<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 15:06:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Günyüzü eve değil, olay mahalline dönüş filmi!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/05/03/gunyuzu-eve-degil-olay-mahalline-donus-filmi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/05/03/gunyuzu-eve-degil-olay-mahalline-donus-filmi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 15:06:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26406</guid>

					<description><![CDATA[Banu Sıvacı Günyüzü filmiyle Berlin Film Festivali&#8217;nde Forum bölümünde yer aldı. Bizde de 45. İstanbul Film Festivali&#8217;nde Altın Lale için yarıştı. Film temeldeki bir konuyu ve onu çevreleyen birçok unsuru bir yok oluşun suskunluğu ve arayışı içinde anlamlandırmayı seçiyor. Kafamdakileri Sıvacı&#8217;ya sordum&#8230; Merhaba Banu, Günyüzü filminin çıkış noktasını senden dinlemek isterim…İlk filminin üzerinden sekiz yıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Banu Sıvacı Günyüzü filmiyle Berlin Film Festivali&#8217;nde Forum bölümünde yer aldı. Bizde de 45. İstanbul Film Festivali&#8217;nde Altın Lale için yarıştı. Film temeldeki bir konuyu ve onu çevreleyen birçok unsuru bir yok oluşun suskunluğu ve arayışı içinde anlamlandırmayı seçiyor. Kafamdakileri Sıvacı&#8217;ya sordum&#8230;</p>
<p><strong>Merhaba Banu, Günyüzü filminin çıkış noktasını senden dinlemek isterim…İlk filminin üzerinden sekiz yıl geçmiş; ülkemizde bir filmin çekim koşullarının oluşabilmesi için geçen süre nedir sence? Senaryo aşamasından sonra çekim maliyeti en etkili sorunsal galiba, o konuya da biraz değinmek ister misin?</strong></p>
<p>​Aslında sekiz yıl, bir yönetmenin ikinci filmi için uzun bir süre gibi görünebilir ama Türkiye’de bağımsız sinema yapmaya çalışıyorsanız bu süre maalesef &#8216;olağan&#8217; bir takvime dönüşüyor. Bir hikayeyi kağıda dökmek işin en sancılı ama en özgür kısmı; asıl mücadele o dünyayı kuracak finansal zemini oluştururken başlıyor.</p>
<p>​Evet, senaryo bittikten sonra en büyük sorun kesinlikle çekim maliyetleri ve ekonomik sürdürülebilirlik. Türkiye’deki yüksek enflasyon ve set maliyetlerinin öngörülemez artışı, biz bağımsız sinemacıları sadece yaratıcı değil, aynı zamanda sıkı birer &#8216;kriz yöneticisi&#8217; olmaya zorluyor. Pandemi öncesi geliştiren bir projeydi Günyüzü. 2018&#8217;de demosu ile pitching platformlarında görünürlük kazandı. Yazım süreci daha da eski elbette. Ancak pandeminin de filmin ilerlemesinde zorlayıcı etkileri oldu. <em>Günyüzü</em>, Kültür Bakanlığı destekleri ve Avrupa fonlarıyla  hayata geçti. Bu fonları bir araya getirmek, değerli katkıları olan Orkun Huylu, Yusuf Aslanyürek gibi ortak yapımcılar bulmak ve o bütçeyi filmin sanatsal niteliğinden ödün vermeden yönetmek, bazen filmin kendisini çekmekten daha fazla mesai istiyor.  Yine de filmi çok kısa sürede çekmek zorunda kaldık. Gerçekten zorlayıcı bir set deneyimi oldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26408 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-1024x682.jpeg" alt="" width="680" height="453" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-1024x682.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-1536x1023.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-BANU-SIVACI-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /></p>
<p><strong>Günyüzü isim olarak ilgi çekiyor ama gün yüzüne çıkamayan birçok şeye de vurgu yapıyor. Biraz isim üzerinden filmi yorumlasak?<br />
</strong> &#8216;Günyüzü&#8217;, toprağın altındakinin, yani örtbas edilenin, gizlenen suçların ve susturulan gerçeklerin yüzeye çıkma arzusunu temsil ediyor. Filmde hem coğrafi bir yarılma (faylanmalar) hem de ahlaki bir yarılma var. Yerin altındaki sarsıntı, aile içindeki o büyük &#8216;sırrı&#8217; da sarsıp günyüzüne çıkarmaya zorluyor.</p>
<p>​Aslında film boyunca, karakterlerin bastırdığı ne varsa kız kardeşin ölümü, patriyarkanın gölgesi, toprak çatlayıp köy tahliye edilirken, bir şekilde o gün ışığına maruz kalıyor. Günyüzü bir eve dönüş filmi değil benim için. Olay mahalline dönüş filmi. Bir ata yüzleşmesi yok, yuva hissi yok bir kadının yaşadığı korkunç deneyimle tekrar yüzleşmesi, otuz yıl sonra bile bunun etkilerinin tazeliğini nasıl koruduğu, bir aileyi nasıl dönüştürdüğü idi ilgilendiğim.</p>
<p><strong>Bir yandan da sanırım anneannenizin köyü orası. Bildiğiniz bir yer, bildiğiniz dekorlarda film çekmenin artısı nedir? Çocukluğunuzdaki Deringöl size ne hissettiriyordu, şimdi orayı kadın cinayetlerinin işlendiği ve gizlendiği bir göl olarak kullanmışsınız. Sizdeki bu değişim (varsa) öğrenmek isterim.</strong></p>
<p>Tanıdığınız bir coğrafyada film çekmek, aslında oranın ruhuyla suç ortağı olmak gibi. Çocukluğumun geçtiği, her taşını bildiğim o dekorlar bana büyük bir konfor alanı sağlasa da, aslında bu filmle o anılara &#8216;yetişkin ve sorgulayan&#8217; bir gözle geri döndüm. O derin göl çocukken benim için gizemli, devasa ve belki biraz masalsı idi. Doğanın bu muhteşem yapısı çocuklukta bir oyun alanıyken, büyüdükçe o sessizliğin neleri örtebileceğini fark ettim. Doğayı sessiz bir dekor olmaktan çıkarıp, suçun işlendiği ama aynı zamanda suçu kusmaya hazırlanan aktif bir özneye dönüştürmeye çalıştım. Benim için 180 metre derinliğinde dev bir su kütlesinin altında uyuyan bir masum kadının hikayesi bu. Gerçek bu kadar sert iken ona bir temsil bulmaya çalışmak belki de çok anlamlı değildir.</p>
<p><strong>Aslında çok güncel ve içimizi yakan bir konuya el atıyorsunuz. Tam da Gülistan Doku cinayetinin ortaya çıkması ve bu nedenle bir barajın boşaltılması sonucu iki kadın cesedine ulaşılması gibi korkunç bir gerçek de ortaya çıktı ve daha niceleri var mutlaka. Senin bu konudaki öngörünü biraz dinlemek isterim, bir kadının yok edilmesinin yollarından biri de onu tamamen kaybetmekten geçiyor… Bu konuda barajlar, göller ne gibi misyon üstleniyor…</strong></p>
<p>Filmde de gördüğümüz gibi, doğanın artık bu yükü taşıyamadığı bir döneme giriyoruz. İklim krizi veya çevresel faktörlerle su çekildiğinde ya da toprak yarıldığında, o saklanan &#8216;kirli&#8217; sırlar kusulmaya başlanıyor. Benim için göl; suçun derinlere gömüldüğü, sessizleştirildiği bir depo değil, artık saklamayı reddeden ve o gerçeği karakterlerin yüzüne çarpan aktif bir yüzey. Kadınların kaybedilmesi, aslında toplumun vicdanının o suyun dibine hapsedilmesi demektir; ama su çekildiğinde geriye kalan o çıplak gerçekle yüzleşmek, her zamankinden daha ağır oluyor. Tüm dünyada kadınlarla ilgili korkunç gerçekler ortaya çıkıyor. Bir değişim umudumuz var. Benim filmimde bu olay otuz yıl önce yaşanmış. Otuz yıl bile yaraları kapatmamış, aileyi dağıtmış. Bir kadının bu şekilde öldürülmesinin sonuçları sadece yas değil. Çok ciddi sonuçları var, film biraz da bunun üzerine düşündürmek istiyor. İki kardeşin arasına bu şuç dev bir yarık atmış.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26409 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU.jpg" alt="" width="550" height="287" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU.jpg 550w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-300x157.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/GUNYUZU-150x78.jpg 150w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<p><strong> </strong><strong>Suna belki de içinde yıllarca taşıdığı acıyla köye dönünce tekrar çarpışıyor. Ve durumun faili olduğu düşündüğü adam hala yaşıyor. Adam Alzheimer, ben bunu biraz da toplumsal unutkanlık olarak yorumladım… Her şeyi unutan, konuşmak istemeyen bir toplumun adamda vücut bulmuş hali gibi. Ama bir yandan da Suna onu sıkıştırınca kalp krizi geçirip öldü. Bu da adam aslında yaptığı şeyin derinliklerine indi gibi bir izlenim yarattı. Yani o da göl gibi onu derinlere bir yere gömmüştü ve ortaya çıkması onun sonu oldu gibi düşündüm… Sen nasıl yorumladın diye merak ettim.</strong></p>
<p>Kesinlikle, Alzheimer burada sadece tıbbi bir durum değil, kolektif bir zırh. Suçlu, hatırlamadığı sürece masum olduğuna inanmamızı bekliyor; toplum da aynı şekilde, geçmişle yüzleşmediği sürece &#8216;huzurlu&#8217; kalacağını sanıyor. Suna’nın karşısındaki bu &#8216;zihni meçhul&#8217; tablo, aslında adaletin en büyük çıkmazı. Eğer fail ne yaptığını idrak edemiyorsa, ona sorulan hesabın bir anlamı kalır mı?</p>
<p>​Adamın, Suna’nın ısrarlı sorgusu ve o bastırılmış gerçekle yüzleşmesi anında kalp krizi geçirip ölmesini, ben de bir &#8216;manevi otopsi&#8217; gibi görüyorum. Suna o zihni kazıdıkça, adamın yıllardır derinlere gömdüğü, belki kendi kendine bile itiraf edemediği o karanlık sarsıntı yüzeye çıktı. Adamın ölümü, bir bakıma gerçeğin ağırlığının artık taşınamaz hale gelmesidir. Tıpkı o köyün tahliye edilmesi gibi; toprak da, zihin de artık o yükü taşıyamayıp iflas ediyor. Suna için bu bir &#8216;zafer&#8217; değil, aslında yarım kalmış bir hesaplaşmanın getirdiği o tuhaf, buruk boşluk. Fail öldüğünde suç yok olmuyor, sadece muhatapsız kalıyor ve bu da mağdurun yasını daha da ağırlaştıran bir durum. Ama bu filmde kimse sır saklamıyor yalnızca unutmuşlar ve hayatlarına devam ediyorlar.</p>
<p><strong>Suna orada kalmak istiyor, tekrar özüne köklerine dönmek istiyor ama hem köyün durumu hem de kardeşinin tavrı bu yönde çok aksi seyrediyor. Kalmasını istemiyor, genelde istemezler. Burada kardeşin kurduğu düzenin bozulmaması gibi tavırda olduğunu anlıyorum. O da dibe çöküşten memnun ve gölü karıştırmak demek, ortalığı bulandırmakla eşdeğer bir durum mu yaratıyor?</strong></p>
<p>Ayhan, o bölgedeki pek çok erkek figürü gibi &#8216;idare etme&#8217; kültürünün bir parçası. Onun için huzur, adaletin sağlanmasıyla değil, suçun ve geçmişin görünmez kılınmasıyla mümkün. Ancak bunun bir sebebi var, Bekir ile olan bir toprak ortaklığı ve kendi ailesinin bütünlüğünü koruyabilmesi o ortaklığa bağlı. Aslında Ayhan hayvancılık yapmak isteyen, şehirdeki hayata meraksız, doğayı ve ailesini seven bir adam. Kendince  gölün dibini karıştırmak, sadece suyu bulandırmak değil, Ayhan’ın üzerine inşa ettiği o sahte konfor alanını yok edecek korkusu yaşıyor. Bu da onu suç ortağı yapıyor adeta. Kanıtsızlığa tutunuyor. Onun için kanıtı bile olmayan bir suç için düzen bozmaya değmez. Süleyman Kadim Kabaali bu karakteri hakkını vererek oynadı. Benimle birlikte filmin mekanlarına çok sık geldi ve disiplinle çalıştı.</p>
<p>​Suna’nın gelişi, Ayhan için sadece bir kardeş ziyareti değil; bir vicdan azabının eve geri dönmesi. Suna’nın hakikat arayışı dinamik ve yıkıcı. Burada toplumsal bir ikiyüzlülüğü de görüyoruz: Cinayeti örtbas eden ama güler yüzlü olan Ayhan’ın &#8216;iyi adam&#8217; sayılması; gerçeği arayan ama mesafeli duran Suna’nın ise &#8216;düzeni bozan yabancı&#8217; ilan edilmesi. Gölün bulanması, aslında Ayhan’ın aynadaki aksinin bozulması anlamına geliyor. Ancak haklı haksız dengesinde Suna&#8217;yı sarsan gerçekleri de Ayhan ve karısı Seher( Dilşah Demir) ortaya çıkarıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26410 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280.webp" alt="" width="689" height="388" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280.webp 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280-300x169.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280-768x432.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280-747x420.webp 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280-150x84.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/image-w1280-696x392.webp 696w" sizes="(max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>Selva Erdener bir opera sanatçısı ve burada Suna karakterine yön veriyor. Sanırım daha öne oyunculuk deneyimi de olmamış. Kendisiyle nasıl bir oyunculuk deneyimi yaşadınız, beklentinize denk düştü mü?</strong></p>
<p>Selva Erdener ile çalışmak benim için muazzam bir keşif süreciydi. Bir opera sanatçısı olmasından gelen o disiplin, sesini kullanma biçimi ve sahne hakimiyeti Suna karakterinin o vakur, mesafeli ve &#8216;soğuk&#8217; duruşuna çok şey kattı. İlk uzun metraj oyunculuk deneyimi olması aslında bir avantajdı; çünkü Suna karakterinin sinemadaki o geleneksel kadın temsillerine benzemeyen, alışılmadık ve taze bir duruşa ihtiyacı vardı. Ama opera sanatçıları aynı zamanda oyuncudur. Onlar oyunculuğa uzak değiller bizzat içindeler. Mesleğinde oldukça saygın ve ünlü bir isim Selva Erdener.</p>
<p>​Selva’nın disiplini ile benim kurmak istediğim o minimal ve rasyonel karakter yapısı çok iyi örtüştü. Karakterin o &#8216;sevilmek zorunda olmayan&#8217;, sınırları olan ve rasyonel tarafını canlandırırken gösterdiği cesaret, filmin ruhunu belirledi diyebilirim. Selva sadece Suna’ya can vermedi, ona bir ritm ve derin bir sessizlik de kazandırdı. Bu karakter korkunç bir travma yaşamış. Aynı kişi kız kardeşini de öldürmüş ona göre. Artık ağlayamıyor,  temas edilmekle ilgili sorunlar yaşıyor. Merak ettiğim şu oldu; seyirci ona bu yaşadıkları yüzünden  mesafeli olma hakkını tanıyacak mıydı? Yoksa bir kadından beklenen toparlayıcılık, kendi sınırlarını düzen bozulmasın diye görmezden gelme özelliklerini taşımadığı için onu yargılayacaklar mıydı?</p>
<p><strong>Köyün oturulamaz hale gelmesi, barajlar, madenler ve ekolojik dengenin bozulması&#8230; Filmde doğa, insan tahribatından nasibini alıyor gibi. Doğa bizzat hikayeyi iten bir özne mi?</strong></p>
