<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/kose/dizimania-gizem-merve-kaboglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Sep 2020 09:08:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Hayattan Korkanların Hikayesi: Masumlar Apartmanı&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 07:04:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=15524</guid>

					<description><![CDATA[Salı akşamı ekrana merhaba diyen TRT1’in yeni dizisi Masumlar Apartmanı, dikkatleri tanıtımlarıyla üstüne çekmişti. Tamamen naylonlarla kaplanmış bir salonda oturan ana karakterlerin olduğu billboardlar sokakları doldururken ekrana gelecek hikaye de merak uyandırdı. Elbette oluşan merak duygusunda eser sahibinin; İstanbullu Gelin, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir gibi dizilerin uyarlandığı kitapların da yazarı olan Gülseren Budayıcıoğlu olmasının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salı akşamı ekrana merhaba diyen TRT1’in yeni dizisi Masumlar Apartmanı, dikkatleri tanıtımlarıyla üstüne çekmişti. Tamamen naylonlarla kaplanmış bir salonda oturan ana karakterlerin olduğu billboardlar sokakları doldururken ekrana gelecek hikaye de merak uyandırdı. Elbette oluşan merak duygusunda eser sahibinin; İstanbullu Gelin, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir gibi dizilerin uyarlandığı kitapların da yazarı olan Gülseren Budayıcıoğlu olmasının etkisi vardı. Neticede dizi, ilk bölümüyle beklentilere tam da bu noktadan yanıt verdi. Her ne kadar temposu düşük olsa da ekrana getirdiği derinlikli karakterlerle şimdiden fark yarattı. Dizi üstüne bir yazı kaleme almak için yazmaya koyulduğumda bu yazının spoiler vermeden yazılamayacağına emin olarak başladım not düşmeye, bu nedenle alt satırlara geçmeden önce spoiler içerdiği uyarısını yapmayı borç biliyorum.</p>
<p><strong>Evin Odalarından Naftalin Kokusu Geliyor </strong></p>
<p>Masumlar Apartmanı dizisi için söylenebilecek çok şey var. Dizi öylesine dünyadan sterilize edilmiş bir aileyi anlatıyor ki, odalardan, mobilyalardan hatta karakterlerden bile naftalin kokusu geliyor. Kesif, burnun direğini sızlatan, rahatsız edici bir koku… Dokunulmamış, sandıklarda sararmış çeyizler gibi birçoğu. Dizi, beraber yaşayan baba ve çocuklardan oluşan ailenin ekseninde dönüyor. Safiye, Han, Gülben, Neriman adlı dört kardeşin babalarıyla yaşadığı daire, zamanın bir yerinde takılıp kalmış bir plak gibi boşa dönüp duruyor. Dönüp duran cızırtılı bir sesin rahatsızlığını hissettiren bu aile hayatının yeni misafirleri ise dedesi ve kardeşi ile beraber yaşayan İnci oluyor. Tesadüf eseri yolları kesişen Han ve İnci birbirine mıknatıs gibi çekilirken, hayatın onları aynı apartmana getireceğinden habersizler elbette. Kaderin cilvesi bu ya, bozuk plak gibi yaşanan hayatın ortasına düşen bu yeni karakterimiz (İnci) radyoda çalışıyor. Dizinin İnci’si Farah Zeynep Abdullah, Masumlar Apartmanı başlamadan önce verdiği röportajda dizinin “iyileşme hikayesi” olduğunu vurguluyordu. İlk bakışta iyileşmeye ihtiyacı olanların temizlik obsesyonu bulunan Safiye ve kardeşi Gülben olduğu sanılsa da dizideki her karakter kendi sorununu bir madalya gibi üzerinde taşıyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-15525 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1024x682.jpg" alt="" width="660" height="440" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-768x511.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-696x463.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-1068x711.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM-631x420.jpg 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/Eg_1IqRWkAEsDkM.jpg 1200w" sizes="(max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p><strong>Han, Sallanan Oyuncak Gibi… Hareket Ettiğini Sanıyor ama Yerinde Sayıyor</strong></p>
<p>Gerçek hayattan uyarlanan hikayede karakterlere gelmeden önce semboller üzerinden biraz ilerlemek istiyorum. Bir apartmanın merkeze alındığı dizide, hayatların birbirine asma bir merdivenle eğreti bir biçime eklemlendiği aşikar. Apartman kentleşme tarihimizde büyük bir modernleşme adımı öyle değil mi? Soba etrafında toplanılan, tek odada oturulan evlerden, kaloriferli apartman dairelerine terfi eden aileler, aslında yeni bir iletişim türü doğurur. Odaların kapıları kapatılır, herkes özel alanına çekilir, bir arada olma ve hayatın iç içeliği saatlerle sınırlanır. Herkes bireyselleşir, aynı ailede farklı fikirlerin çıkma olasılığı artar, insanlar birbirinden yavaş yavaş habersizleşir. Masumlar Apartmanı, tahayyül edilen klasik düzenin defolu bir versiyonunu sunuyor. Ailenin tek erkek çocuğu Han (Birkan Sokullu) kardeşleri ve babasının yaşadığı evin üst katında bir dairede otursa da, hiç kapanmayan bir kapı, iki daire arasındaki asma kat, hayatının tam ortasında duruyor. Alt katta, temizlik obsesyonu olan kız kardeşler, hasta bir baba ve astım hastası ergen bir kız kardeş Han’ın bir türlü bırakamadığı prangaları gibi diziliyor. Apartman veya aile dediğime bakmayın yani, ne apartman hayatı bildiğiniz hayat, ne aile bildiğiniz gibi ne de iletişimleri… Genç adamın odasındaki oyuncak at, adeta Han’ın hareket etmeye çalışıp bir yere gidememesini anlatıyor. Pasif bir baba, baskın hayalet bir anne, annesinin rolünü almaya çalışan bir abla, dört bir yanından çekiştirilen ve kendine ancak yurt dışına giderek bir kimlik edinebilmiş bir oğlan çocuğu… Han’ı ailenin denge unsuru olarak görmek mümkün. Bütün enerjisini işe kanalize ederek kendini hayatı düşünmekten alıkoyan, korkaklardan biri o da… Yurt dışında gününü gün etmiş, ancak döndüğünde yine kendini mahkum olduğu hayatın zincirlerine dolamış biri. Karşısına aşk çıkınca hatırlıyor ağır yüklerini ve “tımarhaneye gelin mi getireceğim” diye kendini ketliyor, hatasını anladığındaysa İnci çoktan gitmiş oluyor. Ailede duygularına karşı engel koyan tek kişi o değil.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-15526 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1024x576.jpg" alt="" width="636" height="358" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/5f60c97755428512c0d4f923.jpg 1200w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong>Bastırılmış Kadınlık, Kırılgan Kadınlar</strong></p>
<p>Yıllar önce, ailesinde temizlik obsesyonu olan bir arkadaşım obsesyonun da artık ailelerinden biri olduğunu, o ailenin bir üyesi olduğunu söylemişti. Onlardan biriydi… Bu dizide de öyle, Safiye ile can bulan ve belli ki kardeşi Gülben ile paylaşılan patoloji yalnızca temizlikle sınırlı değil. İstifçilik de baş gösteriyor tabii… Çöpler üst katta biriktiriliyor. Problemlerin rastgele ortaya çıkmadığı aşikar. Temizlik obsesyonunun genellikle kendini temizlenememiş hissetmeye ilişkilendirildiğini, istifçiliğin de kaybetme korkusu ile ortaya çıktığını biliyoruz. O kadar yoğun bir kaybetme korkusu ki, her şeyin saklanması ihtiyacı… Kırılganlığa bakar mısınız? Çöpü bile saklamak, her şeyi bir sır haline getirerek istiflemek. Safiye’nin genç bir kadın olması ama cinsiyetsiz gibi yaşaması hatta kadınlığını cezalandırması da sakladığı sırlardan biri. Bastırılmış kadınlık kimliği, belli ki bizi Safiye’nin ilk aşkına, belki ilk hoşlanmasına veya kadın bedenine ulaştığı ilk zamanların travmalarına götürecek. Travmanın başrolünde annesinin olduğu, ilk bölüm flashbacklerinden anlaşıldı. Dizinin “kötü karakteri” olarak çatışmanın orta yerine çöreklenmiş olan Safiye’nin hayatta hep kurban rolüyle kendini perdelemesi de bundan aslında. Görülen o ki kimsenin duygularını yaşamasına izin yok ailede. Safiye’de sadece öfke, kaygı ve korku görüyoruz. İletişim dili, duygu repertuvarı bunlarla sınırlı. Sayife’nin siyah ve beyaz dışında bir rengi yok, iyi ve kötü dışında bir kategorisi de… Her şey o kadar zor ki, kontrol edemediği bir yerde var olmuyor, kontrol edemediği insanlara karşı öfkeleniyor. Kırılganlığıyla kırıp dökerken, insanın içini kanatıyor. Annesinin kıyafetlerini giyerken, kardeşini de kendisi için eş pozisyonuna çekme gayretini sürdürüyor. Han’ı başka bir kadınla paylaşma fikri bile Safiye’nin çıldırma sebebi… Elbette birinci bölüm finalinde de bu çatışma kapıyı çalıveriyor. İnci, tüm mevcudiyetiyle, kadın hem de güzel bir kadın kimliğiyle, kırmızı renk bluzuyla pastel renklere boyanmış Safiye’nin kapısında bitiveriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-15527 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1024x576.jpg" alt="" width="604" height="340" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/resize-dsc08265-cqGh_cover.jpg 1280w" sizes="(max-width: 604px) 100vw, 604px" /></p>
<p><strong>Kendine ve Bedenine Yabancılaşmış İnsancıklar</strong></p>
<p>Onlara birer insan, karakter demek zoruma gitti galiba, yazarken kendimi “insancık” diye hecelerken buldum. Hakikaten öyle, dizinin Gülben’i mesela. Genç bir kadın ancak altına işiyor, odasında oyuncak bebekler dizili, ablası anne rolüyle kendini biçimlendirirken ona, eleştirel ebeveynine karşı boyun eğmek düşüyor. Bir oyunun içinde rol üstlenir gibi kendi ablasının koyduğu tüm kurallara uysa da bedeni geceleri altına işeyerek isyanını dışa vuruyor. Temizlik obsesyonu olan ablanın evinde altına işemek… Bundan daha büyük bir itaatsizlik eylemi aklınıza geliyor mu? Zaten alt ıslatma da çocuklarda anne ile ilişkiler üzerinden ele alınan bir sorun olduğundan, Gülben’in içine hapsolduğu çocuk da böyle baş kaldırıyor. Ama bunu kendi dahil henüz kimse farkında değil. Neriman da öyle, astım hastası. Kendisini kabul ettirebilmesinin, görünebilmesinin, “buradayım” demesinin tek yolu hasta olması. Nefes alamadığı bir evin içinde astım hastası olarak karşımıza çıkması da tabii ki tesadüf değil. Diziyi izlerken, karakterlerin babalarından hep “baba” diye bahsettiğini, onu iyelik ekinden yoksun bırakmalarını fark etmişsinizdir. Sahipsiz bir ebeveyn hayalet gibi hayatlarında, biri bile “Babama yemek verelim” diyemiyor, duygu, sahiplik o kadar eksik ki kimin olduğu belirsiz bir “babaya yemek verme” eylemi gerçekleşiyor. Han’ın ailesi bir girdap gibi içine çekiyor insanı. Han dahil kimse “normal” değil. Dizinin sonunda anlıyoruz ki onun da gizli bir yönü var. Daha tam görmesek de sorunların dolabın içine tıkıştırıldığı mesajını alıyoruz.</p>
<p><strong>Karakterler Birbirinin Yarasını Kanatacaklar</strong></p>
<p>Masumlar Apartmanı’nın esas kızı İnci de bir başka aile travmasını sırtında taşıyor. Annesinin öldüğü gün onun doğum günü, babasıyla görüşmüyor, hayır demekte zorlanıyor. Alkolik sevgilisi babasına benziyor ve İnci ondan ayrılabileceği benzemiyor… Hayatın içinden çıkıp karşımıza geçen karakter, kimseyi üzmemeye yönelik yoğun kaygısıyla, herkesi üzerek iletişim kuran Safiye’nin karşısında dikiliveriyor. Gelin görümce çatışması veya bir aşk hikayesinden fazlası bu dizi… Yaraların birbiriyle yarışacağı, sarmadan önce özenle kanatılacağı belli şimdiden. Derinlikli, merak uyandıran, sevip sevmemek arasında bırakan, insana hayatındaki birilerini anımsatan bu tip karakterleri çok seviyorum malumunuz. Masumlar Apartmanı’nı da sevdim. Dizideki ışık kullanımına, iç sesin altyazıyla ekrana geldiği anlara, yakalanan enstantanelere ayrıca bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Temposundaki ağırlık ve sahnelerindeki uzunluk zaman zaman içimi şişirse de farklı bir dizi izlemek isteyenleri bu apartmanın kapısından girmeye şahsen davet ediyorum.</p>
