<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Rıfat Şungar &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/tag/ahmet-rifat-sungar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jul 2025 07:58:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Film alegorik bir yapıya sahip, bunların başında cemaat ve tarikatların oluşturduğu feodal yapının eleştirisi geliyor.</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/07/23/film-alegorik-bir-yapiya-sahip-bunlarin-basinda-cemaat-ve-tarikatlarin-olusturdugu-feodal-yapinin-elestirisi-geliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/07/23/film-alegorik-bir-yapiya-sahip-bunlarin-basinda-cemaat-ve-tarikatlarin-olusturdugu-feodal-yapinin-elestirisi-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 07:37:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Rıfat Şungar]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[Cansu Türedi]]></category>
		<category><![CDATA[Cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[distopya]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Orçun Behram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=25926</guid>

					<description><![CDATA[Bina ve Cenaze filmleriyle dikkatimizi çeken, korku ve distopik evrene farklı bir çerçeveden bakan, cesaretli işlere imza atan Orçun Behram&#8217;a sorularımı ilettim. Cenaze, vizyon yolculuğundan sonra şimdilerde MUBI&#8217;de yayında. Farklı hikayesi, iki kişi arasında gelişen insanüstü ilişki, yol ve dünyadaki hesabını görememiş bir kadın üzerinden ilerleyen hikayesiyle Cenaze kesinlikle izlenmeyi hak eden bir film. Orçun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bina ve Cenaze filmleriyle dikkatimizi çeken, korku ve distopik evrene farklı bir çerçeveden bakan, cesaretli işlere imza atan Orçun Behram&#8217;a sorularımı ilettim. Cenaze, vizyon yolculuğundan sonra şimdilerde MUBI&#8217;de yayında. Farklı hikayesi, iki kişi arasında gelişen insanüstü ilişki, yol ve dünyadaki hesabını görememiş bir kadın üzerinden ilerleyen hikayesiyle Cenaze kesinlikle izlenmeyi hak eden bir film. Orçun Behram da bir sonraki filmi merak edilen bir yönetmen&#8230;</p>
<p><strong>Merhaba Orçun bey, ilk uzun filminiz Bina ile dikkatleri çekip festivaller açısından daha görünür oldunuz ama Cenaze filmiyle daha etkili ve sıra dışı bir işle biraz daha tür sevenlerin hayranlığını kazandınız, ülkemizdeki festivaller daha bildik sularda yüzmeyi tercih eder. Öncelikle sinema diliniz hakkında sormak isterim, ilhamı nasıl ortaya çıktı, korku ve distopya türüne yakınlığınız nasıl başladı?</strong></p>
<p>Korku sinemasına yakınlığım çocukluk yıllarında başladı. VHS kasetler, gece geç saatlerde televizyonda yayınlanan korku filmleri, ardından VCD ve DVD döneminde elime geçen ne varsa izleyerek büyüdüm. O zamanlar küçük bir kuzen grubu olarak bu korku filmi gecelerini bir ritüele dönüştürmüştük; türe olan aidiyetimiz de zamanla iyice pekişti.</p>
<p>Bu izleyicilik süreci, ortaokul yıllarında amatör kısa korku filmleri çekmeye, ardından deneysel işler üretmeye evrildi. Dolayısıyla sinema eğitimi alıp daha profesyonel bir üretim sürecine geçtiğimde, korku türüne yönelmem benim için oldukça doğal bir devamlılık oldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-25928 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-683x1024.jpg" alt="" width="624" height="936" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-1024x1536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-1068x1602.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/7A6F485D-8E23-40CE-B4E1-707E2C6AC8DE-20131-00000402F17A1009-rotated.jpg 1184w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><strong>Yaz vizyonu olmasına rağmen, her hafta mutlaka cinli bir korku filminiz vizyonu süslediğini görüyoruz, Bina ve cenaze tarzı işler bizim sinemamızda başarılamama korkusu nedeniyle genelde kalkışılmayan işler olarak görülüyor, sizin cesaretiniz nereden geliyor?</strong></p>
