<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alper Mestçi &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/alper-mestci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jun 2025 10:42:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Mutfakta olmak, sahnede olmak gibi; her tarif yeni bir hikâye anlatıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 10:41:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice İrkin]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin 8]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=25904</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Alper Mestçi imzalı Siccin 8’de rol alan Hatice İrkin, serinin hikayesinin derin ve gerçekçi olduğunu ve arkasında çalışan ekibin çok özverili olduğunu söylüyor. Sorularımızı genç oyuncuya yönelttik ve onu daha iyi tanımaya çalıştık. Siccin 8’de canlandırdığınız karakter hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? &#8211; ⁠Filmde Aylin karakterini canlandırıyorum. Aylin’i dik başlı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Alper Mestçi imzalı Siccin 8’de rol alan Hatice İrkin, serinin hikayesinin derin ve gerçekçi olduğunu ve arkasında çalışan ekibin çok özverili olduğunu söylüyor. Sorularımızı genç oyuncuya yönelttik ve onu daha iyi tanımaya çalıştık.</strong></p>
<p><strong>Siccin 8’de canlandırdığınız karakter hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Filmde Aylin karakterini canlandırıyorum. Aylin’i dik başlı, kendi bildiğini okuyan ve cesaretli biri olarak tanımlayabilirim.</p>
<p><strong>&#8211; Filmde sizi en çok zorlayan sahne hangisiydi? Çekimler sırasında unutamadığınız bir anınız var mı?</strong></p>
<p>&#8211; ⁠ Genel olarak çok aşırı zorlandığımız bir yer olmadı çünkü iyi bir prova sürecinden geçtik ama özellikle atlama sahnesi ürperticiydi diyebilirim. Gerçekten bir boşlukta gibi hissettim.</p>
<p><strong>&#8211; Korku filmlerinde gerçekçi bir performans sergilemek için nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠İlk olarak karakteri anlama, anlamlandırma olarak uzun çalışmalar gerçekleştirdim. Olayları Aylin’in açısından değerlendirmek içindi tüm bunlar. Bir noktadan sonra Aylin’i sadece oynamıyor, gerçekten hissediyordum. Bu bağ kurulduğunda, performans da kendiliğinden geliyor zaten.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-25906 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2.jpeg" alt="" width="483" height="643" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2.jpeg 586w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-225x300.jpeg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-316x420.jpeg 316w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-150x200.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/Siccin-8-filmden-kareler-2-300x399.jpeg 300w" sizes="(max-width: 483px) 100vw, 483px" /></p>
<p><strong>&#8211; Siccin serisi Türkiye’de oldukça popüler. Sizce bu filmleri bu kadar etkileyici kılan şey ne? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Bence öncelikli olarak senaryo. Hikayeler derin ve gerçek. Bu hikayelerin senaryo süreci çok güzel işliyor. İkinci olarak da ekip demek istiyorum. Arkada kocaman büyük bir ekip var her filmde harika performans gösteriyorlar diyebilirim. Tüm bunlar birleşince seyirciye seyir zevki sunan başarılı bir film ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Yönetmen Alper Mestçi ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?</strong></p>
<p>&#8211; Alper Hoca’yla bu, ikinci kez aynı projede yer alışımız. İlk olarak ‘Üç Harfliler’ serisinde birlikte çalışmıştık. O zamandan beri set ortamı hep çok konforlu oldu benim için. Bir karakteri oluşturma sürecini yönetmenle birlikte şekillendirebilmek, oyuncu açısından çok değerli. Alper Hoca bu konuda gerçekten çok ilgili ve titiz biri. Onunla her anı, her detayı rahatlıkla konuşup tartışabilmek benim için büyük bir şans</p>
<p><strong>&#8211; Oyunculuk kariyeriniz nasıl başladı? Bu sektöre girişinizde sizi en çok motive eden şey neydi? </strong></p>
<p>&#8211; ⁠Oyunculuk serüvenim aslında annem sayesinde başladı diyebilirim. Daha ben üç yaşındayken beni Tümay Özokur’a götürmüş. O yaşlarda bunun ne anlama geldiğini tam kavrayamasam da, zamanla sette olmanın bana ne kadar iyi geldiğini ve ne kadar mutlu ettiğini fark ettim. Yaşım ilerledikçe bu mesleğe olan sevgim de pekişti.</p>
<p><strong>&#8211; Korku filmlerinde oynamak ile diğer türlerde oynamak arasında nasıl farklar var?</strong></p>
<p>&#8211; Korku filmlerinde oynamak, bana göre oyunculuğun sınırlarını gerçekten zorlama fırsatı sunuyor. Bazen bir sahnede kuyudan çıkıyorsunuz, hemen ardından kendinizi bir mezarın içinde buluyorsunuz. Bunlar, günlük hayatta deneyimleyemeyeceğimiz ekstrem durumlar. Bu açıdan bakınca, bir oyuncunun böyle sıra dışı duyguları yaşaması ve bunları sahnede canlandırabilmesi bence büyük bir şans.</p>
