<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/kose/benim-oyuncularim-ali-ulvi-uyanik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Apr 2018 17:35:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Benim Oyuncularım Eylül 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/09/20/benim-oyuncularim-eylul-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/09/20/benim-oyuncularim-eylul-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 17:33:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1862</guid>

					<description><![CDATA[Barbra Streisand NUTS – ÇETİN CEVİZ Barbara olan adını ‘kendine özgü’ olması için Barbra olarak değiştiren bu çok yönlü sanatçıyı anlatmak kitap boyutlarında olacağından, şarkıcı-besteci, yapımcı –yönetmen ve oyunculuk niteliklerinden oyunculuğuna ve de “Nuts”a dikkat çekmek istiyorum. Kuşkusuz, ödülleri, özellikle de şarkıcılık ödülleri bol… Akademi Ödülleri’nde ise yapımcı olarak bir , ‘En iyi Şarkı’da iki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Barbra Streisand</strong></p>
<p><strong>NUTS – ÇETİN CEVİZ</strong></p>
<p><strong>Barbara olan adını ‘kendine özgü’ olması için Barbra olarak değiştiren bu çok yönlü sanatçıyı anlatmak kitap boyutlarında olacağından, şarkıcı-besteci, yapımcı –yönetmen ve oyunculuk niteliklerinden oyunculuğuna ve de “Nuts”a dikkat çekmek istiyorum. </strong></p>
<p><strong>Kuşkusuz, ödülleri, özellikle de şarkıcılık ödülleri bol… Akademi Ödülleri’nde ise yapımcı olarak bir , ‘En iyi Şarkı’da iki ve ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında da iki kez aday gösterilip, bunlardan ‘Şarkı’ (“A Star Is Born”dan “Evergreen” / 1976) ile ‘Kadın Oyuncu’(“Funny Girl”/1968) ödülünü birer kez kazandı ( <em>Not: ‘Kadın Oyuncu’ Oscar heykelciği o yıl iki sanatçıya verildi; diğeri , “The Lion in Winter” ile Katharine Hepburn</em>).</strong></p>
<p><strong>‘Komik kız’dan çöpçatan Dolly’e, “What’s Up, Doc?”dan “Funny Lady”e uzanan güldürü ve müzikallerle başladığı oyunculuk kariyerinde, giderek dramlara ağırlık vermeye başlayan 1942 New York doğumlu Barbra, Cumhuriyetçi politikaları eleştirmesi ve savaş karşıtlığı ile her daim aktif sanatçılardan biri oldu. 1987’de kendisi gibi muhalif, aykırı yönetmen Martin Ritt(1914-1990) ile “Nuts”da buluştu. Müşterisini öldürmekten yargılanan fahişe rolünde, geçmişinin deşildiği mahkeme sahnelerinde, ‘avukat’ Richard Dreyfuss, ‘anne’ Maureen Stapleton ve ‘üvey baba’Karl Malden ile birlikte döktürdü. Suç failinin –bazen- asıl kurban olabileceğine dair tüyleri diken diken eden bu dramı izledikten sonra iyice anladım ki, “benim oyuncum” Barbra, saç tellerinden ayak tırnaklarına, komple bir artist!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/09/20/benim-oyuncularim-eylul-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Ağustos 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/08/20/benim-oyuncularim-agustos-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/08/20/benim-oyuncularim-agustos-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 15:46:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1766</guid>

