<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hollywood: Burak yarkent &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/kose/hollywood-burak-yarkent/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Sep 2018 08:57:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Fox&#8217;un süperleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/foxun-superleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/foxun-superleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2017 08:53:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[20th Century Fox]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Kahraman Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[The New Mutants]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10386</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanlarda &#8220;Süper Kahraman Filmleri&#8221; denince akla gelen şirketlerden biri konumuna gelen 20th Century Fox Film Şirketi, aslında tarihinde bu tarz filmlere hep uzak durdu. Son zamanlarda ise, bence iyi yönetilen, fakat fotoğrafın tümüne bakıldığında kronoloji bakımından fazla derli toplu durmayan X-Men serisini bir kenara koyacak olursak, Logan, Deadpool ve Legion gibi iyi filmlerle 2017 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda &#8220;Süper Kahraman Filmleri&#8221; denince akla gelen şirketlerden biri konumuna gelen 20th Century Fox Film Şirketi, aslında tarihinde bu tarz filmlere hep uzak durdu.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10388" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/heros.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Son zamanlarda ise, bence iyi yönetilen, fakat fotoğrafın tümüne bakıldığında kronoloji bakımından fazla derli toplu durmayan X-Men serisini bir kenara koyacak olursak, Logan, Deadpool ve Legion gibi iyi filmlerle 2017 yılına fırtına gibi bir giriş yaptı ve yerini sağlama aldı.</p>
<p>Bu şaşalı girişin arkasındaki Marvel ismi şirkete istediği rüzgarı arkadan vermiş olacak ki şirket, 2021 yılına kadar tam 6 Marvel filmini yapılacaklar listesine dahil ettiğini duyurdu.</p>
<p>20th Century Fox Film Şirketi 7 Haziran tarihinde ilersi için planladığı 6 Marvel yapımı için; 7 Haziran 2019, 22 Kasım 2019, 13 Mart 2020, 26 Haziran 2020, 2 Ekim 2020, ve 5 Mart 2021 tarihlerini verdi.</p>
<p>Bu tarihler daha önce, 13 Nisan 2018&#8217;deki The New Mutants, 2 Haziran 2018&#8217;deki Deadpool 2, ve 2 Kasım 2018&#8217;deki X-Men: Dark Phoenix filmlerine ilaveten verildi.</p>
<p>Fox film şirketi X-Men ve Fantastic Four karakterlerinin film haklarını elinde bulunduruyor. $100 milyon&#8217;un altında bir bütçe ile 3 Mart 2017&#8217;den bu yana $618 milyon&#8217;luk gişe hasılatı tutturarak imrenilecek bir başarı yakalayan Logan, Fantastic Four&#8217;un gişede elde ettiği başarısızlığı akıllardan sildi.</p>
<p>Şimdilerde ise Fox Film Şirketi’nin vermiş olduğu tarihlerde, acaba hangi fimleri gösterime sokabileceği konuşulmaya başlandı. Büyük çoğunluğunun yine X-Men Serisinin filmleri olacağı tahmin edilen 6 filmlik listenin acaba biri, Haziran ayının başında konuşulmaya başlanan Fantastic Four olabilir mi?</p>
<p>İhtimalleri sizin için sıralıyorum;</p>
<p>X-Force: Fox Film Şirketi’nin uzun zamandır üzerinde çalıştığı, ve muhtemelen X-Men Serisi’nin dışında tutacağı yapıt olacak. Kesinleşmiş iki bilgiden birincisi, Ryan Reynolds’un Deadpool karakteri ile sinemaseverlerin karşısında olacağı. İkincisi ise, Marvel severlerin yakından tanıdığı “Cable” karakteri serinin bu filmi ile izleyici ile tanıştırılacak.</p>
<p>Deadpool 3: Logan ile beraber Fox’un en başarılı yapıtı Deadpool. X-Force ile birlikte onaylanmış bir film daha varsa kesinlikle Deadpool serisinin 3. bölümüdür diye düşünüyorum.</p>
<p>Storm: Bu benim kişisel fikrim, herhalde X-Men karakterlerinden herhangi birinin başrol olarak tanıtıldığı bir film düşünülüyorsa bu karakter “Storm” karakteri olmalı diye düşünüyorum. Tabii bu kesinlikle edinilmiş bir bilgi değil. Daha ziyade benim kafamda kurguladığım, arzu ettiğim bir çalışma olur.</p>
<p>The New Mutants 2: Yönetmenliğini Josh Boone’un yapacağı ve 13 Haziran 2018’de gösterime girecek olan filmin, 2. bölümü için bir çalışma olduğunu duymuştum. Anya Tayor-Joy, Game of Thrones’dan tanıdığımız Maisie Williams, Alice Braga, Charlie Heaton, Blue Hunt gibi isimlerin rol alacağı ve yeni yaratıkların tanıtılacağı filmden ciddi beklentinin olduğu ve ikincisi için bile planlamanın yapıldığı kulağıma gelen duyumlar arasında.</p>
<p>Gambit: Listenin ilk başına Channing Tatum isminin yazılıp, sonrasının ise muamma olarak bırakıldığı Gambit. Yapımcıları, ve oyuncuları belli filmin er ya da geç su yüzüne çıkacağını ve bu çıkışın, elimize geçen bu tarihlerden birine denk geleceğini düşünüyorum.</p>
<p>Fantastic Four: Ant-Man’ın yönetmenliğini yapan Peyton Reed’in Fantastic Four için 60’lı yılların düzenlemesinin uygun olduğu düşündüğünü okumuştum. Belki de bu sefer “yeniden” düşünülen ve tertemiz, beyaz bir sayfa ile karşımıza çıkartılmayı düşünülen film için farklı bir yol izlenir. Geminin başına Peyton Reed oturtulur, ve bu şekilde belki de Fantastic Four ismini kurtaracak formül bulunur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/foxun-superleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollywood yaza alev alev geliyor</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/hollywood-yaza-alev-alev-geliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/hollywood-yaza-alev-alev-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2017 07:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood yaza alev alev geliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10266</guid>

					<description><![CDATA[Yaz aylarını karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde, mevsimin getirdiği hareketliliğin yanında içimizi kıpır kıpır eden bir diğer gelişme de film dünyasındaki hareketlilik oldu. Yaratıcısı William Moulton Marston&#8217;u da sayacak olursak, senaryo yazarlığını Zack Snyder, Allan Heinberg, Jason Fuchs&#8217;un yaptığı ve Patty Jenkins&#8217;in yönettiği Wonder Woman&#8217;ın yanısıra, Christopher Nolan imzalı Dunkirk, 2017 yazı için sinemaseverlerin beklentilerini yukarıda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarını karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde, mevsimin getirdiği hareketliliğin yanında içimizi kıpır kıpır eden bir diğer gelişme de film dünyasındaki hareketlilik oldu.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10268" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-1024x517.jpg" alt="" width="696" height="351" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-1024x517.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-300x152.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-768x388.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-696x352.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-1068x540.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie-831x420.jpg 831w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Pirates-of-the-Caribbean-5-Dead-Men-Tell-No-Tales-2017-movie.jpg 1900w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Yaratıcısı William Moulton Marston&#8217;u da sayacak olursak, senaryo yazarlığını Zack Snyder, Allan Heinberg, Jason Fuchs&#8217;un yaptığı ve Patty Jenkins&#8217;in yönettiği Wonder Woman&#8217;ın yanısıra, Christopher Nolan imzalı Dunkirk, 2017 yazı için sinemaseverlerin beklentilerini yukarıda tutmaya yetti.</p>
<p>Bu yukarıda saydığım iki fimin yanına bir de Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales ve Baywatch isimleri telaffuz edilmeye başlanınca,​ ​beklentiler iyice arttı. Fakat Amerika film endüstrisinin bir hayli önem verdiği, Şehitleri Anma Günü (Veteran’s Day) gişe hasılatları açıklanınca evdeki hesabın çarşıya uymadığı anlaşıldı.</p>
