<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Altın Portakal &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/altin-portakal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2026 22:54:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Jüri Meselesine Festival Yönetmenlerinin bakışı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 16:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Koza]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[iksv festival]]></category>
		<category><![CDATA[semra güzel korver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26240</guid>

					<description><![CDATA[“Şu jüri meselesi!” başlıklı yazım Sadibey, MarjinalSinema, Medyaradar ve 2025 Sinema Yıllığı’nda paylaşıldı. Sektörün çeşitli kesimlerinden epey geri bir dönüş aldım. https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/ Çoğu, bu konuya değinmiş olmama dair “kalemine sağlık” mesajlarıydı. Bazıları yazıyı fazla yumuşak buldu; bazıları kimsenin üzerine alınmayacağını söyledi. Kimileri kitabın ortasından konuştuğumu düşünürken, kimileri de festival yapmanın zaten her geçen gün daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Şu jüri meselesi!” başlıklı yazım Sadibey, MarjinalSinema, Medyaradar ve 2025 Sinema Yıllığı’nda paylaşıldı. Sektörün çeşitli kesimlerinden epey geri bir dönüş aldım. https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/</strong></p>
<p><strong>Çoğu, bu konuya değinmiş olmama dair “kalemine sağlık” mesajlarıydı. Bazıları yazıyı fazla yumuşak buldu; bazıları kimsenin üzerine alınmayacağını söyledi. Kimileri kitabın ortasından konuştuğumu düşünürken, kimileri de festival yapmanın zaten her geçen gün daha da zorlaştığını, bu konunun abartılmaması gerektiğini ifade etti. Hatta benim kim olarak böyle bir yazıyı kaleme aldığımı sorgulayanlar da oldu.</strong></p>
<p><strong>Ben Semra Güzel Korver.</strong></p>
<p><strong>Film festivalleri, sinemanın yalnızca filmlerle değil, insanlar ve ilişkiler üzerinden de şekillendiği platformlar. Seyircinin, yönetmenin, yapımcının, akademisyenin, eleştirmenin, sponsorun; kısacası sinemayla yolu kesişen herkesin bir araya geldiği bu platformların çoğalması, güçlenmesi ve çeşitlenmesi gerektiğine inanıyorum. Her anlamda tekelleşmeden, tek tipleşmekten, tek seslilikten uzak olmak bizi çoğaltır. Tam da bu yüzden meselelerin olabildiğince konuşulabilir, tartışılabilir hale gelmesini önemsiyorum.</strong></p>
<p><strong>Neyse… Yaklaşık on yıl önce, o dönem ülkemizin beş büyük festivalinin yönetmeniyle, festivallerimizin vizyon ve misyonlarına odaklanan “5 festival yönetmeni, 5 soru – 5 cevap” başlıklı bir söyleşi yapmıştım. </strong></p>
<p><strong>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/5-festival-yonetmeni-5-soru-5-cevap/</strong></p>
<p><strong>Bugün de jüri meselesine bakışlarını ve bu süreci nasıl organize ettiklerini konuşmak üzere, yine memleketin beş büyük festivalinin yönetmenine beş soru yönelttim. Beş festivalden dördü cevap verdi.</strong></p>
<p><strong>Cevaplar festival isimlerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26242 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1024x768.jpg" alt="" width="673" height="505" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1024x768.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1536x1152.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1068x801.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17.jpg 1600w" sizes="(max-width: 673px) 100vw, 673px" /></p>
<p><strong>33. Adana Altın Koza Film Festivali Genel Koordinatörü ve Yürütme Kurulu Üyesi: </strong><strong>İsmail Timuçin</strong></p>
<p>Festivallerimizin en önemli bölümü olan ön jüri ve final jüri meselesini konuşmak ve bu konuya dikkat çekmek üzere görüşlerimizi alma fikri ve çalışması için Altın Koza adına çok memnun olduğumuzu belirtir, teşekkür ederim.</p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Jüri üyelerimizi seçerken bizim olmazsa olmaz kriterlerimiz; belirlediğimiz isimlerin kendi alanlarında önemli yerlerde olan, sektörde kabul görmüş, başarılı çalışmalarda bulunmuş ve donanımlı isimler olmasına özen gösteriyoruz.</p>
<p>Bu süreçte ön jüri ve final jürisinde; yönetmen, sinema eleştirmeni, görüntü yönetmeni, kurgucu, sanat yönetmeni, senarist, yazar, akademisyen, müzik insanı ve oyunculardan oluşan, izleyecekleri filmi her alanda doğru bir şekilde değerlendirebilecek bir jüri oluşturmaya çalışıyoruz.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında “ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Altın Koza, 1969 yılından günümüze devam eden köklü bir festival olması nedeniyle dünden bugüne sektördeki birçok kuruluşun SİYAD, FİLM-YÖN, ÇASOD, SODER vb. ve sektörde başarılarıyla söz sahibi olmuş isimlerin jüriler konusunda görüşleri alınarak bugünlere gelinmiştir.</p>
<p>Jüride ünlü isimlere yer verme konusuna olumlu bakıyoruz ve bunun festival için önemli olduğunu da düşünüyoruz. Sinema salonlarının boş kaldığı, sosyal medyanın öneminin bu kadar arttığı bir dönemde festivalin sürekliliği ve tanıtımı için her yaş grubuna hitap eden, bilinen isimlerin jürilerde yer alması gerekliliktir. Elbette ki bir ismin sadece ünlü olduğu için jüride yer alması kabul edilemez. Ama alanında başarılı, çalışkan, ödüller almış, saygın bir ismin jüri içinde bulunmasını tercih ediyoruz.</p>
<p>Festivalde gerek konuk, gerek konuşmacı gerekse jüride ünlü isimlerin olması festivalin görünürlüğüne büyük katkı sağlarken, yeni festival izleyicilerine de ulaşma imkânı sağlıyor. Ünlü isim bir festival için olumsuzluk değildir. Yeter ki festivalin ruhuna, kimliğine uygun doğru kişiler olsun.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Altın Koza için festival jürisi, festivalin ana damarlarından biri. Yarışma filmlerini tarafsız olarak değerlendirecek, şaibeden uzak, objektif bir jüriye sahip olmak festivalin devamlılığını sağlar.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Öncelikle bir festivalin jüri yönetmeliği çok önemlidir. Altın Koza olarak tüm jüri toplantılarımızdan önce değerlendirme kriterleriyle ilgili jürimize gerekli bilgilendirmeyi yapar, genel bir çerçeve oluşmasını sağlarız. Ayrıca hem ön jüri hem de ana jüri toplantılarında, jüri karar sürecine etki etmeyen ama festivalin yönetmeliklerine hâkim bir koordinatör olmasını sağlarız. İlgili koordinatör uzun yıllardır Altın Koza Film Festivali bünyesinde çalışmış, deneyimli, yarışma filmlerinin tamamını izlemiş, jüriden gelebilecek sorulara cevap verebilecek niteliktedir.</p>
<p>Seçimlerde elbette ki oy birliği olmasını isteriz ama herhangi bir dalda çok fazla farklı fikir ortaya çıkarsa, festivali temsilen toplantıda yer alan koordinatörümüz devreye girer, puanlama esasına göre seçim yapılması için jüriyi yönlendirir.</p>
<p>Festivale ait bir jüri yönetmeliğinin olması, genel çerçevenin baştan çizilmesi ve her şeyden önce objektif bir jüri oluşturulmuş olması büyük krizlerin çıkmasına pek ortam yaratmaz zaten. Ama deneyimli ve işini bilen bir ekipte her türlü krizi çözmek konusunda sıkıntı yaşanmaz.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Yarışmaya başvuran filmlerin yönetmeliğe uygunluğu bu bölümden sorumlu olan arkadaşlarımız tarafından kontrol edilir. Daha sonra festival takvimine göre filmlerin linkleri gönderilir. Bütün filmlerin jüri tarafından izlenmeleri teknik olarak koordinatör arkadaşımız tarafından kontrol edilir. Ön jüriye izleme için bir son tarih söylenir, bu tarih katılımcılar tarafından da bilinir. Bir gün sonra ön jüri, zaman zaman İstanbul’da toplanarak, zaman zaman da Zoom üzerinden filmleri tartışır. Bu bölüm koordinatörümüz gözlemci olarak sürece katılır ve değerlendirmenin yönetmeliğe uygun olup olmadığına bakar. Ön jüri sürecinde Altın Koza’dan kimseye filmlerin linki verilmez.</p>
