<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haktan Kaan İçel &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/author/haktankaan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Feb 2020 20:18:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Özel güçleri olan süper kadınlar!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/02/07/ozel-gucleri-olan-super-kadinlar/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/02/07/ozel-gucleri-olan-super-kadinlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2020 20:18:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14175</guid>

					<description><![CDATA[Harley Quinn’in sinemaları şenlendirmesinin şerefine sinemadaki süper kadınları ele almak istedik. Birbirinden farklı filmler vizyona girse de, pek azı başarıya ulaşabildi. Bunların arasından en dikkat çekenleri 10 süper kadın kahraman filmi olarak listeledik. SUPER GİRL Süperman filminin tutması üzerine yapımcılar süper insanlar üzerinden giderek pek özel olmayan bir formülle Süperman’in kız kardeşi Süper Girl’ü hayata [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harley Quinn’in sinemaları şenlendirmesinin şerefine sinemadaki süper kadınları ele almak istedik. Birbirinden farklı filmler vizyona girse de, pek azı başarıya ulaşabildi. Bunların arasından en dikkat çekenleri 10 süper kadın kahraman filmi olarak listeledik.</p>
<p><strong><em>SUPER GİRL</em></strong></p>
<p>Süperman filminin tutması üzerine yapımcılar süper insanlar üzerinden giderek pek özel olmayan bir formülle Süperman’in kız kardeşi Süper Girl’ü hayata geçirerek hem fantastik sinemaseverleri, hem de çizgi roman severleri mutlu etmek istiyorlardı. Ancak Helen Slater’ın canlandırdığı bu karakterin filmi gişede dümdüz yatarken, izleyicilerin tepkisini de çekti. Sonuç olarak kötü bir film olarak akıllarda kaldı. Yıllar sonra dizisi çıksa da, onun da talep görmemesi bu karakterin dikiş tutturamamasına neden oldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-14176 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-1024x580.jpg" alt="" width="654" height="370" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-1024x580.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-768x435.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-696x394.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-1068x605.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview-741x420.jpg 741w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/supergirl-cover-interview.jpg 1200w" sizes="(max-width: 654px) 100vw, 654px" /></p>
<p><strong><em>HIT GIRL</em></strong></p>
<p>Tek başına bir filme sahip olmasa da popüler Kick Ass serisinde adından bolca söz ettiren ve filmdeki diğer oyunculardan rol çalmalara doyamayan Hit Girl, Chloë Grace Moretz’in iyi performansıyla akıllarda yer alıyordu. Yer yer sevimli olan ama bununla yetinmeyip acımasız ve atletik çocuk seri katil rolü, süper kahramanlar arasında kendine has bir yere sahip olmuştu. Bu yüzden de listede kendine yer buldu.</p>
<p><strong><em>MYSTIQUE</em></strong></p>
<p>İlk X-Men filmlerinde ikinci sınıf bir kötü karakter olarak kullanılsa da, karakterin özel güçleri nedeniyle dikkat çekmeyi başarıyordu. Bu yüzden de yeni nesil X-Men filmlerinde bu karakteri başrole yerleştirdiler. Jennifer Lawrance’ın canlandırdığı bu karakter, fiziksel değişimlerinin yanı sıra duygusal buhranını iyi yansıtan bir figürdü. Bu yüzden de akıllarda sağlam bir yer edindi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14177 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-1024x580.jpg" alt="" width="645" height="365" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-1024x580.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-300x170.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-768x435.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-696x394.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-1068x605.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1-741x420.jpg 741w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/mystique-x-men1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 645px) 100vw, 645px" /></p>
<p><strong><em>WONDER WOMAN</em></strong></p>
<p>Günümüzde yeni nesil için belki de en büyük feminist figür olarak görünen Wonder Woman, Gal Gadot’un performansıyla dünya genelinde akıllarda yer etti. Hatta ilk filmin Oscar kampanyalarında yer alması bile yoğun tartışmalar yarattı. Sonuç olarak sektördeki kadınlara uygulanan mobbinge ve tacizlere savaş açan MeToo akımı bile bu filmin rüzgarına katkıda bulunamadı. Çünkü film ne kadar feminist bir figür gibi görünse de, erkeklerin yine hükmettiği bir dünyada geçiyordu. Bu durum desteğin azalmasına neden oldu. Yeni filmi ile bu yıl yine gündem yaratrması beklenen Wonder Woman karakteri, DC’nin kadın kahramanlar arasındaki en büyük kozu olarak görülüyor.</p>
<p><strong><em>CAPTAIN MARVEL</em></strong></p>
<p>Marvel evreninin süperstarı konumundaki bu karakter, gelmiş geçmiş süper kahramanlar arasında belki de en güçlü karakter olarak görülüyor. Süper güçleri sayesinde uzayda savaşlar yapabilen ve gezegenleri yok edebilen bu karakter, biraz oyunbozan bir karakter olarak dikkat çekiyor. Bu yüzden de Marvel genelde inanılmaz başı sıkışmadıkça kullanmamayı tercih ediyor. Başrolünde yer alan Brie Larson’a karşı nefrete varan tepkiler ise nedendir bilinmez çizgi roman fanlarının Captain Marvel’a karşı mesafeli olmalarına neden oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14178 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/5ca1c35b45d2a0296416f825.jpg" alt="" width="657" height="356" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/5ca1c35b45d2a0296416f825.jpg 756w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/5ca1c35b45d2a0296416f825-300x163.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/5ca1c35b45d2a0296416f825-696x377.jpg 696w" sizes="(max-width: 657px) 100vw, 657px" /></p>
<p><strong><em>STORM</em></strong></p>
<p>Genel olarak X-Men dünyasında hakkı en fazla yenen süper kahraman bu karakter olsa gerek. İklimi kontrol eden üstün güçleriyle olağanüstü bir başarılı bir karakter olarak öne çıkartılabilecekken yapımcılar nedense bu karakteri hep geri planda tuttular. İlk X-Men’lerde Halle Berry gibi bir yıldıza teslim edilse de, filmde en az dikkat çeken o olmuştu. Belli ki senaristlerin bu karaktere karşı önyargısı var.</p>
<p><strong><em>CATWOMAN</em></strong></p>
<p>Üç farklı oyuncunun sinemada canlandırdığı bu ilginç karakter, belki de en çok Michelle Pfeiffer’in performansıyla akıllarda kaldı. Yıllar sonra gelen Nolan’ın Batman’lerinde bu rolü teslim alan Anne Hathaway ise farklı bir yorumla seyircinin karşısına çıktı. Bol bol övgü almasına rağmen unutulup gitti.  Bu atletik ve üçkağıtçı karakter Halle Berry’nin akıllara zarar kötü filmiyle belli ki solo film olarak riskli bir iş olarak anılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14179 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1.jpg" alt="" width="641" height="427" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1.jpg 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/catwoman-800x533-1-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 641px) 100vw, 641px" /></p>
<p><strong><em>BLACK WİDOW</em></strong></p>
<p>Yakında solo filmine kavuşmayı başaracak olan Scarlett Johansson’un canlandırdığı Black Widow karakteri daha çok Avengers filmlerinde yer alarak akıllara kazındı. Bir grup adamı kollayan, yönelendiren ve hatta yöneten kadın pozisyonundaki güçlü bir karaktere sahip olan Black Widow, bir suikastçi olmasının dışında lider bir karakter olmasıyla da dikkat çekiyordu.</p>
<p><strong><em>ELASTI-GIRL</em></strong></p>
<p>Pixar’ın ödüllere doymayan The Incredibles animasyonunda bir süper kahraman aileyi izleyebilmiştik. Bu ailenin annesi Elasti-girl, bir yandan ailesiyle ilgilenirken, öte yandan kötülerle mücadele etmeyi iyi beceriyordu. Hatta yıllar sonra gelen devam filminde bu karakterin daha da öne çıkartıldığını gördük. Bu listedeki tek animasyon karakter olan Elasti- Girl, belli ki süper kahraman olmak için ille de yalnız olmamak gerektiğinin kanıtlarından biriydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14180 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/il_570xN.1568554635_pojk.jpg" alt="" width="558" height="670" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/il_570xN.1568554635_pojk.jpg 570w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/il_570xN.1568554635_pojk-250x300.jpg 250w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/02/il_570xN.1568554635_pojk-350x420.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 558px) 100vw, 558px" /></p>
<p><strong><em>SONJA</em></strong></p>
<p>1985 yılında kotarılan Red Sonja filmi, bir nevi Barbar Conan karakterinin dişi versiyonunu karşımıza getiriyordu. Hatta Tv’nin popüler dizisi Xena’nın da öncüsü olarak tahmin edilen Sonja, adeleli yapısı ve üstün kılıç kullanma yetenekleriyle bu listede olması gereken en ilginç karakterlerden biriydi. Brigette Nielsen’in canlandırığı bu karakter, video piyasasında kültleşse de, vizyona girdiği yıllarda pek seyirciden yüz bulamadı. Bu yüzden de VHS eğlencesine dönüştü.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/02/07/ozel-gucleri-olan-super-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mr. Robot ile Dünyayı Kurtaramama Travması!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/mr-robot-ile-dunyayi-kurtaramama-travmasi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/mr-robot-ile-dunyayi-kurtaramama-travmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 16:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[TV Bölümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13871</guid>

