecin zarar görmeden yansıtılabilmesini profesyonellikle sağladılar.</p>
<p><strong>Belgeselin en vurucu cümlesi sence ne, var mı öyle bir cümle ya da? Esas mesaj kadınlara mı, toplumsal baskı yapanlara mı, erkeklere mi, devlete mi, yoksa herkese mi? </strong></p>
<p>Filmin en vurucu cümlesini izleyiciye bırakıyorum. Bence bu anlamda birden fazla cümlesi var ve yönlendirmek istemem. Ama mesajım herkese. Herkes kendi payına düşeni alsın isterim. Başta kadınlar pek tabi. Çünkü biz değişmeden erkek de değişmez, devlet de. Bizler dik duracağız, kimsenin gölgesi altında kalmayacağız ki insan gibi yaşayabilelim.</p>
<p><strong>Bu belgeselin anladığım kadarıyla devamı gelecek gibi ve biz minik bebeğin sürecini mi izleyeceğiz bundan sonra. Yoksa bambaşka bir hikaye mi bekliyor bizleri? </strong></p>
<p>Bence kişisel hikayeler yeterli J Ben şu anda bir kurmacanın hazırlığı içerisindeyim ve beni müthiş heyecanlandıran bir proje. Diğer yandan Aren büyür, bu footage’larla bambaşka bir şey yapar onu bilemem. Hepimiz kendi hikayelerimizi yaşayacağız bundan sonrasında.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/10/12/18306/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aslı Akdağ: Türkiye’de anlatılacak çok hikaye var ancak yenilikçi düşünen yönetmenlere de ihtiyacımız var.</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/03/09/asli-akdag-turkiyede-anlatilacak-cok-hikaye-var-ancak-yenilikci-dusunen-yonetmenlere-de-ihtiyacimiz-var/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/03/09/asli-akdag-turkiyede-anlatilacak-cok-hikaye-var-ancak-yenilikci-dusunen-yonetmenlere-de-ihtiyacimiz-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fırat Sayıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2016 19:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun Filmin Kısası: Fırat Sayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Akdağ]]></category>
		<category><![CDATA[fırat sayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Pehlivanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=8637</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz ay dünyanın en önemli festivallerinden biri sayılan Berlin Film Festivali&#8217;nden özel mansiyon ödülüyle dönen &#8220;Genç Pehlivanlar&#8221; belgeselinin yapımcısı Aslı Akdağ bu ay özel konuğum. Yapımcılık konusunda yüksek lisanslı&#8230; Kendisi aynı zamanda bir avukat. Ağırlıklı olarak sinema ve tv sektöründeki davalara bakmakta. Bu konuda da bir hayli başarılı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sinemaya, özellikle de belgesele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay dünyanın en önemli festivallerinden biri sayılan Berlin Film Festivali&#8217;nden özel mansiyon ödülüyle dönen &#8220;Genç Pehlivanlar&#8221; belgeselinin yapımcısı Aslı Akdağ bu ay özel konuğum. Yapımcılık konusunda yüksek lisanslı&#8230; Kendisi aynı zamanda bir avukat. Ağırlıklı olarak sinema ve tv sektöründeki davalara bakmakta. Bu konuda da bir hayli başarılı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sinemaya, özellikle de belgesele verdiği emek ve sevgi ise onu hayatta en çok mutlu eden nedenlerin başında geliyor. Bu yıl İstanbul Film Festivali Köprüde Buluşmalar&#8217;a da bir projesi seçilen istekli ve başarılı yapımcı eminim ki, çok kısa bir sürede adından daha sık söz ettirecek.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-8638" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-768x1024.jpg" alt="" width="696" height="928" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/IMG-20160228-WA0002.jpg 1200w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>Öncelikle biraz kendinden ve neler yaptığından bahseder misin?</strong></p>
