<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Ozen &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/author/fatma-ozen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Sep 2020 14:24:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Tesadüfen Yolları Kesişen 3 Kardeş: Three Identical Strangers&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/09/22/tesadufen-yollari-kesisen-3-kardes-three-identical-strangers/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/09/22/tesadufen-yollari-kesisen-3-kardes-three-identical-strangers/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 14:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=15594</guid>

					<description><![CDATA[Onlar sadece 6 aylıkken bilimsel bir deney uğruna birbirinden koparılan üç kardeş… Derinlemesine hüzünlü olan belgesel, Edward Galland, David Kellman ve Robert Shafran’in hayat hikayesini konu alıyor. Doğum tarihleri 12 Temmuz 1961 olan üçüzlerin hayatları 6 aylıkken evlatlık verildikleri yetimhanede tamamen değişir. Dönemin bilinen çocuk psikiyatristi Peter Bela Neubauer’in içinde bulunduğu bilimsel çalışmanın bir parçası [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onlar sadece 6 aylıkken bilimsel bir deney uğruna birbirinden koparılan üç kardeş…</p>
<p>Derinlemesine hüzünlü olan belgesel, Edward Galland, David Kellman ve Robert Shafran’in hayat hikayesini konu alıyor. Doğum tarihleri 12 Temmuz 1961 olan üçüzlerin hayatları 6 aylıkken evlatlık verildikleri yetimhanede tamamen değişir. Dönemin bilinen çocuk psikiyatristi Peter Bela Neubauer’in içinde bulunduğu bilimsel çalışmanın bir parçası olarak bu kardeşler birbirlerinden koparılıp 3 farklı aileye evlatlık verilirler. Bu durumun esrarengiz kısmı ise ailelerin hiçbirinin diğer çocuklardan haberi olmaması. Ancak her şey 19 yıl sonra bir tesadüf sonucu ortaya çıkar.</p>
<p>Hikaye, Robert’in (Bobby olarak bilinen) New York’ta üniversite kampüsüne varmasıyla başlıyor. Kampüse varır varmaz insanların onu tanıyormuşçasına ona gösterdiği yakınlığa ve Eddy olarak seslenmelerine anlam veremeyen Robert, yurt odasına giren biri tarafından ona benzeyen bir ikizinin olduğunu öğrenir. Robert ve Eddy’nin tanışmasından aylar sonra gazetede çıkan bir haberle David de kendisine benzeyen iki erkek kardeşi daha olduğunu öğrenir. Hayatları tamamen değişen bu üçlünün o andan itibaren sorguladığı tek şey ise nasıl birbirlerinden ayrı düştükleri?</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-15595 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-1024x683.jpg" alt="" width="642" height="428" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-150x100.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/gettyimages-537765858.jpg 1200w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></p>
<p>Birbirine benzeyen ama oldukça farklı hayatlar yaşayan bu üç kardeş, durumu araştırdıktan bir süre sonra aslında birbirlerinden kasten koparıldıklarını ve Peter Neubauer’in o dönem üzerinde çalıştığı ama asla yayınlanmamış olan çalışması için birer denek olduklarını öğrenirler. Deneye göre amaç birbirlerinden ayrılan ikiz ve üçüz kardeşlerin farklı ailelere verildikten sonra davranışsal olarak nasıl değişiklik göstereceklerini araştırmak. Ailelerin en önemli özelliği ise ekonomik durumlarındaki ve eğitim seviyelerindeki farklılıklar. Onlar bu deneyin sadece bir parçası. Sonrasında bu çalışma için birden fazla ikiz ve üçüz çocuk kullanıldığı ortaya çıkıyor. Robert, David ve Eddy birbirlerini bulduktan kısa süre sonra medyaya taşınan haberle birlikte diğer kardeşler de birbirlerini bulma şansı yakalıyor.</p>
<p>Yönetmen Tim Wardle, Robert, David ve ailelerinin verdiği röportajlar ve kısmi kurgusal geçişlerle olayların anlatımında başarılı bir bütünlük yakalamış doğrusu. 2018 yılında oldukça dikkat çeken bu belgesel, Sundance Film Festivali olmak üzere birçok ödüle de layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=c-OF0OaK3o0">https://www.youtube.com/watch?v=c-OF0OaK3o0</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/09/22/tesadufen-yollari-kesisen-3-kardes-three-identical-strangers/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşkın Aşamadığı Engel: Sir</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/09/21/askin-asamadigi-engel-sir/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/09/21/askin-asamadigi-engel-sir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2020 17:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=15578</guid>

