<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nil Özer &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/author/nilozer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Nov 2021 07:41:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Sadece film değil, her duyguyu her anı izlemeleri gerekiyor&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/11/27/sadece-film-degil-her-duyguyu-her-ani-izlemeleri-gerekiyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/11/27/sadece-film-degil-her-duyguyu-her-ani-izlemeleri-gerekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Nov 2021 07:41:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=18647</guid>

					<description><![CDATA[Fazla Şaapma, Yağmur Rengi, Şeflerin Şefi, Aşk Yolunda, 41 Kere Maşallah filmlerinin başarılı yönetmeni Ahmet Kapucu genç yönetmen adaylarına şunları söyledi: Herkesi, her nesneyi, her olayı, her duyguyu izlesinler. Burada filmden bahsetmiyorum. Kırılan bir dalın sesini, aldığı her nefesi, yaşadığı her anı…Çünkü her duyguyu bedeninde ya da ruhunda hissetmen için önce seyretmeleri gerek.  Benim pandemi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Fazla Şaapma, Yağmur Rengi, Şeflerin Şefi, Aşk Yolunda, 41 Kere Maşallah </em>filmlerinin başarılı yönetmeni Ahmet Kapucu genç yönetmen adaylarına şunları söyledi: Herkesi, her nesneyi, her olayı, her duyguyu izlesinler. Burada filmden bahsetmiyorum. Kırılan bir dalın sesini, aldığı her nefesi, yaşadığı her anı…Çünkü her duyguyu bedeninde ya da ruhunda hissetmen için önce seyretmeleri gerek.</p>
<p><strong> </strong>Benim pandemi dönemim o kadar hareketli geçti ki, bazen diyorum pandemi bana bir şans olarak mı geldi&#8230; Çünkü “Fazla Şaapma” filmini çekerken Çin’de daha yeni ortaya çıkmıştı. Biz filmi bitirdikten 1 ay sonra ilk vaka ortaya çıktı ülkemizde. 3 ay kadar evde kapandık herkes gibi. Ama arkasından önce “Yağmur Rengi” hemen arkasından “Şeflerin Şefi” filmlerimi çektim. 3 ay süren bir hazırlıktan sonra da Nisan ayında “Aşk Yolunda”nın setine çıktım. Post sürecinin arkasından da vizyon takvimleri ile ilgilendim. 7 Haziran’da “Yağmur Rengi”, 20 Ağustos “Şeflerin Şefi”, 5 Kasım “Fazla Şaapma” ve 19 Kasım “Aşk Yolunda” vizyona girdi. Ben de 19 Kasım’da “41 Kere Maaşallah” filminin çekimlerine başladım. Pandemi herkesin aksine daha fazla üretme şansı verdi diyelim.</p>
<p><strong> </strong><strong>Hocam merhaba, <em>Aşk Yolunda</em> ve <em>Fazla Şaapma</em> iki filminiz de kitaptan uyarlama&#8230; Özellikle mi tercih ediyorsunuz?</strong></p>
<p>İki film arasında, iki film daha var. Onlar kitap uyarlaması değil mesela :)) tamamen tesadüf diyebilirim. “Fazla Şaapma” filminin beni en etkileyen kısmı yaşayan bir insanın hayat hikayesi oluşu. Tabii ki kurgusal çok şey barındırıyor içerisinde fakat Ömür Özdemir’in kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bir hikaye. Seçil Çömlekçi’nin “Bizimkisi Bir Ah Hikayesi” kitabı ise tamamen kurgusal bir hikaye.  İki kitap ve iki senaryoda da beni heyecanlandıran şey ortak. Karakterler saf iyi ya da saf kötü karakterler değil, kahraman hiç değil. Sıradan insanların hikayeleri olması. Bunlar beni ikna eden unsurlar oldu.</p>
<p><strong>ELEŞTİRİLER ÇOK ACIMASIZ OLABİLİYOR</strong></p>
<p><strong>Beyazperde de uyarlamalar avantaj mı dezavantaj mı?</strong></p>
<p>Dezavantajlar çok fazla çünkü ortada bir eser var. Ayrıca iyi bir kitabı aynı verimlilikle uyarlayamadığınızda sonuçlar hiç iyi olmuyor. Daha önce yapılan kitap-film uyarlamalarına baktığımızda kitabın yarattığı etkinin çok altında kaldığınızda eleştiriler çok acımasız olabiliyor. Avantajlı yanları ise, hazır bir kitlesinin olması diyebilirim.</p>
<p><strong>HER İZLEDİĞİMDE GÖZLERİM DOLAR</strong></p>
<p><strong>Komedi hikayelerini çekmeyi dramdan daha mı çok seviyorsunuz?</strong></p>
<p>Tam tersine ben dram çekmek istiyorum. Ancak gelen projelerin tamamı komedi ya da romantik komedi oldu. Ben de her senaryoya olmasa da hem “Fazla Şaapma” hem de “Aşk Yolunda”nın içerisine dram sahneler ekleyerek tabii hikayeye zarar vermeden çektim. Çok da iyi oldu bence. İki filmde de bu sahneleri her izlediğimde gözlerim dolar. Ama şansıma hep komedi filmi çekiyorum. Haksızlık etmek de istemem filmlerime, hepsini keyif alarak çektim.</p>
<p><strong>Hocam siz pandemi dönemini nasıl geçiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Benim pandemi dönemim o kadar hareketli geçti ki, bazen diyorum pandemi bana bir şans olarak mı geldi&#8230; Çünkü “Fazla Şaapma” filmini çekerken Çin’de daha yeni ortaya çıkmıştı. Biz filmi bitirdikten 1 ay sonra ilk vaka ortaya çıktı ülkemizde. 3 ay kadar evde kapandık herkes gibi. Ama arkasından önce “Yağmur Rengi” hemen arkasından “Şeflerin Şefi” filmlerimi çektim. 3 ay süren bir hazırlıktan sonra da Nisan ayında “Aşk Yolunda”nın setine çıktım. Post sürecinin arkasından da vizyon takvimleri ile ilgilendim. 7 Haziran’da “Yağmur Rengi”, 20 Ağustos “Şeflerin Şefi”, 5 Kasım “Fazla Şaapma” ve 19 Kasım “Aşk Yolunda” vizyona girdi. Ben de 19 Kasım’da “41 Kere Maaşallah” filminin çekimlerine başladım. Pandemi herkesin aksine daha fazla üretme şansı verdi diyelim.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-18649 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-1024x682.jpg" alt="" width="679" height="452" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-1920x1280.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/11/Snapseed-3-1.jpg 2000w" sizes="(max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
<p><strong>TÜRK SİNEMASINI DAHA KÖTÜ GÜNLER BEKLİYOR</strong></p>
<p><strong>Bazı sinema eleştirmenleri pandemiyle birlikte Türk Sinemasının bittiğini söylüyor. Siz neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Üzülerek katılıyorum. Pandemi de izleme alışkanlıklarımız değişti. Birçok platform ve TV kanallarında yoğun bir sinema filmi izleme imkanı buldu insanlar. Tabi ki dijital platformların yaygınlaşması ve stüdyo filmlerine ulaşımın kolaylaşması insanların izleme alışkanlıklarını değiştirdi. 20 ay kapalı kalan sinema salonları kapılarını açtı açmasına ama salgının etkilerinin sürmesi ile kapalı alanların tercih edilmemesi izleyici sayılarına yansıdı. Eleştirmenlere katılıyorum. Maalesef ki, seyirciler pandemi döneminde büyük prodüksiyonlu yerli filmleri üreten büyük yapımcılar ellerini sinema filmi üretmek yerine ya durmayı ya da elindeki mevcut filmleri sinemalar açılmasına rağmen sinemaya sokmayarak izleyicileri Hollywood’un stüdyo filmlerine yönelmesine sebep oldular. Oldular diyorum çünkü bu süreçte benim yaptığım tüm filmler izleyici ile buluştu. Ancak bu büyük yapımcılarımız yarın kendi filmleri yerine yabancı stüdyo filmleri tercih edildiğini gördüklerinde her şey için geç olmaz umarım. Çünkü Eşkıya, Her Şey Çok Güzel Olacak, Vizontele ile yeniden kendisine kitle yaratan Türk sineması artık yerini Marvel ve DC filmlerine bırakıyor. Değişen alışkanlıklar ile Türk sinemasını daha kötü günler bekliyor.</p>
<p><strong>KESİNLİKLE BİR HAREKETLİLİK KAZANDIRDI</strong></p>
<p><strong>Dijital platformların sektöre bir hareketlilik getirdiğine inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Dijital platformların çoğalması ve bununla beraber yeni içerik ihtiyacı, yapımcılara yeni içerik üretmek için bir fırsat yarattı. Çünkü üretilen işlerin seyircilere ulaşması için çok fazla mecra açtı. Kesinlikle bir hareketlilik kazandırdı. Gitgide öbür sektör haline geleceğiz ve mevcut üretilen işler dahi yetmeyecek düşüncesindeyim.</p>
<p><strong>Yönetmenlik sizin kalbinizi nasıl çaldı?</strong></p>
<p>Yönetmenlik, benim için tabiri caizse tanrıcılık oynamak gibi bir şey. Kafanda hayal ettiklerini ete kemiğe büründürme fırsatı vermesi, insanların duylarına dokunma fırsatı vermesi aslında beni kendine aşık eden özelliği.</p>
<p><strong>Sektörde hedefleriniz nedir?</strong></p>
<p>Spesifik bir hedefim yok. Aklımın üretmeyi bıraktığı yere kadar film üretmeye devam etmek.</p>
<p><strong>Genç yönetmen adaylarına neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>İzlesinler. Her şeyi. Herkesi, her nesneyi, her olayı, her duyguyu izlesinler. Burada filmden bahsetmiyorum. Sokağı, yürüyen bir hayvanı, yağan yağmuru, düğündeki insanları, gözyaşı döken çocuğu. Bir binanın mimarisini, bir ağacın şeklini. Kırılan bir dalın sesini, aldığı her nefesi, yaşadığı her anı izlemeliler. Çünkü her duyguyu bedeninde ya da ruhunda hissetmen için önce izlemeleri gerek. Bir de Onur Ünlü’nün sözüdür. İlk filmini çekecek yönetmenlere sözüdür. İkinci filmden başlasınlar. Çünkü ilk film çok zor oluyor. (Gülüyor).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/11/27/sadece-film-degil-her-duyguyu-her-ani-izlemeleri-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinema tutku ve aşkla yapılan dünyanın en güzel mesleği&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/05/25/sinema-tutku-ve-askla-yapilan-dunyanin-en-guzel-meslegi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/05/25/sinema-tutku-ve-askla-yapilan-dunyanin-en-guzel-meslegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 12:14:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=17257</guid>

					<description><![CDATA[Sinema sevdası yüzünden Eskişehir’den İstanbul’a amcasının yanına kaçan, Yeşilçam Sokağı’nda usta isimlerin yanında mesleğinin temellerini atan, Yeşilçam okulunda yetişen, oyuncu olması için çok destek görse de gönlünü kamera arkasına kaptıran, sayısız usta yönetmen ve oyuncuyla sinema tarihinin önemli yapımlarına imza atan Işık Şefi Recep Biçer’le geçmişe yolculuk yaptık. Yeşilçam döneminde samimiyetin olduğunu ifade eden Biçer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sinema sevdası yüzünden Eskişehir’den İstanbul’a amcasının yanına kaçan, Yeşilçam Sokağı’nda usta isimlerin yanında mesleğinin temellerini atan, Yeşilçam okulunda yetişen, oyuncu olması için çok destek görse de gönlünü kamera arkasına kaptıran, sayısız usta yönetmen ve oyuncuyla sinema tarihinin önemli yapımlarına imza atan Işık Şefi Recep Biçer’le geçmişe yolculuk yaptık. Yeşilçam döneminde samimiyetin olduğunu ifade eden Biçer “ </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi setler çok kalabalık dahili mekanda nerede ise nefes bile alınamıyor. Dayanışma yok, selam yok “ diyor. Çok sayıda teknik adam yetiştiren, setten sete durmadan koşturan Recep Biçer’le keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.</span></p>
<p><b>Meslekte kaçıncı seneniz? Ödüllü ‘Işık Şefi’ olarak, geriye dönüp baktığınızda nasıl geçti yıllarınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1974- 75 yılından bugüne kadar Yeşilçam ve beyazcamdaki çalışmalarım çok güzel ve hızlı geçti.    </span></p>
<p><b>USTALARIMDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM</b></p>
<p><b>Bu mesleğe nasıl gönül verdiniz? Sizin hikayeniz nerede başlıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukluğumda okuldan kaçıp hep sinemaya giderdim eve geldiğimde ise annem den hep dayak yerdim. Oyuncu olmak için Eskişehir’den İstanbul’a resmen kaçtım. </span><span style="font-weight: 400;">Amcamın yanına tabii ki. Birkaç hafta Yeşilçam sokağına gidip resmen iş dilendim, çocuk olduğum için kimse beni dikkate almadı. Sonunda Mazhar Baba’nın yanında ışık elemanı olarak işe başladım. Beni aynı zamanda oyuncu yapacaktı. Ama olmadı… Ben ışığı tercih ettim. O dönem ustalarımdan çok güzel dersler aldım ve kısa zamanda şef oldum. </span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-17258 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-tarik-akan.jpg" alt="" width="613" height="613" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-tarik-akan.jpg 628w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-tarik-akan-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-tarik-akan-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-tarik-akan-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 613px) 100vw, 613px" /></p>
