<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dosya &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/dosya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 07:09:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Doğurmadığına annelik etme gücü gösterenlere büyük bir hayranlık besliyorum!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/05/13/dogurmadigina-annelik-etme-gucu-gosterenlere-buyuk-bir-hayranlik-besliyorum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/05/13/dogurmadigina-annelik-etme-gucu-gosterenlere-buyuk-bir-hayranlik-besliyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 07:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Eda]]></category>
		<category><![CDATA[Süt Çİftliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26434</guid>

					<description><![CDATA[Elif Eda’nın ilk uzun metrajlı filmi “Süt Çiftliği”, 45. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yaptı, aynı zamanda TRT 2&#8217;de Sinema + programını sunan Elif Eda&#8217;ya filme ilgili sorularımı sordum&#8230;  Merhaba Elif, Süt Çiftliği filminin hikayesi nasıl doğdu, oluştu onunla başlayalım… Merhaba Banu… Filmin hikâyesi kızım Zeynep doğduğunda doğdu. Henüz birkaç günlüktü ve onu emzirirken bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong class="spot">Elif Eda’nın ilk uzun metrajlı filmi “Süt Çiftliği”, 45. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yaptı, aynı zamanda TRT 2&#8217;de Sinema + programını sunan Elif Eda&#8217;ya filme ilgili sorularımı sordum&#8230; </strong></p>
<p><strong>Merhaba Elif, Süt Ç</strong><strong>iftli</strong><strong>ği filminin hikayesi nası</strong><strong>l do</strong><strong>ğdu, oluştu onunla başlayalım…</strong></p>
<p>Merhaba Banu… Filmin hikâyesi kızım Zeynep doğduğunda doğdu. Henüz birkaç günlüktü ve onu emzirirken bir mandırada çekilmiş, bir ineğin doğumdan hemen sonra kendisinden alınan yavrusunu taşıyan kamyonetin ardından kilometrelerce koşuşunun olduğu bir videoya denk gelmiştim. Benim için çok çarpıcı bir andı, boğazım düğümlenmişti. Emzirmekte olduğum kızımın yüzüne baktım, bu dünyayı ona nasıl açıklayacağımı düşünürken buldum kendimi. İnsan hem yaratım hem yıkım gücüne sahip tek varlık. Varoluşuna içkin bir acı olgusu var. Acı çekiyoruz ve acı veriyoruz. Tüm bunlar dünyaya henüz benim aracılığımla gelmiş bir varlığa aktarmakta güçlük çekeceğim şeylerdi. Yıllar içerisinde ülkemizde ve dünyada yaşanmakta olan tüm acı verici gelişmelerin bir biçimde o videoda izlediğim “şiddet”in tekrarı olduğuna kani oldum. Sadece kendisine ve kendi çıkarına odaklanan, yalnızca kendi acısını gören insan, dünyadaki kötülüğün kaynağı gibi gelmeye başladı bana. Kimse bunu bu şekilde görmüyor, kendi eliyle ürettiği acıyı bir biçimde akla bürümenin yolunu buluyordu. Henüz düşünme aşamasında bunlar dönüyordu zihnimde ‘Süt Çiftliği’ne dair. Buna elbette giderek artan savaşlarla yersiz yurtsuzlaştırılan, yetim bırakılan çocukların da acıları eklendi. Bir mandırada üretilen acı dünyada üretilen acıdan işleyiş olarak farklı gelmemeye başladı bana. Elbette bir yandan bunun, kızıma anlattığım bir çeşit masal olsun isteği de vardı. Yani evet acı var; ama ‘bu da var’ diyebileceğim bir şey aradım. Bir cevap… Bu cevap da filmin sonunu şekillendirecekti. İlk taslaklarda Halid çiftlikten kovuluyordu. Bu giderek yanlış gelmeye başladı bana. Sanki sadece acı var, kötülük var ve sen de buna karşı hiçbir şey yapamazsın demek gibi olacaktı. Kızıma ya da gelecek nesillere bunu aktarmak istemedim, istemiyorum. Belki biz insanların hırslarıyla yarattığı dünya değil ama hayat, kutlanması gereken büyülü bir şey bence. Bu yüzden birçok farklı taslak sonrasında “evet acı var ama bu acıyı hafifleten yoldaşlıklar da var” diyen bir son ile bu hâlini aldı film.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26436 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-683x1024.jpg" alt="" width="642" height="963" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-683x1024.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-200x300.jpg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-768x1152.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-1024x1536.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-1365x2048.jpg 1365w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-280x420.jpg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-150x225.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-300x450.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-696x1044.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-1068x1602.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-1920x2880.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Yonetmen_Elif-Eda-scaled.jpg 1707w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></p>
<p><strong>Filmde bir çocukluk evresine tanıklık ediyoruz ve İrem</strong><strong>’</strong><strong>in kendi yaşadığı kayı</strong><strong>p </strong><strong>üzerinden, anne ve çocuk arasındaki bağa bir inek ve yavrusu üzerinden sahip çıktığı</strong><strong>na tan</strong><strong>ıklık ediyoruz. Endüstriyel yozlaşmanın getirdiği noktayı da bu anlamda ele almış oluyorsun, bu hikayenin sosyo-psikolojik boyutunu bir de senden dinlemek isterim. </strong></p>
<p>Bunu benim yerime John Berger anlatsın isterim: “Gizli bir yetimler ittifakı öneririm. Birbirimize göz kırparız. Hiyerarşiyi reddederiz. Her türlü hiyerarşiyi. Dünyanın pisliğini olduğu gibi kabullenir, buna rağmen nasıl hayatta kaldığımıza dair hikâyeleri paylaşırız. Münasebetsiziz biz, kopuğuz. Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler”. Bilmiyorum ki bunun üzerine söyleyecek başka bir sözüm yok sanırım.</p>
<p><strong>Tam da anneliğin sorgulandığı bir meselenin üzerine denk geldi bu s</strong><strong>ö</strong><strong>yleş</strong><strong>i. </strong><strong>İnsanın hayvana annelik etmesi, birçok insanın sahip olduğu hayvanı evladı gibi g</strong><strong>ö</strong><strong>rmesi… Burada İrem</strong><strong>’</strong><strong>in buzağı sahiplenmesi bir ebeveyn edasıyla değil, aksine onun annesiyle büyümesine yardım etmek… Bu dünyada o bile büyük emek gerektiriyor, annelik tanımı nedir senin için? (Herkes kendi doğurduğ</strong><strong>una m</strong><strong>ı anne) </strong></p>
<p>Benim için annelik sanırım her şeyden önce bir sorumluluk meselesi. İradesi dışında bir varlığı dünyaya getiriyorsam onun sorumluluğunu üstlenmem gerek, diye düşünüyorum. Bu sorumluluk da zihnimde aslında – bir güç ilişkisinden ziyade- bir çeşit eşlikçilik olarak yer buluyor. Kaynağı sevgi olan; özenli, zarif, incelikli, şefkatli ve ilişkinin diğer ucundakine, yani çocuğun kendisine yönelik ilgiyle de dolu bir sorumluluk biçimi. Dünya hakkında, dünyadaki fiziksel ve psikolojik deneyimler hakkında hiçbir şey bilmeyen, her türlü etkiye açık bir varlıkla birlikte yol almak gibi bir şey. Bir yetişkin olarak her yeni deneyim ile ben de yeni bir oluş deneyimliyor oluyorum elbette. Ama en azından, mesela kızımdan önce deneyimlediğim şeyler var bu deneyimlerimden bana kalanla onun dünya yolculuğunu kolaylaştırmayı içeriyor annelik benim için. Onun yaşamına anlam atfetmesine eşlik etmek&#8230; Ama aynı zamanda onun bu hayata katacaklarıyla da ilgilenmek, derin bir merakla onu tanımaya çalışmak. Kendi anlamını dayatmak değil de, onun kendi anlamını yaratmasına eşlik etmek. Bunun için de onu tanımam, onu tanımaya istekli, ilgili olmam gerek diye düşünüyorum. Bu beni heyecanlandırıyor da. Ha, herkes doğurduğuna mı anne? Değil elbette. Bunu hepimiz biliyoruz. Açıkçası ben doğurmadığına annelik etme gücü gösterenlere büyük bir hayranlık besliyorum. Yani biyolojik bir dayatma olmadan (hormonların rolleri vesaire) bir varlığa özenle, şefkatle, ilgiyle yönelmek ona eşlik etmek hiç kolay değil bence. Aslına bakarsanız doğurduğuna analık eden için de kolay değil annelik, doğurmadan analık eden için de&#8230; Ben bu konuda çok konuşurum, ancak bir yerde durmam şart sanırım. Yeni filmlerimde bol bol anlatırım diyelim. (Gülüyor.)</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26437 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-1024x768.png" alt="" width="660" height="495" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-1024x768.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-300x225.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-768x576.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-560x420.png 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-80x60.png 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-150x113.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-696x522.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-1068x801.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01-265x198.png 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_01.png 1440w" sizes="(max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p><strong>Babanın kaybının daha geri planda kalmasının nedenini elbette anlıyoruz, film annelik üzerinden ilerliyor ama kısma da biraz açıklık getirmek istersin belki? </strong></p>
<p>Ben filmler bittikten sonra yaratıcılarının hiçbir şeye açıklık getirmemesi taraftarıyım. (Gülüyor.)Seyircinin alanına müdahale gibi geliyor bu bana. O yüzden sorunuzu önce şu notu ekleyerek cevaplayayım – ki bu not bu tarz her soru için geçerli: Film bir deneyim, her deneyim gibi geride deneyimleyene has biricik bir bilgi bırakıyor. Seyircilerde açığa çıkan o bilgiye çok saygı duyuyorum. Şimdi gelelim bendeki cevaba: İnanın, bu bende çok bilinçdışı bir yerden böyle gelişti. Sanırım bir anne olarak kızıma anlattığım bir masal olsun istedim diye açığa çıkan sonuç daha çok annelik üzerindenmiş gibi oldu.</p>
<p><strong>Bir de Halid</strong><strong>’</strong><strong>in durumu var. O daha büyük kayıplar yaşamış, yersiz yurtsuz kalmış birisi. Bastırılmış duyguları İrem</strong><strong>’</strong><strong>le beraber açığa çıkıyor. Onun filmdeki varlığını nasıl yorumlayabiliriz ve neden o kadar düzgün Türkçe konuşabildiğini de aramızda konuştuk. Onu da sormak isterim… </strong></p>
<p>İlk taslaklarda bu film Halid’in hikâyesiydi. Ana karakter oydu. Film, onun çiftliğe gelişiyle başlıyordu. O zamanlar zihnimde döndürdüğüm mesele biraz daha farklıydı. Merhamet duygusunun sınırlarını tartışıyordum. Henüz zarar görmemişken ötekine merhamet göstermek ile zarar bize yaklaştığında merhamet gösterebilmek arasındaki bir meseleyle meşguldü zihnim. Bu düşünsel yolculuk yeni taslaklar yazdıkça, kendi acımıza odaklanmak ve dünyadaki kötülük arasındaki ilişkiye doğru evrildi. O zaman da Halid’in anlatıdaki yeri değişti. Yani Halid her halükârda hep vardı ama anlatıya hizmet etme biçimi farklıydı. Gelelim bu düzgün Türkçe meselesine… Bunun riskli bir tercih olduğunun farkındaydım başından beri. Açıkçası imkânım olsa tüm oyunculara Elfçe öğretip öyle çekerdim filmi. Hatta başlarda Halid (ve önceki taslaklarda onunla birlikte çiftlikte olan annesi) için olmayan bir dil yaratmaya bile çalıştım. Tolkien zekasına sahip olmadığım için başaramadım elbette. (Gülüyor.) İşin içine savaştan kaçan bir çocuk girince de herkesin zihni hemen Suriyeli kimliğine kayıyordu; oysa ki bu karakterin herhangi bir ülkenin, herhangi bir kimliğin askısı olmaması benim için çok önemliydi. Yani yaklaşık on dört yıl önce, bu filmin düşünsel yolculuğu başladığında mesela, Ukraynalı mülteciler yoktu. Ama bu süreçte, kendi çıkarını her şeyden üstün tutan insan aklının yarattığı bu sistemin yersiz yurtsuz bıraktığı Ukraynalı mültecilerden de söz eder olduk, sadece Suriyeliler’den değil. Burada bu sistem için hiçbir kimliğin önemi yok. Hepimiz aynı gemideyiz. Bunun farkına varmayalım diye de dil, kültür, din, cinsiyet, tür üzerinden birbirinden koparılan sömürülenler / yönetilenler var. Eh, yeni bir dil de yaratamadığım için seyircinin zihni tek bir mülteci anlatısında takılı kalmasın diye hepsini aynı biçimde Türkçe konuşan karakterler olarak kurguladım. Kimi seyirci için çalıştı bu tercih, kimisi için çalışmadı… Ne yapalım, yeni bir şey denemenin yarattığı risklerden biri bu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26438 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-1024x767.png" alt="" width="643" height="481" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-1024x767.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-300x225.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-768x575.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-561x420.png 561w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-80x60.png 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-150x112.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-696x521.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-1068x800.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03-265x198.png 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_03.png 1439w" sizes="(max-width: 643px) 100vw, 643px" /></p>
<p><strong>Bu arada Halid tam erkek kodlarıyla hareket ediyor çocuk olmasına rağmen. Bahar</strong><strong>’</strong><strong>a, İrem</strong><strong>’</strong><strong>e olan tavrı, sorgulamaması. Hayattan kalmanın </strong><strong>ö</strong><strong>tesinde erkekliğe dair yerleşik bir kod gibi algıladım halini tavrını. </strong></p>
<p>Halid, veteriner Âdem’in kanatları altında geçmişteki kendisini yavaş yavaş unutmaya başlamış olan bir çocuk. Hâmilik yapanlarda öyle bir tavır vardır ya hani… Belki fark etmeden güç ilişkisi kurdukları için, kimisi de tam da bu güç ilişkisini kurmayı sevdiği için kol kanat gerdiği kişinin varlığını olduğu gibi sürdürmesini istemez. İlla kendine benzetir. Bu, ebeveyn çocuk ilişkisinde de böyledir. Çocuk azıcık benlik göstermeye başlasın evde, hemen iktidar savaşı doğar. E daha makro ölçekteki “hâmilikler” için de geçerlidir bu. Madem buraya sığındılar, o zaman bizim gibi konuşsunlar, bizim gibi yaşasınlar, biz biz biz… Kimse dönüp demez ki, bu da bir insandır be kardeşim. Yani o sizin Halid’de sezinlediğiniz, ona yavaş yavaş Âdem Abisi’nden sirayet etmekte olan bir tavır. “Biz öyle istediğimiz için burada inekler hep dişi doğurur” diyen o sesin yavaş yavaş içselleştirilmeye başladığını hissettiren bir tavır. Fakat bu tavrı henüz tam olarak sahiplenmemişken İrem ile karşılaşıyor Halid. İrem ona evet, çektiği acıları hatırlatıyor, travmasını geri çağırtıyor ama aynı zamanda müşfikçe, ona hikâye anlatan babasını da hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Büyükanne de ayrıca ele alınması gereken bir karakter bence. Sert mizaçlı yaşadığı hayatın kurallarına birebir uyan birisi. O yüzden İrem onu o da İrem</strong><strong>’</strong><strong>i uzun bir süre anlayamıyor. Sanırım o kendi kayıplarıyla kendisini dünyaya kapatmış birisi. Her anlamda bir kayıptan bahsediyorum… </strong></p>
<p>Babaanne sadece aklına tutunarak hayattaki varlığını devam ettirebilen biri. Hayatı olduğu gibi kabul edip onu buyur etmek bence onun için çok zor, o sürekli akla bürüyor. İrem’i anlaması mümkün mü, sanmıyorum. Birini ya da bir şeyi anlayabilmek için insanın kendisi olma katılığını bir kenara bırakması ve varlığını o birine ya da o şeye tamamen açabilmesi gerekir bence. Bunu yapmak babaanne için çok zor. Yas onu fena halde ele geçirmiş, fakat bunu bile kabullenemiyor. E, tabi ama onunki de bir var olma biçimi işte…</p>
