<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>anons &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/anons/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 30 Oct 2018 06:35:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Türk sineması Boğaz&#8217;dan geçiyor&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/10/30/turk-sinemasi-bogazdan-geciyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/10/30/turk-sinemasi-bogazdan-geciyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 06:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[anons]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Borç]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Son Çıkış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11231</guid>

					<description><![CDATA[Boğaziçi Film Festivali, 26 Ekim’de başladi. Kısa filmle başlayan macera Türk sineması açısından da önemini artırarak devam ediyor. Ulusal yarışmada yarışan 10 filmi sizin için inceleyelim dedik&#8230; Zaman su gibi akıp gidiyor. Boğaziçi Film Festivali yolculuğa ilk başladığında hedefini yukarıya koymuştu. Açıkçası bu kadar hızlı ilerleyip bu statüye geleceğini tahmin etmemiştim. Festival gerçekten Türk sineması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="6">
<li>Boğaziçi Film Festivali, 26 Ekim’de başladi. Kısa filmle başlayan macera Türk sineması açısından da önemini artırarak devam ediyor. Ulusal yarışmada yarışan 10 filmi sizin için inceleyelim dedik&#8230;</li>
</ol>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-11233 size-medium" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-768x768.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-1024x1024.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-696x696.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-1068x1068.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo-420x420.jpg 420w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Boğaziçi-Film-Festivali_2018_Logo.jpg 1668w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>Zaman su gibi akıp gidiyor. Boğaziçi Film Festivali yolculuğa ilk başladığında hedefini yukarıya koymuştu. Açıkçası bu kadar hızlı ilerleyip bu statüye geleceğini tahmin etmemiştim. Festival gerçekten Türk sineması için önemli bir organizasyon oldu. Özellikle Antalya&#8217;nın ulusal yarışmayı kaldırması ile Türk sinemasının sanat veya bağımsız filmlerini gösterebileceği üç platformdan biri haline geldi Boğaziçi Film Festivali. İstanbul ve Adana film festivallerini biz sinema yazarları dikkatle takip ederiz. Şimdi de Boğaziçi bu listeye girdi. Bu yazımızda Boğaziçi Film Festivali&#8217;nin ulusal yarışmasında birbiriyle mücadele edecek 10 filmi inceleyip, jürinin yapısını da göz önüne alarak ödül şanslarını değerlendirelim dedik. Bundan önce ise Türk sineması adına küçük bir saptama yapmak isterim. Koskoca ulusal sinema neredeyse üç festivalin içeriğini dolduramayacak kadar az film üretiyor. Yarışacak 10 filmin 6&#8217;sını Adana ve İstanbul film festivallerinde seyretmiştim. Bu film üretiminde bir sıkışıklık olduğunun kanıtı bence. Dönelim yarışma filmlerimize&#8230;</p>
<p>Anons / Mahmut Fazıl Coşkun</p>