<p><b>İlk projeniz neydi? Bugüne kadar kimlerle çalıştınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En zor ancak çok güzel çalışma yaptığım, yönetmenim Süreyya Duru’nun sansürlü filmi ‘Güneşli Bataklık’ idi. 1977&#8217;de çektik 1982 yılında vizyona girdi. Bu filmde hem ışık şefliği hem de kamera asistanlığı yapmıştım. Hatta İşçi Filmleri Festivali’nden ödül de almıştım. 80’li yıllarda görüntü yönetmenliğine başladım, birkaç yıl sonra tekrar ışık şefliğine geri dönmek zorunda kaldım çünkü o dönem fazla şef yoktu. Teknik olarak görüntü yönetmenliğinin faydasını görmüştüm. Bu sayede ışık bilgim arttı, bu yüzden hala teknolojiyi takip ediyorum. Çalıştığım İlk iki filmimi hatırlamıyorum yapım firmasını ve oyuncuları biliyorum o kadar. Üçüncü filmim Küçük Mücahit’ti. Perihan Savaş, Orçun Sonat, Sezercik oynamıştı. Benim için büyük bir deneyim olmuştu. Bugüne kadar Ömer Kavur, Atıf Yılmaz Batibeki, Şerif Gören, Zeki Ökten, Memduh Ün, Kartal Tibet, Yavuz Turgul, Tunç Okan, Orhan Oğuz, Şahin Kaygun, Natuk Bayan, İrfan Tözüm, Orhan Elmas ve Bilge Olgaç gibi usta isimlerle çalıştım. Oyunculardan da Tarık Akan, Kemal Sunal, Kadir İnanır, Şener Şen, Cüneyt Arkın, İlyas Salman, Fatma Girik, Filiz Akın, Aytaç Arman, Talat Bulut, Ayhan Işık, Türkan Şoray, Perihan Savaş, Elia Kazan gibi birçok sanatçı ile çalıştım. Ses sanatçıları dahil. Hepsini ayakta alkışlıyor ve de saygıyla anıyorum. İyi ki hayatıma girdiler.</span></p>
<p><b>Kaç film oldu? Sayısını hatırlıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çektiğim filmlerin sayısını hatırlamıyorum. Tabii ki sinema bir eserdir. 7’inci sanat yaptığımız iş. Bence dünyanın en güzel mesleğidir. Saygı, sevgi çerçevesi içerisinde yaparsan sinema bir aşktır, bir tutkudur eğer çok seversen.</span></p>
<p><b>PANDEMİ İZİN VERMEDİ</b></p>
<p><b>Son olarak Kuzey Yıldızı dizisini çektiniz. Nasıl geçti çekimleriniz? Uzun süre Ordu’da kaldınız… Şimdi sırada hangi proje var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuzey Yıldızı Ersoy Güler Hoca’nın yazıp yönettiği 64 bölümlük güzel bir çalışmaydı.  Lanet pandemi izin verseydi bir sezon daha giderdik neyse direnmeye çalışıyor ve halkımız izlesin diye güzel işler yapmaya çalışıyoruz. Sırada ‘Aşk Olsun’ adlı televizyon filmi var. Sonrası kısmet. Zaman ne gösterecek bakalım.</span></p>
<p><b>DAYANIŞMA YOK SELAM YOK</b></p>
<p><b>Kaç kişilik bir ekibiniz var? Yeşilçam dönemini zaman zaman arıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Işık ekibi olarak sekiz kişiyiz. Zaman zaman değişebiliyor. Diğer sorunuza şöyle yanıt vermek istiyorum: Yeşilçam çok güzeldi o dönem en fazla 35-40 kişilik ekipler olurduk. Poğaça bilmezdik, oyuncu arkadaşlar dahil her sabah süper kahvaltı ederdik, tabii ki yemekler de aynı. Şimdi ise sabahları 3-4 poğaça ve meyve suyu. Bunu yadırgamıyorum setler şu an 80 kişinin üzerinde. O</span><span style="font-weight: 400;">yuncu ve figürasyon hariç. Şimdi setler çok kalabalık. Dahili mekanda nerede ise nefes bile alınamıyor, dayanışma yok, selam yok… Sadece sete çıkarken sorulan soru şu “Akşam ne zaman işimiz biter?” İstanbul’da çekim yapıyorsan sabah evden çıkıp servise yetişmen 1,5 saat akşam aynı dert.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-17259 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray.jpg" alt="" width="1024" height="607" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray-300x178.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray-768x455.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray-150x89.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray-696x413.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/05/recep-bicer-atif-yilmaz-turkan-soray-709x420.jpg 709w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><b>ÖMER KAVUR ÇOK ÖZELDİ</b></p>
<p><b>Setinde çalışmaktan zevk aldığınız isimler kimlerdi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda birçok yönetmen ismi yazdım hepsi ile çalışmak güzeldi. Sadece hiç bir zaman unutamayacağım Ömer Kavur var. Ağabey- kardeş gibiydik. 14 projesinin 10 tanesinde çalışma şansı buldum. Aziz Nesin Hikayeleri ve Üzgünüm Leyla hariç. Hepsi ödüllü filmlerdi. Anayurt Oteli’ni hiç unutamam 1986 yılında çektik yanılmıyorsam 1988 İstanbul Film Festivali’nde ‘En İyi Film Ödülü’nü aldı. Hiç unutmam Ömer Ağabey’im Emek Sineması sahnesine çıkıp şunu söyledi. “Bu filmi ben çekmedim, ekibim çekti ve bu aldığım para ödülünü ekibime paylaştıracağım” dedi. Zarfları hazırlayıp ekibine verdi. Saygıyla anıyorum. </span></p>
<p><b>Çok anı biriktirmişsinizdir. İleride kitap haline gelir mi bu hatıralar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anılar bitmez… umarım bir gün kaleme alırım.</span></p>
<p><b>Bu mesleğe gönül vermiş, bu sektörde ilerlemek isteyen genç arkadaşlara neler önerirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genç arkadaşlara tavsiyem perdede ve ekranda isminiz çıkıyorsa, isminize olan saygınız var ise mesleğinizi en iyi şekilde yapmak durumundasınız. Her okuduğunuz senaryoyu, yeni aşık olduğunuz arkadaşınız gibi düşünün. Filmin başında ilişki başlar, sonunda çocuk dünyaya gelir. Seyirci de ona göre sever&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/05/25/sinema-tutku-ve-askla-yapilan-dunyanin-en-guzel-meslegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hikaye konusunda hazineye sahibiz, filmlere daha çok yatırım yapmalıyız</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/04/14/hikaye-konusunda-hazineye-sahibiz-filmlere-daha-cok-yatirim-yapmaliyiz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/04/14/hikaye-konusunda-hazineye-sahibiz-filmlere-daha-cok-yatirim-yapmaliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 08:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=17058</guid>

					<description><![CDATA[Sarıkamış Çocukları, Ayla: The Daughter of War, Müslüm, Türk İşi Dondurma filmleriyle Türk ve dünya seyircisinin ilgisini çeken, ödüllü yönetmen Can Ulkay’la Cinedergi okuyucuları için bir araya geldik. Çalışmayı, üretmeyi her daim çok sevdiğini belirten başarılı yönetmen Can Ulkay, pandemi döneminde de boş durmadı, başrolünü Çağatay Ulusoy, Ersin Arıcı, Emir Ali Doğrul’un paylaştığı, ‘Kağıttan Hayatlar’ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sarıkamış Çocukları, Ayla: The Daughter of War, Müslüm, Türk İşi Dondurma filmleriyle Türk ve dünya seyircisinin ilgisini çeken, ödüllü yönetmen Can Ulkay’la Cinedergi okuyucuları için bir araya geldik. Çalışmayı, üretmeyi her daim çok sevdiğini belirten başarılı yönetmen Can Ulkay, pandemi döneminde de boş durmadı, başrolünü Çağatay Ulusoy, Ersin Arıcı, Emir Ali Doğrul’un paylaştığı, ‘Kağıttan Hayatlar’ filmiyle yine izleyicisinin kalbini çaldı. Netflix paltformunda 1 günde 5 kıtanın izlediği ‘Kağıttan Hayatlar’ı, Türk Sinemasını, hedeflerini ve yeni hobilerini anlatan Can Ulkay “ Türk Sinemasının geleceğini çok iyi görüyorum. Teknik olarak çok iyi bir yerdeyiz. Dünya standartlarını yakalamış durumdayız. Bir yandan dizi sektörümüz dünyada ikinci durumda. Onun getirmiş olduğu çok büyük bir dalga var. Diziler sayesinde Türkiye biliniyor, Türk oyuncuları tanınıyor. Bunlar Türk sineması için hep artı. Filmlere daha fazla yatırım yapılmasından yanayım. Çünkü hikaye konusunda bir hazinemiz var” dedi.</p>
<p><strong>Hocam, pandemi dönemi sizin için nasıl geçiyor?</strong></p>
<p>Her şeyden önce üretmeyi çok seviyorum. Reklam dünyasından geldiğim, çok yoğun geçen bir dönemle birlikte üretmek alışkanlık oldu benim için. 5-6 senedir de uzun metraj ve reklam çekimlerim bir arada gidiyor. Pandemiden önce her şey çok güzeldi. Sinemalar doldu taştı. Dolu dolu söyleyişiler yaptık.  Sonra pandemi geldi ve şöyle bir durduk. Daha ne olduğunu anlayamadığımız, evde kaldığımız dönemde okuyamadığım kitaplar vardı onları okudum. Senaryo için araştırma yaptım. Salgının ilk çeyreği böyle geçti. Kısıtlamalara dayanamayan en fazla bizim sektör oldu. İkinci dönemden itibaren çok yoğun bir çalışma başladı. Çok fazla içerik üretilmeye başlandı. Dijital platformalar sektöre hareketlilik getirdi. Tabiri caizse görüntü yönetmeni, montajcı şu an yok piyasada hatta yönetmen bile. Dediğim gibi üretmeyi çok sevdiğim için pandeminin ikinci döneminde Netflix’e ‘Kağıttan Hayatlar’ filmiyle birkaç reklam projesi yaptım. Birçok gerçekleşmesini istediğimiz işlerin ön çalışmasını hazırladık. Şu anda piyasa oldukça yoğun bir şekilde ilerliyor. Sette son zamanlarda pozitif vakalar arttığı için biraz durmaya başladı ancak inanıyorum bayram sonrası yine sektör hareketlenecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17059 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay.jpg" alt="" width="914" height="704" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay.jpg 914w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay-300x231.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay-768x592.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay-150x116.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay-696x536.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/can-hoca-cagatay-545x420.jpg 545w" sizes="auto, (max-width: 914px) 100vw, 914px" /></p>
<p><strong>MEKANLARI KENDİMİZ YARATTIK</strong></p>
<p><strong>‘Kağıttan Hayatlar’ etkileyici hikayesi dışında, izleyicilere görsel bir şölen sunuyor. Resimler, ışık muhteşem. Sinemaseverlere pandemi hediyesi oldu bence…</strong></p>
<p>Teşekkür ederim inşallah öyle olmuştur. ‘Kağıttan Hayatlar’ benim için çok özel bir film oldu. Çünkü pandemi döneminde yaptık. Netflix projesi biliyorsunuz. Aslında küçük bir öyküsü var baktığınızda oyuncu performansına dayalı bir hikaye. Mekan ve ışıklarla hikayeyi süslemeyi başardık diye düşünüyorum. Mekanları kendimiz yarattık çöp deposu dahil hepsini. Her kare yönetmenin resmidir. Her şeyi düşünmek lazım ışığı, rengi… Özellikle ‘Kağıttan Hayatlar’da bunu deneme fırsatını çok buldum. Çok rahat çalıştık görüntü yönetmenimiz ve sanat yönetmenimizle birlikte. Bir duvarın önünde bir oyuncu ya da olay çekmek hiç işime gelmiyor. Görüntü açısından çok güzel övgüler alıyoruz. O kirliliğin içinde o renkleri, ışıltıları vermek daha değerli oldu.</p>
<p><strong>DÜNYA İZLEYİCİSİ İSTANBUL’U GÖRDÜ</strong></p>
<p><strong>Kağıttan Hayatlar’da İstanbul’da çok güzel. Zor oldu mu çekimler?</strong></p>
<p>İstanbulluyum…İstanbul’u çok seviyorum. İstanbul’un her yeri bir fotoğraftır, resimdir, hatıradır. Hikâye ne olursa olsun bu şehri dünyaya göstermeyi, anlatmayı, düşündürmeyi istiyorum. Kağıttan Hayatlar’da daha çok göstermek, kullanmak isterdim. Ancak geniş planlar çekemedik pademinden dolayı. Crane’le çekmek isterdim fakat drone’la çekmek zorunda kaldık. Çünkü herkes maske taktığı için. Sonuçtan mutluyuz en azından sevdiğimiz şeyleri çekebildik. Uluslararası bir film yaptık. Bu sayede dünya izleyicileri İstanbul’u da gördü bu hayatları da görmüş oldu.</p>
<p><strong>Film, uluslararası yarışmalara katılacak mı?</strong></p>
<p>Bunu konuşuyoruz çok fazla teklif geliyor. Hepsi çok değerli teklifler. Netflix yapımcı olduğu için o karar veriyor. Ayla filmimden dolayı tanıdığım festivallerin yöneticileri telefonla arayıp bana sordu, bende Netflix’e yönlendirdim. ‘Kağıttan Hayatlar’ umarım bir de festivaller aracılığıyla dünyayı dolaşır.</p>