<p>Ankara’da doğup Denizli’de büyüdüm ve Dokuz Eylül  Üni. Hukuktan mezun olduktan sonrası İstanbul’a geldim.  Ortaokul yıllarından başlayan ve ilk çalışma yıllarıma kadar da devam eden oyunculuk sevdasıyla başladı esasen benim yapımcılığa uzanan serüvenim. Tiyatro, setler.. Tüm bu süreçte bir taraftan avukatlığa da devam ediyordum. Tabi ilgi alanım dolayısıyla Fikri mülkiyet haklarında uzmanlaşmaya yöneldim. Ardından Hukuk formasyonunun etkisiyle de olsa gerek yapımcılığın ne kadar keyifli bir süreç olabileceğini keşfettim. Mutfaktaki şefi seçen, menüyü oluşturan, nasıl bir kitleye hitap edeceğini bilen; dekoru, tasarımı, müziği buna göre seçerek insanları haz almasını sağlayan bir maestro gibi&#8230; Tabi daha da güzeli buradaki yapılan iş dünyaya etki edebilecek potansiyele sahip, tüm duyulara hitap edebilen bir anlatım diline, sinemeya dairdi.  Bu merakım sonucunda işi daha da iyi öğrenebilmek adına Kadir Has Film ve Drama Yapımcılık programında yüksek lisans yaptım. Buradaki derslerim esnasında da sektörün önde gelen yapımcılarının atölyelerine katıldım; mesleğimi de sürdürürken yapımcılığa dair kendimi besleyebileceğim ne varsa katılmaya çalıştım. 2011 yılı iki işim için de bir dönüm noktası oldu. Fikri mülkiyet alanında çalıştığım hukuk büromu, Royal-T Danışmanlık firmasını kurdum. Yapımcılık alanında Türkiyenin önemli isimlerinden olan Zeynep Atakan’ın yanındaki kısa çalışma süremde yolumun kesiştiği Mete Gümürhan ile de Türkiye’de Kaliber Film şirketini kurduk. Bağımsız ve yenilikçi işler yapmayı hedefledik. Nitekim “Genç Pehlivanlar” isimli, benim yapımcısı olduğum Mete’ninse yönetmenliğini üstlendiği belgeselimiz dünya prömiyerini Berlin’de yaptı ve burada Özel Mansiyon Ödülüne layık görüldü. Farklı bir iş yaptığımıza ve filmin daha da çok başarılara imza atacağına inanıyoruz. Ben daha çok belgesel yapımına dönmemden ötürü kendi firmamla yapımcılık serüvenime devam etmeyi planlıyorum. Fm FilmWorks ile yapımını gerçekleştireceğim belgesel projem Sınır Bozukluğu, Köprüde Buluşmalar kapsamında ilk sınavını verecek.  Bir taraftan da fikri mülkiyet alanında doktora çalışmalarıma ve avukatlığa devam ediyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Senin için belgeselin tanımı nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Belgesel, adı üzerinde gerçekliklere dayalı olarak çekilen, sinemasal bir anlatım türüdür. Bu dilin dünyada pekçok farklı örnekleri mevcut. Benim burada  zamansal bir çizgiden, konuşan kafalardan oluşan bir yapımla gerçeklikleri aktarmak tercih konusu değil. Dökü drama, Mockumentary gibi türlere henüz ülkemizde pek rastlayamıyoruz. Ben sanırım bazı gerçeklikleri anlatırken anlatılanın ağırlığına uygun olacak şekilde buna biraz mizah sosu da katılması gerektiğini düşünüyorum. Ya da Genç Pehlivanlar filminde yaptığımız üzere, gerçek olayları manipüle etmeden bir belgeseli çekmek de, yönetmenlerin önündeki zorlu bir yol ve de ulaşılması keyifli bir hedef gibi bana kalırsa. Türkiye’de anlatılacak çok hikaye var ancak yenilikçi düşünen yönetmenlere de ihtiyacımız var.  Yönetmenlerimiz kurmacaya yönelmek yerine kurmacaya yakın bir anlatım diliyle de belgesel çekmeyi deneyebilirler diye düşünüyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Belgeseli bir araç olarak mı görüyorsun? Yoksa söz gelişi bir 10 yıl sonra da, kısa filmler, belgeseller çekeceğim diyor musun</strong>?