<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>albüm &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/album/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Aug 2018 09:33:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>2016’nın En İyi Festival Filmleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/2016nin-en-iyi-festival-filmleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/2016nin-en-iyi-festival-filmleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Başak Bıçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2017 09:27:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[2016’nın En İyi Festival Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[albüm]]></category>
		<category><![CDATA[başak bıçak]]></category>
		<category><![CDATA[kasap havası]]></category>
		<category><![CDATA[koca dünya]]></category>
		<category><![CDATA[rauf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9573</guid>

					<description><![CDATA[2016’nın En İyi Festival Filmleri&#8230; Yılın yurtiçi festivallerinde yarışan en iyi filmlerini listeledim… Bakalım beğenecek misiniz, keyifli okumalar!  Kasap Havası  Toplumsal normlar, mahalle baskısı, kadın algısı ve bunca kuralın içinde birlikte olmaya çalışan iki karakter… Evet, Kasap Havası genç adam ve ondan yaşça büyük “kötü” kadını bir araya getiren öyküsüyle daha önce izlediğimiz pek çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2016’nın En İyi Festival Filmleri&#8230; Yılın yurtiçi festivallerinde yarışan en iyi filmlerini listeledim… Bakalım beğenecek misiniz, keyifli okumalar!</strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9574" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-1024x408.jpg" alt="" width="696" height="277" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-1024x408.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-300x120.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-768x306.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-696x277.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-1068x426.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-1054x420.jpg 1054w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o-1920x765.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/28745252053_5dc652568c_o.jpg 2048w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong> </strong><strong>Kasap Havası</strong></p>
<p><strong> </strong>Toplumsal normlar, mahalle baskısı, kadın algısı ve bunca kuralın içinde birlikte olmaya çalışan iki karakter… Evet, Kasap Havası genç adam ve ondan yaşça büyük “kötü” kadını bir araya getiren öyküsüyle daha önce izlediğimiz pek çok filme benziyor; fakat İnanç Konukçu ve Şenay Gürler yarattıkları karakterlerle, Çiğdem Sezin ise köşesine kıyısına eklediği mesajlarıyla Kasap Havası’nı, muadillerinin ötesine taşıyor. Pür bir Yeşilçam nostaljisi, dikkat edilmesi gereken bir ilk yönetmenlik denemesi…</p>
<p><strong> </strong><strong>Rauf</strong></p>
<p><strong> </strong>Bir çocuğun gözünden Türkiye’nin doğusunda yaşananlara tanıklık edebilir, acılara ortak olabilirsiniz. Ve bunu, kuvvetle muhtemel politik, yer yer popülizme kayan bir anlatım diliyle izlersiniz. Fakat Rauf bu tuzağa düşmeden meramını anlatan, acısını gözünüze sokmadan paylaşan, derdi salt sinema olan filmlerden… Naif anlatımını göz kamaştıran bir görüntü yönetmenliğiyle katmerleyip seyircisinin önüne koyanlardan… Hikâyeyi bir kenara bırakıp, etkileyici birkaç görüntüyü arka arkaya kurgulayınca film yapıldığını düşünenlere de sağlam bir ders veriyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Rüya</strong></p>
