<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekstralar &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/ekstralar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 15:38:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 21 yaşında: Kestik baştan çekiyoruz!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 16:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26384</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF), 1-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yıl 21’incisi düzenlenecek olan festival, 14 ülkeden toplam 73 filmi, her zamanki gibi sponsorsuz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl 21’inci kez 1-10 Mayıs tarihleri arasında 54 yerli ve 17 yabancı filmi İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşturacak.</p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF), 1-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yıl 21’incisi düzenlenecek olan festival, 14 ülkeden toplam 73 filmi, her zamanki gibi sponsorsuz, yarışmasız ve ücretsiz olarak seyirciyle buluşturacak. Festival, dünyanın dört bir yanından başvurulan 490 film arasından seçilen 54 yerli ve 17 yabancı filmi seyircilerle buluşturacak.</p>
<p><strong>3 şehir 34 salon</strong></p>
<p>Film gösterimleri İstanbul’da Avrupa yakasında Beyoğlu Sineması, Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit Etkinlik Salonu, Yücel Kültür Merkezi ile Anadolu yakasında Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi, Barış Manço Kültür Merkezi ve TAK-Tasarım Atölyesi Kadıköy’de düzenlenecek.</p>
<p>Ankara’daki gösterim mekanları Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Mülkiyeliler Birliği, Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi, Kült Kavaklıdere Sineması, Batıkent Halkevi, Dikmen Halkevi, Mor Patika Kadın Derneği, ODTÜ Fizik Bölümü U2 Amfisi, ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri olarak belirlendi.</p>
<p>İzmir’de ise Fransız Kültür Merkezi, Türkan Saylan Kültür Merkezi, Tarık Akan Gençlik Merkezi, İzmir Halkevi, Karşıyaka Halkevi, Sanathane, Menderes Kültür ve Yaşam Derneği, İzmir Mimarlık Merkezi, Altındağ Kültür Merkezi, APİKAM, Art Venue İzmir (AVI), Bornova Gençlik Merkezi, Çağdaş Özürlüler Derneği, İnönü Kültür Merkezi, Karantina Meydanı, Pir Sultan Kültür Merkezi, Uğur Mumcu Gençlik Tiyatrosu gösterimlere ev sahipliği yapacak.</p>
<p><strong>Açılış geceleri 2 Mayıs’ta</strong></p>
<p>Festivalin İstanbul açılış filmi, Hüseyin Karabey’in “Kuzeyden Gelen Adam” filmi olacak. Açılış gecesi, 2 Mayıs Cuma saat 19.30’da Atlas Sineması’nda yapılacak. Gecenin sunuculuğunu Tilbe Saran üstlenecek. Açılış gecesinin özel konukları olacak.</p>
<p>Kadir İnanır’a teşekkür ve onur plaketinin verileceği gecede her yıl olduğu gibi bir set emekçisi de sahneye davet edilecek. Bu yılın set emekçisi Gökhan Özgül.</p>
<p><strong>Ankara ve İzmir’de festival yürüyüşü</strong></p>
<p>Ankara’da 2 Mayıs günü festival yürüyüşü saat 17.30’da Kuğulu Park’ta, İzmir’de 2 Mayıs günü saat 18.30’da Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde başlayacak.</p>
<p>Festivalin Ankara’daki açılış filmi Merhaba Ankara: Büyük Öğretmen Yürüyüşü. Belgesel filminin yönetmeni Nur Tuğçe Biga da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın üye ve yöneticileri ile birlikte 2 Mayıs’ta saat 18.00’de Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecek açılış gecesine katılacak. Gecenin sunuculuğunu Yezda Kaçar üstlenecek. Nomadika ezgileriyle sahnede olacak.</p>
<p>Festivalin İzmir açılış filmi de Mert Güncüer’in Bir Sürgünün Not Defteri: Misina filmi olacak. Açılış gecesi, 2 Mayıs Cuma saat 19.30’da İzmir Mimarlık Merkezi’nde yapılacak. Seyirciler 19.00&#8217;da sanatçı İlker Kılıçer&#8217;in Pantomim Gösterisi, fuayede düzenlenen 21. yıl Afiş Sergisi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Trio ile karşılanacak. Gecede direnişleri devam eden Digel Tekstil, Temel Conta ve Katı Atık Enerji İşçilerinin sesine kulak verilecek.</p>
<p><strong>İstanbul’da dolu dolu program</strong></p>
<p>Bu yıl festivalde usta yönetmen Pelin Esmer’in retrospektifi yer alacak. 11’e 10 Kala, Gözetleme Kulesi, Oyun ve yönetmenin Shakespeare’i Çanakkaleli kadınlarla buluşturan Kraliçe Lear belgeseli. 8 Mayıs Cuma günü TAK’ta yapılacak Kraliçe Lear ve Gözetleme Kulesi gösterimleri olacak.</p>
<ul>
<li><strong>Erişilebilirlik</strong></li>
</ul>
<p>10 Mayıs’ta saat 14.00’te Engellenen Bireyler için Erişilebilir Sinema başlıklı panel ve forum, Erişilebilirlik İçin Her Şey’den Serim Berke Yarar ve Seben Ayşe Dayı Yarar katılımıyla düzenlenecek.</p>
<ul>
<li><strong>Hakan Tosun</strong></li>
</ul>
<p>10 Mayıs’ta saat 16.45’te Hakan Tosun’un Kamerası Hâlâ Kayıtta: Kent Hakkı ve Ekoloji Mücadeleleri başlıklı forum Aynalı Geçit Etkinlik Salonu’nda İmre Azem, Ceyhan Çılğın, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Fuat Yücel Filizler, T. Gül Köksal ve Hakan Tosun’un ailesinin katılımıyla düzenlenecek.</p>
<ul>
<li><strong>Film rotası</strong></li>
</ul>
<p>3 Mayıs’ta saat 15.00’te “Beyoğlu Film Rotası: İşçi Hikâyelerinin İzinde Mekânlar” başlıklı etkinlikte rota boyunca; Dönersen Islık Çal, Duvara Karşı, Yusuf ile Kenan, Beyoğlu’nun Arka Yakası, Arkadaş, Muhsin Bey gibi unutulmaz filmlerin izi sürülecek.</p>
<p><strong>Yabancı yönetmenler Türkiye’de</strong></p>
<p>Festivalin bu yılki seçkisinde, emeğin ve hak mücadelesinin izini süren uluslararası isimler de izleyiciyle buluşuyor. &#8216;Rüzgâra Karşı&#8217; filminin yönetmeni Felix Chou, &#8216;Petra Kelly: Derhal Harekete Geçin!&#8217; belgeselinin yönetmeni Doris Metz ve &#8216;Tek Çekimde Emek&#8217; projesinin yürütücüsü Antje Ehmann, festival süresince gerçekleştirilecek gösterimlerde bizzat yer alarak izleyicilerle bir araya gelecek. İstanbul’da Felix Chou, Doris Metz ve Antje Ehmann, açılış gecesinde de konuklar arasında yerlerini alacaklar.</p>
<p><strong>Ankara’da her gün paneller, söyleşiler</strong></p>
<p>3 Mayıs’ta Ulus Atatürk Heykeli önünde saat 12.30’da bir araya gelenler O’Film Route ekibi ile birlikte Ankara Filmleri Gezisine katılacak.</p>
<p>3 Mayıs günü saat 15.00’te ÇSM Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda Dünya Basın Özgürlüğü Günü Söyleşisi düzenlenecek. Etkinliğin konukları Aslı Alpar, Gökçer Tahincioğlu, Ali Ergin Demirhan.</p>
<p>3 Mayıs günü saat 19.30’da Kült Kavaklıdere’de Efendi Sinemanın Toksik Yalnızlığı başlıklı etkinlik Konu Bi Şey ekibiyle düzenlenecek.</p>
<p>5 Mayıs’ta saat 19.00’da ÇSM Gülten Akın Konferans Salonu’nda Yaratıcı Drama Yöntemi ile Film Atölyesi etkinliği Studio Fam ekibi ile düzenlenecek.</p>
<p>5 Mayıs günü saat 19.00’da ÇSM Sabahattin Ali Konferans Salonu’nda Hakan Tosun anısına belgesel gösterimi ve Sibel Tekin ile söyleşi olacak.</p>
<p>4 ve 7 Mayıs günlerinde saat 19.00’da Anatolia Kültür Merkezi’nde senaryo yazımı ve kurgu atölyeleri düzenlenecek.</p>
<p><strong>İzmir’de de her gün paneller, söyleşiler</strong></p>
<p>3 Mayıs&#8217;ta Türkan Saylan Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Emek Mücadelesinde Sınırları Aşmak&#8221;, Art Venue İzmir&#8217;de (AVI) Mert Güncüer katılımıyla &#8220;Genç Yönetmenlerle Sinemada Dayanışma&#8221;,</p>
<p>4 Mayıs&#8217;ta Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde 16.00&#8217;da &#8220;Sinemada Yapay Zeka&#8221; ve 19.20&#8217;de BELLEKVARİ: KuirFest&#8217;in Sözlü Tarihi film gösteriminin ardından &#8220;Kesilmemiş Sahneler: Festivaller, Sansür ve Bağımsız Sinema&#8221;, Bornova Gençlik Merkezi&#8217;nde Yönetmenlerle &#8220;Türkiye&#8217;de Kısa Film Çekmek &#8211; 1&#8221;,</p>
<p>5 Mayıs&#8217;ta Fransız Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Barış Akademisyenleri ve &#8216;Gitmek'&#8221;, Tarık Akan Gençlik Merkezi&#8217;nde Yönetmenlerle &#8220;Türkiye&#8217;de Kısa Film Çekmek &#8211; 2&#8221;,</p>
<p>6 Mayıs&#8217;ta Art Venue İzmir&#8217;de (AVI) &#8220;Mekan &#8211; Sınıf -Hafıza &#8211; 1&#8221;,</p>
<p>7 Mayıs&#8217;ta Karşıyaka Halkevi&#8217;nde Yitik Ev filminin gösteriminin ardından yönetmen Yağmur Canpolat ile söyleşi,</p>
<p>8 Mayıs&#8217;ta Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi&#8217;nde (APİKAM) &#8220;Mekan &#8211; Sınıf -Hafıza &#8211; 2&#8221;, Bornova Çağdaş Özürlüler Derneği&#8217;nde &#8220;Erişilebilir Sinema&#8221;,</p>
<p>9 Mayıs&#8217;ta Türkan Saylan Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;İklim Adaleti ve Ekoloji Mücadelesi&#8221; konulu söyleşi düzenlenecek.</p>
<p><strong>Seçkide neler var?</strong></p>
<p>Seçkide bu yıl Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşacak tam 24 film var. Türkiye’den Bir İstiklal Hikayesi (Mustafa Çiftci), İzmir’de Bir Afro-Türk: Yalçın Yanık (Faruk Uysal), Köpek Maması (Fadime Eser), Merhaba Ankara: Büyük Öğretmen Yürüyüşü (Nur Tuğçe Biga) ve Yaş 29-30 (Berkant Bilgi) bu bölümde öne çıkan yapımlar arasında. Uluslararası seçkide ise 17 yabancı film, farklı coğrafyalardan gelerek Türkiye prömiyerlerini festivalimizde yapıyor.</p>
<p>Uzun metraj kurmaca filmlere baktığımızda; Hasan Tolga Pulat’ın Parçalı Yıllar filmi 1975’teki Amerikan ambargosu sonrası sanat ile geçim mücadelesi arasına sıkışan bir hayatı anlatırken, Belkıs Bayrak’ın Gülizar filmi uğradığı tacizin ardından giderek daralan çevresinde var olmaya çalışan bir kadının hikâyesine odaklanıyor. Fransa’dan Mohikan (Frédéric Farrucci), toprağını korumaya çalışan bir çiftçinin mücadelesini ekrana taşırken; Clara (Sabin Dorohoi) ise Almanya’da çalışmak için geride bıraktığı hayatla yüzleşen Romanyalı genç bir kadının annelikle kurduğu zor ilişkiyi anlatıyor.</p>
<p>Kurmaca kısa filmler bu yıl programın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Seçkide yer alan Garan, Kudret, Gece Mesaisi, Mutlu Ayaklar, Uyku Kapında, Prosedür, Yokuş, Balerin, Bizim Olan Her Şey ve Yaş 29-30 gibi filmler; gündelik hayatın sıkışmışlıklarını, çalışma koşullarını, toplumsal baskıyı ve bireysel çıkış arayışlarını farklı tonlarda ele alıyor.</p>
<p>Belgesel seçkisi ise emek, hafıza, kimlik, göç ve direniş ekseninde güçlü bir hat kuruyor. Mert Güncüer’in Bir Sürgünün Not Defteri: Misina’sı Fuat Saka’nın yaşamı üzerinden bir sürgün ve müzik yolculuğu sunarken; Rıza Oylum’un Yerli Yurtsuz belgeseli aidiyet meselelerine odaklanıyor. Bingöl Elmas, Yeni Han ile Aksaray’daki göçmen hayatlarını görünür kılıyor; Barış Altı ise Berona filminde Karadenizli emekçi kadınların deneyimlerini perdeye taşıyor.</p>
<p>Medya ve toplumsal hafıza üzerine odaklanan yapımlar da unutulmadı. Biz Radyoyu Çok Sevdik, kadın radyocuların gözünden radyoyu bir mücadele alanı olarak ele alırken; Roman Gibi, Sertel’lerin hikayesi üzerinden basın ve demokrasi tarihine bakıyor. Büşra Bozdemir ise Bir Kolektifin İzinden belgeseliyle kentsel dönüşümle kaybolan bir sanat mekânının izini sürüyor.</p>
<p>Güncel tanıklıklar da belgesellerde karşımıza çıkıyor: Kader Çetintaş’ın Karakuş’lar belgeseli deprem sonrası Adıyaman’da kadın dayanışmasını, İlkay Nişancı’nın Yavaş Ölüm ekolojik yıkımı, Asya Leman ve Sumru Kesik’in BELLEKVARİ: KuirFest’in Sözlü Tarihi ise queer bir festivalin hafızasını anlatıyor. Kısa belgeseller arasında yer alan YİBO (Şükran Demir, Özgür Ünal), Mavi, Devrim ve VHS Kasetler (Serdar Kökçeoğlu) ve Tanıştığıma Memnun Oldum (Güneş Kazdal, Jehan Barbur) ise hafıza, arşiv ve kişisel anlatılar üzerinden farklı kapılar açıyor.</p>
<p>Sinemanın politik gücünü hatırlatan filmler arasında ise ekofeminist bir figürü anlatan Petra Kelly: Derhal Harekete Geçin! ve usta yönetmen Ken Loach’un dünyasına bakan belgesel Ken Loach: Eylemcilik Sanatı dikkat çekiyor. Deneysel seçkide ise Tuğba Yaşar’ın Taşın Rengi bizi mekan, geçmiş ve hatıra üzerine düşünmeye davet ediyor.</p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, bu yıl da Institut Français de Turquie ile işbirliğini sürdürüyor. Bu işbirliği kapsamında Fransa’dan iki film programa dahil edildi: Mohikan (Frédéric Farrucci) ve Robot T-0 (Giulio Callegari).</p>
<p><strong>Festivalin katalogu ve program ayrıntıları önümüzdeki günlerde seyircisiyle paylaşılacak</strong></p>
<p>Festival İstanbul, Ankara ve İzmir etaplarının ardından, 2026 yılı sonuna kadar Türkiye’nin birçok ilinde ve noktasında düzenlenecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/23/uluslararasi-isci-filmleri-festivali-21-yasinda-kestik-bastan-cekiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Festivaldeki filmler çıkış ve anlam arıyor, taşınıyor, geriye dönüp bakıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26378</guid>

					<description><![CDATA[45. İstanbul Film Festivali’ni de geride bıraktık, kendi adıma yine filmlerin dünyasına sığındım. Ülke gündemi malum her yerden sıkıştırmaya devam ediyor… Festival bu sene Altın Lale Yarışması ve Yeni Bakışlar bölümünde yarışmalara yer verdi. Yeni bakışlar ilk ve ikinci filmlerini çeken Türk yönetmenlerin filmlerinden oluşurken Altın Lale yerli ve yabancı yönetmenlerin filmlerine yer vermişti. Yerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>45. İstanbul Film Festivali’ni de geride bıraktık, kendi adıma yine filmlerin dünyasına sığındım. Ülke gündemi malum her yerden sıkıştırmaya devam ediyor…</p>
<p>Festival bu sene Altın Lale Yarışması ve Yeni Bakışlar bölümünde yarışmalara yer verdi. Yeni bakışlar ilk ve ikinci filmlerini çeken Türk yönetmenlerin filmlerinden oluşurken Altın Lale yerli ve yabancı yönetmenlerin filmlerine yer vermişti. Yerli filmler konusunda bu sene ortalama bir seneydi, zaten yerden yere vuran bir dil kullanmayı sevmiyorum, yapıcı bir eleştiriyle kısaca filmlerden bahsedeceğim…</p>
<p>Kemal Burak Alper’in Altın Lale’de En İyi Erkek oyuncu ödülü kazandığı Ölü Köpekler Isırmaz, başarılı kısa filmlerinden tanıdığımız Nuri Cihan Özdoğan’ın ilk uzun metrajı. Özdoğan Ölü Köpekler Isırmaz&#8217;da ülkeyi çöplüğe dönüştüren zihniyete karşı, küçük hayatları, idealleri, korkularıyla baş başa iki gencin yitip giden hayatlarına gerçekçi bir bakış atıyor. Atmosfer duygusunu çok güçlü, karanlık kuran yönetmen, çöpü bile ideolojik zeminde paylaşamayan çakalları anlatıyor. Film bilindik zeminde ilerlese de özellikle de atmosfer kurgusuyla özgün bir havaya sahip.</p>
<p>Ali Vatansever’in festivalden ödülsüz dönen filmi Bir Arada Yalnız, hasta oğulları için hayatı kolaylaştırmaya çalışan, aslında kendilerinin büyük bir değişime ihtiyacı olan üç kişilik bir aileyi anlatıyor. İzzet’in sanal dünyada hastalıktan uzak hayatı filmin çoğu yerine nüfuz ediyor. Gerçek ve sanal çatışması yaşanıyor, filmin akışında, anlatımında problem yok ama hikaye sanal dünyayı bir kaçış dünyasına dönüştürerek hem kolaycı bir yol deniyor hem de günümüz dünyasında bir çıkış yolu yaratmaya çalışıyor ama çok da etkili olduğu söylenemez.</p>
<p>Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi Karanlıkta Islak Çalanlar, İnci Sefa Cingöz’e En iyi Kadın Oyuncu ödülü getirdi. Bu filmde de çıkış bulmaya çalışan sorunlu bir genç kız, kendi derdine düşen bir anne ve aslında kızının dertlerini gören ve hayatın akışı konusunda daha geride durmayı seven bir baba görüyoruz. Film zaman zaman gerçeküstü, absürt atmosferiyle çıkış yaratmaya çalışıyor, zaman zaman da ailenin içindeki sevimli çatışmalarla. Müfit Kayacan’ın oyunculuğunu seviyorum, burada da yönetmen o enerjiden yararlanmayı başarmış. Bu filmde de oyun dünyası ve onun çatışmalı noktası gerçek hayat var, film tüm bu kişisel kıvrımlarda yolunu bulmayı deniyor, ilk film için hiç fena değil!</p>
<p>Banu Sıvacı ikinci filmi Günyüzü’nde köyde kalan ve köyde dönen iki kardeş üzerinden bir hikaye kurmaya çalışıyor. Bu filmde de obruklar var, sinemasal gücü tartışılmaz bu obrukların, saklama yok etme hali de. Kardeşini öldürdüğüne inandığı Bekir’in peşine düşen Suna, kedisinin ortadan kaybolmasını çok da sorgulamıyor gibi duruyor, yani bu kayıp söze dökülmüyor çok. Kardeşinin ölümünden sonra terk ettiği kasabaya gelen Suna yıllar sonra kardeşinin kayboluşunu haklı bir şekilde sorgulamaya çalışıyor… Bir kaçışın izini, sorgusunu yıllar sonra aramaya, hatta bulmaya gelmiş bir kadının hikayesi biraz tekrarlı bir anlatımla son buluyor. Farklı hikayeler anlatma zamanıdır artık demek istiyorum, bu kalan ve gelen çatışması pek de bir yere varmıyor artık!</p>
<p>Yeşim Ustaoğlu’nun Kuru Taşın Başı belgeselini sevdim. Yusufeli barajının yapımı nedeniyle Kuru Taşın Başına yerleştirilen insanları anlatıyor. Bu tarz yerinden yurdundan edilme, toprağından koparılma hikayelerinin etkisi büyük. Yıllarca Hasankeyf dedik ama engel olamadık, Yusufeli de aynı şekilde sulara teslim. Aşağıda sular altında kalmış yaşamlarına bakıyorlar bir illüzyon gibi, sadece evleri var, hayatları sular altında. Konu yeni değil ama görüntüler etkili ve üzücü. Bir kuru taşın üstünde oturup kalmak… Belgesel olarak kurmacalar içinde pek şansı olmadığına inandığım film festivalden eli boş döndü.</p>
<p>Yeni Bakışlar bölümündeki yerli filmlere de değinmek istiyorum… Melik Kuru imzalı İsimsiz Eserler Mezarlığı festivalden en iyi sanat yönetimi ve en iyi müzik ödülleriyle ayrıldı. İdealist olmanın sınırlarını sorgulayan hikaye, İstanbul’un sanata bakış açısını da hiciv dolu dramatik bir üslupla ortaya koyuyor. Film siyah beyaz, sınırsız ve rahat bir biçimde akıyor. İnsan bazen eseriyle değil tepkisiyle ünlü olur düsturunun peşinde…</p>
