<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinehaber &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/category/cinehaber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Oct 2026 09:09:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Altın Portakal&#8217;da yarışma filmleri günü!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/27/altin-portakalda-yarisma-filmleri-gunu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/27/altin-portakalda-yarisma-filmleri-gunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2026 09:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26711</guid>

					<description><![CDATA[63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 26 Ekim Pazartesi günü, ulusal ve uluslararası yarışma filmlerinin ekiplerini ağırladı. Özel gösterimler ve kurgu üzerine bir panel de günün programları arasındaydı.  Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, yeni haftaya film ekipleri ve seyircileri buluşturan söyleşilerle başladı. Pazartesi günü Ulusal Yarışma ve Yarışma Dışı Özel Gösterim kapsamında ikişer, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span lang="EN">63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 26 Ekim Pazartesi günü, ulusal ve uluslararası yarışma filmlerinin ekiplerini ağırladı. </span></b><b><span lang="ES">Özel gösterimler ve kurgu üzerine bir panel de günün programları arasındaydı. </span></b></p>
<p>Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, yeni haftaya film ekipleri ve seyircileri buluşturan söyleşilerle başladı. Pazartesi günü Ulusal Yarışma ve Yarışma Dışı Özel Gösterim kapsamında ikişer, Uluslararası Yarışma bölümünden de bir filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin karşısına çıktı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ulusal Yarışma </strong>kapsamında ilk olarak Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda sinemaseverlerin beğenisine sunulan, “<strong>Artakalan</strong>” filminin ekibi, soruları cevapladı. Söyleşiye; <strong>yönetmen Yeşim Ustaoğlu, oyuncular Öykü Karayel, Metin Akdülger, Ali Kayra Kul, İlyas Salman, Ayşegül Cengiz Akman, müzisyen Şevket Akıncı, yapımcı Anna Maria Aslanoğlu </strong>ve <strong>ortak yapımcı Yağmur Ünal </strong>katıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Objektifini, şair bir kadın ve müzisyen bir adamın evliliğine yönelten “Artakalan” için yönetmen Yeşim Ustaoğlu, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Aslında herhalde şu anda karşımda oturan birçok insanın, sadece kadın değil, hemen herkesin birbirine, kendine sorduğu sorulardan biri: Bütün bu açmazların, çıkmazın içinden kendi başımıza nasıl çıkacağız, hepimiz nasıl çıkacağız? Film bundan hep şikayet ederek değil, bir çeşit, gidebilmeyi becererek çıkabileceğimizi gösteriyor. Çünkü karakterlerin yaşadığı yüzleşmeler ve öğrenme, kökleriyle ilgili. Her ânı değerlendirmemiz lazım; hayat bize ne söylüyor, insanlar bize ne söylüyor, nasıl görüyoruz, nasıl dokunuyoruz, nasıl işitiyoruz? Bu deneyimi seyirciye de yaşatmak istedim”</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmde şair Elif karakterini canlandıran Öykü Karayel ise karakteriyle ilişkisini şu sözlerle tarif etti:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Elif, filmde Birhan Keskin&#8217;in ‘Taş’ şiirini seslendiriyor, o bana gerçekten bütün derinliğiyle karakteri tarif etti zaten. Onun dışında benim için çok şahsî bir film oldu diyebilirim; başımıza nadir gelir bu. Ve karakter özellikleri olarak, geçirdiği dönem olarak çok fazla ortak nokta bulduğumu düşünüyorum. O yüzden onun filmde çıktığı yolculuk, benim de şahsî olarak, Öykü olarak, çıktığım yolculuk oldu biraz da.</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmde şair Elif’in eşi, müzisyen Mehmet’i canlandıran Metin Akdülger ise rolü hakkında şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Mehmet’i biraz kimliğini değiştirdiği bir yerde görüyoruz. İşiyle ve eşiyle ilişkisi üzerinden bir dönüşüm yaşıyor ve sonrasında aslında kendi kimliğini; erkeklik, babalık, eşlik kimliğini nerelerden aldığını, köklerinde bunun nereye dokunduğunu tecrübe ediyoruz. Elif’in yaşadıklarının çok farkında değil. Yani Mehmet bir müzisyen ama, dinleme üzerine ve ses manzaraları üzerine çalışan biri olmasına rağmen, hayatını paylaştığı kişiyle birlikteyken onu çok dinlediğini görmüyoruz. Kendi cevaplarını hazırlar bir şekilde duruyor sürekli. Bu, onun bir davranışı ve ironisi bence. O yüzden kendi hayatıyla yüzleşmesini tamamladıktan sonra bence Elif&#8217;in şiirlerini de daha iyi anlamaya başlayabilir”</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-26713 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Dugun-Sarkicisi-Film-Ekibi--1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Yasemin Sakallıoğlu: Ben komedi yapmak istiyorum, yapımcılar sürekli gündüz programı teklif ediyor</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ulusal Yarışma</strong>’daki diğer söyleşi ise “<strong>Düğün Şarkıcısı</strong>”na aitti. Film gösteriminin ardından gerçekleşen söyleşiye; <strong>yönetmen Emre Aybek, oyuncular  Yasemin Sakallıoğlu, Yiğit Özşener, Mehmet Korhan Fırat, Şahin Eryılmaz, Hande Doğandemir, senarist Erdi Işık </strong>ve <strong>yapımcı Rodi Kayım </strong>katıldı<strong>. </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Genç ve başarılı bir caz solistiyken düğünlerde şarkı söylemek zorunda kalan Şahnaz’ın hikâyesini anlatan filmdeki karakterlerin ne kadar gerçek ne kadar kurgu olduğunun sorulması üzerine senarist Erdi Işık, şöyle konuştu:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Şahnaz ve Muzaffer gerçekte yaşamış karakterler midir; hem evet hem hayır. Filmde yaklaşık yirmi üç yıllık bir süreç anlatılıyor ve Şahnaz’ın çıkış noktası müzik olduğu için o yılların müzik programlarındaki herhangi bir yarışmacıyı düşünebilirsiniz. Şahnaz karakteri orada olmayı tercih eden bir karakter değil ancak kınadığı programın konuğu oluyor. O yıllardaki bir müzisyenin günümüzdeki karşılığından ilham aldım diyebilirim”</p>
<p style="font-weight: 400;">Şahnaz karakterini canlandırmak için nasıl hazırlandığı sorulan Yasemin Sakallıoğlu ise “Şahnaz’ı hiç aramadım ki, o vardı zaten!” diyerek kendi tecrübelerinin zaten karakterden çok dar farklı olmadığını dile getirdi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Ben de bulunduğum sektörde bir kadın komedyen olarak çok şey anlatmak isterken bana sevgili yapımcılar tarafından sürekli gündüz kuşağı teklifi geliyor! Bende devamlı bir gündüz kuşağı sunucusu görmek istiyorlar. Yani ben bunu zaten yaşıyorum, o yüzden Şahnaz&#8217;ı aramadım. Ama oynarken çok zorlandım. Çünkü ben komedi tabanlı bir oyuncuyum. Fakat Emre Hoca sağ olsun; çok zorlandım ama galiba böyle bir filme de zor bir yönetmen lazımdı”</p>
<p style="font-weight: 400;">Oyuncu ayrıca filmdeki tüm şarkıları kendisinin seslendirdiğini fakat “Küçüğüm” şarkısını söylerken çok duygulandığı için çekimi pek çok kez tekrarlamak zorunda kaldıklarını söyledi: “O sahne çok zor çekildi çünkü o kadar empati kurdum ki&#8230; Yönetmenime de söyledim; ben bu sahnede şarkı söyleyemiyorum, diye. Ve bu sahneyi otuz kez çekmişizdir”</p>
<p style="font-weight: 400;">Yiğit Özşener ise canlandırdığı Muzaffer karakterini şu sözlerle tarif etti:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Kendi içsel gelgitleri çok yüksek olan bir karakter. Yaptıklarına karşılık içindeki fırtınalar çok farklı; bir yandan hayal kurmanın, hayallerin peşinden gitmenin çok önemli olduğunu biliyor bir yandan da -bu filmin özelinde söyleyecek olursak- Şahnaz&#8217;ın yok olup gitmesini istemiyor. Bence hayallerinin karşılığını buluyor Şahnaz da, o yüzden Şahnaz&#8217;ı da yanında görmek istiyor. Çünkü canı çok yanıyor; kendisi de birçok şeyden vazgeçmek zorunda kaldığı için”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Film için 2 yıl para biriktirdim, filmi 9 bin 600 Euro’ya çektik”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bugün seyirci karşısına çıkan ilk <strong>Uluslararası Yarışma </strong>ekibi, “<strong>Six Weeks On” (Altı Haftalık Veda</strong>) oldu. <strong>Yönetmen Jacqueline Jansen </strong>ve <strong>görüntü yönetmeni Markus Ott</strong>, AKM Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından soruları cevapladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kendi tecrübelerinden hareketle çektiği filmi, “Bir oto-kurgu” şeklinde tanımlayan yönetmen Jacqueline Jansen: “6 yıl önce bir bakımevinde kalan annemin vefatını tecrübe ettim. Kendi yaşadıklarımdan ve o zamana kadar bilmediğim şeyleri görerek bazı tecrübeler edindim ve öğrendim. Bunu bir hikâyeye dönüştürerek benzer şeyleri yaşamamış insanlarla paylaşmak istedim” diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">‘6 haftalık veda’nın, Almanya’da yaşadığı bölgede, ölen birinin ardından geleneksel olarak tutulan bir yas süreci olduğunu söyleyen yönetmen, “Ancak Almanya&#8217;da bu pek konuşulmaz, biz de bu durumu ele almak istedik” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir soru üzerine, filmi hayata geçirirken kendilerini zorlayan temel unsurun, maliyet olduğunu dile getiren görüntü yönetmeni Markus Ott, süreci şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Bu filmi yapabilmek için iki sene boyunca para biriktirdim. Bütçe bulabilmek için birçok yere başvurdum ve filmi 9 bin 600 Euro kadar bir bütçeyle tamamladık. Benim haricimde filme maddî katkı sağlayan kişilerin hiçbiri sinema sektöründen değildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çekim aşamasında sette farklı rollere bürünmek zorunda kalmanın getirdiği zorluklar da oldu.  Düşük bütçeye rağmen çok kararlı bir görsel dil oluşturmaya çalıştık. İzleyenlerin “Başka bir görsel dil yaratmaya çalışmışlar ama bütçeleri yetmemiş” diye düşünmesini istemedik. Her kararımızı, bütçesizlikten değil, bilinçli bir sanatsal tercihle verdik. Düşük bütçeyle hareket etmenin zorlukları olduğu kadar, aynı zamanda özgürleştirici bir tarafı da vardı”</p>
<p style="font-weight: 400;">Yönetmen Jansen de Ott’u, “Bizi finanse edecek kimse olmadığı için her şeyi kendi kaynaklarımızla çözdük. Filmde çalışan hiç kimse ücret almadı. Dolayısıyla böyle bir film yaparak aslında birçok kuralı yıktık, kurallara uymadık” sözleriyle destekledi.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Filmi çekmek 15 yıl sürünce rolüm değişti”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Uluslararası Özel Gösterim</strong> kapsamında seyirciyle buluşan “<strong>A Messy Tribute to Motherly Love” (Anne Sevgisine Beceriksiz Bir Saygı Duruşu</strong>) filminin oyuncusu <strong>Bart Klever</strong>, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından soruları cevapladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmi yapmaya 15 yıl önce başladıkları bilgisini vererek sözlerine başlayan Klever, finansman zorlukları nedeniyle yaşadıkları süreci şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Filmin ilk fikri 15 yıl öncesine dayanıyor. Ancak bağımsız sinemada finansman bulmak çok zor olduğu için süreç bu kadar uzadı. Bütçe kısıtları nedeniyle hikâyede ve mekânlarda revizyonlara gidildi; mesela Tayland&#8217;da çekim yapma planı vardı ama şartlar değişti. İşin ilginç yanı; yönetmen, 15 yıl önce bu hikâyeyi ilk tasarladığında başrolü benim oynamamı planlamıştı. Fakat aradan 15 yıl geçince artık o karakter için yaş olarak biraz olgun kaldım. Bu yüzden kuklacı rolünü üstlendim”</p>
<p style="font-weight: 400;">Senaryonun, yönetmenin kendi hayatındaki kayıplardan ve derin üzüntülerden beslenen, fazlasıyla kişisel ve duygusal bir yapısı olduğunu dile getiren oyuncu, bu sebeple ilk okuyuşunda senaryoyu kavrayamadığını ve yönetmenle senaryo üzerine epey konuşmaları gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Klever, canlandırdığı kuklacı karakteri hakkında da şu bilgileri verdi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Kukla sahnesi, hikâyenin en karanlık katmanlarından birini temsil ediyor: Bir annenin kendi oğlunu öldürmesi metaforu üzerinden son derece trajik bir temayı taşıyor. Kuklacı karakteri ise bu trajedinin karşısında duran, ipleri elinde tutan daha üst, yönlendirici bir figürü simgeliyor. Ana akım Amerikan sinemasında erkek karakterler genelde aşırı agresiftir; çatışmalar yumruklarla, fiziksel şiddetle ve eylemle çözülür. Bizim filmimizdeki karakterler ise dertli, içe dönük, bekleyen, gözlemleyen ve duygusal derinliği olan adamlar. Tiyatro eğitimi alırken dramaturji hocamız, Shakespeare’in Hamlet’inin; Batı edebiyatında doğrudan eyleme geçmeyen, durup düşünen, şüphe eden ilk erkek figür olduğunu anlatmıştı. &#8220;Olmak ya da olmamak&#8221; ikilemi tam da budur; refleksle vurup kırmak yerine önce durur, sorgular ve tartar. Bu filmdeki karakteri inşa ederken bana rehberlik eden şey de tam olarak bu Hamlet refleksiydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Oyuncu, kendisine göre filmin yorumunu ise şu sözlerle yaptı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Aslında bu film genel hatlarıyla modern Batı kültürüne ve yaşam tarzına güçlü bir eleştiri getiriyor. Batı toplumunda insanlar sadece ‘anda kalabilmeyi’ öğrenebilmek için bile avuç dolusu para harcıyor. Sürekli bir şeyleri planlamaya, her detayı organize etmeye çalışırken muazzam bir kaygı ve stres biriktiriyorlar, sonunda da mental olarak tükeniyorlar. Filmimiz, kontrolü elden bırakamayan bu modern zihniyetin bir nevi ironik yüzleşmesidir”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26714 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-1024x683.jpg" alt="" width="675" height="450" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Uyuyan-Kadin-Film-ekibiI-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 675px) 100vw, 675px" /></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Yapay zekâya karşı yapmamız gereken; sezgisel ve feminen yönlerimizi beslemek”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ulusal Özel Gösterim</strong> programında ise tamamen yapay zekâ ile oluşturulan <strong>“Uyuyan Kadın”</strong> filminin ekibi, sinemaseverlerin karşısındaydı. AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye; sinemada Vikki Bardot ismini kullanan yönetmen <strong>Gizem Avcıoğlu </strong>ve <strong>yapımcı Alkan Avcıoğlu </strong>katıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Film için Georges Perec’in “Uyuyan Adam” eserinden ilham aldığını belirten yönetmen, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Filmde elbette otobiyografik unsurlar var. Eşimle birlikte 15 yıl sinema sektöründe çalıştık. Ancak otobiyografiyi Georges Perec tarzında ele aldım. Perec’e göre odamızdaki eşyalar, kitaplar, plaklar veya her sabah çay içme rutinimiz otobiyografinin parçasıdır. Perec’in Uyuyan Adam eserinde tek bir adam vardır ve izleyici onu, ‘sorunlu bir karakter’ olarak kodlayıp kendinden uzaklaştırabilir. Bense tek bir kadın yerine birden fazla yapay/sentetik kadın figürü kullandım. Günümüzün veri bombardımanında izleyicinin, ‘Galiba burada kendimi gördüm, ben de bu tuzağa düşüyorum’ diyebileceği ortak bir yabancılaşma hissi yaratmak istedim”</p>
<p style="font-weight: 400;">Gizem Avcıoğlu, filmdeki tüm kadın imajlarının beyaz/Avrupalı olmasının sebebini ise “Fransız Yeni Dalgası estetiğinden ve o dönemin görsel dilinden çok etkilendim. Sırf ‘çeşitlilik’ olsun mantığıyla farklı etnik kimlikler ya da beden tipleri eklemeye çalışsam kurduğum estetik dünyada çok iğreti ve yapay dururdu” diye açıkladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapımcı Alkan Avcıoğlu da “Bu film gerçekçi bir dünya modeli kurmuyor; tamamen sembolik ve alegorik bir düzeyde işliyor. Odadan çıkmaya çalıştıkça daha fazla odaya açılan absürd koridorlar ne kadar gerçek dışıysa oradaki tiplemeler de gerçek insan değil, sembolik birer modeldir. Popüler anlatıların, dizilerin ya da Hollywood sinemasının temsil politikasıyla bu tarz soyut/alegorik bir filmin temsil mekanizması birbirinden farklı değerlendirilmelidir” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Perec’in Uyuyan Adam eserindeki yabancılaşma ve bilinç durumu daha bireyselken filmde yabancılaşma, dışarıdan gelen bir etkiden kaynaklanıyor. Teknolojiden tamamen kaçamadığımız bu çağda kendi anlamımızı ve çıkış yolumuzu nasıl yaratabiliriz?” şeklindeki soruya ise yönetmenin cevabı şu şekilde oldu:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Perec bu kitabı 60’larda yazdı; dolayısıyla bu psikolojik yalnızlaşmayı ve yabancılaşmayı yalnızca cep telefonlarına ya da sosyal medyaya bağlayamayız. Bu durum 50’lerde de 80’lerde de tartışılıyordu; insan bunu her dönem yaşadı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojiye teslim olmak yerine hayata kısa aralar vermek ve daha yumuşak alanlara yönelmek bir çıkış yolu olabilir. Yapay zekâ beynimizin analitik ve rasyonel tarafını bir şekilde ikame edebiliyor, bizim yapmamız gereken şey; yaratıcılık, hissiyat ve maneviyat başta olmak üzere daha sezgisel ve feminen yönlerimizi beslemek. Çıkışın, duygularda ve yaratıcılıkta olduğuna inanıyorum”</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmde aşk/ sevgi temasına hiç değinilmemiş olmasının sorulması üzerine ise yönetmen; bunun, bilinçli bir tercih olduğunu belirtti:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Çok doğru bir gözlem; film, bilinçli olarak tekrar üzerine kuruldu ve sevgi/aşk teması bilinçli şekilde yer almıyor. Günümüzün ruh halini, maruz kaldığımız bilgi selini ve maneviyattan kopuşumuzu yansıtmak istedim. Kalabalıklar, sürü halinde, otomatik yaşıyor. Adam Curtis’in de ifade ettiği üzere insanoğlu giderek makineleşiyor ve otomatikleşiyor. İnsanın, sevgilisinden gelen mesaja ne cevap vereceğini bile yapay zekâya sorduğu bir çağdayız; dolayısıyla sevgisizlik ve mekanikleşme, anlatının merkezindeydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Görsel dilde de iki yıl boyunca çalıştım. Yapay zekâ ilk etapta çok parlak ve reklamvâri görüntüler üretir. Bense o bulanıklığı, dar alan derinliğini ve ışık kırılmalarını kullanarak rüya ile gerçek arasındaki o tekinsiz, atmosferik dokuyu elde etmek için görüntüyü bilinçli olarak deforme ettim”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-26715 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-1024x683.jpg" alt="" width="680" height="453" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Film-Yapiminda-Kurgucu-Yonetmen-Iliskisi-panel-1920x1280.jpg 1920w" sizes="(max-width: 680px) 100vw, 680px" /></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Kurgucular Altın Portakal’da bir araya geldi </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Festivalde bugün ayrıca sektör adına önemli bir etkinlik de yer aldı. <strong>“Film Yapımında Yönetmen- Kurgucu İlişkisi”; </strong>Kurgucular Dayanışması’ndan (KUDA) <strong>Melike Kasaplar, İsmet Araç </strong>ve <strong>Naim Kanat</strong>’ın katıldığı panelde her yönüyle ele alındı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaygın anlayışın aksine, kurgunun, post-prodüksiyonda değil senaryo aşamasında başladığını belirten Melike Kasaplar, kendi çalışma tercihini şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“İlk kez çalıştığım yönetmense ben özellikle senaryo aşamasında dahil olmayı tercih ediyorum. Senaryo aşamasında kurgucunun dahil olması, ortak bir sinema dili kurup kuramayacaklarını da anlamalarını sağlar”</p>