					<description><![CDATA[EMILY BLUNT / WIND CHILL Gözleri sanki uzun yılların anılarıyla yüklü… Gördüğüm en anlamlı yüzlerden biri. Aynı anda hem mizahi, hem de hüzünlü olabilen, güzel mi, yoksa sadece hoş mu karar veremediğim fakat kesinlikle büyüleyici bir genç kadın(1983 doğumlu). Farklı sosyal sınıftan iki kızın yaz arkadaşlığını konu alan “My Summer of Love”(2004) ile tanıdık onu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EMILY BLUNT / WIND CHILL</p>
<p>Gözleri sanki uzun yılların anılarıyla yüklü… Gördüğüm en anlamlı yüzlerden biri. Aynı anda hem mizahi, hem de hüzünlü olabilen, güzel mi, yoksa sadece hoş mu karar veremediğim fakat kesinlikle büyüleyici bir genç kadın(1983 doğumlu). Farklı sosyal sınıftan iki kızın yaz arkadaşlığını konu alan “My Summer of Love”(2004) ile tanıdık onu. Sıkı eğitim görmüş, sportif bir İngiliz sanatçı: Tiyatro, şan, çello…2000’de Edinburgh Tiyatro Festivali’nde sahne aldıktan sonra, sahne ve televizyon çalışmalarını sürdürdü… Tanınmasını sağlayan çıkışı ise, Meryl Streep(ve Anne Hathaway) ile karşılıklı oynadığı “The Devil Wears Prada – Şeytan Marka Giyer”deki(2006) asistan-sekreter Emily rolüyle yaptı; inanılmaz bir enerji ile karakterini giyinmesi, ona, ’yardımcı kadın oyuncu’ dalında hem BAFTA, hem de Altın Küre adaylıkları getirdi. Nitekim daha önce,”Gideon’s Daughter”(2005) adlı TV filmindeki performansıyla, aynı dalda Altın Küre kazanmıştı.</p>
<p>Öğretmen anne – avukat babanın dört çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Emily Blunt’un “benim oyuncum” olmasını sağlayan film ise, “Wind Chill -Ölümden Daha Soğuk”(2007) oldu. Korku-gerilim gibi dursa da, gözyaşlarınızla noktaladığınız bir dram olan film, bir başka genç yetenek Ashton Holmes tarafından canlandırılan, içe kapanık üniversite öğrencisinin, aynı sınıftan beğenip açılamadığı kızla tanışma planının gerçekleşmesi ile başlıyor. Kış tatili için kızın gideceği yere doğru, arabayla yola çıkarlar. Genç adam için sevdiği kızın yanında olması müthiş bir şey olsa da, ilgisinden kızın haberi yoktur tabii. Ve yoğun kar altında kestirme bir yola saptıktan sonra geçirdikleri kaza sonrası… Hayaletlerin olduğu bir ormanlık alanda… Fedakârlığın sınandığı korku dolu gece başlar. Önceleri tedirgin ve tepkili iken, bu genç adamın iyi yüreğini keşfettikçe hem cesur, hem kırılgan, hem de vicdan azabı çeken hassas bir kişilik sergileyen kıza hayat veren Emily Blunt, kusursuz performansıyla ‘filmi daha da yükseltmektedir ‘. Harikasın Emily!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/08/20/benim-oyuncularim-agustos-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Temmuz 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/07/20/benim-oyuncularim-temmuz-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/07/20/benim-oyuncularim-temmuz-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 11:08:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1665</guid>

					<description><![CDATA[MARGO MARTINDALE “PARIS, JE T’AIME” Bir sinema yazarı olarak bazen düşlerim; filmlerde oynasam nerede ve nasıl bir oyuncu olmak isterdim diye? Kesinlikle Hollywood’da, çok sayıda filmde ama büyük yönetmenlerle/ oyuncularla çalışan küçük rollerin oyuncusu olmak isterdim. Düşünün, Susan Sarandon ve Nicole Kidman’la dörder ve Meryl Streep ile üç kez oynamışsınız. Tony Scott’tan (“Days of Thunder”) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MARGO MARTINDALE</strong></p>
<p><strong>“PARIS, JE T’AIME”</strong></p>
