<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TV Bölümü &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/tv-bolumu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 17:42:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Her sahne yeniden düşünmeyi ve hayal etmeyi gerektiriyor</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/03/09/her-sahne-yeniden-dusunmeyi-ve-hayal-etmeyi-gerektiriyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/03/09/her-sahne-yeniden-dusunmeyi-ve-hayal-etmeyi-gerektiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 17:41:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal D]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Şehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26289</guid>

					<description><![CDATA[Kurtlar Vadisi, Acı Hayat, Bir Zamanlar Çukurova, Diriliş Ertuğrul gibi birçok kült yapımda rol alan, en son Kanal D&#8217;de yayınlanan Uzak Şehir&#8217;de Hasan Karalı karakterini canlandıran Mehmet Polat ile oyunculuk serüvenini konuştuk.  Oyunculuk kariyerinizde 30 yılı aşkın süredir farklı türlerde karakterler canlandırıyorsunuz. Bu yolculuğa dönüp baktığınızda sizi en çok gururlandıran proje hangisi oldu? Oyunculuk serüvenim, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurtlar Vadisi, Acı Hayat, Bir Zamanlar Çukurova, Diriliş Ertuğrul gibi birçok kült yapımda rol alan, en son Kanal D&#8217;de yayınlanan Uzak Şehir&#8217;de Hasan Karalı karakterini canlandıran Mehmet Polat ile oyunculuk serüvenini konuştuk. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Oyunculuk kariyerinizde 30 yılı aşkın süredir farklı türlerde karakterler canlandırıyorsunuz. Bu yolculuğa dönüp baktığınızda sizi en çok gururlandıran proje hangisi oldu?<br />
</strong>Oyunculuk serüvenim, 35 yıla yayılan bir süreci kapsıyor. Bunun 10 yılı tiyatroda, yaklaşık 25 yılı ise dizi ve sinema sektöründe geçti. Ancak aktif olarak oyunculuk yaptığım toplam süre toplamda 7-8 yıl diyebilirim. Oyunculuk, kesintilerle ilerleyen bir meslek. Beni en çok gururlandıran proje hangisi oldu sorusuna ise kesin bir yanıt veremem. Projeleri, gurur kaynağı olmalarından çok, bana sağladıkları kazanımlar açısından değerlendiriyorum. Oynadığım tüm rollerden hem oyunculuk hem hayat hem de kendi adıma bir şeyler öğrendim. Bu yüzden 35 yıllık bu yolculuğun her anını sevdim, ruhumla ve bedenimle bu sürece gönülden bağlandım.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26293 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/uzak-sehir-dizisi-hasan-karakteri-kimdir-mehmet-polat-kimdir-nereli-kac-yasinda-kariyerinde-hangi-diziler-var-4365.webp" alt="" width="641" height="380" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/uzak-sehir-dizisi-hasan-karakteri-kimdir-mehmet-polat-kimdir-nereli-kac-yasinda-kariyerinde-hangi-diziler-var-4365.webp 641w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/uzak-sehir-dizisi-hasan-karakteri-kimdir-mehmet-polat-kimdir-nereli-kac-yasinda-kariyerinde-hangi-diziler-var-4365-300x178.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/uzak-sehir-dizisi-hasan-karakteri-kimdir-mehmet-polat-kimdir-nereli-kac-yasinda-kariyerinde-hangi-diziler-var-4365-150x89.webp 150w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kurtlar Vadisi, Acı Hayat, Bir Zamanlar Çukurova, Diriliş Ertuğrul gibi birçok kült yapımda rol aldınız. Bu projelerden hangisi oyunculuk çizginizi en çok değiştirdi?</strong>Oyunculuk çizgimi değiştiren şey yalnızca oynadığım roller değil; birlikte çalıştığım yönetmenler, oyuncular, senaryolar ve süreçte yaşadığım deneyimler oldu. Her proje bana ayrı bir katkı sağladı ve bugüne kadar olan yolculuğumu şekillendirmemi sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Uzun soluklu dizilerde oynamak ile sinema filmlerinde yer almak arasında sizin için en büyük fark nedir?<br />
</strong>Diziler çok daha dinamik ve değişken. Karakterler, reytinglere ve izleyici tepkilerine göre farklı yönlere evrilebiliyor. Hikâye sürekli değişebiliyor. Sinema ise başı ve sonu belli bir senaryo ekseninde ilerliyor. Elbette çekim sırasında bazı değişiklikler olabilir ama genel çizgi sabittir. En büyük fark; dizilerin daha sürprizli ve dramaturjik sapmalara açık olmasıdır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26291 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-1024x683.jpg" alt="" width="674" height="449" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5803-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 674px) 100vw, 674px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karizmatik ve güçlü karakterleri sıkça canlandırıyorsunuz. Rol seçiminde en çok neye dikkat edersiniz?<br />
</strong>Seçimlerimde öncelikle hikâyeye odaklanırım. Hikâyenin nasıl bir etki yarattığı, hayata hangi yönlerden dokunduğu ve benim nasıl bir karakteri canlandıracağım, fiziksel-duygusal-düşünsel yapımla ne kadar örtüştüğü gibi unsurlar karar sürecimi etkiler. Bunun ardından işin ekonomik boyutu, yönetmenin kim olacağı, yapım firmasının niteliği, kadroda yer alacak oyuncular ve onlarla kuracağım etkileşim gibi faktörler devreye girer. Yani seçimlerim tek bir kritere bağlı değil; tüm bu unsurların bir arada oluşturduğu çerçeveye göre bakışımı şekillendiririm.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Türk televizyon ve sinemasının yıllar içindeki değişimini yakından gözlemlediniz. Sizce sektörün en büyük dönüşümü ne oldu?<br />
</strong>Eskiden diziler ve filmler dublajlı çekilirdi, tek ya da iki kamerayla çalışılırdı. Çalışma süreleri çok daha uzundu ve yorucu olabiliyordu. Bugün ise sendikal haklar ve teknik düzenlemeler sayesinde süreler kısaldı. Bu büyük bir değişim. Yine de dizilerde kilit bir karakter oynuyorsanız hâlâ uzun saatler çalışmanız gerekiyor. Bu yoğunluk oyunculuğa hem katkı sağlıyor hem de zaman zaman olumsuz yansıyabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Genç oyuncularla aynı projelerde yer aldığınızda, deneyiminizi onlara aktarmak için nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?<br />
</strong>Ben oyuncuları genç-yaşlı diye ayırmayı sevmiyorum. Çünkü çok genç bir oyuncudan da ilham alabilirsiniz. Bu işte “ben oldum” demek mümkün değil. Her sahne yeniden düşünmeyi ve hayal etmeyi gerektiriyor. Genç oyuncular sahneye büyük bir tutkuyla hazırlanıyor ve çok iyi işler çıkarıyorlar. Ben onlardan çok şey öğreniyorum. Öğretmekten ziyade, birlikte deneyimlemek ve yeni oyuncularla çalışmak benim için daha değerli.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26292 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-1024x683.jpg" alt="" width="671" height="447" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_5769-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bugüne kadar oynadığınız karakterlerden hangisi sizin kişisel hayatınıza en çok dokundu?</strong><br />
Oynadığım her karakter hayatımın bir yerine dokundu. Bazıları daha yoğun hisler uyandırdı, bazıları içine girmekte zorlandığım için beni zorladı. Bu süreç hem kişisel hem de oyunculuk anlamında sınırlarımı keşfetmemi sağladı. Çok canlı, tehlikeli ama aynı zamanda keyifli bir deneyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hasan Karalı karakterini hazırlarken nasıl bir süreçten geçtiniz?<br />
</strong>Hasan karakteri benim çocukluğumun geçtiği kültürün hâkim olduğu bir coğrafyada yaşıyordu. Bu yüzden bana hem kişisel bir yolculuk hem de oyunculuk anlamında ilk duygularıma dönme fırsatı verdi. Hasan’ı karizmatik bir figür olarak değil; güçlü bir ablanın gölgesinde büyüyen, annesiz-babasız kalmış, içine kapanık ve kendini ifade etmekte zorlanan biri olarak ele aldım. Bu yönüyle karaktere derinlik katmaya çalıştım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dizinin bu kadar sevilmesini ve ilgiyle takip edilmesini bekliyor muydunuz? Sokakta ya da sosyal medyada nasıl tepkiler alıyorsunuz?<br />
</strong>Uzak Şehir’in bu kadar sevilmesini ve geniş bir kesimden bu kadar yoğun ilgi görmesini açıkçası beklemiyorduk. Elbette her projeye başlarken bir umut ve heyecan oluyor ama bu kadar büyük etkileşim sürpriz oldu. Bunun en önemli nedeni bence hikâyenin gücü ve oyunculukların samimiyeti. Oyuncular rollerine tutkuyla sarıldı, disiplinli çalıştı ve karakterlerinin dramaturjisine sadık kaldı. Ayrıca Ay Yapım’ın güçlü prodüksiyonu ve Mezopotamya gibi kadim bir coğrafyada çekiliyor olması da dizinin başarısında büyük rol oynadı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/03/09/her-sahne-yeniden-dusunmeyi-ve-hayal-etmeyi-gerektiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük bir prodüksiyonun parçası olmak bana hem güven hem de heyecan verdi</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/buyuk-bir-produksiyonun-parcasi-olmak-bana-hem-guven-hem-de-heyecan-verdi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/buyuk-bir-produksiyonun-parcasi-olmak-bana-hem-guven-hem-de-heyecan-verdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26260</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba Alisa Güneş. Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinde balıkçı kızı Irena rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahseder misiniz? Irena’yı çok sevdim; onunla aramızda güçlü bir bağ kurdum. Onu canlandırırken değil, adeta onun hayatını yaşarken buluyorum kendimi. Masum, duygusal, saf ve biraz da ürkek bir ruhu var. Ne kadar kötülükle karşılaşsa da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba Alisa Güneş. Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinde balıkçı kızı Irena rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Irena’yı çok sevdim; onunla aramızda güçlü bir bağ kurdum. Onu canlandırırken değil, adeta onun hayatını yaşarken buluyorum kendimi. Masum, duygusal, saf ve biraz da ürkek bir ruhu var. Ne kadar kötülükle karşılaşsa da içinde iyilikten vazgeçmeyen bir tarafı var. Bu yönüyle bana çok yakın hissettiriyor.</p>