<p>Elif Eda imzalı Süt Çiftliği festivalden ödülsüz dönenlerden. Bir çocuğun yaşadığı kayıp duygusu ve yas sürecini özdeşlik kurduğu ve annesinden ayrı tutulan bir buzağı üzerinden kuruyor. Tabii bir de savaş yüzünden kimsesiz kalan bir çocuk var. Büyüklerin endüstriyel algısına çocuksu ama dirençli bir başkaldırı var filmde. Tekrarlı anlatımlar ve hikayenin yetmediği noktalar dışında duygu olarak yakalanmış bir ilk film diyebilirim.</p>
<p>Salih Singin’in Hızır 7Gün belgeseli özlem duyduğumuz ama uzak durduğumuz doğal hayatı acı ve tatlı yanlarıyla karşımıza getiriyor. Ayancık’ın bir köyü üzerinden girişilen organize kötülükleri anlatıyor. Yeşilin kalbini çalan madenler, denizdeki balığı bitiren usulsüz avlanmalar ve buna rağmen doğanın kalbinde kalmayı seçen bir avuç insan. Çok işlenen, karşımıza çokça çıkan konular ama tekrarlanmasında fayda görüyorum. Yine özlemle doldu için, yeşile maviye uzandı elim.</p>
<p>Bağlar, Kökler ve Tutkular filminin yönetmeni Sunay Terzioğlu Film Yön jürisinden en iyi yönetmen ödülü kazandı.  Antalya&#8217;da izleyemediğim için İstanbul&#8217;a kaldı. Üç farklı etnik kökene ait karakterlerin peşinde bir çeşit kesişim hikayesi kuruyor, her hikaye bir kısa film tadında bir mağduriyetin peşinde aktüel tatta yüksek tempolu bir filme dönüşüyor. Filmi izlerken bazı şeyleri abartılı olarak gösterdiğinizi düşünüyorsunuz yönetmenin, hatta uyumsuzluk yarattığını ama gerçekçi ve doğal kurgusuyla işin özünü yakalamaya başarmış diyebilirim.</p>
<p>Evrim Çervatoğlu Keçi 501 festivalden en iyi görüntü yönetimi ödülüyle ayrıldı. Karadeniz’in muhteşem coğrafyasının filme çok şey kattığı aşikar. Cengiz’in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz’in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi olarak Cengiz’i seçiyor ve o bütünsellik içinde belgeseli bitiriyor.</p>
<p>Alican Durbaş Lo-Fi filmiyle deneysel bir algı yaratıyor. Bir kısa film kafasıyla çektiği filmde taşınma duygusunun yeni mi eski mi olduğu konusunda bir karmaşa yaratıyor. Açıkçası ışık oyunları, Emre ve Defne arasında yaşanan zamansal kopukluk filme farklı bir hava katıyor gibi dursa da filmin anlatımı bir yere varmıyor.</p>
<p>Sinan Yabgu Ünal The Annesi Ninja’da Avşa Adası’nda turlayan iki sevgilinin bir yere varmayan ilişki sarmalını anlatıyor. İkili arabanın içinde geçen sahneler uzasın diye bir türlü eve varamıyor, oyunculuklar muhtemelen serbest bırakıldığı için özellikle Kerim’i oynayan oyuncu bocalıyor. Film Melis’in başına gelenlerin sonunda nasıl sonuçlanacağını tahmin edebiliyor. Keşke vaat ettiği gerilimi yaşatabilseydi bizlere ama biraz ada turu olmuş maalesef bu film.</p>
<p>Ve Sultana. Erdi Işık’ın yazdığı, Ali Kemal Güven’in yönettiği film, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminden ilham almaya çalışmış, kadın dayanışmasına omuz vermeye çalışmış gibi dursa da, dansçı kızların etrafa serf ettikleri beylik lafların altında kalıyor. Ve kadınların mücadelesi de erkeklerin onları tercih etme isteğinde. Meral ve Anna arasındaki rekabet ne ara kaş göz yarmaya geldi onu da anlamadık. Sürekli direkte dans eden kızlar ve onları kafalarıyla onaylayan erkekler. Sitcom havasında istiklal caddesinde dolanan kamera ve her kadına bir hikaye yazma sevdasına yenilmiş bir senaryo. Tuba Büyüküstün güzel bir kadın ama hangi role girerse girsin duygusu geçmiyor maalesef.</p>
<p>Altın Lale’yi kazanan <em>Memory of Princess Mumbi / Prenses Mumbi</em> biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil, ama filmin teknolojinin yasaklanmış bir Afrika devletinde geçiyor olması, bir geleneğe sahip çıkması ama bunu yaparken fazlasıyla yapay zeka kullanması sinemanın geleceği konusunda açılan kapıları gösteriyor. Tabii yönetmen yeşil ekran, kompozisyon gibi eski yöntemleri de kullanıyor ve bunların birleşiminden değişik bir mimari yaratıyor. Sanırım jüriyi etkileyen de bu harmanın yarattığı üstünlük oluyor.</p>
<p>Altın Lale jürisi ayrıca György Pálfi’nin yönettiği <em>Tavuk </em>filmine mansiyon verdi. Tavuğun dünyasına öyle keyifle göz atıyoruz ki, yumurtasına, aşkına, özgürlük ve hayatına sahip çıkan bir tavuk filmi izliyoruz. Filmde efekt yok, tavuğun performansı, tavuk koçları ve iyi bir yönetim var, bu da takdire şayan.</p>
<p>Festivalde iki yıldır ‘Nerdesin Aşkım’ bölümü yok, o yüzden ödül almaya çıkanlar özellikle bu bölümün adını söyleyerek anmaya çalıştılar. Festival yapmanın eski keyfi kalmadığı aşikar, her şeyin belli bir denetim mekanizmasına tabii tutulduğu, maddi olarak kısıtlandığı bu süreçte bir festivali daha bitirdik… Önümüzdeki festivallerde buluşmak dileğiyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/festivaldeki-filmler-cikis-ve-anlam-ariyor-tasiniyor-geriye-donup-bakiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>45. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 06:52:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[45. İstanbul Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[N Kolay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26372</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, The Marmara Taksim’de yapılan ödül töreniyle sona erdi. Festivalde kısa ve uzun metrajlı toplam 39 film yarıştı. 9-19 Nisan tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un iki yakasındaki yedi salonda dünya sinemasının en iyi örnekleriyle buluşturan, usta yönetmenlerin son filmlerini, yeni keşifler, kült yapımlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, The Marmara Taksim’de yapılan ödül töreniyle sona erdi. Festivalde kısa ve uzun metrajlı toplam 39 film yarıştı.</strong></p>
<p><strong>9-19 Nisan </strong>tarihleri arasında sinemaseverleri İstanbul’un iki yakasındaki yedi salonda dünya sinemasının en iyi örnekleriyle buluşturan, usta yönetmenlerin son filmlerini, yeni keşifler, kült yapımlar ve söyleşileri harmanlayan <strong>45. İstanbul Film Festivali</strong>, <strong>19 Nisan Pazar</strong> akşamı <strong>The Marmara Taksim</strong>’de düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. <strong>Onur Özaydın</strong>’ın sunuculuğunu üstlendiği törende ödüller sahiplerini buldu.</p>
<h3><strong><u>Altın Lale Yarışması</u></strong></h3>
<p><strong>Altın Lale Yarışması</strong>’nda bu yıl yerli ve yabancı <strong>15 film</strong> yarıştı. Yönetmen <strong>David Mackenzie</strong>’nin başkanlığını yürüttüğü Altın Lale Yarışması jürisinde Berlin EFM Direktörü <strong>Tanja Meissner, </strong>oyuncu <strong>Ekin Koç, </strong>akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı Tunç </strong>ve yapımcı <strong>Rodrigo Areias </strong>yer aldı.</p>
<p><strong>Altın Lale</strong>’yi bu yıl,<strong> Damien Hauser</strong>’in yönettiği <strong><em>Memory of Princess Mumbi / Prenses Mumbi</em> </strong>kazandı. Ödülü jüri başkanı<em>, </em>yönetmen<strong> David Mackenzie </strong>açıkladı. Altın Lale Ödülü, Şakir Eczacıbaşı anısına <strong>Eczacıbaşı Topluluğu</strong> tarafından 30.000 avro tutarında para ödülüyle destekleniyor.</p>
<p><strong>Jüri Özel Ö</strong><strong>dülü</strong>, Bi Gan’ın yönettiği <strong><em>Resurrection / Diriliş</em></strong> adlı filme verildi. Ödülü, yapımcı <strong>Rodrigo Areias</strong> açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen Ödülü</strong>’nü, <strong><em>Ma frère / Summer Beats / Yaz Kampı </em></strong>filmiyle <strong>Lise Akoka </strong>ile <strong>Romane Gueret</strong> kazandı. Ödülü kazanan yönetmenleri, Berlin EFM Direktörü <strong>Tanja Meissner </strong>açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Senaryo Ödülü</strong>’nü <strong><em>Rose </em></strong>ile <strong>Markus Schleinzer </strong>ile <strong>Alexander Brom</strong> kazandı. Kazananı, akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı </strong><strong>Tunç </strong>açıkladı.</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü <strong><em>Karanlıkta Islık Çalanlar</em> </strong>filmindeki rolüyle <strong>İnci Sefa Cingöz</strong> kazandı. Ödülü, akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı Tunç </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>&#8216;nü<strong> <em>Ölü Köpekler Isırmaz</em></strong> filmindeki rolüyle <strong>Kemal Burak Alper </strong>kazandı. Ödülü oyuncu <strong>Ekin Koç </strong>takdim etti.</p>
<p>Altın Lale jürisi ayrıca György Pálfi’nin yönettiği <strong><em>Tavuk </em></strong>filmine mansiyon verdi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26374 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1024x683.jpg" alt="" width="638" height="425" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_21-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></p>
<h3><strong><u>Kısa Film Yarışması</u></strong></h3>
<p><strong>İstanbul Film Festivali</strong>’nin kısa film yapımını özendirmek, bu alandaki gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri festival izleyicisiyle buluşturmak amacıyla başlattığı ulusal nitelikli <strong>Kısa Film Yarışması</strong>’nda bu yıl <strong>11 film</strong> yer aldı. Filmleri değerlendiren jüride yönetmen <strong>Gizem Kızıl, </strong>oyuncu <strong>Meriç Aral </strong>ve yönetmen <strong>Levent Türkan </strong>yer aldı.</p>
<p><strong>En İyi Kısa Film Ödülü</strong>’nü <strong>Dalya Keleş</strong>’in yönettiği <strong><em>Yerçekimi</em> </strong>kazandı. Bu ödül, <strong>Anadolu Efes</strong> tarafından 200.000 TL para ödülü ile destekleniyor.</p>
<p>Jüri, ayrıca <strong>Berna Sitera Değirmen’</strong>in yönettiği <strong><em>Aşk ve Diğerleri</em></strong>’ni mansiyona layık gördü.</p>
<h3><strong><u>Yeni Bakışlar</u></strong></h3>
<p>Bu yıl, <strong>Seyfi Teoman Ödülü</strong>’ne 13 ilk veya ikinci yerli film aday oldu. En iyi filme verilen ödül, genç yaşta kaybettiğimiz yapımcı ve yönetmen Seyfi Teoman’ın adını yaşatmak amacıyla veriliyor.</p>
<p>Jüride yönetmen <strong>Mehmet Akif Büyükatalay, </strong>oyuncu <strong>Murat Kılıç, </strong>görüntü yönetmeni <strong>Meryem Yavuz, </strong>yapımcı <strong>Soner Alper </strong>ve Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi <strong>Meltem Naz Salduz</strong> yer aldı.</p>
<p><strong>Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü</strong>’nü <strong>Morteza Atabaki</strong>’nin yönettiği <strong><em>32 Metre </em></strong>kazandı. Ödülü jüri üyesi <strong>Meryem Yavuz</strong> takdim etti. Bu ödül, Anadolu Efes tarafından 800.000 TL tutarında para ödülüyle destekleniyor.</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong><strong> Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Ziya Demirel &amp; Yusuf Tan Demirel </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Meryem Yavuz </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü</strong>,<strong> <em>Keçi501 </em></strong>filmiyle <strong>Reşat Okan Candemir</strong>’e verildi. Ödülü <strong>Mehmet Akif Büyükatalay </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Kurgu Ödülü</strong>, <strong><em>32 Metre </em></strong>filmiyle<strong> Morteza Atabaki</strong>’ye verildi. Ödülü jüri üyesi<strong> Meltem Naz Salduz </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Sanat Yönetimi Ödülü</strong>’nü, <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmiyle <strong>Elif Öner </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Soner Alper </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Müzik Ödülü</strong>&#8216;nü, <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmiyle <strong>Efe Demiral</strong> kazandı. Ödülü <strong>Meltem Naz Salduz </strong>takdim etti.</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Esra Dermancıoğlu </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Mehmet Akif Büyükatalay </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>Annem Hakkında </em></strong>filmiyle <strong>Burak Dakak </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Soner Alper </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Çağdaş Ekin Şişman </strong>kazandı. Ödül, jüri üyesi <strong>Murat Kılıç </strong>tarafından takdim edildi.</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü</strong>’nü, <strong><em>En Güzel Cenaze Şarkıları </em></strong>filmiyle <strong>Özer Keçeci </strong>kazandı. Ödülü kazanan, jüri üyesi <strong>Murat Kılıç </strong>tarafından açıklandı.</p>
<h3><strong><u>Bağımsız Ödüller</u></strong></h3>
<p>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu <strong>FIPRESCI </strong>ve Türkiye’den üç farklı meslek kuruluşu <strong>(Film-Yön, BSB ve SİYAD)</strong> festivaldeki filmleri bağımsız jürileriyle değerlendirdi.</p>
<p><strong>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu </strong>FIPRESCI jürisinde sinema yazarları<strong> Selim Eyüboğlu, Mohamed Nabil Abdelhakim </strong>ve <strong>Nada Azhari Gillon </strong>yer aldı. Jüri, Altın Lale Yarışması’ndaki filmleri değerlendirdi. Altın Lale Yarışması’nda<strong> Mark Jenkin</strong>’in yönettiği <strong><em>Rose of Nevada, </em>FIPRESCI Ödülü</strong>’ne layık görüldü.</p>
<p><strong>Film Yönetmenleri Derneği </strong>Film-Yön jürisinde yönetmenler <strong>Hüseyin Karabey, Hatice Aşkın </strong>ve<strong> Çiğdem Sezgin</strong> yer aldı. Film-Yön jürisi, <strong>En İyi Yönetmen Ödülü</strong>’nü, yakın zamanda kaybettiğimiz usta yönetmen <strong>Osman Sınav </strong>anısına, <strong><em>Bağlar, Kökler ve Tutkular</em> </strong>filmiyle<strong> Sunay Terzioğlu</strong>’na takdim etti.</p>
<p><strong>Belgesel Sinemacılar Birliği </strong>BSB jürisinde belgesel sinemacılar <strong>Ersan Ocak, Esin Özalp Öztürk </strong>ve<strong> Ozan Turgut </strong>yer aldı. Resmi seçkide yer alan belgeselleri değerlendiren BSB jürisi, <strong>Volkan Üce</strong>’nin yönettiği <strong><em>2m<sup>2</sup></em> </strong>filmini ödüllendirdi.</p>
<p><strong>Sinema Yazarları Derneği </strong>SİYAD jürisinde sinema yazarları <strong>Fırat Ataç, Necla Algan </strong>ve <strong>Kerem Bumin</strong> yer aldı. SİYAD jürisi, En İyi Film Ödülü’nü <strong>Melik Kuru</strong>’nun yönettiği <strong><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı </em></strong>filmine takdim etti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26375 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1024x683.jpg" alt="" width="644" height="429" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-2048x1366.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_SalihUstundag_20260419_18-1920x1281.jpg 1920w" sizes="(max-width: 644px) 100vw, 644px" /></p>
<ol start="45">
<li><strong>İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ÖDÜLLERİ</strong></li>
</ol>
<p><strong>9–19 Nisan 2026</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>ALTIN LALE YARIŞMASI</strong></p>
<p><strong>GOLDEN TULIP COMPETITION</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: David Mackenzie (başkan | president), Tanja Meissner, Ekin Koç, Prof. Dr. Aslı Tunç, Rodrigo Areias</p>
<p><strong>Altın Lale En İyi Film<br />
</strong><strong>Golden Tulip Best Film</strong></p>
<p><strong> </strong>Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 30.000 avro tutarında para ödülüyle desteklenmektedir. Bu ödül, seçilen filmin yapımcısına verilir.</p>
<p>Supported with a monetary prize of 30,000 Euros given by Eczacıbaşı Group. This award is given to the producer of the selected film.</p>
<p><strong>Prenses Mumbi / Memory of Princess Mumbi </strong></p>
<p>Yön Dir: Damien Hauser</p>
<p>(Kenya, İsviçre, Suudi Arabistan | Kenya, Switzerland, Saudi Arabia)</p>
<p>Yapımcılar Producers: Damien Hauser, Kaleem Aftab, Shandra Apondi</p>
<p><strong>Jüri Özel Ödülü</strong></p>
<p><strong>Special Jury Prize</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Diriliş / Resurrection</strong></p>
<p>Yön Dir: Bi Gan</p>
<p>(Çin, Fransa, ABD | China, France, USA)</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen</strong></p>
<p><strong>Best Director</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Lise Akoka &amp; Romane Gueret</strong></p>
<p>Yaz Kampı / Ma frère / Summer Beats</p>
<p>(Fransa | France)</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong></p>
<p><strong>Best Screenplay</strong></p>
<p><strong>Markus Schleinzer &amp; Alexander Brom</strong></p>
<p>Rose</p>
<p>(Avusturya, Almanya | Austria, Germany)</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26376 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1024x683.jpg" alt="" width="662" height="441" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/45.IFF_OdulToreni_TheMarmaraTaksim_MeteKaanOzdilek_20260419_42-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 662px) 100vw, 662px" /></p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actress</strong></p>
<p><strong>İnci Sefa Cingöz</strong></p>
<p>Karanlıkta Islık Çalanlar / Those Who Whistle After Dark</p>
<p>(Türkiye, Bulgaristan, Almanya | Türkiye, Bulgaria, Germany)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actor      </strong></p>
<p><strong>Kemal Burak Alper</strong></p>
<p>Ölü Köpekler Isırmaz / Dead Dogs Don’t Bite</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>Mansiyon</strong></p>
<p><strong>Special Mention          </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Tavuk / Kota / Hen</strong></p>
<p>Yön Dir: György Pálfi</p>
<p>(Almanya, Yunanistan, Macaristan | Germany, Greece, Hungary)</p>
<p><strong>KISA FİLM YARIŞMASI</strong></p>
<p><strong>SHORT FILM COMPETITION</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: Gizem Kızıl, Meriç Aral, Levent Türkan</p>
<p><strong>En İyi Kısa Film </strong></p>
<p><strong>Best Short Film</strong></p>
<p>Filmin yönetmenine Anadolu Efes tarafından 200.000 TL para ödülü verilir.</p>
<p>The director of the winning film is presented with 200.000 TL supported by Anadolu Efes.</p>