<p><strong>&#8211; Kendi hayatınızda korku filmlerindeki gibi doğaüstü olaylara inanır mısınız?</strong></p>
<p>Evet inanırım. Zaman zaman anlam veremediğim durumlar yaşadım ya da çevremden duydum. Belki de bu yüzden korku filmlerinde oynamak bana yabancı ya da uzak gelmiyor</p>
<p><strong>&#8211; Eğer bir korku filmi karakteri olsaydınız, nasıl bir rolü oynamak isterdiniz? </strong></p>
<p>Bu soruya hiç düşünmeden &#8216;Nazar&#8217; derim. Geçtiğimiz yıl hayat verdiğim bu karakterin hikâyesi beni derinden etkilemişti. Nazar, sadece bir karakter değil; benim için çok özel, adeta baş tacım diyebilirim.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-25907 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1024x787.jpeg" alt="" width="660" height="507" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1024x787.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-300x230.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-768x590.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1536x1180.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-547x420.jpeg 547w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-80x60.jpeg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-150x115.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-696x535.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1-1068x820.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/06/HATICE-IRKIN-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p><strong>&#8211; Oyunculuk dışında ilgilendiğiniz başka sanat dalları var mı?</strong></p>
<p>Oyunculuğun dışında mutfağa büyük bir ilgim var. Zaten bu alanda aşçılık eğitimi de aldım. Farklı tatları bir araya getirip özgün lezzetler yaratmak benim için hem yaratıcı hem de rahatlatıcı bir süreç. Mutfakta olmak, tıpkı sahnede olmak gibi; her tarif yeni bir hikâye anlatıyor.</p>
<p><strong>&#8211; Oyunculukta ilham aldığınız isimler var mı? Eğer varsa, kimler ve neden? </strong></p>
<p>İlk aklıma gelen isim Burcu Biricik. Hem duruşunu hem de oyunculuk tarzını gerçekten çok beğeniyorum. Aynı şekilde Halit Ergenç de hayranlık duyduğum bir oyuncu. Uluslararası alanda ise Jennifer Aniston diyebilirim.</p>
<p><strong>&#8211; Gelecekte hangi türde projelerde yer almak istersiniz?</strong></p>
<p>Gelecekte bir dönem projesinde yer almayı çok isterim. Günümüzden çok daha önceki zamanlara hayat vermek, oyunculuk açısından bambaşka bir deneyim olurdu diye düşünüyorum. Zaten eski zamanlara ve nostaljik ögelere karşı özel bir ilgim var. Hatta bazen keşke 1800’lerde yaşıyor olsaydım diyorum. O dönemin yaşam tarzı, özellikle de kıyafetleri beni fazlasıyla cezbediyor. Hâlâ öyle giyinebilmenin hayalini kuruyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/06/20/mutfakta-olmak-sahnede-olmak-gibi-her-tarif-yeni-bir-hikaye-anlatiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korku sineması vicdanları rahatlatır mı?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/korku-sinemasi-vicdanlari-rahatlatir-mi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/korku-sinemasi-vicdanlari-rahatlatir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jul 2018 12:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Ruhu: Serdar Akbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[dabbe]]></category>
		<category><![CDATA[deccal]]></category>
		<category><![CDATA[korkuluk]]></category>
		<category><![CDATA[özgür bakar]]></category>
		<category><![CDATA[semum]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9103</guid>

					<description><![CDATA[Bu hafta 4 tane korku filmi vizyona giriyor. Peki korku sinemasını niçin seviyoruz? Dünya genelinde korku sinemasına duyulan ilginin bu kadar yükselmesinin sebebi nedir? Yazılarımı takip edenler bilir korku filmlerinden çok korkarım. Bu yüzden de seyretmek istemem. Ama mesleki mecburiyet sürekli de seyretmek zorunda kalırım. Bu hafta vizyona baktığımda dört tane korku filminin gösterime girmesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta 4 tane korku filmi vizyona giriyor. Peki korku sinemasını niçin seviyoruz? Dünya genelinde korku sinemasına duyulan ilginin bu kadar yükselmesinin sebebi nedir?</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9104" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-1024x682.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-768x511.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-696x463.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-1068x711.