<p><strong>Kariyerinizin başında, dönem dizisi gibi zorlu bir türde rol almak sizin için nasıl bir deneyim oldu?</strong></p>
<p>Benim için büyük bir şans oldu. Dönem dizilerinde oynamak hep hayalimdi ve şimdi bu hayali gerçekleştiriyorum. Zorluk beklerken, aksine çok keyif aldım. Büyük bir prodüksiyonun parçası olmak bana hem güven hem de heyecan verdi.</p>
<p><strong>Oyunculuğa başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Çocukluğumdan beri sahneyle iç içeydim. Anaokulunda küçük tiyatro oyunlarında rol alırdım; sahneye çıktığımda kalbim hızla çarpar, tarifsiz bir mutluluk yaşardım. Dans, ritmik jimnastik, şan eğitimi… Sanatın farklı dallarıyla büyüdüm. Üniversitede reklamcılık okurken bunun bana göre olmadığını fark ettim. Tiyatro ve diziler beni kendine çekiyordu. O an oyuncu olmaya karar verdim. Ardından Tümay Özokur Akademi’de oyunculuk eğitimleri almaya başladım ve eğitimlerin sonunda ise profesyonel olarak Tümay Özokur ile yol almaya başladım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26262 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-682x1024.jpeg" alt="" width="532" height="799" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-682x1024.jpeg 682w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-200x300.jpeg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-768x1153.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-1023x1536.jpeg 1023w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-280x420.jpeg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-150x225.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-300x450.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14-696x1045.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/WhatsApp-Image-2026-02-13-at-14.34.14.jpeg 1066w" sizes="auto, (max-width: 532px) 100vw, 532px" /></p>
<p><strong>Aileniz ve yakın çevreniz bu karara nasıl tepki verdi?</strong></p>
<p>Ailem her zaman yanımda oldu. Reklamcılık okurken ikinci sınıfta oyunculuk için okulu dondurdum. Kararıma saygı duydular, destek verdiler. Bugün buradaysam onların sayesinde.</p>
<p><strong>İlk kamera önü deneyiminizi hatırlıyor musunuz?</strong></p>
<p>Evet, çok net hatırlıyorum. O gün heyecandan sabaha kadar uyuyamamıştım. Sete girdiğimde kocaman bir ekip gördüm; herkesin emeğini fark ettim. Çekimlerim eğlenceli geçti, ekiple hemen kaynaştım. İlk günüm, beklediğimden çok daha rahat geçti.</p>
<p><strong>Mesleki anlamda zorlandığınız anlar oldu mu?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar inancımı kıran bir durum yaşamadım. Kendime güveniyorum ve pes etmemek gerektiğine inanıyorum. Yoluma kararlılıkla devam ediyorum.</p>
<p><strong>Set ortamında sizi en çok etkileyen deneyim ne oldu?</strong></p>
<p>Bir sahnenin defalarca teknik olarak hazırlanması beni çok etkiledi. Kamera, ışık, ekip… Zamanla her gün gördüğün insanları aile gibi görmeye başlıyorsun. Bu his çok özel.</p>
<p><strong>Hayalinizde nasıl bir rol var?</strong></p>
<p>Güçlü ama duygusal, temiz kalpli, âşık, savaşçı ve aksiyon dolu bir karakteri canlandırmak isterim.</p>
<p><strong>Size ilham veren isimler kimler?</strong></p>
<p>Oyuncu olarak Ertan Saban beni çok etkiliyor. Onun sahneye hazırlığını görmek bana çok şey katıyor. Karakterleri sadece oynamıyor, yaşıyor. Yönetmenler arasında ise Ahmet Yılmaz ve Yıldıray Yıldırım’a hayranım. Detaylara verdikleri önem çok değerli.</p>
<p><strong>Oyunculuk dışında sanatın başka dallarıyla ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Evet, hedefimde yeni eğitimler almak var. Bu doğrultuda at biniciliği, kılıç, okçuluk ve modern dans şu sıralar en çok ilgi duyduğum alanlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/buyuk-bir-produksiyonun-parcasi-olmak-bana-hem-guven-hem-de-heyecan-verdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayallerin peşinden gitmek kolay değil ama imkânsız da değil</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PORTRE]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Arka Sokaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Apak]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26221</guid>

					<description><![CDATA[Uzun soluklu ve kült olma yolunda ilerleyen dizi Arka Sokaklar&#8217;a yeni sezonunda dahil olan Burak Apak&#8217;la konuştuk. Genç oyuncunun azmi ve heyecanı onu ileride istediği gibi samimi işlerde daha çok göreceğimizi gösteriyor&#8230;  “Arka Sokaklar” dizisinde Ufuk Komiser rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahsedebilir misiniz? Projeye yeni sezon itibariyle dahil oldum. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun soluklu ve kült olma yolunda ilerleyen dizi Arka Sokaklar&#8217;a yeni sezonunda dahil olan Burak Apak&#8217;la konuştuk. Genç oyuncunun azmi ve heyecanı onu ileride istediği gibi samimi işlerde daha çok göreceğimizi gösteriyor&#8230;</p>
<p><strong> “Arka Sokaklar” dizisinde Ufuk Komiser rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p>Projeye yeni sezon itibariyle dahil oldum. Menajerim Tümay Özokur’un yönlendirmesiyle yapımcılarımızla bir araya geldik ve görüşmelerin ardından kadroya katıldım. Canlandırdığım Ufuk karakteri oldukça cesaretli, gözü kara ve tam anlamıyla bir görev adamı. Onu oynarken hem büyük bir heyecan hem de ciddi bir sorumluluk hissediyorum. Çünkü böyle bir karakteri doğru şekilde yansıtmak, izleyiciye güven vermek ve samimiyet hissettirmek açısından çok önemli.</p>
<p><strong>“Arka Sokaklar” gibi uzun soluklu, birçok usta ismin de kadrosunda olduğu bir projede rol almak sizin için nasıl bir duygu?</strong></p>
<p>Çok heyecan verici bir duygu ve bir o kadar da kendimi şanslı hissettiğim bir noktadayım. Çünkü bu kadar usta ismin olduğu bir projede kendime çok şey katabileceğimi düşünüyorum. Onların yanında olmak, set disiplinini ve oyunculuk ciddiyetini birebir gözlemlemek bana büyük bir okul gibi geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26223 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-819x1024.jpeg" alt="" width="632" height="790" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-819x1024.jpeg 819w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-240x300.jpeg 240w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-768x960.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-1229x1536.jpeg 1229w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-336x420.jpeg 336w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-150x188.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-300x375.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-696x870.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-1068x1335.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1.jpeg 1638w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p><strong>Oyunculuğa başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? Bu yola çıkarken sizi en çok etkileyen dönüm noktası ne oldu?</strong></p>
<p>Oyunculuğa 17 yaşımda başladım. Daha çocukken bavulumu toplayıp hayallerimin peşinden koşmak için İstanbul&#8217;a geldim. İyi ki bu kararı vermişim. Çünkü bu şehir bana hem zorlukları hem de fırsatları sundu. Herkes hayallerinin peşinden koşmalı bu hayatta; ben de bunun için risk aldım ve bugün buradayım.</p>
<p><strong>Ailenizin ve yakın çevrenizin oyunculuk kararınıza tepkisi nasıl oldu?</strong></p>
<p>Zor bir yol olduğunu biliyordu yakın çevrem. Ama benim bu yolda başarılı olacağıma da inanıyorlardı. O yüzden hep arkamda durdular. Bu destek bana güç verdi, çünkü insanın ailesinin yanında olduğunu bilmesi çok kıymetli. Onlara her zaman minnettarım.</p>
<p><strong>İlk kamera önü deneyiminizi hatırlıyor musunuz? O an yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>O ilk an, içimin kıpır kıpır oluşu unutulmaz tabii ki benim için. Kameraların karşısında olmak hem korkutucu hem de büyüleyiciydi. Fakat daha sonra heyecanın yerini azim aldı. Kendime “kesinlikle ben buraya aitim” dedim. Kendimi hep daha iyi olmak için motive ettim. O günden sonra mesleğime daha çok sarıldım.</p>
<p><strong>Kariyerinizin bu erken döneminde sizi en çok motive eden şey nedir?</strong></p>
<p>Kesinlikle hakkımda yapılan yorumlar ve insanların bana gösterdiği sevgi. Bu yolda en çok bu motive ediyor beni. İzleyicinin desteğini görmek, doğru yolda olduğumu hissettiriyor.</p>
<p><strong>Oyunculukta karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu ve bu zorluğu nasıl aştınız?</strong></p>
<p>Sabahınız akşamınıza karışabiliyor, sosyal hayatınız olmayabiliyor; sadece iş ve ev döngüsüne girebiliyorsunuz. Fakat yaptığınız mesleği severek yapıyorsanız bu zor gelmeyebilir. Ben de bu yoğun tempoyu bir öğrenme süreci olarak görüyorum. Yorucu olsa da her gün yeni bir şey öğrenmek bana güç veriyor.</p>
<p><strong>Set ortamında sizi en çok etkileyen deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Yeni sezonun ilk bölümünde Rıza Baba&#8217;nın ekibinden kaçarken gökdelenden aşağı atlama sahnem vardı. Dublör atlarken o ana şahit oldum ve beni çok etkilemişti. Hayatımda daha az bu kadar cesaret gerektiren bir hareket görmüştüm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26224 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-528x1024.jpeg" alt="" width="524" height="1016" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-528x1024.jpeg 528w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-155x300.jpeg 155w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-768x1490.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-792x1536.jpeg 792w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-216x420.jpeg 216w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-150x291.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-300x582.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-696x1351.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3.jpeg 924w" sizes="auto, (max-width: 524px) 100vw, 524px" /></p>
<p><strong>Hayalinizde nasıl bir rol oynamak yatıyor?</strong></p>
