<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Jul 2026 08:54:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Adana Altın Koza’da jüriye Zuhal Olcay başkanlık edecek</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/30/adana-altin-kozada-juriye-zuhal-olcay-baskanlik-edecek/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/30/adana-altin-kozada-juriye-zuhal-olcay-baskanlik-edecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 08:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26532</guid>

					<description><![CDATA[26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisi açıklandı. Usta oyuncu ve şarkıcı Zuhal Olcay’ın başkanlık edeceği jüride; oyuncu Şebnem Bozoklu, oyuncu Salih Bademci, yönetmen Erdem Tepegöz, senarist Nilgün Öneş, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ile sinema yazarı ve akademisyen Ayça Çiftçi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>26 Eylül – 4 Ekim 2026</strong> tarihleri arasında gerçekleşecek <strong>33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>’nde <strong>Ulusal Uzun Metraj Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong> jürisi açıklandı. Usta oyuncu ve şarkıcı <strong>Zuhal Olcay</strong>’ın başkanlık edeceği jüride; oyuncu <strong>Şebnem Bozoklu</strong>, oyuncu<strong> Salih Bademci</strong>, yönetmen <strong>Erdem Tepeg</strong><strong>ö</strong><strong>z</strong>, senarist <strong>Nilgün Öneş</strong>, görüntü yönetmeni <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>khan Tiryaki</strong> ile sinema yazarı ve akademisyen <strong>Ayça Çiftçi</strong> yer alıyor.</p>
<p><strong>Adana Büyükşehir Belediyesi</strong> tarafından düzenlenen ve <strong>26 Eylül &#8211; 4 Ekim 2026 </strong>tarihleri arasında yapılacak<strong> 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>’nin jüri üyeleri açıklandı.</p>
<p><strong>Jüri başkanı Zuhal Olcay</strong></p>
<p>1983’te “İhtiras Fırtınası” ile başladığı sinema kariyerinde “Amansız Yol”, “Dünden Sonra Yarından Önce”, “Gizli Yüz”, “Sahte Cennete Veda”, “Medcezir Manzaraları” ve “Hiçbiryerde&#8221; filmleriyle ödüller kazanan; tiyatro sahneleri, ekranlar ve müzik albümleriyle iz bırakan usta oyuncu ve şarkıcı <strong>Zuhal Olcay</strong>’ın başkanlığını yapacağı jüride, sektörün başarılı isimleri bir araya geliyor.</p>
<p>Jüride; “Soğuk”, “Albüm”, “Tatlım Tatlım”, “Cebimdeki Yabancı” gibi sinema filmlerinin yanı sıra “Canım Ailem”, “Ulan İstanbul” ve “Şahsiyet” gibi televizyon ve dijital yapımlardaki rolleriyle tanınan oyuncu <strong>Şebnem Bozoklu</strong>, “Barda”, “Köpek”, “Bir Cumhuriyet Şarkısı” gibi filmlerinin yanı sıra “Kulüp”, “Terzi”, “Yalancı”, “Dilek Taşı” ve “Delikanlı” gibi ekran projeleri ve tiyatro oyunlarındaki performanslarıyla öne çıkan oyuncu <strong>Salih Bademci</strong>, ilk uzun metrajı “Zerre” ile Moskova Film Festivali’nde En İyi Film dahil pek çok ödül kazanan, “Gölgeler İçinde” ve “Kül” adlı filmlerinin yanı sıra “Zeytin Ağacı” adlı dizisiyle de tanıdığımız yönetmen ve senarist <strong>Erdem Tepeg</strong><strong>ö</strong><strong>z</strong>, “Güz Sancısı” ve “Gölge” filmlerinin ve “İkinci Bahar”, “Yabancı Damat”, “Ihlamurlar Altında”, “Hatırla Sevgili”, “Bu Kalp Seni Unutur mu?” gibi televizyon tarihine geçen yapımların senaryolarında imzası bulunan senarist <strong>Nilgün Öneş</strong>, Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Kış Uykusu”, “Bir Zamanlar Anadolu’da&#8221;, “Üç Maymun”, “İklimler” gibi Nuri Bilge Ceylan sinemasının simge yapımları ile “Issız Adam”, “Kelebeğin Rüyası”, “Sarmaşık” gibi ödüllü filmlerin dünyaca tanınan görüntü yönetmeni <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>khan Tiryaki</strong> ve sinema eleştirisi, film incelemeleri ve akademik çalışmalarıyla bağımsız sinema ortamına katkı sunan sinema yazarı ve akademisyen <strong>Ayça Çiftçi</strong> yer alıyor.</p>
<p><strong>Başvurular 17 Ağ</strong><strong>ustos</strong><strong>’</strong><strong>a kadar devam ediyor</strong></p>
<p>Festival hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, <strong>33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>’nin yarışma kategorilerine başvurular da devam ediyor. <strong>Ulusal Uzun Metraj Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong>, <strong>Belgesel Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong> ve <strong>Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong> başvuruları <strong>altinkozaff.org.tr</strong> adresinden kabul edilirken; <strong>Uluslararası Kı</strong><strong>sa Film</strong>, <strong>Ulusal Kı</strong><strong>sa Film</strong>, <strong>Ulusal Öğrenci Kı</strong><strong>sa Film</strong> ve bu yıl ilk kez düzenlenen <strong>Ulusal Yapay Zekâ Kısa Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong> başvuruları ise <strong>FilmFreeway</strong> üzerinden gerçekleştirilebiliyor. Tüm kategoriler için son başvuru tarihi <strong>17 Ağ</strong><strong>ustos 2026</strong>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/30/adana-altin-kozada-juriye-zuhal-olcay-baskanlik-edecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Oyuncularımızla birlikte hem fiziksel hem de duygusal bir hazırlık süreci yürüttük”</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/27/oyuncularimizla-birlikte-hem-fiziksel-hem-de-duygusal-bir-hazirlik-sureci-yuruttuk/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/27/oyuncularimizla-birlikte-hem-fiziksel-hem-de-duygusal-bir-hazirlik-sureci-yuruttuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26518</guid>

					<description><![CDATA[2006 yılında bağımsız sinema filmleri üretmek ve bu alanda çalışmalar yapmak amacıyla ERA Kreatif Film şirketini kuran, 2012 yapımı “Bensiz” ve 2025 yılında da T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da” adlı sinema filmlerinin ve “Rumija” uzun metraj belgeselinin yapımcılığını üstlenen senarist ve yönetmen Ahmet Küçükkayalı Cinedergi’nin sorularını yanıtladı. Türkiye, Karadağ ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2006 yılında bağımsız sinema filmleri üretmek ve bu alanda çalışmalar yapmak amacıyla ERA Kreatif Film şirketini kuran, 2012 yapımı “Bensiz” ve 2025 yılında da T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da” adlı sinema filmlerinin ve “Rumija” uzun metraj belgeselinin yapımcılığını üstlenen senarist ve yönetmen Ahmet Küçükkayalı Cinedergi’nin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Türkiye, Karadağ ve Almanya’da yapımcılık faaliyetlerini sürdüren yönetmen Ahmet Küçükkayalı 21 Ağustos’da vizyona girecek olan iddialı filmi Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da’nın çekim sürecini anlattı. Yönetmen Küçükkayalı “Madene girecek oyuncuların, dünyanın en zor ve en riskli mesleklerinden biri olan madenciliği yalnızca rol gereği taklit etmelerini istemedim. Bu nedenle oyuncularımızla birlikte hem fiziksel hem de duygusal bir hazırlık süreci yürüttük. Madenciliğin ağırlığını ve ruhunu mümkün olduğunca içselleştirmeye çalıştık” dedi.</p>
<p>1980’li yılların Zonguldak’ından Almanya’nın madenlerine uzanan etkileyici bir göç hikâyesini anlatan, Türkiye, Almanya ve Karadağ ortak yapımı “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da”, 21 Ağustos’ta Türkiye’de vizyona giriyor. Görüntü yönetmenliğini Ulaş Zeybek, özgün tema müziklerini ABD’de yaşayan Mustafa Yazıcıoğlu tarafından hazırlandı. Filmde; Mert Kılıç, Bengisu Baykal, Ahmed Saka ve Nevin Alp gibi genç kuşağın başarılı oyuncularına, Hilmi Özçelik, Mehmet Usta ve Abdül Süsler gibi usta isimler eşlik ediyor. Farklı kuşaklardan oyuncuları bir araya getiren yapım, performanslarıyla da öne çıkıyor.</p>
<p><strong><em>NİL ÖZER</em></strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-26520" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/IMG_4411.heic" alt="" /><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26521 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1.jpg 640w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-26-1-265x198.jpg 265w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Bir filmde yönetmen, yapımcı ve senarist olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?</strong></p>
<p>En büyük avantajı, hikâyeyi hayata geçirirken düşüncelerinizde ve yaratıcı kararlarınızda özgür olabilmenizdir. Yapımcı, yönetmen ve senarist olarak aslında tek bir işverenim var: Gerçekleştirmeye çalıştığım film.</p>
<p>Bu üç alanın sınırlarını kendi içimde ayırabildiğimi düşünüyorum. Senarist olarak yazdığım bir sahneyi, yönetmen olarak eleştirebilmeli; yönetmen olarak kurduğum bir dünyayı, yapımcı olarak gerçek koşullar içinde değerlendirebilmeliyim. Her kimliğin diğerine karşı yapıcı, eleştirel ve gerçekçi olması gerekiyor. Ben de bu üç kimliğin birbiriyle çatışmasından çok, filmi daha doğru bir yere taşıyacak biçimde birlikte çalışmasını sağlamaya gayret ediyorum.</p>
<p>Dezavantajı ise bütün kararların ve sorumlulukların aynı kişide toplanmasıdır. Yaratıcı süreçten bütçeye, oyuncu yönetiminden yapım takvimine kadar her ayrıntıyla ilgilenmek ciddi bir bedensel ve zihinsel yorgunluk yaratıyor. Ancak film tamamlandığında bu yorgunluğun yerini büyük bir mutluluk alıyor.</p>
<p><strong>1980’li yılları seçmenizin özel bir nedeni var mı?</strong></p>
<p>1980’li yıllar benim için yalnızca filmin geçtiği dönem değil, bu hikâyeyle ilk kez bağ kurduğum yıllardır. 1985 yılı itibarıyla Almanya’da ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan birçok Türk ailesi Türkiye’ye dönmeye başlamıştı. Ben de o dönemde ortaokula başlamış ve yabancı dil olarak Almancayı seçmiştim. Sınıfımda Almanya’dan dönen çok sayıda genç vardı. Onların yaşadıkları kültürel değişimi, uyum sorunlarını, dışlanmışlıklarını ve iki farklı hayat arasında kalışlarını yakından gözlemleme fırsatı buldum. Bu nedenle filmi, hikâyenin benim hayatıma girdiği dönemden, yani 1980’li yıllardan başlatmak istedim.</p>
<figure id="attachment_26522" aria-describedby="caption-attachment-26522" style="width: 696px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-26522 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-1024x492.jpg" alt="" width="696" height="334" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-1024x492.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-300x144.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-768x369.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-875x420.jpg 875w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-150x72.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-696x334.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1-1068x513.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080868-1214x583-1.jpg 1214w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /><figcaption id="caption-attachment-26522" class="wp-caption-text">Screenshot</figcaption></figure>
<p><strong>Filmin hazırlık sürecinde nasıl bir araştırma yaptınız?</strong></p>
<p>2021 yılında Almanya’da Eigengrau Pictures GmbH’yi kurdum. Ardından proje, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığından proje geliştirme desteği aldı. Araştırma sürecinde Almanya’nın farklı şehirlerine giderek 1970’li ve 1980’li yıllarda orada yaşamış insanlarımızla görüşmeler yaptım. Onların yalnızca başlarından geçen olayları değil; o dönemdeki hayallerini, korkularını, beklentilerini, mücadelelerini ve Türkiye’ye dair duygularını anlamaya çalıştım. Bu görüşmeler benim için bir anlamda sözlü tarih çalışmasına dönüştü. Almanya’ya defalarca gittim. Bu süreçte, yıllar sonra Almanya’da yaşayan bir amcam ve teyzem olduğunu da öğrendim. Böylece çocukluğumdan beri zihnimde ve duygularımda var olan Almanya bağının, aile geçmişimde de bir karşılığı olduğunu gördüm.</p>
<p>Bütün bu araştırmaların sonunda amacım, dışarıdan gözlemleyen bir film yapmak değil; bu insanların duygularına mümkün olduğunca içeriden yaklaşabilmekti.</p>
<p><strong>Maden sahnelerini nerede çektiniz? Sahneleri gerçekçi kılmak için nasıl bir hazırlık süreci yürüttünüz?</strong></p>