<p>Altın Koza’da jüriler filmleri seyirciden ayrı olarak izliyor. Jürilerin film izledikleri salonun tekniğine önem veriyoruz. Jüri izlemelerinden önce yarışan filmlerin salonlarda test yapmasına olanak sağlayıp, onların tercih ettiği ışık-ses ayarlarında filmlerini hazırlıyoruz.</p>
<p>Ana jüri süreçlerinde ise tüm belgesel yarışma filmleri aynı salonda hem jüri hem de seyirci ile buluşuyor. Uzun metraj film yarışması için de bu geçerli. Jüri, kendine ayrılan saatlerde uzun metraj film yarışmasındaki tüm filmleri aynı salonda izliyor.</p>
<p>Kısa metrajda film sayısı fazla olduğu için jürilere sinema salonunda izletme şansımız olmayabiliyor. Bu durumda da kaliteli bir projeksiyon cihazı ve iyi bir ses sistemi kurarak kısa film jürilerinin tüm filmleri aynı salonda izlemelerini sağlıyoruz.</p>
<p>Tüm filmlerin eşit koşullarda izletilmesi, gösterimlerden önce film ekiplerine gerekli kontrollerin yapılması için fırsat verilmesi, film ekiplerinin teknik ekibimizle sürekli iletişim hâlinde olmalarının sağlanmasıyla yarışan filmlerimiz ve festival arasında güven sıkıntısı oluşmamasını sağlıyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26243 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1024x679.png" alt="" width="636" height="422" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1024x679.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-300x199.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-768x509.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1536x1018.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-2048x1357.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-634x420.png 634w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-150x99.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-696x461.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1068x708.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1920x1272.png 1920w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong>63. Antalya Altın Portakal Film Festivali Yönetmeni: Deniz Yavuz</strong></p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Özellikle ana jüri oluşumlarında deneyimin ve ustalığın ön planda tutulmasına özen göstermek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu, olmazsa olmaz bir şart değil. Her festival kendi omurgasına, içeriğine ve tarzına göre bir jüri oluşumuna gidebilir. Jüriye başkanlık edecek ismin emeklilik ile aktif üretim evresi arasında bir yerden belirlenmesi ve muhakkak deneyim seviyesinin en yukarıda olması, bir duayen olması bizim için önemli bir kriter. Yine Altın Portakal için belirtmem gerekirse; ana jüri oluşumunu komitemizde tartışırken bir uzmanlık dengesi gözetmiyoruz, çünkü her üyenin alanında uzman olmasını istiyoruz… Ülkenin en yüksek para ödülünü veren festivalin jürisinin en hakkaniyetli sonuçlara ulaşabilmesi için alanında uzman isimlerden oluşması en önemli kriterlerden biri diyebilirim.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında “ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Altın Portakal’ın yürütme kurulunda festival ve sinema yaşamının deneyimli isimleri yer alıyor. İsimleri aylar öncesinden tartışmaya başlıyoruz ve daha sonrasında üzerinde hemfikir olunan profesyonellerle görüşmelere başlıyoruz. Önceki sorunuza verdiğim yanıtta da belirttiğim gibi, önceliği aday üyenin uzmanlığına veriyoruz. Sinema yaşamında kabul görmüş, çok sayıda insanla çalışmış isimler özellikle jüri başkanlığı için ilk adayımız oluyor. Gündeme gelen ve süreç sonunda anlaşmaya vardığımız ismin toplumdaki popülaritesi ya da magazinsel bir isim olup olmaması ilk planda baktığımız bir kriter değil.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Açıkçası tek bir iş ya da birkaç iyi işle büyük bir festivalin jürisinde yer alan bir isim olmak, o festival ve sinemanın geleceği için oldukça riskli. Bu tür sinemacılar film festivallerinin jürilerinde yer alamazlar diye bir kanun elbette yok; ama özellikle gençlerin yolunu aydınlatacak olanların, sinemaya bir gelecek vaat edecek olanların, ödülleri hakkaniyetle dağıtacak olanların ununu eleyip eleğini asmış ya da az sonra asacaklardan oluşması daha doğru geliyor. Aktif olan, sahada olan sinemacılarımız bir yandan globalde işler yapıp bir yandan festivallerde yarışıp, diğer yandan büyük bir festivalin ana jürisinde yer aldığında ister istemez kimi lüzumsuz tartışmaların içinde de kendini bulabiliyor.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben prensip gereği ve Altın Portakal Festival Komitesi olarak, ekibimiz yönetmelik gereği jüri karar ve değerlendirme toplantılarına girmiyor, görüş belirtmiyoruz. Filmler izlenmeye başlamadan önce yönteme dair bazı toplantılar gerçekleştiriyoruz, hepsi bu. Jüri karar toplantılarının uzun sürmesi, performanslara dair tartışmaların yapılması ya da bu değerlendirmelerin saatlerce sürmesi ise bizi oldukça heyecanlandırıyor.</p>
<p>Bu bana göre tam da olması gereken. Bu ödüller bir oylama, sormaca tekniğiyle de verilebilir elbette; ama jüri mekanizmasının olduğu bir alanda sağlıklı, tatmin edici tartışmaların yapılması çok doğal. Teknik olarak jürilerimizin ihtiyaçlarını ve sorularını, her jürinin sorumlusu olan deneyimli bir festival profesyoneli karşılıyor. Jüri konuşmalarına şahitlik ediyor, yönetmelik maddelerini hatırlatıyor ve süreci o yönetiyor. Yanı sıra ana jüriye başkanlık eden isim de teknik ve kuramsal açıdan jüriyi yönlendiriyor.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Ön jüriler, başvuru kriterlerine uyan ve geçerli sürede başvuran bütün filmleri izlemekle mükellef. Ön seçici kurullarımızı alanında uzman, daha çok sinema kuramlarına hâkim isimlerden oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Bu isimlerin tamamına yapımcı ve yönetmenlerden alınan dijital izleme linklerini iletiyoruz ve her eser sahibi, kendilerinin ilettikleri bu linkler üzerinden filmlerinin izlenme oranlarını takip edebiliyor. Ön seçici kurullarımızı festival yürütme kurullarımızın haricinde, bağımsız kurullar olarak tasarlıyor ve oluşturuyoruz. Başvuru filmlerine dair değerlendirme sonuçlarını bize yorum ve notlarıyla beraber bir tutanak eşliğinde teslim ediyorlar. Bugüne dek çalıştığımız hiçbir ön seçici kurul üyesi olan sinema profesyoneli isimle ilgili herhangi bir sorun yaşamadık. Filmleri izlemek onların mesleki etiği ve en önemli çalışma alanı unsurudur. Bu isimleri bu yüzden daha en başında kendimizi güvende hissederek seçiyoruz.</p>
<p>Altın Portakal’ın yarışmalı bölümlerinin tamamında ana jüri üyeleri, film ekipleri ve sinemaseverler aynı anda, aynı salonda filmi izliyorlar. Sağlık sorunları ya da özel bir sebepten gösterime katılamayan herhangi bir jüri üyesi olursa, onun izlemesini de aynı salonda, aynı gösterim teknik şartlarıyla telafi gösterimi olarak sağlıyoruz. Bu gösterimler DCP formatıyla yapıldığından her gösterim filmin yapımcısına rapor ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26244 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1024x1006.png" alt="" width="664" height="653" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1024x1006.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-300x295.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-768x755.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-427x420.png 427w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-150x147.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-696x684.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1068x1050.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe.png 1392w" sizes="(max-width: 664px) 100vw, 664px" /></p>