					<description><![CDATA[Dört sezon önce sessiz bir şekilde hayatımıza giren “Hacker” dizisi Mr. Robot, geçen zaman içinde kendince farklı noktalara kayarak toplumsal paranoya konusunu ele aldığı gibi, uluslararası şirketlerin dünyayı nasıl köleleştirdiği konusunda teorilerini cesurca seyirciye sunarak takdir görmeye başlamıştı. Bilhassa ilk sezonunun yarattığı küçük çaplı şok, televizyonun altında çağında iyi bir yatırım olarak gözüküyordu. İkinci sezonunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dört sezon önce sessiz bir şekilde hayatımıza giren “Hacker” dizisi Mr. Robot, geçen zaman içinde kendince farklı noktalara kayarak toplumsal paranoya konusunu ele aldığı gibi, uluslararası şirketlerin dünyayı nasıl köleleştirdiği konusunda teorilerini cesurca seyirciye sunarak takdir görmeye başlamıştı. Bilhassa ilk sezonunun yarattığı küçük çaplı şok, televizyonun altında çağında iyi bir yatırım olarak gözüküyordu.</p>
<p>İkinci sezonunda ilk sezonda kurduğu sürprizin peşinden giden dizi, nedense odak noktasından kaymaya başladı. Bir yandan seyirci kaybederken, öte yandan kendince farklı bir tarz yaratmayı başarmıştı. Tek bölümle kendi seyircisini tatmin ederek yine yoluna devam etmeye devam etti. Biraz büyük düşünmek gerektiğini fark eden yapımcılar, vites arttırarak üçüncü sezonda sisteme karşı önemli tespitlerle ilk sezonun tesadüfi olmadığını kanıtladılar. Nitekim dördüncü ve son sezon da bunun izinden giderek sanat eseri gibi tasarlanan bölümlerin izleyiciyi “yeni bir dünya” mümkün düşüncesini akıllara kazıdı.</p>
<p>Ancak bu noktada dizinin son iki bölümünden de yola çıkarak, dizinin zaman zaman kendi rotasından saptığını söyleyebiliriz. Ana karakteri Elliot’ın kişilik bölünme sorunlarıyla ilgili yoğunlaşması sonucunda dizi bize her ne kadar büyük düşün demesine rağmen, ilk olarak kendimizle ilgilenmemizin şart olduğu mesajını vermesi, belli ki o beklediğimiz rüyanın gerçek temellere oturmasını zorlaştırıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13872 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227.jpg" alt="" width="648" height="364" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227.jpg 825w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/s-d6dcdcbb572f84e1d1c92cf5fb689e83c34b8227-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 648px) 100vw, 648px" /></p>
<p><strong>Sistem Eleştirisi ve Akıl Oyunları…</strong></p>
<p>Dizi sona erdi. Rami Malik Mr. Robot’a başladığı halinden daha ünlü ve unutmayalım artık bir Oscar heykelciğine sahip oldu. Christian Slater küllerinden yeniden doğdu ve eski prestijinden üst noktaya geldi. Dizi oyuncularını yükseltti ve finaliyle de güzel bir vedayı hak ediyordu. Peki, yapabildi mi?</p>
<p>Sezon olarak baktığımızda gerek görsel olarak, gerekse hikâye anlamında beklenen noktaya gelip, zaman zaman ötesine geçen son sezon, ne yazık ki son iki bölümünde beklentiyi karşılayamadı. Belki de diziyi 11. bölümde sonlanmış olarak kabul etmek gerekiyor. Beklediğimiz büyük çaplı final bu bölümde karşımıza sunuldu. Neticesini göremesek de, son iki bölümdeki küçülme ile seyirciyi eylem anlamında tatminsizliğe sürükledi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13873 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-1024x630.jpg" alt="" width="650" height="400" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-1024x630.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-300x185.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-768x472.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-696x428.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-1068x657.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-683x420.jpg 683w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1-356x220.jpg 356w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/mr_robot_by_carts-dak07bc-1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p><strong>Ayaklarımızdaki zinciri fark edebiliyor muyuz?</strong></p>
<p>Benim için Mr. Robot iyi bir beyin fırtınası, görsel olarak tatmin edici bir hipnoz seansı ve oturduğum yerden dünyayı kurtarmaktı. Ama insanın insanı, öncelikle de kendini yok edebilme ihtimalini hiç düşünmemiştim. Gerçekliğin içinde hayal ettiğimiz adaletin vuku bulması düşüncesi diziyi değerli kılan en önemli faktördü. Ama insanın kendi içindeki buhranları, dış dünyayla bağları ve travmalarındaki çürüyen noktalar bizi her zaman sınırlayan engel olacaktı.</p>
<p>Sonuna kadar ağzımız açık bir şekilde ters köşelere boğulduğumuz bir dizinin aniden evrensel bir bakış açısından yerelleşerek içine kapanması bana kolay bir kaçış kapısı gibi geliyor. Kendini keşfetmek, dizi içindeki olayları bağlayan bir şey olmamalıydı.</p>
<p>Dünyayı değiştirmek istiyorsan önce kendini değiştir bir klişe değil de ne? Bu izlediğimiz şeyin kişisel gelişim projesine dönüşmesine neden oluyor. Mr. Robot da bunu yaptı. Kendi finalini hazırlamak yerine seyirci kendi finalini yaratsın kolaycılığına kaçtı.</p>
<p>Ama yine de her şey için teşekkür etmek gerekiyor. Kendimizi sorgulamamızı ve kapitalist toplumun insanları nasıl sömürdüğünü hatırlamamıza neden oldu. Bu yönüyle bile değerli bir işin içinde olduğumuzu belirtmek gerekiyor. Dizinin yaratıcısı Sam Esmail’i takip etmeye devam edeceğiz. Ama böyle bir finalden daha fazlasını hak ettiğimizi düşünüyorum. Yaratılan muhteşem bir şey yine beklentinin altında tuvalet kabinine saklanan bir çocuğa dönüşüyor. Bulunacağını biliyor ama yine de saklanmayı tercih ediyor.</p>
<p><em><strong>Mr. Robot son sezonuyla seyirciye veda etti. </strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/mr-robot-ile-dunyayi-kurtaramama-travmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karadeniz’in Yükselen Festivali Odessa Film Festivali&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/08/01/karadenizin-yukselen-festivali-odessa-film-festivali/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/08/01/karadenizin-yukselen-festivali-odessa-film-festivali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 07:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12781</guid>

					<description><![CDATA[Bu yıl 10.su düzenlenen Odessa Film Festivali zengin bir programla seyirci ve sanatçılara geniş bir yelpaze sundu. İnternational yarışma bölümünde adı geçen yıl duyduğumuz filmler ödüllerde kendine yer bulurken, her yıl verilen onu ödülü bu sene Catherine Deneuve’e takdim edildi. Sinema, tiyatro ve edebiyatı tek bir yerde buluşturan görkemli Odessa Opera ve Bale Salonu’nda gerçekleştirilen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 10.su düzenlenen Odessa Film Festivali zengin bir programla seyirci ve sanatçılara geniş bir yelpaze sundu. İnternational yarışma bölümünde adı geçen yıl duyduğumuz filmler ödüllerde kendine yer bulurken, her yıl verilen onu ödülü bu sene Catherine Deneuve’e takdim edildi.</p>
<p>Sinema, tiyatro ve edebiyatı tek bir yerde buluşturan görkemli Odessa Opera ve Bale Salonu’nda gerçekleştirilen açılış ve kapanış törenleriyle takdiri toplamayı başardı. Bu yıl özenle hazırlanmış seçkide Cannes, Sundance gibi festivallerden filmlere yer veren geniş persfektifli programında ise şu filmler kendine yer buldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12782 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062.jpg" alt="" width="627" height="418" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062.jpg 800w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/odessa-img-4317062-630x420.jpg 630w" sizes="auto, (max-width: 627px) 100vw, 627px" /></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong><em>PROGRAM</em></strong></p>
<p>Programı bölümlere ayırdığımızda öne çıkan bölümlerin başlıcaları “Gala Premierleri”, “Dünya Festivallerinden”, “Uluslararası Yarışma” ve “Ukrayna Retrospektifi: Karadeniz Hollywood’da” bölümleri dikkat çekiyordu.</p>
<p>Ülkemizde Filmekimi ve İstanbul Film Festivali programında yer almış olan “Tel Aviv on Fire”, “Pity”, “Synonyms”, “Ray &amp; Liz”, “Manta Ray”, “In Fabric”, “Never Look Away” ve “Golden Glove” festival izleyicileriyle buluşan bizim daha önce izlediğimiz filmlerdendi.</p>
<p>Öte yandan film Cannes ağırlıklı bir program sunarken, ülkemizde de Filmekimi’nde izleyeceğimiz filmler vardı. Bu senenin Altın Palmiyeli’si Bong Joon-ho filmi “Parasite”, Almodovar’ın övgüyle karşılanan filmi “Pain and Glory”, Jim Jarmusch’tan absürt bir korku komedi “Dead Don’t Die”, Ken Loach’ın son filmi “Sorry We Missed You”, Quentin Dupieux’in yeni oyunbaz absürt filmi “Deerskin”, Cannes’da sarsıcı olmayı başaran “Monos”, Sciamma’nın “Portrait of a Lady on Fire”, Sundance’de övgülere boğulan “The Souvenir” gibi filmler programın dikkat çeken filmleriydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12783 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-1024x577.png" alt="" width="637" height="359" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-1024x577.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-300x169.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-768x433.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-696x392.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-1068x602.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720-745x420.png 745w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/97b952d671a826e8010b842883a191575b73c720.png 1366w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></p>
<p>Odessa Film Festivali’nin belki de en dikkat çekici bölümü ise Karadeniz Hollywood’da bölümüydü. Bu bölümde Sovyet Rusya döneminden önemli ve gizli hazine olarak nitelendirilebilecek filmlere yer verilmişti. Petro Chardynin’in 1918 yapımı filmi “Be Silent, My Sorrow, Be Silent”, 1926 yapımı Oleksandr Dovzhenko filmi “Love’s Berry”, 1956 yapımı Feliks Myroner ve Marlen Khutsiev’in yönetmenliklerini üstlendiği “Spring on Zarechnaya Street”, 1966 yapımı Heorhii Yunhvald-Khilkevych yönetmenliğindeki “The Formula of Rainbow” ve 1983 yapımı Petro Todorovskyi yönetmenliğindeki “Wartime Romance” sinefiller için ziyafet gibi bir filmlerdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12784 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity.jpg" alt="" width="630" height="341" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity.jpg 1000w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity-300x162.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity-768x415.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity-696x377.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/pity-776x420.jpg 776w" sizes="auto, (max-width: 630px) 100vw, 630px" /></p>