<p>Masumlar Apartmanı her Salı TRT1’de. İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/09/16/hayattan-korkanlarin-hikayesi-masumlar-apartmani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ryan Murphy’den Bir Hollywood Rüyası: Hollywood!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/05/12/ryan-murphyden-bir-hollywood-ruyasi-hollywood/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/05/12/ryan-murphyden-bir-hollywood-ruyasi-hollywood/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2020 19:34:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14657</guid>

					<description><![CDATA[Ryan Murphy imzasını izlemeye neden olarak gören benim için şaşırtıcı ve bir o kadar hoş bir seyirlikti Hollywood. Dizinin gerçek karakterlere yaptığı göndermeler, rengarenk dünyası bir yana, alt metni ve sabırlı izleyici için vadettiği duygusal evren sizi içine çekiveriyor. Hollywood’un beni en çok etkileyen yönü de bu. Dizinin ilk üç bölümünü izleyenlerin aklında yalnızca seks [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ryan Murphy imzasını izlemeye neden olarak gören benim için şaşırtıcı ve bir o kadar hoş bir seyirlikti Hollywood. Dizinin gerçek karakterlere yaptığı göndermeler, rengarenk dünyası bir yana, alt metni ve sabırlı izleyici için vadettiği duygusal evren sizi içine çekiveriyor. Hollywood’un beni en çok etkileyen yönü de bu.</p>
<p>Dizinin ilk üç bölümünü izleyenlerin aklında yalnızca seks sahneleri ve karikatürize karakterler kalsa şaşırmam, zira dizinin ilk bölümlerinin çoğu yatakta geçiyor ve karakterler ilk bakışta oldukça karikatürize görülüyor. Dizinin “her şeyi” olan Murphy, diğer projelerinde de gördüğümüz gibi izleyiciyi bir insanla tanıştırır gibi hikayeyle tanıştırıyor. Dışarıdan genel bir izlenim, oluşan ön yargılar, çoğu yüzeysel birçok etiket 3. bölüm sonrasında izleyiciyi karakterlerin ve hikayenin derinliklerinde duygusal bir zeminle sarsıyor. Peg’in film hikayesinin anlatıldığı Hollywood dizisi, ilk bakışta “seks seks seks” gibi görülse de, aralanan perde bizi ırk, cinsiyet ve sınıf ayrımcılığının ortasına bırakıveriyor.</p>
<p>Ülkesine savaşta hizmet eden ama kendisine kredi bile verilmeyen genç bir adam, hayallerinin şehrinde oyuncu olmak için çabalarken kendini bambaşka bir işte buluyor. Ahlaki yargıların, profesyonellik sorgusunun, “hayallerin için neler yapabilirsin” sorularının arasındaki ana karakter, izleyiciyi de benzer sorularla baş başa bırakıyor. Karakterleri yakından tanımaya başladığımızda ise oldukça sıra dışı görülen bu anlatının aslında bir o kadar gerçek olduğunu farkına varıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14658 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv-1024x454.jpg" alt="" width="673" height="299" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv-1024x454.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv-300x133.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv-768x341.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv-1536x681.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/2020_19_hollywood_tv.jpg 1772w" sizes="auto, (max-width: 673px) 100vw, 673px" /></p>
<p>“Adı senaryodan çıkarılmak isteyen senarist” hikayesi Amerika’dan binlerce kilometre ötede İstanbul’da, yarım yüzyıl sonra, günümüzün gerçekliğinde hala yaşanıyor örneğin. Diziyi izlerken ilk başlarda yabancılaştığınız hikayeye zaman içinde yarım bir gülüşle eşlik ediyorsunuz. İşlerin biraz abartılsa da, birçok yerde aynı dinamikle yürüdüğünü fark edip, okkalı bir küfür saçıyorsunuz ağzınızdan. Kocasının metresi ile aynı masaya oturan kadının, aldatıldığı kadını işten atacağını hanginiz beklemediniz söyleyin? Spoiler vermemek için direnerek yazıyorum ama işte bu küçük detaylarda çıkıyor dizinin özelliği. Karakterler gerçeklik diye dayatılanla değil, kendi gerçekliği ile, olduğu gibi ve tam da olması gerektiği gibi aksiyon alıyor. Alamayanlar, düzenin başka türlü görünmesi için zorladıkları ise dizi boyunca üzerlerindeki maskeyi yırtmak için çabalıyor.</p>
<p>Dizi, Hollywood rüyasının perde arkasını gösterdikten sonra seyirciye rönesans umudu vadediyor. Neden olmasın diyerek gülümserken, hala kendimizin başka grupların ötekisi olduğunu bilmek Hollywood’un ürettiği en büyük yalanın bu rüyanın kendisi olduğunu farkına varmanızı sağlıyor. Diziyi, Hollywood’a “tu kaka” derken, bu hayali yeniden üretmekle eleştirenlere katılmıyorum. Dizi bozduğu illüzyonun yerine bir diğerini koyarak bence tam da yapması gerekeni yapıyor. Oluşan yeni “hayal diyarı” da elbette gerçeğin dışında konumlanıyor. İkinci dünya savaşı sonrası yılların Amerikan filmlerindeki gibi dizinin de sonunda püripak görülmesi beklenen düzen, bir anlamda gerçekleşiyor. Ancak birçok ikiyüzlülüğü de içinde barındırıyor. Diziyi izleyenler fark edecektir ki, dizini sonunda dönüşen karakterler aslında sektörün temsil ettiği dünyanın da ne kadar yalan olduğunu dışa vuruyor. Bunun anlatı için bir problem değil, bilerek tercih edilen bir ironi olduğunu düşünüyorum. Dizi sona erdiğinde bu dizinin de aynı çarkların bir dişlisi olduğunu bilerek, sadece vadettiği “Hayal Diyarı” için gülümsüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14659 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-hollywood-nasil-bir-dizi-hollywood-dizisi-konusu-ve-oyunculari-1024x512.jpg" alt="" width="676" height="338" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-hollywood-nasil-bir-dizi-hollywood-dizisi-konusu-ve-oyunculari-1024x512.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-hollywood-nasil-bir-dizi-hollywood-dizisi-konusu-ve-oyunculari-300x150.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-hollywood-nasil-bir-dizi-hollywood-dizisi-konusu-ve-oyunculari-768x384.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/05/netflix-hollywood-nasil-bir-dizi-hollywood-dizisi-konusu-ve-oyunculari.jpg 1440w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p>Hollywood, 7 bölümden oluşan bir Netflix dizisi. Sevmeyeninin de seveni kadar çok olduğunu söyleyebileceğim yapımlardan biri. Ben Ryan Murphy’nin muzip anlatımını sevenlerden olduğum için sizlere izlemenizi gönülden tavsiye ediyorum. İzlerken kendi ön yargılarınız ilk birkaç bölümde sizi yıldırmasın. Dizinin perde arkasında başka bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Aynen The Pose’da olduğu gibi Hollywood’da da başkalarının hikayesinin seyircisi değil, eşlikçisi olduğunuzu hissediyorsunuz.</p>
<p>Kıssadan hisse, Ryan Murphy’nin epik anlatımında kendinizi Hollywood’dan akışa bırakıyor ve kendi gerçeğinizin kıyısına varıyorsunuz. Çıktığınız topraklarda kendinizi Hollywood’un vadettiği rüyadan uyanmış, biraz dağınık ancak umutlu hissedebilirsiniz. Ancak sizlere yeni bir hayal vadettiği için Ryan Murphy’e teşekkür etmelisiniz. İyi seyirler…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/05/12/ryan-murphyden-bir-hollywood-ruyasi-hollywood/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karantina Günleri İçin Yeni Dizi Arayanlara Netflix’ten Önerilerim Var!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/03/22/karantina-gunleri-icin-yeni-dizi-arayanlara-netflixten-onerilerim-var/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/03/22/karantina-gunleri-icin-yeni-dizi-arayanlara-netflixten-onerilerim-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2020 14:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14410</guid>

					<description><![CDATA[Ev hapsi yaşadığımız bugünlerde her ne kadar Netflix’in en çok izlenenleri arasında salgın hastalıkları anlatan belgeseller, filmler, distopik diziler öne çıksa da, şahsen bugünlerde daha fazla gülümsemeye ve düşünmeye ihtiyacımız olduğunu düşünenlerdenim. Bu nedenle sosyal mesajı bol, gülümsemesi ondan az olmayan birkaç dizi tavsiye etmek istiyorum sizlere… Pose Aile olmanın ne demek olduğunu sizlere yeniden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ev hapsi yaşadığımız bugünlerde her ne kadar Netflix’in en çok izlenenleri arasında salgın hastalıkları anlatan belgeseller, filmler, distopik diziler öne çıksa da, şahsen bugünlerde daha fazla gülümsemeye ve düşünmeye ihtiyacımız olduğunu düşünenlerdenim. Bu nedenle sosyal mesajı bol, gülümsemesi ondan az olmayan birkaç dizi tavsiye etmek istiyorum sizlere…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14414 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-1024x512.jpg" alt="" width="658" height="329" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-1024x512.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-300x150.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-768x384.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-1536x769.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-2048x1025.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-696x348.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-1068x534.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-1920x961.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/pose-839x420.jpg 839w" sizes="auto, (max-width: 658px) 100vw, 658px" /></p>
<p><strong>Pose </strong></p>
<p>Aile olmanın ne demek olduğunu sizlere yeniden öğretecek olan Pose’un karakterleri verdikleri Aids mücadelesi ile insanoğlunun nelerin üstesinden geldiğini hatırlatıyor. 80’lerde geçen ve dönemin underground trans barlarına spotları çeviren dizi, cinselliğe biçilen tabularla dolu kılıfı, evrensel ikiyüzlülüğü samimiyetle yüzümüze vuruyor. Oldukça renkli, eğlenceli ve bir o kadar dramatik bir aile hikayesini anlatıyor. 2 sezon boyunca gözlerinizin dolduğu sahnelerden çok güldüğünüz anlar karşınıza çıkıyor. Aids mücadelesini, arkadaşlığın sıcaklığı ve ailenin kandan çok daha fazlası demek olduğunu hatırlatan diziyi listenize eklerseniz pişman olmayacağınıza eminim.</p>
<p><strong>The Politician </strong></p>
<p>Bir okul başkanlık seçimi yarışında gündelik yaşamın farklı hallerinin izdüşümünü görmeye hazır mısınız? Bir başkanlık yarışını anlatıyor gibi görünse de farklı karakterleri ile sizlere hayatın türlü hallerini anlatan dizide, Ryan Murphy imzası adeta ışıldıyor. Biraz kafa dağıtmak isterseniz The Politician sizi pişman etmeyecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14411 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/poster.jpg" alt="" width="591" height="635" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/poster.jpg 638w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/poster-279x300.jpg 279w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/poster-391x420.jpg 391w" sizes="auto, (max-width: 591px) 100vw, 591px" /></p>
<p><strong>Anne With An E</strong></p>