					<description><![CDATA[Bollywood’un renkli dünyasından sıyrılmış bir aşk hikayesi… Hepimizin bildiği eğlenceli, müzikal tadındaki Bollywood filmlerinin aksine sıcak ve romantik anlatımıyla bir aşk hikayesini konu alıyor film. Ratna (Tillotama Shome), kocası öldükten sonra kendi başına ayakları üzerinde durmaya çalışan ve tüm imkânsızlıklara rağmen hayata umutla bakan bir kadın. Ashwin (Vivek Gomber) ise nişanlısından ayrıldıktan sonra Amerika’dan dönen, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bollywood’un renkli dünyasından sıyrılmış bir aşk hikayesi… Hepimizin bildiği eğlenceli, müzikal tadındaki Bollywood filmlerinin aksine sıcak ve romantik anlatımıyla bir aşk hikayesini konu alıyor film. Ratna (Tillotama Shome), kocası öldükten sonra kendi başına ayakları üzerinde durmaya çalışan ve tüm imkânsızlıklara rağmen hayata umutla bakan bir kadın. Ashwin (Vivek Gomber) ise nişanlısından ayrıldıktan sonra Amerika’dan dönen, hayallerinin peşinden koşmak yerine babasının işlerini yürüten bir işadamı. Ratna, Mumbai’de Ashwin’in evinde çalışarak kardeşinin okul masraflarını öderken hayalini kurduğu moda tasarımcılığı için dikiş kursuna gitmek ister. Yeterince parası olmamasına rağmen bir şekilde kursa kaydolur. Yaşadığı tüm maddi zorluklara rağmen hayata tutunmaya çalışması kısa sürede Ashwin’in dikkatini çeker. Yazar olmak isteyen Ashwin, hayatı ve geleceği konusunda oldukça kararsız ve melankolik bir şekilde evde zaman geçirdikçe Ratna’yı daha yakından tanımaya başlar. Aralarındaki ekonomik ve sınıfsal farklılıkları aldırmaksızın Ratna’ya karşı bir şeyler hisseder. Ancak arkadaşları ve yakın çevresi tarafından bu durum oldukça sert karşılanır. Zamanla aralarında oluşan yakınlaşma ikisinin de hayatında aşılamayacak ölçüde büyür. Bu durumun farkına varan Ratna için işi bırakıp kasabaya dönmek ise tek çözüm.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-15579 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-1024x576.jpg" alt="" width="659" height="371" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-1536x864.jpg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-2048x1152.jpg 2048w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-150x84.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-1920x1080.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/09/lweToXbRDocbaTBeFNlhr4gwvfG-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 659px) 100vw, 659px" /></p>
<p>Hindistan gibi bazı ülkelerde sınıfsal farklılıkların hayatın her alanında ön planda olduğu göz önüne alındığında, sinemada da bu konunun oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Normalde sınıfsal farklılıkların anlatıldığı Bollywood filmleri mutlu sonla bitmesine rağmen bu ve bunun gibi alternatif film yapan yönetmenler ise bu konuyu daha dramatik ve gerçekçi bir açıdan ele almayı tercih ediyor.</p>
<p>Yönetmen Rohena Gera’nin yazıp yönettiği film, sınıfsal farklılığı Ratna’nın bakış açısından anlatıyor. Kameranın girdiği her yer bize aslında Ratna’nın dünyaya bakışını göstermekte. Yönetmen aralarındaki yakınlaşmayı ise öyle usta bir şekilde işliyor ki filmi izlerken verdiği heyecan bir o kadar içten ve naif. Rohena Gera, ikilinin yakınlaşmasını aynı kare içinde ve olduklarından daha yakın bir şekilde tutarak gösteriyor. Onları birbirlerinden ayıran odaları arasındaki duvar da sınıf farklılıkları kadar sert ve kalın.</p>
<p>Yeşilçam tadında olup mutlu sonla bitmesi beklenen bir aşk hikayesi gibi dursa da altında yatan toplumsal sebepler bu ikilinin bir araya gelmesine engel.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/09/21/askin-asamadigi-engel-sir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz Feneri&#8217;ndeki Sır!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2020/01/24/deniz-fenerindeki-sir/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2020/01/24/deniz-fenerindeki-sir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jan 2020 07:49:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=14080</guid>