<p>Kesinlikle öyle. Benim için doğa bu filmde karakterlerin arkasında duran sessiz bir dekor değil; bizzat hikayeyi iten, hatta karakterleri yerinden eden aktif bir özne. İnsanın üzerinde durduğu toprağa olan güvenini kaybetmesi, bence modern dünyanın en büyük trajedilerinden biri. O yüzey faylanmaları ve tahliye kararı, sadece bir mekan dinamiği değil; toprağın artık bizimle olan anlaşmasını bozmasıdır. İnsan tahrip ettikçe, doğa da bu yükü kusuyor. Yani o fay hatları sadece yerin altında değil, karakterlerimin arasındaki o görünmez mesafelerde de geçiyor. Bu anlamda ekolojik kriz, filmin hem fonu hem de asıl tetikleyicisi. Ama aynı kurak bölgede kuruma tehdidi yaşayan göller de var ve onlar bazen tekrar geri geliyorlar. Doğa bizden bağımsız kendi kararlarını alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26411 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/images.jpg" alt="" width="303" height="166" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/images.jpg 303w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/images-300x164.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/images-150x82.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" /></p>
<p><strong>Fidan karakteri ve babası&#8230; Bir kız için &#8216;baba&#8217;, başka bir kız için &#8216;katil&#8217;. Bu tezatlığı ve Fidan&#8217;ın köyün farklı bir yüzünü temsil etmesini biraz açar mısın?</strong></p>
<p>Bu gerçekten çok doğru bir soru. Bu tezatlık, filmin ahlaki merkezini oluşturuyor aslında. Hayatın içinde suçlular sadece &#8216;kötü adam&#8217; maskesiyle dolaşmıyorlar; birinin canını alan kişi, aynı zamanda birinin sevgi dolu babası olabiliyor. Bu korkunç ikilik, suçun sıradanlığını ve toplumun içindeki o sinsi yerini gösteriyor. Fidan ise bu karanlığın içinde bambaşka bir rengi, farklı bir gelecek tahayyülü olan yüzünü temsil ediyor. Benim kendi deneyimlerimde annemin doğduğu köyde, Fidan gibi kızlar vardı. Motorsiklete biner, şarkılar söylerlerdi. Bu yüzden belki de taşra kelimesinden hoşlanmıyorum. Bu kelimeyi üstenci buluyorum. Merkeze uzak anlamı taşıyor. Sizi merkez yapan ne? Diye sormak geliyor içimden bu kelimeyi duyduğumda. Sosyolojik olarak kabul gören bir kelime olması onu benim gözümde doğru yapmıyor. Sinemamızda anlam olarak çok yukarıdan bir bakışla kullanılıyor. Kötülük her yerde kendini gösterebilir. Yaşadığı coğrafya ile insanlar hakkında genel kanıda bulunmayı doğru bulmuyorum.</p>
<p>​Fidan’ın varlığı, Suna için de bir ikilem: Suna adaleti ararken, bir başka kadının (Fidan) &#8216;baba&#8217; figürünü yıkmak zorunda kalıyor. Bu &#8216;haklı/haksız&#8217; dengesi insanı darmadağın eden bir durum. Biz Suna’nın adalet arayışına hak verirken, Fidan’ın dünyasının yıkılmasına da üzülüyoruz. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi; adalet bazen bir tarafı tamir ederken diğer tarafta yeni enkazlar bırakabiliyor. Bu trajik döngü, suçun bireysel olmaktan çıkıp nesilleri nasıl etkilediğinin bir göstergesi.</p>
<p><strong>Son olarak neler söylemek istersin? Benim sormadığım ama senin söylemek istediğin?</strong></p>
<p>Filmin ismiyle bağlayacak olursam; umarım <em>Günyüzü</em>, sadece festivallerde değil, izleyicinin kendi iç dünyasında da bir yankı bulur. Sinemada alışageldiğimiz &#8216;mağdur kadın&#8217; veya &#8216;kahraman erkek&#8217; şablonlarının dışına çıkıp; soğuk, rasyonel ve sınırları olan kadınların da haklılık payının, duygusal erkeklerin de suç ortaklığının olabileceğini tartışmaya açmak istedim.</p>
<p>Hayvanların (manda sahneleri ve kedi Leyla) bu hikayedeki varlığı da benim için çok kıymetli. Onlar, insanın yarattığı bu kaotik dünyada, dilleri olmasa da her şeyi gören ve hisseden en dürüst tanıklar. Bu keyifli ve derinlikli sorular için çok teşekkür ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/05/03/gunyuzu-eve-degil-olay-mahalline-donus-filmi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir sanatçı olarak görünür olmak ile sanatsal idealizmin aslında uzlaşmaz olduğunu düşünmüyorum!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/bir-sanatci-olarak-gorunur-olmak-ile-sanatsal-idealizmin-aslinda-uzlasmaz-oldugunu-dusunmuyorum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/bir-sanatci-olarak-gorunur-olmak-ile-sanatsal-idealizmin-aslinda-uzlasmaz-oldugunu-dusunmuyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[isimsiz eserler mezarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Manolya maya]]></category>
		<category><![CDATA[melik kuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26396</guid>

					<description><![CDATA[Melik Kuru ile İsimsiz Eserler Mezarlığı filmiyle ilgili konuştuk. Siyah beyaz çekilen filmde Manolya Maya ve Ekremcan Arslandağ başrolde. Aslı ve Murat&#8217;ın sanat camiasının kuralları içindeki alışılmadık yolculuğunu anlatan film görünür olmak ve idealist kalmak arasındaki çizgiye odaklanıyor. “İsimsiz Eserler Mezarlığı” fikri ilk olarak nasıl ortaya çıktı? Bu projenin çıkış noktasını biraz anlatır mısınız? Hikâyenin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Melik Kuru ile İsimsiz Eserler Mezarlığı filmiyle ilgili konuştuk. Siyah beyaz çekilen filmde Manolya Maya ve Ekremcan Arslandağ başrolde. Aslı ve Murat&#8217;ın sanat camiasının kuralları içindeki alışılmadık yolculuğunu anlatan film görünür olmak ve idealist kalmak arasındaki çizgiye odaklanıyor.</p>
<p><strong>“İsimsiz Eserler Mezarlığı” fikri ilk olarak nasıl ortaya çıktı? Bu projenin çıkış noktasını biraz anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Hikâyenin ilk ortaya çıkış noktası için, Columbia Üniversitesi’nde Yönetmenlik ve Senaryo Yazarlığı Yüksek Lisans programı için New York’a taşındığım 2016 sonbaharına kadar gidebiliriz. Hiçbir tanıdığımın olmadığı New York’ta henüz yeniydim ve orada hem yabancı bir ülkenin kültürüne hem de film okulu kültürüne alışmaya çalışıyordum. Aslı ve Murat karakterleri ilk o zaman ortaya çıktı. Belki de çok yalnızlık çekiyor olduğumdan olsa gerek, kâğıt üzerinde onlarla vakit geçirmek ve onları -Galatasaray Lisesi’nde okuduğum için- çok iyi bildiğim ve o sıralarda özlediğim Beyoğlu sokaklarında gezdirmek bence içimdeki bir hasreti gideriyordu.</p>
<p>Ancak bu hikâyenin bir kısa film olamayacağına kısa zamanda ikna oldum ve hikâyeyi gelecekte geri dönmek üzere rafa kaldırdım. Yıllar içerisinde önce akademide ardından Türkiye’ye döndüğüm 2021 senesiyle birlikte film sektöründe hayata geçen/geçemeyen birçok kısa ve uzun metrajlı film üzerinde çalıştım ve deyim yerindeyse hem ulusal hem de uluslararası endüstrinin oyun kurallarına aşina oldum. Bu deneyimlerin ve eş zamanlı olarak gelen hayal kırıklıkları ve öfkenin beni alttan alta İsimsiz Eserler Mezarlığı olarak izlediğiniz hikâyeye hazırladığını fark ettiğim noktada, 2022 senesinde hikâyenin başına tekrar oturdum ve bu kez uzun metraj senaryosu olarak yazmaya başladım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26398 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1024x427.png" alt="" width="684" height="285" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1024x427.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-300x125.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-768x320.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1536x640.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-2048x853.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1008x420.png 1008w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-150x63.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-696x290.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1068x445.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-18-1-1920x800.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 684px) 100vw, 684px" /></p>
<p><strong>Filmin ismi çarpıcı ve anlamlı. Günümüzde görünür olmak önemli ve bunun nasıl olduğunun önemi yok açıkçası. Zaten filmi de böyle bir yere bağlıyorsunuz, idealizm bitti mi gerçekten? </strong></p>
<p>Bir sanatçı olarak görünür olmak ile sanatsal idealizmin aslında uzlaşmaz olduğunu düşünmüyorum. Mesele hangi şartlarda, hangi amaçla, neye hizmet edecek şekilde görünür olduğunuz bence. Bu yalnızca sanat dünyası için geçerli de değil. Aslı, filmde anlam bulduğu şeyin peşinde koşan, koşarken de sanatsal üretimi adına bundan zamanını, emeğini ve parasını esirgemeyen genç bir idealist. Her sanatçı gibi işinde ürettiği anlamın bir başkası için de anlam ifade edeceğini ummakta. Bunun için de işlerinizin görünür olması bir zorunluluk elbette.</p>
<p>Problem, güncel sanat ve daha geniş anlamıyla kültür piyasasının görünür olmaya ihtiyacı olan (özellikle de genç) sanatçıları çağımızın gösteri kültürünün bir parçası olmaya zorunlu tutmasında diye düşünüyorum. Böyle bir kültürel atmosferde gösterinin kendisi sanatsal üretimi, onu her anlamda sağacak şekilde çevreler ve kaçınılmaz olarak anlamın içini boşaltır. Mesele gösterinin bir parçası olmaktır, neyi gösterdiğinizin bir önemi kalmamıştır.</p>
<p><strong>Aslı’nın babasıyla kurduğu ilişki de sorunlu. Bir tek ev arkadaşı Murat’la iyi anlaşıyor. Onunla da tükenme noktasına geldiğinde de tartışıyor. Burada iki farklı duruş görüyoruz, birisi durağan, birisi hareket halinde. Aslı ile Murat’ı bir arada tutan ana duygu nedir? </strong></p>
<p>Farklı mizaçlarına rağmen, Aslı ve Murat, çağımızın tehditkâr, güvencesiz ve sömürüye teşne sosyoekonomik düzeni karşısında içe kapanmış karakterler. Hayatına ve çevresine etki edemeyen her bireyin, güdüsel olarak içe kapanma eğilimi gösterdiğini ve hareket alanını bilinçli olarak daralttığını düşünüyorum. Aslı ve Murat bu yalnızlık ve izole edilmişlik duygusu içinde, en temel ihtiyacımız olan güven duygusunu kaçınılmaz olarak birbirlerinde bulmuşlar bence.</p>
<p>Belirttiğiniz gibi, aralarında basmakalıp toplumsal cinsiyet rollerine uymayan bir dinamik var. Aslı dışarıda avlayan, bir şeylerin peşinde koşan, eylemde bulunan ve fotoğraftan para kazanmasa da varlıklı ailesinin desteğiyle evi ekonomik anlamda döndüren karakter. Murat ise deyim yerindeyse bir ev erkeği, çalışmıyor ancak evi o çekip çeviriyor ve Aslı’nın hayatını kolaylaştırıyor. İkisinin de birbirlerine sağladıkları kolaylıklar var özetle. Çağımızın sert ekonomik koşulları içinde, özellikle de prekarya gençlik arasında, basmakalıp ataerkil cinsiyet rollerinin askıya alınarak ekonomik, kültürel ve toplumsal açıdan daha girift ilişkilenmelerin çok daha sıklaştığını düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26399 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-683x1024.jpg" alt="" width="361" height="541" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-1024x1536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-1365x2048.jpg 1365w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-1068x1602.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-1920x2880.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Melik-Kuru-scaled.jpg 1707w" sizes="auto, (max-width: 361px) 100vw, 361px" /></p>
<p><strong>Film derdini gayet akıcı, sade ve direkt anlatıyor. Mesela Aslı’nın yalnızlığı dikkat çekici, hiç kız arkadaşı yok. Genelde filmlerde kalabalık grup olur ya da el altında bir arkadaş… bu kadar sade anlatım tercihinin bir sebebi var mı? </strong></p>
<p>Yazılarını tekrar tekrar okuduğum drama yazarı Lajos Egri’nin çok sevdiğim bir sözü var: “Hikayeler hayatın aynası değildir, özüdür.” Bana öyle geliyor ki hem üretenler hem de bunun seyircileri/“tüketicileri” olarak bize estetikte ve hikâye dilinde dayatılmış olagelen kuru bir gerçekçiliğe konforlu bir şekilde alışmış durumdayız. Başka bir deyişle, hikayeler gerçek hayatın zenginliğini, rastlantısallığını ve karmaşıklığını tek başına sırtlarına yüklenmemeliler diye düşünüyorum. Elbette fotografik gerçekçiliğin bizleri iki yüzyıldır koşulladığı bir gerçeklik beklentisi var. Ancak bunu hem sanatçı olarak hem de seyirci olarak yarattığımız hikayelere her koşulda dayatmamızın, hepimizi sanatsal estetiğin aşkınlık potansiyelinden mahrum bırakacağını düşünüyorum. Zaten belki de bu yüzden film kamerası icat edildikten sonra sinemada en hızlı serpilen sanatsal damar bu gerçekçiliği yok etmek istedi.</p>
<p>Aslı yalnız bir karakter. Bilmiyorum, belki de hayatım boyunca çok fazla yer ve çevre değiştirmek zorunda kaldığım için olacak, ben onun arkadaşsızlığını ve kimsesizliğini yadırgamıyorum. Günümüzün hız ve birey odaklı sosyoekonomik koşullarının bizi ne kadar yalnız bıraktığını bazen hepimiz fazla göz ardı ediyoruz belki de.</p>
<p><strong>Aslı’nın ellerle yaşadığı kuşatma halinin işaret ettiği durum nedir tam olarak? Filmin direkt bir anlatımı var, bu hamleler onu bozuyor ama çok iyi olmuş bir yandan da… Bu psikolojik bir dışavurumu mu işaret ediyor?</strong></p>
<p>Kesinlikle. Bazen en sevdiğiniz şey, sizi nefessiz bırakabilir de. Özellikle sanatsal üretimle haşır neşir olmuş ve çok uzun süreler tek bir işe kendini vakfetmiş insanların bu hissi iyi bildiğini düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26400 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1024x427.png" alt="" width="672" height="280" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1024x427.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-300x125.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-768x320.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1536x640.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-2048x853.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1008x420.png 1008w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-150x63.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-696x290.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1068x445.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Artboard-3-1-1920x800.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><strong>Filmin çekim koşulları ve şartlarından bahsedersek, nasıl oldu, her şey yolunda gitti mi? </strong></p>