<p>Derviş Zaim, Anadolu mitlerini, ülke meseleleriyle birleştiren hikâyesi ve kendine özgü tarzıyla yine farklılaşmayı başarıyor. Rüya, mimar bir kadının tasarladığı cami projesi üzerinden yedi uyuyanlar öyküsünü anlatırken, kentleşme problemlerine değinmeyi ihmal etmiyor. Durağan yaqpısına rağmen meselesiyle öne çıkan filmlerden…</p>
<p><strong> </strong><strong>Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var</strong></p>
<p>Rıza Sönmez Kars&#8217;ın kimliğini oluşturan şeylerin peşine tıpkı filmde gösterdiği kazın peşine düşen çocuk gibi düşüyor. Orhan Pamuk&#8217;un Kars şehriyle romanı üzerinden kurduğu ilişkiyi anlatma biçimi fevkalade. Kültürün ve folklorun direnirken bizim değerlerimize sahip çıkmayışlığımızı ise buruk bir finalde seyircinin yüzüne fırlatıyor. Yılın en naif ve başarılı döküdrama (kurmaca belgesel) çalışması.</p>
<p><strong>Kalandar Soğuğu</strong></p>
<p>Yönetmeni Mustafa Kara tarafından beş yılda ilmek ilmek dokunmuş, yansıttığı coğrafyayı özümsemiş, el emeği göz nuru bir film; Kalandar Soğuğu… Doğanın insana, insanın doğaya yaklaşımı üzerine yaptığı sarsıcı gözlemleri, muhteşem kareler eşliğinde sunan yapımın tek sıkıntısı ise yer yer hikâyesinin önüne geçen yorgun anlatım dili…</p>
<p><strong>Albüm</strong></p>
<p>Mehmet Can Mertoğlu, ilk filmini çeken bir yönetmenden beklenmeyecek ölçüde olgun bir sinema diliyle karşımıza çıkıyor ve kamerasını Anadolu’nun orta sınıfına çeviriyor. Çocuk sahibi olamayan bir çiftin evlat edinme meselesi üzerinden topluma ve genel ahlaka dair çarpıcı tespitlerde bulunan ve bunu ustalıklı bir mizahla yapan Albüm, Şebnem Bozoklu ile Murat Kılıç’ın performanslarıyla da övgüyü hak ediyor.</p>
<p><strong>Rüzgârda Salınan Nilüfer</strong></p>
<p>Rüzgârda Salınan Nilüfer de tıpkı Albüm gibi, eleştirdiği ya da yorumladığı sınıfı dışarıdan değil; o sınıfın bağrından kopup gelen bir dille anlatıyor ve bu sayede başarıya ulaşıyor. Seren Yüce, Çoğunluk’tan altı yıl sonra çektiği filmiyle giderek daha yetkin bir sinemacı olacağını kanıtlıyor. Rüzgârda Salınan Nilüfer, oyuncularının kusursuz performanslarının bile önüne geçecek derece etkileyici üst-orta sınıf portresi çiziyor.</p>
<p><strong>Tereddüt</strong></p>
<p>Erkek egemen bir toplum ve kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı… Yeşim Ustaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden ve kültürlerinden gelen iki kadının hayatını en cesur haliyle ekrana yansıtıyor ve karakterlerinin yaşadıkları kadar çarpıcı bir film koyuyor önümüze… Tek eleştirim, böylesine güçlü bir filmin, kendisi kadar güçlü bir finali hak ettiği yönünde fakat yine de etkisinden bir şey kaybetmediğini de söylemek gerek.</p>
<p><strong>Babamın Kanatları</strong></p>
<p>Ve nihayet sinemamızda az rastlanır hale gelen iş sınıfı olgusuna dair gerçekçi bir yorum… Hikâye anlatımında büyük trajediler yaratmanın illa adam kaçırma, mafyaya bulaşma vb. durumlardan ibaret olmadığını, sıradan bir insanın hayatının da sırf o sıradanlığın getirdiği çaresizlik içerisinde kahredici bir hikayeye dönüştürebileceğinin en güzel örneklerinden… Kıvanç Sezer, ilk filmiyle beklentileri çok ama çok yükseğe taşıyor.</p>
<p><strong>Koca Dünya</strong></p>