					<description><![CDATA[Yönetmen koltuğunda 2015 yılında ilk uzun metraj filmi olan The Witch ile başarı yakalayan Robert Eggers oturuyor. Film; birden fazla edebi ve mitolojik hikayeyi barındırırken sinematik teknikleri ve siyah-beyaz kuşağı filmleri andıran anlatımıyla da kendine has bir doku oluşturmayı başarmış. Yönetmenin film için kullandığı teknikler (35 mm) filmin anlatımını derinleştirirken karanlık yüzünü de vurguluyor doğrusu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yönetmen koltuğunda 2015 yılında ilk uzun metraj filmi olan <em>The Witch</em> ile başarı yakalayan Robert Eggers oturuyor. Film; birden fazla edebi ve mitolojik hikayeyi barındırırken sinematik teknikleri ve siyah-beyaz kuşağı filmleri andıran anlatımıyla da kendine has bir doku oluşturmayı başarmış. Yönetmenin film için kullandığı teknikler (35 mm) filmin anlatımını derinleştirirken karanlık yüzünü de vurguluyor doğrusu. Psikolojik, gerilim ve gizemin bir araya getirildiği filmde yalnızlık ve onun getirdiği psikolojik sorunlar film ilerledikçe daha çok gün yüzüne çıkıyor.</p>
<p>Filmin konusu 19. yüzyılda Amerika’nın Maine eyaletinde geçiyor. Kısaca film, iki deniz feneri bekçisinin hikayesini anlatıyor gibi gözükse de detaylar olayların ve anlatımın içinde gizli. Thomas Wake (Willem Dafoe) yıllardır deniz feneri bekçiliği yaparak kıdemli bir pozisyonu olduğunu düşünen bir kişi, Ephraim (Robert Pattison) ise oraya sonradan gelen ve deniz fenerindeki ayak işlerini yapan genç. Gerçek adı Thomas Howard olmasına rağmen adını bir süre gizli tutan Ephraim ve Tom arasındaki ilişki film ilerledikçe kötüleşerek birbirlerini öldürmek istercesine büyük bir nefrete dönüşüyor. Günlerini bu ıssız adada deniz fenerinde geçiren ve sosyal dünyadan uzak bir şekilde erkekliklerini en tiksindirici noktasına kadar yaşayan bu ikili için en büyük amaç deniz fenerini korumak. Ancak sonrasında olaylar Ephraim için tamamen çıkılmaz bir hal alıyor. Ephraim, Tom tarafından çıkması yasaklanan deniz fenerine bir türlü ulaşamamasına anlam veremiyor. Yine de yaşanılan onca şeye rağmen asla oraya çıkmaktan vazgeçmeyen Ephraim, Tom ölümünden sonra deniz fenerine ulaşmanın verdiği mutluluğu yaşarken o anki yaşadığı kaza ise onun da sonunu getiriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-14082 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1.jpg" alt="" width="666" height="375" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2020/01/2019-en-iyi-filmler-the-lighthouse-listelist-1024x576-1-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 666px) 100vw, 666px" /></p>
<p>Filmin belki de en can alıcı noktalarından biri de Ephraim’in içinde bulunduğu ruh haliyle birlikte gördüğü halüsinasyonlar ve etrafına karşı gösterdiği öfke. Hatta sinirini çalıştığı sırada onu rahatsız eden martıdan alıyor. Aslında bu noktada filmin sonunun da nasıl olacağı yavaşça ortaya çıkıyor diyebiliriz. Film sonuna doğru görüyoruz ki martıyı öldüren Ephraim da aynı şekilde martılar tarafından öldürülüyor. Bu da doğanın insan üzerindeki gücünü ve hakimiyetini izleyiciye aktaran anlamlı bir mesaj aslında.</p>
<p>Söz konusu oyunculuklara geldiğinde ise her ikisi de bir o kadar ustaca ve gerçekçi performanslar sergiliyor. Robert Pattison mi yoksa Willem Dafoe mi filmin sürükleyiciliğine farklı bir dokunuş kazandırıyor orası tartışılır. Ancak bu iki başarılı oyuncu karşında bunun pek bir önemi yok.</p>
<p>Filmin belki de tek önemli kusuru diyebileceğimiz şey ise filmde kadın karakterinin bulunmaması. Filme genel olarak baktığımızda deniz kızı dışında gördüğümüz herhangi bir kadın karakter yok. Ancak deniz fenerinin Tom ve Ephraim üzerindeki etkisini ve önemini düşündüğümüzde deniz fenerinin cinsel bir obje olarak görüldüğü de yoruma açık. Deniz feneri her iki karakter için de bir iş olmaktan çıkıp elde edemedikleri ve mücadele etmekte oldukça ısrarcı oldukları bir amaca dönüşüyor. Elde edilmeyen bu deniz feneri her geçen gün onları daha hırçın ve karşı konulmaz bir güçle karşı karşıya bırakıyor. Resmen insanlıklarından çıkarak aralarında ölüm kalım savaşı veriyorlar.</p>