<p><strong>Bu arada filmde orman ve mağara kısımları büyülü bir dünyaya adım atacakken durduruyor bizleri. Mağarada korku dolu bir yaşanmışlık, ormanda ise avcılar var. Buradan bakınca insanoğlunun doğanın da kodlarını bozduğunu, müdahale ettiğini g</strong><strong>ö</strong><strong>rüyoruz. Bir ç</strong><strong>ocu</strong><strong>ğ</strong><strong>un d</strong><strong>ünyasının hayal gücüne kapandığı anlar. Bu konuda neler s</strong><strong>ö</strong><strong>ylemek istersin? </strong></p>
<p>Demek sana öyle geçti. Hiç bu açıdan düşünmemiştim. Orman benim için herkese ve her şeye – iyi kötü ayrımı olmaksızın- yer olan bir mekân. Her anlatıya yer var orada. Mağara o yüzden birisi için öyleyken diğeri için böyle… Ama birliktelerken hem öyle hem de böyle bir yer. Tüm belirsizliklerin, tüm taşkınlıkların mümkün olduğu ve hoş karşılandığı bir yer orman. Kaosun alışageldiğimiz ve belki ürktüğümüzden daha farklı bir veçheye bürünmüş hâli. Çok seviyorum ormanı, Bahar’ı da…</p>
<p><strong>Bahar karakteri o işleyişi bozan karakterlerden biri, ona da değinelim isterim… </strong></p>
<p>Bahar danstır işte. Hayattır yani. Ne’liğini yüzyıllardır tam olarak kavrayamadığımız ve sanırım hiç de kavrayamayacağımız yaşam döngüsü. Akılla akıldışının, öfkeyle coşkunun, güçle kırılganlığın hepsinin, hepsinin bir arada var olduğu o dans… Dans edebilirsek harekete katılabilirsek hayatta kalırız. Bir acıya, bir hırsa, bir arzuya takılıp kalırsak, hayat da söner gider. Biraz babaannede olduğu gibi sanırım…</p>
<p><strong>Filmi nerede çektin, ilk film deneyimi nası</strong><strong>l ge</strong><strong>çti, biraz bizimle paylaşmanı isterim… </strong></p>
<p>Orman sahneleri Şile’de çekildi. Çiftlik sahneleri ise Lüleburgaz’da. İlk film deneyimi benim için zorlu geçti açıkçası. Yani ekibim ve oyuncularımın sürecin her anında cömertçe hissettirdikleri sevgileri ve adanmışlıkları olmasa o üç haftalık süreci kabus gibi anımsayacağıma eminim. Sayelerinde öyle olmadı. Teknik olarak bu çaptaki bir filmi üç haftada çekmeye kalkışmak zaten delilik. Ama filmin altını çizmek istediği dayanışma ve yoldaşlık deneyimlerini bu vesileyle yaşamış oldum. Çok mutluyum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26439 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-1024x769.png" alt="" width="645" height="485" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-1024x769.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-300x225.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-768x577.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-559x420.png 559w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-80x60.png 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-150x113.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-696x523.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-1068x802.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04-265x198.png 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Elif-Eda_Sut-Ciftligi_04.png 1436w" sizes="auto, (max-width: 645px) 100vw, 645px" /></p>
<p><strong>İstanbul Film Festivali</strong><strong>’</strong><strong>nde yer aldı filmin, izleyicide bıraktığı etki nasıl oldu? İlk filmini çeken bir y</strong><strong>ö</strong><strong>netmen olarak onların s</strong><strong>ö</strong><strong>yledikleri diğer filmlerin için bir rehber oluşturdu mu? </strong></p>
<p>Hiç beklemediğim kadar öforik bir deneyim oldu seyirciyle karşılaşma. İki gösterim sonrası da uzun uzun sohbet etme imkânı bulduk.  Yıllardır zihnimde gezdirdiğim bu dünyanın seyircide bir karşılığının olması, beni duygulandıran şeylerin onları da duygulandırdığını hissetmek, sormak istediğim soruların onlarda zihinsel bir hareketlilik başlattığını gözlemlemek içimi şükran duygusuyla doldurdu diyebilirim.</p>
<p><strong>Oyuncu seçimini sorabilirim, İrem karakteri nasıl bulundu vs… </strong></p>
<p>İrem’i canlandıran Mira (Saikali), filmin koreografı Ceyda Özcan’ın hediyesi oldu bize. Bu karakter için bir dans öğrencisine ihtiyaç vardı. Ceyda da bizi RU Cihangir Sahne Sanatları ve oradaki Damla Ürk Hocamızla buluşturdu. Sonra yardımcı yönetmenim Elif Daşkaya ile birkaç gün öğrencilerle vakit geçirdik, deneme çekimleri yaptık. Diyebilirim ki tüm bu süreç sonunda Mira’nın enerjisi beni ele geçirdi.</p>
<p>Halid karakterine gelince… Başından beri daha Avrupalı görünümü olan bir oyuncu bakıyordum, karakterin seyircinin zihninde tek bir kimliğin taşıyıcısı haline bürünmesini istemiyordum. Mira’ya karar verdikten sonra iki çocuk arasındaki uyum da önemli olmaya başladı tabii. Sete çıkma tarihimize az akla artık çok umutsuz olduğum bir anda sevgili cast direktörümüz Yaprak Atış, Ediz (Metin) ile çıkıverdi. Ediz hem çok kırılgan bir duruşu olan ama bakışlarıyla kendine güçlü bir hâl kazandırabilen bir çocuktu. Mira ile birkaç deneme çekiminden sonra tamam dedik, budur.  En başından itibaren, inanılmaz adanmış ve çalışkandı ikisi de.</p>
<p><strong>Bundan sonra sırada başka filmler var mı</strong><strong>? </strong></p>
<p>Çekmek istediğim birçok film var. Hâli hazırda yazılmış iki uzun metraj senaryom ve karakterleri zihnimde dolanıp duran hikâyelerim var, ama malumunuz, bağımsız film çekme imkânları oldukça daraldı. Biraz buraya kafa yormaya, imkânsızlıklar içinde başka türlü bir film çekme ekonomisi nasıl kurulabilir, bunlara yanıtlar bulmaya çalışıyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/05/13/dogurmadigina-annelik-etme-gucu-gosterenlere-buyuk-bir-hayranlik-besliyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Thank You God for My Spoiler!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/05/06/thank-you-god-for-my-spoiler/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/05/06/thank-you-god-for-my-spoiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 18:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26413</guid>

					<description><![CDATA[Bugün farklı bir deneyim yaşadım, yıllardır (halen) oturduğum semt olan Kurtuluş eski adıyla Tatavla’da Latin Katolik Mezarlığı’nda Thank You God for My Spoiler belgeselini izledik. Semtimizde yüksek duvarlarla çevrili, daha önce hiç gitmediğim, hatta çok sevdiğim araştırmacı yazar Giovanni Scognamillo’nun da orada gömülü olduğunu (Sadi abi söyledi) öğrendiğim bu mezarlık üç tarafı yoğun trafiğin yaşandığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün farklı bir deneyim yaşadım, yıllardır (halen) oturduğum semt olan Kurtuluş eski adıyla Tatavla’da Latin Katolik Mezarlığı’nda Thank You God for My Spoiler belgeselini izledik. Semtimizde yüksek duvarlarla çevrili, daha önce hiç gitmediğim, hatta çok sevdiğim araştırmacı yazar Giovanni Scognamillo’nun da orada gömülü olduğunu (Sadi abi söyledi) öğrendiğim bu mezarlık üç tarafı yoğun trafiğin yaşandığı caddelerle çevrili olmasına rağmen iç huzurunu koruyan, her mezarın bir sanat eseri kıvamında inşa edildiği bir yer.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26415 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/page.jpg" alt="" width="420" height="420" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/page.jpg 404w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/page-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/page-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 420px) 100vw, 420px" /></p>
<p>Filmin yönetmenlerinden Mustafa Seven eski bir arkadaşım, şimdilerde ünlü bir fotoğrafçı ve aynı zamanda bu belgeseli Cihan Güngören ile çekmiş. Zaten belgesele konu olan Orlando Carlo Calumeno da oradaydı ve kendisi için tasarlattığı anıt mezarı görme şansımız oldu. Renkli tabutunun, ziyaretine gelenlerin yakması için mumların olduğu, hatta belki de öldükten sonra ruhuna kadeh kaldıranlar olur diye bir içki şişesi ve bardakların olduğu bir anıt mezar. Mezarlığı gezerken çokça anıt mezar olduğunu fark ettik ama 160 yıldır hiç yenisi yapılmamış, Calumeno’nun dışında. Gördüklerimiz bir hayli eskiydi. Calumeno ilginç bir karakter, 400 yıldır İstanbul’da yaşayan Latin Katolik Levanten bir ailenin son temsilcisi. Varlıklı, sanat koleksiyoncusu ve hayatı yaşamayı seven birisi gördüğümüz kadarıyla. Zaten kendisi de söylüyor hayatın zevklerini tatmış, almış hatta bir noktada doymuş birisi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26419 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954.jpg" alt="" width="669" height="353" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954.jpg 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954-300x158.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954-768x405.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954-796x420.jpg 796w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954-150x79.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/a78a41a2-068a-43e7-878b-623b22026cd42c2556ca-4f1f-4098-b893-bfe48226a954-696x367.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
<p>İş öbür tarafa yolculuk kısmına gelmiş Calumeno muhtemelen bunun belgeselinin olmasını istemiş. Burada Cihan ve Mustafa devreye girmiş. İzlerken bazen karaktere çok kızıyoruz, ailesine ve kızına yaşattığı travma çok sevimli değil. Kendisiyle barışık olması, ölümle kurduğu bağı bu kadar rahat ifade edebilmesi, bu topraklarda ‘azınlık’ olmanın yarattığı hissi tarif etmesi, ölümü kurgularken bir yandan hayata bu kadar bağlı olması Calumeno’yu daha da iyi anladığımız detaylar. Deniz kenarında büründüğü iki rolün zıtlığı üzerinden kendisini anlatması da belgesele fark katan yan olmuş. Zengin biri ve bunu saklamıyor, kendisine anıt mezar inşa ettirecek kadar da ego sahibi! Dışardan bakınca böyle görünen detaylar, belgeselin içine girince biraz dağılıyor, daha anlaşılır oluyor…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26416 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e.webp" alt="" width="660" height="362" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e.webp 869w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e-300x165.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e-768x422.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e-765x420.webp 765w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e-150x82.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/05/69fa6d3d4465bc7d959ced9e-696x382.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p>Calumeno Tanrının bizi yaratırken bir ipucu verdiğini, herkesin öleceğini bildiği bir dünyada yaşadığımızı söylüyor ve bunun için Tanrıya şükrediyor. Belgeselin adı da bu teşekkür zaten… Belgesel gösterildiği festivallerden toplam on ödül kazanmış. Calumeno dediğim gibi hayatını olduğu gibi ortaya koymuş, ailesi onun bu yaptığı şeyi kabul etmek istemiyor, bu anıt mezarı daha görmediler sanırım, daha doğrusu görmek istemiyorlar. Mezarlığın içindeki bir salonda izledik 70 dakikalık belgeseli, ilginç bir deneyimdi…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/05/06/thank-you-god-for-my-spoiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavşan İmparatorluğu&#8217;nun festivallerden 16 ödül alması emeğimizin bir hediyesi oldu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/tavsan-imparatorlugunun-festivallerden-16-odul-almasi-emegimizin-bir-hediyesi-oldu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/tavsan-imparatorlugunun-festivallerden-16-odul-almasi-emegimizin-bir-hediyesi-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:38:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26264</guid>

					<description><![CDATA[ Yönetmenliği ve senaristliği Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği Tavşan İmparatorluğu filmi 6 Mart’ta sinema salonlarında yerini alacak. Cine Dergi’nin sorularını yanıtlayan Tokmak “Tavşan İmparatorluğu şimdiye kadar katıldığı festivallerden toplamda 16 ödül aldı. Ekip olarak verdiğimiz emeğin karşılığını almanın en güzel hediyesiydi ödüllerimiz. Özellikle 62. Antalya Altın Portakal Film Festival’inden 7 ödül birden almak gerçeküstü bir olaydı” dedi. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Yönetmenliği ve senaristliği Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği Tavşan İmparatorluğu filmi 6 Mart’ta sinema salonlarında yerini alacak. Cine Dergi’nin sorularını yanıtlayan Tokmak “Tavşan İmparatorluğu şimdiye kadar katıldığı festivallerden toplamda 16 ödül aldı. Ekip olarak verdiğimiz emeğin karşılığını almanın en güzel hediyesiydi ödüllerimiz. Özellikle 62. Antalya Altın Portakal Film Festival’inden 7 ödül birden almak gerçeküstü bir olaydı” dedi.</p>
<p>Başrollerinde Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğulları ve Emrullah Çakay’ın yer aldığı, filmin görüntü yönetmenliğini Claudia Becceril Bulos’un, sanat yönetmenliğini Tora Aghabayova’nın, kurgusunu ise Vladimir Gojun’un üstlendiği filmin müziklerinde usta müzisyen Erkan Oğur’un imzası bulunuyor.</p>
<ol start="62">
<li><strong> ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDE 7 ÖDÜL ALARAK REKOR KIRDI</strong></li>
</ol>
<p><strong> </strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TRT&#8217;nin ortak yapımcılığında gerçekleştirilen ‘Tavşan İmparatorluğu 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül alarak rekor kırdı. Film ayrıca dünya prömiyerini gerçekleştirdiği 28. Tallinn Black Nights Film Festivali&#8217;nden ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Sinematografi’ ödüllerini, Taipei Film Festival’de Yönetmenler Birliği En İyi Film Ödülü, Ankara Film Festivali’nde İnci Demirkol En İyi Film, Onat Kutlar En İyi Senaryo ve FİLM-YÖN En İyi Yönetmen; Boğaziçi Film Festivali’nde ise En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmenliği ve FİYAB En İyi Yapımcı ödüllerinin sahibi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26266 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-1024x576.jpg" alt="" width="662" height="373" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-45-35.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 662px) 100vw, 662px" /></p>
<p><strong>Katıldığı her festivalden ödüllerle dönen, sinemaseverlerin merakla beklediği  ‘Tavşan İmparatorluğu’ 6 Mart’ta vizyonda… Filmin senaristi ve yönetmeni olarak bugüne kadar geçen süreyi kısaca anlatır mısınız? </strong></p>
<p>Tavşan imparatorluğu yaklaşık 7 yıllık bir çalışmanın hikayesi. Proje aşamasından itibaren birçok uluslararası film geliştirme bölümüne seçildi. Pandemiyle başlayan süreç filmin çekim sürecini çok zorladı, fakat 2022 yılı başıyla birlikte çekimlere başladık. Özellikle hayvanların, çocukların olduğu bütün filmler zordur. Tavşan İmparatorluğu filminin ana karakterleri olarak çok iyi bir iş çıkardılar. Örneğin tavşanları çıkarsanız film olmazdı. Her parça özenle hazırlandı. Festival sürecimiz Tallinn Black Nights film festivaliyle başladı, oradan aldığımız ödüllerle (En iyi Senaryo, En iyi Görüntü) birlikte yolculuğumuz devam etti. 62. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül birden almak gerçeküstü, ekip olarakta yaşadığımız en çarpıcı olaydı.</p>