<p>Hayalimde kötüyü de iyiyi de, daha doğrusu birbirinden farklı her karakteri canlandırmak var. Çünkü oyunculuk bana göre farklı hayatları deneyimleme sanatı. Kendimi tek bir kalıba sokmak istemiyorum; her rol bana yeni bir tecrübe kazandırıyor.</p>
<p><strong>Size ilham veren oyuncular veya yönetmenler kimler?</strong></p>
<p>Kıvanç Tatlıtuğ gerçekten ilham verici bir aktör. Kendini zamanla bu kadar geliştirmiş bir oyuncu gerçekten tebrik edilmeyi hak ediyor. Yönetmen olarak ise Christopher Nolan benim için ayrı bir yerde. Yaptığı işleri tekrar tekrar açıp izliyorum. Her filminde farklı bir dünya kuruyor ve bu bana inanılmaz bir vizyon katıyor.</p>
<p><strong>Gelecekte hangi tür projelerde yer almak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>İnsanların kendinden bir şeyler bulabildiği ve kendine bir şeyler katabildiği, insanın kalbine dokunan ve sevilerek izlenen bir projede yer almak isterim. İzleyiciyle bağ kurmak benim için çok önemli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26225 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1024x683.jpeg" alt="" width="689" height="459" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1536x1025.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1920x1281.jpeg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>Oyunculuk dışında sanatın başka dallarıyla ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Müzik dinlemeyi ve tüm farklı türleri ayrı ayrı seviyorum. Günümün çoğu bölümünde müzik hayatımda var. Bazen bir şarkı bana sahnede oynayacağım duyguyu bile hatırlatabiliyor.</p>
<p><strong>Genç yaşta sektöre adım atan biri olarak sizinle aynı hayali kuran gençlere ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Kesinlikle her gün kendilerine yeni bir şey katsınlar ve hayallerinin arkasından hiç durmadan koşsunlar. Çünkü bir gün başaracaklar! Hayallerin peşinden gitmek kolay değil ama imkânsız da değil. Sabır, azim ve disiplinle her şey mümkün.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dizi oyunculuğu haritası olmayan uzun bir yolculuk&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/07/07/dizi-oyunculugu-haritasi-olmayan-uzun-bir-yolculuk/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/07/07/dizi-oyunculugu-haritasi-olmayan-uzun-bir-yolculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 16:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=25912</guid>

					<description><![CDATA[Barda 2 filmi ve Aşka Mahkum dizisinde rol alan Ejder Özkarslıgil ile konuştuk, Barda 2 filminde aynı isimli bir karaktere hayat veren bu çelişkili karakteri oynamayı sevdiğini söyleyen oyuncu; Aşka Mahkum&#8217;da da kendi içinde bir yapı kuran inşaat mühendisine hayat veriyor&#8230; Barda 2 filminde yer almak sizin için nasıl bir deneyimdi? “Barda 2”de yer almak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barda 2 filmi ve Aşka Mahkum dizisinde rol alan Ejder Özkarslıgil ile konuştuk, Barda 2 filminde aynı isimli bir karaktere hayat veren bu çelişkili karakteri oynamayı sevdiğini söyleyen oyuncu; Aşka Mahkum&#8217;da da kendi içinde bir yapı kuran inşaat mühendisine hayat veriyor&#8230;</p>
<p><strong>Barda 2 filminde yer almak sizin için nasıl bir deneyimdi?</strong></p>
<p>“Barda 2”de yer almak benim için oldukça güzel bir deneyimdi. Çok iyi isimlerle çalıştım, sette sağlam bir ekip ruhu vardı. Oynadığım karakter, masumun çığlığını içselleştiren; dışarıdan güce yaltaklanıyor gibi görünen ama aslında o gücün altındaki zemini yavaş yavaş çeken biri. Derdi büyük, ama sesi düşük bir karakter. Ve ben bu çelişkiyi oynamayı çok sevdim.</p>
<p><strong>Bu filmde canlandırdığınız karakterin sizi en çok zorlayan yönü ne oldu?</strong></p>
<p>Canlandırdığım karakterin ismi de Ejder’di. Kendi adımla bir karaktere hayat vermek ilk başta tuhaf bir rastlantı gibi gelse de, sette bununla uğraşmadım. O artık bambaşka biriydi. İçinde adaletle ilgili büyük bir çatışma var. Sahici bir vicdanı taşıyor ama onu görünür kılmıyor. Haykırmıyor, anlatmıyor. İçten içe yanan bir kömür gibi… Bu içsel yanmayı sessiz bir öfkeye dönüştürmek kolay değildi. Duyguyu bağırmadan, anlatmadan ama izleyiciye geçirerek oynamak; işte bu, bir oyuncuyu belki de en çok zorlayan ama aynı zamanda en tatmin edici şeydir bence.</p>
<p><strong>“Aşka Mahkum” dizisi uluslararası bir proje olarak dikkat çekiyor. Bu projeye nasıl dahil oldunuz?</strong></p>
<p>Senaryoyu okuduğumda zaten çok heyecanlanmıştım. Kemal karakteri beni anında içine çekti. İnşaat mühendisi bir çocuk ama onun inşa ettiği şeyler sadece binalar değil; kendi içinde de bir mücadele, bir yapı kuruyor. Yapımcılarımızla yaptığımız ilk görüşmede güzel bir sinerji yakaladık. Karakterin özellikle vicdanı ve cesareti çok etkiledi beni. Uluslararası platformda yayınlanacak olması da ayrı bir heyecan oluşturdu. Sonuçta hikâyemizin farklı coğrafyalarda da karşılık bulacak olması güzel bir duygu.</p>
<p><strong>Yurt dışında yayınlanacak bir dizide başrol olmak kariyerinizde nasıl bir etkide bulundu?</strong></p>
<p>Açıkçası kariyerimde bana yeni kapılar açan bir durum oldu. Başrolünde olduğum bir işin başka ülkelerde de izleniyor olması güzel hissettirdi. Bu işin hikayesinin farklı kültürlerde de bir yer bulması, oyunculuğun gerçekten evrensel bir dili olduğunu hatırlatıyor. Beni daha çok motive etti, hepsi bu.</p>
<p><strong>Dizide canlandırdığınız karakterin en sevdiğiniz yönü neydi?</strong></p>
<p>Kemal’in adalet duygusu beni en çok çeken şey oldu. Ama bu adalet duygusu yasalardan değil, içten gelen bir vicdandan besleniyor. Direnci politik olduğu kadar insani de. En çok da şu yönü beni etkiledi: Cesareti öfkesinden değil, sevgisinden alıyor. Bu çok ince bir ayrım, ama karakterin bütün omurgası orada yatıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-25914 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-683x1024.jpg" alt="" width="621" height="931" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-1024x1536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-1365x2048.jpg 1365w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-1068x1602.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-1920x2880.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-06-scaled.jpg 1707w" sizes="auto, (max-width: 621px) 100vw, 621px" /></p>
<p><strong>Hem sinema hem de dizi projelerinde yer alan biri olarak aralarında nasıl farklar görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Sinema, başı ve sonu belli bir yolculuk gibi… Karakterin nereden başlayıp nereye gideceğini, hangi dönüşlerden geçeceğini en baştan biliyorsun. O yüzden ruhunu o çerçeveye göre hazırlayabiliyorsun. Dizi ise daha farklı; uzun bir yolculuk gibi ama harita olmadan0.0 Her bölümde karakter evriliyor, değişiyor, seni de şaşırtabiliyor. Bir sonraki adımı sen bile bilmiyorsun bazen. Bu da oyunculuk açısından ayrı bir canlılık, ayrı bir refleks gerektiriyor.</p>
<p><strong>Gaziantep’te büyümek sanat anlayışınızı nasıl etkiledi?</strong></p>
<p>Gaziantep’in kültürü, dili ve ruhu çok güçlüdür. Her taşında bir iz, her sokağında anlatılmamış bir hikâye vardır. Orada büyümek bana aidiyeti ve sözün kıymetini öğretti. Sezgilerimi güçlendirdi ki oyunculuk da büyük ölçüde sezgiyle ilgilidir.</p>
<p><strong>Oyunculuğun yanı sıra profesyonel anlamda ilgilendiğiniz başka sanat dalları var mı?</strong></p>
<p>Profesyonel demem belki doğru olmaz ama müzik hayatımda hep vardı. Piyano çalıyorum, kendi kendime şarkılar söylüyorum. Bazen sadece çalmak bile yetiyor; bir sahneye hazırlanırken bile piyano başında zaman geçirmek bana iyi geliyor. Bir gün bir projede, bir sahnede müzikle iç içe olmayı isterim. Belki bir şarkı söylerim, belki o duyguyu doğrudan notalarla veririm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-25915 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-683x1024.jpg" alt="" width="602" height="903" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-1024x1536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-1365x2048.jpg 1365w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-1068x1602.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-1920x2880.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/Ejder-41-scaled.jpg 1707w" sizes="auto, (max-width: 602px) 100vw, 602px" /></p>
<p><strong>Oyunculuk kariyerinizde sizi en çok etkileyen isimler kimler?</strong></p>
<p>Keanu Reeves’i gerçekten çok beğeniyorum. Oyunculuğu sade ama çok etkileyici. Gösterişsiz ama derin. Hem bir yıldız hem de sokakta yürüyen sıradan biri gibi. Bu duruşu seviyorum.</p>
<p><strong> Uluslararası projelerde yer almak sizi farklı kültürlerle nasıl bir araya getiriyor?</strong></p>
<p>Kültürler değişiyor ama duygular aynı kalıyor. Farklı ülkelerden, farklı dillerden izleyicilerle aynı sahnede buluşmak çok ilginç bir deneyim. Aynı duyguyu paylaşmak, bir hikâyenin dünyanın başka bir köşesinde de karşılık bulduğunu görmek… Oyunculuğun aslında ne kadar ortak bir dil olduğunu da hatırlatıyor insana.</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemde nasıl projelerde yer almak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>Gerçekten her oyuncunun hayali, unutulmaz bir karakteri canlandırmaktır. Ben de yeni projelerde, akılda kalacak, duygusu izleyicide iz bırakacak karakterlerin peşindeyim.</p>
<p><em>Fotoğrafçılar: Amjad Al Kassoum, Usame Neal</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/07/07/dizi-oyunculugu-haritasi-olmayan-uzun-bir-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okyanus Altındaki Gizli Hayat</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/06/15/okyanus-altindaki-gizli-hayat/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/06/15/okyanus-altindaki-gizli-hayat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gül Yaşartürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2021 07:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kendine Ait Bir Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=17364</guid>