<p>Film, karanlık havası ve olaylara ruhsal yaklaşımıyla izlerken iç bunaltıcı gelebiliyor ama yine de sonunun nasıl biteceğini bilmek için izlemeye değer bir sürükleyiciliği var. Bilinmezliklerle çıkılan bir yol ve cevapsız bırakılan sorularla gizem dolu bir film.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Filmin Künyesi </strong></p>
<p>Filmin Adı: The Lighthouse</p>
<p>Yönetmen: Robert Eggers</p>
<p>Oyuncular: Robert Pattison, Willem Dafoe, <a href="https://www.imdb.com/name/nm10840078/?ref_=tt_ov_st_sm">Valeriia Karaman</a></p>
<p>Yapım: 2019, ABD</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2020/01/24/deniz-fenerindeki-sir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2019&#8217;da adından söz ettiren 10 yabancı film!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/2019da-adindan-soz-ettiren-10-yabanci-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/2019da-adindan-soz-ettiren-10-yabanci-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 06:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13865</guid>

					<description><![CDATA[Yeni yıla sayılı günler kala, yıl içerisinde vizyona giren filmlere baktığımızda hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek zor. Birbirinden farklı filmlerin beyaz perdeye aktarıldığı 2019 yılında adından söz ettiren on film&#8230; Joker Todd Philips yönetmenliğini yaptığı ve Joker karakterini canlandıran Joaquin Phoenix başrolünde olduğu film, ekim ayında vizyona girdiği andan itibaren büyük bir izlenme oranına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yıla sayılı günler kala, yıl içerisinde vizyona giren filmlere baktığımızda hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek zor. Birbirinden farklı filmlerin beyaz perdeye aktarıldığı 2019 yılında adından söz ettiren on film&#8230;</p>
<ol>
<li><strong>Joker</strong></li>
</ol>
<p>Todd Philips yönetmenliğini yaptığı ve Joker karakterini canlandıran Joaquin Phoenix başrolünde olduğu film, ekim ayında vizyona girdiği andan itibaren büyük bir izlenme oranına ulaştı. Film, komedyen olarak bir türlü başarı elde edemeyen ve toplumla bağlantı kurmakta zorluk yaşayan Arthur Fleck’in içinde bulunduğu psikolojik durumu ve giderek büyüyen bu durumla birlikte Arthur’un nasıl “Joker” karakterine dönüştüğünü konu alıyor.</p>
<p>Joanquin Phoenix yanısıra filmin oyuncu kadrosunda Robert De Niro, Bill Camp, Brian Tyree, Glenn Fleshler ve Douglas Hodge gibi başka ünlü isimler de var.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Parasite (Parazit)</strong></li>
</ol>
<p>Dram ve gizemi bir araya getiren Güney Kore filmi, tüm dünyada büyük bir etki yarattı. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen film, varlıkla yokluğun kesiştiği bir hayat döngüsünde iki aileyi konu alıyor. Mizahi bir anlatımla toplumsal eleştiriye de yer verilen filmde Seul ailesinin gerçek kimliklerini saklayarak Park ailesiyle olan ilişkileri anlatılıyor.</p>
<p>Yönetmen Bong Joon-Ho filminde kazandığı başarısıyla ülkesine Altın Palmiye’yi kazandıran ilk yönetmen.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13866 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-1024x682.jpg" alt="" width="669" height="446" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-768x511.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-696x463.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-1068x711.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356-631x420.jpg 631w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/99636-328077356.jpg 1368w" sizes="auto, (max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
<ol start="3">
<li><strong>Avengers: Endgame</strong></li>
</ol>
<p>Serinin son filmi olarak seyircisine görkemli bir şekilde veda eden Marvel filmi, haftalarca vizyonda kalarak milyonları kendisine çekmeyi başardı. Filmin yönetmen koltuğuna oturan isimler ise Kaptan Amerika serisini ve Avengers: Sonsuzluk Savaşını yöneten Anthony ve Joe Russo kardeşler oluyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Ford v Ferrari</strong></li>