<p><strong>Tavşan İmparatorluğu’nun kısaca öyküsünden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Tavşan İmparatorluğu, çocukluğun sistematik olarak kuşatılışını anlatan karanlık bir büyüme hikâyesidir. On iki yaşındaki Musa, babası Beko ile kasvetli ve baskıcı bir evde yaşamaktadır. Beko, geçimini köyde düzenlenen tazı yarışlarına tavşan temin ederek sağlar. <strong>MUSA İSE YARIŞLARIN ARDINDAN GERİYE KALANLARI TOPLAR. </strong>Ölüleri gömer, yaralıları ise terk edilmiş bir madende saklayıp iyileştirir. Bu maden, Musa’nın travmatik gerçeklikten kaçabildiği ve çocuk kalabildiği tek alan yeraltında kurduğu kırılgan bir “imparatorluktur”.  Ancak Beko’nun, engelli çocukların ailelerine devlet tarafından maaş bağlandığını öğrenmesiyle dengeler bozulur. Beko, Musa’yı engelli bir çocuk gibi davranmaya zorlar; sağlık kurulunu ikna etmesini, engelli çocuklara yönelik okula kaydolmasını ister. Musa için bu durum yalnızca bir rol yapmak değil, kimliğinin zorla yeniden inşa edilmesidir. <strong>ÇOCUKLUK ARTIK KORUNMASI GEREKEN BİR MASUMİYET DEĞİL, EKONOMİK BİR STRATEJİYE DÖNÜŞÜR. </strong>Musa, hem babasının tahakkümüne hem de sistemin onu tanımlama biçimine karşı direnir. Tavşanlarını ve kendi varlığını kurtarmak için başlattığı isyan, çocukluğun son kalesini savunma girişimidir.</p>
<p><strong>Tavşan İmparatorluğu’nun öyküsü nasıl oluştu? Nelerden etkilendiniz? İzleyici izlerken nasıl hissedecek?</strong></p>
<p>Filmin öyküsü uzun yıllardır yaptığım çocuk çalışmalarından ortaya çıktı. Özellikle Ümraniye Çocuk Islah evinde verdiğim kısa film dersleri sırasında çocukluğa dair çok keskin bilgilerle karşılaştım. Orada veya göçmen çocuk çalışmalarımda karşılaştığım çocuklar filmi yapmamda ki en önemli motivasyonumdu sanırım. Filmin katmanlı bir dünyası var, bu yüzden seyircide farklı farklı duygular yaratacağını düşünüyorum. Ama ortak duygusunun çocukluk yası, direniş duygularını çok içerden görebilecekleri bir film.</p>
<p><strong>Musa karakterini canlandıran çocuk oyuncu Alpay Kaya’nın hikayesi de çok ilginç… Yollarınızın nasıl kesişti? Okurlarımız için paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Alpay Kaya ile tanışmam bir fotoğrafın hikayesi. Bir fotoğraf görmem ve Kars’ın Darboğaz köyüne gitmemle başladı. Alpay’ın hayvanlarla, doğayla çok az insanda gördüğüm gizli bir bağı var. Çobanlık yaptığı için yalnızlığı çok iyi bilen bir çocuk.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26267 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-27-40.jpg" alt="" width="626" height="352" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-27-40.jpg 640w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-27-40-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-27-40-150x84.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 626px) 100vw, 626px" /></p>
<p><strong>Hocam, Tavşan İmparatorluğu’nun çekim aşamasında ilginç olaylar yaşıyorsunuz. Bunlardan biri de kar engeli değil mi? </strong></p>
<p>35 yıl kar yağmayan Keban ilçesine çekime başlayacağımız gün 3-5 metre kar yağdı. Tabii bütün çalışmalarımız sekteye uğradı, çekim planlarımız her şey değişti. Artık görüntü yönetmeni, ben, oyuncular yolda kalmış arabaları iterek günleri geçirmeye başladık. 10 gün hiçbir şey yapmadan kalmak çok büyük eziyetti.</p>
<p><strong>Filme ismini veren tavşanlar ve Şanlıurfa’daki tazılar… Bir araya nasıl geldiler? Hayvanları korumak için nasıl yöntemler buldunuz?</strong></p>
<p>Tavşanlarla ilgili çok hazırlık yaptık. Özellikle yaban tavşanı olması çok önemliydi. Bursa’dan çok kıymetli bir yetiştiriciyle tanıştım: Tahsin Işık. Tahsin filmden aylar önce filmde yer alması için tavşanları hazırladı, çoğalttı ve büyüttü. Tazıları ise Urfa’daki araştırmalarımda buldum. Urfa’nın kendine ait safkan özel bir tazısı var, yerel halkta çok ilgi gören, yetiştirici kişiler vardı. Tazıları ise Abbas Öztürk’ün desteğiyle organize ettik. Tazı yarışı ile hiç karşılaşmadım, benim için hayal dünyasıydı. Yarışlarda puppet tavşanlar kullandık. Hüseyin Can’ın hazırladığı özel bir sistemle yarışları hazırladık. Açıkçası filmin profesyonel oyuncusuymuşçasına dikkat ve ilgi gördüler. Keban’dan Hüseyin Can arkadaşımız onlar için çok güzel bir yuva yapmıştı. Ayrıca sette her daim bir veterinerimiz olduğu için hayvanların bakımları özenle yapıldı.</p>
<p><strong>Çekim mekanlarınız da çok ilginç. Kısaca bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Filmin mekanlarını yaklaşık 3 yıllık bir alan araştırmasıyla buldum. Mekanlarda ilgili en büyük desteği Elazığlı hemşerim, filmin yerel koordinatörü Ayaz Ziya Kaya ile yaptığımız gezilerde bulduk. Her mevsimini gözledim mekanların. Elazığ ve çevresi hakikaten çok özel sinematografik mekanlara sahip. Filmin duygusuna en yakın mekanlar Keban ilçesindeydi.</p>
<p><strong>Gelelim Tavşan İmparatorluğu’nun ulusal ve uluslararası başarısına… Her festivalden ödüllerle dönmek size neler hissettirdi… Toplamda kaç ödül aldı film?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar toplamda 16 ödül aldık, film yapmanın zorluklarının üstesinden gelmenin en güzel yanı filmin teveccüh görmesi. Ekip olarak verdiğimiz emeğin karşılığını almak en güzel hediyeydi bizim için.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26268 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-1024x1002.jpg" alt="" width="636" height="622" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-1024x1002.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-300x294.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-768x752.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-429x420.jpg 429w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-150x147.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-696x681.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44-1068x1045.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-18-20-29-44.jpg 1170w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong>Seyfettin Tokmak’ı kısaca tanımak isteriz… Yönetmen olmak sinema sektörüne girmek nasıl aklınıza ve gönlünüze düştü. Kimlerden etkilendiniz?</strong></p>
<p>Benim hikayem edebiyat eğitimiyle başladı, fakat hep sinema eğitimi almak istemiştim. Çevresel faktörler etkili oldu sanırım. Aklıma düşüren de izlediğim bazı filmler oldu. Özellikle Ken Loach, Macid Mecidi, Kieslowski filmlerini bir ablamın izlemem için hediye etmesiyle başladı.  Önce film yazıları yazmaya başladım. Japon sineması ve İran sineması üzerine uzun süre kafa yordum. Elazığ’da tek başıma sinema salonlarında Mayıs Sıkıntısı, Güneşe Yolculuk gibi filmleri izleyince izlemekten öteye geçen yapma isteği uyandıran bir an yaşadım. Truffaut, Ozu, Angelopoulos, Abbas, Kurosawa gibi yönetmenlerden çok şey öğrendim.</p>
<p><strong>Aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de öğretim görevlisi olarak çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Bu sektöre ilgi duyan çabalayan öğrencilerinize neler öneriyorsunuz? </strong></p>
<p>Benim her zaman anlattığım mesele, önce kendini sonra hayatı tanımak. Merak duygusunun insanın en önemli uzvu olduğunu düşünüyorum. Merak duygusunu edebiyatla, psikolojiyle, felsefeyle ve sanatla doyurmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Hedefiniz bundan böyle hep beyazperde odaklı mı olacak. Yoksa TV’de de bir projede görebilir miyiz imzanızı?</strong></p>
<p>Bütün geçmişim, ideallerim hep sinema oldu, bu yolda devam edeceğimi biliyorum. Fakat dizilerin başka bir boyut yakaladığı bir gerçek… Yaklaşık 10 yıl içinde çok değerli sinemacıların TV projelerini izlemeye başladık. Dizinin dinamikleri platformlar ve ekonomik gelişmelerle çok değişti, bu durum beni de düşünmeye farklı çalışmalar yapmaya itti. Hali hazırda yazdığım ve yazmaya devam ettiğim dizi projeleri var.  Umarım gerçekleştiririm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26256 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-1024x576.jpg" alt="" width="657" height="370" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Tavsan-Imparatorlugu-17-1920x1080.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 657px) 100vw, 657px" /></p>
<p><strong>Başkasına ait bir hikayeyi çeker misiniz yoksa kendi hikayeleriniz konusunda kararlı mısınız?</strong></p>
<p>Başkasına ait hikayeler çektim. İlk filmim Kırık Midyeler ’de çok kıymetli senarist Kenan Kavut arkadaşımındı. Ben kendi senaryo çalışmalarıma devam ediyorum, farklı senaristlerin hikayelerini anlatmayı da çok isterim.</p>
<p><strong>Yeşilçam döneminden etkilendiniz mi? … Hangi isimleri izlemeye doyamazsınız?</strong></p>
<p>Yeşilçam herkes gibi benim de çocukluğumun mayası. Yılmaz Güney, Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan, Atıf Yılmaz filmlerinin neredeyse hepsini izledim. Yol, Sürü, Sevmek Zamanı, Gelin, Düğün Diyet üçlemesi gibi filmler çok etkilendiğim filmler.</p>
<p><strong> </strong><strong>Tavşan İmparatorluğu’nun ardından yeni projeniz yolda mı?</strong></p>
<p>Yeni senaryom Çocukluğun Ölümü üzerine çalışıyorum. Osmanlı İmparatorluğunda otopsinin başlangıcını merkeze alan ‘Teşrih-Bir İmparatorluğun Anatomisi’ adlı dizi projesini hayata geçirmek ve Meksika-Türkiye arasında geçen Still While I Can adlı dramedy türündeki sinema filminin çekimlerini gerçekleştirebilmek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/19/tavsan-imparatorlugunun-festivallerden-16-odul-almasi-emegimizin-bir-hediyesi-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jüri Meselesine Festival Yönetmenlerinin bakışı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 16:20:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Koza]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[iksv festival]]></category>
		<category><![CDATA[semra güzel korver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26240</guid>

					<description><![CDATA[“Şu jüri meselesi!” başlıklı yazım Sadibey, MarjinalSinema, Medyaradar ve 2025 Sinema Yıllığı’nda paylaşıldı. Sektörün çeşitli kesimlerinden epey geri bir dönüş aldım. https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/ Çoğu, bu konuya değinmiş olmama dair “kalemine sağlık” mesajlarıydı. Bazıları yazıyı fazla yumuşak buldu; bazıları kimsenin üzerine alınmayacağını söyledi. Kimileri kitabın ortasından konuştuğumu düşünürken, kimileri de festival yapmanın zaten her geçen gün daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Şu jüri meselesi!” başlıklı yazım Sadibey, MarjinalSinema, Medyaradar ve 2025 Sinema Yıllığı’nda paylaşıldı. Sektörün çeşitli kesimlerinden epey geri bir dönüş aldım. https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/</strong></p>
<p><strong>Çoğu, bu konuya değinmiş olmama dair “kalemine sağlık” mesajlarıydı. Bazıları yazıyı fazla yumuşak buldu; bazıları kimsenin üzerine alınmayacağını söyledi. Kimileri kitabın ortasından konuştuğumu düşünürken, kimileri de festival yapmanın zaten her geçen gün daha da zorlaştığını, bu konunun abartılmaması gerektiğini ifade etti. Hatta benim kim olarak böyle bir yazıyı kaleme aldığımı sorgulayanlar da oldu.</strong></p>
<p><strong>Ben Semra Güzel Korver.</strong></p>
<p><strong>Film festivalleri, sinemanın yalnızca filmlerle değil, insanlar ve ilişkiler üzerinden de şekillendiği platformlar. Seyircinin, yönetmenin, yapımcının, akademisyenin, eleştirmenin, sponsorun; kısacası sinemayla yolu kesişen herkesin bir araya geldiği bu platformların çoğalması, güçlenmesi ve çeşitlenmesi gerektiğine inanıyorum. Her anlamda tekelleşmeden, tek tipleşmekten, tek seslilikten uzak olmak bizi çoğaltır. Tam da bu yüzden meselelerin olabildiğince konuşulabilir, tartışılabilir hale gelmesini önemsiyorum.</strong></p>
<p><strong>Neyse… Yaklaşık on yıl önce, o dönem ülkemizin beş büyük festivalinin yönetmeniyle, festivallerimizin vizyon ve misyonlarına odaklanan “5 festival yönetmeni, 5 soru – 5 cevap” başlıklı bir söyleşi yapmıştım. </strong></p>
<p><strong>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/5-festival-yonetmeni-5-soru-5-cevap/</strong></p>
<p><strong>Bugün de jüri meselesine bakışlarını ve bu süreci nasıl organize ettiklerini konuşmak üzere, yine memleketin beş büyük festivalinin yönetmenine beş soru yönelttim. Beş festivalden dördü cevap verdi.</strong></p>
<p><strong>Cevaplar festival isimlerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26242 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1024x768.jpg" alt="" width="673" height="505" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1024x768.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1536x1152.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-1068x801.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/PHOTO-2026-02-02-16-32-17.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 673px) 100vw, 673px" /></p>
<p><strong>33. Adana Altın Koza Film Festivali Genel Koordinatörü ve Yürütme Kurulu Üyesi: </strong><strong>İsmail Timuçin</strong></p>
<p>Festivallerimizin en önemli bölümü olan ön jüri ve final jüri meselesini konuşmak ve bu konuya dikkat çekmek üzere görüşlerimizi alma fikri ve çalışması için Altın Koza adına çok memnun olduğumuzu belirtir, teşekkür ederim.</p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Jüri üyelerimizi seçerken bizim olmazsa olmaz kriterlerimiz; belirlediğimiz isimlerin kendi alanlarında önemli yerlerde olan, sektörde kabul görmüş, başarılı çalışmalarda bulunmuş ve donanımlı isimler olmasına özen gösteriyoruz.</p>
<p>Bu süreçte ön jüri ve final jürisinde; yönetmen, sinema eleştirmeni, görüntü yönetmeni, kurgucu, sanat yönetmeni, senarist, yazar, akademisyen, müzik insanı ve oyunculardan oluşan, izleyecekleri filmi her alanda doğru bir şekilde değerlendirebilecek bir jüri oluşturmaya çalışıyoruz.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında “ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Altın Koza, 1969 yılından günümüze devam eden köklü bir festival olması nedeniyle dünden bugüne sektördeki birçok kuruluşun SİYAD, FİLM-YÖN, ÇASOD, SODER vb. ve sektörde başarılarıyla söz sahibi olmuş isimlerin jüriler konusunda görüşleri alınarak bugünlere gelinmiştir.</p>
<p>Jüride ünlü isimlere yer verme konusuna olumlu bakıyoruz ve bunun festival için önemli olduğunu da düşünüyoruz. Sinema salonlarının boş kaldığı, sosyal medyanın öneminin bu kadar arttığı bir dönemde festivalin sürekliliği ve tanıtımı için her yaş grubuna hitap eden, bilinen isimlerin jürilerde yer alması gerekliliktir. Elbette ki bir ismin sadece ünlü olduğu için jüride yer alması kabul edilemez. Ama alanında başarılı, çalışkan, ödüller almış, saygın bir ismin jüri içinde bulunmasını tercih ediyoruz.</p>