<p><strong><em>ÖDÜLLER</em></strong></p>
<p>Nihayetinde her festivalin sonunda olduğu gibi bu ffestivalin sonunda da ödüller sahiplerini buldu. Uluslararası yarışmanın Grand Prix en iyi film ödülünü Belarus, Almanya, Rusya ve ABD ortak yapımı “Crystal Swan” kazandı. Adı “Best Film” olsa da ikincilik ödülü sayılan ödülü ve en iyi yönetmen ödülünü Makridis’in “Pity”si kucaklarken; “Pororoca” ve “Girl” filmleri de geceden birer ödülle ayrıldılar. Ulusal yarışmada ise Ukrayna yapımı belgesel “Delta” en iyi film ödülü olan 100 bin UAH’ı ve heykelciği kazandı. Filmin yönetmeni Oleksandr Techynskyi ödül konuşmasında “Yozlaşan toplumların ancak gerçeklerle aydınlığa kavuşacağını” söylerken yapılan belgesellerin bu yolda önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ukrayna sinemasındaki örneklerin pek çoğunun belgesel öğelerle süslendiği gerçeği, yeni gerçekçi bir yapının ileride Ukrayna sinemasını ele geçireceğinin bir öngörüsü olarak yorumlayabiliriz. Kurmaca filmlerin ise ne yazık ki pek nitelikli işler olmadığını söylemek gerekiyor. Savaşın etkileri, aile içi şiddet konuları ve geçmişle yüzleşmeye dair konular Ukrayna sinemasının genelini kabaca betimleyen konular diyebiliriz.</p>
<p>Gelecek senelerde daha fazla ilgi görmesini beklediğim festival, açık hava gösterimleri, panelleri ve söyleşileriyle harika bir iş çıkarıldığının resmiydi. Sıcak Odessa’nin festival süresince yağmurla yıkanması da insanların salonlara hücum etmesi için bir neden oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/08/01/karadenizin-yukselen-festivali-odessa-film-festivali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müzik Starlarının İçinde Yaşadığı 10 Film!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/06/15/muzik-starlarinin-icinde-yasadigi-10-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/06/15/muzik-starlarinin-icinde-yasadigi-10-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jun 2019 07:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12425</guid>

					<description><![CDATA[Elton John’ın biyografik filmi Rocketman’in vizyona girdiği haftada sinema tarihine baktığımızda kimi müzisyenlerin hayat hikayeleri ilgi gördü, kimi filmler başarılı oldu. Peki kimlerin hayatları bu bağlamda sinemadaki yerini bulmuştu? Hangi pop – rock ikonları seyircileri tatmin ettiğine bakalım dedik ve bu listeyi oluşturma gereği duyduk. Tüm starların ve müzik türlerine yer veremeyeceğimiz listede kendimizce seçimler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elton John’ın biyografik filmi Rocketman’in vizyona girdiği haftada sinema tarihine baktığımızda kimi müzisyenlerin hayat hikayeleri ilgi gördü, kimi filmler başarılı oldu. Peki kimlerin hayatları bu bağlamda sinemadaki yerini bulmuştu? Hangi pop – rock ikonları seyircileri tatmin ettiğine bakalım dedik ve bu listeyi oluşturma gereği duyduk. Tüm starların ve müzik türlerine yer veremeyeceğimiz listede kendimizce seçimler yaparak kişiselleştirdiğimiz doğrudur. Karşınızda starların biyografik filmleri&#8230;</p>
<p><strong><em>BOHEMIAN RHAPSODY (2018)</em></strong></p>
<p>Üzerinden çok fazla geçmemişken aklımıza ilk gelen hikaye tabii ki bir başarı hikayesine dönüşen Bohemian Rhapsody oluyor. Queen ve Freddie Mercury’nin gelen eleştirilere rağmen anlatılan hikayeleri genel seyirci tarafından coşkuyla kucaklanmıştı. Mercury’nin son dönemlerine değinmeyerek umut dolu bir işe imza atmak isteyen yapımcılar, bir anlamda tüm dünyada efsane statüsüne çıkarılan bu müzisyenlerin hikayesini anlatırken ağır tonları tercih etmemişti. Rami Malek’in yüzündeki kötü makyaja rağmen harikalar yarattığı performansı da filmin artılarından sadece biriydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12426 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/19runawaysspan-1-articleLarge.jpg" alt="" width="600" height="364" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/19runawaysspan-1-articleLarge.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/19runawaysspan-1-articleLarge-300x182.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong><em>THE RUNAWAYS (2010)</em></strong></p>
<p>Joan Jett’in daha sonraları tek başına ikon haline geleceğini düşünürsek ilk parladığı grubu The Runaways’in öyküsü son derece ilgi çekici bir hikayeyi izleyiciye sunmuştu. Cherie Currie ile grup içi sürtüşmeler, kadın gruplarının yükselişi, müziğin ortasında yaşanan cinsel gerilimler&#8230; Kendince özgün bir yapım olsa da, senaryosunda yenilik içermemesinden dolayı bir süre sonra unutulan yapım, bir döneme damga vuracak müzaisyenlerin hikayesini anlatırken, asi ruhu hissetmenizi sağlıyordu.</p>
<p><strong><em>LOVE AND MERCY (2014)</em></strong></p>
<p>Herkesin söylediği “California Dreaming”i hatırlayın. Beach Boys bir dönemin eğlenceli olduğu kadar arzu nesine dönüşen starlarıydılar. Dönemin popülerizme daha yeni yeni alışmasından kaynaklı olarak ve grubun beyninin psikolojik problemleri nedeniyle çok uzun soluklu bir grup olamadılar. Ama şarkıların günümüzde dahi başucu şarkılarından biri haline geldi. Paul Dano ve John Cusack’in performanslarıyla öne çıkan proje çok ses getiremeyerek grubun sonraki kaderini paylaştı. Kopuk kurgusunun bunda etkisi büyüktü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12430 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/webANXTheDoors.jpg" alt="" width="638" height="385" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/webANXTheDoors.jpg 700w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/webANXTheDoors-300x181.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/webANXTheDoors-696x420.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/webANXTheDoors-697x420.jpg 697w" sizes="auto, (max-width: 638px) 100vw, 638px" /></p>
<p><strong><em>THE DOORS (1991)</em></strong></p>
<p>Tüm zamanların en başarılı biofilmlerini düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen filmlerden biri de şanlı Jim Morrison’ın uyuşturucu ile seyirci arasına girdiği the Doors filmidir. Val Kilmer’ın unutulmaz performansıyla akılda kalan film, döneminde pek çok ödülle dönen yıldız bir filme dönüşmüştü. Oliver Stone’un kariyerinin zirvede olduğu 90’lı yıllarda üst üste gelen iyi filmlerinin yanında biraz başarısız gibi görünse de, sinema tarihine altın harflerle yazılan bir film olmayı başarmıştı.</p>
<p><strong><em>LAST DAYS (2015)</em></strong></p>
<p>Genel anlamda hikaye anlatmaya odaklı filmlerden oluşan bir liste yaptığımızı düşünürken aklımıza rock ikonu Kurt Cobain’in son birkaç saatini anlatan Last Days filmi geldi. Gus Van Sant’ın yönetmenliğinde kendi içinde deneysel bir doku-dramaya dönüşen film, yönetmenin önceki filmi Elephant’a benzerliği ile dikkat çekiyordu. Bu sefer ise Nirvana grubunun tek bir kurşun ile darmadağın oluşu, kendi evinde vakit geçiren Cobain’in günlük yaşantısından kesitlerle seyirciye sunulmuştu. Genel izleyicinin zorlanacağı bir film olarak kotarılan yapım, pek ses getiremeden yok olup gitti. Filmin içindeki ince nüansları yakalayanlar ise gerçek mutluluğa eriştiler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12431 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-1024x576.jpg" alt="" width="597" height="336" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/watching-recommendation-slide-2MYF-videoSixteenByNineJumbo1600.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 597px) 100vw, 597px" /></p>
<p><strong><em>WHAT’S LOVE GOT TO DO WITH IT (1993)</em></strong></p>
<p>Angela Bassett’in adeta döktürdüğü bu Tina Turner biofilminde rock’ın babaannesinin çalkantılı yaşamına gözlerimizi çeviriyorduk. Hikaye anlatımı ve müzikal anlamda da başarılı olan bu film, ödül sezonunda kendine yer bulan başarılı ikon filmlerinden biri haline gelmişti. Sadece müzisyen hikayesi olarak bakılmadığında dahi kadına şiddet ve istismar üzerine bile çok önemli sözler söyleyen bir filmdi. Dramatik çatısının iyi kurulması sonucunda da film başarı getirmişti.</p>
<p><strong><em>CONTROL (2007)</em></strong></p>
<p>Sinema tarihine önemli filmler kazandıran fotoğrafçı yönetmen Anton Corbijn’in ilk filmi Control, siyah beyaz görsel estetiğin nimetlerinden yararlanan önemli bir film olarak dikkat çekiyordu. Joy Division’in solisti Ian Curtis üzerinden hikayesini çekillendiren film, nefesini yavaş yavaş kaybetmeye başlayan bir müzik insanının yükselişini, travmalarını ve çöküşünü anlatırken istifini bozmadan keyif verici bir dramatik yapım haline gelmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12432 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/http___com.ft_.imagepublish.prod_.s3.amazonaws.jpg" alt="" width="636" height="358" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/http___com.ft_.imagepublish.prod_.s3.amazonaws.jpg 700w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/http___com.ft_.imagepublish.prod_.s3.amazonaws-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/http___com.ft_.imagepublish.prod_.s3.amazonaws-696x392.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><strong><em>SID AND NANCY (1986)</em></strong></p>
<p>Müzik dünyasının haşarı çocukları Sex Pistols’ın solisti Sid Vicious’un aşk hikayesine yoğunlaşan film, klasik anlamda punk’ın ruhu yaşatan, kirli görsel kadrajlarıyla kendine has bir tarz yakalamayı başaran ender filmlerden biriydi. Gary Oldman kariyerinin en önemli performanslarından birine imza atarken, filmin eş başrolu Chloe Webb ise Oldman’la oyunculuk savaşına girişiyordu. Her starın hayatını mahveden uyuşturucu dünyasının ortasında cereyan eden bu sarsıcı hikaye, aşırı dozdan ölüme giden yolun haritasını sizler için tüm açıklığıyla sunmuştu.</p>
<p><strong><em>ELVIS (1979)</em></strong></p>