<p>Öyle ki, bu sene​ ​29 Mayıs’ta kutlanan Şehitleri Anma Günü​ ​(Normalde Mayıs ayının son Pazartesi​ ​günü)​ ​gişe hasılatı​​, $176 milyon ile​ ​son 18 yılın en düşük​ ​seviyesini gösterdi.​ ​Özelikle Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales ve Baywatch filmlerinin ilk haftasında $100 milyon barajını geçememeleri, yapımcılarını ve bu filmleri bekleyen izleyici kitlesini büyük hayalkırıklığına uğrattı.</p>
<p>Bunun yanında Mayıs başlarında piyasaya çıkan King Arthur: Legend of the Sword ve Alien filmlerinin ikinci haftalarında ilk haftalarına nazaran %80 oranında izleyici kaybetmesi, belki de bu kötü gidişin başlangıcını işaret ediyordu.</p>
<p>Bu kötü başlangıç ve gidiş bize, artık Pirates of the Caribbean ve Baywatch isimlerinin, sinemaseverler arasında eski anlamlarını ifade etmediklerini gösterdi.</p>
<p>Fakat şu da bir gerçek ki, bu isimlerin göstermiş olduğu düşük performans ve hayalkırıklığını tüm yaz dönemi filmleri ile ilişkilendirmemiz hem hata hem de diğer yapımlara haksızlık olacaktır.</p>
<p>Şunu unutmamakta fayda var, yaz sezonu Mayıs başında piyasaya giren Guardians of the Galaxy Vol. 2 ile müthiş bir başlagıç yaptı. Wonder Woman, Spider-Man: Homecoming ve War for the Planet of the Apes filmleri için de beklenti ve filmlerin en az Guardians of the Galaxy Vol. 2 kadar başarılı olacağına inanç bir hayli yüksek.</p>
<p>Doğrudur, sezon iyi açılmadı, hatta çoğu sinemaseverde büyük hayalkırıklıkları yarattı, fakat bu ilersi için bir karamsarlık alameti olmamalı.</p>
<p>Bekleyip hepbirlikte göreceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/06/26/hollywood-yaza-alev-alev-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deadpool 2 yepyeni geliyor</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/deadpool-2-yepyeni-geliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/deadpool-2-yepyeni-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Apr 2017 07:05:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Deadpool 2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9991</guid>

					<description><![CDATA[Aldığımız yeni duyumlara göre &#8220;Man of Steel&#8221;in kötü adamı Michael Shannon ismi, Deadpool filminin 2. bölümündeki Cable karakteri için en ağır basan isim. Ancak duyduklarımıza göre Shannon ismi bu karakter için düşünülen tek isim değil. Stranger Things&#8217;in yıldızı David Harbour da Cable karakteri için düşünülen bir diğer tanınmış yüz. Cable karakteri, Zazzie Beetz&#8217;in canlandıracağı Domino [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aldığımız yeni duyumlara göre &#8220;Man of Steel&#8221;in kötü adamı Michael Shannon ismi, Deadpool filminin 2. bölümündeki Cable karakteri için en ağır basan isim. Ancak duyduklarımıza göre Shannon ismi bu karakter için düşünülen tek isim değil. Stranger Things&#8217;in yıldızı David Harbour da Cable karakteri için düşünülen bir diğer tanınmış yüz.</p>
<figure id="attachment_9993" aria-describedby="caption-attachment-9993" style="width: 696px" class="wp-caption alignnone"><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds.jpg"><img decoding="async" class="size-large wp-image-9993" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/deadpool-tim-miller-ryan-reynolds-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a><figcaption id="caption-attachment-9993" class="wp-caption-text">Tim Miller directs Ryan Reynolds on the set of DEADPOOL.</figcaption></figure>
<p>Cable karakteri, Zazzie Beetz&#8217;in canlandıracağı Domino karakteri ile birlikte Deadpool 2&#8217;de izleyici ile buluşacak.</p>
<p>Marvel dünyasında Cable karakterinin gerçek ismi, Nathan Christopher Summers, Cyclops&#8217;un oğlu.</p>
<p>Cyclops, küçük yaşlarda, teknoorganik virüs yüzünden hastalanan Nathan&#8217;ın tedavi için geleceğe gitmesine izin verir. Nathan, diktatör Apocalypse ile savaşması için gelecekte Clan Aşkanı tarafından eğitilir.</p>
<p>Cable daha sonra gelecekten şimdiki zamana geri döner. Fakat döndüğünde babasından bile yaşlı, kır saçlı bir askerdir. Tek amaçı ise Apocalypse&#8217;i öldürmektir. Apocalypse ile karşılaşana kadar Domino&#8217;nun yanında çalışan Cable, ilk önce X-Force&#8217;a sonra da X-Men&#8217;e katılır.</p>
<p>Marvel, Cable ve Deadpool&#8217;u 2004 yılında takipçileri ile buluşturdu. 50 defa basılan mecara serisi Marvel sevenleri tarafından çok beğenildi.</p>
<p>Deadpool 2, comicbook.com&#8217;un haberine göre 5 üzerinden aldığı 4.23&#8217;lük derece ile dalında en çok merakla beklenen 4. film durumunda.</p>
<p>Marvel&#8217;in belki de en sıradışı kahramanı olan Deadpool özel kuvvetlere bağlı eski asker Wade Wilson&#8217;un, üzerinde uygulanan deneyler sonucunda özel güçlere kavuşmasını, ve daha sonra da kendisini bu duruma sokan ve deyim yerinde ise hayatını altüst eden kişiyi yakalama çabasını anlatıyor.</p>
<p>Ryan Reynolds&#8217;un Deadpool karalterini canlandırdığı filmin tanınmış diğer yüzleri ise, Morena Baccarin, Ed Skrein, T.J. Miller, Gina Carano, Leslie Uggams, Brianna Hildebrand, and Stefan Kapičić.</p>
<p>Senaryosu Paul Wernick ve Rhett Reese tarafından yazılan Deadpool 2&#8217;nin yönetmenliğini David Leitch yapıyor. İlk filmde muhteşem performansı ile izleyici ve​ ​eleştirmenlerden tam not alan Ryan Reynolds ise tekrardan Deadpool olarak karşımızda olacak.</p>
<p>Best Regards,</p>
<p>Burak Yarkent</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/04/22/deadpool-2-yepyeni-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avatar geliyor hatta Avatarlar geliyor&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/avatar-geliyor-hatta-avatarlar-geliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/avatar-geliyor-hatta-avatarlar-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2017 09:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[Avatar]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9585</guid>

					<description><![CDATA[James Gunn&#8217;in Guardians of the Galaxy filminden tutun da, Peyton Reed&#8217;in Ant-Man&#8217;ine, Zack Snyder&#8217;ın Man of Steel&#8217;ine, Hollywood&#8217;da iz bırakan, ve iyi gişe yapan filmler oldu.. Fakat hiçbiri James Cameron&#8217;ın Avatar&#8217;ının yanina bile yaklaşamadı. Görünen köy tabii ki de kılavuz istemez, sonuç olarak gerçek şu ki, Aralık 2009 yılında gösterime giren Avatar, dünya çapında $2.782 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>James Gunn&#8217;in Guardians of the Galaxy filminden tutun da, Peyton Reed&#8217;in Ant-Man&#8217;ine, Zack Snyder&#8217;ın Man of Steel&#8217;ine, Hollywood&#8217;da iz bırakan, ve iyi gişe yapan filmler oldu.. Fakat hiçbiri James Cameron&#8217;ın Avatar&#8217;ının yanina bile yaklaşamadı. Görünen köy tabii ki de kılavuz istemez, sonuç olarak gerçek şu ki, Aralık 2009 yılında gösterime giren Avatar, dünya çapında $2.782 milyar ile hala en çok kazandıran film durumunda. Gösterime ilk girdiğinden beri merakla ikincisini beklediğimiz filmin sürücü kolduğunda oturanlar her ne kadar kendilerini ağırdan alıyormuş gibi gösterseler de ilersi için müthiş fikirlerinin olduğu da kulağımıza gelen duyumlar arasında.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9587" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/avatar-james-cameron.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Sizi fazla merak içinde bırakmadan bana gelen duyumları sizlerle paylaşmaya başlıyorum;</p>
<p>Avatar 2 ne zaman gösterime girecek?</p>
<p>Film farklı sebeplerden dolayı, çeşitli etaplarda gecikmeye uğradı bunu biliyoruz, o yüzden size kesin gösterime giriş tarihini veremiyorum fakat planlar filmin 2018 Aralık ayında gösterime girecekmiş gibi yapılıyor.</p>
<p>Filmin klasmanı ne olacak?</p>
<p>Gerçekçi olmak lazım, Avatar tarzı filmlerin asıl amacı, toplayabildiği kadar izleyiciyi sinema salonları toplamak. Bu sebepten dolayı, hikaye hakkında fazla birşey bilmememize rağmen, filmin R klasman alacağı bir gerçek. İlk Avatar PG-13 olduğundan diğerlerinin de aynı olacağı kesin.</p>
<p>Filmin yönetmeni kim olacak?</p>
<p>Bilindiği gibi ilk Avatar, James Cameron&#8217;ın tutkusuydu. Bunu her kulvarda dile getiren ünlü film adamı başta Avatar&#8217;ın senaryosu için, daha sonra da teknik detaylar üzerine yıllarını verdi. Bu sebeptendir ki filmin diğer bölümlerinin yönetmenliği için Cameron ismi çok çok ağır basıyor. Cameron ismi sadece Avatar 2 için değil, Avatar 3, 4 ve hatta 5 için bile tek adres durumunda.</p>