<p>Başlangıçta maden sahnelerini Almanya’da çekmeyi planladık. Ancak araştırmalarımız sırasında çekim yapmayı düşündüğümüz birçok maden ocağının kapatılarak müzeye dönüştürüldüğünü gördük. Aradığımız gerçeklik duygusunu ve fiziksel dokuyu bu mekânlarda bulamadık. Daha sonra Belçika’daki maden ocaklarını araştırdık. Oradaki seçenekler de beklentilerimizi tam olarak karşılamayınca Türkiye’ye yöneldik ve çekimlerimizi Zonguldak’taki farklı maden ocaklarında gerçekleştirdik.</p>
<p>Madene girecek oyuncuların, dünyanın en zor ve en riskli mesleklerinden biri olan madenciliği yalnızca rol gereği taklit etmelerini istemedim. Madencilerin çalışma koşullarını, taşıdıkları hayati riski, fiziksel yorgunluğu ve yerin yüzlerce metre altında sürdürülen mücadeleyi anlamaları gerekiyordu. Bu nedenle oyuncularımızla birlikte hem fiziksel hem de duygusal bir hazırlık süreci yürüttük. Madenciliğin ağırlığını ve ruhunu mümkün olduğunca içselleştirmeye çalıştık.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26523 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/yeni-film-disaridakiler-bir-zamanlar-almanyada-21-agustosta-vizyona-giriyor-QdcrKqFq-740x420-1.jpg" alt="" width="731" height="415" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/yeni-film-disaridakiler-bir-zamanlar-almanyada-21-agustosta-vizyona-giriyor-QdcrKqFq-740x420-1.jpg 740w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/yeni-film-disaridakiler-bir-zamanlar-almanyada-21-agustosta-vizyona-giriyor-QdcrKqFq-740x420-1-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/yeni-film-disaridakiler-bir-zamanlar-almanyada-21-agustosta-vizyona-giriyor-QdcrKqFq-740x420-1-150x85.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/yeni-film-disaridakiler-bir-zamanlar-almanyada-21-agustosta-vizyona-giriyor-QdcrKqFq-740x420-1-696x395.jpg 696w" sizes="(max-width: 731px) 100vw, 731px" /></p>
<p><strong>Filmin görsel dünyasını oluştururken en çok neye önem verdiniz?</strong></p>
<p>1980’li yılları nostaljik bir kartpostal gibi göstermek istemedim. Benim için önemli olan, dönemin duygusunu ve ruhunu yaşayan, inandırıcı bir dünya kurmaktı. Karakterlerin davranışlarından konuşma biçimlerine, kostümlerden mekânlara, dekorlardan kullanılan eşyalara kadar her ayrıntının dönemin gerçekliğiyle bütünleşmesine dikkat ettik. Seyircinin yalnızca 1980’li yıllara ait bir görüntü izlemesini değil, kendisini o dönemin içinde hissetmesini istedim.</p>
<p>Görsel dünyanın karakterlerin iç dünyasından kopuk olmaması da benim için çok önemliydi. Mekânların, ışığın ve döneme ait ayrıntıların hikâyeyi süslemekten çok, karakterlerin yalnızlıklarını, umutlarını ve aidiyet arayışlarını desteklemesini amaçladım.</p>
<p><strong>Çekimler sırasında sizi en çok zorlayan sahne hangisiydi?</strong></p>
<p>Beni en çok zorlayan sahne, madende gerçekleşen patlama sahnesiydi. Başlangıçta bu sahneyi tamamen görsel efektlerle gerçekleştirmeyi planlıyorduk. Ancak VFX süpervizörümüz Bozkurt Göbeloğlu, sahnenin daha gerçekçi olabilmesi için ana karakterimiz Rıfat’ı canlandıran Mert Kılıç’ın üzerine kontrollü bir basınçla kömür parçaları ve yoğun bir toz bulutu gönderilmesinin görsel efekt çalışmasına önemli katkı sağlayacağını düşündü.</p>
<p>Üstelik filmin çekimlerinin henüz dördüncü günündeydik. Oyuncularımın sağlığı ve güvenliği benim için her şeyden önce gelir. Bu nedenle en küçük bir zarar ihtimalini dahi ortadan kaldırmak amacıyla gerekli bütün güvenlik önlemlerini aldık ve sahneyi defalarca teknik olarak değerlendirdik. Buna rağmen çekimi büyük bir endişeyle izledim. Neyse ki sahneyi herhangi bir sorun yaşamadan tamamladık. Sonuçta ortaya çıkan görüntünün gerçekçilik duygusuna önemli ölçüde katkı sağladığını düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26524 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-1024x499.jpg" alt="" width="696" height="339" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-1024x499.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-300x146.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-768x375.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-861x420.jpg 861w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-150x73.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-696x339.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-1068x521.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1-533x261.jpg 533w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/1000080870-1214x592-1.jpg 1214w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Filmde geçen kadın-erkek ilişkisinde neyi vurgulamak istediniz?</strong></p>
<p><strong> </strong>O yıllarda “ithal damat” olarak adlandırılan toplumsal bir gerçeklik vardı. Avrupa’da yaşayan aileler yaz aylarında Türkiye’ye gelir, kızları için uygun bir eş arar; Türkiye’den evlenen bazı erkekler de evlilik yoluyla Avrupa’da yeni bir hayat kurardı. Filmin hazırlık sürecinde Almanya’da gerçekleştirdiğim görüşmelerde, “ithal damat” olarak Avrupa’ya gitmiş ve orada hayat kurmuş birçok insanla tanıştım. Filmde bu konuya doğrudan merkezî bir mesele olarak değil, dönemin sosyal yapısının önemli bir parçası olarak dokunmak istedim.</p>
<p>Hikâyede iki farklı aşk ilişkisi bulunuyor. Bu ilişkiler aracılığıyla fiziksel güzellikten çok iç güzelliğin, güvenin, sadakatin, dayanışmanın ve zor zamanlarda birbirinin yanında durabilmenin önemini vurgulamaya çalıştım. Benim için gerçek aşk, insanın dış görünüşünden önce onun vicdanına ve ruhuna dokunabilmektir.</p>
<p><strong>Oyuncu seçiminde hangi kriterler belirleyici oldu?</strong></p>
<p>Oyuncu seçimlerinde önsezilerime ve karakter analizlerime güvenen bir yönetmenim. Bir oyuncunun yalnızca mevcut performansına değil, kamera karşısında ulaşabileceği potansiyele de bakıyorum.</p>
<p>2012 yılında çektiğim “Bensiz” filminde, ilk kez kamera karşısına çıkan Metin Akdülger’e başrolü teslim etmiştim. Birlikte çok güçlü bir iş ortaya çıkardığımıza inanıyorum. Bugün ulaştığı başarıyı görmek beni son derece mutlu ediyor. Bu projede de daha önce oyunculuk eğitimi almamış ve kamera önü deneyimi bulunmayan Mert Kılıç’a başrolü teslim ettim. Yaklaşık iki ay boyunca karakter üzerinde birlikte çalıştık. Mert’in filmde ortaya koyduğu performanstan çok memnunum. Onun da önümüzdeki yıllarda çok güçlü bir oyunculuk kariyerine sahip olacağına inanıyorum.</p>
<p>Bengisu Baykal, Nevin Alp ve Berk Canberk gibi genç oyuncularımız da ilk kez kamera karşısına çıktılar. Aldıkları eğitimi filmin sahnelerine başarıyla taşıdılar. Genç ve yeni oyuncuların keşfedilmesi, sinemamıza yeni yüzler ve yeni enerjiler kazandırılması benim için son derece değerli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26525 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27.jpg 640w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/PHOTO-2026-07-26-09-16-27-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Genç oyuncularla çalışmak nasıl bir deneyimdi? Özellikle başrol oyuncusu Mert Kılıç’la yollarınız nasıl kesişti?</strong></p>
<p>Mert’le aynı mahallede yaşıyoruz ve yaklaşık on yıldır birbirimizi tanıyoruz. Zaman zaman markette ya da sokakta karşılaşırdık. Kendisi profesyonel olarak modellik yapıyordu. Mert’in keskin yüz hatları ve yüzündeki en küçük duyguyu dahi kameraya aktarabilecek güçlü bir ifade yapısı olduğunu fark etmiştim. Onu gelecekte başka projelerde de izlediğinizde ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.</p>
<p>Bir gün sokakta karşılaştığımızda projeden kısaca söz ettim ve deneme çekimi yapmak üzere kendisini Era Film’e davet ettim. İlk denemede kamera karşısında henüz oldukça hamdı. Ancak kıvrak zekâsı, yüksek algısı ve yönlendirmeleri çok hızlı kavraması dikkatimi çekti. Birkaç tekrarın ardından, ana karakteri canlandıracak oyuncuyu bulduğumu anladım. Ekim ayında çekeceğim yeni sinema filmimde çok daha zor bir rol üstlenecek. Onun gelişimini görmekten ve birlikte çalışmaktan büyük mutluluk duyuyorum.</p>
<p><strong>Türkiye, Almanya ve Karadağ’da çekim yapmanın en büyük avantajı ve zorluğu neydi?</strong></p>
<p>En büyük zorlukları İstanbul’daki çekimlerde yaşadık. Resmî izin süreçleri son derece yorucuydu. Çok fazla prosedürle karşılaştık ve bazı çekim izinleri için talep edilen bedeller oldukça yüksekti. Bu durum yapım sürecini hem ekonomik hem de psikolojik açıdan zorlaştırdı. Zonguldak’a bağlı Devrek ilçesi ise Türkiye’deki ana çekim merkezlerimizden biriydi. Devrek Belediyesi, Devrek halkı ve Eğercili Hamitler Köyü sakinleri bize büyük destek verdi. Gösterdikleri misafirperverlik ve katkı, çekim sürecimizi çok daha güçlü ve anlamlı hâle getirdi.</p>
<p>Yurt dışı çekimlerimizde, yaklaşık yedi yıldır yaşadığım ve yapım şirketimin faaliyet gösterdiği Karadağ’ı tercih ettik. Almanya’ya mimari benzerliği nedeniyle bazı sahneleri Cetinje’de gerçekleştirdik. Şehirdeki resmî kurumlar ve halk çekimler sırasında bize son derece yardımcı oldu. Kütüphane, otel ve sokak sahneleri için herhangi bir bedel ödemedik. Sanata gerçekten destek veren bir şehirde çalışmak bizim için çok kıymetliydi.</p>
<p>Bu çekimlerin gerçekleşmesinde, yaklaşık beş yıldır birlikte çalıştığımız Karadağlı ortak yapımcımız Selma Babajić’in katkısı çok büyük ve değerlidir. Almanya’da ise yol sahnelerini çektik. Oradaki çekim süreci de planladığımız biçimde ilerledi. Üç farklı ülkede çalışmak yapım açısından zorlayıcı olsa da filmin dünyasını zenginleştiren en önemli unsurlardan biri oldu.</p>
<p><strong>Filmin festival yolculuğundan beklentiniz nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu filmi yaparken en büyük amacım, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, yurt dışındaki insanlarımızdan en az birine bile ulaşabilmekti. Yaklaşık yedi yıldır Karadağ’da, dört yıldır da Almanya’da çalışmalarımı sürdürüyorum. Bu nedenle yurt dışında yaşamanın insanda oluşturduğu aidiyet duygusunu, yalnızlığı, yabancılığı ve iki ülke arasında kalma hâlini kişisel olarak da deneyimliyorum.</p>
<p>Festival yolculuğunda önceliğimiz, filmi yurt dışında yaşayan Türk izleyicilerle buluşturmak olacak. Özellikle farklı ülkelerde düzenlenen Türk film festivallerine önem veriyorum. Bununla birlikte filmin yalnızca göçmen Türk izleyiciye değil; göç, emek, aile ve aidiyet gibi evrensel meselelerle ilgilenen farklı kültürlerden seyircilere de ulaşmasını arzu ediyorum. Bir filmin gerçek yolculuğunun tamamlandığı gün değil, seyirciyle karşılaştığı anda başladığına inanıyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26526 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-1024x579.jpg" alt="" width="685" height="388" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-1024x579.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-768x434.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-743x420.jpg 743w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-150x85.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-696x393.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_-1068x603.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/HNp68yZXYAA1wU_.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 685px) 100vw, 685px" /></p>
<p><strong>Avrupa’da yaşayan Türk izleyicilerin filmde kendilerinden neler bulacağını düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong>Her insan kendine özgüdür ve herkesin yaşadığı göç hikâyesi birbirinden farklıdır. Bu nedenle filmde tek ve değişmez bir “gurbetçi hikâyesi” anlatma iddiasında değilim. Avrupa’nın farklı ülkelerini gezdim, bazı ülkelerde yaşadım ve oradaki insanlarımızı anlamaya çalıştım. Yaptığım araştırmalar, gerçekleştirdiğim görüşmeler ve kişisel deneyimlerim sonucunda karakterlerin alt metinlerini oluşturdum ve hikâyeyi şekillendirdim.</p>