<p><strong>Yerçekimi / Gravity</strong></p>
<p>Yön Dir: Dalya Keleş</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Sinemanın büyülü gerçekçiliği içerisinde bir büyüme hikâyesini cesur bir dille anlattığı için…</p>
<p>For telling a coming-of-age story within the magical realism of cinema through a courageous narrative voice.</p>
<p><strong>Mansiyon</strong></p>
<p><strong>Special Mention</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Aşk ve Diğerleri / Love and the Others</strong></p>
<p>Yön Dir: Berna Sitera Değirmen</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Özgürlüklerin gitgide daraldığı günümüz dünyasında aşkın özgürleştirici gücünü naif bir dille bize tekrar hatırlattığı için…</p>
<p>For employing a naive voice to remind us of love&#8217;s capacity to set us free in a world where liberties are steadily shrinking…</p>
<p><strong>YENİ BAKIŞLAR</strong></p>
<p><strong>NEW VISIONS</strong></p>
<p><strong> </strong>Jüri Üyeleri Members of the Jury: Mehmet Akif Büyükatalay, Murat Kılıç, Meryem Yavuz, Soner Alper, Meltem Naz Salduz</p>
<p><strong>Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü</strong></p>
<p><strong>Seyfi Teoman Best Film Prize</strong></p>
<p><strong> </strong>Seçilen filme Anadolu Efes tarafından 800.000 TL tutarında para ödülü verilir, bu ödül seçilen filmin yönetmenine 1/2 yapımcılarına 1/2 pay olacak şekilde bölüştürülür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>This award is supported with a monetary prize of 800,000 TL supported by Anadolu Efes. The prize is divided among the producers and the director.</p>
<p><strong>32 Metre / 32 Meters</strong></p>
<p>Yön Dir: Morteza Atabaki</p>
<p>(Türkiye, Katar, İran | Türkiye, Qatar, Iran)</p>
<p><strong>En İyi Senaryo</strong></p>
<p><strong>Best Screenplay</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Ziya Demirel &amp; Yusuf Tan Demirel </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Görüntü</strong></p>
<p><strong>Best Cinematography</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Reşat Okan Candemir </strong></p>
<p>Keçi501 / Goat501</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Kurgu</strong></p>
<p><strong>Best Editing</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Morteza Atabaki </strong></p>
<p>32 Metre / 32 Meters</p>
<p>(Türkiye, Katar, İran | Türkiye, Qatar, Iran)</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actress</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Esra Dermancıoğlu</strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Actor</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Burak Dakak </strong></p>
<p>Annem Hakkında / About My Mom</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Supporting Actress</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Çağdaş Ekin Şişman </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu</strong></p>
<p><strong>Best Supporting Actor</strong></p>
<p><strong>Özer Keçeci </strong></p>
<p>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Sanat Yönetimi</strong></p>
<p><strong>Best Art Direction</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Elif Öner</strong></p>
<p>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>En İyi Özgün Müzik</strong></p>
<p><strong>Best Original Music</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Efe Demiral </strong></p>
<p>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</p>
<p><strong><u>BAĞIMSIZ ÖDÜLLER</u></strong></p>
<p><strong><u>INDEPENDENT PRIZES</u></strong></p>
<p><strong>FİLM-YÖN ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>FİLM-YÖN PRIZE</strong></p>
<p>Film Yönetmenleri Derneği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Directors Association of Türkiye: Hüseyin Karabey, Hatice Aşkın, Çiğdem Sezgin</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen (Osman Sınav anısına)</strong></p>
<p><strong>Best Director (in memory of Osman Sınav)</strong></p>
<p><strong>Sunay Terzioğlu</strong></p>
<p>Bağlar, Kökler ve Tutkular / Bonds, Roots and Passions</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p><strong>BSB ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>BSB PRIZE</strong></p>
<p>Belgesel Sinemacılar Birliği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Association of Documentary Filmmakers in Türkiye: Ersan Ocak, Esin Özalp Öztürk, Ozan Turgut</p>
<p><strong>En İyi Belgesel</strong></p>
<p><strong>Best Documentary      </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>2m2</strong></p>
<p>Yön Dir: Volkan Üce</p>
<p>Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) olarak göçmenlik deneyiminin en nihai ve varoluşsal sorularından birini –aidiyet ve son mekân meselesini– gurbette ölüm üzerinden güçlü bir sinematografik dille görünür kıldığı için 2m² belgeselini oybirliğiyle ödüllendiriyoruz.</p>
<p>As the Documentary Filmmakers Association (BSB), we award the documentary 2m² by unanimous vote, for making one of the most ultimate and existential questions of the immigrant experience —the issue of belonging and the final place of rest— visible through a powerful cinematographic language centred on death in a foreign land.</p>
<p><strong>FIPRESCI ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>FIPRESCI PRIZE</strong></p>
<p>Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu Jüri Üyeleri Members of the Jury of the International Federation of Film Critics: Selim Eyüboğlu, Mohamed Nabil Abdelhakim, Nada Azhari Gillon</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>En İyi Film – Altın Lale Yarışması</strong></p>
<p><strong>Best Film – Golden Tulip Competition           </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Rose of Nevada</strong></p>
<p>Yön Dir: Mark Jenkin</p>
<p>(İngiltere | UK)</p>
<p>Bu ödülü, güçlü oyunculukları ve etkileyici anlatımıyla öne çıkan bir filme veriyoruz. Başlangıçta bir hayalet hikâyesi ya da bilim kurgu gibi görünen film, zamanla geçmişe uzanan olağanüstü bir yolculuğa dönüşüyor; bir zamanlar canlı ve hareketli olan, ancak zaman içinde topluluk ruhunu kaybeden bir kasabayı yeniden ziyaret ediyor.</p>
<p>For its excellent performance and storytelling, which begins as a ghost story or a science fiction tale. The film then unfolds into an extraordinary journey into the past, revisiting a town that once thrived before losing its community spirit.</p>
<p><strong>SİYAD ÖDÜLÜ</strong></p>
<p><strong>SİYAD PRIZE</strong></p>
<p>Sinema Yazarları Derneği Jüri Üyeleri Members of the Jury of the Film Critics Association: Fırat Ataç, Necla Algan, Kerem Bumin</p>
<p><strong>En İyi Film</strong></p>
<p><strong>Best Film</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces</strong></p>
<p>Yön Dir: Melik Kuru</p>
<p>(Türkiye)</p>
<p>Ödülümüz bir ilk filme. Gençler ve genç sanatçılar sistemin hükmedici baskısı altında yaşamı ve sanatlarını savunuyorlar. Siyah-beyazın fotografik ve anlatımsal büyüsünü bize yeniden hatırlatan görsel gücü, içeriği ve sağlam olay örgüsü nedeniyle…</p>
<p>Our award goes to a debut film. Today, youth and young artists defend life and their art under the dominant pressure of the system. For its visual power that reminds us once again of the photographic and narrative magic of black and white, its content, and its solid plot…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/20/45-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali başlıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26369</guid>

					<description><![CDATA[İzmir, 24–29 Nisan 2026 tarihleri arasında sinemanın güçlü kadın anlatılarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali, bu yıl “Vicdanın Kadrajında” temasıyla gerçekleşecek. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen festival, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle gerçekleştiriliyor. Özel Sağlık Hastanesi, Bortar Group, Kaya Prestige Hotel ve Balçova [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">İzmir, 24–29 Nisan 2026 tarihleri arasında sinemanın güçlü kadın anlatılarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen İzmir 9. Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali, bu yıl <strong>“Vicdanın Kadrajında”</strong> temasıyla gerçekleşecek. Kadın Yönetmenler Derneği tarafından düzenlenen festival, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı desteğiyle gerçekleştiriliyor. Özel Sağlık Hastanesi, Bortar Group, Kaya Prestige Hotel ve Balçova Belediyesi de festivale katkı sağlayan kurumlar arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dünyanın dört bir yanından yoğun ilgi gören festivale bu yıl <strong>88 ülkeden toplam 675 film başvurusu</strong> yapıldı. Bu başvurular arasından seçilen yapımlar; uzun metraj, belgesel, kısa film, animasyon ve deneysel kategorilerde izleyiciyle buluşacak. Festival programı, bu yıl ilk kez gerçekleştirilen <strong>“Feminist Bakış Açısı”</strong> bölümüyle daha da genişliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Festival Direktörü Gülten Taranç, uluslararası görünürlüğün her geçen yıl arttığını vurgulayarak şunları söylüyor:<br />
“Dünyanın farklı coğrafyalardan gelen başvurular ve kurduğumuz uluslararası iş birlikleri festivalimizin etkisini büyütüyor. Ancak tüm bu görünürlüğe rağmen bu yıl festivali şimdiye kadarki en düşük destekle gerçekleştiriyoruz. Bu durum, bağımsız kültür üretiminin kırılganlığını bir kez daha hatırlatırken dayanışmanın gücünü de ortaya koyuyor.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ULUSLARARASI KONUKLAR İZMİR’DE</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival, bu yıl da önemli uluslararası sinemacıları İzmir’de ağırlıyor. Fransa’dan ödüllü yönetmen Houda Benyamina’nın yanı sıra Almanya’dan yönetmen Irene von Alberti, Almanya’dan belgesel sinemacı Sarah Anna Gross, İtalya’dan yönetmen ve yapımcı Antonio Palumbo Terzo, Sırbistan’dan yönetmen ve Balkan Film Directing Festival direktörü Darja Bajić ve Orta Asya’dan sinemacı Farzaniya Galikhanova festival kapsamında jüri üyelikleri, gösterimler ve ustalık sınıflarıyla izleyiciyle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan <em>Divines</em> filminin yönetmeni Houda Benyamina, festival kapsamında bir ustalık sınıfı ile İzmirli sinemaseverlerle buluşacak. Geçtiğimiz yıl festivalde En İyi Belgesel ödülünü kazanan Sarah Anna Gross da festival programı kapsamında bir ustalık sınıfı gerçekleştirecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ÖNE ÇIKAN GÖSTERİMLER</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Programda öne çıkan yapımlar arasında:<br />
<em>No Vacancy</em> (Kanada)<br />
<em>An Afternoon With Niki-Revekka</em> (Yunanistan)<br />
<em>Emraa Min Ward</em> (Umman)<br />
<em>Enough Enough</em> (Avusturya/Sırbistan/Karadağ)<br />
<em>Lykke Post Partum</em> (İsveç) yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca <strong>“Carved By The Wind”</strong> filminin özel gösterimi kapsamında oyuncu Mahmoud Nasr da festivalde izleyiciyle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>ZENGİN PROGRAM: GÖSTERİMLER VE ATÖLYELER</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival, altı gün boyunca İzmir’in farklı kültür merkezlerinde gerçekleşecek yoğun bir program sunuyor. Gösterimler; Institut Français İzmir ve İtalyan Kültür Merkezi başta olmak üzere farklı mekânlarda gerçekleşecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Programdan öne çıkan bazı başlıklar:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li>Açılış gününde <em>Ça Reste Entre Nous</em> ve <em>Wild Strawberries</em></li>
<li>25 Nisan’da kısa film seçkileri ve <em>No Vacancy</em></li>
<li>26 Nisan’da <em>Dedemin Evi</em> özel gösterimi</li>
<li>28 Nisan’da Houda Benyamina Yönetmenlik Ustalık Sınıfı ve Sarah Anna Gross Belgesel Ustalık Sınıfı</li>
<li>Festival boyunca ulusal ve uluslararası seçkiler</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;"><strong>GENÇ SİNEMACILAR FESTİVALİN PARÇASI</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival yalnızca film gösterimleriyle değil, genç sinemacılara sunduğu alanla da öne çıkıyor. Bu yıl yapılan gönüllü çağrısına <strong>126 sinema öğrencisi başvurdu</strong>. Yapılan değerlendirme sonucunda seçilen <strong>12 gönüllü</strong>, festival süresince organizasyon ekibinin aktif bir parçası olarak görev alacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Festivalin önemli bir parçası haline gelen, yönetmen Aysim Türkmen’in yürüttüğü “<strong>İzmir’den Karakter Yaratmak Proje Geliştirme Atölyeleri”</strong> bu yıl da genç sinemacılarla buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Megapol Kültür Merkezi, Institut Français İzmir, Goethe-Institut ve İtalyan Dostluk ve Kültür Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilecek atölyeler, İzmir’in kültürel mirasını yaratıcı sinema projeleriyle buluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İZMİR SİNEMAYLA BULUŞUYOR</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Altı gün boyunca sürecek festival; gösterimler, söyleşiler ve atölyelerle sinemaseverleri kadınların hikâyelerini “vicdanın kadrajından” yeniden düşünmeye davet ediyor. Tüm gösterimlerin ücretsiz olarak gerçekleşeceği festival, Institut Français İzmir, İtalyan Kültür Merkezi ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Detaylı bilgi ve program için:<br />
<a href="http://www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr&amp;source=gmail&amp;ust=1776498807659000&amp;usg=AOvVaw3nK1O3tTOj8ZM_boC45MsA">www.kadinyonetmenlerfestivali.com.tr</a></p>
<p style="font-weight: 400;">Festival Tanıtım Filmi: <a href="https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si=YLJfmlU66bIYMrpm" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si%3DYLJfmlU66bIYMrpm&amp;source=gmail&amp;ust=1776498807659000&amp;usg=AOvVaw17ufC5dDEoPE5PeWlFc0Kj">https://youtu.be/4IhKCzpD9Jw?si=YLJfmlU66bIYMrpm</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/17/izmir-9-uluslararasi-kadin-yonetmenler-festivali-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali Ön Jürisi Açıklandı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 19:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26363</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa’daki en köklü Türk film festivallerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 26. kez sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Festivalde yarışacak filmlerin seçkisini yapacak ön jüride bu yıl, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’daki en köklü Türk film festivallerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, bu yıl 26. kez sinema tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Festivalde yarışacak filmlerin seçkisini yapacak ön jüride bu yıl, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, Sinema Eleştirmeni ve Çocuk Kitapları Yazarı Banu Bozdemir, Akademisyen Dr. Gülizar Öztürk Şahin, Belgesel dalında Yönetmen Ozan Turgut, Oyuncu Nurten İnan ve Akademisyen Dr. Murat Çetinkaya yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26365 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg" alt="" width="637" height="849" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/kisafilm-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></p>
<p><strong>2026’nın Mottosu; Kültürlerin Ortak Dili: Sinema</strong></p>
<p>12 – 19 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan, Festival Başkanlığını Hüseyin Sıtkı’nın yaptığı festival, yalnızca beyazperdede değil, farklı şehirlerde ve mekânlarda kültürlerarası bağları güçlendirecek çok sayıda etkinlikle izleyicilere ulaşacak.</p>
<p>Festivalin 2026 yılı mottosu “Kültürlerin Ortak Dili: Sinema” olarak belirlenirken, program kapsamında güncel ve evrensel konulara odaklanan etkinlikler de yer alacak. Bu çerçevede, “Savaş ve Ekonomik Krizin Sinemaya Etkileri” ile DFF Frankfurt Film Müzesi ile birlikte yürüttülen “Göçmen Filmleri Arşivi” projesi kapsamında “Sinema Diliyle Göç” panelleri gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca “Sanatın Ayrımcılığa Bakışı” konulu bir sergi de sanatseverlerle buluşacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26366 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-768x1024.jpg" alt="" width="610" height="813" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/uzunmetraj-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></p>
<p><strong>Festival kapsamında yarışacak filmlerin belirlenmesinde görev alacak ön jüri de açıklandı. </strong></p>
<p>Alanında uzman isimlerden oluşan ön jüride, Uzun Metraj dalında Yönetmen Ümran Safter, Sinema Yazarı ve Eleştirmen Murat Tolga Şen ve Oyuncu Senan Kara, Kısa Film dalında Yönetmen Gizem İbak, Sinema Eleştirmeni ve Çocuk Kitapları Yazarı Banu Bozdemir, Akademisyen Dr. Gülizar Öztürk Şahin, Belgesel dalında Yönetmen Ozan Turgut, Oyuncu Nurten İnan ve Akademisyen Dr. Murat Çetinkaya yer alıyor.</p>