<p>Cameron&#8217;un, filmin teknik tarafı için de bazı planları olduğu ağızdan ağıza dolaşıyor. Mesela filmin daha gerçekçi durması için bazı bölümlerinin su altında çekilmesi planlanıyor. Düşünülen ve uygulamaya konulan şu, Avatar 2 Cameron&#8217;un öncülüğünde sınırları sonuna kadar zorlanacak, bu sınırları aşacak ve tüm dünyada, modern film yapımında çığır açacak.</p>
<p>Cameron&#8217;ın bir başka isteği ise, ilk filmdeki başarının tesadüfi olmadığını kanıtlamak, fakat sadece ilk film başarılı oldu diye daha sonrakilerinin başarısının otomatikman gelmeyeceğinin de farkında. Bu yüzden gece gündüz demeden yeni kurduğu ekibi ile bu filme kilitlenmiş durumda.</p>
<p>Senaryo</p>
<p>James Cameron, ilk filmin &#8220;tek&#8221; senaryo yazarı olarak öne çıkan isimdi. Fakat Cameron gelecekte düşünülen 4 film için, her biri birbirinden değerli isimlerden oluşan gerçek bir ekip yarattı.</p>
<p>Spielberg&#8217;in War of the Worlds filminin senaristi ve televizyon için çekilen Terminatör: Sarah Connor Chronicles&#8217;da önemli görevler üstlenen Josh Friedman takıma katılan ilk isim oldu. Friedman&#8217;ı, Rise of the Planet of the Apes&#8217;ten hatırlayacağımız Rick Jaffa ve Amanda Silver, bu isimleri de Armageddon&#8217;dan aklımızda kalan Shane Salerno takip etti ve bu 5 değerli isim fılm üzerinde omuz omuza çalışmaya başladılar.</p>
<p>Film hakkında bildiğimiz en önemli detay, filme yeni dünyaların, yeni doğal ortamların, kültürlerin ve bunları takiben yeni yaratıkların ekleneceği yönünde.</p>
<p>Cameron&#8217;u senaryo üzerinde en fazla zorlayan gerçek, bir hikaye üzerinde çalışıyorken, 4 ayrı film yazıyor olması. Bu da şu anlama geliyor, Avatar 2, ilk filmi ve daha sonra gelecekleri birleştirici bir görev de üstlenecek. İşte daha önce bahsettiğim, filmin izleyici ile buluşmasını geciktiren faktörlerden bir tanesi, belki de en önemlisi bu.</p>
<p>Cameron ve ekibinin bir başka baş ağrısı ise, 4 filmi de aynı anda çekecek olmaları. Bu da öncelikli olarak tüm senaryonun bitmiş olması anlamına geliyor.</p>
<p>Hakkında hergün yeni birşey öğrendiğimiz Avatar serisinin belki de kayda değer en önemli bilgisi James Cameron tarafından bize sunuldu. Cameron&#8217;ın açıklamasına göre film, ilk filmden tanıdığımız Jake, Neytiri ve bu ikilinin çocukları üzerinde şekillenece. Aile kavramı üzerinden, bu yaratıkların insanoğlu ile yaşadıkları zorluklar çerçevesinde devam edecek.</p>
<p>Jake Sully</p>
<p>Tabii ki de beklenildiği gibi ana karakter Jake Sully yeni bölümlerde de karşımızda olacak. Clash of the Titans, Man on a Ledge ve Sabotage gibi filmlerde çeşitli rollerde karşımıza çıkan Sam Worthington, hem maddi hem de manevi, geri çevrilmesi zor teklife beklenildiği gibi olumlu yanıt verdi, ve imzalar şimdiden atıldı. Öyle ki başarılı aktör Kasım 2013&#8217;teki demecinde &#8220;Jim bizi Pandora&#8217;ya götürecek gemi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor&#8221; cümlesiyle James Cameron&#8217;un film üzerinde çalıştığını açık bir şekilde beyan etmişti.</p>
<p>Neytiri</p>
<p>Yeni filmde Jake Sully dönüyor ise, tabii ki onun büyük &#8220;yaratık&#8221; aşkı Neytiri&#8217;nin de dönmesi gerekiyor. Sam Worthington gibi Zoe Saldana ile de Avatar 2, 3, 4 ve 5 için anlaşma sağlanmış durumda. Öyle ki, Saldana vermiş olduğu bor röportajda Cameron ile bazı sahneler üzerinde konuştuklarını ve duygulu anlar yaşadıklarını da çekinmeden söylüyor.</p>
<p>Özellikle Saldana konusunda kafamdaki soru işaretini sizinle paylaşmadan geçemeyeceğim..</p>
<p>Star Trek ve Marvel yapımı Guardians of the Galaxy filmlerinin de ana oyuncularından olan Saldana&#8217;nın Avatar 2&#8217;den başlayacak olan seride ne kadar aktif olacağını tam kestiremiyorum. Neytiri&#8217;den ayrılmak tabii ki kolay görünmüyor, fakat bir şekilde Star Trek ve Guardians of the Galaxy&#8217;nin gölgesinde kalma, veya bu yapımlara görsel olarak bu kadar yakınlaşma fikri beni bu konuda daha fazla düşünmeye zorluyor.</p>
<p>Dr. Grace Augustine</p>
<p>Çoğunuzun hatırlayacağı gibi Dr. Grace Augustine rolündeki Sigourney Weave​​​r ilk Avatar&#8217;da ölmüştü. Fakat 2009 yılında Avatar filmi piyasaya çıktıktan 3 ay kadar sonra Dr. Grace Augustine&#8217;in Avatar 2&#8217;de olacağı açıklanmıştı. Bunun üzerine Ekim 2010&#8217;da James Cameron bir röportajında &#8220;bilim kurgu filmlerinde kimse gerçekten ölmez&#8221; açıklaması ile Weaver&#8217;in yeni filmde olacağının sinyalini vermişti.</p>
<p>Weaver ise ​​​bir roport​ajında Avatar 2&#8217;deki rolünden üstü kapalı bir şekilde bahsetmiş, ve Avatar 1&#8217;deki rolünden tamamen farklı bir karakterde karşımıza çıkacağından söz etmişti. Bu da kafalarda, acaba Dr. Grace Augustine gerçekten öldü de, Weaver karşımıza başka bir karakterde mi çıkacak sorusunu oluşturdu.</p>
<p>Colonel Miles Quaritch​</p>
<p>James Cameron&#8217;un &#8220;​bilim kurgu filmlerinde kimse gerçekten ölmez&#8221; ​​cümlesi Colonel Miles Quaritch için de geçerli olmuş. İlk Avatar&#8217;da Neytiri tarafından öldürülen Colonel Miles Quaritch karakterindeki Stephen Lang, Avatar 2, 3, 4, ve 5&#8217;te de karşımıza çıkıyor, ve James Cameron&#8217;un açıklamasına göre de filmdeki en önemli karakterlerden biri konumuna dönüşüyor. Size tavsiyem ilerki bölümlerde bu karakteri yakından takip etmeniz.</p>
<p>​Gösterim tarihi</p>
<p>20th Century Fox film şirketi Avatar 2&#8217;yi Aralık 2014 için düşünüyordu, sonrasındaki plan Avatar 3 için Aralık 2016, 4 için Aralık 2017 ve 5 için ise Aralık 2018&#8217;di. Fakat Peter Jackson&#8217;un Lord of the Rings ve Hobbit serileri film şirketinin tarihlerde değişikliğe gitmelerine neden oldu. Bazıları daha önce verilen tarihlerin ve tarihlerdeki değişikliklerin James Cameron&#8217;un daha önceden kurguladığı bir plan olduğunu savunuyorlar. Neden olduğu daha sonra anlayacağımız bu durum neticesinde Avatar serilerinin çekimine başlanacağı tarih 2017 olarak değiştirildi ve gösterim tarihi de Aralık 2018 olarak fısıldandı. Buna göre de diğer serilerin gösterim tarihi 2020, 2022 ve 2023 oldu.</p>
<p>Yeni Teknolojiler</p>
<p>James Cameron her zaman yeni teknolojiye olan aşkıyla tanınan bir film adamı oldu. Sürekli teknolojik yenilikleri filmlerinde kullanmaya özen gösterdi. Avatar 1&#8217;de özellikle yüzlerde kullanılan ve hala kullanılmakta olan 3D yöntemini hem sinemayla hem de izleyici ile buluşturdu, ve bunu sinemaya kabul ettirdi. Fakat bu en son 2009 yılında oldu, acaba Cameron bu zaman zarfında ne ile meşguldü? Ne gibi yenilikleri denedi, denemeye karar verdi?</p>
<p>Avatar yapımcılarından Jon Landau, Douglas Trumbull ile konuşmasında yüksek çözünürlükte olan ve 3D çekilen yeni bir film işleminden bahsetti. Bu konuşma her ne kadar Avatar hakkında olmasa da, benim aklıma Landau ile çalışan Cameron&#8217;u getirdi. Yüksek çözünürlükleri ve özllikle 3D filmi seven Cameron&#8217;un konuya yabancı kalamayacağını düşündüm. Yanılmayacağımı garanti ederim..</p>
<p>Cameron&#8217;un kafasındaki bir başka projenin, gözlüksüz görünebilecek bir 3D olduğunu daha önce duymuştum. Bu teknoloji şu anda mevcut, ve kullanılıyor, fakat onlarca hatta yüzlerce kişinin aynı anda girebildiği salonlarda, farklı farklı açılardan baktıkları devasa ekranda bu tür bir filmi yayınlamanın ve gözlüksüz izleyebilmenin zorluk derecesini düşündüğünüzde neden bahsettiğimi daha rahat anlayabilirsiniz. Teoride 3D bir yapımı büyütüp gözlüksüz izlemek mümkün, fakat bu daha önce büyük sinema salonlarında denenmediğinden, nasıl bir sonuç alınabileceği de bilinmiyor. Belki de insanoğlu bu işlem için James Cameron&#8217;u bekliyordur..</p>
<p>Yeni Bölümler</p>
<p>Avatar 2&#8217;yi takiben en az 3 tane daha Avatar olacağı şimdilik kesin. Bu 4 film de aynı anda çekilip 2018, 2020, 2022 ve 2023 yıllarında gösterime girecek. Peki ya bunlardan sonra yeni bölümler olacak mı?</p>