<p><strong>Çağatay Ulusoy’la çalışmak nasıldı?</strong></p>
<p>Çağatay’la çalışmak çok enteresandı. Aslında Çağatay’ı uzun süredir izliyordum. Onun sinemaya olan düşkünlüğünü biliyorum. Sadece kamera önünde değil kamera arkasına da çok ilgisi ve bilgisi var. Her gün yeni bir şey öğreniyor, çok meraklı. İleride filmler de çekecek ben eminim. Birkaç yarışmaya katıldığı kısa bir filmi de var. Oyunculuk yaparken de kamerayı düşünüyor. Aslında her şeyi düşünüyor. Her zaman söylüyorum açılan kapılar yani dijital platformalar, oyuncululara daha çok performans, kendilerini gösterme şansı veriyor ve verecek. Daha özgür daha değişik konularda çalışabiliyoruz, bu platformalar sayesinde. Çağatay’da (Ulusoy) bu performansını biraz daha ileriye,h farklı tarzdaki oyunculuklara taşımış oldu. Daha da taşıyacak muhtemelen. Değerliydi birlikte çalışmak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17060 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/CAN-4.jpg" alt="" width="508" height="326" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/CAN-4.jpg 478w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/CAN-4-300x193.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/CAN-4-150x96.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 508px) 100vw, 508px" /></p>
<p><strong>Filmlerinizin sevilmesinin bu kadar izlenmesinin sırrı nedir?</strong></p>
<p>Ana akım sinema yapıyorum. Olabildiğimce filmlerimde bütün duyguları kullanmaya çalışıyorum. Geçenlerde de bir şey okumuştum. “Film eğlendirsin, kuşlar diyarına götürsün, ağlatsın, avutsun, yüreğini sızlatsın, olmadı içini karartsın. Korkudan titretsin, biraz da düşündürtsün”… Bunların hepsini yapmak zor. Elimden geldiğince senaryo aşamasında hikayeyi bir yerden bir yere götürürken bunlardan bir kısmını kullanmaya çalışıyorum. Benim içinde şans oldu arka arkaya böyle işler yaptım. Her şeyden önce duygulara hitap ettiği için ben de memnunum.</p>
<p><strong>SETE EKİPLE BİRLİKTE GİDERİM</strong></p>
<p><strong>Bir projeye başladığınızda ve sete çıktığınızda nelere önem verirsiniz? </strong></p>
<p>Ön hazırlığa çok önem veriyorum. Notlarımın ve renkli kalemlerimin bulunduğu çantamı sette asla yanımdan ayırmam. (Gülüyor) Mekanlar, kostümler ön hazırlık döneminde hazır olmalı. O yüzden çok uzun süre ön hazırlık yaparım. Sete çalışma arkadaşlarımla birlikte  giderim. Birlikte hazırlanırız. Onlar için de motivasyon olur. Sette zaman geçirmeyi çok severim. Bunların dışında, disiplin çok önemli benim için. Herkes elindeki işi doğru yapmalı. Bir de her yapacağım işte yapımcıyı da düşünürüm.</p>
<p><strong>Filmlerinizle değer kattığınız Türk Sineması’nı nerede görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Teknik olarak çok iyi bir yerde. Dünya standartlarını yakalamış durumdayız. Bir yandan dizi sektörümüz dünyada Amerika’dan sonra ikinci durumda. Onun getirmiş olduğu çok büyük bir dalga var. Türkiye biliniyor, Türk oyuncuları tanınıyor. Bunlar hep Türk sineması için hep artı. Pandemiyle birlikte özellikle bu dijital platformlarda işin içine girince Türk içeriklerine çok fazla talep arttı. ‘Kağıttan Hayatlar’ı çektiğim için söylüyorum. 4 sene önce çektiğim Ayla filmimiz hala dünyayı dolaşıyor. 4 senede 5 kıtayı dolaştı. Netflix’te yayınlanan ‘Kağıttan Hayatlar’ 1 günde 5 kıtayı dolaştı. Bu dijital platformlarla birlikte dünyayı dolaşma şansımız çok arttı. Bununla birlikte Türk yapımlarına beğeni ve ilgi de arttı. Böyle bir avantaj yakalamışken değerlendirmemiz gerekir. Türk sinemasının ve yönetmenlerini gördüler. Hikaye anlamında hiç eksiğimiz yok. Hatta hiç yapılmamış bir hazinemiz var hikaye konusunda. Bu nedenle filmlere biraz daha yatırım yapılmasından yanayım. Kısaca söylemek gerekirse, Türk sinemasının geleceğini çok iyi görüyorum.</p>
<p><strong>YENİ HOBİM; FRAGMAN VE JENERİK </strong></p>
<p><strong>Sanatın farklı dallarıyla da ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sinema- TV mezunuyum. Resim, heykel, seramik, grafik hepsinin dersleri vardı. Sinema okulu için çok kıymetlidir bu dersler. Atölyelerin içinde arkadaşlarla birlikte çalıştık. Heykeller yaptık birlikte filmlerimize jenerikler bile yapmışlığımız vardır. Böyle olunca ister istemez bütün dalların içinde olduk. Resim yapmayı çok seviyorum özellikle daha çok karikatür. Bir de jenerik çok önemli bence. Yeni hobim fragman ve jenerik. Çok ilgileniyorum. Dünyanın her yerinden fragman jenerik örneklerini toplamaya, neler yapıldığını görmeye çalışıyorum. Bir de fotoğraf çekmeyi seviyorum.</p>
<p><strong>ÇOK SES GETİRECEK ‘BİR FİLM’ YAPMAK İSTİYORUM</strong></p>
<p><strong>Can Hocam, bundan sonra ne yapmak daha doğrusu hayaliniz nedir?</strong></p>
<p>Oscar gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Çok konuşulacak çok ses getirecek bir film yapmayı çok istiyorum. Bir gün bunu yapacağım. Türk sineması için çok değerli bir film yapmak en büyük hedefim. Ayla filminde çok hissettim bu duyguyu. “Bu Türk filmiymiş” desinler istiyorum. Hayatta zaten arzu ettiğim pek çok şeyi yaptım o yüzden kendimi şanslı buluyorum, üretmeye devam edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/04/14/hikaye-konusunda-hazineye-sahibiz-filmlere-daha-cok-yatirim-yapmaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçinde &#8216;umudun&#8217; olduğu bir ödül almak benim için çok anlamlı!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/04/11/adinda-umudun-oldugu-bir-odul-almak-benim-icin-cok-anlamli/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/04/11/adinda-umudun-oldugu-bir-odul-almak-benim-icin-cok-anlamli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2021 15:19:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.cinedergi.com/?p=17036</guid>

					<description><![CDATA[Kronoloji filmindeki performansıyla 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Umut Veren Erkek Oyuncu ödülüne layık görülen Beran Soysal, başarısının sırrını ise işini sevmesine, tecrübesine ve sabrına bağlıyor. Aldığı ödülün sorumluluğunu bilen Soysal, “Böylesine sancılı bir süreçte adında “umudun” olduğu bir ödül almak, benim için ayrıca bir anlam ifade etti” diyor. Ödüllü oyuncu Beran Soysal, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronoloji filmindeki performansıyla 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Umut Veren Erkek Oyuncu ödülüne layık görülen Beran Soysal, başarısının sırrını ise işini sevmesine, tecrübesine ve sabrına bağlıyor. Aldığı ödülün sorumluluğunu bilen Soysal, “Böylesine sancılı bir süreçte adında “umudun” olduğu bir ödül almak, benim için ayrıca bir anlam ifade etti” diyor.</p>
<p>Ödüllü oyuncu Beran Soysal, sessiz ve derinden giden yetenekli bir oyuncu. Yer aldığı her projede başarılı olan Soysal, 2012 yılında rol aldığı Ağır Roman Yeni Dünya dizisi ile oyunculuk kariyerine adım attı. Çevre sorunlarına karşı duyarlılığı artırmak için çekilen “Bahçeler Put Kesildi isimli kısa filmle festivallerde yarışacak olan Soysal ile hem oyunculuk serüvenini ve hem de Altın Koza ödülünü konuştuk. Keyifli okumalar…</p>
<p><strong>Oyuncu olmanızda izlediğiniz film veya aktörler etkili oldu mu?</strong></p>
<p>Elbette ki oldu nasıl olmasın ki… Bugün olduğum kişi olmam konusunda bile etkisi oldu. Dünden bugüne koskoca bir mirasla bu mesleği yapıyoruz beraber oynamasak da bir sürü ustadan çok şey öğrendik mesleğe ilişkin hayata ilişkin. Açıkçası ortaokul sıralarında başladı ilgim. İzlediğim bir oyun çok etkilemişti beni. O an ki heyecanımı çok iyi hatırlıyorum. Büyüleyici gelmişti çocukken sonra bu merak ve heyecanla oyun izlemeye başladım.</p>
<p><strong>“Dünden bugüne koskoca mirasla bu mesleği yapıyoruz” dediniz. Yeşilçam bu mirasın neresinde?  </strong></p>
<p>Sinema endüstrisinin gelişmesinde ve bu bağlamda büyük salonlar da sinemaya olan ilginin artmasında, mesleğe ilişkin bir sürü ismin yetişmesinde çok büyük payı var. Fakat Türkiye Sineması Yeşilçam’dan ibaret dersek haksızlık etmiş oluruz diye düşünüyorum. Sonrasında da sinemamızda çok kaliteli işler yapıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17037 size-large" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-1536x1024.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-2048x1365.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-1920x1280.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/Beran-Soysal-2-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Eğitim aldınız mı? Oyunculuğunuzu nasıl besliyorsunuz?</strong></p>
<p>Alaylı bir oyuncuyum. Çok küçük yaşta tiyatro sahnesine düştüm denilebilir. Mesleğe başlamam da itici güç neydi derseniz açıkçası öyle spesifik bir an yok. İzlemeye karşı olan merakım sonrasında izlediğim şeyin bir parçası olma arzusunu doğurdu. 16 yaşımdan beri de profesyonel olarak bu işi yapıyorum.</p>
<p><strong> </strong><strong>HEYECANDAN NEREDE OLDUĞUMA DAİR FİKRİM YOKTU</strong></p>
<p><strong>İlk olarak tiyatroyla başlıyorsunuz oyunculuğa. Hangi oyundu? Sahnede kendinizi nasıl hissetmiştiniz?</strong></p>
<p>İlk oynadığım oyuna dair açıkçası bir sürü şey söylenebilir belki fakat inanın o heyecandan ne yaptığıma nerede olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu 🙂 İkinci oynadığım oyunda kısmen daha bir farkındaydım ne yaptığımın. Uğur Mumcu’nun ‘Sakıncalı Piyade’ oyunuydu ve benim için çok özel bir oyundu. Önemli isimlerle sahne de olmak ve onlardan bu süreçte çok fazla şeyler öğrenmek hem insan olarak hem de bir oyuncu olarak çok kıymetliydi</p>
<p><strong>ÇOK ÇALIŞTIM VE SABIRLA BEKLEDİM</strong></p>
<p><strong>Yaşınız çok genç olmasına rağmen, yer aldığınız dizi ve filmler açısından </strong><strong>tecrübeniz çok… Şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz? Ya da kariyerinizi doğru yönettiğinize inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Açıkçası şanslı olduğumu düşündüğüm yerler var elbette ki fakat bu şansı yaratmak için çok çalıştım ve sabırla bekledim. Tiyatroda da ekranda da iyi isimlerle çalışma fırsatı buldum. Bu noktada kendimi şanslı hissediyorum.</p>
<p><strong>Ödüllü bir oyuncusunuz… Bugüne kadar hangi projelerden hangi ödülleri aldınız? </strong></p>
<p>Sinema da yaptığım işlerle birçok festival de yarıştık ama benim aldığım ilk ödül Altın Koza Umut Veren Erkek oyuncu ödülü. Onu da aslında aldım denemez 🙂 yetişemedim törene yönetmenimiz benim adıma almak zorunda kaldı.  Ben de sonrasında onun elinden aldım, böylesi de beni için ayrıca anlamlı oldu. Çünkü yarattığı o dünya da ödülü almamda payının çok büyük olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Ödül törenine neden yetişemediniz özel değilse?</strong></p>
<p>*Filmimizin Türkiye prömiyerini Adana da yapmıştık. Altın Koza’da filmi izleyip o zaman oynadığım Sen Anlat Karadeniz dizisinin çekimleri için Trabzon’a döndüm. Birkaç gün sonra da festivalden ‘Törene katılabilir misiniz?’ diye bir telefon aldım. Fakat çekimlerim devam ettiği için takdir edersiniz ki telefonu kapattıktan sonra hemen uçağa binemedim. Öyle hemen organize edip seti iptal edemiyorsunuz. Sağ olsunlar çok yardımcı oldular ve seti erteleyip apar topar bir takım elbise alıp uçağa bindim. Ne yazık ki Adana’ya indiğimde menajerim ödülü alışımın videosunu göndermişti 🙂</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-17038 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000.jpg" alt="" width="686" height="915" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000-225x300.jpg 225w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000-150x200.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000-300x400.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000-696x928.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/04/IMG-20210410-WA0000-315x420.jpg 315w" sizes="auto, (max-width: 686px) 100vw, 686px" /></p>