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi-631x420.jpg 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Korkuluk-filmi.jpg 1490w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Yazılarımı takip edenler bilir korku filmlerinden çok korkarım. Bu yüzden de seyretmek istemem. Ama mesleki mecburiyet sürekli de seyretmek zorunda kalırım. Bu hafta vizyona baktığımda dört tane korku filminin gösterime girmesi yine aynı sıkıntıları yarattı. Benim korkmaktan haz almadığım bu filmleri millet niye ayıla bayıla seyreder acaba? Yani acılı yemek sevmek gibi açıklanabilen bir durum mu bu? Hiç sanmıyorum. Geçen ay dokuz tane korku filmi vizyona girmişken Temmuz&#8217;un ilk iki haftasında altı tane korku filmi sinemalarda. Türk sinemasında 2005 sonrasında zaten bir Türk korku sinemasından iyice bahseder olduk.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9105" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>2005 yılında Hasan Karacadağ&#8217;ın Dabbe&#8217;siyle başlayan bu fırtına 2007&#8217;de Alper Mestçi&#8217;nin Musallat&#8217;ı ve Özgür Bakar&#8217;ın Ammar ve Deccal&#8217;i ile yükselerek devam etti. Korku türünün bu yükselişini ülkemizle sınırlı bir hareket olarak görmemek lazım. Dünya genelinde de aynı hareketlenme yaşandı. Özellikle Uzak Doğu korku sinemasının yükselişi Hollywood&#8217;u da etkisine aldı. Peki nedir bunun sırrı? Ben korkmaktan hoşlanmaz ve bir sinema yazarı olarak korku filmlerinden kaçarken milyonlarca insan karanlık sinema salonlarını niye dolduruyor. Bu sorunun cevabı önemli. Çünkü birçok yazıda yazdığım gibi sinema hayatın aynasıdır. Bu ayna aslında insanın kendini tanıma ve kendi izinden gitme çabası olarak da adlandırılabilir. Eğer insanlar son 20 yıldır dünya genelinde korku türüne daha fazla ilgi gösteriyorlarsa bunun bir anlamı ve sebebi olmalı. Diyeceksiniz ki niye son 20 yıl diyorsun? Evet, 1922&#8217;de Nosferatu&#8217;dan beri sinemada korku önemli bir türdür. 1930&#8217;larda Dracula ile Bela Lugosi, Frankenştayn ile Boris Karloff nasıl es geçilir? Ama bizim amacımız korku sinemasının varoluşunu değil niye son dönemde yükselişe geçtiğini konuşmak. Bunun tabii ki maddi sebepleri var. En önemlisi sinemanın dijital teknolojiye geçmesi. Artık korku filmlerinin bilgisayarla çok kolay bir şekilde ve daha ucuza kotarılabiliyor olması veya korku sinemasında ünlü oyuncu oynatmanın çok da gerekmemesi. Bu maddi şartlar özellikle Türk sinemasındaki korku türünün varlığının önemli sebebi. Ama bir de psikolojik ve sosyolojik bir yanı olması lazım bu olgunun. Yurt dışında insanlar bunu merak etmişler ve birtakım araştırmalar yayınlamışlar. Yeni çıkan bir haberde korku sinemasını izleyicinin sevmesinin sebepleri olarak şöyle 4 madde öne çıkmış.</p>
<p>&#8211; California State Üniversitesi psikoloji birimine göre, insan, doğası gereği korku ve heyecana ihtiyaç duyuyor. Sinemalar, korku ihtiyacını güvenli bir biçimde karşıladığı için tercih ediliyor.</p>
<p>&#8211; Temple Üniversitesi’nin medya uzmanlarına göre, korku filmleri heyecan arayanlara hitap ediyor; bu yüzden orta yaş ve üstü gruplardan çok gençler tarafından tercih ediliyor.</p>
<p>&#8211; İnsanlar korku filmleri sayesinde gerçek sorunlarından uzaklaşıyor.</p>
<p>&#8211; Alman psikolog Sigmund Freud’un yaklaşımından yola çıkarak yapılan açıklamaya göre, insanların ilkel çağlardan gelen bastırılmış korkuları korku filmlerinde ortaya çıkıyor.</p>
<p>&#8211; Korku filmlerinin genellikle mutlu sonla bitmesi de insanları kendine çekmesini sağlıyor. Kötü karakterin belli olması, tahmin edilebilirliğin yüksek olması başlıca etkenlerden.</p>
<p>Bu maddelerin hepsine katılıyorum. Ama yaşanan olguyu açıklamak için bu maddelerin de eksik olduğunu düşünüyorum. Nasıl 1. ve 2. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra müzikaller, komediler ve eğlenceli filmler tavan yaptıysa, nasıl Soğuk Savaş döneminde gerilim filmleri, ütopik bilimkurgular sinemaları doldurmuşsa dönemimizde de korku sinemasının yükselmesinin böyle bir tetikleyicisi var. Kendimizi, ABD&#8217;de veya Avrupa&#8217;nın herhangi bir ülkesinde yaşarken düşünelim. Doğduğumuz andan itibaren bize Batı Medeniyeti&#8217;nin üstün özellikleri pompalanmış olsun. İnsan hakları, demokrasi, kadın hakları ve bilumum insanlıkla ilgili kavramları bizim toplumumuz bulmuş ve geliştirmiş olduğu yalanıyla büyümüş olalım. Sonra her sabah kahvaltı masasına oturduğumuzda Gazze&#8217;de ölen bebekleri, ölümden kaçan insanları sokmamak için ülkemizin sınırlarına çekilen tel örgüleri görelim. Bunlara kafayı takmamaya çalışsak bile insan psikolojisi gariptir. Siz bunları kafaya takmıyorsunuz sanırsınız ama içinizdeki vicdan işlemeye başlar. Kendinize olan güveniniz yıkılır, geleceğe dair umutlarınız törpülenir. Güya medeniyetin sahibi ve koruyucusu olan bir toplumun o değerleri kendi elleriyle yıkıyor olması ve sizin de bunun bir parçası olmanız sizi içten içe sömürür. Bu toplumsal bir karamsarlıktır. Toplumun bireylerinin tümünde bilinçsiz olarak hissedilen bu karamsarlığın toplu olarak kendini ifade edeceği en iyi yer 20. yüzyılın alameti farikası sinemadır tabii ki. İçimizdeki kirlenmişliği beyazperdenin üstüne atmanın ve rahatlamanın en iyi yolu da bizi demin dediğimiz sebeplerden dolayı tatmin edecek korku sinemasını