<p>Avatar yazarlarından James Horner bundan birkaç yıl önce James Cameron&#8217;un kafasında, Avatar 2&#8217;den sonra 4 tane daha film senaryosu olduğundan bahsetmişti. Aynı dönemlerde Cameron, Avatar 2&#8217;den sonraki planlamasının 3 artı 1 tane daha film çekmek üzerine olduğundan söz etmişti. Şimdi görüyoruz ki, Avatar 2&#8217;den sonraki film sayıları 3&#8217;e düşmüş durumda. Bu durum önce 2 bölüm olarak düşünülen Hobbit&#8217;te de karşımıza çıkmıştı. Orada da gördük ki, para basan bir makina durdurulamadı. Bu da şu anlama geliyor; sinema tarihinin en çok kazanan filmi olan Avatar bu başarısını devam ettirdiği sürece çekimlerine ara verdirilmeden devam edebilir. Hiçbir zaman &#8220;Avatar 5 son olur&#8221; diyemeyiz.</p>
<p>Çok fazla, ve umulmadık problemlerden ötürü izleyici ile buluşması geciken filmin gösterim tarihi için Aralık 2018 demek ve bunu kesin teyit etmek doğru olur mu peki, tabii ki hayır. Amacı her zaman mükemmeli vermek olan Cameron&#8217;un açıklamarını direk kendi cümleleriyle sizinle paylaşıyorum;</p>
<p>&#8220;Kafamızdaki gösterim tarihi Aralık 2018&#8217;i değiştirmedik. Fakat gerekirse değiştirebiliriz. İlk filmi gösterime almak problem değil, ama asıl önemli olan 3, 4, ve 5. filmlerin gösterim tarihlerini buna uydurmak. Bu 4 filmin gösterim tarihlerinin birbirlerine olan yakınlıkları bizim için çok önemli, ve bunun doğru olması için elimizden geleni yapacağız.&#8221;</p>
<p>Görünen o ki Cameron&#8217;un kafasında mükemmel bir model var. Bu model içinde, fimleri bir an önce çekip ekrana atmaktansa aralarındaki zaman zarfından, hangi dinemlerde izleyici ile buluşacaklarına, kullanılacak en yeni hangi teknolojinin olduğundan, kimlerle çalışılacağına herşey mükemmel bir uyum içinde işliyor. Bize de sadece bu festivalin planlandığı gibi 2018&#8217;de başlayacağını umut etmek kalıyor.</p>
<p>Benim gibi Avatar-sever biriyseniz, yazılarımı takip edin.. En son bilgileri sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/avatar-geliyor-hatta-avatarlar-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hadi Game of Thrones&#8217;layalım</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hadi-game-of-throneslayalim/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hadi-game-of-throneslayalim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 15:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Game of Thrones]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9332</guid>

					<description><![CDATA[Milyonları ekrana kilitleyen Game of Thrones dizisini duymayanınız yoktur herhalde. Kulağıma gelen duyumlara göre dizinin en epik sezonu, 2017 yazının sonunda izleyici ile buluşacak olan 7. sezonu olacakmış. Belki de bu yüzdendir ki dizinin 7. sezonunda kamera arkasında hangi isimlerin olacağı çok fazla önem taşır hale gelmiş durumda. Yetkililer film hakkında, deyim yerinde ise ser [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonları ekrana kilitleyen Game of Thrones dizisini duymayanınız yoktur herhalde. Kulağıma gelen duyumlara göre dizinin en epik sezonu, 2017 yazının sonunda izleyici ile buluşacak olan 7. sezonu olacakmış. Belki de bu yüzdendir ki dizinin 7. sezonunda kamera arkasında hangi isimlerin olacağı çok fazla önem taşır hale gelmiş durumda.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9333" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576.jpg" alt="" width="1000" height="563" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576.jpg 1000w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/mgot-header-halloween-2016-01-1024x576-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></a></p>
<p>Yetkililer film hakkında, deyim yerinde ise ser verip sır vermiyorlar. Hatta Game of Thrones 2013-2014 sezonu yönetmenlerinden, yakın arkadaşım Alex Graves ile buluşmamdan bile dizi hakkında bir sonuç çıkartamamış olmam, yetkililerin bu konuya verdiği önemin bir parçası gibi duruyor.</p>
<p>Uzun sözün kısası, sevilen dizinin 7. sezonu çok şeye gebe. Açıkta kalan birçok uç birleşip belki de bizi bambaşka yerlere çekecek, ama asıl önemli olan acaba önümüzdeki 7. sezondaki 7 bölümü kimler yönetecek.</p>
<p>Gelin bu isimlere birlikte bakalım;</p>
<p>Jeremy Podeswa (1. ve 7. Bölümler)</p>
<p>Game of Thrones dizisine yürekten bağlı olanlar bu ismi yakından tanıyacaklardır aslında. Televizyon tarzını iyi bilen Podeswa, Six Feet Under, Dexter, True Blood, American Horror Story, ve Walking Dead dizilerinde de yönetmenlik görevi üstlendi.</p>
<p>Aslen Kanada&#8217;lı olan yönetmen daha önce Game of Thrones dizisinin 5. sezonunda, deyim yerinde ise ekran başında izleyiciye tırnaklarını yedirten Unbent, Unbowed, Unbroken ve 6. sezonda The Red Woman bölümlerinin yönetmenliğini yaptı.</p>
<p>aaa! unutmadan Jon Snow karakterini diziye tekrar getiren yönetmen de Podeswa&#8217;dır.</p>
<p>Lord Commander Jon Snow&#8217;un dirilip tekrar hayata döndüğü bölümün yönetmenliğini yapan Podeswa, izleyici tarafından bunun olacağı bilinmesine ve beklenmesine rağmen, farklı üslubu ile görevini başarıyla yerine getirmişti.</p>
<p>Podeswa, izleyiciyi şaşırtma kabiliyeti olan bir yönetmen. Dizinin 7. sezonunun açılışını ve aynı zamanda kapanışını yapacağını bilmemiz bile bu bölümlerde önemli işlerin olacağını kestirmemize yetiyor.</p>
<p>Mark Mylod (2. ve 3. Bölümler)</p>
<p>Mylod ismi de Yedi Krallığa yabancı olmayan isimler arasında. Dizinin 5. ve 6. sezonlarında görev alan başarılı yönetmen aynı zamanda High Sparrow bölümünde bizi High Sparrow ile tanıştıran kişi.</p>
<ol start="5">
<li>sezonun 4. bölümü olan Sons of the Harpy&#8217;nin de yönetmeni olan Mylod aynı zamanda dizinin &#8220;kanlı&#8221; yönetmenlerinden. 6. sezon bölümlerinden No One isimli bölümde Arya&#8217;nın Waif&#8217;in yüzünün derisini yüzdüğü bölüme hayat veren yönetmen, sezona damga vuran sahnelerden birinin altına imzasını atmıştı.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mylod&#8217;un enteresan da bir yanı var&#8230;</p>
<p>Britanya kökenli yönetmen aynı zamanda İngiliz televizyon kanallarına çektiği Shooting Stars ve The Fast Show komedileri ile 1997&#8217;de ve 1998&#8217;de BAFTA (British Academy Television Awards) ödülünü 2 defa kazanan bir isim.</p>
<p>Matt Shakman (4. ve 5. Bölümler)</p>
<p>Daha önce It&#8217;s Always Sunny in Philedelphia, Ugly Betty ve House dizileri ile birlikte bazı HBO dizilerini yöneten Shakman, Yedi Krallığa yabancı bir isim olarak öne çıkıyor. Komedi ve drama tarzı yapıtları yönetmeyi sevdiğini söyleyen yönetmenin CV&#8217;sinde Brothers and Sisters, Mad Men, Siz Feet Under, Fargo ve the Good Wife gibi tanınmış yapıtlar da var.</p>
<ol start="7">
<li>sezonun 4. ve 5. bölümlerine hayat verecek olan isimden beklentim, fazla aksiyonun olmadığı, derin karakter analizlerinin fazla olduğu sahneler..</li>
</ol>
<p>Bekleyelim, hep birlikte göreceğiz.</p>
<p>Alan Taylor (6. Bölüm)</p>
<p>Taylor ismi ile birlikte aklınıza düşen ilk kelime grubunun Thor: The Dark World, ikincisinin ise Terminator: Genisys olduğunu çok iyi biliyorum.</p>
<p>Hatta daha da ileri gideyim, bu iki yapıtın da hayal kırıklığı olduğunu söyleyip, Game of Thrones dizisinin 6. bölümden ümidini kesenleriniz bile olacaktır. Fakat film yönetmenliği ile dizi yönetmenliği arasında dağlar kadar fark olduğunu da unutmamak gerekiyor.</p>
<p>Kaldı ki Taylor, Game of Thrones dizisinde daha önce görev alan ve bu görevi başarıyla yerine getiren isimlerden biri, belki de en etkilisi olarak göze çarpıyor.</p>
<ol>
<li>Sezonun 9. ve 10. bölümleri olan Baelor ve Fire and Blood isimli bölümlerinde imzası olan Taylor&#8217;un işini ne kadar iyi yaptığını bilmek için bu bölümleri anımsamanız yeterli olacaktır.</li>
</ol>
<p>Hemen anımsatayım; Ned Stark karakterinin başının vücudundan ayrıldığı bölümü bizlere yaşatmıştı Taylor ve bence bu diziyi farklı yapan detaylardan birinin, beklenmeyenin her an olabildiği gerçeğinin de yaratıcısı olmuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/hadi-game-of-throneslayalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun bir aradan sonra tekrardan Hollywood’dan merhaba…</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/uzun-bir-aradan-sonra-tekrardan-hollywooddan-merhaba/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/uzun-bir-aradan-sonra-tekrardan-hollywooddan-merhaba/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 09:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9220</guid>