<p>Çevremdeki birçok kişinin benden çok daha önce bu diziyi keşfettiklerini söylemem gerek, romantizmden pek de anlamayan biri olarak izlemeyi sürekli ertelediğim bu işe kısa sürede hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. 3 sezondan oluşan dizi sizlere sürükleyici ve uzun bir serüven vadediyor. Dizinin bir çocuk dizisi olduğunu ve bir Polyanna’yı anlattığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İzlerken içinizdeki feministin mor bayraklar açacağı dizi, kadın özgürlüğünün yanı sıra toplumun farklı kesimlerinden insanların da hayat mücadelesine yer veriyor. İflah olmaz bir romantik olan Anne’in hayatına değenler arasında LBGT bireyler, siyahi işçiler, yaş baskısına maruz kalan olgun kişiler, toplumsal cinsiyet rollerine baş kaldıranlar var. Küçük bir kasabada, bir çiftlikte geçen hikaye sizleri yetim bir kızım düşlerine misafir ediyor. Dramatik bir tablo gibi görülse de, dizi her bölüm sizi gülümsetecek bolca detayla içinize bu dönemde su serpmeye aday. Özellikle kadın okurlarım, muhakkak izleyiniz…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14412 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/anne-with-an-e-1.-sezon-incelemesi-740x425-1.jpg" alt="" width="609" height="350" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/anne-with-an-e-1.-sezon-incelemesi-740x425-1.jpg 740w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/anne-with-an-e-1.-sezon-incelemesi-740x425-1-300x172.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/anne-with-an-e-1.-sezon-incelemesi-740x425-1-696x400.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/anne-with-an-e-1.-sezon-incelemesi-740x425-1-731x420.jpg 731w" sizes="auto, (max-width: 609px) 100vw, 609px" /></p>
<p><strong>Sex Education</strong></p>
<p>Bir lise komedisinden daha fazlasını vadeden Sex Education, jenerasyon farkını, ebeveyn – çocuk ilişkisini ve ergenliği trajikomik bir çerçevede işliyor. Eminim birçok ergenin, ebeveyninin yaptığı hataları görmesine fırsat tanıyacak… Oğlundan ayrışamayan, onun hayatını işgal eden annenin çocukta yarattığı hasar dizide tüm çıplaklığı ile görülüyor. Dizi, ülkemizde gençler tarafından neredeyse konuşulması bile utanç vesilesi olan seksi masaya yatırıyor. İzleyicilerin kendilerini tamamen yalnız hissettiği pek çok cinsel problemde, aslında sorunun dünya çağında yaygın olduğunu görmesi için fırsat sunuyor. Ayrıca soruna bakış açınızı güncelleyerek, izleyiciye tabuları sorgulatıyor. 2 sezonluk bu macerayı bir solukta takip edeceğinizden eminim. Bence biraz gülmeye ihtiyacımız var.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14413 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-1024x576.jpg" alt="" width="637" height="359" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/03/sex-education-3-sezon.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></p>
<p><strong>Love Death and Robots </strong></p>
<p>Bildiğimiz dünyanın geleceğini farklı kısa hikayelerle anlatan ve hayal dünyamızı genişleten dizi her biri ortalama 15 dakikadan oluşan 16 bölüm bulunduruyor. Her sonun yeni bir başlangıç olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Dizi işlevini fazlasıyla yerine getiriyor.</p>
<p><strong>The Good Place</strong></p>
<p>İzlerken en çok güldüğüm dizilerden biriydi. 3 sezon süren durum komedisi The Good Place, daha iyi bir insan olma çabasının her zaman beklendiği gibi sonuçlandığını gösteriyor. Rengarenk bir dünyanın kapılarını açan The Good Place, alttan alta iyiliği ne demek olduğunu da sorgulatıyor.</p>
<p><strong>After Life</strong></p>
<p>6 bölümde hayatın anlamını sorgulatan bir kara komedi After Life. Birçoğunuz denk gelmiş olabilirsiniz, bu dönemde aklımızda bu dizinin bıraktığı soru işaretlerini takip etmenin ufuk açıcı olduğunu düşünenlerdenim. Elbette yüzünüze taşıyacağı buruk gülümsemelere de ihtiyacımız olduğunu biliyorum. Gidenlere değil bu kez arkada kalanlara kamerayı çeviren dizi, listemizde olmalı. Ancak depresyon eğiliminiz veya yakın dönemde yas hikayeniz varsa bu diziyi es geçmeniz daha iyi olabilir.</p>
<p><strong>Bojack Horseman </strong></p>
<p>Açıksözlü, biraz pervasız hatta patavatsız ve huysuz bir atın olaylarla dolu hayatına bakmak ister misiniz? Kendisi sıradan bir at da değil, zamanının büyük şöhretlerinden. Şimdi ise kaybettiği şöhretin gölgesini üzerinde taşıyor. Fazla spoiler vermek istemiyorum, gülmekten yanaklarınızın ağrıyacağını biliyorum. Eğer çizgi dizileri seviyorsanız Bojack Horseman tam size göre.</p>
<p>Son bir not… Film-kitap önerisinde bulunmak biraz da boşluğa tahammülsüzlükten. İş hayatından alışılan yarış, yerini evden her şeye yetişme maratonuna bırakıyor. Evde kaliteli vakit geçirme baskısı da stres yaratıyor, birbirimizi ve kendimizi biraz rahat bırakalım. Evden müze gezin, twitterdan konser dinleyin, bol bol kitap okuyun gibi öneriler başını almış gitmiş durumda. Elbette istiyorsanız yapın ama gerçekten ihtiyacınız olan belki de öylece durmak. Kolay zamanlardan geçmiyoruz bir durup kendimize soralım: neye ihtiyacımız var? Eğer ihtiyaçlarınızı farkındaysanız ve kendinize zaman ayırıyor ama aynı zamanda dizilerle de vakit geçirmek istiyorsanız, önerilerimi değerlendirebilirsiniz. İyi seyirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/03/22/karantina-gunleri-icin-yeni-dizi-arayanlara-netflixten-onerilerim-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Circle: Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/02/11/the-circle-ya-disindasindir-cemberin-ya-da-icinde-yer-alacaksin/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/02/11/the-circle-ya-disindasindir-cemberin-ya-da-icinde-yer-alacaksin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Feb 2020 18:07:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14200</guid>

					<description><![CDATA[Netflix, dizileri ve iddialı filmleri kadar reality programlarıyla da izleyicilerine alternatif sunuyor malumunuz. Geçtiğimiz haftayı The Circle’ın (Çember) çemberinin içinde geçirdim. Önce İngiltere’de sonrasında Amerika’da izleyici toplayan format, Netflix Türkiye’de de izleyicilerce talep gördü. Seyirciyi adeta hipnotize eden yeni nesil bir BBG, Big Brothers formatı kendisi. Bilmeyenler için farkından ve bu farkın neden cezbedici olduğundan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Netflix, dizileri ve iddialı filmleri kadar reality programlarıyla da izleyicilerine alternatif sunuyor malumunuz. Geçtiğimiz haftayı The Circle’ın (Çember) çemberinin içinde geçirdim. Önce İngiltere’de sonrasında Amerika’da izleyici toplayan format, Netflix Türkiye’de de izleyicilerce talep gördü. Seyirciyi adeta hipnotize eden yeni nesil bir BBG, Big Brothers formatı kendisi. Bilmeyenler için farkından ve bu farkın neden cezbedici olduğundan başlayalım dilerseniz.</p>
<p><strong>Netflix The Circle Konusu </strong></p>
<p>Program toplam 12 bölüm, birbirini tanımayan ve hiç görmeyen 8 kişinin bir apartmanın farklı dairelerine yerleşmesi ile başlıyor. Her ev, kameralar ve ekranlarla dolu. Kameralardan yarışmacılar izlenirken, ekran aracılığıyla da “The Circle” yarışmacılara mesaj iletiyor. Yarışmacıların her birinin “The Circle” adı verilen sistemde bir profili var ve birbirlerinin profillerini görerek mesajlaşabiliyorlar. Profilleri oylayarak fenomen oluyor ve birini çemberin dışına atıyor yani eliyorlar. Yarışmanın amacı elemelerden sağ çıkarak yarışma sonunda diğer yarışmacılardan en yüksek puanı almak, fenomen (influencer) olmak. The Circle bildiğiniz sosyal ağ… Fotoğraf paylaşıyor, ileti yazıyor, video yükleyebiliyorlar. Yarışmacıların gizli hedefi ise içlerindeki sahtekarları elemek ve gerçek profillerle, dürüstçe yarışı tamamlamak. Yarışmanın hediyesi 100.000 doları da unutmamak lazım tabii.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14201 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-1024x576.jpg" alt="" width="666" height="375" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-1920x1080.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/the-circle-1-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 666px) 100vw, 666px" /></p>
<p><strong>Programı Çekici Kılan “Reality” Show Olması </strong></p>
<p>Programın sırrı şurada, yarışmacılar profillerinde kendileri olmak zorunda değil. Yani rol yapabilirsiniz. Başkalarının fotoğrafları, sözleri ile fenomen olmak için çalışabilirsiniz. Birinden hoşlanmasanız da onunla flört ederek puan garantileyebilir, erkekken kadın rolü yaparak erkekleri tavlamaya çalışabilir veya kiloluyken manken gibi davranabilirsiniz. Yarışmacılar da öyle yaptı. Catfish yani fake hesaplar da gerçek profiller kadar çoktu. Yarışma herkesin sosyal medyada mutluluk şovu yaptığı, filtrelerle, photoshop uygulamaları ile başka birine dönüştüğü sanal dünyanın “gerçekliğini” ekrana getiriyordu. İşte onu farklı kılan ilk nokta bu…</p>
<p>Bir diğeri, yarışmacıların sosyal medya ağında popüler olmak için denedikleri her şeyin, düşüncelerinin hepimizin aklındakileri açığa çıkarmasıydı. Kilolu bir kadının güzel olmadığı fikri ile zayıf fotoğraflar kullanması ve sırrı ortaya çıktığında herkesin onu sahiplenmesi tüm izleyiciler için de karşılık bulan bir duyguya parmak bastı. Kim zayıf görünmek istemez ki? Hayatı dramla dolu, ailesi paramparça bir kadının seksi pozlarla oluşturduğu mutlu profilin altındaki gözyaşları ekrana geldiğinde herkes hüzünlendi, kim mutlu rolü yapmadı ki?</p>
<p>Bir diğer zekice yapılan hamle, neredeyse tüm kurgu anlatılarda başvurulan bir izleyici tavlama taktiği. İzleyen ile paylaşılan sır, onunla yaşayan, kendini bu gizeme ortak hisseden seyirci ve sonunda patlayan bombalar var. Örneğin bir yarışmacı erkekken, kadın profili ile diğerleriyle sohbet ediyor diyelim. Yaptığı, söylediği her şey yalan ve başka biri elendi. Elenen kişinin istediği herhangi biri ile yüz yüze tanışma fırsatı oluyor. Yani her elemenin ardından bütün fake profil sahipleri diken üstünde kapılarının çalınmasını bekliyor. Her an elenen kişi gelip onların yalanını öğrenebilir ve yüzleşebilir. Oldu da, fake profil ile kendini yakışıklı gösteren oldukça sıradan tipte ve evli bir yarışmacı, The Circle’da sürekli flört ettiği kadın ile görüşmeye gitti. Asıl bomba şu ki, kadın diye görüştüğü profil de aslında erkekti ve tahmin edebileceğiniz gibi karşılaşmada iki taraf da büyük şok yaşadı. Tabii izleyici de… Elbette catfish yani sahte profillerden finale kadar kalmayı, yakalanmamayı başaran biri de oldu. Yani bu heyecan yarışmanın sonuna kadar sürdü. Finalde herkes birbiri ile yüz yüze tanıştığında, izleyici de heyecandan yerinde duramadı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14202 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-1024x640.jpg" alt="" width="669" height="418" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-1024x640.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-768x480.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-696x435.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-1068x668.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle-672x420.jpg 672w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/Netflix-The-Circle.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