<p style="font-weight: 400;">İsmet Araç ise yakınlık- uzaklık ayarını yapamamanın zamanla meslekî deformasyona yol açabileceğine dikkat çekerek kendi tecrübesini şu sözlerle paylaştı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Mesleğe ilk başladığımda filmlere biraz ders olarak çalışıyordum. Bütün referansları izlemeye çalışırdım; o neyi seviyor, yönetmen neyi seviyor, diye. Ama referanslar dezavantaj olarak dönmeye başladı bana. Çünkü referansları izliyorum; referanslara göre mi bu kurguyu yapacağım yoksa burada özgün bir şey çıkarmak için mi bu dünyayı oluşturacağım?”</p>
<p style="font-weight: 400;">Panelde kurgu çalışanlarının meslekî hukukuna da değinildi. Dünyadaki kurgucuların birleştiği TEMPO Editörler Birliği çatısı altında Türkiye’de Kurgucular Dayanışması (KUDA) adıyla örgütlenildiğini belirten Melike Kasaplar; “En büyük problem olarak çalışma şartlarımızı iyileştirmeye çalışıyoruz. Kendimizi daha görünür kılmaya çalışıyoruz ki problemlerimiz de daha görünür olabilsin” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/27/altin-portakalda-yarisma-filmleri-gunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nazire kurgusal bir karakter ama içinde yaşadığımız toplumda fazlasıyla karşılığı olan kadınlardan biri&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/23/nazire-kurgusal-bir-karakter-ama-icinde-yasadigimiz-toplumda-fazlasiyla-karsiligi-olan-kadinlardan-biri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/23/nazire-kurgusal-bir-karakter-ama-icinde-yasadigimiz-toplumda-fazlasiyla-karsiligi-olan-kadinlardan-biri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2026 16:13:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[Diren Sinema: Banu Bozdemir]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26701</guid>

					<description><![CDATA[Ragıp Türk&#8217;ün yönettiği &#8220;Taş ve Tüy&#8221;, cezaevinden tahliye olduktan sonra yetiştirme yurdundaki oğluna kavuşmaya çalışan Nazire&#8217;nin mücadelesini konu alıyor, film 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde ulusal yarışma bölümünde Türkiye prömiyerini yapıyor. Yönetmeni Türk&#8217;e sorularımı ilettim&#8230;  Öncelikle filmin isminden başlayalım. Taş ve Tüy bu anlamda filmin içinde nasıl bir sembole dönüşüyor? Taş, ağırlığı ve sertliğiyle; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ragıp Türk&#8217;ün yönettiği &#8220;Taş ve Tüy&#8221;<!--TgQPHd|||[]-->, cezaevinden tahliye olduktan sonra yetiştirme yurdundaki oğluna kavuşmaya çalışan Nazire&#8217;nin mücadelesini konu alıyor, film 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde ulusal yarışma bölümünde Türkiye prömiyerini yapıyor. Yönetmeni Türk&#8217;e sorularımı ilettim&#8230; </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26705 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-683x1024.png" alt="" width="639" height="958" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-683x1024.png 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-200x300.png 200w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-768x1152.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-1024x1536.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-1365x2048.png 1365w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-280x420.png 280w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-150x225.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-300x450.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-696x1044.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-1068x1602.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-1920x2880.png 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Ragip-Turk_Yonetmen-scaled.png 1707w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /></p>
<p><strong>Öncelikle filmin isminden başlayalım. Taş ve Tüy bu anlamda filmin içinde nasıl bir sembole d</strong><strong>ö</strong><strong>nüşüyor?</strong></p>
<p>Taş, ağırlığı ve sertliğiyle; tüy ise yumuşaklığı, hafifliği ve kırılganlığıyla iki farklı hali temsil eden, üzerine düşündüğüm imgeler. Taş yerleşik ve soğuk bir şeyi çağrıştırırken tüy sıcak ve savrulandır. Taş şiddeti, tüy ise şefkati hatırlatır.</p>
<p>Filmde, başta Nazire olmak üzere, neredeyse bütün karakterlerin taşla tüy arasında kalmış bir yaşam ve duygu hali içinde olduklarını görüyoruz. Bir yandan sertleşmek zorunda kalırken diğer yandan kırılganlıklarını korumaya çalışıyorlar. Bazen de hayatın koşulları karşısında oradan oraya savruluyorlar. Örneğin Nazire, bir tüy gibi savrulurken taş gibi sertleşebiliyor. Nazan ise taş gibi ağır ve sağlam görünmesine rağmen aslında bir tüy kadar kırılgan. Uğur da bu iki dünyanın arasında savrulup duruyor.</p>
<p>Dolayısıyla taş ve tüy, filmde kesin sınırlarla birbirinden ayrılan iki durumu değil, karakterlerin iç içe geçmiş, çelişkili hallerini temsil ediyor. Hepimiz zaman zaman taş kadar sert, zaman zaman da tüy kadar kırılgan olabiliyoruz. Filmde beni ilgilendiren de insanın bu iki hal arasında hangi koşullarda, nasıl savrulduğuydu.</p>
<p><strong>Nazire çok gerçek bir yandan da yaşadıkları düşünüldüğünde ç</strong><strong>ok u</strong><strong>ç bir karakter. Birinden ya da birilerinden mi esinlendin, yoksa kurgusal mı</strong><strong>?</strong></p>
<p>Nazire kurgusal bir karakter ama yaşadığı dünyanın gerçekliğine sıkı sıkıya bağlı ve içinde yaşadığımız toplumda fazlasıyla karşılığı olan kadınlardan biri. Nazire’nin geçmişinde zorla evlendirilme, şiddet, yoksulluk ve kayıplar var. Bir de bütün bunların üzerine, kendisini sürekli açıklamak ve ekonomik olarak kanıtlamak zorunda kaldığı bürokratik bir sistem ekleniyor. Sonuç itibariyle işsizlik, barınma sorunu ve suçla iç içe geçmiş bir hayatın içinde kalıyor.</p>
<p>Yaşadıkları ile Nazire uç gibi görünse de, istatistiklerde aslında toplumdaki neredeyse üç kadından birini temsil ediyor. Mesela eşinden şiddet gören evli kadın oranı % 26, boşandığı eşinden şiddet gören kadınların oranı % 62, boşanma sonrası çocuğundan ayrı kalan kadınların oranı % 25, ayrıca yoksulluk sınırındaki yalnız annelerin % 74’ü evden çıkarılma ve tahliye tehdidi ile karşı karşıya. Buradan bakınca Nazire’nin aslında toplumda fazlasıyla var olduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca önemli olanın Nazire’yi bu noktaya getiren koşulları anlayabilmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen bize uç gibi görünen hayatlar, aslında toplumun gözünün önünde olan ve görmek istemediği gerçeklerin bir yansıması olabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26703 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-1024x427.png" alt="" width="696" height="290" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-1024x427.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-300x125.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-768x320.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-1536x641.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-1007x420.png 1007w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-150x63.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-696x290.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04-1068x445.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_04.png 1918w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Uzun metrajlı filmlerde çalıştığını biliyoruz. Uzun metraja geçiş sürecinde ne gibi farklılıklar yaşadın, zorluklar ve avantajlar nelerdi?</strong></p>
<p>Bu soruyu iki farklı açıdan ele almak gerektiğini düşünüyorum. Birincisi, yazar ve yönetmen olarak biçim ve içerik açısından; ikincisi ise yapımcı olarak bütçe ve yapım tasarımı açısından.</p>
<p>Biçim ve içerik açısından baktığımda, kısa filme kıyasla bazı şeylerin daha kolay olduğunu söyleyebilirim. Bir hikayeyi anlatmak için zamana sahip olmak insanı epey rahatlatıyor. Karakterleri ve hikayeyi derinleştirebilmek, onları geliştirebilmek, yeni olaylar, durumlar ve karakterler ekleyebilmek benim için çok olumlu bir deneyimdi. Aynı şekilde sinematografiyi ve görsel dili katman katman kurabilmek, kurgu dilini daha geniş bir zaman içinde tasarlayabilmek de yaratıcı açıdan elimi rahatlattı. Şimdi geriye dönüp baktığımda, kısa filmlerde yaşadığım en büyük sorunlardan birinin zaman kısıtlaması olduğunu daha iyi anlıyorum. Bir diğer avantaj da başta oyuncular olmak üzere tüm ekibin uzun metrajlı bir filme daha iyi konsantre olması.</p>
<p>Bütçe ve yapım tarafında ise durum tam tersi… Burada çok daha büyük riskler ve zorluklar var. Türkiye&#8217;de film fonlarının ve finansman olanaklarının sınırlı olması, buna karşılık film yapım maliyetlerinin çok yükselmesi, uzun metrajlı film üretimini giderek zorlaştırıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve TRT 12 Punto gibi olanaklar önemli olsa da her zaman yeterli finansmana ulaşmak mümkün olmuyor. Uluslararası ortaklar bulamadığınızda kendi imkanlarınızı devreye sokmanız gerekebiliyor. Ben de Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın ilk film desteğini aldım. Uzun yıllardır sektörün içinde olmamın sağladığı ilişkilerle, meslektaşlarımın ve dostlarımın desteğiyle, kendi imkanlarımı kullanarak filmi tamamlayabildim. Ama bu, oldukça zorlu ve yorucu bir süreçti.</p>
<p>Şöyle toparlayayım. Uzun metrajlı film yapmak, sadece bir hikaye anlatma meselesi değil; aynı zamanda o hikayeyi hayata geçirebilecek koşulları da yaratma mücadelesi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26706 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-1024x428.png" alt="" width="696" height="291" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-1024x428.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-300x125.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-768x321.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-1536x642.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-1005x420.png 1005w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-150x63.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-696x291.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02-1068x446.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_02.png 1919w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>1Filmin dünya pr</strong><strong>ö</strong><strong>miyeri Güney Kore</strong><strong>’</strong><strong>de, Jeonju Uluslararası </strong><strong>Film Festivali</strong><strong>’</strong><strong>nde yapıldı. Tepkiler nasıldı</strong><strong>?</strong> <strong>Anne-o</strong><strong>ğul ilişkisindeki bürokratik ve kişisel engelleri nasıl karşıladı</strong><strong>lar?</strong></p>
<p>Bir filmin kendi ülkesinin dışına çıkması ve başka bir kültürde seyirciyle buluşması benim için önemli. Hikayenin yerel koşulları ne kadar belirleyici olursa olsun, insan ilişkileri üzerinden başka coğrafyalarda da karşılık bulabilecek bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Nazire’nin yaşadığı bürokratik sorunlar, onun geçmişi ve içinde bulunduğu toplumsal koşullarla doğrudan ilişkili. Ancak bir annenin çocuğuyla birlikte olabilmek için mücadele etmesi, kendisini başkalarına anlatmaya ve kabul ettirmeye çalışması evrensel bir mesele. Bunun başka kültürlerde ve toplumlarda karşılık bulması da ayrıca güzel.</p>
<p>Dünya prömiyerinde yapımcımız İris Tahhuşoğlu ve başrol oyuncumuz Melda Tuzluca filmi temsil ettiler. Onlardan aldığım izlenimler ve bana aktardıkları doğrultusunda, filmin seyirciden olumlu tepkiler aldığını söyleyebilirim. Filmin farklı bir kültürde karşılık bulduğunu görmek, hikayenin yerel gerçekliğinin ötesine geçebilen yanını anlamak açısından da önemliydi.</p>
<p><strong>Nazire herkese karşı güvensiz. Bir yandan kağıt toplayıcılığı yapıyor ama düzenli bir iş bulma konusunda da pek istekli g</strong><strong>ö</strong><strong>rünmüyor. İlişkilerinde ve toplumsal ağlarda tutunmaya çalıştığı şey tam olarak ne?</strong></p>
<p>Nazire’nin güvensizliğini kişisel bir özellik olarak görmüyorum. Güvensizlik, onun içinde bulunduğu dünyada bir yaşam ve var olma biçimi. İnsan sürekli kendisini savunmak zorunda kaldığında, zamanla her şeye karşı temkinli hale geliyor. Böyle ortamlarda kimse kimseye kolay kolay güvenemiyor ve sürekli bir kaygı atmosferi hakim oluyor. Yaşam mücadelesi had safhaya ulaştığında, çevrendeki her şey bir tehdit gibi görünmeye başlıyor. Suçun alt sınıflarda normalleşmesine ve yaygınlaşmasına biraz bu koşullar üzerinden de bakmak gerektiğini düşünüyorum. Nazire’nin geçmişini ve yaşadıklarını düşündüğümüzde, insanlarla kurduğu ilişkilerdeki güvensizliğin ve temkinin nereden kaynaklandığını anlayabiliyoruz.</p>
<p>Nazire’nin konumundaki bir kadına sunulan ‘düzenli iş seçeneği’ aslında ağır koşullarda çalışıp çok az parayla hayatta kalma mücadelesi vermesi anlamına geliyor. Üstelik bu düzenli iş seçenekleri çocuğunu geri alabilmesi için bürokrasinin Nazire’den beklediği koşulları yerine getirmesine de imkan tanımıyor. Ayrıca Nazire’nin tutunmaya çalıştığı en önemli şeylerden biri, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olabilmek. Sevdiği adamla ve çocuğuyla birlikte bir hayat kurmak ve geçimini kendi imkanlarıyla sağlamak. Gerekirse çöp karıştırarak, kağıt toplayarak, hurdacılık yaparak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Fakat içinde bulunduğu dünya, kendi hayatını kurmaya çalışan bir birey olarak var olmasına izin vermek yerine, onu sistemin işleyişine uygun, kontrol edilebilir bir alana sıkıştırmaya çalışıyor. Örneğin bir konfeksiyonda en ağır ve en düşük ücretli işlerden birini yapmaya razı olmasını bekliyor. Nazire ise kendi iradesinden kolayca vazgeçmeyen bir kadın. Sistemin onu sıkıştırmak istediği alana, bunun bedeli suç işlemek olsa bile, girmeyi kabul etmiyor.</p>
<p>Ayrıca benim için Nazire’nin meselesi yalnızca hayatta kalmak değil, nasıl yaşayacağına kendisinin karar verebilmesi. Onun mücadelesinde güvensizlik de, iş tercihleri de, kurduğu ilişkiler de farkında olmadan aradığı özgürlüğün bir parçası.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26707 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-1024x429.png" alt="" width="696" height="292" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-1024x429.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-300x126.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-768x322.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-1536x644.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-1002x420.png 1002w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-150x63.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-696x292.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01-1068x447.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/Tas-ve-Tuy_01.png 1919w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Nazire </strong><strong>çamura batmış bir haldeyken koruyucu aile kusursuz g</strong><strong>ö</strong><strong>rünüyor. Öz anne sevgisiyle daha iyi bir gelecek fikrini karşı karşıya getirirken hangi dengelere dikkat ettiniz?</strong></p>
<p>Dikkat ettiğim temel şey, haklı-haksız ya da iyi-kötü ayrımı yapmamaktı. Çünkü Uğur için hangi seçeneğin daha iyi olacağını ben de bilmiyorum. Ama gönlüm hep Nazire’nin yanında kalmasından yana. Koruyucu aile de aslında kusursuz değil. Yalnızca varlıklı ve güçlü bir konumda görünüyor. Nazan, istediği kıvama gelmeyen Nazire’yi sistemle tehdit edebilen, gerektiğinde sistemi kullanarak bir çocuğu annesinden ayırabilecek bir kadın. Böyle bir kadın kusursuz olabilir mi?</p>
<p><strong>Sistem sorunlarını eleştirirken senaryoyu yazarken otosansür uyguladığın oldu mu?</strong></p>
<p>Hayır, olmadı. Filmde de göreceğiniz üzere, eleştirilmesi gerektiğini düşündüğüm noktalarda eleştiriden kaçınmadım. Otosansür, genellikle birilerini ya da bazı güç odaklarını rahatsız edeceğini ve bunun işine engel olabileceğini düşündüğünde başvurduğun bir şey. Benim eleştirdiğim ise belirli kişiler ya da güç odakları değil, hepimizi kapsayan sistemin ta kendisi.</p>
<p><strong>Melda Tuzluca, Özgü</strong><strong>r Meri</strong><strong>ç, Onur G</strong><strong>ö</strong><strong>zeten, Duygu Aktoprak ve Tuğba Kürükoğlu gibi popüler olmayan isimleri tercih etmenin sebebi neydi? Özellikle Melda Tuzluca ile çalışma biçiminiz ve karakter hazırlığı nasıldı</strong><strong>?</strong></p>
<p>Oyuncu seçiminde benim için önemli olan, oyuncunun karakterle nasıl bir ilişki kurabileceği ve hikayenin dünyasına ne kadar doğal biçimde yerleşebileceğiydi. Bazen seyircinin oyuncuyu başka rollerden tanımıyor olması, karakterle daha doğrudan bir ilişki kurmasına da olanak sağlayabiliyor. Nazire gibi bir karakter söz konusu olduğunda bu mesele özellikle önemliydi. Ayrıca sinemada sürekli aynı yüzleri izlemek yerine, yeni oyunculara alan açmanın ve seyirciye yeni yüzler kazandırmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Oyuncularla rahat iletişim kurabilmek benim için bir diğer önemli kriterdi. Bu açıdan süreç oldukça iyi ilerledi. Ortaya çıkan performanslardan çok memnunum ve hepsine özverileri için çok teşekkür ediyorum.</p>
<p>Nazire’yi oynayacak oyuncuyu bulmam ise oldukça uzun sürdü. Tam umudumu kaybetmeye başladığım bir anda, bir arkadaşım Melda’nın fotoğrafını gönderdi. O an onun Nazire olduğunu hissettim. Melda’ya ulaştığımda Ayvalık’ta bir sette kostüm ekibinde çalışıyordu. Kendisine izin alıp gelmesini ve birlikte birkaç deneme yapmayı önerdim ama izin alamadı. Bunun üzerine senaryoyu gönderdim. Bir süre sonra bana senaryoyu ve karakteri çok sevdiğini, ancak karar vermek için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendi deyişiyle, “Somyanın altına girip o dünyaya oradan bir bakmam gerekiyor,” demişti. Karaktere ve senaryoya olan bu yaklaşımında, Nazire’nin dünyasını içeriden anlama isteğini hissettim. Henüz yüz yüze görüşmeden ona, eğer rolü kabul ederse Nazire’yi kendisiyle çalışmak istediğimi söyledim. Melda’nın setteki işi bittikten sonra yaklaşık iki ay boyunca provalar yaptık ve karakter üzerine çalıştık. Biraz da hislerime güvenerek verdiğim bu karardan çok memnunum. Umarım Melda’nın kariyeri dilediği gibi ilerler. Sinemamıza önemli bir oyuncuyu kazandırmış olmanın mutluluğunu da ayrıca yaşıyorum.</p>
<p>1</p>
<p><strong>Mekanlar çok gerçekçi. Nazire</strong><strong>’</strong><strong>nin iç dünyasındaki sıkışmışlığı mekanlar üzerinden de aktarıyorsun. G</strong><strong>ö</strong><strong>rsel dili nasıl kurdunuz?</strong></p>