</ol>
<p>Ford ve Ferrari’nin kıyasıya mücadele ettiği 24 saat süren Le Mans yarışının anlatıldığı filmin başrollerinde Christian Bale (Ken Miles) ve Matt Damon (Carroll Shelby) yer alıyor. Henry Ford II Ferrari’yi satın almayınca ünlü araba tasarımcısı Carroll Shelby ile anlaşarak ondan Le Mans yarışı için en iyi yarış arabasını tasarlamasını ister. Shelby ise yarışı kazanabileceğine inandığı tek isim olan Ken Miles ile anlaşarak yarışa birlikte hazırlanırlar.</p>
<p>Gerçekçi yarış sahneleriyle aksiyon dolu filmin yönetmenliğini James Mangold yapıyor.</p>
<ol start="5">
<li><strong>The Lighthouse</strong></li>
</ol>
<p>Siyah beyaz anlatımıyla korku ve gizemi bir araya getiren filmin başrollerinde Williem Dafoe ve Robert Pattison var. Film, 20. yüzyılın başlarında Maine’de yaşayan bir deniz feneri bekçisinin başından geçenleri konu alıyor.</p>
<p>The Witch filmiyle son yılların en iyi korku filmlerinden birine imza atan Robert Eggers, bu filmde kullandığı 35mm kamerayla filmi siyah beyaz çekerek oldukça farklı bir etki oluşturdu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13867 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-1024x683.jpeg" alt="" width="659" height="439" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-1024x683.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-300x200.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-768x512.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-696x464.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-1068x712.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1-630x420.jpeg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/220a9b5f11bf8853d001b2726a2f59e8fff0f03d-1.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 659px) 100vw, 659px" /></p>
<ol start="6">
<li><strong>The Irishman (İrlandalı)</strong></li>
</ol>
<p>Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese’in son filmi olan The Irishman, bir mafya tetikçisi ve eski asker Frank Sheeran hayatını konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci ve Harvey Keitel gibi önemli isimler yer alıyor.</p>
<p>Film, 27 Kasım’dan beri Netflix’te gösteriliyor.</p>
<ol start="7">
<li><strong>Marriage Story</strong></li>
</ol>
<p>New York’ta yaşayan evli bir çiftin boşanma sürecini anlatan film, uzun diyalogları ve gerçekçi oyuncuğuyla kısa sürede dikkatleri üstüne çekti. Başrollerinde Scarlett Johansson ve Adam Driver gibi ünlü isimlerin rol aldığı filmin yönetmeliğini ise Noah Baumbach üstleniyor.</p>
<p>6 dalda Altın Küre’ye aday olarak gösterilen film, Netflix’te yayınlanıyor.</p>
<ol start="8">
<li><strong>Toy Story 4 (Oyuncak Hikayesi 4)</strong></li>
</ol>
<p>Oyuncak Hikayesi üçlemesinin son filmi, kaşıktan yapılmış bir oyuncak olan Forky’nin maceralarını konu alıyor. Birbirinden eğlenceli ve farklı karakterlerin yer aldığı ödüllü animasyonu Tom Hanks, Tony Hale, Tim Allen, Blake Clark gibi isimler sesleriyle hayat veriyor.</p>
<p>Filmin yönetmenliğini Inside Out filmiyle bilinen Josh Cooley üstleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13868 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746.jpg" alt="" width="620" height="349" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746.jpg 864w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/12/0x0-bir-zamanlar-hollywoodda-vizyonda-1566642202746-747x420.jpg 747w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<ol start="9">
<li><strong>Once Upon A Time… in Hollywood (Bir Zamanlar… Hollywood’da)</strong></li>
</ol>
<p>Senaryosu ve anlatım tarzıyla adından oldukça söz ettiren ünlü yönetmen Tarantino’nun 9. filmi.  Filmin konusu, bir türlü istediği başarıyı elde edemeyen oyuncu Rick Dalton’un hayatı etrafında toplanıyor. Manson katliamı gibi tarihsel olayları kurguyla birleştiren usta yönetmen, Brad Pitt, Leonardo DiCaprio, Al Pacino ve Margot Robbie gibi usta oyuncularla çalışarak filminde büyük bir başarı elde etti.</p>
<ol start="10">
<li><strong>The Farewell (Elveda)</strong></li>
</ol>