<p>İsimsiz Eserler Mezarlığı, post-prodüksiyon aşamasına kadar herhangi bir kurumsal destek almadan yapıldı. Ancak filmimizin bu anlamda biricik olmadığının da farkındayım. Bağımsız sinemamızın çetin yıllardan geçtiği bir dönemdeyiz. 2000ler Türkiye bağımsız sinemasının temel yapım modeli olan ortak yapım modeli hem ülkemize has ekonomik sorunlardan hem de mevcut global kültürel iklimden ötürü çalışmaz hale geldi. Ve açıkçası yerine de yeni bir yapım modeli konmadı. Yerli sinemacılar olarak ortak bir gaye etrafında birleşerek bireysel fedakarlıklarımızla, son derece rekabetçi ve bizden avantajlı bir global endüstride var olma mücadelesi veriyoruz. İlk film için bunların hepsi göze alınabilir ancak bu şartlar altında sürdürülebilir bir sanat kariyeri inşa etmenin olasılığına dair kuşkularla doluyum.</p>
<p>Yapım ve yapım sonrası aşamasında yaşadığımız sorunların istisnasız tamamının maddi yetersizlik kaynaklı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Her biri, yapım ekibimizin ve yaratıcı ekibimizin emeği, zamanı ve fedakarlıkları sayesinde çözüldü ve filmimiz Türkiye şartlarında fena sayılmayacak bir sürede, iki buçuk yıl içerisinde tamamlandı.</p>
<p><strong>Oyuncu seçiminden bahsedebilir miyiz biraz? </strong></p>
<p>Casting direktörümüz Ezgi Baltaş ile oyuncu seçeneklerimize bakmadan önce uzun uzun tartıştık ve isimler üzerinde acele etmedik. Bugünden bütüncül bir şekilde bakmaya çalıştığımda olası her fırsatta teamüller dışında düşünmeye çalıştığımızı söyleyebilirim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26401 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1024x428.jpg" alt="" width="689" height="288" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1024x428.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-300x125.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-768x321.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1536x642.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-2048x857.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1004x420.jpg 1004w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-696x291.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Still-2025-09-15-170941_1.353.1-1920x803.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>İzleyiciyi bu filme nasıl ortak etmek istediniz? Duygusal mı, düşünsel mi, yoksa ikisinin ortaklığında mı? </strong></p>
<p>Seyirci olarak bizlerde iz bırakan her filmin ortak yönünün bizde duyusal-düşünsel bir bütünlük hissi yaratmaları olduğunu söyleyebilirim. Bunu yaratabilmenin sadece bir filmci için değil, herhangi bir sanat dalında üreten her sanatçı için son derece metanetli ve ömür boyu disiplin gerektiren bir çalışma gerektirdiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Son olarak neler söylersiniz? </strong></p>
<p>Senaryodan kurguya, filmin her yaratıcı aşamasında keyif aldığımız ve izleyenin de keyif alacağı bir film yapmak için ekipçe emek verdik. Seyirciyle iletişim kurmak konusunda istekli bir film yaptığımızı bu süreçte hem kendime hem de etrafıma sık sık hatırlattım. Filmimizin sanat dünyasında geçen siyah-beyaz bir film olduğunun farkındayım ancak ben bunu genç bir insanın günümüz koşullarında haysiyetini kaybetmeden var olma mücadelesi olarak görüyorum. Yurtdışı gösterimlerimizde de her yaştan ve toplumsal kesimden insanların filmden keyif aldığını görmek beni çok mutlu etti. İstanbul gösterimlerimizin kahkahalarla geçtiğini gördükten sonra ise eğlenceli bir film yaptığımıza tamamen ikna oldum. Eğlenceli bir film izlemek isteyen herkesi vizyona girdiğinde filmimize bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/bir-sanatci-olarak-gorunur-olmak-ile-sanatsal-idealizmin-aslinda-uzlasmaz-oldugunu-dusunmuyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivalinde-oduller-sahiplerini-buldu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivalinde-oduller-sahiplerini-buldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:16:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26389</guid>

					<description><![CDATA[Kadın Yönetmenler Derneği tarafından, bu yıl 24-29 Nisan tarihleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle düzenlenen Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nde ödüller Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende sahiplerini buldu! Gecenin sunuculuğunu Sıla Topçam üstlendi. Uluslararası Altın Makara Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda Emine Emel Balcı’nın Buradayım, İyiyim filmi en iyi uzun metraj film ödülü kazanırken, yönetmen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Yönetmenler Derneği tarafından, bu yıl 24-29 Nisan tarihleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle düzenlenen Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali’nde ödüller Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende sahiplerini buldu! Gecenin sunuculuğunu Sıla Topçam üstlendi.</p>
<p>Uluslararası Altın Makara Uzun Metrajlı Film Yarışması’nda Emine Emel Balcı’nın Buradayım, İyiyim filmi en iyi uzun metraj film ödülü kazanırken, yönetmen Biket İlhan adına verilen Biket İlhan En iyi Yönetmen Ödülü Lykee Post Partum filminin yönetmenleri Alexe Landgren ve Karen Helene Haugaard’a verildi. Hatice Aşkın’ın Adresi Olmayan Ev filmi jüri özel ödülünün sahibi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26391 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-1024x683.jpg" alt="" width="686" height="457" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7200-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 686px) 100vw, 686px" /></p>
<p>Kısa Candır ulusal kategorisinde Deniz Koloş’un Ölüm Bizi Ayırana dek filmi jüri tarafından en iyi film seçilirken, jüri özel ödülünün sahibi de Sevgi Esman’ın Mutlu Ayaklar filmi oldu. Uluslararası kategoride ise Myriam Garcia Marienstras’ın An Excess Baggage filmi en iyi film seçilirken, Masha Mollenhaur imzası taşıyan The Good Woman Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.</p>
<p>Kamera Göz Ulusal Belgesel Yarışması’nda Mehtap Şamiloğlu’nun Adı Kadın En iyi belgesel ödülü kazandı, jüri özel ödülü ise Biz Radyoyu Çok Sevdik belgeseliyle Nazan Haydari, Özden Cankaya, Cem Hakverdi’nin oldu.</p>
<p>Kamera Göz Uluslararası kategoride en İyi film Roser Corella, Stefano Obino imzalı Kickoff’un olurken, jüri özel ödülü Raquel Larrosa’nın Dissonance filmine verildi. Uluslararası Animasyon en iyi film ödülü Taryn Stickrath-Hutt, Dan Lund’ın The Finger Wife filminin olurken, animasyon jüri özel ödülü Laura Tofarides’in Brain Space filmine verildi. Uluslararası Deneysel en iyi film ödülü Pavlina Marvin’in An Afternoon With-Niki-Revekka filmine giderken jüri özel ödülünün sahibi de Maryam Shapoorian’ın Ça Reste Entre Nous filmi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26392 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-1024x683.jpg" alt="" width="674" height="449" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7092-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 674px) 100vw, 674px" /></p>
<p>Bu sene festivalin yeni bölümlerinden biri de Feminist Bakış Açısı oldu. Feminist Bakış Açısı en iyi film ödülü Farzam Tabibi’nin Portrait filmi olurken, Feminist Bakış Açısı Jüri Özel Ödülü Kameliya p. Petrova’nın Mother Of Rose filmine verildi. İzleyici Ödülü’nü Emine Yıldırım’ın Gündüz Apollon Gece Athena filmi kazandı.</p>
<p>Festival bu sene Sanata Destek Ödülü’nü Adana Film Festivali Programlar Genel Koordinatörü Ceren Yazıcıoğlu’na sundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26393 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-1024x683.jpg" alt="" width="632" height="421" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC_7037-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p>ULUSLARARASI “ALTIN MAKARA” EN İYİ UZUN METRAJ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “GOLDEN REEL” BEST FEATURE FILM AWARD</p>
<p><strong>BURADAYIM, İYİYİM</strong></p>
<p><strong>Emine Emel Balcı</strong></p>
<p>ULUSLARARASI “ALTIN MAKARA” JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “GOLDEN REEL” JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>ADRESİ OLMAYAN EV</strong></p>
<p><strong>Hatice Aşkın</strong></p>
<p>ULUSLARARASI ANİMASYON EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL BEST ANIMATION FILM CATEGORY AWARD</p>
<p><strong>THE FINGER WIFE</strong></p>
<p><strong>Taryn Stickrath-Hutt, Dan Lund</strong></p>
<p>ULUSLARARASI ANİMASYON JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL ANIMATION FILM JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>BRAIN SPACE </strong></p>
<p><strong>Laura Tofarides</strong></p>
<p>ULUSLARARASI DENEYSEL EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL BEST EXPERIMENTAL FILM AWARD</p>
<p><strong>AN AFTERNOON WITH NIKI-REVEKKA</strong></p>
<p><strong>Pavlina Marvin</strong></p>
<p>ULUSLARARASI DENEYSEL JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL EXPERIMENTAL FILM JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>ÇA RESTE ENTRE NOUS</strong></p>
<p><strong>Maryam Shapoorian</strong></p>
<p>ULUSAL “KAMERA GÖZ” BELGESEL JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>NATIONAL “CAMERA EYE” DOCUMENTARY JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>BİZ RADYOYU ÇOK SEVDİK</strong></p>
<p><strong>Nazan Haydari, Özden Cankaya, Cem Hakverdi</strong></p>
<p>ULUSAL “KAMERA GÖZ” EN İYİ BELGESEL FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>NATIONAL “CAMERA EYE” BEST DOCUMENTARY FILM AWARD</p>
<p><strong>ADI KADIN</strong></p>
<p><strong>Mehtap Şamiloğlu</strong></p>
<p><strong> </strong>ULUSLARARASI “KAMERA GÖZ” EN İYİ BELGESEL FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “CAMERA EYE” BEST DOCUMENTARY FILM AWARD</p>
<p><strong>KİCKOFF</strong></p>
<p><strong>Roser Corella, Stefano Obino</strong></p>
<p><strong> </strong>ULUSLARARASI “KAMERA GÖZ” BELGESEL JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “CAMERA EYE” DOCUMENTARY JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>DİSSONANCE</strong></p>
<p><strong>Raquel Larrosa</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ULUSAL “KISA CANDIR” EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>NATIONAL “SHORT IS LIFE” BEST SHORT FILM AWARD</p>
<p><strong>ÖLÜM BİZİ AYIRANA DEK </strong></p>
<p><strong>Deniz Koloş</strong></p>
<p>ULUSAL “KISA CANDIR” JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>NATIONAL “SHORT IS LIFE” JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>MUTLU AYAKLAR</strong></p>
<p><strong>Sevgi Esman</strong></p>
<p>ULUSLARARASI “KISA CANDIR” EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “SHORT IS LIFE” BEST SHORT FILM AWARD</p>
<p><strong>AN EXCESS BAGGAGE </strong></p>
<p><strong>Myriam Garcia Marienstras</strong></p>
<p>ULUSLARARASI “KISA CANDIR” JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p>INTERNATIONAL “SHORT IS LIFE” JURY’S SPECIAL AWARD</p>
<p><strong>THE GOOD WOMAN </strong></p>
<p><strong>Masha Mollenhauer</strong></p>
<p>FEMİNİST BAKIŞ AÇISI EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ</p>
<p>FEMINIST PERSPEKTIVE AWARD</p>
<p><strong>PORTRAIT</strong></p>
<p><strong>Farzam Tabibi</strong></p>
<p>FEMİNİST PERSPEKTİF JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ</p>
<p><strong>MOTHER OF ROSE</strong></p>
<p><strong>Kameliya P. Petrova</strong></p>
<p>BİKET İLHAN EN İYİ YÖNETMEN ÖDÜLÜ</p>
<p>BİKET İLHAN BEST DIRECTOR AWARD</p>
<p><strong>LYKEE POST PARTUM</strong></p>
<p><strong>Alexe Landgren, Karen Helene Haugaard</strong></p>
<p>SANATA DESTEK ÖDÜLÜ</p>
<p>ART ENCOURAGEMENT AWARD</p>
<p><strong>Ceren Yazıcıoğlu</strong></p>
<p>İZLEYİCİ ÖDÜLÜ</p>
<p>AUDIENCE AWARD</p>
<p><strong>GÜNDÜZ APOLLON GECE ATHENA</strong></p>
<p><strong>Emine Yıldırım</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/30/9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivalinde-oduller-sahiplerini-buldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 21 yaşında: Kestik baştan çekiyoruz!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 16:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26384</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF), 1-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yıl 21’incisi düzenlenecek olan festival, 14 ülkeden toplam 73 filmi, her zamanki gibi sponsorsuz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak.</p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF), 1-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yıl 21’incisi düzenlenecek olan festival, 14 ülkeden toplam 73 filmi, her zamanki gibi sponsorsuz, yarışmasız ve ücretsiz olarak seyirciyle buluşturacak. Festival, dünyanın dört bir yanından başvurulan 490 film arasından seçilen 54 yerli ve 17 yabancı filmi seyircilerle buluşturacak.</p>
<p><strong>3 şehir 34 salon</strong></p>
<p>Film gösterimleri İstanbul’da Avrupa yakasında Beyoğlu Sineması, Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit Etkinlik Salonu, Yücel Kültür Merkezi ile Anadolu yakasında Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi, Barış Manço Kültür Merkezi ve TAK-Tasarım Atölyesi Kadıköy’de düzenlenecek.</p>
<p>Ankara’daki gösterim mekanları Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Mülkiyeliler Birliği, Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi, Kült Kavaklıdere Sineması, Batıkent Halkevi, Dikmen Halkevi, Mor Patika Kadın Derneği, ODTÜ Fizik Bölümü U2 Amfisi, ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri olarak belirlendi.</p>
<p>İzmir’de ise Fransız Kültür Merkezi, Türkan Saylan Kültür Merkezi, Tarık Akan Gençlik Merkezi, İzmir Halkevi, Karşıyaka Halkevi, Sanathane, Menderes Kültür ve Yaşam Derneği, İzmir Mimarlık Merkezi, Altındağ Kültür Merkezi, APİKAM, Art Venue İzmir (AVI), Bornova Gençlik Merkezi, Çağdaş Özürlüler Derneği, İnönü Kültür Merkezi, Karantina Meydanı, Pir Sultan Kültür Merkezi, Uğur Mumcu Gençlik Tiyatrosu gösterimlere ev sahipliği yapacak.</p>