<p>Mekanı yalnızca hikayenin geçtiği yer olarak değil, karakterin hayatını belirleyen unsurlardan biri olarak düşünüyorum. Nazire’nin içinde yaşadığı koşulları anlatırken mekanların da katkı yapmasını istedim. Bu nedenle filmdeki bütün mekanlar gerçek mekanlar ve yan karakterlerin tamamı da o mekanlarda yaşayan insanlar. Bir insanın yaşadığı yer, hareket edebildiği alan, başkalarıyla arasındaki fiziksel mesafe ve gündelik hayatını sürdürme biçimi, onun dünyayla kurduğu ilişkiyi etkiliyor. Nazire’nin hayatındaki sıkışmışlık da biraz buradan geliyor. Kendisine ait bir alan kurmakta zorlanıyor. Hem fiziksel hem de toplumsal olarak sürekli sınırlarla karşılaşıyor.</p>
<p>Görsel dili kurarken benim için önemli olan, kamerayı filmin atmosferinin içine yerleştirmekti. Mekanların, oyuncuların hareketlerinin ve kadrajın birbiriyle doğal bir ilişki içinde olmasını istedim. Seyircinin Nazire’nin durumunu yalnızca öğrenmesini değil, bir ölçüde onun dünyasının içinde hissetmesini amaçladım. Bu nedenle kamera bütün film boyunca omuzdaydı ve görüntü yönetmenimiz Emre Pekçakır da hep olup bitenin içindeydi. Hatta Emre’nin hareket özgürlüğünü korumak, rahatlığını sağlamak ve nefes alışveriş ritmini bozmamak için omuz kullanımına uygun bir kamera tercih ettik. Focus puller kullanmadık ve Emre, netlik ayarlarını da kendisi yaparak filmi tamamen omuz kamerasıyla çekti.</p>
<p><strong>Türkiye pr</strong><strong>ö</strong><strong>miyerini 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali</strong><strong>’</strong><strong>nde yapacaksınız. Ne hissediyorsun?</strong></p>
<p>Antalya Altın Portakal gibi köklü bir festivalde Türkiye prömiyerini yapmak, benim için çok değerli. Filmin kendi ülkesinde, kendi dilinde ve hikayenin toplumsal bağlamını daha yakından tanıyabilecek bir seyirciyle buluşmasını önemsiyorum. Benim için en heyecan verici şeylerden biri, seyircinin filmle nasıl bir ilişki kuracağını, hangi soruların peşine düşeceğini ve filmden çıktıktan sonra neleri düşünmeye devam edeceğini görmek olacak.</p>
<p><strong>Filmin festival ve vizyon yolculuğu nasıl devam edecek? Son olarak neler s</strong><strong>ö</strong><strong>ylemek istersin?</strong></p>
<p>Taş ve Tüy‘ün farklı festivallerde ve mümkün olduğunca geniş bir seyirci kitlesiyle buluşmasını istiyorum. Bundan sonraki festival ve vizyon planları da süreç içinde netleşecek adımlara bağlı. Dileğim, filmin mümkün olduğunca çok seyirciye ulaşması.</p>
<p>Son olarak, bu filme emek veren bütün oyunculara ve ekibe teşekkür etmek isterim. Taş ve Tüy benim için uzun bir yolculuğun sonucu. Şimdilerde yeni bir yolculuğa çıkabilmek için yapımcılarım İris Tahhuşoğlu ve Duygu Aktoprak ile yoğun bir şekilde çalışıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/23/nazire-kurgusal-bir-karakter-ama-icinde-yasadigimiz-toplumda-fazlasiyla-karsiligi-olan-kadinlardan-biri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal’ın başlıca görevi sinemacılara olabildiğince alan açmak&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/19/altin-portakalin-baslica-gorevi-sinemacilara-olabildigince-alan-acmak/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/19/altin-portakalin-baslica-gorevi-sinemacilara-olabildigince-alan-acmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 12:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26697</guid>

					<description><![CDATA[Antalya Altın Portakal 63 yıldır ülkemizin hafızasında özel ve önemli bir yere sahip. Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz&#8217;a festivalin &#8216;daima&#8217; olarak belirlenen sloganından yola çıkarak sinemaya, sinemacılara ve festivalin bu yılına dair merak ettiklerimizi sorduk&#8230; Bu yıl festivalin sloganını &#8220;Daima&#8221; olarak belirlendi ve sinema, sanat daima devam etmeli fikrinden yola çıkıyorsunuz. Kültür-sanat üretiminin ekonomik ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Altın Portakal 63 yıldır ülkemizin hafızasında özel ve önemli bir yere sahip. Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz&#8217;a festivalin &#8216;daima&#8217; olarak belirlenen sloganından yola çıkarak sinemaya, sinemacılara ve festivalin bu yılına dair merak ettiklerimizi sorduk&#8230;</p>
<p><strong>Bu yıl festivalin sloganını </strong><strong>&#8220;Daima&#8221;</strong><strong> olarak belirlendi ve <em>sinema, sanat daima devam etmeli fikrinden yola çıkıyorsunuz. </em>Kültür-sanat üretiminin ekonomik ve sosyal olarak zorlaştığı bu dönemde, Altın Portakal sinema sektörü için nasıl bir nefes olmayı hedefliyor?</strong></p>
<p>Sinemanın ışığı hiç sönmesin! Işık sanatı olan sinemanın ışığını kararlılıkla açık tutmayı hedeflediğimiz bir anlayışla ortaya çıkan bir slogan ‘daima’… Sinema daima diyerek bıraktığımız, sadece sürdürülebilirliği vurguladığımız bir söylem değil. Yaşam şartları her geçen gün zorlaşıyor. Bağlı olarak da sinemanın icrası… Bütün bu zorluklara karşın festivallerin ve Altın Portakal’ın başlıca görevi sinemacılara olabildiğince alan açmaktır. Festivalin önde gelen, ilk hedefi de budur.</p>
<p><strong>Altın Portakal, 63 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye’nin kültürel hafızasında çok önemli bir yere sahip. Geçmişin bu güçlü mirasını korurken, bir yandan da dinamikleşen ve modernleşen zamana karşı festivali nasıl entegre ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Festivalin gelenekselleşmiş bölümlerini koruyoruz. Yeni sinemacılara ve sinema öğrencilerine açtığımız alanları çeşitlendirmeye gayret gösteriyoruz. Sinemacılara alan açarken Antalyalılar’a ve halka da programı renkli kılmaya çalışıyoruz. İnsana, yaşama ışık tutan sinemanın vatandaş üzerindeki pozitif etkisini de görünür kılmak istiyoruz.</p>
<p><strong>Bu yıl jüriyi oluştururken nelere dikkat ettiniz, mesela jüride Filistinli sanatçı Yasmin Al Massri ve Ukraynalı sinemacı Marina Er Gorbach yer alıyor. Jüriyi oluştururken savaşların markajında kalmış isimleri festivalde bir araya getirme fikri mi öne çıktı?</strong></p>
<p>Evet tam da dediğiniz gibi.Uluslararası jüride bir Ukraynalı bir de Filistinli sinemacı yer alıyor. Bu isimlerin birebir savaşla karşı karşıya kalması ya da bu bölgede yaşıyor olmasından çok ait olduğu toplumun bu trajedilerden ötürü sağlıklı yaşama şartlarından uzaklaşması dolayısıyla da kültür, sanat, eğitim, adalet ve insana ait bir çok olgudan uzaklaşması gerçekliği yadsınamaz şekilde karşımızda duruyor. Bu sebeple bu yıl festivale Kökler, Işık ve Sinema adıyla bir uluslararası bölüm ekledik. Savaşın sürdüğü bölgelerden tam 13 film sinemaseverlerle buluşuyor. Uluslararası jüride de iki değerli sanatçı savaşın acı mağduriyetinin temsilcisi niteliğinde.</p>
<p><strong>Yine festivalde dünyada yıkımlara, savaşlara maruz kalmış ülkelerin sinemacılarına özel gösterimler yapıyorsunuz, bir yandan oradaki sinemacılara destek olmak, bir yandan oradaki üretimlere dikkat çekmek amacındasınız diye düşünüyorum, bu dünyaya bir mesaj mı?</strong></p>
<p>Elbette. Sinemanın asli görevlerinden biridir mesaj vermek. Biz sadece bu mesajı ileten filmleri görünür kılmaya çalıştık.</p>
<p><strong>Festivaller özellikle son yıllarda gençleri desteklemeye, onları fonlarla ve başarı ödülleriyle desteklemeye önem veriyor, sizler de öyle. Bu katkının ileriki yıllar için bir yatırım olduğunu da söyleyebilir miyiz? </strong></p>
<p>Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nı çok değerli buluyoruz. Bu ülkedeki sinema eğitimini de içine alan bir program. Okulların seçip festivale ilettiği filmler hem ilk rekabetlerini yaşıyor hem de üst düzey bir sinema ortamında bir hafta geçiriyor. Muhakkak sinema serüvenlerine katkı sağlıyordur. Bu bölümde birinci olmaktan çok yarışıyor olmak çok önemli. Yanı sıra bu yıl 300’e yakın projenin değerlendirildiği Film Forum bölümü de beş ayrı kategoride on üçüncü kez yeni sinemacıların üretimlerini sinema piyasasına kazandırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>&#8220;Festival yönetmeliğindeki </strong><strong>&#8216;seçki filmlerinin ilk gösterimlerinin Türkiye&#8217;de yapılması şartı&#8217;ndan</strong><strong> ödün vermediğinizi görüyoruz. Dağıtım ve vizyon olanaklarının bu kadar daraldığı, yapımcıların dijital platformlara yöneldiği bir dönemde, sinemacıları dünya prömiyerini ya da Türkiye prömiyerini Altın Portakal&#8217;da yapmaya ikna etmenin formülü nedir? Bu bir risk alma hali mi, yoksa festivalin gücü mü?</strong></p>
<p>Diğer festivallerden farklı bir gücü ya da avantajı olduğunu söylemek doğru olmaz Altın Portakal için. Her festival kendi karakteristik özelliğini taşıyor. Altın Portakal’ın ilk gösterim şartını koruyor olması da ona has bir durum. Dijitalleşmeden önceki yıllarda bu ilke çok daha kıymetliydi. Gösterim olanakları sınırlıyken bu ilke çok daha rahat uygulanabiliyordu. Bugün dağıtım, vizyon gibi alanlarda daralma söz konusuyken dijital gösterim olanakları hayli genişledi. Filmleri sinemada izleyiciyle buluşturmak hedefi için ise festivaller son kale diyebiliriz. Bu noktada da ilk gösterim ilkesini koruyor olmak bana kalırsa zor icra edilen ve takdir edilmesi gereken bir durum.</p>
<p><strong>Festivallerin çoğunun çevre dostu uygulamalara geçtiklerini, dijital materyallere yöneldiklerini görüyoruz, sizler de öyle. Bu anlamda bu tarz uygulamaların sektörün sürdürebilirliğini nasıl desteklediğini düşünüyor ve etkilerini görüyor musunuz? </strong></p>
<p>Bu yıl fiziksel katalog ve festival gazetesini faaliyetlerimiz arasından çıkarttık. Her ikisinde yer alan bilgileri elektronik yayımlar eşliğinde vereceğiz. Bununla beraber festivalin karbon ayakizi ölçümleri için adımlar attık. Bu noktada ölçümden çok bu ölçümlerin analiz edilerek karbon ayak izinin kontrol altına alınmasını sağlamak amacındayız. Yeşil Setler Mümkün oluşumuyla da daha yakın temaslar kurarak sinemacılarımız çevre duyarlı setlerin oluşumuyla ilgili yakından bilgilendirmek ve bilinçlendirmek istiyoruz.</p>
<p><strong>&#8220;Gezen Sinema&#8221;</strong> <strong>projesiyle festival filmlerinin Antalya&#8217;nın 16 ilçesine taşınması planlanıyor. Merkez dışındaki ilçelerde yaşayan vatandaşların festivale tepkileri ve festival coşkusunu tüm kente yayma hedefiniz hakkında ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Kimimiz için sinema düşündürürken kimimiz için de güldürmeli. Amatör sinema izleyicileri için eğlendiren, mutlulukla tükettiği filmler öncelikli. Bu filmleri halkımız dört gözle bekliyor ve programında yer açıp gidiyor. Festivalin sinema profesyonelleri için önemi çok büyük. Yanı sıra festival esnasında, bahsettiğiniz gezen sinema etkinliği de her yıl heyecanla bekleniyor. Bu yıl da dört keyifli filmi Antalyalılar’a ücretsiz gösterimlerle sunuyoruz. Büyük bir coşkuyla takip ediliyor bu etkinlik.</p>
<p><strong>Festival bütçesinin tamamının Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından</strong><strong> karşılandığını biliyoruz. Bakanlık destekleri ya da büyük kurumsal sponsorlukların ötesinde, tamamen yerel yönetim bütçesiyle bu büyüklükte bir organizasyonu sırtlamak, sanatsal direktör olarak size içerik ve film seçkisi üretiminde nasıl bir özgürlük alanı (ya da sınırlama) getirdi?</strong></p>
<p>Bütçenin bir belediye tarafından ne pahasına olursa olsun sağlanıyor olması büyük ve takdir edilmesi gereken bir katkı. Bir çok festival bu katkı olmadan yapılmaya çalışılıyor. Elbette sponsorlar ve kurumlarla desteklenen bir yapı olması içeriği daha da kuvvetli hale getirir. Film seçkilerinin oluşturulmasının doğrudan bütçe ile ilgili olmadığını söyleyebilirim. Bütçe bizi daha çok gösterim şartlarımız ve salonlar açısında ilgilendiriyor. Bütçedeki rahatlamalarla bu olanaklar geliştirilebilir ve çoğaltılabilir.</p>
<p><strong>Ülkemizde sanat üretiminin zorlaştığını ya da el değiştirdiğini görüyoruz, çok fazla alanda festival ve üretim yapılıyor gibi görünse de bunun sanat okullarından mezun olan gençleri ne derece kapsadığını düşünüyorsunuz ve içerik anlamında nasıl buluyorsunuz? </strong></p>
<p>Kuşaksal olarak devir teslimlerden bahsetmiştim. Bundan gayrı siyasi konjonktüre göre kültür sanat da ideolojik olarak el değiştirebiliyor. Sinemanın her zaman yer aldığı topluma ve onun gerçekliğine yakın olması gerekir. Senaryolar toplumdan beslenirler, koşulsuz olarak sorgulamalı ve özgürce üretmelidir.</p>
<p><strong>Son olarak eklemek istedikleriniz var mı? </strong></p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/19/altin-portakalin-baslica-gorevi-sinemacilara-olabildigince-alan-acmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Beyaz Kıtaya Yolculuk”, dünya prömiyerini 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştiriyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/17/beyaz-kitaya-yolculuk-dunya-promiyerini-63-antalya-altin-portakal-film-festivalinde-gerceklestiriyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/17/beyaz-kitaya-yolculuk-dunya-promiyerini-63-antalya-altin-portakal-film-festivalinde-gerceklestiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 11:04:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[3]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Bilal]]></category>
		<category><![CDATA[antalya altın portakal]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Belet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26689</guid>

					<description><![CDATA[“Roman Gibi” ile Altın Portakal, Altın Safran, Moskova ve Frankfurt’tan ödüllerle dönen yönetmen Tayfun Belet, yeni filminde bir insanın hayaliyle arasındaki mesafeyi Antarktika’nın uçsuz bucaksız beyazlığında takip ediyor. Geçtiğimiz yıl “Roman Gibi” filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel, Altın Safran Film Festivali’nde En İyi Film, Frankfurt Türk Film Festivali’nde En İyi Belgesel, Boston Türk Film Festivali’nde En [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Roman Gibi” ile Altın Portakal, Altın Safran, Moskova ve Frankfurt’tan ödüllerle dönen yönetmen Tayfun Belet, yeni filminde bir insanın hayaliyle arasındaki mesafeyi Antarktika’nın uçsuz bucaksız beyazlığında takip ediyor.</em></strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl <strong>“Roman Gibi”</strong> filmiyle <strong>Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel</strong>, <strong>Altın Safran Film Festivali’nde En İyi Film</strong>, <strong>Frankfurt Türk Film Festivali’nde En İyi Belgesel, Boston Türk Film Festivali’nde En İyi Belgesel Seyirci Ödülü</strong> ve <strong>21. Moskova “Won Together” Uluslararası Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü</strong> kazanan ödüllü yönetmen <strong>Tayfun Belet</strong>, yeni uzun metrajlı belgeseli <strong><em>“Beyaz Kıtaya Yolculuk”</em></strong> ile bu kez Antarktika’ya uzanıyor.</p>
<p>Film, eski olimpik kürekçi Ali Rıza Bilal’in, 51 yaşında yıllardır taşıdığı büyük bir hayalin peşinden giderek <strong><em>Antarktika’daki Messner Rotası’nı tek başına yürüyerek kat etmek ve Güney Kutbu’na ulaşan ilk Türk olmak</em></strong> hedefiyle çıktığı yolculuğu merkezine alıyor. Ali Rıza’nın bu yolculuğa başladığı tarihte Messner Rotası’nı tek başına tamamlayabilen yalnızca sekiz kişi bulunuyordu.</p>
<p>Yaklaşık 933 kilometrelik rota, çektiği 100 kilogramlık bir kızak ve eksi 40 dereceye kadar düşebilen hava koşulları, girişimin fiziksel boyutunu ortaya koyuyor. Ancak “Beyaz Kıtaya Yolculuk”, bu sıra dışı hikâyeyi yalnızca sportif bir başarı ya da dayanıklılık öyküsü olarak ele almıyor. Film; hayal kurmak, yaş almak, aile, zaman, yalnızlık ve insanın kendi sınırlarıyla kurduğu ilişki üzerine yoğunlaşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26691 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-1024x662.png" alt="" width="684" height="442" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-1024x662.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-300x194.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-768x497.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-1536x993.png 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-650x420.png 650w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-150x97.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-696x450.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-1068x690.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3-1920x1241.png 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-3.png 2000w" sizes="auto, (max-width: 684px) 100vw, 684px" /></p>
<p><strong>Antarktika’da gerçekten tek başına</strong></p>
<p>Ali Rıza Bilal, Antarktika’daki yolculuğunu herhangi bir ekip ya da kameraman eşliği olmadan tamamen tek başına gerçekleştiriyor. Bu nedenle Antarktika’daki yolculuğun tamamını kendi kamerasıyla kaydediyor.Başlangıçta kamera, günlük kat ettiği mesafeleri ve koşulları raporladığı işlevsel bir araçken, günler ilerledikçe başka bir anlam kazanmaya başlıyor. Ali Rıza’nın yalnızlığının içinde konuştuğu, düşüncelerini ve giderek daha kişisel duygularını paylaştığı bir günlüğe ve sırdaşa dönüşüyor. Bu kayıtlar, seyirciyi Antarktika’ya dışarıdan bakan bir gözlemcinin değil, yolculuğu yaşayan kişinin bakışından taşıyor.</p>
<p>Ali Rıza beyaz kıtanın ortasında tek başına ilerlerken, binlerce kilometre ötede ailesi ve filmin ekibi ondan gelecek haberleri bekliyor ve bütün sürece yakından tanıklık ediyor. Böylece Tayfun Belet yalnızca yola çıkan insanı değil, onun geride bıraktığı insanların bekleyişini de anlatının bir parçası haline getiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26693 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-1024x662.png" alt="" width="696" height="450" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-1024x662.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-300x194.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-768x497.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-649x420.png 649w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-150x97.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-696x450.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4-1068x691.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-4.png 1500w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Bir başarı hikâyesinin ötesinde</strong></p>
<p>Tayfun Belet ve ekibi, Ali Rıza Bilal’i yalnızca Antarktika yolculuğu sırasında değil, bu yolculuğa uzanan hazırlık sürecinden itibaren takip etti. Bilal’in geçmişi, ailesi, profesyonel sporculuk yaşamı ve hayatının bu döneminde böylesine büyük bir hedefe yönelmesinin ardındaki motivasyon, filmin diğer katmanlarını oluşturuyor.</p>
<p><strong>Yönetmen Tayfun Belet filmin çıkış noktasını şöyle anlatıyor:</strong></p>
<p><strong><em>“Ali Rıza Bilal’in hikâyesini ilk duyduğumda Antarktika ve yolculuğun fiziksel büyüklüğü elbette çok etkileyiciydi. Nasıl bir sonucun bizi beklediğini bilmiyordum. Ama beni asıl ilgilendiren 933 kilometre ya da sportif bir başarı değildi. Bir insanın neden böyle bir hayali yıllarca içinde taşıdığı, hayatının belirli bir döneminde neden onun peşinden gitmeye karar verdiği ve bütün bu sürecin taşıdığı belirsizlikti. Yolculuk ilerledikçe bunun yalnızca gidilecek fiziksel bir mesafenin değil; insanın kendisiyle, zamanla ve sevdikleriyle arasındaki mesafenin hikâyesi olduğunu hissettim.”</em></strong></p>