<p>Festivalde gerek konuk, gerek konuşmacı gerekse jüride ünlü isimlerin olması festivalin görünürlüğüne büyük katkı sağlarken, yeni festival izleyicilerine de ulaşma imkânı sağlıyor. Ünlü isim bir festival için olumsuzluk değildir. Yeter ki festivalin ruhuna, kimliğine uygun doğru kişiler olsun.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Altın Koza için festival jürisi, festivalin ana damarlarından biri. Yarışma filmlerini tarafsız olarak değerlendirecek, şaibeden uzak, objektif bir jüriye sahip olmak festivalin devamlılığını sağlar.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Öncelikle bir festivalin jüri yönetmeliği çok önemlidir. Altın Koza olarak tüm jüri toplantılarımızdan önce değerlendirme kriterleriyle ilgili jürimize gerekli bilgilendirmeyi yapar, genel bir çerçeve oluşmasını sağlarız. Ayrıca hem ön jüri hem de ana jüri toplantılarında, jüri karar sürecine etki etmeyen ama festivalin yönetmeliklerine hâkim bir koordinatör olmasını sağlarız. İlgili koordinatör uzun yıllardır Altın Koza Film Festivali bünyesinde çalışmış, deneyimli, yarışma filmlerinin tamamını izlemiş, jüriden gelebilecek sorulara cevap verebilecek niteliktedir.</p>
<p>Seçimlerde elbette ki oy birliği olmasını isteriz ama herhangi bir dalda çok fazla farklı fikir ortaya çıkarsa, festivali temsilen toplantıda yer alan koordinatörümüz devreye girer, puanlama esasına göre seçim yapılması için jüriyi yönlendirir.</p>
<p>Festivale ait bir jüri yönetmeliğinin olması, genel çerçevenin baştan çizilmesi ve her şeyden önce objektif bir jüri oluşturulmuş olması büyük krizlerin çıkmasına pek ortam yaratmaz zaten. Ama deneyimli ve işini bilen bir ekipte her türlü krizi çözmek konusunda sıkıntı yaşanmaz.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Yarışmaya başvuran filmlerin yönetmeliğe uygunluğu bu bölümden sorumlu olan arkadaşlarımız tarafından kontrol edilir. Daha sonra festival takvimine göre filmlerin linkleri gönderilir. Bütün filmlerin jüri tarafından izlenmeleri teknik olarak koordinatör arkadaşımız tarafından kontrol edilir. Ön jüriye izleme için bir son tarih söylenir, bu tarih katılımcılar tarafından da bilinir. Bir gün sonra ön jüri, zaman zaman İstanbul’da toplanarak, zaman zaman da Zoom üzerinden filmleri tartışır. Bu bölüm koordinatörümüz gözlemci olarak sürece katılır ve değerlendirmenin yönetmeliğe uygun olup olmadığına bakar. Ön jüri sürecinde Altın Koza’dan kimseye filmlerin linki verilmez.</p>
<p>Altın Koza’da jüriler filmleri seyirciden ayrı olarak izliyor. Jürilerin film izledikleri salonun tekniğine önem veriyoruz. Jüri izlemelerinden önce yarışan filmlerin salonlarda test yapmasına olanak sağlayıp, onların tercih ettiği ışık-ses ayarlarında filmlerini hazırlıyoruz.</p>
<p>Ana jüri süreçlerinde ise tüm belgesel yarışma filmleri aynı salonda hem jüri hem de seyirci ile buluşuyor. Uzun metraj film yarışması için de bu geçerli. Jüri, kendine ayrılan saatlerde uzun metraj film yarışmasındaki tüm filmleri aynı salonda izliyor.</p>
<p>Kısa metrajda film sayısı fazla olduğu için jürilere sinema salonunda izletme şansımız olmayabiliyor. Bu durumda da kaliteli bir projeksiyon cihazı ve iyi bir ses sistemi kurarak kısa film jürilerinin tüm filmleri aynı salonda izlemelerini sağlıyoruz.</p>
<p>Tüm filmlerin eşit koşullarda izletilmesi, gösterimlerden önce film ekiplerine gerekli kontrollerin yapılması için fırsat verilmesi, film ekiplerinin teknik ekibimizle sürekli iletişim hâlinde olmalarının sağlanmasıyla yarışan filmlerimiz ve festival arasında güven sıkıntısı oluşmamasını sağlıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26243 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1024x679.png" alt="" width="636" height="422" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1024x679.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-300x199.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-768x509.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1536x1018.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-2048x1357.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-634x420.png 634w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-150x99.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-696x461.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1068x708.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-10-1920x1272.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong>63. Antalya Altın Portakal Film Festivali Yönetmeni: Deniz Yavuz</strong></p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Özellikle ana jüri oluşumlarında deneyimin ve ustalığın ön planda tutulmasına özen göstermek gerekiyor diye düşünüyorum. Bu, olmazsa olmaz bir şart değil. Her festival kendi omurgasına, içeriğine ve tarzına göre bir jüri oluşumuna gidebilir. Jüriye başkanlık edecek ismin emeklilik ile aktif üretim evresi arasında bir yerden belirlenmesi ve muhakkak deneyim seviyesinin en yukarıda olması, bir duayen olması bizim için önemli bir kriter. Yine Altın Portakal için belirtmem gerekirse; ana jüri oluşumunu komitemizde tartışırken bir uzmanlık dengesi gözetmiyoruz, çünkü her üyenin alanında uzman olmasını istiyoruz… Ülkenin en yüksek para ödülünü veren festivalin jürisinin en hakkaniyetli sonuçlara ulaşabilmesi için alanında uzman isimlerden oluşması en önemli kriterlerden biri diyebilirim.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında “ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Altın Portakal’ın yürütme kurulunda festival ve sinema yaşamının deneyimli isimleri yer alıyor. İsimleri aylar öncesinden tartışmaya başlıyoruz ve daha sonrasında üzerinde hemfikir olunan profesyonellerle görüşmelere başlıyoruz. Önceki sorunuza verdiğim yanıtta da belirttiğim gibi, önceliği aday üyenin uzmanlığına veriyoruz. Sinema yaşamında kabul görmüş, çok sayıda insanla çalışmış isimler özellikle jüri başkanlığı için ilk adayımız oluyor. Gündeme gelen ve süreç sonunda anlaşmaya vardığımız ismin toplumdaki popülaritesi ya da magazinsel bir isim olup olmaması ilk planda baktığımız bir kriter değil.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Açıkçası tek bir iş ya da birkaç iyi işle büyük bir festivalin jürisinde yer alan bir isim olmak, o festival ve sinemanın geleceği için oldukça riskli. Bu tür sinemacılar film festivallerinin jürilerinde yer alamazlar diye bir kanun elbette yok; ama özellikle gençlerin yolunu aydınlatacak olanların, sinemaya bir gelecek vaat edecek olanların, ödülleri hakkaniyetle dağıtacak olanların ununu eleyip eleğini asmış ya da az sonra asacaklardan oluşması daha doğru geliyor. Aktif olan, sahada olan sinemacılarımız bir yandan globalde işler yapıp bir yandan festivallerde yarışıp, diğer yandan büyük bir festivalin ana jürisinde yer aldığında ister istemez kimi lüzumsuz tartışmaların içinde de kendini bulabiliyor.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben prensip gereği ve Altın Portakal Festival Komitesi olarak, ekibimiz yönetmelik gereği jüri karar ve değerlendirme toplantılarına girmiyor, görüş belirtmiyoruz. Filmler izlenmeye başlamadan önce yönteme dair bazı toplantılar gerçekleştiriyoruz, hepsi bu. Jüri karar toplantılarının uzun sürmesi, performanslara dair tartışmaların yapılması ya da bu değerlendirmelerin saatlerce sürmesi ise bizi oldukça heyecanlandırıyor.</p>
<p>Bu bana göre tam da olması gereken. Bu ödüller bir oylama, sormaca tekniğiyle de verilebilir elbette; ama jüri mekanizmasının olduğu bir alanda sağlıklı, tatmin edici tartışmaların yapılması çok doğal. Teknik olarak jürilerimizin ihtiyaçlarını ve sorularını, her jürinin sorumlusu olan deneyimli bir festival profesyoneli karşılıyor. Jüri konuşmalarına şahitlik ediyor, yönetmelik maddelerini hatırlatıyor ve süreci o yönetiyor. Yanı sıra ana jüriye başkanlık eden isim de teknik ve kuramsal açıdan jüriyi yönlendiriyor.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Ön jüriler, başvuru kriterlerine uyan ve geçerli sürede başvuran bütün filmleri izlemekle mükellef. Ön seçici kurullarımızı alanında uzman, daha çok sinema kuramlarına hâkim isimlerden oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Bu isimlerin tamamına yapımcı ve yönetmenlerden alınan dijital izleme linklerini iletiyoruz ve her eser sahibi, kendilerinin ilettikleri bu linkler üzerinden filmlerinin izlenme oranlarını takip edebiliyor. Ön seçici kurullarımızı festival yürütme kurullarımızın haricinde, bağımsız kurullar olarak tasarlıyor ve oluşturuyoruz. Başvuru filmlerine dair değerlendirme sonuçlarını bize yorum ve notlarıyla beraber bir tutanak eşliğinde teslim ediyorlar. Bugüne dek çalıştığımız hiçbir ön seçici kurul üyesi olan sinema profesyoneli isimle ilgili herhangi bir sorun yaşamadık. Filmleri izlemek onların mesleki etiği ve en önemli çalışma alanı unsurudur. Bu isimleri bu yüzden daha en başında kendimizi güvende hissederek seçiyoruz.</p>
<p>Altın Portakal’ın yarışmalı bölümlerinin tamamında ana jüri üyeleri, film ekipleri ve sinemaseverler aynı anda, aynı salonda filmi izliyorlar. Sağlık sorunları ya da özel bir sebepten gösterime katılamayan herhangi bir jüri üyesi olursa, onun izlemesini de aynı salonda, aynı gösterim teknik şartlarıyla telafi gösterimi olarak sağlıyoruz. Bu gösterimler DCP formatıyla yapıldığından her gösterim filmin yapımcısına rapor ediliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26244 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1024x1006.png" alt="" width="664" height="653" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1024x1006.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-300x295.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-768x755.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-427x420.png 427w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-150x147.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-696x684.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe-1068x1050.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/b23de3e6-f37e-4186-b3e7-d21c82ee9ebe.png 1392w" sizes="auto, (max-width: 664px) 100vw, 664px" /></p>
<p><strong>14. Boğaziçi Film Festivali Yönetmeni: Enes Erbay</strong></p>
<p>Sinema sektörümüz için her zaman sıcak bir gündem maddesi olan &#8220;jüri dinamikleri&#8221; konusuna eğildiğiniz için teşekkür ederim. Sektörün şeffaflaşması ve standartların yükselmesi adına hazırladığınız bu söyleşiyi çok kıymetli buluyorum.</p>
<p>Sorularınızı Boğaziçi Film Festivali perspektifinden ve kendi deneyimlerim ışığında cevaplıyorum. Umarım katkısı olur.</p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Bizim için &#8220;yetkinlik&#8221; ve &#8220;sinema sevgisi&#8221; her şeyden önce geliyor. Bir jüri üyesinin kendi alanında (yönetmenlik, oyunculuk, eleştirmenlik vb.) rüştünü ispat etmiş olması şart, ancak yeterli değil; aynı zamanda iyi bir izleyici olması ve farklı sinema dillerine açık olması gerekiyor.</p>
<p>Dengeyi kurarken &#8220;bakış açısı çeşitliliğini&#8221; esas alıyoruz. Bir jüri masasında sadece yönetmenlerin olması, tartışmayı tek bir teknik veya estetik düzleme hapsedebilir. Bu yüzden o masada bir sinema yazarının analitik bakışının, bir oyuncunun duygu durum okumasının veya bir yapımcının endüstriyel öngörüsünün harmanlanmasını önemsiyoruz. İdeal jüri, birbirine benzeyen değil, birbirini tamamlayan ve hatta birbirini entelektüel olarak zorlayan isimlerden oluşur.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz? Jüri kurullarında ”ünlü” isimlere yer verme konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Festivalin artistik direktörlüğü ve danışma kurulumuzla birlikte yürüttüğümüz, yıl boyu süren bir takip sürecimiz var. Dünyadaki diğer festivallerdeki jüri profillerini inceliyor, o yılın öne çıkan sinemacılarını takip ediyoruz.</p>
<p>&#8220;Ünlü isim&#8221; meselesine gelince; biz popülariteyi bir vitrin süsü olarak görmüyoruz. Eğer o ünlü isim, sinemaya kafa yoran, birikimiyle o masaya değer katacak biriyse başımızın üstünde yeri var. Ancak sırf medyatik değeri yüksek diye, film izleme disiplini veya değerlendirme yetkinliği festivalin standartlarıyla örtüşmeyen bir ismi jüriye davet etmek, hem yarışan filmlere hem de diğer jüri üyelerine haksızlık olur. Bizim için &#8220;ünlü&#8221; olmaktan ziyade &#8220;ehil&#8221; olmak esastır.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>Jüri, festivalin o yılki &#8220;sözünü&#8221; söyleyen son mercidir. Biz festival yönetimi olarak bir seçki sunar ve bir çerçeve çizeriz; ancak o yılın &#8220;en iyisini&#8221; işaret ederek tarihe not düşen jüridir. Dolayısıyla jüri kararları, festivalin estetik çıtasını ve hangi sinema dilini teşvik ettiğini gösterir. Doğru oluşturulmuş bir jüri, verdiği ödüllerle sadece o yılı değil, genç sinemacıların gelecekteki üretim motivasyonlarını da şekillendirir. Bu yüzden jüri, festival kimliğinin en stratejik taşıyıcısıdır.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Bizim temel ilkemiz &#8220;müdahale etmeme&#8221;dir. Jüriyi özgür bir tartışma ortamında, kendi dinamikleriyle baş başa bırakırız. İlk toplantıda onlara teknik kriterleri ve ödül tüzüğünü aktarırız, ancak içerik tartışmalarına asla dahil olmayız.</p>
<p>Fikir ayrılıkları, sağlıklı bir jüri sürecinin doğal ve beklenen bir parçasıdır. Hatta herkesin her filmde hemfikir olduğu bir jüri, belki de yeterince derinleşememiş demektir. Kriz anlarında festival yönetimi olarak sadece moderasyonu sağlar, herkesin sesinin eşit duyulduğu demokratik ortamı koruruz. Sonuçta sinema subjektif bir sanat ve çatışan fikirlerden çıkan uzlaşı, her zaman daha kıymetlidir.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Güven, şeffaflık ve profesyonellikle inşa edilir. Jüri üyelerimizin filmleri en ideal teknik koşullarda izlemesini sağlamak bizim birinci görevimiz. Her filmin, perdede yönetmenin hayal ettiği kalitede ve eşit şartlarda gösterilmesini garanti ederiz.</p>
<p>Ön jüri meselesi sektörün &#8216;kara kutusu&#8217; gibi görülüyor.  Ön jüri (seçici kurul) süreci, festivalin mutfağıdır ve en çok spekülasyona açık alan olduğunun farkındayız. Bu şüpheyi ortadan kaldırmak için &#8216;teknik takip&#8217; ve &#8216;çoğulcu değerlendirme&#8217; sistemini uyguluyoruz. Öncelikle, dijital başvuru platformları ve izleme linkleri üzerinden teknik analiz yapıyoruz; yani bir filmin kaç dakika izlendiğini, yarıda bırakılıp bırakılmadığını sistem üzerinden denetliyoruz. Ekiplere &#8216;izlendi&#8217; diyebilmek için elimizde veri olması şart. İkinci ve en önemli güvencemiz ise; hiçbir filmi tek bir ön jüri üyesinin inisiyatifine bırakmamamız. Bir filme &#8216;hayır&#8217; denilecekse, bu karar en az üç farklı kişinin ortak kanaatiyle verilir. Bu çapraz kontrol mekanizması, hem gözden kaçmaları engelliyor hem de kişisel beğenilerin filmin kaderini tek başına belirlemesinin önüne geçiyor.</p>
<p>Ayrıca jüri üyeleriyle yarışan film ekipleri arasındaki sosyal mesafeyi, değerlendirme süreci bitene kadar korumaya özen gösteririz. Bu, &#8220;eşit mesafe&#8221; ilkesinin zedelenmemesi için kritiktir. Yıllar içinde oluşturduğumuz kurumsal ciddiyet ve jüri seçimlerimizdeki titizlik, sektörde bu güvenin zaten kendiliğinden oluşmasını sağladı. Seyirci ve sektör bilir ki; Boğaziçi Film Festivali&#8217;nde ödül perdenin gücüyle verilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26245 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1024x774.png" alt="" width="671" height="507" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1024x774.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-300x227.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-768x581.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1536x1161.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-2048x1549.png 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-555x420.png 555w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-80x60.png 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-150x113.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-696x526.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1068x808.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/image-11-1920x1452.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p><strong>45.İstanbul Film Festivali Yönetmeni: Kerem Ayan</strong></p>