<p><strong>14. Boğaziçi Film Festivali Yönetmeni: Enes Erbay</strong></p>
<p>Sinema sektörümüz için her zaman sıcak bir gündem maddesi olan &#8220;jüri dinamikleri&#8221; konusuna eğildiğiniz için teşekkür ederim. Sektörün şeffaflaşması ve standartların yükselmesi adına hazırladığınız bu söyleşiyi çok kıymetli buluyorum.</p>
<p>Sorularınızı Boğaziçi Film Festivali perspektifinden ve kendi deneyimlerim ışığında cevaplıyorum. Umarım katkısı olur.</p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Bizim için &#8220;yetkinlik&#8221; ve &#8220;sinema sevgisi&#8221; her şeyden önce geliyor. Bir jüri üyesinin kendi alanında (yönetmenlik, oyunculuk, eleştirmenlik vb.) rüştünü ispat etmiş olması şart, ancak yeterli değil; aynı zamanda iyi bir izleyici olması ve farklı sinema dillerine açık olması gerekiyor.</p>
<p>Dengeyi kurarken &#8220;bakış açısı çeşitliliğini&#8221; esas alıyoruz. Bir jüri masasında sadece yönetmenlerin olması, tartışmayı tek bir teknik veya estetik düzleme hapsedebilir. Bu yüzden o masada bir sinema yazarının analitik bakışının, bir oyuncunun duygu durum okumasının veya bir yapımcının endüstriyel öngörüsünün harmanlanmasını önemsiyoruz. İdeal jüri, birbirine benzeyen değil, birbirini tamamlayan ve hatta birbirini entelektüel olarak zorlayan isimlerden oluşur.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında ”ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Festivalin artistik direktörlüğü ve danışma kurulumuzla birlikte yürüttüğümüz, yıl boyu süren bir takip sürecimiz var. Dünyadaki diğer festivallerdeki jüri profillerini inceliyor, o yılın öne çıkan sinemacılarını takip ediyoruz.</p>
<p>&#8220;Ünlü isim&#8221; meselesine gelince; biz popülariteyi bir vitrin süsü olarak görmüyoruz. Eğer o ünlü isim, sinemaya kafa yoran, birikimiyle o masaya değer katacak biriyse başımızın üstünde yeri var. Ancak sırf medyatik değeri yüksek diye, film izleme disiplini veya değerlendirme yetkinliği festivalin standartlarıyla örtüşmeyen bir ismi jüriye davet etmek, hem yarışan filmlere hem de diğer jüri üyelerine haksızlık olur. Bizim için &#8220;ünlü&#8221; olmaktan ziyade &#8220;ehil&#8221; olmak esastır.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Jüri, festivalin o yılki &#8220;sözünü&#8221; söyleyen son mercidir. Biz festival yönetimi olarak bir seçki sunar ve bir çerçeve çizeriz; ancak o yılın &#8220;en iyisini&#8221; işaret ederek tarihe not düşen jüridir. Dolayısıyla jüri kararları, festivalin estetik çıtasını ve hangi sinema dilini teşvik ettiğini gösterir. Doğru oluşturulmuş bir jüri, verdiği ödüllerle sadece o yılı değil, genç sinemacıların gelecekteki üretim motivasyonlarını da şekillendirir. Bu yüzden jüri, festival kimliğinin en stratejik taşıyıcısıdır.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Bizim temel ilkemiz &#8220;müdahale etmeme&#8221;dir. Jüriyi özgür bir tartışma ortamında, kendi dinamikleriyle baş başa bırakırız. İlk toplantıda onlara teknik kriterleri ve ödül tüzüğünü aktarırız, ancak içerik tartışmalarına asla dahil olmayız.</p>
<p>Fikir ayrılıkları, sağlıklı bir jüri sürecinin doğal ve beklenen bir parçasıdır. Hatta herkesin her filmde hemfikir olduğu bir jüri, belki de yeterince derinleşememiş demektir. Kriz anlarında festival yönetimi olarak sadece moderasyonu sağlar, herkesin sesinin eşit duyulduğu demokratik ortamı koruruz. Sonuçta sinema subjektif bir sanat ve çatışan fikirlerden çıkan uzlaşı, her zaman daha kıymetlidir.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Güven, şeffaflık ve profesyonellikle inşa edilir. Jüri üyelerimizin filmleri en ideal teknik koşullarda izlemesini sağlamak bizim birinci görevimiz. Her filmin, perdede yönetmenin hayal ettiği kalitede ve eşit şartlarda gösterilmesini garanti ederiz.</p>
<p>Ön jüri meselesi sektörün &#8216;kara kutusu&#8217; gibi görülüyor.  Ön jüri (seçici kurul) süreci, festivalin mutfağıdır ve en çok spekülasyona açık alan olduğunun farkındayız. Bu şüpheyi ortadan kaldırmak için &#8216;teknik takip&#8217; ve &#8216;çoğulcu değerlendirme&#8217; sistemini uyguluyoruz. Öncelikle, dijital başvuru platformları ve izleme linkleri üzerinden teknik analiz yapıyoruz; yani bir filmin kaç dakika izlendiğini, yarıda bırakılıp bırakılmadığını sistem üzerinden denetliyoruz. Ekiplere &#8216;izlendi&#8217; diyebilmek için elimizde veri olması şart. İkinci ve en önemli güvencemiz ise; hiçbir filmi tek bir ön jüri üyesinin inisiyatifine bırakmamamız. Bir filme &#8216;hayır&#8217; denilecekse, bu karar en az üç farklı kişinin ortak kanaatiyle verilir. Bu çapraz kontrol mekanizması, hem gözden kaçmaları engelliyor hem de kişisel beğenilerin filmin kaderini tek başına belirlemesinin önüne geçiyor.</p>
<p>Ayrıca jüri üyeleriyle yarışan film ekipleri arasındaki sosyal mesafeyi, değerlendirme süreci bitene kadar korumaya özen gösteririz. Bu, &#8220;eşit mesafe&#8221; ilkesinin zedelenmemesi için kritiktir. Yıllar içinde oluşturduğumuz kurumsal ciddiyet ve jüri seçimlerimizdeki titizlik, sektörde bu güvenin zaten kendiliğinden oluşmasını sağladı. Seyirci ve sektör bilir ki; Boğaziçi Film Festivali&#8217;nde ödül perdenin gücüyle verilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26245 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1024x774.png" alt="" width="671" height="507" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1024x774.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-300x227.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-768x581.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1536x1161.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-2048x1549.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-555x420.png 555w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-80x60.png 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-150x113.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-696x526.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1068x808.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1920x1452.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p><strong>45.İstanbul Film Festivali Yönetmeni: Kerem Ayan</strong></p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Kendi alanlarında göz dolduran kariyerlere sahip, diğer meslektaşlarından yaratıcılık, sektörde saygınlık ve istikrarlılık gibi açılardan ayrılan isimleri seçmeye özen gösteriyoruz. Sektördeki her branşı temsil etmeye, bu dağılımı da eşitlik üzerinden hakkaniyetli bir şekilde yapmaya gayret ediyoruz. Tabii jüri 5–6 kişiyle sınırlı olduğu için örneğin her sene bir senarist, bir görüntü yönetmeni, bir kurgucu olmayabiliyor. Jüri başkanının hatırı sayılır bir kariyeri olması ne kadar önemliyse, diğer üyelerin de kendi alanlarında yükselişte olan kişiler arasından seçilmesi ve birbirinden farklı disiplinlerden gelmesi de bir o kadar önemli.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz?</strong></p>