<p>Bu yaklaşım, filmi klasik bir keşif ya da spor belgeselinden uzaklaştırıyor. Antarktika filmde yalnızca görkemli bir coğrafya değil; insanın kırılganlığını, yalnızlığını ve doğa karşısındaki ölçeğini görünür kılan bir alan haline geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26692 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-1024x662.png" alt="" width="693" height="448" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-1024x662.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-300x194.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-768x497.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-649x420.png 649w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-150x97.png 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-696x450.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5-1068x691.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/BKY-Resim-5.png 1500w" sizes="auto, (max-width: 693px) 100vw, 693px" /></p>
<p><strong>“Roman Gibi”den “Beyaz Kıtaya Yolculuk”a</strong></p>
<p>2006 yılından bu yana belgesel ve kurmaca filmler üreten Tayfun Belet, çalışmalarında çoğunlukla bireysel hikâyelerden hareketle daha geniş insani ve toplumsal meselelere odaklanıyor. Bir önceki uzun metrajlı belgeseli “Roman Gibi”, gazeteci çift Sabiha ve Zekeriya Sertel’in yaşamı üzerinden Türkiye’nin basın, düşünce ve politik tarihine bakarken; “Beyaz Kıtaya Yolculuk”ta yönetmen bu kez daha kişisel ve fiziksel bir alana yöneliyor. Filmin merkezinde, büyük bir hedefin ardındaki çok daha tanıdık sorular bulunuyor: İnsan hayallerinin peşinden ne kadar ileri gidebilir? Bunun bedelini yalnızca kendisi mi öder? Ve insan bütün seslerden uzaklaştığında kendisiyle nasıl karşılaşır?</p>
<p><strong>Festival yolculuğu Antalya’da başlıyor</strong></p>
<p>“Beyaz Kıtaya Yolculuk”, dünya prömiyerini 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştirecek. Film, Antalya’nın ardından Boğaziçi Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak. Tayfun Belet’in “Roman Gibi”nin ardından çektiği yeni uzun metraj belgeseli böylece festival yolculuğuna Türkiye’nin iki önemli festivalinde başlayacak.</p>
<p><strong>Kısa basın özeti</strong></p>
<p>“Roman Gibi” ile Antalya Altın Portakal’da En İyi Belgesel, Altın Safran’da En İyi Film ve Frankfurt Türk Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödüllerini kazanan yönetmen Tayfun Belet’in yeni filmi “Beyaz Kıtaya Yolculuk”, eski olimpik kürekçi Ali Rıza Bilal’in 51 yaşında Antarktika’daki yaklaşık 933 kilometrelik Messner Rotası’nı tek başına yürüyerek kat etme hedefiyle çıktığı yolculuğu anlatıyor. Bilal’in yanında götürdüğü kamera, başlangıçta günlük katettiği mesafeleri kaydettiği bir araçken zamanla yalnızlığını ve en kişisel düşüncelerini paylaştığı bir günlüğe dönüşüyor. Binlerce kilometre ötede ailesi ve film ekibi ondan gelecek haberleri beklerken film, sıra dışı bir fiziksel mücadeleyi aile, zaman, yalnızlık ve insanın kendi sınırlarıyla ilişkisi üzerinden ele alıyor. “Beyaz Kıtaya Yolculuk” dünya prömiyerini 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapacak, ardından Boğaziçi Film Festivali’nde gösterilecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/17/beyaz-kitaya-yolculuk-dunya-promiyerini-63-antalya-altin-portakal-film-festivalinde-gerceklestiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal&#8217;ın ulusal ve uluslararası yarışma jürisi belli oldu, yarışma dışı filmler açıklandı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/12/altin-portakalin-ulusal-ve-uluslararasi-yarisma-jurisi-belli-oldu-yarisma-disi-filmler-aciklandi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/12/altin-portakalin-ulusal-ve-uluslararasi-yarisma-jurisi-belli-oldu-yarisma-disi-filmler-aciklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 17:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26683</guid>

					<description><![CDATA[63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde; Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jüri üyeleri açıklandı. Jüri Başkanlığı görevini Derviş Zaim’in üstlendiği yarışmanın jüri üyeleri; “Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli, Sırma Bradley ve Rahman Altın”ndan oluşuyor. 24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde; Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jüri üyeleri açıklandı. Jüri Başkanlığı görevini Derviş Zaim’in üstlendiği yarışmanın jüri üyeleri; “Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli, Sırma Bradley ve Rahman Altın”ndan oluşuyor.</strong></p>
<p>24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jüri üyeleri belli oldu.</p>
<p>Ön jürisini Post prodüksiyon şirketi yöneticisi, stüdyo ve yapım koordinatörü Ahmet Seyrekbasan, yapımcı Derya Tarım ve akademisyen Prof. Dr. Zeynep Çetin Erus’un oluşturduğu Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda; “<strong>Artakalan</strong>, <strong>Bekle Bizi Brüksel</strong>, <strong>Bir Anne Hakkında</strong>, <strong>Cinlerin Düğünü</strong>, <strong>Düğün Şarkıcısı</strong>, <strong>Elisa</strong>, <strong>Hakikatin Ölümü</strong>, <strong>Kadim Mavi</strong>, <strong>Ölü Arının İğnesi</strong>, <strong>Selma</strong>, <strong>Taş ve Tüy</strong> ve <strong>Tatlı Maya” </strong>filmleri yarışacak.<strong> </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26685 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-1024x576.jpeg" alt="" width="682" height="384" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-1024x576.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-300x169.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-768x432.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-747x420.jpeg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-150x84.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-696x392.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1-1068x601.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/APFF_26-JURI-UYELERI-POST_ULUSLARARASI-UZUN_ULUSLARARASI-UZUN-JURI-WEB-TOPLU-1.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 682px) 100vw, 682px" /></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Altın Portakal’ın “Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması”nda Jüri Üyeleri Belli Oldu</strong></p>
<p><strong>Jüri Başkanlığı görevini Andreas Sinanos’un üstlendiği yarışmanın jüri üyeleri; “Nejat İşler, Yasmine Al Massri, Maryna Er Gorbach ve Fadik Sevin Atasoy” dan oluşuyor. </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda; <strong>‘Round 13 &#8211; 13. Raunt’</strong>, <strong>‘Six Weeks On &#8211; Altı Haftalık Veda’, ‘The Moon Is a Father of Mine &#8211; Babalarımdan Biri Ay’dır’</strong>, <strong>‘Black Rabbit, White Rabbit &#8211; Siyah Tavşan, Beyaz Tavşan’</strong>, <strong>‘A Turkish Case &#8211; Bir Türk Meselesi’</strong>, <strong>‘All the Lovers in the Night &#8211; Gece Yarısı Tüm Âşıklar’</strong>, <strong>‘Minotaur &#8211; Minotor’</strong>, <strong>‘The River Train &#8211; Nehir Treni’</strong>,  <strong>‘Paris Paris’</strong>, <strong>Riverstone’</strong>, <strong>‘Sevda’</strong>, <strong>‘A Bit of Light &#8211; Umut Işığı’</strong> ve <strong>‘Sad Girlz &#8211; Üzgün Kızlar’</strong> filmleri yarışacak.<strong> </strong></p>
<p><b><span lang="tr">Altın Portakal’da Uluslararası Yarışma Dışı Filmler Açıklandı!</span></b></p>
<p><span lang="tr">Uluslararası Yarışma Dışı bölümünde;</span><span lang="tr"> y</span><span lang="tr">önetmenliğini Dan Geesin’in üstlendiği, Hollanda, Almanya ve Belçika ortak yapımı, 55. Rotterdam Uluslararası Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde dünya gösterimini yapan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>A Messy Tribute to Motherly Love &#8211; Anne Sevgisine Beceriksiz Bir Saygı Duruşu</b>”; yönetmenliğini Teodora Ana Mihai’nin üstlendiği, Belçika, Hollanda ve Almanya ortak yapımı, dünya gösterimi 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleşen ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da yapacak olan “<b>Heysel 85</b>”; yönetmenliğini Sebastian Brameshuber’in üstlendiği, Avusturya yapımı, dünya gösterimini 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde yapan ve Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek olan “<b>London &#8211; Londra</b>”; yönetmenliğini Julia Thelin’in üstlendiği, İsveç yapımı, 49. Göteborg Uluslararası Film Festivali’nde dünya gösterimini yapan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>The Patron &#8211; Sanat Hamisi</b>”; yönetmenliğini Mokya Shin’in üstlendiği, Güney Kore yapımı, 27. Jeonju Uluslararası Film Festivali’nde gösterilen ve uluslararası gösterimini Antalya’da yapacak olan “<b>Cruel Optimism &#8211; Zalim İyimserlik</b>”; yönetmenliğini Nawapol Thamrongrattanarit’in üstlendiği, Tayland yapımı, 82. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin Orizzonti bölümünde yarışan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>Human Resource &#8211; İnsan Kaynağı</b>”; yönetmenliğini Sara Ishaq’ın üstlendiği, Yemen, Ürdün, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç ve Katar ortak yapımı, 65. Cannes Eleştirmenler Haftası’nda yarışan ve Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek olan “<b>The Station &#8211; İstasyon</b>”; yönetmenliğini Diego Luna’nın üstlendiği, Meksika ve İspanya ortak yapımı, dünya gösterimini 79. Cannes Film Festivali’nde yapan, San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde yarışan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>Ashes &#8211; Küller</b>”; yönetmenliğini Ique Langa’nın üstlendiği, Mozambik, Güney Afrika, Katar ve Portekiz ortak yapımı, dünya gösterimini 55. Rotterdam Uluslararası Film Festivali’nde yapan, 79. Locarno Film Festivali seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek olan “<b>O Profeta &#8211; Elçi</b>”; yönetmenliğini Alex Camilleri’nin üstlendiği, Malta, Almanya ve Katar ortak yapımı, 25. Tribeca Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>Zejtune</b>”; yönetmenliğini Miiku Sakanishi’nin üstlendiği, Japonya yapımı, 25. Tribeca Film Festivali’nde En İyi Yeni Anlatı Yönetmeni Ödülü’nü kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da yapacak olan “<b>Memorizu</b>”; yönetmenliğini Fernando Eimbcke’nin üstlendiği, Meksika ve İspanya ortak yapımı, 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nden Ekümenik Jüri Ödülü’nü kazanan ve Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek olan “<b>Flies &#8211; Sinekler</b>”; yönetmenliğini Nishikawa Miwa’nın üstlendiği, Japonya yapımı, 51. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Platform bölümünde yarışan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<b>Children Untold &#8211; Konuşulmayan Çocuklar</b>”; yönetmenliğini Judith Godrèche’in üstlendiği, Fransa ve Belçika ortak yapımı, dünya gösterimini 79. Cannes Film Festivali’nin Un Certain Regard bölümünde yapan ve Türkiye’de ilk kez Antalya’da gösterilecek olan “<b>A Girl’s Story &#8211; Kızın Hikâyesi</b>” ile yönetmenliğini Ralitza Petrova’nın üstlendiği, Bulgaristan, Danimarka ve İsveç ortak yapımı, dünya gösterimini 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nin Forum bölümünde gerçekleştiren, 30. Sofya Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da yapacak olan “<b>Lust &#8211; Arzu</b>” filmleri yer alıyor.</span></p>
<p><b><span lang="tr">Altın Portakal’da Ulusal Yarışma Dışı Filmler Açıklandı!</span></b></p>
<p>63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Yarışma Dışı bölümünde; yönetmenliğini M. Caner Alper ve Mehmet Binay’ın üstlendiği, oyuncu kadrosunda Ece Dizdar, Tilbe Saran, Taner Birsel, Nilüfer Açıkalın, Pınar Töre, Tuğrul Tülek, Kubilay Tunçer, Hakan Çimenser, Burak Altay, Gizem Erdem, Yekta Kopan, Cengiz Coşkun, Kerem Can, Ece Yüksel ve Nurhan Özenen’in yer aldığı 2015 yapımı “<b>Çekmeceler-Drawers</b>”, yönetmenliğini ve senaristliğini Derviş Zaim’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda Ali Suliman, Saleh Bakri, Sara El Debuch, Husam Chadat, Hanin Abaji, Hedi Ömer, Favaz Ömer, Nadi Güler ve Muhammed Rıfkı’nın yer aldığı 2020 yapımı “<b>Flaşbellek- Flashdrive</b>”; yönetmenliğini ve senaristliğini Melik Kuru’nun üstlendiği, oyuncu kadrosunda Manolya Maya, Ekremcan Arslandağ, Tuğrul Tülek, Tülin Özen, Ceylan Özgün Özçelik, Emrah Özdemir, Okan Avcı, Cüneyt Yalaz ve Ege Derin’in yer aldığı 2025 yapımı “<b>İsimsiz Eserler Mezarlığı- Dump of Untitled Pieces</b>” ve yönetmenliğini ve senaristliğini Derviş Zaim’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda Mustafa Serttaş, Meryem İzci, Şirin Gazi, Tanger Serttaş, Ayhan Serttaş, İlker Serttaş ve Derviş Çebiç’in yer aldığı 2022 yapımı “<b>Tavuri</b>” filmleri izleyiciyle buluşacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26687 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-1024x576.jpg" alt="" width="659" height="371" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1790769283_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_YARI__MA_DI__I_BELGESEL_WEB_TOPLU.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 659px) 100vw, 659px" /></p>
<p><b><span lang="tr">Altın Portakal’da Kısa ve Belgesel’de Yarışma Dışı Filmler Açıklandı!</span></b></p>
<p>Kısa Metraj Yarışma Dışı bölümünde; yönetmenliğini Evrim İnci’nin üstlendiği, yapımcılığını Berker Bülbüloğlu ve Evrim İnci’nin yaptığı <strong>“Adım Adım Eve &#8211; Step by Step Toward Home”</strong>; yönetmenliğini Ege Yılmaz’ın üstlendiği, yapımcılığını Maciej Slesicki ve Ege Yılmaz’ın yaptığı, <strong>dünya gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan</strong><strong>“Hayaletin Evi Yok &#8211; The Ghost Has No Home”</strong>ve yönetmenliğini ve yapımcılığını Mert Can Altun’un üstlendiği <strong>“Anadolu&#8217;nun Kayıp Pençeleri &#8211; The Lost Claws of Anatolia”</strong> filmleri yer alıyor.</p>
<p>Belgesel Yarışma Dışı bölümünde; yönetmenliğini ve yapımcılığını Ebru Güzel’in üstlendiği, <strong>dünya gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan</strong><strong>“Ana&#8217;dolu: Bacılar, Bibiler ve Ezeler- Ana&#8217;tolia: Baci&#8217;s, Bibi&#8217;s and Eze&#8217;s”</strong>; yönetmenliğini Aslı Akdağ’ın, yapımcılığını Aslı Akdağ, Filiz Emre ve Yunus Emre Tolan’ın üstlendiği <strong>“Arayış- Human in Quest”</strong>; yönetmenliğini ve yapımcılığını Şeyda Canan’ın üstlendiği, <strong>dünya gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan</strong><strong>“Kameranın Ardındaki Kadınlar- Women Behind the Camera”</strong>; yönetmenliğini Orhan Miroğlu’nun, yapımcılığını Halil Özdemir’in üstlendiği <strong>“Posta Kutusu 213 Diyarbakır- Mailbox 213 Diyarbakır”</strong>; yönetmenliğini Kristina Mikhailova’nın, yapımcılığını Kristina Mikhailova, Dana Sabitova, Vadim Jendreyko, Nadira Murray ve Halil Buğday’ın üstlendiği, <strong>76. Uluslararası Berlin Film Festivali Forum Özel Bölümü’nde dünya gösterimini gerçekleştiren ve Ekümenik Jüri Ödülü’ne layık görülen, Türkiye’deki ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan</strong><strong> “River Dreams”</strong> ve yönetmenliğini ve yapımcılığını Mehmet Ali Sevimli’nin üstlendiği <strong>“Yıkılmak- The Defeat”</strong> filmleri yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26686 size-large" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/1791295286_APFF_26_AFISLI_FILMLER_YATAY_TOPLU_WEB_ICIN_SINEMA_OKULLARI_WEB_TOPLU.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek “Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması”nda finalistler belli oldu.</strong></p>
<p>Festivalde finale kalan okullar ve öğrenciler, festival programındaki yerli ve yabancı son dönem filmlere akredite olacak; festival süresince sinema profesyonelleriyle bir araya gelecek. Yarışmada “En İyi Film” seçilen öğrenci filmi, Altın Portakal heykelciğiyle ödüllendirilecek. Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması”nın jüri üyeleri; “Nihan Okutucu, Natali Yeres ve Uğur İçbak”tan oluşuyor.</p>
<p>Festivalde, geçtiğimiz yılın Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda En İyi Film Ödülü’ne layık görülen Tümseğin Uğultusu ile Jüri Özel Ödül Ödülü’nü kazanan Kusursuz Ölçü Nedir? filmleri bu sene özel gösterim bölümü kapsamında sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p><strong>“Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması”nda finale kalan projeler: </strong></p>
<p><strong>Mardin Artuklu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Abbaraların Şarkısı</em> – Özlem Orhan</p>
<p><strong>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
EZ Û ŞEYTANOKÊN MİN (<em>Ben ve Şeytancıklarım)</em> – Zehra Aktaş</p>
<p><strong>İstanbul Beykent Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Çatlak</em> – Duygu Yörükoğlu</p>
<p><strong>İstanbul Gelişim Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Dostlar Sağolsun</em> – Orhan Kerem Kartal</p>
<p><strong>Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Drunk Steps</em> – Amir Rezaei</p>
<p><strong>Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Çizgi Film ve Animasyon Bölümü</strong><br />
Dünya Günü Kutlu Olsun – Selin Toprak</p>
<p><strong>Çukurova Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Kim Bu </em><em>cEmil</em> – Fatma Meral Çelik</p>
<p><strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Lotus</em> – Melika Habibi</p>
<p><strong>Antalya Belek Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü</strong><br />
<em>Mandalina</em> – Yasin Dağlı</p>
<p><strong>İzmir Ekonomi Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Sinema ve Dijital Medya Bölümü</strong><br />
<em>Özge</em> – Ömer Nakay</p>
<p><strong>Koç Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü</strong><br />
<em>Saç, Kağıt, Makas</em> – Yasemin Çinal</p>
<p><strong>Akdeniz Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV Bölümü</strong><br />
<em>Uzunyayla</em> – Deniz Kurşun</p>
<p><strong>Altın Portakal’ın Gala Filmleri Belli Oldu</strong></p>
<p>Festival kapsamında galası yapılacak filmler arasında; sürekli bağlantı halinde olduğumuz ve durmaksızın bilgiye maruz kaldığımız çağımızda yabancılaşma duygusunu ele alan, yönetmenliğini Vikki Bardot’nun üstlendiği <strong>“A Woman Asleep &#8211; Uyuyan Kadın”</strong>; gizemli bir şekilde kaçırılarak Almanya’daki insan kaçakçılığı ağının ortasında kalan Çakallar’ın, çeteyi çökertmeye çalışırken dostluk, dayanışma ve sürprizlerle dolu bir maceraya atılmasını konu alan, yönetmenliğini Murat Şeker’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda Şevket Çoruh, Didem Balçın, Nur Sürer, Tim Seyfi, Murat Akkoyunlu, Timur Acar, Hakan Bilgin, Vildan Çırpan, Aslı Melisa Uzun ve Tanju Bilir’in yer aldığı <strong>“Çakallarla Dans 8: Şututgart Çıkarması”</strong>; Ediz Hun’un sinemadan akademiye ve tiyatroya uzanan 83 yıllık yolculuğunu, oyuncu, ekolog ve koleksiyoner kimliklerinin yanı sıra öğrenme ve keşfetme merakı üzerinden anlatan, yönetmenliğini Tunç Topçuoğlu’nun üstlendiği, oyuncu kadrosunda Ediz Hun, Berna Hun, Türkan Şoray, Ajda Pekkan, İzzet Günay, Mithat Baydur ve Burak Hun’un yer aldığı <strong>“Son Oyun”</strong> ve gizli bir görev sırasında yolları kesişen Bekir ve genç piyanist Sebahat’ın kaderlerinin birbirine bağlanmasını, yıllar sonra Sebahat’ın komşularına ayrılıklar, özlem ve kavuşmalarla dolu, hayata meydan okuyan büyük aşklarını anlatmasını konu alan, yönetmenliğini ve senaristliğini Özcan Deniz’in üstlendiği, oyuncu kadrosunda Öykü Karayel, Özcan Deniz, Tilbe Saran, Özgür Emre Yıldırım, Nejat İşler, Ceyda Düvenci, Gonca Vuslateri ve Helin Kandemir’in yer aldığı 2026 yapımı <strong>“Son Yemek”</strong> yer alıyor.</p>