<p>Festival bu yıl da yalnızca Frankfurt’la sınırlı kalmayacak. Wiesbaden, Offenbach, Langen, Dietzenbach, Rodgau, Rödermark, Ober-Ramstadt, Ginsheim-Gustavsburg, Hofheim, Mühlheimgibi pek çok şehirde düzenlenecek gösterimlerle Türk sineması geniş bir coğrafyada izleyiciyle buluşacak. Ayrıca, açık hava sinemalarında, liselerde ve cezaevlerinde düzenlenecek özel gösterimler, huzurevi buluşmaları ve kültürel atölyelerle toplumun farklı kesimlerine dokunan projeler hayata geçirilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26367 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg" alt="" width="588" height="784" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-768x1024.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1152x1536.jpg 1152w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1536x2048.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-315x420.jpg 315w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-1068x1424.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/belgesel-TR-onjuri-2026-FRANKFURT-TURK-FILMLERI-FESTIVALI-scaled.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 588px) 100vw, 588px" /></p>
<p><strong>Organizasyon ve Destekçiler</strong></p>
<ol start="26">
<li>Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, Almanya merkezli Kültürlerarası İletişim Derneği (Transfer zwischen den Kulturen e.V.) tarafından organize ediliyor. Festivalin hayata geçirilmesinde, Hessen Eyaleti Bilim ve Sanat Bakanlığı ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın yanı sıra Frankfurt Büyükşehir Belediyesi, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu, Hessen Film ve Medya Kurumu ile Frankfurt RheinMain Bölgesi Kültür Destek Fonu`nun değerli katkıları bulunuyor. Her biri, kültürlerarası diyaloğun güçlenmesine ve Türk sinemasının Avrupa&#8217;daki görünürlüğünün artmasına önemli ölçüde destek sağlıyor.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/13/26-uluslararasi-frankfurt-turk-film-festivali-on-jurisi-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz kendi içinde başka bir dil, başka bir hayat kurmuş gibi&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[evrim çervatoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[keçi 501]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26356</guid>

					<description><![CDATA[Evrim Çervatoğlu&#8217;nun Keçi 501 belgeseli Cengiz&#8217;in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde kalma, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz&#8217;in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Evrim Çervatoğlu&#8217;nun Keçi 501 belgeseli Cengiz&#8217;in öznelinde doğayla bütünleşme, onun tüm zorlu koşullarına rağmen onun içinde kalma, onunla kalma belgeseli. Film akışı destekleyen öyle güzel görüntüler sunuyor ki bizlere, elinizi uzatıp o muhteşem doğanın içine dalacakmış gibi hissediyoruz. Hikayeyi dinledikçe, Cengiz&#8217;in her şeyi maddiyatın ötesine taşıdığını gördükçe ona saygı ve hayranlık duyuyoruz. Film 501. keçi olarak Cengiz&#8217;i seçiyor ve o bütünsellik içinde belgeseli bitiriyor. Filmi İstanbul Film Festivali&#8217;nde izlemeniz mümkün&#8230; </strong></p>
<p><strong>Merhaba Evrim öncelikle seni tanıyalım mı? Keçi 501’in hikayesi nasıl ortaya çıktı? Yalnız bir çoban olan Cengiz gerçekten de ilginç bir karakter. Değişik bir karizması var. Onu bu belgesel konusunda ikna etmek nasıl oldu? </strong></p>
<p>Cengiz’i aslında çocukluğumdan beri tanıyorum. Onu diğer çobanlardan ayıran en temel şey, çobanlığı bir geçim kaynağı ya da meslek olarak görmemesi. Para ilişkisine neredeyse hiç girmiyor; hayatını, ona alınan ve getirilen çay, sigara, erzak gibi basit şeylerle sürdürüyor. Bu da onun yaşamını tamamen kendi ritmi ve doğayla kurduğu bağ üzerine kurmasına olanak sağlıyor. Bu yüzden onu film için ikna etmek, aslında pek de zor olmadı. Zaten birbirimizi tanıyor olmanın verdiği güven vardı. Ona bir film yapmak yerine, birlikte hayatının bir yolculuğunu paylaşacağımızı anlattım , Cengiz de kamera karşısında kendini rahat hissetti. Film biraz da işte bu güvenin ve doğal ilişkinin hikâyesi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26358 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1.jpeg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-300x169.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-768x432.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-747x420.jpeg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-150x84.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501-moskova-uluslararasi-film-festivalinde-dunya-promiyerini-yapiyor-1-696x392.jpeg 696w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Sanırım 501. Keçi Cengiz. Onlarla o kadar bütünleşmiş, onlardan biri olmuş ki tüm o çarkın dışında gerçekten de. Bir yandan da o olmasa işler yürümüyor. Biraz da o sömürü ve çıkar üzerinden işleyen çark sistemine Cengiz üzerinden bir çomak sokmak istemiş gibisiniz? Aslında orada kurguvari bir işleyiş de var, yani filmde dram öğeleri de var. Bu konuda neler söylemek istersin?</strong></p>
<p>Evet, Cengiz gerçekten de o çarkın dışında bir karakter. Ama filmdeki dramatik öğeler ve kurgu, onun hayatının gerçekliğiyle iç içe geçiyor. Cengiz’in yaşamı doğayla ve hayvanlarla kurduğu bağ üzerine şekillenmiş; ama bu bağ, aslında çarkın içinde onun ne kadar vazgeçilmez olduğunu da gösteriyor. Filmde dramatik ve kurguvari unsurlar kullanmamızın amacı, sadece bir hikâye anlatmak değil; izleyiciyi o yaşamın ritmine, zorluklarına ve güzelliklerine dahil etmekti. Cengiz üzerinden sistemin dışında da var olabilmek mümkün mü sorusunu düşündürmek, ama bunu yargılayıcı veya öğretici bir şekilde değil, doğal bir gözlemle sunmak istedik.</p>
<p><strong>Hızır karakteri kötü biri olarak anlatıldığını biliyor muydu? </strong></p>
<p>Evet, Hızır karakterinin nasıl kurgulandığını baştan beri biliyordu. Tüm senaryoyu ona anlattık ve buna göre çekimlerde hareket etmeye çalıştık. Filmde keçi sürüsü, bir patron, bir yardımcı ve 501 numaralı keçi olarak Cengiz’in hikâyesi bu şekilde şekillendi.</p>
<p><strong>Filmin görüntüleri muhteşem, her karede anlam fışkırıyor, şiirsel bir yanı da var. Keçiler de Cengiz de bu görüntülerin bir parçası gibi adeta…  Ama keçileri yönetmek çok zordur, bunu nasıl başardınız? </strong></p>
<p>Keçileri yönetmek gerçekten zordu, ama bu işin sırrı yönetmek yerine, alanda onlarla birlikte zaman geçirmeyle ilgiliydi ve daha çok ehil olan keçilerle yakın planları çalıştık. Sürekli onları takip ettik; doğal anlarını ve hareketlerini yakalamaya özen gösterdik. Aslında onların kendi ritimleriyle, bizim sabrımızın birleşimiyle ortaya çıktı diyebilirim.</p>
<p><strong>Bir de filmin 4 yıllık bir geçmişi varmış, bu süreç nasıl geçti, neler yaşandı bu kadar uzaması bir ilgi kaybı yaşattı mı sizler de? Nasıl tamamlandı bu film? Kurgu kısmı nasıl geçti? </strong></p>
<p>Filmin dört yıllık bir geçmişi var ve bu süre tamamen doğa şartlarını, hayvan hareketlerini ve devamlılığı yakalamakla ilgiliydi. Karadeniz’de bir gün içinde dört mevsim yaşanabiliyor; bu nedenle her mevsimde, her göç zamanında sürüye ulaşıp çekim yapmak devamlılığı yakalamak gerekiyordu. Bazen planladığımız kareler istediğimiz gibi çıkmayınca, çekimi bir sonraki yıla bırakmak zorunda kalıyorduk. Bir de Cengiz abinin, bizim bilgimiz dışında saçlarını usturaya kestirmesi bir yılımızı geriye attı:)Toplamda hiçbir klaket kullanmadan yaklaşık 360 saatlik görüntü kaydettik. İlgi kaybı yaşamadık; aksine projeye olan inancımız ve heyecanımız süreci taşıdı. Kurgu kısmında ise oldukça sistematik çalıştık. Kurgucumuz Erkana, hangi karelerin nerede olduğunu söylüyordum ve dosyalar arasında bu şekilde ilerledik. Bütün bu süreç, küçük parçalar hâlinde ilerledi ve toplamda kurguyu tamamlamamız yaklaşık iki ay sürdü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26359 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107.webp" alt="" width="667" height="444" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107.webp 840w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-300x200.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-768x511.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-631x420.webp 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/304107-696x463.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p><strong>Arka planda mutlaka çok çile çekilmiş olabilir ama biz doğayla ritim içinde olan, bir yandan çok gösterişli bir yandan da çok sade bir filmin içindeydik. Amacım güzelleme yapmak değil ama şehirde yaşayan insanlar için romantik bir özlem barındırabilir. Çünkü tamamen doğanın kucağındasınız. Bu konuda neler söylersin? </strong></p>
<p>Evet, dışarıdan bakıldığında filmde doğayla kurulan o ritim ve görsellik ister istemez bir estetik ve hatta yer yer romantik bir duygu yaratabiliyor. Ama benim derdim hiçbir zaman bu hayatı güzellemek ya da idealize etmek değildi. Çünkü o hayatın içinde gerçekten ciddi bir emek, zorluk ve yalnızlık var. Biz filmde bunu özellikle abartmadan, olduğu haliyle göstermeye çalıştık. Ne dramatize ettik ne de parlattık.</p>
<p><strong>Bir yandan da geldiğimiz noktayı göstermek açısından önemli bir yapım. Kendisini doğaya, hayvanlara adamış bir adamın yolunu izliyoruz. Çoğu insan o kadarına cesaret edemez, kendisini o kadar adayamaz, Cengiz’i oraya getiren nedenleri pek göremiyoruz, hayvanlarla olmaya iten yan nedir? </strong></p>
<p>Aslında Cengiz’i o noktaya getiren nedenleri filmde doğrudan ve açık bir şekilde anlatmıyoruz ama ipuçlarını özellikle radyo sahnesinde paylaşılan Rubezahl hikâyesinde görmek mümkün. Küçük yaşta annesini kaybetmesi ve sonrasında toplum tarafından bir ölçüde ötekileştirilmesi, onun insanlardan uzaklaşmasına neden oluyor. Bu nedenle Cengiz zamanla kendine başka bir yaşam alanı kuruyor. Bu alan da doğa ve hayvanlarla kurduğu ilişki üzerinden şekilleniyor. Keçilerle kurduğu o döngü, aslında onun için bir kaçış değil; tam tersine ait olduğu yeri bulma hali. İnsanlardan uzak ama tamamen yalnız olmayan, kendi dengesi olan bir yaşam kuruyor.</p>
<p><strong>Film festivallerde ve özel gösterimlerde seyirciyle buluşuyor, nasıl tepkiler alıyor seyircilerden. En çok neyi merak ediyorlar? </strong></p>
<p>Film gösterimlerinden sonra seyircilerin tepkileri genelde çok güçlü oluyor. Cengiz’e karşı ciddi bir hayranlık ve ilgi oluşuyor. En çok merak edilen şeylerden biri, Cengiz’in gerçekten bir ailesi olup olmadığı. Çünkü filmde çok yalnız bir hayat izlenimi var. Oysa onun da hepimiz gibi bir ailesi var; kardeşleri ve babası var. Sadece annesini küçük yaşta kaybetmiş olması, hayatındaki önemli kırılma noktalarından biri. Bunun dışında müzikler çok soruluyor. Bir de keçilerin hepsini nasıl ayırt edebildiği izleyicilerin en çok şaşırdığı konulardan biri. Açıkçası bunu ben de tam olarak açıklayamıyorum. Ama onun keçilerle kurduğu bağ, alışık olduğumuz ilişkilerden çok farklı. Sanki kendi içinde başka bir dil, başka bir hayat kurmuş gibi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26360 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280.webp" alt="" width="676" height="381" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280.webp 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-300x169.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-768x432.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-747x420.webp 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-150x84.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/image-w1280-696x392.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p><strong>Cengiz bu belgeseli izledi mi, izlediyse onun için ne anlam ifade etti?</strong></p>
<p>Evet, Cengiz filmi izledi. Doğup büyüdüğü yerde, en yakın akrabalarının, arkadaşlarının ve Rize’nin Fındıklı ilçesinden yaklaşık 300 kişinin katıldığı bir gala gerçekleşti. Büyük bir alkış aldı; gururlandı, heyecanlandı… Aslında hepsi bir arada yaşandı diyebilirim. Bu onun için ilk kez deneyimlediği bir durumdu, o yüzden başta biraz çekingen davrandı. Ama insanların ona gösterdiği ilgi ve takdir, onu gerçekten çok mutlu etti</p>
<p><strong>Bir yandan da görüntü yönetmeni çok zoru koşullardan bahsediyor çekimlerde, sanırım bayağı zorlu olmuş onun için. Senin için süreç nasıl işledi merak ettim. </strong></p>
<p>Evet, görüntü yönetmenim Okan için gerçekten zorlu bir süreçti. Karadeniz zaten başlı başına zor bir coğrafya. Üstüne bir de kendisi uzun boylu, iri yapılı biri olunca fiziksel olarak daha da yorucu oldu diyebilirim. Ama işini çok seven, sanata değer veren biri. Aynı zamanda benim gibi Karadenizli, yani o zorluklara karşı dirençli, kararlı ve azimli bir dostum, yol arkadaşım.. Bu yüzden bütün zorlukların üstesinden gelmeyi başardı.Benim için ise süreç biraz daha çok yönlüydü. Sadece çekimleri yönetmek değil; anı yakalamak, hava şartlarını takip etmek, süreci akışında tutmak… Hepsi bir aradaydı. Ama iş sadece teknik bir süreç değildi. Yeri geldi yemek yaptım, yeri geldi yaralı keçi taşıdım, bazen gerçekten çobanlık yaptık. Yük taşıdık, uzun yollar yürüdük. Hatta bazı günler çekim bile yapmadık, sadece sürüyle ilgilendik. Aslında biz bu filmi biraz da sahada birlikte var olarak yaptık diyebilirim. Okan, Hızır, Cengiz, ben ve keçiler… Hep birlikte, aynı hayatın içinde üreterek ortaya çıktı bu film.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26361 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1024x429.jpg" alt="" width="672" height="282" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1536x643.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-696x291.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/keci-501_005.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><strong>Bundan sonra yine kendi coğrafyanın filmlerini mi çekeceksin, neler göreceğiz senden bundan sonra? </strong></p>
<p>Coğrafya benim için sadece bir mekân değil, bir hafıza. İçinde büyüdüğüm yerin sesi, ritmi, insanı ve doğası anlatılarımın temelini oluşturuyor. Bu yüzden oradan tamamen kopmam mümkün değil. Ama anlatmak istediğim şey sadece bir bölgeye ait de değil; daha evrensel bir yerden besleniyor.Ben hikâyelerin yalnızca popüler şehirlerde ya da büyük metropollerde var olduğuna inanmıyorum. Aksine, çoğu zaman en güçlü hikâyeler daha görünmeyen, daha az konuşulan yerlerde saklı oluyor. İçinde bulunduğumuz toplumsal yapı da bu hikâyelerle daha sık karşılaşmamıza imkân tanıyor.Bu yüzden yaşadığım coğrafyada karşılaştığım, bana dokunan ve anlamlı bulduğum hikâyeleri dünya insanlarıyla buluşturmak istiyorum.</p>
<p><strong>Son olarak neler söylersin? </strong></p>
<p>Son olarak ilk soruya cevap verecek olursak, aslında kendimi anlatmayı pek sevmeyen, kendini anlatmakta da zorlanan biriyim. Hayatın içinde sürekli kendimi tanımaya çalışan bir yolculuğun içindeyim. Yeni şeyler öğrenirken, aynı zamanda verdiğim tepkilerle kendi iç dünyamı keşfetmeye çalışıyorum; yani ben “Evrim” kim, onu bulmaya çalışıyorum.Son olarak da sinema benim için , keşfetmek ve bu keşfi izleyiciyle paylaşmak demek,bu yüzden bu yolculuğuma devam etmek istiyorum.Bu film, bana göre sadece bir çobanın hikayesi değil; doğayla, hayvanlarla ve kendi ritmimizle kurduğumuz ilişkinin de hikayesi.Umarım sinemaseverler, yalnızca Karadeniz’i değil, görünmeyeni, sessizi ve saklı kalanı da görür ve hisseder.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/cengiz-kendi-icinde-baska-bir-dil-baska-bir-hayat-kurmus-gibi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dedemin Evi”ne Kutup’tan Uluslararası Ödül!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/dedemin-evine-kutuptan-uluslararasi-odul/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/dedemin-evine-kutuptan-uluslararasi-odul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26349</guid>

					<description><![CDATA[Gülten Taranç ve Ragıp Taranç’ın birlikte yönettiği, senaryosunu Buğçe Çalışkan’ın kaleme aldığı Dedemin Evi, uluslararası festival yolculuğunda önemli bir başarıya daha imza attı. Film, Rusya Federasyonu’na bağlı Çukotka Özerk Bölgesi’nde düzenlenen 10. Golden Raven Uluslararası Arktik Film Festivali kapsamında, kutuplarda gerçekleşen bu özgün festivalin uzun metraj kurmaca ve belgesel filmler yarışmasında, uluslararası jüri tarafından “kişisel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gülten Taranç ve Ragıp Taranç’ın birlikte yönettiği, senaryosunu Buğçe Çalışkan’ın kaleme aldığı Dedemin Evi, uluslararası festival yolculuğunda önemli bir başarıya daha imza attı.</p>
<p>Film, Rusya Federasyonu’na bağlı Çukotka Özerk Bölgesi’nde düzenlenen 10. Golden Raven Uluslararası Arktik Film Festivali kapsamında, kutuplarda gerçekleşen bu özgün festivalin uzun metraj kurmaca ve belgesel filmler yarışmasında, uluslararası jüri tarafından “kişisel bir hikâyeyi paylaşma cesareti” vurgusuyla Özel Diploma (Special Diploma) ödülüne layık görüldü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26351 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-1024x683.jpg" alt="" width="644" height="429" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-2048x1366.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/DSC017381-1920x1280.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 644px) 100vw, 644px" /></p>
<p>Ödül, festivalde düzenlenen törende yönetmen Gülten Taranç’a, oyuncu Zoya Berber tarafından takdim edildi. Berber, ödül sunumu sırasında yaptığı konuşmada, “Kendi adıma bu hikâye için teşekkür ederim, muhteşem bir hikâye” sözleriyle filme duyduğu etkilenimi dile getirdi.</p>
<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle hayata geçirilen Dedemin Evi, göç, hafıza ve aidiyet temaları etrafında şekillenen anlatısıyla, bireysel bir hikâyeyi evrensel bir dile dönüştürerek izleyiciyle güçlü bir bağ kuruyor. Film, kuşaklar boyunca taşınan anıların izini sürerken, geçmiş ile bugün arasında kurduğu duygusal köprüyle öne çıkıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26353 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-1024x683.jpg" alt="" width="671" height="447" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/MVN_2731.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p>Uluslararası başarılarına yenilerini ekleyen Dedemin Evi, aynı zamanda İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen Filmare La Storia Film Festivali’nin 23. edisyonunda finale kalmaya hak kazandı. Film, Mayıs ayında İtalya’da gerçekleştirilecek festivalde yarışacak.</p>