<p>Koca Dünya… İki küçük çocuğu içine sığdıramayan koskoca dünya… Kucaklayamayan, anne-babadan bile mahrum bırakan, o kutsal medeniyetine kabul edemeyen dünya… Reha Erdem, bu kez yalnızca o meşhur sembolik anlatımıyla değil, midenize oturacak öyküsüyle, kulaklarınızdan gitmeyecek melodisiyle ve hafızalarınıza kazınacak planlarıyla bir şahesere imza atıyor. Yılın en görkemli işlerinden…</p>
<p><strong>Başak Bıçak- basakbicak@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/2016nin-en-iyi-festival-filmleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Albümün içine bak, kapağına değil!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/albumun-icine-bak-kapagina-degil/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/albumun-icine-bak-kapagina-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Turgut]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 15:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[albüm]]></category>
		<category><![CDATA[alper turgut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9350</guid>

					<description><![CDATA[İşte bir arkadaşımın başına gelmiş, hatta arkadaşımın arkadaşı (meseleden giderek uzaklaşma çabası)… Zaten benim başıma hiçbir şey gelmez, ne varsa arkadaşlar yaşar. Bizler düz insanız, ama arkadaşlar çok karışık, karmakarışık. Utandığı, sıkıldığı, bunaldığı, hani genelin boş boş böbürlendiği, bu sebeple kendinde eksik gördüğü her ne varsa, ondan uzaklaşma, konuyu saptırma, topu başkasına atma. Bu artık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşte bir arkadaşımın başına gelmiş, hatta arkadaşımın arkadaşı (meseleden giderek uzaklaşma çabası)… Zaten benim başıma hiçbir şey gelmez, ne varsa arkadaşlar yaşar. Bizler düz insanız, ama arkadaşlar çok karışık, karmakarışık. Utandığı, sıkıldığı, bunaldığı, hani genelin boş boş böbürlendiği, bu sebeple kendinde eksik gördüğü her ne varsa, ondan uzaklaşma, konuyu saptırma, topu başkasına atma. Bu artık bir klasik… Hele çocuklar, onlar bizim biricik yarış atlarımız, besler, hazırlar, koşturur dururuz. Kazanırsa övünç senin, kaybederse arkadaş, komşu da olur, onların ‘başarılı’ çocukları girer devreye. Sonra kendimiz gibi, affedersiniz ‘manyak’ yetiştirdiğimiz çocuktan, gelecekte ‘sayko’ çıkar. Sonra toplum niye bu halde? Elinin körü… Yahu ne anlatıyordum ben, hah! Yeni bir ‘Albüm’ çıkmış, gidin dinleyin, pardon izleyin.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9351" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-1024x562.jpg" alt="" width="696" height="382" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-1024x562.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-300x165.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-768x421.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-696x382.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-1068x586.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film-765x420.jpg 765w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/Album_2016_film.jpg 1312w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Festivallerde çeşitli ödüller kazanan Albüm’ü, Adana’da seyrettim. Sahnede vik vik konuşan sunuculara, hak ettikleri kısa yanıtları verdiği için tarafımdan en önce ‘ukala’ olarak nitelenen, lakin zaman geçince iyi yapmış genç adam dediğim Mehmet Can Mertoğlu, bu ilk filmi, hem yazmış, hem de yönetmiş. Romanya ‘Yeni Dalga’sından öykünmüş gibi, sürekli birileri laflar ediyor, ya bırakın şimdi dalga geçmeyi, eskiyi, yeniyi, mavraya gelin, insanımıza hislerinizi anlatın filme dair, bir avuç çokbilmişin hı hı diyerek kafa sallayacağı iliştirmeleri, itelemeleri terk edin. Albümün kapağına bakmayın, içine bakın, tereciye tere satmayın.</p>