<p><strong>Jüri üyelerinizi seçerken sizin için olmazsa olmaz kriterler neler? Bu süreçte çeşitlilik, temsil ve uzmanlık dengelerini nasıl gözetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Kendi alanlarında göz dolduran kariyerlere sahip, diğer meslektaşlarından yaratıcılık, sektörde saygınlık ve istikrarlılık gibi açılardan ayrılan isimleri seçmeye özen gösteriyoruz. Sektördeki her branşı temsil etmeye, bu dağılımı da eşitlik üzerinden hakkaniyetli bir şekilde yapmaya gayret ediyoruz. Tabii jüri 5–6 kişiyle sınırlı olduğu için örneğin her sene bir senarist, bir görüntü yönetmeni, bir kurgucu olmayabiliyor. Jüri başkanının hatırı sayılır bir kariyeri olması ne kadar önemliyse, diğer üyelerin de kendi alanlarında yükselişte olan kişiler arasından seçilmesi ve birbirinden farklı disiplinlerden gelmesi de bir o kadar önemli.</p>
<p><strong>Jüri kurullarını oluştururken hangi danışma mekanizmalarını işletiyorsunuz? Hangi kurum, kuruluş ya da kişilerin görüşlerine başvuruyorsunuz?</strong></p>
<p>İKSV, 50 seneyi aşkın kurum kültürüne sahip bir vakıf olarak Türkiye’de ve dünyada birçok kurum ve sanat alanında çalışan kişiyle temas halinde. Dolayısıyla ilk olarak kendi kurumumuzun da içinde yer aldığı o yaygın ilişkiler ağından faydalanıyoruz. Ülkemizde kültür-sanat alanında hizmet veren tüm kurumlardan tutun, yabancı ülkelerin temsilciliklerine, yurt dışında bizim muadilimiz kurumlara ve o kurumlarda çalışan kontaklarımıza kadar, sürekliliği olan ve son derece organik olarak işleyen bir ağ söz konusu. Buna vakıf bünyesindeki danışma kurullarını, yurt içi ve yurt dışı festivalleri, sektör alanında hizmet veren yerli ve yabancı kuruluşları ve vakfın Kültür Politikaları Departmanı sayesinde iletişimde olduğumuz diğer STK’ları ve yerel yönetici temsilciliklerini eklersek, listenin buraya sığmayacak kadar uzun olduğunu tahmin edebilirsiniz. Vakıf yönetimiyle de son bir değerlendirme yapıyoruz.</p>
<p><strong>Jüri, sizin açınızdan festivalinizin kimliği ve sinemamızın geleceği için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>İstanbul Film Festivali jürilerinde, 1985 yılından bu yana Elia Kazan’dan Nuri Bilge Ceylan’a, Peter Weir’den Zeki Demirkubuz’a, Türkan Şoray’dan Udo Kier’e, Emir Kusturica’dan Lütfi Ö. Akad’a, Lynne Ramsay’den Alexandre O. Philippe’ye Türkiye ve dünyadan saygın oyuncu ve yönetmenlerin yanı sıra yapımcılar, yazarlar ve eleştirmenler bulundu. İstanbul Film Festivali’nde bir jüride yer almak, bu uzun ve sinema tarihinde yer etmiş kişiler zincirinde yer almak demek ki bu da kendi başına festivalin ve yarışmalarının kimliğini belirliyor. Bu jürilerin aldığı kararlar sinemacıların ve filmlerin tarihçelerine işleniyor tabii; ama sadece ülkemiz sinemasının değil, dünya sinemasının da belki geleceğini şekillendiren buluşmalara vesile olunuyor.</p>
<p><strong>Jüri içi müzakere süreçlerini nasıl tasarlıyorsunuz? Fikir ayrılıkları ya da olası krizler ortaya çıktığında bunları nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Yönetmeliğimizde jürilere dair maddelerde her jürinin kendi işleyişini kendisinin belirlediği yazıyor. Her kurul değerlendirme ve toplantı mekanizmalarını kendisi belirliyor. Fikir ayrılığı olmaması zaten son derece enderdir; sıkça söylendiği gibi, zevk meselesinden öte sinema birikimleri de her jüri üyesinin farklı bir bakış açısına sahip olmasını sağlar. Fikir ayrılıkları da bu noktada belki olumlu bir etki yapar denilebilir. Bu fikir ayrılıkları büyüyüp krize dönüşürse, jüri başkanı bir orta yol bulmak için çalışır. O da bulunamazsa jüri kararlarını oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla verebilir. Ama tabii ki tüm jüriler tartışmalar sonunda oy birliğiyle karar vermeyi tercih eder.</p>
<p><strong>Seyircinin, yarışan ekiplerin ve sektörün “jüri filmleri gerçekten izledi ve eşit mesafeden yaklaştı” diyebilmesi için nasıl bir güven ortamı inşa ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Festivalin seçici kurulu, programı belirlemek için aralık–ocak aylarında başvuran filmleri seyrediyor. Bu sene Festiciné adlı yeni bir başvuru yazılımına geçtik. Yapımcılar veya yönetmenler başvurduktan sonra filmlere puanlar veriliyor ve düşünceler yazılıyor. Ardından buluşulup bütün filmler üzerinden geçilerek hangi filmlerin yarışmaya alınacağına karar veriliyor. Festivalin yarışma jürileri ise festival yönetmeliğine sadık kalarak kararlarını veriyor. Festivalin yönetmeliği; başvuru aşamasından yarışmalara, jürilerin oluşturulmasından ödüllere kadar çok geniş alanları, karanlık ya da boşluk kalmasına fırsat vermeyecek şekilde ele alıyor. Jüriler filmleri seyirciyle beraber sinema salonunda izliyor. Ve sonunda da alınan tüm kararlar, tüm jüri üyelerinin imzaladığı birer karar kâğıdıyla somutlaşıyor.</p>
<p><strong>Bu söyleşi, festivallerin ve jürilerinin doğru ya da yanlışlarını tartmak için değil; yıllardır kulislerde, sosyal medyada, fısıltıyla ya da öfkeyle dolaşan o merakın muhataplarına doğrudan yöneltilmesi için yapıldı.</strong></p>
<p><strong>Jüri meselesi, yalnızca bir tercih ya da organizasyon başlığı değil; karar verenlerin taşıdığı sorumlulukla, verilen ödüllerin yarattığı etkiyle ve sinema tarihine düşülen notlarla… bütün dünyada önemli bir olgu.</strong></p>
<p><strong>Bir jüri oluşturmak, bir jüride yer almak, yalnızca film izlemek değil; bir emeğe, bir yolculuğa ve kimi zaman bir geleceğe dokunmak demek. Bu yüzden jüri koltuğu, prestij kadar dikkat, yetkinlik kadar etik bir mesafe de talep ediyor.</strong></p>
<p><strong>Sorular soruldu. Cevaplar verildi.</strong></p>
<p><strong>Ötesi, bu metni okuyanlarda… Perdeye olduğu kadar, perdenin arkasına nasıl baktığımızda…</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/07/juri-meselesine-festival-yonetmenlerinin-bakisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acının muhteşem anlatımı etrafında kenetlenmek!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/acinin-muhtesem-anlatimi-etrafinda-kenetlenmek/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/acinin-muhtesem-anlatimi-etrafinda-kenetlenmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26228</guid>

					<description><![CDATA[Filmlere çok övgülü başlangıçlar yapmayı sevmem ama Hamnet, bizi içimizde bir yerlerde en narin, kırılgan yerden yakalayıp, özellikle de sonlara doğru yaşattığı büyülü gerçeklikle içimizde saklayıp, sarıp sarmaladığımız kayıpların özleminin içine fısıltılı bir özenle yerleştiriyor, bir terapi seansı içinizde tıkanıp kalmış duyguya hayret duygusuyla yön veriyor! Muhteşemdi! Seyirci filmi 1500’lü yıllarda taşrada, doğada geçen bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filmlere çok övgülü başlangıçlar yapmayı sevmem ama Hamnet, bizi içimizde bir yerlerde en narin, kırılgan yerden yakalayıp, özellikle de sonlara doğru yaşattığı büyülü gerçeklikle içimizde saklayıp, sarıp sarmaladığımız kayıpların özleminin içine fısıltılı bir özenle yerleştiriyor, bir terapi seansı içinizde tıkanıp kalmış duyguya hayret duygusuyla yön veriyor! Muhteşemdi!</p>
<p>Seyirci filmi 1500’lü yıllarda taşrada, doğada geçen bir evlilik sonucunda üç evlat sahibi olmuş bir çiftin klasik hayat hikayesi gibi yorumlamasın, filmin dingin bir ruhu var kesinlikle ama asla sıkıcı değil, mesafeli ama sıcak bir akışı var,  yazının başında tavsiye notumu iliştiriyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26230 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-1024x576.jpeg" alt="" width="680" height="383" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-1024x576.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-300x169.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-768x432.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-1536x864.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-747x420.jpeg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-150x84.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-696x392.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-1068x601.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods-1920x1080.jpeg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-2025-jessie-buckley-paul-mescal-in-the-woods.jpeg 2000w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></p>
<p>Kuzey İrlandalı yazar Maggie O’Farrel’in dokunaklı romanı Hamnet, bir ihtimali ele alıyor, gerçek bir trajedinin kurgusal bir hikayeye ilham verebilme ihtimaline odaklanıyor. Bu yürek burkan film Shakespeare’in oğlu Hamnet’in ölümünden sonra Hamlet’i nasıl yazdığı hakkında bir yorumlama. Hamlet ve Hamnet bir karıştırma değil, ikisinin birbirinin yerine kullanıldığına dair kanıtlar var. Zhao ve Farrell senaryoyu yazarken aynı zamanda Hamnet’in Ölümü ve Hamlet’in Oluşumu adlı makaleden esinlenmiş. Sanatın gücüyle herkesi kucaklayan filmin en büyük özelliği herkes için bilinmezlik dolu olan bu gizemi çözmesinin yanında onu derinleştirdiği için de başarılı. Kurgusal yönü ağır bassa da bir tutkunun etrafını çevreleyen çok zekice hamlelerle seyirciye uzanıyor.</p>
<p>Film başlarda yavaş ve biraz da klasik tonlarda akıyor, Agnes’in ormanın sonsuzluğunda kaybolmasını, kendisi hakkında cadı yakıştırmalarını, onun umarsızlığını ve şahini beslemesini izliyoruz… Jessie Buckley film boyunca ifadesini değiştirmiyor, her şeye bir anlam çerçevesinde bakıyor, sade, sakin ve büyüleyici performansıyla Agnes’e sahip çıkıyor. William içindeki fırtınayı yönetemediği, babasının eldivenci işine devam etmek zorunda kaldığı için öfkeli. Şair olma hayali var, yazıyor çocuklara ders veriyor ve şiir gibi bir kadınla karşılaşınca da ağzından dökülen dizelerle bir süre idare ediyor! Paul Mescal’in güçlü performansı filmin etkileyici tonunu arttırıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26231 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/indir.jpg" alt="" width="599" height="398" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/indir.jpg 599w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/indir-300x199.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/indir-150x100.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 599px) 100vw, 599px" /></p>
<p>Will ve Agnes’in önce kız sonra da ikiz çocukları olur, köye sığmayan (ama kimliği konusunda epeyce cimri davranılan) Will Londra’nın yolunu tutuyor, Agnes onu bu yönde teşvik ediyor. Will’in hep şehirde başka bir kafaya geçme ihtimalini sorguluyoruz biz bu arada, evini çocuklarını başka kadınlar, bohem hayatın dağınıklığı içinde feda edebileceği düşüncesi ortasından yırtılan kağıt gibi.. Çocuklarla beraber tavan arasının yoğun kullanıldığı eve yönleniyoruz… Agnes çocuklarla ve onların sağlık sorunlarıyla baş etmeye çalışırken William’ın daha modern bir dünyada kurduğu yaşam dengesinin, çatışmasının izleri film boyunca devam ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26232 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-1024x576.jpg" alt="" width="660" height="372" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/hamnet-1-1764096333112.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p>Film sonrasında ikizlerden birinin Judith’in ölümcül hastalığıyla ve Hamnet’in derin yalvarmaları sonucu yaşam aktarımıyla mistik, gerçeküstü, bambaşka, acı dolu bir yola giriyor. Agnes film boyunca gördüğü rüyada başında iki çocuğunun beklediği söylüyor hep. Üç çocuğu olunca rüyasının gerçekliğinden şüphe ediyor ve yanlış yorumladığını söylüyor ama aslında gerçek olduğuyla acı bir şekilde yüzleşiyor. Hamnet’in ölüm yolculuğu, annesi ve bizim için acı verici bir yalnızlık, şaşkınlık, bir araf halinin sade, gösterişsiz ve biraz da korkutucu algısıyla yansıtılıyor… ve arkasından gelen öfke, üzüntü, kızgınlık, kopukluk… Agnes acısını göklere haykıran bir karakter, çocuklara da kuşun hayalini gökyüzünde göreceklerini salık veriyor. Hatta Hamnet ölüm yolculuğunda bu öğretiden ilham alıyor. Buckley tüm bu anlarda oyunculuğun dışına çıkıyor, gerçek oluyor muhtemel, yoksa bu kadar dipsiz bir keder bu doğal canlandırılamazdı. Zaten son sahneyi onun gözünden, onun duygularıyla izledik hepimiz. Ellerimiz yukarıya doğru kenetlenmiş, acının bu muhteşem anlatımı etrafında kenetlenmiş olarak… Hamnet ve Hamlet’in nasıl bir araya geldiğini görerek ve yönetmenin bizi doruğa taşımasını yaşayarak…</p>
<p>Başka ellerde belki de bizi zorlama bir seyirliğin içine sokacak bu film, bizi gözyaşlarıyla, arınmayla iyileştirici bir etki üstleniyor. İlişkilerinin başında bana bir hikaye anlat diyen Agnes, Hamlet’in sessizlik düsturundan ilhamla bizi duymaya, yaşamaya ihtiyacımız olan bir duyguyla baş başa bırakıyor ve bunu binlerce insana sessizce fısıldıyor!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/acinin-muhtesem-anlatimi-etrafinda-kenetlenmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayallerin peşinden gitmek kolay değil ama imkânsız da değil</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PORTRE]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Arka Sokaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Apak]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26221</guid>

					<description><![CDATA[Uzun soluklu ve kült olma yolunda ilerleyen dizi Arka Sokaklar&#8217;a yeni sezonunda dahil olan Burak Apak&#8217;la konuştuk. Genç oyuncunun azmi ve heyecanı onu ileride istediği gibi samimi işlerde daha çok göreceğimizi gösteriyor&#8230;  “Arka Sokaklar” dizisinde Ufuk Komiser rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahsedebilir misiniz? Projeye yeni sezon itibariyle dahil oldum. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun soluklu ve kült olma yolunda ilerleyen dizi Arka Sokaklar&#8217;a yeni sezonunda dahil olan Burak Apak&#8217;la konuştuk. Genç oyuncunun azmi ve heyecanı onu ileride istediği gibi samimi işlerde daha çok göreceğimizi gösteriyor&#8230;</p>
<p><strong> “Arka Sokaklar” dizisinde Ufuk Komiser rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p>Projeye yeni sezon itibariyle dahil oldum. Menajerim Tümay Özokur’un yönlendirmesiyle yapımcılarımızla bir araya geldik ve görüşmelerin ardından kadroya katıldım. Canlandırdığım Ufuk karakteri oldukça cesaretli, gözü kara ve tam anlamıyla bir görev adamı. Onu oynarken hem büyük bir heyecan hem de ciddi bir sorumluluk hissediyorum. Çünkü böyle bir karakteri doğru şekilde yansıtmak, izleyiciye güven vermek ve samimiyet hissettirmek açısından çok önemli.</p>
<p><strong>“Arka Sokaklar” gibi uzun soluklu, birçok usta ismin de kadrosunda olduğu bir projede rol almak sizin için nasıl bir duygu?</strong></p>