<p>Mahmut Fazıl Coşkun&#8217;un Anons filmi Adana Film Festivali&#8217;nde yarıştı. Bu hafta da ikinci vizyonunu alıyor. Yani sadece festivali takip edenler değil normal izleyici ile de buluşacak bir film Anons. Eğer bu bilinirliği dezavantaj olmaz ise seçkinin ağır topu diyebiliriz. Ödüle en yakın bulduğum film Anons. Konusuna gelince, 1963 yılı, Mayıs ayının son günleri. Film ordudan tasfiye edilmiş dört eski askerin bir gece boyunca süren sıradışı yolculuğunu anlatır. Teğmen Şinasi, Binbaşı Kemal, Binbaşı Rıfat ve Albay Reha aynı gece Ankara’da başlayacak olan askeri darbenin İstanbul ayağında, darbe bildirisini İstanbul Radyosu’ndan anons etmeyi planlamaktadır. Yeterince güçlü ve etkili yapılan bir anons sonucunda darbenin başarılı olacağından ve halk desteğini arkalarına alacaklarından emindirler. Fakat hiçbir şey bekledikleri gibi gitmeyecektir.</p>
<p>Son Çıkış /Ramin Matin</p>
<p>Türkiye prömiyerini festivalde yapacak olan Son Çıkış büyük ödülün favorilerinden. Yönetmen Ramin Martin önceki filmleri Canavarlar Sofrası ve Kusursuzlar ile kusursuz başlangıcını bu filmle taçlandırmış durumda. Üstelik filmin çarpık yapılaşma ve şehrin kaosuyla ilgili güncel bir konusu var.<br />
Tahsin&#8217;in tek istediği havalimanına ulaşmaktı. Ancak kontrolsüz, betondan bir ormana dönmüş İstanbul&#8217;da trajikomik bir yolculuğun kendisini beklediğini bilmiyordu. Başrolde oynayan Deniz Celiloğlu&#8217;da en iyi erkek oyuncu dalında önemli bir aday.</p>
<p>Kaos / Semir Aslanyürek</p>
<p>Semir Aslanyürek&#8217;in şimdiye kadarki en yüksek bütçeli filmi olan Kaos, Kasım ayında vizyon alacak. Festivalde Türkiye prömiyerini yapacak film oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Bülent Emin Yara, Orhan Aydın, Erdal Sarı, Yetkin Dikinciler, Canan Ergüder gibi önemli isimlerin rol aldığı filmin konusu şöyle: Birbirini hiç tanımayan üç kişinin işledikleri günahlardan kaçarken çıkan fırtına nedeniyle aynı mağaraya saklanmalarını ve heyelanla çıkışları kapanan mağarada ölmeyi beklerken, bu üç günahkârın vicdani hesaplaşmalarının hikâyesi ilgi çekecek&#8230;</p>
<p>Borç / Vuslat Saraçoğlu</p>
<p>İstanbul Film Festivali&#8217;nde En İyi Film ödülünü alan Borç özellikle başrolünde oynayan Serdar Orçin&#8217;in performansıyla dikkat çekiyor. Vuslat Saraçoğlu&#8217;nun beş yıl sonra çektiği film Boğaziçi Film Festivali&#8217;nin de favorilerinden. Fakat Anons filmi gibi İstanbul&#8217;da aldığı ödül bir dezavantaj yaratabilir. Filmin konusuna gelince, Eskişehir&#8217;de karısı Mukaddes ve kızı Simge ile birlikte yaşayan Tufan, küçük bir matbaada çalışmaktadır. Yan dairede yalnız oturan komşuları Huriye, bir gece aniden fenalaşır. Doktor, Huriye&#8217;nin bir süre tek başına kalmaması gerektiğini söyler. Tufan, bakacak kimsesi olmayan Huriye&#8217;yi ortada bırakmayı göze alamaz ve bir süre onu evinde tutmaya karar verir. Yaşadığı kimi korku ve kaygıların sonucunda Tufan&#8217;ın &#8220;iyilik&#8221; hali önemli sınavlardan geçer.</p>
<p>Güven / Sefa Öztürk Çolak</p>
<p>Antalya Film Forum Uzun Metraj Kurmaca Pitching Platformu Projeleri Ödülü&#8217;nü alıp bu yıl Antalya&#8217;da yarışan ödül yönetmen Sefa Öztürk Çolak&#8217;ın ilk filmi. Filmin konusu çok ilginç olmasına ve oyuncu performanslarının başarısına rağmen bir ilk filmin dezavantajlarını yaşıyor. Diğer adayların yanında ödül şansı biraz zor olarak görülüyor. Filmin konusu ise şöyle, Ali ve Meryem görünüşte sıradan bir ailedir. Meryem’in evlenmeden önce âşık olduğu Ferit’ten bir çocuğu vardır. Ferit’in yıllar sonra dönmesiyle, karısını güven sınavına sürükler. Meryem minnet duygusuyla aşk acısı arasında kalırken, Ali’nin kendine güveni sarsılmaya başlar. Ferit’in öldürülmesi aralarındaki güvensizliği iyice körükler.</p>