					<description><![CDATA[Avusturalyalı yazar Liane Moriarty’nin aynı adlı romanından uyarlanan Big Little Lies 2017- 2019 yılları arasında on dört bölüm olarak HBO’da yayınlandı. Oyunculardan Reese Witherspoon ve Nicole Kidman Big Little Lies’ın yayın haklarını satın aldıkları için aynı zamanda yapımcılar arasında yer alıyorlar. Alyssa Milano #MeToo hareketini başlatan tweet’i 15 Ekim 2017’de yazmıştı. Big Little Lies’ın ise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avusturalyalı yazar Liane Moriarty’nin aynı adlı romanından uyarlanan <a href="https://www.imdb.com/title/tt3920596/"><em>Big Little Lies</em></a> 2017- 2019 yılları arasında on dört bölüm olarak HBO’da yayınlandı. Oyunculardan Reese Witherspoon ve Nicole Kidman <em>Big Little Lies</em>’ın yayın haklarını satın aldıkları için aynı zamanda yapımcılar arasında yer alıyorlar. Alyssa Milano #MeToo hareketini başlatan tweet’i 15 Ekim 2017’de <a href="https://www.dw.com/tr/metoo-100-g%C3%BCnde-%C3%A7%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1%C4%9Fa-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen-hareket/a-42266629">yazmıştı</a>. <em>Big Little Lies</em>’ın ise ilk bölümü Şubat 2017’de yayınlandı. Dizinin ilginç biçimde bu hareketi öngördüğünü ya da tetiklediğini söyleyebiliriz belki. <em>Big Little Lies</em> sonrasında “kadınların derinlikli ve mükemmel olmayan temsillerini, geleneksel kadınlık performansına meydan okuyan, çelişikleri ve kusurları <a href="http://feministmevzular.org/kotu-bir-feminist-fleabag/">olan</a>” baş karakterleri merkezine alan yapımlar sayıca artmaya başladı</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17365 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1.jpg" alt="" width="678" height="452" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1.jpg 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/big-little-liesin-ikinci-sezonuna-dair-yeni-fragman-yayinlandi-800x533-1-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></p>
<p><em>Big Little Lies</em>; birinci bölümün hemen başında, Madeline ve Jane arasındaki ilişkide gördüğümüz gibi &#8220;kadınların birbirlerinin elinden tutma hikayesi”. Otoyolda bileğini burkan Madeline’nin arabalar yanından gelip geçerken sadece kasabada yeni olan Jane durup arabadan iner ve Madeline’e yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorar. Elinden tutup onu ayağa kaldırır.  Bu sahne aslında tüm dizinin özetini sunar. Beş kadının dayanışmayı kendiliğinden sorgusuz sualsiz biçimde, adeta bir savunma mekanizması olarak gerçekleştirmelerini, birbirlerinin elinden tutmalarını izleriz. Birinci sezonun sonunda Bonnie’nin yaptığı gibi gözümüz birbirimizin üstünde olmalıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17366 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/odullu-hbo-dizisi-big-little-lies-2-sezonu-bomba-gibi-geliyor-687x400-1.jpg" alt="" width="687" height="400" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/odullu-hbo-dizisi-big-little-lies-2-sezonu-bomba-gibi-geliyor-687x400-1.jpg 687w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/odullu-hbo-dizisi-big-little-lies-2-sezonu-bomba-gibi-geliyor-687x400-1-300x175.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/odullu-hbo-dizisi-big-little-lies-2-sezonu-bomba-gibi-geliyor-687x400-1-150x87.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></p>
<p>Okyanusu izleyen Madeline küçük kızına, okyanusun çok büyük ve gizemli olduğunu suyun altında neler olduğunu merak ettiğini söylerken kendi hayatlarını tarif eder. Dizinin afişinde de kadınların ufuk çizgisinde sıralanan fotoğrafı onların okyanusun yani görünür olanın altında olmasıyla ilişkisini kurar. Hepsi okyanus kıyısında yaşayan karakterlerin huzuru da maruz kaldıkları şiddet de suyla dalgalar yoluyla anlatılıyor. Birçok yerde yazıldığı üzere bu üst sınıf gösterişli hayata sahip kadınların karakter olarak seçilmesi, çocukluk travmalarına, ev içi şiddete, <a href="https://evrimagaci.org/gaslighting-toplumda-giderek-belirginlesen-bir-psikolojik-ve-duygusal-istismar-turu-9289">gaslighting</a>’e dair önyargıyı yıkma işlevi görüyor. Gordon ve Perry kadınların görünen mükemmel hayatlarının gerisinde onlara ve çocuklara zarar veren figürler olarak öne çıkıyorlar. <em>Big Little Lies</em>’ın en güçlü ve önemli öğelerinden ilki Celeste’nin terapi sahneleri. Kadınların şiddete uğramalarına “rağmen” neden ilişkilerini sürdürdükleri, neden şiddetten kimseye söz etmedikleri türünden şüphe içeren tüm sorulara yanıt veriyor. Terapist de bizzat bu soruları dillendiriyor ve Celest’e kimsenin ona inanmayacağını; yaralarının fotoğraflarını çekmesini, kendisine şahit bulmasını  söylüyor. Tam da terapistin öngördüğü biçimde mağdur suçlayan bu sorular  önce genel toplumsal ezberi dillendiren bir figür olarak anlatıya dahil olan Perry’nin annesi Mary Louis’in, ardından mahkeme sahnesinde Mary Louis’in avukatının ağzından duyuluyor. Oysa kadınların saldırıya uğrarken aynı anda bunu kayıt altına almalarının mümkün olmadığını ya da çevrelerine küçük düşmemek adına kendilerini mağdur görmeyi kabul etmekte zorlandıklarını inkar ettiklerini, içinde oldukları istismar içeren ilişkide özgüvenlerini kişiliklerini yitirdikleri için kendilerine yeni bir hayat kurmaya cesaret edemediklerini biliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17367 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/254444.jpg-r_654_368-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg" alt="" width="654" height="262" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/254444.jpg-r_654_368-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg 654w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/254444.jpg-r_654_368-f_jpg-q_x-xxyxx-300x120.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/06/254444.jpg-r_654_368-f_jpg-q_x-xxyxx-150x60.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 654px) 100vw, 654px" /></p>
<p><em>Big Little Lies</em>’ın önemli olmasının ikinci nedeni ise  kadınları anlatırken onların hayatlarındaki erkekleri de anlatması. Çocukların hayatından, bakımından, çocuğun ruh halinden sadece kadınların sorumlu olduğuna ya da kadınların “doğal” olarak yetenekli olduğuna dair ezberi bozması. Ed ve Nathan hala anaokulundaki çocuklar gibi birbirlerine zorbalık yaparken,  Gordon hayatı sahip olduğu bir oyun odası gibi algılıyor, ailesini iflasa sürüklüyor ve evdeki çalışanla birlikte oluyor. İçlerinde belki de en kötüsü travmatik geçmişini atlatamadığının, iyileşmediğinin farkında olmayan, iki oğluna sürekli şiddeti estetize ederek rol modeli olan ve eşi Celeste&#8217;e her türlü işkenceyi eden Perry.</p>
<p><em>Big Little Lies</em> her şeyden evvel kadın dayanışması hakkında. Ne olursa olsun birbirlerine öncelik tanıyan, birbirlerine güvenen, birbirlerini sorgulamayan suçlamayan kadınlar hakkında.</p>
<p>Ve böylesi bir hikayeye kuşkusuz hepimizin ihtiyacı var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/06/15/okyanus-altindaki-gizli-hayat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yine yeniden kadın&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/03/21/yine-yeniden-kadin/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/03/21/yine-yeniden-kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 15:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=16917</guid>

					<description><![CDATA[CANSU KARAKARTAL Yine iki kadın arasında gidip gelen adamlar ve kandırılan, aşağılanan, dövülen kadınlar&#8230; Ve yine holding sahibi adamlar, yaralı kadınlar.. Fox’un geçen haftalarda yayınına başladığı, özellikle konusuyla ilişkili mahkeme sahneleriyle sosyal medyada viral olmayı başarmış dizisi Masumiyet… 24 şubat gecesi, İstanbul’da öldü sanılarak yol kenarına atılmış bir genç kız bulunur. Kızın annesi, tanınmış bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CANSU KARAKARTAL</strong></p>
<p>Yine iki kadın arasında gidip gelen adamlar ve kandırılan, aşağılanan, dövülen kadınlar&#8230; Ve yine holding sahibi adamlar, yaralı kadınlar.. Fox’un geçen haftalarda yayınına başladığı, özellikle konusuyla ilişkili mahkeme sahneleriyle sosyal medyada viral olmayı başarmış dizisi Masumiyet…</p>
<p>24 şubat gecesi, İstanbul’da öldü sanılarak yol kenarına atılmış bir genç kız bulunur. Kızın annesi, tanınmış bir iş insanını şikayet eder, çünkü geçmiş zamanlarda kızının kendisiyle beraber olduğundan haberi vardır. Acılı annenin hedefinde olan adam, nişanlısı ile tam nikah masasına oturmak üzereyken polisler tarafından gözaltına alınır. Kızı için çok zorlu bir yolda adalet arayacak olan annenin karşısında güçlü bir aile vardır. Korkunç şiddet olayının altında çıkan aşk üçgeni tüm hayatları kökünden değiştirecektir…</p>
<p>Ve gelelim asıl meseleye;</p>
<p>Aktif olarak kadına şiddeti konu alan birçok dizi var. Vardı ve yine olacak. Fakat daha 4 bölümü yayınlanmış Masumiyet’in belli ki diğer yapımlardan farklı olarak altını çizmek istediği meseleler var; sosyal medyanın büyük bir güç olduğu ve akabinde linç kültürü. İşte tam da bunların eşlik ettiği bir adalet arayışını ele alıyor…</p>
<p>Henüz konuşmamış, şiddete maruz kalmış bir genç kızın varlığını bilerek, sadece annenin suçlamasıyla ayağa kalkmış ve İlker’i linç etmiş bir topluluk var. Dizi boyunca biz bunun haklı sebeplerini görüyoruz. Fakat ikinci mahkeme gününde işin rengi değişiyor ve kızın erotomani (karşılıksız, takıntılı ve platonik aşık) olabileceğini, tüm ilişkiyi kendi kafasında yaratabileceği ihtimalini öğreniyoruz. Sonra tüm linç okları yönü değiştirerek, yaşadığı travmayla beraber hafıza kaybı yaşayan Ela’yı hedef alıyor medyada.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16918 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-1024x575.jpg" alt="" width="676" height="380" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-1024x575.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-768x431.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-1068x600.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868-748x420.jpg 748w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/t25_masumiyet-dizisi-nerede-c-868.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p>Perde arkasını bilmediğimiz hayatlar hakkında konuşmadan da yapamıyoruz, elimizdeki telefonla 280 karaktere sığdırdığımız bir twitin nelere etki edebileceğinin de henüz yeteri kadar farkında değiliz.</p>