<p>Bir sinema yazarı olarak bazen düşlerim; filmlerde oynasam nerede ve nasıl bir oyuncu olmak isterdim diye? Kesinlikle Hollywood’da, çok sayıda filmde ama büyük yönetmenlerle/ oyuncularla çalışan küçük rollerin oyuncusu olmak isterdim. Düşünün, Susan Sarandon ve Nicole Kidman’la dörder ve Meryl Streep ile üç kez oynamışsınız. Tony Scott’tan (“Days of Thunder”) Robert Benton’a(“Feast of Love”), George Miller’dan(“Lorenzo’s Oil) Clint Eastwood’a(“Million Dollar Baby”), Sydney Pollack’tan(“The Firm”) Neil Jordan’a(“In Dreams”), Taylor Hackford’dan(“Proof of Life”) Stephen Daldry’e(“The Hours”), muhteşem yönetmenlerle çalışmışsınız… Ve kariyeriniz aynen devam ediyor. Ben aynen böyle bir oyuncu olmak isterdim. Küçük rollerine derin anlamlar yüklemesini bilen Margo Martindale gibi.</p>
<p>1951, Jacksonville-Texas doğumlu Margo, sinemanın yanı sıra tiyatroda yer almış ve 2004 Tony ödüllerinde, “Kızgın Damdaki Kedi”deki performansıyla en iyi kadın oyuncu dalında aday olmuş bir sanatçı. “Benim oyuncum” Margo’nun, ülkesi dışında hayran kitlesi edinmesinde etkili olan film ise, kuşku yok ki, “Paris, Seni Seviyorum”da, Alexander Payne yönetiminde tek başına oynadığı “14eme Arrondissement” bölümü. Filmin sonunda yer alan bu bölüm, Denver’dan Paris’e kısa bir turistik gezi için gelen orta yaşlı ‘fransızca öğrencisi’ kadının, bu canlı ve o oranda yalnızlık hüznüne sahip kentte dolaşırken, kendi dünyasını, yaşama bağlılığını, mutluluk – mutsuzluk kavramlarını, umudu, bir başınalığı, ölümü sorgulaması üzerine kurulu. Margo’nun, kendine özgü bir kırılganlık ve zariflikle oynadığı Carol karakteri unutulmazlar arasına girmiştir. Harikasın Margo Martindale!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/07/20/benim-oyuncularim-temmuz-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Haziran 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/06/19/benim-oyuncularim-haziran-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/06/19/benim-oyuncularim-haziran-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 16:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1536</guid>

					<description><![CDATA[MARCIA GAY HARDEN THE MIST 20 yaşında, ünlü yönetmen Edward Dmytryk imzalı bir kısa filmde oynadı… Yedi yıl sonra ise doludizgin sinema ve televizyon dünyasına girdi… Değişik rollerin oyuncusu oldu. Örneğin, Coen Kardeşler’in “Miller’s Crossing”(1990) adlı suç hikâyesinde ‘femme fatale’di… Son yıllarda ise anneleri, ancak farklı farklı anneleri oynamaya başladı: TV filmi “Felicity: An American [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MARCIA GAY HARDEN</strong></p>
<p><strong>THE MIST</strong></p>
<p>20 yaşında, ünlü yönetmen Edward Dmytryk imzalı bir kısa filmde oynadı… Yedi yıl sonra ise doludizgin sinema ve televizyon dünyasına girdi… Değişik rollerin oyuncusu oldu. Örneğin, Coen Kardeşler’in “Miller’s Crossing”(1990) adlı suç hikâyesinde ‘femme fatale’di… Son yıllarda ise anneleri, ancak farklı farklı anneleri oynamaya başladı: TV filmi “Felicity: An American Girl Adventure”da(2005), iç savaş yıllarının müşfik annesini canlandırdı mesela… Yine aynı yıl “American Gun- Amerikan Silahı”nda oğullarından biri şiddete bulaşmış anneyi, “The Invisible – Görünmez”de ise, oğlu kaybolan sorunlu anneyi(2007) oynadı… Clint Eastwood’la çalışanlardan: “Mystic River – Gizemli Nehir”de(2003), kocası cinayet şüphelisi eş rolüyle Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar ödülüne aday gösterildi. Kazanamadı ama zaten bu ödülü, üç yıl önce, soyut dışavurumcu ressam Jackson Pollock’un ressam karısı Lee Krasner karakterini yorumladığı “Pollock”daki performansıyla almıştı.</p>