<p><b><span lang="tr">Altın Portakal’da Çocuklar İçin Özel Film Kuşağı</span></b></p>
<p style="font-weight: 400;">Antalya Altın Portakal Film Festivali, her sabah birbirinden eğlenceli ve düşündürücü filmlerle, Antalyalı minik izleyicileri festivalle buluşturacak. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında çocuklarla buluşacak yapımlar; Yıllardır Road Runner’ı yakalamak uğruna her yolu deneyen ancak sipariş ettiği ürünlerin kurbanı olan Wile E. Coyote’nin dev şirket Acme Corporation&#8217;a karşı açtığı hukuki savaşı absürd komediye dönüştüren <strong>Coyote Acme’ye Karşı</strong>(Coyote vs. Acme), büyük hayalleri olan genç fare Edda’nın kahramanı Ed kılığında Grand Prix&#8217;de yarışarak en küçük yarışçının bile büyük işler başarabileceğini gösterdiği <strong>Büyük Yarış</strong>(Grand Prix of Europe), beklenmedik bir şekilde hareket eden bir trenin içinde mahsur kalan sevimli dostlarımızın, rakun Falcon önderliğinde kinci bir porsuğun planlarını bozmaya çalıştığı macerayı konu alan <strong>Evcil Hayvanlar Yolda</strong>(Pets On A Train) ve büyükbabasını kurtarmak için şifalı çiçeği bulmak üzere tehlikeli bir yolculuğa çıkan genç mirket Tafiti’nin yaban domuzu Bristles ile kurduğu dostluğu aktaran <strong>Tafiti: Çölde Macera</strong>(Tafiti: Across The Desert) olarak açıklandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/12/altin-portakalin-ulusal-ve-uluslararasi-yarisma-jurisi-belli-oldu-yarisma-disi-filmler-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir arada, yalnız ve beklenti içindeyiz!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/bir-arada-yalniz-ve-beklenti-icindeyiz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/bir-arada-yalniz-ve-beklenti-icindeyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Bozdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 16:16:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26669</guid>

					<description><![CDATA[33. Adana Film Festivali bitti, bu sene festivalin duygusu olarak ben de biraz yorgunluk kaldı, ama bu benim duygum değil, festivalin duygusu olarak bana öyle geçti. Biz yine filmlerimizi izledik, Adana’nın keyfini çıkarmaya çalıştık, güldük eğlendik, sorguladık, üzüldük.  Kendi aramızda en çok festivalden hiç ödül alamayan film Ali Özel’in Beklenti filmini konuştuk, beklentimizi karşılamadığını düşündüğümüz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>33. Adana Film Festivali bitti, bu sene festivalin duygusu olarak ben de biraz yorgunluk kaldı, ama bu benim duygum değil, festivalin duygusu olarak bana öyle geçti.</p>
<p>Biz yine filmlerimizi izledik, Adana’nın keyfini çıkarmaya çalıştık, güldük eğlendik, sorguladık, üzüldük.  Kendi aramızda en çok festivalden hiç ödül alamayan film Ali Özel’in Beklenti filmini konuştuk, beklentimizi karşılamadığını düşündüğümüz için konuştuk ama zaten yönetmen filmin ismiyle müsemma bir duruma girerek, filmin asıl üzerinde durması gereken konuyu çoktan geride bırakıyor. Film kadın doktor cinayetini araştırmak yerine, şüpheli katil olan Celil’in aile ilişkilerine odaklanıyor ve beldenin belediye başkanı ile maden ocağı sahibinin hayatını izliyoruz. Oğlu boşanmak üzere ve kendi boşandığı karısı da modern bir şekilde kendisini ziyaret ediyor. Köydeki itibarı çok yüksek! Celil’in sorgulanırken girdiği türlü haller ya deli olduğunu ya da arkasında onu koruyanlar olduğunu gösteriyor ama film bu ilişkiler ağını da yalanlar nitelikte! Sanırım beklentinizi boşa çıkardım demek istiyor, Nuri Bilge Ceylan benzeri açtığı filmini taşra algısını tersine çevirmek, yıkmak, yok etmek şeklinde belirgin bir tersinleme ile tamamlıyor, kafalarda bir kadının ölümünün arkasında gerçekten bir şüpheli var mı sorusu kalıyor? Filmin güzel açılardan yakaladığı planlar da uzun uzun sürmüyor. Ali özel beklentimize bir parmak bal çalmak yerine onu yok sayma yolunu seçerken, sanırım jüri de klasik bir taşra filmi göremediği için filmin hiçbir karesine ödül verme gereği duymuyor. En azından Celil’i oynayan Berk Öztürk’ü görebilirlerdi!</p>
<p>Gelelim Ali Vatansever’in Bir Arada Yalnız filmine!  Filmin mesajı net aslında koca koca binalarda yan yana, alt alta yaşarken ne kadar bir arada kalabiliyoruz, birinin derdini ne kadar benimseyip paylaşabiliyoruz! Oğullarının hastalığı karşısında şartlarını zorlayan, güçlü kalmaya çalışan ama bazen süngüleri düşen ebeveynlerin, her gün yaşamak, yüzleşmek zorunda kaldıkları sorunların üzerine eğilen film, zaman zaman gerçek dünyanın sınırlarını zorlamaya çalışıyor. Film hastalığı 19 yaşındaki İzzet’i dışarıda bırakarak yapmıyor, onu sanal dünyada başka, yaşayan bir karakter olarak sunarken, gerçek dünyanın tükenen enerjisiyle sınıyor. Film yeni bir şey söylemiyor ama hikayesine sinematografik açıdan sahip çıkmayı başarıyor ve sonundaki hamleyle masalsı bir karşı duruş sergiliyor. Benim bu festivalde favori filmim olmadı açıkçası ama ana jüri Bir arada Yalnız’ı hem en iyi film hem de en iyi yönetmen ödülleriyle taçlandırdı, ayrıca filmin başrol oyuncusu Fatih Al en iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi olurken İzzet’i oynayan Onur Gözeten’i Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülüyle ödüllendirdi.</p>
<p><strong> </strong>Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi Karanlıkta Islak Çalanlar bu festivalde en iyi senaryo ödülü ve kazandı. Müzik ve Film Yön jürisi ödülleri de var ayrıca. Senaryo açısından doğru bir ödül olduğunu düşünüyorum. Bu film de Bir arada Yalnız gibi başka bir çıkışsızlık noktasında yakalıyor bizleri ama işin ucunda daha trajik bir son olmadığı için daha absürt, daha komik bakabiliyoruz filmin gidişatına. Bu seçki içerisinde güçlü duran filmlerdendi açıkçası. Aslında festivaldeki filmlerin geneline baktığımızda ödüller İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz dört film  arasında paylaştırıldı diyebiliriz çoğunlukla, bu anlamda yeni filmler biraz daha dolgu gibi durdu ve ön jürinin geride bıraktığı filmler hangileriydi acaba sorusunu sordurdu. Bu arada Nuri Cihan Özdoğan’ın Ölü Köpekler Isırmaz filminin sadece SİYAD ödülü alması da ilginç, ana jürinin başka ödüller de verebileceğini düşündürten bir filmdi sonuçta!</p>
<p>Festivalde konuşulan bir diğer film, sevgi ve nefret ikileminde kalan film Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri filmiydi. Alphan Eşeli Eve Dönüş: Sarıkamış 1915 filmiyle de bizleri şaşırtmıştı, olumlu anlamda. Belki de Eşeli’nin bu filmini izlemeyenler Mutter konusunda şaşırdılar, onu özenti olmakla suçladılar ama öyle değil. Filmin elbette soru işaretleri var, Gül kimden hamile kaldı, o çocuk neden öyle doğdu gibi. Film bu soruları sormak yerine annelik duygusuna odaklanıyor, bununla birlikte erkek dünyasında kadın olma haline de! Bir nevi intikam altyapılı body horror! Festivalde bu tarz, tür filmlerine yakın bir filmle karşılaşmak beni mutlu etti öncelikle. Festivalden de hatrı sayılı ödüller kazandı, en iyi kadın oyuncu da dahil olmak üzere!</p>
<p>Bir değişik filmde Miraç Atabey imzalı Moda Evlilik’ti! Atabey olduğunu düşündüğümüz ama filmin oyuncusu olan biri çıkıp filmi fonsuz, desteksiz çektiklerini söyledi ve sonrasında yani filmin söyleşisinde Atabey’in başka biri olduğu ortaya çıktı. Biraz oyunbaz bir durumlar sunan ekip ve film deneysel formunu koruyan bir film çekmişler. Yeni evli bir çiftin genelde evde, evden bir bakışla evin önündeki özel sahilde ve dalgalı denizde çektikleri film, altı farklı tablonun canlandırılmasından ilham almış vs ama bence tablolar bir fikir ortaya çıkarması için kurulan bir denkleme benziyordu. O yüzden filmi de ayrı ayrı filmler gibi izlemeye çalıştım. Filmin önermesi modern evliliklerin ‘kavga’ üzerine kurulduğunu söylemek! Filmi değişik olarak yorumlayabiliriz, kamera açısının değişmeyen algıyla bizlere olayları gösterme isteğini anlayabiliriz ama eksik olan ‘film’ duygusunu pek de yerine koyamadım açıkçası.</p>
<p>Ve gelelim Tunç Şahin’in kendi yazıp yönettiği tiyatro oyunundan uyarlanmış olan Canavar filmine. Zaten festival başlamadan, daha filmler açıklandığında başlamıştı Canavar’a olan itirazlar. O bir film değil, tiyatro vs..  Lars Von Trier imzalı Dogville’a kadar uzanan karşılaştırmalar var ama bence Canavar o kulvarlarda değil! Metin akıcı, oyunculuklar gayet iyi ve minimal dokusu ile dikkat çekici. Ben bir tiyatro oyunu uyarlaması değil de tek mekanda geçen bir film olarak izledim. Yıllar önce yaşanan ve herkesin üzerini örttüğü bir olayın ortaya çıkma sürecinde yaşananlar ‘canavar’ kavramına açılım sağlıyor. Yönetmenin oyun ve olaya bu açıdan bakmak istediğini düşünerek izledim, ortaya tek mekana sığmasına rağmen dinamik bir iş çıkmış!</p>
<p>Festivalin bir diğer yarışma filmi olan Patates Kızartması Sinan Biçici imzası taşıyor, başrollerde Bülent Emin Parlak, Serkan Genç ve Elit Andaç Çam var. Film aynı okuldan mezun olun, birisi tiyatro birisi de dizi oyunculuğu yapan iki farklı karakterin bir dizi setinde karşılaşıp şimdiyi ve geçmişi yad etmesini anlatıyor. Hareketli kamera, uzayan, tekrarlı sahneler filmin temposunu düşürdüğü gibi filmin ana konusunun ortaya dökülmesine de izin vermiyor, oyunculuklar tam olarak ortaya çıkmıyor. Bir tutukluk vardı filmde maalesef, fikir iyi ama uygulama kısmı zayıf! Festivalden ödül alamayan filmlerden oldu.</p>
<p>Bu sene festivale ulusal yapay zeka kısa film yarışması da eklenmiş, zaten edebiyat uyarlaması uzun metraj senaryo yarışması birkaç yıldır devam ediyor ve ben bu kısmı çok değerli buluyorum…</p>
<p>Festivalde bu sene gezi de vardı, yıllar önce Yumurtalık Limanı tarafına gitmiştik, bu kez rotamız Anavarza antik kenti, Arıkan Konağı, Kozan kalesi ve Dağılcak Tabiat Parkı oldu. Adana&#8217;nın farklı yüzleriyle karşılaştık, Kozan&#8217;da birçok dizi filmin çekildiği özellikle de yakın zamanda çekilen Bir zamanlar Çukurova&#8217;nın çekildiği sokakları görme imkanı bulduk. Ben bu gezileri de değerli buluyorum, yıllardır Adana&#8217;ya geliyorum bu gezilerle Adana&#8217;nın ne kadar geniş coğrafyası, özellikleri ve verimli yanları olduğunu gözlemliyorum. Artması dileğiyle&#8230;</p>
<p>Festivalde bu sene sinema yazarı / basın olarak filmlerin biletlerine ulaşmakta zorlandığımızı belirtmek istiyorum. Ücretsiz olan gösterimlere seyircinin ilgisi çok yoğun bu çok güzel. Bizler de filmleri izlemek için ayrı bir istek ve çaba gösteriyoruz ama çoğu zaman tansiyonu yükselen sıralarda beklemek zorunda kaldık, aklımızdaki tek şey bilete ulaşma duygusu oldu ve bu hem yordu hem de gereksiz bir mesai haline geldi. En azından sinema yazarları ve basının bu filmleri izlemek durumunda olduğu gerçeği göz önünde bulundurulursa, seneye çözümün daha yapıcı ve sorunsuz olacağını düşünüyorum. Biz bilete değil bilet bize ulaşmak için çabalasın! Bir de basının bir kısmı bu sene yarım konakladı, tıpkı geçen sene Altın Portakal’da olduğu gibi! Festivalin başlamasına günler kala söylendiği için bazı arkadaşlar için hoş olmadı, zorlayıcı oldu. Belli ki festival de böyle olmasını istemiyordu, muhtemelen son dakika ortaya çıkan talihsizlikler buna sebep oldu. Bir de bence film izleyen, festivalle ilgili üretim yapan basın festivali başından sonuna takip etmeli. Yani festivaller bir yerden kısacaksa bu sinema basını, yazarları olmamalı!</p>
<p>Onun dışında festival yine kapsayıcı olmaya çalıştı, Adana dışından çok konuk vardı. Adana’da olmayı seviyorum, film izlemeyi, onlarla ilgili çıkışlarda çene patlatmayı, filmlerin dünyasını gerçek dünyanın içinde aramayı! Festivali yapan ekibe de her şeyin daha kötüye gittiği zamanlardan geçtiğimizi düşünerek önümüzdeki yıl için kocaman güç diliyorum…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/bir-arada-yalniz-ve-beklenti-icindeyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal’dan Uluslararası Özel Bölüm: “Kökler, Işık ve Kamera!”</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/altin-portakaldan-uluslararasi-ozel-bolum-kokler-isik-ve-kamera/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/altin-portakaldan-uluslararasi-ozel-bolum-kokler-isik-ve-kamera/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 07:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26666</guid>

					<description><![CDATA[63.Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin uluslararası programı kapsamında yer alan &#8220;Kökler, Işık ve Kamera!&#8221; başlıklı özel bölüm; savaşın ve işgalin gölgesinde üretmeye devam eden sinemacılara ayrıldı. 24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin uluslararası programı kapsamında &#8220;Kökler, Işık ve Kamera!&#8221; başlıklı özel bölüm sinemaseverlerle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>63.Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin uluslararası programı kapsamında yer alan &#8220;Kökler, Işık ve Kamera!&#8221; başlıklı özel bölüm; savaşın ve işgalin gölgesinde üretmeye devam eden sinemacılara ayrıldı.</strong></p>
<p>24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, Türkiye’nin en köklü film festivali Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin uluslararası programı kapsamında &#8220;Kökler, Işık ve Kamera!&#8221; başlıklı özel bölüm sinemaseverlerle buluşacak.</p>
<p>İran, Lübnan, Ukrayna ve Filistin yapımlarından oluşan seçki; ağır ve olağanüstü koşullarda sadece yaşamakla ya da hayatta kalmakla yetinmeyip sinemayı bir varoluş ve ifade alanı olarak gören yaratıcıların emeğini odağına alıyor. Bölüm, bu zorlu koşullarda sanat üretmeyi sürdüren sinemacıları kutlarken, ortaya koydukları değerli emeğin daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyor.</p>
<p>“Kökler, Işık ve Kamera!” özel bölümünde; yönetmenliğini Gleb Feldman’ın üstlendiği, Ukrayna yapımı, 79. Locarno Film Festivali’nin Geleceğin Leoparları Uluslararası Yarışma bölümünde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Another Day in the Metal Box &#8211; Metal Kutuda Sıradan Bir Gün</strong>”; yönetmenliğini Babak Khajehpasha’nın üstlendiği, İran yapımı, Fecr Film Festivali’nde En İyi Film ve oyunculuk ile yönetmenlik dallarında Jüri Özel Ödülleri dahil toplam 5 Kristal Simurg Ödülü kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>The Land of Angels &#8211; Melekler Diyarı</strong>”; yönetmenliğini Annemarie Jacir’in üstlendiği, Filistin, Birleşik Krallık, Fransa, Danimarka, Katar ve Türkiye ortak yapımı, 38. Tokyo Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film (Tokyo Grand Prix) ödülünü kazanan ve 50. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Gala seçkisinde yer alan, TRT ortak yapımı “<strong>Palestine 36 &#8211; Filistin 36</strong>”; yönetmenliğini Shorouq Al-Aila’nın üstlendiği, Filistin yapımı, Gazze Günlükleri belgesel serisinin bir parçası olan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Gazawyat: Noor &#8211; Gazze Günlükleri: Nur</strong>”; yönetmenliğini Karim Lakzadeh’nin üstlendiği, İran yapımı, Cannes ACID seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Living Twice Dying Thrice &#8211; İki Kere Yaşamak Üç Kere Ölmek</strong>”; yönetmenliğini Amirali Navaee’nin üstlendiği, İran yapımı, 54. Rotterdam Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışma bölümü olan Tiger Yarışması seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Sunshine Express &#8211; Gün Işığı Ekspresi</strong>”; yönetmenliğini Isabelle Mecattaf’ın üstlendiği, Lübnan ve Bulgaristan ortak yapımı, dünya gösterimini 50. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yapan, 48. Clermont-Ferrand Uluslararası Kısa Film Festivali seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Not Scared, Just Sad &#8211; Korkmuyorum, Üzgünüm</strong>”; yönetmenliğini Marie-Rosa Osta’nın üstlendiği, Fransa, Romanya ve Lübnan ortak yapımı, 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Kısa Film dalında Altın Ayı kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Someday, A Child &#8211; Bir Gün Bir Çocuk</strong>”; yönetmenliğini Vahid Mazraeh’nin üstlendiği, İran yapımı, Golden Grape Uluslararası Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ve Özel Mansiyon kazanan, Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Out of Tune &#8211; Nâsaz</strong>”; yönetmenliğini Ali Andarz’ın üstlendiği, İran yapımı, 11. Jaffna Uluslararası Film Festivali seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Hanieh &#8211; Haniye</strong>”; yönetmenliğini Yazdan Tabrizi’nin üstlendiği, İran yapımı, dünya gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>No Sight No Sound &#8211; Ne Ses Ne Seda</strong>”; yönetmenliğini Dima El-Horr’un üstlendiği, Lübnan, Fransa ve Suudi Arabistan ortak yapımı, Vision du Réel Uluslararası Belgesel Film Festivali’nden ZONTA Yaratıcı Destek Ödülü’nü kazanan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>And the Fish Fly Above Our Heads &#8211; Ve Balıklar Tepemizden Uçtu</strong>” ile yönetmenliğini Mykola Zasieiev’in üstlendiği, Ukrayna ve Fransa ortak yapımı, 48. Clermont-Ferrand Uluslararası Kısa Film Festivali seçkisinde yer alan ve Türkiye’de ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek olan “<strong>Easter Day &#8211; Paskalya Günü</strong>” filmleri izleyiciyle buluşacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/05/altin-portakaldan-uluslararasi-ozel-bolum-kokler-isik-ve-kamera/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana Altın Koza’nın kazananları belli oldu: En İyi Film “Bir Arada Yalnız”</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/04/adana-altin-kozanin-kazananlari-belli-oldu-en-iyi-film-bir-arada-yalniz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/04/adana-altin-kozanin-kazananlari-belli-oldu-en-iyi-film-bir-arada-yalniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 16:22:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26659</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin kazananları açıklandı. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmi En İyi Film seçilirken, Yılmaz Güney Ödülü de Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmine verildi. Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda ise En İyi Senaryo Ödülü Gonca Gülbey’in “Dünyanın Öbür Ucunda” adlı projesinin oldu. En İyi Belgesel Ödülü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="33">