<p>Linç oklarının sürekli taraf değiştirdiğini gördüğümüz dizide; günümüzdeki kadına şiddet ve hatta cinayet olaylarında, sosyal medya olmasaydı adaleti sağlayabilmenin mümkün olmadığıyla beraber sosyal medyanın artı ve eksi gücünü seyircinin izlemeyi en sevdiği olaylarla işlenmiş bir hikayenin içerisinde yer etmesiyle başarılı buldum.</p>
<p>Ancak..</p>
<p>Günümüzde izlediği tiktok videosundan bile etkilenen izleyicilerin izlediğini de düşünürsek, böyle bir konunun işlenme şeklinin bazı anlarda yanlış ve eksik olduğu anlar var. Şimdilik dizide İlker ve Ela’nın gerçekten bir ilişkide olup olmadığını bilmiyoruz. İlker’in şiddet gösteren olduğuna inandığımızda ise 3-6 ay öncesine gittiğimiz de Ela’yı asıl dövdürenin İlker’in nişanlısı İrem olduğunu öğreniyoruz. Farklı zamanlardan kesitlerle bir bütün oluşturmasıyla yapılmak isteneni anlıyorum, fakat İrem’in hiçbir şeyden haberi olmayan, olsa da bilmiyormuş gibi yaptığı ve İlker’in gerçekten mağdur mu yoksa suçlu mu olduğunu anlayamadığımız yetersiz ifade ve mimikleriyle; altını çizmek istediği mesajı dağıttığını ve başarılı olamadığını düşünüyorum. Kadının düşmanı kadındır da olgusuna neredeyse her yapımda rastlayabiliyoruz. Fakat kadına şiddetin her gün konu olduğu bir gündemde, bir kadının bir kadını öldüresiye dövdürttüğü izlenimini vermek oldukça rahatsız ediciydi.</p>
<p>Bu konunun sonunda bağlanacağı yeri merak ediyorum…</p>
<p>Deniz Çakır, Mehmet Aslantuğ, Hülya Avşar, İlayda Alişan ve Serkay Tütüncü yer aldığı dizi, oyuncu kadrosu ile ilk dikkati çekmişti. Fakat bazı oyuncuların, özellikle Hülya Avşar’ın bir oyuncu koçuyla çalışması gerektiğini düşünüyorum. Buna ek olarak Deniz Çakır’ın performansı çok başarılı..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/03/21/yine-yeniden-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayattan Korkanların Hikayesi: Masumlar Apartmanı&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 07:04:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=15524</guid>

					<description><![CDATA[Salı akşamı ekrana merhaba diyen TRT1’in yeni dizisi Masumlar Apartmanı, dikkatleri tanıtımlarıyla üstüne çekmişti. Tamamen naylonlarla kaplanmış bir salonda oturan ana karakterlerin olduğu billboardlar sokakları doldururken ekrana gelecek hikaye de merak uyandırdı. Elbette oluşan merak duygusunda eser sahibinin; İstanbullu Gelin, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir gibi dizilerin uyarlandığı kitapların da yazarı olan Gülseren Budayıcıoğlu olmasının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salı akşamı ekrana merhaba diyen TRT1’in yeni dizisi Masumlar Apartmanı, dikkatleri tanıtımlarıyla üstüne çekmişti. Tamamen naylonlarla kaplanmış bir salonda oturan ana karakterlerin olduğu billboardlar sokakları doldururken ekrana gelecek hikaye de merak uyandırdı. Elbette oluşan merak duygusunda eser sahibinin; İstanbullu Gelin, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir gibi dizilerin uyarlandığı kitapların da yazarı olan Gülseren Budayıcıoğlu olmasının etkisi vardı. Neticede dizi, ilk bölümüyle beklentilere tam da bu noktadan yanıt verdi. Her ne kadar temposu düşük olsa da ekrana getirdiği derinlikli karakterlerle şimdiden fark yarattı. Dizi üstüne bir yazı kaleme almak için yazmaya koyulduğumda bu yazının spoiler vermeden yazılamayacağına emin olarak başladım not düşmeye, bu nedenle alt satırlara geçmeden önce spoiler içerdiği uyarısını yapmayı borç biliyorum.</p>
<p><strong>Evin Odalarından Naftalin Kokusu Geliyor </strong></p>
<p>Masumlar Apartmanı dizisi için söylenebilecek çok şey var. Dizi öylesine dünyadan sterilize edilmiş bir aileyi anlatıyor ki, odalardan, mobilyalardan hatta karakterlerden bile naftalin kokusu geliyor. Kesif, burnun direğini sızlatan, rahatsız edici bir koku… Dokunulmamış, sandıklarda sararmış çeyizler gibi birçoğu. Dizi, beraber yaşayan baba ve çocuklardan oluşan ailenin ekseninde dönüyor. Safiye, Han, Gülben, Neriman adlı dört kardeşin babalarıyla yaşadığı daire, zamanın bir yerinde takılıp kalmış bir plak gibi boşa dönüp duruyor. Dönüp duran cızırtılı bir sesin rahatsızlığını hissettiren bu aile hayatının yeni misafirleri ise dedesi ve kardeşi ile beraber yaşayan İnci oluyor. Tesadüf eseri yolları kesişen Han ve İnci birbirine mıknatıs gibi çekilirken, hayatın onları aynı apartmana getireceğinden habersizler elbette. Kaderin cilvesi bu ya, bozuk plak gibi yaşanan hayatın ortasına düşen bu yeni karakterimiz (İnci) radyoda çalışıyor. Dizinin İnci’si Farah Zeynep Abdullah, Masumlar Apartmanı başlamadan önce verdiği röportajda dizinin “iyileşme hikayesi” olduğunu vurguluyordu. İlk bakışta iyileşmeye ihtiyacı olanların temizlik obsesyonu bulunan Safiye ve kardeşi Gülben olduğu sanılsa da dizideki her karakter kendi sorununu bir madalya gibi üzerinde taşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15525 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1024x682.jpg" alt="" width="660" height="440" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-768x511.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-696x463.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1068x711.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-631x420.jpg 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p><strong>Han, Sallanan Oyuncak Gibi… Hareket Ettiğini Sanıyor ama Yerinde Sayıyor</strong></p>
<p>Gerçek hayattan uyarlanan hikayede karakterlere gelmeden önce semboller üzerinden biraz ilerlemek istiyorum. Bir apartmanın merkeze alındığı dizide, hayatların birbirine asma bir merdivenle eğreti bir biçime eklemlendiği aşikar. Apartman kentleşme tarihimizde büyük bir modernleşme adımı öyle değil mi? Soba etrafında toplanılan, tek odada oturulan evlerden, kaloriferli apartman dairelerine terfi eden aileler, aslında yeni bir iletişim türü doğurur. Odaların kapıları kapatılır, herkes özel alanına çekilir, bir arada olma ve hayatın iç içeliği saatlerle sınırlanır. Herkes bireyselleşir, aynı ailede farklı fikirlerin çıkma olasılığı artar, insanlar birbirinden yavaş yavaş habersizleşir. Masumlar Apartmanı, tahayyül edilen klasik düzenin defolu bir versiyonunu sunuyor. Ailenin tek erkek çocuğu Han (Birkan Sokullu) kardeşleri ve babasının yaşadığı evin üst katında bir dairede otursa da, hiç kapanmayan bir kapı, iki daire arasındaki asma kat, hayatının tam ortasında duruyor. Alt katta, temizlik obsesyonu olan kız kardeşler, hasta bir baba ve astım hastası ergen bir kız kardeş Han’ın bir türlü bırakamadığı prangaları gibi diziliyor. Apartman veya aile dediğime bakmayın yani, ne apartman hayatı bildiğiniz hayat, ne aile bildiğiniz gibi ne de iletişimleri… Genç adamın odasındaki oyuncak at, adeta Han’ın hareket etmeye çalışıp bir yere gidememesini anlatıyor. Pasif bir baba, baskın hayalet bir anne, annesinin rolünü almaya çalışan bir abla, dört bir yanından çekiştirilen ve kendine ancak yurt dışına giderek bir kimlik edinebilmiş bir oğlan çocuğu… Han’ı ailenin denge unsuru olarak görmek mümkün. Bütün enerjisini işe kanalize ederek kendini hayatı düşünmekten alıkoyan, korkaklardan biri o da… Yurt dışında gününü gün etmiş, ancak döndüğünde yine kendini mahkum olduğu hayatın zincirlerine dolamış biri. Karşısına aşk çıkınca hatırlıyor ağır yüklerini ve “tımarhaneye gelin mi getireceğim” diye kendini ketliyor, hatasını anladığındaysa İnci çoktan gitmiş oluyor. Ailede duygularına karşı engel koyan tek kişi o değil.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15526 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1024x576.jpg" alt="" width="636" height="358" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong>Bastırılmış Kadınlık, Kırılgan Kadınlar</strong></p>
<p>Yıllar önce, ailesinde temizlik obsesyonu olan bir arkadaşım obsesyonun da artık ailelerinden biri olduğunu, o ailenin bir üyesi olduğunu söylemişti. Onlardan biriydi… Bu dizide de öyle, Safiye ile can bulan ve belli ki kardeşi Gülben ile paylaşılan patoloji yalnızca temizlikle sınırlı değil. İstifçilik de baş gösteriyor tabii… Çöpler üst katta biriktiriliyor. Problemlerin rastgele ortaya çıkmadığı aşikar. Temizlik obsesyonunun genellikle kendini temizlenememiş hissetmeye ilişkilendirildiğini, istifçiliğin de kaybetme korkusu ile ortaya çıktığını biliyoruz. O kadar yoğun bir kaybetme korkusu ki, her şeyin saklanması ihtiyacı… Kırılganlığa bakar mısınız? Çöpü bile saklamak, her şeyi bir sır haline getirerek istiflemek. Safiye’nin genç bir kadın olması ama cinsiyetsiz gibi yaşaması hatta kadınlığını cezalandırması da sakladığı sırlardan biri. Bastırılmış kadınlık kimliği, belli ki bizi Safiye’nin ilk aşkına, belki ilk hoşlanmasına veya kadın bedenine ulaştığı ilk zamanların travmalarına götürecek. Travmanın başrolünde annesinin olduğu, ilk bölüm flashbacklerinden anlaşıldı. Dizinin “kötü karakteri” olarak çatışmanın orta yerine çöreklenmiş olan Safiye’nin hayatta hep kurban rolüyle kendini perdelemesi de bundan aslında. Görülen o ki kimsenin duygularını yaşamasına izin yok ailede. Safiye’de sadece öfke, kaygı ve korku görüyoruz. İletişim dili, duygu repertuvarı bunlarla sınırlı. Sayife’nin siyah ve beyaz dışında bir rengi yok, iyi ve kötü dışında bir kategorisi de… Her şey o kadar zor ki, kontrol edemediği bir yerde var olmuyor, kontrol edemediği insanlara karşı öfkeleniyor. Kırılganlığıyla kırıp dökerken, insanın içini kanatıyor. Annesinin kıyafetlerini giyerken, kardeşini de kendisi için eş pozisyonuna çekme gayretini sürdürüyor. Han’ı başka bir kadınla paylaşma fikri bile Safiye’nin çıldırma sebebi… Elbette birinci bölüm finalinde de bu çatışma kapıyı çalıveriyor. İnci, tüm mevcudiyetiyle, kadın hem de güzel bir kadın kimliğiyle, kırmızı renk bluzuyla pastel renklere boyanmış Safiye’nin kapısında bitiveriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15527 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1024x576.jpg" alt="" width="604" height="340" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 604px) 100vw, 604px" /></p>