<p>Cin gibi korku referanslarını bize ait kültürel mitlerden alan bir çıkış noktanız olduğunda, korku duygusunu oluşturmak için eliniz oldukça güçlü oluyor. Haliyle, gerek ülkemizde gerek başka ülkelerde, haklı sebeplerle ilk eğilim genelde bu şekilde oluşuyor.</p>
<p>Ancak özellikle son 20-30 yılda, toplumsal dönüşümlerin de etkisiyle, korku sinemasında yeni alt türler gelişmeye başladı. Dini öğelerin geri planda kaldığı, farklı korku nesnelerinin öne çıktığı bu yeni yönelim bana göre bilinçli bir tercihten ziyade, dünyanın farklı yerlerinde eşzamanlı gelişen doğal bir evrim süreci.</p>
<p>Çıkış noktam bu harekete aidiyet olmasa da, geriye dönüp baktığımda kendimi bu evrimin doğal bir parçası olarak görüyorum.</p>
<p>Yani bir cesaret örneğinden çok, kendi çekmek ve izlemek istediğim filmlere sadık kalarak ilerlediğimde ortaya <em>Bina</em> ve <em>Cenaze</em> gibi filmler çıktı.</p>
<p><strong>Bina filminizdeki bir kısım medya güdümü el arttırarak devam ediyor hatta algı operasyonları toplumun büyük kesiminde derin yaralar açmış durumda. Toplumsal olarak gerçeklik algımız bozuldu, zedelendi. Sanki distopik bir filmin içinde gibiyiz, bu tarz filmler çeken birisi olarak siz nasıl yorumluyorsunuz bu yaşananları?</strong></p>
<p>Post-truth olarak da adlandırılan bu dönem, gerçekten de gerek ülkemizde gerek dünyada ciddi sorunlara yol açıyor. Özellikle demokratik işleyişin adil bir şekilde sürdürülebilmesini sağlayan, hatta belki de kuvvetler ayrılığının en önemli unsuru olan medyanın bu süreçte büyük oranda felç olması oldukça kaygı verici. Bu dezenformasyon ablukasının insanları ne kadar çaresiz ve yalnız hissettirdiğini görmek ise son derece üzücü.</p>
<p>Dünya, buna karşı gerek hukuki gerek teknolojik panzehirler arayışında. Ben uzun vadede iyimserim. Böyle bir kaosun sürdürülebilir olmadığını ve mutlaka bir çözüm bulunacağını düşünüyorum.</p>
<p>Ne yazık ki biz bu dezenformasyona karşı daha da savunmasız bir noktadayız; çünkü kuvvetler ayrılığı farklı alanlarda da ortadan kalkmış durumda. Yine de toplumsal yapımızın ve özellikle gençliğin bu sancılı süreci aşacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>İlham aldığınız yazarlar, yönetmenler muhakkak vardır?</strong></p>
<p>David Cronenberg, Wes Craven, John Carpenter, Clive Barker,  Andrej Zulawski, Dario Argento gibi isimler çocukluk yıllarından beri beni etkileyen yönetmenler arasında. Son dönemden ise Ari Aster, Robert Eggers büyüleyici işler yapıyorlar.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-25929 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-1024x576.jpg" alt="" width="676" height="381" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-1-1920x1080.jpg 1920w" sizes="(max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p><strong>Gelelim Cenaze’ye. İzlerken şaşkınlığımı, hayranlığımı gizlemediğimi söylemeliyim. İskandinav sinemasına yakınlığı, güçlü atmosferi, derinlikli ve zaman zaman biraz sıkıcı olması istenmiş senaryosuyla dikkat çeken bir iş. Nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz, orası da merak uyandıran bir film oldu ben de! </strong></p>