					<description><![CDATA[Tamamen elimde olan abuk sabuk sebeplerden dolayı uzun bir süre ara verdiğim yazılarıma başlamanın vermiş olduğu mutlulukla, Hollywood’dan hepinize selamlarımı gönderiyorum. Şaka bir yana 2 yıl geçmiş oturup da 2 satır birşeyler yazmayalı. O yüzden devrik cümle kurarsam, sürçü lisan edersem şimdiden affola ama bilin ki tecrübeliyim. Zamanla yazılara çeki düzen vereceğimden, önce yürümeye, sonra [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tamamen elimde olan abuk sabuk sebeplerden dolayı uzun bir süre ara verdiğim yazılarıma başlamanın vermiş olduğu mutlulukla, Hollywood’dan hepinize selamlarımı gönderiyorum.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9222" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/3075829-2539986518-Findi.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Şaka bir yana 2 yıl geçmiş oturup da 2 satır birşeyler yazmayalı.</p>
<p>O yüzden devrik cümle kurarsam, sürçü lisan edersem şimdiden affola ama bilin ki tecrübeliyim. Zamanla yazılara çeki düzen vereceğimden, önce yürümeye, sonra da koşmaya başlayacağımdan, kaldığım yerden, Hollywood’dan en son haberleri vermeye, en yeni filmler hakkında sizleri elimden geldiğince haberdar etmeye başlayacağımdan kimsenin şüphesi olmasın.</p>
<p>Haydi bakalım, başlıyoruz…</p>
<p>Pixar’ın “Finding Nemo”sunun izleyici ile ilk buluşmasından bu güne, dile kolay 14 yıl olmuş. Tam 14 yıl sonra Pixar, 2003 yapımı “Finding Nemo” gibi bir efsanenin arkasından Dory’ı gönderme kararı almış.</p>
<p>Finding Nemo’nun da yazar ve yönetmenlerinden olan Andrew Stanton ilk basamağı çok akıllı kullanarak ikinci basamağa adım atmış, fakat basamakları da birbirine çok yakın tutmuş.</p>
<p>Stanton, Nemo ve Dory’ı, iki ayrı filmde, aynı sularda yüzdürmüş. Konu itibariyle, iki filmin sırtını da “aile ve arkadaş değerlerine verilen önem” kriterlerine yaslamış ve iki filmden tema olarak elde kala kala “aile fertlerini bulmak için denizlerde yolculuğa çıkan bir balık” kalmış.</p>
<p>Yalnız şunu da söylemekte fayda var, Pixar’ın zirvesine gidebilecek bir yolda, her ne kadar kendine zarar veren bir parallelik gösterse de, Finding Dory izlemesi keyif alınabilecek bir film olmuş.</p>
<p>Kısaca filmin konusuna gelince..</p>
<p>Nemo filminden Dory karakterini hatırlamayanınız yoktur. Ellen DeGeneres’in sesiyle hayat verdiği, Albert Brooks’un seslendirdiği Marlin karakterine yardımcı roldeki, iyi niyetli, hafıza problemli mavi balık. İşte o iyi niyetli, hafıza problemli mavi figüran balık, bu filmde Marlin ve Hayden Rolence’nin seslendirdiği Nemo ile baş rolde.</p>
<p>Dory, hafıza problemine rağmen, Diane Keaton’un seslendirdiği annesi ve Eugene Levy’in seslendirdiği babasının varlığını anımsar ve onları bulmak için yola çıkar. Dory’nin hafıza problemini iyi bilen Nemo ve Albert’ta bu macerada Dory’e yardım için ona katılırlar. Yolları denizcilik enstitüsüne düşen trio, önce Dory’nin eski arkadaşı, Kaitlin Olsen’in seslendirdiği Destiny isimli köpekbaliğina, daha sonra da Ed O’Neill’in seslendirdiği Hank isimli ahtapotla karşılaşırlar.</p>
<p>Finding Dory, Pixar filmlerinin en önemli merkez özelliği olan “duygu”yu içinde çok yoğun bulunduran bir film olmuş. Her ne kadar bir animasyon olsa da, tüm izleyicilerin kendinden bir parça bulabileceği, tanıdık duyguları, sevinçleri, üzüntüleri görebileceği, buluştukları ortak payda.</p>
<p>Uzun zaman sonra kızlarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşayan anne ve babanın içinde bulunduğu duygu yüklü yoğunluk&#8230; Geçmişe gidip gelmeler… İzleyici ile filmi sürekli bir bütün halinde tutmaya yetiyor.</p>
<p>Fazla gerilere gitmeye gerek yok, geçen senenin “İnside Out” filmini örnek alabiliriz mesela. En iyi Pixar filmleri çocuklara ve yetişkinlere hitap eden şekilde iki kademeden oluşuyor. Filme bu noktadan bakacak olursak, çocuklara hitap eden bir film olduğunu, yalnız yetişkinlerin de filmden keyif alabileceklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Fakat filmin “Toy Story” kıvamında her yönüyle daha zengin bir film olmadığını da söylemekte fayda var.</p>
<p>Bunun sebeplerine gelince,</p>
<p>İlk olarak, filmin Finding Nemo filmine fazla yakın olduğu söylenebilir. İkinci olarak ise, video oyunlarını andıran kovalamacalı aksiyon sahnelerinin fazlalığını söyleyebilirim.</p>
<p>Başka biri olsa bu kadar laf etmezdim, yalnız işin ucu rezümesinde Wall-E (yönetmen) ve Toy Story (yazar) gibi iki önemli film olan Andrew Stanton’a dokunduğu zaman, izleyici biraz daha az anime düşünülmüş bir yapıt bekleyebiliyor.</p>
<p>Filme görsel açıdan bakacak olursak, belki de Pixar’ın en güçlü filmi olduğunu söylebilirim.</p>
<p>Çok renkli, parlak, ve tertemiz…</p>
<p>Belki bizi “su” yanıltıyor olabilir ama yine de film 3 boyutlu, görsel bir ziyafetten ibaret. Seslendirmeler müthiş. Başrolde Ellen DeGeneres, ve Albert Brooks, yardımcı rollerde Diane Keaton, Eugene Levy, Ed O’Neill, Idris Alba, ve Dominic West kusursuz…</p>
<p>Bir paragraph da “Piper” için…</p>
<p>Tüm Pixar filmleri, önce gösteriler kısa fimler ile eşleştiriliyor. “Finding Dory” bir başarı, fakat gerçek kazanan, fotoğraf kalitesindeki görüntüsü ve müthiş lezzetli hikayesi ile “Piper”.</p>
<p>İnanır mısınız, “Piper”in 7 dakikada başardığını, 95 dakikadan fazla bir sürede Finding Dory başaramamış dersem yalan söylememiş olurum herhalde.</p>
<p>Amacım kesinlikle baş yapıtı küçük düşürmek veya başarısını gölgelemek değil, yalnız bazı zamanlarda aperatif gerçek yemekten de daha lezzetli olabiliyor. Bunu da unutmamak gerekiyor.</p>
<p>Finding Dory, Finding Nemo sevenleri için büyük keyifle izlenebilecek, gerçek bir aile filmi. 2003 yılındaki Finding Nemo’yu izlemeyenler için, endişeye mahal yok, direk bundan başlayabilirsiniz..</p>
<p>İyi seyirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/uzun-bir-aradan-sonra-tekrardan-hollywooddan-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki arada bir derede kalmak herhalde böyle birşey olmalı..</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2012/03/02/iki-arada-bir-derede-kalmak-herhalde-boyle-birsey-olmali/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2012/03/02/iki-arada-bir-derede-kalmak-herhalde-boyle-birsey-olmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 08:39:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=4712</guid>

					<description><![CDATA[Burak yarkent Bir tarafta tüm sene merakla beklediğim, Oscar etkinlikleri, diğer tarafta da yakından takip ettiğim NBA&#8217;in sene boyunca düzenlediği en eğlenceli ve en büyük organizasyon, All-Star. Benim gibi bir kişinin bulunabileceği en zor durumlardan, en zor haftalardan biriydi. Uzak olması, Türk oyuncularımızın katlım sağlayamamaları, ve benim sinema sevgimin biraz daha fazla ağır basması nedeniyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burak yarkent</p>
<p>Bir tarafta tüm sene merakla beklediğim, Oscar etkinlikleri, diğer tarafta da yakından takip ettiğim NBA&#8217;in sene boyunca düzenlediği en eğlenceli ve en büyük organizasyon, All-Star.</p>
<p>Benim gibi bir kişinin bulunabileceği en zor durumlardan, en zor haftalardan biriydi.</p>
<p>Uzak olması, Türk oyuncularımızın katlım sağlayamamaları, ve benim sinema sevgimin biraz daha fazla ağır basması nedeniyle All-Star etkinliğini, en azından bu sene için, bir kenara atıp, benim de bir parçası olduğum, Amerika&#8217;da 9 yıldır yayın yapan ilk ve tek Türk İnternet Gazetesi Alaturkaonline&#8217;ın çalışmaları sonucunda dünya&#8217;nın dört bir yanından sayısız gazetecinin takip ettiği Oscar etkinliklerine katıldık.</p>