<p><strong>Ödülleriniz sizi nasıl etkiledi? Duygularınızı öğrenebilir miyim?</strong></p>
<p>“Böylesine sancılı bir süreçte “umudun” olduğu bir ödül almak, benim için ayrıca bir anlam ifade etti. Çünkü bir oyuncu olarak ülkenin de için de bulunduğu durum itibariyle her zaman işler yolunda gitmiyor bazen umutsuzluğa kapıldığınız zamanlar oluyor. Tam da buradan dönüp baktığımda umut etmekten vazgeçmememi hatırlatacak, anlamlı bir ödüle sahibim. Artık sorumluluğunuz da artıyor elbette. Layık görüldüğünüz şeyin hakkını vermek istiyorsunuz.</p>
<p><strong>NE MUTLU Kİ KÜÇÜK ZAFERLERİM VAR</strong></p>
<p><strong>Dijital sektörün gelişmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekrana ve oyunculara nasıl bir etkisi olacak sizce?</strong></p>
<p>Yaşamın bütün renklerini seviyorum. Bu aralar bazı renkler insanları korkutsa da 🙂 bu renklilikler ve farklılıklarımızla güzel olduğunu düşünüyorum. İzleyici için de oyuncu içinde bu alternatifler artıkça bu işi daha renkli bir hale taşıyacak ve daha keyifli bir hale getireceği kanaatindeyim. Dijitalde izlediğim kimi işler de beni bundan sonra üretilecekler diğer işler konusunda heyecanlandırıyor.</p>
<p><strong>Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz? Önünüze hedefler koydunuz mu?</strong></p>
<p>Yaşamım da öyle çok büyük hedefler koymuyorum kendime, ne mutlu ki küçük zaferlerim var. Umudu da mutluluğu da büyük şeyler de aramıyorum hepsi yanı başımızda. Bundan önce ne yapıyorsam aynı şekilde içinde olmaktan mutlu olduğum işleri yapıp her defasında üstüne koyarak devam etmek istiyorum.</p>
<p><strong>Oyunculuk dışında sanatın herhangi bir dalıyla ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sanatın birçok alanıyla ilgileniyorum elbette fakat oyunculuk dışında daha ziyadesiyle sanatsever olarak diyelim…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/04/11/adinda-umudun-oldugu-bir-odul-almak-benim-icin-cok-anlamli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çekimler sırasında çok duygusal anlar yaşadık!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/03/10/cekimler-sirasinda-cok-duygusal-anlar-yasadik/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/03/10/cekimler-sirasinda-cok-duygusal-anlar-yasadik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2021 07:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16882</guid>

					<description><![CDATA[ Sualtı Taarruz (SAT) komandolarının özel haftasından esinlenerek hazırlanan ‘Özel Tim Semender’ belgesel serisi TRT Belgesel’de ekranlara gelmeye devam ediyor. Yüksek atletik kabiliyetlere sahip 13 sivil sporcu, emekli SAT komandosu Bülent Kuru ile tanışıyor ve gerçeklerle yüzleşiyor. SAT komandosu eğitimlerinin en zor haftasından esinlenerek tasarlanmış bir eğitim simülasyonunu pes etmeden tamamlamak için bir araya geliyor. Akıncı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Sualtı Taarruz (SAT) komandolarının özel haftasından esinlenerek hazırlanan ‘Özel Tim Semender’ belgesel serisi TRT Belgesel’de ekranlara gelmeye devam ediyor. Yüksek atletik kabiliyetlere sahip 13 sivil sporcu, emekli SAT komandosu Bülent Kuru ile tanışıyor ve gerçeklerle yüzleşiyor. SAT komandosu eğitimlerinin en zor haftasından esinlenerek tasarlanmış bir eğitim simülasyonunu pes etmeden tamamlamak için bir araya geliyor. Akıncı belgeseli, 25 Litre, İklim Meselesi gibi projelere imza atan, yapımcı ve yönetmen Altuğ Gültan ve Burak Aksoy ‘Özel Tim Semendir’i Cinedergi okuyucuları için anlattı. Her bölümde fiziksel ve duygusal zorlandıklarını ifade eden yönetmen Altuğ Gültan ve Burak Aksoy “Tüm güvenlik ve sağlık önlemlerini almamıza rağmen işin doğası gereği stres seviyesi çok yüksek bir projeydi. Bunun yanı sıra duygu ve dramanın çok ön planda olduğu bir süreç yaşadık. Çekim aşamasında bile bazı noktalarda tüylerimizin diken diken olduğu, bir film sahnesini andıran anlara şahit olduk.” dedi.</p>
<p><strong>Özel Tim Semender’ belgeseli fikri nasıl doğdu?</strong></p>
<p>Aslında biz bu proje öncesinde daha çok çevre ve teknoloji üzerine belgeseller çeken bir ekiptik. Akıncı belgeseli, 25 Litre, İklim Meselesi gibi projelere imza attık. Dolayısıyla bir sürecin içerisine dahil olup, tüm gerçekliğiyle ekrana taşımak bizim uzmanlık alanımız oldu. SAT gibi özel birliklerin eğitim süreçleri de özel ilgi alanımız diyebiliriz. SAT eğitimleri insan sınırlarının fiziksel ve zihinsel olarak en zor şartlarda test edildiği bir ortam. Bu sürece ileri seviye sivil sporcuları dahil ederek bir deneyim tasarlarsak sonucun ne olacağını merak ettik ve fikrimizi TRT Belgesel ekibiyle paylaştık. Sağ olsunlar bize güvendiler ve ‘Özel Tim Semender’ belgesel projesi hayata geçti.</p>
<p><strong>CEHENNEM HAFTASI</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Nasıl bir ön çalışma gerçekleştirdiniz?</strong></p>
<p>Proje yeşil ışık almadan önce ilk olarak emekli SAT komandosu ve eğitmeni Bülent Kuru ile bir araya geldik. Kendisi bu işe sıcak bakmasaydı böyle bir projenin gerçekleşmesi imkansızdı zaten. Daha sonra SAT eğitimlerinin en zor safhası olan ve SAT komandoları arasında Cehennem Haftası olarak bilinen, yaklaşık 6 günlük eğitim sürecine odaklanmaya karar verdik. İsminden de anlaşılacağı gibi bu özel hafta, kursiyerlere 6 gün boyunca günde 1-2 saat uykuyla sürekli fiziksel ve psikolojik baskı yapılarak, sadece en kuvvetlilerin pes etmeden ayakta kalabileceği şekilde tasarlanıyor. Ancak bu eğitim genelde aylar süren SAT kursunun ileri aşamalarına doğru gerçekleşiyor. Dolayısıyla kursiyerler Cehennem Haftasına girmeden önce belli bir dayanıklılık seviyesine ulaşmış oluyor. Biz de bu süreçten esinlenerek Cehennem Haftasını sporcuların sınırlarını sonuna kadar zorlayacağımız bir seviyeye indirdik. Bütün olasılıkları hesap etmeye çalışarak, emekli SAT eğitmenlerimizin moderatörlüğünde 6 gün durmadan sürecek bir senaryo tasarladık ve katılımcıları bu senaryonun içerisine bıraktık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16883 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-1024x1024.jpg" alt="" width="690" height="690" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-768x768.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-696x696.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim3-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 690px) 100vw, 690px" /></p>
<p><strong>BU KADAR İLGİYİ BEKLEMİYORDUK</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>13 sporcu nereden katıldı? Nasıl bir araya geldi?</strong></p>
<p>Katılımcıların başvuru yapabilmesi için program ismi altında sosyal medya hesapları kurduk. Biz de beklemiyorduk ancak kısa sürede birçok başvuru geldi. Son dönemlerde askeri eğitim içerikleri oldukça popüler sanıyorum. Daha sonra eğitmenlerimizle birlikte gelen başvuruları değerlendirdik. Sporcuların çoğunluğu kendi branşlarında derece yapmış isimlerden seçildi. Bir kişi İzmir’den katıldı onun dışında tüm kursiyerler İstanbul’dan katıldı.</p>
<p><strong> </strong><strong>Belgesel nerede çekildi? </strong></p>
<p>Belgesel Şile’de Bülent Kuru’nun sivillere ve kurumsal firmalara kendi seviyelerine göre askeri simülasyon eğitimleri verdiği alanda çekildi. Biz bu alanı yeniden tasarlayarak programa uygun hale getirdik.</p>
<p>‘<strong>‘Özel Tim Semender’ için kimlerden ve nasıl destek aldınız?</strong></p>
<p>Açıkcası en büyük destek eğitmenlerimiz ve TRT Belgesel ekibinden geldi. Her iki tarafında tecrübelerinden yararlanma fırsatımız oldu. Bunun dışında ekipman sponsorlarımız vardı. Özellikle kıyafet ve donanım sponsorumuz Anafarta Taktik’in çok büyük emekleri var. Kısa süre içerisinde bize çok güzel fırsatlar sundular. Bu gibi askeri programlarda kıyafet ve donanım işin kalitesini yukarıya çeken bir unsur olduğu için onların da sayesinde çok güzel görüntüler elde ettiğimizi düşünüyoruz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Çekimler sırasında zorlandığınız bölümler oldu mu?</strong></p>
<p>Zorlanmadığımız bir bölüm olmadı açıkcası. Tüm güvenlik ve sağlık önlemlerini almamıza rağmen işin doğası gereği stres seviyesi çok yüksek bir projeydi.</p>
<p><strong> </strong><strong>Belgeseli çekerken kullandığınız kameraların bir özelliği var mı? Özellikle bu iş için yurt dışından getirilen ayrıca bir teknik malzeme oldu mu?</strong></p>
<p>Biz formatlarımız gereği hızlı hareket edebileceğimiz mobil ve maksimum görüntü alabileceğimiz kamera ekipmanlarını tercih ediyoruz. Bu sebeple uzun zamandır Sony ailesinin kameralarını kullanıyoruz. Bu işte de özellikle Görüntü Yönetmenimiz Barış Aygen’in tavsiyesiyle düşük ışıkta bile yüksek performans alabildiğimiz Sony FX9 kameraları tercih ettik. Bunun yanı sıra aksiyon sahnelerinde gimble ve drone’larla anlatıma katkı sağlamaya çalıştık. Bu kamera ve ekipmanlarla çalışarak durağan ve sabit planlardan ziyade aksiyonun içerisine girme olanağı elde ettik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16884 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1.jpg" alt="" width="689" height="387" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1-300x168.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1-768x431.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/03/ozel-tim1-748x420.jpg 748w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>ZİHİNSEL DAYANIKLILIK VE KARARLI OLMAK</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>SAT komandosu olmak isteyen gençlerimize nasıl bir mesaj veriyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu soruyu bizden ziyade hocalarımızın cevaplaması daha sağlıklı olacaktır ancak gözlemlediğimiz kadarıyla fiziksel dayanıklılığın yanı sıra zihinsel dayanıklılığın ve kararlılığın da aynı derecede önemli olduğunu söyleyebiliriz. Yani SAT komandosu olabilmek bir spor başarısı elde etmenin çok ötesinde bir durum.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bundan sonraki hedefleriniz ve yeni projeleriniz neler olacak?</strong></p>
<p>Önümüzde henüz ismini açıklayamayacağımız ama bizi çok heyecanlandıran bir proje var. Bunun dışında gerçek bir hikayeden esinlenen bir filmi çekmek ve izleyiciden gelen geri dönüşlere göre Özel Tim Semender serisinin yeni sezonunu, yeni hikayelerle hayata geçirmek gibi hedeflerimiz de mevcut.</p>
<p><strong>GERÇEK BİR HİKAYENİN FİLMİNİ ÇEKMEK İSTİYORUZ</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Aslında ‘Özel Tim Semender’ çok iyi bir sinema filmi olur. Düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Bu konu ve benzerlerinin aslında sinemada yeri olduğunu düşünüyoruz. Gerçekten duygu ve dramanın çok ön planda olduğu bir süreç. Bu işin çekim aşamasında bile bazı noktalarda tüylerimizin diken diken olduğu, bir film sahnesini andıran anlara şahit olduk. Dediğim gibi gerçek bir hikaye üzerine film çekmek gibi bir hedefimiz var, bu proje cehennem haftası veya başka bir askeri konu neden olmasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/03/10/cekimler-sirasinda-cok-duygusal-anlar-yasadik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihnimdeki her şeyin  sinematik dünyada olabileceğini gördüm&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/02/28/zihnimdeki-her-seyin-sinematik-dunyada-olabilecegini-gordum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/02/28/zihnimdeki-her-seyin-sinematik-dunyada-olabilecegini-gordum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2021 10:19:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16796</guid>