<p>Seyircinin filmde kendi hayatının birebir karşılığını bulması gerekmiyor. Belki bir bakışta, bir sessizlikte, bir aile çatışmasında, bir özlem duygusunda ya da söylenememiş bir cümlede kendinden bir şey bulacaktır. Umarım “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da”, Avrupa’da yaşayan insanlarımızın duygu ve düşüncelerine samimiyetle ulaşan; onların geçmişine, mücadelesine ve hafızasına dokunabilen bir film olur.</p>
<p><strong> </strong><strong>21 Ağustos’ta sinemaseverlerle buluşacak “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da” filmi nasıl doğdu?</strong></p>
<p><strong> </strong>1985 yılında, Almanya’dan Türkiye’ye dönüşlerin yoğunlaştığı bir dönemde ortaokula başladım. Sınıf arkadaşlarımın önemli bir bölümü, o yılların diliyle “Alamancı” diye adlandırılan ailelerin çocuklarıydı. Onlarla aynı sıraları paylaşmak, iki kültür arasında yaşadıkları uyum sorunlarını yakından görmek ve Almanca öğrenmeye başlamam, yıllar sonra “Dışarıdakiler: Bir Zamanlar Almanya’da” filminin ilk duygusal tohumu oldu.</p>
<p>Aradan geçen yıllarda, Almanya’da ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan insanlarımızın hikâyelerinin sinemada yeterince anlatılmadığını fark ettim. Oysa bu insanların göç, emek, aidiyet, aile ve hayatta kalma mücadeleleri son derece güçlü, insani ve evrensel hikâyeler barındırıyordu. Bu eksikliği yalnızca gözlemlemek değil, sinema yoluyla görünür kılmak istedim. Filmi gerçekleştirebilmek için Almanya’ya giderek Eigengrau Pictures GmbH’yi kurdum. Böylece uzun, meşakkatli fakat benim için vazgeçilmez olan bir yapım süreci başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/27/oyuncularimizla-birlikte-hem-fiziksel-hem-de-duygusal-bir-hazirlik-sureci-yuruttuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DIGGER’dan Tom Cruise’un ilk kez göründüğü yeni afiş ve fragman yayınlandı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/diggerdan-tom-cruiseun-ilk-kez-gorundugu-yeni-afis-ve-fragman-yayinlandi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/diggerdan-tom-cruiseun-ilk-kez-gorundugu-yeni-afis-ve-fragman-yayinlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 17:25:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26512</guid>

					<description><![CDATA[Aksiyonun vazgeçilmez yüzü Tom Cruise, Oscar ödüllü usta yönetmen Alejandro G. Iñárritu ile bir araya geldiği ‘DIGGER’ filmiyle beyazperdeye dönüyor. Sinema dünyasında büyük heyecan yaratan yapımdan; usta aktörün canlandırdığı karakteri ve değişiminin ilk kez tam anlamıyla gözler önüne serildiği yeni afiş ve fragman yayınlandı. Yılın en merak edilen filmlerinden ‘DIGGER’, 2 Ekim’de TME Films dağıtımıyla, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aksiyonun vazgeçilmez yüzü Tom Cruise, Oscar ödüllü usta yönetmen Alejandro G. Iñárritu ile bir araya geldiği ‘DIGGER’ filmiyle beyazperdeye dönüyor. Sinema dünyasında büyük heyecan yaratan yapımdan; usta aktörün canlandırdığı karakteri ve değişiminin ilk kez tam anlamıyla gözler önüne serildiği yeni afiş ve fragman yayınlandı. Yılın en merak edilen filmlerinden ‘DIGGER’, 2 Ekim’de TME Films dağıtımıyla, IMAX seçeneğiyle birlikte sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p>Görsel hikaye anlatımıyla sinema tarihine geçen Alejandro G. Iñárritu, bu kez seyircileri yüksek tempolu bir kara komedi dünyasına davet ediyor. ‘DIGGER’, kendi tetiklediği büyük bir felaket tüm insanlığı ve yaşamı yok etmeden önce, dünyanın kurtarıcısı olduğunu kanıtlamak zorunda olan, gezegenin en güçlü adamının hikayesini konu alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26514 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-819x1024.jpg" alt="" width="643" height="804" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-819x1024.jpg 819w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-240x300.jpg 240w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-768x960.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-1228x1536.jpg 1228w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-336x420.jpg 336w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-150x188.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-300x375.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-696x870.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL-1068x1336.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/TR_DIGGER_INSTA_VERT_MAIN_1638x2048_INTL.jpg 1365w" sizes="auto, (max-width: 643px) 100vw, 643px" /></p>
<p dir="ltr">Tom Cruise’dan Sıra Dışı Bir Değişim</p>
<p dir="ltr">Yayınlanan yeni afiş ve fragmanda ilk kez net bir şekilde gördüğümüz Tom Cruise, sinemaseverleri şaşırtmaya devam ediyor. Yaşlandırılmış görüntüsüyle kamera karşısına geçen usta aktör, alışılagelmiş rollerinin dışına çıkarak sıra dışı bir değişime imza atıyor.</p>
<p dir="ltr">Yönetmen: Alejandro G. Iñárritu<br />
Senaryo: Alejandro G. Iñárritu, Alexander Dinelaris, Nicolás Giacobone, Sabina Berman</p>
<p dir="ltr">Hikaye: Alejandro G. Iñárritu, Sabina Berman</p>
<p>Yapımcılar: Alejandro G. Iñárritu, Mary Parent, Tom Cruise, Michael Sharp</p>
<p dir="ltr">Başyapımcılar: Joshua Grode, Berman, Dinelaris, Giacobone, Jez Butterworth, Emmanuel Lubezki</p>
<p dir="ltr">Oyuncular: Tom Cruise, Sandra Hüller, Jesse Plemons, John Goodman, Riz Ahmed, Michael Stuhlbarg, Sophie Wilde, Emma D’Arcy</p>
<p dir="ltr">‘DIGGER’ 2 Ekim’de TME Films dağıtımıyla yalnızca sinemalarda (IMAX seçeneği ile birlikte) seyirciyle buluşacak!</p>
<p><iframe loading="lazy" title="DIGGER | Türkçe Alt Yazılı Resmi Fragman | 2 Ekim&amp;apos;de Sinemalarda" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/zc1MGXADAqU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/diggerdan-tom-cruiseun-ilk-kez-gorundugu-yeni-afis-ve-fragman-yayinlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İçinizden geldiği gibi”</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/icinizden-geldigi-gibi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/icinizden-geldigi-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<category><![CDATA[Asghar Farhadi]]></category>
		<category><![CDATA[master class]]></category>
		<category><![CDATA[semra güzel korver]]></category>
		<category><![CDATA[ustalık sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26506</guid>

					<description><![CDATA[TRT 12 Punto&#8217;nun jüri başkanı olarak İstanbul&#8217;a gelen Asghar Farhadi&#8217;nin master classına ilgi büyüktü. Salon başlamadan doldu, yer bulamayanlar duvar kenarlarında ayakta dinledi.  Farhadi&#8217;yi ilk kez 2016 yılında Antalya Film Festivali&#8217;ndeki master classında dinlemiş, kendisiyle bir röportaj gerçekleştirmiştim. Aradan geçen on yıla rağmen değişmeyen iki şey vardı: Türkiye&#8217;deki yoğun ilgi ve Farhadi&#8217;nin sinemaya bakışındaki berraklık. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TRT 12 Punto&#8217;nun jüri başkanı olarak İstanbul&#8217;a gelen Asghar Farhadi&#8217;nin master classına ilgi büyüktü. Salon başlamadan doldu, yer bulamayanlar duvar kenarlarında ayakta dinledi.  Farhadi&#8217;yi ilk kez 2016 yılında Antalya Film Festivali&#8217;ndeki master classında dinlemiş, kendisiyle bir röportaj gerçekleştirmiştim. Aradan geçen on yıla rağmen değişmeyen iki şey vardı: Türkiye&#8217;deki yoğun ilgi ve Farhadi&#8217;nin sinemaya bakışındaki berraklık.</p>
<p>Salona girer girmez bu ilgiyi gülümseyerek karşıladı: <strong>&#8220;Türkiye&#8217;de ne zaman bir master class yapsam büyük ilgiyle karşılanıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. Umarım katılımcılar buradan çıktıktan sonra &#8216;Ayakta kaldım ama değdi.&#8217; diyebilirler.&#8221;</strong></p>
<p>Farhadi, teknik meselelerden çok sinemanın düşünme biçimi üzerine konuşuyordu. Gerçeklik, karakter, şüphe ve yaratıcılık etrafında dolaşan bu konuşmanın merkezinde ise bugün giderek daha fazla duyduğumuz bir kavram vardı: anlatı savaşları.</p>
<p>Farhadi, yönetmenliği iki farklı boyutta tanımlıyor. Birincisi teknik taraf; öğrenilen, geliştirilen, çalışılan kısm. İkincisi ise çok daha kişisel olan taraf: Bakış açısı.</p>
<p><strong>&#8220;Yönetmen, benim bakıp da göremediğimi bana gösterendir.&#8221;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26508 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-1024x685.jpg" alt="" width="678" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-1024x685.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-300x201.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-768x514.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-628x420.jpg 628w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-696x466.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69-1068x714.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/6a61bbe0-e0e5-4fbb-95f1-6c6379291f69.jpg 1284w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></p>
<p>Teknik beceri bir yönetmeni iyi kılabilir ama onu farklı yapan, bakış açısı. Yönetmenin anlatısı tam da burada başlıyor. Ona göre günümüz anlatı sinemasının büyük bölümü gerçeklikten besleniyor. Ama artık asıl soru, gerçeğin ne olduğu. Çünkü herkes aynı olaya farklı yerden bakıyor, farklı biçimde hatırlıyor ve farklı anlam yüklüyor. <strong>&#8220;Anlatı savaşları&#8221;</strong> dediği tam da bu. Kimin haklı olduğundan çok, gerçeğin kim tarafından nasıl kurulduğu&#8230;</p>
<p><strong>&#8220;Önceki filmlerimde derdim gerçeği anlatmaktı. Şimdi ise gerçek nedir? Gerçekte yaşananlara hayal nasıl etki eder? Gerçek sandığımız şey başkalarının bu gerçeği nasıl hayal ettiğidir. Herkes gerçeği farklı renklerde görür.”</strong></p>
<p>Konu senaryoya geldiğinde en çok üzerinde durduğu şey özgürlük oldu.</p>
<p><strong>&#8220;Kendinizi serbest bırakacaksınız. Hesap kitap yapmadan, özgür bir şekilde senaryoyu sadece yazmak istediğiniz için yazacaksınız.&#8221;</strong></p>
<p>Yazmaya başlarken filmin konusunun ne olacağını hesaplamıyor<strong>. &#8220;Ben hiç sormadım kendime filminin konusu ne diye. İzledikten sonra seyirci söyler şu konu hakkında diye. Bir konseptle başlamayı sevmem. Birisi kadın konusu hakkında senaryo yazalım der, sonra hikâyeyi yazar. Başka birisi ilgi çekici bir hikâye yazalım der. İkinci gruptakilerin bir şey çıkaramayacağı düşünülür. Çünkü baştan ne yazacaklarını bilmedikleri söylenir. Benim tecrübem ise tam tersi. Siz zaten yazmaya başlayınca zihninizde kalbinizde olanlar o hikâyeye yansır.”</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26509 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-1024x686.jpeg" alt="" width="644" height="431" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-1024x686.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-300x201.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-768x514.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-627x420.jpeg 627w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-696x466.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1-1068x715.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/WhatsApp-Image-2026-07-20-at-15.49.27-1.jpeg 1284w" sizes="auto, (max-width: 644px) 100vw, 644px" /></p>
<p>Belki de bu yüzden karakterleri hiçbir zaman tek boyutlu değil. Henüz 13 yaşındayken yazdığı kısa filmde bile iyi ya da kötü karakter olmadığını anlatırken şu cümleyi kuruyor:</p>
<p><strong>&#8220;Aslında herkesi anlayabiliriz. Benim filmlerimde insanlar gridir. Hayatımda hiç kötü biri olmamıştır. Bir yerde ona hak vermişimdir. Bu benim içimden gelen bir şey. &#8220;</strong></p>
<p>Farhadi sinemasının en belirgin özelliği belki de tam burada yatıyor. Karakterlerini yargılamıyor; onları anlamaya çalışıyor. Seyirciyi de aynı yere davet ediyor.</p>
<p>Sıra yazma sürecine gelince:</p>
<p><strong>&#8220;Kendinizi serbest bırakır ve tamamen kalbinizden yazarsanız, çocukluktan beri bilinçaltınızda olan şeyler su yüzüne çıkar. Bu farkındalık zihninizden kalbinize inmeli.&#8221;</strong></p>
<p>Bu cümle, aslında bütün yaratım sürecini özetliyordu. Senaryonun yalnızca fikirlerle değil, insanın yıllar içinde biriktirdiği duygularla yazıldığının altını çiziyordu.</p>