<p><strong>Reality mi Show mu? </strong></p>
<p>Flört ve manipülasyonla, kurulan tuzaklar ve ittifaklarla herkesin oy kapma yarışında olduğu programda elbette “gerçek?” aşk da vardı. The Circle üzerinden sürekli mesajlaşan ve birbirlerine aile acılarını bile anlatan bir çiftin eleme günü, birbirlerini ilk kez canlı gördüğünde ve ayrılmak zorunda olduğunda tutkuyla birbirlerini öpmesi programdaki sanal dünyanın gerçek olduğunu ispat etmek istercesine yerleştirilmişti.</p>
<p>Bu gerçeklik ispatı programın formatının temelinde zaten. İzlediğiniz her yarışmacının ikiyüzlülüğünü bariz görüyor ve “nasıl kandırıyor” diye haz alıyorsunuz izlerken. Tuhaf bir katarsis ile sanal gerçekliğin kendi içindeki “gerçeküstü gerçekliğine” inanıyorsunuz. Reality Show furyasının günümüzün en büyük soru işaretine parmak bastığı formatın bu kadar tutmasının da sebebi bu.</p>
<p>Güzellik standartlarının, flört kaidelerinin, ideal hayat ve mutluluk algısının, sosyal medyanın sahteliğinin net bir dışavurumu program. Aslına bakarsanız baştan sonra izleyicinin ikiyüzlülüğüne tutulan dev bir ayna, belki de “Black Mirror” demeliyim. O ayna izleyiciye temelde net bir soru yöneltiyor “sen gerçek misin?” Yanıtınız evet olabilir, peşinden alt metinlerde gizli olan ikinci bir soru geliyor “Sanal bir dünyada ne kadar “gerçek” olabilirsin?” Çemberin dışında mısın, yoksa içinde mi? Meşhur şarkının dediği gibi “Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın. Kendin içindeyken kafan dışındaysa, çaresi yok kardeşim… Her akşam böyle içip, kederlenip mutsuz olacaksın.”</p>
<p>Siz de bu yeni nesil reality show’u Netflix’te izleyebilirsiniz. Yeniden hatırlatayım adı The Circle. İngiliz versiyonunu ise Youtube’da bulabilirsiniz. İyi seyirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/02/11/the-circle-ya-disindasindir-cemberin-ya-da-icinde-yer-alacaksin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık Bizim de Bir Breaking Bad’imiz Var: Babil&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/01/19/artik-bizim-de-bir-breaking-badimiz-var-babil/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/01/19/artik-bizim-de-bir-breaking-badimiz-var-babil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2020 10:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14027</guid>

					<description><![CDATA[Babil dizisi önce cast’ı, sonra hikayesi ile ilgi uyandırdı, yayın günü de binlerce izleyiciyi ekrana kilitledi. Alışık olduğumuz pek çok kodu yeniden işlerken, yerli dizilerde alışkın olmadığımız bazı vurgularla da fark yaratıyordu. İzlerken “tam bir AB dizisi” yorumlarımıza mazhar olan Babil, şaşırtmadı. İlk bölümü ile AB ve ABC1 gruplarında reyting listelerinde birincilik tahtını aldı. Sosyal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Babil dizisi önce cast’ı, sonra hikayesi ile ilgi uyandırdı, yayın günü de binlerce izleyiciyi ekrana kilitledi. Alışık olduğumuz pek çok kodu yeniden işlerken, yerli dizilerde alışkın olmadığımız bazı vurgularla da fark yaratıyordu. İzlerken “tam bir AB dizisi” yorumlarımıza mazhar olan Babil, şaşırtmadı. İlk bölümü ile AB ve ABC1 gruplarında reyting listelerinde birincilik tahtını aldı. Sosyal medyada da tabiri caizse yer yerinden oynadı. La Casa de Papel’in ülkemizde çok izlenmiş olmasının nedeni neyse, Breaking Bad neden bir neslin hayata bakışını derinden etkilemişse Babil’de o nedenle yayınlandığı anlarda Trend Topic oldu. Gelin biraz daha yakından bakalım.</p>
<p><strong>Sıradan İnsanların Devrimi </strong></p>
<p>Güçlü, her zorluğun üstesinden gelen, yakışıklı, seksi ve asla yenilmeyen kahramanlar ekranda yerini “normal” karakterlere bırakıyor. Düzene, düzenin getirdiklerine ve toplumsal normlara karşı meşru bir gerekçe ile başkaldıran ve bir antikahramana dönüşen karakterler, izleyiciye “senin gibiyim” derken bir yandan da cesareti ile “senden farklıyım” mesajı veriyor. Kaçan fırsatlar, pişmanlıklar, ahlaklı ve doğru yolda olmanın yorgunluğu ile İrfan’ın karşısına dikiliveriyor. Sıradan insanların sıradan hayatlarının duvarlarını yıkmasını anlatan dizi, politik alt metniyle de ilgi çekiyor. Kararlar ile bir gecede mesleğini, parasını, ulaşım özgürlüğünü kaybedenler. Devalüasyon kelimesine aşina olanlar, enflasyon canavarı ile verdiği savaşta yenik düşenler İrfan’ın hikayesinde kendini buluyor. Bu da ülkenin yarısından fazlası demek. Her ailede bir iflas geçmişinin, yokluk hikayesinin ve dolandırılma macerasının bulunduğu ülkemizde, tam da ekonomik dar boğazın içinde olunan bu günlerde, tek gecede hayatı değişen İrfan’ı anlamamız zor değil. Herkesin nasıl para yetiştireceğini, nereden para bulacağını, ay sonunu nasıl getireceğini düşündüğü günümüzde, kötü yollara girmeye cesaret bulamayan sıradan insanlar için İrfan’ın savaşı izlemeye değer. Zira o başarırsa onun gibilerin zafer bayrağını asacak. Düzgün insanlardan kalan o son nefer hızla çamura bulanırken, kötü şeyler yapan herkes kötü mü olur onu sorgulatacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14028 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-1024x581.jpg" alt="" width="654" height="371" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-1024x581.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-768x436.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-696x395.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-1068x606.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q-740x420.jpg 740w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/babil-serisinin-1-kismindan-yeni-fotograflar-bugun-basliyor-7dr75g5Q.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 654px) 100vw, 654px" /></p>
<p><strong>Beyazyakalının Kravatlı İsyanları </strong></p>
<p>Bataklıkta attığı her adımda vicdan azabıyla yol alacak olan İrfan, kırılmaları, doğru yoldan çıkışı ile Breaking Bad’in yol arkadaşı. Walter White’ın kimya öğretmeninden uyuşturucu baronuna dönüşmesi nasıl hem bir başarı hem de kaybediş hikayesiyse belli ki İrfan’ınki de öyle olacak. İzleyici kendine şu soruyu soracak: “Ben olsam ne yapardım?” Çocuğu için yıllar önce “ahlaksız teklif”i kabul den Binbir Gece’deki Şehrazat gibi, İrfan’ın hikayesi de aslında bir ahlak muhakemesi. Ahlaksızlık hangisi; paranın dürüstlük yoksunu işlerle, kişilerce ancak elde edilebilmesi mi, yoksa bu düzeni kabul edip dürüst ve sessiz kalınması mı? Ahlaksızlık hangisi? Asıl sorun dürüst bir adamın suça bulaşması mı, yoksa dürüst olan çoğunluğun elini kirletmekten çekindiği için bu adaletsizliğin de sürüp gitmesi mi?</p>
<p><strong>İrfan’ın Sosyal Anatomisi </strong></p>
<p>Breaking Bad’in Amerika’da yarattığı en büyük tartışma suçun kimliği üzerineydi. Beyaz, orta sınıf, eğitimli bir aile babasının suç baronu haline gelmesinin mümkünlüğü üzerine yüzlerce makale bulabilirsiniz ve elbette neden sıradan insanların bu diziden aldıkları haz ile yetindikleri üzerine de… Sonunda izleyici analizleri gelip şuna dayanıyordu, Walter White bir baron olduğunda, zenginleştiğinde, güçlendiğinde de mutlu olmadı ki… Breaking Bad bize şunu sordu, aynı Babil’in de soracağı gibi güç elimizde, yapabiliriz. Hepimizin elleri çamura bulaşabilir, peki buna değer mi? Biz de kötü olabiliriz, peki olmalı mıyız? Kötülüğün her zaman arka sokaklarda olmadığını, yan dairemizde, sokağımızda, o çok katlı plazalarımızda yuvalandığını hatırlatan, hatta kendi bedenimizde taşıdığımızı anımsatan bir güç hikayesi. Sınanmadığı günahın masumluğu ile övünen beyazyakalının isyanının da kravatlı ama afili olacağının delili… Elbette kravatın ve takım elbisenin hırsızlığın günahını örtmeye yetmediğinin de delili. Babil’de İrfan Saygun karakterinin anatomisini biraz incelemek istiyorum. Hırsız denildiğinde akla ilk gelen tipten ne kadar uzak olduğunu… İstanbul’da, suçun başkentinde yaşamıyor. Kocaeli’de sıradan biri. Bekar bir suç makinesi değil, evli ve çocuk sahibi, sicili temiz. Eğitimsiz değil, Darüşafaka lisesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu, Boğaziçi’nde master yapmış, doktora için yurt dışına gitmiş bir ekonomi hocası. Ahlaksız değil, aksine doğru yolculuğu ile ünlü. Suçun atfedilmeye çalışılacağı bir memleketi de yok, çocukluğu şehir şehir gezerek geçmiş. Kendini Türkiyeli olarak tanımlıyor. Sokaktaki 10 kişiyi çevirip bu adamı anlatsak, 10 tanesi de çocuğunu bile emanet eder. Değil mi? Peki bu adam milyonlarca dolar dolandırmışsa? Biraz önceki muhakemeye dönmek gerekiyor, ahlaksızlık hangisi, suçlu kim? Bu adamı suça iten düzen mi, yoksa adamın kendisi mi?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14029 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/5dffcc07c03c0e494440bb2f.jpg" alt="" width="623" height="351" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/5dffcc07c03c0e494440bb2f.jpg 750w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/5dffcc07c03c0e494440bb2f-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/5dffcc07c03c0e494440bb2f-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/5dffcc07c03c0e494440bb2f-746x420.jpg 746w" sizes="auto, (max-width: 623px) 100vw, 623px" /></p>
<p><strong>Ahlaksızlık Hangisi? </strong></p>
<p>La Casa De Papel de bize bunu anlatıyordu. Düzene isyan eden ve namı “profesör” olan düzgün bir adam bir çete oluşturuyor ve halka hak ettiğini geri veriyordu. Gökyüzünden zeplinle para yağdırması, halkın soyguna arka çıkması, suçun, suçlunun kim olduğunun karışması ve izleyicinin kendini bir hırsıza taraf bulmasını. Tesadüf mü? Değil… Haftanın 6 günü çalışmak zorunda kalan, sadece Pazar günü dinlenebilen ve toplum tarafından onaylanmış aşkıyla bebeğinin bez parasını hesaplamak zorunda kalan bugünün 30’lu yaşlarındaki kimseler, bugün alım gücünü elinde bulunduranlar. Televizyonda çıkan o reklamlar hep onlar için, bizim için. Çark bizim paramızla dönüyor. Peki, ailelerimizin büyük adam olmak dediği bu muydu gerçekten? Babil de, Breaking Bad de, La Casa De Papel de aynı ahlak muhakemesinde ve izleyici de bu tartışmanın bir tarafı artık. Soruyor: ahlaksızlık hangisi? Bu yüzden Babil gelecek vadediyor, hatta TV ile küsmüş izleyiciyi bile geri getirebilme potansiyeli var. Bekleyelim ve görelim.</p>
<p>Babil, Cuma akşamları Star TV’de.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/01/19/artik-bizim-de-bir-breaking-badimiz-var-babil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekranların Beyaz Önlüklü Prensleri/Prensesleri: Doktorların TV Başarısı Tesadüf mü?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/12/26/ekranlarin-beyaz-onluklu-prensleri-prensesleri-doktorlarin-tv-basarisi-tesaduf-mu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/12/26/ekranlarin-beyaz-onluklu-prensleri-prensesleri-doktorlarin-tv-basarisi-tesaduf-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Dec 2019 15:44:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13901</guid>