<p>Festival yolculuğunu uluslararası alanda güçlü adımlarla sürdüren Dedemin Evi, Türkiye sinemasının kişisel anlatılar üzerinden kurduğu evrensel dili dünya sahnesine taşımaya devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/06/dedemin-evine-kutuptan-uluslararasi-odul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben Karadeniz’de, bahçelerde annemi izleyerek büyüdüm!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/04/05/ben-karadenizde-bahcelerde-annemi-izleyerek-buyudum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/04/05/ben-karadenizde-bahcelerde-annemi-izleyerek-buyudum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 15:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[banu bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Berona]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26339</guid>

					<description><![CDATA[Barış Altı, gencecik bir yönetmen. Trabzon Film Festivali&#8217;nde Berona belgeseliyle ödül kazandı, şimdi de İstanbul Film Festivali&#8217;nde yer alıyor. Karadeniz&#8217;in yemyeşil doğasında uğraşıp didinen annesinin ve diğer kadınların hayatlarına yakın bir bakış atıyor, bu bakışta anlama, anlamlandırma, hüzün, sevgi, merhamet ve derinlik var. Ve daha birçok detay&#8230; Sorularımı kendisine ilettim&#8230; Merhaba Barış seni biraz tanıyabilir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Altı, gencecik bir yönetmen. Trabzon Film Festivali&#8217;nde Berona belgeseliyle ödül kazandı, şimdi de İstanbul Film Festivali&#8217;nde yer alıyor. Karadeniz&#8217;in yemyeşil doğasında uğraşıp didinen annesinin ve diğer kadınların hayatlarına yakın bir bakış atıyor, bu bakışta anlama, anlamlandırma, hüzün, sevgi, merhamet ve derinlik var. Ve daha birçok detay&#8230; Sorularımı kendisine ilettim&#8230;</p>
<p><strong>Merhaba Barış seni biraz tanıyabilir miyiz? </strong></p>
<p>Merhabalar, Rize’nin Ardeşen ilçesinde doğup büyüdüm. 24 yaşında kendi halinde sinemayla uğraşan, sinemayı daha çok sahada, setlerde öğrenmeye çalışan biriyim. Antalya’da sinema eğitimi aldım ama sinemayla ilişkim aslında üniversiteden önce başladı. Küçük yaşlardan itibaren elimde kamerayla videolar çekerek, etrafımda gördüğüm hayatları kaydetmeye çalışarak sinemayı kendi kendime öğrenmeye başladım. Daha çok deneme yanılma, gözlem ve pratik üzerinden ilerleyen bir süreçti bu. Üniversiteye başladığımda ise bu ilgiyi biraz daha derinleştirme imkânı buldum ama benim için asıl öğrenme hâlâ sahada, setlerde, insanların içinde devam ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26341 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-683x1024.jpg" alt="" width="612" height="918" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-768x1151.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait-696x1043.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_DirectorPortrait.jpg 936w" sizes="auto, (max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p><strong>Berona’nın hikayesi nasıl ortaya çıktı, nasıl şekillendi? </strong></p>
<p>Aslında Berona başta bu haliyle aklımda yoktu.  İlk başta annemle babamın evlenme sürecini çekmek istiyordum. Ama o dönem ne yeterince tecrübem vardı ne de buna cesaret edebiliyordum. Bu yüzden, annemin hikâyesinden yola çıkarak ve karakterleri daha iyi anlayabilmek için başka bir form arayışına girdim. Geçmişte yaşanan travmaların, büyük kırılmaların insanın bugünkü hâlini nasıl şekillendirdiğini, nasıl kalıcı izler bıraktığını gösterebileceğim bir dil kurmaya çalıştım. Bu sürecin kırılma noktası ise filmin başındaki fotoğraf oldu. O fotoğraf benim için artık sadece bir fotoğraf değil; bir tablo gibi. Annemin yüzü, bakışı, yüzündeki yara, üzerindeki gelinlik ve düğünün bir ev düğünü olması… Bunların hepsi bana çok güçlü bir empati alanı açtı. Aslında Berona o fotoğrafla birlikte yavaş yavaş oluşmaya başladı. Çekim süresi kısa gibi görünse de, fikri çok daha eskiye, belki çocukluğuma kadar uzanıyor. Çünkü bende hep güçlü bir dışa vurma ihtiyacı vardı. En mahrem olanı, en yakınımdan bakarak anlatmak istedim.</p>
<p><strong>İnsanın yakınındaki bir insanın, özellikle de annesinin yaşadıklarına, duygusuna çıkması çok anlamlı bir duygu. İçte oluşan bir hüzün ve öfkeyi film yapman. Annenin bu konuda ikna olma süreci nasıl oldu, yaşadıklarına belki de biraz dışarıdan bakma hali? </strong></p>
<p>Bu sürecin en zor tarafı, duyguyu dışarı çıkarma meselesiydi. Hüzün ve öfke doğru kelimeler. Açıkçası filmi yapma sürecim de bir öfkeyle başladı. Doğduğum, büyüdüğüm topraklara, köye, hatta babama ve dedeme karşı ciddi bir öfke duyuyordum. Yer yer hâlâ hissediyorum ama filmi yapmaya başladıkça bu öfkenin yerini giderek empati almaya başladı. Çünkü sürecin içine girdikçe, o coğrafyada bu döngünün neden bu şekilde devam ettiğini anlamaya başlıyorsunuz. Bu da insanlara daha dışarıdan değil, içeriden bakmayı sağlıyor. Bir noktadan sonra karakterleri yargılamaktan çok anlamaya çalışıyorsunuz. Bu da filmi kurarken daha mesafeli, daha objektif bir yerden bakabilmemi sağladı. Başta filmde erkeklerin daha aktif bir yerde durmasını düşünüyordum ama zamanla filmin bakış açısını tamamen Lütfiye’nin dünyasına taşımak istedim. Kamera onunla birlikte bakıyor; o nereye yöneliyorsa biz de oraya bakıyoruz. Bu yüzden de özellikle fazla açıklayan, fazla anlatan bir yapıdan kaçındım. İzleyicinin kendi içinde parçaları tamamlamasını istedim. Özellikle ajitasyondan bilinçli olarak uzak durdum. Lütfiye’nin kendini uzun uzun anlatmasındansa, onun varlığıyla, bakışıyla, haliyle o duygunun geçmesini daha doğru buldum. Duyguyu da filmin sonuna doğru biriktirmek ve filmin izleyicinin zihninde devam etmesini istedim. Annemin duygusuna yaklaşma meselesi ise tamamen gözlemle ilgiliydi. Ben Karadeniz’de, bahçelerde annemi izleyerek büyüdüm. Onun en küçük mimiğini, tavrını, tepkisini tanıyorum. Bu yüzden o duyguyu kurmak benim için biraz da zaten var olan bir şeydi. Filmde de bunu mümkün olduğunca olduğu haliyle aktarmaya çalıştım. Annemi ikna etme süreci ise aslında klasik bir “ikna etme” süreci değildi. Ben hiçbir zaman “bir film yapıyorum” diyerek yola çıkmadım. Eğer öyle olsaydı, herkes bunun farkında olurdu ve bu da doğallığı bozardı. Uzun süre kamerayı öğreniyorum bahanesiyle, daha çok bir anı videosu çeker gibi çekimler yaptım. Bu yüzden filme gerçekten başladığımda zaten o kamera onların hayatının bir parçası haline gelmişti. Çekimlere de bir ekip olarak gitmedim. Çoğu zaman tektim. Onlarla birlikte çay toplayan, aynı hayatın içinde olan biri olarak vardım. Bu sayede kamera karşısında bir performans değil, gerçekten kendileri oldular. Ben de bu duyguyu açığa çıkarmanın tek yolunun bu olduğuna inandım ve filmi bu şekilde kurdum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26342 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1024x429.jpg" alt="" width="663" height="278" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1536x644.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-2048x858.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-696x292.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still01-1920x804.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 663px) 100vw, 663px" /></p>
<p><strong>Annenle nasıl bir ilişkin oldu, ona yakın gibisin… Annen bir çocuk gelin, bir fotoğraftan, bir bakıştan yola çıkmış gibisin bu süreç için… Bu belgeseli çekmek sana nasıl hissettirdi?</strong></p>
<p>Annemle ilişkim aslında çok yakından çok gözlemleyen bir ilişki. Yani sadece bir anne çocuk ilişkisi değil, aynı zamanda uzun yıllara yayılan bir izleme, anlama çabası. Çocukluğumdan itibaren onunla aynı hayatın içinde, aynı ritmin içinde büyüdüm. Bu yüzden ona olan yakınlığım biraz da bu süreklilikten geliyor. Filmde çıkış noktası olan o fotoğraf da bu ilişkinin bir uzantısı aslında. O fotoğrafa baktığımda sadece bir anı görmüyorum; bir duygu görüyorum. Yüzündeki ifade, bakışı, üzerindeki gelinlik… Hepsi benim için çok yoğun bir şey taşıyordu. O yüzden film biraz da o bakışın peşine düşmekle başladı. Bu filmi çekmek benim için hem çok zor hem de çok dönüştürücü bir deneyimdi. Çünkü bir yandan en yakınına bakıyorsun, bir yandan da ona dışarıdan bakmaya çalışıyorsun. Bu iki durum arasında kalmak kolay değil. Ama zamanla bunun bir yüzleşme alanına dönüştüğünü düşünüyorum. Benim için en önemli şey, annemi bir “hikâye”ye indirgememekti. Onu olduğu haliyle, gündelik hayatının içinde, küçük anlarıyla göstermek istedim. Bu yüzden de film, anlatmaktan çok onunla birlikte durmaya çalışan bir yerden kuruldu. Sonuçta bu süreç, sadece bir film yapma süreci değil; annemi, ailemi ve içinde bulunduğum coğrafyayı yeniden anlama süreciydi diyebilirim. Filmi çekerken ise düşündüğüm kadar yoğun bir duygusal patlama yaşamadım aslında. Asıl kırılma benim için post prodüksiyonda oldu. Filmi kurgulayıp ilk kez baştan sona izlediğimde ağladığımı hatırlıyorum. O an şunu düşündüm: Eğer bu duygu bana geçiyorsa, filmi izleyen başka insanlara da geçebilir.</p>
<p><strong>Lütfiye ne yaşadıysak büyüklerimiz yüzünden yaşadık diyor, aslında büyükler de onlara yapılanları kendilerinden sonrakiler için yapmış. Bu bir sürümceme şeklinde devam etmiş. Kız kardeşin var mı? Annenin bir farkındalık yaşadığını, bir kırılma yaşadığını fark ediyoruz ama bu miras bir yerde kesilecek mi? Kesiliyor mu ya da? </strong></p>
<p>Filmde geçen “Ne yaşadıysak büyüklerimiz yüzünden yaşadık” cümlesi aslında benim çocukluğumdan beri duyduğum bir cümle. Babamdan, annemden, abimden, ablalarımdan… Bu, bence o coğrafyanın çok temel bir gerçeği. İyi bir şey de yaşasan, kötü bir şey de yaşasan, hatta maddi durumun ne olursa olsun, bir şekilde bunun büyüklerden geldiğine dair bir bakış var. Benim filmde aradığım en temel duygulardan biri de buydu. Lütfiye bu cümleyi kurduğunda, filmin çok güçlü bir politik zemine oturduğunu hissettim. Çünkü bu cümle aslında bir suçlama değil. Birini hedef göstermiyor, bir suçlu aramıyor. Daha çok bir tanım yapıyor, bir durumu adlandırıyor. “Ne yaşadıysak büyüklerimiz yüzünden yaşadık” derken, bir döngüyü görünür kılıyor. Bu yüzden filmin başındaki “ Kader meselesidir, neyin varsa onu yaşayacaksın” cümlesi de çok önemliydi. Başta bir serzeniş gibi duyuluyor ama filmin ilerleyişinde bu, bir tanıma dönüşüyor. Lütfiye’nin bu duruma açık bir isyan geliştirmediğini görüyoruz. İsyan daha çok çevresindeki insanlarda var. Bu da o kabul halinin, o içselleştirilmiş yapının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Benim kız kardeşim yok ama ablalarım var, ben en küçük kardeşim. Ve açıkçası bir kırılma yaşandığını düşünüyorum. Eskisi gibi bir durum söz konusu değil artık. Anneme evleneceği sorulmamış bile; bir gün kapı çalınıyor ve isteniyor. Babam için de benzer bir durum var. Ama bizim kuşakta bu aynı şekilde devam etmedi. Yine benzer kültürel yapıların içinde kalınsa da, karar alma süreçlerinde bir değişim var. Özellikle annemle babamın bizim üzerimizde bir kırılma yaşadığını düşünüyorum. “Bize yaşatılanı yaşatmayacağız” cümlesini sık sık duyuyorum ve buna göre hareket ettiklerini de görüyorum. Bu benim için önemli bir farkındalık. Bu miras kesiliyor mu sorusuna ise net bir cevap vermek zor. Ama kesilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu filmi yapma sebeplerimden biri de buydu aslında. İnsan yaşadığı şeyin içindeyken ona dışarıdan bakamıyor. Ben de Berona ile hem kendime hem aileme hem de belki izleyenlere bu dışarıdan bakma imkânını yaratmak istedim. Filmi annem ve babam izledi ama dedem izleyemedi. İzleseydi ne düşünürdü bilmiyorum. Ama benim için önemli olan şu: Bu döngünün farkına varılması ve bir yerde kırılma ihtimalinin konuşulması. Bu bile başlı başına değerli bir şey.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26343 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1024x429.jpg" alt="" width="684" height="287" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1536x644.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-2048x858.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-696x292.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still07-1920x804.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 684px) 100vw, 684px" /></p>
<p><strong>Filmin anneye ya da kadınlara bakış açısı belli ama erkekleri de bir yerlere koyuyor, aslında mağduriyetin bir başka yüzünü de onlar da arıyor gibisin? </strong></p>
<p>Evet, film ilk bakışta kadınların hikâyesini merkezine alıyor gibi duruyor ama benim için erkekleri tamamen dışarıda bırakan bir yapı kurmak hiçbir zaman doğru gelmedi. Çünkü bu mesele sadece kadınların yaşadığı bir mağduriyet değil; daha geniş bir yapının, bir sistemin içinde herkesin farklı biçimlerde etkilendiği bir durum. Erkekler filmde daha sessiz ve geri planda duruyorlar. Bu bilinçli bir tercih ama bu onların hikâyede olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, o sessizlik de bir şey anlatıyor. Onların da bu döngünün içinde sıkışmış, kendilerine ait bir ifade alanı bulamamış bir halleri var. Ben erkekleri ne tamamen fail ne de tamamen mağdur olarak konumlandırmak istedim. Daha çok bu yapının içinde şekillenen, o yapıyı yeniden üreten ama aynı zamanda onun tarafından da belirlenen insanlar olarak ele aldım. Yani aslında herkes bir şekilde aynı döngünün içinde. Bu yüzden filmde erkeklerin varlığı biraz daha dolaylı, biraz daha sessiz bir yerden geliyor. Ama o sessizlik, bence filmin önemli katmanlarından birini oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kadın ve erkek arasındaki ilişki ya da sorun sarmalını kadınların kendi aralarında yaptıkları konuşmalardan anlıyoruz, merak ettiğim noktalardan biri de annenler yani kadınlar bu konuları kendi aralarında konuşuyorlar mıymış? Yoksa belgesel için mi ortaya döküldü bu dertleşmeler? </strong></p>
<p>Bu konuşmalar film için ortaya çıkan şeyler değildi. Kadınlar kendi aralarında zaten bu konuları konuşuyorlardı. Hatta bunu bir anlamda “dedikodu” olarak da tanımlayabiliriz. Ben de açıkçası bu dedikodularla bahçelerde büyüdüm ve o alanlarda çoğunlukla kadınlar vardı. Erkekler pek yoktu&#8230; Bu yüzden o konuşma biçimine, o dile çok aşinayım. Genelde de bu konuşmalar; kocalar üzerine, köy üzerine, diğer insanlar üzerine yapılan eleştiriler, dertleşmeler şeklinde ilerlerdi. Filmde de bunun olduğu gibi yer alması benim için önemliydi. Ama bu tamamen kendiliğinden, kamerayı koyup çektiğim bir durum da değildi. Ufak tefek yönlendirmelerim oldu. Yani doğrudan “şunu konuşun” gibi bir müdahale değil ama bazen bir soru açıyorum, bir muhabbet başlatıyorum, sonra geri çekiliyorum. Ondan sonra zaten o konuşma kendi kendine akmaya başlıyor, dallanıp budaklanıyor. Benim asıl çabam, zaten var olan bu konuşma alanını açığa çıkarmaktı. Çünkü bu bir ritüel gibi. Çay bahçesinde o dedikodu yapılır, yapılmalıdır. Bu, o hayatın bir parçası. Filmde de bunu mümkün olduğunca doğal haliyle yansıtmak istedim. Dolayısıyla bu konuşmalar kesinlikle film için üretilmiş şeyler değil. Zaten var olan bir paylaşım biçimi, filmde sadece görünür hale geldi diye düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26340 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1024x429.jpg" alt="" width="696" height="292" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1536x644.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-2048x858.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-696x292.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still03-1920x804.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Bir de erkekler çok edilgen duruyor, yok gibiler. Hatta baban yani Ali biraz da ötekileştirilmiş gibi duruyor belgesel içinde. Bunu özellikle mi tercih ettin? </strong></p>
<p>Evet, bu bilinçli bir tercihti. Ama bu, erkekleri dışlamak ya da onları tamamen görünmez kılmak istediğim anlamına gelmiyor. Daha çok filmin bakış açısıyla ilgili bir durum. Film baştan itibaren Lütfiye’nin dünyasından kuruluyor. Kamera onunla birlikte bakıyor, onun gördüğünü görüyor. Bu yüzden erkekler, özellikle Ali, bu dünyanın içinde nasıl konumlanıyorsa filmde de o şekilde yer alıyor. Yani onların edilgenliği biraz da bu bakışın bir sonucu. Ali’nin filmdeki varlığı aslında yokluk üzerinden kuruluyor diyebilirim. Fiziksel olarak orada ama duygusal olarak mesafeli, sessiz. Bu da bana çok şey anlatan bir durumdu. Onu daha fazla konuşturmak ya da açıklamak istemedim çünkü o sessizliğin kendisi zaten bir ifade biçimi. “Ötekileştirilme” kelimesi de aslında burada önemli. Bu film için kurulmuş bir şeyden çok, babamın geçmişten gelen durumunu tarif eden bir şey. Ve açıkçası bunu özellikle tercih ettim. Çünkü anlatının kendisi de bunu talep ediyordu. Erkeklerin yokluğu, sessizliği ya da tavrı tamamen bilinçli bir tercih. Hatta tam tersini düşünmek benim için mümkün değil. Bu hikâyenin başka türlü kurulabileceğini zihnimde canlandıramıyorum. Çünkü filmin duygusu ve yapısı tam olarak bu mesafe ve bu sessizlik üzerinden oluşuyor.</p>
<p><strong>Filminin ismi Berona. Lazca çocukluk anlamına geliyor, biraz da devam eden bir duyguya mı atıfta bulunuyor, çıkılan bir hayat yolculuğu ama çıkılamayan bir çocukluk… </strong></p>