<p>Farklı ülkelerde, farklı kültürlerde film çekmiş bir yönetmen olarak insanın temel duygularının değişmediğini özellikle vurguladı. Fransa&#8217;da da, İspanya&#8217;da da, İran&#8217;da da aynı kırgınlıklar, aynı korkular, aynı özlemler yaşanıyor. Farklı kültürlerdeki insanların benzerlikleri, farklılıklarından daha çok.</p>
<p><strong>&#8220;Bir babanın oğluna kırgınlığı dünyanın her yerinde acıtır. Ancak gösterme biçimleri farklıdır.&#8221;</strong></p>
<p>Master classın en samimi bölümü ise yönetmenin kendine duyduğu güvenden değil, duyduğu şüphe ve tereddütlerden söz ettiği anlardı.</p>
<p>Dışarıdan bakıldığında yönetmen, her şeyi bilen kişi gibi görünür. Oysa içi şüphe ile doludur.</p>
<p><strong>&#8220;Sete gittiğiniz ilk andan itibaren asistan geliyor, &#8216;Oyuncu şu ayakkabıyı mı, bunu mu giysin?&#8217; diye soruyor. Emin değilsiniz. Kameraman geliyor, &#8216;Kamerayı oraya mı, buraya mı koyayım?&#8217; diyor. Yine emin değilsiniz. O anda karar veriyorsunuz.&#8221;</strong></p>
<p>Yönetmenlik, kesin cevaplara sahip olmak değil; şüpheyle, tereddütle yaşamayı öğrenmek.</p>
<p><strong>&#8220;Bir yönetmen olarak &#8216;Her şeyi biliyorum, ben oldum.&#8217; dediğiniz zaman artık filmleriniz çok ilgi çekmemeye başlar. Şüpheye düşmek, tereddüt etmek güzeldir. Korkmayıp kalbinizi dinleyeceksiniz.&#8221;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26510 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-1024x694.jpg" alt="" width="667" height="452" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-1024x694.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-300x203.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-768x520.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-620x420.jpg 620w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-150x102.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-696x472.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103-1068x724.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/611e84a8-812f-4a3f-b256-0716c1056103.jpg 1284w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p>Finalde ödüller ya da başarı üzerine değil, niyet üzerine konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Kendinize dürüstçe sorun; neden film yapmak istiyorsunuz? Yalnızca ödül kazanmak için film yapmak yaratıcılığınızı öldürür. İçinizden geldiği gibi yapın…&#8221;</strong></p>
<p>Farhadi&#8217;nin anlattıkları yalnızca sinema üzerine değildi. Bakmayı, anlamayı, yargılamadan dinlemeyi, hissetmeyi, düşünmeyi ve en önemlisi şüphe etmeyi hatırlatıyordu.</p>
<p>Belki de iyi bir yönetmeni büyük yapan şey, her cevabı bilmesi değil; doğru soruların peşinden gitmesi…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/20/icinizden-geldigi-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve çocukların dramı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/18/kadin-ve-cocuklarin-drami/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/18/kadin-ve-cocuklarin-drami/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:19:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26500</guid>

					<description><![CDATA[Saeed Roustaee İran’ın muhalif yönetmenlerinden. 2022 yılında çektiği Leila’nın Kardeşleri filmiyle İran rejimi tarafından altı ay hapis cezası almıştı ve yeni filmi Woman and Child’ı (Bizdeki adı Ceza) hükümet onayıyla çektiği söyleniyor. Kendi ülkemizdeki ilişkiler ağını gördüğüm için kendisini asla kınamıyorum. Bu onayın filme yansıyan tarafı kadınların başörtüsü takması olabilir, oyuncularını nasıl ikna etti bilemiyoruz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saeed Roustaee İran’ın muhalif yönetmenlerinden. 2022 yılında çektiği Leila’nın Kardeşleri filmiyle İran rejimi tarafından altı ay hapis cezası almıştı ve yeni filmi Woman and Child’ı (Bizdeki adı Ceza) hükümet onayıyla çektiği söyleniyor. Kendi ülkemizdeki ilişkiler ağını gördüğüm için kendisini asla kınamıyorum. Bu onayın filme yansıyan tarafı kadınların başörtüsü takması olabilir, oyuncularını nasıl ikna etti bilemiyoruz ama filmin başlarında Mahnaz ve Hamid’in bir sahneleri var. Mahnaz saçlarını kestirmiştir ve Hamid uzun halini daha çok sevdiğini söyler. Bu belki de arka planda işleyen bir protesto ve tepkidir, bilemeyiz! Film İran’da yasaklı değil ama ulusal çıkarlar ve ulusal ahlakla ilgili eleştirel noktaları olduğu için üzerinde hala karabulutlar dolaşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26502 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-1024x683.webp" alt="" width="671" height="447" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-1024x683.webp 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-300x200.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-768x512.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-630x420.webp 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-696x464.webp 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER-1068x712.webp 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/p17-Mother-and-Child_MER.webp 1200w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p>Roustaee’nin filmlerinde İran toplumunda yaşanan sıradan ama dozu gittikçe artan ve karanlığa evrilen ilişkiler, Amerika’nın yaptırımları sonucu ekonomik olarak etkilenen orta sınıfın hali anlatılır ve kendisi detaylandırmayı ve hatta melodrama kaymayı seven bir yönetmen. Bu yıl Cannes’da Cafar Panahi’nin Sadece Bir Kazaydı filmi Altın Palmiye’yi kazanırken diğer bir yarışma filmi de Woman And Child’dı. Filmin konusu kadınların hem sistem hem de üzerine gelen erkekler tarafından yaşadıkları zorluklar… Oyunculuk ve yönetmenlik gerçekten de çok akıcı ama konu biraz fazla dallanıp budaklanıyor ve filmin her karesinde trajedi kol geziyor neredeyse!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26504 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/woman_and_child.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>İki çocuklu dul bir kadının yeniden evlenmek istemesiyle gelişen olaylar silsilesinin içine bir de çocuk kaybı girince hem filmin alanı genişliyor, duygusu da daha ağırlaşıyor kabul ediyorum ama zaman zaman odak kaçıyor. Mahnaz’ın Hamid’le evlenme arzusu pek ortaya çıkmıyor, annesi ve kız kardeşiyle yaşadığı evden mi uzaklaşmak istiyor, yeniden çocuk sahibi mi olmak istiyor ve isteme esnasında çocuklarını ortalıkta istemeyen Hamid’in tavrı sonrasında ne olacak? Film bunlara cevap vermek yerine sabanını sürmeyi tercih ediyor ve oğul Aliyar’ın başına gelen trajik olaydan sonra filmin boyutu değişiyor. Mahnaz’ın iyi olmasını hayal ettiği her şey onu ve ailesini tam tersi yöne götürüyor. Evlenmek istediği adam olan Hamid’in kendisinden daha genç olan kız kardeşi tercih etmesi (orada kız kardeşi de yargılamak lazım) toplumun onun yaşında bir kadının yeniden başlaması için pek fırsat vermediğini söyleyebiliriz. O da erkeklere dolayısıyla sisteme savaş açıyor, onu yok etmeye çalışan erkeklerle savaşıyor. Bunu yaparken de öfkeli bir Medea, en az onlar kadar acımasız olabiliyor!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26503 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-1.jpg" alt="" width="663" height="442" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-1.jpg 678w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-1-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-1-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-1-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 663px) 100vw, 663px" /></p>
<p>Bu arada çocuk oyuncular da çok iyi. İran’ın çocuk oyuncuları filmi duygusuna katma hali tartışmasız başarılı. Burada da Aliyar’ı oynayan 14 yaşındaki Sinan Mohebi ve kız kardeşi Neda’yı oynayan Arshida Dorostkar gerçekten karakterlerini ortaya koyma konusunda başarılılar.</p>
<p>Mahnaz’ın kontrolü kaybetme noktasında yaşadıkları kadar yaşattıkları da önemli. Yaşadıklarının cezasını kesecek birilerini ararken bundan annesi, Neda ve kız kardeşi de etkileniyor ve kendisi git gide çaresiz ve korkutucu bir karaktere dönüşüyor. İronik bir şekilde, oğlunu sürekli azarladığı, onu durdurmaya çalıştığı davranışları taklit etmeye başlıyor ve anne oğulun çok fazla ortak noktası olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu şekilde olayları üst üste yığıp başarılı bir şekilde kurgulayabilen az yönetmen vardır, Roustaee gerçekliği iyi kullanan yönetmenlerden, burada biraz özellikle filmin ikinci yarısında gerilimli bir pembe dizi havası seziliyor ama son sahnede herkesi ortak bir duyguda toplamayı başarıyor!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/18/kadin-ve-cocuklarin-drami/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trajik bir zihin oyunu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/14/trajik-bir-zihin-oyunu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/14/trajik-bir-zihin-oyunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 08:22:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26492</guid>

					<description><![CDATA[Slovakya’nın Oscar adayı ve gerçek bir öyküden uyarlanan Otec /Baba ‘unutulan bebek sendromu’ diye bilinen bir durumu yaşayan babayı konu alıyor. Filmi izledikten sonra okuduklarımdan çok sık yaşanan bir durum olduğunu anlıyorum, resmi bir açıklaması yok ama beyin otomatik pilot moduna geçip bebeği yuvaya bıraktığınızı düşündürtüyor ama aslında bırakmamış oluyorsunuz! Yönetmen Tereza Nvotova’nın filmi uzun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Slovakya’nın Oscar adayı ve gerçek bir öyküden uyarlanan Otec /Baba ‘unutulan bebek sendromu’ diye bilinen bir durumu yaşayan babayı konu alıyor. Filmi izledikten sonra okuduklarımdan çok sık yaşanan bir durum olduğunu anlıyorum, resmi bir açıklaması yok ama beyin otomatik pilot moduna geçip bebeği yuvaya bıraktığınızı düşündürtüyor ama aslında bırakmamış oluyorsunuz!</p>
<p>Yönetmen Tereza Nvotova’nın filmi uzun planlarla yaşanan dramı daha da etkili bir hale getirirken, bir yandan da bir insanın kendisine yönelttiği cezanın affedilemez olduğu gerçeği, karmaşası ve acısıyla bizleri baş başa bırakıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26494 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-1024x614.png" alt="" width="696" height="417" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-1024x614.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-300x180.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-768x461.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-700x420.png 700w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-150x90.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-696x418.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1-1068x641.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/11-OTEC-STILL-1200x720-1.png 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>Hikaye sıradan bir gün algısıyla başlıyor, baba Michal (Milan Ondrik), karısı Zuzka (Dominka Morakova) ve iki yaşındaki kızları telaşlı, mutlu bir güne adım atıyor. Her gün kızı yuvaya kendisi bırakan Zuzka o gün işleri nedeniyle bu işi Michal’den ister. Filmi izlerken babanın kızı yuvaya teslim ettiğini görüp biz de rahatlıyoruz, demek ki öyle olmayacak ya da başka bir gün mü olacak diye düşünüyoruz. Yani babanın otomatik pilot moduna biz de inanıyoruz. Bir yandan da filmi izlerken baba tamamen unutabilirdi kızını kreşe teslim etmeyi. Sonuç değişmiyor gerçi! Her zamanki rutin işlerinin arasına sokulan bir şeyi unutmak gibi de olabilirdi. Her hâlükârda minik Dominika, arabanın içinde altı saat havasız kaldığı için ölüyor. Zihnin bize ettiği bir oyunun ne kadar ikna edici bir gerçeklik olarak yeniden yazıldığının kanıtı bu, gerçekten de şaşırtıcı ve dehşete düşürücü!</p>