					<description><![CDATA[Mucize Doktor’un başarısı ardından Hekimoğlu’nun yükselişi, Türkiye’de “medikal drama furyası mı başlıyor” sorusunu akıllara getiriyor. Dünyada onlarca örneği bulunan hastaneli, doktorlu, beyaz önlüklü dizileri neden popülerleşti şöyle bir dönüp bakalım istiyorum. Öncelikle hatırlatmakta fayda var, Mucize Doktor 40 share’ı bulan izlenme payı ile sezonun en çok izlenen dizisi. Üstelik Muhteşem Yüzyıl’ın yalnız Şehzade Mustafa’nın öldürüldüğü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mucize Doktor’un başarısı ardından Hekimoğlu’nun yükselişi, Türkiye’de “medikal drama furyası mı başlıyor” sorusunu akıllara getiriyor. Dünyada onlarca örneği bulunan hastaneli, doktorlu, beyaz önlüklü dizileri neden popülerleşti şöyle bir dönüp bakalım istiyorum. Öncelikle hatırlatmakta fayda var, Mucize Doktor 40 share’ı bulan izlenme payı ile sezonun en çok izlenen dizisi. Üstelik Muhteşem Yüzyıl’ın yalnız Şehzade Mustafa’nın öldürüldüğü bölümde yakaladığı bu izlenme payını hemen hemen her hafta alarak başarısını da sürdürüyor. İzleyici, ardından başlayan Hekimoğlu’na da şans vermiş görünüyor. Peki neden bu dizileri izliyoruz, farkları, vaatleri ne?</p>
<p><strong>Türk Dizisi Klişelerine Fark Atan Episodik Tür</strong></p>
<p>Öncelikle Türkiye case’ine ayrı bir parantez açmak gerek, Türkiye’de bu popülerliğin dünyadaki medikal trendlerden farklı bir gereği var. Episodik özellikli, her bölümün konuk oyuncular ve bölümlük olaylarla renklendiği diziler “Türk dizisi” klişesine aykırı. Bence bu ülkemizdeki başarının bir sebebi, zira aynı hikayenin bin bir entrikayla sündürüldüğü iki saat süren dizilerden sıkıldık. Ayrıca ailece izlenebilecek ve izleyicinin zekasıyla alay etmeyen ender dizilerden oldukları için de ayrıca kıymetli ve istisnalar. Medikal dramaların başrolünde ilginç ve farklı karakterler var gibi görünse de aslında insanoğlunun bedeni dizilerin ana karakteri. Anatomimizin, bedenin sırlarının deşildiği ve bedenin yarattığı sürprizlerle insan zekasını sınadığı hikayeler izleyiciye kendi bedenini tanımak için fırsat veriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13903 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/R51508_orj.jpg" alt="" width="667" height="321" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/R51508_orj.jpg 722w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/R51508_orj-300x144.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/R51508_orj-696x335.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p><strong>Beden Bir Muharebe Alanı </strong></p>
<p>Eski örneklere baktığımızda böyle olmasa da, 2000’ler itibarıyla diğer tüm kahramanlar hikayelerinde gördüğümüz gibi medikal dizilerde de kahramanlar lekeleniyor. Son yıllardaki medikal dramalarda, zeka olarak deha düzeyinde ama problemleri bulunan karakterlerin seçilmesi tesadüf değil. Bir sıfır yenik başlanan, kendi bedeni ile ilk raundu kaybetmiş bir kahramanın ikinci raundu alma çabasını izliyoruz bölümlerde. Kendi bedeni, yenilinen savaşın muharebe alanı olarak her an karşımızda ve biz izleyici olarak, her hastada savaşı yeniden denemesi için doktorun elinden tutarak hikayeye dahil oluyoruz. Bingo! Neredeyse her savaş zaferle sonuçlanıyor, hastalar iyileşiyor ama yine de izlemeye devam ediyoruz, çünkü yenilen ilk gol tüm ihtişamı ile hala karşımızda. Gregory House’un vicodin bağımlılığının nedeni topallayan bacağının acısı mı yoksa bu yenilgiyi unutma, beyni uyuşturma çabası mı bu yüzden hiç bilemeyeceğiz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13902 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-1024x764.jpg" alt="" width="656" height="489" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-1024x764.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-300x224.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-768x573.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-696x519.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-1068x796.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-563x420.jpg 563w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/MV5BNDFkMjQ4ZDgtYzVjMi00MTgzLWE4ZmQtOTlmZWY2NTkyMjEzXkEyXkFqcGdeQXVyNDg4MjkzNDk@._V1_SY1000_CR0013411000_AL_.jpg 1341w" sizes="auto, (max-width: 656px) 100vw, 656px" /></p>
<p><strong>Sürprizleri Özlüyoruz</strong></p>
<p>Medikal dramaların klasik Türkiye dizilerinden büyük bir farkı daha var ve popülerite kazanmasının bir diğer sebebi de bence bu. Genellikle dizilerimizde entrika, seyirciyle paylaşılan bir sır üzerinden kurulur. Karakterlerin bu sırrı öğrenip öğrenemeyeceği üzerinden seyirci gerilir. Örneğin Bihter ile Behlül sevgilidir, izleyici bunu bilir, Adnan ve Nihal’in bu sırrı öğrenmesi gerilim unsurudur. Oysa medikal dramaların sırrı hem karakterler hem de seyirci için sırdır. Seyirci de karakterle beraber sırra vakıf olur: “Hasta neden hasta?” bir enfeksiyon veya bakteri, genetik bir rahatsızlık veya akut bir semptom… Neyin önemli olup olmadığını izleyici de doktor da bilmez. İzleyici doktorun cephesinde ve sorunu çözmek için kafa yormaktadır, müttefikine tam bir güvenle. İzleyici deneyiminde ekran karşısındakine de aktif rol veren, onun da tahminler yürütmesine imkan tanıyan bu düzen izleyici için çekicidir. Bana göre sürprizleri özleyen ve entrikalar içinde boğulan izleyici için pasif konumdan bir tür aktiviteye transfer olmak dizilerin tutmasının sebeplerinden biri.</p>
<p>Beyaz önlüklü prens ve prenseslerimizin özel hayatlarındaki çalkantılar, hayatlarındaki yaralar da elbette izleyici için çekici. Ancak bahşettiğim gibi bu öğelerin varlığının “aşk” veya “aile” temalarından ziyade mükemmel olmayan ana karaktere hizmet ettiği kanaatindeyim. Bu nedenle o kısma şimdi girmiyorum. Gelin biraz da bu türün tarihine hızla göz atalım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13904 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-1024x576.jpg" alt="" width="687" height="387" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/5dfa902c5542840d00fe5b8a.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></p>
<p><strong>Medikal Dramaların Tarihine Bir Bakalım mı? </strong></p>
<p>Dünyada medikal dramaların başlangıcı 50’li yıllara tekabül ediyor. CBS’in City Hospital’ının ardından Medic (NBC), Dr. Kildare (NBC) geliyor. Hatta Medic’te gerçek doktorların, hasta ve hemşirelerin yer aldığını da not düşmeliyim.  Seksenlerde Hill Street Blues, doksanlarda E.R. , Chicago Hope gibi diziler 2000’lerde ise Grey’s Anatomy, House M.D., Scrubs ,The Good Doktor, Code Black ve diğerleri. Türkiye’ye döndüğümüzde televizyonun da geç gelmesi ve özel televizyonların 90’larda kurulmaya başlaması sebebiyle örnekler çok daha yeni. Medikal drama olarak sayılabilir mi emin değilim ama bolca hastane sahnesi ile televizyonlarımıza bu türün kapılarını açan ilk iş sanırım 1987 yapımı Kavanozdaki Adam. Faik Baysal’ın tiyatro metninden uyarlanan dizinin ardından 1989 yapımı Doktorlar dizisini saymamız gerek. 1989’daki Hızır Acil Servis seriyi sürdürürken 1993’te atv ekranlarına gelen Hastane ilk hatırlanan dizilerden biri oluyor. Zeki Alasya ve Metin Akpınarlı dizi 3 sezon sürmesi ile bugün bile hala akıllarda. 2002 yılında Hastayım Doktor, 2006’da Doktorlar, devamında ise Merhaba Hayat, Sen de Gitme, Acil Servis, Hayat Yolunda, Derman ve Türkan gibi örnekler geliyor. Geçtiğimiz sezonlarda yayınlanan Kalp Atışı ve bugün hala ekranda olan Mucize Doktor ve Hekimoğlu ise son medikal diziler.</p>
<p>Özellikle bu sezonki başarıdan sonra seneye ekranda daha çok uyarlama ve medikal drama göreceğimizi de şimdiden müjdeleyeyim. Yolları şimdiden açık olsun…</p>
<p>İzlemek isteyenler için House MD uyarlaması Hekimoğlu her Salı Kanal D’de.</p>
<p>The Good Doctor uyarlaması Mucize Doktor ise her Perşembe Fox TV’de sizlerle.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/12/26/ekranlarin-beyaz-onluklu-prensleri-prensesleri-doktorlarin-tv-basarisi-tesaduf-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Love: “Aşk, Birçok Şeydir”</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/11/27/modern-love-ask-bircok-seydir/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/11/27/modern-love-ask-bircok-seydir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 07:23:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13653</guid>

					<description><![CDATA[“Modern zamanlarda aşk bu mudur” şarkısını hepimizin sık sık mırıldandığı günümüzde, modern zamanların aşkları bir dizide işleniyor. İşte o diziyi, adı üstünde Modern Love’ı sizlere anlatmak istiyorum bugün. 8 bölümden oluşan ilk sezonuyla mükemmel bir vakit geçirmelik olan seri, ortalama 30 dakikalık bölümleri ile damakta tat bırakıyor. New York Times’taki aynı adlı köşede yayımlanan yazılardan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Modern zamanlarda aşk bu mudur” şarkısını hepimizin sık sık mırıldandığı günümüzde, modern zamanların aşkları bir dizide işleniyor. İşte o diziyi, adı üstünde Modern Love’ı sizlere anlatmak istiyorum bugün. 8 bölümden oluşan ilk sezonuyla mükemmel bir vakit geçirmelik olan seri, ortalama 30 dakikalık bölümleri ile damakta tat bırakıyor. New York Times’taki aynı adlı köşede yayımlanan yazılardan ve oluşturulan podcastlerden ilhamla hazırlanan dizi Amazon imzasıyla yayında. Geçtiğimiz aylarda sizlere State of the Union’dan bahsetmiştim, diyalog odaklı dizilerin yükselişine değinmiştim, işte Modern Love da bu zincirin bir diğer halkası. Dizi uzun ve manidar diyalogları ile izleyiciyi seyir esnasında düşüncelere daldırıyor. Olaylar akarken bir yandan söylenen sözleri not alma telaşında buluveriyorsunuz kendinizi. Her bölümde farklı hikayelerin ve karakterlerin işlendiği dizinin sonunda ise tüm hikayeler birbirine düğümleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13654 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/071be54c-2966-4ef8-a156-e1f45007ae6d.jpg" alt="" width="643" height="362" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/071be54c-2966-4ef8-a156-e1f45007ae6d.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/071be54c-2966-4ef8-a156-e1f45007ae6d-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 643px) 100vw, 643px" /></p>
<p><strong>Aşkın Farklı Hallerini Göreceksiniz</strong></p>
<p>Dizinin her bölümünde usta oyuncuları görmeniz mümkün, Tina Fey, Andy Garcia, Anne Hathaway ve daha birçoğu… Başrolleri her bölümde ünlü isimlerle paylaşan esas karakter ise aşk. Dizide kanlı canlı bir başrol. İkinci bölümde dendiği gibi “Aşk birçok şey” ve biz her bölümde o birçok şeyden birini görüyoruz. Hayata dair çatışmalara yüklenen hikayelere izleyici olarak kenarından tutup omuz veriyor, karakterin gözünün yaşını şöyle bir siliveriyoruz. Flört şirketinin kara sevdalı ceosu da var bölümlerde, başkalarının ne düşündüğü için yaşayan bir kadının hayatından kesitler de, kırmızı başlıklı kızın kimsesizliği de, aşkta ikinci şans arayan bir çiftin yıllar sonra yüzleşmesi de… Spoiler vermemek için bölümlerin detayına inmeden biraz da dizinin çağrışımlarından bahsetmek istiyorum.</p>
<p><strong>Bu Diziyi İzlerken, Şarkılar, Şiirler, Filmler Kapınızı Çalacak</strong></p>