<p>İKSV, 50 seneyi aşkın kurum kültürüne sahip bir vakıf olarak Türkiye’de ve dünyada birçok kurum ve sanat alanında çalışan kişiyle temas halinde. Dolayısıyla ilk olarak kendi kurumumuzun da içinde yer aldığı o yaygın ilişkiler ağından faydalanıyoruz. Ülkemizde kültür-sanat alanında hizmet veren tüm kurumlardan tutun, yabancı ülkelerin temsilciliklerine, yurt dışında bizim muadilimiz kurumlara ve o kurumlarda çalışan kontaklarımıza kadar, sürekliliği olan ve son derece organik olarak işleyen bir ağ söz konusu. Buna vakıf bünyesindeki danışma kurullarını, yurt içi ve yurt dışı festivalleri, sektör alanında hizmet veren yerli ve yabancı kuruluşları ve vakfın Kültür Politikaları Departmanı sayesinde iletişimde olduğumuz diğer STK’ları ve yerel yönetici temsilciliklerini eklersek, listenin buraya sığmayacak kadar uzun olduğunu tahmin edebilirsiniz. Vakıf yönetimiyle de son bir değerlendirme yapıyoruz.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali jürilerinde, 1985 yılından bu yana Elia Kazan’dan Nuri Bilge Ceylan’a, Peter Weir’den Zeki Demirkubuz’a, Türkan Şoray’dan Udo Kier’e, Emir Kusturica’dan Lütfi Ö. Akad’a, Lynne Ramsay’den Alexandre O. Philippe’ye Türkiye ve dünyadan saygın oyuncu ve yönetmenlerin yanı sıra yapımcılar, yazarlar ve eleştirmenler bulundu. İstanbul Film Festivali’nde bir jüride yer almak, bu uzun ve sinema tarihinde yer etmiş kişiler zincirinde yer almak demek ki bu da kendi başına festivalin ve yarışmalarının kimliğini belirliyor. Bu jürilerin aldığı kararlar sinemacıların ve filmlerin tarihçelerine işleniyor tabii; ama sadece ülkemiz sinemasının değil, dünya sinemasının da belki geleceğini şekillendiren buluşmalara vesile olunuyor.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Yönetmeliğimizde jürilere dair maddelerde her jürinin kendi işleyişini kendisinin belirlediği yazıyor. Her kurul değerlendirme ve toplantı mekanizmalarını kendisi belirliyor. Fikir ayrılığı olmaması zaten son derece enderdir; sıkça söylendiği gibi, zevk meselesinden öte sinema birikimleri de her jüri üyesinin farklı bir bakış açısına sahip olmasını sağlar. Fikir ayrılıkları da bu noktada belki olumlu bir etki yapar denilebilir. Bu fikir ayrılıkları büyüyüp krize dönüşürse, jüri başkanı bir orta yol bulmak için çalışır. O da bulunamazsa jüri kararlarını oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla verebilir. Ama tabii ki tüm jüriler tartışmalar sonunda oy birliğiyle karar vermeyi tercih eder.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Festivalin seçici kurulu, programı belirlemek için aralık–ocak aylarında başvuran filmleri seyrediyor. Bu sene Festiciné adlı yeni bir başvuru yazılımına geçtik. Yapımcılar veya yönetmenler başvurduktan sonra filmlere puanlar veriliyor ve düşünceler yazılıyor. Ardından buluşulup bütün filmler üzerinden geçilerek hangi filmlerin yarışmaya alınacağına karar veriliyor. Festivalin yarışma jürileri ise festival yönetmeliğine sadık kalarak kararlarını veriyor. Festivalin yönetmeliği; başvuru aşamasından yarışmalara, jürilerin oluşturulmasından ödüllere kadar çok geniş alanları, karanlık ya da boşluk kalmasına fırsat vermeyecek şekilde ele alıyor. Jüriler filmleri seyirciyle beraber sinema salonunda izliyor. Ve sonunda da alınan tüm kararlar, tüm jüri üyelerinin imzaladığı birer karar kâğıdıyla somutlaşıyor.</p>
<p><strong>Bu söyleşi, festivallerin ve jürilerinin doğru ya da yanlışlarını tartmak için değil; yıllardır kulislerde, sosyal medyada, fısıltıyla ya da öfkeyle dolaşan o merakın muhataplarına doğrudan yöneltilmesi için yapıldı.</strong></p>
<p><strong>Jüri meselesi, yalnızca bir tercih ya da organizasyon başlığı değil; karar verenlerin taşıdığı sorumlulukla, verilen ödüllerin yarattığı etkiyle ve sinema tarihine düşülen notlarla… bütün dünyada önemli bir olgu.</strong></p>
<p><strong>Bir jüri oluşturmak, bir jüride yer almak, yalnızca film izlemek değil; bir emeğe, bir yolculuğa ve kimi zaman bir geleceğe dokunmak demek. Bu yüzden jüri koltuğu, prestij kadar dikkat, yetkinlik kadar etik bir mesafe de talep ediyor.</strong></p>
<p><strong>Sorular soruldu. Cevaplar verildi.</strong></p>
<p><strong>Ötesi, bu metni okuyanlarda… Perdeye olduğu kadar, perdenin arkasına nasıl baktığımızda…</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal&#8217;ın suyunu çıkardılar&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/altin-portakalin-suyunu-cikardilar/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/altin-portakalin-suyunu-cikardilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Sep 2017 13:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Susmayan Köşe: Murat Tolga Şen]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[murat tolga şen]]></category>
		<category><![CDATA[susmayan köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10557</guid>

					<description><![CDATA[Sinema yazarlığını, vizyonda izlediğim filmleri eleştirmekten fazlası olarak gördüm hep! Hele de bizimkisi gibi dertli bir sektörde, orkestranın tüm enstrümanlarını kalemime konu ettim; filmler, filmciler, festivaller vs. Festivaller ayağıyla en çok ilgilenen yazarlardan biri olduğumu zaten siz biliyorsunuz. Bazıları, bunu bir düşmanlık olarak algılamayı tercih etti ve benim festivaller aleyhine yazılar ürettiğim halde neden orada [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema yazarlığını, vizyonda izlediğim filmleri eleştirmekten fazlası olarak gördüm hep! Hele de bizimkisi gibi dertli bir sektörde, orkestranın tüm enstrümanlarını kalemime konu ettim; filmler, filmciler, festivaller vs. Festivaller ayağıyla en çok ilgilenen yazarlardan biri olduğumu zaten siz biliyorsunuz. Bazıları, bunu bir düşmanlık olarak algılamayı tercih etti ve benim festivaller aleyhine yazılar ürettiğim halde neden orada olduğumu vs. sorguladılar.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/altın-portakal.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10560" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/altın-portakal.jpg" alt="" width="694" height="992" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/altın-portakal.jpg 694w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/altın-portakal-210x300.jpg 210w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/altın-portakal-294x420.jpg 294w" sizes="auto, (max-width: 694px) 100vw, 694px" /></a></p>
<p>Oysa benim yaptığım, sadece çuvaldızı kendimize batırmaktan ibaretti. Bu nehir kuruyacak, bu lunaparkı kapatacaklar, tıpkı Pal Sokağı Çocukları romanında olduğu bu kimsesiz sandığımız tarlayı gün gelecek inşaat makineleri kaplayacak. Yazdım, çok yazdım, hep yazdım. Kalemim yettiğince engel olmaya, kurulan tezgahı ortaya çıkarmaya çalıştım ama gördüm ki, herkesin keyfi tıkırında. Solcu sinemacılarımız vardı ve onlar sandı ki, otosansürlü senaryolarla fon kemirerek çektikleri filmlerle festivalleri dolaşıp, ödülleri toplayarak devam edecekler ve bu sonsuza kadar sürecek! “Filmimi seyirci için çekmiyorum, bu kişisel bir sinema…” Aferin, hadi şimdi sünnet düğünü kasetini izletirsin salonunda misafirlerine…</p>
<p>İşte o gün geldi… Türk sinemasının Akdeniz’de atan kalbi olan Altın Portakal’da ulusal yarışma yok! Bunu ilk haber alan da bendim üstelik ama bekledim, bu saçma karardan dönüleceğini umarak. Birkaç meslektaşımla paylaştım o kadar. Ancak, karardan dönmek bir yana, cansiperane bir şekilde savunulduğunu görmekten dolayı acı çekiyorum, elbette anlıyorum da o savunmayı yapanları çünkü bu karar onları aşan bir şey! Tartışmalara yeni bir boyut katabilmek adına yazıyorum; ulusal yarışmanın kaldırılması fikri Antalya’dan değil Ankara’dan çıktı! Kimden çıkıyor böyle saçma fikirler diye merak ediyorsanız, cumhurbaşkanının iftar yemeğindeki fotoğraflara bakın, göreceksiniz!</p>
<p><strong>Sebepsiz Sonuç Olur mu?</strong></p>
<p>Türk sineması bir halk eğlencesi/sanatıdır dedim, komediyi festivallerden kovup gişede yozlaştırmayın dedim, halka ulaşmayan filmlerle bir yere gidemeyiz dedim. Ortaya çıkarılan eserle değil ödül törenlerinde gösterilen tavırla muhalif olmanın yeteceği sanılıyordu. Bu komik günah çıkarma seanslarının yapanın yanına kar kalmadığı günler de gelecekti ve de geldi.</p>