<p>Antalya’da yaşayan pek takıntılı memur çiftimiz, çocukları olmayınca erkek evlatlık peşine düşer, seneler geçer, nihayet muratlarına ererler. Gümbürtü sonra başlar, kaçma, dönüşme, geçmişi gömme… Ardından olaylar, olaylar… Memleket insanlarının çevirdiği geyikler, aile halleri, ötekileştirme belası ve yalanlar, yalanlar. Çevredeki insanları geç, evlatlığa, bak sen bizim ‘öz’ çocuğumuzsun demeyi, fotoğraflarla kanırtma, -yanlış oldu- kanıtlama çılgınlığı… Akılda kalıcı açılış sekansıyla birlikte film, seyirciyi içine alıyor, öyküsüne katıyor, şüphesiz. Lakin finale doğru, enerji düşüyor, neyse olur öyle, ilk denemede. Şimdi ne yalan söyleyeyim, hayatımı Antalya’dan, Kayseri’ye taşısam, benim de enerjim, yerlerde sürünür. Sıcaklık biter, her şey üşür. Her neyse… Diyalogların kimi komik, hayli gerçekçi ve iyi yazılmış. Gündelik hayatlarımızın klişelerini ağızlardan dökerek, kâh güldürüp, kâh düşündürerek, amacına hâsıl oluyor. Nice fecaat yapımın arasından, eksik ve gedikleriyle de olsa, ışıl ışıl parlıyor, hakkını yemeyelim.</p>
<p>Başrolleri sırtlayan Şebnem Bozoklu ve Murat Kılıç, rollerinin hakkını ziyadesiyle veriyorlar. Onlara destek atan yan karakterlerin bir kısmı da cuk oturmuş filme, eee daha ne olsun? Memlekette memuriyet, gerçeklikten kopalı çok oluyor, hele günümüzde harbi fantastik. Büyülü gerçekçilik olsa, amenna, bu artık tam tekmil bir delilik… Yapıtın, esinlenme, hiciv, kara mizah, bu üçgende hiç olmazsa, edecek kelamı var. İnandırıcılık ekseni kaysa da salla, yüzeysellik memleketi burası, kandırıldık dersin. Boş ver kardeş, sen sinema yolculuğuna devam et, durma, hep anlat. Hem kendine verilmiş tek bir ömrü, başkalarına öykünerek geçirenler, seni eleştirse ne olur, özgünlük öyle kolay bir mecra değil! Sadece inci gibi dize dize geldiğin, ayrıntılarla süslediğin filmini, sona doğru, hızla paket etme, açılışa verdiğin özeni, finalinden esirgeme.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/albumun-icine-bak-kapagina-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murat Kılıç: Kimse izlemese de ben bu filme inanıyorum</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/murat-kilic-kimse-izlemese-de-ben-bu-filme-inaniyorum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/murat-kilic-kimse-izlemese-de-ben-bu-filme-inaniyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2016 13:34:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[albüm]]></category>
		<category><![CDATA[gizem merve kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Kılıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9114</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası festivallerden ödülle dönen Albüm filmini, filmin başrol oyuncusu Murat Kılıç ile Cine Dergi için konuştuk. Albüm&#8217;ün başrolde olduğu röportajda oyunculuğa, gündeme, sinemaya ve festivallere dair sohbet ettik. Gülerek, kaş çatarak, eğlenerek ve eleştirerek değindiğimiz konulara sizler için de bir pencere açtık. Penceresinden Türkiye&#8217;yi göreceğiniz Albüm&#8217;ü Murat Kılıç&#8217;tan dinlemek isterseniz, söyleşimize kulak verebilirsiniz: Albüm filmi, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası festivallerden ödülle