<p>Modern Love’ı izlerken bir anda kulağımda Birsen Tezer’in “her şey yarım kaldı yine ne tuhaf” dediği şarkı çalmaya başladı. Sonra bir bölümde Richard Linklater’n klasiği Before Sunset’in sahneleri canlandı. Anna Karenina’yı yeniden okumak istedim ve sonunda Kieslowski’nin Kırmızı’sı gibi bir finalle gülümsedim. Siz de eminim Modern Love ile duygudan duyguya, anılardan önyargılara, filmlere kitaplara gezinip duracaksınız. Gönlünüze değen hikayeler aklınızdan geçerek yolculuk edecek. Eski aşklarınız da yoklayacak bir yerlerde, şüphem yok. Dizinin oluşturduğu duygu biraz This is us biraz Fleabag tadında…  Vıcık vıcık romantizm değil, gerçekliğin üstüne kurulu gerçek aşk hikayeleri izliyorsunuz, diziyi farklı ve sevimli kılan da bu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13655 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-1024x683.jpg" alt="" width="648" height="432" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/36208af7dd4da67d6b2803ca41b70714.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 648px) 100vw, 648px" /></p>
<p><strong>“Aşk Bir Dengesizlik İşi”</strong></p>
<p>Dizinin psikolojik altyapısı oldukça güçlü. Dizinin çatışmaları da karakterlerin arada kalmış hallerinden doğuyor zaten. O meşhur şarkıda aşkın “dengesizlik işi” şeklinde tarif edilmesi boşuna değil, dizinin bir bölümünde bipolar bir kadının seyirciye gösterilmesi de. Aşkı anlatan bir psikolog yıllar önce bir seminerde aşkın bir anlamda manik depresif, bipolar bir kişinin dalgalanmasını yaşattığını anlatmıştı. Aşık olunandan haber alınamadığında, mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonundaki ani düşüş ve sonrasında bir mesaj geldiğindeki şiddetli yükselişle örneklemişti durumu. Hedefe kilitlenme dolayısıyla artan dopamin düzeyinin de altını çizmişti. Ömür boyu bu hormonal dalgalanmaya dayanabilecek bir bünye olmadığını, aşkın yaşamsal düzen için geçici olmak zorunda olduğunu söylemişti. Bölümü izlerken, kadının bipolar rahatsızlığı içinde sancılar çekerken bir de aşkla sınanmasına buruk bir bakışla şahit oldum ve o sözler aklıma geldi. Aşkı daha iyi anlatabilecek bir karakter seçilebilir miydi? Bilmem… Karakterin hoşlandığı adamın ardından, “Lütfen geri gel, gelme” diye tutarsız sayıklamaları aslında aşkın ta kendisi değil mi? Ortaçgil doğru demiş galiba, “aşk bir dengesizlik işi” ne dersiniz?</p>
<p>Bölümlerden not aldığım sözler, hafızama kaydettiğim sahneler bir hayli fazla. Eminim sizin için de öyle olacak. Çevremdeki herkese heyecanla önerdiğim üzere sizlere de şiddetle tavsiye ediliyorum. Modern Love izleyin, kalp atışlarınızı yoklayınız. Unutmadan müjdemi de vereyim, dizi ikinci sezon onayını aldı bile… İyi seyirler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/11/27/modern-love-ask-bircok-seydir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Çift Bu Diziyi İzlemeli : State of the Union!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/09/08/her-cift-bu-diziyi-izlemeli-state-of-the-union/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/09/08/her-cift-bu-diziyi-izlemeli-state-of-the-union/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2019 10:53:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Chris O’down]]></category>
		<category><![CDATA[Rosamund Pike]]></category>
		<category><![CDATA[State of the Union]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Frears]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13061</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın pek çok ülkesinde okunan, kitapları pek çok dile çevrilen, müzik eleştirileri ile beğeni kazanan, kalemi ile özellikle erkekler için mükemmel kanka izlenimi uyandıran Nick Hornby diziyi kaleme alıyor. Başrollerde Rosamund Pike ve Chris O’down, yönetmen koltuğunda ise Stephen Frears var. Dizi State of the Union: A Marriage in Ten Parts kitabından uyarlama. Sundance TV [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın pek çok ülkesinde okunan, kitapları pek çok dile çevrilen, müzik eleştirileri ile beğeni kazanan, kalemi ile özellikle erkekler için mükemmel kanka izlenimi uyandıran Nick Hornby diziyi kaleme alıyor. Başrollerde Rosamund Pike ve Chris O’down, yönetmen koltuğunda ise Stephen Frears var. Dizi State of the Union: A Marriage in Ten Parts kitabından uyarlama. Sundance TV için hazırlanan State of the Union’ın her bölümü 10 dakikadan oluşuyor. Çeşit çeşit mekan, kalabalık bir cast yok. 10 bölümlük dizi, komedinin yalınlıktan aldığı gücü ekrana taşıyor.</p>
<p><strong>Anahtar Deliğinden Bir Evliliği İzler Gibi</strong></p>
<p>Dizi, evliliklerinde kriz yaşayan, 15 yıllık evli Louise ve Tom’un hikayesini anlatıyor. Evlilik terapisine gelen çiftimiz, her bölümde danışmanlık merkezinin karşısındaki pubda seansı beklerken görülüyor. Seans öncesi gerilimleri, heyecanları, hazırlıkları, önceki seansa dair değerlendirmeleri ve elbette lafın lafı açtığı 10 dakikalık sohbetlerde uzandıkları geçmişleri seyirlik bölümler oluşturuyor. Her bölüm seansa giden çiftin terapistin kapısını çalması ile biterken, yan karakterler de çiftimizin gözünden diziye dahil oluyor. Dizi izleyiciye dışarıdaki göz olma fırsatı tanıyor. Eminim siz de seyir esnasında sıkça, onların sohbetine gizlice tanıklık eden bir hayalet gibi kendinizi sahnenin içinde hissedebilirsiniz. Üstelik izleyiciyi adeta kahramanları “röntgenleyen” pozisyona alan reji tercihi, hikaye akışında da somutlaşıyor. Siz nasıl izlerken kendinizi kadın veya erkeğe bir şeyler söyleme hissi içinde buluyorsanız, onlar da hikayelerine tanık oldukları diğer çiftlerin hayatlarına müdahil olmak için çırpınıyor. Kendilerinden önce seansa giren çiftler hakkında yapılan dedikodular, gözlemler, yollarını ayırmanın eşiğinde olan bir çiftin, başkaları söz konusu olduğunda nasıl da alıştıkları üzere yeniden bir cephede olabildiklerini gösteriyor. Erkeklik ve kadınlık üstüne yargıların, beklentilerin, rollerin satır aralarında masaya yatırıldığı dizinin başrollerinden birini de, “evlilik” üstleniyor. Londra’da geçen hikaye, dünyanın neresine giderseniz gidin, ikili ilişkilerde pek de bir şeyin değişmediğini göz önüne seriyor.</p>
<p><strong>Uzun Diyalogları Dinlerken Kendi İç Sesinizi de Duyabilirsiniz</strong></p>
<p>Dizi henüz ilk bölümün ilk dakikalarında yaptığı ters köşe ile izleyiciye önyargısını gösteriyor. (Spoiler olmasın diye detay vermiyorum) Dizinin ana karakteri Tom da benzer yargıları pervasızca savururken bölümler içinde sakinleşiyor, değişiyor, izleyici nasıl dizi ile beraber bir yolculuğa çıkıyorsa, karakterin de terapi süresince nasıl değiştiği gözler önüne seriliyor. Dizinin ilk bölümünde terapistin cinsiyeti, ismi üzerinden yorumlar yaparak ayakları geri geri giden Tom’un üçüncü bölümde onun dediklerini harfiyen uyguladığını görmek yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakıyor. Sandalyelerden koltuklara geçen karakterler, içki tercihleri, siparişleri, değişen saç şekilleri, oturuşlarıyla, ilişkinin nasıl evrildiğini gösteriyorlar. Evliliklerde yeni bir başlangıç mümkün mü sorusunun her an kafanızda dönüp durduğu bölümler, mizahın gizlendiği durumlar, sizi hem kafa karışıklığının hem de bıyık altından gülüşlerin arasında bırakıyor. Uzun diyaloglardan beslenen sahneler, bana Richard Linklater filmlerini hatırlatsa da dizinin her bölümünün yalnızca 10 dakika olduğunu burada yeniden belirtmem gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13062 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@.png" alt="" width="667" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@.png 960w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@-300x204.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@-768x523.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@-696x474.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/https___blogs-images.forbes.com_anneeaston_files_2019_05_SOTU-@-617x420.png 617w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p><strong>Bavullarınızı Boşaltmaya Hazır mısınız? </strong></p>
<p>“Evlilik nedir?” İşbirliği mi, birliktelik mi, oyun arkadaşlığı mı yoksa hepsi veya hiçbiri mi? Dizinin her bölümü lineer zaman akışında ileri doğru adımlarken, karakterler de yavaş yavaş geriye doğru ilişkilerini analiz ediyor. Dizinin henüz ilk bölümlerinde, Louise “ikimiz farklı şekilde yaşlandık” diyerek aslında 15 yılda evliliklerinin altını çürüten nedenlerin kapağını açıyor. Karakterler yavaş yavaş kök aile ilişkilerine, evlilik dönemi gerçekleşen tartışmalara, çocuklara, flört zamanlarına, ilk sekse ve neden ben sorusuna kadar ilerliyor. Yaptıkları, çıktıkları uzun yolculuğun sonunda kirli eşyalarla dolu olan bavulları açıp eşyaları yola saçmak gibi… Zaman zaman yaptıklarının farkına varıp, buna tanık olanlardan utanmaları, birbirini yargılamaları da görülüyor. Elbette izleyici de kendi yüklerini şöyle bir karıştırıyor bölümler içinde.</p>
<p><strong>Her Çiftin İzlemesi Gereken Bir Dizi </strong></p>
<p>Bu diziyi her çift izlemeli. Zira içgörü sağlayan, 10 dakikalık bölümlerle bir çırpıda bitiveren ve gerçekten güldürürken düşündüren bir iş. Öyle ki ilk bölümlerde birbirini suçlayan çiftin son bölümlerde düşündüklerini değil de hissettiklerini konuşabildiğini görüyoruz, hem de gülümseyerek&#8230; İzlerken not aldığım repliklerden birini sizlerle paylaşmak istiyorum: “<em>Evlilik, bir işe başlamak gibi. Günler geçip gidiyor, 20 yıl sonra hala orada oluyorsun ama bunu ilk günden tahmin etmek imkansız</em>.” Sırf bunun üzerine bile saatlerce konuşulabilir. Tabi ilişkide konuşmak mümkünse, bildiğiniz üzere susmak çoğu zaman daha kolay.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13063 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/lead_720_405.jpg" alt="" width="678" height="382" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/lead_720_405.jpg 720w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/lead_720_405-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/09/lead_720_405-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 678px) 100vw, 678px" /></p>
<p>Zaten diziyi izlerken de en büyük sorunun konuşamama olduğunu fark ediyorsunuz. Tom ve Louise de tıpkı bizler gibi, konuşmadan anlamalar, niyet okumalar, kesin böyle düşündü diye tahminlerle örülen bir örümcek ağı sonucu o kafesin içinde kalmış insanlar… Şimdi sözcükleri ile ağları delmeye çalışıyorlar. Dizinin güzel olan yanı, birey olarak kendilerini özgürleştirdikleri her cümlede aslında birlikte inşa ettikleri “bizi” ve evliliklerini de özgür kılıyorlar. Siyasi görüşlerin, çiftlerin birbirine söylediği beyaz yalanların, saklanan sırların, zannedilenlerin, içte kalanların ortaya saçıldığı bölümlerde gerçeklerin aslında ne kadar basit olduğunu görüyoruz. Konuşmanın ilişkileri nasıl iyileştirdiğini de tabii…</p>