<li><strong> Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>’nin kazananları açıklandı. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong> filmi En İyi Film seçilirken, Yılmaz Güney Ödülü de <strong>Banu Sıvacı</strong>’nın <strong>“</strong><strong>Günyüzü”</strong> filmine verildi. Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda ise En İyi Senaryo Ödülü Gonca Gülbey’in <strong>“</strong><strong>Dünyanın Öbür Ucunda”</strong> adlı projesinin oldu. En İyi Belgesel Ödülü Aylin Kuryel’in <strong>“</strong><strong>Stella ile 8 Mart”</strong> filmine giderken, Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan Radheya Jang’ın <strong>“</strong><strong>Trading Cards</strong><strong>”</strong> filmi, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda ise Halil Tanışan’ın <strong>“</strong><strong>Otel”</strong> filmi En İyi Film Ödülü’nü kazandı.</li>
</ol>
<p>Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen <strong>33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Büyük Kapanış ve Ödül Töreni ile sona erdi. Sunuculuğunu <strong>Jülide Ateş </strong>ile <strong>Volkan Severcan</strong>’ın yaptığı gecede, ödüller sahiplerini buldu.</p>
<p><strong>En </strong><strong>İyi Film: Bir Arada Yalnız </strong></p>
<p><strong>Zuhal Olcay</strong> başkanlığında; <strong>Ayça Ç</strong><strong>ift</strong><strong>çi</strong>, <strong>Erdem Tepeg</strong><strong>ö</strong><strong>z</strong>, <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>khan Tiryaki</strong>, <strong>Nilgün Öneş</strong>, <strong>Salih Bademci </strong>ve <strong>Şebnem Bozoklu</strong>’dan oluşan Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinin büyük ödülü <strong>Ali Vatansever</strong>’in yönettiği <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong> filmine gitti. <strong>Ali Vatansever </strong>aynı zamanda En İyi Yönetmen seçilerek geceden iki büyük ödülle ayrıldı.</p>
<p>Yarışmada Yılmaz Güney Ödülü <strong>Banu Sıvacı</strong>’nın <strong>“</strong><strong>Günyüzü” </strong>filmine verilirken, Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü ise <strong>Mira</strong><strong>ç Atabey</strong>’in <strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”</strong> filmine gitti. <strong>Adana İzleyici Ödülü</strong> de salondaki sinemaseverlerin oylarıyla Tunç Şahin’in yönettiği <strong>“</strong><strong>Canavar”</strong> filminin oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26661 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-1024x683.jpeg" alt="" width="681" height="454" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-1536x1024.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-2048x1365.jpeg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_En-Iyi-Kadin-Oyuncu-Odulu-01-1920x1280.jpeg 1920w" sizes="auto, (max-width: 681px) 100vw, 681px" /></p>
<p><strong>En </strong><strong>İyi Kadın Oyuncu Hazar Ergüçlü</strong><strong>, En </strong><strong>İyi Erkek Oyuncu Fatih Al</strong></p>
<p>Oyunculuk kategorilerinde de güçlü performanslar öne çıktı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, <strong>“</strong><strong>Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri”</strong> filmindeki rolüyle <strong>Hazar Ergüçlü</strong>’ye verilirken, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong>daki performansıyla <strong>Fatih Al</strong>’ın oldu.</p>
<p>Yardımcı oyuncu ödüllerinde kadınlarda <strong>“</strong><strong>Günyüzü”</strong> filmindeki rolüyle<strong> Asena Hotamış</strong>, erkeklerde ise yine <strong>“</strong><strong>Günyüzü”</strong> ile <strong>Süleyman Kadim Kabaali</strong> ödüle değer görüldü. Festivalin genç yeteneklere adanan Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü <strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”</strong>teki performansıyla <strong>Ege Damato</strong><strong>ğlu</strong>’na, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü ise “Bir Arada Yalnız”daki rolüyle <strong>Onur G</strong><strong>ö</strong><strong>zeten</strong>’e sunuldu.</p>
<p><strong>Teknik dallarda </strong><strong>“</strong><strong>Mutter</strong><strong>” ve </strong><strong>“</strong><strong>Karanlıkta Islık Çalanlar” öne çıktı</strong></p>
<p>En İyi Senaryo Ödülü’nü <strong>“</strong><strong>Karanlıkta Islık Çalanlar”</strong> filminin yazarları <strong>Pınar Yorgancıoğlu </strong>ve <strong>Emre Gü</strong><strong>lcan</strong> kazandı. Filmin müziklerini besteleyen <strong>Alican </strong><strong>Çamcı</strong> da En İyi Müzik Ödülü’ne değer bulundu.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri”</strong> filmi teknik kategorilerde geceye damgasını vurarak En İyi Görüntü Yönetmeni (<strong>Özkan Karak</strong><strong>ö</strong><strong>se</strong>), En İyi Kurgu (<strong>Mesut Ulutaş</strong>) ve En İyi Sanat Yönetmeni (Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama, Yener Kaplan) ödüllerinin sahibi oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26662 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-1024x683.jpeg" alt="" width="666" height="444" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-1536x1024.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-2048x1365.jpeg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Film-Yon-En-Iyi-Yonetmen-Odulu-1920x1280.jpeg 1920w" sizes="auto, (max-width: 666px) 100vw, 666px" /></p>
<p><strong>SİYAD ve FİLM-YÖN’den ödüller</strong></p>
<p>Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Jürisi değerlendirmesi sonucunda SİYAD En İyi Film Ödülü Nuri Cihan Özdoğan’ın <strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”</strong> filmine verildi. Film Yönetmenleri Derneği (FİLM-YÖN) Jürisi ise En İyi Yönetmen Ödülü’nü Pınar Yorgancıoğlu’nun <strong>“</strong><strong>Karanlıkta Islık Çalanlar”</strong> ile Ali Vatansever’in <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong> filmleri arasında paylaştırdı.</p>
<p><strong>Uyarlama Senaryo Ödülü:</strong><strong> “</strong><strong>Dünyanın Öbür Ucunda”</strong></p>
<p>Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda En İyi Senaryo Ödülü, Gonca Gülbey’in “Karadutun Ölümü” adlı kendi öyküsünden uyarladığı <strong>“</strong><strong>Dünyanın Öbür Ucunda”</strong> projesine verildi. Yarışmada Jüri Özel Ödülü, Selahaddin Eyüp Tan ve Eylem Ata’nın, Eylem Ata’nın “Uzak Değil” adlı öyküsünden uyarladığı <strong>“</strong><strong>Kaçak Elektrik”</strong> senaryosuna giderken; RED Kamera &amp; Provid iş birliğiyle sunulan <strong>RED Kamera Kullanım Destek Ödülü</strong> de yapım sürecine katkı sağlamak amacıyla <strong>“</strong><strong>Dünyanın Öbür Ucunda”</strong> senaryosuna layık görüldü.</p>
<p><strong>En </strong><strong>İ</strong><strong>yi Belgesel: Stella </strong><strong>İ</strong><strong>le 8 Mart</strong></p>
<p><strong>Ecevit Kılıç</strong>, <strong>Evrim Kaya</strong>, <strong>Sibel Karakurt </strong>ve <strong>Rezan Yeş</strong><strong>ilba</strong><strong>ş</strong>’tan oluşan Ulusal Belgesel Film Yarışması jürisinin değerlendirmesi sonucunda <strong>Aylin Kuryel</strong>’in <strong>“</strong><strong>Stella ile 8 Mart”</strong> filmi En İyi Belgesel seçildi. <strong>Sezen Kayhan</strong> imzalı <strong>“</strong><strong>Mor Menekşeli Kadınlar”</strong> ise Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu.</p>
<p><strong>Kı</strong><strong>sa Film </strong><strong>ve Öğrenci Yarışmaları kazananları</strong></p>
<p>Kısa film kategorilerinde de dikkat çekici yapımlar öne çıktı. Yönetmen ve sanatçı <strong>Alkan Avcıoğlu</strong>, oyuncu <strong>Ezgi Çelik</strong> ile yönetmen ve senarist <strong>Umut Suba</strong><strong>şı</strong>’dan oluşan Ulusal Kısa Film Yarışması ve Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması Jürisi; yönetmen<strong> Joaqu</strong><strong>í</strong><strong>n del Paso</strong>, yönetmen <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>zde Kural</strong> ve oyuncu<strong> Kaan Urgancıoğlu</strong>’dan oluşan Uluslararası Kısa Film Yarışması Jürisi ile oyuncu <strong>Kubilay Aka</strong>, yönetmen <strong>Özkan Çelik </strong>ve yapımcı <strong>Yamaç Okur</strong>’dan oluşan Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması Jürisi’nin değerlendirmeleriyle kısa film kategorilerinin kazananları belirlendi.</p>
<p>Ulusal Kısa Film Yarışması’nda <strong>Halil Tanışan</strong>’ın yönettiği <strong>“</strong><strong>Otel” </strong>En İyi Film seçilirken, Jüri Özel Ödülü <strong>Dalya Keleş</strong>’in <strong>“</strong><strong>Yerçekimi”</strong> adlı kısasına verildi. Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarışması’nda ise En İyi Film Ödülü’nü <strong>Çağatay D</strong><strong>ö</strong><strong>rty</strong><strong>ıldız</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Başka Türlü”</strong> filmi kazandı.</p>
<p>Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan <strong>Radheya Jang</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Trading Cards</strong><strong>”</strong> filmi En İyi Film Ödülü’nü kazanırken, <strong>Quenton Miller</strong>’ın<strong> “</strong><strong>Koki, Ciao</strong><strong>”</strong> ve <strong>Samir Syriani</strong>’nin <strong>“</strong><strong>What If They Bomb Here Tonight?</strong><strong>” </strong>filmleri Jüri Özel Ödülü’nü paylaştı.</p>
<p>Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda dört farklı dalda birincilik ödülleri dağıtıldı. Kurmacada <strong>Alp Kaan Akkaya</strong>’nın <strong>“</strong><strong>Boşluğun Sesi”</strong>, belgeselde <strong>Enes </strong><strong>Öztürk</strong>’ün <strong>“</strong><strong>Tekno Çoban”</strong>, canlandırmada <strong>Daria Ekimova </strong>ve <strong>Deniz Depecik</strong>’in <strong>“</strong><strong>Tabula Rasa”</strong>, deneyselde ise<strong> Nehir </strong><strong>Ü</strong><strong>stündağ</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Yanına D</strong><strong>ö</strong><strong>nmeden Ö</strong><strong>nce G</strong><strong>ö</strong><strong>rdüğüm Her Şey”</strong> filmleri En İyi Film Ödülü’nü aldı.</p>
<p>Öğrenci yarışmasında ayrıca <strong>Selçuk Kaan Salk</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Uslu</strong><strong>” </strong>(Kurmaca), <strong>Ulviye Aleyna Sarıgül</strong>’ün <strong>“</strong><strong>Akgün” </strong>(Belgesel), <strong>Metin Konar</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Islak K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler”</strong> (Deneysel), <strong>Zeynep Sude Yavuz</strong>’un <strong>“</strong><strong>Drip</strong><strong>”</strong> (Canlandırma) ile <strong>Rumeysa Bora</strong>,<strong> Şevval Benkli</strong>, <strong>Zeynep Ramadani </strong>ve <strong>Ceren Yıldızhan</strong>’ın <strong>“</strong><strong>Bilemiyorum Aysel”</strong> (Canlandırma) filmlerine Jüri Özel Ödülü verildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-26663 " src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-1024x683.jpeg" alt="" width="674" height="449" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-1536x1024.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-2048x1365.jpeg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-150x100.jpeg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2026/10/AdanaFF-2026_Kapanis-ve-Odul-Toreni-05-1920x1280.jpeg 1920w" sizes="auto, (max-width: 674px) 100vw, 674px" /></p>
<ol start="33">
<li><strong><u> ADANA ALTIN KOZA F</u></strong><strong><u>İLM FESTİVALİ YARIŞMALAR &amp; ÖD</u></strong><strong><u>ÜLLER</u></strong></li>
</ol>
<p><strong><u>Ulusal Uzun Metraj Film Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Film Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 4.000.000,00 TL): </strong>Bir Arada Yalnız (Yön: Ali Vatansever)</li>
<li><strong>Y</strong><strong>ılmaz Gü</strong><strong>ney </strong><strong>Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 750.000,00 TL): </strong>Günyüzü (Yön: Banu Sıvacı)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Y</strong><strong>ö</strong><strong>netmen Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL):</strong> Ali Vatansever (Bir Arada Yalnız)</li>
<li><strong>Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL): </strong>Moda Evlilik (Yön: Miraç Atabey)</li>
<li><strong>Adana İzleyici Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 300.000,00 TL): </strong>Canavar (Yön: Tunç Şahin)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Senaryo Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Pınar Yorgancıoğlu, Emre Gülcan (Karanlıkta Islık Çalanlar)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Hazar Ergüçlü (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Fatih Al (Bir Arada Yalnız)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi G</strong><strong>ö</strong><strong>rüntü </strong><strong>Y</strong><strong>ö</strong><strong>netmeni Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Özkan Karaköse (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Sanat Y</strong><strong>ö</strong><strong>netmeni Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama, Yener Kaplan (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri)</li>
<li><strong>Ayhan Ergürsel </strong><strong>En </strong><strong>İyi Kurgu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): </strong>Mesut Ulutaş (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Müzik Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL):</strong> Alican Çamcı (Karanlıkta Islık Çalanlar)</li>
<li><strong>Yardımcı </strong><strong>Rolde En </strong><strong>İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 50.000,00 TL): </strong>Asena Hotamış (Günyüzü)</li>
<li><strong>Yardımcı </strong><strong>Rolde En </strong><strong>İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 50.000,00 TL): </strong>Süleyman Kadim Kabaali (Günyüzü)</li>
<li><strong>Tü</strong><strong>rkan </strong><strong>Ş</strong><strong>oray Umut Veren Gen</strong><strong>ç Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli): </strong>Ege Damatoğlu (Moda Evlilik)</li>
<li><strong>Umut Veren Gen</strong><strong>ç Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli):</strong> Onur Gözeten (Bir Arada Yalnız)</li>
<li><strong>SİYAD En İyi Film Ödülü (SİYAD Ödül Plaketi):</strong> Ölü Köpekler Isırmaz (Yön: Nuri Cihan Özdoğan)</li>
<li><strong>Film-Y</strong><strong>ö</strong><strong>n En </strong><strong>İyi Y</strong><strong>ö</strong><strong>netmen Ödülü </strong><strong>(Film-Y</strong><strong>ö</strong><strong>n Ödül Plaketi):</strong> Pınar Yorgancıoğlu (Karanlıkta Islık Çalanlar) &amp; Ali Vatansever (Bir Arada Yalnız)</li>
</ul>
<p><strong><u>Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Senaryo Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 250.000,00 TL):</strong> Dünyanın Öbür Ucunda (Gonca Gülbey)</li>
<li><strong>Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 75.000,00 TL):</strong> Kaçak Elektrik (Selahaddin Eyüp Tan, Eylem Ata)</li>
<li><strong>RED Kamera Kullanım Destek Ödülü:</strong> Dünyanın Öbür Ucunda (Gonca Gülbey)</li>
</ul>
<p><strong><u>Ulusal Belgesel Film Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Belgesel Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL): </strong>Stella ile 8 Mart (Yön: Aylin Kuryel)</li>
<li><strong>Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 100.000,00 TL):</strong> Mor Menekşeli Kadınlar (Yön: Sezen Kayhan)</li>
</ul>
<p><strong><u>Uluslararası Kısa Film Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Film Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 150.000,00 TL): </strong>Trading Cards (Yön: Radheya Jang)</li>
<li><strong>Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL):</strong> Koki, Ciao (Yön: Quenton Miller), What If They Bomb Here Tonight? (Yön: Samir Syriani)</li>
</ul>
<p><strong><u>Ulusal Kısa Film Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Film Ödülü (Ödül Plaketi ve 150.000,00 TL): </strong>Otel (Yön: Halil Tanışan)</li>
<li><strong>Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): </strong>Yerçekimi (Yön: Dalya Keleş)</li>
</ul>
<p><strong><u>Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Film Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL):</strong> Başka Türlü (Yön: Çağatay Dörtyıldız)</li>
</ul>
<p><strong><u>Ulusal Öğrenci Filmleri Yarış</u></strong><strong><u>mas</u></strong><strong><u>ı</u></strong></p>
<ul>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Kurmaca Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): </strong>Boşluğun Sesi (Yön: Alp Kaan Akkaya)</li>
<li><strong>Kurmaca Jüri Özel Ödülü:</strong> Uslu (Yön: Selçuk Kaan Salk)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Belgesel Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL):</strong> Tekno Çoban (Yön: Enes Öztürk)</li>
<li><strong>Belgesel Jüri Özel Ödülü:</strong> Akgün (Yön: Ulviye Aleyna Sarıgül)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Canlandı</strong><strong>rma Film (</strong><strong>Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): </strong>Tabula Rasa (Yön: Daria Ekimova, Deniz Depecik)</li>
<li><strong>Canlandı</strong><strong>rma J</strong><strong>üri Özel Ödülü:</strong> Drip (Yön: Zeynep Sude Yavuz), Bilemiyorum Aysel (Yön: Rumeysa Bora, Şevval Benkli, Zeynep Ramadani, Ceren Yıldızhan)</li>
<li><strong>En </strong><strong>İyi Deneysel Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL):</strong> Yanına Dönmeden Önce Gördüğüm Her Şey (Yön: Nehir Üstündağ)</li>
<li><strong>Deneysel Jüri Özel Ödülü:</strong> Islak Köpekler (Yön: Metin Konar)</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/04/adana-altin-kozanin-kazananlari-belli-oldu-en-iyi-film-bir-arada-yalniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana Altın Koza’da Onur Ödülleri sahiplerini buldu! 7. Günde Ferzan Özpetek Masterclass’ı ve “Patates Kızartması” ile “Beklenti”ye dünya prömiyeri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/10/02/adana-altin-kozada-onur-odulleri-sahiplerini-buldu-7-gunde-ferzan-ozpetek-masterclassi-ve-patates-kizartmasi-ile-beklentiye-dunya-promiyeri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/10/02/adana-altin-kozada-onur-odulleri-sahiplerini-buldu-7-gunde-ferzan-ozpetek-masterclassi-ve-patates-kizartmasi-ile-beklentiye-dunya-promiyeri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 10:17:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26655</guid>

					<description><![CDATA[Adana Altın Koza Film Festivali, yedinci gününde usta yönetmen Ferzan Özpetek’in Masterclass etkinliğine, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Patates Kızartması” ve “Beklenti” filmlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapıyor. Dün Vahide Perçin ile Ferzan Özpetek’e Onur Ödülleri’nin takdim edildiği görkemli töreni, “Ölü Köpekler Isırmaz” ile “Moda Evlilik” prömiyerleri ve 25. yılına özel “Hiçbiryerde” söyleşisini geride bırakan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="33">