<p>Aslında sadece “çocukluk” değil, “çocukluk zamanları” demek daha doğru bir karşılık. Ve düşündüğünüz gibi, bu isim biraz da devam eden bir duygu haline atıfta bulunuyor. İsmi koyarken de tam olarak bunu düşünerek koydum. Çünkü filmdeki karakterler 50-60 yaşına da gelseler, hatta daha da yaşlansalar bile o çocukluk hali bir yerde devam ediyor. Bu biraz yaşanamamış, tamamlanamamış bir çocuklukla ilgili. Ve böyle bir çocukluk, insanın içinde bitmiyor; bir ruh hali olarak taşınmaya devam ediyor. Bu aslında sadece annem için değil, benim için de geçerli bir durum. Birlikte büyüdük ama o büyüme hali, eksik bir çocukluk duygusunu da içinde taşıyordu. Bu yüzden Berona benim için sadece geçmişe ait bir kavram değil. Daha çok bugüne sızan, devam eden bir duygu. Film de biraz bu duygunun izini sürüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26345 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-1024x684.jpeg" alt="" width="692" height="462" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-1024x684.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-768x513.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-629x420.jpeg 629w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-696x465.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9-1068x713.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Uluslararasi-Antalya-Altin-Portakal-Film-Festivalinde-BERONA-belgesel-filmi-gosterimi-sonrasi-9.jpeg 1080w" sizes="auto, (max-width: 692px) 100vw, 692px" /></p>
<p><strong>Filmde yaşam ve ölüm dengesi de kurulmuş, bir yandan hayat devam ederken, bir yerde kesiliyor. Bu o kadar olağan bir denge ki… sen de zaten bu yönüne değiniyorsun? </strong></p>
<p>Yaşam ve ölüm meselesini tam olarak bir “denge” olarak adlandırmak doğru mu emin değilim ama filmde daha çok ruhani bir ölüm halinin var olmasını istedim diyebilirim. Filmde Lütfiye bahçede tek başına çalışırken bir ölüm ilanı duyuyoruz. Aslında bu çok gündelik bir şey. Ben de orada bunu duydum. Lütfiye de duyuyor ama o anons duyulurken hayat durmuyor; çay toplanmaya devam ediyor, gündelik hayat akmaya devam ediyor. Ve herkes bunun farkında: Bir gün o anonsun kendi adıyla yapılacağını biliyor. Ben de biliyorum. Bu gerçekle yaşamak, bana göre Lütfiye’yi daha güçlü kılan bir şey. Çünkü bu farkındalık, onu bir suçlama halinden uzaklaştırıyor. Daha önce de bahsettiğim “Ne yaşadıysak büyüklerimizin yüzünden yaşadık” cümlesi de burada başka bir yere evriliyor. Bu artık bir suçlama değil; bir tanım, bir kabulleniş hali. Hayatın, ölümün ve yaşanılanların iç içe geçtiği bir farkındalık durumu. Ben de filmde bu hissi, bu sürekliliği ve bu kabullenişi mümkün olduğunca olduğu haliyle yakalamaya çalıştım.</p>
<p><strong>Biraz da dil kullanımıyla ilgili görüşlerini almak isterim, herkesin konuştuğu dilde kendisini ifade etmesi çok anlamlı… Burada bize geçen şeylerden biri de bu oluyor sanırım. Sen neler söylersin? </strong></p>
<p>Dil benim için sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda hafızayı taşıyan bir şey. Bu yüzden insanların kendi dilinde konuşması, kendini ifade etmesi çok önemli. Çünkü dil değiştiğinde, aslında o duygunun tonu da değişiyor. Filmde Lazca’nın varlığı da bu yüzden çok kıymetliydi benim için. Çünkü o coğrafyanın duygusunu, ritmini, hatta suskunluğunu bile taşıyan bir dil. Türkçeyle anlatılsa aynı şey olmazdı diye düşünüyorum. Lazca’nın içinde başka bir hafıza var. Aynı zamanda bu, bir temsil meselesi de. Yani insanların kendi diliyle var olabilmesi, kendini o dil üzerinden ifade edebilmesi. Filmde de bunu mümkün olduğunca korumak istedim. Çünkü o dil kaybolduğunda, aslında o hayatın bir parçası da kayboluyor. Bu yüzden dil benim için filmin sadece bir unsuru değil, doğrudan kendisi. Anlatının taşıyıcısı değil sadece; aynı zamanda onun ruhunu kuran şey.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26346 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1024x429.jpg" alt="" width="672" height="282" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1536x644.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-2048x858.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-696x292.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still09-1920x804.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 672px) 100vw, 672px" /></p>
<p><strong>Filmin festival yolculuğu nasıl gidiyor. Antalya, Trabzon ve şimdi de İstanbul Film festivali… Festivallerin belgesel sinemaya ilgisi nasıl? Seyircilerden nasıl geri dönüşler alıyorsun? </strong></p>
<p>Festival süreci şu ana kadar benim için oldukça anlamlı ilerliyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali ile başlayan serüven, şu anda İstanbul Film Festival ile devam ediyor. Yurtdışı başvurularımız ve seçkilerimiz de sürüyor. Her festivalde filmin farklı bir karşılık bulduğunu görmek benim için çok kıymetli. Belgesel sinemaya olan ilgiyi aslında gerçeğe olan ilginin bir yansıması olarak görüyorum. Bu da beni, bundan sonra anlatmak istediğim hikâyeler konusunda daha da motive ediyor. Seyirci geri dönüşleri ise sürecin en değerli kısmı. Çünkü insanlar filmi izledikten sonra çoğu zaman kendi hayatlarından, kendi ailelerinden bahsetmeye başlıyorlar. Film bir noktadan sonra sadece bana ait olmaktan çıkıyor, başka insanların hafızasına dokunan bir şeye dönüşüyor. Burada özdeşleşme meselesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İzleyici Lütfiye’de kendi annesini, Ali’de kendi babasını görmeye başlıyor. Ve bu sayede film, farklı hayatlarla temas eden bir yere ulaşıyor. Bu da aslında en başından beri aradığım şeydi: En kişisel olanın bir şekilde evrensele ulaşabilmesi. Festival süreci de bu anlamda filmin farklı coğrafyalarda nasıl karşılık bulduğunu görmek açısından benim için çok besleyici oluyor.</p>
<p><strong>Sırada başka neler var, bundan sonra yapacakların belli mi? </strong></p>
<p>Şu an en çok odaklandığım proje, Berona’nın geçmişiyle ilgili. Yani annemin ve babamın geçmişine dönen bir hikâye. En başından beri aslında o hikâyeyi görünür kılmak istiyordum. Berona benim için çok öğretici bir süreç oldu. Bu yüzden bundan sonra yapacağım işlerde de yine gerçeklik, hafıza ve aile gibi meselelerle bağ kurmaya devam edeceğimi düşünüyorum. Ama bunu daha farklı formlar ve anlatı yapıları üzerinden denemek istiyorum. Halihazırda Lütfiye, Ali ve dedem Muhittin üzerinden, 1980’lerle günümüz arasında gidip gelen bir hikâye yapısına sahip bir senaryo üzerinde çalışıyorum. Umarım onu da ilerleyen süreçte hem festivallerde hem de seyirciyle buluşabileceği alanlarda görebiliriz.</p>
<p>Bunların dışında Rize’den çok yakın bir arkadaşımın yönettiği bir projede görüntü yönetmeni olarak yer alacağım. Şu sıralar filmin hazırlıklarıyla ilgileniyoruz ve yaklaşık bir ay içinde sete girmeyi planlıyoruz. Mezmoneri adını taşıyan bu film de Lazca çekilecek; umarım onu da ilerleyen dönemde festivallerde izleme fırsatı buluruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26347 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1024x429.jpg" alt="" width="696" height="292" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1536x644.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-2048x858.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-696x292.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/04/Berona_Still08-1920x804.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Son olarak neler söylersin?</strong></p>
<p>Bu röportaj vesilesiyle sizinle yeniden bir araya gelmek benim için gerçekten çok kıymetli. Trabzon Film Festivali’nde tanıştığımızda filmi izleyip üzerine konuştuğumuz anlar ve paylaştığın düşünceler benim için çok değerliydi, hâlâ da öyle. Bu sohbetin burada devam ediyor olması da ayrıca anlamlı. Umarım İstanbul Film Festivali’nde yeniden karşılaşıp birlikte film izleme ve üzerine konuşma fırsatımız olur. Bu vesileyle hem sana hem de Cinedergi ekibine teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/04/05/ben-karadenizde-bahcelerde-annemi-izleyerek-buyudum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Gerçekten Önemli” Filmler</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/03/26/gercekten-onemli-filmler/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/03/26/gercekten-onemli-filmler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 06:58:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[movies that matter]]></category>
		<category><![CDATA[semra güzel korver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26315</guid>

					<description><![CDATA[Hollanda’nın The Hague (Lahey) şehrinde tam 20 yıldır düzenlenen Movies that Matter Festival, adından da anlaşılacağı gibi “gerçekten önemli” meselelere odaklanan bir film festivali. Bu yıl 20–28 Mart tarihleri arasında 20. kez gerçekleşiyor. İnsan hakları ihlalleri, sosyal adaletsizlikler, hukukun üstünlüğü, çevresel krizler… Kısacası dünyanın ne kadar can yakan meselesi varsa, hem belgesel hem kurmaca filmler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda’nın The Hague (Lahey) şehrinde tam 20 yıldır düzenlenen Movies that Matter Festival, adından da anlaşılacağı gibi “gerçekten önemli” meselelere odaklanan bir film festivali. Bu yıl 20–28 Mart tarihleri arasında 20. kez gerçekleşiyor. İnsan hakları ihlalleri, sosyal adaletsizlikler, hukukun üstünlüğü, çevresel krizler… Kısacası dünyanın ne kadar can yakan meselesi varsa, hem belgesel hem kurmaca filmler aracılığıyla görünür kılınmaya çalışılıyor.</p>
<p>Festival sadece film göstermekle kalmıyor, filmi bir araç olarak kullanıyor. Anlatılmamış hikâyeleri bağlamıyla birlikte açıp tartışmaya davet ediyor. Seyirciyle film arasında bir bağ kurmakla kalmıyor, o bağın toplumsal bir etkiye dönüşmesi için alan açıyor. Eğitim gösterimleri, etkinlikler, uluslararası iş birlikleri… Hepsi bu niyetin bir parçası.</p>
<p>Festivalde “Grand Jury Documentary” (Büyük Jüri Belgesel), “Grand Jury Fiction” (Büyük Jüri Kurmaca) ve izleyici oylarıyla belirlenen “Audience Award” (İzleyici Ödülü) veriliyor. Açıkçası kimin, hangi filmin ödül alacağı ilgi alanımın dışında. Bir belgesel sinemacı olarak üretim süreçlerinin kendisi daha çok ilgimi çekiyor. Kısıtlı zamanımı “Film &amp; Impact Pitches” (Film ve Etki Sunumları) bölümüne ayırdım ve sunumlara konuk olarak katıldım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26316 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-1024x768.jpg" alt="" width="620" height="465" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-1024x768.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-1536x1152.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-2048x1536.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-1068x801.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-1920x1440.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/IMG_2532-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>“Take on Film &amp; Impact Pitches” aslında bir dayanışma alanı. Film yapımcılarının sadece iyi bir film ortaya koymalarına değil, o filmin dünyada nasıl bir karşılık bulabileceğine, nasıl bir etki yaratabileceğine odaklanıyor. Festival; Hollanda’da olduğu kadar Avrupa ve dünyadaki uluslararası resmî ve sivil kurumlar, fon sağlayıcılar ve yayıncılarla bağlantılar kurma konusunda aktif bir rol üstleniyor. Yani mesele sadece filmi bitirmek değil, onun hayatını kurmak. O yolculukta yoldaş olmak. Filmin üretimi kadar, dolaşımı ve yarattığı etki de sürecin bir parçası olarak ele alınıyor.</p>
<p>Bu yıl dört kıtadan sekiz proje seçilmiş. Her yönetmenin sunum süresi sekiz dakika. Kısa bir süre gibi görünüyor ama aslında çok yoğun bir alan açıyor. Çünkü bu bir “pitching” (proje sunumu) yarışması değil. Kim daha iyi sundu, kim kazandı gibi bir rekabet çok da yok. Rekabetten çok, paylaşım ve karşılaşma alanı kuruluyor. Gerçi program sonunda farklı kurumlar tarafından verilen destek ödülleri var. Örneğin Taskovski Training Award gibi ödüller, projelere para vermekten çok, uzun vadeli mentorluk ve stratejik destek sağlıyor. Yani aslında burada ödül, bir filmin yolunu açmak.</p>
<p>Bu programda sunulan projelerin çeşitliliği de dikkat çekiciydi: kadın hakları ve üreme sağlığından, yerli halkların bilgeliğini ve doğayla kurdukları ilişkiyi korumaya; evlat edinilen bireylerin kimlik hakkı mücadelesinden, aile içindeki ve toplumdaki aşırılıklar ve ırkçılıkla yüzleşmeye; mahkûm rehabilitasyonundan iklim adaletine, siyasi tutukluların aileleri üzerindeki etkilerinden savaş tecavüzlerinin yarattığı travmalara kadar geniş bir yelpaze&#8230; Yani her biri kendi bağlamında acil, ağır ve görmezden gelinmeye müsait konular.</p>
<p>Ve gerçekten de her sunumdan sonra şunu görüyorsunuz: Hiçbir proje eli boş çıkmıyor salondan. Bazen bir ortak, bazen bir fon ihtimali, bazen bir deneyim, bazen yeni bir bağlantı, bazen de sadece doğru sorular&#8230; Sonrasında birebir görüşmelerle süreç ilerliyor.</p>
<p>Sunumlardan sonra sessizlik olduğunda enerjik moderatörün salona dönüp söylediği şu cümle çok motive ediciydi:<br />
“Haydi, siz etki prodüktörlerisiniz, bu projelere nasıl destek olabilirsiniz?”<br />
O an salonun dinamiği tamamen değişiyor. İnsanlar söz alıyor, bağlantılar öneriyor, deneyim paylaşıyor. Bir film henüz tamamlanmadan etrafında bir ekosistem oluşmaya başlıyor. Sonuçta etki yaratmak, farkındalık oluşturmak için yola çıkan filmler, ortak bir duyguyla sahipleniliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26317 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197.jpg" alt="" width="920" height="520" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197.jpg 920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197-768x434.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197-743x420.jpg 743w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197-150x85.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/03/cbd03e8f-a90a-48e5-823c-5cede463b197-696x393.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 920px) 100vw, 920px" /></p>
<p>Benim için en etkileyici tarafı buydu sanırım. Çünkü çoğu zaman yalnız hissedilen bir üretim sürecinin aslında kolektif bir zemine oturabileceğini hatırlatıyor. Bunu da açıkça söylemek lazım: Burada “etki” kelimesi içi boş bir kavram olarak kullanılmıyor. Gerçekten üzerine düşünülmüş, strateji geliştirilmiş, somut karşılıkları olan bir şeyden bahsediliyor.</p>
<p>Film yapmak tek başına yetmiyor. O filmin dünyayla nasıl ilişki kuracağını da düşünmek gerekiyor.</p>
<p>Öte yandan, insan ister istemez biraz mesafe alıp yeniden bakma ihtiyacı da hissediyor. Bir zamanlar Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü) Film Festivali olarak başlayan bu yapının bugün “farkındalık yaratan” bir festivale, yani Movies that Matter’a dönüşmesi; üstelik European Court of Human Rights (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ile sembolik olarak aynı coğrafi-politik hattın bir parçası sayılabilecek bir şehirde, The Hague’da düzenlenmesi elbette anlamlı.</p>
<p>Ama aklıma takılan bir soru var:<br />
Acaba Avrupa, kendi sebep olduğu insan hakları ihlallerine de aynı duyarlılıkla yaklaşıyor mu bu festivalde? Buna net bir cevap vermem mümkün değil. Zaten ben festivale sadece bir gün katılabildim. Böyle bir sorunun cevabını bu kadar sınırlı bir deneyimle vermek de mümkün değil.</p>
<p>Yine de soru işaretleri kalıyor içimde:</p>
<p>Filmler aracılığıyla farkındalık yaratmak, çok insani ve takdir edilesi bir çaba. Ve fakat artık sahte ile gerçeğin, doğru ile yanlışın bu kadar iç içe geçtiği bir zamanda, “iyi” ve “masum” görünen her yapının altını biraz daha kurcalama ihtiyacı hissediyor insan. Ve insan ister istemez daha fazla sorgulamaya başlıyor görünenin arkasındakini.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/03/26/gercekten-onemli-filmler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>45. İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan Tarihleri Arasında İzleyiciyle Buluşacak!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/03/23/45-istanbul-film-festivali-9-19-nisan-tarihleri-arasinda-izleyiciyle-bulusacak/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/03/23/45-istanbul-film-festivali-9-19-nisan-tarihleri-arasinda-izleyiciyle-bulusacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26311</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan tarihleri arasında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Türkiye’den ve dünyadan nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getirecek 45. İstanbul Film Festivali’nin kapsamlı seçkisi, 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşuyor. Festival seçkisinde, dünya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) </strong>tarafından, <strong>N Kolay </strong>sponsorluğunda düzenlenen <strong>45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan </strong>tarihleri arasında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Türkiye’den ve dünyadan nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getirecek <strong>45. İstanbul Film Festivali</strong>’nin kapsamlı seçkisi, <strong>127 uzun metrajlı </strong>ve <strong>13 kısa</strong> filmden oluşuyor. Festival seçkisinde, dünya sinemasının en nitelikli örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenlerin ve genç yeteneklerin son filmlerinin yanı sıra dünya, uluslararası, Balkan ve Türkiye prömiyerlerini yapan filmler de yer alıyor. Festivalde <strong>11 gün</strong> boyunca gösterimlerin yanı sıra <strong>konuk yönetmen </strong>ve<strong> oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşiler, özel gösterimler ve etkinlikler </strong>de yer alacak.</p>