<p><strong>Kendine ve Bedenine Yabancılaşmış İnsancıklar</strong></p>
<p>Onlara birer insan, karakter demek zoruma gitti galiba, yazarken kendimi “insancık” diye hecelerken buldum. Hakikaten öyle, dizinin Gülben’i mesela. Genç bir kadın ancak altına işiyor, odasında oyuncak bebekler dizili, ablası anne rolüyle kendini biçimlendirirken ona, eleştirel ebeveynine karşı boyun eğmek düşüyor. Bir oyunun içinde rol üstlenir gibi kendi ablasının koyduğu tüm kurallara uysa da bedeni geceleri altına işeyerek isyanını dışa vuruyor. Temizlik obsesyonu olan ablanın evinde altına işemek… Bundan daha büyük bir itaatsizlik eylemi aklınıza geliyor mu? Zaten alt ıslatma da çocuklarda anne ile ilişkiler üzerinden ele alınan bir sorun olduğundan, Gülben’in içine hapsolduğu çocuk da böyle baş kaldırıyor. Ama bunu kendi dahil henüz kimse farkında değil. Neriman da öyle, astım hastası. Kendisini kabul ettirebilmesinin, görünebilmesinin, “buradayım” demesinin tek yolu hasta olması. Nefes alamadığı bir evin içinde astım hastası olarak karşımıza çıkması da tabii ki tesadüf değil. Diziyi izlerken, karakterlerin babalarından hep “baba” diye bahsettiğini, onu iyelik ekinden yoksun bırakmalarını fark etmişsinizdir. Sahipsiz bir ebeveyn hayalet gibi hayatlarında, biri bile “Babama yemek verelim” diyemiyor, duygu, sahiplik o kadar eksik ki kimin olduğu belirsiz bir “babaya yemek verme” eylemi gerçekleşiyor. Han’ın ailesi bir girdap gibi içine çekiyor insanı. Han dahil kimse “normal” değil. Dizinin sonunda anlıyoruz ki onun da gizli bir yönü var. Daha tam görmesek de sorunların dolabın içine tıkıştırıldığı mesajını alıyoruz.</p>
<p><strong>Karakterler Birbirinin Yarasını Kanatacaklar</strong></p>
<p>Masumlar Apartmanı’nın esas kızı İnci de bir başka aile travmasını sırtında taşıyor. Annesinin öldüğü gün onun doğum günü, babasıyla görüşmüyor, hayır demekte zorlanıyor. Alkolik sevgilisi babasına benziyor ve İnci ondan ayrılabileceği benzemiyor… Hayatın içinden çıkıp karşımıza geçen karakter, kimseyi üzmemeye yönelik yoğun kaygısıyla, herkesi üzerek iletişim kuran Safiye’nin karşısında dikiliveriyor. Gelin görümce çatışması veya bir aşk hikayesinden fazlası bu dizi… Yaraların birbiriyle yarışacağı, sarmadan önce özenle kanatılacağı belli şimdiden. Derinlikli, merak uyandıran, sevip sevmemek arasında bırakan, insana hayatındaki birilerini anımsatan bu tip karakterleri çok seviyorum malumunuz. Masumlar Apartmanı’nı da sevdim. Dizideki ışık kullanımına, iç sesin altyazıyla ekrana geldiği anlara, yakalanan enstantanelere ayrıca bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Temposundaki ağırlık ve sahnelerindeki uzunluk zaman zaman içimi şişirse de farklı bir dizi izlemek isteyenleri bu apartmanın kapısından girmeye şahsen davet ediyorum.</p>
<p>Masumlar Apartmanı her Salı TRT1’de. İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya’mızı kurtarmak halen mümkün mü?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/05/06/dunyamizi-kurtarmak-halen-mumkun-mu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/05/06/dunyamizi-kurtarmak-halen-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Kocabaylıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2020 09:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[2040]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Damon Gameau]]></category>
		<category><![CDATA[That Sugar Film]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14638</guid>

					<description><![CDATA[Başka Sinema (karantina günlerine özel olarak) BluTV ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, vizyona giremeyen filmleri online kiralama seçeneği ile seyircilerle buluşturmaya Mayıs ayında da devam ediyor. Geçen Cuma platformlarda yayınlanan 2040 (2019) belgeseli ile özellikle içinden geçtiğimiz şu karanlık dönemde ilgi çeken bir seçenek; zira adından da anlaşılacağı üzere dünyanın 2040 yılındaki olası haliyle seyirciyi yüzleştirmeye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başka Sinema (karantina günlerine özel olarak) BluTV ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, vizyona giremeyen filmleri online kiralama seçeneği ile seyircilerle buluşturmaya Mayıs ayında da devam ediyor. Geçen Cuma platformlarda yayınlanan 2040 (2019) belgeseli ile özellikle içinden geçtiğimiz şu karanlık dönemde ilgi çeken bir seçenek; zira adından da anlaşılacağı üzere dünyanın 2040 yılındaki olası haliyle seyirciyi yüzleştirmeye çalışıyor.</p>
<p>Avusturalyalı sinemacı Damon Gameau belgesel filmin hem anlatıcısı, hem yönetmeni ve senaristi, hem de ortak yapımcılarından biri. Hal böyle olunca, filme göre 21 yıl sonraki dünya vizyonunu hem olumlu hem olumsuz perspektiflerle Gameau’nun gözünden izliyoruz adeta. Gameau’nun bir başka endüstriyel ve toplumsal mevzu olan ‘şekeri’ deştiği That Sugar Film (2014) adlı yapımda henüz annesinin karnında olan kızı Velvet’i, 2040’ın başkarakterlerinden biri olarak görüyoruz.</p>
<p>“Velvet 25 yaşına geldiğinde onu ve 2010’larda doğan yaşıtı çocukları, yakın gelecekte hangi dünya karşılayacak?” Aslında bir ebeveynin temel bir güdüsünden, yavrusunu en uygun ortamda yetiştirme kaygısından yola çıkıyor Gameau soruları sorarken. Bu dünyayı son 100 yılda geride bıraktığımız koca bir insanlık tarihinden çok daha kötü kullandık, neredeyse dibine kadar sömürdük, nihayetinde doğanın kaynakları tükenmek üzere, temiz su, temiz hava, erimeyen buzullar hayal olmak üzere…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14639 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/indir-1.jpg" alt="" width="511" height="230" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/indir-1.jpg 335w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/indir-1-300x135.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 511px) 100vw, 511px" /></p>
<p>Film bu korkunç gerçekliği, bölümlere ayırarak anlatmayı tercih ediyor. Bunu yaparken de her sorunun spesifik, olası çözümünü örneklerle birer kuple seyircinin önüne bırakıyor. Her evde güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşümü ve esasen bu enerjinin kolektif paylaşımı ve tüketimi, kimyasal tarım yerine kompos yöntemi, fosil yakıt tüketen ve dipsiz bir kuyu olan otomotiv endüstrisinin yerine elektrik ya da bio enerji ile çalışan sürücüsüz araçların kolektif kullanımı ve okyanus tarımı gibi test aşamasında olan projeleri yerinde gezerek ve deneyimleyerek seyircilere anlatıyor Gameau. Bir yandan uzman görüşü alarak, bir yandan da umut doluyoruz tabii izlerken, ister istemez…</p>
<p>İnsanoğlu 21.yy’da en donanımlı halinde bir virüs salgınıyla güç bela baş ediyorken, buzulların erimesini ya da su kaynaklarının kirlenmesini bireysel düzlemde engellemenin romantizm olmaktan öteye gidemediğini, sesini çıkarmaya cesareti olanların da nasıl cezalandırıldığını, susturulduğunu maalesef pek çok acı tecrübe ile gördük. Kuzey Buz Denizi’ndeki petrol çıkarma faaliyetleri toptan durdurulmadığı, ya da endüstriyel bir tesiste atık suyu akarsu kaynağına boşaltan fabrika sahipleri –dünya çapında- yerel hükümetler tarafından sapasağlam desteklediği sürece, bireysel çabalarla karton-cam şişe geri dönüşümü maalesef kısa soluklu bir vicdan rahatlamasından öteye geçemiyor kanımca.</p>
<p>Film, teknik anlamda görsel efektlerden de başarılı biçimde yararlanmayı biliyor. Özellikle masaya yatırılan sorunlara üretilen çözümleri sıradan insanların anlayacağı grafiksel düzlemler, çizgi modelleriyle açıklamak 2040’ı düz belgesel mantığından kurtarıyor.</p>
<p>Resim çok büyük bunun iyi kötü biz de farkındayız, keşke demokratik oylarımız dünyayı kurtarmaya yetse diyerek yine de karbon ayak izimizi azaltarak, musluğumuzdan akan suyu daha tasarruflu kullanarak, en azından elimizdeki kahve bardağı ile geri dönüşüme katkı sağlayarak dünyaya borcumuzu ödememiz lazım. Bu yıl doğup da 2040’ta 20 yaşına basacak gençlere oksijen ve temiz su borçluyuz en azından!</p>
<p>Siz Elon Musk’a çok da takılmayın; şimdilik üzerinde yaşayabileceğimiz tek gezegen Dünya’mız!<br />
2040’ı Türkçe altyazılı olarak BluTV’nin kiralama opsiyonu ile seyredebilirsiniz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/05/06/dunyamizi-kurtarmak-halen-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Senin de Aşkın Yalanmış: Aşk 101</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/05/01/senin-de-askin-yalanmis-ask-101/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/05/01/senin-de-askin-yalanmis-ask-101/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[erdinc bozkurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2020 11:08:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14598</guid>

					<description><![CDATA[Netflix&#8217;in henüz çıkmadan önce gündeme oturan yeni dizisi Aşk 101&#8217;in senaryosunu Meriç Acemi yazarken yönetmen koltuğunda Deniz Yorulmazer ve Ahmet Katıksız oturuyor. Başrollerinde ise Kubilay Aka, Kaan Urgancıoğlu, Alina Boz, Müfit Kayacan gibi isimler bulunuyor. Netflix şüphesiz ki dizi sektörünün en gözde platformlarından beri. Keza 190 küsür ülkede güncel bir şekilde etkin halde. Sinema gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Netflix&#8217;in henüz çıkmadan önce gündeme oturan yeni dizisi Aşk 101&#8217;in senaryosunu Meriç Acemi yazarken yönetmen koltuğunda Deniz Yorulmazer ve Ahmet Katıksız oturuyor. Başrollerinde ise Kubilay Aka, Kaan Urgancıoğlu, Alina Boz, Müfit Kayacan gibi isimler bulunuyor.</p>