<li><strong> Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, yedinci gününde usta yönetmen <strong>Ferzan Özpetek</strong>’in Masterclass etkinliğine, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda <strong>“</strong><strong>Patates K</strong><strong>ızartması”</strong> ve <strong>“</strong><strong>Beklenti”</strong> filmlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapıyor. Dün <strong>Vahide Perçin</strong> ile <strong>Ferzan Özpetek</strong>’e Onur Ödülleri’nin takdim edildiği görkemli töreni, <strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”</strong> ile<strong> “</strong><strong>Moda Evlilik” </strong>prömiyerleri ve 25. yılına özel <strong>“</strong><strong>Hiçbiryerde”</strong> söyleşisini geride bırakan festivalde heyecan; yarın akşam <strong>Çukurova </strong><strong>Ü</strong><strong>niversitesi Kongre Merkezi</strong>’nde gerçekleşecek <strong>Kapanış Gecesi ve Büyük Ödü</strong><strong>l T</strong><strong>ö</strong><strong>reni</strong>’yle devam edecek.<strong>33.Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, yedinci gününde <strong>Esas 01 Burda AVM CinemaPink </strong>salonlarında zengin gösterimler, söyleşiler ve yarışma heyecanlarıyla devam ediyor. Festivalin yedinci gününde Ulusal Uzun Metraj yarışma filmleri son kez jüri ve seyirci karşısına çıkarken; ustalık sınıfları ve akademi panelleri sinemaseverleri bir araya getiriyor.</li>
</ol>
<p><strong>Festivalde Bugün: Ferzan Özpetek Masterclass’ı ve Dünya Pr</strong><strong>ö</strong><strong>miyerleri</strong></p>
<p>Festival coşkusu bugün usta sinemacıların buluşmaları ve son yarışma prömiyerleriyle süratle devam ediyor. Günün en heyecan verici buluşmalarından biri olarak saat <strong>12:00</strong>’de Esas 01 Burda AVM CinemaPink Salon 2’de dünya sinemasının usta ismi <strong>Ferzan Özpetek Ustalık Sınıfı </strong><strong>(Masterclass)</strong> etkinliği gerçekleşiyor. Usta yönetmen, sinema yolculuğunu, ilham kaynaklarını ve yönetmenlik deneyimlerini Adanalı sinemaseverlerle paylaşıyor. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında saat <strong>17:30</strong>’da <strong>“</strong><strong>Patates K</strong><strong>ızartması”</strong> ve saat <strong>20:30</strong>’da <strong>“</strong><strong>Beklenti”</strong> filmleri jüri ve seyirci karşısına çıkarak dünya prömiyerlerini gerçekleştiriyor.</p>
<p><strong>Çukurova Altın Koza Akademi</strong> bünyesinde bugün saat 10:30’da Başar Önder, Diğdem Sezen ve Ramin Matin’in katılımıyla <strong>“</strong><strong>Kamera Kimin Elinde? Sinema ile Oyun Arasında Anlatı, Ses ve Deneyim” </strong>paneli; saat 13:00’te ise Jee-hee WOO katılımıyla <strong>“</strong><strong>Sü</strong><strong>per IP Pororo</strong><strong>’</strong><strong>nun Büyü</strong><strong>me Hik</strong><strong>âyesi ve Başarı Stratejisi: Kore Film ve Animasyon Sekt</strong><strong>ö</strong><strong>ründe Yapay Zekâ Politikalarına Genel Bakış” </strong>sunumu düzenleniyor. Programda ayrıca Güney Kore Animasyon Evreni seçkileri ve Öğrenci Kısa Film Yarışması’nın Deneysel ile Kurmaca seçkileri izlenebiliyor.</p>
<p><strong>Vahide Perçin ve Ferzan Özpetek</strong><strong>’</strong><strong>e Onur Ödülleri</strong></p>
<p>Gecenin açılış konuşmasını yapan Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili <strong>Güng</strong><strong>ö</strong><strong>r Ge</strong><strong>çer</strong>, Adana ile sinema arasındaki yarım asrı aşan köklü bağa dikkat çekerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Adana hikâyesi olan bir şehir. Sokaklarında gezdiğimizde de insanlarıyla sohbet ettiğimizde de sinema ruhunu hissedersiniz. Altın Koza da tam olarak bu ruhun sonucunda ortaya çıkmış köklü bir festivaldir. Bu akşam bu salonda bulunma nedenimiz, hayatlarını sinemaya adamış, bizleri beyazperdenin karşısında derin duygulara sürüklemiş iki usta sanatçımıza şükranlarımızı sunmaktır. Kendine has zarif sinema diliyle büyük usta Ferzan Özpetek… Sinemayla kurduğu evrensel köprü için kendisine minnettarız. Vahide Perçin ise sahneye ve kameraya attığı her adımda duruşuyla, samimiyetiyle ve karakterlere verdiği ruhla içimizden biri olmayı başardı. Bugün bu salonu dolduran genç sinemaseverlerin Ferzan Özpetek ve Vahide Perçin gibi ustalardan ilham alarak yarın çok daha güzel filmler çekeceklerine yürekten inanıyorum”.</p>
<p><strong>Vahide Perç</strong><strong>in: </strong><strong>“</strong><strong>Bu </strong><strong>ö</strong><strong>dülü onuruyla yaşayan insanlara adıyorum”</strong></p>
<p>Törende, usta oyuncu <strong>Vahide Perçin</strong>’in Adana Devlet Tiyatrosu’ndaki ilk yıllarından sinema ve televizyondaki unutulmaz rollerine uzanan kariyer kesitleri sunuldu. Perçin’in “İlk Aşk” (2006) filmindeki performansıyla 14. Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü aldığı hatırlatıldı.</p>
<p>Onur Ödülü’nü Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili <strong>Güng</strong><strong>ö</strong><strong>r Ge</strong><strong>çer</strong> ile Festival Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Menderes Samanc</strong><strong>ılar</strong>’ın elinden alan <strong>Vahide Perçin</strong>, salonda büyük bir coşkuyla karşılandı. Adana sevgisini ve ödülün kendisinde yarattığı derin sorumluluk hissini dile getiren Perçin, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Burada olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Adana sevgimi beni tanıyanlar bilir. Canım Adana’mızın festivali yıllarca sürsün. Bu o kadar gurur verici bir şey ki burada olmak, bu festivalde böyle bir ödül almak… Bu ödülü bana canım Nebil Özgentürk müjdelediğinde çok korktum gerçekten. Çünkü Onur Ödülü, baktığınız zaman hayatınızdaki katmanları tam layığıyla doldurmanızı gerektiren bir ödül. Dönüp arkama baktım; &#8216;Bunların hepsini yaptım mı ben, hak ediyor muyum bunu?&#8217; diye. Sonra dedim ki; bu ülkede öyle onursuzluklar var ki, ben de herhalde bir vatandaş olarak bunu hak etmişimdir. Bu ödülü ben, içeride dışarıda onuruyla yaşayanlara tanıklık etmiş biri olarak, onuruyla yaşayan insanlara adıyorum. Bir işçi olarak onuruyla yaşamış babama adıyorum. Tüm Yeşilçam’ın emekçi sanatçılarına, ekiplerine adıyorum. Ben bu ödülü ustam olan, her zaman çırağı olmaktan gurur duyduğum Rıza Tüzün’ün onurlu yaşamına adıyorum”.</p>
<p><strong>Ferzan Özpetek: </strong><strong>“</strong><strong>Bu </strong><strong>ö</strong><strong>dülü kadınlara adıyorum”</strong></p>
<p>Gecenin ikinci Onur Ödülü, İstanbul’dan Roma’ya uzanan sanat yaşamı ve “<em>Hamam”</em>, “<em>Harem Suare</em><em>”</em>, “<em>Cahil Periler”</em>, “<em>Karşı Pencere”</em>, “<em>Serseri Mayınlar”</em> gibi filmleriyle uluslararası başarıya imza atan usta yönetmen <strong>Ferzan Özpetek</strong>’e verildi.</p>
<p>Özpetek’e Onur Ödülü’nü Festival Onursal Başkanı ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Zeydan Karalar</strong> takdim etti. Karalar konuşmasında, Altın Koza’nın yalnızca bir film festivali değil, Adana’nın hikâye anlatma geleneğinin bir parçası olduğunu belirterek; Özpetek sinemasının insanı merkezine alan, yalnızlığı ve yaşamın tüm renklerini kucaklayan evrensel diline teşekkür etti. Karalar ayrıca konuşmasının sonunda Mersin’deki belediye başkanlarına yönelik gözaltılara da değinerek tutuksuz yargılanmanın esas olduğunu vurgulayıp belediye başkanlarına selamlarını iletti.</p>
<p>Ödülünü alırken salondan büyük alkış toplayan <strong>Ferzan Özpetek</strong>, “O kadar çok söyleyeceğim şey var ki. Söyledikten sonra buradan sonra nereye gideceğim belli olmaz. Onun için susuyorum. Susmak çok güzel oluyor bu şekilde” diyerek espri yaptı. İlk filmi “Hamam”da rol alan usta oyuncu Halil Ergün’ü salonda görmekten duyduğu mutluluğu da paylaşan Özpetek, “Halil’i gördüm biraz önce. Benim ilk filmimde oynayan… Hep sanatçı olarak ona teşekkür borçluyum. Bu ödülü dünyanın en önemli varlıkları olan kadınlara adıyorum” sözleriyle geceye damgasını vurdu.</p>
<p><strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”: Karataş’tan İtalya ve Mısır</strong><strong>’</strong><strong>a uzanan bir sistem ve dostluk hikâyesi</strong></p>
<p>Festivalde dün, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında yönetmen Nuri Cihan Özdoğan’ın imzasını taşıyan <strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”</strong> filminin gösterimi ve söyleşisi gerçekleşti. Söyleşiye yönetmen ve senarist <strong>Nuri Cihan Özdoğan</strong>, başrol oyuncusu <strong>Kemal Burak Alper</strong>, oyuncu <strong>Burak Can Doğan</strong>, kurgucu <strong>Hakan Çelik</strong>, sanat yönetmeni <strong>Cansel Kılınçcı</strong>, görüntü yönetmeni <strong>Mustafa Yeşilova</strong>, müzik bestecisi <strong>Nuri Oğuz Özdoğan </strong>ve yapımcı <strong>Kaan Özdoğan </strong>katıldı.</p>
<p>Adana Karataş’taki lunapark ve yasa dışı plastik atık ithalatı gerçeğinden yola çıktığını belirtip sinematografik mutfaktaki ekip dayanışmasını vurgulayan yönetmen <strong>Nuri Cihan Özdoğan</strong>, “Fikir 3-4 yıl önce aklıma gelmişti. İsmet ve Dogo üzerinden bir suç hikâyesi anlatmak isterken, arkadaşlığın çürümesi durumu ile yasa dışı atık ithalatı gerçeğini birleştirdik. Klişelerden kaçınmak yerine onları dönüştürmeyi seçtim; John Steinbeck’in &#8216;Fareler ve İnsanlar&#8217; eserindeki dostluk ilişkisi temel referanslarımdan biriydi. Dostluğun sistem nedeniyle bozulması zamandan ve mekândan bağımsız evrensel bir meseledir” dedi.</p>
<p>Dogo karakterini canlandıran <strong>Burak Can Doğan</strong>, “Karakterimi kötü bir insan olarak oynamadım; sistem içinde var olmaya çalışan, doğduğu çevrede gördüğü davranış biçimini uygulayan bir genç” derken; İsmet rolündeki <strong>Kemal Burak Alper</strong>, “Gençler içinde bulundukları sistemlerin tavırlarını farkında olmadan miras alıyorlar; çile çeken bu çocuklar adına yüreğimizi koyarak oynadık” ifadelerini kullandılar.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”: Çağdaş ilişkiler, iletişimsizlik ve biçimsel bir meydan okuma</strong></p>
<p>Günün bir diğer yarışma filmi olan Miraç Atabey imzalı <strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”</strong> gösterimi sonrasında; yönetmen, yapımcı, müzisyen ve görüntü yönetmeni <strong>Mira</strong><strong>ç Atabey</strong>, yapımcı, senarist ve yardımcı yönetmen<strong> Emre Halisdemir</strong>, ortak yapımcı <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>khan Barış</strong>, oyuncular <strong>Emrah Gülşen</strong>, <strong>Hasibe Ege Damatoğlu</strong>, <strong>Esra Ece Kuleci</strong>, <strong>Mustafa Alptekin</strong> ve yapım amiri <strong>Y</strong><strong>ılmaz Atabey</strong>’in katılımıyla zihinsel olarak zorlayıcı ve interaktif bir söyleşi gerçekleşti.</p>
<p>Sabit kamera, kesintisiz uzun planlar ve karakterlerin yüzlerine yaklaşmayan mesafeli biçimsel tercihlerini anlatan yönetmen <strong>Mira</strong><strong>ç Atabey</strong>, “Seyirciyi sürekli gözlemci olmaya zorlayan bir yapı kurguladık. 28 dakikalık tek plan sahnede oyuncularımıza senaryoyu vermeden, duruma dair direktiflerle anlık performanslar aldık. Bu kadar uzun sekansta amatör oyunculardan duygu sahteliği üretmeden bu performansı almak büyük bir başarı. Şablon kalıplardan uzaklaşarak özgür kaldığımızda ortaya böyle bir iş çıkıyor” dedi.</p>
<p>Mert karakterine hayat veren <strong>Emrah Gülşen</strong>, “Mert&#8217;in en büyük sıkıntısı hayallerine karışılması ve müdahale edilmesi. Özgür bırakılsa problem çıkaracak biri değil” derken; oyuncu ve yardımcı yönetmen <strong>Hasibe Ege Damatoğlu</strong>, “Toplumda duyulmayan, bastırılan duygularla büyüyoruz. Tartışabilmek, duyguyu ortaya koyabilmek evlilikte iletişimin bir parçası” değerlendirmesinde bulundu. Oyuncu <strong>Esra Ece Kuleci</strong> ise modern evliliklerdeki açık iletişim çabası ve çatışmaları yansıtmanın önemine değindi. Söyleşide seyirciler, filmin cesur gözlemci dilini ve ilişkilerdeki iletişim sorgulamasını yoğun şekilde tartıştı</p>
<p><strong>“</strong><strong>Hiçbiryerde”nin 25. Yılı </strong></p>
<p>Festivalin dünkü en özel ve duygu dolu oturumlarından biri de Çukurova Altın Koza Akademi bünyesinde düzenlenen <strong>“</strong><strong>Hiçbiryerde 25. Yıl Özel S</strong><strong>ö</strong><strong>yleşisi”</strong> oldu. Zeynep Ünal moderatörlüğünde gerçekleşen panele filmin yönetmeni <strong>Tayfun Pirselimoğlu</strong>, başrol oyuncusu <strong>Zuhal Olcay</strong>, sanat yönetmeni <strong>Natali Yere</strong>s ve yapımcı<strong> Zeynep Atakan</strong> katıldı.</p>
<p>Sinemamızın mihenk taşlarından biri olan filmin 25 yıllık yolculuğunun masaya yatırıldığı söyleşide, kayıp oğlunu arayan bir annenin tren garları, bürokrasi ve belirsizlikler arasında geçen çileli arayışının sinematografik katmanları ele alındı. Yönetmen <strong>Tayfun Pirselimoğlu</strong>, filmin çeyrek asır önce hangi toplumsal ve kişisel hafızadan doğduğunu, trenlerin ve mekânların anlatıdaki simgesel ağırlığını aktarırken; başrol oyuncusu <strong>Zuhal Olcay</strong>, Şükran karakterine hayat verirken kurduğu duygusal bağı, sessizliğin ve bekleyişin oyunculuktaki derin karşılığını paylaştı. Sanat yönetmeni <strong>Natali Yeres</strong> ve yapımcı <strong>Zeynep Atakan</strong> ise 90&#8217;ların sonu ve 2000&#8217;lerin başındaki bağımsız sinema üretimi koşullarını, filmin görsel atmosferini yaratırken karşılaşılan zorlukları ve <strong>“Hiçbiryerde”</strong>nin geçen 25 yıla rağmen eskimemiş, aksine daha da güçlenmiş zamansız sinema dilini sinemaseverlerle paylaştı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ve sinema konuşuldu</strong></p>
<p><strong>Çukurova Altın Koza Akademi</strong>’de dün gerçekleşen yapay zekâ odaklı iki panel sektörün geleceğine ışık tuttu:</p>
<p><strong>“</strong><strong>Yapay Zekâ </strong><strong>ve Sineman</strong><strong>ın Geleceği”:</strong> <strong>Tuba Büdüş</strong> moderatörlüğünde, Türkiye’nin yapay zekâyla film üreten öncü isimleri<strong> Vikki Bardot (Gizem Avcıoğlu) </strong>ve <strong>Alkan Avcıoğlu</strong> deneyimlerini aktardı. Almanya Cottbus Film Festivali ana yarışmasına seçilen ilk yapay zeka filmi “Uyuyan Kadın”ın yönetmeni <strong>Vikki Bardot</strong>, <em>“</em><em>Yapay zekâ kalıpları ve ezber işleri elimizden alacak, bizi sağ beynimizi çalıştırarak daha yaratıcı ve yeni anlatım dilleri keşfetmeye zorlayacak”</em> dedi. Dünyanın ilk yapay zekâ uzun metraj belgeseli “Gerçek Ötesi”nin yönetmeni <strong>Alkan Avcıoğlu</strong> ise, “Yapay zekâ otomasyon ve formül işleri kolaylaştıracak. Bu durum gerçek sanatçıları sıra dışı işler yapmaya teşvik edeceği için heyecan verici” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Yapay Zekâ Çağında Fikri Sınai Mülkiyet Hakları”:</strong> Prof. Dr. <strong>Fülürya Yusufoğlu Bilgin</strong> ve Dr. <strong>Osman Gazi Güçlütürk</strong>, yapay zekâ ile üretilen içeriklerin telif koruması, prompt hak sahipliği ve ölmüş sanatçıların dijital replikalarının telif süreçlerini hukuki açıdan değerlendirdi. SESAM Başkanı <strong>Mehmet Ergin Soyarslan </strong>da sektörel ve meslek birlikleri boyutundaki telif sorunlarına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Festivalde Yarın: Kapanış Gecesi ve Büyük Ödü</strong><strong>l T</strong><strong>ö</strong><strong>reni </strong></p>
<ol start="33">
<li><strong> Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, yarın akşam saat <strong>20:00</strong>’de <strong>Çukurova </strong><strong>Ü</strong><strong>niversitesi Kongre Merkezi</strong>’nde düzenlenecek görkemli <strong>Büyük Ödü</strong><strong>l T</strong><strong>ö</strong><strong>reni ve Kapanış Gecesi</strong> ile Altın Koza heyecanını taçlandıracak. Hafta boyunca jüri ve izleyici karşısına çıkan filmlerin ödüllerine kavuşacağı bu görkemli geceden önce, festivalin son gününde gösterim maratonu tüm hızıyla sürecek.</li>
</ol>
<p>Kapanış gününün zengin gösterim programında Esas 01 Burda AVM CinemaPink salonlarında sinemaseverleri dolu dolu bir akış bekliyor. Gün boyunca <strong>“</strong><strong>Patates K</strong><strong>ızartması”</strong>, <strong>“Beklenti”</strong>, <strong>“Sarı Zarflar”</strong> (Yellow Letters) gibi öne çıkan yapımların tekrar gösterimleri gerçekleşecek. Ayrıca çocuk izleyiciler için<strong> “Hayvan Ç</strong><strong>iftli</strong><strong>ği”</strong>, <strong>“Külkedisi Üç Dilek”</strong>, <strong>“Canavarcıklar” </strong>ve<strong> “Şarkıcı Balina”</strong> filmlerinden oluşan<strong> Çocuk Filmleri Seçkisi </strong>sunulacak.</p>
<p>Günün devamında <strong>Kı</strong><strong>sa Film </strong><strong>Özel G</strong><strong>ö</strong><strong>sterim Seçkisi</strong> (Kudret, Şöyle Anlatayım, Yaşam Üçgeni, Kırmızı Çanta, Fillerin Uykusu), Belgesel seçkilerinden<strong> “Kağıdın Sesi”</strong>, <strong>“Sende Bana Rastladım”</strong>, <strong>“Mor Menekşeli Kadınlar”</strong> ve <strong>“Hızır7Gün”</strong> izleyicilerle buluşacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/10/02/adana-altin-kozada-onur-odulleri-sahiplerini-buldu-7-gunde-ferzan-ozpetek-masterclassi-ve-patates-kizartmasi-ile-beklentiye-dunya-promiyeri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana’dan Asghar Farhadi geçti; Adana Altın Koza’da beşinci gün: “Canavar”, “Varlık”, Ulusal Kısa Film Yarışması!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2026/09/30/adanadan-asghar-farhadi-gecti-adana-altin-kozada-besinci-gun-canavar-varlik-ulusal-kisa-film-yarismasi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2026/09/30/adanadan-asghar-farhadi-gecti-adana-altin-kozada-besinci-gun-canavar-varlik-ulusal-kisa-film-yarismasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cine Dergi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinehaber]]></category>
		<category><![CDATA[FESTİVALLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=26652</guid>

					<description><![CDATA[Adana Altın Koza Film Festivali, beşinci gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Canavar” ve “Varlık” filmlerinin dünya prömiyerlerine ve Ulusal Kısa Film Yarışması coşkusuna ev sahipliği yapıyor. Dün, iki Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi’yi Masterclass ile ağırlayan festivalde “Günyüzü” ve “Bir Arada Yalnız” filmlerinin söyleşileri gerçekleşirken, heyecan yarın “Ölü Köpekler Isırmaz” ve “Moda Evlilik” prömiyerleriyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="33">
<li><strong> Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, beşinci gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda <strong>“</strong><strong>Canavar”</strong> ve <strong>“</strong><strong>Varlık”</strong> filmlerinin dünya prömiyerlerine ve<strong> Ulusal Kısa Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı </strong>coşkusuna ev sahipliği yapıyor. Dün, iki Oscar ödüllü yönetmen <strong>Asghar Farhadi</strong>’yi Masterclass ile ağırlayan festivalde <strong>“</strong><strong>Günyüzü”</strong> ve <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong> filmlerinin söyleşileri gerçekleşirken, heyecan yarın<strong> “Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”</strong> ve <strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”</strong> prömiyerleriyle sürecek.