<p>Şehirlerarası cenaze nakil işlemlerinin nasıl yürüdüğünü öğrendiğimde, bu konunun şiirsel bir korku öyküsüne dönüşebileceğini düşündüm. Filmi yazarken, hikayedeki yolculuğu birebir deneyimlemek istedim ve Doğu Anadolu’ya, filmden yaklaşık iki yıl önce uzun bir yolculuk yaptım. Filmin ruhunu ve yapısını belirleyen süreç aslında bu yolculukla başladı.<br />
Ardından mekân seçimleri, senaryo yazımı ve prodüksiyon hazırlıkları yaklaşık 3-4 yıla yayıldı. Bir yol filmi olması, atmosfer anlamında büyük bir zenginlik sunsa da, prodüksiyon açısından da ciddi zorluklar yarattı diyebilirim.</p>
<p><strong>Vizyona girdi ama sanırım kısa kaldı. Daha kalıcı ve etkili tepkiler için dijital platformların daha iyi olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Sinema tüketimi ciddi biçimde değişiyor. Pandemi bu geçişi hızlandırdı. Salon seyircisinin azalması hem üretimi hem de izleme ritüelini olumsuz etkiliyor.<br />
Dijital platformlar ise hem daha geniş kitlelere ulaşma şansı tanıyor hem de sektörün finansal sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor. Kalıcılık ve uluslararası görünürlük açısından bu gelişimi olumlu buluyorum.</p>
<p><strong>Zombiden farksız olan Cemal’le zombi olan kızın hikayesinde yine ülkemizin geride kalmış ama çokça insanın hayatına el uzatan bir konuya değiniyorsunuz, tarikatlar, cemaatler.  Zombi meselesinin vodoo büyüsüyle ilgisi var elbette ama filmde bu bağlantı biraz havada mı kalıyor? (Kızla adamın çaresiz ilişkilerinin boyutunu izlemek daha keyifliydi diye soruyorum.)</strong></p>
<p>Film, alegorik bir yapıya sahip ve birden fazla katmanda çeşitli söylemler barındırıyor. Bunların başında, cemaat ve tarikatların oluşturduğu feodal yapının eleştirisi geliyor. Ancak süresi ve genel yapısı itibarıyla, bu dünyayı derinlemesine anlatmak yerine daha tanıdık ve yüzeysel bir çizgide bırakmanın, anlatım açısından daha doğru olacağını düşündüm. Korku türünün bazı klişelerine yaslanarak izleyicide bir aşinalık hissi yaratmak istedim.<br />
Bu tercih, Zeynep’in geçmişi ve dönüşümünün sınırlı yansıtılmasına yol açtı; fakat bu aşinalığın, bu eksikliği çok da hissettirmediğini düşünüyorum. Hikayenin ilerleyen bölümlerinde olayların yoğunlaşması ve intikam öyküsünün ön plana çıkmasıyla birlikte, Cemal ve Zeynep arasındaki ilişki de bu eksende şekillendi.<br />
Dolayısıyla, karakterlerin ilişkisini derinlemesine irdelemek ile olay örgüsünü tamamlamak arasında bir denge kurmaya çalıştım. Tabii, bu dengeyi kurarken aralarındaki bağı derinlemesine işlemek konusunda anlatının belli ölçüde sınırlı kaldığını kabul ediyorum.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-25930 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-1024x576.jpg" alt="" width="666" height="375" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Cenaze-2-1920x1080.jpg 1920w" sizes="(max-width: 666px) 100vw, 666px" /></p>
<p><strong>Oyuncu seçimi nasıl oldu, Ahmet Rıfat Şungar sevdiğimiz bir oyuncu ama filmin asıl kazanımı genç oyuncu Cansu Türedi sanırım. O süreç nasıl geçti, oyuncular rollerine nasıl hazırlandı?</strong></p>
<p>Ahmet Rıfat Şungar’ın, Cemal karakteri için hem oyunculuk çizgisi hem de fiziksel duruşuyla çok uygun olduğunu düşünüyordum. Senaryoyu gönderdikten sonra yaptığımız görüşmede, projenin ruhunu yakalayabildiğimizi ve birlikte rahat çalışabileceğimizi hissettim. İlk andan itibaren iyi bir iletişim kurabileceğimiz çok belliydi.<br />