<p>Sükut Evi / Cafer Özgül</p>
<p>Cafer Özgül&#8217;ün Sükut Evi dünya prömiyerini festivalde yapacak. Şimdiye kadar hiç izleyici karşısına çıkmamış olan film, hayattan bunalan bir adamın kendisini yola vurması ile değişen hayatını konu ediyor. Modern hayattan bunalan 30’lı yaşlardaki genç bir adam, çareyi yola koyulmakta bulur. Anadolu’ya doğru yola çıkan delikanlının amacı, rivayete göre ‘ruhların tamir edildiği’ bir mekanı bulmaktır. Günler süren arayışına rağmen bahsedilen mekan ile ilgili herhangi bir iz bulamaz. Bu süreçte yolu bir dergaha düşen delikanlının aradığı huzur burada da değildir. Sevgilisi geri dönmesi için baskı yapsa da o yoluna devam eder. Delikanlı, yol boyunca başına gelen türlü talihsiz olaylar sonucu kendisini zor bela bir köye atar. Fakat bir süre sonra köy delikanlının içinden çıkamayacağı bir girdap haline gelir. Film sürpriz yapabilir, kadrosunda Melih Selçuk, Mehmet Özgür gibi önemli isimleri barındırıyor.</p>
<p>Babamın Kemikleri / Özkan Çelik</p>
<p>Aadana Film Festivali&#8217;nde yarışan Babamın Kemikleri Özkan Çelik&#8217;in ikinci filmi. Rakipleri yanında ödül şansı az olan filmin konusu şöyle, Babamın Kemikleri, nahoş bir olay nedeniyle çocuk denecek yaşta köyünü terk eden bir adamın trajikomik hikayesidir. Köyüne bir daha geri dönmemeye yemin eder. Ancak bir gün annesinin son isteğini yerine getirmek için, babasının kemiklerini almak üzere köyüne doğru yola çıkar.</p>
<p>Halef / Murat Düzgünoğlu</p>
<p>Nisan ayında vizyona giren Halef filmi hem Adana&#8217;da hem de İstanbul Film Festivali&#8217;nde yarıştı. Filmin ödül şansını az bulmakla beraber, fantastik konusunun ilgi zekeceğini düşünüyorum. Konusuna gelirsek, Mahir, çocukluğunda yaşadığı ve abisinin ölümüyle sonuçlanan trajik bir olay nedeniyle yıllardır uzak olduğu köyüne babasından kalan portakal tarlasını satmak içingelir. Ancak işler umduğu gibi gitmez… Beynindeki tümörle günden güne ölüme yaklaşan ve ölüm korkusuyla baş etmeye çalışan Mahir, ölmüş abisini karşısında bulur. Halef, Mahir&#8217;in abisi olduğunu iddia etmektedir</p>
<p>Tuzdan Kaide / Burak Çevik</p>
<p>Adana ve İstanbul&#8217;da yarışan bir film daha. Tuzdan Kaide ödüle uzak bir film. Filmin konusu ise, zamanda sabitlenmiş otuz yaşlarındaki münzevi bir kadın, şehre yaptığı ender ziyaretlerde ikiz kardeşini arar. Zamandan kopmuş, mekânı belirsiz bu yolculukta aynı rüya tekrar tekrar anlatılır.</p>
<p>Güvercin / Banu Sıvacı</p>
<p>Güvercin Ankara, İstanbul ve Adana Film Festivali&#8217;nde yarıştı. Ankara ve İstanbul&#8217;da en iyi ilk film ödüllerini aldı. Bu anlamda ödül şansı olsa da daha yeni olan filmler yanında çok şanslı görmüyorum. Filmin öyküsü şöyle, Kendi halinde bir yaşantısı olan Yusuf’un en büyük tutkusu babasından yadigar kalan güvercinleridir. Ablası ve ağabeyi ile birlikte Adana’nın kenar mahallelerinden birinde yaşayan Yusuf, oturdukları evin çatısında güvercinlerini besleyip eğitir. Maverdi adını verdiği bir dişi güverciniyle özel bir bağ kurar. Fakat onu bu durumu ailesi tarafından hoş karşılanmaz. Ailesinin yaptığı baskılardan bunalan Yusuf hayatın gerçekleri ile