<p>Mütevazı, asil, hoş bir kadın Marcia… İlk sahne deneyimlerini asker babasının görev yaptığı Yunanistan’da yaşadı; sonra ülkesine dönerek oyunculuk kariyerine devam etti. Kendisi gibi sanatçı (sanat bölümü)olan eşinden olan bir kızı ve ikizi, şimdilik üç çocuğu ile rollerindeki anaç yanını gerçek yaşamda da taçlandırmış “benim oyuncum”: Güçlü, etkili.</p>
<p>Stephen King’den Frank Darabont’un uyarladığı ve korkunç olanın, süpermarkete sıkışmış kasaba halkına saldıran değişinime uğramış hayvanlar değil, insanın doğrudan doğruya kendisi olduğunu anlatan “The Mist – Öldüren Sis”te, bağnaz orta yaşlı kadını öyle bir yansıttı ki perdeden, hem kızdım ona ve hem de üzüldüm, acıdım. Bayan Carmody rolüyle, filme katkısı derin ve anlamlıydı…Seni seviyorum Marcia!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/06/19/benim-oyuncularim-haziran-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Mayıs 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/05/19/benim-oyuncularim-mayis-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/05/19/benim-oyuncularim-mayis-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 11:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1441</guid>

					<description><![CDATA[JULIANNE MOORE “THE HOURS” Onu nasıl anlatmalı ki? Kuzey Carolina’dan New York’a çıkagelen bir eğitimli oyuncu… Tiyatro, televizyon ve nihayet sinema! Çok yaman bir sinema kariyeri: En büyük yönetmenlerle, her tür rol. O melankolik, o dişi, o seksi, o anne, o zorlu, sert, cesur, ayrıksı, hüzün yüklü, mazlum, talihsiz… O kadın! Meydan okuyan bir sanatçı! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>JULIANNE MOORE</strong></p>
<p><strong>“THE HOURS” </strong></p>
<p><strong>Onu nasıl anlatmalı ki? Kuzey Carolina’dan New York’a çıkagelen bir eğitimli oyuncu… Tiyatro, televizyon ve nihayet sinema! Çok yaman bir sinema kariyeri: En büyük yönetmenlerle, her tür rol. O melankolik, o dişi, o seksi, o anne, o zorlu, sert, cesur, ayrıksı, hüzün yüklü, mazlum, talihsiz… O kadın! Meydan okuyan bir sanatçı!</strong></p>
<p><strong>Karakterini öyle bir giyiniyor ki, sizi ele geçirip, sarıp sarmalıyor, perdede gözünüz diğerlerinden çok onu takılıyor. Kuşkusuz, onunla çalışmak da zor; karşısında oynayanları ezip geçme tehlikesi var. </strong></p>
<p><strong>İkisi yardımcı olmak üzere, dört kez kadın oyuncu dalında Oscar’a aday oldu. “Saatler- The Hours”, yardımcı dalda aday olduklarından. Şu sıralar “The Reader – Okuyucu” ile yüreğimizi kanatan Stephen Daldry’nin filmi, Virginia Woolf’un “Mrs. Dalloway” adlı eserinin birbirine bağladığı üç farklı dönemdeki üç kadını anlatırken, yaşam – ölüm ilişkisine dair ‘şaşırtıcı derinlikler’e iniyordu… </strong></p>