Cansu Türedi’yle ise gönderdiği son derece etkileyici bir audition sayesinde tanıştım. Yaptığımız ilk görüşmede hem senaryoya hem de türe çok hakim olduğunu gördüm. Ayrıca Zeynep’e dönüşmek konusunda ciddi bir isteği vardı. Bu kadar ayrıksı bir rol için böyle bir sahiplenme duygusu benim için çok kıymetliydi.<br />
Çekimlerden önce detaylı bir ön hazırlık süreci geçirdik. Karakter analizleri, motivasyon çalışmaları, sahne provaları&#8230;  Ayrıca belirtmem gerekir ki, <em>Cenaze</em> çekim şartları itibariyle oldukça zorlu bir projeydi ama oyuncuların gösterdiği özveri benim için büyük bir şans oldu. Cenaze oldukça zorlu bir projeydi ve oyuncuların filmi benimseyerek özveri ile çalışması benim için büyük bir şans oldu.</p>
<p><strong>Filmde dijital efektler yerine daha doğal olan plastik makyaj ve sade efektlendirmeler tercih etmişsiniz, amaç gerçekçilik yoksa maddi kaynaklı mı?</strong></p>
<p>Aslında her iki yöntemi de bir arada kullandık. Setteki plastik makyajları dijital efektlerle desteklemek, hem görsel olarak daha inandırıcı hem de teknik olarak daha esnek bir çözüm sunuyor.<br />
Tabii ki bütçesel planlama da bu kararların şekillenmesinde etkili oldu. Ama genel tercih, daha fiziksel ve sahici duran bir efekt estetiğiydi.</p>
<p><strong>Bir de kanlı bir film olması için elinizden geleni yapmışsınız demek istemiyorum ama gore sahnelerini rahat ve bolca kullanmışsınız o konuda da görüşlerinizi almak isterim.</strong></p>
<p>Her ne kadar öykü fantastik olsa da, çekim dilini olabildiğince gerçekçi tutmaya çalıştım. Filmde bir çok cinayet işleniyor ve bu şiddeti göstermemek kurduğum gerçekçi anlatım diline ters düşerdi. Ayrıca Cemal’in dönüşümünü ve karakterlerin yaşadıklarını izleyiciye daha derin hissettirebilmek için bu vahşetin görünür olması gerektiğini düşündüm.</p>
<p><strong>Bundan sonraki proje ya da projeleriniz neler olacak, yine farklı sularda yüzen filmler mi izleyeceğiz sizden zaman içerisinde?</strong></p>
<p>Şu anda yeni bir proje yazıyorum ve yine korku türünde. Belgesel filmler çektiğim başka bir kariyer çizgim de var ama kurmaca sinema söz konusu olduğunda, korku dünyası bana hala en yakın gelen alan. Yeni projem de bu dünyanın içinden, ama başka bir alt türe göz kırpıyor diyebilirim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/07/23/film-alegorik-bir-yapiya-sahip-bunlarin-basinda-cemaat-ve-tarikatlarin-olusturdugu-feodal-yapinin-elestirisi-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Rıfat Şungar: HER SOHBETİM, HER İZLEDİĞİM YENİ OYUN, FİLM, OKUDUĞUM KİTAP, YAPTIĞIM YÜRÜYÜŞ BENİ MUHAKKAK EĞİTİYOR…</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2014/10/19/ahmet-rifat-sungar-her-sohbetim-her-izledigim-yeni-oyun-film-okudugum-kitap-yaptigim-yuruyus-beni-muhakkak-egitiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2014/10/19/ahmet-rifat-sungar-her-sohbetim-her-izledigim-yeni-oyun-film-okudugum-kitap-yaptigim-yuruyus-beni-muhakkak-egitiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nergiz Karadaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2014 07:47:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Ah Neriman]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Rıfat Şungar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=6956</guid>