yüzleşir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/10/30/turk-sinemasi-bogazdan-geciyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahmut Fazıl Coşkun: Soğuk mizah biraz benim kişiliğimde de olan bir şey</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/10/20/mahmut-fazil-coskun-soguk-mizah-biraz-benim-kisiligimde-de-olan-bir-sey/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/10/20/mahmut-fazil-coskun-soguk-mizah-biraz-benim-kisiligimde-de-olan-bir-sey/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2018 07:30:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[anons]]></category>
		<category><![CDATA[banu bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Fazıl Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10864</guid>

					<description><![CDATA[Anons filmiyle farklı bir sinema diline imza atan Mahmut Fazıl Coşkun ile içerik ve biçime; aynı zamanda darbelerin toplumsal ve teknolojik etkilerine dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik… İy okumalar Banu Bozdemir Filmin çıkış noktası nedir? Filmler genel olarak küçük bir hikayeden çıkar. O dönemki ilgileriniz ve nasıl bir film yapacağınıza dair fikirleriniz küçük bir hikayede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Anons filmiyle farklı bir sinema diline imza atan Mahmut Fazıl Coşkun ile içerik ve biçime; aynı zamanda darbelerin toplumsal ve teknolojik etkilerine dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik… İy okumalar </strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun.jpg"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-10866 size-medium" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Mahmut-Fazil-Coskun.jpg 1488w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p><strong>Banu Bozdemir</strong></p>
<p><strong>Filmin çıkış noktası nedir? </strong></p>
<p>Filmler genel olarak küçük bir hikayeden çıkar. O dönemki ilgileriniz ve nasıl bir film yapacağınıza dair fikirleriniz küçük bir hikayede buluşuyorsa film yapmaya değer bir hale geliyor. Hikaye kafanda yer ediyorsa, unutmuyorsan ve yapmaya birkaç ay sonra da istekliysen karar veriyorsun. Benim için öyle oluyor. Bu hikayeden de bana abim (Ahmet Hakan) bahsetti. Gerçek bir olaya dayalı.</p>
<p><strong>Ne kadarı gerçek ya da kurmaca izlediklerimizin…<br />
</strong>Şu tarafı bir gerçek, o gün bir darbe girişimi oluyor. Bununla ilgili haberler, anı kitapları var. Biz bütün bir darbeyi anlatmıyoruz. Radyo evini basmaya giden bir grup asker var. Sonuçta bu anonsu başarıyorlar mı başaramıyorlar mı bilmiyoruz ama karakterler uydurmaca. Sonuç olarak kurguladığımız şey bir hikaye.</p>
<p><strong>Film içeriğiyle oldu kadar biçimiyle de dikkat çekiyor. Biçimin bu şekilde olmasına nasıl karar verdiniz?<br />
</strong>Filmin tarzı aslında senaryodur. İlk filmimde (Uzak İhtimal) çok fazla kesme vardı. Bunun nedeni şuydu. Geriye dönüp baktığımda daha klasik bir yapısı olduğunu söyleyebilirim. 16mm çekilmişti. 16mm’de uzun sahne çekmek çok riskli. Ekonomik olarak, tekrarlı uzun sahnelerde film israfına sebep oluyordu . O zamanki teknik şartların zorlaması da insana bir biçimi dayatabiliyor. Ben ikinci filme geçtiğimde teknoloji ilerledi, dijital kameraların kullanımı arttı, uzun sahne çekebilme rahatlığı oluştu Mesela ben Yozgat Blues’da tek plan sahneler çekmeyi denedim. İkişer üçer dakikalık uzun sahneler çektim. Ama ben uzun sahne ve sahne içi geriliminin olduğu filmleri seviyorum ve böyle film yapmak istiyorum. Buna göre bir hikaye düşündüm hep. Üçüncü senaryoda bu arzuyla yazıldı. Sahnelerin gerilimi düşmeden nasıl taşınabilir, buna kafa yorduğum için daha sabit bir biçime yöneldim.</p>