<p>Korku sinemasının ustası John Carpenter’ın önderliğinde bir tv filmi olarak çekeilen bu yapım, şaşırtıcı şekilde seyircinin beğenisini kazanmıştı. Rock’ın kralı Elvis Priestley’in hikayesi eli yüzü düzgün bir şekilde kotarılırken, hayranlarını mutlu etmeyi başarmıştı. Elvis’in gizemli ölümünü düşündüğümüzde elimizde kalan bu film bir hazineye dönüşüyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12433 size-full" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/18413696.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg" alt="" width="600" height="400" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/18413696.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/18413696.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong><em>I’M NOT THERE (2007)</em></strong></p>
<p>Birbirinden farklı oyuncuların her bölümde farklı bir Bob Dylan performansı sunduğu bu yapı bozumcu proje yönetmen Todd Haynes’ın elinden çıkmaydı. Cate Blanchett, Richard Gere, Christian Bale, Heath Ledger gibi oyuncuları Dylan olarak görmek mümkündü. Sırf bu yüzden bile filmi izlemeniz için elinizde neden vardı. Nitekim film tüm zamanların en iyi müzik filmlerinden olduğu gibi, bir ikonu anlatan özgün tarzıyla sinematik arzularınızı tatmin edebilecek düzeydeydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3></h3>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/06/15/muzik-starlarinin-icinde-yasadigi-10-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Cannes”ımızı Kaynatacak Filmler Geliyor&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/04/30/cannesimizi-kaynatacak-filmler-geliyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/04/30/cannesimizi-kaynatacak-filmler-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 17:50:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12169</guid>

					<description><![CDATA[Her yıl olduğu gibi Avrupa’nın en büyük film festivali ana yarışma dahil farklı bölümlerdeki filmleri takipçilerine duyurdu. Farklı ülkelerden usta yönetmenler, yeni yetenekler ve adı az bilinen ama saygın sinema yapıtları kendilerine seçkide yer buldular. Bu yazıda Cannes Film Festivali’nde bu yıl yarışacak öne çıkan filmlere göz atarken, seçkinin geri kalanına da kısaca değineceğiz. A [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl olduğu gibi Avrupa’nın en büyük film festivali ana yarışma dahil farklı bölümlerdeki filmleri takipçilerine duyurdu. Farklı ülkelerden usta yönetmenler, yeni yetenekler ve adı az bilinen ama saygın sinema yapıtları kendilerine seçkide yer buldular. Bu yazıda Cannes Film Festivali’nde bu yıl yarışacak öne çıkan filmlere göz atarken, seçkinin geri kalanına da kısaca değineceğiz.</p>
<p><strong>A Hidden Life – Terrence Malick</strong></p>
<p>Usta yönetmenden uzun zamandır verimli işler göremesek de ona güvenimiz devam ediyor. Almanca çektiği bu yeni filminde Avusturyalı bir adamın hikayesini mercek altına alıyor. Franz Jägerstätter isimli bu adamın en büyük özelliği ise vicdani retçi olduğu için Nazilerle beraber 2. Dünya Savaşı’na girmeyi reddediyor. Malick yine kendi içinde sayıklamalarıyla, belli ki görsel bir şölen sunuyor ve savaşın anlamsızlığı üzerine bir şiir yazıyor.</p>
<p><strong>Dolor y Gloria – Pedro Almodovar</strong></p>
<p>Melodramlar arasında kaybolmaya başlayan Almodovar yıldız oyuncuları Penolope Cruz ve Antonio Banderas’ı bir araya getirerek geçmiş ile günümüz arasında sıkışan insanların hayatlarına kendi üslubuyla bir bakış yöneltiyor. Almodovar formda olduğu takdirde bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Ama yönetmenin hangi motivasyonla bu filmi çektiği soru işaretleriyle dolu bir yolculuk gibi. Yine de festivalin ağır toplarından olacağı kesin diyebiliriz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12170 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-1024x767.jpg" alt="" width="635" height="475" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-1024x767.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-300x225.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-768x575.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-80x60.jpg 80w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-265x198.jpg 265w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-696x521.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-1068x800.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default-561x420.jpg 561w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/8656b6bc-61e0-11e9-887c-74a6538094f4-e1556282788599-1108x0-c-default.jpg 1108w" sizes="auto, (max-width: 635px) 100vw, 635px" /></p>
<p><strong>The Dead Don’t Die – Jim Jarmusch</strong></p>
<p>Kendine has filmleri, kahvesi ve sigarasıyla Jarmusch filmlerinde yönetmene özgü bir mizahın olduğu söylenebilir. Vampirlerin manifestosunu yazan yönetmen, bu sefer zombiler tarafından bir arayışa gidiyor. Yine birbirinden yıldız oyuncu kadrosuyla ışıldayan yapım, Cannes Film Festivali’ni açarken, karşımıza daha popcorn bir iş olarak pazarlandığı söylenebilir. Bir anlamda ilk fragmanından anladığımız kadarıyla Zombieland – Ghost Dog karışımı diyebileceğimiz The Dead Don’t Die, kağıt üstünde yarışmalı bölümün en iddiasız filmlerinden biri olarak gözüküyor.</p>
<p><strong>Sorry We Missed You – Ken Loach</strong></p>
<p>Bir teslimat arabası şöforü ve karısının modern İngiltere’de yolculuğuna odaklanan film, konusu konusunda pek sır vermese de, belli ki Loach’ın işçi sorunlarına eğildiğini biliyoruz. Yine bunu temel alarak modern hayatın gedikleri üzerinden iyi bir hikaye anlatacağına dair kuşkumuz yok. Loach bu sefer jüriyi etkiler mi bilinmez ama kendine has bir seyircisi olan yönetmenin sosyal konulardaki hassasiyeti bilinen bir gerçek olarak yüzümüze tokat çarpabilir.</p>
<p><strong>Young Ahmed – Dardenne Kardeşler</strong></p>
<p>Avrupa’da baskın bir şekilde toplumsal nefrete dönüşen İslamifobi, bu sefer Dardenne Kardeşler’in kamerasından önümüze servis ediliyor. Radikal bir şekilde Kur’an’a bağlı olan Ahmed’in öğretmenini öldürme planına odaklanan film, iki uçlu değnek gibi gözüküyor. Şanslıysak Avrupa insanının iki yüzlülüğü göstererek bize çarpıcı bir iş olarak sunulur. Aksi takdirde elitist beyaz ırkın yabancı düşmanlığının belgelendiği bir film olmaktan öteye gitmez.</p>
<p><strong>It Must Be Heaven – Elia Suleiman</strong></p>
<p>Bu yılın Panahi imzalı Taxi’si diyebileceğimiz yeni Elia Suleiman filmi, yarı kurmaca yarı belgesel bir film olarak karşımıza kara mizah sosuyla sunuluyor. Elia Suleiman’ın kendisi ve oğlunun filmde başrolü paylaştığı bu ilginç film, Suleiman’ın gezileri sırasında gittiği yerlerle Filistin arasında ilişki kurduğu iğneleyici bir komedi olarak festivalde yerini alıyor. Bu tip filmlerin yarışmada pek şansı olmasa da, filmin kurgusunun başarısı filmin geleceğini etkileyecektir. Türkiye’den de Zeyno Film’in ortak yapımcı olduğunu notlarımıza ekleyebiliriz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12171 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/Jİm-Jarmusch.jpg" alt="" width="620" height="418" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/Jİm-Jarmusch.jpg 750w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/Jİm-Jarmusch-300x202.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/Jİm-Jarmusch-696x469.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/Jİm-Jarmusch-624x420.jpg 624w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Matthias &amp; Maxime – Xavier Dolan</strong></p>
<p>Sinemanın altın çocuğu 30 yaşında! Bir önceki filmi The Death and Life of John F. Donovan’ı nedense insan gözüyle göremediğimiz yönetmen, kötü eleştirilerden kurtulmanın yolu olarak yeni filmiyle karşımıza çıktı. Yeni filminde bir dostluk hikaye anlatması dışında başka ayrıntı öğrenemediğimiz yapım, bakalım Dolan’ın sinemasında yenilenmenin başlangıcı olacak mı göreceğiz.</p>
<p><strong>Parasite – Joon-ho Bong</strong></p>
<p>Güney Kore sinemasının yıldız yönetmenlerinden Joon-ho Bong her filmiyle heyecan yaratmaya devam ediyor. The Host, Mother, Snowpiercer, Memories of Murder gibi başyapıtlara imza atan yönetmen yeni filminde bir ailenin sırlarla dolu hikayesine imzasını atıyor. İşsizlik sorunlarını merkezine alan bu yeni film, belli ki Cannes sonrası en çok konuşulacak filmlerden biri olacaktır.</p>
<p><strong>The Whistlers &#8211; Corneliu Porumboiu</strong></p>
<p>Yeni bir Rumen usulü kara komedi ile karşı karşıyayız. Muhtemelen kimse gülmeyecek. Uzun planların hakim olduğu, sade görsel tasarımıyla izleyiciyi zorlama ihtimali de yüksek görünüyor. Ama filmi merak etmeden duramıyoruz. Bir suç filmi olarak değerlendirebileceğimiz The Whistlers, bir iş adamının hapishaneden kurtulmak adına o bölgenin lehçesini ve argosunu çözmesi gerekmesi üzerine tuhaf bir olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Bükreş’in Doğusu, Polis.adj,  Bükreş&#8217;e Gece Çöktüğünde Ya Da Metabolizma gibi filmlere imza atan yönetmen Porumboiu’ye güvenmekten başka çaremiz yok.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12172 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-1024x683.jpg" alt="" width="609" height="406" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-1068x713.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BOTliZGNhYWEtMDY5OC00YThlLWI3MjQtNWYwNDViYWRkOGFjXkEyXkFqcGdeQXVyNzIwNDA4NzI@._V1_.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 609px) 100vw, 609px" /></p>
<p><em><strong>Bu filmler dışında göze çarpan diğer yarışma filmleri ise şöyle diyebiliriz.</strong></em></p>
<p>Berlin’den “İnce Buz, Kara Kömür” filmiyle Altın Ayı’yı alan yönetmen Yi&#8217;nan Diao <strong><em>The Wild Goose Lake</em></strong> filmiyle geri dönüyor. Gangsterlerle başı belaya giren insanlara odaklanıyor. Yılların eskitemediği Marco Bellocchio <strong><em>The Traitor</em></strong> filmiyle eski formuna dönüp dönmediğini bu yarışmada sorgulayacak. Fransa’nın torpilli yönetmenlerinden Arnaud Desplechin, yeni filminde yanına Lea Seydoux’u alarak bir cinayetin iç yüzünü anlattığı <strong><em>Roubaix, une lumière</em></strong> ile yarışmalı bölümde yine gereksiz yere yer alıyor.</p>