dönen Albüm filmini, filmin başrol oyuncusu Murat Kılıç ile Cine Dergi için konuştuk. Albüm&#8217;ün başrolde olduğu röportajda oyunculuğa, gündeme, sinemaya ve festivallere dair sohbet ettik. Gülerek, kaş çatarak, eğlenerek ve eleştirerek değindiğimiz konulara sizler için de bir pencere açtık. Penceresinden Türkiye&#8217;yi göreceğiniz Albüm&#8217;ü Murat Kılıç&#8217;tan dinlemek isterseniz, söyleşimize kulak verebilirsiniz:</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9115" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/murat-kılıç-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>Albüm filmi, Cannes&#8217;dan France 4 Visionary Award, Kudüs Film Festivali&#8217;nden FIPRESCI Prize, Saraybosna Film Festivali&#8217;nden Cineuropa Award, Cicae Award ve Saraybosna&#8217;nın Kalbi olarak adlandırılan büyük ödüle sahip olarak döndü. Bu filmin başarısının sırrı nedir? </strong></p>
<p>Tiyatroda, provada ilk günkü disiplin veya disiplinsizlik oyuna da yansır, filmde de aynen öyle oldu. Albüm filminin ilk gününden çekimin son gününe kadar setteki her şey olması gerektiği gibiydi ve bu filme yansıdı. Bağımsız film setinde yaşanabilecek sıkıntıların hiçbiri olmadı. Rahat saatlerde, iyi şartlarda çekim yaptık. Bu aslında iyi bir birlikteliğin, yönetmenin ve yapım ekibinin başarısı&#8230; Hikayemiz çok iyi, evrenseli yakalamış dertleri var. Bunu sahneleme biçemi, kendi tarzını yaratan bir biçem. Mehmet Can Mertoğlu çok donanımlı ve vizyoner bir yönetmen&#8230; Bizim başarımız hem söylediğimiz şey hem de nasıl söylediğimizle çok ilgili.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Genç bir yönetmenle çalışmak sizi korkutmadı mı? </strong></p>
<p>Hayır, ben 4 sene önce tanıdım Mehmet Can Mertoğlu&#8217;nu ve 22 yaşındaydı. Bu endişeler yaşla değil donanımla ilgilidir, yaş sadece önyargı&#8230; Biz oyuncu olarak yönetmenimize çok güvendik ve teslim olduk. Bu teslimiyet de belki başarıyı getirdi. Hiçbir zaman ne Şebnem (Bozoklu) ne de ben, “bunu neden yapıyoruz” demedik. Onun fikirlerine nasıl iyi hizmet ederiz, bunu düşündük. Mehmet Can&#8217;dan sadece genç bir yönetmen olarak bahsedilmemeli, o genç ama yolunu seçmiş bir yönetmen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ŞEBNEM BOZOKLU İLE GÜZEL BİR İKİLİ OLDUK</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şebnem Bozoklu ile başrolü paylaştınız ve film eleştirilerinde ikinizin uyumuna övgüler okudum. Oyunculuk kimyası denen şeye inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Evet, oyunculuk kimyası diye bir şey var. İnanıyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Oyunculuk kimyanız mı tuttu, çok çalışmanın sonucu mu bu yorumları nasıl karşılıyorsunuz? </strong></p>
<p>Çekimden önce 1 ay prova süreci yaşadık. Sahneleri birebir prova yaptık. O süreçte yönetmenin neyi, nasıl istendiğini görüyor ve yapıyorduk, bu çalışma elbette çok şey getirdi. Kimya şurada devreye giriyor, ben çok depresif bir insanım Şebnem (Bozoklu) ise çok pozitif. Kimyamız çok uydu, güzel bir ikili olduğumuzu düşünüyorum. Şebnem&#8217;in filme ve bana katkısı çok büyük oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kimyanız tutmayan, sevmediğiniz bir oyuncuyla da oynayabilir misiniz? </strong></p>
<p>Ben bunu bilmiyorum. Cevap tam veremiyorum. Sevmediğim, kimyam tutmayan bir insanla oynarım, oynarım da nasıl oynarım bilmiyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dört senedir bu filmin içinde olduğunuzu öğrendim. Bu kadar rötara sebep olan neydi? </strong></p>