<p><strong>Soğuk mizah dediğimiz şey…</strong></p>
<p>Soğuk mizah biraz benim kişiliğimde de olan bir şey. Hayata da öyle baktığım için filmlerimde olması da bana doğal geliyor. Esprileri olabildiğince azalttık aslında. Daha da komik olabilirdi film. Ama ben o anlamda bir komedi filmi de olsun istemedim açıkçası.</p>
<p><strong>15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan bir darbe filmi olduğu için bir fırsat filmi gibi eleştirilerle karşılaştınız mı ya da kendi içinizde bunun muhasebesini yaptınız mı?<br />
</strong>Biz filmin hazırlıklarını yaparken 15 Temmuz oldu. Acaba ne yapsak, çekmesek mi gibi düşüncelerimiz oldu ama sonra ben çekmeye karar verdim. Filmin onunla ilgili olmadığını düşündüm. Böyle eleştirilere yeltenenler oldu ama bu olayla ilişkilendirmek mümkün değil filmi. Bu durumu sömüren ya da konudan dolayı çekilmiş bir film değil. Ama şöyle eleştiriler duydum. Askeri gücün azaldığı bir dönemde çekilen, risk almayan bir film olmadığı söylendi. Bu da bana tuhaf geldi. Holocaust film yapmak bugün o zaman çok anlamsız, çünkü Naziler kalmadı gibi. Yani askeri bir tehdit yok ortada ve sen bu durumla dalga geçmeyi bu dönemde yapıyorsun gibi eleştiriler… Askeri eleştirmenin riskli olmadığı bir önemde bu filmi çekmişsin gibi eleştiriler aldım. Yadırgadım.</p>
<p><strong>Peki askeri biraz ti’ye alma durumunun getirdiği bir eleştiri oldu mu?<br />
</strong>Henüz olmadı… (Gülüşmeler)</p>
<p><strong>Bir fikre ya da ideolojiye körü körüne bağlı olmanın yanlışlı üzerinden bir film yapmaya çalıştım demişsiniz… </strong></p>
<p>Benim derdim askerler, asker sınıfı ve onların beceriksizliklerini anlatmak değildi. Daha çok biraz daha inanmışlık, batılılaşma, modernleşme hikayesi ve bunun doğurduğu trajikomik durumlardı. Bugün de bir sürü tuhaflık, gariplik yaşıyoruz Hep şunu diyoruz ya, ‘vatandaşı olmasak komik ülke’ Bu hakikaten doğru bir cümle. Danimarka’da falan yaşasak biliyoruz ki sıkıcı gelecek. Çeşitli ideolojiler, inanmışlıklar ve modernleşme meselesinin olduğunu düşünüyorum bunun altında.</p>
<p><strong>Venedik Film Festivali’nde açılış yaptınız, yabancı bir ülkeden gelen tepkiler nasıldı?<br />
</strong>Venedik ve diğer iki ülkede de fark ettiğim şey; önyargısız izlendiğinde film farklı oluyor. Ama bizde darbelerin etkisi daha farklı, üzerine şaka yapılabilir şeyler değil. Ama yurtdışında ön bilgisi olmayan birileri izlediğinde filmi daha film olarak izleyebiliyor. O daha temiz bir zihin diye düşünüyorum. Orada daha iyi anlaşıldı.</p>
<p><strong>Martini ve ‘at martiniyi bre Hasan’ arasındaki efsane geçişin bir hikayesi var mı acaba?<br />
</strong>Tamamen yanlış anlamalar üzerine. Amerikalıların en ünlü silahı martindir. Martin tüfeğinin uzun bir hikayesi vardır, aslında filmde o da vardı ama ben çıkardım. İngiliz şirketi Amerika’da silah ürettiriyor. Silah şirketi batmak üzere. Osmanlı ordusu bu şirkete büyük bir silah siparişi veriyor. Ve şirket batmaktan kurtuluyor. Silahların üzerine Osmanlı arması yapılıyor. Martin tüfeği yerel bir şeye dönüşüyor. Bu silahlar uzun menzili silahlar. Rusların silahları kısa menzilli ama seri atış yapabiliyor. Bizimkiler seri atış yapamıyor. Bu yüzden Osmanlı-Rus savaşı kaybediliyor. Ruslar bu silahların bir ksımını Kars kalesinde alıyor. Ruslar İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı kullanıyor, sonra da Japonlara satıyorlar. Japonlar armaları söküp orduya veriyorlar. Sonra Amerikalılara satıyorlar. Uzun ve değişik bir hikayedir.</p>