<p>Komedi filmleriyle tanınan Justine Triet, yine aynı türe yakın duran bir dram olan <strong><em>Sibyl </em></strong>ile festivalde yerini alıyor. Filmin oyuncu kadrosunun büyüleyiciliği festivale girme sebebi olabilir. Bakalım anayarışmada neler yapabilecek? <strong><em>Portrait of a Lady on Fire</em></strong> filmiyle haklı bir şekilde Céline Sciamma ana yarışmada yerini alıyor. Tomboy ve Girlhood filmleriyle artık A sınıfı yönetmenler arasına girmeyi hak eden yönetmen bu yıl rüştünü ispatlamayı deneyecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12174 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BNWY1N2IzMzItOWIxZS00MmRjLWJkYTMtMzEzYWZiOGEyOTUzXkEyXkFqcGdeQXVyNjI0NTY1ODY@._V1_.jpg" alt="" width="640" height="422" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BNWY1N2IzMzItOWIxZS00MmRjLWJkYTMtMzEzYWZiOGEyOTUzXkEyXkFqcGdeQXVyNjI0NTY1ODY@._V1_.jpg 750w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BNWY1N2IzMzItOWIxZS00MmRjLWJkYTMtMzEzYWZiOGEyOTUzXkEyXkFqcGdeQXVyNjI0NTY1ODY@._V1_-300x198.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BNWY1N2IzMzItOWIxZS00MmRjLWJkYTMtMzEzYWZiOGEyOTUzXkEyXkFqcGdeQXVyNjI0NTY1ODY@._V1_-696x459.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/MV5BNWY1N2IzMzItOWIxZS00MmRjLWJkYTMtMzEzYWZiOGEyOTUzXkEyXkFqcGdeQXVyNjI0NTY1ODY@._V1_-636x420.jpg 636w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Az bilinen kaliteli filmlerin yönetmeni Jessica Hausner yeni filmi <strong><em>Little Joe</em></strong> ile bilim kurgu bir filmle seçkiye dahil oldu. Bir bitkinin genetik kodlarının değiştirlmesi sonucunda insanları etkilemesini anlatan film, bu yılın en merak edebileceğimiz sürpriz filmi olabilir. Aquarius ve Komşu Sesler gibi iki iyi filme imza atan Brezilyalı yönetmen Kleber Mendonça Filho yanına Juliano Dornelles’i alarak <strong><em>Bacurau</em></strong> adlı gerilim filmine imza atmış görünüyor. Sırlarla dolu kırsal kesim hikayelerinden birini daha merakla bekleyeceğiz. Küçük ama etkili bağımsız işlere imza atan Ira Sachs, Isabelle Huppert başta olmak üzere yıldız oyuncularla bezeli <strong><em>Frankie</em></strong> filminde üç kuşağın tek günde değişen hayatlarına eğiliyor.</p>
<p>Son olarak ana yarışmada ilk filmleriyle yer alacak tazecik yönetmenlerden ilki Sefiller uyarlaması <strong><em>Les Miserables</em></strong> ile Ladj Ly; diğer yönetmen ise daha çok oyunculuğu bilinen Mati Diop&#8230; 35 Rhums, Killer Simon gibi filmlerden anımsayabileceğiniz Diop, <strong><em>Atlantique</em></strong> ile yarışmaya dahil olarak Cannes’da ana yarışmada yarışan ilk Afrikalı kadın yönetmen ünvanın sahibi oldu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/04/30/cannesimizi-kaynatacak-filmler-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dev Dişler Ensemizde&#8230; Köpek Balığının Başrole Oturduğu 8 Film</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/08/07/dev-disler-ensemizde-kopek-baliginin-basrole-oturdugu-8-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/08/07/dev-disler-ensemizde-kopek-baliginin-basrole-oturdugu-8-film/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2018 07:37:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[haktan kaan içel]]></category>
		<category><![CDATA[Köpek Balığının Başrole Oturduğu 8 Film]]></category>
		<category><![CDATA[köpekbalığı filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[THE MEG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9692</guid>

					<description><![CDATA[Yaz aylarının vizyon fakiri olduğunu pek çok sinemasever biliyordur. Çoğunlukla bu dönemlerde normal sezonda vizyon bulamayan filmler şanslarını denerler. Bu durum zaman zaman vizyonda çeşitliliğin olmasına vesile olurken, genel vizyon takvimindeki kendini taklit eden filmlerden farklı filmlere yolculuğa çıkmış oluruz. Serin klimalı salonlarda sinema keyfi için az neden gerekir. Bu yüzden de dağıtımcıların pek çoğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının vizyon fakiri olduğunu pek çok sinemasever biliyordur. Çoğunlukla bu dönemlerde normal sezonda vizyon bulamayan filmler şanslarını denerler. Bu durum zaman zaman vizyonda çeşitliliğin olmasına vesile olurken, genel vizyon takvimindeki kendini taklit eden filmlerden farklı filmlere yolculuğa çıkmış oluruz.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9694" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-1024x429.jpg" alt="" width="696" height="292" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-1024x429.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-300x126.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-768x322.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-696x291.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-1068x447.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9-1003x420.jpg 1003w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/The-Meg9.jpg 1777w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Serin klimalı salonlarda sinema keyfi için az neden gerekir. Bu yüzden de dağıtımcıların pek çoğu neden arayan seyirciler için korku filmlerini piyasaya sürmeye başlarlar. Korku sineması yazın ülkemizde beklenmedik bir çıkış ivmesi yakalar. Genel hatlarıyla düşündürücü olmaktan çok eğlence sinemasına hizmet eden bu tür örnekleri yazın iyi geçmesini sağlayabilir.</p>
<p>Bu yaz da Meg filminin gelmesi şerefine vizyona giren köpekbalıklı filmlerden oluşan bir liste hazırlayalım dedik. Meg bir anlamda en büyük köpek balığı olma iddiasında olsa da geçmişteki kimi köpekbalıklı filmlerde deniz, okyanus korkusu yaratmayı başaran öncülleri düşünüldüğünde, aslında esas olanın büyüklükten çok sinemasal etkisi olduğunu görüyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>JAWS (1975)</strong></p>
<p>70’li yılların denize girme korkusunun baş nedeni olan Jaws filmi, usta yönetmen Steven Spielberg’ün başarılı yönetmenliğiyle bir anlamda popüler figüre dönüşen önemli bir film olmuştu. Bu filmden sonra gelen ne devam filmleri, ne de aynı konseptli ilham alan filmler Jaws’ın başarısına ulaşamadı. Birkaç iyi film ortaya çıksa da Jaws fenomene dönüşmüştü. Hatta devam filmlerinden de üçüncü filmi başarılı bulanların sayısı hiç az değildi. Richard Dreyfuss ve Roy Scheider bu film sayesinde ünlerine ün katarlarken, film de dünya çapında tam bir gişe canavarına dönüşüp herkesi mutlu etmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DEEP BLUE SEA (1999)</strong></p>
<p>Geçen 24 seneye rağmen Jaws’ın başarısını tekrar eden bir köpekbalığı ortaya çıkmadı. Ancak en başarılı birkaç denemeden biri olan Deep Blue Sea adını başarılı köpekbalığı filmlerinden biri olarak yazdırmayı başardı. Kadrosundaki Samuel L. Jackson, Thomas Jane, LL Cool J gibi oyuncular sayesinde adını duyuran yapım, gösterildiği yazın gişe bombalarından birine dönüşmüştü. Her yıl devam filminin yapılacağı söylense de kimse bu filme girişmedi. Klasik köpekbalığının zekasının geliştirilmiş haliyle karşı karşıya olduğumuz filmde, bu sefer bilimsel araştırmalar yapan gizli bir araştırma binasında hayatta kalmaya çalışan bir grup insanın hikayesini izlemiştik. 2000’li yıllara girerken izleyiciler için iyi deneyim olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda aksiyon sinemasının başarılı yönetmeni Renny Harlin’in payının olduğunu söylemekte yarar var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>OPEN WATER (2003)</strong></p>
<p>Blair Witch Project ertesinde bolca buluntu film karşımıza çıkmıştı. Hatta Paranormal Activity sayesinde unutulmaya başlayan bu yan korku türü tekrardan hortlayarak korku filmlerinin yeni furyası haline gelmişti. İşte tam bu dönemin en hareketli olduğu zamanlarda Open Water filmi ortaya çıktı. Scuba Diving etkinliği için açık denize açılan bir çiftin, okyanus ortasında açık hedef olmasını konu edinen film, buluntu film estetiğiyle çiğ bir görüntü yönetimine sahipti. Bir anlamda tehlikeyle yüz yüze gelen insanlarla empati kurulması hedefleniyordu. Bu vesileyle sinemada olmasa da video piyasasında şöhretine şöhret katan bu vasat yapım, bir anlamda fenomene dönüşen işlerden biri olmuştu. Daha sonrasında devam filmleri de yapılsa da, ilk filmin verdiği etki başka filmde verilemedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SHALLOWS (2016)</strong></p>
<p>Köpekbalığı ile mücadele filmlerinin belki de en başarılılarından biri Shallows olmuştu. Yakın dönemde vizyona giren film, Blake Lively’nin performansıyla adından söz ettiriyordu. Bir kadının sörf yapmak için geldiği bir koyda sığ kesimlere kadar gelen bir köpekbalığının rahatsızlığını hissediyorduk. Bu bölgedeki kayalık bölge sayesinde hayatta kalamayı başaran ana karakter, tek başına köpek balığı ile mücadele verirken son derece keyif veren bir sinema deneyimine dönüşüyordu. Etkileyici finali ve bir anlamda dişi rambo misali tek tabanca hayatta kalma tutkusunu sergileyen karakterimize hayran kalıyorduk. Listemizdeki en iyi filmlerden biri olduğu kuşkusuz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>47 METERS DOWN (2017)</strong></p>
<p>Mandy Moore’un başrollerden birini paylaştığı yapım, güvenli gibi görünen kafesli dalış deneyiminin kabusa çevrilmesini anlatıyordu. İki kadının okyanusun dibine hapsolmasını nefesinizi tutarak izlediğiniz yapım, küçük ve etkili bir iş olmayı başarıyordu. Doğal olarak denizin dibindeki köpekbalığı tehlikesi filmin odak noktası olurken, oksijenin tükenmesi ve gün yüzüne çıkmaya çalışan karaktelerin dramı filmin zinde kalmasını tetikleyen unsurlardı. Film pek kaale alınmasa da, türün keşfedilmeyi bekleyen işlerinden biri haline geliyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>THE REEF (2010)</strong></p>
<p>2010 yapımı the Reef listemizin zayıf halkalarından biri olarak aklımızdan siliniyor diyebiliriz. Bir gemi mürettebatının köpekbalığı saldırısı sonucunda batan gemilerinden düşmesi sonucunda açık denizde hayatta kalma çalışmalarını anlatan yapım, öncü filmlerini taklit eden, klişelerle dolu bir korku seruveniydi. Film yer yer sıkıcı olurken, pek bir yenilik barındırmıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BAIT 3D (2012)</strong></p>