					<description><![CDATA[Üç Maymun’un İsmail’i, Beş Şehir’in Şevket’i, Es-Es’in Uras’ı, Soğuk’ un Enver’i ve şimdilerde Ah Neriman’ın Mert’i Ahmet Rıfat Şungar. En son 21. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Deniz Seviyesi’ndeki Burak rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülen oyuncu başarı tesadüf değildir in canlı göstergelerinden biri benim için. Oyunculuğunuz üzerine konuşmadan önce, her fırsatta vurguladığınız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üç Maymun’un İsmail’i, Beş Şehir’in Şevket’i, Es-Es’in Uras’ı, Soğuk’ un Enver’i ve şimdilerde Ah Neriman’ın Mert’i Ahmet Rıfat Şungar. En son 21. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Deniz Seviyesi’ndeki Burak rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülen oyuncu başarı tesadüf değildir in canlı göstergelerinden biri benim için. </strong></p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6957" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2.jpg 700w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/ahmet-rifat-sungar-2-560x420.jpg 560w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /></a></p>
<p><strong>Oyunculuğunuz üzerine konuşmadan önce, her fırsatta vurguladığınız ve önemli bulduğum bir şeyi tekrar sormak istiyorum aile bağları ne ifade ediyor sizin için, yoğun iş temposu bu bağları nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Yoğun iş temposu kisvesi altında ailenize ayırabileceğiniz vakti, bin bir bahane ile hiç bir şeye ayırmadığınız dönemleriniz bolca oluyor. Aslında yoğun iş temposu değil de, neyin ne olacağının belli olmadığı bir tempo içinde çalışıyoruz demek daha doğru olur. Bu konuda da iş bize düşüyor, kapanıp çalışıyorsun illa ki, en azından kendin için neyin ne olduğunu anlamak sebebi ile&#8230; Toplantım var, görüşmem var derken, olmayan toplantı ve görüşmeler ile ailenizle görüşmemeyi bir beceri zannettiğinizi anladığınızda, hemen ailenizin yanına koşsanız iyi edersiniz. Aile ne olursa olsun iyidir&#8230;</p>
<p><strong> Sizi İstanbul’dan, Cannes Film Festivali’ne götüren oyunculuk serüveninizden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Vallahi okuldan mezun oldum ve ardından yaptığımız görüşme neticesinde filme seçildim ve ardından film Cannes film festivaline… Olan bu.</p>
<p><strong>Eğitime devam etme gibi bir planınız var mı? Yurt dışı mesela? Yurt dışından oyunculuk teklifi gelirse ne dersiniz?</strong></p>
<p>Eğitim hiç bir zaman bitmeyecek, her sohbetim, her izlediğim yeni oyun, film, okuduğum kitap, yaptığım yürüyüş beni muhakkak eğitiyor bir şekilde. Spesifik anlamda bir okul okumaktan bahsedecek olursak okulların, düzeni anlamak ve eğitim üzerinden birçok şeyi sorgulamak manasında her türlü eksikliklerine rağmen yararlı olduklarını düşünüyorum. En azından gördüğünüz eksikleri yerinde tartışabilme imkânı sağlama lüksü var ve belli bir disiplini kendiniz adına edinip etik sahibi olmanız konusunda yararları oluyor. Şuanda Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmaya çabalıyorum ve çok da başarılı olabildiğim söylenemez, çünkü zamanımı planlama çabam genellikle yalana düşüyor.</p>
<p>Yurt dışından film teklifi gelse tıpkı burada yaptığım gibi ‘senaryoyu okuyabilir miyim?’ diye sorarım öncelikle ve ardından yönetmenle tanışmayı ve senaryo ile ilgili sorularımı sormayı talep ederim. Yurdun içi yahut dışı, oyunculuk mesleği yapıyor olmanızın ötesine geçebilecek bir husus olmadığı gibi, tercihleriniz konusunda büyük değişkenliklere sebep olabilecek bir detay da değil kanımca. Geçen Haziran ayında Faransa-Belçika-Luksemburg ortak yapımı bir filmde çalıştım, ortaya ne çıkarttığımızı her oynadığım filmde olduğu gibi merakla bekliyorum.</p>