					<description><![CDATA[Oyuncu olmanın hayalini kuran bir güvenlik memurunun hikayesini anlatan,  Barış Sarhan&#8217;ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği, başrollerinde Ozan Çelik, Nesrin Cavadzade, Alican Yücesoy ve Cezmi Baskın gibi isimlerin yer aldığı Cemil Şov, sinemalar açılır açılmaz seyircisiyle buluşacak. İlk kısa filmi ‘Terlik’ ile birçok ödül alan, reklam sektöründeki başarısını sinema sektörüne taşıyan Barış Sarhan “Film yaparken kendimi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu olmanın hayalini kuran bir güvenlik memurunun hikayesini anlatan,  Barış Sarhan&#8217;ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği, başrollerinde Ozan Çelik, Nesrin Cavadzade, Alican Yücesoy ve Cezmi Baskın gibi isimlerin yer aldığı Cemil Şov, sinemalar açılır açılmaz seyircisiyle buluşacak. İlk kısa filmi ‘Terlik’ ile birçok ödül alan, reklam sektöründeki başarısını sinema sektörüne taşıyan Barış Sarhan “Film yaparken kendimi bir oyuncak dükkanını kendisi için kapatmış obur bir çocuk gibi hissediyorum. Her şeyle oynamak, kurcalamak, kırmak, yeniden yapıştırmak istiyorum.” İfadesini kullandı. Sette yaşadığı özgürlüğün kendisine çok şey kattığını belirten Sarhan “Cemil Şov bana zihnimde canlandırdığım her şeyin sinematik dünyada mümkün olabileceğini gösterdi” dedi. 4 Şubat, 2021 tarihinde Rotterdam Film Festivali&#8217;nde Dünya Prömiyeri gerçekleşen, mart ayında  Bulgaristan&#8217;daki Sofya Uluslararası Film Festivali ve Japonya&#8217;daki Osaka Film Festivali olmak üzere iki önemli festivalin yarışmasına seçilen Cemil Şov, şimdiden Türkiye’de de festivallere katılmayı planlıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Barış Hocam sinemaya nasıl gönül verdiniz? Kimler ya da izlediğiniz hangi yapımlar sizi etkiledi?</strong></p>
<p>Açıkçası çok küçük yaşlardan itibaren bir sinema sevdalısı olmadım. Marmara Güzel Sanatlar’da grafik tasarım okurken Altyazı Dergisi ile tanışmam sinema algımı değiştirdi diyebilirim. Sonrasında uzun bir reklamcılık kariyeri. Ta ki 30’lu yaşlarıma doğru ilerlerken kendimi yönetmen olabileceğime ikna edebildim. Sinemanın hep bir arzu sanatı olduğuna inandım. Bu yüzden kendi kabuğuna yetmeyen arzu dolu filmleri ve yönetmenleri sevdim. Bertolucci’nin güçlü romantizmini, Cassavetes’in filmlerini jazz yapar gibi ele alışını, Paul Thomas Anderson’un baş döndüren kamerasını, Metin Erksan’ın dünyaya kafa tutuşunu sevdim.</p>
<p><strong>ÇOK ZOR BİR SÜREÇTİ</strong></p>
<p><strong>Cemil Şov şimdiden çok merak uyandıran bir film oldu… Yazar ve yönetmeni olarak nasıl bir süreç geçirdiniz? Ne kadar zamanda yazdınız?</strong></p>
<p>Cemil Şov’u 8 senede yazdım. Sete girdiğimizde 21’inci draft vardı elimde. Yıllar içinde benim değişimimle paralel filmi de değiştirdim. Açıkçası çok zorlu bir süreçti. Üç dört kere projeyi yapamama durumu yaşadım. Ama ben yazmaya devam ettim. Tek elimden gelen buydu çünkü.</p>
<p>Sinema çok pahalı ve zor bir sanat biliyorsunuz. Cemil Şov da sağ olsun hem yapım olarak hem yönetim olarak zor bir projeydi. Hala gerçekleştirmiş olduğumuza şaşırıyorum bazen. Ayrıca filmin yapımlarından biriyim. Bu durum hem artıları hem de eksileri olan bir durum oldu. Yaratıcı süreçteki tüm kararlarımı yüzde yüz bir özgürlük içinde aldım. Bence bir yönetmen için bir rüya bu. Sette istediğim sahneleri atabildim, istediklerimi ekledim. Sonraki süreçte filmin yapımcılarından Umut Eğitimci’yle birlikte çalışmaya başladık. Bir buçuk sene oldu filmi bitireli hala birlikte çok sıkı çalışıyoruz. Filmin yolculuğunu tasarlıyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16798 size-large" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILLL-1.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></p>
<p><strong>Neden film olmasını istediniz?</strong></p>
<p>Tüm sanat dalları arasında en oyuncaklı sanat sinema. Ses, müzik, görüntü, renk, ritm, hikaye. Hepsi aynı yerde. Film yaparken kendimi bir oyuncak dükkanını kendisi için kapatmış obur bir çocuk gibi hissediyorum. Her şeyle oynamak, kurcalamak, kırmak, yeniden yapıştırmak istiyorum. Anlatacağım şeyin bu türden bir hikaye olmasını istedim.</p>
<p><strong>Cemil Şov izleyiciye ne anlatacak? İzleyici izlediğinde ne bulacak?</strong></p>
<p>Cemil Şov hem eğlenceli hem de karanlık bir film. Bol bol ters köşe yapıyor seyirciye. Filmi yazarken hep seyirci bitiş jeneriği akarken, salonu terk ederken ne düşünecek diye geçirdim zihnimden. İki şey önemliydi benim için. Bir “Ya film başka film olarak başladı başka film olarak bitti, hiç beklemiyorduk” desinler. İkincisi herkes kendi içindeki Cemil’i düşünsün ve onu anlamaya çalışsın.</p>
<p><strong>SOSYAL MEDYA ÇAĞININ FİLMİNİ YAPMAK İSTEDİM</strong></p>
<p>Her daim vitrinde olma zorunluluğumuz nedeniyle içimizde hissettiğimiz karanlık duyguları anlatmaya çalıştım. Kendimizden büyük beklentilerimizi, hep başkalarıyla kendimizi kıyaslamamızı, kendimizi göstermek, ben buradayım demek için neleri göze alabileceğimizi anlatıyor film.</p>
<p><strong>HİKAYE GÖSTEREN BİR SANAT</strong></p>
<p>Ayrıca görsel olarak da güçlü bir film yapmak çok önemliydi benim için. Sinemanın hikaye anlatmaktan çok hikaye gösteren bir sanat olduğunu düşünüyorum. O yüzden seyircinin gözünü tatmin edecek bir film olmasını istedim.</p>
<p><strong>KENDİ FİLMİMDEN ŞÜPHE ETMEMEMİ SAĞLADI</strong></p>
<p><strong>1-7 Şubat tarihlerinde Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde gösterildi Cemil Şov. Bu festivalin nasıl bir katkısı oldu?</strong></p>
<p>Benim senelerce zorlandığım şeylerin başında filmimin artık biraz da klişeleşmiş “Türk Sanat Filmi” formuna pek de uymaması vardı. Bu nedenle hem filmime fon, bütçe bulurken zorlandım, hem de filmimin yurtdışı görünürlüğüyle ilgili şüphelerim vardı. Rotterdam’ın filmi kabul etmesiyle derin bir rahatlama yaşadım. O yüzden en büyük katkısı sanırım bana kendi film bakış açımdan şüphe etmememi sağlaması oldu. Onun dışında uluslararası sinema medyasında çok fazla yazı çıktı, görünürlük sağladı. Bir de bence en güzeli uluslararası platformlarda Yeşilçam, Türk Sineması’nın Altın Çağı adıyla defalarca anıldı, bu dönem üzerine güzel bir algı oluştu.</p>
<p><strong>OZAN ÇELİK’İ BULMAK SÜRPRİZ OLDU</strong></p>
<p><strong>Cast’ı oluştururken nelere dikkat ettiniz?</strong></p>
<p>Filmi yazarken zihnimde belirli oyuncular yoktu. Ozan Çelik’i bulmak benim için büyük bir sürpriz oldu. Ondan başka kime bu kadar yakışırdı bu karakter bilmiyorum. Oyuncuları, oyunculuğu seven bir yönetmenim, onlarla ön çalışmalarda, provalarda uzun uzun konuşmayı, karakter çalışmayı seviyorum. O yüzden cast oluştururken benim için en önemlisi aramızdaki uyum oldu. Tabii ki iyi oyuncu olduklarını söylememe gerek yok.</p>
<p><strong>YÖNETMEN OLARAK HER ŞEY İSTEDİĞİM GİBİ GİTTİ</strong></p>
<p><strong>Çekimleri nerede gerçekleştirdiniz? Ne kadar sürdü? Zorlandığınız anlar oldu mu?</strong></p>
<p>Çekimler Istanbul’da Atlas Park AVM’de ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde gerçekleşti. Açıkçası sette beni en zorlayan şey aynı zamanda yapımcı olmak oldu. Onun dışında set göz açıp kapatıncaya kadar biten bir süreç. Tüm enerjimi orada kullandım ve benim için en çok zorlanacağımı düşündüğün yer orası olacaktı. Ama pek öyle olmadı. Yönetmen olarak istediğim gibi gitti her şey. Beni en zorlayan esas kurgu süreci oldu. Ruhen bu kadar yıpratıcı olabileceğini tahmin etmiyordum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16799 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-675x1024.jpg" alt="" width="623" height="945" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-675x1024.jpg 675w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-198x300.jpg 198w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-768x1166.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-1012x1536.jpg 1012w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-1349x2048.jpg 1349w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-150x228.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-300x455.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-696x1056.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-1068x1621.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-277x420.jpg 277w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/02/CEMILL2-scaled.jpg 1687w" sizes="auto, (max-width: 623px) 100vw, 623px" /></p>
<p><strong>AÇIKÇASI YEŞİLÇAM AŞIĞI DEĞİLİM</strong></p>
<p><strong>Filmde Yeşilçam dönemine göndermeler olduğunu okudum.  Sizin için Yeşilçam’ın anlamı nedir?</strong></p>
<p>Hatta Yeşilçam melodramlarını sevmem. Yeşilçam deyince benim aklıma özensiz yönetmenlikler ve klişeler gelir. Ama bu film özelinde ben unutulmuş bir kral arıyordum ve bunu da en iyi eski bir Yeşilçam oyuncusunun vereceğini düşündüm. İşin içine bu eski oyuncu girince Yeşilçam girdi. İyi ki de girdi çünkü nostaljik bir his vermeden, Yeşilçam filmlerine bir kabusun parçaları gibi yaklaşma fikrini çok sevdim. Ayrıca yönetmen olarak da o sahneleri tekrar kurmak ve çekmek çok keyifliydi.</p>
<p><strong>ÇEKMEDİĞİM KADAR REKLAM FİLMİ ÇEKTİM</strong></p>
<p><strong>Pandemi sanat dünyasını çok kötü etkiledi. Her şey durdu. Sizin için nasıl geçiyor?</strong></p>
<p>Tabii benim hayalim bu filmle birlikte festival festival dünyayı gezmekti. Film Rotterdam’dan sonra Osaka ve Sofya’ya seçildi ama ne yazık ki ben gidemiyorum. Pandeminin böyle bir etkisi oldu. Ama artık buna üzülmekten vazgeçtim. Onun dışında ben reklam yönetmeniyim. Pandemide hiç çekmediğim kadar reklam çektim. Hep setlerdeydim. O yüzden izole bir hayat yaşamıyorum pek.</p>
<p><strong>Cemil Şov’dan sonra neler yapmak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>Yeni film senaryolarım var. Cemil Şov bana zihnimde canlandırdığım her şeyin sinematik dünyada mümkün olabileceğini gösterdi. O yüzden hayallerime sınır koymadan yeni dünyalar yaratmaya, düşünmeye çalışıyorum. Önümüzdeki dönemde farklı sularda yüzen filmler yapmaya devam etmek istiyorum.</p>
<p><strong>EV DİKMEYE ÇALIŞIYOR HERKES</strong></p>
<p><strong>Yeni açılan dijital kanallar için neler söylemek istersiniz? O mecralarda yer almak ister misiniz?</strong></p>
<p>Büyük bir aceleyle yeni mecralara üretim yapıldığını görüyorum. Sanki Amerika’ya yeni ayak basmış İrlandalı göçmenler gibi koşarak bir an evvel toprak sahibi olup ev dikmeye çalışıyor herkes. Ama iyi işler aceleye getirilerek yapılamaz maalesef.</p>
<p><strong>ÜRETİM YAPMAYI İSTERİM</strong></p>
<p>Elbette bir yönetmen olarak dijital platformların artılarını görmezden gelemem. Oralara üretim yapmayı da isterim. Ama filmlere içerik olarak yaklaşmanın onları bir Youtube videosuyla aynı kriterlere göre değerlendirmenin sinema sanatı adına tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Ama zamanla taşlar yerine oturacaktır bence.</p>
<p><strong>Son olarak Cemil Şov’u izleyici ne zaman ve nerede izleyebilecek?</strong></p>
<p>Cemil Şov sinemalar açıldığında vizyona girecek. Öncesinde Türkiye seyircisi için ülkemizin iyi festivallerinde de karşınıza çıkabiliriz. Hep birlikte güzel sinema salonlarında Cemil Şov’u seyredeceğimiz günleri ben de iple çekiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/02/28/zihnimdeki-her-seyin-sinematik-dunyada-olabilecegini-gordum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilçam’ın tozunu yutmuş biri olarak disiplinliyimdir&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/02/17/yesilcamin-tozunu-yutmus-biri-olarak-disiplinliyimdir/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/02/17/yesilcamin-tozunu-yutmus-biri-olarak-disiplinliyimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 09:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16716</guid>