<p>Ne oldu; başkan Türel konuşmasında, kimse bir yıl önce birinci seçilen filmi hatırlamıyor diye savunma yapıyor! İyi de o zaman o festivalin yönetimine çat, kendini suçla… Sinemanın bir suçu yok, bazıları hala müthiş filmler çekmeye devam ediyorlar, sen onları Antalya’ya getirip yarıştıramıyor da uyuzluk abidelerini film sanatı diye önümüze sürüyorsan, o senin suçun! Yok mu yarışacak film, yarıştırma o zaman… Yarışmayı sonsuza kadar iptal etmek başka bir numara!</p>
<p>Türel’in başkan seçildiği ilk Portakal’dan sonra oraya dadanan komitenin ilk kararı neydi hatırlayın, bunu bir röportajda söylemişlerdi; “Altın Portakal’ı Yeşilçam eskilerinin tatil yeri olmaktan kurtaracağız”! Ne yaptılar, Hollywood eskilerini hem de B oyuncularını doldurdular! Çakmalık, özentilik bu burnu büyüklerin elinden geldi ve devam ediyor. O günden bu zamana Türk sinemasının köküne kibrit suyu dökmeyi amaç edindiler ve şimdi “yarıştırdığımız filmleri kimse hatırlamıyor” diyerek bunu yapıyorlar! Gerçekten de bu festivaller onların iş ağlarını geliştirmekten başka bir işe yaramıyor. Yapımcıdan festival başkanı olur mu? Elif Dağdeviren zamanında hep sorduğum soru bu… Yapımcıyı çağırır, atölye yaptırır gönderirsin, o kadar!</p>
<p>Öte yandan, adam haklı!</p>
<p>Bu ülkede gişe filmlerinden kesilen para ile fonlanan ve kimsenin izlemediği, festivallerde dahi salonun yarısının uyuyarak sonunu getirebildiği filmler çekiliyor. Recep İvedik’in Kış Uykusu’nu fonladığı fantastik bir düzen. Sinema sanatı adına nefis bir intikam yöntemi aslında ama ortaya çıkan filmler, filmden başka her şeye benziyor. Hepsi değil elbette ama 1 iyi filme karşılık 30 kötü film var.</p>
<p>Ne diyordum; bakanlık para veriyor ve filmler çekiliyor. 1 ya da 2 değil yılda 25-30 tane hem de. Bu filmleri fonlayan bakanlık bir de gösterilebilsinler diye festivalleri destekliyor. Başka destekler de var. Ortada dolaşan para milyonlarca dolar. Parayı dolaştıran devlet ve yerel idareler. Sinemacılar ağzını açmış bekliyor. Peki, karşılığı ne? Kimsenin izlemediği çekenlerin bile unutmak istediği filmlerden oluşan bir bağımsız sinema arşivi. Bunun kültüre, sinemaya katkısı nedir? Peki, bu katkı hiç sorgulanmayacak mı sandınız? Bir gün bu oyuncağı sizin elinizden alırlar da başkasına verirlerse ne hissedeceksiniz, sizi kim, ne diye savunacak?</p>
<p>Eline kamera almamış adamların projelerini onaylayan, kendi yapım fimasına destek çıkaran kurul üyeleri… Kötü filmleri bile yarıştıran, yarışan her filme bol kepçeden ödül dağıtan festival jürileri… Minimalist çekilmiş her filme sanat eseri muamelesi yapan sanat seviciler… Size ne yazsam az!</p>
<p>Toplumcu sinema yapma baskısını geçtim, bari iyi filmler çekseydiniz. Hayır, aranızda yüz akı birkaç sinemacı var, onlara da teknik itirazlar getirerek adamların yoluna taş koyuyorsunuz. Neymiş, Nuri Bilge Ceylan neden yapım desteğini yapımdan sonra almışmış! Bu itiraz sanat düşmanı kesimden değil bizzat sinema sanatını icra edenlerden geliyor. Sanki kendileri etikten bir adım sapmıyorlarmış gibi ama mesele o değil. Mesele o kremalı beleş pastadan bir dilim dahi yiyememiş olmak. Güzel kardeşim, al Altın Palmiye’yi kolunun altına gel ülkeye, fonun tamamı sana helal olsun. Her sinema heveslisine dağıtılıp heba edilecek bir para yok ki ortada!</p>
<p>Bakın burada salak olduğunu sandığınız ve Recep İvedik’ten başka bir şey izlemez bunlar diyerek aşağıladığınız bir seyirci var ama sizin filmlerinizde Recep İvedik’teki kadar bile “bir şey” yok. Recep İvedik taşlarken hiç şunu düşündün mü; komedi bu ülkenin festivallerinden yıllar önce kovuldu ve sanıldı ki sanat somurtmaktır. Bunun yozlaştırcı etkisini öngöremedin mi de Recep’e kızıyorsun?</p>
<p><strong>Neden Tarkovski Olamıyorsunuz?</strong></p>
<p>“Seyirci umurumda değil, kişisel bir sinema yapıyorum ben” diyecek kadar şımardıktan sonra birileri geliyor ve oyuncağınızı elinizden alıyor. Yani, ne sandın ki? Milyonlarca lira sen kişisel sinemanı yap diye mi toplanıyor. Sanırsın bir filmle Bela Tarr olunuyor! Kişisel sinema yapmakla bu kadar övünüyorken Yılmaz Güney’den utan bari!</p>
<p>Ha bir de şu var; ülkede fonları tarumar eden Tarkovski replikacılarını eleştirdiğimde hemen Tarkovski, Tarr, Angelopoulos gibi büyük ustaların isimleri zikredilir ve bir tabu yaratılmaya çalışılır. Cevabım şu; yeteneksiz sinemacının gücü yetse Kubrick, Hitchcock falan taklit edecek ama yetmiyor. Biçimsel açıdan en kolay taklit edilecek sinemaya yöneliyor. Minimalist sinemanın tuzağı da bu; sabit planları arka arkaya dizerek rastlantısal bir kurguyla idare edebileceğini biliyor çünkü. Çoğunun filminde düzgün bir tek fotoğraf bile yok. Tarkovski’nin tek filmini izlemeden Tarkovski filmi çeken yönetmen var bu ülkede… Daha bunun üstüne yazmayalım mı?</p>
<p>Geçti Bor’un pazarı ama Niğde seyahatinizde size eşlik edecek cümlelerim var; ne çekeceğinizi söyleyecek değilim fakat bir zahmet artık “iyi filmler” çekin. Ülke sinemasını yıllardır kendinizden ibaret bir şamataya çevirdiniz ama bu iş buraya kadar. “Nasıl olsa gidip bir yerlerde ödül alıyor, tıkır tıkır takılıyor, tek film çekip 3 yıl geziyoruz” kafasından çıkın. Kısa filmcileri de kendinize benzettiniz ama sinema sanatının bu sinsi hesaplara tahammülü yok. Kimse artık bu numaraları yemiyor!</p>
<p>Antalya’dan Türk sinemasının kovulması yeni sinemacı kuşağının fırsatçılığının, yeteneksizliğinin ve başka kötü alışkanlıklarının sonucudur. Yolu Antalya Altın Portakal’dan geçen tüm büyük ve gerçek sinemacılarımız sizi yuhluyorlar! Utanın…</p>
<p><strong>Murat Tolga Şen – </strong><a href="mailto:murattolga@otekisinema.com"><strong>murattolga@otekisinema.com</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/09/27/altin-portakalin-suyunu-cikardilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal: Niyet Neydi Akıbeti Ne Olacak?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/altin-portakal-niyet-neydi-akibeti-ne-olacak/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/altin-portakal-niyet-neydi-akibeti-ne-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2017 09:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Susmayan Köşe: Murat Tolga Şen]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[murat tolga şen]]></category>
		<category><![CDATA[susmayan köşe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10358</guid>

					<description><![CDATA[Ve Antalya’da 3 yıl süren Elif Dağdeviren dönemi sona erdi. Antalyalılar başta olmak üzere tüm sinemaseverler için soralım; peki, şimdi ne olacak? Elif Dağdeviren, toplantılar ve yeni işbirlikleri için gittiği Cannes Film Festivali’nde önemli açıklamalarda bulundu; “Bir tanesi devam eden, diğeri İstanbul’a döndüğümde başlayacak iki tane büyük bütçeli film ve diğer projeler nedeniyle arzu ettiğim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ve Antalya’da 3 yıl süren Elif Dağdeviren dönemi sona erdi. Antalyalılar başta olmak üzere tüm sinemaseverler için soralım; peki, şimdi ne olacak?</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10252" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-1024x768.jpg" alt="" width="696" height="522" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-1024x768.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-1068x801.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Cannes-Film-Festival-2015-line-up-announced-1920x1440.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Elif Dağdeviren, toplantılar ve yeni işbirlikleri için gittiği Cannes Film Festivali’nde önemli açıklamalarda bulundu; “Bir tanesi devam eden, diğeri İstanbul’a döndüğümde başlayacak iki tane büyük bütçeli film ve diğer projeler nedeniyle arzu ettiğim vakti ayıramayacağım için Uluslararası Antalya Film Festivali Direktörlüğü görevimden ayrılmış bulunuyorum” dedi.</p>