<p>Bir tsunami sonucunda supermarketin köpekbalıklarıyla beraber su basması sonucunda markette sıkışan bir grup insanın macerasını anlatan Bait 3D filmi, bir anlamda köpekbalığı lüteratürüne farklı bir film armağan ediyordu. Çünkü bu sefer köpekbalığı ile mücadele noktası su değil, karaydı. Avustralya – Singapur ortak yapımı film, bir anlamda gelişen teknolojilerin varlığından yararlanarak köpekbalığı deneyimini üç boyutlu bir sinema etkinliğine dönüştürüyordu. Korkutucu olmaktan çok gülünç olan yapım, özgün hikayesine rağmen pek ses getirmeyi başaramadı. Yönetmeninin risk almamak adına güvenli sularda gezinmesi de filmin gücünü azaltan noktalardan biri olmuştu.</p>
<p><strong>USS INDIANAPOLIS: MEN OF COURAGE (2016)</strong></p>
<p>Nicolas Cage’in üst üste kötü projeler seçip kariyerini tepetaklak etmesinin ardından bu kötü filmler serisine bir de köpekbalıklı savaş filmi ekledi. Bir denizaltının gizli bir operasyona giderken baskına uğrayıp denizde hayat mücadelesi vermesini konu alan film, bir yandan savaşın sıkıntılarını irdelerken, öte yandan bir survive filmine dönüşerek izleyicisini şaşırtmıştı. Nitekim filmdeki oyuncu performansları ve reji o kadar kötüydü ki, film inandırıcılık bakımından sorunlar yaşıyordu. Filmin baz alındığı gerçek hikaye düşünüldüğünde, gerçek bir hikayenin inandırıcılıktan yoksun olması filmin intiharını hızlandırmıştı. Belki de listemizdeki en başarısız işlerden biri olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ve diğerleri&#8230;</strong></p>
<p>Genel hatlarıyla listemize bakarsak doğal olarak Shark Tale animasyon olduğundan, Mega Shark vs. Giant Octopus son derece trash türünde bir örnek olması sebebiyle ve tüm dünyada video fenomenine dönüşen Sharknedo serisi de berbat denilebilecek kadar kötü olmasından kaynaklı olarak listemize giremediler. Lakin Sharknedo’nun bolca devam filminin geldiğini söylemekte de yarar var. Hortumun köpekbalıklarıyla hücum etmesi gibi uçuk bir konuyu anlatan bu yapımın tam bir suçlu zevk olduğunu belirtmekte sakınca görmüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haktan Kaan İçel</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/08/07/dev-disler-ensemizde-kopek-baliginin-basrole-oturdugu-8-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinemada Maç Sayısı&#8230; Tenis Konulu 7 Film&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/05/25/sinemada-mac-sayisi-tenis-konulu-7-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/05/25/sinemada-mac-sayisi-tenis-konulu-7-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 May 2018 08:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Battle of the Sexes]]></category>
		<category><![CDATA[Borg vs. McEnroe]]></category>
		<category><![CDATA[haktan kaan içel]]></category>
		<category><![CDATA[Tenis Konulu 7 Film]]></category>
		<category><![CDATA[Wimbledon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=7761</guid>

					<description><![CDATA[Gösterildiği festivallerde hatırı sayılır iyi eleştiriler alan Borg vs. McEnroe sonunda ülkemizde de vizyona giriyor. Shia Labeouf’un McEnroe, Borg’u da İsveçli oyuncu Sverrir Gudnason canlandırdığını hatırlatarak filmin vizyona girmesi şerefine yakın dönemde kotarılan tenis filmlerine bir göz atalım dedik. Son yıllarda tenise ilginin artmasını bir kenara bırakırsak nitelikli tenis filmlerinin pek üretilmediği gerçeği de aklımızın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gösterildiği festivallerde hatırı sayılır iyi eleştiriler alan Borg vs. McEnroe sonunda ülkemizde de vizyona giriyor. Shia Labeouf’un McEnroe, Borg’u da İsveçli oyuncu Sverrir Gudnason canlandırdığını hatırlatarak filmin vizyona girmesi şerefine yakın dönemde kotarılan tenis filmlerine bir göz atalım dedik. Son yıllarda tenise ilginin artmasını bir kenara bırakırsak nitelikli tenis filmlerinin pek üretilmediği gerçeği de aklımızın bir kenarında not olarak kalsın.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-7748" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-1024x656.jpg" alt="" width="696" height="446" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-1024x656.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-300x192.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-768x492.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-696x446.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-1068x684.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe-656x420.jpg 656w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/05/Borg-vs.-McEnroe.jpg 1692w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong><em>Battle of the Sexes (2017)</em></strong></p>
<p>Emma Stone ve Steve Carrell’in başrollerini paylaştığı bu tenis filmi, sporun rekabetçi ruhundan çok cinsiyetçi tarafını mercek altına alıyordu. Pek çok sporda erkek sporcular ilgi görürken kadın sporculara yönelik çifte standatlı uygulamalar bu filmin odak noktası olmuştu. Emma Stone ve Steve Carrell’in harika oyunculuklarıyla göz doldurduğu yapım, ne yazık ki ödül sezonunu kıl payı kaçırarak kendi halinde bir spor filmi olarak anılmaya başlamıştı.</p>
<p><strong><em>Wimbledon (2004)</em></strong></p>
<p>Tenis sporunun en gözde turnuvalarından biri olan Wimbledon Açık’ı arkaplanına alan bu romantik komedi filmi, başrolündeki Kirsten Dunst ile seyircileri tavlamaya çalışmıştı. Ancak o dönem iyi bir karakter oyuncusu olan ne Paul Bettany tanınıyordu, ne de günümüzün yıldız oyuncularından James McAvoy’un varlığı biliyordu. Sam Neill ve Game of Thrones ile adını tüm dünyaya duyuran Nikolaj Coster-Waldau da cabasıydı. Ancak bu özel kuralları olan turnuvanın beyaz giyme takıntısı, rengin berraklığı kadar filme yaramadı. Böylelikle hafif bir seyirlik olarakunutuldu gitti.</p>
<p><strong><em>Match Point (2005)</em></strong></p>
<p>Tenis sporundaki film kıtlığından dolayı listeye aldığım Match Point kesinlikle tam anlamıyla bir tenis filmi olarak yorumlanamaz. Ancak Woody Allen’ın son 15 yılda yaptığı en iyi filmlerden biri olan Match Point, özellikle akılda kalıcı tenis sahnesiyle akıllarda yer etmişti. Yeni yeni parlayan Scarlett Johansson’a daha çok televizyon dünyasında tanınan altın çocuk Jonathan Rhys Meyers eşlik ediyordu. Emily Mortimer gibi bir oyuncu da bu kadroya eşlik ediyordu. Tenis sporuna olmasa da, sinemaya dair güzel bir iş olan Match Point tenisi akılda kalıcı hale getirmek adına önemli katkılarda bulundu.</p>
<p><strong><em>Players (1979)</em></strong></p>
<p>Antony Harvey imzalı Players tenis dünyasını konu alan romantik filmlerden biriydi. Gösterildiği yıl sinemalarda iyi tepkiler alamayan Players, garip bir şekilde Altın Küre ödüllerinde bir adaylık almayı başarmıştı. Love Story filmiyle hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinen Ali MacGraw’un başrolünde yer aldığı filmin kadrosunda Dean Paul Martin, Steve Gutenberg ve Maximilian Schell gibi büyük potansiyelleri olan ama bu durumu kullanamayan aktörler yer alıyordu. Bir tenis yıldızın kendinden yaşça olgun bir kadınla ilişkisini anlatan yapım, çalkantılı bir ilişkinin anatomisini vasat bir şekilde anlatmıştı.</p>
<p><strong><em>Break Point (2014)</em></strong></p>
<p>Genel hatlarıyla komedi soslu bir spor filmi olan Break Point, iki tuhaf kardeşin bir tenis turnuvasına katılma macerasını anlatıyordu. Bir nevi aile filmi diyebileceğimiz yapımda oyuncu kadrosunda Jeremy Sisto, David Walton ve Adam Devine gibi sinemaya çok da katkısı olmayan oyuncular yer alıyordu. Filmin ağır topu J.K. Simmons ise henüz Oscar heykelciğine kavuşmamıştı. Çok sıradan bir komedi filmi olan yapım, odağına aldığı tenis sporuna odaklanmaktan çok aile ilişkilerini mercek altına almıştı.</p>
<p><strong><em>7 Days in Hell (2015)</em></strong></p>
<p>Adam Samberg, Kit Harrington, Will Forte ve onlarca tanıdık ismin cameo olarak destek verdiği bu televizyon filmi projesi 7 Days in Hell, belgesel şeklinde çekilmiş bir kurmaca yapım olarak kendi üslubunun arayışına geçiyor. Samberg komedilerinin çoğundaki gibi sulu mizah üst seviyelerde gezerken, gelmiş geçmiş en iyi iki oyuncunun kapışması öncesinde olanları izliyoruz. Türlü göndermeler ve mizahi öğeleri bir kenara bırakırsak benzerlerine göre ilginç bir proje olsa da pek kenarda köşede kaldığından unutulup giden işlerden biri olmuştu.</p>
<p><strong><em>Balls Out: Gary the Tennis Coach (2008)</em></strong></p>
<p>Niteliksiz bir komedi olsa da Sean William Scott’ın lise öğrencilerine işkence ettiği bu sulu mizahla dolu spor komedisini özel kılan yan ise tenise koçun bakış açısıyla bakması diyebiliriz. Bu açısından da kendini listedeki filmlerden farklı bir tarafta buluyor. Sean William Scott’ın komedilerinde yer alan bolca ergenlere yönelik hamleler ve cinselliğe dokunan mizah, belli ki Scott’ın American Pie’dan bu yana benzer rollerden kurtulamadığının resmi gibi. Filmin konsepti tenis de olsa sulu komediler pek de farklı değiller.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Haktan Kaan İçel</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/05/25/sinemada-mac-sayisi-tenis-konulu-7-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç Erkek, Olgun Kadın İlişkisini Anlatan 8 Film</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/04/28/olgun-kadina-ovgu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/04/28/olgun-kadina-ovgu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2018 14:20:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[genç erkek]]></category>
		<category><![CDATA[olgun kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=623</guid>