<p>Akademi bu sene biz gazetecilere büyük sürpriz yaptı ve tarihinde ilk defa, belki de bizi karşılarcasına, o meşhur kırmızı halısını büyük bir özenle, tarihi Çin Tiyatrosu&#8217;nun önünden başlayıp, Highland Caddesi&#8217;ne kadar kapattığı Hollywood Caddesi&#8217;nin üzerine Cuma gününden serdi. Bizim için de güzel ve müthiş bir sürpriz oldu bu.. Hava sıcaklığının 20-25 derece civarında olması ve yağmur beklenmemesi sebebiyle şemsiyenin kurulmadığı cadde pırıl pırıl, ışıl ışıldı.</p>
<p>Sürprizlerle dolu günün bir başka sürprizi, yakın zamanda iflasını açıklayan Kodak&#8217;ın isminin etkinliklerden yavaş yavaş silinmeye başlanması oldu. Yetkililerin, &#8220;Kodak Tiyatrosu&#8221; isminden çok &#8220;Hollywood &amp; Highland Center&#8221; ismini kullanmaya özen göstermeleri gözlerden kaçmayan bir ayrıntıydı.</p>
<p>Değişikliklerin yanında, geçen senelerden aşina olduklarımız da vardi tabii ki etrafta ve bunların başında, bu sene 9. defa Oscar Ödül Törenleri Gecesini sunacak Billy Christal geliyordu. Billy Christal&#8217;ı etrafta görme şansımız olmadı ama karşılaştığımız ve ayak üstü sohbet etme fırsatı bulduğumuz yapımcılar, bu sene Billy Christal espirileri ile çok güleceğimiz sinyalini verdiler.</p>
<p>Küçük bir bilgi; Billy Christal 9 sunum ile, tarihte Oscar etkinliklerini en fazla sunan Bob Hope&#8217;un (19) arkasından 2. sırada geliyor.</p>
<p>Her yer özenle hazırlanmış, düğün saatini bekleyen gelin gibiydi ama benim en çok ilgimi çeken bölüm, film yıldızlarının, ödül toreni öncesi ve sonrasında zaman geçirdikleri Green Room (Yeşil Oda) ile Oscar&#8217;ların resmi aşçısı Wolfgang Puck&#8217;ın seçkin davetliler için hazırladığı müthiş menüydü.</p>
<p>Wolfgang Puck tarafından hazırlanan muhteşem menü:</p>
<p>Tepside Sunulan Ordörvler</p>
<p>Düz Oscar Ekmeği üzerine, Havyar ve Creme Fraiche eşliğinde Tütsülenmiş Somon Balığı</p>
<p>Susamlı Yosun İçine Sarılmış Balık Yumurtası ve Acılı Tuna Tartar</p>
<p>Dünyanın en Pahalı eti Kobe Eti ve Özel Cheddar Peyniri ile yapılmış Mini Cheseburger</p>
<p>Domuz, Soya Sosu, ve Zencefil ile yapılmış Hamur Köftesi</p>
<p>Remoulade Eşliğinde Yengeç Köftesi</p>
<p>Domates, Fesleğen ve Parmesan Peyniri ile yoğrulmuş Pirinç Köftesi</p>
<p>Wasabi Sosu Eşliğinde Kızarmış Karides</p>
<p>Tatlı Biber soslu ve Sebzeli Dolma</p>
<p>Pizza Çesitleri</p>
<p>Soğuk Aperatifler</p>
<p>Istakozlu, Domatesli ve Turşulu Tako</p>
<p>Kaşarlı, Domatesli ve Fesleğenli Şiş</p>
<p>Patatesli Mersşn Balığı</p>
<p>Aioli Hardalı Eşliğinde Çedar Peynirli El Yapımı Pretzel</p>
<p>Grissini Eşliğinde Domuz Salamı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Küçük Tabaklar</p>
<p>Üzerine Yer Mantarı Rendelenmiş Sebze Izgara ve Tavuk Göveç</p>
<p>Elma, Kırmızı Soğan ve Mavi Peynirli Roka Salatası</p>
<p>Cevizli, Keçi Peynirli ve Pancarlı Tortelloni</p>
<p>Altın&#8217;a Sarılmış Havyarlı ve Crème Fraiche&#8217;li Fırında Patates</p>
<p>Romesco ve Polenta Eşliğinde Kısık Ateşte Pişmiş Pirzola</p>
<p>Domatesli Yengeç ve İstakoz Louie</p>
<p>Özel Olarak Hazırlanmış Çedar Peynirli Makarna</p>
<p>Pilav Eşliğinde Hindistan Cevizli Köri Soslu Shanghai İstakozu</p>
<p>Koriander ve Naneli Kuzu Yahnisi</p>
<p>Şam Fıstıklı, Özel Sirkeli Pancar Salatası</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deniz Mahsülleri ve Suşi Büfesi</p>
<p>Soya Sosu, Wasabi, Zencefil Eşliğinde Her Tür Suşi</p>
<p>Çeşitli Soslar Eşliğinde Karides, Istakoz, Yengeç ve İstiridye Çeşitleri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Passed Dessert</p>
<p>Bademli, Portakallı Kek</p>
<p>Şekerlemeli ve Portakal Soslu Puding</p>
<p>3 Boyut Çikolata</p>
<p>Elma Şekeri</p>
<p>Karamelize Edilmiş Mısır Patlağı Eşliğinde Muzlu Pasta</p>
<p>Karamellli Gelato Dondurma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tatlı Büfesi</p>
<p>Ahududu ve Gül Suyu Soslu Ekler</p>
<p>Çilekli ve Kremalı Pasta</p>
<p>Acıbademli Kurabiye</p>
<p>Fındık Ezmeli Çikolatalı Dondurma</p>
<p>Kremalı ve Kahverengi Şekerli Pasta</p>
<p>Çikolatalı Puding</p>
<p>Dalında Taze Çilek</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çikolata Büfesi</p>
<p>Çikolata Çeşmesi ve Dalında Taze Çilek</p>
<p>Çikolatalı Tost</p>
<p>3 Kat Çikolatalı Kek</p>
<p>Sıcak Çıkolata Kaplı Kek Sufle</p>
<p>Çikolatalı Tart</p>
<p>Beyaz Çikolatalı, Hindistan Cevizli, Rom Soslu Pasta</p>
<p>Sütlü Çikolatalı ve Karamelli Pasta</p>
<p>Çıkolata Soslu Kek</p>
<p>Çikolatalı Kurabiye</p>
<p>3 Farklı Çikolata ile Yapılmış Çikolatalı Kek</p>
<p>Çikolatalı ve Kahveli Kek</p>
<p>Çikolatalı Şekerleme</p>
<p>24 Karat Oscar Heykeli Şeklinde Çıkolata</p>
<p>Konfor&#8217;un ön planda olduğu, ve 1950 dekorunun kullanıldığı Yeşil Oda&#8217;da fotoğraf çekme şansımız olmadı, ama en lüks otelin, kral dairesini aratmayacak niteliklere sahip olduğu en azından bizim bulunduğumuz uzaklıktan anlaşılıyordu. Bu odanın tasarımını yapan Waldo Fernandez, odanın fikir babasının yönetmen George Cukor olduğunu söyledi ve Cukor&#8217;un evinin içinde buna benzer atmosferde bir odanın olduğunu, özellikle Cuma ve Cumartesi akşamlari film endütrisinden arkadaşlarını bu odada ağırladığı bilgisini verdi.</p>
<p>Bir diğer ilgi çekici bölüm ise, Oscar Heykelleri&#8217;nin tanıtım kısmıydı&#8230;</p>
<p>Altın kaplama Britannium malzemesi kullanılarak yapılan bu küçük heykelcik, siyah bir plaka üzerine yerleştirilmiş, ve bu sene Chicago&#8217;da yapılmış. Sonrasında ise United Havayolları&#8217;nın 531 sefer sayılı ucağı ile birinci sınıf mevkiide Los Angeles&#8217;a getirilmiş. Sırf bu heykelleri getirdiği için, uçağın ismi o günlük &#8220;Oscar 1&#8221; olarak değiştirilmiş.</p>
<p>Biz dışarıda gözlemlerimizi gerçekleştirip, ve bilgi alış verişini devam ettirirken, içeride olan hazırlık ve provalara iznimiz olmadığı için katılamadık ama dışarıdaki hummalı, ve hiçbirşeyi şansa bırakmamasına süren çalışma 3 tam gün boyunca devam etti. Bu titiz çalışma belki de, son 30 yılda ilk defa, Şubat ayının başında gösterilen Grammy Ödulleri Töreni izleyici sayısının, bu sene tahmin edilen Oscar Ödül Töreni izleyici sayısını geçmesinin sebebiydi. 39.3 milyon izleyici ortalamasını 1.4 milyon fazla izleyici ile geçmesi planlanan 2012 Oscar Ödüllerini, Grammy Ödülleri Törenleri 39.9 milyon izleyici sayısı ile geride bırakmıştı.</p>
<p>Oscarlar hakkında bilinmesi gereken 10 gerçek&#8230;</p>
<ol>
<li>İlk Oscar Ödül Töreni, Hollywood Caddesi üzerinde, eski ismi ile Kodak Tiyatrosu&#8217;nun karşısında bulunan ünlü Roosevelt Oteli&#8217;nde 16 Mayıs 1929 tarihinde gerçekleşmiş ve biletleri $5&#8217;a satılmış. En iyi oyuncu, yazar, yönetmen, ve yapımcı ödüllerini de &#8220;The Circus&#8221; ile Charlie Chaplin alarak kırılması zor bir rekora imza atmış.</li>
<li>&#8220;Titanic&#8221; ve &#8220;All About Eve&#8221; eserleri 14 dal ile en çok ödüle aday olan filmler, ama Titanic bu 14 adaylığın sonunda 9 ödül ile en çok ödül alan film olmuş.</li>
<li>Tarihte sadece 1 defa X-Rated (Yetişkinler için) film Oscar Ödülüne layık görülmüş. Bu film ise başrollerini Dustin Hoffman ve Jon Voight&#8217;nin paylaştığı 1969 yapımı &#8220;Midnight Cowboy&#8221; filmiymiş.</li>
<li>1939 yılında &#8220;Gone with the Wind&#8221; filmindeki hizmetçi rolüyle Hattie McDaniel bu ödülü kazanan ilk siyahi oyuncu olarak tarihe geçmiş.</li>
<li>Oscar ödüllerinin 1 tanesinin degeri $500 ve ağırlığı da, 3.86 kilogrammış.</li>
<li>Billy Christal, sunduğu 8 Oscar Ödül Töreni&#8217;nde de, sunum esnasında diş fırçasını cebinde tutmuş. Çocukluğunda, yatmadan önce, dişlerini fırçaladıktan sonra, ayna karşısında, diş fırçası cebinde, hayali olarak Oscar Ödül Töreni&#8217;ni sunduğunu söyleyen ünlü aktör, herkese bu alışkanlığından vazgeçemediğini söylüyormuş.</li>
<li>Oscar&#8217;a en çok aday gösterilen aktör, 12 adaylık ile Jack Nicholson (3 Oscar sahibi), en çok aday gösterilen aktrist ise 16 adaylık ile Meryl Streep (2 Oscar sahibi) olmuş.</li>
<li>2002 yılında Adrien Brody &#8220;The Pianist&#8221; ile En İyi Erkek Oscar Ödülü&#8217;nü aldığında 29 yaşındaymış, ve bu ödülü alan en genç oyuncu olarak tarihe geçmiş. Daha önce Tatum O&#8217;neal &#8220;Paper Moon&#8221; ile &#8220;En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu&#8221; ödülünü aldığında 10 yaşındaymış, ve Oscar Ödülü alan en genç oyuncu olarak hala tarihteki yerini koruyormuş.</li>