<p><strong>Açılış geceleri 2 Mayıs’ta</strong></p>
<p>Festivalin İstanbul açılış filmi, Hüseyin Karabey’in “Kuzeyden Gelen Adam” filmi olacak. Açılış gecesi, 2 Mayıs Cuma saat 19.30’da Atlas Sineması’nda yapılacak. Gecenin sunuculuğunu Tilbe Saran üstlenecek. Açılış gecesinin özel konukları olacak.</p>
<p>Kadir İnanır’a teşekkür ve onur plaketinin verileceği gecede her yıl olduğu gibi bir set emekçisi de sahneye davet edilecek. Bu yılın set emekçisi Gökhan Özgül.</p>
<p><strong>Ankara ve İzmir’de festival yürüyüşü</strong></p>
<p>Ankara’da 2 Mayıs günü festival yürüyüşü saat 17.30’da Kuğulu Park’ta, İzmir’de 2 Mayıs günü saat 18.30’da Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde başlayacak.</p>
<p>Festivalin Ankara’daki açılış filmi Merhaba Ankara: Büyük Öğretmen Yürüyüşü. Belgesel filminin yönetmeni Nur Tuğçe Biga da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın üye ve yöneticileri ile birlikte 2 Mayıs’ta saat 18.00’de Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecek açılış gecesine katılacak. Gecenin sunuculuğunu Yezda Kaçar üstlenecek. Nomadika ezgileriyle sahnede olacak.</p>
<p>Festivalin İzmir açılış filmi de Mert Güncüer’in Bir Sürgünün Not Defteri: Misina filmi olacak. Açılış gecesi, 2 Mayıs Cuma saat 19.30’da İzmir Mimarlık Merkezi’nde yapılacak. Seyirciler 19.00&#8217;da sanatçı İlker Kılıçer&#8217;in Pantomim Gösterisi, fuayede düzenlenen 21. yıl Afiş Sergisi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Trio ile karşılanacak. Gecede direnişleri devam eden Digel Tekstil, Temel Conta ve Katı Atık Enerji İşçilerinin sesine kulak verilecek.</p>
<p><strong>İstanbul’da dolu dolu program</strong></p>
<p>Bu yıl festivalde usta yönetmen Pelin Esmer’in retrospektifi yer alacak. 11’e 10 Kala, Gözetleme Kulesi, Oyun ve yönetmenin Shakespeare’i Çanakkaleli kadınlarla buluşturan Kraliçe Lear belgeseli. 8 Mayıs Cuma günü TAK’ta yapılacak Kraliçe Lear ve Gözetleme Kulesi gösterimleri olacak.</p>
<ul>
<li><strong>Erişilebilirlik</strong></li>
</ul>
<p>10 Mayıs’ta saat 14.00’te Engellenen Bireyler için Erişilebilir Sinema başlıklı panel ve forum, Erişilebilirlik İçin Her Şey’den Serim Berke Yarar ve Seben Ayşe Dayı Yarar katılımıyla düzenlenecek.</p>
<ul>
<li><strong>Hakan Tosun</strong></li>
</ul>
<p>10 Mayıs’ta saat 16.45’te Hakan Tosun’un Kamerası Hâlâ Kayıtta: Kent Hakkı ve Ekoloji Mücadeleleri başlıklı forum Aynalı Geçit Etkinlik Salonu’nda İmre Azem, Ceyhan Çılğın, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Fuat Yücel Filizler, T. Gül Köksal ve Hakan Tosun’un ailesinin katılımıyla düzenlenecek.</p>
<ul>
<li><strong>Film rotası</strong></li>
</ul>
<p>3 Mayıs’ta saat 15.00’te “Beyoğlu Film Rotası: İşçi Hikâyelerinin İzinde Mekânlar” başlıklı etkinlikte rota boyunca; Dönersen Islık Çal, Duvara Karşı, Yusuf ile Kenan, Beyoğlu’nun Arka Yakası, Arkadaş, Muhsin Bey gibi unutulmaz filmlerin izi sürülecek.</p>
<p><strong>Yabancı yönetmenler Türkiye’de</strong></p>
<p>Festivalin bu yılki seçkisinde, emeğin ve hak mücadelesinin izini süren uluslararası isimler de izleyiciyle buluşuyor. &#8216;Rüzgâra Karşı&#8217; filminin yönetmeni Felix Chou, &#8216;Petra Kelly: Derhal Harekete Geçin!&#8217; belgeselinin yönetmeni Doris Metz ve &#8216;Tek Çekimde Emek&#8217; projesinin yürütücüsü Antje Ehmann, festival süresince gerçekleştirilecek gösterimlerde bizzat yer alarak izleyicilerle bir araya gelecek. İstanbul’da Felix Chou, Doris Metz ve Antje Ehmann, açılış gecesinde de konuklar arasında yerlerini alacaklar.</p>
<p><strong>Ankara’da her gün paneller, söyleşiler</strong></p>
<p>3 Mayıs’ta Ulus Atatürk Heykeli önünde saat 12.30’da bir araya gelenler O’Film Route ekibi ile birlikte Ankara Filmleri Gezisine katılacak.</p>
<p>3 Mayıs günü saat 15.00’te ÇSM Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda Dünya Basın Özgürlüğü Günü Söyleşisi düzenlenecek. Etkinliğin konukları Aslı Alpar, Gökçer Tahincioğlu, Ali Ergin Demirhan.</p>
<p>3 Mayıs günü saat 19.30’da Kült Kavaklıdere’de Efendi Sinemanın Toksik Yalnızlığı başlıklı etkinlik Konu Bi Şey ekibiyle düzenlenecek.</p>
<p>5 Mayıs’ta saat 19.00’da ÇSM Gülten Akın Konferans Salonu’nda Yaratıcı Drama Yöntemi ile Film Atölyesi etkinliği Studio Fam ekibi ile düzenlenecek.</p>
<p>5 Mayıs günü saat 19.00’da ÇSM Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda Hakan Tosun anısına belgesel gösterimi ve Sibel Tekin ile söyleşi olacak.</p>
<p>4 ve 7 Mayıs günlerinde saat 19.00’da Anatolia Kültür Merkezi’nde senaryo yazımı ve kurgu atölyeleri düzenlenecek.</p>
<p><strong>İzmir’de de her gün paneller, söyleşiler</strong></p>
<p>3 Mayıs&#8217;ta Türkan Saylan Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Emek Mücadelesinde Sınırları Aşmak&#8221;, Art Venue İzmir&#8217;de (AVI) Mert Güncüer katılımıyla &#8220;Genç Yönetmenlerle Sinemada Dayanışma&#8221;,</p>
<p>4 Mayıs&#8217;ta Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde 16.00&#8217;da &#8220;Sinemada Yapay Zeka&#8221; ve 19.20&#8217;de BELLEKVARİ: KuirFest&#8217;in Sözlü Tarihi film gösteriminin ardından &#8220;Kesilmemiş Sahneler: Festivaller, Sansür ve Bağımsız Sinema&#8221;, Bornova Gençlik Merkezi&#8217;nde Yönetmenlerle &#8220;Türkiye&#8217;de Kısa Film Çekmek &#8211; 1&#8221;,</p>
<p>5 Mayıs&#8217;ta Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Barış Akademisyenleri ve &#8216;Gitmek'&#8221;, Tarık Akan Gençlik Merkezi&#8217;nde Yönetmenlerle &#8220;Türkiye&#8217;de Kısa Film Çekmek &#8211; 2&#8221;,</p>
<p>6 Mayıs&#8217;ta Art Venue İzmir&#8217;de (AVI) &#8220;Mekan &#8211; Sınıf -Hafıza &#8211; 1&#8221;,</p>
<p>7 Mayıs&#8217;ta Karşıyaka Halkevi&#8217;nde Yitik Ev filminin gösteriminin ardından yönetmen Yağmur Canpolat ile söyleşi,</p>
<p>8 Mayıs&#8217;ta Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi&#8217;nde (APİKAM) &#8220;Mekan &#8211; Sınıf -Hafıza &#8211; 2&#8221;, Bornova Çağdaş Özürlüler Derneği&#8217;nde &#8220;Erişilebilir Sinema&#8221;,</p>
<p>9 Mayıs&#8217;ta Türkan Saylan Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;İklim Adaleti ve Ekoloji Mücadelesi&#8221; konulu söyleşi düzenlenecek.</p>
<p><strong>Seçkide neler var?</strong></p>
<p>Seçkide bu yıl Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşacak tam 24 film var. Türkiye’den Bir İstiklal Hikayesi (Mustafa Çiftci), İzmir’de Bir Afro-Türk: Yalçın Yanık (Faruk Uysal), Köpek Maması (Fadime Eser), Merhaba Ankara: Büyük Öğretmen Yürüyüşü (Nur Tuğçe Biga) ve Yaş 29-30 (Berkant Bilgi) bu bölümde öne çıkan yapımlar arasında. Uluslararası seçkide ise 17 yabancı film, farklı coğrafyalardan gelerek Türkiye prömiyerlerini festivalimizde yapıyor.</p>
<p>Uzun metraj kurmaca filmlere baktığımızda; Hasan Tolga Pulat’ın Parçalı Yıllar filmi 1975’teki Amerikan ambargosu sonrası sanat ile geçim mücadelesi arasına sıkışan bir hayatı anlatırken, Belkıs Bayrak’ın Gülizar filmi uğradığı tacizin ardından giderek daralan çevresinde var olmaya çalışan bir kadının hikâyesine odaklanıyor. Fransa’dan Mohikan (Frédéric Farrucci), toprağını korumaya çalışan bir çiftçinin mücadelesini ekrana taşırken; Clara (Sabin Dorohoi) ise Almanya’da çalışmak için geride bıraktığı hayatla yüzleşen Romanyalı genç bir kadının annelikle kurduğu zor ilişkiyi anlatıyor.</p>
<p>Kurmaca kısa filmler bu yıl programın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Seçkide yer alan Garan, Kudret, Gece Mesaisi, Mutlu Ayaklar, Uyku Kapında, Prosedür, Yokuş, Balerin, Bizim Olan Her Şey ve Yaş 29-30 gibi filmler; gündelik hayatın sıkışmışlıklarını, çalışma koşullarını, toplumsal baskıyı ve bireysel çıkış arayışlarını farklı tonlarda ele alıyor.</p>
<p>Belgesel seçkisi ise emek, hafıza, kimlik, göç ve direniş ekseninde güçlü bir hat kuruyor. Mert Güncüer’in Bir Sürgünün Not Defteri: Misina’sı Fuat Saka’nın yaşamı üzerinden bir sürgün ve müzik yolculuğu sunarken; Rıza Oylum’un Yerli Yurtsuz belgeseli aidiyet meselelerine odaklanıyor. Bingöl Elmas, Yeni Han ile Aksaray’daki göçmen hayatlarını görünür kılıyor; Barış Altı ise Berona filminde Karadenizli emekçi kadınların deneyimlerini perdeye taşıyor.</p>
<p>Medya ve toplumsal hafıza üzerine odaklanan yapımlar da unutulmadı. Biz Radyoyu Çok Sevdik, kadın radyocuların gözünden radyoyu bir mücadele alanı olarak ele alırken; Roman Gibi, Sertel’lerin hikayesi üzerinden basın ve demokrasi tarihine bakıyor. Büşra Bozdemir ise Bir Kolektifin İzinden belgeseliyle kentsel dönüşümle kaybolan bir sanat mekânının izini sürüyor.</p>
<p>Güncel tanıklıklar da belgesellerde karşımıza çıkıyor: Kader Çetintaş’ın Karakuş’lar belgeseli deprem sonrası Adıyaman’da kadın dayanışmasını, İlkay Nişancı’nın Yavaş Ölüm ekolojik yıkımı, Asya Leman ve Sumru Kesik’in BELLEKVARİ: KuirFest’in Sözlü Tarihi ise queer bir festivalin hafızasını anlatıyor. Kısa belgeseller arasında yer alan YİBO (Şükran Demir, Özgür Ünal), Mavi, Devrim ve VHS Kasetler (Serdar Kökçeoğlu) ve Tanıştığıma Memnun Oldum (Güneş Kazdal, Jehan Barbur) ise hafıza, arşiv ve kişisel anlatılar üzerinden farklı kapılar açıyor.</p>
<p>Sinemanın politik gücünü hatırlatan filmler arasında ise ekofeminist bir figürü anlatan Petra Kelly: Derhal Harekete Geçin! ve usta yönetmen Ken Loach’un dünyasına bakan belgesel Ken Loach: Eylemcilik Sanatı dikkat çekiyor. Deneysel seçkide ise Tuğba Yaşar’ın Taşın Rengi bizi mekan, geçmiş ve hatıra üzerine düşünmeye davet ediyor.</p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, bu yıl da Institut Français de Turquie ile işbirliğini sürdürüyor. Bu işbirliği kapsamında Fransa’dan iki film programa dahil edildi: Mohikan (Frédéric Farrucci) ve Robot T-0 (Giulio Callegari).</p>
<p><strong>Festivalin katalogu ve program ayrıntıları önümüzdeki günlerde seyircisiyle paylaşılacak</strong></p>
<p>Festival İstanbul, Ankara ve İzmir etaplarının ardından, 2026 yılı sonuna kadar Türkiye’nin birçok ilinde ve noktasında düzenlenecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Platform Festivali Olarak 45. İstanbul Film Festivali</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/21/bir-platform-festivali-olarak-45-istanbul-film-festivali/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/21/bir-platform-festivali-olarak-45-istanbul-film-festivali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:38:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26381</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Film Festivali Türkiye’nin en köklü sinema etkinliklerinden biri olarak gösterim, üretim, tartışma ve dolaşım alanları üzerinden sinema kültürünün şekillendiği önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Festivalin nasıl geçtiğini değerlendirmek yalnızca filmlere değil; salon atmosferine, seyirci ilgisine, seçki yapısına, jürilerin konumlandırılmasına, filmlerin sunum biçimlerine ve sektör ayağına birlikte bakmayı zorunlu kılıyor. Sinema salonu seyircisinin belirgin biçimde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Film Festivali Türkiye’nin en köklü sinema etkinliklerinden biri olarak gösterim, üretim, tartışma ve dolaşım alanları üzerinden sinema kültürünün şekillendiği önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Festivalin nasıl geçtiğini değerlendirmek yalnızca filmlere değil; salon atmosferine, seyirci ilgisine, seçki yapısına, jürilerin konumlandırılmasına, filmlerin sunum biçimlerine ve sektör ayağına birlikte bakmayı zorunlu kılıyor.</p>
<p>Sinema salonu seyircisinin belirgin biçimde azaldığı bir dönemde festivalin hala bir izleyici hareketi yaratabilmesi önemli. Özellikle hafta sonu seanslarında ve yönetmen katılımlı gösterimlerdeki doluluklar, festivalin kent ölçeğinde bir sinema ritüeli üretmeye devam ettiğini gösteriyor. Şehrin iki yakasına yayılan gösterimler erişimi artırırken aynı zamanda İstanbul’da geçici bir sinema haritası oluşturuyor. Bu da festivalin “şehir festivali” niteliğini güçlendiriyor.</p>
<p>Festival 127 uzun metraj ve 13 kısa film gibi geniş bir programı, Altın Lale, Yeni Bakışlar, Kısa Film Yarışması, belgesel seçkisi, retrospektifler, galalar ve özel bölümlerle birlikte, farklı türleri, üretim ölçeklerini ve gösterim amaçlarını aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir yapı üzerinden bu yıl da ilerliyor. Yarışma bölümleri, keşif alanları, arşiv odaklı seçkiler ve endüstri odaklı gösterimler aynı program akışı içinde yan yana. Bu nedenle festival, tek bir sinema yönelimine ya da belirgin bir küratoryal hatta yaslanan bir yapıdan ziyade, farklı izleme biçimlerini aynı zeminde bir araya getiren çok katmanlı bir platform niteliğini devam ettiriyor.</p>
<p>Basın gösterimleri kapsamında izlediğim filmler ile moderasyonunu yaptığım gösterimlerde, farklı estetik yönelimlere sahip yapımların ortak bir duygusal ve tematik hatta kesiştiği fark ediliyor. Bireysel kırılganlık, yalnızlık ve toplumsal çözülme duygusu, tekrar eden bir arka plan olarak öne çıkıyor. Filmler biçimsel olarak birbirinden ayrışsa da, belirli bir ruh hali hissediliyor. Bu durum, bir yandan zamanın ruhunun sinema üretimini bu temalar etrafında şekillendirdiğini düşündürürken, diğer yandan çevre, yalnızlık, dijitalleşme, kadın, kimlik arayışları, göç ve kişisel portreler gibi temaların etkinliğini koruduğunu gösteriyor.</p>
<p>Her festivalde olduğu gibi bazı filmler ödüllerle görünürlük kazanırken doğal olarak bazıları bu çerçevenin dışında kaldı. Filmlerin seyirciyle buluşabilmesi festivallerin en temel kazanımlarındandır. Hangi filmlerin ödüllendirildiği bilgisine festival ve çeşitli platformlar üzerinden ulaşılabilir.</p>