<p>Ve Antalya’da 3 yıl süren Elif Dağdeviren dönemi sona erdi. Ayrıldı mı, gönderildi mi sorusunu üretmek şık değil ama gelişmelerden az çok haberdardım. Bunu pas geçip, Antalyalılar başta olmak üzere tüm sinemaseverler için soralım; peki, şimdi ne olacak?</p>
<p>Antalya’yı Türkiye’nin Cannes’ı yapmaya ant içmiş birinin gidip Cannes’da “ben artık yokum, çok işim çıktı” demesi manidar. Birileri gider birileri gelir, Antalya’nın festivali elbet yapılır ancak Elif Dağdeviren döneminde olumlu-olumsuz pek çok köklü değişiklik yapıldı. Bunlarla mı devam edilecek yoksa geçmişteki festival şablonuna mı dönülecek?</p>
<p>Benim fikrim, Antalya’nın dünyanın başka hiçbir yerindeki festivallere benzemesine gerek yok. Kendi geleneğine uygun davransın yeter. Zaten yapılan aşı da tutmadı. Festivalin adı değiştirildi ama hepimiz hala Altın Portakal diyoruz. Para ödülünün her yıl azaltılarak sonunda sadece itibar ödülüne dönüştürülmesi alınan en talihsiz önlemdi. Türk sinemacıları için para, itibardan önce gelir. Geçtiğimiz yıl gördük, büyük lokmalar Adana’da prömiyer yaptı, Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt’ü olmasa Antalya 2. gösterim festivaline dönüşecekti.</p>
<p>Yine Cannes meselesine dönelim; Cannes her yıl ünlü akınına uğrar, mesela Slyvester Stallone yanına Expendables ekibini alıp tankla Cannes sokaklarında gezer. Biz de öyle şeyler arzuluyoruz ancak karşımızda en fazla George Hamilton, Rutger Hauer, Armand Assante gibi kariyeri çoktan bitmiş Hollywood yaşlısı B filmcileri bulabiliyoruz. Antalya Cannes olacak dediler ama Hollywood huzurevi çıktı! Parasını verdiğin zaman dünyanın her yerine giden insanlar bunlar, gerek var mıydı?</p>
<p>Elif Dağdeviren görevi devraldığından bu yana Antalya’da tarihin en pahalı festival organizasyonları düzenlendi. Yüzlerce konuk ama çok az basın mensubu. SİYAD tarafı 2013 yılında yaşanan sansür skandalı yüzünden festivale tavır aldı. Bizim taraftan Altın Portakal’a giden kadar gidemeyen var. Mesela Portakal ısrarla Alper Turgut’u davet etmiyor, sanırsın adam eleştirmen değil sıhhi tesisatçı! Biz Antalya’dayken, Alper İstanbul’da Ferzan Özpetek söyleşisini yönetiyordu. Festival tarafı ise derdini anlatmak yerine festivalin SİYAD jürisini yok ederek küslüğü iki taraflı hale getirdi. Hani, “neden bu kadar az haber, röportaj çıktı” diye soruluyor ya, konukları Turkuvaz Medya’ya rezerv edip geri kalanını bıktırırsanız olacağı bu. Kurumsallığın fazlası ekosisteme zarar verir, burası Türkiye… Turkuvaz Medyanın röportajlara koyduğu ipotek yüzünden muhabir arkadaşların tadı tuzu yoktu. Sabah, Takvim, A Haber tayfası, festivali ele geçirmiş. Duyduğuma göre internet medyasından kimse gelmesin istiyormuş bu Turkuvazcılar.</p>
<p>Bence şu 3 yıllık en büyük gelişimi Film Forum’dur, o kısmı “sinema yapanlar” için çok faydalı buluyorum. Film Forum’da, festival tarafını aşan bir coşku ve fayda üretildi.</p>
<p>Uzun lafın kısası; Antalya’ya Elif Dağdeviren’le birlikte iyi şeyler gelebilirdi, aslında ortada iyi bir festival yapma çabası da vardı, belediye de bu iradeyi geniş bütçe olanaklarıyla destekledi ama proje yerelleştirilemedi ve uygulamada çöktü. Harcanan paraya değmeyen bir şey çıktı ortaya. Bunun en büyük sebebi başka hiçbir festivalde hissetmediğim kibirdi. Ben Antalya’ya defalarca geldim, Antalya harika bir şehir, yaşayanlar sıcak insanlar, orada film festivalinde olmak inanılmaz bir duygu ama organizasyondakiler, bilerek ya da bilmeyerek, prestijli olsun derken bunu tamamen ıskalayıp kibirli bir festival çıkardılar ortaya. Eleştiriye ve tavsiyeye kapalı, biz yaptık oldu kafasıyla yola çıkılan bir organizasyon izlenimi uyandırdı hepimizde. Festival yapanların organizasyonu sahiplenmesi güzel şeydir ancak kimler geldi, kimler geçti. Biz çok iyi biliyoruz ki Altın Portakal, Antalyalıların, keşke Elif Hanım da bunun farkına varabilseydi. Kendisine karşı şahsi bir olumsuzluk içinde değilim ama eleştiriyi üretmek gerek ki üzerine konuşulabilsin, doğru rota çizilebilsin.</p>
<p>Ben Cannes gibi bir festival istemiyorum, onun için merak eden atlayıp Cannes’a gidiyor zaten, lütfen Antalya’nın festivali olan “Altın Portakal” geri gelsin. “Yeşilçamlıların gelip tatil yapmasını istemiyoruz” deyip Hollywood eskilerine yüz vermeyi marifet sanan anlayış Antalya’yı bir yere götüremezdi, götüremedi de. Boykotsuz, sansürsüz, AKM’nin bahçesinin yine sinemaseverlerle dolup taştığı bir festivalde hep birlikte oluruz umarım.</p>
<p><strong><em>murattolga@gmail.com – Twitter: murattolga</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/altin-portakal-niyet-neydi-akibeti-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son 10 Yılın Altın Portakal Ödüllü Filmleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/12/20/son-10-yilin-altin-portakal-odullu-filmleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/12/20/son-10-yilin-altin-portakal-odullu-filmleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil İbrahim Sağlam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2014 17:36:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İbrahim Sağlam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7206</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz Ekim ayında 51.si düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kuşkusuz ülkemizin en büyük ve köklü film festivali. Güzel Günler Göreceğiz’in büyük ödülü kazandığı 2011 yılından günümüze kadar olan dönemde ise festival sürekli birtakım tartışmaların odak noktasında oldu. En iyi film ödüllerinin tartışmalı kararlarla vasat filmlere gitmesi, bazı jüri başkanlarının niteliklerinin tartışmaya açılması, jürinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz Ekim ayında 51.si düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kuşkusuz ülkemizin en büyük ve köklü film festivali.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/55.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7207" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/55.jpg" alt="" width="525" height="280" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/55.jpg 525w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/55-300x160.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 525px) 100vw, 525px" /></a></p>
<p>Güzel Günler Göreceğiz’in büyük ödülü kazandığı 2011 yılından günümüze kadar olan dönemde ise festival sürekli birtakım tartışmaların odak noktasında oldu. En iyi film ödüllerinin tartışmalı kararlarla vasat filmlere gitmesi, bazı jüri başkanlarının niteliklerinin tartışmaya açılması, jürinin kararlarının sorgulanması, sinema yazarlarının yarışma filmlerinin kalitesizliğini dile getirmesi, bazı filmlerin neredeyse diskalifiye edilmesinin gündeme gelmesi, patlama yapan ilk film sayısının çoğunluğu, buna bağlı olarak bu filmlerin çoğunun niteliksiz oluşu, festivalde yarışmasına hayret edilecek bazı filmlerin ön jüriden nasıl geçtiğine akıl sır erdirilememesi, ön jürinin her türlü ısrarlara rağmen bir türlü açıklanmaması, siyasi ve politik tartışmaların hem festivale hem törene damga vurması ve son olarak bu yıl çok konuşulan sansür tartışmaları gibi birçok sorunla festival neredeyse her yıl olaylı geçer hale geldi. Dileriz ki, Türkiye’nin en büyük ve köklü festivali bundan sonraki yıllarda bu tür sorunların hiçbirine maruz kalmadan güçlü ve kaliteli bir şekilde varlığını sürdürmeye devam eder.</p>