<p>Çok heyecan verici bir duygu ve bir o kadar da kendimi şanslı hissettiğim bir noktadayım. Çünkü bu kadar usta ismin olduğu bir projede kendime çok şey katabileceğimi düşünüyorum. Onların yanında olmak, set disiplinini ve oyunculuk ciddiyetini birebir gözlemlemek bana büyük bir okul gibi geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26223 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-819x1024.jpeg" alt="" width="632" height="790" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-819x1024.jpeg 819w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-240x300.jpeg 240w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-768x960.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-1229x1536.jpeg 1229w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-336x420.jpeg 336w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-150x188.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-300x375.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-696x870.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1-1068x1335.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-1.jpeg 1638w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p><strong>Oyunculuğa başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? Bu yola çıkarken sizi en çok etkileyen dönüm noktası ne oldu?</strong></p>
<p>Oyunculuğa 17 yaşımda başladım. Daha çocukken bavulumu toplayıp hayallerimin peşinden koşmak için İstanbul&#8217;a geldim. İyi ki bu kararı vermişim. Çünkü bu şehir bana hem zorlukları hem de fırsatları sundu. Herkes hayallerinin peşinden koşmalı bu hayatta; ben de bunun için risk aldım ve bugün buradayım.</p>
<p><strong>Ailenizin ve yakın çevrenizin oyunculuk kararınıza tepkisi nasıl oldu?</strong></p>
<p>Zor bir yol olduğunu biliyordu yakın çevrem. Ama benim bu yolda başarılı olacağıma da inanıyorlardı. O yüzden hep arkamda durdular. Bu destek bana güç verdi, çünkü insanın ailesinin yanında olduğunu bilmesi çok kıymetli. Onlara her zaman minnettarım.</p>
<p><strong>İlk kamera önü deneyiminizi hatırlıyor musunuz? O an yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>O ilk an, içimin kıpır kıpır oluşu unutulmaz tabii ki benim için. Kameraların karşısında olmak hem korkutucu hem de büyüleyiciydi. Fakat daha sonra heyecanın yerini azim aldı. Kendime “kesinlikle ben buraya aitim” dedim. Kendimi hep daha iyi olmak için motive ettim. O günden sonra mesleğime daha çok sarıldım.</p>
<p><strong>Kariyerinizin bu erken döneminde sizi en çok motive eden şey nedir?</strong></p>
<p>Kesinlikle hakkımda yapılan yorumlar ve insanların bana gösterdiği sevgi. Bu yolda en çok bu motive ediyor beni. İzleyicinin desteğini görmek, doğru yolda olduğumu hissettiriyor.</p>
<p><strong>Oyunculukta karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu ve bu zorluğu nasıl aştınız?</strong></p>
<p>Sabahınız akşamınıza karışabiliyor, sosyal hayatınız olmayabiliyor; sadece iş ve ev döngüsüne girebiliyorsunuz. Fakat yaptığınız mesleği severek yapıyorsanız bu zor gelmeyebilir. Ben de bu yoğun tempoyu bir öğrenme süreci olarak görüyorum. Yorucu olsa da her gün yeni bir şey öğrenmek bana güç veriyor.</p>
<p><strong>Set ortamında sizi en çok etkileyen deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Yeni sezonun ilk bölümünde Rıza Baba&#8217;nın ekibinden kaçarken gökdelenden aşağı atlama sahnem vardı. Dublör atlarken o ana şahit oldum ve beni çok etkilemişti. Hayatımda daha az bu kadar cesaret gerektiren bir hareket görmüştüm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26224 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-528x1024.jpeg" alt="" width="524" height="1016" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-528x1024.jpeg 528w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-155x300.jpeg 155w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-768x1490.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-792x1536.jpeg 792w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-216x420.jpeg 216w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-150x291.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-300x582.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3-696x1351.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/arka-sokaklar-set-foto-3.jpeg 924w" sizes="auto, (max-width: 524px) 100vw, 524px" /></p>
<p><strong>Hayalinizde nasıl bir rol oynamak yatıyor?</strong></p>
<p>Hayalimde kötüyü de iyiyi de, daha doğrusu birbirinden farklı her karakteri canlandırmak var. Çünkü oyunculuk bana göre farklı hayatları deneyimleme sanatı. Kendimi tek bir kalıba sokmak istemiyorum; her rol bana yeni bir tecrübe kazandırıyor.</p>
<p><strong>Size ilham veren oyuncular veya yönetmenler kimler?</strong></p>
<p>Kıvanç Tatlıtuğ gerçekten ilham verici bir aktör. Kendini zamanla bu kadar geliştirmiş bir oyuncu gerçekten tebrik edilmeyi hak ediyor. Yönetmen olarak ise Christopher Nolan benim için ayrı bir yerde. Yaptığı işleri tekrar tekrar açıp izliyorum. Her filminde farklı bir dünya kuruyor ve bu bana inanılmaz bir vizyon katıyor.</p>
<p><strong>Gelecekte hangi tür projelerde yer almak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>İnsanların kendinden bir şeyler bulabildiği ve kendine bir şeyler katabildiği, insanın kalbine dokunan ve sevilerek izlenen bir projede yer almak isterim. İzleyiciyle bağ kurmak benim için çok önemli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26225 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1024x683.jpeg" alt="" width="689" height="459" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1536x1025.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5-1920x1281.jpeg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/02/Burak-Apak-rop-foto-5.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>Oyunculuk dışında sanatın başka dallarıyla ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Müzik dinlemeyi ve tüm farklı türleri ayrı ayrı seviyorum. Günümün çoğu bölümünde müzik hayatımda var. Bazen bir şarkı bana sahnede oynayacağım duyguyu bile hatırlatabiliyor.</p>
<p><strong>Genç yaşta sektöre adım atan biri olarak sizinle aynı hayali kuran gençlere ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Kesinlikle her gün kendilerine yeni bir şey katsınlar ve hayallerinin arkasından hiç durmadan koşsunlar. Çünkü bir gün başaracaklar! Hayallerin peşinden gitmek kolay değil ama imkânsız da değil. Sabır, azim ve disiplinle her şey mümkün.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/02/05/hayallerin-pesinden-gitmek-kolay-degil-ama-imkansiz-da-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şu jüri meselesi?!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semra Güzel Korver]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 11:26:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgeselci: Semra Güzel Korver]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26182</guid>

					<description><![CDATA[2025 yılıyla birlikte bir festival sezonunu daha geride bıraktık. Filmler gösterildi, ödüller verildi, açılışlar yapıldı, kapanışlar konuşuldu. Ve her zamanki sorular yine tekrarlandı: “Ödüller kime gitti?”, “Jüri gerçekten izledi mi?”, “Bu film nasıl kazanır?” “Bu isimler nasıl jüriye seçilir?” Bu sorular yalnızca sonuçlara dair bir meraktan doğmuyor. Asıl mesele, değerlendirme süreçlerine duyulan güvensizlik. Çünkü bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılıyla birlikte bir festival sezonunu daha geride bıraktık. Filmler gösterildi, ödüller verildi, açılışlar yapıldı, kapanışlar konuşuldu. Ve her zamanki sorular yine tekrarlandı: “Ödüller kime gitti?”, “Jüri gerçekten izledi mi?”, “Bu film nasıl kazanır?” “Bu isimler nasıl jüriye seçilir?”</p>
<p>Bu sorular yalnızca sonuçlara dair bir meraktan doğmuyor. Asıl mesele, değerlendirme süreçlerine duyulan güvensizlik. Çünkü bir festivalin ne kadar sahici olduğu, en çok da jürisi üzerinden okunur.</p>
<p>Jüri, bir festivalin yalnızca ödül dağıtan kurulunu değil; estetik aklını, etik sınırlarını ve sinemaya nasıl baktığını temsil eden yapısıdır. Prestijli festivaller jüriyi bir vitrin unsuru olarak değil, festivalin entelektüel omurgası olarak konumlandırır. Hangi sinema anlayışına alan açıldığını, hangi risklerin göze alındığını, hangi anlatıların görünür kılındığını jüri üzerinden anlarız.</p>
<p>Bu yüzden jüri kararlarını “doğru” ya da “yanlış” gibi mutlak kavramlarla tartışmayı çok anlamlı bulmuyorum. Sinemada mutlak doğrular yoktur. Jüri bir mahkeme değil, verilen kararlar da hüküm niteliği taşımaz. Her jüri üyesi filmi kendi birikimiyle, estetik anlayışıyla, hayat tecrübesiyle izler. Sübjektif olmak kaçınılmazdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26184 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-1024x596.jpg" alt="" width="674" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-1024x596.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-300x175.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-768x447.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-722x420.jpg 722w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-150x87.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-696x405.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa-1068x621.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/cd12fab1-179b-46e8-884d-5f06e5bf19fa.jpg 1284w" sizes="auto, (max-width: 674px) 100vw, 674px" /></p>
<p>Ama sübjektif olmak, ölçüsüz olmak demek değildir.</p>
<p>Bir festival jürisi oluşturulurken, o festivalin sinema anlayışını taşıyabilecek, farklı bakışlara açık, sinemayla süreklilik içinde ilişki kuran insanlardan oluşması gerekir. Jürinin kimlerden oluştuğu, festivalin kendini nerede konumlandırdığının da açık bir göstergesidir.</p>
<p>Son yıllarda belgeselden kurmacaya, jürilerde popüler ya da popülist isimlere daha sık rastlıyoruz. Bunun festivalin tanıtımına katkı sağlaması amaçlanıyorsa, bunun ne kadar karşılık bulduğu gerçekten tartışmalı. Bir festivalin görünürlüğü, jürideki bir tanınmış isme bağlıysa, burada durup düşünmek gerekir. Elbette sinemayla gerçek bir ilişkisi olan, jüri olma niteliklerini taşıyan tanınmış isimler bunun dışında. Mesele, sadece tanınırlığı nedeniyle bir ismin jüri koltuğuna oturtulması. Çünkü jürilik vitrin işi değil; izlemeyi, düşünmeyi ve çoğu zaman geri planda kalmayı gerektiren bir sorumluluk. Festivalin gücü afişteki isimlerden değil, temsil ettiği sinema anlayışından gelir.</p>
<p>Bir jüride, sinemanın farklı aşamalarında emek veren, farklı kuşaklardan gelen, izleme pratiği güçlü ve etik sorumluluğun farkında isimlerin bir araya gelmesi, hem kör noktaları azaltır hem de değerlendirmeyi zenginleştirir. Jüri, tek bir bakışı temsil etmek için değil; bakışlar arasında bir denge kurmak, farklı bakışlara alan açmak için vardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26185 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-1024x778.jpg" alt="" width="657" height="499" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-1024x778.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-300x228.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-768x583.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-553x420.jpg 553w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-150x114.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-696x529.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4-1068x811.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/2275a14e-88a8-46ca-a9f9-f5d239755ee4.jpg 1284w" sizes="auto, (max-width: 657px) 100vw, 657px" /></p>
<p>Aynı isimlerin kısa aralıklarla pek çok festivalde jüri olarak karşımıza çıkması da başka bir mesele. Bu durum zamanla bakışın daralmasına yol açabiliyor. Oysa sinema, farklı perspektiflerle canlı kalır. Jüri rotasyonu bu yüzden yalnızca temsiliyet değil, düşünsel yenilenme meselesidir.</p>
<p>Jüri seçimi kadar, jürinin nasıl çalıştığı da mühim. Filmlerin hangi koşullarda izlendiği, değerlendirme süreçlerinin nasıl işlediği yarışmacılar için teknik bir ayrıntı değil, doğrudan etik bir konu. “Filmim gerçekten izlendi mi?” sorusu cevapsız kaldığında, festivalle kurulan bağ sessizce zarar görür. Bu güven, büyük laflarla değil; açık, tutarlı ve uygulanabilir süreçlerle kurulabilir.</p>
<p>Ön jüri meselesi de burada özel bir konumda. Ön jüride verilen kararlar, filmin seyirciye ve ana jüriye ulaşma ihtimalini doğrudan belirler. Bu nedenle ön jürinin sinema bilgisi, çeşitliliği ve değerlendirme ölçütleri son derece kritik. Hatta kimi zaman ana jüriden bile daha belirleyici. Değerlendirmelerin kişisel tercihlerden çok açık kriterlere dayanması, sürecin sağlığı açısından da büyük önem taşır.</p>
<p>Ön jürinin baştan açıklanıp açıklanmaması ise hassas bir denge. Baştan açıklamak şeffaflık hissi yaratabilir; ama küçük çevrelerde yönlendirme riskini de beraberinde getirir. Son yıllarda bazı festivallerin benimsediği gecikmeli şeffaflık modeli —seçki açıklandıktan sonra ön jüri isimlerinin ve genel değerlendirme çerçevesinin paylaşılması— bu dengeyi kurmak açısından daha sağlıklı bir yol gibi görünüyor. Gerçi genellikle değerlendirme çerçevesi paylaşılmıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26186 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-1024x620.jpg" alt="" width="665" height="402" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-1024x620.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-300x182.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-768x465.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-693x420.jpg 693w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-150x91.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-696x422.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e-1068x647.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/dad80715-26d0-4183-84be-ffe7d9e87d1e.jpg 1284w" sizes="auto, (max-width: 665px) 100vw, 665px" /></p>
<p>Hiçbir jüri tamamen tarafsız değildir. Tarafsızlık zaten mümkün değil. Asıl mesele, eşit mesafe.</p>
<p>Bir filmi sevmesek bile ciddiye almak.</p>
<p>Bir yönetmeni tanıyor olsak bile mesafeyi koruyabilmek.</p>
<p>Bir türe uzak olsak bile, onu anlamaya çalışmak.</p>
<p>Jüri olmak, beğeni dayatmak değil; kendi beğenisinin sınırlarını fark edebilmektir.</p>
<p>Festival jürilerinde zaman zaman yakın çevrelerin, tanışıklıkların ya da benzer estetik eğilimlerin ağırlık kazandığı algısı da konuşulur. Bu durum çoğu zaman niyetten bağımsızdır; ama dışarıdan bakıldığında kararların tekdüze algılanmasına yol açabilir. Oysa bir ödül açıklandığında hem seyircinin hem sinemacının hissetmek istediği şey çok basit: “Bu film gerçekten görülmüş.”</p>
<p>Ben jürilerin adalet dağıttığına da inanmıyorum. Zaten böyle bir güçleri yok. Ama dürüst bir bakışın mümkün olduğuna inanıyorum. Bilgiye, etik tutarlılığa ve vicdana dayanan bir değerlendirme kusursuz olmayabilir; ama inandırıcı olur.</p>
<p>Belki de mesele tam olarak şu:</p>
<p>Jüri olmak demek, yalnızca karar vermek değil; o kararın sorumluluğunu sessizce taşımayı göze almak demek.</p>
<p>Ve zaman zaman kendine şu soruları sorabilmek denek:</p>
<p>“Bu filmi gerçekten gördüm mü?”</p>
<p>“Bu filmi gerçekten dinledim mi?”</p>