seyretmek olabilir. Ben de biliyorum hiç bir şey bu kadar basit değil. Söz konusu insan olunca sebep asla bir tane olmuyor. Ama bu söylediklerimizin korkmamıza rağmen korku sinemasını seyretmemizde etken olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Sonuçta korku, tehlike karşısında oluşan, canlıyı korumaya yönelik yaşamsal bir tepkidir. Korku filmini seyredenler de bu filmleri çekenler de bu tepkiyi vermektedirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/07/11/korku-sinemasi-vicdanlari-rahatlatir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alper Mestçi: Cinlere inanıyorum</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/alper-mestci-cinlere-inaniyorum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/alper-mestci-cinlere-inaniyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2016 14:59:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9184</guid>

					<description><![CDATA[Alper Mestçi&#8217;nin son filmi Siccin 3&#8217;ün oyuncuları Büşra Ayaydın ve Adnan Koç cinlere inandıklarını söylediler. Büşra Ayaydın her çekimden önce setti okuyup üflediğini belirtti. Türk Korku sineması artık kendi dilini oluşturdu diyebiliriz. Bu türün bu kadar kimlik bulmasının altında en önemli iki isim ise Alper Mestçi ile Hasan Karacadağ tabii. Yönetmen Alper Mestçi&#8217;nin son filmi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alper Mestçi&#8217;nin son filmi Siccin 3&#8217;ün oyuncuları Büşra Ayaydın ve Adnan Koç cinlere inandıklarını söylediler. Büşra Ayaydın her çekimden önce setti okuyup üflediğini belirtti.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9105" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Türk Korku sineması artık kendi dilini oluşturdu diyebiliriz. Bu türün bu kadar kimlik bulmasının altında en önemli iki isim ise Alper Mestçi ile Hasan Karacadağ tabii. Yönetmen Alper Mestçi&#8217;nin son filmi Siccin 3 yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak çekilen bir film. Hal böyle olunca filmin başrol oyuncularına teybimizi uzattık. Büşra Apaydın yeni tessettüre giren bir oyuncu, hem filmin çekimlerinde yaşadığı tedirginliği hem de tessettüre girdikten sonra ona gelen tepkileri bizle paylaştı. Adnan Koç ise filmle ilgili duygularını anlattıktan sonra 15 Temmuz darbe girişiminde sonra halkın gösterdiği tepkiyi övdü ve memleki olan Mardin dolayısıyla güneydoğuda gösterilen birlik ve beraberlikten gurur duyduğunu belirtti.</p>
<p>Senaryoda sizi etkileyen şey ne oldu?</p>
<p>Adnan Koç: Senaryoda beni etkileyen şey yaşayan bir hikaye olması. Çünkü bu senaryonun içeriği bizim inançlarımızla çok örtüşen bir konunun başlığında buluşuyor. Bir de bir insanın aşkı için neler yapabileceğini, aşkı için neleri göze alabileceğini konu alan bir iş. Bir insan aşkı için neleri göze alabilir diye baktığınız zaman ancak bu kadar hissedilebilir, aşk için bir insan gözünü bu kadar karartabilir ve hayal edilemeyecek noktaya gelinebilir. Dolayısıyla bu senaryoda beni etkileyen korkunun aşkla bu derece kaliteli harmanlanmasıydı. Gerçekten izleyicileri çok muhteşem bir hikaye bekliyor.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Gerçek yaşanmış bir hikaye olması beni çok etkiledi, etkilediği kadar endişelendirdi de tabii..</p>
<p>Rolünüzden bahseder misiniz?</p>
<p>Adnan Koç: Evine bağlı, sevdiği kadına aşık ve onun için her şeyi göze alabilen, fabrikada şef olarak çalışan bir karakter.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Kader, kocasına aşık bir kadın. Çocukluk aşkı onlar ve diğer tarafla bağlantılı bir karakter olduğu için onun neler yaşayacağına, hissedeceğine ortak olmak beni çok heyecanlandırdı. Benim için yeri bambaşka.. Çok farklı bir deneyim oldu.</p>
<p>Korku filmlerini sever misiniz? Bu filmden önce Türk korku sinemasını takip ediyor muydunuz?</p>
<p>Adnan Koç: Korku filmlerini severim. Eğer konu itibariyle de biraz inandırıcı oluyorsa, benim için gerçekten başka bir diyarda oluyor korku filmleri, etkilenebiliyorum. Büyük çoğunluğun muhafazakar olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İşin içinde de eğer cin olgusu varsa inanarak seyrediyorum. Dolayısıyla etkilendiğim için korku filmlerini seviyorum, Türk korku filmlerini takip ediyorum. Özellikle Alper Mestçi’nin filmlerini büyük bir ilgiyle seyrediyordum. Ne mutlu ki onun yönetmenliğinde bir filmde oynamak nasip oldu.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Korku filmleri pek tercih etmem. Ama mesleğimden ötürü kıyısından köşesinden bakıp, bilgi sahibi olurum. Türk korku sineması, yabancı korkulara göre daha çok etkiliyor, çünkü bizim toprağımızda dinimizin de etkisiyle birçok olgu var. İnanıyoruz, dolayısıyla korkuyor ve etkileniyoruz.</p>
<p>Korku yurt dışından gelen bir tür. Bizim yönetmenlerimizin de çoğu bu tür filmlerde amatör veya çok ismi bilinmedik oyuncuları tercih ederler. Bu anlamda oyunculuk dili olarak yabancı sinemayı mı örnek aldınız?</p>