<p>Ödüller demişken, bu ödülleri veren jüriler ve bu jürilerin festivalin resmi sunumunda nasıl konumlandırıldığı dikkat çekici. Son dönemde jüri meselesi üzerine düşünürken, yalnızca sonuçlara değil, jürinin kimlerden oluştuğuna, neyi temsil ettiğine ve izleyiciye nasıl sunulduğuna bakmanın en az sonuçlar kadar belirleyici olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu çerçevede festivalin web sitesinde yer alan jüri yapılanmasına bakıldığında, özellikle “bağımsız jüriler” başlığı dikkat çekiyor. Bu kullanım uluslararası festival terminolojisine yakın görünse de Türkiye bağlamında kavramsal bir belirsizlik yaratabiliyor. Burada söz konusu olan jüriler bizzat festival tarafından seçilmeyen, belirli meslek örgütlerini temsil eden ve bu kurumlar tarafından belirlenen jüriler. Dolayısıyla “bağımsızlık” vurgusu teknik olarak doğru olsa da izleyici açısından farklı bir algı üretebiliyor. Bu yapının “özel ödül jürileri” ya da “meslek birliği jürileri” gibi daha açıklayıcı kavramlarla ifade edilmesi daha yerinde olacaktır. Bu tür bir kullanım hiyerarşiyi doğru kurar, ana jüri ile ilişkisini netleştirir, yanıltıcı bağımsızlık iddiasını ortadan kaldırır.</p>
<p>Bununla bağlantılı olarak, bu jürilerin festivalin dijital yüzünde temsil biçimi de dikkat çekici. Ana yarışma jürisi fotoğraflar ve kısa biyografilerle sunulurken, aynı görünürlük “bağımsız” jüriler için sağlanmıyor. Oysa bu jüriler de ödül veren ve film dolaşımına doğrudan etki eden aktörler. Kim olduklarının ve hangi kurumsal çerçeveyi temsil ettiklerinin açık biçimde sunulması yalnızca estetik değil, aynı zamanda etik bir gereklilik. Bu tür bir şeffaflık, festivalin yalnızca sonuçlarını değil, o sonuçları üreten süreci de görünür kılar.</p>
<p>Programının çeşitliliği, şehirle kurduğu ilişki ve Köprüde Buluşmalar gibi endüstri ayağıyla birlikte düşünüldüğünde, çok katmanlı yapısıyla öne çıkan İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemanın farklı damarlarını bir araya getiren bir karşılaşma platformu olmayı sürdürüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/21/bir-platform-festivali-olarak-45-istanbul-film-festivali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Festivaldeki filmler çıkış ve anlam arıyor, taşınıyor, geriye dönüp bakıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26378</guid>

					<description><![CDATA[45. İstanbul Film Festivali’ni de geride bıraktık, kendi adıma yine filmlerin dünyasına sığındım. Ülke gündemi malum her yerden sıkıştırmaya devam ediyor… Festival bu sene Altın Lale Yarışması ve Yeni Bakışlar bölümünde yarışmalara yer verdi. Yeni bakışlar ilk ve ikinci filmlerini çeken Türk yönetmenlerin filmlerinden oluşurken Altın Lale yerli ve yabancı yönetmenlerin filmlerine yer vermişti. Yerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>45. İstanbul Film Festivali’ni de geride bıraktık, kendi adıma yine filmlerin dünyasına sığındım. Ülke gündemi malum her yerden sıkıştırmaya devam ediyor…</p>
<p>Festival bu sene Altın Lale Yarışması ve Yeni Bakışlar bölümünde yarışmalara yer verdi. Yeni bakışlar ilk ve ikinci filmlerini çeken Türk yönetmenlerin filmlerinden oluşurken Altın Lale yerli ve yabancı yönetmenlerin filmlerine yer vermişti. Yerli filmler konusunda bu sene ortalama bir seneydi, zaten yerden yere vuran bir dil kullanmayı sevmiyorum, yapıcı bir eleştiriyle kısaca filmlerden bahsedeceğim…</p>
<p>Kemal Burak Alper’in Altın Lale’de En İyi Erkek oyuncu ödülü kazandığı Ölü Köpekler Isırmaz, başarılı kısa filmlerinden tanıdığımız Nuri Cihan Özdoğan’ın ilk uzun metrajı. Özdoğan Ölü Köpekler Isırmaz&#8217;da ülkeyi çöplüğe dönüştüren zihniyete karşı, küçük hayatları, idealleri, korkularıyla baş başa iki gencin yitip giden hayatlarına gerçekçi bir bakış atıyor. Atmosfer duygusunu çok güçlü, karanlık kuran yönetmen, çöpü bile ideolojik zeminde paylaşamayan çakalları anlatıyor. Film bilindik zeminde ilerlese de özellikle de atmosfer kurgusuyla özgün bir havaya sahip.</p>
<p>Ali Vatansever’in festivalden ödülsüz dönen filmi Bir Arada Yalnız, hasta oğulları için hayatı kolaylaştırmaya çalışan, aslında kendilerinin büyük bir değişime ihtiyacı olan üç kişilik bir aileyi anlatıyor. İzzet’in sanal dünyada hastalıktan uzak hayatı filmin çoğu yerine nüfuz ediyor. Gerçek ve sanal çatışması yaşanıyor, filmin akışında, anlatımında problem yok ama hikaye sanal dünyayı bir kaçış dünyasına dönüştürerek hem kolaycı bir yol deniyor hem de günümüz dünyasında bir çıkış yolu yaratmaya çalışıyor ama çok da etkili olduğu söylenemez.</p>
<p>Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi Karanlıkta Islak Çalanlar, İnci Sefa Cingöz’e En iyi Kadın Oyuncu ödülü getirdi. Bu filmde de çıkış bulmaya çalışan sorunlu bir genç kız, kendi derdine düşen bir anne ve aslında kızının dertlerini gören ve hayatın akışı konusunda daha geride durmayı seven bir baba görüyoruz. Film zaman zaman gerçeküstü, absürt atmosferiyle çıkış yaratmaya çalışıyor, zaman zaman da ailenin içindeki sevimli çatışmalarla. Müfit Kayacan’ın oyunculuğunu seviyorum, burada da yönetmen o enerjiden yararlanmayı başarmış. Bu filmde de oyun dünyası ve onun çatışmalı noktası gerçek hayat var, film tüm bu kişisel kıvrımlarda yolunu bulmayı deniyor, ilk film için hiç fena değil!</p>
<p>Banu Sıvacı ikinci filmi Günyüzü’nde köyde kalan ve köyde dönen iki kardeş üzerinden bir hikaye kurmaya çalışıyor. Bu filmde de obruklar var, sinemasal gücü tartışılmaz bu obrukların, saklama yok etme hali de. Kardeşini öldürdüğüne inandığı Bekir’in peşine düşen Suna, kedisinin ortadan kaybolmasını çok da sorgulamıyor gibi duruyor, yani bu kayıp söze dökülmüyor çok. Kardeşinin ölümünden sonra terk ettiği kasabaya gelen Suna yıllar sonra kardeşinin kayboluşunu haklı bir şekilde sorgulamaya çalışıyor… Bir kaçışın izini, sorgusunu yıllar sonra aramaya, hatta bulmaya gelmiş bir kadının hikayesi biraz tekrarlı bir anlatımla son buluyor. Farklı hikayeler anlatma zamanıdır artık demek istiyorum, bu kalan ve gelen çatışması pek de bir yere varmıyor artık!</p>
<p>Yeşim Ustaoğlu’nun Kuru Taşın Başı belgeselini sevdim. Yusufeli barajının yapımı nedeniyle Kuru Taşın Başına yerleştirilen insanları anlatıyor. Bu tarz yerinden yurdundan edilme, toprağından koparılma hikayelerinin etkisi büyük. Yıllarca Hasankeyf dedik ama engel olamadık, Yusufeli de aynı şekilde sulara teslim. Aşağıda sular altında kalmış yaşamlarına bakıyorlar bir illüzyon gibi, sadece evleri var, hayatları sular altında. Konu yeni değil ama görüntüler etkili ve üzücü. Bir kuru taşın üstünde oturup kalmak… Belgesel olarak kurmacalar içinde pek şansı olmadığına inandığım film festivalden eli boş döndü.</p>
<p>Yeni Bakışlar bölümündeki yerli filmlere de değinmek istiyorum… Melik Kuru imzalı İsimsiz Eserler Mezarlığı festivalden en iyi sanat yönetimi ve en iyi müzik ödülleriyle ayrıldı. İdealist olmanın sınırlarını sorgulayan hikaye, İstanbul’un sanata bakış açısını da hiciv dolu dramatik bir üslupla ortaya koyuyor. Film siyah beyaz, sınırsız ve rahat bir biçimde akıyor. İnsan bazen eseriyle değil tepkisiyle ünlü olur düsturunun peşinde…</p>
<p>Elif Eda imzalı Süt Çiftliği festivalden ödülsüz dönenlerden. Bir çocuğun yaşadığı kayıp duygusu ve yas sürecini özdeşlik kurduğu ve annesinden ayrı tutulan bir buzağı üzerinden kuruyor. Tabii bir de savaş yüzünden kimsesiz kalan bir çocuk var. Büyüklerin endüstriyel algısına çocuksu ama dirençli bir başkaldırı var filmde. Tekrarlı anlatımlar ve hikayenin yetmediği noktalar dışında duygu olarak yakalanmış bir ilk film diyebilirim.</p>
<p>Salih Singin’in Hızır 7Gün belgeseli özlem duyduğumuz ama uzak durduğumuz doğal hayatı acı ve tatlı yanlarıyla karşımıza getiriyor. Ayancık’ın bir köyü üzerinden girişilen organize kötülükleri anlatıyor. Yeşilin kalbini çalan madenler, denizdeki balığı bitiren usulsüz avlanmalar ve buna rağmen doğanın kalbinde kalmayı seçen bir avuç insan. Çok işlenen, karşımıza çokça çıkan konular ama tekrarlanmasında fayda görüyorum. Yine özlemle doldu için, yeşile maviye uzandı elim.</p>
<p>Bağlar, Kökler ve Tutkular filminin yönetmeni Sunay Terzioğlu Film Yön jürisinden en iyi yönetmen ödülü kazandı.  Antalya&#8217;da izleyemediğim için İstanbul&#8217;a kaldı. Üç farklı etnik kökene ait karakterlerin peşinde bir çeşit kesişim hikayesi kuruyor, her hikaye bir kısa film tadında bir mağduriyetin peşinde aktüel tatta yüksek tempolu bir filme dönüşüyor. Filmi izlerken bazı şeyleri abartılı olarak gösterdiğinizi düşünüyorsunuz yönetmenin, hatta uyumsuzluk yarattığını ama gerçekçi ve doğal kurgusuyla işin özünü yakalamaya başarmış diyebilirim.</p>
<p>Evrim Çervatoğlu Keçi 501 festivalden en iyi görüntü yönetimi ödülüyle ayrıldı. Karadeniz’in muhteşem coğrafyasının filme çok şey kattığı aşikar. Cengiz’in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz’in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi olarak Cengiz’i seçiyor ve o bütünsellik içinde belgeseli bitiriyor.</p>
<p>Alican Durbaş Lo-Fi filmiyle deneysel bir algı yaratıyor. Bir kısa film kafasıyla çektiği filmde taşınma duygusunun yeni mi eski mi olduğu konusunda bir karmaşa yaratıyor. Açıkçası ışık oyunları, Emre ve Defne arasında yaşanan zamansal kopukluk filme farklı bir hava katıyor gibi dursa da filmin anlatımı bir yere varmıyor.</p>
<p>Sinan Yabgu Ünal The Annesi Ninja’da Avşa Adası’nda turlayan iki sevgilinin bir yere varmayan ilişki sarmalını anlatıyor. İkili arabanın içinde geçen sahneler uzasın diye bir türlü eve varamıyor, oyunculuklar muhtemelen serbest bırakıldığı için özellikle Kerim’i oynayan oyuncu bocalıyor. Film Melis’in başına gelenlerin sonunda nasıl sonuçlanacağını tahmin edebiliyor. Keşke vaat ettiği gerilimi yaşatabilseydi bizlere ama biraz ada turu olmuş maalesef bu film.</p>
<p>Ve Sultana. Erdi Işık’ın yazdığı, Ali Kemal Güven’in yönettiği film, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminden ilham almaya çalışmış, kadın dayanışmasına omuz vermeye çalışmış gibi dursa da, dansçı kızların etrafa serf ettikleri beylik lafların altında kalıyor. Ve kadınların mücadelesi de erkeklerin onları tercih etme isteğinde. Meral ve Anna arasındaki rekabet ne ara kaş göz yarmaya geldi onu da anlamadık. Sürekli direkte dans eden kızlar ve onları kafalarıyla onaylayan erkekler. Sitcom havasında istiklal caddesinde dolanan kamera ve her kadına bir hikaye yazma sevdasına yenilmiş bir senaryo. Tuba Büyüküstün güzel bir kadın ama hangi role girerse girsin duygusu geçmiyor maalesef.</p>
<p>Altın Lale’yi kazanan <em>Memory of Princess Mumbi / Prenses Mumbi</em> biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil, ama filmin teknolojinin yasaklanmış bir Afrika devletinde geçiyor olması, bir geleneğe sahip çıkması ama bunu yaparken fazlasıyla yapay zeka kullanması sinemanın geleceği konusunda açılan kapıları gösteriyor. Tabii yönetmen yeşil ekran, kompozisyon gibi eski yöntemleri de kullanıyor ve bunların birleşiminden değişik bir mimari yaratıyor. Sanırım jüriyi etkileyen de bu harmanın yarattığı üstünlük oluyor.</p>
<p>Altın Lale jürisi ayrıca György Pálfi’nin yönettiği <em>Tavuk </em>filmine mansiyon verdi. Tavuğun dünyasına öyle keyifle göz atıyoruz ki, yumurtasına, aşkına, özgürlük ve hayatına sahip çıkan bir tavuk filmi izliyoruz. Filmde efekt yok, tavuğun performansı, tavuk koçları ve iyi bir yönetim var, bu da takdire şayan.</p>
<p>Festivalde iki yıldır ‘Nerdesin Aşkım’ bölümü yok, o yüzden ödül almaya çıkanlar özellikle bu bölümün adını söyleyerek anmaya çalıştılar. Festival yapmanın eski keyfi kalmadığı aşikar, her şeyin belli bir denetim mekanizmasına tabii tutulduğu, maddi olarak kısıtlandığı bu süreçte bir festivali daha bitirdik… Önümüzdeki festivallerde buluşmak dileğiyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>45. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 06:52:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[45. İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[N Kolay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26372</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, The Marmara Taksim’de yapılan ödül töreniyle sona erdi. Festivalde kısa ve uzun metrajlı toplam 39 film yarıştı. 9-19 Nisan tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un iki yakasındaki yedi salonda dünya sinemasının en iyi örnekleriyle buluşturan, usta yönetmenlerin son filmlerini, yeni keşifler, kült yapımlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, The Marmara Taksim’de yapılan ödül töreniyle sona erdi. Festivalde kısa ve uzun metrajlı toplam 39 film yarıştı.</strong></p>
<p><strong>9-19 Nisan </strong>tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un iki yakasındaki yedi salonda dünya sinemasının en iyi örnekleriyle buluşturan, usta yönetmenlerin son filmlerini, yeni keşifler, kült yapımlar ve söyleşileri harmanlayan <strong>45. İstanbul Film Festivali</strong>, <strong>19 Nisan Pazar</strong> akşamı <strong>The Marmara Taksim</strong>’de düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. <strong>Onur Özaydın</strong>’ın sunuculuğunu üstlendiği törende ödüller sahiplerini buldu.</p>
<h3><strong><u>Altın Lale Yarışması</u></strong></h3>
<p><strong>Altın Lale Yarışması</strong>’nda bu yıl yerli ve yabancı <strong>15 film</strong> yarıştı. Yönetmen <strong>David Mackenzie</strong>’nin başkanlığını yürüttüğü Altın Lale Yarışması jürisinde Berlin EFM Direktörü <strong>Tanja Meissner, </strong>oyuncu <strong>Ekin Koç, </strong>akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı Tunç </strong>ve yapımcı <strong>Rodrigo Areias </strong>yer aldı.</p>
<p><strong>Altın Lale</strong>’yi bu yıl,<strong> Damien Hauser</strong>’in yönettiği <strong><em>Memory of Princess Mumbi / Prenses Mumbi</em> </strong>kazandı. Ödülü jüri başkanı<em>, </em>yönetmen<strong> David Mackenzie </strong>açıkladı. Altın Lale Ödülü, Şakir Eczacıbaşı anısına <strong>Eczacıbaşı Topluluğu</strong> tarafından 30.000 avro tutarında para ödülüyle destekleniyor.</p>