<p>Projenin ekonomik anlamda tamamlanması 4 yıl sürdü. Yapımcımı ve yönetmenimi çok sevmemin bir nedeni de bu. Biz daha önce de bu filmi çekebilirdik. İlk film olmasına rağmen Yoel Meranda (Yapımcı) ve Mehmet Can Mertoğlu (Yönetmen) bu filmin daha iyi olması için yabancı ortaklar buldular. Filmin her yerde gösterilmesi için bu bağlantılar gerekiyor ve öyle güzel networkler kuruldu ki&#8230; Ayrıca bağımsız filmlerin çekim şartlarını hepimiz biliyoruz, bu filmin o şartlarda çekilmemesinin nedeni bu bekleme süresi, yapımcımız ve yönetmenimiz herkese hak ettiğini vermek için bekledi. Film, ekonomik anlamda kendini çevirebilme gücünü elde ettiğinde film çekildi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Filme sizin kattığınız çok şey var tartışmasız peki 4 sene içinde bu film size neler kattı, neler öğretti? </strong></p>
<p>Daha önce pek çok usta ile çalıştım, çok şey öğrendim ama minimalizmin ne olduğunu Mehmet Can&#8217;dan öğrendim, daha doğrusu öğrenmeye adım attım çünkü hala öğreniyorum. Bundan bir önceki projem Nuri Bilge Ceylan&#8217;ın Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da filmiydi, o da bana çok şey kattı ama filmde başrol oynamak başka bir şey tabii&#8230; Başrolün sorumluluğu gereği yönetmenle ilişki başka bir şekilde gelişiyor. Nuri Bilge Ceylan da her oyuncusuyla birebir ilgilenen bir insan ama bu bambaşka bir deneyim oldu. Mehmet Can, oyunculuğuma, role nasıl yaklaşacağıma dair çok güzel ipuçları verdi. 19 yaşından bu yana çok şey biriktirdim ve bu işte elimden ne geldiyse dökmeye çalıştım. Ben şu an hala bu heyecandayım, böyle bir iş daha gelse ve ben bu biriktirdiklerimi yeniden döksem diyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ZEKİ ALASYA&#8217;YA “SENİNLE OYNAMAZSAM YA SENİ YA KENDİMİ VURURUM” DEDİM</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>19 yaşından beri oyunculuk hayatınızda dedik&#8230; Oyunculuk doğuştan gelen bir şey midir?</strong></p>
<p>Çok nadiren öyle. Oyunculuk doktorluk gibi bir iş, eğitimi, donanımı tamamlamadan doktorluk yapılır mı? Yapılmaz. Oyunculuk da yapılmamalı. Bu eğitim illa konservatuvar da değil, usta çırak ilişkisine de çok inanıyorum. Disiplin, eğitim gerek&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Siz doğuştan yetenekli olduğunuza inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Hayır, ben çok çalıştım, çalışıyorum. Doğuştan yetenekli birini sorarsanız, mesela Tardu Flordun öyle bir adamdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sizin oyuncu olma nedeniniz ne?</strong></p>
<p>Benim oyuncu olma sebebim Zeki Alasya&#8217;dır. Zeki – Metin filmlerinde ben hep Zeki&#8217;ciydim. Onun çırağı olmak istediğim zaman Zeki Alasya&#8217;nın bir lokantası vardı. Kapısında o gelsin diye beklerdim. Yağmurlu bir günde geldi, çalışanlar tuttu beni falan. “Zeki Bey ile görüşeceğim” dedim, geldi yanıma. “Seni örnek aldım, seninle tiyatro yapmazsam ya seni ya kendimi vururum” dedim. Onunla dizi ve filmde oynadım, tiyatro yapamadık ama hayalim gerçekleşti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BEREKETLİ TOPRAKLARDA HİKAYE KITLIĞI ÇEKİYORUZ</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Filme dönersek, yabancı festivallerin yanında yerli festivallerde de yolculuğuna başlıyor. Ödül şansını nasıl değerlendiriyorsunuz? </strong></p>