<p>Adnan Koç: Evet, korku yurtdışından gelen bir tür olsa da aslına bakarsanız merkezinde yaşıyoruz. Biz inancımız gereği cin olgusunu kabul eden bir milletiz. Dolayısıyla bunun gerçekliğine bu kadar inanan bir toplumda korku filminin batıdan örnek alınması gerçekten çok düşündürücü. Bu anlamda yabancı filmleri izleyip oyunculuk diliyle alakalı bir şey düşünmedim. Nihayetinde bende inançlı bir insanım. Buradan yola çıkarak kendi iç sesimi geliştirdiğimde ulaşmak istediğim her şeyin bende olduğunu düşünüyorum. Dışarıdaki sinema filmlerine bakıp oradan bir pay almak çok mantıklı gelmiyor şu an. Bizim kültürümüz, bizim gerçeğimiz. Tamamen bizimle alakalı olduğunda, içselleştirdiğinizde ortaya güzel bir şey çıkıyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Sevgili Alper hocam birkaç film önerisinde bulundu, izleyip rolüme adapte olabilmem için ve evet yabancı korku filmleriydi. Kafamda nasıl bir karakter oluşturabilirimi, izlediğim filmler sayesinde oturtmuş oldum. Ama oyunculuk dili olarak yalnızca yabancı sinemayı örnek aldım demem yanlış olur çünkü biz inandığımız olguya hazırlanıyoruz, dolayısıyla %50 rol yapıyorsak, %50 gerçekten o anı yaşıyoruz ve korkuyoruz. Bu da yaşanmışlık katıyor filme ve başarı getiriyor.</p>
<p>Korku sinemamızda dini ögeler ve özellikle cin çok kullanılıyor. Türk toplumunun genelinde de bu inanç var. Siz cinlere inanır mısınız?</p>
<p>Adnan Koç: İnancım gereği cinlere tabii ki inanıyorum. Az öncede bahsettiğim gibi Türkiye’de korku sinemasında en fazla işlenen konu cin. Bizim insanımız özünde, temelinde gerçekten inandıkları türde bir şeyi izlemek ister. Kuran-ı Kerim’de de geçtiği için cin hepimizin inandığı bir varlık. Ciddi manada olağandışı, mistik bir anlatım diliyle film yapacaksanız işlenecek en mantıklı konu cin konusudur.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Evet az öncede bahsettiğim gibi bunda dinimizin ve inancımızın etkisi büyük. İzlerken kendimizle özdeşleştirdiğimizde, mutlaka filmde kendimizden bir parça buluyoruz. Bu da bizi filme daha çok çekiyor. Evet her müslüman gibi bende cinlere inanıyorum.</p>
<p>Eğer inanıyorsanız filmde oynadığınız için bir tedirginlik yaşadınız mı?</p>
<p>Adnan Koç: Senaryoyu ilk okuduğum zaman çok etkilenmiştim. Hatta senaryoyu okuduğumda evde yalnızdım, yarısına geldim ama bitiremedim. Yaşanmış bir olayın, geçmişte denenmiş bazı hadiselerin sonucunda yazılmış bir senaryo bu senaryo. Etkilenmedim desem yalan olur, çok etkilendim. Setteyken inandım, inanarak oynamaya çalıştım. Bunun sonucunda korktum diyemem ama ürperdiğim anlar oldu.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Tabii yaşamaz mıyım hiç hem de filmi kabul etmeyecek kadar. Benim hep korkuya karşı önyargım vardı, gelen işleri geri çeviriyordum, ta ki Siccin3 Cürmü Aşk&#8217;a kadar. Filmimiz sayesinde tabumu yıkmış oldum. Ve alanında en iyilerle (Muhteşem Film ve yönetmenimiz sevgili Alper Mestçi ile) çalışmak benim en büyük avantajım oldu.</p>
<p>Yüzyüze konuştuğumuzda çekimlerden önce bütün seti okuduğunuzu söylemiştiniz, yönetmenin buna tepkisi ne oldu?</p>
<p>Büşra Ayaydın: Ben kimsenin haberi yokken okuyordum. Yönetmenimiz bilmiyor. Ama duysa şaşırır ve güler 🙂</p>
<p>Müslümanlıkta sinema hep tartışma konusu olmuştur. Hem iyi bir müslüman hem de iyi bir sinema sanatçısı olunabilir mi? Bu konudaki fikriniz nedir?</p>
<p>Büşra Ayaydın: Neden olunmasın? Gereken özen gösterilirse, gereken şartlar uygulanırsa olabilir.</p>
<p>Tesettürlü bir oyuncusunuz, sektörde buna verilen tepkiler nedir? İş bulmakta herhangi bir zorluk yaşadınız mı?</p>
<p>Büşra Ayaydın: Reklam diyenler, şekilci diyenler, yarın açılır diyenler&#8230; Ve daha bir sürü şey&#8230; Çok şükür iş sıkıntım olmadı. Ben rızkımı Allah&#8217;tan isterim, ve her zaman en iyisini değil en hayırlısını isterim. Bir kapı kapanırsa, bin kapı açılır. Siz yeter ki yürekten inanın, güvenin.</p>
<p>Günümüzde 15 Temmuz&#8217;daki darbe girişimi olsun o günden beri sürekli acı olaylar yaşıyoruz. Topluma bir sanatçı olarak bu anlamda bir mesajınız var mı?</p>
<p>Adnan Koç: Ben Mardin’liyim. Bulunduğumuz coğrafya, ülkemizin içinden geçtiği süreç bazı şeyleri o kadar güzel göstermeye başladı ki bu yaşananların ne anlama geldiğini şimdi biraz daha iyi anlıyorum. Ülkemiz son 14 yıldır çok yol aldı, büyük değişimler yaşadı. Doğduğum memleketin bu süreçte ne kadar değiştiğine, özgürlükler noktasında ne kadar ilerlediğine ben çok yakından şahit oldum. Doğu ve batı sentezini yapma şansına sahip olan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak oyunun büyüklüğü ve tehlikesini çok iyi anlıyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan halkı sokağa davet ettiği zaman bir kulağı, bir gözü Güneydoğu’da olan bir vatandaş olarak memleketin nasıl milli iradesine, vatanına can siperhane sahip çıktığına şahit oldum. Allah memleketimize, milletimize zeval vermesin. Bu yaşanan olayın bizi daha güçlendireceğine inanıyorum.