<p>Bir derginin yöneticisi olan ve işleri iyi gitmeyen Michal, işleri toparlamaya çalışırken, beyni hala kızını kreşe bıraktığının güvencesi altında. Karısından gelen telefonla bir anda kafasında yarattığı imaj yerle bir oluyor. Kızı hala arabada! Buradaki geçiş gerçekten çok etkili. Ondrik iş yerindeki stresli tavrından bir anda çocuğunu sorumsuzca arabada unutan ve ölümüne sebebiyet veren bir babaya geçiş yapıyor, buradaki performanstan bahsetmek saçmalık olacak belki ama o travmayı, o yıkımı ve çaresizliği iliklerimize kadar hissettiren bir kabusu bizlere de yaşatıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26495 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images.jpg" alt="" width="677" height="451" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images.jpg 678w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/images-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 677px) 100vw, 677px" /></p>
<p>Bundan sonrası yaşanan trajedinin nasıl ilerlediği, anne ve babaya nasıl etki ettiği. İlk sahneler Michal kafasını dolaba vuruyor, Zuzka bu trajedi olmamış gibi davranıyor ama sonrasında dayanamayıp tüm sistemini kapatıyor. Zuzka’nın bu affedilemez trajedinin ardından kocasına olan tavrına bakıyoruz, onun da buna bir cevabı yok. Burada Moravkova’nın da güçlü bir performansı var, arada kalmış, kocasını affetme gücünü bulmaya çalışan acılı bir kadına hayat veriyor.</p>
<p>Yargılama esnasında sakal bıraktığını, yaşlandığını gördüğümüz Michal, kendisini savunmuyor, her türlü cezayı hak ettiğini, dönüşü olmayan bir suça sebep olduğunu söylüyor. Dediğim gibi acısının inandırıcılık sorunu yok. Öncesinde karısı yapamadığını söyleyip kendisini terk etmişti bu yalnızlık içerisinde daha da hissedilen bir acı olsa gerek bu kayıp. Filmin mahkeme sahnesinde kamera yükselip dışarıdaki bir parkta oynayan çocukların seslerini ulaştırıyor bize… Dominika da orada oynayabilirdi bu trajik sahnelerin yaşanmasındansa. Yönetmen filmini zarif, saygılı bir kayıp filmi olarak koyuyor kalbimize. Trajedinin boyutunu her daim hissettiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26496 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/tereza-nvotova-father-otec-movie-review-2025.jpg" alt="" width="600" height="360" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/tereza-nvotova-father-otec-movie-review-2025.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/tereza-nvotova-father-otec-movie-review-2025-300x180.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/07/tereza-nvotova-father-otec-movie-review-2025-150x90.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Film yine de kafalarda şöyle bir soru işareti bırakıyor, çocuğunu çok seven biri nasıl olur da onu arka koltukta unutur? Ama film yine de yeşil bir ışık yakmayı ihmal etmiyor Michal ve Zuska’ya… Belki Michal ahlaki olarak her daim yargılanacak, kendisini yargılayacak ama hayatın doludizgin akışına da el uzatmak mı gerekiyor? Film bir engel daha çıkarıyor önlerine, yakınında olanlar bu süreçte onları nasıl yargılamış trajik şekilde öğreniyorlar! Sonuçta bu bitmeyecek içsel bir davaya evriliyor ve Nvotova’nın başarılı yönetmenliği her duyguya kucak açıyor!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/14/trajik-bir-zihin-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk Tesadüfleri Sever 3&#8217;ün oyuncuları okuma provasında bir araya geldi!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/07/01/ask-tesadufleri-sever-3un-oyunculari-okuma-provasinda-bir-araya-geldi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/07/01/ask-tesadufleri-sever-3un-oyunculari-okuma-provasinda-bir-araya-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 16:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26486</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye sinemasının en çok izlenen romantik filmleri arasında yer alan ‘Aşk Tesadüfleri Sever’ serisi, üçüncü filmiyle sinemalara dönmeye hazırlanıyor. Serinin ilk filminin ardından Mehmet Günsür’ün yeniden başrolünde yer alacağı ‘Aşk Tesadüfleri Sever 3’de, Mehmet Günsür ile birlikte başrolü başarılı, güzel oyuncu Devrim Özkan paylaşıyor. Çekimleri önümüzdeki günlerde başlayacak Böcek Film ve Benesta ortaklığı ile hayata geçen filmin okuma provası [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye sinemasının en çok izlenen romantik filmleri arasında yer alan ‘Aşk Tesadüfleri Sever’</strong> <strong>serisi, üçüncü filmiyle sinemalara dönmeye hazırlanıyor. Serinin ilk filminin ardından Mehmet Günsür’ün yeniden başrolünde yer alacağı ‘Aşk Tesadüfleri Sever 3’de, Mehmet Günsür ile birlikte başrolü başarılı, güzel oyuncu Devrim Özkan paylaşıyor. Çekimleri önümüzdeki günlerde başlayacak </strong><strong>Böcek Film ve Benesta ortaklığı ile hayata geçen</strong><strong> </strong><strong>filmin okuma provası yapıldı. </strong></p>
<p>2011 yılında başlayan ve milyonlarca izleyicinin kalbinde özel bir yer edinen ‘Aşk Tesadüfleri Sever’ serisi 3. filmiyle izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Rekorlar kıran ilk filmde yer alan Mehmet Günsür’ün serinin yeni filminde de yer alıyor olması iki film arasındaki bağlantının ipuçlarını veriyor.</p>
<p><strong>Ömer Faruk Sorak</strong>’ın genel yönetmenliğinde, <strong>İpek Sorak</strong>&#8216;ın yönetmenliğini ve hikayesini üstlendiği, senaryosu <strong>Funda Dündar</strong>’ a ait <strong>Böcek Film </strong>ve<strong> Benesta </strong>ortaklığı ile hayata geçen film, oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. İlk filmin unutulmaz karakteri Özgür’e hayat veren <strong>Mehmet Günsür</strong> ve Devrim Özkan’ın başrolünde yer aldığı filmin dev kadrosunda <strong>Serkan Altunorak, Ümit Bülent Dinçer, Ülkü Hilal Çiftçi, Durukan Çelikkaya, Berrin Arısoy, Pınar Töre, Rüzgar Eser Düzenli, Derinsu Sorak, Deren Baştaş ve Belçim Bilgin, Ayda Aksel, Hüseyin Avni Danyal, Güler Ökten yer alırken Zuhal Olcay, Uğur Polat, Bennu Yıldırımlar, Emin Gürsoy ve Ayşe Arman da hikayesi merakla beklenen filme konuk oluyor. </strong></p>
<p>Serinin üçüncü filmi, bu kez <strong>Özgür</strong> (Mehmet Günsür) ve <strong>Mavi’nin (Devrim Özkan)</strong> yollarının kesiştiği, geçmiş ile bugünü buluşturan yeni bir aşk hikâyesini merkezine alıyor. İlk iki filmde olduğu gibi kader, tesadüf, aile bağları ve zaman kavramını duygusal bir anlatımla ele alan film, serinin geçmişinden izler taşırken yeni izleyiciler için de unutulmaz bir hikâye sunuyor.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde çekimleri başlayacak olan <strong>‘Aşk Tesadüfleri Sever 3’</strong>ün oyuncuları ilk kez okuma provasında bir araya geldi. Benesta Benleo Acıbadem’de gerçekleşen okuma provası öncesi basının karşısına geçip filmle ilgili soruları yanıtlayan ekip, böylesi bir kadro ile uzun yıllar unutulmayacak bir hikayenin içinde olmanın heyecanını yaşadıklarını anlattılar. <strong>‘Aşk Tesadüfleri Sever 3’</strong>, güçlü oyuncu kadrosu, duygusal hikâyesi ve yıllar sonra yeniden hayat bulan unutulmaz evreniyle sinemaseverleri</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/07/01/ask-tesadufleri-sever-3un-oyunculari-okuma-provasinda-bir-araya-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Chukotka Günleri sona erdi!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/06/28/izmirde-chukotka-gunleri-sona-erdi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/06/28/izmirde-chukotka-gunleri-sona-erdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 07:36:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26481</guid>

					<description><![CDATA[23–25 Haziran 2026 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ev sahipliğinde, Kadın Yönetmenler Derneği ve Rusya Federasyonu İzmir Fahri Konsolosluğu iş birliğiyle düzenlenen İzmir&#8217;de Chukotka Günleri, üç gün boyunca gerçekleştirilen film gösterimleri, paneller, söyleşiler ve fotoğraf sergisiyle başarıyla tamamlandı. Altın Kuzgun (Golden Raven) Arktik Uluslararası Film Festivali&#8217;nin 10. yıl Sinema Maratonu&#8217;nun kapanış etkinliği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>23–25 Haziran 2026 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ev sahipliğinde, Kadın Yönetmenler Derneği ve Rusya Federasyonu İzmir Fahri Konsolosluğu iş birliğiyle düzenlenen <strong>İzmir&#8217;de Chukotka Günleri</strong>, üç gün boyunca gerçekleştirilen film gösterimleri, paneller, söyleşiler ve fotoğraf sergisiyle başarıyla tamamlandı.</p>
<p>Altın Kuzgun (Golden Raven) Arktik Uluslararası Film Festivali&#8217;nin 10. yıl Sinema Maratonu&#8217;nun kapanış etkinliği olarak gerçekleştirilen program, Chukotka&#8217;nın sinema ve kültür üretimini ilk kez bu kapsamda Türkiye&#8217;de izleyiciyle buluştururken, iki ülke arasında yeni kültürel iş birliklerinin de başlangıcını oluşturdu.</p>
<p>Etkinliğin açılış programında yönetmen <strong>Aleksei Vakhrushev</strong>&#8216;in <em>Tundranın Kitabı: Vukvukai, Küçük Taşın Hikâyesi</em> adlı belgeselinin özel gösterimi gerçekleştirildi. Ardından Prof. Dr. <strong>Ragıp Taranç</strong> moderatörlüğünde düzenlenen <strong>&#8220;Merkezin Ötesinde Sinema: Arktik Coğrafyaları, Yerel Hikâyeler ve Uluslararası Kültürel Köprüler&#8221;</strong> panelinde Golden Raven Arktik Uluslararası Film Festivali Direktörü <strong>Philipp Abriutin</strong>, Baş Yapımcı <strong>Oksana Lakhno</strong> ve Kadın Yönetmenler Derneği Onursal Başkanı <strong>Av. Sema Pekdaş</strong> konuşmacı olarak yer aldı. Chukotka Özerk Okrugu Valisi <strong>Vladislav Kuznetsov</strong> da gönderdiği video mesajla etkinliğe katılarak Türkiye ile Chukotka arasında gelişen kültürel diyaloğun önemine dikkat çekti.</p>
<p>Festival kapsamında fotoğraf sanatçısı <strong>Mikhail Abriutin</strong>&#8216;in hazırladığı <strong>&#8220;Chukotka&#8217;nın Yüzleri&#8221;</strong> sergisi sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışı, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı <strong>Prof. Dr. Serdar Aybek</strong> ile Rusya Federasyonu İzmir Fahri Konsolosu <strong>Eray Güler</strong> tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26483 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-1024x717.jpg" alt="" width="676" height="473" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-1024x717.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-300x210.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-768x537.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-1536x1075.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-600x420.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-150x105.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-696x487.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-1068x747.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-1920x1343.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2-100x70.jpg 100w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSCF7874-2.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p>Programın ikinci gününde Golden Raven Genç Animasyon Laboratuvarı kapsamında hazırlanan animasyon filmleri ile festival seçkisinden kısa filmler gösterildi. <strong>&#8220;Gençlik, Animasyon ve Kültürel Hafıza&#8221;</strong> başlıklı panelde <strong>Philipp Abriutin</strong>, <strong>Oksana Lakhno</strong>, <strong>Öğr. Gör. Markus Berger</strong> ve <strong>Arş. Gör. Cansu Karaman Cengiz</strong> konuşmacı olarak yer alırken, Öğr. Gör. Dr. <strong>Melih Tomak</strong> <strong>&#8220;Belgesellerde Klasik ve Çağdaş Yaklaşımlar&#8221;</strong> başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.</p>
<p>Festival kapsamında, yönetmenleri <strong>Gülten Taranç</strong> ve <strong>Prof. Dr. Ragıp Taranç</strong>, senaristi <strong>Buğçe Çalışkan</strong> olan ve Golden Raven Arktik Uluslararası Film Festivali&#8217;nde <strong>2026 Özel Diploma Ödülü</strong>&#8216;ne layık görülen <strong>Dedemin Evi</strong> belgeselinin özel gösterimi gerçekleştirildi. Gösterim öncesinde <strong>Chukotka Günlükleri</strong> kısa filmi izleyiciyle buluşurken, belgesel sinema, göç ve kültürel hafıza üzerine değerlendirmeler yapıldı.</p>