<p>Netflix şüphesiz ki dizi sektörünün en gözde platformlarından beri. Keza 190 küsür ülkede güncel bir şekilde etkin halde. Sinema gibi sahne sanatını bitirmeye yönelik bir platform olsa da dizi sektörünü &#8220;televizyonun&#8221; elinden kurtarması olumlu bir gelişme. Türkiye&#8217;de belli bir kitlesi olan Netflix ise Türk dizileri üretmeye başlayınca üye sayısını bir hayli arttırdı. <strong><em>Hakan: Muhafız, Atiye, Rise of Empires: Ottoman </em></strong>gibi işler ile büyük yankı uyandırdıkları aşikar fakat bu dizi diğerlerine göre daha farklı bir yapım. Zira ilk 3 dizi daha çok tarihsel dayanaklarla senaryolarının temelini oluştururken kültür tanıtımına da soyunmuşlardı. Elbette o dizilerin eksileri de mevcuttu&#8230;</p>
<p>Aşk 101&#8217;in konusuna gelmeden önce söylenecek çok şey var. Dizi henüz ilk fragmanını yayınladığı süreden bir süre sonra sahte bir Twitter hesabı tarafından LGBT propagandası yapıyormuş gibi bir paylaşımla Twitter gündeminde uzun bir süre trend olarak kaldı. Güya dizideki Osman karakterinin eşcinsel olduğu çıkarımlarında bulunan ezberci bir güruh, önce diziye daha sonra Netflix&#8217;e yönelik hakaret dolu tweetler atmaya başladı. Gitgide büyüyen tepkiler hakaretlerin yönünü Türkiye&#8217;de yaşayan eşcinsel kimlikli bireylere çevirdi. Son zamanlarda yaşadığımız coronavirüs dahi bu olayla bağdaştırıldı ! Birçok kişi Netflix üyeliklerini askıya alarak protesto etti. Netflix&#8217;in &#8220;dış minnaklar&#8221; tarafından insanların beynini yıkamaya çalıştığını, Osman karakterinin isminin Hz. Osman&#8217;a, dizinin ilk yayın tarihinin Ramazan ayının ilk güne denk gelmesinin ise İslamiyet&#8217;e yönelik saldırısına bağlanması ise bizlere bir kez daha eğitimin önemini ve cehaletin sonuçlarını hatırlatıyor. Olayların sonunda Netflix&#8217;in Resmi Hesabı bir açıklama yaparak &#8220;kendi sözlerinden başka sözlere itimat edilmemesi&#8221; gerektiğini belirtti. Tartışmalar sonuçsuz kaldı ve bütün atışmalardan yalnızca dizi kârlı çıktı. Sosyal medyada bulunan birçok sayfada olumlu-olumsuz tepkiler yer aldı ve gün geldi çattı, dizi yayınlandı. Kıvılcımı ateşleyen tweeti atan hesap kısa bir süre sonra kapandı ve dizinin reklam çalışması başarıyla son buldu&#8230; Sosyal medyada bu sefer dizinin sahneleri ve karizmatik karakterleri (!) konuşulmaya başlandı. Başta yaratılan eşcinsel ve din tartışmasının büyüklüğü yüzünden dizinin asıl ciddiye alınması gereken meseleler unutuldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14599 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1.jpg" alt="" width="650" height="371" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1.jpg 1005w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1-300x171.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1-768x438.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1-696x397.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-love-101-aşk-101-1-737x420.jpg 737w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p>Dizinin yaratıcısı olan Meriç Acemi, <strong><em>Kiralık Aşk, Erkenci Kuş, Ufak Tefek Cinayetler </em></strong>gibi işleri de kaleme almıştı. Türk dizi sektörünün tek tip işlerinden birçoğunun senaristi olan Acemi, Türk dizilerinin en güzel örneklerinden <strong><em>Çocuklar Duymasın </em></strong>gibi bir yapımdan geliyor olması ilginç bir detay&#8230; Deniz Yorulmazer ile de <strong><em>Ufak Tefek Cinayetler </em></strong>yolları kesişmişti. Ahmet Katıksız ise <em>Bizim İçin Şampiyon (2018), Sonsuz Aşk (2017)</em> gibi sinema filmlerinden sonra Kıvanç Tatlıtuğ&#8217;un başrolünde olduğu <strong><em>Çarpışma</em></strong> dizisinde görev almıştı. Dizinin mimarı denilebilecek bu 3 isime ait işler reytinglerde veya beyaz perdede geniş kitlelere ulaşan işler olsa da sektörlerini ne kadar ileriye taşıdıkları ve uluslararası piyasada ne kadar &#8220;nitelikli&#8221; işler ürettikleri tartışılır. Maddi açıdan büyük gelir sağlayan bu &#8220;ürünler&#8221; Netflix&#8217;in dikkatini çekmiş olacak ki bu 3 ismi kancasını takmış. Bu arada dizinin yapımcısının Ay Yapım olduğunu da belirtelim. Dizideki oyunculukların ve oyuncuların da gayet başarılı olduklarını da en baştan belirtmek gerek.</p>
<p>Dizinin hikayesine bakacak olursak çok da şaşırtıcı olmayan bir hikaye var. Okullar arası münazara yarışması sırasında çıkan yangın ve kavgaya sebep olan 4 genç okulun disiplin kuruluna sevk edilir ve okuldan atılmaları konusunda oylama yapılır. Disiplin kurulunda okuldan atmak için oy çoğunluğu yerine oy birliği sağlanması gerekmektedir. 11 öğretmen atılmaları yönünde oy kullanırken Burcu Öğretmen (Pınar Deniz) tam tersi yönde oy kullanır. Fakat Burcu Öğretmen&#8217;in de tayini Trabzon&#8217;a çıkmıştır ve okul müdürü Nejdet (Müfit Kayacan), Burcu Öğretmen gittiği anda bu gençleri okuldan atmayı kafasına koymuştur. Disiplin kurulu sırasında tanışan bu ekip, Burcu Öğretmen&#8217;in İstanbul&#8217;da kalmasını sağlamak için plan yapar ve anca birisine aşık ederek kalabileceği yönde karar alırlar. Fakat hiçbirisinin aşk ile ilgili fikri yoktur ve sınıfın en çalışkanı ve aynı zamanda &#8220;aşktan&#8221; da anlayan öğrencisi Işık&#8217;tan (İpek Filiz Yazıcı) yardım isterler ve okula yeni gelen, tutarsız, serseri öğretmen Kemal&#8217;e (Kaan Urgancıoğlu) aşık etmeye karar verirler. Bu süreçte de birbirlerini tanımaya başlarlar. Oldukça basit bir hikaye. Fakat bu hikaye oldukça hızlı bir şekilde ilerliyor ve karakterlerin duygusal reaksiyonları bile oldu bittiye getirilmiş. Öğretmeni öğretmene aşık etme operasyonları 2 dakikalık bir muhabbetin sonucunda ortaya çıkıyor ve hayatları pahasına hummalı bir mücadeleye giriyorlar. Zira işin ucunda okuldan atılmaları gibi bir tehlike söz konusu.</p>
<p>Dizi 1998 yılında geçmektedir. Ancak 1998 yılının toplumsal fotoğrafı iyi çekilememiş ve diziyi izlerken nostalji duygusu çok geçmiyor. Eski model arabalar ya da soluk renk tonu bir nebze kurtarsa da genellikle nostaljik duygu için eski bir o kadar da güzel şarkılar kullanılması tercih edilmiş. Dolayısıyla dizideki her boşluk müzikler ile doldurulmak isteniyor. Bunun sonucunda dizinin müziksiz bir şey anlatamaması ve melodramın en belirgin yanları ortaya çıkıyor. Hatta bu müzik işi öylesine abartılmış ki, Adamlar, Athena, Duman, Şebnem Ferah, Mor ve Ötesi, Emre Aydın gibi isimlerin popüler şarkıları kullanılmak isterken şarkıların çıkış yıllarının 1998 sonrası olduğuna bakmak düşünülmemiş olsa gerek ! Geçmiş döneme ait yapılan işler de döneme ait şarkıların kullanılması bu işin altın kuralıdır !</p>
<p>Dizinin belki de en büyük sorunu mantık sınırlarında hareket edememesidir. Nostaljik yapımlar ya da eski yılların hikayesi daima sıcak ve samimi bir dille hatırlanır. Lise hikayeleri de bizde hep aynı etkiyi bırakmıştır. Hababam Sınıfı&#8217;nın Çamlıca Lisesi, Hayat Bilgisi&#8217;nin Rıdvan Kanat Lisesi, Lise Defteri&#8217;nin Kabataş Lisesi her zaman aklımızda kalacaktır. Bitmiş eğitim sistemlerinin yanında kurtarılmayı bekleyen gençlere önderlik eden hocaları görmüştük. Aile tadında dostluk vardı ve bir sıcaklık vardı. Hayatın yalnızca okul olmadığını ya da okulda sadece ders öğretilemeyeceğini anlamıştık. Böylesine güzel işlerin ardından okulda terör estiren, öğretmeni ile münasebetsiz samimiyet kuran Eda, para hırsından dolayı okulda bahis oynatan Osman, okuldan bir öğrencinin kafasına amfi ile vuracak kadar ya da basket maçında hakeme saldıracak kadar sorunlu Kerem, okulda alkol alıp kafasına göre derslere girip çıkan, ucuz filozof Sinan ve çalışkan-saf klişesinin yeni versiyonu Işık&#8217;tan oluşan ekip haliyle kendisini sorgulatıyor. Karakterlerin hikayeleri kısmi olarak anlatılsa da derinlemesine işlenmeyerek boyutsuz kalıyor. Günümüz öğrencilerinin lakayıt tavırları maalesef ortada fakat 1998 gibi bir başlık altında günümüz öğrencilerini seyirciye yutturmaya çalışmak biraz işin fantastik boyutu. Toplumsal açıdan resmen tehlikeli sayılabilecek bu ekibin okuldan atılmaması için çabalayan Burcu Hoca ise ne Mahmut Hoca olabiliyor ne Afet Hoca&#8230; Elbette kıyaslamak öncelik olmamalı. Fakat yıllarca dizi sektörünün sansürlenmesinden ya da sürelerinin yersiz uzun olmasından hayıflandık. Hem de bu dizinin senarist ve yönetmenleri bu sistemde dizi üreten isimler. Netflix&#8217;in Türkiye&#8217;de dizi çekmesine umutla bakılmıştı. Sürelerin kısalması, oyuncuların uluslararası camiaya açılması, bütçelerin artması gibi şeyler beklentilerimiz arasındaydı. Süreyse süre, bütçeyse bütçe. Sunulan imkanlar artarken hala daha ilerleme sağlayamayan bu tarz işler olduğu sürece yerimizde saymaya devam edeceğiz gibi.</p>
<p>Dizinin Twitter aracılığıyla yapılan reklamı sonrasında yalnızca eşcinsel bir karakter olması bile &#8220;ahlak&#8221; kavramını gündeme oturttu. Dolayısıyla ahlak bekçilerimiz, dizideki öğretmen ile öğrencinin cinsel boyutta yakınlaşmasına, öğretmen ile öğrencinin birbirlerine küfürler ederek senli-benli diyaloglar kurmasına, okul sınırlarında alkol içen tiplere, okula yeni gelen öğretmen ile direk eğlence arayan libidosu yüksek öğretmen karakterine, kavga etmeyi alışkanlık haline getirmiş öğrenciye ses etmeyerek yalnızca reklam amaçlı bir yalanın peşinden giderek tüm bunlara ses çıkarmıyor. RTÜK adı altında dizileri denetlemekle görevli olan kurumun, dizilerde kadına şiddet, çok eşlilik, ensest ilişkiler gibi konularda sansür uygulamayıp yalnızca alkol ve küfüre uyguladığı sansürün tam da bu noktada uygulanması gerekmez mi ? Elbette sansür yanlısı değilim, yapılan işler son derece özgür söylemlerde bulunabilir fakat tüm bunlar toplumsal düzeni bozmayacak şekilde olmalıdır. Diziye ait yapılan sosyal medya yorumlarında dizide geçen her şey meşru bir şekilde kabul edilip, dizideki arkadaşlık özenilmiş bir halde. Gençler üzerinde televizyon dizilerindeki ahlaksız ve etik sınırlarına uymayan sahnelere sesini çıkarmayan RTÜK, yine sessizliğini koruyacak mı bilemem fakat etik sınırlarında hareket etmeyen Aşk 101 dizisinin elle tutulur bir yanı yok. Öğretmeni ile öğrencinin öpüşmesi gibi bir olay zaten skandal sayılabilecekken yalnızca öğretmenin işine son verilmesi ve öğrencinin ceza dahi almaması bir başka saçmalık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14600 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/5ea67e2d66a97cc8f7095fc9.jpg" alt="" width="625" height="353" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/5ea67e2d66a97cc8f7095fc9.jpg 740w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/5ea67e2d66a97cc8f7095fc9-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/5ea67e2d66a97cc8f7095fc9-696x393.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 625px) 100vw, 625px" /></p>