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Evet maalesef böyle kara bir gece yaşadık ama şükür ki karanlık gecemizi yüce Rabb&#8217;imin yardımıyla aydınlattık. O gün hepimiz &#8220;her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır&#8221; sözünün doğruluğuna şahit olduk. Nöbetlerimizi vatanını, milletini, bayrağını, toprağını seven, iman sahibi olan, hiçbir mezhep, parti, sağ-sol ayrımı olmadan, kimse kimseyi ötekileştirmeden bir bütün olarak Tek ses, tek yumruk ve tek yürek olarak tuttuk. Biz birken güzeliz Türkiye&#8217;m! Lütfen kimsenin oyununa gelmeyelim, Kur&#8217;an&#8217;da kürt, türk, laz, çerkez vs yazmıyor yada alevi, sünni vs yazmıyor. Hepiniz kardeşsiniz diyor. Rabb&#8217;im vatanımıza, milletimize zeval vermesin, hainlere, zalimlere ve kafirlere fırsat vermesin inşaAllah.</p>
<p>Filmle ilgili benim sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p>Adnan Koç: Film senaryosu, yönetmeni ve oyunculuğu itibariyle çok özel bir film. Bu filmin Türkiye ve dünyada ilk defa korku ve aşkın bir arada bu kadar güçlü ve etkili anlatıldığı bir film olduğuna inanıyorum. Böyle bir işte yer aldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Emeklerinden dolayı başta yönetmenimiz Alper Mestçi olmak üzere tüm ekibe ve tabii ki Muhteşem Yapım’a teşekkür ediyorum.</p>
<p>Büşra Ayaydın: Filmde, şimdiki aklım olsa kabul etmeyeceğim iki tane minik sahne var. Bu sahnelerimiz yalnızca gelişmiş tekniklerle ve farklı kamera açılar ile çekilen, daha sonra montajda da üzerinde çalışılan, kısaca göründüğü gibi olmayan fakat algı olarak çeşitli anlamlar yüklenmeye açık sahneler. Dolayısıyla gelebilecek yorumları tahmin edebiliyorum ve onlara kısacık bir not bırakıyorum. &#8220;Kimseyi kınamayın! Günahından haberiniz olabilir ama tövbesinden haberiniz olmaz.&#8221; Dünyada örneği olmayan bir senaryo ile çekilen filmimizin, siz değerli seyircilerimizle buluşmasını heyecanla bekliyor ve herkesi filmimize bekliyoruz 🙂</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/alper-mestci-cinlere-inaniyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alper Mestçi: Eskiden çok korkardım</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Akbıyık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2015 12:33:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Mestçi]]></category>
		<category><![CDATA[serdar akbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Siccin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7887</guid>

					<description><![CDATA[Korku filmleri furyasının önemli isimlerinden biri olan Alper mestçi Siccin 2 ile yine seyirci karşısına çıkıyor. Bu kadar korku filmi çeken bir insana hayaletlerden korkarmısınız dedik. Cevap &#8220;Eskiden çok korkak biriydim belki de bunun yansımasıdır bu kadar koırku filmi çekmem&#8221; dedi. Türk sinemasının tür olarak en yeni ve en çok örneğini gördüğümüz kısmı korku sineması. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Korku filmleri furyasının önemli isimlerinden biri olan Alper mestçi Siccin 2 ile yine seyirci karşısına çıkıyor. Bu kadar korku filmi çeken bir insana hayaletlerden korkarmısınız dedik. Cevap &#8220;Eskiden çok korkak biriydim belki de bunun yansımasıdır bu kadar koırku filmi çekmem&#8221; dedi.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7889" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/alper-mestçi-serdar-akbıyık.jpg 1488w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Türk sinemasının tür olarak en yeni ve en çok örneğini gördüğümüz kısmı korku sineması. Bunu eleştirenler olduğu gibi kendi dilini oluşturma yolunda olan bu türe destek verenler de var. Özellikle birkaç yönetmenin bu konuda isimlerini saymak lazım. Hasan Karacadağ ve Alper Mestçi bu isimlerin başında geliyor. Bu hafta vizyona giren Siccin 2 filmi sebebiyle Alper Mestçi ile konuştuk. İlk önce basmakalıp giden röportaj Alper Mestçi&#8217;nin samimi kişiliği sebebiyle ilginç bir hal aldı. Kendisi ve korku sinemasıyla ilgili birçok konuya açıklık getiren yönetmen peki bu filmlerden hiç korkmuyormusunuz dediğimizde eskiden korkak bir insan olduğunu belki de bu yüzden bu kadar çok korku filmi çektiğini söyledi. Tabii artık dördüncü korku filminden sonra daha alışıldık bir durum olduğunu da ekledi.</p>
<p>İlk olarak senaryodan başlayalım. Siccin&#8217;in ikinci filmi bu. Dikkatimi çeken nokta şu oldu, diğer korku filmlerinden farklı olarak aslında oldukça yaşanılabilir hikayeler, mesela sevgilisi büyü yaptırıyor ve hep böyle aile içinde olaylar oluyor. Bunu biraz açabilir misiniz? Bu bilinerek yapılan bir şey mi?</p>