<p><strong>Julianne Moore ise, 1951 yılında, Los Angeles’da, ikinci çocuğuna gebe bir annenin ruhsal açmazlarını, nüansları yakalayarak canlandırıyordu. Diğer ikisini Nicole Kidman (Virginia Woolf) ve Meryl Streep’in (Clarissa Vaughan) oynadığı “The Hours” kadınları içindeki en zor roldü kuşkusuz. Bu filmde, ona bir kez daha âşık oldum… “Benim oyuncum”a, bakışlarıyla yüreğime dokunan Julianne Moore’a.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/05/19/benim-oyuncularim-mayis-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Nisan 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/04/19/benim-oyuncularim-nisan-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/04/19/benim-oyuncularim-nisan-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 06:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1341</guid>

					<description><![CDATA[CLORIS LEACHMAN HIGH ANXIETY Canlandıramayacağı herhangi bir kadın şahsiyet ya da hayat veremeyeceği bir karakterin olduğunu sanmıyorum! Bahsettiğim oyuncu, 1926 Iowa doğumlu, 20 yaşında Miss Chicago seçilen, Northwestern Üniversitesi Drama Bölümü’nde eğitim almış Cloris Leachman. 21 yaşından bu yana tiyatro, televizyon ve sinemanın en çok tercih edilenlerinden. Yardımcı rollerin ilahesi; gerçek bir emektar: Geçen yıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CLORIS LEACHMAN</strong></p>
<p><strong>HIGH ANXIETY</strong></p>
<p><strong>Canlandıramayacağı herhangi bir kadın şahsiyet ya da hayat veremeyeceği bir karakterin olduğunu sanmıyorum! Bahsettiğim oyuncu, 1926 Iowa doğumlu, 20 yaşında Miss Chicago seçilen, Northwestern Üniversitesi Drama Bölümü’nde eğitim almış Cloris Leachman. 21 yaşından bu yana tiyatro, televizyon ve sinemanın en çok tercih edilenlerinden. Yardımcı rollerin ilahesi; gerçek bir emektar: Geçen yıl “The Women”de, evin hazırcevap emektarı rolünde izledik onu. Bu yıl ise, 83 yaşında, üç filmde daha yer aldı. IMDb’de sadece oyuncu olarak kayıtlı çalışması, 230! Bu kadar iş arasında, çok yönlü sanatçı George Englund ile 25 yıl süren mutlu bir evliliğe ve tümü sinemayı deneyecek olan biri kız, beş çocuğa sahip oldu. Ve tabii, acılar yaşadı: Kocası ve erkek çocuklarından biri yaşamını yitirdi!</strong></p>
<p><strong>Peter Bogdanovich filmi “The Last Picture Show” (1971) ile Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar ödülünü kazandı. Benim ilk sıramdaki rolü ise, Mel Brooks’un enfes Hitchcock filmleri parodisi “High Anxiety – Yükseklik Korkusu”ndaki (1977), erkek partnerine mazoşist yöntemler uygulayan sadist ve Nazist görünümlü hemşire Diesel! Karşıtlıklardan doğan gerçek güldürünün çok olanaklı ama bir o kadar da zor rollerinden biri Diesel’i, “benim oyuncum” Cloris’den defalarca izledim. </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/04/19/benim-oyuncularim-nisan-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BENİM OYUNCULARIM Mart 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/03/18/benim-oyuncularim-mart-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/03/18/benim-oyuncularim-mart-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 18:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1247</guid>

					<description><![CDATA[FERNANDA MONTENEGRO CENTRAL DO BRASIL    Asıl adı, Arlette Pinheiro Esteves da Silva. O, 80 yaşında bir dev, Brezilya tiyatro dünyasının ‘first lady’si; çok yönlü bir sanatçı. Ünlü ‘soap opera’lardan sonra (sabun köpüğü diziler) 1965’den başlayarak çalıştığı sinemada, bizlerin de onu keşfettiği (ama ne keşfetmek!) “Central do Brasil – Merkez İstasyonu”(1998) ile En İyi Kadın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>FERNANDA MONTENEGRO</strong></p>