<li>2006 yılı siyahi oyuncuların altın yılıymis ve aday gösterilen 20 oyuncunun 5&#8217;i siyahi oyuncuymuş. Will Smith (The Pursuit of Happyness), Eddie Murphy (Dreamgirls), Jennifer Hudson (Dreamgirls), Forest Whitaker (The Last King of Scotland), Djimon Hounsou (Blood Diamond)</li>
<li>Oscar Ödül Törenlerini 18 defa ile en çok sunan aktor Bob Hope bu ödülü hiç kazanamamış ve hatta bu ödüle aday bile gösterilmemiş..</li>
</ol>
<p>Iyi gunler diliyorum..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2012/03/02/iki-arada-bir-derede-kalmak-herhalde-boyle-birsey-olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rom Günlüğü &#8211; Rum Diary</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2011/11/30/rom-gunlugu-rum-diary/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2011/11/30/rom-gunlugu-rum-diary/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 07:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=4351</guid>

					<description><![CDATA[BURAK YARKENT Tüm zamanların belki de en tanınmış &#8220;korsanı&#8221; Johnny Depp, 2005 yılında ölen efsanevi yazar Hunter S. Thompson&#8217;un beyaz perdeye uyarlanan &#8217;98 yılı romanı &#8220;Rom Günlüğü&#8217;nde bir kez daha, yalnız bu sefer, ayyaş bir gazeteci olarak karşımızda. Yıl 1960&#8230; Yer Porto Riko&#8230; Zamanın ünlü gazetelerinden San Juan Star Gazetesi&#8217;nde çalışmak için San Juan şehrine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BURAK YARKENT</p>
<p>Tüm zamanların belki de en tanınmış &#8220;korsanı&#8221; Johnny Depp, 2005 yılında ölen efsanevi yazar Hunter S. Thompson&#8217;un beyaz perdeye uyarlanan &#8217;98 yılı romanı &#8220;Rom Günlüğü&#8217;nde bir kez daha, yalnız bu sefer, ayyaş bir gazeteci olarak karşımızda.</p>
<p>Yıl 1960&#8230;</p>
<p>Yer Porto Riko&#8230;</p>
<p>Zamanın ünlü gazetelerinden San Juan Star Gazetesi&#8217;nde çalışmak için San Juan şehrine gelen gazeteci Paul Kemp (Johnny Depp), gazetenin Lotterman (Richard Jenkins) ismindeki ateşli ve bir o kadar da heyecan dolu yönetmeni ile çalışmaya başlıyor. ilk iş olarak aynı gazetede fotoğrafçı olarak görev alan Salas (Michael Rispoli) ismindeki karakter ile yakın arkadaşlık kuran Kemp, Salas&#8217;ı yanına alarak alakasız turizm makaleleri yazmak üzere San Juan şehrinin içine dalıyor.</p>
<p>İlerleyen zamanlarda tanıştıkları, esrarengiz iş adamı Sanderson (Aaron Esckhart), Paul&#8217;u üzerinde uzun zamandır uğraştığı, ve hükümetin de içinde olduğu bir otel işine çekmeye uğraşıyor. Paul zamanla bu işi benimsiyor ama Sanderson&#8217;un kışkırtıcı kız arkadaşı Chenault&#8217;tan (Amber Heard) bir türlü gözlerini ve aklını alamıyor. Zamanla gazetedeki durumu kötüye giden Paul kendini, başını aşmış karanlık bir işin içinde buluyor.</p>
<p>Depp&#8217;in kusursuz oyunculuğu yanında &#8220;Rom Günlüğü&#8221; filmini, yazar/ yönetmen Brice Robinson&#8217;un bir nevi Hollywood&#8217;a dönüşü şeklinde değerlendirebiliriz. “Withnail and I” ve “How to Get Ahead in Advertising” gibi filmlerinde çalışan ve &#8220;Jennifer 8&#8221; gerilim filminden sonra da uzun bir süre film hayatına ara veren Robinson bu film ile birlikte Hollywood film endüstrisine dönüş yapmış gibi görünüyor.</p>
<p>Hikaye, filmin yönetmeni Robinson&#8217;a, 2 saat uzunluğundaki filmi iyi yoğurmasi için bir sürü ilginç karakter sunmuş ve bu karakterlerin üzerine de alkol şisesinin son damlasına kadar hakkını veren Paul Kemp (Johnny Depp) karakteri ile, bu karakterin içinde bulunduğu tuhaf ama bir o kadar da ilginç macerayı yerleştirmiş.</p>
<p>Kısacası bu hikaye, ayyaş sahilleri, kokuşmuş apartman daireleri, ateşli latin barları ile 60&#8217;lı yılların buram buram egzotik kokan Porto Riko&#8217;sunu gözler önüne sermiş.</p>
<p>&#8220;Rom Günlüğü&#8221; aslında filmden ziyade, gazeteciliğin özgür olması gerektiğini konu alan, savunan ve bunun yanında 60&#8217;lı yıllarda Porto Riko ve Amerikan halkı arasındaki sınıf farkını gözler önüne seren bir yapıt.</p>
<p>Robinson, Hunter S. Thompson&#8217;un yapıtını, hataya olabildiğince az yer vererek başarısız denemeyecek şekilde beyaz perdeye aktarmış. Kontrolü kaybettiğinde ise yardımına, aldığı yüksek doz alkol ile gözleri kan çanağına dönen, bu kan çanağı gözlerle etrafı defalarca süzen, dehşet içinde ne olduğunu anlamaya çalısan ve her zamanki gibi büyüleyici bir oyunculuk sergileyen Johnny Deep yetişmiş.</p>
<p>&#8220;Rom Günlüğü&#8221; tutkulu bir hikayeden çok, &#8220;film deneyimi&#8221; olarak açıklanabilecek ilginç bir yapıt olmuş. Robinson, iş adamı Sanderson, Lotterman başta olmak üzere diğer medya patronları ve hükümet arasındaki ilişkiyi kuvvetli kuramamış. Senaryo, bir taraftan başka bir tarafa cok ani geçişler yaptığı için, istenilen, arzu duyulan ivmeyi bir türlü yakalayamamış.</p>
<p>Çok karmaşık bir yapısı olmayan film genelde Paul, alkol, ve aykırı karakterler üzerine yoğunlaşmış, geri kalan önemli kısım ise biraz fazla teferruat kalmış.</p>
<p>Belki de &#8220;enteresan&#8221; bir kişilik olan Thompson da, kendi eserini peyaz perdede bu şekilde görmek isteyecekti, kim bilir..</p>
<p>İyi seyirler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2011/11/30/rom-gunlugu-rum-diary/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>True Grit</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2011/01/27/true-grit/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2011/01/27/true-grit/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2011 15:06:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=3439</guid>

					<description><![CDATA[Burak yarkent Amerika&#8217;yı yeniden keşfetmenin gereğinin olmadığını düşünen Ethan ve Joel Coen ikilisi, birşeyleri baştan yaratmak yerine, orjinale bağlı kalıp sıkı bir kovboy filmine imza atmışlar. &#8220;True Grit&#8221; benim beklediğim tarzda şaheser bir yapıt değil, yalnız sinemadan, filme aç, daha cok istercesine çıkacağınız iyi bir film. Ethan ve Joel Coen ikilisi 2007 yılında Cormac McCarthy&#8217;nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burak yarkent</p>
<p>Amerika&#8217;yı yeniden keşfetmenin gereğinin olmadığını düşünen Ethan ve Joel Coen ikilisi, birşeyleri baştan yaratmak yerine, orjinale bağlı kalıp sıkı bir kovboy filmine imza atmışlar.</p>
<p>&#8220;True Grit&#8221; benim beklediğim tarzda şaheser bir yapıt değil, yalnız sinemadan, filme aç, daha cok istercesine çıkacağınız iyi bir film.</p>
<p>Ethan ve Joel Coen ikilisi 2007 yılında Cormac McCarthy&#8217;nin &#8220;No Country for Old Man&#8221; yapıtını beyaz perdeye çevirip, filmin en iyi film ödülünü almasını sağlamışlardı. Bu film bir coğunuzun da bildigi gibi Josh Brolin&#8217;in kariyer patlaması yaptığı ve Javier Bardem&#8217;ın Oscar Ödülünü aldığı film olarak da tarihe geçti. Yalnız bu filmin kayda değer bir başka yanı da Coen&#8217;lerin sinema endüstrisine sağlam bir dönüş yaptığının göstergesi olmasıydı. Daha önce yukarıda da bahsettiğim No Country for Old Man başta olmak üzere, Fargo, The Big Lebowski, Miller&#8217;s Crossing, ve Raising Arizona gibi iyi filmlerin altında imzaları bulunan bu ikiliye, bence bu tür bir dönüş yakıştı.</p>
<p>No Country for Old Man kovboy filmi ile başarıyı tekrar yakalayan ikili, bu sefer gözlerini tekrar bir kovboy hikayesine diktiler ve orjinalinin 1969 yılı yapımı olduğu, John Wayne&#8217;nin başrolünü oynadığı, hikayesini işe Charles Portis&#8217;in romanında aldığı &#8220;True Grit&#8221; isimli bu yapıta yoğunlaştılar.</p>
<p>İkilinin amacı sadece kovboy hikayelerinin arasında gezip, iyi olanlarından film yapmak değil tabii ki.. Hikayeye geniş çerçeveden bakacak olursak, ve filmin heyecan dozunun fazla olduğunu, 1800&#8217;lü yılların vahşi batı manzaraları ile süslenmiş olduğunu, sert diyalogları içinde barındırdığını ve &#8220;hadiiii her filmde oynatalım&#8221; tipindeki yeni isim Hailee Steinfeld gibi öğeleri içinde bulundurduğunu düşünürsek ikiliye hak vermemenin mümkün olmadığı çıkmaz bir sokağa gireriz.</p>