<p>Kapanış gününde ise Golden Raven Arktik Uluslararası Film Festivali Direktörü <strong>Philipp Abriutin</strong>&#8216;in yönetmenliğini üstlendiği <strong>Rogers Körfezi&#8217;nde Trajedi (Tragedy at Rogers Bay)</strong> filminin Türkiye özel gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından Prof. <strong>Berrak Taranç</strong> moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide Abriutin izleyicilerle buluştu. Program, Prof. Dr. <strong>Ragıp Taranç</strong> moderatörlüğünde gerçekleştirilen <strong>&#8220;Chukotka: Gerçeklik, Hafıza ve Sinema&#8221;</strong> paneliyle devam etti. Panele Dr. <strong>Levent Berber</strong>, Öğr. Gör. <strong>İbrahim Tarkan Doğan</strong>, <strong>Philipp Abriutin</strong> ve <strong>Oksana Lakhno</strong> konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Kadın Yönetmenler Derneği Başkanı ve Festival Direktörü <strong>Gülten Taranç</strong>, kapanış konuşmasında <strong>Dedemin Evi</strong> ile başlayan kültürel yolculuğun bugün iki ülke arasında kalıcı bir iş birliğine dönüştüğünü belirterek, sanatın farklı coğrafyalar arasında güçlü bağlar kurduğunu ifade etti. Taranç, bu iş birliğinin 2027 yılında Chukotka&#8217;da gerçekleştirilmesi planlanan <strong>Türk Sineması Günleri</strong> ve yeni ortak projelerle devam edeceğini söyledi.</p>
<p>Üç gün boyunca sinema, belgesel, animasyon, fotoğraf ve akademik buluşmaları bir araya getiren <strong>İzmir&#8217;de Chukotka Günleri</strong>, Türkiye ile Chukotka arasında kültür ve sanat alanında sürdürülebilir uluslararası iş birliklerine zemin hazırlayan önemli bir organizasyon olarak tamamlandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/06/28/izmirde-chukotka-gunleri-sona-erdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pera Müzesi, DOCUMENTARIST 19. İstanbul Belgesel Günleri&#8217;ne Ev Sahipliği Yapıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/06/11/pera-muzesi-documentarist-19-istanbul-belgesel-gunlerine-ev-sahipligi-yapiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/06/11/pera-muzesi-documentarist-19-istanbul-belgesel-gunlerine-ev-sahipligi-yapiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 07:36:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26473</guid>

					<description><![CDATA[Pera Film, DOCUMENTARIST 19. İstanbul Belgesel Günleri kapsamında gerçekleşecek gösterimlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 12–21 Haziran arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda gösterilecek program göç, hafıza, aidiyet, kadınların tanıklığı, ekolojik yıkım ve adalet arayışı etrafında şekillenen belgeselleri izleyiciyle buluşturuyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları (Pera Film), bu yıl 19’uncusu düzenlenen DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pera Film, DOCUMENTARIST 19. İstanbul Belgesel Günleri kapsamında gerçekleşecek gösterimlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 12–21 Haziran arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda gösterilecek program göç, hafıza, aidiyet, kadınların tanıklığı, ekolojik yıkım ve adalet arayışı etrafında şekillenen belgeselleri izleyiciyle buluşturuyor.</strong></p>
<p><strong>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları (Pera Film)</strong>, bu yıl 19’uncusu düzenlenen <a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film-program/documentarist-19-istanbul-belgesel-gunleri/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film-program/documentarist-19-istanbul-belgesel-gunleri/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1D054T2mIGJrOaNSE21pku"><strong>DOCUMENTARIST İstanbul Belgesel Günleri</strong></a>’ne ev sahipliği yapıyor. Festival kapsamında ağırlıklı olarak <strong>Türkiye Panorama</strong> filmlerinden oluşan bir seçki, <strong>12–21 Haziran</strong> arasında <strong>Pera Müzesi Oditoryumu’nda</strong> izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p><strong>28 belgeseli</strong> bir araya getiren program, göç yollarında askıda kalan hayatlardan aile hafızasının sessiz izlerine, kadınların tanıklığından ekolojik yıkıma, kültürel mirastan adalet arayışına uzanan geniş bir anlatı alanı açıyor. Seçki, kişisel hikâyeler ile toplumsal belleği yan yana getirirken, bugünün dünyasında aidiyet, sınır, hafıza, dayanışma ve direniş kavramlarını yeniden düşünmeye çağırıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26475 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-1024x576.jpg" alt="" width="682" height="384" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101649_AskAskHurriyet.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 682px) 100vw, 682px" /></p>
<p><strong>Açılış seçkisinde hafıza, direniş ve hayal gücü</strong></p>
<p><strong>12 Haziran</strong> <strong>Cuma 19.30’da</strong> düzenlenecek açılış töreninde, dört kısa filmden oluşan bir seçki gösterilecek. <strong>Pegah Ahangarani</strong> ve <strong>Mohammadreza Farzad</strong> imzalı “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/ben-yerde-olurken/6036/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/ben-yerde-olurken/6036/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw2910nmdQ68s9QYj7pE7mKu"><strong>Ben Yerde Ölürken</strong></a>”, 2009 yazında İran’da seçim hilelerine tepki olarak başlayan Yeşil Hareket’in arşiv görüntüleri üzerinden kaosu, dayanışmayı ve kayıp duygusunu izleyiciye taşıyor. <strong>Nathan Fagan</strong>’ın yönettiği “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/iceride-vadi-sarki-soyluyor/6037/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/iceride-vadi-sarki-soyluyor/6037/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw0H4sJU5jwMWn68bfL8XwLN"><strong>İçeride, Vadi Şarkı Söylüyor</strong></a>”, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki farklı hapishanelerde uzun süreli hücre hapsinde tutulan üç kişinin yalnızlık ve psikolojik çaresizlik karşısında zihinlerinde kurdukları fantastik dünyalara odaklanıyor. <strong>Özgün Gündüz</strong>’ün “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/burcunun-melekleri/5995/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/burcunun-melekleri/5995/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3fvgMdbiyi2fZEfMrGCoXk"><strong>Burcu’nun Melekleri</strong></a>” adlı filmi, Vancouver’da otuz yılı aşkın süre boyunca bir sığınak ve buluşma alanına dönüşen Burcu’s Angels adlı vintage dükkânın hikâyesini anlatırken; <strong>İklim Doğan</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/harabelerin-fisiltisi/6005/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/harabelerin-fisiltisi/6005/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw0A5mOvcvJI4KQFr2X58rqN"><strong>Harabelerin Fısıltısı</strong></a>” adlı filmi ise tehcirde kullanılan demiryolu hatlarını takip ederek günümüz Türkiye manzaralarında eksilmiş bir hafızanın izlerini araştırıyor.</p>
<p><strong>Göç yollarında bekleyiş, sınırlar ve aidiyet</strong></p>
<p>Berke Baş’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/transit/5983/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/transit/5983/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3u7E2Ks5QiGuMAsXE6NKVU"><strong>Transit</strong></a><strong>” </strong>adlı belgeseli, İstanbul’u Batı’ya uzanan göç rotasının kritik duraklarından biri olarak ele alıyor; Iraklı Arap, Iraklı Kürt ve Nijeryalı üç ailenin yasal güvenceden, çalışma izninden ve temel haklardan yoksun, belirsizlik içinde süren yaşamlarına odaklanıyor. <strong>Besire Paralik</strong>’in yönettiği, festivalin Uluslararası Panorama bölümünde yer alan “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/one-homeland-two-homes/5986/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/one-homeland-two-homes/5986/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw0OFarQrU1yswPCz7i7wPFt"><strong>One Homeland Two Homes</strong></a><strong>”</strong>, Kıbrıs’tan Berlin’e göç eden altı kuir bireyin hikâyesi aracılığıyla “ev” kavramını sınırlar, kimlik ve aidiyet ekseninde sorguluyor. <strong>Ozan Takış</strong> imzalı “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/salman-gitmek-istiyor/6000/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/salman-gitmek-istiyor/6000/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw2JbdAu3W2XoZ0Fo8cneCrS"><strong>Salman Gitmek İstiyor</strong></a><strong>”</strong>, Türkiye’de yaşayan Senegalli bir mültecinin Avrupa’ya geçme hayali ve kayboluşunun ardından geride bıraktığı izler üzerinden ilerlerken; yönetmen koltuğunda <strong>Tahin Demiral</strong>’ın oturduğu “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/ask-ask-hurriyet/5996/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/ask-ask-hurriyet/5996/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1e5zcI9T8ucxcW5fxgA9X6"><strong>Aşk Aşk Hürriyet</strong></a><strong>”</strong> ise Fransa’da göçmen ve kuir bireylerin, idari statülere indirgenen varlıklarının ötesinde özgürlük, duygu ve birlikte yaşam alanı kurma arayışlarını takip ediyor. Olga Haldız’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/cimler/6008/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/cimler/6008/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1ZxFXQdPk7_FUCdem9T7S8"><strong>Çimler</strong></a>” adı filmi de savaş nedeniyle Kharkiv’den İstanbul’a gelen Elina ile Rusya’dan ayrılan Olesya’nın, kayıp evlerin, parçalanmış anıların ve yeni bir dil arayışının ortasında kurdukları dostluğu görünür kılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26476 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101668_FotografimiziCekin.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Kökler, aile hafızası ve bastırılmış geçmişler</strong></p>
<p>Programda aile belleği, azınlık deneyimleri ve geçmişle yüzleşme etrafında şekillenen yapımlar da öne çıkıyor. <strong>Berke Baş</strong> imzalı “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/nahidenin-turkusu/5984/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/nahidenin-turkusu/5984/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1AlwPUiA4P_RH2x_eXvV_q"><strong>Nahide’nin Türküsü</strong></a><strong>”</strong>, yönetmenin büyükannesinin Ermeni kökenlerinin ve Ordu’nun bir zamanlar kozmopolit olan geçmişinin izini sürüyor; aile içindeki fısıltılarla aktarılan hafızayı görünür kılmaya çalışıyor. Yönetmen koltuğunda <strong>Aylin Kızıl</strong>’ın oturduğu “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/fotografimizi-cekin/5997/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/fotografimizi-cekin/5997/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3pfdAXUx73ZDiqMiC_u3Y2"><strong>Fotoğrafımızı Çekin</strong></a><strong>”</strong>, Diyarbakır İçkale’de geçmiş ve bugünün üst üste binen katmanlarını fotoğraf aracılığıyla yeniden okuyor. <strong>Susana de Sousa Dias</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/48/6003/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/48/6003/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw15x3yeyDlbC0k1u9NTjTRH"><strong>48</strong></a><strong>”</strong> adlı belgeseli ise Salazar diktatörlüğünün polis kayıtlarındaki portrelerinden yola çıkarak baskı rejimlerinin hafızadaki izlerini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Kadınların tanıklığı, kuşaklar ve mücadele</strong></p>