<p>Son yıllarda çerez gibi tükettiğimiz dizi sayısının artmasında şunu görüyoruz ki nicelik arttıkça nitelik azalıyor. Netflix&#8217;in ortaya çıktığı ilk anlardan itibaren fantastik ya da tarih türünde yaptığımız denemeler çok harika olmasa da umut veriyordu. En azından kültür tanıtımı olduğu düşüncesi ile olumlu bir gelişmeydi ve buna hizmet eden yapımlar gurur veriyordu. Fakat Aşk 101&#8217;in bu konuda bir amacı olmadığı aşikar. Nereden bakarsanız bakın elinizde kalıyor. Tabi ki dizilerin illa ki bir hizmet sunması ya da insanları derin düşüncelere sevk etmesi gerekmez. Hatta birçok dizinin mesaj kaygısı bile olmayarak seyircinin sadece anı öldürmesine yardımcı oluyor. Vakit öldürtüyor olması izlenmesi için geçerli bir sebep olsa da bu durum o diziyi kaliteli yapmaz.</p>
<p>Dizinin konusuna tekrar dönecek olursak dizinin finalinde tüm okul önünde özür dileyerek yaptıkları bütün suçlardan feragat edebilecek olan çete bunu da gurura dökerek tören meydanında yine isyan ediyor. Akabinde onlardan nefret eden bütün okul birden onları halk kahramanı ilan ederek alkışlıyor. Burada dizinin bir mesajı olmadığını tekrar bizlere hatırlatması manidar. Dizide tek üzüldüğüm karakterin okulda düzeni sağlama amacı olan Nejdet Hoca olduğunu da belirtmek gerekir. Buna ek olarak en başta belirttiğim gibi dizi geçmiş ile günümüz arasında git-gel yapıyor. Lisedeyken birbirlerine &#8220;20 yıl sonra tekrar buluşalım&#8221; diye söz veren bu çete için 20 yıl sonrası geliyor çatıyor ve çetenin tekrar toplanabileceği merak konusu. Birbirleriyle okulu savaş alanına çeviren ve birbirleriyle yeterince kaynaşan ekibin 20 yıl boyunca ne olup da görüşmediği ise 2.sezon gelene kadar havada kalıyor ve görüşebilecekler mi bilinmiyor. Umarım bu dizide yaşananlara özenen ergenler türemez ortalıkta. Şekilci yaklaşımlar ile dizinin içeriğinden çok görünümü ile ilgilenen kesim ezberci ve yüzeysel bir yaklaşım ile olumsuz mesajlar çıkarmaz umarım. &#8220;Alt tarafı dizi&#8221; mantığıyla bu tarz yapımların rağbet görmesi birçok olumsuz şeyi meşrulaştırmaktan öteye gitmiyor. Bunun da etkisini zaman içerisinde görebiliyoruz. Yalnızca bir şeyler izlemek amacı ile izlenebilecek dizinin başka bir amacı yok. İzlemek isteyenler için bunu bilmek yeterli diye düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/05/01/senin-de-askin-yalanmis-ask-101/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alef’in benim için en çekici yanlarından bir tanesi de politik alt metniydi&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/04/10/alefin-benim-icin-en-cekici-yanlarindan-bir-tanesi-de-politik-alt-metniydi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/04/10/alefin-benim-icin-en-cekici-yanlarindan-bir-tanesi-de-politik-alt-metniydi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 09:19:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14484</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin tek polisiye kültürü dergisi 221B&#8217;nin son sayısında yer alan, Blu TV&#8217;nin yeni dizisi Alef&#8217;in yönetmeni Emin Alper ile yapılan röportajı sayfalarımıza taşıdık!  221B Dergisi Röportajı Röportaj: Özlem Özdemir Ödüllü bir yönetmen olarak filmlerinizden sonra ilk kez bir diziyle seyirciyle buluşacaksınız. Sinemadan ekrana geçmenizi de sağlayan bu projeyi kabul etmenizin nedenleri nelerdi? Dizi sektörü son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin tek polisiye kültürü dergisi 221B&#8217;nin son sayısında yer alan, Blu TV&#8217;nin yeni dizisi Alef&#8217;in yönetmeni Emin Alper ile yapılan röportajı sayfalarımıza taşıdık! </strong></p>
<p><strong>221B Dergisi Röportajı<br />
</strong><strong>Röportaj: Özlem Özdemir</strong></p>
<p><strong>Ödüllü bir yönetmen olarak filmlerinizden sonra ilk kez bir diziyle seyirciyle buluşacaksınız. Sinemadan ekrana geçmenizi de sağlayan bu projeyi kabul etmenizin nedenleri nelerdi?</strong></p>
<p>Dizi sektörü son on yıldır yönetmenleri giderek daha çok heyecanlandıran bir mecra. Dünyada ve tabii ki özellikle ABD ve İngiltere’de hepimizin hayranlıkla takip ettiği çok kaliteli ve yaratıcı diziler yapılıyor. Bağımsız yönetmenler de giderek artan bir biçimde bu projelerde yönetmen koltuğuna oturuyor. Jane Campion, Andrea Arnold, David Fincher, Paolo Sorrentino bunlardan sadece bazıları. Dizi filmler uzunlukları nedeniyle bize sinema filmlerinin sunamadığı bazı imkânlar sunuyor. Dilediğince öyküyü dallandırıp budaklandırma, yan öykülerle zenginleştirme, karakter seyrini ve gelişimini dilediğince uzatma gibi… Kısacası ben de uzun süredir bir dizi projesinde yer almayı düşünüyordum. Arkadaşım Emre Kayış <em>Alef</em> projesinden bahsettiğinde hem o sıralarda taslak halinde olan hikâyeyi etkileyici bulduğum hem de Emre’ye güvendiğim ve birlikte verimli bir ortak çalışma yürütebileceğimize inandığım için projede yer almak istedim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14485 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-1024x576.jpg" alt="" width="645" height="363" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/04/5e79fdcf554280049447f595.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 645px) 100vw, 645px" /></p>
<p><strong>İlk bölümü izledikten sonra şunu düşündüm: Alef’te doğru ve etkileyici bir atmosfer yaratmak için çok emek verilmiş. Özellikle açılış sahnesi, güncel polisiye dizilerdeki en iyi açılış sahnelerinden biri bence. Açılıştan sonra biraz daha karanlık bir atmosfer ağırlığını koyuyor, devamındaki sahnelerde daha çok karanlık/gece/geç akşam sahneleri ağırlıkta. Biraz bu sahneleri, buralardaki renk, ışık tercihlerinizi, bunların nedenlerini anlatabilir misiniz?</strong></p>
<p>Dizinin atmosferini oluştururken hem senaryo aşamasında Emre ile hem de realizasyon aşamasında görüntü yönetmenimiz Ahmet Sesigürgil ve Prodüksiyon Tarasımcımız Deniz Kobanbay ile atmosferi tanımlamak için bazı kavramlar kullandık: “Alaturka noir” ve “İslami Gotik” gibi. Ben zaten hem Film Noir tarzına hem de gotiğe meraklı ve meyilliyim. <em>Abluka’</em>da da benzer bir atmosfer yaratmaya çalışmıştım. Karanlık bir katilin İstanbul’un farklı mekânlarında bıraktığı cesetler vasıtasıyla bilinmeyen bir dünyaya yolculuk yapıyoruz. Bu hikâyeye uygun atmosferin de karanlık, kontrastı yüksek ışıklandırma ve koyu pastel renklerle donanmış bir dünya olması gerektiğini düşündüm. Gündüz çekimlerinde de kapalı ve yağmurlu hava koşullarından da olabildiğince yararlanmaya çalıştık. Ancak ilerleyen bölümlerde bu karanlığı dengeleyen yerli bir mizah duygusuyla da karşılaşacağımızı da şimdiden belirteyim.</p>
<p><strong>Maktüllerin bulunduğu mekânlar, bulundukları haller, özellikle adli tıp ve otopsi sahneleri&#8230; Bunlar pek çok açıdan yerli polisiyeler için bir ilk. Yerli polisiyede genelde soruşturma ve kaçma-kovalamaca anlarına ağırlık verilir ve cinayetin işlendiği biçimler, adli tıp sahneleri çok detaylı gösterilmez. Buradaysa adli tıp uzmanı, ilk cesedin yanında tüm detayları anlatıyor. Bunlar sizin için önemli tercihler miydi?</strong></p>
<p>Bu soruyu Emre’ye de sormak lazım. Uzun morg sahnelerini en ince detaylarına kadar yazan o çünkü. Emre bu sahneleri yazarken Adli Tıp uzmanlarından destek alarak cinayetleri ve işlenme biçimlerini en ince ayrıntılarına kadar detaylandırdı. <em>Alef</em> tarzında polisiyelerin seyircide uyandırmaya çalıştığı bir dehşet duygusu vardır. Gotik hikâyelerde de karşımıza çıkan, ilk ve en güzel örneklerini Edgar Allan Poe’nun verdiği tarzda bir duygu bu. Thomas de Quincey’nin yıllar önce adını koyduğu <em>Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet</em> kavramından bahsediyorum. Kimi cinayetlerin işlenme biçimi garip, tekinsiz ve korkutucu bir hayranlık yaratır. Bu hissi sinema izleyicisi en iyi <em>Seven’</em>dan bilir. Biz de bu projede yer yer benzer bir ürkütücülük yaratmaya çalıştık. İlerleyen bölümlerde Adli Tıpçımız Arap’ın da dile getireceği gibi katilimizin cinayetlerindeki “yaratacılığı” vurgulamak için bu morg sahnelerine ve uzun otopsi sahnelerine ihtiyaç vardı. Evet, bu yapmaya çalıştıklarımız yerli polisiyede çok denenmemiş mecralar.</p>
<p><strong>8 bölümü çektikten sonra ve artık seyirciyle buluşmasına çok az kalmışken <em>Alef</em> sizin için ne ifade etti, ön çalışmaları, çekim süreci ve çekim sonrası süreçlerde neler yaşadınız?</strong></p>
<p>Çok iyi, işini çok iyi bilen ve çalışkan bir ekiple çalıştım. O yüzden çekim süreci son derece sorunsuz ve verimli geçti. Ama hepimiz çok yorulduk. Çok zor sahnelerimiz vardı. Her ne kadar diziyi makul bir sürede çekmiş olsak da kimi sahnelerde hem prodüksiyon imkânlarımızın hem de çekim süremizin daha uzun olmasını isterdim. Dizinin geneli itibarıyla prodüksiyon kalitesinin çok iyi göründüğünü söyleyebilirim ama dünyadaki benzerleriyle kıyaslandığında oldukça kısıtlı bir bütçeyle çalıştık. Bu hepimiz için işin en zorlayıcı kısmıydı.</p>
<p><strong><em>Alef</em></strong><strong>’in izleyenlerde nasıl sorular ve duygular bırakmasını istersiniz?</strong></p>
<p><em>Alef</em>’in benim için en çekici yanlarından bir tanesi de politik alt metniydi. Hikâyenin ülkemizde çok az bilinen kimi tarihi olaylara uzanarak hem bu toprakların müthiş kültürel ve düşünsel zenginliğine az da olsa ışık tutması hem de bu zenginliği her daim bastırmaya çalışan iktidarlara karşı hayıflanma dolu bir bakış içermesi benim en önemsediğim taraflarından biriydi. Umarım seyirci de bu alt metni hakkıyla kavrar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/04/10/alefin-benim-icin-en-cekici-yanlarindan-bir-tanesi-de-politik-alt-metniydi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