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>10 yıl uzun bir süreç ama şunu biliyorum ki belgesel yapmak, beni heyecanlandıran, farklı bir iş. Önemli olan tutkuyla savunabildiğiniz ve sizi harekete geçiren bir proje bulmak. Bu uzun metraj bir film de olabilir ancak bunun zamanı var. Önce kafamdaki belgesel projeleri tamamlamak hedefim. Bir de animasyon film hayalim var. Ama her şey doğru zamanda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;Genç Pehlivanlar&#8221;ın hikayesi neydi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Önce iki pehlivan kardeşi çekecekken ailenin muvafakatini geri çekmesi üzerine yatılı bir güreş okulunu keşfetmemiz sonucunda yaptığımız bir kurmaca belgesel filmdir Genç Pehlivanlar. Buradaki ‘kötü’de kesinlikle bir ‘iyi’ vardı ki bu olay bizi, çok daha katmanlı bir serüvene tanık olabileceğimiz bir yere sürükledi. Amasya’da yatılı bir güreş okulunda okuyan 10 ila 17 yaşındaki küçük pehlivan adaylarının bu okulda görüşmeyi öğrenirken diğer bir okulda da genel eğitimlerini tamamladığı bu hikayedenin anlatımına dair hedefimizde, güreş sporundan çok bu çocukların psikolojisini ve yaşantısını aktarabilmek vardı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;Genç Pehlivanlar&#8221;daki karakterlerden biraz bahseder misin?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>‘Genç Pehlivanlar’, çocukluktan yetişkinliğe geçen ve ailesinden ilk defa ayrı düşen küçük pehlivan adaylarının hayata karşı olan mücadelesine tanık olmamızı sağlıyor. İlk defa yuvadan kopuş, arkadaşlarının aynı zamanda rakipleri olması, şampiyonluk hedefi, özlem, hırslar, kaygılar.. Ancak içeriğinde pekçok mücadeleyi barındıran bu filmin asıl vurucu ve farklı olan tarafı, ergenliğe geçişte ve kimlik arayışında ekstra bir çabayı gerektiren bir sorumluluğun yüklendiği ufak bedenlerin hikayesini aktarabilmesi. Bu yılların zorluğunu iyi kötü hepimiz hatırlarız. Genç Pehlivanlar’daki 10 ile 17 yaşındaki bu küçük kahramanlarımızın kendilerinden bir de beklenen şampiyonluk hayalleri var. Ekonomik olarak yüksek gelirli ailelere mensup olmayan bu çocukların hepsinin hayali dünya şampiyonu olmak; ailelerin arzusu da bu yönde olunca elbet kendini sadece kendine değil; ailene, arkadaşlarına, çevrene ve dünyaya da kanıtlamak durumundasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Örnek aldığın, sinemasını sevdiğin, yerli yönetmenler kimler? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yerli yönetmenlerden Aslı Özge, Yeşim Ustaoğlu, Nuri Bilge Ceylan ilk aklıma gelenler ama onlarca iyi isim olduğunu da düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Türkiye’deki film festivalleri ve belgeselcilere yaklaşımları konusunda neler söylemek istersin?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Antalya Film Festivali kapsamında Antalya Film Forum geçtiğimiz yıl belgeselcilere kapılarını açtı. Keza İstanbul Film Festivali kapsamındaki Köprüde Buluşmalar da öyle. Türkiye’de de belgeselin sinemasal gücü keşfedildi. İyiye gidişin daha da desteklenebilmesi için daha fazla fon olmalı. Bakanlığın fonu –özellikle son derece kısa bir çekim takvimini zorunlu kılıyor olmalar dolayısıyla da- oldukça yetersiz kalıyor maddi açıdan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Son olarak gelecek planlarından bahsedelim… Yeni projelerin neler?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sınır Bozukluğu, özellikle sınırlara duyduğumuz takıntıdan yola çıkarak geliştirdiğimiz bir proje. Henüz geliştirme safhasında olduğu için çok detaylarına girmeyi tercih etmiyorum. Özetle 2 belgesel, bir kurmaca ve bir animasyon projesi üzerinde çalışıyorum. Sinemasal olarak tatmin edici olacağını anladığımız noktada reklam projeleri gibi farklı işlere de birlikte çalıştığım arkadaşlarımla ılımlı bakıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/03/09/asli-akdag-turkiyede-anlatilacak-cok-hikaye-var-ancak-yenilikci-dusunen-yonetmenlere-de-ihtiyacimiz-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