<p><strong> Türkiye’de geç oyuncu olmak üzerine ne düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Türkiye’de genç olmak gerçekten zor, oyuncu yahut taksici, öğrenci ya da tezgâhtar fark etmeden her bir kurum ve meslek içerisinde genç olmak bu memlekette zor. Zor olan bir durumun üstelik zora koşulduğunda bu kadar aşikârken, zor olanla mücadele etmek ve sevdiğimiz mesleklerimizi yapabilmek adına daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Severek yapmak ve bir heves uğruna yapmak arasında büyük farklar var. Çalışmaktan ne olursa olsun ödün vermemek ve soru sormaktan vazgeçmemek iyidir.</p>
<p><strong> Peki, oyuncu olmak isteyenler için ne dersiniz?</strong></p>
<p>‘Oldum’ dememekte yarar var !! Gerçekten oyuncu mu olmak istiyoruz, yoksa popüler olup tanınmak mı?&#8230;İyi düşünmek lazım. Tanınmak kötü bir şey olmayabilir lakin tanınmak için oyunculuk yapmak gerçekten büyük saçmalık.</p>
<p>Görünür olmanın birçok arızası olabiliyor bu meslek için. Herkes hakkınızda bir şeyler zırvalar muhakkak, zırvalar ile üzerine düşünülmesi gerekenleri birbirinden ayırmak sanıldığı kadar zor değilmiş, zamanla bu gayet anlaşılır oluyor. Herkesin üzerinde söz hakkı edindiği bir meslekten bahsediyoruz, aman dikkat herkesin ne dediğinden önce, neden bu mesleği yapmak istediğimizi gerçekten hatırlamak hatta bir ömür boyunca bu hatırlama seanslarını kendi adımıza gözden geçirmek gerekebilir, bu gibi uğraşlardan sıkılmamak lazım. Başkalarının hayatları ve tercihleri ile ilgili konuşanlar asla sıkılmazlar, bu hastalıktan hastalık kapmamak için lütfen el ele verip çalışmaktan vazgeçmeyelim.</p>
<p>Sonu gelmeyecek kadar çok oyun yazılmış, sıkılmak ve söylenmek handikabına düşmek yerine, sahne mi var, çalışacak yer yok vb. birçok bahane üretmek yerine, istiyorsak her yerde her şekilde hayal edemeyeceğimiz kadar farklı rol çalışabilir, yazabilir oynayabiliriz. Konformist olmamız için bir sürü şey sunuluyor önümüze, sorup sorgulamadan her şeye uyumlanır olduğumuzda da kelime manasını yitiriyor, içi boşalıyor&#8230; Ve aynen yanlış manasında kullanıldığı gibi ‘rahatına düşkün’ bireyler sadece söylenir ve asla çalışmaz oluyorlar, çalışmak için kıçımızı yerinden kaldıramayacaksak eğer oyunculuk çok yanlış tercih&#8230;</p>
<p><strong>Kariyerinizde tiyatro, reklam, dizi ve sinema oyunculuğu var. Rolü kabul etme kriteriniz nedir? Asla oynamam dediğiniz bir rol var mı?</strong></p>
<p>Ben oyuncuyum ve her role mesleğim gereği talibim. Böyle bir ayrım söz konusu olamaz. Rolü kabul etmekten daha mühim olan gerçek, okuduğunuz senaryo ya da oyun metninin bütününü tartışmak arzusu hissedip hissetmediğiniz. Önemli olan bütün ve ardından o bütünün içinde hep beraber bütünü seyredilir kılmak için kaybolabilmek. En azından uzun zamandır bu konuyla ilgili böyle düşünüyorum.</p>
<p><strong>Soğuk filmindeki Enver başka bir karakter Üç Maymun ’da ki İsmail bambaşka rolün üzerinize yapışmamasını nasıl sağlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben gerçekten bu sözden pek bir şey anlamıyorum. Birileri rolü üzerinize yapıştırabilir muhakkak, orasını bilemem. Rol niye üzerinize yapışsın&#8230; Vallahi komik geliyor, bilemedim bu sorunun cevabını.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sizin çok etkilendiğiniz, büyüsüne kapıldığınız oyuncu, yönetmen ve/veya filmler var mı?</strong></p>