<p>Bilinerek yapılan bir şey ve bence Siccin&#8217;in, Musallat&#8217;lardan farkı bu oldu. Dramı daha gerçekçi işlemeye karar verdim ben çünkü bunun daha geçerli olduğunu düşünüyorum Türkiye&#8217;de. Yani, gerçek hikayeleri ve aile dramlarını enteresan bir şekilde seviyor Türk halkı. Çoğu diziler de onun üzerine kuruluyor. Musallat bir ve iki de çok sevdiğim filmlerdi fakat onlar daha bir anlatılan hikayeye bazlıydı. Siccin tabi aile üzerine gidince, karakterler üzerine kurulunca daha gerçekçi oldu ve bence daha bir Türk Filmi oldu. Mesela ben Musallat&#8217;ları hala çok severim ama onlar bana daha Hollywood özentisi gelir.</p>
<p>Türk Korku Sineması&#8217;nın diğerlerinden farklılığı nedir? Türk korku sineması gerçekten de kendine ait bir dil oluşturma yolunda mı?</p>
<p>Korku filmleri bence Türkiye&#8217;de yeni yeni gelişen bir tarz. Şimdi bana niye dini korku diye soracaksınızdır eminim, bu yolda en azından şu an bir gişe var. Bir gişe olduğunu görüyorum ama mesela seri katil bir korku filmi yapmayı ne kadar çok istesem de bu çok benle ilgili değil, seyirci ile ilgili bir durum. Seyircinin buraya bir yönelmesi gerekiyor ki bu filmler yapılabilsin. Şu anda İslami Korku diye adlandırdığımız bu tarz insanlara daha sıcak geliyor. Daha gerçekçi geliyor. Daha yaşanmış geliyor. İşte o zaman da Türk Filmi oluyor. Aslında baktığımız zaman Hollywood&#8217;da da, Avrupa Sinemasında da dini öğeler her zaman kullanıldı ki bence hala en çok korkulan filmler dini öğeli korkulan filmlerdir. Exorcist mesela veya Conjuring geçen yılın en çok seyredilen filmi, kadının içine bir cadının ruhu giriyor ve Exorcism yapıyorlar. Yani aslında çok saçma cadıyı exorcism ile çıkartmak ama işte adam İncil okuyor, İncil ile çıkartıyor. Dolayısıyla bu Dünya Sinemasında da olan bir şey zaten.</p>
<p>Amerika&#8217;da din-sinema ilişkisi sadece halkın isteğiyle açıklanan bir şey değil çünkü orada kliseler korku filmlerine destek veriyor, sonuçta destek verirken de kendi propoganda&#8217;sını da yapıyor. Türkiye&#8217;de işler nasıl gidiyor?</p>
<p>Valla buradaki ilişki ile ilgili, ben Siccin&#8217;de özellikle şunu farkettim, Türk korku filmi seyircisi Interstellar seyircisi değil. Ha tabi ki de kesişen bir kesit vardır ama çoğunluk olarak, bence ayrı bir seyirci. Kendi kültüründen bir film yaptığın zaman başka kültürlerin filmlerinden tamamen ayrılıyorsun bence. Tabi genel olarak bakınca onlarda hayalet, öfke, ruh olan bizde cin, büyü oluyor. Yoksa yapılan makyajlar falan aşağı yukarı aynı şeyler. Çok da farklı bir şey yapmıyoruz o anlamda.</p>
<p>Sistem olarak Türk Sinemasında kendisine bir dil oluşturmuş veya oluşturmakta olan tek sinema korku sineması. Tabi böyle olunca yurtdışından bir tepki bekler insanlar. Uzakdoğu korku sineması aynı tepkileri aldı, İspanyol korku sineması aynı tepkileri aldı, peki Türk sinemasının yurtdışında aldığı tepkiler nasıl? Hollywood&#8217;la ilişkisi nasıl? Size gelen bir şey var mı?</p>
<p>Kesin bir şey yok ama fragmanımıza gerçekten çok güzel tepkiler geldi, hatta bir tanesini biz PR malzemesi olarak da kullandık. Blue Mars Production&#8217;un yöneticilerinden bir tanesi fragman için, &#8220;Dellik bu.&#8221; yazdı, &#8220;Insanity.&#8221; yazdı. Praranormal Activity, Insidious&#8217;u yapan şirket sonuçta bu. Oradaki bir adamı da ben dikkate alıyorum yani. Türkiye&#8217;de Türk korku filmi dandiktir gibi bir anlayış var. Şimdi 15-20 yaşlarında çocukların bunu söylemesi mi beni etkiler yoksa o adamın böyle bir şey söylemesi mi? Bu durum bana kendimi iyi hissettiriyor tabi, biraz egosantrik bir olay yani.</p>
<p>Evet, dandiktir diye bir genelleme var Türkiye&#8217;de ama sonuçta siz bu işin başında ki bir insan olarak, bu yaklaşımda bir parça haklılık payı gördüğünüz noktalar yok mu? Eğer varsa, nerede?</p>
<p>Var tabi, aslında sorun bence şu, hep söylenen şey, &#8220;Yine cin, yine büyü. Hep aynı konular.&#8221; Ben de buna katılmıyorum çünkü on tane cin, büyü filmi yapıldı, hiç biri birbirine benzemiyor ki? Herkesin cin tanımı farklı. Büyü anlayışı farklı. Dini öğelerin kullanılması bence ana sorun. Bu aynı algısını yaratıyor halbüki hiç biri aynı değil bence. Hepsinde farklı bir şey işleniyor. Hepsinin farklı bir atmosferi var, hepsinde başka bir olay var, hepsinin başka bir konusu var, diye düşünüyorum. Bu mantıkla baktığımız zaman, her Hollywood filminde de yine mi hayalet, yine mi vampir, yine mi zombi denmesi lazım. Beş altı tane üzerine gidilen ana konu var aslında baktığınız zaman. Seri katil, vampir, zombi, hayalet, şeytan, daha çok da sayarsak işte uzaylıya kadar gidebiliriz. Ama bence onlarda korkuya girmiyor, biraz bilim kurguya kayıyor. Geçen gün mesela Dark Skies diye bir film seyrettim, herşey korku öğeli giderken bir anda sonu uzaylıya bağladı. Biz bunu yapamayız, yani bizde böyle bir şey işlemez.</p>
<p>Kast&#8217;ı nasıl oluşturdunuz?</p>
<p>Aslında ben çok rahatım kast konusunda çünkü yardımcı yönetmenim bu konuda çok iyi. Kendisi de oyuncu zaten. Onun arkadaşları oluyor işte, seçmeleri de o yapıyor. Ona çok güveniyorum bu konuda.</p>