<p><strong>Jüri Özel Ö</strong><strong>dülü</strong>, Bi Gan’ın yönettiği <strong><em>Resurrection / Diriliş</em></strong> adlı filme verildi. Ödülü, yapımcı <strong>Rodrigo Areias</strong> açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen Ödülü</strong>’nü, <strong><em>Ma frère / Summer Beats / Yaz Kampı </em></strong>filmiyle <strong>Lise Akoka </strong>ile <strong>Romane Gueret</strong> kazandı. Ödülü kazanan yönetmenleri, Berlin EFM Direktörü <strong>Tanja Meissner </strong>açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Senaryo Ödülü</strong>’nü <strong><em>Rose </em></strong>ile <strong>Markus Schleinzer </strong>ile <strong>Alexander Brom</strong> kazandı. Kazananı, akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı </strong><strong>Tunç </strong>açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü <strong><em>Karanlıkta Islık Çalanlar</em> </strong>filmindeki rolüyle <strong>İnci Sefa Cingöz</strong> kazandı. Ödülü, akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı Tunç </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>&#8216;nü<strong> <em>Ölü Köpekler Isırmaz</em></strong> filmindeki rolüyle <strong>Kemal Burak Alper </strong>kazandı. Ödülü oyuncu <strong>Ekin Koç </strong>takdim etti.</p>
<p>Altın Lale jürisi ayrıca György Pálfi’nin yönettiği <strong><em>Tavuk </em></strong>filmine mansiyon verdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26374 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1024x683.jpg" alt="" width="638" height="425" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 638px) 100vw, 638px" /></p>
<h3><strong><u>Kısa Film Yarışması</u></strong></h3>
<p><strong>İstanbul Film Festivali</strong>’nin kısa film yapımını özendirmek, bu alandaki gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri festival izleyicisiyle buluşturmak amacıyla başlattığı ulusal nitelikli <strong>Kısa Film Yarışması</strong>’nda bu yıl <strong>11 film</strong> yer aldı. Filmleri değerlendiren jüride yönetmen <strong>Gizem Kızıl, </strong>oyuncu <strong>Meriç Aral </strong>ve yönetmen <strong>Levent Türkan </strong>yer aldı.</p>
<p><strong>En İyi Kısa Film Ödülü</strong>’nü <strong>Dalya Keleş</strong>’in yönettiği <strong><em>Yerçekimi</em> </strong>kazandı. Bu ödül, <strong>Anadolu Efes</strong> tarafından 200.000 TL para ödülü ile destekleniyor.</p>
<p>Jüri, ayrıca <strong>Berna Sitera Değirmen’</strong>in yönettiği <strong><em>Aşk ve Diğerleri</em></strong>’ni mansiyona layık gördü.</p>
<h3><strong><u>Yeni Bakışlar</u></strong></h3>
<p>Bu yıl, <strong>Seyfi Teoman Ödülü</strong>’ne 13 ilk veya ikinci yerli film aday oldu. En iyi filme verilen ödül, genç yaşta kaybettiğimiz yapımcı ve yönetmen Seyfi Teoman’ın adını yaşatmak amacıyla veriliyor.</p>
<p>Jüride yönetmen <strong>Mehmet Akif Büyükatalay, </strong>oyuncu <strong>Murat Kılıç, </strong>görüntü yönetmeni <strong>Meryem Yavuz, </strong>yapımcı <strong>Soner Alper </strong>ve Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi <strong>Meltem Naz Salduz</strong> yer aldı.</p>
<p><strong>Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü</strong>’nü <strong>Morteza Atabaki</strong>’nin yönettiği <strong><em>32 Metre </em></strong>kazandı. Ödülü jüri üyesi <strong>Meryem Yavuz</strong> takdim etti. Bu ödül, Anadolu Efes tarafından 800.000 TL tutarında para ödülüyle destekleniyor.</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong><strong> Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Ziya Demirel &amp; Yusuf Tan Demirel </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Meryem Yavuz </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü</strong>,<strong> <em>Keçi501 </em></strong>filmiyle <strong>Reşat Okan Candemir</strong>’e verildi. Ödülü <strong>Mehmet Akif Büyükatalay </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Kurgu Ödülü</strong>, <strong><em>32 Metre </em></strong>filmiyle<strong> Morteza Atabaki</strong>’ye verildi. Ödülü jüri üyesi<strong> Meltem Naz Salduz </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Sanat Yönetimi Ödülü</strong>’nü, <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmiyle <strong>Elif Öner </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Soner Alper </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Müzik Ödülü</strong>&#8216;nü, <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmiyle <strong>Efe Demiral</strong> kazandı. Ödülü <strong>Meltem Naz Salduz </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Esra Dermancıoğlu </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Mehmet Akif Büyükatalay </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>Annem Hakkında </em></strong>filmiyle <strong>Burak Dakak </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Soner Alper </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Çağdaş Ekin Şişman </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Murat Kılıç </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Özer Keçeci </strong>kazandı. Ödülü kazanan, jüri üyesi <strong>Murat Kılıç </strong>tarafından açıklandı.</p>
<h3><strong><u>Bağımsız Ödüller</u></strong></h3>
<p>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu <strong>FIPRESCI </strong>ve Türkiye’den üç farklı meslek kuruluşu <strong>(Film-Yön, BSB ve SİYAD)</strong> festivaldeki filmleri bağımsız jürileriyle değerlendirdi.</p>
<p><strong>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu </strong>FIPRESCI jürisinde sinema yazarları<strong> Selim Eyüboğlu, Mohamed Nabil Abdelhakim </strong>ve <strong>Nada Azhari Gillon </strong>yer aldı. Jüri, Altın Lale Yarışması’ndaki filmleri değerlendirdi. Altın Lale Yarışması’nda<strong> Mark Jenkin</strong>’in yönettiği <strong><em>Rose of Nevada, </em>FIPRESCI Ödülü</strong>’ne layık görüldü.</p>
<p><strong>Film Yönetmenleri Derneği </strong>Film-Yön jürisinde yönetmenler <strong>Hüseyin Karabey, Hatice Aşkın </strong>ve<strong> Çiğdem Sezgin</strong> yer aldı. Film-Yön jürisi, <strong>En İyi Yönetmen Ödülü</strong>’nü, yakın zamanda kaybettiğimiz usta yönetmen <strong>Osman Sınav </strong>anısına, <strong><em>Bağlar, Kökler ve Tutkular</em> </strong>filmiyle<strong> Sunay Terzioğlu</strong>’na takdim etti.</p>
<p><strong>Belgesel Sinemacılar Birliği </strong>BSB jürisinde belgesel sinemacılar <strong>Ersan Ocak, Esin Özalp Öztürk </strong>ve<strong> Ozan Turgut </strong>yer aldı. Resmi seçkide yer alan belgeselleri değerlendiren BSB jürisi, <strong>Volkan Üce</strong>’nin yönettiği <strong><em>2m<sup>2</sup></em> </strong>filmini ödüllendirdi.</p>
<p><strong>Sinema Yazarları Derneği </strong>SİYAD jürisinde sinema yazarları <strong>Fırat Ataç, Necla Algan </strong>ve <strong>Kerem Bumin</strong> yer aldı. SİYAD jürisi, En İyi Film Ödülü’nü <strong>Melik Kuru</strong>’nun yönettiği <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmine takdim etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26375 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1024x683.jpg" alt="" width="644" height="429" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-2048x1366.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1920x1281.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 644px) 100vw, 644px" /></p>
<ol start="45">
<li><strong>İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ</strong></li>
</ol>
<p><strong>9–19 Nisan 2026</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>ALTIN LALE YARIŞMASI</strong></p>
<p><strong>GOLDEN TULIP COMPETITION</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: David Mackenzie (başkan | president), Tanja Meissner, Ekin Koç, Prof. Dr. Aslı Tunç, Rodrigo Areias</p>
<p><strong>Altın Lale En İyi Film<br />
</strong><strong>Golden Tulip Best Film</strong></p>
<p><strong> </strong>Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 30.000 avro tutarında para ödülüyle desteklenmektedir. Bu ödül, seçilen filmin yapımcısına verilir.</p>
<p>Supported with a monetary prize of 30,000 Euros given by Eczacıbaşı Group. This award is given to the producer of the selected film.</p>
<p><strong>Prenses Mumbi / Memory of Princess Mumbi </strong></p>
<p>Yön Dir: Damien Hauser</p>
<p>(Kenya, İsviçre, Suudi Arabistan | Kenya, Switzerland, Saudi Arabia)</p>
<p>Yapımcılar Producers: Damien Hauser, Kaleem Aftab, Shandra Apondi</p>
<p><strong>Jüri Özel Ödülü</strong></p>
<p><strong>Special Jury Prize</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Diriliş / Resurrection</strong></p>
<p>Yön Dir: Bi Gan</p>
<p>(Çin, Fransa, ABD | China, France, USA)</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen</strong></p>
<p><strong>Best Director</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Lise Akoka &amp; Romane Gueret</strong></p>
<p>Yaz Kampı / Ma frère / Summer Beats</p>
<p>(Fransa | France)</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong></p>
<p><strong>Best Screenplay</strong></p>
<p><strong>Markus Schleinzer &amp; Alexander Brom</strong></p>
<p>Rose</p>
<p>(Avusturya, Almanya | Austria, Germany)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26376 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1024x683.jpg" alt="" width="662" height="441" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 662px) 100vw, 662px" /></p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actress</strong></p>
<p><strong>İnci Sefa Cingöz</strong></p>
<p>Karanlıkta Islık Çalanlar / Those Who Whistle After Dark</p>
<p>(Türkiye, Bulgaristan, Almanya | Türkiye, Bulgaria, Germany)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actor      </strong></p>
<p><strong>Kemal Burak Alper</strong></p>
<p>Ölü Köpekler Isırmaz / Dead Dogs Don’t Bite</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>Mansiyon</strong></p>
<p><strong>Special Mention          </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Tavuk / Kota / Hen</strong></p>
<p>Yön Dir: György Pálfi</p>
<p>(Almanya, Yunanistan, Macaristan | Germany, Greece, Hungary)</p>
<p><strong>KISA FİLM YARIŞMASI</strong></p>
<p><strong>SHORT FILM COMPETITION</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: Gizem Kızıl, Meriç Aral, Levent Türkan</p>
<p><strong>En İyi Kısa Film </strong></p>
<p><strong>Best Short Film</strong></p>
<p>Filmin yönetmenine Anadolu Efes tarafından 200.000 TL para ödülü verilir.</p>
<p>The director of the winning film is presented with 200.000 TL supported by Anadolu Efes.</p>
<p><strong>Yerçekimi / Gravity</strong></p>
<p>Yön Dir: Dalya Keleş</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Sinemanın büyülü gerçekçiliği içerisinde bir büyüme hikâyesini cesur bir dille anlattığı için…</p>
<p>For telling a coming-of-age story within the magical realism of cinema through a courageous narrative voice.</p>
<p><strong>Mansiyon</strong></p>
<p><strong>Special Mention</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Aşk ve Diğerleri / Love and the Others</strong></p>
<p>Yön Dir: Berna Sitera Değirmen</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Özgürlüklerin gitgide daraldığı günümüz dünyasında aşkın özgürleştirici gücünü naif bir dille bize tekrar hatırlattığı için…</p>
<p>For employing a naive voice to remind us of love&#8217;s capacity to set us free in a world where liberties are steadily shrinking…</p>
<p><strong>YENİ BAKIŞLAR</strong></p>
<p><strong>NEW VISIONS</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: Mehmet Akif Büyükatalay, Murat Kılıç, Meryem Yavuz, Soner Alper, Meltem Naz Salduz</p>
<p><strong>Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü</strong></p>
<p><strong>Seyfi Teoman Best Film Prize</strong></p>
<p><strong> </strong>Seçilen filme Anadolu Efes tarafından 800.000 TL tutarında para ödülü verilir, bu ödül seçilen filmin yönetmenine 1/2 yapımcılarına 1/2 pay olacak şekilde bölüştürülür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>This award is supported with a monetary prize of 800,000 TL supported by Anadolu Efes. The prize is divided among the producers and the director.</p>
<p><strong>32 Metre / 32 Meters</strong></p>
<p>Yön Dir: Morteza Atabaki</p>
<p>(Türkiye, Katar, İran | Türkiye, Qatar, Iran)</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong></p>
<p><strong>Best Screenplay</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Ziya Demirel &amp; Yusuf Tan Demirel </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Görüntü</strong></p>
<p><strong>Best Cinematography</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Reşat Okan Candemir </strong></p>
<p>Keçi501 / Goat501</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Kurgu</strong></p>
<p><strong>Best Editing</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Morteza Atabaki </strong></p>
<p>32 Metre / 32 Meters</p>
<p>(Türkiye, Katar, İran | Türkiye, Qatar, Iran)</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actress</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Esra Dermancıoğlu</strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actor</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Burak Dakak </strong></p>
<p>Annem Hakkında / About My Mom</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Supporting Actress</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Çağdaş Ekin Şişman </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Supporting Actor</strong></p>
<p><strong>Özer Keçeci </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Sanat Yönetimi</strong></p>
<p><strong>Best Art Direction</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Elif Öner</strong></p>
<p>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Özgün Müzik</strong></p>
<p><strong>Best Original Music</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Efe Demiral </strong></p>
<p>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</p>