<p>Kadınların yaşam deneyimleri, kuşaklar arası aktarım ve feminist mücadele, seçkinin güçlü damarlarından birini oluşturuyor. <strong>Nalin Acar</strong> ve <strong>Adar Taş</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/hikayemin-neresindeyim/5994/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/hikayemin-neresindeyim/5994/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw376HH5d7UI4HFHOHC9TXqX"><strong>Hikayemin Neresindeyim?</strong></a><strong>”</strong> filmi, iki farklı şehirde yaşayan ailelerde kadınların hayat hikâyelerine, toplumsal cinsiyet rolleriyle şekillenen özel ve kamusal alan ayrımını aşarak bakıyor. Ziya Değer’in yönetmenliğini üstlendiği “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/annemin-hikayesi/6001/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/annemin-hikayesi/6001/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3qbOkJtUlovghtOQMiCApD"><strong>Annemin Hikâyesi</strong></a><strong>”</strong>, genç yaşta evlendirilen Zahide’nin yaşamı üzerinden kadınlara dayatılan baskıcı düzeni ve hayatta kalma mücadelesini izleyiciye taşıyor. <strong>Aylin Kuryel</strong>’in yönettiği “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/stella-ile-8-mart/6004/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/stella-ile-8-mart/6004/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw2DF3gxS9gSsg3zVshXhaZp"><strong>Stella ile 8 Mart</strong></a><strong>”</strong> belgeseli, İstanbul’daki 21. Feminist Gece Yürüyüşü sırasında, Türkiye’de 1980 sonrası feminist mücadelenin kurucu figürlerinden Stella Ovadia’yla yapılan sohbetleri sokağın sesiyle buluşturuyor. <strong>Özlem Belçim Galip </strong>imzalı<strong> “</strong><a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/bu-yolun-herhangi-bir-yerinde/5998/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/bu-yolun-herhangi-bir-yerinde/5998/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3Ca8nj20xJ2ADAC9gbHYor"><strong>Bu Yolun Herhangi Bir Yerinde</strong></a><strong>”</strong> ise Avrupa’da yaşayan Kürt kadın sanatçıların savaş, yerinden edilme, göç ve patriyarka karşısında üretimle kurdukları direnç alanına odaklanıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26477 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-1024x576.jpg" alt="" width="687" height="387" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101663_Cimler-1920x1080.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></p>
<p><strong>Kültürel üretim, arşiv ve kolektif hafıza</strong></p>
<p>Kültürel üretim, arşiv ve kolektif hafıza etrafında şekillenen yapımlar, programın bir başka hattını oluşturuyor. <strong>Serdar Kökçeoğlu</strong>’nun “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/mavi-devrim-ve-vhs-kasetler/5985/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/mavi-devrim-ve-vhs-kasetler/5985/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3i_3db_iRjeYltwMoyXVjj"><strong>Mavi, Devrim ve VHS Kasetler</strong></a>”i savaş pilotu, devrimci ve sinefil Mekin Gönenç’in ardında bıraktığı VHS kasetler ve sinema defterleri aracılığıyla bir 20. yüzyıl romantiğinin portresini sunuyor. <strong>Büşra Bozdemir</strong>’in “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/bir-kolektifin-izinden/5999/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/bir-kolektifin-izinden/5999/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3TTHrn6ssKJtbYrfsq7M7w"><strong>Bir Kolektifin İzinden</strong></a><strong>”</strong> belgeseli, 1980’lerde İstanbul’da müzik, dayanışma ve özgürlük arzusuyla şekillenen Çekirdek Sanat Evi’nin mirasına bakıyor. <strong>Yalçın Çiftçi</strong>’nin yönettiği “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/pirlerin-dugunu/5990/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/pirlerin-dugunu/5990/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3G4lMT50vi9WoB8Q6dbP1G"><strong>Pirlerin Düğünü</strong></a><strong>”</strong> ise İran’ın Hewraman bölgesinde yaşayan Gorani Kürtlerinin bin yıllık ritüelini, Zagros Dağları’nın eteklerinde her yıl yeniden canlanan bir ruhsal yolculuk olarak perdeye taşıyor.</p>
<p><strong>Toprak, su ve yerinden edilen yaşamlar</strong></p>
<p>Ekolojik yıkım, zorunlu yer değiştirme ve mekânsal dönüşüm programın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Yönetmen <strong>Yeşim Ustaoğlu</strong>’nun “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/kuru-tasin-basi/6002/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/kuru-tasin-basi/6002/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3B-b2Tl3WZ_zVW6Csi2oWE"><strong>Kuru Taşın Başı</strong></a><strong>” </strong>adlı filmi, Yusufeli baraj projesi nedeniyle evlerini, topraklarını, hayvanlarını ve Çoruh Nehri’yle kurdukları yaşamı geride bırakmak zorunda kalan yöre halkının aidiyetini koruma çabasını takip ediyor. <strong>Sheida Kiran</strong>’ın “<a href="http://peramuzesi.org.tr/film/gitmedik-buradayiz/6009/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://peramuzesi.org.tr/film/gitmedik-buradayiz/6009/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1-TXXBDIIA68O7L7nC_NfK"><strong>Gitmedik Buradayız</strong></a>” filmi, Antakya’nın Dikmece köyünde zeytinliklerine el konulmasına direnen Meryem ve ailesinin mücadelesini, son hasat ihtimaliyle kayda alıyor. <strong>Nazlı Ökten</strong>’in “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/bir-ada-m-/6010/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/bir-ada-m-/6010/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1ng_Fa3t01aOskga8sHda5"><strong>Bir Ada(m)</strong></a>” belgeseli, Avşa Adası’nın geçirdiği dönüşümü Ahmet Durmazbilek’in yaşamı, ekolojik duyarlılığı ve adanın değişen doğası üzerinden yeniden düşünüyor. <strong>Ece Era</strong>’nın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/-kopekler-ve-toz/5988/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/-kopekler-ve-toz/5988/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw2hWPn98mpWyh99NV1N7JKq"><strong>Köpekler ve Toz</strong></a>” filmi ise yeni bir cezaevi kompleksi için boşaltılan Edirne kıyısındaki şehir çöplüğünde yaşayan sokak köpeklerini ve yok olmak üzere olan bir mekânı kayda geçiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26478 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-1024x576.png" alt="" width="669" height="377" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-1024x576.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-300x169.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-768x432.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-1536x864.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-747x420.png 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-150x84.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-696x392.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler-1068x601.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1781101679_MaviDevrimVeVHSKasetler.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
<p><strong>Gündelik hayatın içinden toplumsal gerçekler</strong></p>
<p>Programda gündelik hayatın içinden toplumsal meselelere bakan yapımlar da yer alıyor. <strong>Volkan Üce</strong>’nin “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/2m%C2%B2/5987/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/2m%25C2%25B2/5987/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw1bW1h8q0j8d0h2aLoXGdeV"><strong>2M²</strong></a><strong>”</strong> belgeseli, Belçika’da yaşayan Türklerin cenaze süreçleri üzerinden iki memleket arasındaki hayat ve ölüm algısını, bürokratik absürtlükler ve aidiyet meselesiyle birlikte ele alıyor. <strong>Sinan Kaldan</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/gunler-uzun-yollar-kisa/5992/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/gunler-uzun-yollar-kisa/5992/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw2--3sgysPopZ4V_CuN82NQ"><strong>Günler Uzun, Yollar Kısa</strong></a>” filmi, Parkinson hastası Talip’in yalnız yaşamına, gündelik rutinlerine ve zamanla kurduğu ilişkiye yakından bakıyor. <strong>Nazif Can Akçalı</strong>’nın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/yenilebilir-sihir/5993/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/yenilebilir-sihir/5993/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996751000&amp;usg=AOvVaw3JfKMKZYS6OikvB3FFvzYk"><strong>Yenilebilir Sihir</strong></a>” belgeseli, Sardunya’daki uzun yaşam gelenekleriyle çağdaş biyohacker’ların arayışlarını yan yana getirerek yemek, teknoloji ve ölümsüzlük fikri üzerine düşünüyor. <strong>Şükran Demir</strong> ve <strong>Özgür Ünal</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/yibo/6006/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/yibo/6006/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996752000&amp;usg=AOvVaw2wMlD0kMf_7EfEEUt67jxf"><strong>YİBO</strong></a><strong>” </strong>adlı filmi, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları’nda (YİBO) okuyan öğrencilerin tanıklıkları aracılığıyla eşitsizlik, asimilasyon ve militarist disiplin anlayışını görünür kılıyor. <strong>Berke Baş</strong>’ın “<a href="https://www.peramuzesi.org.tr/film/dargecit/6007/3576" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.peramuzesi.org.tr/film/dargecit/6007/3576&amp;source=gmail&amp;ust=1781248996752000&amp;usg=AOvVaw0LgNWw3ldjgCjcreRZbsvB"><strong>Dargeçit</strong></a><strong>”</strong> belgeseli ise 1995’te Mardin Dargeçit’te kaybedilen yakınları için yıllardır hakikat ve adalet arayan ailelerin mücadelesini takip ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/06/11/pera-muzesi-documentarist-19-istanbul-belgesel-gunlerine-ev-sahipligi-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinema ve yeme kültürünün buluşma noktası: Gastronomi Film Festivali!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/06/08/sinema-ve-yemegin-bulusma-noktasi-gastronomi-film-festivali/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/06/08/sinema-ve-yemegin-bulusma-noktasi-gastronomi-film-festivali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26460</guid>

					<description><![CDATA[Bu yıl Çeşme’de ikincisi yapılan Uluslararası Gastronomi Film Festivali dolu dolu bir şekilde sona erdi. Gülper Şahin Ergün’ün direktörlüğünde özveriyle gerçekleştirilen festival, bu sene 1974 yılında açılmış Altın Yunus Oteli’nde yapıldı. Otelin konumuyla, yatay mimari oluşuyla ve mükemmel deniziyle gerçekten de bir festival için en iyi lokasyonlardan birisi olduğunu söylemek mümkün. Etkinlik salonlarının bir kapısının bahçeye açılması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Çeşme’de ikincisi yapılan Uluslararası Gastronomi Film Festivali dolu dolu bir şekilde sona erdi. Gülper Şahin Ergün’ün direktörlüğünde özveriyle gerçekleştirilen festival, bu sene 1974 yılında açılmış Altın Yunus Oteli’nde yapıldı. Otelin konumuyla, yatay mimari oluşuyla ve mükemmel deniziyle gerçekten de bir festival için en iyi lokasyonlardan birisi olduğunu söylemek mümkün. Etkinlik salonlarının bir kapısının bahçeye açılması ve bahçede yerel üreticilerin bin bir emekle ve güler yüzleriyle yaptıkları sunumlar ve tadım tabakları gerçekten de yenmeye değerdi. Hele de zeytinyağlı tutkunuysanız…</p>
<p>Gülper Ergün festivali sürdürebilir kılmak için inatçı olduğunu söylüyor. Aslında festivale sponsor ne de güzel yakışır, işin içinde yeme içme olunca bir sürü şirketin festivalin kapısında sıra olmasını bekliyorsunuz ama belki üçüncü de olur diye umut ediyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26462 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-1024x683.jpg" alt="" width="647" height="431" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912558_DSC09033-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 647px) 100vw, 647px" /></p>
<p>Festival gerçekten de bizi yoğun bir programla karşıladı, salondan salona girdik, tadım yaptık sinema ve gastronominin önderliğinde gelişen keyifli söyleşilere bıraktık kendimizi. 2 gün boyunca Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması Ödül Töreni’ne, film gösterimlerine, söyleşilere, Tasty Cinema etkinliklerine, Sine Sınıf ve Gastro Sınıf etkinliklerine, gastronomi filmleri seçkisine, D&amp;R söyleşi ve imza günlerine ev sahipliği yaptı. Geçen senenin gözde etkinliği Tasty Cinema bu sene yine vardı. Bu seneki eşlikçi içkimiz Blanc 1664’le Moulin Rouge ve Marie Antoinette gibi filmlerin tadımını yapıp benzerliklerini konuştuk. Gerçekten de güzel geçen bir etkinlik…</p>