<p>“Bu filmi gerçekten okudum mu?”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26187 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/yildizli-plaket-400x400-1.jpg" alt="" width="392" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/yildizli-plaket-400x400-1.jpg 400w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/yildizli-plaket-400x400-1-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/01/yildizli-plaket-400x400-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" /></p>
<p>Bu sorular sorulmaya devam ettiği sürece, festival jürileri sinema için hâlâ anlamlıdır. Aksi takdirde mesele, birkaç tanıdığın bir araya gelip filmler üzerine karar verdiği, aynı isimlerin, aynı bakışların, aynı sonuçların dönüp durduğu kapalı bir döngüye dönüşür. Bu döngüden sinema da, sinemacı da zarar görür.</p>
<p>Çünkü sonunda ödülü kimin aldığı çoğu zaman hatırlanmaz; geriye gerçekten görülen, duyulan ve düşünülen iyi filmler kalır. Sinemanın hafızası, ödül heykelciklerinden çok bu filmlerle yazılır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/01/03/su-juri-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trabzon&#8217;da filizlenen festival ruhu!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/12/29/trabzonda-filizlenen-festival-ruhu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/12/29/trabzonda-filizlenen-festival-ruhu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 12:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26169</guid>

					<description><![CDATA[Trabzon’da bir festival yapılacağını, hem de Adana’nın belediye tarafında çalışan arkadaşların yapacağını duyunca çok sevindim. Sanırım Trabzon’da 2017 yılında festival yapılmıştı ama devamı gelemedi, umarım bu filmlerin ve sanatın ön planda olduğu bakış açısıyla kalıcı olur, uzun yıllar devam eder! Trabzon’a ilk defa gittiğim için hemen şehirle ilgili gözlemlerim oldu, her gittiğim şehirde bu karşılaştırmayı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’da bir festival yapılacağını, hem de Adana’nın belediye tarafında çalışan arkadaşların yapacağını duyunca çok sevindim. Sanırım Trabzon’da 2017 yılında festival yapılmıştı ama devamı gelemedi, umarım bu filmlerin ve sanatın ön planda olduğu bakış açısıyla kalıcı olur, uzun yıllar devam eder!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26177 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-1024x683.webp" alt="" width="656" height="437" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-1024x683.webp 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-300x200.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-768x512.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-1536x1024.webp 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-630x420.webp 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-696x464.webp 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu-1068x712.webp 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Berona_-Filminin-Odulu.webp 1548w" sizes="auto, (max-width: 656px) 100vw, 656px" /></p>
<p>Trabzon’a ilk defa gittiğim için hemen şehirle ilgili gözlemlerim oldu, her gittiğim şehirde bu karşılaştırmayı yapıyorum zaten. Yomra bölgesinde konakladım, orası oteller bölgesi olmuş. Bizi getirip götüren servis şoförünün dediğine göre her şey 15 yıl içinde olmuş, eskiden sakin bir bölge olan Yomra bir anda dolup taşmış. Aynı şey Ortahisar’a bağlı Boztepe içinde geçerli. Bir site cenneti olmuş, Trabzon’un orta ve üst gelir düzeyi daha çok buralarda yaşıyor. Merkeze bayıldım, hem tarihi doku korunmuş hem de modern dokunuşlarla eski binaların görünürlüğü artmış, orada vakit geçirmekten ayrıca keyif aldım, uzun caddeyi adımlamaktan da… Santa Maria Katolik Kilisesi’ne gittim, Kostaki Konağı olarak da bilinen Trabzon Müzesi’ni ziyaret ettim ve festivalin son günü değişen hava koşullarının da etkisiyle bembeyaz bir örtüye bürünen Uzungöl’de erken kışı yaşadım. Karadeniz insanı bölgenin yapısı gereği keçi gibi yukarılara, buraya da ev mi yapılır denilen yerlere evler yapmış, hem de üç dört katlı. Karadenizli müteahhitleri anmadan edemedim!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26170" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-226x300.jpg" alt="" width="226" height="300" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-226x300.jpg 226w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-771x1024.jpg 771w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-768x1021.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-1156x1536.jpg 1156w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-316x420.jpg 316w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-150x199.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-300x399.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-696x925.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895-1068x1419.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/412911e7-339e-41ac-a1ff-f3c74fb8b895.jpg 1204w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26171" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page.jpg 404w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Uzungöl sakin kalması, insanların ziyaret edip gitmesi gereken bir yerken otellerle ve alışveriş markalarıyla çevrili bir yaşam alanı haline gelmiş, neden diye sormadan edemiyor insan! Neden doğayı rahat bırakamıyoruz, bu anlamda Bolu Abant Gölü’nü sevgiyle andım. Orada bir otel var ama etrafı bu kadar işgal atında değil en azından! İnsanlığın her tarafta olma isteğini biraz geri plana çekmesi gerekiyor acilen!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26173 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-1024x461.jpg" alt="" width="680" height="306" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-1024x461.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-300x135.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-768x346.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-1536x692.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-932x420.jpg 932w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-150x68.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-696x314.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2-1068x481.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/42423b0f-4a02-4b8a-b0ff-ac130c2a2af2.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 680px) 100vw, 680px" /></p>
<p>Gelelim festival kısmına… Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Trabzon Valiliği, ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen festivalin gösterim ve söyleşileri Lara Sineması ve Hamamizade Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Halkın ilgisi orta ölçekteydi ama ileriki yıllar için umut vaat eden bir yapıdaydı. İlk gün Yüksel Aksu’nun Bak Postacı Geliyor filmi yoğun bir ilgiyle izlendi. Yüksel Aksu seyircinin süzgecinden neyi nasıl geçireceğini gayet iyi bilen bir yönetmen! Onun filmlerinin yerellik içeren, şiveyle taçlanan yapısı birçok konuya seyircinin hemen adapte olmasını sağlıyor, bunda da mizah ve samimiyet harcı yatıyor. Bak Postacı Geliyor Kemal Sunal’ın oynadığı Postacı filminden ilham almış olabilir ama buradaki aşk hikayesi mektuplar üzerinden ilerleyen gizli bir hikaye. Yine toplumsal olayların insan hayatına etkisi var ve köylünün rabarba kıvamında filme giren yapısı…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26172 size-full" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page1.jpg" alt="" width="404" height="404" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page1.jpg 404w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page1-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/page1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" /></p>
<p>Şimdi de izlediğim ve ödül kazanan yarışma filmlerinden kısa cümleler… Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda Altın Taka Ödülü “Berona” Belgeseli’yle gencecik bir yönetmen olan Barış Altı’ya gitti. Film annesinin çocuk gelin olma hikayesinden ilham alıyor ve sırtlandığı onca yükten. Filmde erkekler neredeyse yok, varsa da sessizce bir köşedeler. Kadın dayanışmasının öne çıktığı filme Altı, güzel karedeniz coğrafyasının eşlik etmesini de sağlıyor. Altı annesinin ve diğer kadınların sessizce yitip giden hayatlarına ve isyanlarına ses olmaya çalışmış, onların yanında yer alan bakış açısına sağlık!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26174 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-1024x461.jpeg" alt="" width="676" height="304" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-1024x461.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-300x135.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-768x346.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-1536x692.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-932x420.jpeg 932w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-150x68.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-696x314.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri-1068x481.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/Onur-Emek-ve-Yasam-Boyu-Basari-Odulleri.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 676px) 100vw, 676px" /></p>
<p>Kısa belgesel ödülünü Pirlerin Düğünü filmiyle Yalçın Çiftçi kazandı. İran’da yaşayan Gorani Kürtleri’nin Uraman Taht köyünde yaşamış olan Pir Şaliyar’ı anmak için bir araya gelme hikayesini anlatıyor. Tören deflerle yapılan müzikle, bir zikir havasında geçiyor, Çiftçi kamerasını o bölgenin içine ve dışına yaslıyor, geniş açıda törenin katmanlı yapısı ruhsal bir yolculuğu anlamlı kılıyor.</p>
<p>Hasan Ete’nin İyi Ölüm’ü belgesel jüri özel ödülü aldı, kendisi gibi özel bir ödül!</p>
<p>Kurmaca dalında Turgut Kanal’ın Mümeyyiz filmi En iyi Kurmaca film ödülü aldı. Bir mevsimlik işçi ile bir doktorun arasında geçen hikayede güç ilişkisi ilgi çekici bir şekilde sorgulanıyor, vicdan muhasebesi bir çocuğun bakışlarından doktorun vicdanına kadar sızıyor. Kurmaca jüri özel ödülü alan Deniz Koloş imzalı Ölüm Bizi Ayırana Dek, bir kadının iç sesinin ve kendi hayatının çeperlerinde kaybolduğu, toplumsal olarak kendisine yöneltilen açılardan bakmaya çalıştığı ve o seslere son verdiği anda kendi özünü yakaladığı bir kadını anlatıyor ve bizler de o adımları takip ediyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26175 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-1024x576.webp" alt="" width="611" height="344" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-1024x576.webp 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-300x169.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-768x432.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-747x420.webp 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-150x84.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-696x392.webp 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-1068x601.webp 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali.webp 1280w" sizes="auto, (max-width: 611px) 100vw, 611px" /></p>
<p>Bu sene Canlandırmada kadın yönetmenlerin hakimiyeti vardı ve biraz kanlı filmler izledik. En iyi film ödülü kazanan Eylül Babür imzalı Kusursuz Ölçü Nedir, toplumun dayattığı kilo normlarına inmek için bedenindeki bazı bölümleri yok eden bir kadının hikayesi. Film stop motion tekniğiyle çekildiği için tabii daha yumuşak yansıyor ama özünde sert aslında. Aynı tarzda başka bir film Tuğçe Sönmez imzalı Aile Yemeği filmi. Ödül alamasa da akılda kalan bir film. Burcu Ejderoğlu’nun filmi Budu jüri özel ödülü kazandı, hikaye ve anlatım olarak en detaylı filmdi bana göre. Burcu stop motion üzerine çalışan ve her seferinde bu konuda daha da uzmanlaşan bir isim olma yolunda ilerliyor, Keni kararlarını ve renklerini yaratamayan insanları anlatıyor ve yoğun duygusu seyirciye geçiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26176 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-1024x683.webp" alt="" width="654" height="436" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-1024x683.webp 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-300x200.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-768x512.webp 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-630x420.webp 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-696x464.webp 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp-1068x712.webp 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/trabzon-film-festivali-nde-altin-taka-oduller-5-19396182_amp.webp 1200w" sizes="auto, (max-width: 654px) 100vw, 654px" /></p>
<p>Diğer filmleri de en kısa zamanda izlemeye çalışacağım, Trabzon güzel bir festival şehri olur, çok da güzel yakışır. Geriye kalan tek şey ise sanatı, üretimi ön planda tutarak sürdürebilirliğini sağlamak… O güzel enerjiyi aldık cebimize koyduk!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/12/29/trabzonda-filizlenen-festival-ruhu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otuz yılın türküsü, Kardeş Türküler&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/12/16/otuz-yilin-turkusu-kardes-turkuler/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/12/16/otuz-yilin-turkusu-kardes-turkuler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Diler Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Feryal Öney]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeş Türküler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26147</guid>

					<description><![CDATA[Kardeş Türküler (benim için öyle) hep yanı başımızda duran bir grup, adını duyunca heyecanlanır, onların yüksek ve kapsayıcı ritmiyle coşmak için koşa koşa konserlerinin yolunu tutarız. Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş grubun kurulma aşamasından bugüne kadar olan süreci Kardeş Türküler: 30 Yılın Türküsü belgeseliyle karşımıza getiriyor. Heyecanla izlediğim, çoğu anlarına tanıklık ettiğimi fark ettiğim, arka [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardeş Türküler (benim için öyle) hep yanı başımızda duran bir grup, adını duyunca heyecanlanır, onların yüksek ve kapsayıcı ritmiyle coşmak için koşa koşa konserlerinin yolunu tutarız. Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş grubun kurulma aşamasından bugüne kadar olan süreci Kardeş Türküler: 30 Yılın Türküsü belgeseliyle karşımıza getiriyor. Heyecanla izlediğim, çoğu anlarına tanıklık ettiğimi fark ettiğim, arka planda yaşanan dostluk ve dayanışmayı hayranlıkla izlediğim bir belgesel oldu. Grup fikri her zaman çekicidir, caziptir, birçok yüreğin birlikte atmasının rahatlatıcı olduğu bir bileşkedir. Kardeş Türküler çok kalabalık ve her geleni öğretme ve dahil etme geleneğiyle içlerine almışlar, en takdir ettiğim taraflarından biri de bu oldu!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26149 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-1024x683.jpg" alt="" width="539" height="359" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/310301.jpg 1560w" sizes="auto, (max-width: 539px) 100vw, 539px" /></p>