					<description><![CDATA[Sinemada her daim kadın erkek ilişkileri hakkında öne çıkan filmler olmuştur. Ancak insanlar belli tabularının dışına çıkıp gerçek dünyaya baktıklarında farklı ilişkilerin varlığını da görmeye başlarlar. Toplum içinde çok hoş karşılanmasa da olgun kadın ve ona göre daha genç yaştaki erkeklerin ilişkileri aşkın yaşının olmadığını herkese gösterebilir. Bu ay vizyona giren “Film Stars Don’t Die [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinemada her daim kadın erkek ilişkileri hakkında öne çıkan filmler olmuştur. Ancak insanlar belli tabularının dışına çıkıp gerçek dünyaya baktıklarında farklı ilişkilerin varlığını da görmeye başlarlar. Toplum içinde çok hoş karşılanmasa da olgun kadın ve ona göre daha genç yaştaki erkeklerin ilişkileri aşkın yaşının olmadığını herkese gösterebilir.<br />
Bu ay vizyona giren “Film Stars Don’t Die in Liverpool” da bu tip bir ilişkiyi merkezine alan son derece dokunaklı bir iş olarak göze çarpıyor. Bu filmden yola çıkarak sinemadaki olgun kadın, genç erkek ilişkilerini konu alan filmleri mercek altına aldım.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5050 size-large" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/04/olgun-the-graduate.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<h4><strong><a href="https://www.imdb.com/title/tt0061722/?ref_=nv_sr_1" target="_blank" rel="noopener">The Graduate</a> (1967)</strong></h4>
<p>Dustin Hoffman’ın henüz kariyerinin başında olduğu filmlerden biri olan The Graduate, döneminde çok fazla ses getirmeyi başarmış önemli filmlerden biri olmuştu. Bilhassa o dönemin tabuları için sansasyonel denebilecek bir hikayeye sahip olduğundan sinema gündeminin merkezinde yer almıştı. Kız arkadaşının ve kız arkadaşının annesi arasında kalan Ben karakteri o dönemin gençlik filmlerinin arasında kendine farklı bir konum yaratmıştı. Yönetmen Mike Nichols’ün de en iyi işlerinden biri olarak görülüyor.</p>
<p>The Reader (2008)<br />
Oscar ödüllerinde en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi sinematografi ve en iyi kadın oyuncu dallarında beş adaylık alan The Reader, Kate Winslet’in üstün performansıyla dikkat çeken bir film olmuştu. Oyuncunun da kadın oyuncu Oscar ödülünü kucakladığı film, bir hukuk öğrencisi ile savaş suçlusu bir kadının ilişkisini anlatıyordu. Flashback’ler ve mahkeme arasında mekik dokuyan kurgusuyla döneminin kaliteli dramlarından biri olan The Reader kimi seyirciler tarafından Oscar yarışına layık olmamakla suçlansa da filmin başarılı bir dönem geçirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Malena (2000)<br />
Gösterildiği festivallerde büyük övgü ve yuhalamalarla karşılaşan Giuseppe Tornatore filmi Malena, bilhassa Monica Bellucci dünya sinemasında sesini duyurduğu filmlerden biri olmuştu. Monica Bellucci’nin cüretkar performansı ve filmin hayal ile karışık ilerleyen gerçeklik anlayışı filmin en öne çıkan noktalarıydı. Tabii filmdeki genç erkek figürünü bir çocuk canlandırınca pedofili tartışmaları da beraberinde gelmişti. Bu yüzden de film belli yerlerde tepkiyle karşılanarak dışlandı. Buna rağmen bir fantezi dünyasında yaşanan acı gerçeklere odaklanan bir film olması açısından önemli bir yapımdı.</p>
<p>Adore (2013)<br />
Arkadaşının oğluna aşık olan bir kadının gerilimli hikayesine odaklanan Adore, özellikle oyuncu performanslarıyla beklentinin üzerine çıkan bir yapım olmasına rağmen sinema açısından vasat işlerden biri olarak anılıyordu. Kadın odaklı filmleriyle ünlenen Anne Fontaine’in yer yer odağı saptıran feminist metninin en büyük kozu başrol oyuncuları Noami Watts ve Robin Wright’tı. İki kadının karşılıklı oynadıkları sahnelerle yükselen film, bir yerden sonra klişelerin esiri oluyordu.</p>
<p>La Pianiste (2001)<br />
Sinemanın en rahatsız edici filmlerine imza atmayı başaran yönetmenlerinden Michael Haneke için mükemmel konu diyebileceğimiz olgun kadın – genç erkek konsepti La Pianiste filmiyle çok konuşulan bir işe dönüşmüştü. Bir piyano öğretmeni ile öğrencisinin çarpık cinsel yaşamı, ilgi çekici, kışkırtıcı ve tam da Haneke’ye yakışır biçimde mayınlı bir filmdi. Son derece hastalıklı bir ilişkinin odağa yerleştirildiği yapımda en dikkat çeken nokta Isabelle Huppert’in insan üstü performansıydı. Filmdeki sado – mazo kimi öğeler filmin zorluk seviyesini etkileyen faktörlerdi. filmin Döneminin en iyi filmlerinden olan yapım, sinemada ters köşe seven izleyicilerin favorilerinden biri haline gelmişti.</p>
<h4><strong>Les Egares (2003)</strong></h4>
<p>Yoldan Çıkanlar adıyla Türkiye’de gösterime giren yapım, bir okul öğretmeninin savaştan çocuklarıyla kaçmaya çalışırken, umudu genç bir askerde bulmasını anlatıyordu. Nazi işgalindeki Fransa’dan kaçan aileye bir anlamda genç bir baba figürü olarak giren bu asker, listedeki filmlerin tam tersi farklı bir kompozisyonu ortaya çıkartıyordu. Zorda bir kadının kurtuluş ümidini bu genç adamda bulmasıyla beraber ortaya çıkan şehvet duyguları filmin bazı açılardan erotik soslu bir drama dönüşmesine neden oluyordu. Yönetmen Andre Techine’nin elindeki en önemli kozu belki de bir dönemin en çok arzulanan kadınlarından Emmanuelle Beart olmasıydı.</p>
<h4><strong>Unfaithful (2002)</strong></h4>
<p>Erotik gerilim filmlerinin en çok aranan yönetmeni Adrian Lyne’in yönetmenliğini üstlendiği yapım, bir ev hanımının fırtınalı bir günde karşılaştığı yakışıklı latin adamla kaçak ilişki yaşamasını anlatan Unfaithful, özellikle sevişme sahneleriyle konuşulmuştu. Diane Lane ile Oliver Martinez’in fiziksel uyumu ve Richard Gere’in aldatılan koca rolünde başarılı bir oyunculuk sergilediği film, beklenemedik bir şekilde kadınların başucu filmi haline gelmişti. Orta yaşlı kadın ve genç erkek ilişkisini yasak ilişki boyutlarınd aişleyen yapım, diğer örneklere göre gerilim seviyesi en yüksek yapımdı.</p>
<p>Harold and Maude (1971)<br />
Seksen yaşında iyimser bir kadın ile yirmi yaşındaki intihara eğilimli bir gencin romantik ilişkisini anlatan yapım bir tuhaf olsa da son derece eğlenceli bir filmdi. Karakterlerin içinize işleyen dıurumları bir anlamda uçurum gibi gözüken bir ilişkinin ahlaken olmayacağını düşündürse de, yine de olumlu bakmanıza neden oluyordu. Seyirciyle arası iyi olan bir film olmasa da eleştirmenler tarafından övgüyle karşılanan film 70’li yıllar için cesur bir işti. Hal Ashby’ın yönetmenliğindeki yapımın başrol oyuncu oyuncuları Ruth Gordon ve Bud Cort’tu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/04/28/olgun-kadina-ovgu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söz büyüğün güç küçüğün</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/04/10/soz-buyugun-guc-kucugun/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/04/10/soz-buyugun-guc-kucugun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Apr 2018 12:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=139</guid>

					<description><![CDATA[SÜPER GÜÇLERİN ELE GEÇİRDİĞİ GENÇLERİN OLDUĞU 8 FİLM Son yıllarda çıkış yapan yönetmenleri sıraladığımızda aklımıza gelen isimlerden biri de Joachim Trier olur. Genelde sessiz ve vurucu filmlere imza tan yönetmenin son filmi Thelma da bu özellikleri barındıran bir gençlik filmi olarak listemizin konu başlığına ilham veriyor. Sinemanın tarihine baktığımızda özel güçlere sahip gençlerin hikayeleri zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>SÜPER GÜÇLERİN ELE GEÇİRDİĞİ GENÇLERİN OLDUĞU 8 FİLM</em></strong></p>
<p>Son yıllarda çıkış yapan yönetmenleri sıraladığımızda aklımıza gelen isimlerden biri de Joachim Trier olur. Genelde sessiz ve vurucu filmlere imza tan yönetmenin son filmi Thelma da bu özellikleri barındıran bir gençlik filmi olarak listemizin konu başlığına ilham veriyor.</p>
<p>Sinemanın tarihine baktığımızda özel güçlere sahip gençlerin hikayeleri zaman sinemada kendine yer bulsa da, süper kahraman filmlerinin fazlalaşması sonucunda son yıllarda fantastik öyküler daha çok irdeleniyor. Bu yüzden de listeye alınan filmlerin genel olarak süper kahraman filmi uyarlaması olmamasına özen gösterdim.</p>
<p><strong><em>POWDER (1995)</em></strong></p>
<p>Hatırı sayılır fantastik ve korku filmleriyle tanınan Victor Salva’nın yönetmenliğini üstlendiği bu fantastik dram, albino bir gencin yarı okul, yarı yetimhane olan bir yere sevk edilmesiyle başlıyor. Tam bir dahi çocuk olan Powder, okuldaki zalim çocukların ilgisini çektiği için belli sorunlarla uğraşıyor. Ergenlik bunalımları, cinsel uyanışlar temel olarak filmn şablonunu oluşturan temalar olarak özetlenebilir. Powder’ın doğadan da beslenen telekinesis güçleri, fantastik bir hikayenin içindeki tüm unsurları tamamlayan bir nokta gibi denilebilir. Döneminin özel gençlik filmlerinden olduğunu süphesiz bir gerçek&#8230;</p>
<p><strong><em>CARRİE (1976)</em></strong></p>
<p>Gerilim sinemasının usta isimlerinden Brian De Palma’nın yönetmenliğini üstlendiği Carrie: Günah Tohumu, Stephen King’in romanından uyarlanan küçük bir çaplı bir korku/gerilim başyapıtı olarak nitelendirilebilir. Telekinetik güçlere sahip Carrie’nin aşırı dindar annesinin baskıları içinde tek hayali okul balosunda yer alabilmektir. Ancak dönemin koşulları ve baskıcı ailenin dışa açılmasını engellediği bir gencin adeta haykırışını film yansıtır. Daha sonra Carrie’nin biri devam, diğeri remake olmak üzere iki filmi daha yapılsa da hiçbiri ilk filmin tadını veremedi. Balo sahnesi hala sinema klasikleri arasında yer alan Carrie, özel güçleri olan gençler konusu için ideal bir seçim diyebiliriz.</p>
<p><strong><em>MIDNIGHT SPECIAL (2016)</em></strong></p>
<p>Jeff Nichols ismi her geçen yıl biraz daha belirginleşirken Midnight Special filmiyle sevenlerini biraz olsun hayalkırıklığına uğratmıştı. Bunun nedenlerinin başında filmin hikayesinin görsel estetiğe yenik düşmesiydi diyebiliriz. Film özel güçleri nedeniyle peşindekilerden kaçmaya çalışan bir çocuğun hikayesini anlatıyordu. Ancak özel güçleri olsa da, çocuklar ailelerine muhtaçtır mottosuyla ilerleyen film, bir babanın oğlu için micadelesinin tipik bir örneğiydi. Karanlığı son derece başarılı bir şekilde kullanan film, X-Men’den çıkmış gibi görünen bir çocuğun hikayesini anlatırken derinlikten uzak bir içerik sunmuştu.</p>
<p><strong><em>CHRONICLE (2012)</em></strong></p>