<p>Festivalde hava çok sıcaktı, seneye belki biraz daha bahar ayları içinde yapılabilir, çünkü siesta ruhu hafiften festivalin içine nüfuz etmişti. Aslında yemek kültürünün anlatıldığı filmler yerli filmlerimiz içerisinde var, ilk gün Çeşme Marina’da açık havada Issız Adam gösterildi. Ara gösterimlerde risk almamak için çok da uzun metrajlı filmler tercih edilmemişti ama bu festivalin algıısının Gülper hanımın da dediği gibi tarımdan başlayıp, üreticiden geçer, göçle, emekle, kadın hafızasıyla, mevsimle, ritüelle ve en sonunda sofrayla tamamlandığı bir gerçek ve bu konuda çekilecek her konuya açık bir yapısı var. Ve ülkemizdeki tarım politikalarının geldiği noktayı, dışa bağımlı hale gelen bir üretim algısını da düşünürsek sinemacılara bu konuda daha fazla iş düşüyor. Festivalde Klazomenai Belgesel Film ödülünün sahibi Şenol Çöm’ün yönettiği Salyangozun Yolculuğu salyangoz toplayıcılarını ve salyangozun uzandığı pazarı anlatıyor. İnsanların yemedikleri hayvanları topladıkları filmleri hatırlarsak Batuhan Kurt’un Kurbağa Avcıları belgeseli vardı tabii Hülya Koçyiğit’in oynadığı Kurbağalar filmini anmadan olmaz. Salyangozla ilgili de Kalandar Soğuğu ve Sarmaşık filmi geldi aklıma. Festivalin artarak devam etmesi dileğiyle üçüncü yılını merakla beklediğimi de söylemek isterim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26463 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-1024x683.jpg" alt="" width="681" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780778065_DSC08328-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 681px) 100vw, 681px" /></p>
<p><strong>Festivalde Birbirinden Değerli Söyleşilere Ev Sahipliği Yaptı</strong></p>
<p>Festival, Levon Bağış ve Ercan Kesal’ın katılımıyla “Fermente Filmler” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Ercan Kesal, sinema ve senaryo yazım sürecinin tıpkı fermentasyon gibi zaman, sabır ve dönüşüm gerektirdiğini belirterek, yaşanmışlıkların ancak olgunlaştığında hikâyeye dönüştüğünü söyledi. Yazma sürecinde kendisini dış dünyadan soyutladığını ifade eden Kesal, “Fermentasyon, senaryo yazmak bir çeşit fermentasyondur. Bozulursunuz, beklersiniz, mayalanırsınız. O maya vakti geldiğinde bir senaryo olarak önümüze çıkar.” dedi. Kendisini derinden etkileyen olayların yıllar boyunca içinde mayalandığını anlatan Kesal, 1984 yılında yaşadığı bir olayın 25 yıl sonra yazıya dönüştüğünü, bazı deneyimlerin ise ancak uzun bir bekleyişin ardından filme dönüşebildiğini vurguladı. “Maya olmazsa yürümüyor. Fermentasyon olmazsa ürün ortaya çıkmıyor.” sözleriyle yaratım sürecinde zamanın ve dönüşümün belirleyici rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Levon Bağış ise yemeklerin yalnızca birer lezzet deneyimi olmadığını, aynı zamanda insanın çocukluğuna, anılarına ve yaşadığı coğrafyaya uzanan güçlü bir hafıza taşıdığını söyledi. Yemekle kurulan bağın çoğu zaman nostaljik bir yolculuk olduğunu belirten Bağış, “Annenizin yemeğinin çok iyi olması sadece yemeğinin iyi olması değil, evde onun yanında yediğiniz anıları da yeniden yaşatmaktır.” ifadelerini kullandı. Yemeklerin ve kokuların insanı geçmişe götüren özel bir güce sahip olduğunu vurgulayan Bağış, bu hafızanın sinemada anlatılan hikâyelerle de güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26464 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-1024x683.jpg" alt="" width="681" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/1780912587_DSC09195__1_-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 681px) 100vw, 681px" /></p>
<p>Festivalde, UGFF Genel Koordinatörü Yeşim Kaya’nın moderatörlüğünde ve festival danışma kurulu üyelerinden Şef Claudio Chinali’nin katılımıyla “Mutfakta Kimlik Değişimi: İstanbul’daki İtalyan, Roma’daki Türk ve Sinematografik Gastronomi” söyleşisi gerçekleştirildi. Söyleşide gastronomide değişim, kültürel etkileşim ve inovasyonun önemi ele alındı. Geleneksel tariflerin sabit olmadığını vurgulayan Claudio Chinali, “Bana en sık sorulan ama en yanlış bulduğum soru ‘Orijinal tarif hangisi?’ oluyor. Aslında orijinal diye bir şey yok; mutfak sürekli dönüşen ve gelişen bir alan. Her tarif bir inovasyonun ürünü. Yöresel dediğimiz şey de zaman içinde kabul görmüş başarılı bir inovasyondur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Festivalin son gününde Brodie Vissers ile “A Sip Tour: Balkans” belgesel gösterimi ve söyleşi etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Brodie Vissers, farklı kültürlerdeki şehirlerin içeceklerini keşfettiğini, her içeceğin farklı şeyler anlattığını bir süredir de farklı ülkelerde bunun üzerine incelemelerde bulunduğunu açıkladı. Gösterim sonrası katılımcıların sorularını da yanıtlayan Vissers, içeceklerin anlattığı hikayelere odaklandığını kahvenin de bu noktada farklı kültürleri anlattığını bundan dolayı da kahvenin içecekler arasında en çok ilgisini çeken ürün olduğunu söyledi.</p>
<p>Festivalin son söyleşi etkinliği ise Gülşah Elikbank, Gökmen Küçüktaşdemir’in katılımı ve Tavuk Suyuna Çorba filmi gösterimi ile “Sofrada Bir Film Okuması: Sinemada Mitoloji ve Semboller” oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26465 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-1024x683.jpg" alt="" width="680" height="453" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/DSC08776-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></p>
<p><strong>Sine Sınıf ve Gastro Sınıf Etkinlikleri Devam Etti</strong></p>
<p>Geçen senede çok lezzetli geçen, Gastro Sınıf etkinlikleri kapsamında “Kamera Kadrajında Lezzet Keşfi” söyleşisi, Ebru Köktürk Korali’nin moderatörlüğünde Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katılımıyla gerçekleşti. Etkinliğe Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli de katılım sağladı.</p>
<p>Etkinlikte konuşan Güven Kıraç, gastronomi ve sinemanın ilişkisine dair değerlendirmelerde bulundu. Kıraç, yemek sahnelerin sinemada çok kıymetli olduğunu vurguladı. Kıraç ayrıca yemek sahnelerinde oyuncuların herhangi bir görüntüde aksama değişiklik olmaması adına çok dikkatli davrandıklarını söyledi.</p>
<p>Erkan Can ise yemeğin bir filmin kilit noktası olduğu söyledi. Filmlerin çoğunda tüm kritik olayların yemek sahnelerinde çözüldüğüne dikkat çekti. Yemek sahnelerinin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Can, sorunların çözüme kavuşmasının yanı sıra yeni olayların başlangıcının da yemek sahneleri olabileceğini aktardı.</p>
<p>Gastro Sınıf etkinlikleri kapsamında “Bilim, Gastronomi ve Ekoloji” söyleşi ise İsmail Ertürk, Zafer Yenal ve Zafer Gedik’in katılımıyla düzenlendi. Etkinlikte konuşan Zafer Yenal, yemeğin çok boyutlu süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. İsmail Ertürk ise ekoloji, bilim alanının uluslararası boyutunu değerlendirdi. Gastronominin çağımızın pek çok şeyi bir araya getiren bir unsuru olduğunu belirten Ertürk, gastronomin bir ucunda keyfin diğer ucunda da bu ürünlerin oluşumunun olduğunu belirtti. Ekolojinin günümüzde çok önemli konu olduğunu da aktaran Ertürk, sıcaklık ile birlikte iklimde yaşanan değişimlere vurgu yaptı.  Zafer Yenal da: &#8220;Bilim o kadar basit alanlarda bile mutfağa giriyor ki hatta belki şöyle bir laf söyleyebiliriz; mutfakta en hakiki mürşit ilimdir, fendir diye. Bilimsel olmayan, birçok da işe yaramayan şehir efsaneleri var mutfaklarda. Bunlardan arınmamız da lazım bir yanda. Mutfakta bazı teknikler geliştirmeye çalışmak ve bunu pratiğe döndürmek gibi bir hedefim var. Bunun çok klasik, çok iyi bilinen yöntemler için bile gündemde olması gerektiğini düşünüyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Festivalde; Sine Sınıf, Sine Filozofi ortaklığıyla, Prof. Dr. Serdar Öztürk’ün moderatörlüğünde Eylem Kaftan ve Nilgün Yanık Emiroğlu’nun katılımıyla “Filmlerle Bu Dünyayı Nasıl Yaşamalıyız?: Belgesel, Tanıklık ve Zihinsel Ekoloji” söyleşisi gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Eylem Kaftan, zihinsel ekoloji kavramının kolay anlaşılır bir kavram olmadığını belirterek, “Zihinsel olarak ekolojik açıdan zehirlenmiş insanlar artık gerçek karşılaşmalar yaşayamaz hale geliyor” dedi. Festivalde bulunmanın kendisi için de değerli bir karşılaşma anlamı taşıdığını ifade eden Kaftan, insanı besleyen ve güç veren karşılaşmaların peşinden gitmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Nilgün Yanık Emiroğlu da belgesel ile tanışıklığının etrafındaki zeytin ağaçlarının merakından kaynaklandığını söyledi. Emiroğlu, zeytinciliğin Ege insanın için hangi anlamda olduğunu araştırmaları sonucunda fark ettiğini söyledi ayrıca insanların zeytin ağacı olan ilişkisinin, buraların hikayesini anlatmaya götürdüğünü söyledi.  Emiroğlu, bu tür karşılaşmaların insanlar da değişimi sağladığını da belirtti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26468 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-1024x683.jpeg" alt="" width="672" height="448" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-1536x1025.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1-1920x1281.jpeg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/06/WhatsApp-Image-2026-06-08-at-17.29.54-1.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><strong>UGFF Seçki Filmler Sinemaseverlerle Buluştu</strong></p>
<p>UGFF Seçki Kurmaca Film etkinlikleri kapsamında The Cake Dynasty filmi festival katılımcıları ile buluştu. Filmin gösteriminin ardından yönetmen Christian Lollike izleyicilerin sorularını yanıtladı. Lollike filmin dört yıl önce entegrasyonu anlatmak amacıyla yapıldığını belirterek, “Danimarka 5,5 milyon nüfuslu bir ülke ve özgürlük değerlerine çok odaklanıyor. Bu durum, kimlik değerlerine ilişkin farklı yaklaşımları da beraberinde getirebiliyor. Film, entegrasyon sürecini ve Müslümanlara yönelik önyargıları ele alıyor. Dört yıl sonra filmi yeniden izlediğimde ise belki de çok farklı fikirler ortaya koymuş olabileceğini düşünüyorum.” dedi.</p>
<p>UGFF Seçki Kısa Film etkinlikleri kapsamında BOLBOL filmi sinemaseverlerle buluştu. Filmin gösteriminin ardından yönetmen Khedija Lemkecher söyleşi etkinliği kapsamında izleyicilerle buluştu. Etkinlikte konuşan Lemkecher, “Bu filmi 9 yıl önce  yaptım, gerçek bir hikâyeyle bağlantılı. Kuzenim Tunus’ta yaşadığı bölgede düğün salonları yerleri var. Bu deneyimlerden yola çıkarak, film aracılığıyla Tunus toplumunun farklı kesimlerinin nasıl bir araya geldiğini göstermek istedim. Her yaşamın kendine özgü bir müziği, tatlısı ve tarzı var. Bu nedenle devrim sonrası yeni Tunus’u yansıtabilmek için dört farklı düğünü seçerek toplumun çeşitliliğini ve değişimini anlatmaya çalıştım.” dedi.</p>
<p>Festivalde, İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, Gastronomi Kulübü: Seçtiğin Bir Filmi Yemekle Anlat etkinliği de festival katılımcılarıyla buluştu.</p>
<p>Festivalin son günü de D&amp;R söyleşi ve imza günleri etkinliğine ev sahipliği yaptı. Etkinlik kapsamında Irmak Zileli festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Zileli, &#8220;Şimdi Buradaydı&#8221; romanının çıkış noktasına ilişkin yaptığı açıklamada, “&#8217;Şimdi buradaydı&#8217; hikâyenin kurulum aşamalarında karakterlerin hikâyesini oluştururken aslında bir sahneye ait bir söz, bir cümle ve romanda çok merkezi bir öneme sahip. Çünkü o sahne tekrarlanarak altı çizilen ve aslında bir tricki açığa çıkaran bir sahne. &#8216;Şimdi buradaydı&#8217; kavramı üzerinden düşünecek olursak roman bir terapi seansında geçiyor. Aslında bir psikiyatristin danışanıyla ilgili olarak zihninde bilinç akışından okuyoruz her şeyi. Danışanının bir cinayetin eşiğinde olduğuna inanıyor ve zihninde geçenleri okuyoruz. İki yıl boyunca anlatılanları yazıyor. &#8216;Şimdi buradaydı&#8217; kavramı bir terapi seansı için çok önemli çünkü terapi şimdi ve burada olanı anlatır ama aynı zamanda şimdi ve burada olan şey her zaman içimizde olan geçmişi barındırır, hatta geleceği de barındırır.” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/06/08/sinema-ve-yemegin-bulusma-noktasi-gastronomi-film-festivali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