<p><strong><u>Festivalin basın toplantısından mesajlar</u></strong></p>
<ol start="45">
<li>İstanbul Film Festivali’nin basın toplantısı 23 Mart Pazartesi sabahı <strong>The Marmara Taksim</strong>’in evsahipliğinde gerçekleştirildi.</li>
</ol>
<p><strong><u> </u></strong><strong>İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak </strong>yaptığı konuşmada, <em>“İKSV olarak kapsayıcılığa, sanatçıların ve gençlerin desteklenmesine büyük önem veriyoruz. Kırk beş yıldır sürdürdüğümüz İstanbul Film Festivali’nde de bu yöndeki çalışmalarımızın yansımalarını görmek mümkün. Festival, sinemacılara yarışmalı bölümleriyle uluslararası görünürlük ve bağ kurma olanakları sunarken Köprüde Buluşmalar platformuyla da somut bir destek zemini sağlıyor; tüm bunları yaparken kariyerlerinin başındaki sinemacılara özel imkânlar yaratmaya da ayrıca özen gösteriyor. Genç sinemaseverlerin festivale erişimini kolaylaştırmayı da önemsiyor, kurucu sponsorumuz Eczacıbaşı Topluluğu’nun desteğiyle bu yıl da Eczacıbaşı Genç Bilet&#8217;i öğrencilere özel bir fiyattan sunmaya devam edebildiğimiz için mutluluk duyuyoruz. Devam eden güçlü destekleri için Festival Sponsoru N Kolay’a ve festivale katkıda bulunan tüm kurum ve kuruluşlara içtenlikle teşekkür ediyorum,” </em>dedi.</p>
<p><strong>Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan,</strong> <em>“İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen ve bu yıl 45’incisi gerçekleştirilen İstanbul Film Festivali’ne, Aktif Bank olarak dijital bankacılık uygulamamız N Kolay ile ana sponsor olmaktan büyük gurur duyuyoruz. İKSV ile Passo üzerinden başlattığımız güçlü iş birliğini üçüncü yılımızda da sürdürürken, kültür ve sanatın toplumsal yaşamı zenginleştiren ve dönüştüren gücüne olan inancımızla, yaratıcı üretimi destekleyen, kültürel çeşitliliği teşvik eden ve toplumsal eşitliği güçlendiren projelerin yanında yer almaya devam ediyoruz. İstanbul’un benzersiz kültürel dokusundan ilham alan bu köklü festivalin, sinemanın evrensel diliyle farklı hikâyeleri bir araya getirerek izleyicilere ilham veren, unutulmaz bir deneyim sunacağına inanıyoruz</em><em>,” </em>dedi.</p>
<p>Toplantıda festival programı ve etkinlikleriyle ilgili bilgi veren<strong> İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan</strong> Altın Lale Yarışması, Yeni Bakışlar, Kısa Film Yarışması’nda yer alan filmleri açıkladı.</p>
<p>Köprüde Buluşmalar Yöneticisi <strong>Pınar Evrenosoğlu </strong>ise festival kapsamında bu yıl 21. kez Türkiye’den yapımcı, yönetmen ve senaristlerle uluslararası sinema profesyonellerini bir araya getirecek Köprüde Buluşmalar proje değerlendirme ve geliştirme platformu hakkında bilgi aktardı.</p>
<ol start="45">
<li><strong><u> İstanbul Film Festivali Sinema Ödülleri
<p></u></strong>Festival tarafından sinemaya gönül ve emek veren kişilere sunulan <strong>Sinema Onur Ödülü</strong> bu yıl oyuncu <a href="https://film.iksv.org/tr/onur-odulleri/nilufer-aydan"><strong>Nilüfer Aydan</strong></a> ve yönetmen <a href="https://film.iksv.org/tr/sinema-onur-odulleri/gianfranco-rosi"><strong>Gianfranco Rosi</strong></a>’ye sunulacak.</li>
</ol>
<p><strong><u>Festival filmleri yedi salonda gösterilecek</u></strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda <strong>Atlas</strong> <strong>1948 </strong>ve <strong>Beyoğlu Sineması</strong>; Şişli’de <strong>CineWAM Premium+ City&#8217;s Nişantaşı</strong> (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy’de <strong>Kadıköy Sineması</strong>, <strong>Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi</strong> ve <strong>Paribu Cineverse Nautilus</strong> olmak üzere <strong>7 </strong>salonda yapılacak. Sinematek/Sinema Evi’nde yapılacak tüm gösterimlerde yerler numarasız olacak.</p>
<p>Gösterim saatleri ise <strong>11.00, 13.30, 16.00, 19.00 </strong>ve <strong>21.30.</strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali bu yıl da ağırlayacağı birçok konuk yönetmen ve oyuncuyu festival izleyicileriyle bir araya getirecek. Festivale katılacak oyuncu ve yönetmenler, filmlerinin gösterimlerinden önce sinemalarda sunumlar yapacak ve gösterim sonrasında da izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Festival programı ve yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek gösterimlerin bilgileri festivalin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından takip edilebilir.</p>
<p><strong> </strong><strong><u>Festivalin açılış filmi <em>Three Goodbyes / Üç Veda</em></u></strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali’nin açılış galasında, Katalan yönetmen Isabel Coixet’in Toronto Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son filmi <strong><em>Three Goodbyes / Tre ciotole / Üç Veda</em> </strong>gösterilecek. Alba Rohrwacher ile Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı <em>Üç Veda,</em> yönetmen Coixet’e göre “geride bıraktığımız tatlı, insanca şeyleri” konu alan duygusal bir dram.</p>
<p><strong><u>Altın Lale Yarışması, Kısa Film Yarışması ve Yeni Bakışlar</u></strong><strong><br />
</strong>Geçtiğimiz yıl uluslararası niteliğini vurgulayan yeni bir yapıya bürünen İstanbul Film Festivali’nde resmi seçki kapsamında toplam üç yarışmalı bölüm yer alıyor: <strong>Altın Lale Yarışması, Kısa Film Yarışması </strong>ve <strong>Yeni Bakışlar</strong>.</p>
<p><strong> </strong>Yerli ve yabancı filmlerin bir arada, uluslararası bir jüri tarafından değerlendirileceği <strong>Altın Lale Yarışması</strong>’nda <strong>15</strong> uzun metrajlı film yer alıyor. Yönetmen <strong>David Mackenzie</strong>’nin başkanlığını yürüteceği Altın Lale Yarışması jürisinde Berlin EFM Direktörü <strong>Tanja Meissner, </strong>oyuncu <strong>Ekin Koç, </strong>akademisyen <strong>Prof. Dr. Aslı Tunç </strong>ve yapımcı <strong>Rodrigo Areias </strong>yer alıyor.</p>
<p><strong>Altın Lale Yarışması</strong>’nda en iyi filme verilen <strong>Altın Lale Ödülü, Eczacıbaşı Topluluğu </strong>tarafından; <strong>Yeni Bakışlar </strong>bölümünde en iyi filme verilen <strong>Seyfi Teoman Ödülü</strong>, <strong>Anadolu Efes </strong>tarafından; <strong>En İyi Kısa Film Ödülü Anadolu Efes </strong>tarafından destekleniyor.</p>
<p><strong>Anadolu Efes</strong>’in ödül sponsoru olduğu ulusal nitelikteki <strong>Kısa Film Yarışması’</strong>nda yer alan <strong>11 </strong>kısa film yönetmen <strong>Gizem Kızıl, </strong>oyuncu <strong>Meriç Aral </strong>ve yönetmen <strong>Levent Türkan </strong>tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>Genç yönetmenleri desteklemek, yeni çalışmaları daha görünür kılabilmek için, yalnızca ilk ve ikinci filmlerini çeken yönetmenlere açık olan ulusal nitelikteki <strong>Yeni Bakışlar </strong>bölümünde <strong>13</strong> film yer alıyor. Festival, geçen yıl başlattığı uygulamayı sürdürerek bu yıl da Yeni Bakışlar jürisine bir genç sinema öğrencisini de davet ediyor. En iyi filme <strong>Seyfi Teoman Ödülü</strong>’nün verileceği bölümün jürisi yönetmen <strong>Mehmet Akif Büyükatalay, </strong>oyuncu <strong>Murat Kılıç, </strong>görüntü yönetmeni <strong>Meryem Yavuz, </strong>yapımcı <strong>Soner Alper </strong>ve Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi <strong>Meltem Naz Salduz</strong>’dan oluşuyor.</p>
<p>Festivalde Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu <strong>FIPRESCI</strong>’nin verdiği ödüllere ek olarak Türkiye’den üç farklı meslek kuruluşu (Belgesel Sinemacılar Birliği (<strong>BSB</strong>)<strong>, Film Yönetmenleri Derneği </strong>(<strong>Film-Yön</strong>) ve Sinema Yazarları Derneği (<strong>SİYAD</strong>) da festivaldeki filmleri bağımsız jürilerle değerlendirecek.</p>
<p><strong><u>Festival programında neler var?</u></strong></p>
<p>Festival seçkisinde filmler tematik bölümlerde sınıflandırılmıyor, içerik ve ele aldıkları konulardan bağımsız başlıklar altında toplanıyor. Festival programında bu yıl üç yarışmalı bölüme ek olarak merakla beklenen filmlerin ilk gösterimlerini, dünya festivallerinden filmleri, kariyerlerinin başındaki yönetmenlerin ilk veya ikinci filmlerini, belgeselleri, sinema sanatının sınırlarını zorlayan örnekleri ve klasikleri bir araya getiren altı bölüm var.</p>
<p><strong><u>Festivalin yıldızları N Kolay Galaları’nda buluşuyor</u></strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali’nin en sevilen bölümlerinden, <strong>N Kolay</strong> sponsorluğunda gerçekleştirilecek <strong>Galalar</strong> ile izleyiciyle saygın festivallerde yakın zamanda buluşmuş, geniş kitlelere seslenen parlak filmlerin Türkiye prömiyerleri festivalde yapılıyor. <strong>N Kolay Galaları</strong>’nda bu yıl, ünlü yıldızlardan usta yönetmenlere, sezonun merakla beklenen <strong>12 </strong>filminin Türkiye’deki ilk gösterimleri gerçekleştirilecek.</p>
<p><strong> </strong>Başrollerinde Paul Dano, Jude Law ve Alicia Vikander’in yer aldığı siyasi gerilim <em>Kremlin’in Büyücüsü</em>, festivalin açılış filmi, Alba Rohrwacher ile Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı <em>Üç Veda</em>; Tony Leung, Enzo Brumm, Léa Seydoux gibi yıldızların yer aldığı <em>Sessiz Dost</em>; Anne Hathaway ile Michaela Coel’un ABD vizyonuyla eşzamanlı festivalde gösterilecek olan gerilim <em>Mother Mary</em>, Altın Lale Yarışması jüri başkanı David Mackenzie’nin Toronto Uluslararası Film Festivali’nde Gala bölümünde dünya prömiyerini yapan, Aaron Taylor-Johnson ile Theo James’in başrollerini paylaştığı <em>Fuze: Fünye</em>, festivalin bu yılki Sinema Onur Ödülü’nü alacak olan İtalyan belgesel ustası Gianfranco Rosi’nin Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan filmi <em>Pompei: Bulutların Altında</em>, Steven Soderbergh’in Ian McKellen ve Michaela Coel’in başrollerinde olduğu son filmi <em>The Christophers</em>, Gore Verbinski’nin oyuncu kadrosunda Sam Rockwell, Juno Temple’ın yer aldığı komedi-aksiyon filmi <em>İyi Şanslar, İyi Eğlenceler, Sakın Ölme; </em>Angelina Jolie ve Louis Garrel’li Alice Winocour filmi <em>Moda</em>, <strong>N Kolay Galaları</strong>’nın öne çıkan filmlerinden.</p>
<p><strong><u>Festivalin “Genç Ustalar”ı</u></strong></p>
<p>İlk veya ikinci filmlerini çekerken dünya sinemasına farklı bir soluk getiren, özgün yaklaşımlarıyla beğeni toplayan yetenekli genç yönetmenlerin geleceğin klasikleri olmaya aday yapıtlarının yer aldığı <strong>Genç Ustalar </strong>bölümünde Cannes, Venedik, Locarno, Selanik ve daha birçok festivalden ödüllerle dönmüş <strong>20</strong> film izleyiciyle buluşacak. 2026 Berlin Film Festivali’nde Perspektifler Bölümü’nde En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan Filistin-Suriye asıllı yönetmen Abdallah Alkhatib’in Yarmuk mülteci kampı saldırısında yaşadıklarından esinlendiği filmi <em>Kuşatma Kayıtları, </em>Sundance’te İzleyici Ödülü kazanan Myrsini Aristidou’nun yönettiği <em>Tutun Bana</em>, Sitges’de Jüri Özel Ödülü kazanan ve dünya prömiyerini yaptığı Toronto’da Geceyarısı Çılgınlığı bölümünde büyük ses getiren Curry Barker filmi <em>Obsession</em>, Cannes ve Sitges’de ödüllendirilen fantastik komedi <em>İşe Yarar Bir Hayalet</em>, Juliette Binoche’un başrolünü üstlendiği Berlin’de iki ödül kazanan <em>Kraliçe Zor Durumda</em>, Saraybosna’da tüm oyuncu ekibine ödül getiren <em>Fantasy </em>bu bölümün öne çıkan filmlerinden.</p>
<p><strong><u>Festivalde 22 yapımla belgesel maratonu</u></strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Belgesel Kuşağı</strong>’nda siyaset, müzik, insan hakları, çevre sorunları, aile bağları gibi farklı güncel konuları işleyen, toplumsal değişimleri ele alıp gerçeği belgelerken alışılmadık ve çarpıcı tarzlar izleyen filmler yer alıyor. Festival resmi seçkisinin farklı bölümlerindeki yerli belgeseller Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) tarafından oluşturulan bağımsız bir jüri tarafından değerlendirilecek.</p>
<p><strong><u>Festivalle on bir günde Devriâlem</u></strong></p>
<p><strong>Devriâlem</strong> bölümü, en son sinema akımlarını yansıtıyor ve izleyiciyi 11 günlük bir dünya turuna çıkarıyor. Dünya sinemasının en yeni ve nitelikli <strong>27 </strong>yapıtının bir araya geldiği bölümde; 2025 Karlovy Vary Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü’nü kazanan, Soheil Beiraghi imzalı <em>Feryat, </em>2026 Sundance Film Festivali’nden En İyi Yönetmen Ödülü’yle dönen <em>Savaş Zamanı Boşanmak, </em>Claire Denis’nin yönettiği <em>Bekçilerin Çığlığı</em>, 2025 Venedik Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü’nün sahibi <em>İş Başında</em>, bu yıl Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan<em> Nina Roza</em> ve En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan, başrolünde Anders Danielsen Lie’nin olduğu <em>Everybody Digs Bill Evans</em>, başrolünü Isabelle Huppert’in üstlendiği <em>Dünyanın En Zengin Kadını</em>, Anders Thomas Jensen’in yönettiği, Mads Mikkelsen’in başrolünde olduğu <em>Son Viking</em>, Kent Jones imzalı, Willem Dafoe’nun başrolü üstlendiği <em>Geç Gelen Şöhret</em>, 2026 Berlinale açılış filmi <em>İyi Erkek Yok</em>, 2025 Venedik Film Festivali İzleyici Ödülü sahibi <em>Malaga Sokağı</em> ile 2025 Locarno Film Festivali Bağımsız Eleştirmenler Jürisi’nden En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan ve aynı yıl Saraybosna’da En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görülen <em>Sorella Di Clausura </em>öne çıkıyor.</p>
<p><strong><u>Yeni keşifler için Heyula</u></strong></p>
<p><strong><u> </u></strong>Festival programındaki<strong> “Heyula” </strong>bölümü ise izleyicileri, sinemanın yeni olanaklarını deneyen filmleri keşfe davet ediyor. Bu bölümde <em>Göl, Dün Gece Teb Şehrini Fethettim, Yo, Aşk Asi Bir Kuştur, Sabaha Karşı, Güvercinler Altın Olsa, Efendimin Büyüleyici Sükûtu, Slet 1988, Hatıra, Barrio Triste </em>ve <em>Masayume</em> filmleri yer alıyor.</p>
<p><strong><u>Zurich Sigorta Grubu Türkiye desteğiyle bir Türk klasiği daha restore edildi:<br />
<em>Acı Hayat</em></u></strong></p>
<p><strong>İstanbul Film Festivali, Zurich Sigorta Grubu Türkiye </strong>işbirliğiyle bu yıl da Türk sinemasının önemli yapıtlarını restore ettirerek gün ışığına çıkarmaya ve bu klasiklerin yeni kopyalarını sinemamıza kazandırmaya devam ediyor. Sinemaseverler, festivalin bu yılki afişlerinden birine de ilham olan, Metin Erksan’ın filmin yapımcılığını da üstlenen Muzaffer Arslan’ın öyküsünden senaryosunu yazdığı, başrollerini <strong>Türkan Şoray</strong>, <strong>Nebahat Çehre,</strong> <strong>Ayhan Işık </strong>ve <strong>Ekrem Bora</strong>’nın üstlendiği, 1962 yapımı <strong><em>Acı Hayat</em></strong>’ı <strong>Atlas Post Production</strong> tarafından restore edilmiş kopyasından izleyebilecek.</p>
<p><strong><u>Dünden bugüne ışıltısını kaybetmeyen klasikler</u></strong></p>
<p>Festivalin sinematek niteliğini sürdüren özel bölümlerinden biri de <em>Dünden Bugüne Klasikler</em>. Bu bölümde, hem yeni restore edilen klasikler, yıldönümlerini kutlayan kült filmler ve bu yıla özel, festival afişine ilham olan üç film yer alıyor. Öne çıkan filmler arasında Pet Shop Boys’un bestelediği müzikle gösterilecek olan <em>Potemkin Zırhlısı</em>, 80’ler ruhunu benzersiz oyuncu kadrosuyla yansıtan Gençlik Ateşi / St. Elmo’s Fire, 25. yıl özel gösterimiyle Moulin Rouge! ve yenilenmiş kopyasından gösterilecek olan, sinema tarihinin en ikonik, en gözalıcı, havalı çiftlerinden Alain Delon ile Romy Schneider&#8217;in damgasını vurduğu <em>Sen Benimsin</em> sayılabilir.</p>
<p><strong><u>Köprüde Buluşmalar 14-16 Nisan tarihleri arasında düzenleniyor</u></strong></p>
<p><strong>Anadolu Efes</strong>’in ana destekçisi olduğu, her yıl Türkiye’den yapımcı, yönetmen ve senaristleri uluslararası sinema profesyonelleriyle buluşturan <strong>ortak yapım, eğitim ve ağ kurma</strong> platformu <strong>Köprüde Buluşmalar</strong> etkinlikleri, <strong>14-16 Nisan </strong>tarihlerinde <strong>Pera Müzesi, Borusan Müzik Evi, Fransız Kültür Merkezi </strong>ve <strong>Yapı Kredi Kültür Sanat</strong>’ta yapılacak.</p>
<p>Türkiye’de kendi alanında öncü olan <strong>Köprüde Buluşmalar</strong> Film Geliştirme, Work in Progress ve Kısa Film Atölyesi platformları ile sinemacıları desteklemeye devam ediyor. Uzun ve kısa metraj kurmaca projelerden belgesellere, geliştirme ve post-prodüksiyon aşamasındaki filmlerin uluslararası ölçekteki ilk sektörel sunumlarına olanak tanırken, sanatsal ve finansal ortak yapımlar için de stratejik bir zemin hazırlıyor. Köprüde Buluşmalar seçkisinde bu yıl toplam <strong>23 proje</strong> yer alıyor.</p>
<ol start="21">
<li>Köprüde Buluşmalar kapsamında bu yıl <strong>Türker İnanoğlu Vakfı (TÜRVAK)</strong> desteğiyle <strong>İlk Film Teşvik Ödülü</strong> takdim edilirken, kısa film kategorisinde ise <strong>CUPRA</strong> sponsorluğunda <strong>CUPRA Kısa Film Ödülü</strong> ilk kez sahibini bulacak.</li>
</ol>
<p>Köprüde Buluşmalar’ın bu yılki ödülleri ayrıca <strong>Anadolu Efes</strong>, <strong>Netflix</strong>, <strong>Mattepost</strong>, <strong>Melodika</strong>, <strong>Postgarden</strong>, <strong>Filmarka</strong>, <strong>Lumix</strong>, <strong>Clermont-Ferrand Film Festivali</strong>, <strong>Screen Institute</strong>, <strong>Tallinn Film Festivali</strong>, <strong>Midpoint</strong>, <strong>Fata Morgana</strong> ve <strong>Square Eyes</strong> desteğiyle sahiplerini buluyor. Hindistan, Polonya, Hollanda başkonsoloslukları ve Fransız Kültür Merkezi de Köprüde Buluşmalar’a katkı sağlıyor.</p>