<p>Üç gencin özel güçlerinin olduğunu keşfedip kendilerince eğlenme çabalarını videoya almalarını anlatırken, gücün ele geçirdiği gençlerin karanlık tarafa geçerek gerilim dozajını yükseltmesine imkan tanınıyordu. Film bir nevi buluntu film formatında çekildiğinden dolayı benzerlerine göre farklı bir teknikle çekildiği söylenebilir. Gerçekçi görünmek adına bir el kamerasıyla çekilmiş hissi veren film, bu vesileyle çeşitli kurgu atlamaları ve videoyu sarma gibi sinema namına da süper güçlere sahip bir film ortaya çıkartılmıştı. Bu film sayesinde yönetmen Josh Trank, büyük bütçeli Hollywood prodüksiyonlarına transfer oldu.</p>
<p><strong><em>THE COVENANT (2006)</em></strong></p>
<p>Bu sefer karşımızda süper güçlere sahip bir çete var. Bir nevi cadılık nitelikleri olarak da yorumlayabileceğimiz bu büyücülerden oluşan gençlerin, şehre yeni gelen bir öğrenci yüzünden kötülüklerine ara verip ona yoğunlaşmalarını anlatan film, ne yazık ki başarısız fantastik gençlik filmlerinden bir tanesiydi. Aksiyon filmlerinin başarılı yönetmeni Renny Harlin’in düşüş filmlerinden biri olan yapım, oyuncularının da talihini pek güldürmedi. Öoğu unutulup yok oldular.</p>
<p><strong><em>MATILDA (1996)</em></strong></p>
<p>Şimdilerde BoJack Horseman’de sesiyle gönülleri fetheden dönemin çocuk yıldızı Mara Wilson’ın başrolünde yer aldığı Matilda, annesine kavuşmaya çalışan sihirli güçleri olan Matilda’yı konu alıyordu. Danny DeVito’nun hem yönetmenliğini üstlendiği, hem de kendisinin oyuncu olarak kadrosunda yer aldığı bu aile filmi, Roald Dahl’ın romanından uyarlanmıştı. Listedeki diğer filmlere nazaran hafif bir komedi seyirliği sunan yapım, çocuk izleyicilerin döneminde kalbini çalmayı başarmıştı.</p>
<p><strong><em>SKY HIGH (2003)</em></strong></p>
<p>Listedeki belki de tek çizgi roman uyarlaması olan Sky High, Japonya’daki döneminde popüler olan mangalardan birisinden uyarlanmıştı. Özel güçlere sahip öğrencilerle dolu bir okulda katillerden tutun, düellolara, suçun bolca kol gezdiği okuldan başka her şeyi gördüğümüz bir lisenin içinde yerimi alıyorduk. Farklı kişilikleri olan karakterlerinin hepsinin ortak noktası güçlerini pek de iyiye kullanmamalarıydı. Ama bir gençlik filmi olduğundan dolayı yine ilişkiler yumağı ve kıskançlıklar filmin odak noktasını oluşturuyordu. Ülkemizde de !f İstanbul’da gösterilmişti.</p>
<p><strong><em>PUSH (2009)</em></strong></p>
<p>Chris Evans, Dakota Fanning, Djimon Hounsou, Corey Stoll gibi isimleri kadrosunda bulunduran bu fantastik aksiyon filmi, güçleri yüzünden yok edilmeye çalışan bir kızın kaçma-kovalanma hikayesine odaklanırken, senaryonun inanılmaz dağınık olmasının kurbanı oluyordu. Yine bir telekinesis gücünün varlığından söz edebileceğimiz karakterler, ortalığı birbirine katıyordu. Filmin yönetmeni bu filmin başarısızlığından sonra uzun süre diziler dışında iş alamadı. 9 yıl içinde sadece 2 film çekebildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/04/10/soz-buyugun-guc-kucugun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÜPER GÜÇLERİN ELE GEÇİRDİĞİ GENÇLERİN OLDUĞU 8 FİLM</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/super-guclerin-ele-gecirdigi-genclerin-oldugu-8-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/super-guclerin-ele-gecirdigi-genclerin-oldugu-8-film/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haktan Kaan İçel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 11:41:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[haktan kaan içel]]></category>
		<category><![CDATA[Midnight Special]]></category>
		<category><![CDATA[POWDER]]></category>
		<category><![CDATA[Thelma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11178</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda çıkış yapan yönetmenleri sıraladığımızda aklımıza gelen isimlerden biri de Joachim Trier olur. Genelde sessiz ve vurucu filmlere imza tan yönetmenin son filmi Thelma da bu özellikleri barındıran bir gençlik filmi olarak listemizin konu başlığına ilham veriyor. Sinemanın tarihine baktığımızda özel güçlere sahip gençlerin hikayeleri zaman sinemada kendine yer bulsa da, süper kahraman filmlerinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda çıkış yapan yönetmenleri sıraladığımızda aklımıza gelen isimlerden biri de Joachim Trier olur. Genelde sessiz ve vurucu filmlere imza tan yönetmenin son filmi Thelma da bu özellikleri barındıran bir gençlik filmi olarak listemizin konu başlığına ilham veriyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11180" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/Midnight-Special.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Sinemanın tarihine baktığımızda özel güçlere sahip gençlerin hikayeleri zaman sinemada kendine yer bulsa da, süper kahraman filmlerinin fazlalaşması sonucunda son yıllarda fantastik öyküler daha çok irdeleniyor. Bu yüzden de listeye alınan filmlerin genel olarak süper kahraman filmi uyarlaması olmamasına özen gösterdim.</p>
<p><strong><em>POWDER (1995)</em></strong></p>
<p>Hatırı sayılır fantastik ve korku filmleriyle tanınan Victor Salva’nın yönetmenliğini üstlendiği bu fantastik dram, albino bir gencin yarı okul, yarı yetimhane olan bir yere sevk edilmesiyle başlıyor. Tam bir dahi çocuk olan Powder, okuldaki zalim çocukların ilgisini çektiği için belli sorunlarla uğraşıyor. Ergenlik bunalımları, cinsel uyanışlar temel olarak filmn şablonunu oluşturan temalar olarak özetlenebilir. Powder’ın doğadan da beslenen telekinesis güçleri, fantastik bir hikayenin içindeki tüm unsurları tamamlayan bir nokta gibi denilebilir. Döneminin özel gençlik filmlerinden olduğunu süphesiz bir gerçek&#8230;</p>
<p><strong><em>CARRİE (1976)</em></strong></p>
<p>Gerilim sinemasının usta isimlerinden Brian De Palma’nın yönetmenliğini üstlendiği Carrie: Günah Tohumu, Stephen King’in romanından uyarlanan küçük bir çaplı bir korku/gerilim başyapıtı olarak nitelendirilebilir. Telekinetik güçlere sahip Carrie’nin aşırı dindar annesinin baskıları içinde tek hayali okul balosunda yer alabilmektir. Ancak dönemin koşulları ve baskıcı ailenin dışa açılmasını engellediği bir gencin adeta haykırışını film yansıtır. Daha sonra Carrie’nin biri devam, diğeri remake olmak üzere iki filmi daha yapılsa da hiçbiri ilk filmin tadını veremedi. Balo sahnesi hala sinema klasikleri arasında yer alan Carrie, özel güçleri olan gençler konusu için ideal bir seçim diyebiliriz.</p>
<p><strong><em>MIDNIGHT SPECIAL (2016)</em></strong></p>
<p>Jeff Nichols ismi her geçen yıl biraz daha belirginleşirken Midnight Special filmiyle sevenlerini biraz olsun hayalkırıklığına uğratmıştı. Bunun nedenlerinin başında filmin hikayesinin görsel estetiğe yenik düşmesiydi diyebiliriz. Film özel güçleri nedeniyle peşindekilerden kaçmaya çalışan bir çocuğun hikayesini anlatıyordu. Ancak özel güçleri olsa da, çocuklar ailelerine muhtaçtır mottosuyla ilerleyen film, bir babanın oğlu için micadelesinin tipik bir örneğiydi. Karanlığı son derece başarılı bir şekilde kullanan film, X-Men’den çıkmış gibi görünen bir çocuğun hikayesini anlatırken derinlikten uzak bir içerik sunmuştu.</p>
<p><strong><em>CHRONICLE (2012)</em></strong></p>
<p>Üç gencin özel güçlerinin olduğunu keşfedip kendilerince eğlenme çabalarını videoya almalarını anlatırken, gücün ele geçirdiği gençlerin karanlık tarafa geçerek gerilim dozajını yükseltmesine imkan tanınıyordu. Film bir nevi buluntu film formatında çekildiğinden dolayı benzerlerine göre farklı bir teknikle çekildiği söylenebilir. Gerçekçi görünmek adına bir el kamerasıyla çekilmiş hissi veren film, bu vesileyle çeşitli kurgu atlamaları ve videoyu sarma gibi sinema namına da süper güçlere sahip bir film ortaya çıkartılmıştı. Bu film sayesinde yönetmen Josh Trank, büyük bütçeli Hollywood prodüksiyonlarına transfer oldu.</p>
<p><strong><em>THE COVENANT (2006)</em></strong></p>
<p>Bu sefer karşımızda süper güçlere sahip bir çete var. Bir nevi cadılık nitelikleri olarak da yorumlayabileceğimiz bu büyücülerden oluşan gençlerin, şehre yeni gelen bir öğrenci yüzünden kötülüklerine ara verip ona yoğunlaşmalarını anlatan film, ne yazık ki başarısız fantastik gençlik filmlerinden bir tanesiydi. Aksiyon filmlerinin başarılı yönetmeni Renny Harlin’in düşüş filmlerinden biri olan yapım, oyuncularının da talihini pek güldürmedi. Öoğu unutulup yok oldular.</p>
<p><strong><em>MATILDA (1996)</em></strong></p>
<p>Şimdilerde BoJack Horseman’de sesiyle gönülleri fetheden dönemin çocuk yıldızı Mara Wilson’ın başrolünde yer aldığı Matilda, annesine kavuşmaya çalışan sihirli güçleri olan Matilda’yı konu alıyordu. Danny DeVito’nun hem yönetmenliğini üstlendiği, hem de kendisinin oyuncu olarak kadrosunda yer aldığı bu aile filmi, Roald Dahl’ın romanından uyarlanmıştı. Listedeki diğer filmlere nazaran hafif bir komedi seyirliği sunan yapım, çocuk izleyicilerin döneminde kalbini çalmayı başarmıştı.</p>
<p><strong><em>SKY HIGH (2003)</em></strong></p>
<p>Listedeki belki de tek çizgi roman uyarlaması olan Sky High, Japonya’daki döneminde popüler olan mangalardan birisinden uyarlanmıştı. Özel güçlere sahip öğrencilerle dolu bir okulda katillerden tutun, düellolara, suçun bolca kol gezdiği okuldan başka her şeyi gördüğümüz bir lisenin içinde yerimi alıyorduk. Farklı kişilikleri olan karakterlerinin hepsinin ortak noktası güçlerini pek de iyiye kullanmamalarıydı. Ama bir gençlik filmi olduğundan dolayı yine ilişkiler yumağı ve kıskançlıklar filmin odak noktasını oluşturuyordu. Ülkemizde de !f İstanbul’da gösterilmişti.</p>
<p><strong><em>PUSH (2009)</em></strong></p>
<p>Chris Evans, Dakota Fanning, Djimon Hounsou, Corey Stoll gibi isimleri kadrosunda bulunduran bu fantastik aksiyon filmi, güçleri yüzünden yok edilmeye çalışan bir kızın kaçma-kovalanma hikayesine odaklanırken, senaryonun inanılmaz dağınık olmasının kurbanı oluyordu. Yine bir telekinesis gücünün varlığından söz edebileceğimiz karakterler, ortalığı birbirine katıyordu. Filmin yönetmeni bu filmin başarısızlığından sonra uzun süre diziler dışında iş alamadı. 9 yıl içinde sadece 2 film çekebildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/03/28/super-guclerin-ele-gecirdigi-genclerin-oldugu-8-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