					<description><![CDATA[Deneyimli oyuncu Nur Sürer bu yıl iki kurumdan Onur ödülü alıyor. Birisi Sinema Yazarları Derneği diğeri de Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali. Bunca yıllık oyunculuk hayatına çok önemli filmler ve diziler sığdıran oyuncunun duygularını öğrenmek istedik. Hep ileriye baktığını, gençleri heyecanla takip ettiğini söyleyen oyuncu oyuncu olduğu, böyle bir mesleği olduğu için çok mutlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deneyimli oyuncu Nur Sürer bu yıl iki kurumdan Onur ödülü alıyor. Birisi Sinema Yazarları Derneği diğeri de Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali. Bunca yıllık oyunculuk hayatına çok önemli filmler ve diziler sığdıran oyuncunun duygularını öğrenmek istedik. Hep ileriye baktığını, gençleri heyecanla takip ettiğini söyleyen oyuncu oyuncu olduğu, böyle bir mesleği olduğu için çok mutlu olduğunu ifade ediyor… </strong></p>
<p><strong>53. SİYAD Türkiye Sineması Onur Ödülü, ayrıca 27 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında 24. Kez gerçekleşecek Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Film Festivalinde ‘Onur Ödülü’ne layık görüldünüz. Duygularınızı öğrenebilir miyim?</strong></p>
<p>SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ve Uçan Süpürge Kadın film Festivali çok değer verdiğim iki kurum. Dolayısıyla verilen ödüller benim için çok önemli. Ödüller her sanatçıyı heyecanlandırır çünkü yaptığınız işin beğenildiğini, sevildiğimizi bize hissettirir. Bugüne kadar hiç kimseden “Ben bu ödülü almak istemiyorum” diye duymadım.</p>
<p><strong>ÇOK SEVDİĞİM BİR DOSTUM</strong></p>
<p><strong>Uçan Süpürge Festivali’nde Zuhal Olcay’la birlikte Onur Ödülü alıyorsunuz…</strong></p>
<p>Zuhal (Olcay), benden hemen sonra sinemaya başlamış çünkü o dönem Devlet Tiyatrosu’nda çalışıyordu. Çok sevdiğim, oyunculuğunu ayakta alkışladığım dostum. İkimizin ortak seçimine bayıldım.</p>
<p><strong>Nur Hanım </strong><strong>biraz geçmişe gidersek, oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Etkilendiğiniz film ya da isimler var mı?</strong></p>
<p>Oyunculuğa Tuncel Kurtiz’in seçimiyle başladım. Benim miladım olmuştur. Tuncel Ağabey’e çok şey borçluyum. Birlikte üç filmde çalıştık. Etkilendiğim çok film var hem batı sinemasından hem bizim sinemamızdan, aynı beğeni kimi oyuncular için de geçerli.</p>
<p><strong>SENARYO, YÖNETMEN VE OYUNCU KADROSU ÖNEMLİDİR</strong></p>
<p><strong>Sette nasıl bir aktrissiniz. Projeyi kabul etmenizde kriterleriniz ve kurallarınız var mı?</strong></p>
<p>Bazen bir proje için başta düşünülürsünüz, bazen de ortasından girersiniz işin.Biz alıştık bu türden seçimlere. Her şeyden önce tabii ki senaryo, hangi yönetmen çekecek ve birlikte çalışacağınız oyuncu kadrosu… Mesela bunlar benim için çok çok önemli. Kendimi rahat hissetmediğim hiç bir çalışmanın içinde olmak istemem. Yönetmenime bağlıyımdır. Kurallarım yoktur Yeşilçam’ın tozunu yutmuş biri olarak disiplinliyimdir.</p>
<p><strong>1979 yılında ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ ile başladığınız sanat hayatınızın kısa bir özetini yaparsanız, neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Esasında kendimi hep şanslı bir oyuncu olarak görmüşümdür. Oyunculuğa başladığım zaman sinemanın en iyi yönetmenleriyle çalıştım, çok iyi filmler çıktı ortaya. Uluslararası önemli ödüller alan başarılı filmlerdi. Şimdi 42 yıl oldu. İyi ki Tuncel Ağabey’e evet demişim. Mutluyum böyle bir mesleğim olduğu için.</p>
<p><strong>ŞAHANE FİLMLER YAPIYORLAR</strong></p>
<p><strong>Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmişe özlem duyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Ben hiç geçmişle ilgilenmem o filmler çekildi bitti hala TV’lerde gösteriliyor ben hep geleceğe bakarım. Yeni sinema yönetmenleri var son derece yetenekli iyi hikaye biriktirmiş insanlar ve şahane filmler yapıyorlar. Onları izliyorum, bazılarının filmlerine de severek konuk oluyorum&#8230;</p>
<p><strong>SEYİRCİSİ ÇOK OLAN BİR MECRA</strong></p>
<p><strong>TV projelerinde de yer alan biri olarak diziler hakkında görüşleriniz alabilir miyim?</strong></p>
<p>İyi çekileceğine inandığım dizilerde oynamayı seviyorum. Çünkü seyircisi çok olan bir mecra. Benim çalıştığım filmler (bağımsız film) dediğimiz türden olduğu için seyirciyle buluşma şansı ve dağıtımı kısıtlı filmler o yüzden iyi hikayesi olan TV dizisinde olmayı istiyorum.</p>
<p><strong>Bir ara “Erkek oyuncular kadın oyunculardan fazla kazanıyor” gibi bir polemik vardı… Siz bu konuda ne düşüyorsunuz?</strong></p>
<p>Pek yaşadım denemez erkek oyunculardan daha fazla ücret alan kadın oyuncunun sayısı da az değil. Sadece kadın hikayelerinde sıkıntı var. Daha çok kadın öyküleri anlatılabilir diye düşünüyorum. Mesela TV’de ekrana gelen Alev Alev dizisi gibi…</p>
<p><strong>Genç oyuncuları nasıl buluyorsunuz? Takdir ettiğiniz veya eleştirdiğiniz yönleri var mı?</strong></p>
<p>Genç oyunculara bayılıyorum. Çoğu yetenekli. Eleştirmem mümkün değil. Okuyorlar, araştırıyorlar, yetinmiyorlar yazarlıkları bile var. Daha ne olsun&#8230;</p>
<p><strong>BİTECEK GİBİ GÖRÜNMÜYOR</strong></p>
<p><strong>Pandemi sizin için nasıl geçiyor? Salgın hepimize hayata dair çok şey öğretti. Sizin fikirlerinizde bir değişiklik oldu mu?</strong></p>
<p>Salgın bütün dünyanın baş etmeye çalıştığı bir durum. Şimdi biri bize böyle bir belayla baş başa kalacağımızı söyleseydi inanmazdık. Kurgu film gibi. Üzücü, kapana sıkışmışlık duygusu hakim. Sürekli bir dikkat, steril ortam yaratma duygusu. Bitecek gibi de görünmüyor bende yarattığı sıkıntılar dışarıyla olan temasımın azalması&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sanatın farklı alanlarıyla ilgileniyor musunuz?</strong></p>
<p>Kendi adıma hayır. İlgilenmek sadece okumakla, film- tiyatro izlemekten ibaret. Şimdi onlardan da uzağız. Çevrimiçi çalışmaları takip ediyorum. O da tatsız. Bir salon keyfinden uzağız umarım çok uzun sürmez sinema- tiyatro salonları açılıp seyirciyle buluşur, çünkü çok özledim.</p>
<p><strong>Sizi örnek alan, oyuncu olmak isteyen arkadaşlara neler önerirsiniz?</strong></p>
<p>Genç oyunculara tavsiye gerekmiyor ne yapacaklarını o kadar iyi biliyorlar ki… Bu yaşta onlardan öğrendiğim, kaydettiğim, cebime sıkıştırdığım hikayelerim var. Gençleri seviyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/02/17/yesilcamin-tozunu-yutmus-biri-olarak-disiplinliyimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2021/01/15/insanin-unutabildigi-bazi-kok-duygulari-hatirlatmak-istedik/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2021/01/15/insanin-unutabildigi-bazi-kok-duygulari-hatirlatmak-istedik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 09:15:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16512</guid>

					<description><![CDATA[Filmin Suriyeli oyuncuları Taj Sher Yakub ve Hala Alsayasneh’ın birkaç sahnede yoğun duygular yaşadığını söyleyen yönetmen Mehmet Bahadır Er “ Omar ve Biz’de,  her insanın bildiği ama güncel pratikte unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik. Kimse ülkesini bırakmak yollara düşmek zorunda kalmasın.” dedi.    Yönetmenliğini Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in üstlendiği, Cem Bender, Menderes [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Filmin Suriyeli oyuncuları </strong><strong>Taj Sher Yakub ve Hala Alsayasneh’ın</strong> <strong>birkaç sahnede yoğun duygular yaşadığını söyleyen yönetmen Mehmet Bahadır Er “ Omar ve Biz’de,  her insanın bildiği ama güncel pratikte unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik. Kimse ülkesini bırakmak yollara düşmek zorunda kalmasın.” dedi.  </strong></p>
<p><strong> </strong>Yönetmenliğini Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in üstlendiği, Cem Bender, Menderes Samancılar, Taj Sher Yakub, Hala Alsayasneh ve Ushan Çakır gibi usta isimlerin yer aldığı ‘Omar Biz’in yönetmenlerinden Mehmet Bahadır Er, Cinedergi  okuyucuları için merak ettiğimiz soruları yanıtladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TRT ortaklığında çekilen 2019 yapımı film, Türkiye-Yunanistan sınırında yaşayan emekli asker İsmet ile hayatını kurtaran iki göçmeni misafir etmeye başlayan komşusu Sabri&#8217;nin hikayesini konu alan yapımda, İsmet&#8217;in başından geçenler ve ön yargılarıyla yüzleşmesi anlatılıyor. Ödüllere doymayan Omar Biz ‘in başrol oyuncularından Cem Bender, İsmet Komutan performansını ile Portekiz, Rusya Federasyonu ve Türkiye’den üç kez “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldı. Şu ana kadar dünyanın birçok yerinde 50’nin üzerinde gösterilen film, Varşova’da Ekümenik Jüri Ödülü ile başladı ve çoğu uluslararası 24 ödüle daha layık görüldü. Son olarak İstanbul Film Festivali’nde seyirci oyları ile ‘Sinemada İnsan Hakları’ ödülüne layık görüldü.</p>
<p><strong>Omar ve Biz’in senaryosu size ait. Çekmeye nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Evet filmin senaryosu bana ait, Pakistan göçmeni bir arkadaşla berberde tesadüfen tanışmam ve hikaye üzerine düşünmeye başlamamla harekete geçtim. Yaşadığı bölgede savaş çıkması üzerine göç etmek zorunda kalan, İran üzerinden Türkiye’ye geçerken yolda pasaportunu ve parasını kaybeden Muhammed aynı zamanda meslektaşımdı. Bir televizyon kameramanıydı, şu an 10 arkadaşı ile aynı evde kalarak İstanbul’da inşaatlarda amelelik yapıyor, Avrupa&#8217;ya geçmek yada yasal olarak burada çalışabilmek için imkan aradığını söylüyordu. İlk başta anlattıklarına şüpheyle yaklaştım, konuştukça inandım ve merak ettim. Hikayesi bana Türkiye&#8217;ye gelen diğerleri konusuna odaklanmamı sağladı, senaryo yazmak için ilham kaynağı olan arkadaşı daha sonra bulamadım. Ama milyonlarcası kendi hikayeleri ile her gün etrafımızdaydı&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16513 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-1024x576.jpg" alt="" width="685" height="385" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_4.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 685px) 100vw, 685px" /></p>
<p><strong>‘Omar ve Biz’i izleyince insan kendini bir sorguluyor. Neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Her insanın bildiği ama güncel pratikte unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik.  İnsanın karakterini belirleyen en önemli durumlardan bir tanesi maruz kaldığı olaylara verdiği tepkilerdir. Kişi kötü olmaz işi kötü olur derler ya; dört duvar arasında teorik olarak herkes mükemmel ve çok iyi insan olabilir. İşbu ki alışmış olduğumuz ya da olmasını istediğimizden farklı bir durum ya da kişi ile karşılaştığımızda temel insani değerlerimizi koruyabiliyor muyuz ? Bu soruya odaklandık. Ülkeler, para, politika, ünvanlar ve sahip olduklarımızın korunması fikri  zaman zaman insanlıkla çelişebiliyor. Bu sebeple filmi yazarken ve çekerken Omar’dan daha çok BİZ’im bakış açımızı ve güncel hikayemiz etrafında hareket ettik. Filmin ilk sahnesi olan antik kentteki göçmenlerden başlayarak, doğanın içinde kaybolan insan figürüne kadar geçicilik imgesi ile; hayatın, ülkelerin, sınırların sonsuz olmadığı üzerinde durduğumuz temel olgulardan bir tanesiydi.</p>
<p><strong>KİMSE ÜLKESİNİ BIRAKMAK ZORUNDA KALMASIN</strong></p>
<p><strong>Film nerede çekildi? Zorlandığınız sahneler oldu mu?</strong></p>