<p><strong>CENTRAL DO BRASIL</strong></p>
<p><strong>   Asıl adı,</strong><strong> Arlette Pinheiro Esteves da Silva. O, 80 yaşında bir dev, Brezilya tiyatro dünyasının ‘first lady’si; çok yönlü bir sanatçı. Ünlü ‘soap opera’lardan sonra (sabun köpüğü diziler) 1965’den başlayarak çalıştığı sinemada, bizlerin de onu keşfettiği (ama ne keşfetmek!) “Central do Brasil – Merkez İstasyonu”(1998) ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adayı oldu.</strong></p>
<p><strong>   Sinemanın en anlamlı yüzlerinden ve bakışlarından biri O’na ait; daha sonra izlediğimiz filmlerinden de anladık ki, hangi rolü oynarsa oynasın ele geçiremeyeceği seyirci yok!</strong></p>
<p><strong>   “Benim Oyuncum” Fernanda Montenegro, ‘ölüm onları ayırana dek’, tam 54 yıl, oyuncu / yönetmen Fernando Torres ile aynı yastığa baş koydu. Aynı adı taşıdığı ünlü oyuncu Fernanda Torres’in ve yönetmen –senarist – yapımcı Claudio Torres’in annesi. </strong></p>
<p><strong>   “Merkez İstasyonu”nda, okuryazar olmayanlara istasyonda mektup yazarak geçinmeye çalışan ve sonra paralarını aldığı halde o mektupları postalamayan, tüm sevgilerini yüreğinin derinliklerine gömerek adeta taşlaşmış emekli öğretmen Dora’yı canlandırır. Hayatın ona kötü davranışlarından adeta intikam almaktadır. O küçük erkek çocuğuna rastlayana kadar… Annesi otobüsün altında can verir; Dora çocuğu kandırarak organ mafyasına satar. Ama… Gece uyuyamaz, vicdanı rahatsız eder. Ertesi sabah kaçırır onu ve ikisi, bu gururlu / inatçı küçüğün babasını aramak üzere yollara düşer. Hem Brezilya’nın, hem de kendi yüreğinin içlerine bir yolculuktur bu. Kalbinin sevgi ile yeniden tanışarak ısınacağı… </strong></p>
<p><strong>   “Central do Brasil”in, Walter Salles yönetiminde sinemanın en güzel filmlerinden biri olmasındaki en büyük pay, dünyanın en ‘güzel’ oyuncularından biri olan ‘Muhteşem Fernanda’ya aittir. </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/03/18/benim-oyuncularim-mart-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benim Oyuncularım Şubat 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/02/18/benim-oyuncularim-subat-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/02/18/benim-oyuncularim-subat-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 17:58:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1203</guid>

					<description><![CDATA[ELIZABETH TAYLOR FİLM: “NIGHT WATCH” / 1973 27 Şubat’ta 77 yaşını tamamlayacak olan bu ‘menekşe gözlü’ efsane hakkında yazılıp çizilmeyen, söylenmeyen ne kaldı ki? “BUtterfield 8” ( 1960 ) ve “Who’s Afraid of Virginia Woolf?”(1966) ile En İyi Kadın Oyuncu dalında kazandığı iki Oscar… Londra’da doğup sanat yaşamına on yaşında ABD’de başlaması ve tüm büyük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ELIZABETH TAYLOR</strong></p>
<p><strong>FİLM: “NIGHT WATCH” / 1973</strong></p>