<p>Bence izlenecekler listenize 2019 yapımı State of the Union adlı taze diziyi de bir not edin. Şimdiden iyi seyirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/09/08/her-cift-bu-diziyi-izlemeli-state-of-the-union/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Handmaid&#8217;s Tale: Gilead Cumhuriyeti Hepimizin İçinde!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/07/23/the-handmaids-tale-gilead-cumhuriyeti-hepimizin-icinde/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/07/23/the-handmaids-tale-gilead-cumhuriyeti-hepimizin-icinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 08:40:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12708</guid>

					<description><![CDATA[Bugün sizlere 3 sezondur kalp ağrıları, sinir atakları ile izlediğim bir diziden bahsetmek istiyorum: The Handmaid&#8217;s Tale. Aslında bildiğiniz üzere Margaret Atwood&#8217;un aynı adlı romanından uyarlama. Ancak dünyanın birçok yerine olduğu gibi Türkiye&#8217;de de bu hikaye Hulu ekranlarına gelen dizisi ile yankı uyandırdı. The Handmaid&#8217;s Tale, Türkiye&#8217;de ise Blu TV üzerinden yayınlanıyor. Misoginistik distopya olarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün sizlere 3 sezondur kalp ağrıları, sinir atakları ile izlediğim bir diziden bahsetmek istiyorum: The Handmaid&#8217;s Tale. Aslında bildiğiniz üzere Margaret Atwood&#8217;un aynı adlı romanından uyarlama. Ancak dünyanın birçok yerine olduğu gibi Türkiye&#8217;de de bu hikaye Hulu ekranlarına gelen dizisi ile yankı uyandırdı. The Handmaid&#8217;s Tale, Türkiye&#8217;de ise Blu TV üzerinden yayınlanıyor. Misoginistik distopya olarak kategorize edebileceğimiz hikayeyi, yazar Atwood ise spekülatif kurgu olarak sınıflandırıyor. Atwood, fanteziden kaçmadan kaleme aldığı eserlerinde <em>“yolda yer alan, düşülmenin istenmeyeceği, muhtemel büyük delikleri”</em> araştırdığını söylüyor.</p>
<p><strong>Tam Anlamıyla Ürkütücü bir Dizi</strong></p>
<p>Dizinin konusu: The Handmaid’s Tale; kadınların neredeyse bütün haklarının elinden alındığı, sadece çocuk doğurmak için köleleştirildiği, erkeklerin egemen olduğu dindar bir kesim tarafından totaliter tarzda yönetilen Gilead adlı bir ülkeyi anlatıyor. ABD’de rejimin değiştiği bu düzende, yakalanan muhalif kadınların bir kısmı ülkenin yüksek rütbeli kumandanlarına seks kölesi olarak veriliyor. Damızlık adı altında evlere dağıtılan bu kadınlardan beklenen asıl şey, evinde yaşadıkları kumandanlardan hamile kalıp mümkün olduğu kadar çok çocuk doğurmaları. Fakat son yıllarda neredeyse sıfıra düşen doğum oranları, hamile kalmanın iyice zorlaştığını ortaya koyuyor. Dizi, damızlık kadınlardan biri olan Offred’in hikayesinin etrafında şekilleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12712 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-1024x576.jpg" alt="" width="600" height="338" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-746x420.jpg 746w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/551876-hulu2-1920x1081.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Neden Distopya İzliyoruz/Okuyoruz?</strong></p>
<p>Distopyaları sıkı sıkıya takip edenlerden biriyim ve bu sorunun yanıtını düşündüğümde ulaşabildiğim birkaç yanıt var. İzlerken dünyamızı karartan, bizleri karanlık bir dünya tahayyülü ile karşı karşıya bırakan distopyaları, yaşadığımızdan daha kötü bir dünya olabileceğini görerek şükretmek veya gelecekte neler olabileceğini merak ettiğimiz için okuyor/izliyor olabiliriz. The Handmaid&#8217;s Tale izleyicilerinin birçoğunu henüz birinci sezonda diziden uzaklaşanların da, diziye hayranlık duyanların da beslendikleri yer aynı, bu hikaye diğer distopyaların yanında günümüz gerçekliğine yakınlığı ile öne çıkıyor. Üstelik akla ilk gelen diğer distopyalardaki gibi teknoloji üzerine bir öngörüsü yok, zamansız ancak söylemler günümüz dünyasında yükselen sağ popülizmin cümlelerine yakınlığı ile korku salıyor.</p>
<p><strong>Popülerleşen Distopyalar </strong></p>
<p>Yazıyı hazırlarken okuduğum “electricliterature.com”da yayınlanan “The Rise of Dystopian Fiction: From Soviet Dissidents to 70’s Paranoia to Murakami” adlı makalede yer alan edebiyatta distopyanın yükselişini gösteren tabloyu sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12709 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/grafik-1.jpg" alt="" width="652" height="367" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/grafik-1.jpg 736w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/grafik-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/grafik-1-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" /></p>
<p>Tablodan görebileceğiniz üzere, distopya 20. yüzyılda ortaya çıkan bir edebiyat ürünü. Distopyada üretimin yükseliş dönemleri ise oldukça dikkat çekici, büyük buhran, ikinci dünya savaşı, savaş sonrası atmosfer dönemlerine denk düşen yükselişleri grafiğe bakarken farkında olmalısınız. Bir de 2010 yılı sonrası grafiğin yükselen seyrini tabii&#8230; <em>Public Radio International’ın </em><a href="http://www.ttbook.org/"><em>To the Best of Our Knowledge</em></a><em> programına röportaj veren Margaret Atwood&#8217;a da 2000&#8217;lerdeki bu yükseliş soruluyor. Atwood, “</em><em>İ</em><em>nsanlar, özellikle gençler olmak üzere gelecek konusunda kendilerini tedirgin hissediyorlar. Daha fazla sosyal istikrarsızlığın olduğu bir gelecek öngörüyorlar.</em>” diyor. Yazar, iklim konusunda felaket senaryolarının ele alındığı bilimkurgu yapıtlarının çokluğunu işaret ederek bu tür kurguların insanların korktukları yerden doğduğunu belirtiyor. Bu açıdan baktığımızda dünyada yükselen sağ popülizmin insanların kaygılarını tetiklediğini düşünmek de grafiğin yükselişini bu bilgiyle değerlendirmek de mümkün oluyor. Elbette 1948&#8217;de tahayyül edilen 1984&#8217;ün 2000&#8217;lerde gerçek hale gelmesi, 1985&#8217;te yayımlanan The Handmaid&#8217;s Tale&#8217;ın Trump&#8217;ın Reagen&#8217;ı anımsatan kadın düşmanı söylemlerinin birkaç adım sonrasını görücüye çıkartması da oluşan yoğun ilgiyi açıklıyor. Yani distopyalarda felakete ayna tutan dünyalar bugünkü yaşamımızla, korktuğumuz gelecekle veya bugün dünyanın başka bir yerinde olanlarla benzeşiyor. Atwood hikayenin yıllar sonra yeniden popülerleşmesini yükselen sağ popülizme vurgu yapan şu sözlerle açıklıyor; “<em>Kitapta karakterlerin söylediği bazı cümleleri hayatta başkalarından da duyarsınız. Kitabın yayınlandığı 80&#8217;lerin ortasında, şimdikinden daha az geçerliydi bu.</em>”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12710" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/file-20190304-110123-s5je4m.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12711" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-300x157.jpg" alt="" width="300" height="157" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-300x157.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-768x402.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-1024x536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-696x365.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo-802x420.jpg 802w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/30handmaids1_xp-facebookJumbo.jpg 1050w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>Amerika&#8217;da Dizinin Kostümleri ile Halk Sokaklara Döküldü</strong></p>
<p>The Handmaid&#8217;s Tale&#8217;ı yorumlarken Suriye&#8217;deki Ezidi kadınların köleleştirilmesini anımsayan da, Suudi Arabistan&#8217;daki yasaklardan bahseden de, Trump Amerika&#8217;sındaki kürtaj yasağını eleştiren de, yakın tarihten konu açan da mevcut sosyal medyada. Dizinin yayınlanması ile eşzamanlı olarak ABD’nin farklı kentlerinde kürtajı kısıtlayan yasanın protestosunda çekilen kareler de bize izleyici/okurdaki gerçeklik eşleştirmesini ispatlıyor. Kadınlar kürtaj yasağına karşı The Handmaid’s Tale’daki damızlık kadınların kostümlerini giyerek yürüyordu. Günümüzde birçok sağcı liderin benzer yasak girişimlerini, kadın bedeni üzerinde otorite sağlamaya çalışan politikaları ve eril duruşlarını görebilmeniz mümkün. Dizi aslında Amerika&#8217;yı yeniden keşfetmiyor. Atwood&#8217;un New York Times&#8217;da yazdığı gibi “<em>Kadınların ve bebeklerin kontrol edilmesi bu gezegen üzerindeki tüm baskıcı rejimlerin özelliğidir.”</em> İktidar mücadelesinin verildiği ilk mikro alan olan beden, Atwood&#8217;un hayalini ürettiği Gilead Cumhuriyeti&#8217;nde de kontrol edilmeye çalışılıyor. Tıpkı gerçekteki gibi.</p>
<p><strong> </strong><strong>The Handmaid&#8217;s Tale Üç Farklı Tepki ile Karşılandı</strong></p>
<p>1985&#8217;te Kanada&#8217;da, 86&#8217;da Amerika ve İngiltere&#8217;de yayımlanan The Handmaid&#8217;s Tale&#8217;ın o yıllarda aldığı tepkiler ile sizlere kapı açmak istiyorum. Margaret Atwood, birçok röportajında bu örneği veriyor. Hikaye, bir iç savaş yaşamış ve bir diğerini yaşama endişesi olmayan İngiltere&#8217;de “hoş bir hikaye” olarak karşılanırken, özgürlüğün ülkesi Kanada&#8217;da “Böyle bir şey olması mümkün mü?” tepkisi almış. Amerika&#8217;da ise insanlar kitabı okuduklarında “Ne kadar zamanımız kaldı” demiş. Atwood, okurların kendisine “<em>Bu hikaye Orta Doğu ile mi ilgili</em>” diye sorduğunu söylüyor ve verdiği cevap duymak istemediğimiz gerçeği yüzümüze vuruyor. <em>“Bunlar dünyanın her yerinden örneklerin toplamı. Tek yapmamız gereken tarihte 100 yıl geriye gitmek.</em>” The Handmaid&#8217;s Tale&#8217;ın yarattığı ilginin nedeni de bu, üstelik bazı ülke vatandaşlarının tarihe dönüp bakmaya bile gereği yok ne yazık ki&#8230; Dizinin, kitabın görmek istenmeyen bazı gerçeklere ayna tuttuğu da aşikar. George Orwell&#8217;ın, 1946&#8217;da kaleme aldığı bazı satırlara burada yer vermenin uygun olduğunu düşünüyorum. Orwell, gerçeklikten kaçınmanın sonuçlarının her yerde aynı olduğunu vurguluyor. Propaganda ile insanların karşılarındaki gerçeğe karşı körleştiğini anlatıyor. Burnunuzun önündeki gerçeği görmeniz için sürekli bir mücadele içinde olmanız gerektiğini söylerken, bunun için günlük tutmayı veya önemli olayları notlamayı öneriyor. Bu mücadelenin bir parçası olarak Margaret Atwood&#8217;ın 1980&#8217;lerde Reagan politikalarından aldığı ilhamla bu notları düştüğünü ve hikayeyi kaleme aldığını hatırlamakta fayda var.</p>
<p>Distopyanın gerçekten bu kadar beslendiğini ve geçen 40 yılda kadın bedeni üzerinden geliştirilen muhafazakar politikaların daha yüksek sesle söylenebildiğini görmek sanırım izleyiciyi/okuru daha da derinden sarsıyor. Evet, Gilead diye bir yer yok. Dizide söylendiği gibi “Gilead senin içinde”, hepimizin içinde. Gilead tarihte, bugünde, ne yazık ki gelecekte&#8230; The Handmaid&#8217;s Tale, bize yolumuzda var olan büyük delikleri gösteriyor. Birkaç yanlış adım atsak içine düşebileceğimiz delikleri&#8230; Atwood&#8217;un muhteşem kaleminin baz alındığı hikayesi, aldığı onlarca ödül, mükemmel oyunculukları, kusursuz renk seçimi ve etkileyici yönetmenliği bir yana, bu nedenle bu diziyi izlemelisiniz.</p>
<p>İyi seyirler&#8230;</p>