<p>Çok var, uzun sohbetlere denk gelindiğinde dahi sonu gelmeyecek kadar çok !!</p>
<p><strong> İzleyici ile ilişkileriniz nasıl? Diğer bir ifadeyle oyuncu izleyici ilişkisinin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Hayır düşünmüyorum. İnsan ilişkileriniz ile ilgili kurmaca bir düşünce geliştirmeye ne gerek var. Kimin izleyici, kimin izlemeyici olduğunu düşünerek yaşanır mı&#8230;Ne olursa olsun tüm ilişkiler samimi olsun elbet. Sevmek içinde sevmemek içinde&#8230;</p>
<p><strong>Show tv’nin yeni dizisi “Ah Neriman” da mahallenin bıçkın, fanatik delikanlısı Mert rolündesiniz. Bize diziden ve rolünüzden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Aslında yukarıda yazıldığı gibi galiba. Hala bir karakter oturtma çabası içindeyim, bir anda işin içine giriyorsunuz ve organik bağı yakalayana kadar belli bir zaman geçiyor. Diziden ve çalışma ortamımdan çok memnunum ve umarım uzun soluklu ve izleyenlerin zaman ayırdıklarına değer bir iş olur. Perran Kutman ile kucaklaşmak ve onun sizi daha çok kucaklayabilmesi için o sette olmak dahi yeterli olabiliyor. Çalışacağınız yere geri adımlarla gitmediğiniz iş ortamlarına her zaman denk gelmeyebilirsiniz, şükür ki bu iş seve seve gittiğimiz bir iş.</p>
<p><strong> Peki sizce “Ah Neriman” mevcut diziler arasında nereye yerleşecek? İlk bölüme ilişkin tepkiler nasıl? Reyting savaşından galip çıkıp tutunabilecek mi?</strong></p>
<p>Ben hiç anlamam reytingden, zaten pek anlaşılabilir bir şey olmasa gerek. Anladığını düşündüklerime soruyorum bazen ve kafam daha çok karışıyor, o sebep o konuya dair cümlem yok. Fakat AH NERİMAN samimi bir iş ve bu samimiyeti sebebi ile kendine yer bulabilir diye düşünüyorum, daha çok hissediyorum diyeyim.</p>
<p><strong> Dizi dışında kesinleşmiş projeler var mı?</strong></p>
<p>Tiyatro yapmak istiyorum ve tiyatro yapacağım inşallah.</p>
<p><strong>Nisan Dağ ve Esra Saydam ikilisinin ilk uzun metrajlı filmi olan ve </strong><strong>Adana Altın Koza film festivalinde size de en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran “Deniz Seviyesi” filmine nasıl dâhil oldunuz? Senaryoyu okuduktan sonra bu filmde yer almayı neden istediniz? </strong></p>
<p>Son dönemlerde sinema adına  bir aşk hikâyesi duysam, hemen ardından &#8220;aşk hikâyesinden gişe filmi olur, festival için olmaz&#8221; gibi içi boş nedeni niçini açıklanamayan yorumlar duyuyordum. Filmleri festival yahut gişe diye ayırabilmek gibi bir marifetim yok açıkçası&#8230;</p>
<p>Esra ve Nisan ile Deniz Seviyesi filminden bir buçuk sene önce anlaştık ve karşılıklı güvenle yol aldık. Bahsettiğim yorumlar üzerine de konuştuk ve neticesinde farklı düşünmediğimiz, birçok hususta hemfikir olduğumuzu anladık. Aşk filminden ancak gişe filmi olur&#8230; Algısına karşı iyi bir deneme olacağını düşündüğüm ve bu saçma algıyı biraz olsun kırabilir miyiz diye yola çıkacak güvenilir insanlara denk geldiğim için, bu filmin serüvenine ortak oldum diyebiliriz.</p>
<p><strong>Oyuncu kimliği dışında kimdir Ahmet Rıfat Şungar? Neler yapar? Duyduğum kadarıyla biraz fanatiksiniz. </strong></p>
<p>En azından bu soruya bir cümle kurabilirim. Fanatik değilim, iyi bir şey olduğunu da düşünmüyorum, çok net.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2014/10/19/ahmet-rifat-sungar-her-sohbetim-her-izledigim-yeni-oyun-film-okudugum-kitap-yaptigim-yuruyus-beni-muhakkak-egitiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