<p>27 Şubat’ta 77 yaşını tamamlayacak olan bu ‘menekşe gözlü’ efsane hakkında yazılıp çizilmeyen, söylenmeyen ne kaldı ki? “BUtterfield 8” ( 1960 ) ve “Who’s Afraid of Virginia Woolf?”(1966) ile En İyi Kadın Oyuncu dalında kazandığı iki Oscar… Londra’da doğup sanat yaşamına on yaşında ABD’de başlaması ve tüm büyük stüdyolarla, ağırlıklı olarak da MGM ile çalışması… Tarihin en pahalı filmlerinden olmasına karşın Twentieth Century Fox Productions, Ltd. şirketini batma noktasına getiren “Cleopatra”da (1963), bir daha hiçbir kadın oyuncuya nasip olamayacak, dijital teknolojinin olmadığı bir üstün yapımın içinde yer alması… İkisi ‘hayatının aşkı’ Richard Burton olmak üzere yaptığı 8 evlilik… Nadide mücevherleri… Ölümlerden döndüğü hastalıkları… O, ‘yıldız’ denilen kavramın yaşayan en büyük temsilcilerinden biri kuşkusuz. Benim için tekrar tekrar izlemekten zevk aldığım büyük bir oyuncu; “benim oyuncum”! Onlarca filmi içinden az bilinen birini seçtim: ‘Korku’ ile arası olmamasına rağmen, yine de, yetmiş civarındaki çalışmasında korku türünü içeren iki filmde yer almış.</p>
<p>“Night Watch” bir oyun uyarlamasıdır: Zengin dul Ellen Wheeler, sık sık, karşıdaki büyük metruk evde cesetler gördüğünü iddia ederek polisleri çağırtmakta ve her defasında hiçbir şeye rastlanamamaktadır. Polis şefinin bu çılgın kadını ciddiye almadığı nokta, aslında ‘tava geldiği’ noktadır. Bayan Wheeler, katıksız, soğukkanlı bir katile dönüştüğü finalde, yakını iki kişiyi o evde hunharca öldürdüğünde(tabii ki bir nedeni var) planı da başarıya ulaşır; tekrar ihbar ettiğinde karakol telefonu suratına kapanır! Brian G. Hutton, belki de Taylor’ın çalıştığı en iddiasız yönetmendir; fakat onu gerçek bir cani yapmayı başarır. Öldürürken yüzünün nasıl bir hal aldığını unutmam olası değildir!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/02/18/benim-oyuncularim-subat-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benim Oyuncularım Ocak 2009</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2009/01/18/benim-oyuncularim-ocak-2009/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2009/01/18/benim-oyuncularim-ocak-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 10:33:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=1093</guid>

					<description><![CDATA[Benim Oyuncularım: GENA ROWLANDS Gloria (1980)    Biraz sonra ailesiyle birlikte katledilecek mafya muhasebecisi, altı yaşındaki oğlunu ve önemli bilgiler içeren defteri, apartman komşusu olan gangster eskisi Gloria’ya teslim eder… Bu işlerden ‘emekli’ Gloria, yaşı geçkin halde bu işe bulaşmak istemese de, New York cangılında, bu inatçı küçüğü ‘eski dostlar’ından canı pahasına koruyacak, önemlisi, yaşamında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Benim Oyuncularım: GENA ROWLANDS</strong></p>
<p><strong>Gloria (1980)</strong></p>
<p><strong>   Biraz sonra ailesiyle birlikte katledilecek mafya muhasebecisi, altı yaşındaki oğlunu ve önemli bilgiler içeren defteri, apartman komşusu olan gangster eskisi Gloria’ya teslim eder… Bu işlerden ‘emekli’ Gloria, yaşı geçkin halde bu işe bulaşmak istemese de, New York cangılında, bu inatçı küçüğü ‘eski dostlar’ından canı pahasına koruyacak, önemlisi, yaşamında belki de ilk kez yüreğinin derinliklerinden çıkagelen anaç duygulara direnemeyecektir (Bill Conti’nin nefis müziği eşliğinde)… Tam 35 yıl, bağımsız sinemanın ve doğaçlama oyunculuk tekniğinin mimarlarından John Cassavetes’le (1929 – 1989) aynı yastığa baş koyan ve ona, tümü sinema dünyasında yer alan üç çocuk veren ‘benim oyuncum’ Gena Rowlands, sinemanın en kalıcı/etkili kadın karakterlerinden birine, “Gloria” ile imza atmıştır. Öyle bir imza ki, aradan geçen bunca yıl ve tüm taklitlerine karşın, hala dimdik ayaktadır! Aynen, küçük Porto Rikolu ile metroda karşılaştığı gangsterlere kafa tuttuğu gibi. </strong></p>