<p>Ben filmi ilk kez Cannes&#8217;da izledim. Bu arada kendimi izlemeyi hiç sevmem, sesime yabancılaşıyorum, kendimi eleştiriyorum&#8230; Cannes&#8217;da da böyle oldu, övgüler aldık, sevindik. Saraybosna&#8217;da muhteşem bir jüri vardı, onlardan ödül almak çok heyecan vericiydi, çok mutlu olduk. Buradaki beklentim de öyle aslında, tırnak içinde söylüyorum, bir beklentim yok. Bunları duymak bize zaten emeğimizin karşılığını veriyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu filmi kimler izlemeli? </strong></p>
<p>Kimse bu filmi izlemese de ben bu filme çok inanıyorum. Keşke herkes izlese&#8230; Bu film yalnız çocuk evlat edinen bir çiftin hikayesi değil, filmde bürokrasi içindeki toplumun bir yansıması, fotoğrafı var. Bu Türkiye&#8217;ye has bir durum da değil, Fransızlar da kendilerinden çok şey buldular. Keşke herkes bu fotoğrafı görse&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sizce Türkiye sinemasının en büyük sorunu nedir? </strong></p>
<p>Çok büyük bir soru, ben bu sorumluluğu alamam. (Gülüyor) Dağıtım sorunu var, bu tekelin kırılması gerekiyor. Bağımsız filmlerin gösterim alanları çok sınırlı&#8230; Gördüğüm kadarıyla en büyük sıkıntı bunlar. Hikayede de sorunlar yaşadığımızı söyleyebilirim. Bereketli topraklarda hikaye kıtlığı çekiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BU FİLM, TOPLUMUN İZDÜŞÜMÜ</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Toplumun aile ve birey üzerinde kurduğu baskılardan biri çocuk sahibi olmak. Film de bunu ele alıyor&#8230; </strong></p>
<p>Evet, evlat edinen çiftlere yarım gözüyle bakılıyor. Kadına da erkeğe de yarım olarak bakılıyor. Erkekler zaten bu sorumluluğu almıyor. Evlat edinme durumunda her şey bu yüzden gizleniyor. O yüzden bizim çiftimiz de çocuğu evlat edinip, başka bir şehre taşınıp, kendi çocukları izlenimi veriyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Filmde ailenin evlat edindikleri çocuğun fotoğraf albümünü oluşturduğunu bir anlamda resmi tarihe not düştüğünü görüyoruz. Yönetmeniniz bir röportajında bu detayla toplumun gerçek tarih ve resmi tarih ikilemine dikkat çektiğini söylüyor. Yalan söylemeyi mi seviyoruz acaba? </strong></p>
<p>Hümanist olduğumuzu düşünüyorum ama bu bize bir şey getirmiyor. Hümanizm toz pembe yalanlar oluşturup her şeyi kendine göre yorumlayıp, yaşama devam eden bir toplum oluşturuyor. Bize anlatılan şeylere sorgulamadan inanma eğilimimiz var. Sunulan haber doğru haber oluyor&#8230; Mehmet Can&#8217;ın tarih konusundaki bu çelişkiyi metaforik olarak bu hikayeye oturtması son derece anlamlı bence.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Filmde ırkçılık içeren diyaloglar var&#8230; Tüm o diyalogların büyük resimde bir anlamı olduğunu biliyorum..</strong></p>
<p>Bu aslında filmin çok küçük bir kısmı. Evlat edinen bir çiftin bebek seçme aşamasındaki, bebeği beğenme veya beğenmeme durumda yaptıkları benzetmeler var. Büyük resimde filmin böyle bir ırkçı duruşu yok. Filmdeki bir tek sahneyi konuşuyoruz, filmin de böyle ayrımcı bir duruşu yok. Bunu filme yaymak haksızlık olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bu filmi yaftalamak için sorulmuş bir soru değil, eleştirinin altını çizmek istiyorum. </strong></p>