<p><strong><u>BAĞIMSIZ ÖDÜLLER</u></strong></p>
<p><strong><u>INDEPENDENT PRIZES</u></strong></p>
<p><strong>FİLM-YÖN ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>FİLM-YÖN PRIZE</strong></p>
<p>Film Yönetmenleri Derneği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Directors Association of Türkiye: Hüseyin Karabey, Hatice Aşkın, Çiğdem Sezgin</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen (Osman Sınav anısına)</strong></p>
<p><strong>Best Director (in memory of Osman Sınav)</strong></p>
<p><strong>Sunay Terzioğlu</strong></p>
<p>Bağlar, Kökler ve Tutkular / Bonds, Roots and Passions</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>BSB ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>BSB PRIZE</strong></p>
<p>Belgesel Sinemacılar Birliği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Association of Documentary Filmmakers in Türkiye: Ersan Ocak, Esin Özalp Öztürk, Ozan Turgut</p>
<p><strong>En İyi Belgesel</strong></p>
<p><strong>Best Documentary      </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>2m2</strong></p>
<p>Yön Dir: Volkan Üce</p>
<p>Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) olarak göçmenlik deneyiminin en nihai ve varoluşsal sorularından birini –aidiyet ve son mekân meselesini– gurbette ölüm üzerinden güçlü bir sinematografik dille görünür kıldığı için 2m² belgeselini oybirliğiyle ödüllendiriyoruz.</p>
<p>As the Documentary Filmmakers Association (BSB), we award the documentary 2m² by unanimous vote, for making one of the most ultimate and existential questions of the immigrant experience —the issue of belonging and the final place of rest— visible through a powerful cinematographic language centred on death in a foreign land.</p>
<p><strong>FIPRESCI ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>FIPRESCI PRIZE</strong></p>
<p>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu Jüri Üyeleri Members of the Jury of the International Federation of Film Critics: Selim Eyüboğlu, Mohamed Nabil Abdelhakim, Nada Azhari Gillon</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>En İyi Film – Altın Lale Yarışması</strong></p>
<p><strong>Best Film – Golden Tulip Competition           </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Rose of Nevada</strong></p>
<p>Yön Dir: Mark Jenkin</p>
<p>(İngiltere | UK)</p>
<p>Bu ödülü, güçlü oyunculukları ve etkileyici anlatımıyla öne çıkan bir filme veriyoruz. Başlangıçta bir hayalet hikâyesi ya da bilim kurgu gibi görünen film, zamanla geçmişe uzanan olağanüstü bir yolculuğa dönüşüyor; bir zamanlar canlı ve hareketli olan, ancak zaman içinde topluluk ruhunu kaybeden bir kasabayı yeniden ziyaret ediyor.</p>
<p>For its excellent performance and storytelling, which begins as a ghost story or a science fiction tale. The film then unfolds into an extraordinary journey into the past, revisiting a town that once thrived before losing its community spirit.</p>
<p><strong>SİYAD ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>SİYAD PRIZE</strong></p>
<p>Sinema Yazarları Derneği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Film Critics Association: Fırat Ataç, Necla Algan, Kerem Bumin</p>
<p><strong>En İyi Film</strong></p>
<p><strong>Best Film</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</strong></p>
<p>Yön Dir: Melik Kuru</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Ödülümüz bir ilk filme. Gençler ve genç sanatçılar sistemin hükmedici baskısı altında yaşamı ve sanatlarını savunuyorlar. Siyah-beyazın fotografik ve anlatımsal büyüsünü bize yeniden hatırlatan görsel gücü, içeriği ve sağlam olay örgüsü nedeniyle…</p>
<p>Our award goes to a debut film. Today, youth and young artists defend life and their art under the dominant pressure of the system. For its visual power that reminds us once again of the photographic and narrative magic of black and white, its content, and its solid plot…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali başlıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26369</guid>

					<description><![CDATA[İzmir, 24–29 Nisan 2026 tarihleri arasında sinemanın güçlü kadın anlatılarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali, bu yıl “Vicdanın Kadrajında” temasıyla gerçekleşecek. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen festival, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle gerçekleştiriliyor. Özel Sağlık Hastanesi, Bortar Group, Kaya Prestige Hotel ve Balçova [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">İzmir, 24–29 Nisan 2026 tarihleri arasında sinemanın güçlü kadın anlatılarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali, bu yıl <strong>“Vicdanın Kadrajında”</strong> temasıyla gerçekleşecek. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen festival, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle gerçekleştiriliyor. Özel Sağlık Hastanesi, Bortar Group, Kaya Prestige Hotel ve Balçova Belediyesi de festivale katkı sağlayan kurumlar arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dünyanın dört bir yanından yoğun ilgi gören festivale bu yıl <strong>88 ülkeden toplam 675 film başvurusu</strong> yapıldı. Bu başvurular arasından seçilen yapımlar; uzun metraj, belgesel, kısa film, animasyon ve deneysel kategorilerde izleyiciyle buluşacak. Festival programı, bu yıl ilk kez gerçekleştirilen <strong>“Feminist Bakış Açısı”</strong> bölümüyle daha da genişliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Festival Direktörü Gülten Taranç, uluslararası görünürlüğün her geçen yıl arttığını vurgulayarak şunları söylüyor:<br />
“Dünyanın farklı coğrafyalardan gelen başvurular ve kurduğumuz uluslararası iş birlikleri festivalimizin etkisini büyütüyor. Ancak tüm bu görünürlüğe rağmen bu yıl festivali şimdiye kadarki en düşük destekle gerçekleştiriyoruz. Bu durum, bağımsız kültür üretiminin kırılganlığını bir kez daha hatırlatırken dayanışmanın gücünü de ortaya koyuyor.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ULUSLARARASI KONUKLAR İZMİR’DE</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival, bu yıl da önemli uluslararası sinemacıları İzmir’de ağırlıyor. Fransa’dan ödüllü yönetmen Houda Benyamina’nın yanı sıra Almanya’dan yönetmen Irene von Alberti, Almanya’dan belgesel sinemacı Sarah Anna Gross, İtalya’dan yönetmen ve yapımcı Antonio Palumbo Terzo, Sırbistan’dan yönetmen ve Balkan Film Directing Festival direktörü Darja Bajić ve Orta Asya’dan sinemacı Farzaniya Galikhanova festival kapsamında jüri üyelikleri, gösterimler ve ustalık sınıflarıyla izleyiciyle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan <em>Divines</em> filminin yönetmeni Houda Benyamina, festival kapsamında bir ustalık sınıfı ile İzmirli sinemaseverlerle buluşacak. Geçtiğimiz yıl festivalde En İyi Belgesel ödülünü kazanan Sarah Anna Gross da festival programı kapsamında bir ustalık sınıfı gerçekleştirecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ÖNE ÇIKAN GÖSTERİMLER</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Programda öne çıkan yapımlar arasında:<br />
<em>No Vacancy</em> (Kanada)<br />
<em>An Afternoon With Niki-Revekka</em> (Yunanistan)<br />
<em>Emraa Min Ward</em> (Umman)<br />
<em>Enough Enough</em> (Avusturya/Sırbistan/Karadağ)<br />
<em>Lykke Post Partum</em> (İsveç) yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca <strong>“Carved By The Wind”</strong> filminin özel gösterimi kapsamında oyuncu Mahmoud Nasr da festivalde izleyiciyle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ZENGİN PROGRAM: GÖSTERİMLER VE ATÖLYELER</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival, altı gün boyunca İzmir’in farklı kültür merkezlerinde gerçekleşecek yoğun bir program sunuyor. Gösterimler; Institut Français İzmir ve İtalyan Kültür Merkezi başta olmak üzere farklı mekânlarda gerçekleşecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Programdan öne çıkan bazı başlıklar:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li>Açılış gününde <em>Ça Reste Entre Nous</em> ve <em>Wild Strawberries</em></li>
<li>25 Nisan’da kısa film seçkileri ve <em>No Vacancy</em></li>
<li>26 Nisan’da <em>Dedemin Evi</em> özel gösterimi</li>
<li>28 Nisan’da Houda Benyamina Yönetmenlik Ustalık Sınıfı ve Sarah Anna Gross Belgesel Ustalık Sınıfı</li>
<li>Festival boyunca ulusal ve uluslararası seçkiler</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;"><strong>GENÇ SİNEMACILAR FESTİVALİN PARÇASI</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival yalnızca film gösterimleriyle değil, genç sinemacılara sunduğu alanla da öne çıkıyor. Bu yıl yapılan gönüllü çağrısına <strong>126 sinema öğrencisi başvurdu</strong>. Yapılan değerlendirme sonucunda seçilen <strong>12 gönüllü</strong>, festival süresince organizasyon ekibinin aktif bir parçası olarak görev alacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Festivalin önemli bir parçası haline gelen, yönetmen Aysim Türkmen’in yürüttüğü “<strong>İzmir’den Karakter Yaratmak Proje Geliştirme Atölyeleri”</strong> bu yıl da genç sinemacılarla buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Megapol Kültür Merkezi, Institut Français İzmir, Goethe-Institut ve İtalyan Dostluk ve Kültür Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilecek atölyeler, İzmir’in kültürel mirasını yaratıcı sinema projeleriyle buluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İZMİR SİNEMAYLA BULUŞUYOR</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Altı gün boyunca sürecek festival; gösterimler, söyleşiler ve atölyelerle sinemaseverleri kadınların hikâyelerini “vicdanın kadrajından” yeniden düşünmeye davet ediyor. Tüm gösterimlerin ücretsiz olarak gerçekleşeceği festival, Institut Français İzmir, İtalyan Kültür Merkezi ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Detaylı bilgi ve program için:<br />
<a href="http://www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr&amp;source=gmail&amp;ust=1776498807659000&amp;usg=AOvVaw3nK1O3tTOj8ZM_boC45MsA">www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr</a></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival Tanıtım Filmi: <a href="https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si=YLJfmlU66bIYMrpm" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si%3DYLJfmlU66bIYMrpm&amp;source=gmail&amp;ust=1776498807659000&amp;usg=AOvVaw17ufC5dDEoPE5PeWlFc0Kj">https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si=YLJfmlU66bIYMrpm</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali Ön Jürisi Açıklandı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 19:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26363</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa’daki en köklü Türk film festivallerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 26. kez sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Festivalde yarışacak filmlerin seçkisini yapacak ön jüride bu yıl, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’daki en köklü Türk film festivallerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 26. kez sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Festivalde yarışacak filmlerin seçkisini yapacak ön jüride bu yıl, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, Sinema Eleştirmeni ve Çocuk Kitapları Yazarı Banu Bozdemir, Akademisyen Dr. Gülizar Öztürk Şahin, Belgesel dalında Yönetmen Ozan Turgut, Oyuncu Nurten İnan ve Akademisyen Dr. Murat Çetinkaya yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26365 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg" alt="" width="637" height="849" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></p>
<p><strong>2026’nın Mottosu; Kültürlerin Ortak Dili: Sinema</strong></p>
<p>12 – 19 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan, Festival Başkanlığını Hüseyin Sıtkı’nın yaptığı festival, yalnızca beyazperdede değil, farklı şehirlerde ve mekânlarda kültürlerarası bağları güçlendirecek çok sayıda etkinlikle izleyicilere ulaşacak.</p>
<p>Festivalin 2026 yılı mottosu “Kültürlerin Ortak Dili: Sinema” olarak belirlenirken, program kapsamında güncel ve evrensel konulara odaklanan etkinlikler de yer alacak. Bu çerçevede, “Savaş ve Ekonomik Krizin Sinemaya Etkileri” ile DFF Frankfurt Film Müzesi ile birlikte yürüttülen “Göçmen Filmleri Arşivi” projesi kapsamında “Sinema Diliyle Göç” panelleri gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca “Sanatın Ayrımcılığa Bakışı” konulu bir sergi de sanatseverlerle buluşacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26366 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-768x1024.jpg" alt="" width="610" height="813" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></p>
<p><strong>Festival kapsamında yarışacak filmlerin belirlenmesinde görev alacak ön jüri de açıklandı. </strong></p>
<p>Alanında uzman isimlerden oluşan ön jüride, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, Sinema Eleştirmeni ve Çocuk Kitapları Yazarı Banu Bozdemir, Akademisyen Dr. Gülizar Öztürk Şahin, Belgesel dalında Yönetmen Ozan Turgut, Oyuncu Nurten İnan ve Akademisyen Dr. Murat Çetinkaya yer alıyor.</p>
<p>Festival bu yıl da yalnızca Frankfurt’la sınırlı kalmayacak. Wiesbaden, Offenbach, Langen, Dietzenbach, Rodgau, Rödermark, Ober-Ramstadt, Ginsheim-Gustavsburg, Hofheim, Mühlheimgibi pek çok şehirde düzenlenecek gösterimlerle Türk sineması geniş bir coğrafyada izleyiciyle buluşacak. Ayrıca, açık hava sinemalarında, liselerde ve cezaevlerinde düzenlenecek özel gösterimler, huzurevi buluşmaları ve kültürel atölyelerle toplumun farklı kesimlerine dokunan projeler hayata geçirilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26367 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg" alt="" width="588" height="784" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 588px) 100vw, 588px" /></p>