<p>Film için mekan ararken de göçün yoğun yaşandığı İzmir -Çanakkale arası bölgeyi gezdik. Bir buçuk milyon insanın bu bölgeden geçtiği söyleniyor, birçok olay dinledik, bazılarına tanıklık ettik. Kimle konuşsak bir anısı var; hastaneler, jandarma, ev sahipleri, köylüler anlattıkça anlattı&#8230; Biz filmi çekerken bile hala kaçak geçişler oluyordu. Çekim yaptığımız koylarda patlak botlar, insanlardan kalan eşyalar görüyorduk. Jandarma birçok kez geçiş yapan gruplara müdahale etti. Midilli’nin Behramkale’ye mesafesi Üsküdar -Beşiktaş kadar&#8230; Yüzerken ters akıntıya kapılıp kazara bile karşıya geçebilirsiniz ama sınır dediğimiz doğada olan bir şey değil, mülkiyet ve uluslararası hukukla alakalı bir durum.  Kimse ülkesini bırakmak yollara düşmek zorunda kalmasın. Taj ve Hala birkaç sahnede yoğun duygular hissetti. Onları incitmeden saygı içinde sahneleri tamamlamaya gayret ettik. Sonuçta aynı bölgeden Hala’nın annesi ve kardeşleri, Taj’ın abisi Avrupa’ya geçiş yapmıştı.</p>
<p><strong>HALA PARİS’TE, TAJ TÜRKİYE’DE </strong></p>
<p><strong>Cast çok özenli seçilmiş… Omar ve Mariya’yı canlandıran oyuncular gerçek Suriyeli Taj ve Hala… Hikayeleri nedir? Nasıl ulaştınız onlara? Çekimler de karşılıklı sahneleri anlatırken ya da ön hazırlık aşamasında rahat çalıştınız mı?</strong></p>
<p>Evet  Omar ve Mariye karakterini oynayan arkadaşlar da göçmen; her ikisi de Suriye’den gelmiş, yine Muhammed’in hikayesinden yola çıkarsak onunla meslektaş olmamız beni hikayeleri araştırmaya yakınlaştırmıştı. Yönetmen Maryna ile filmlerimizi birlikte yönetiyoruz. Konuyu kendisine anlattığımda ilham noktasını kaybetmemem gerektiğini söyledi ve göçmen oyuncu varsa onları bulabilir miyiz sorusu geldi aklımıza ve aramaya başladık. Gerçekten de tanıştıkça ve hikayelerini dinledikçe senaryo yeni boyut kazandı. Fark ettik ki aslında birçok değerli oyuncu ve sanatçı Türkiye’den geçmiş ama şu an Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Amerika gibi ülkelerde meslek hayatlarına devam ediyorlar. Yurtdışından prova videoları gönderenler oldu. Video konferanslar yaptık. Bir çoğu senaryonun kendi hayatlarına çok benzediğinden bahsetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16514 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-1024x576.jpg" alt="" width="689" height="387" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/OMAR_2.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></p>
<p><strong>TAJ, YÖNETMENLİK VE OYUNCULUK YAPMAK İSTİYOR</strong></p>
<p>Türkiye’deki provalarda Taj Sher Yakub  ve Hala Alsayasneh ile çalıştık ve hem azim hem kabiliyetlerine emin olunca filmi onlarla gerçekleştirmeye karar verdik . Bu sırada Hala’nın geçici ikameti bitmişti yasal sorunlarını halletmesine yardımcı olduk . Filmden sonra 7 yıldır görmediği annesi ve kardeşlerini görebilmesi için Fransa’dan vize ve göçmenlik daveti aldı ve  şu an Paris’te yaşamını sürdürüyor . Hala’nın hikayesine tanıklık eden film ekibinden birçok arkadaşın göçmenlere bakış açısını değiştirdi . Taj Sher Yakub da Türkiye’de yaşamını sürdürüyor, yetenekli bir oyuncu aynı zamanda tiyatro yönetmeni ve yeni filmlerde rol almak istiyor. Türkçesini epey ilerletti. Sadece Arapça değil Türkçe ve Kürtçe de oyunculuk yapabilir. Kendi hikayesini anlayabilecekleri film ve oyun fırsatları olmasını dilerim. Taj ve Hala’nın varlığı film için çok değerliydi. Türk oyuncular da Taj ve Hala’ya hem dost hem profesyonel olarak çok yardımcı oldular. Cem Bender değerli bir oyuncu, keza Ushan Çakır, Uygar Tamer, Timur Ölkebaş, Menderes Samancılar da öyle&#8230;bu tavır uyumlu ve verimli bir üretim ortamı sağladı. Onlara da ayrıca teşekkür ederim.</p>
<p><strong>CEM BERDEN FİLMİN DUYGUSUNU ÇOK İYİ KORUDU</strong></p>
<p><strong>İsmet Komutan’ı canlandıran Cem Berden çok başarılı. Nasıl bir aya geldiniz?</strong></p>
<p>Cem Bender çok iyi bir oyuncu olmasının yanında orijanal bir karakter, söyle açıklayım; Şahika Tekand tiyatrosunda uzun yıllardır oynuyor, ortak birçok arkadaşımız var. Filmin Görüntü yönetmeni Aydın Sarıoğlu ısrarla tanışmamızı önerdi. Senaryoyu gönderdik, okuyup geldiğinde uzun süre bizi kendisinin bu karakter içinde görmediğini anlattı. Alışılmış bir oyuncu başrol karakteri almak ister, kendisi ise tersini yapıyor, birçok çekincesini dile getiriyordu, bunu hem bir profesyonelce hem dostane yapıyordu. Siz çekinceleriniz üzerine biraz daha düşünün birlikte provalar yapalım geçecektir dedik, ikinci görüşme için randevulaştık ayrıldık, toplantıdan sonra Maryna , tam bir İsmet karakteri diye özetlemişti Cem Bey’i; titiz, değişmez doğruları olan&#8230;Hem Trabzonlu hem mimar hem tiyatro disiplini olmasının etkisi var sanırım. Çelik gibi bir karakter. Filmin duygusunu çok iyi korudu. Bu performansını ile Portekiz, Rusya Federasyonu ve Türkiye’den üç kez En İyi Erkek Oyuncu ödülü alarak da taçlandırdı.</p>
<p><strong>EN BÜYÜK ÖDÜL SEYİRCİNİN BEĞENMESİDİR</strong></p>
<p><strong>Bol ödüllü film Omar ve Biz… Hangi ödülleri aldı bugüne kadar?</strong></p>
<p><strong> </strong>Film zamanın ruhuna paralellik gösteriyor;  şiddet, anarşi, cinsellik ya da ajite kodların ötesinde seyirciye dingin bir düşünme fırsatı veriyor. Bunu yaparken kimseye bir şey öğretmek ya da bilgiçlik yapmak gibi dert gütmedik. Sanırım evrensel mesajı böylece sahiplenildi. Omar ve Biz şu ana kadar dünyanın birçok yerinde 50’nin üzerinde gösterildi ,Varşova’da Ekümenik Jüri Ödülü ile başladı ve çoğu uluslararası 24 ödüle daha layık görüldü. Son olarak İstanbul Film Festivali’nde seyirci oyları ile ‘Sinemada İnsan Hakları’ ödülünü alması bizi ayrıca sevindirdi. Bir filmin alabileceği en büyük ödül seyircinin filmi beğenmesidir. Bir göçmenle komşu olmak zorunda kalsak ne yapardık ? kendimize sorduğumuz bu basit sorudan yola çıkarak kesin doğruları ve refleksleri olan emekli komutan İsmet karakteri üzerinden macerayı deneyimlendik . Kabul gördüğü İçin mutluyuz . Umarım film kendimizle bir tutmadığımız tüm insanlara karşı önyargılarımızla yüzleşmemizde yardımcı olur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16516 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-1024x646.jpg" alt="" width="667" height="421" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-1024x646.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-300x189.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-768x484.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-150x95.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-696x439.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-1068x674.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1-666x420.jpg 666w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2021/01/omar-ve-biz-1-1.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 667px) 100vw, 667px" /></p>
<p><strong> Bir filmi iki yönetmenin çekmesi avantaj mı dezavantaj mı?</strong></p>
<p>Tabi ki avantaj, iki bakış açısı, zevk, bilgi birikim, odaklanma&#8230; Maryna ile çalışmak ayrıca keyifli, çok yetenekli bir kadın yönetmen, az bulunur bir değer, yine olsa yine yaparım.</p>
<p><strong>SALONLAR AÇILIR AÇILMAZ GÖSTERİME GİRECEĞİZ</strong></p>
<p><strong>Malum sinemalar kapalı… Sinemaseverler nerede seyredebilecek Omar ve Biz’i…</strong></p>
<p>Filmin sinemalarda seyirciyle buluşmasını çok istiyoruz, birkaç ay daha bekleyeceğiz Salonlar açılır açılmaz gösterime girmeyi planlıyoruz. TRT ortaklığı ile çekildiğimiz için seyirciye ulaşabileceğimizi bilmek diğer yandan içimizi rahatlatıyor. Vuslat 2021’de sağlıklı günlerde inşallah diyelim.</p>
<p><strong>Omar ve Biz’den sonra hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz var mı?</strong></p>
<p>Maryna ‘nın Klondike filminin ilk etap çekimlerini Ukrayna ‘da tamamladık. Türkiye Ukrayna ortak yapımı bir sinema filmi olacak . Ayrıca iki senedir üzerinde çalıştığım toplumsal gerçekçi bir hikayenin senaryosunu mini dizi olarak tamamlamak üzereyiz.</p>
<p>Her iki proje de 2021 de seyirciyle buluşabilsin diye yoğun çalışıyoruz  .</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2021/01/15/insanin-unutabildigi-bazi-kok-duygulari-hatirlatmak-istedik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesleğimi büyük bir aşkla yapıyorum&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/11/12/meslegimi-buyuk-bir-askla-yapiyorum/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/11/12/meslegimi-buyuk-bir-askla-yapiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2020 10:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16072</guid>

					<description><![CDATA[İlk sinema filmi ‘Şair’le ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ödülünü alan Hakan Körezli “Kariyerim boyunca kamerama aşkla sarıldım ve vizörden her baktığımda bir kompozisyon yaratmaya çalıştım. Bu pek çok meslek dalında ulaşamayacağın bir şans” dedi. Yazar Ahmet Dirimlioğlu’nun gerçekle hayal arasında iç içe geçmiş hikayesinin anlatıldığı, yapımcılığını meyfilm ve MTA Film’in gerçekleştirdiği, senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk sinema filmi ‘Şair’le ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ödülünü alan Hakan Körezli “Kariyerim boyunca kamerama aşkla sarıldım ve vizörden her baktığımda bir kompozisyon yaratmaya çalıştım. Bu pek çok meslek dalında ulaşamayacağın bir şans” dedi.</p>
<p>Yazar Ahmet Dirimlioğlu’nun gerçekle hayal arasında iç içe geçmiş hikayesinin anlatıldığı, yapımcılığını meyfilm ve MTA Film’in gerçekleştirdiği, senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet Emin Yıldırım’ın üstlendiği,  başrolünde Hakan Atalay’ın oynadığı ‘Şair, filminin ödüllü görüntü yönetmeni, aynı zamanda 20 yıllık arkadaşım Hakan Körez‘li tecrübelerini ve hayallerini Cine Dergi için anlattı.</p>
<ol start="31">
<li><strong> Ankara Film Festivali kapsamında düzenlenen ‘Ulusal Uzun Film’ yarışmasına katılan ‘Şair’ adlı ilk sinema filminle ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ödülünü aldın. Neler söylemek istersin?</strong></li>
</ol>
<p>25 sene önce haber kameramanı olarak mesleğe adım atarken, umarım bir gün film çekerim, demiştim. Ödülü alırken o anlar aklıma geldi. Uzun yıllar önce önce kurduğum bu hayalin gerçekleşmesi beni hem mutlu etti, hem de gururlandırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16073 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5.jpg" alt="" width="659" height="494" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/ODUL-1-hakan5-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 659px) 100vw, 659px" /></p>
<p><strong>‘Cine Dergi’ okurlarımız için seni biraz tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>1974 yılında Berlin’de gurbetçi bir ailenin son çocuğu olarak doğmuşum. İzmir’de büyüdüm ve 1994’te yerel bir kanalda kameraman olarak mesleğe başladım. 2 yıl sonra İstanbul’a geldim ve ulusal kanallarda haber-program-belgesel kameramanlığı yaptım. 2005 yılında ‘Saklambaç’ dizisiyle dramada kameraman olarak çalışmaya başladım. Hala görüntü yönetmeni olarak dizi, sinema ve reklam sektöründe çalışmaktayım.</p>
<p><strong>Haber kameramanlığından vazgeçip neden dramada mesleğini icra etmek istedin?</strong></p>
<p>Dramada çalışma isteği içten gelen bir karardı. Habercilik ve televizyonculukta neredeyse her projede çalışmıştım. Depremlerden siyasi isimlerin takibine, toplumsal olaylara, canlı maç yayınlarına, belgesel çekimlerine, haber programlarından eski adıyla müzik eğlence programlarına kadar pek çok televizyon projesinde yer aldım. Sanki içimden bir ses, “Yeter artık” demişti. Zaten çocukluğumdan beri sinema ve müziğin yeri bende ayrıdır. Saklambaç dizisinde kameraman olma fırsatı gelince de değerlendirmek istedim. İyi ki de o içimdeki sesi dinlemişim. Şimdi bakınca doğru karar aldığımı daha iyi anlıyorum. Ama şunu da söylemeden geçemem, habercilik sağlam temeller oluşturuyor insanda.</p>
<p><strong>ÖZVERİYLE ÇEKİLMİŞ BİR FİLM</strong></p>