<p>Evet, o bir sahne, isteyen istediğini alabilir. Filmin sadece bu sahnesinin konuşulmasına üzülürüm, çünkü filmde asıl mesele bu değil. Bu film topluma bir bakış, toplumun bir izdüşümü&#8230; Aile olmaya, bürokrasiye bir bakış var filmde.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Günümüz Türkiye&#8217;sindeki ayrımcı söylemleri düşündüğümüzde büyük resimde ne görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Birbirimizi ötekileştirmememiz gerektiğini düşünüyorum. Sen şusun, sen busun demek ayrımcılığı getiriyor. Bir ayrım gözetmeksizin bir arada olmamız gerektiğini düşünüyorum. Biraz önceki yalan konusuna dönersek, bu ayrımcılıklar oluyor ama ırkçılık söylemini de kabul etmiyoruz bir yandan&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yalan söylüyoruz aslında&#8230; </strong></p>
<p>Soru işareti bırakıyorum. Büyük laflar etmeyi sevmiyorum, gönül bir bütün olmamızı istiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“O SAHNE SONRASI HASTANELİK OLDUM”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bir oyuncu olarak alt metni kuvvetli işler mi ararsınız?</strong></p>
<p>Ben oynayacağım rolü sevmek istiyorum. İyi bir adam da olabilir, kötü bir adam da&#8230; Kötü adam oynamayı çok istiyorum. Alt metin oyuncuya da has bir şey. Senaryo size geliyor ve karakter analizlerini toplamak oyuncuya ait. Bu yönetmenle ilişkinize dair bir şey. Öyle bir rol mü ararım, hayır, o alt metni ben de doldurabilirim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu rolü size sevdiren neydi? </strong></p>
<p>Ben bu rolü sevmedim. (Gülüyor) Ben Cüneyt Bahtiyaroğlu ile normal hayatta arkadaş olmam. Rolle arama mesafe koyarak ve yönetmene teslim olarak oynamak daha doğru geldi. Çok sevseydim, objektif olamayabilirdim. Bu mesafe daha doğru gibi geliyor, rolün pek çok yönü görünür oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Nesi var Cüneyt Bahriyaroğlu&#8217;nun, neden arkadaş olamazdınız? </strong></p>
<p>Ben hiperaktif bir insanım.Yerimde duramam&#8230; Canım sıkılıp 20 km yürürüm. Bu o kadar ağır bir adam ki, canından bezdirir insanı. Bunu baskıladım, günde 3,5 paket sigara içtim sette. Nasıl durağan olunur onu öğrendim. (Gülüyor) Hiperaktif moduma girmemek için sette herkesten kopuk durdum. Bir kenarda 20 bardak çay içiyordum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>20 bardak?</strong></p>
<p>Tabii&#8230; Bir sahne yüzünden de hastanelik oldum. Aşırı bir yemek yeme sahnesi var. Negatif çekiyoruz, diyalogsuz sahne. Masaya oturup her şeyi deli gibi yiyeceğiz. Öğlen bir şey yemedik, yiyebilelim diye. Yedik ama daha çok yiyin dedi. İzledik, hakikaten daha çok yememiz lazım. Sonra öyle bir şey yaptık ki&#8230; 4-5 kere çektik, ben 4 günlük yemek yedim. Ertesi gün mide fesatından doktora gittim. Doktor, “sen hiç su içmemişsin ki” dedi. (Gülüyor) Ben çay içmekten su içmiyordum. O kadar sigara, çay&#8230; Hastanelik oldum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Albüm&#8217;ün vizyon tarihi net değil sanırım&#8230; </strong></p>
<p>Kasım gibi görünüyor şu an.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yeni projeleriniz var mı? </strong></p>
<p>Tayfun Pirselimoğlu&#8217;nun bir filminde oynadım vizyon tarihi net değil. Derviş Zaim&#8217;in Rüya filminde konuk oyuncu oldum, o vizyona girecek. Çevre Tiyatrosu, Semaver Kumpanya&#8217;da oynuyorum, orada oyunlarımız devam edecek.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Röportaj: Gizem Merve Kaboğlu </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/murat-kilic-kimse-izlemese-de-ben-bu-filme-inaniyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