<p><strong>33.Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</strong>, beşinci gününde <strong>Esas 01 Burda AVM CinemaPink </strong>salonlarında zengin gösterimler ve söyleşilerle devam ediyor. Dün usta yönetmen <strong>Asghar Farhadi</strong>’ye Yaşam Boyu Başarı Ödülü&#8217;nün takdim edildiği ve <strong>“Günyüzü”</strong> ile <strong>“Bir Arada Yalnız”</strong> yarışma filmlerinin ekipli gösterimlerinin yapıldığı festivalde heyecan, bugün dünya prömiyerini yapacak olan yapımlarla katlanıyor.</li>
</ol>
<p><strong>Festivalde</strong><strong> Bugün: </strong><strong>“</strong><strong>Canavar”,  </strong><strong>“</strong><strong>Varlık”, “Ulusal Kısa Film Yarışması”</strong></p>
<p>Festival coşkusu bugün de prömiyerler, atölyeler ve yarışma seçkileriyle devam ediyor. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda saat <strong>17:30</strong>’da <strong>Tunç Şahin</strong>’in <strong>“</strong><strong>Canavar”</strong> ve saat <strong>20:30</strong>’da Muzaffer Mehmet Çağlar’ın <strong>“</strong><strong>Varlık”</strong> filmleri dünya prömiyerlerini gerçekleştirirken; Ulusal Belgesel Film Yarışması kapsamında Mümün Barış’ın <strong>“</strong><strong>Bay Okan</strong><strong>”</strong>, Sibel Kayhan imzalı <strong>“</strong><strong>Mor Menekşeli Kadınlar”</strong> ve Gamze Yeltan’ın <strong>“</strong><strong>Sıcak Bir G</strong><strong>ö</strong><strong>z: Mehmet Güreli”</strong> belgeselleri jüri ve izleyici karşısına çıkacak. Genç sinemacıların üretimlerini seyirciyle buluşturan <strong>Ulusal Kısa Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı </strong>seçkileri de <strong>17:45</strong> ve <strong>20:15 </strong>seanslarında gösterilecek.</p>
<p>Çukurova Altın Koza Akademi kapsamında saat <strong>10:30</strong>’da <strong>Ahmet Hızarcı</strong> ve <strong>Caner </strong><strong>Çevikkaya</strong> ile <strong>“</strong><strong>Pelikülden Dijitale Film Restorasyonu &#8211; Drakula İstanbul</strong><strong>’</strong><strong>da”</strong> söyleşisi; saat <strong>13:30</strong>’da ise <strong>Özgür Mumcu </strong>moderatörlüğünde ve <strong>Ayfer Tunç</strong>, <strong>Tufan Taştan</strong> ve <strong>Şenay Gürler</strong>’in katılımıyla <strong>“</strong><strong>Edebiyat ve Sinema Arasında Hikaye Anlatıcılığı”</strong> paneli düzenlenecek. Programda ayrıca Ulusal Kısa Film Yarışması seçkileri, Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları ile Dünya Sineması’ndan <strong>“</strong><strong>Biz Uzaylıyız”</strong> (<em>We Are Aliens</em>) ve <strong>“</strong><strong>Kefaret</strong><strong>”</strong> (<em>Atonement</em>) filmleri yer alacak.</p>
<p><strong>Farhadi: </strong><strong>“</strong><strong>Ger</strong><strong>çeklik tek değildir; kalbimiz ve hayâl gücümüz sinemanın şifresidir”</strong></p>
<p>Festival kapsamında dün, sinema yazarı <strong>Esin Küçüktepepınar</strong>’ın moderatörlüğünde düzenlenen <strong>Asghar Farhadi Ustalık Sınıfı </strong><strong>(Masterclass)</strong> etkinliği, sinemaseverlerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Belli bir konsept veya tema üzerinden senaryo yazmadığını vurgulayan Farhadi, kendisini etkileyen bir imajın veya belirsiz bir duygunun peşine düştüğünü belirterek, <em>“</em>‘Beni bu şey neden etkiledi?’ sorusunu sorarak cevabı arar, kafamda başta hiç belli olmayan bir yolda senaryoyu oluştururum” dedi.</p>
<p>Festival kapsamında Türkiye prömiyerini yapan son filmi <strong>“</strong><strong>Kesişen Hayatlar”</strong>ı (Parallel Tales, 2026), ilk olarak ABD’de büyük bütçelerle çekilmesinin planlandığı dönemi de aktaran usta yönetmen; 3 yıl boyunca Amerika’da yaşadığını, New York’ta mekânlar seçilip büyük bütçeler ayrıldığını ancak bir gece kalbinin kendisine ‘Bu filmi burada yapmamalısın’ dediğini söyledi. Gece yarısı mesaj atıp projeyi iptal ettiğini ifade eden Farhadi, önemli olanın başarı veya yarışmak değil, yapım sürecinden zevk almak olduğunu vurguladı.</p>
<p>Film yaparken ödüllere odaklanmanın yanlışlığını <strong>“</strong><strong>Bir Ayrılık”</strong> (A Separation, 2011) örneğiyle dile getiren usta sinemacı; senaryoyu yazarken asistanlarının kendisine ‘Bu çok yerel bir hikâye, yurt dışında anlaşılmaz’ dediklerini, hatta filmin alt yazısını bile hazırlamadıklarını ama yapımın 100’den fazla ödül kazandığını hatırlatarak sinemanın bir yarış alanı olmadığını ve sonuç için değil içten gelen duyguyla film yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Konuşmasında gerçeklik ve algı yönetimine de değinen Farhadi, tek bir gerçekliğin olmadığını, eksik parçaların kendi geçmişimiz ve hayal gücümüzle tamamlandığını ifade etti. Metroda çocukları bağırıp çağıran bir babaya sinirlenilebileceğini ancak eşini yeni kaybettiğini ve çocuklarına bu haberi vereceğini öğrendiğimiz an tüm gerçeklik algımızın değiştiğini belirten Farhadi, medyanın ve belgesellerin de kurgulanmış görüntüler sunduğunu dile getirerek “Hayal gücü olmayan insan aşık bile olamaz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Günyüzü”: Kadınların inatçı arayışı</strong></p>
<p>Festivalde dün, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında yönetmen <strong>Banu S</strong><strong>ıvacı</strong>’nın imzası taşıyan <strong>“</strong><strong>Günyüzü”</strong> filminin gösterimi, ekip katılımıyla gerçekleşti. Gösterim sonrası gerçekleşen söyleşiye yönetmen <strong>Banu S</strong><strong>ıvacı</strong>, yapımcı <strong>Orkun Huylu</strong>, görüntü yönetmeni <strong>Yusuf Aslanyürek</strong>, besteci <strong>Canset Özgecan</strong> ile oyuncular <strong>Selva Erdener</strong>, <strong>Süleyman Kadim Kabaali </strong>ve <strong>Asena Hotamış</strong> katıldı.</p>
<p>Sinemamızda alışılagelmiş kalıpların aksine orta yaş üstü bir kadını odağına alan bir hikâye kurmak istediğini belirten yönetmen <strong>Banu S</strong><strong>ıvacı</strong>, “Erkekler arası iktidar savaşı yerine, toplumda ve sinemada görünmeyen kadınların inatçı arayışını anlatmak istedim. Hikâye tek bir olaya değil, çocukluğumdan beri dinlediğim acıların ve coğrafyanın damıtılmış hâline dayanıyor. İsmet karakteriyle de taşrada sadece uzaklara bakıp kederlenen değil, neşeyle ayakta kalmaya çalışan yeni nesli yansıtmaya çalıştım” dedi.</p>
<p>Opera sanatçısı olarak ilk kez bir sinema filminde başrol üstlenen <strong>Selva Erdener</strong>, opera eğitiminin temelinde de oyunculuk olduğunu vurgulayarak, “Oyunculuk hayatım boyunca mesleğimin en önemli parçası oldu, böyle güçlü bir hikâyede ve ekiple yer almaktan gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı. Adanalı oyuncu <strong>Süleyman Kabaali</strong> ise mandalarla çekilen zorlu sahnelerdeki cesaretini çocukluğunda hayvanlarla iç içe büyümesine bağlayarak, “İnandığınız zaman her şey bir araya gelip yardımcı oluyor, bugün baksanız &#8216;Nasıl yaptım?&#8217; diyorum ama o zaman işe olan inançla başardık” dedi.</p>
<p>Görüntü yönetmeni <strong>Yusuf Aslanyürek</strong> mandalarla yapılan 4 günlük zorlu çekim sürecinin detaylarını paylaşırken; yapımcı <strong>Orkun Huylu</strong> da çekimlerin yapıldığı Okundullu Köyü halkının ve yerel yönetimin filme büyük bir kolektif destek sunduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>“Bir aradaydık ve yalnız değildik”</strong></p>
<p>Günün bir diğer yarışma filmi olan <strong>Ali Vatansever</strong> imzalı <strong>“</strong><strong>Bir Arada Yalnız”</strong> gösterimi sonrasında; yönetmen <strong>Ali Vatansever</strong>, oyuncular <strong>Onur G</strong><strong>ö</strong><strong>zeten</strong>,<strong> Esra Kızıldoğan</strong>, yapımcılar <strong>Oya Özden Özdemir</strong>, <strong>Selin Vatansever</strong>, <strong>Aytun Aktan Bahçeci</strong>, kostüm tasarımcısı <strong>Mecra Yazıcı</strong> ve yardımcı yönetmen <strong>Dalya Keleş</strong>’in katılımıyla duygusal bir söyleşi gerçekleşti.</p>
<p>Gazetede okuduğu çaresizlik temelli bir haberden ve Covid dönemindeki kişisel/toplumsal kayıplardan yola çıktığını ifade eden yönetmen <strong>Ali Vatansever</strong>, “Koca bir medeniyeti ölümden kaçarak inşa ediyoruz; oysa ölümün doğallığını ve çaresizlikle yüzleşmeyi konuşmak istedim. Sanal gerçeklik (VR) katmanını da tüm dünyaların birleştiği meditatif bir alan olarak kurguladık” dedi.</p>
<p>Fiziksel olarak büyük bir değişim geçirerek zayıflayan başrol oyuncusu <strong>Onur G</strong><strong>ö</strong><strong>zeten</strong>, “Her gün o rolle uyanmak, onkologlar ve onkoloji anneleriyle görüşmek bu kimyayı oluşturmamızı sağladı” derken; anne karakterini canlandıran <strong>Esra Kızıldoğan</strong>, “Bir terapist eşliğinde hazırlandık; zor sahnelerde tüm ekip yanımızdaydı, bir aradaydık ve yalnız değildik. Mekânın ve o kasvetli manzaranın da oyunculuğuma çok büyük yardımı oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Filmde aynı zamanda hekim olan yapımcı ve oyuncu <strong>Aytun Aktan Bahçeci</strong>, 30 yıllık mesleki birikimini bu filmle beyazperdeye taşıdığını ve çalışmayı bir gösterimden ziyade bir &#8216;terapi hali&#8217; olarak gördüğünü belirtti. Yapımcı <strong>Oya Özden Özdemir</strong>, uzun yıllara yayılan finansman sürecinin ardından sette yakaladıkları mutluluğu vurgularken; kostüm tasarımcısı <strong>Mecra Yazıcı</strong>, “Karakterlerin dönüştüğü duyguyu kostümlere taşıdık, duvar kâğıdındaki desenleri montlara yansıtarak kendi içimizde bir oyun kurduk” açıklamasında bulundu. Ekibe öğrenciyken katıldığını belirten yardımcı yönetmen <strong>Dalya Keleş</strong> ise ekrandaki duygusal dengenin hayranlık uyandırıcı olduğunu ekledi.</p>
<p><strong>Sinema yazarları soruyor: </strong><strong>Ele</strong><strong>ştiri mi, etkileşim mi?</strong></p>
<p><strong>Çukurova Altın Koza Akademi </strong>bünyesinde düzenlenen <strong>“</strong><strong>Ele</strong><strong>ştiri mi, Etkileşim mi? İç</strong><strong>erik </strong><strong>Çağında Sinema Yazarlığı”</strong> paneli, Esas 01 Burda AVM CinemaPink Salon 4’te gerçekleşti. Sinema yazarları <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>zde Hatunoğlu, Ece Vitrinel, Ekrem Buğ</strong><strong>ra B</strong><strong>üte, Olkan Özyurt</strong> ve <strong>Şenay Aydemir</strong>’in konuşmacı olarak katıldığı panelde; dijitalleşen medya düzeniyle birlikte sinema eleştirmenliğinin geçirdiği dönüşüm ve sosyal medya etkileşimlerinin eleştiri kültürüne etkisi masaya yatırıldı.</p>
<p>Panelde dijital yayıncılığın getirdiği dönüşüme değinen <strong>G</strong><strong>ö</strong><strong>zde Hatunoğlu</strong>, derinlikli bir sinema yazısının yerini hızla tüketilen ve tıklanma kaygısı güden metinlere bırakmasının eleştiri kurumunu zayıflattığına dikkat çekti. Geleneksel eleştirmenlik ile dijital içerik üreticiliği arasındaki çizgiye vurgu yapan <strong>Ece Vitrinel</strong>, sosyal medyadaki hızlı yorumların izleyiciye pratik bir fikir sunduğunu fakat filmin estetik ve sinematografik bağlamını kurgulamakta yetersiz kaldığını belirtti.</p>
<p>Sosyal medya algoritmalarının yarattığı baskıyı değerlendiren <strong>Ekrem Buğ</strong><strong>ra B</strong><strong>üte</strong>, etkileşim odaklı yeni nesil yayıncılık anlayışının sinema yazarlarını bağımsız analizler yerine popüler söylemlere yakın durmaya zorladığı yorumunda bulundu. Basılı mecraların daralmasıyla sinema yazarlarının dijital mecralara çekildiğini aktaran <strong>Olkan Özyurt</strong>, her ne kadar mecralar değişse de tarafsız ve nitelikli bir sinema yazarlığına duyulan ihtiyacın eskisinden daha kritik bir noktada durduğunu ifade etti. Son olarak sinema eleştirisinin bir pazarlama unsuruna dönüştürülme riskine değinen <strong>Şenay Aydemir</strong> ise bir filmi yalnızca övmek ya da yermek üzerine kurulan etkileşim dili ile sinema tarihine ve toplumsal bağlamına odaklanan gerçek eleştirmenlik arasındaki mesafenin korunması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Festivalde Yarı</strong><strong>n: </strong><strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”, </strong><strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”, </strong><strong>“</strong><strong>Hiçbiryerde 25. Yıl Özel”</strong></p>
<p>Festivalde yarın, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında saat <strong>17:30</strong>’da Nuri Cihan Özdoğan’ın <strong>“Ölü K</strong><strong>ö</strong><strong>pekler Isı</strong><strong>rmaz</strong><strong>”</strong> ve saat <strong>20:30</strong>’da Miraç Atabey’in <strong>“</strong><strong>Moda Evlilik”</strong> filmleri izleyiciyle buluşacak.</p>
<p>Çukurova Altın Koza Akademi bünyesinde saat <strong>11:00</strong>’de Prof. Dr. Fülürya Yusufoğlu Bilgin ve Dr. Osman Gazi Güçlütürk ile <strong>“</strong><strong>Yapay Zeka Çağında Fikri Sınai Mülkiyet Hakları”</strong> paneli; saat <strong>13:30</strong>’da Tuba Büyükaşık moderatörlüğünde Vikki Bardot ve Alkan Avcıoğlu’nun katılımıyla <strong>“</strong><strong>Yapay Zekâ </strong><strong>ve Sineman</strong><strong>ın Geleceği”</strong> paneli düzenlenecek. Saat <strong>17:30</strong>’da ise <strong>Zeynep </strong><strong>Ü</strong><strong>nal </strong>moderatörlüğünde <strong>Tayfun Pirselimoğlu</strong>, <strong>Zuhal Olcay</strong>, <strong>Natali Yeres </strong>ve <strong>Zeynep Atakan</strong>’ın katılımıyla <strong>“</strong><strong>Hiçbiryerde 25. Yıl Özel S</strong><strong>ö</strong><strong>yleşisi”</strong> gerçekleşecek.</p>
<p>Programda ayrıca <strong>Öğrenci Kısa Film Yarış</strong><strong>mas</strong><strong>ı</strong> seçkileri, Belgesel gösterimlerinde <strong>“</strong><strong>Kağıdın Sesi”</strong>, <strong>“</strong><strong>Bay Okan</strong><strong>”</strong> ve <strong>“</strong><strong>Sıcak Bir G</strong><strong>ö</strong><strong>z: Mehmet Güreli”</strong>; Salon 7’de NASA Mühendisi Aisha Bowe ve ABD Konsolosluğu katılımcılarıyla <strong>“</strong><strong>Uzayda Hayatta Kalmak: Hollywood Senaryoları vs. NASA Gerçekleri”</strong> paneli ile Dünya Sineması seçkilerinden <strong>“</strong><strong>Apollo 13</strong><strong>”</strong>, <strong>“</strong><strong>Düşlediğimiz Bahçe”</strong> ve <strong>“İsyan”</strong> filmleri yer alacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2026/09/30/adanadan-asghar-farhadi-gecti-adana-altin-kozada-besinci-gun-canavar-varlik-ulusal-kisa-film-yarismasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