<p><strong>Evet farklı bir hikaye ve iyi de anlattınız. Keşke kalsaydı filmde.</strong> <strong>Senaryoyu Ercan Kesal’la yazdınız. Birlikte yazmak, iki kişi yazmak nasıl bir sinerji yarattı?<br />
</strong>Ben ona hikayeyi anlattım. İstek ve arzuyla bu işe beraberce girdik. Biriyle yazmak çok zor ama elzem de bir şey. Ben tek başıma oturup yazamıyorum. Birisi olması gerekiyor. Ben her zaman birisiyle yazdım ve o benim için önemli bir şey. Ercan Kesal çok yoğun olduğu için biraz zamana yayıldı.</p>
<p><strong>Senaryosu ve çekimleriyle içinize sinen bir film olduğunu söyleyebilir misiniz? </strong><br />
Ben hiçbir filmimle ilgili kati bir şey söyleyemiyorum. Yabancılaşamıyorsun, çok defa izlemişsin. Nihayetinde insanız ve mükemmel bir şey yapmak gibi bir iddiam da yok benim. İçime sindi, yaptığım için memnunum.</p>
<p><strong>Mekanları dar, puslu, karanlık kullanmışsınız, bunun dönem filmi duygusu olmasıyla ilgisi var mı, ya da o geceye dair bir anlatım mı?<br />
</strong>Daha kapalı mekan kullanımı seviyorum Yozgat Blues’da da şehri genel olarak niye hiç görmüyoruz diye sormuşlardı. Bu filmde o daha da gerekliydi. Klostrofobik bir atmosfer, sabit, daha kompozisyona dayalı bir resim anlayışı vardı. Bu bir tercih.</p>
<p><strong>Sivil hayatın darbelere etkisi nedir. Bu darbe girişimin başarısız olmasının ardında yatan şey teknoloji mi? Burada anons edemedikleri için darbeyi yapamadılar. 15 Temmuz’da da teknolojinin kullanımıyla bir engelleme yapıldı diyebiliriz. Bu sorumun filmle çok alakası olmayabilir ama yine de söyleyeceklerin önemli olabilir. </strong></p>
<p>Film darbe neden başarısız olsu sorusunu dert edinen bir film değil aslında. Ama o gecenin hikayesine baktığımızda 63’teki darbede esas olay Ankara’da oluyor. Ankara radyosu da basılıyor. Önce Talat Aydemir’in adamları basıp anons ediyor, karşı taraf radyo evini ele geçiriyor ve anons ediyorlar. Sürekli taraf değiştiriyor. En son Talat Aydemir’in tarihi cümlesi var. Biz radyoya yenildik diyor. O dönem için tek iletişim aracı radyo. 15 Temmuz’da teknolojinin gücünden bahsetmek mümkün elbette. Hikayedeki konu bu olmasa da teknolojinin de etkisiyle artık darbelerin mümkün olmadığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Oyuncu seçimi konusunda nasıl bir yol izlediniz?<br />
</strong>İnce eledik, Ezgi Baltaş’la çalıştık cast konusunda. Zor bir süreçti. Ünlü oyuncu çok istemedim belki alınabilirler ama somut bir nedeni de yok. Böyle daha otantik ve inandırıcı gözükmesini istedim. Böyle bir cast çıktı ortaya. Zor bir süreçti ama iyi netice aldık.</p>
<p><strong>Bundan sonraki süreçte neler var?<br />
</strong>Yeni senaryoya başladık Sinan Yusufoğlu’yla. Bir dönem filmi olacak eğer onu yazıp çekebilirsek…</p>
<p><strong>Bol gişeler… </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/10/20/mahmut-fazil-coskun-soguk-mizah-biraz-benim-kisiligimde-de-olan-bir-sey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