<p>Köprüde Buluşmalar’ın her yıl sinemacılara sunduğu kapsamlı eğitim süreci, bu yıl <strong>19:30 Film</strong>’in <strong>Eğitim Programı Destekçisi</strong> olarak katılımıyla daha da güçleniyor. Mart ve nisan aylarında gerçekleştirilen, senaryo geliştirmeden film yapımında yapay zekâ araçlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu program, proje sahiplerinin uluslararası sunumlarına ve profesyonel görüşmelerine en donanımlı şekilde hazırlanmalarına olanak sağlıyor.</p>
<p>Türkiye’den sinemacıların yurt dışında eğitimlere katılmasının önünü açmak üzere yapılan ortaklıklar, Tallinn Film Festivali – Breaking into the Industry Mentorluk Programı ve Clermont-Ferrand Film Festivali – Road to Clermont ödülleriyle ivme kazanırken, Almanya–Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu çerçevesinde Medienboard Berlin-Brandenburg ve Hamburg Schleswig-Holstein MOIN Film Fonu ile işbirliği devam ediyor. Bu kapsamda bu yıl <strong>10 ortak yapıma toplam 125.000 avro</strong> kaynak ayrıldı. Aynı zamanda BerlinAir programı ile iki yönetmen konuk sanatçı olarak Berlin’e gidecek.</p>
<ol start="21">
<li>Köprüde Buluşmalar sunumları Pera Müzesi’nde, birebir toplantılar Borusan Müzik Evi’nde gerçekleştirilirken, tüm sinemaseverlerin ve festival takipçilerinin katılımına açık Sinema Konuşmaları etkinlikleri Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi’nde olacak.</li>
</ol>
<p>Bu yıl <strong>Köprüde Buluşmalar, Fransız Kültür Merkezi </strong>ve <strong>Beykoz Kundura </strong>tarafından düzenlenen <strong>İstanbul CinéCollective </strong>ile özel bir platform oluşturmak üzere güçlerini birleştiriyor. Bu işbirliği kapsamında Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve İran’dan seçilecek projeler, platformda sunum yapma ve uluslararası sinema profesyonelleriyle doğrudan bir araya gelme fırsatı bulacak.</p>
<p><strong>Köprüde Buluşmalar Ödülleri</strong>, <strong>16 Nisan Perşembe</strong> akşamı yapılacak ödül töreniyle sahiplerini bulacak.</p>
<p><strong><u>Gençlere yönelik yaratıcı kurgu atölyesi<br />
</u></strong><br />
<strong>İKSV Alt Kat</strong>, <strong>45. İstanbul Film Festivali </strong>kapsamında, 14-16 ve 17-19 yaş grubundaki gençlere yönelik Yaratıcı Kurgu Atölyesi düzenledi. İKSV 2026 Festivalleri Çocuk ve Genç Atölyeleri Sponsoru <strong>Alarko Holding</strong>’in desteğiyle gerçekleştirilen &#8220;Sanata İlk Adım&#8221; projesi kapsamındaki atölye programı, şubat ve mart ayları boyunca çevrimiçi ve ücretsiz olarak düzenlendi.</p>
<p>Beş hafta süren Yaratıcı Kurgu Atölyesi’nde genç katılımcılar, kurgucu Fırat Terzioğlu rehberliğinde “Yap, boz: bir anı kurgulamak” teması etrafında çalıştı. Katılımcılar, şehirdeki gündelik hayatlarından yakaladıkları anlar, duygular ve küçük sahneler üzerinden ilerleyerek; kurguyu hikâye kurma ve yeniden düşünme alanı olarak ele aldılar.</p>
<p>Atölye, katılımcıların filmlerinin izleyiciyle buluşacağı çevrimiçi kapanış etkinliğiyle <strong>11 Nisan&#8217;da</strong> sona erecek. İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan ve sürpriz konuklar, genç animasyoncuların işlerini değerlendirecek. Hazırlanan kurgu filmler Nisan ayında İKSV’nin dijital platformlarında paylaşılacak.</p>
<p><strong><u>“Film Gibi Şehir” afiş sergisi, festival süresince Borusan Müzik Evi’nde</u></strong></p>
<p>Festival kapsamında ayrıca Borusan Müzik Evi’nde “<strong>Film Gibi Şehir</strong>” başlıklı bir sergi gerçekleştirilecek. Ücretsiz ziyaret edilebilecek sergide 1920’lerden 1970’lere, içinde İstanbul geçen 34 filmin illüstrasyon afişleri yer alacak. TÜRVAK katkılarıyla İstiklal Caddesi’ndeki Borusan Müzik Evi’ndeki sergi, 7-17 Nisan tarihleri arasında hafta içi her gün 09.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.</p>
<p><strong><u>Senaryonun İzi: SenaristBir işbirliğiyle üç panel</u></strong></p>
<p><strong>Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SenaristBir),</strong> İstanbul Film Festivali kapsamında, sinemamızın mutfağına ve temel sorunlarına odaklanan üç panelle sinemaseverler ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.</p>
<p>Doç. Dr. Perihan Taş Öz’ün moderatörlüğünde gerçekleşecek panellerde bağımsız sinemanın sınırlarından <em>auteur </em>yönetmenlik kıskacına, bir senaryonun kağıttan perdeye olan yolculuğuna kadar pek çok kritik başlık masaya yatırılacak.</p>
<p>13 Nisan günü Yapı Kredi Kültür Sanat’ta yapılacak panellerin başlıkları: <strong>“Bağımsız Sinema Gerçekten Bağımsız Mı?”, “Auteur Olmak Zorunda Mıyız? Bağımsız Sinemada Senarist Olmak!” </strong>ve <strong>“Senaryonun Yolculuğu”. </strong></p>
<p><strong><u>Şile Çocuk Yönetmenler Film Şenliği Filmleri</u></strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali, <strong>1. Şile Çocuk Yönetmenler Film Şenliği </strong>programında yer alan filmleri göstererek geleceğin sinemacılarına alan açıyor. Şile Çocuk Yönetmenler Film Şenliği, çocukların kendi öykülerini yönetmen koltuğundan anlattıkları öncü bir çalışma olarak hayata geçirildi. 9-14 yaşlarındaki çocuklar kendi senaryolarını yazıp kurgularını oluşturarak telefonlarıyla filmlerini çektiler. Jürinin belirlediği ilk 10 film, İstanbul Film Festivali kapsamında 12 Nisan Pazar günü saat 11.00’de Paribu Cineverse Tepe Nautilus’ta festival izleyicisiyle buluşuyor.</p>
<p><strong><u>Festival sohbeti: Andrzej Wajda ve sinema tarihindeki izi</u></strong></p>
<p>Polonya sinemasının dev ismi <strong>Andrzej Wajda</strong>’nın hem kendi ülkesinin kimlik inşasındaki hem de dünya sinema tarihindeki sarsılmaz yeri, <strong><em>Küller ve Elmaslar</em> </strong>gösteriminin ardından düzenlenecek bu söyleşide mercek altına alınıyor. Film tarihçisi Boleslaw Racieski’nin gerçekleştireceği bu festival sohbeti, Wajda’nın Polonya’nın en büyük sinemacılarından biri olarak mirasını ve tarihin dönüm noktalarını görsel birer şiire dönüştürme yetisini derinlemesine inceliyor, Wajda’nın sanatsal vizyonunun günümüz sinemasına etkilerine dair geniş bir perspektif sunuyor. Andrzej Wajda, 2014’te İstanbul Film Festivali’nin Yaşamboyu Başarı Ödülü’nü almıştı. Ölümünün onuncu yılı olan 2026, usta sinemacı onuruna Polonya’da Wajda Yılı ilan edildi. Bu etkinlik <strong>Adam Mickiewicz Enstitüsü </strong>ile <strong>Polonya İstanbul Başkonsolosluğu’</strong>nun işbirliği ve katkılarıyla düzenleniyor. Festival sohbeti, 14 Nisan Salı günü Sinematek / Sinema Evi’nde 19.00’daki <em>Küller ve Elmaslar</em> gösteriminin ardından Etkinlik Salonu’nda yapılacak.</p>
<ol start="45">
<li><strong><u> İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLM LİSTESİ</u></strong></li>
</ol>
<p><strong>ALTIN LALE YARIŞMASI</strong></p>
<ul>
<li><em>Yaz Kampı / Summer Beats / Lise Akoka, Romane Gueret</em></li>
<li><em>Diriliş / Resurrection / Bi Gan</em></li>
<li><em>Prenses Mumbi / Memory of Princess Mumbi / Damien Hauser</em></li>
<li><em>Yalnız Asiler / Only Rebels Win / Danielle Arbid</em></li>
<li><em>Rose of Nevada / Mark Jenkin</em></li>
<li><em>Lali / Sarmad Sultan Khoosat </em></li>
<li><em>Ölü Köpekler Isırmaz / Dead Dogs Don&#8217;t Bite / Nuri Cihan Özdoğan</em></li>
<li><em>Tavuk / Hen / György Palfi </em></li>
<li><em>Son Kıyı / The Last Shore / Jean-François Ravagnan</em></li>
<li><em>Rose / Markus Schleinzer</em></li>
<li><em>Günyüzü / Hear the Yellow / Banu Sıvacı</em></li>
<li><em>Tadilat / Renovation / Gabriele Urbonaite </em></li>
<li><em>Kuru Taşın Başı / On the Dry Rock / Yeşim Ustaoğlu</em></li>
<li><em>Bir Arada Yalnız / LifeLike </em><em>/ Ali Vatansever</em></li>
<li><em>Karanlıkta Islık Çalanlar / Those Who Whistle After Dark </em><em>/ Pınar Yorgancıoğlu </em></li>
</ul>
<p><strong><u> </u></strong><strong>YENİ BAKIŞLAR</strong></p>
<ul>
<li><em>Aldığımız Nefes / As We Breathe / Şeyhmus Altun</em></li>
<li><em>32 Metre / 32 Meters / Morteza Atabaki</em></li>
<li><em>Annemin Solgun Çiçekleri / Mom&#8217;s Pale Flowers / Ali Cabbar</em></li>
<li><em>Keçi501 / Goat501 / Evrim Çervatoğlu</em></li>
<li><em>En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits / Ziya Demirel</em></li>
<li><em>Lo-Fi / Alican Durbaş</em></li>
<li><em>Süt Çiftliği / The Farm / Elif Eda</em></li>
<li><em>Sultana / Ali Kemal Güven</em></li>
<li><em>İsimsiz Eserler Mezarlığı / Dump of Untitled Pieces / Melik Kuru</em></li>
<li><em>Annem Hakkında / About My Mom / Soner Sert </em></li>
<li><em>Hızır7Gün / Hızır7Days / Salih Tuncer Singin </em></li>
<li><em>Bağlar, Kökler ve Tutkular / Bonds, Roots and Passions / Sunay Terzioğlu</em></li>
<li><em>The Annesi Ninja / Sinan Yabgu Ünal </em></li>
</ul>
<p><strong><u> </u></strong><strong>KISA FİLM YARIŞMASI</strong></p>
<ul>
<li><em>Aşk ve Diğerleri / Love and the Others / Berna Sitera Değirmen</em></li>
<li><em>İshak / Ishaq / Tuna Kaptan</em></li>
<li><em>Yerçekimi / Gravity / Dalya Keleş</em></li>
<li><em>Kirpik / Eyelash / Doğa Kılcıoğlu Esen</em></li>
<li><em>Aramızda Kalan Her Şey / Everything Between Us / Ilgın G. Korugan</em></li>
<li><em>Mavi, Devrim ve VHS Kasetler / Blue, Revolution and VHS Tapes / Serdar Kökçeoğlu</em></li>
<li><em>Gece Mesaisi / The Night Shift / Salih Ortaçay</em></li>
<li><em>Alis / Beril Tan</em></li>
<li><em>Otel / The Hotel / Halil Tanışan </em></li>
<li><em>Kraliçe / The Queen / Deniz Uymaz </em></li>
<li><em>Taşın Rengi / Color of the Stone / Tuğba Yaşar</em></li>
</ul>
<p><strong>N KOLAY GALALARI</strong></p>
<ul>
<li><em>Kremlin’in Büyücüsü / The Wizard of Kremlin / Olivier Assayas </em></li>
<li><em> Katta Cinayet / Murder in the Building / Rémi Bezançon</em></li>
<li><em>Üç Veda / Three Goodbyes / Isabel Coixet </em></li>
<li><em>Sessiz Dost / Silent Friend / Ildiko Enyedi </em></li>
<li><em>Nirvanna The Band The Show The Movie / Matt Johnson </em></li>
<li><em>Mother Mary / David Lowery</em></li>
<li><em>Fuze: Fünye / Fuze / David Mackenzie</em></li>
<li><em>Pompei: Bulutların Altında / Pompei: Below the Clouds / Gianfranco Rosi </em></li>
<li><em>The Christophers / Steven Soderbergh</em></li>
<li><em>İyi Şanslar, İyi Eğlenceler, Sakın Ölme / Good Luck, Have Fun, Don’t Die / Gore Verbinski </em></li>
<li><em>Normal / Ben Wheatley</em></li>
<li><em>Moda / Couture / Alice Winocour</em></li>
</ul>
<p><em> </em><strong>DEVRİÂLEM</strong></p>
<ul>
<li><em>Amir’in Kararı / Inside Amir / Amir Azizi</em></li>
<li><em>Boşluğa Hitap / Sermon to the Void / Hilal Baydarov</em></li>
<li><em>Feryat / Bidad / Soheil Beiraghi</em></li>
<li><em>Savaş Zamanı Boşanmak / How to Divorce During the War / Andrius Blazevicius </em></li>
<li><em>Alter Ego / Nicolas Charlet, Bruno Lavaine</em></li>
<li><em>Şehrin En Yalnız Adamı / The Loneliest Man in Town / Tizza Covi, Rainer Frimmel </em></li>
<li><em>İki Laborantın Yorgun Saatleri / The Weary Hours of Two Lab Assistants / Burak Çevik </em></li>
<li><em>Comédie-Française / De la Comédie-Française / Martin Darondeau, Bertrand Usclat </em></li>
<li><em>Bekçilerin Çığlığı / The Fence / Claire Denis</em></li>
<li><em>İş Başında / At Work / Valérie Donzelli</em></li>
<li><em>Nina Roza / Geneviève Dulude-De Celles</em></li>
<li><em>Arkadaşım Eva / My Friend Eva / Cesc Gay</em></li>
<li><em>Mahi / Elias Giannakakis</em></li>
<li><em>Everybody Digs Bill Evans / Grant Gee</em></li>
<li><em>Dört Eksi Üç / Four Minus Three / Adrian Goiginger</em></li>
<li><em>Son Viking / The Last Viking / Anders Thomas Jensen</em></li>
<li><em>Geç Gelen Şöhret / Late Fame / Kent Jones </em></li>
<li><em>Dünyanın En Zengin Kadını / The Richest Woman in the World / Thierry Klifa</em></li>
<li><em>Made in EU / Stephan Komandarev</em></li>
<li><em>Baharda Altı Gün / Six Days in Spring / Joachim Lafosse </em></li>
<li><em>Connemara / Alex Lutz</em></li>
<li><em>Yeryüzü Şarkısı / Earth Song / Erol Mintaş </em></li>
<li><em>Sorella Di Clausura / Ivana Mladenovic</em></li>
<li><em>İyi Erkek Yok / No Good Men / Shahrbanoo Sadat</em></li>
<li><em>Malaga Sokağı / Calle Málaga / Maryam Touzani</em></li>
<li><em>Zafere Doğru / To The Victory! / Valentyn Vasyanovych</em></li>
<li><em>Kurt, Tilki ve Leopar / The Wolf, The Fox and The Leopard / David Verbeek </em></li>
</ul>
<p><strong><u> </u></strong><strong>BELGESEL KUŞAĞI</strong></p>
<ul>
<li><em>Siham’dan Sonra / Life After Siham</em> / Namir Abdel Messeeh</li>
<li><em>Berona </em>/ Barış Altı</li>
<li><em>Milyonda Bir / One in A Million</em> / Itab Azzam, Jack Macinnes</li>
<li><em>Habibi Hüseyin / Habibi Hussein </em>/ Alex Bakri</li>
<li><em>Ev / Dom /</em> Massimiliano Battistella</li>
<li><em>Dansın Özü – Germaine Acogny / Germaine Acogny – The Essence of Dance</em> / Greta-Marie Becker</li>
<li><em>Roman Gibi / Like A Novel / </em>Tayfun Belet</li>
<li><em>Nova &#8217;78</em> / Aaron Brookner, Rodrigo Areias</li>
<li><em>Amílcar</em> / Miguel Eek</li>
<li><em>MegaDoc</em> / Mike Figgis</li>
<li><em>Hümanist Bir Deha Gazi Yaşargil </em>/ <em>Master of Brains Gazi Yasargil</em> / Atıl İnaç</li>
<li><em>Kadranı Olmayan Saat / Clock Without A Dial / </em>Fatma Karakuş Kaçmaz</li>
<li><em>Yaşamaya Mecbursun! / Longing for the Sun / </em>Caner Kaya</li>
<li><em>Posta Kutusu 213 Diyarbakır / Mailbox 213 Diyarbakir </em>/ Orhan Miroğlu</li>
<li><em>Yavaş Ölüm / </em>İlkay Nişancı</li>
<li><em>Hikâyemin Neresindeyim? / Where Am I in My Story? / </em>Nalin Acar, Adar Taş</li>
<li><em>Yıkılmak / The Defeat / </em>Mehmet Ali Sevimli</li>
<li><em>Amerikalı Doktor / American Doctor </em>/ Poh Si Teng</li>
<li><em>2m<sup>2</sup></em> / Volkan Üce</li>
<li><em>Hayatta Kalanlar / Who is Still Alive</em> / Nicolas Wadimoff</li>
<li><em>Detroit Çocukları / Sons of Detroit</em> / Jeremy Xido</li>
<li><em>The Making of Michel Petite</em> / Feyyaz Yıldırım</li>
</ul>
<p><strong>GENÇ USTALAR</strong></p>
<ul>
<li><em>Kuşatma Kayıtları / Chronicles from the Siege</em> / Abdallah Alkhatib</li>
<li><em>Tutun Bana / Hold Onto Me</em> / Myrsini Aristidou</li>
<li><em>Obsession</em> / Curry Barker</li>
<li><em>Palmiyelerin Ardında / Behind the Palm Trees</em> / Meryem Benm’Barek</li>
<li><em>İşe Yarar Bir Hayalet / A Useful Ghost</em> / Ratchapoom Boonbunchachoke</li>
<li><em>Denize Doğru / Istanbul Calling</em> / Alexandre Büyükodabaş</li>
<li><em>Cennet / Paradise</em> / Jérémy Comte</li>
<li><em>Göl Hikâyeleri / Sunfish (&amp; Other Stories on Green Lake)</em> / Sierra Falconer</li>
<li><em>Kraliçe Zor Durumda / Queen at Sea</em> / Lance Hammer</li>
<li><em>Kısa Yaz / Short Summer</em> / Nastia Korkia</li>
<li><em>Fantasy </em>/ Kukla</li>
<li><em>Burası Nasıl Bu Kadar Yeşil? / How Come It’s All Green Out Here?</em> / Nikola Lezaic</li>
<li><em>Filipiñana</em> / Rafael Manuel</li>
<li><em>Denizin Getirdikleri / Beachcomber</em> / Aristotelis Maragkos</li>
<li><em>Ayşa Uçup Gidemiyor / Aisha Can’t Fly Away</em> / Morad Mostafa</li>
<li><em>Ish</em> / Imran Perretta</li>
<li><em>Ateşle Sınav / Hearts on Fire </em>/ Aurélien Peyre</li>
<li><em>Adalet Peşinde / Prosecution</em> / Faraz Shariat</li>
<li><em>Yurtsuz / Trial of Hein</em> / Kai Stänicke</li>
<li><em>Kara Yılan / The Black Snake</em> / Aurélien Vernhes-Lermusiaux</li>
</ul>
<p><strong>HEYULA</strong></p>
<ul>
<li><em>Göl / The Lake</em> / Fabrice Aragno</li>
<li><em>Dün Gece Teb Şehrini Fethettim / Last Night I Conquered the City of Thebes</em> /<a href="https://www.google.com/search?sca_esv=b79173ae027d49e8&amp;rlz=1C1GCEU_trTR1138TR1138&amp;sxsrf=ANbL-n5v9trfnYFEMzyMUk0upyvBPUtGRw:1772703934351&amp;q=gabriel+azor%C3%ADn&amp;si=AL3DRZGDMkmBg1SB5TH8o8Xeh03tgmwpgZCgiYi5BFB_ELNOTKafqfdhuQbfVektM_81yLCMHfz-dgifcE_SYMvL-MKt_Qjoe8Y55wuxacVhqITQU9ItC7z_4xgO49YoZ76jk3TYaL9cbohG_5v2bflhwARLz6pTi8GWmdxR5fn1nnCi4PN1y1pEji72YqcFH8nVXeaAnl03uxf5SzWo9w3vtDEZfp3bDA%3D%3D&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwi56LHivIiTAxU58LsIHY3zNFoQmxN6BAggEAI"> Gabriel Azorín</a></li>
<li><em>Yo, Aşk Asi Bir Kuştur / Yo, Love is a Rebellious Bird</em> / Anna Fitch, Banker White</li>
<li><em>Sabaha Karşı / Waking Hours</em> / Federico Cammarata, Filippo Foscarini</li>
<li><em>Güvercinler Altın Olsa / If Pigeons Turned to Gold</em> / Pepa Lubojacki</li>
<li><em>Efendimin Büyüleyici Sükûtu / Wondrous Is the Silence of My Master</em> / Ivan Salatić</li>
<li><em>Slet 1988</em> / Marta Popivoda</li>
<li><em>Hatıra / Memory /</em> Vladlena Sandu</li>
<li><em>Barrio Triste</em> / Stillz</li>
<li><em>Masayume</em> / Nao Yoshigai</li>
</ul>
<p><strong>..DÜNDEN BUGÜNE KLASİKLER</strong></p>
<ul>
<li><em>Matador </em>/ Pedro Almodóvar</li>
<li><em>Sen Benimsin / The Swimming Pool</em> / Jacques Deray</li>
<li><em>Potemkin Zırhlısı / Battleship Potemkin</em> / Sergei Eisenstein</li>
<li><em>Acı Hayat / Bitter Life / </em>Metin Erksan</li>
<li><em>Kırmızı Değirmen / Moulin Rouge!</em> / Baz Luhrmann</li>
<li><em>Yaşasın Aşk / Vive l’amour</em> / Tsai Ming-liang</li>
<li><em>Gençlik Ateşi</em> <em>/ St. Elmo’s Fire /</em> Joel Schumacher</li>
<li><em>Tenten İstanbul’da / Tintin and the Mystery of the Golden Fleece</em> / Jean-Jacques Vierne</li>
<li><em>Rusya’dan Sevgilerle / From Russia with Love</em> / Terence Young</li>
<li><em>Küller ve Elmaslar / Ashes and Diamonds</em> / Andrzej Wajda</li>
</ul>
<p><strong><u> </u></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/03/23/45-istanbul-film-festivali-9-19-nisan-tarihleri-arasinda-izleyiciyle-bulusacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