<p>Kutluğ Ataman’ın yönettiği “Kuzu”, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden en iyi film, en iyi kadın oyuncu (Nesrin Cavadzade), en iyi yardımcı kadın oyuncu (Nursel Köse), Behlül Dal jüri özel ödülü (Sıla Lara Cantürk – Mert Taşdan) ve SİYAD ödülü olmak üzere toplam 5 ödülle ayrılmıştı. Kuzu, 19 Aralık’ta Türkiye’de vizyona girecek. Bu vesileyle son 10 yılda en iyi film dalında Altın Portakal ödülü kazanan filmleri hatırlamakta fayda var.</p>
<p><strong>Yazı Tura (2004)</strong></p>
<p>Uğur Yücel’in yönetmenlik yaptığı ilk film olan Yazı Tura, 1999 yılındaki büyük Marmara Depremi’nin, askerden gazi olarak dönen Hayalet Cevher ve Şeytan Rıdvan’ın üzerindeki psikolojik ve fiziksel etkilerini anlatıyor ve hikayeyi ikiye bölen, bazen iç içe geçiren farklı bir kurgusal süreç izliyordu. Kesişen hayatlar temasını güçlü dramatik hikaye örgüsüyle birleştiren film, belgesel gerçekçiliği yaratan sinemasal dokusu ve hareketli kamera kullanımıyla öne çıkıyor ve Kenan İmirzalıoğlu – Olgun Şimşek ikilisinin etkileyici performanslarından güç alıyordu. Yazı Tura, film, yönetmen, senaryo, erkek oyuncu (Olgun Şimşek), yardımcı kadın oyuncu (Eli Mango), yardımcı erkek oyuncu (Bahri Beyat), müzik, kurgu, makyaj, kostüm tasarımı ve miksaj olmak üzere 11 ödülle Altın Portakal tarihinin en çok ödül kazanan filmi oldu.</p>
<p><strong>Türev (2005)</strong></p>
<p>Ulaş İnaç’ın ilk filmi olan Türev, Cervantes’in Don Kişot romanındaki “Münasebetsiz Meraklı” adlı kısa hikayeden yola çıkarak üç kişi arasında karmaşıklaşan bir hikayeyi ele alıyor ve “Gerçek yalanların türevidir” söylemine varıyordu. Türev, Altın Portakal tarihinin en tartışmalı filmlerinden biri oldu, zira Trier ve Vinterberg’in başlattığı “Dogme95” akımının bir nevi Türkiye’deki temsilcisiydi ve 10 bin dolar gibi oldukça düşük bütçeye sahip bir yapımdı. Gönül Yarası, Korkuyorum Anne ve İki Genç Kız filmlerinin karşısında radikal bir kararla kazanması “Sinema bu değil” tartışmalarını beraberinde getirdi ve filmin senaryosunun, oyunculuklarının, özellikle kurgusunun başarısı bu tartışmaların gölgesi altında kaldı. Türev, en iyi film ödülünün haricinde en iyi kadın oyuncu (Beste Bereket) ödülü de kazandı.</p>
<p><strong>Kader (2006)</strong></p>
<p>Zeki Demirkubuz’un, 1997 tarihli başyapıtı Masumiyet’in başlangıç hikayesini anlatan filmi Kader, Türk sinema tarihinin efsane karakterleri Bekir ile Uğur’un gençlik yıllarına götürüyordu bizi. Sonunu bildiğimiz bu saplantılı aşk hikayesinin öncesini de daha iyi bir sinematografiyle ve dramatik akışla kavrarken, karakterlerin, diyalogların, mekanların “Demirkubuz etkisi” içeren sahiciliği ve arabeskliği zihnimizde derin izler bırakıyor, Vildan Atasever ve Ufuk Bayraktar’ın performansları da tıpkı Haluk Bilginer ve Derya Alabora gibi ölümsüzleşiyordu. Buna rağmen Kader’in “Genç Yetenek (Ufuk Bayraktar)” haricinde sadece “en iyi film” ödülü alması, Takva’nın ise 9 ödül alıp en iyi film ödülü alamaması epey tartışmalı bir karardı.</p>
<p><strong>Yumurta (2007)</strong></p>
<p>Semih Kaplanoğlu’nun “Yusuf Üçlemesi”nin ilk filmi olan Yumurta, büyük ödülün sahibi olunca Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak’ından sonra Türkiye’deki sanat filmi – ticari film tartışmalarını en çok körükleyen film olmayı başarmıştı. Kaplanoğlu, sahaflık ve şairlik yapan Yusuf’un yetişkinlik dönemine odaklanan filmiyle, Türk sinemasında sinematografik kaliteyi arttıran, açılış planı ve köpek – kuyu sahneleriyle Tarkovski sinemasının etkisini barındıran, “Yusuf” gibi derinlikli bir karakter portresini ve Saadet Işıl Aksoy gibi yetenekli bir oyuncuyu sinemaya kazandıran bir başyapıta imza atıyordu. Yumurta, en iyi film, senaryo, sinematografi, sanat yönetimi, kostüm tasarımı ve genç yetenek (Saadet Işıl Aksoy) ödüllerini kazandı.</p>
<p><strong>Pazar: Bir Ticaret Masalı (2008)</strong></p>
<p>İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in yönettiği Pazar: Bir Ticaret Masalı, Doğu Anadolu’nun sınır köylerinden birinde yaşayan Mihram’ın hikayesine odaklanarak kapitalizmin evrensel döngüsünü Türk sinemasında farklı bir dille, işin içine türküleri ve mizahı koyarak anlatıyordu. Buna rağmen bu farklı anlatı türleri bir nevi doku uyuşmazlığı yaşıyor ve filmin etkisini arttırabilecek hamlelerden uzak kalmasına neden oluyordu. Pazar’ın en iyi film seçilmesi ise kuşkusuz Altın Portakal tarihinin en çok tartışılan ve hakkaniyetsiz kararlarının başında geliyordu, zira karşısında Hayat Var, Üç Maymun, Süt ve Nokta gibi Türk sinema tarihine geçen dört efsane film varken Pazar şimdiden unutuldu bile. Film ödülünün yanında senaryo, erkek oyuncu (Tayanç Ayaydın) ve kostüm tasarımı olmak üzere 4 ödül aldı.</p>
<p><strong>Bornova Bornova (2009)</strong></p>
<p>İnan Temelkuran’ın Made in Europe’tan sonraki ikinci filmi olan Bornova Bornova, erkeklerin dünyasını cinsellik, küfür, bilardo, futbol, işsizlik gibi kavramlar üzerinden ele alan ve gücünü büyük oranda gerçekçi diyalog yazımlarından, İnan Temelkuran’ın sokağın diline hakim yönetmenliğinden alıyor. 80 sonrasında hem ekonomik hem sosyal açıdan bilinçli olarak yozlaştırılan kuşağın etkileyici bir portresini çıkaran film, Öner Erkan’ın masumiyet ve suç arasındaki başarılı karakter değişimi, Damla Sönmez’in ‘femme fatale’ performansı ve Kadir Çermik’in hafızalara kazınan ‘kötü adam’ portresi ile ilerledikçe kara filme evrilen bir yapı kazanıyordu. En iyi film ödülünü Kosmos ile beraber paylaşan Bornova Bornova, erkek oyuncu (Öner Erkan), yardımcı kadın oyuncu (Damla Sönmez), kurgu ve SİYAD ödülü olmak üzere 5 ödül aldı.</p>
<p><strong>Kosmos (2009)</strong></p>
<p>Reha Erdem sinemasının en özel filmlerinden biri olan Kosmos, kimine göre deli, kimine göre derviş bir karakter olan Battal’ın mucizeleri ekseninde metaforlarla ilerleyen soyut bir atmosfer filmi olmayı başarıyordu. Görüntü yönetmeni Florent Herry, görsel açıdan Tarkovski filmlerinin yetkinliğini hatırlatan grimsi tonlardaki atmosferiyle benzersiz kareler yakalarken, film, felsefik yönü, soyutluğu ve mistisizmiyle Bruno Dumont filmlerinin yapıbozucu etkisini taşıyordu. Türk sinemasının 2000 sonrasındaki en önemli filmlerinden biri olan Kosmos, en iyi film ödülünü Bornova Bornova ile beraber paylaştı, ayrıca yönetmen, sinematografi ve Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.</p>
<p><strong>Çoğunluk (2010)</strong></p>
<p>Seren Yüce’nin ilk filmi olan Çoğunluk, muhafazakar ve milliyetçi aile yapısının bireyleri nasıl tutsak ettiğini, çıkışsızlaştırdığını tokat gibi bir gerçekçilikle yüzümüze vuruyordu. Yakın plan kullanımının neredeyse hiç olmadığı, her görüntüyü orta ya da geniş ölçekte gözlemci konumunda izlediğimiz film, Türk toplumunun “öteki” algısı üzerine şekillendirdiği toplumsal – sınıfsal nefreti oldukça etkileyici sahnelerle gözler önüne seriyor, Bartu Küçükçağlayan ve Settar Tanrıöğen’in güçlü ve gerçekçi karakter profilleriyle hafızalara kazınıyordu. Çoğunluk, en iyi film haricinde yönetmen ve erkek oyuncu (Bartu Küçükçağlayan) ödüllerini de kazandı.</p>
<p><strong>Güzel Günler Göreceğiz (2011)</strong></p>
<p>“Gülümse” adlı kısa filmiyle tanınan Hasan Tolga Pulat’ın ilk filmi Güzel Günler Göreceğiz, büyük ölçüde Inarritu’nun yol açtığı “kesişen hayatlar” temasının izinden ilerliyordu fakat klişe karakterler, Yeşilçam’a öykünen dramatik şablon, tv filmi gibi durmasına yol açan görsel açıdan vizyonsuzluk ve kaçak göçmenlik, fuhuş, töre gibi farklı hikayelerin birbirine zekice bağlanamaması sorunlarını içeriyordu. Nar, Canavarlar Sofrası ve Geriye Kalan gibi daha iyi filmler olmasına rağmen Güzel Günler Göreceğiz, film, senaryo, kurgu ve yardımcı kadın oyuncu (Nesrin Cavadzade) ödüllerinin sahibi oldu.</p>
<p><strong>Güzelliğin On Par’Etmez (2012)</strong></p>