<p><strong>   1930 doğumlu Rowlands, “Gloria” ve bir ev kadınının evlilik ile günlük yaşam biteviyeliği altında ezilişini oynadığı “A Woman Under the Influence”daki(1974) performanslarıyla(her iki filmi de kocası yönetmiştir), kadın oyuncu dalında iki kez Oscar adayı olmuştur; halen de çalışmaktadır: Son olarak kızının yönettiği “Broken English – Aşkın İngilizcesi”nde izlediğimizi anımsatalım.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2009/01/18/benim-oyuncularim-ocak-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benim Oyuncularım Aralık 2008</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2008/12/18/benim-oyuncularim-aralik-2008/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2008/12/18/benim-oyuncularim-aralik-2008/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ali ulvi uyanik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2008 08:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Benim Oyuncularım: Ali Ulvi Uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=992</guid>

					<description><![CDATA[Mia Farrow Film: See No Evil /Korkunun İçinde (1971) Zayıf, kemikli, gösterişsiz bir kız… Ona dikkatle bakarsınız farklı bir havası var ama: Henüz 21 yaşındayken, kendisinden tam 30 yaş küçük Frank Sinatra’ya tutulup evlenmesinden midir nedir, tekâmül sürecinde epey yol almış gibi. Yönetmen baba ve ‘Tarzan kızı’ bir oyuncu annenin yetenekleri fazlasıyla toplanmış üzerinde. Siz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mia Farrow </strong></p>
<p><strong>Film: See No Evil /Korkunun İçinde (1971)</strong></p>
<p>Zayıf, kemikli, gösterişsiz bir kız… Ona dikkatle bakarsınız farklı bir havası var ama: Henüz 21 yaşındayken, kendisinden tam 30 yaş küçük Frank Sinatra’ya tutulup evlenmesinden midir nedir, tekâmül sürecinde epey yol almış gibi. Yönetmen baba ve ‘Tarzan kızı’ bir oyuncu annenin yetenekleri fazlasıyla toplanmış üzerinde. Siz Mia Frrow’u “Rosemary’s Baby”(1968) ve uzun yıllar birlikte yaşayacağı dünyanın en önemli entelektüellerinden Woody Allen filmlerinden tanıdınız belki. Ben, henüz on bir yaşında bir çocukken götürüldüğüm “See No Evil” ile tanıdım önce. Çocuk kalbim o filmdeki Farrow’u hiç unutmadı. Uzun yıllar sonra DVD teknolojisi sayesinde daha bir dikkatli izlediğimde, sinemanın en etkili performanslarından birini sergilediğine iyice kanaat getirdim.</p>
<p>Kör kız, İngiltere kırsalındaki büyük evde, amcasını, yengesini, kuzenini katleden seri katilin ve cesetlerin varlığından habersiz at gezintisinden döner. Yönetmen Richard Fleischer, Farrow’a iki bölümde yüklenmiştir: Önce cesetlerin arasında günlük rutin işleri yapar; sonra cesetleri fark eder ve bilekliğini düşürdüğü için eve geri dönen katille baş başa kalır; o katilin farkındadır, katil ise onun farkında değildir. Yazılması, oynanması, çekilmesi ve inandırıcılığının sağlanması oldukça güç bu iki bölümde ‘benim oyuncum’ Mia Farrow ‘döktürür’!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2008/12/18/benim-oyuncularim-aralik-2008/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