<p><strong>Organizasyon ve Destekçiler</strong></p>
<ol start="26">
<li>Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, Almanya merkezli Kültürlerarası İletişim Derneği (Transfer zwischen den Kulturen e.V.) tarafından organize ediliyor. Festivalin hayata geçirilmesinde, Hessen Eyaleti Bilim ve Sanat Bakanlığı ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın yanı sıra Frankfurt Büyükşehir Belediyesi, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu, Hessen Film ve Medya Kurumu ile Frankfurt RheinMain Bölgesi Kültür Destek Fonu`nun değerli katkıları bulunuyor. Her biri, kültürlerarası diyaloğun güçlenmesine ve Türk sinemasının Avrupa&#8217;daki görünürlüğünün artmasına önemli ölçüde destek sağlıyor.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz kendi içinde başka bir dil, başka bir hayat kurmuş gibi&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[evrim çervatoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[keçi 501]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26356</guid>

					<description><![CDATA[Evrim Çervatoğlu&#8217;nun Keçi 501 belgeseli Cengiz&#8217;in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde kalma, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz&#8217;in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evrim Çervatoğlu&#8217;nun Keçi 501 belgeseli Cengiz&#8217;in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde kalma, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz&#8217;in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi olarak Cengiz&#8217;i seçiyor ve o bütünsellik içinde belgeseli bitiriyor. Filmi İstanbul Film Festivali&#8217;nde izlemeniz mümkün&#8230; </strong></p>
<p><strong>Merhaba Evrim öncelikle seni tanıyalım mı? Keçi 501’in hikayesi nasıl ortaya çıktı? Yalnız bir çoban olan Cengiz gerçekten de ilginç bir karakter. Değişik bir karizması var. Onu bu belgesel konusunda ikna etmek nasıl oldu? </strong></p>
<p>Cengiz’i aslında çocukluğumdan beri tanıyorum. Onu diğer çobanlardan ayıran en temel şey, çobanlığı bir geçim kaynağı ya da meslek olarak görmemesi. Para ilişkisine neredeyse hiç girmiyor; hayatını, ona alınan ve getirilen çay, sigara, erzak gibi basit şeylerle sürdürüyor. Bu da onun yaşamını tamamen kendi ritmi ve doğayla kurduğu bağ üzerine kurmasına olanak sağlıyor. Bu yüzden onu film için ikna etmek, aslında pek de zor olmadı. Zaten birbirimizi tanıyor olmanın verdiği güven vardı. Ona bir film yapmak yerine, birlikte hayatının bir yolculuğunu paylaşacağımızı anlattım , Cengiz de kamera karşısında kendini rahat hissetti. Film biraz da işte bu güvenin ve doğal ilişkinin hikâyesi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26358 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1.jpeg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-300x169.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-768x432.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-747x420.jpeg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-150x84.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Sanırım 501. Keçi Cengiz. Onlarla o kadar bütünleşmiş, onlardan biri olmuş ki tüm o çarkın dışında gerçekten de. Bir yandan da o olmasa işler yürümüyor. Biraz da o sömürü ve çıkar üzerinden işleyen çark sistemine Cengiz üzerinden bir çomak sokmak istemiş gibisiniz? Aslında orada kurguvari bir işleyiş de var, yani filmde dram öğeleri de var. Bu konuda neler söylemek istersin?</strong></p>
<p>Evet, Cengiz gerçekten de o çarkın dışında bir karakter. Ama filmdeki dramatik öğeler ve kurgu, onun hayatının gerçekliğiyle iç içe geçiyor. Cengiz’in yaşamı doğayla ve hayvanlarla kurduğu bağ üzerine şekillenmiş; ama bu bağ, aslında çarkın içinde onun ne kadar vazgeçilmez olduğunu da gösteriyor. Filmde dramatik ve kurguvari unsurlar kullanmamızın amacı, sadece bir hikâye anlatmak değil; izleyiciyi o yaşamın ritmine, zorluklarına ve güzelliklerine dahil etmekti. Cengiz üzerinden sistemin dışında da var olabilmek mümkün mü sorusunu düşündürmek, ama bunu yargılayıcı veya öğretici bir şekilde değil, doğal bir gözlemle sunmak istedik.</p>
<p><strong>Hızır karakteri kötü biri olarak anlatıldığını biliyor muydu? </strong></p>
<p>Evet, Hızır karakterinin nasıl kurgulandığını baştan beri biliyordu. Tüm senaryoyu ona anlattık ve buna göre çekimlerde hareket etmeye çalıştık. Filmde keçi sürüsü, bir patron, bir yardımcı ve 501 numaralı keçi olarak Cengiz’in hikâyesi bu şekilde şekillendi.</p>
<p><strong>Filmin görüntüleri muhteşem, her karede anlam fışkırıyor, şiirsel bir yanı da var. Keçiler de Cengiz de bu görüntülerin bir parçası gibi adeta…  Ama keçileri yönetmek çok zordur, bunu nasıl başardınız? </strong></p>
<p>Keçileri yönetmek gerçekten zordu, ama bu işin sırrı yönetmek yerine, alanda onlarla birlikte zaman geçirmeyle ilgiliydi ve daha çok ehil olan keçilerle yakın planları çalıştık. Sürekli onları takip ettik; doğal anlarını ve hareketlerini yakalamaya özen gösterdik. Aslında onların kendi ritimleriyle, bizim sabrımızın birleşimiyle ortaya çıktı diyebilirim.</p>
<p><strong>Bir de filmin 4 yıllık bir geçmişi varmış, bu süreç nasıl geçti, neler yaşandı bu kadar uzaması bir ilgi kaybı yaşattı mı sizler de? Nasıl tamamlandı bu film? Kurgu kısmı nasıl geçti? </strong></p>
<p>Filmin dört yıllık bir geçmişi var ve bu süre tamamen doğa şartlarını, hayvan hareketlerini ve devamlılığı yakalamakla ilgiliydi. Karadeniz’de bir gün içinde dört mevsim yaşanabiliyor; bu nedenle her mevsimde, her göç zamanında sürüye ulaşıp çekim yapmak devamlılığı yakalamak gerekiyordu. Bazen planladığımız kareler istediğimiz gibi çıkmayınca, çekimi bir sonraki yıla bırakmak zorunda kalıyorduk. Bir de Cengiz abinin, bizim bilgimiz dışında saçlarını usturaya kestirmesi bir yılımızı geriye attı:)Toplamda hiçbir klaket kullanmadan yaklaşık 360 saatlik görüntü kaydettik. İlgi kaybı yaşamadık; aksine projeye olan inancımız ve heyecanımız süreci taşıdı. Kurgu kısmında ise oldukça sistematik çalıştık. Kurgucumuz Erkana, hangi karelerin nerede olduğunu söylüyordum ve dosyalar arasında bu şekilde ilerledik. Bütün bu süreç, küçük parçalar hâlinde ilerledi ve toplamda kurguyu tamamlamamız yaklaşık iki ay sürdü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26359 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107.webp" alt="" width="667" height="444" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107.webp 840w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-300x200.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-768x511.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-631x420.webp 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-696x463.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p><strong>Arka planda mutlaka çok çile çekilmiş olabilir ama biz doğayla ritim içinde olan, bir yandan çok gösterişli bir yandan da çok sade bir filmin içindeydik. Amacım güzelleme yapmak değil ama şehirde yaşayan insanlar için romantik bir özlem barındırabilir. Çünkü tamamen doğanın kucağındasınız. Bu konuda neler söylersin? </strong></p>
<p>Evet, dışarıdan bakıldığında filmde doğayla kurulan o ritim ve görsellik ister istemez bir estetik ve hatta yer yer romantik bir duygu yaratabiliyor. Ama benim derdim hiçbir zaman bu hayatı güzellemek ya da idealize etmek değildi. Çünkü o hayatın içinde gerçekten ciddi bir emek, zorluk ve yalnızlık var. Biz filmde bunu özellikle abartmadan, olduğu haliyle göstermeye çalıştık. Ne dramatize ettik ne de parlattık.</p>
<p><strong>Bir yandan da geldiğimiz noktayı göstermek açısından önemli bir yapım. Kendisini doğaya, hayvanlara adamış bir adamın yolunu izliyoruz. Çoğu insan o kadarına cesaret edemez, kendisini o kadar adayamaz, Cengiz’i oraya getiren nedenleri pek göremiyoruz, hayvanlarla olmaya iten yan nedir? </strong></p>
<p>Aslında Cengiz’i o noktaya getiren nedenleri filmde doğrudan ve açık bir şekilde anlatmıyoruz ama ipuçlarını özellikle radyo sahnesinde paylaşılan Rubezahl hikâyesinde görmek mümkün. Küçük yaşta annesini kaybetmesi ve sonrasında toplum tarafından bir ölçüde ötekileştirilmesi, onun insanlardan uzaklaşmasına neden oluyor. Bu nedenle Cengiz zamanla kendine başka bir yaşam alanı kuruyor. Bu alan da doğa ve hayvanlarla kurduğu ilişki üzerinden şekilleniyor. Keçilerle kurduğu o döngü, aslında onun için bir kaçış değil; tam tersine ait olduğu yeri bulma hali. İnsanlardan uzak ama tamamen yalnız olmayan, kendi dengesi olan bir yaşam kuruyor.</p>
<p><strong>Film festivallerde ve özel gösterimlerde seyirciyle buluşuyor, nasıl tepkiler alıyor seyircilerden. En çok neyi merak ediyorlar? </strong></p>
<p>Film gösterimlerinden sonra seyircilerin tepkileri genelde çok güçlü oluyor. Cengiz’e karşı ciddi bir hayranlık ve ilgi oluşuyor. En çok merak edilen şeylerden biri, Cengiz’in gerçekten bir ailesi olup olmadığı. Çünkü filmde çok yalnız bir hayat izlenimi var. Oysa onun da hepimiz gibi bir ailesi var; kardeşleri ve babası var. Sadece annesini küçük yaşta kaybetmiş olması, hayatındaki önemli kırılma noktalarından biri. Bunun dışında müzikler çok soruluyor. Bir de keçilerin hepsini nasıl ayırt edebildiği izleyicilerin en çok şaşırdığı konulardan biri. Açıkçası bunu ben de tam olarak açıklayamıyorum. Ama onun keçilerle kurduğu bağ, alışık olduğumuz ilişkilerden çok farklı. Sanki kendi içinde başka bir dil, başka bir hayat kurmuş gibi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26360 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280.webp" alt="" width="676" height="381" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280.webp 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-300x169.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-768x432.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-747x420.webp 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-150x84.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-696x392.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p><strong>Cengiz bu belgeseli izledi mi, izlediyse onun için ne anlam ifade etti?</strong></p>
<p>Evet, Cengiz filmi izledi. Doğup büyüdüğü yerde, en yakın akrabalarının, arkadaşlarının ve Rize’nin Fındıklı ilçesinden yaklaşık 300 kişinin katıldığı bir gala gerçekleşti. Büyük bir alkış aldı; gururlandı, heyecanlandı… Aslında hepsi bir arada yaşandı diyebilirim. Bu onun için ilk kez deneyimlediği bir durumdu, o yüzden başta biraz çekingen davrandı. Ama insanların ona gösterdiği ilgi ve takdir, onu gerçekten çok mutlu etti</p>
<p><strong>Bir yandan da görüntü yönetmeni çok zoru koşullardan bahsediyor çekimlerde, sanırım bayağı zorlu olmuş onun için. Senin için süreç nasıl işledi merak ettim. </strong></p>
<p>Evet, görüntü yönetmenim Okan için gerçekten zorlu bir süreçti. Karadeniz zaten başlı başına zor bir coğrafya. Üstüne bir de kendisi uzun boylu, iri yapılı biri olunca fiziksel olarak daha da yorucu oldu diyebilirim. Ama işini çok seven, sanata değer veren biri. Aynı zamanda benim gibi Karadenizli, yani o zorluklara karşı dirençli, kararlı ve azimli bir dostum, yol arkadaşım.. Bu yüzden bütün zorlukların üstesinden gelmeyi başardı.Benim için ise süreç biraz daha çok yönlüydü. Sadece çekimleri yönetmek değil; anı yakalamak, hava şartlarını takip etmek, süreci akışında tutmak… Hepsi bir aradaydı. Ama iş sadece teknik bir süreç değildi. Yeri geldi yemek yaptım, yeri geldi yaralı keçi taşıdım, bazen gerçekten çobanlık yaptık. Yük taşıdık, uzun yollar yürüdük. Hatta bazı günler çekim bile yapmadık, sadece sürüyle ilgilendik. Aslında biz bu filmi biraz da sahada birlikte var olarak yaptık diyebilirim. Okan, Hızır, Cengiz, ben ve keçiler… Hep birlikte, aynı hayatın içinde üreterek ortaya çıktı bu film.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26361 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1024x429.jpg" alt="" width="672" height="282" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1536x643.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-696x291.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><strong>Bundan sonra yine kendi coğrafyanın filmlerini mi çekeceksin, neler göreceğiz senden bundan sonra? </strong></p>
<p>Coğrafya benim için sadece bir mekân değil, bir hafıza. İçinde büyüdüğüm yerin sesi, ritmi, insanı ve doğası anlatılarımın temelini oluşturuyor. Bu yüzden oradan tamamen kopmam mümkün değil. Ama anlatmak istediğim şey sadece bir bölgeye ait de değil; daha evrensel bir yerden besleniyor.Ben hikâyelerin yalnızca popüler şehirlerde ya da büyük metropollerde var olduğuna inanmıyorum. Aksine, çoğu zaman en güçlü hikâyeler daha görünmeyen, daha az konuşulan yerlerde saklı oluyor. İçinde bulunduğumuz toplumsal yapı da bu hikâyelerle daha sık karşılaşmamıza imkân tanıyor.Bu yüzden yaşadığım coğrafyada karşılaştığım, bana dokunan ve anlamlı bulduğum hikâyeleri dünya insanlarıyla buluşturmak istiyorum.</p>
<p><strong>Son olarak neler söylersin? </strong></p>
<p>Son olarak ilk soruya cevap verecek olursak, aslında kendimi anlatmayı pek sevmeyen, kendini anlatmakta da zorlanan biriyim. Hayatın içinde sürekli kendimi tanımaya çalışan bir yolculuğun içindeyim. Yeni şeyler öğrenirken, aynı zamanda verdiğim tepkilerle kendi iç dünyamı keşfetmeye çalışıyorum; yani ben “Evrim” kim, onu bulmaya çalışıyorum.Son olarak da sinema benim için , keşfetmek ve bu keşfi izleyiciyle paylaşmak demek,bu yüzden bu yolculuğuma devam etmek istiyorum.Bu film, bana göre sadece bir çobanın hikayesi değil; doğayla, hayvanlarla ve kendi ritmimizle kurduğumuz ilişkinin de hikayesi.Umarım sinemaseverler, yalnızca Karadeniz’i değil, görünmeyeni, sessizi ve saklı kalanı da görür ve hisseder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