<p>Filme dar çerçeveden bakacak olursak, Jeff Bridges ve yeni aktrist Hailee Steinfeld&#8217;ın bu filmin gerçek sahipleri olduğunu söyleyebiliriz. Josh Brolin, ve Barry Pepper&#8217;ın performansları muazzam. Yalnız Barry Pepper&#8217;ı çıkarmakta benim kadar zorlanacak mısınız çok merak ediyorum açıkcası. Ama hersey ve hekes bir yana, film boyunca gözlerinizin Jeff Bridges&#8217;ın oynadığı Marshal Reuben J. Cogburn, Steinfeld&#8217;ın oynadığı Mattie Ross karakterlerini arıyacağını söyleyebilir, ve bu ikili için 2010 yılında seyrettiğim en iyi ikili diyebilirim. Hayatın sillesini yemiş, sarhoş, ve hiçbir beklentisi olmayan bir asker eskisi ile 14 yaşında, kendini bilmiş, büyümüş de küçülmüş, hazir cevap bir kiz çocuğunun içinde bulunduğu her sahneyi tekrar tekrar izlemek isteyecek, doyamayacaksınız.</p>
<p>Joel ve Ethan ikilisinin filmden büyük keyif aldıkları kesin, zaten bu keyif filmin her karesini yayılmış vaziyette, bunu da her sahnede görmek mümkün. Vahşi batının her ayrıntısını en ince detayına kadar görebileceğiniz bir yapıta imza atan ikili aldıkları keyfi size hissettirmekte de çok başarılı olmuşlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Matt Damon&#8217;a değinmeden de geçemeyeceğim..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Oyunculuğunu cok begendiğim Damon, bulmacanın üçüncü parçası olmuş. La Boeuf ismindeki atlı polis rolündeki Damon, karakteri ile diğer karakterler arasındaki mesafeyi çok iyi muhafaza etmiş. Hayran kalabileceğiniz kadar ekranda görülebilen, fakat filmi üzerine yıkamayacağınız kadar kısa süre keyfine varabileceğiniz zor bir karakter ile karşımıza çıkmış.</p>
<p>2010 yılı yapımı film, babasının katilini yakalamak için, ülkenin en iyi avukatlarından birini bulmaya Arkansas&#8217;a giden 14 yaşındaki Mattie Ross&#8217;un yolculuğunu anlatıyor ve 1969 yapımı film (roman konusu) ile birebir örtüşüyor. Yolda Cogburn ile karşılaşan Mattie, onu kendisine yardım için para karşılığı ikna ediyor.. Daha sonra yolları La Boeuf ile kesişen ikili, onun da bu katilin izini sürdüğünü öğrenince, yola beraber devam etme kararı alıyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Filmin tek kötü yanının, 110 dakikalık kısa bir zaman dilimine sığdırmaları olduğunu söyleyebilirim. Bu tarz iyi bir hikayenin, daha uzun bir zamana yayılması, ve iyi irdelenip, ayrıntılarının daha iyi gösterilmesi gerektiğini düşünenlerdeniz. Siz de benim gibi bu isimlerin içinde bulunduğu, bu tarz bir filmin bitmesini istemeyeceksiniz, veya en azından 110 dakikadan daha fazla olmalı diye düşüneceksiniz. Brolin ve Pepper inanılmaz işler yapıyorlar, ama doyamıyorsunuz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tek handikapının, kısa olduğunu söyleyebileceğim film hakkındaki fikrim, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, tek kelime ile büyüleyici.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Belki de eşsiz bir şaheser ile karşılaşamayacaksınız ama 2010 yılının en iyi filmlerinden birini izleyecek, en iyi oyuncularının aralarında bulunduğu bir kadroyu izleme keyfini yaşayacaksınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyi seyirler..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2011/01/27/true-grit/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unstoppable &#8211; Durdurulamaz</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2010/12/27/unstoppable-durdurulamaz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2010/12/27/unstoppable-durdurulamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 23:06:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hollywood: Burak yarkent]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=3361</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Burak yarkent Danzel Washington’un başrolünü oynadığı “Unstoppable”, bana bir kez daha Keanu Reeves, Sandra Bullock ve Dennis Hopper’ın rol aldıklari, Graham Yost’un yazıp, Jan de Bont’un yönettiği “Speed” filmini neden bu kadar çok sevdiğimizi anımsattı. İki filmin birbirleriyle bire bir örtüşen karakteristik ve konu özellikleri yanında, birbirlerinden ayrılan en büyük fark, 1994 yılında Los [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Burak yarkent</p>
<p>Danzel Washington’un başrolünü oynadığı “Unstoppable”, bana bir kez daha Keanu Reeves, Sandra Bullock ve Dennis Hopper’ın rol aldıklari, Graham Yost’un yazıp, Jan de Bont’un yönettiği “Speed” filmini neden bu kadar çok sevdiğimizi anımsattı.</p>
<p>İki filmin birbirleriyle bire bir örtüşen karakteristik ve konu özellikleri yanında, birbirlerinden ayrılan en büyük fark, 1994 yılında Los Angeles sokaklarında kullanılan “durdurulamayan” otobüsün yerini, bu sefer Pennsylvania’da durdurulamayan bir trenin alması olmus. ’94 yılındaki Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un yerlerini, 2010 yılındaki bu filmde, Danzel Washington, ve Chris Pine almışlar.</p>
<p>Danzel Washington’ın, “Frank Barnes” ismindeki, trenlerden çok iyi anlayan tren mühendisini canlandırdığı filmde, “Will Colson” ismindeki kondüktör rolünü ise, “evden problemli” Chris Pine canlandırmış.</p>
<p>Film konusunu, 15 Mayıs 2001 yılında meydana gelen gerçek hayat hikayesinden almış.</p>
<p>Toledo, Ohio’dan kalkan ve uzun süre durdurulamayan bir tren, sonunda can kaybı olmadan durdurulmuş ve bir facianın eşiğinden dönülmüs.. O zamanki trenin yükü nükleer değilmiş tabii ki ama filmimizi enteresan yapmak, ve olabileceklerin boyutunu genişletmek ve izleyici üzerindeki albeni’sini arttırmak adına filmdeki trene nükleer yük eklenmiş.</p>
<p>Film, Frank ve Will karakterlerinin Scranton, Pennsylvania’ya doğru yol almış, yükü nükleer atık olan, ve bir arıza sonucu durdurulamayan bir treni, faciaya yol açmasını önlemek için durdurma çabalarını anlatıyor. Yukarıda anlattığım gibi, konusunu gerçek bir hikayeden alması ise, izleyicide olan gerilimin artmasını sağlayıp izleyici ile olan bağı kuvvetlendiriyor.</p>
<p>“Zamanla yapılan yarış” kıvamında geçen, macera yüklü filmde Frank ve Will treni durdurmak için bir sürü plan yapıyorlar, fakat treni zamanında durdurmak, zannettiklerinden de oluyor…</p>
<p>Danzel Washington ismi film için iyi bir seçim olmuş diye düşünüyorum. Başarılı oyuncu Frank’te zaten olması gereken, ve izleyici tarafından beklenen güçlü, kuvvetli, kararlı karakteristik özellikleri, yumuşak, nazik bambaşka karakteristik özelliklerle çok iyi örtüştürmüş. Oyuncunun, “The taking of Pelham 123” filminden de alışık olduğumuz bu çok yakın karakter yapısına bu filmde de rastlıyoruz..</p>
<p>Filmden önce, açıkcası çok fazla beklentim olmayan Chris Pine’ın ise beni fazlasıyla şaşırttığını söyleyebilirim. Filmin başından sonuna kadar Frank karakterinin yanında yer alan Will karakteri ile Pine iyi bir performans sergilemiş ve açıkçası Frank karakterini iyi bütünlemiş.</p>
<p>Los Angeles büyüleyici bir yer… Gelmeli, görmeli, gezmeli ve hissetmeli, ve bu her köşesi film kokan büyüleyici yeri doya doya içinize çekmelisiniz…</p>
<p>Daha önce kahvaltı yaptığım, eski iş yerime yakın bir büfede karşılaştığım ve güzelliğiyle beni etkileyen Rosario Dawson’ı, Connie Hooper karakteri ile bu filmde izleme şansı yakalamak benim için güzel oldu.</p>
<p>Connie’ye, farklı karakteristik özellikler katan ve bu uç noktalardaki özellikleri canlandırmasındaki başarısı, Dawson’ı “iyi oyuncular” listesine alacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Hareketli ve macera tarzı, tipik “Hollywood” filmlerini seviyorsanız eğer, bu filmi kaçırmamanızı öneriyorum size. Yazımın başında da bahsettiğim gibi, filmin ‘94’teki Speed-vari özellikleri yüzünden gözünüzü ekrandan ayıramayacak ve büyük keyif alacaksınız.</p>
<p>Speed filmi, Sandra Bullock ve Keanu Reeves karakterlerini, deyim yerindeyse “star” yapmıştı. Bu film de Pine ve Dawson karakterlerini birkaç basamak öne çıkaracaktır.</p>
<p>İyi seyirler diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2010/12/27/unstoppable-durdurulamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