<p>En son bu yaz sonu Gömeç’ta Kızko Sahil’de dinledim onları. Nerde olsa koşar giderim misali. Belgesel bir yolculuk gibi, önce Çayan Demirel çekimlere başlıyor ama sağlık sorunları nedeniyle eşi Ayşe Çetinbaş devralmış. O ve görüntü yönetmeni Koray Kesik birçok konserde, turne, provada yanlarında yer almış ve o anları kayıt altına almış. O yüzden çok özel anlarla dolu su gibi akan bir belgesel çıkmış ortaya. Türkiye’nin yakın tarihinde yankı bulmuş her olayda onların da bakış açısı var, Newroz, Madımak Katliamı, Hrant Dink cinayeti (bir yemek sofrasında kameranın Dink’e sabitlendiği ve onun kendisiyle baş başa kaldığı bir an kıymetli bir kayıt), Gezi Direnişi, acı dolu Suruç ve Ankara katliamları… Hepsi grubun gündeminde ve konserlerinde çoksesliliğin suç değil, birlikte yaşamanın en güzel biçimi olduğunu haykırıyorlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26150 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler.webp" alt="" width="619" height="412" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler.webp 704w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler-300x199.webp 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler-632x420.webp 632w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler-150x100.webp 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/12/berge-kardesturkuler-696x463.webp 696w" sizes="auto, (max-width: 619px) 100vw, 619px" /></p>
<p>Bu çok seslilik çocuklara, kadınlara, ağaçlara, nehirlerden kültürel varlıklara, koruma ve yaşatma duygusuna kadar uzanıyor. Herkes bu buluşmanın odağında yer buluyor…. Neşet Ertaş’ın sesi de katılıyor kimi zaman grubun ezgilerine, kimi zaman Sezen Aksu’nun sesi. Film müzikleri de yapıyorlar bir dönem, Vizontele’nin muhteşem müziklerinde Kardeş Türküler imzası var. Sahne kostümleri genelde beyaz, çok kalabalıklar, çok sesliler ve ülkenin politik tarihindeki olayları etkili bir biçimde müziklerine ve sahne şovlarına yansıtıyorlar. Yönetmenler ve görüntü yönetmeni de bu yolculuğa çok güzel, renkli ve sorumluluk bilinciyle eşlik ediyor. Adana Altın Koza ve Ankara Film Festivali’nde en iyi belgesel ödülü alan film, 2023’e kadar geliyor ve 30 yıllık bir zamanı eksiksiz, dolu dolu karşımıza getiriyor. Gördüğünüz yerde izlemenizi tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/12/16/otuz-yilin-turkusu-kardes-turkuler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap kapağı bir sipariş ve endüstriye hizmet ediyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2025/11/27/kitap-kapagi-bir-siparis-ve-endustriye-hizmet-ediyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2025/11/27/kitap-kapagi-bir-siparis-ve-endustriye-hizmet-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 11:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Birol Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Kitabın Rüyası]]></category>
		<category><![CDATA[kitap kapağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26126</guid>

					<description><![CDATA[Aslı Atasoy çok fazla kitap kapağı tasarlayıp, belli bir hafıza yaratan Birol Bayram&#8217;ın tasarımlarıyla bir hikayenin peşine düşüyor ve kitap kapaklarını röportaj yaptığı diğer insanlarla beraber tartışmaya açıyor&#8230; Bu sorgulamalardan dinamik, popüler dili olan bir belgesel ortaya çıkmış&#8230; Merhaba Aslı seni biraz tanıyalım mı? Bağımsız gazeteciyim. Ankara Radikal’de başlayan muhabirlik serüvenim devam ediyor. Daha çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aslı Atasoy çok fazla kitap kapağı tasarlayıp, belli bir hafıza yaratan Birol Bayram&#8217;ın tasarımlarıyla bir hikayenin peşine düşüyor ve kitap kapaklarını röportaj yaptığı diğer insanlarla beraber tartışmaya açıyor&#8230; Bu sorgulamalardan dinamik, popüler dili olan bir belgesel ortaya çıkmış&#8230;</p>
<p><strong>Merhaba Aslı seni biraz tanıyalım mı? </strong></p>
<p>Bağımsız gazeteciyim. Ankara Radikal’de başlayan muhabirlik serüvenim devam ediyor. Daha çok yakın geçmişe yönelik dosyalar, haberler hazırlıyorum. Bir çeşit yakın tarihe yönelik kültürel arkeolojik kazı çalışması yapıyorum diyebilirim. Uzun zamandır da Youtube, televizyon ve Instagram’a video haber içerikleri hazırlıyorum. 2022 yılında “Gezi 9 Yaşı’nda” isimli bir kısa belgesel çektim.</p>
<p><strong>Kitabın Rüyası belgeselinin fikri nasıl ortaya çıktı? Seni bu belgeseli yapmaya iten şey ne oldu? </strong></p>
<p>Geçen sene T24 için Gırgır dosyası hazırladım. Orada dergiye damgasını vurmuş çok önemli isimler olan Ergün Gündüz, Mehmet Çağçağ gibi çizerlerin yanından kitlesel olarak bilinmeyen ama genç kuşağı temsil eden Birol Bayram ile de söyleşi yaptım. Daha sonra beni sosyal medyadan ekledi. Paylaşımları dikkatimi ekti. Bir yayınevinde çalıştığını söylemişti, yüzlerce kitap kapağı paylaşımını görünce, 26 yılda 6000 kitap kapağı tasarladığını keşfettim. Sayılara baktığımda bir istatistiğin peşine düştüm. Kişisel bir hayranlık değil, gazetecilik merakı tetikledi beni. Hem bir rekor hikayesi hem de kitap kapakları evreni üzerine yerelden dünyaya uzanan bir belgesel yapma fikrim böyle çıktı. Kitap kapağını bir nesne ve bir araç olarak ele alırken, sinemanın en güçlü anlatım damarlarından biri olan metaforik bir yüzeye de dönüştürdüm. Kapaklar filmde hem biçim hem anlam taşıyan birer hikaye alanına dönüştü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26128 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-1024x429.jpg" alt="" width="679" height="285" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-1536x643.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-150x63.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-696x291.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/kitabin-ruyasi_005.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
<p><strong>Çocuk kitapları yazdığım için biliyorum kitabı sattıran şeylerden biri de kapak tasarımıdır, Bayram’ı ilginç kılan şeylerde birisi de tasarım kadar ürettiği kitap kapağı sayısı sanırım. Burada kitap kapağı tasarımına bir sanat eseri gözüyle mi bakmalıyız, yoksa sayısal olarak mı değerlendirmeliyiz, sen iki yönden de bakmışsın ama senden dinlemek isterim… </strong></p>
<p>Kitap kapağı sanat eseri değil diyerek kendi görüşümü hemen belirteyim. Filmde bunun tartışmasını uzun uzun yapıyoruz. Tanıklar fark etmeden birbirleri ile konuşuyor. Bazen olumluyorlar bazen de reddediyorlar. Kitap kapağı bir sipariş ve endüstriye hizmet ediyor. Yayınevinin daha çok belirlediği kalıplar üzerinden yapılıyor. Tasarımcı da renkler ve imgeler üzerinden yayınevinin kurumsal kimliğine uygun olarak üretimler yapıyor. Bu sayede kitaplar daha çok satılıyor. Tamamen ticari ama elbette tasarımcı hem kendi markası hem de piyasadaki sanatsal kaygıları gözeterek işin estetik boyutuna çok önem veriyor. Geçen gün “Kitap kapağını Picasso yapsa da mı sanat eseri değil” diye sordular. Evet, “Picasso bir yayınevinde tasarımcı olarak çalışsa ve her gün bir kitap kapağı tasarlasa o da sanat eseri değil” dedim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26129 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-1024x682.jpeg" alt="" width="647" height="431" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-1024x682.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-1536x1023.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-2.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 647px) 100vw, 647px" /></p>
<p><strong>Seni en çok etkileyen kitap kapağı hangisi oldu ve Birol Bayram kitapları içinde hangisi oldu diye sorsam… </strong></p>
<p>Çocukluğumu şekillendiren kapaklar Behrengi’ninkilerdi. Belki de bu yüzden kapakla gerçek sanat arasındaki farkı erken yaşta öğrenmiş oldum. Zaten bu nedenle filmi Behrengi’ye adadım. Onun kitaplarında eşsiz bir dünya ideali vardır. Kitapları, onları okuyan çocukların adalet ve mutluluk konusunda içsel bir çaba geliştirmelerini sağlar. Çocukken Behrengi okuyanlar mutlaka onu hayatlarının her döneminde hatırlar. Bunun dışında günümüzde ise minimalist tasarımları olan kapak tasarımlarını seviyorum. Bana göre tasarım çok yalın olmalı.</p>
<p><strong>Kitaplar her ülkede o yayınevinin belirlediği tasarımlarla baskıya giriyor, çok az orijinal kapak tasarımıyla baskıya giriyor. Burada telif vs gibi etkenleri dikkate alırsak kapak tasarımın evrenselliği ve yerelliği hakkında neler söylersin? </strong></p>
<p>Kapaklar okuma yazma bilmeyen insanlara bile kitabı anlatacak, kitap hakkında fikir verecek güce sahip. Dijital varlıklar nedeniyle artık yerellik özellikle görsel sanatlar alanında deforme olmaya başladı. Tek tip, nöro-plastisitenin yaptığı araştırmalar sayesinde insan beynindeki alıma yönelik motivasyonu tetikleyecek tasarımlara evriliyor. Bu da genel olarak küresel bir atmosfer yaratılmasına neden oluyor. Aynı kapağı, üzerindeki lisanı değiştirip dünyanın her yerinde satabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26130 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-682x1024.jpeg" alt="" width="682" height="1024" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-682x1024.jpeg 682w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-200x300.jpeg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-768x1153.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-1023x1536.jpeg 1023w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-280x420.jpeg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-150x225.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-300x450.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1-696x1045.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.29-1.jpeg 1066w" sizes="auto, (max-width: 682px) 100vw, 682px" /></p>
<p><strong>Belgesel seyirciyle buluşmaya devam ediyor, nasıl tepkiler alıyor, nasıl hisle ayrılıyor insanlar belgeselden… Festivallerin belgesel ve kısa filmlere olan tavrından da bahsedelim. </strong></p>
<p>Kitabın Rüyası, yurtiçinde ve dışında festival yolcuğuna devam ediyor. İzleyenlerin geneli belgeseli entelektüel buldular. “Kitap kapaklarını işlemek nereden aklınıza geldi” sorusu en çok çok duyduğum yorum. Bu da çok hoşuma gidiyor. Daha çok izleyicisini seçen bir belgesel oldu. İzmir ve Antalya gösteriminde tasarım sanatçıları ve öğrencileri geldiler. Filmi izleme listeleri için işaretlerken konusundan etkilendiklerini söylediler. Dünyada ve ülkemizde bu içerikle başka bir film yok. Bu da bu belgeseli zamansız ve arşivlik kılıyor. Bu açıdan mutluyum. Festivallerin kısa film ve belgesellere yaklaşımları malum. Belli formüller üzerinden ilerliyorlar. Ancak iyi filmler festivallerden bağımsız kendi varlıkları ile her şeyin ötesine geçme gücüne sahip. Çok değil 5 yıl sonra bu networkler, yöneticiler kalmayacak ama filmler kalacak. Şu anda programlarında yer vermeyen festivaller, daha sonra özel seçkilerinde, saygı kuşaklarında zamanında yüz vermedikleri iyi filmlere yer verecek. Bu da sinemanın gücü.</p>
<p><strong>Antalya’da izlediğimde diğer belgesellerden ayrılan, daha popüler kültür kavramını sorgulatan bir yapım olduğunu düşündüm. Festival seçkisine renk katmış, farklı bir yerde duruyor, öyle mi? </strong></p>
<p>Sen de çok iyi biliyorsun, festivaller ve satış için belli formüller maalesef sinemada çok etkin. Her festivalin ya da platformun belli karakteri var. Yapımcılar da özellikle iş yapabilmek için bu formüllere yönelik üretimleri destekliyor. Benim gibi bağımsız isimler ise ellerinde yeterince güç varsa kendi istedikleri işleri çekebiliyor. Bu açıdan ben herhangi bir formül için üretim yapmama özgürlüğüne sahip olarak bu işi çektim. Muhtemelen bir yapımcıya gitseydim işi proje aşamasında hemen reddederdi. Bu açıdan özgün ve farklı oldu. Festivallerin genel atmosferleri için sıra dışı sayılabilecek bir iş oldu. O nedenle de sanatı destekleyen festivallerin seçkisinde yer aldık ve ödüle layık bulunduk.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26131" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-210x300.jpeg" alt="" width="210" height="300" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-210x300.jpeg 210w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-717x1024.jpeg 717w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-768x1097.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1075x1536.jpeg 1075w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-294x420.jpeg 294w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-150x214.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-300x429.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-696x994.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1068x1526.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30.jpeg 1120w" sizes="auto, (max-width: 210px) 100vw, 210px" /></p>
<p><strong>Belgeselin dinamik bir anlatımı var, bir kişiye angaje olduğu halde onu çevreleyen birçok kişinin de olması bu dinamizmi sağlamış. Belgesel dilini nasıl kurdun? </strong></p>
<p>Aslında bir portre olsun istemedim. Onun için meseleyi çok geniş açıdan ele almak istedim. Orta metraj için çok fazla sayıda tanık ile konuştum. Normalde kimsenin kolay kolay yapmayacağı bir şeyi yaptım. Onlara çok nitelikli sorular sordum ve kafamdaki kurguyu çekime girmeden yapmıştım aslında. Mekanları da buna göre seçtim. Uzun bir araştırma sürecinden geçtim. Kurguda da çok zaman harcadım. İşin derinliğine önem verdim.</p>
<p><strong>Belgesel ne kadar zamanda çekildi, destek alınan bir kurum oldu mu? Biraz da kısa film ve belgesel çekmenin maddi ve manevi koşullarından bahsedebiliriz? </strong></p>
<p>Aslında çok uzun sürede çekmedim. Malum kendi bütçem ile yaptım. Ama post aşamasında çok yoğun bir süreç geçirdim. Mekan desteği dışında kimse desteklemedi. Zaten ben de kimse ile görüşmek istemedim. Bağımsız olmak her şeyden önemli. Eğer destek olsaydı daha uzun bir belgesel ortaya çıkardı. Sinema artık daha da pahalı. Sanat işi yapıyorsanız çalıştığınız ekiplerin desteği olması lazım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26132 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-682x1024.jpeg" alt="" width="582" height="874" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-682x1024.jpeg 682w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-200x300.jpeg 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-768x1153.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-1023x1536.jpeg 1023w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-280x420.jpeg 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-150x225.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-300x450.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1-696x1045.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-27-at-11.34.30-1.jpeg 1066w" sizes="auto, (max-width: 582px) 100vw, 582px" /></p>
<p><strong>Başka belgesel var mı çekeceğin, hazırlık aşamasında olduğun? </strong></p>
<p>Şimdi bir Mardin hikayesi için çalışıyorum. Bu kez fonlara başvurmak zorunda kaldım. Aralık ayında keşif için gideceğim sonrasında ise Nisan gibi çekimler olacak. Çok sayıda çekmek istediğim proje var onları da zamanla yapmayı düşünüyorum.</p>
<p><strong>Son olarak neler söylersin? </strong></p>
<p>İnsanın filmini izlemiş bir gazeteci ile konuşması çok keyifli. Teşekkürler…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2025/11/27/kitap-kapagi-bir-siparis-ve-endustriye-hizmet-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