<p><strong>Gelelim ilk sinema filmin ‘Şair’e… Konusundan kısaca bahseder misin?</strong></p>
<p>Senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet Emin Yıldırım’ın yaptığı, yapımcılığını meyfilm ve MTA Film’in üstlendiği, başrolünde Hakan Atalay’ın oynadığı ‘Şair, tamamen kendi imkanlarıyla ve büyük özveriyle çekilmiş bir film&#8230; Filmde yazar Ahmet Dirimlioğlu’nun gerçekle hayal arasında iç içe geçmiş hikayesi anlatılıyor. Mehmet Emin’le sete çıkmadan kısa süre önce tanıştık ve aramızda güzel bir enerji oluştu. Bu durum filme de olumlu yansıdı. Hakan Atalay’ın da iyi oyunculuğu ve karakterin içine tamamen girmesi, bence filmin başarısında çok etkili oldu.</p>
<p><strong>TECRÜBELİ EKİP SAYESİNDE BAŞARDIK</strong></p>
<p><strong>Çekimler sırasında zorlandın mı?</strong></p>
<p>Senaryonun karmaşıklığı ve plan-sekansların çokluğu, ışık tasarımı ve kompozisyon oluşturma da beni açıkçası biraz zorladı. Filmin bütçesinin kısıtlı olmasından dolayı çekim süremiz belliydi. Öngördüğümüz 10 günlük sürenin uzamaması gerekiyordu. Ama ekip olarak, hepimizin bilgi ve tecrübesiyle zorlukların üstesinden gelmeyi başardığımızı düşünüyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16074 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6.jpg" alt="" width="679" height="509" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-768x576.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-150x113.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-696x522.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-560x420.jpg 560w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/sair-setinden-2-hakan6-265x198.jpg 265w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
<p><strong>HERKESE NASİP OLMAZ</strong></p>
<p><strong>Uzun yıllar Arka Sokaklar dizisindeydin. Meslek hayatına neler kattı?</strong></p>
<p>Arka Sokakları 7 sezon 273 bölüm çektim. Sektörde böyle bir şans herkese nasip olmaz. Kendi içinde ayrı bir dinamizmi ve ritmi vardır; Arka Sokaklar setinin. Pratik olmak ve usta çözümler üretmek o set için olmazsa olmazdır. 7 sene öyle bir tempoyla çalışınca ‘Şair’i de 10 gün gibi kısa bir sürede çekebilme becerisine sahip oluyorsun. Arka Sokaklar’ın bana katkısı çoktur.</p>
<p><strong>273 bölüm Arka Sokaklar’ı çektiğini söylüyorsun. Uzun soluklu olunca meslek olarak dezavantajı var mı?</strong></p>
<p>Dezavantaj olarak sadece şunu söyleyebilirim: 7 yıl boyunca aynı ekiple çalışınca yeni insanlarla tanışma fırsatın azalıyor.</p>
<p><strong>SIRADA YENİ SİNEMA FİLMİ VAR</strong></p>
<p><strong>Bundan sonrası için yeni projeler var mı? Neler yapmak istiyorsun?</strong></p>
<p>Şair benim sinema olarak ilk filmim. Daha önce TRT’ye Biket İlhan’ın yönettiği ‘Çelo’ adlı bir TV filmi çekmiştim. Her ikisi de benim için çok değerli. Şimdi yeni bir sinema filmi projesi var. Mehmet Emin’le bir komedi filmi üzerinde çalışıyoruz. Hayat ne getirir bilemem ama bundan sonra sinemaya ağırlık vermek istiyorum. Çünkü sinemanın duygusu bambaşka.</p>
<p><strong>Çok film izler misin? Hangi yönetmenler ilgini çekiyor?</strong></p>
<p>Hemen hemen her gün film izlemeye çalışıyorum. Dijital platformlar da zaten buna imkan sağlıyor. Pek çok isim sayabilirim, etkilendiğim ve sevdiğim. Ama olmazsa olmazlar, Tarkovski, David Lynch, Haneke, Kubrick, Gaspar Noe, Paul Thomas Anderson ve Alejandro Gonzalez Inarritu&#8230; Ayrıca Nuri Bilge Ceylan, Yeşim Ustaoğlu ve Zeki Demirkubuz’un da filmlerini kaçırmam. Liste uzayıp gidiyor aslında J</p>
<p><strong>Kameraman olmak isteyen genç arkadaşlara neler önerirsin?</strong></p>
<p>Bence bir kameraman, vizöründen insanlara bambaşka bir dünya sunabilir. Kameran aracılığıyla hayat görüşünü, beğenilerini, estetik becerilerini, eleştirilerini insanlara aktarabilirsin. ‘Mesleğine ve kamerana aşk ile sarılmalısın’ derim. Enstrüman kullanan bütün müzisyenler enstrümanlarına aşkla sarılırlar. Ben de kariyerim boyunca kamerama aşkla sarıldım ve vizörden her baktığımda bir kompozisyon yaratmaya çalıştım. ‘’Bakın ne güzel bir kelime, yaratmak. Bu pek çok meslek dalında ulaşamayacağın bir şans. Ve bu şansı iyi değerlendirin’’ derim genç meslektaşlarıma.</p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/11/12/meslegimi-buyuk-bir-askla-yapiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal dönüşüme katkı vermeyi amaçlıyoruz!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/11/11/toplumsal-donusume-katki-vermeyi-amacliyoruz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/11/11/toplumsal-donusume-katki-vermeyi-amacliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Özer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 17:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=16057</guid>

					<description><![CDATA[İçinden geçtiğimiz olağanüstü dönemde gezegenimizin değişim çağrısına kulak vermek üzere 19-22 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ İstanbul’da Pera Müzesi’nde kısa ve uzun metrajlı belgesel izleyicilerle buluşacak. SYFF2020 seçkisi, sürdürülebilir yaşamın ancak gezegendeki tüm canlıların yaşam ortamı ve koşulları sürdürülebilir olduğunda mümkün olduğunu; iyi olmamız için mevsimin, havanın, suyun, toprağın, yabanın, çiftçinin, tohumun, ormanın, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinden geçtiğimiz olağanüstü dönemde gezegenimizin değişim çağrısına kulak vermek üzere 19-22 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ İstanbul’da Pera Müzesi’nde kısa ve uzun metrajlı belgesel izleyicilerle buluşacak. SYFF2020 seçkisi, sürdürülebilir yaşamın ancak gezegendeki tüm canlıların yaşam ortamı ve koşulları sürdürülebilir olduğunda mümkün olduğunu; iyi olmamız için mevsimin, havanın, suyun, toprağın, yabanın, çiftçinin, tohumun, ormanın, böceğin, domatesin, komşunun iyi olması gerektiğini hatırlatıyor. Herkes iyiyse biz de iyiyiz&#8230;</p>
<p>19 Kasım’da “Milletler Birleşince: Acil Zamanlar için Acil Çözümler (Nations United: Urgent Solutions for Urgent Times) filmi ile açılışı gerçekleşecek ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin kurucuları Tuna Özçuhadar ve Pınar Öncel “<strong>Toplumsal dönüşüme katkı vermeyi amaçlıyoruz. Dünyamızı tüketen kültürün yerine onarıcı bir kültürü birlikte yaratabiliriz” diyor.</strong></p>
<p><strong>13 yıldır devam eden ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin başarıyla devam etmesinin sırrı nedir?</strong></p>
<p>Festivalin içeriği ve ona olan ihtiyaç diyebiliriz. Tabii ki festivalin organizasonunda yer alan ekibin, gönüllülerin ve destekçilerin bu doğrultuda ortaya koyduğu niyet, kararlılık ve çaba da önemli. Umarız günün birinde, çok da geç olmadan, gezegen üzerinde yaşayan her insanın gerçekliği belgesellerdeki ilham verici hikayeler gibi olur, belgesellerdeki yaratıcı çözümler herkesin yaşamında yer alan sıradan olaylar olduğunda başka hikayeler anlatmanın zamanı gelir.</p>
<p><strong>HERKESİN GÜNDEMİNDE OLMASINI İSTİYORUZ</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali nasıl doğdu?</strong></p>
<p>SYFF 2008 yılında sürdürülebilirlik kavramının ve birbiriyle etkileşim içinde olan sistemik sorunların daha iyi anlaşılmasını sağlamak, dünyanın farklı bölgelerindeki hikayelerle ilham vermek ve yeni bir yaşam kültürünün oluşmasına katkı vermek amacıyla doğdu. Bu konunun herkesin gündeminde olmasını arzu ettik; insanların bu konularda çalışabilmesi ve iletişim kurabilmesi için bir alan, bir zemin oluşturmak istedik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16058 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-1024x576.jpg" alt="" width="668" height="376" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir1.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 668px) 100vw, 668px" /></p>
<p><strong>Bu festival ile neyi amaçlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Toplumsal dönüşüme katkı vermeyi amaçlıyoruz. Dünyamızı tüketen kültürün yerine onarıcı bir kültürü birlikte yaratabiliriz&#8230; Mevsimin, havanın, suyun, toprağın, yabanın, çiftçinin, tohumun, ormanın, böceğin, domatesin, komşunun, herkesin iyi olduğu, herkese iyi gelen bir kültür&#8230;</p>
<p><strong>GENİŞ BİR YELPAZE SUNUYORUZ</strong></p>
<p><strong>Bu yıl sinemaseverleri neler bekliyor?</strong></p>
<p>Öncelikle biz SYFF takipçilerini sürdürülebilirlik tutkunları ve değişim ajanları olarak tarif ediyoruz. Elbette aralarında sinemaseverler de vardırJ  Bu sene Pera’daki gösterimlerde yer alacak 20 adet kısa ve uzun metrajlı belgeselde sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri, tohum, onarıcı hayvancılık, su hakkı, iklim değişikliği ve göç, altın madenciliği ve atıklar, mega yangınlar, biyoçeşitlilik, doğa koruma ve yabani hayat, sosyal girişimcilik, sürdürülebilir ekonomi gibi çok geniş bir yelpazede insanlığın kendi yarattığı sistemik sorunlarla ne şekilde mücadele ettiğini, nasıl çözümler ürettiğini izleyeceğiz.</p>
<p><strong>PERA MÜZESİ’NE BEKLİYORUZ</strong></p>
<p><strong>Pandemi dönemiyle birlikte programda değişiklikler oldu mu? Pandemi Döneminde gerçekleşecek festivalin mesajı nedir?</strong></p>
<p>Her sene coşkulu, kalabalık, film gösterimlerinin yanı sıra konuşmacılar ve müzik gruplarıyla coşkulu bir buluşma şeklinde geçen festival bu sene 19-22 Kasım tarihlerinde Pera Müzesi’nde pandemi önlemleriyle çok daha sakin bir formatta gerçekleşecek. Ayrıca festivalin 1-6 Aralık tarihlerinde Surdurulebiliryasam.net adresinde çevrimiçi bir versiyonu gerçekleşecek: SYFFEVDE. Böylece gösterimlere tüm Türkiye’den katılım sağlanabilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16060 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-1024x576.jpg" alt="" width="668" height="376" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1-746x420.jpg 746w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/11/surdurulebilir-2-1.jpg 1500w" sizes="auto, (max-width: 668px) 100vw, 668px" /></p>
<p>Festivalin mesajı pandemiyle birlikte değişmedi. Pandemi; iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, atık vb sorunları üreten hasta bir sistemin semptomlarından biri sadece. Yeni bir yaşam kültürü oluşturabiliriz ve halihazırda dünyanın her yerinde yaratıcı çözüm örneklerini görüyoruz. ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde izleyicileri her sene olduğu gibi gezegenimizin değişim çağrısını aktaran bir seçki bekliyor.</p>
<p><strong>Sanat etkinliklerinin ve sanatçıların çok zor geçirdiği bir dönem. Çözüm önerileriniz neler olabilir?</strong></p>
<p>Sadece pandemiyle sınırlı olmayan zor bir sürece girdik. Küresel iklim değişikliği, kaynakların sorumsuzca tüketilmesi, artan atıklar ve toksisite, biyoçeşitliliğin azalması, yaban hayatın, canlıların yaşam alanlarının insan tarafından istila edilmesi, ve diğer tüm sorunlar hem çözmemiz gereken hem de yaşamlarımızda sebep olduğu sorunlara adapte olmamız gereken sistemik sorunlar&#8230;  Ve etkileri sadece sanat etkinlikleri ve sanatçılarla sınırlı değil elbette. Adaptasyon becerisi önemli, ayrıca en önemli konuların başında işbirliği ve dayanışma geliyor, bu sorunlarla hiç kimse tek başına mücadele edemez. Sorunlar da insanlar da birbirinden ayrı ele alınamayacak şekilde karmaşık ilişkiler içerisinde. Ekonomi, ekoloji ve toplum iç içe. Herhangi bir sistemde sorun varsa diğer sistemlerde de mutlaka sorun var demektir. En çok ihtiyacımız olan da yaratıcılık. Sınırlar genelde kafaların içinde olabiliyor, özgür düşünceye sahipsek ve ilham alabileceğimiz ortamlardaysak dönüşüm için potansiyeller yaratabiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/11/11/toplumsal-donusume-katki-vermeyi-amacliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