<p>Hüseyin Tabak’ın ilk filmi olan Güzelliğin On Par’Etmez’in tartışmalı bir isim olan Hülya Avşar başkanlığındaki jüriden en iyi film ödülüyle ayrılması yine tartışmalı olmuştu. Avusturya’da kimlik arayışı içindeki bir ailenin dramı etrafına şekillenen film, bir sinema dili oluşturamayan görsel yapısıyla ve hikaye kurgusundaki zaaflarıyla sorunlu ilk filmler arasındaydı. Küf ve Zerre gibi oldukça iyi ve uluslararası alanda da kendini kanıtlamış filmler dururken en iyi film ödülünü alması hakkaniyetsiz bir karardı ve Türkiye yapımı mı, yoksa Avusturya yapımı mı olduğu, bu yüzden yarışmada yer almasının doğru olup olmadığı konusunda tartışmalara gebe oldu. En iyi film haricinde senaryo, kurgu, erkek oyuncu (Abdülkadir Tuncer) ve yardımcı kadın oyuncu (Lale Yavaş) olmak üzere toplam 5 ödül aldı.</p>
<p><strong>Cennetten Kovulmak (2013)</strong></p>
<p>Tufandan Önce ve Yusuf’un Rüyası gibi kısa filmleriyle tanıdığımız yönetmen Ferit Karahan’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Cennetten Kovulmak, politik bir Inarritu sineması örneği gibi dursa da Türk – Kürt meselesini fazla derin sulara girmeden anlatmayı tercih ediyor. Gri tonlardaki renk skalası ekseninde belgesel – kurmaca karışımı bir sinematografi anlayışını tercih etmesi, sosyal gerçekçi tabanıyla uyum sağlasa da, ilk filmini çeken bir sinemacının amatörlük – profesyonellik arasında bir denge kuramaması sorunsalına takılıyor. En iyi film ödülünü Kusursuzlar ile paylaşan Cennetten Kovulmak, yardımcı kadın oyuncu (Gülistan Acet) ve jüri özel ödülü (Rojin Tekin) ile toplam 3 ödül aldı.</p>
<p><strong>Kusursuzlar (2013)</strong></p>
<p>İlk filmi Canavarlar Sofrası ile sağlam bir çıkış yapan yönetmen Ramin Matin, bu sefer Kusursuzlar ile iki kız kardeşin geçmişleriyle nasıl baş ettikleri üzerine sinemasal yönü çok kuvvetli bir filme imza atmış. Kalabalık ve hareketli bir tatil beldesi olan Çeşme’yi ıssız ve tedirgin edici bir fon olarak kullanma başarısı gösteren Matin, filme başka bir boyut kazandıran biçimsel tercihleriyle aldığı yönetmenlik ödüllerini ne kadar hak ettiğini kanıtlıyor. Yer yer Ingmar Bergman’ın Persona’sına ve David Lynch’in Mulholland Drive’ına göz kırpan Kusursuzlar, yönetmenliğiyle, yenilikçi ses tasarımı – kurgusuyla, sinematografisiyle ve kadın oyuncuların güçlü performanslarıyla öne çıkıyor. En iyi film ödülünü Cennetten Kovulmak ile paylaşan Kusursuzlar, en iyi yönetmen ve FİLM-YÖN en iyi yönetmen ödüllerinin de sahibi oldu.</p>
<p><strong>Halil İbrahim Sağlam</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/12/20/son-10-yilin-altin-portakal-odullu-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>jüri önden buyursun!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/09/18/juri-onden-buyursun/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/09/18/juri-onden-buyursun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2014 05:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[#Dirensinema]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[banu bozdemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=6859</guid>

					<description><![CDATA[Bu sayının gündemi sürekli değişti, önce Altın Portakal’ın kısa filmcilerden eser işletme belgesi istediği söylendi, ama Altın Portakal yönetimi bunu reddetti, olur mu öyle şey dedi. Ben de yazmaktan vazgeçtim tabii. Aslında gündem kalabalık olduğundan değil ama festivallerin değişen yönetimlerinin yeni şeyler denemesinden kaynaklanıyor, gerçi hoş aynı ekipler de deneme yanılma yoluna gidebilirler sonuçta! Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sayının gündemi sürekli değişti, önce Altın Portakal’ın kısa filmcilerden eser işletme belgesi istediği söylendi, ama Altın Portakal yönetimi bunu reddetti, olur mu öyle şey dedi. Ben de yazmaktan vazgeçtim tabii. Aslında gündem kalabalık olduğundan değil ama festivallerin değişen yönetimlerinin yeni şeyler denemesinden kaynaklanıyor, gerçi hoş aynı ekipler de deneme yanılma yoluna gidebilirler sonuçta!</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-6860" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-1024x831.jpg" alt="" width="696" height="565" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-1024x831.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-300x243.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-768x623.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-696x565.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-1068x867.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-518x420.jpg 518w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/juri-1920x1558.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Bu sayıda es geçilen, atlanan ön jürileri yazmaya karar verdim. Bana göre taşın altına asıl elini sokan onlar ama çoğu zaman onların adı anılmaz. Hatta 60-70 uzun metraj, 250-300 arası kısa film izlerler ama yine de hep geri plandadırlar. Adı üstünde ön jüri, ana jüriye film taşıyan ekip!</p>
<p>Geçen yıl Altın Portakal’da başvuran 60 filmden zorlayarak 9 film çıkaran ön jüriyi o kadar merak ettik ki ancak kendiniz el yordamıyla bulduk bazılarını. Hesap sormak için değil elbet, ama seçilmeyen diğer elli filmin akıbetini öğrenmek için… Bu filmler bu kadar vasat ise diğerleri nasıldı? Geçen yıl Altın Portakal’da en fazla sorulan sorulardan biriydi bu, diğer filmler nasıldı kardeşim. Eğer bunlar en iyilerse ülke sinemasında ciddi sorun var diye düşündük. Sonra tesadüfen bir arkadaşımın ön jüri olduğunu öğrendim de diğer filmlerle ilgili biraz fikir edindim…</p>
<p>Bu sene yine aynı şey. Ana jüriyi açıklayan festivaller (Altın Portakal bu kez açıkladı sağolsunlar, diğerlerinden de bekliyoruz) yine ön jüriyi açıklamayı unuttular. Oysa ufak çaplı sektörel bir araştırma yaptığımda gördüğüm ön jürinin deli gibi merak edildiği. Çünkü yönetmen kaderini öncelikle ön jüriye teslim ediyor ve filmini teslim ettiği elleri öğrenmek istiyor. Tabii biz sinema yazarları da.</p>
<p>Ana jüride önüne getirilen filmler üzerinden bir değerlendirmeye gidiyor doğal olarak. Ben ana jüride yer aldığım festivallerde elenen filmleri merak ediyorum açıkçası ve öğrenmeye çalışıyorum. Acaba ona bir şans verebilir miydik diye. Belki festivaller etkilenme olmaması, film gönderen yönetmenlerin ön jüriyi etkilememesi için böyle bir gizlilik yöntemi tercih ediyor olabilirler ama sektörün beklentisi filmlerini kimin ellerine teslim ettiğini öğrenmek. Bu sene büyük festivallerden birine filmini gönderen yönetmen arkadaşım ön jüride kimler var biliyor musun diye sordu. Bilmiyorum ama öğrenirim dedim ve hala öğrenebilmiş değilim. Ve bu gizemin sebebini anlayamıyorum. Nasıl ana jüri açıklanıyorsa ön jüride açıklanmalı. Kafalardaki soru işaretleri giderilmeli. Bir arkadaşım açıklanmaması daha iyi bütün fatura onlara kesiliyor tarzı esprili açıklaması belki soruna biraz parmak basıyordur ama şeffaflık en güzeli. Sonuçta orada bir ekip olarak karar veriliyor, vebali de sevabı da tek kişi üzerine değil, bir ekip üzerine. O yüzden ön jüri filmlerin kaderini belirleyen ilk el olarak daha fazla göz önünde olmalı. Bir kere Adana Altın Koza için neredeyse 250’den fazla kısa film izledim ön jüri olarak. Üç günde hızlandırılmış ir şekilde. Tabii bu da ayrı bir konu. Filmlere yeterince vakit ve özen ayırabiliyor muyuz acaba izlerken, yoksa daha önce festivalleri dolaşmış, ödül kazanmış filmlerin bize refere olmasını mı bekliyoruz. Bu da ayrı bir yazının konusu olsun. Ama ön jüri lütfen hep göz önünde olsun…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/09/18/juri-onden-buyursun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