<p>Şimdi benim genel bir eleştirim var. Türk korku sinemasının oyuncu ile ilgili bir tercihi var benim anlayamadığım. Bilindik oyunculardan çok uzak duruyor. Çoğunlukla daha amatör, daha bilinmeyen isimlerle korku sineması yoğruluyor. Bu bir tercih olabilir ama sebebi nedir? Bunun bir dezavantaj yarattığına inanıyor musunuz?</p>
<p>Yani aslında ben şöyle düşünüyorum, mesela biz ilk Siccin&#8217;de Pınar&#8217;la çalıştık, ödüllü bir oyuncu sonuçta o. Fakat tanınmışlık kavramından bakarsak, ben tercih etmiyorum açıkçası. Çünkü Türkiye&#8217;deki oyunculara genellikle bir rol yapışmış durumda. Yani, iyi oyuncuların üzerine bir rol yapışmış durumda ve bu rolden çıkarmak izleyici için çok zor bir şey.</p>
<p>Aslında biraz Psikolojik Korku konusunda da tecrübe sahibisiniz denebilir. Sonuçta &#8220;Gen&#8221; biraz&#8230;</p>
<p>Gen çok fazla içinde bulunduğum bir proje değildir. Öyle algılanıyor genelde ama değil. Benim bir fikrim vardı. Bir korku filmi yapalım diyordum. Şahan döneminde biraz olaylar karıştı, Şahan, ben çekeceğim dedi ben de çekildim. Benim projem değildi. Gen bence oldukça enteresan bir iş fakat çok Amerikan. O yüzden de işlemedi Türkiye&#8217;de diye düşünüyorum. Bence kötü bir film değil fakat işlemedi işte. Keşke işlese, işte bunu çok istiyorum. Daha İspanyol, daha Avrupa filmi gibi durdu yani.</p>
<p>Sizin komedi filmleriniz de var. Şimdi bunlar ikisi de zıt gibi gözükebilir ama aslında kendine has bir tür filmidir. Yani komedi de bir tür filmi, korku da bir tür filmi. Bunu aynı yerde nasıl eritiyorsunuz? Neden bu ikisine yoğunlaştınız?</p>
<p>Valla komediye aslında yoğunlaşmam çok bir tercih meselesi değildi, biraz televizyondan otomatik gelen bir şey. Yani tercihim komedi değil açıçası sinemada. Fakat televizyonda yıllarca Zaga, Beyaz Şov gibi programları yaptığım için biraz böyle bir algı kaldı, dolayısıyla da böyle bir yönlendirme oldu. Ama işte, televizyondaki komedi seyircisi ile sinemadaki farklı. Televizyonda bedava yayınlanan bir programla, bileti 10 lira olan bir filmin bazı farkları oluyor. O parayı vermek daha zor sonuçta, çünkü Türkiye&#8217;de komedi, oyuncu sineması bence. Ama korku yönetmen sineması. O yüzden tabi bunu tercih ediyorum. Çünkü şuanda beş altı milyonluk bir komedi filmi yapmak için ortada oyuncunuz olması gerekiyor. Yönetmenle bu sağlanamıyor bence. Yönetmenle ancak 300 500&#8217;ü sağlayabilirsiniz dye düşünüyorum. O da çok zor. O da belki yani.</p>
<p>Benim size sormadığım ama sizin filmi izleyecekler için özellikle söylemek isteyeceğiniz bir şey var mı?</p>
<p>Valla ben şunu söyleyeceğim, Siccin bir ve Siccin iki, tabi ki vizyona girdiğinde kıyaslanacaktır, bu her film için geçerli bir durum. Ama ben seyirciye şunu vaad ediyorum, Siccin iki, Siccin birden çok daha sert bir film oldu. Daha korkunç bir film oldu diye düşünüyorum. Ve aynı tarzın aslında devamı. Çünkü sonuçta bu benim dördüncü korku filmim ve bazı farklar dışında benzer tarzdaydılar. Söylediğimiz gibi, Siccin serisi daha aile üzerine kuruluyken Musallat serisi daha hikaye üzerine kuruluydu ki bence Siccin&#8217;de biraz daha aileye girmemiz çok doğru oldu. Yani aslında Siccin daha büyü filmi.</p>
<p>Şimdi bizim korku filmlerimizde, tabi bunu anlıyorum, yurtdışında da böyle, bir propoganda durumu vardır ve her zaman gerçek bir olaydan yola çıkılmıştır, denir. Bu filmde öyle bir durum var mı?</p>
<p>Şimdi bu durum mecburi bir durum, şöyle mecburi, onu yazmak mecburi değil ama bu benim dördüncü korku filmim ve bana hakkaten çok hikaye geliyor. E şu da var, bu da var, o da var. Dolayısıyla fantazi kurmak yerine bu tarz olaylardan yola çıkmayı tercih ediyorum. Hem bana da daha fazla geçiyor hem seyirciye de daha fazla geçiyor. Ve bazen o anlatılan hikayeler kadar güzel bir şey bulmak gerçekten zor oluyor. Hikayelerin bazıları öyle güzel oluyorlar ki. Böyle bir şey varken neden fantazi kurayım? Zaten hazır bir sürü hikaye geliyor bana.</p>
<p>Peki size bu kadar çok hikaye geliyor ve gönderenlerde gerçek olduklarını iddia ediyorlar. Siz bundan hiç etkilenmiyor musunuz?</p>
<p>Valla artık, dördüncü filmde etkilenmiyorum. Daha önce çok etkileniyordum filmlerde şu an biraz alıştım diyebiliriz. Eskisi kadar etkilemiyor, ben çünkü korkak biriydim hakkaten, eskiden çok korkak biriydim. Belki de korku filmlerine bu yüzden yöneldim, bilmiyorum, kendi korkularımı yenmek için de bu yöne yönelmiş olabilirim. Şuanda eskisi kadar etkilenmiyorum ama tabi filmin bitmiş halini seyredince de etkileniyorum. Mesela dün seyrettim filmi ve beğendim, çok beğendim. Etkilndim de. Bazı sahnelerde hatta, bir iki sahnede, çok mu ileri gittik? diye de düşünmüyor değilim. Bu kadar da korkutmak doğru mu bilmiyorum. Biraz sert bir film oldu. Bakalım, göreceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2015/07/26/alper-mestci-eskiden-cok-korkardim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