<p>The Handmaid&#8217;s Tale her hafta Amerika&#8217;daki yayınından yalnızca 1 gün sonra, yeni bölümleri ile Blu TV&#8217;de.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/07/23/the-handmaids-tale-gilead-cumhuriyeti-hepimizin-icinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Big Little Lies&#8217;ın 2. Sezonu Yayında: Şiddetin Anatomisini İncelemek İster Misiniz?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/07/02/big-little-liesin-2-sezonu-yayinda-siddetin-anatomisini-incelemek-ister-misiniz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/07/02/big-little-liesin-2-sezonu-yayinda-siddetin-anatomisini-incelemek-ister-misiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Merve Kaboğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2019 09:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dizimania: Gizem Merve Kaboğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12526</guid>

					<description><![CDATA[Big Little Lies ikinci sezonu ile ekranlara geldi ve veda için hazırlanıyor. İlk etapta 1 sezon düşünülen, izleyici ilgisiyle ikinci sezonu yazılan dizi, bildiğiniz üzere bir roman uyarlaması. İlk sezon Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Zoë Kravitz&#8217;i başrollerde buluşturuyordu. Emmy ve Altın Küre dahil onlarca ödül alan işin, ikinci sezonunun bombası ise usta oyuncu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Big Little Lies ikinci sezonu ile ekranlara geldi ve veda için hazırlanıyor. İlk etapta 1 sezon düşünülen, izleyici ilgisiyle ikinci sezonu yazılan dizi, bildiğiniz üzere bir roman uyarlaması. İlk sezon Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Shailene Woodley, Zoë Kravitz&#8217;i başrollerde buluşturuyordu. Emmy ve Altın Küre dahil onlarca ödül alan işin, ikinci sezonunun bombası ise usta oyuncu Meryl Streep oldu. 7 bölümden oluşan ikinci sezon için 7 farklı final çekildiği ise geçtiğimiz günlerde açıklandı. Dizinin hem yapımcılarından biri hem de oyuncusu olan  Reese Witherspoon Hürriyet Gazetesi&#8217;ne verdiği röportajda tartışmalar sonucu, kendilerini izleyicinin yerine koyarak finale karar verdiklerini ve dizinin bu şekilde kurgulandığını açıkladı. Finale doğru ilerlerken, dizinin ikinci sezonuna yakın mercek tutmak istiyorum.</p>
<p>(Bu yazının odağı Perry karakteri ve onun şiddet eğilimi, ikinci sezonun tüm dinamiklerini anlatmak için maalesef yerimiz yok. Yazıyı kaleme aldığımda, 2. sezonun yayınlanan ilk 3 bölümünü izlediğimi de not düşmem gerek)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12527 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/p07cjsmr.jpg" alt="" width="588" height="331" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/p07cjsmr.jpg 624w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/p07cjsmr-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 588px) 100vw, 588px" /></p>
<p><strong>Geçmişi Tamir Edebilir Misiniz? </strong></p>
<p>Big Little Lies, ilk sezonunda bir travmanın izini sürerek izleyiciyi faile doğru yaklaştırıyordu. Sezon finalinde olayın failinin öldürülmesini gördük. İkinci sezon ise bu noktadan açıldı. Depremin ardından kalan yıkıntılar, yaşanan artçı sarsıntılar ikinci sezonun konusunu oluşturuyor. Sanki bir örümcek ağının üzerinde ilerler gibi temkinli, gergin ve dikkatli ilerliyorsunuz bölümler boyunca. Üstelik bu kez izini sürdüğünüz bir katil değil, şiddetin anatomisi. İzlerken aklınızda şu soru geziniyor, “Ne yaparsan yap, geçmişi tamir edebilir misin?”</p>
<p>Perry&#8217;nin ölümü yani failin yok oluşu şiddetin etkilerini silmiyor. Celeste hala kabuslar görüyor ve bunlardan kendini suçluyor. Jane&#8217;i izlerken anlıyorsunuz ki, bir kötülüğün bedelinin ödenmesi mağdurun yaralarını iyileştirmiyor. Kötülüğün kendisi bir yara gibi bedeninize çöreklenip kalıyor. Yapandan bağımsızlaşan, bir aile üyesi gibi evinizin odalarına yerleşen bu travma, failin benliğini aşıyor. Kişinin mevcudiyetinin ötesinde yeni bir varlık yaratıyor.</p>
<p><strong>Meryl Streep, Dizide Ataerkilliğin Vücut Bulmuş Hali</strong></p>
<p>Her karakterin bugün varoluşuna neden olan aile örüntüleri ikinci sezonda bölümler içinde önümüze seriliyor.</p>
<p>Perry&#8217;nin cinselliği bir güç alanı olarak gören ve evliliğinde şiddeti “kendince” meşrulaştığı bir alan haline getiren eğiliminin temelinin bu anne (Mary) karakterinde olduğunu görüyoruz. Zorba çocuklarla arkadaşlık ederek hayatta kalmanın yolunu bulan Mary&#8217;nin yetişkinliğinde de mükemmeliyetçi, sürekli eleştiren ve suçlayan tavırda olması şaşırtmıyor. Elbette bu annenin bir çocuk ve eş kaybının ardından oğlu Perry&#8217;e yaslanması ve ona muhtemelen kendini değersiz hissettirerek kendi güçsüz kişiliğini onarması Perry&#8217;nin de bugünkü trajedisinin kaynağı. Perry&#8217;nin sürekli aşağılandığı anne ilişkisini adeta kamufle etmek istecesine diğer kadınlarla kurduğu güç ilişkisinde iktidarı şiddetle sağlaması tesadüf değil. Bir kadına tecavüz eden, eşini yıllarca şiddetle evliliğe mahkum eden Perry, böylelikle kendi değersizlik hissini perdeliyor. Perry, tecavüz ederek Jane&#8217;in bedenini işgal ederken, Celeste&#8217;i ise kendine mahkum ederek hayatını zapturapt altına alıyor. Dizinin Celeste&#8217;in annesinin öldüğünü ve babası ile arasının kötü olduğunu öğrendiğimiz flashback sahnesinde, Perry&#8217;nin “o zaman tamamen benimsin” demesi bu nedenle anlamlı. Bu onun için bir işgal fermanı&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12528 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-1024x641.jpg" alt="" width="608" height="381" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-1024x641.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-768x481.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-696x436.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-1068x669.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-671x420.jpg 671w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto-1920x1202.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/12-big-little-lies-2-foto.jpg 1944w" sizes="auto, (max-width: 608px) 100vw, 608px" /></p>
<p>Celeste&#8217;in çocuklarının şiddet eğilimi, izlerken sizlere kötülüğün genetiğini sorgulatıyor. Şiddet kötücül bir miras gibi nesilden nesile aktarılıyor mu? Sorunun yanıtını, Meryl Streep&#8217;in canlandırdığı Mary Louise yalnızca varlığı ile veriyor. Şiddete sebep olan tek şey genetik değil, bazen fiziksel şiddet bazen ise sevgisizlik veya değersizlik oluyor. Ve evet, bazen  tohumları  önceki nesillerden atılıyor. Mary, dizide Perry&#8217;nin kötülüğünün tohumlarını atan kişi olarak konumlanıyor. O, ataerkil düzenin iskeleti olarak ekranda, bir kadın, erkek, anne veya baba olmaktan öte&#8230; O bir düzeni temsil ederek dizide bulunuyor. Big Little Lies, kadınların coğrafyadan, statüden, sınıflardan azade maruz kaldığı trajedileri anlatıyor bize.</p>
<p><strong> </strong><strong>Big Little Lies Şiddeti Meşrulaştırıyor mu?</strong></p>
<p>Dizinin ikinci sezonu hakkında yazılan birçok yoruma baktığımda, Perry&#8217;nin kötülüğünün meşrulaştırılmaya çalışıldığı eleştirisine denk geldim ve açıkçası bu kadar sığ bir okuma yapıldığı için üzüldüm. Perry dizinin kötü adamı evet. Tüm olayların fitilini ateşleyen onun şiddet eğilimi. Yalnız kötülük öyle dışarıda bir yerde “trafi canavarı” veya “şeytan” gibi var olan, ruhumuzu ele geçiren bir şey değil. Lucifer gelip kötülüğü kulağımıza fısıldamıyor. Kötülük halihazırda eşyanın tabiatında var, genetik yatkınlığın (psikiyatrik problemden bahsediyorum) yanı sıra insanoğlu kötü olmayı da öğreniyor. Perry, Mary Louise gibi bir annenin oğlu olmasaydı, kötü olacak mıydı?</p>
<p>Hayır, BLL şiddeti meşrulaştırmıyor. Şiddet uygulayanın bizden uzak bir canavar olmadığını, içimizden biri olduğunu, şiddetin bir anda ortaya çıkmadığını, sebepleri olduğunu ilan ediyor. Bu nedenle şiddeti uygulayan öldüğünde şiddetin kendisi ölmüyor, aksine şiddet kendini yeniden üretiyor. Trajedi Mary&#8217;nin babasının onu zorbalarla arkadaş etmesinden başlıyor. Mary&#8217;nin iletişimini aşağılama üzerine kurmasına ve oğlu Perry&#8217;nin şiddeti iktidar kurma aracı haline getirmesine kadar uzanıyor. Sonrasında ise Perry&#8217;nin ikiz çocukları şiddet ile iletişim kuran birer birey olarak büyüyüyor. Şiddet bir çığ gibi ilerliyor. Bu faili meşrulaştırmak mı size kalmış. Elbette fail suçlu, nedenlerini görmeden, “Perry bir canavar” demek ise BLL gibi derin anlatılar için sığ kalıyor. İkinci sezon, ilk sezonda düşüşünü gördüğümüz çığın nasıl yuvarlandığını hikaye ilerlerken alt metinde gösteriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12529 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream.jpeg" alt="" width="621" height="388" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream.jpeg 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream-300x188.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream-768x480.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream-696x435.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/meryl-streep-scream-672x420.jpeg 672w" sizes="auto, (max-width: 621px) 100vw, 621px" /></p>
<p><strong>Ufak Tefek Cinayetler, Neden Big Little Lies Olamadı?</strong></p>
<p>Biliyorsunuz, Big Little Lies ülkemizde de Ufak Tefek Cinayetler dizisine ilham veren işlerden biri. Ancak iki dizi arasındaki fark ikinci sezonu izlerken daha da belirginleşiyor. Big Little Lies&#8217;ı izlerken kadınların savaşını izliyoruz. Tek yumruk olan, haksızlığa, tecavüze, şiddete karşı birlikte savaşan kadınların hikayesine tanık oluyoruz. Öyle ki ilk sezon Perry karşısında gözünü kırpmayan karakterlerin, ikinci sezonda eril kültürün simgesi olan kadın karakter, Mary karşısında dik duruşuna şahitlik ediyoruz. Ufak Tefek Cinayetler&#8217;de izlediğimiz ise her biri yaralı kadın karakterlerin birbirinin kuyusunu kazmasına şahit olduk. Bu da bir tercih elbette, başarılı da bir iş olduğunu düşünüyorum. Ancak UTC başladığı dönem sıkça BLL ile arasında benzetme yapıldığı için belirtme ihtiyacı duyuyorum. İki dizi arasındaki fark çok net. Birinde birlikte kaf dağının arkasına uçan simurg kuşları, diğerinde akbabalar var.</p>
<p>Ataerkillik karşısında pozisyon alan kadın karakterleri konuşurken, dizi hakkında röportaj veren Meryl Streep&#8217;in “toxic masculanity” yani “zehirli erkeklik” olarak çevirebileceğimiz ve son zamanlarda hayli popülerleşen terim hakkındaki görüşünü de paylaşmak istiyorum. Streep sorunun erkeklik veya kadınlık değil, “insanlık” üzerinden ele alınması gerektiğini vurguluyor. Her ne kadar diziden bahsederken kadınlık ve erkeklik vurgusunu hikaye gereği kullanma gereği duysam da şiddet sorununun temelinde “insanlık” olduğu zaten aşikar. Zehirli olan ise sevgisizlik, değersizlik&#8230; İşte Big Little Lies ikinci sezonuyla bize bunu gösteriyor. Şiddet, ilişkileri sona götüren bir neden gibi görülse de aslında bir önceki kuşaktaki sevgisizlik, değersizlik durumunun sonucu olduğu göz önüne seriliyor. Bu dizi eminim izlerken benim gibi birçok kişinin gözlerini nemlendiriyor. Eminim, dizinin çekildiği toprakların binlerce km uzağındaki ülkemizde, binlerce kadın Big Little Lies ile aşina oldukları şiddetin, acının anatomisini inceliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/07/02/big-little-liesin-2-sezonu-yayinda-siddetin-anatomisini-incelemek-ister-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