<p>Amerika’da yasayan Çinli bir ailenin hayatını konu alan filmde, babaannenin ciddi bir hastalığı olduğu ve çok az ömrü kaldığı öğrenilir. Bunun üzerine tüm aile onu mutlu etmek için bir araya gelmeye çalışır.</p>
<p>Komedi tadında duygusal anlatımıyla izleyici etkileyen film, yönetmen Lulu Wang’in gerçek hayattaki babaannesinden esinlenerek çekilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/12/23/2019da-adindan-soz-ettiren-10-yabanci-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ford Ferrari’ye Karşı&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/11/22/ford-ferrariye-karsi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/11/22/ford-ferrariye-karsi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 08:22:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=13612</guid>

					<description><![CDATA[2019’un sonlarına doğru gelirken iddialı filmler vizyona girmeye devam ediyor. Yönetmenliğini James Mangold yaptığı ve başrollerinde Matt Damon ve Christian Bale’in oynadığı aksiyon dolu film, ilk haftadan itibaren gişede büyük bir ilgi görmeye devam ediyor. Ken Miles’in aksiyon dolu dramatik başarı öyküsü tarihin tozlu sayfalarından bu filmle beyaz perdeye aktarılıyor. Film, 1960’larda geçiyor. Ken Miles [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2019’un sonlarına doğru gelirken iddialı filmler vizyona girmeye devam ediyor. Yönetmenliğini James Mangold yaptığı ve başrollerinde Matt Damon ve Christian Bale’in oynadığı aksiyon dolu film, ilk haftadan itibaren gişede büyük bir ilgi görmeye devam ediyor. Ken Miles’in aksiyon dolu dramatik başarı öyküsü tarihin tozlu sayfalarından bu filmle beyaz perdeye aktarılıyor.</p>
<p>Film, 1960’larda geçiyor. Ken Miles (Christian Bale) mühendis, araba tamircisi ve yarışlardaki iddialı isim. Carroll Shelby (Matt Damon) ise o dönemlerin ünlü yarış arabası tasarımcısı. Aslında her şey Henry Ford II’nin Ferrari’yi satın almak istemesiyle başlıyor. Şimdiye kadar yarışlarda hiç galip gelemeyen Ford’un amacı Ferrari’yi satın alıp yarışlarda üstünlük kazanmak. Ancak Enzo Ferrari’nin olumsuz ve aşağılayıcı tavrı karşında, bu durumdan intikam almak için Henry Ford II Carroll Shelby ile anlaşmaya karar verip ondan Fransa’daki Le Mans yarışında galip gelebilecek bir yarış arabası tasarlamasını istiyor. Zaman gittikçe daralırken Carroll Shelby’e yardim edebilecek tek bir isim var: Ken Miles. Zaman kaybetmeden çalışmaya başlayan bu ikili gece gündüz demeden en iyi yarış arabasını tasarlamayı başarıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13613 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-1024x576.jpeg" alt="" width="637" height="359" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-1024x576.jpeg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-300x169.jpeg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-768x432.jpeg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-1536x864.jpeg 1536w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-696x392.jpeg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-1068x601.jpeg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset-747x420.jpeg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/11/image-asset.jpeg 1920w" sizes="auto, (max-width: 637px) 100vw, 637px" /></p>
<p>1966 yılında dünyanın en önemli yarışı olan Le Mans’ta yerini alan Ken Miles için uzun ve yorucu bir 24 saat başlıyor. Yarış anıyla geçen her yorucu dakika Ken Miles’i bitiş çizgisine daha da yaklaştırıyor. Başlangıçtaki bazı ufak aksilikler onu rakiplerinden biraz geri itse de arayı kapatıp Ferrari’yle kıyasıya rekabet ediyor. Sona doğru yaklaşırken Ferrari’nin kaza yapması Ken Miles’in önündeki engeli kaldırıyor. Sonuna kadar son surat hızla bitiş çizgisini hedeflerken Henry Ford II yarıştaki diğer Ford markası arabalarla birlikte aynı anda bitiş çizgisine varmasını talep etmesi üzerine Carroll Shelby çileden çıkarıyor. Çünkü bunun sadece bir fotoğraf karesi talebi olmadığının farkında. Ancak ne olursa olsun son sözü Ken Miles’i bırakıyor. Ken Miles için ise bu yarışta rekor kırmak yeterli. Bu yüzden talep edilen şeyi yapıp yavaşlayarak bitiş çizgisine diğer Ford arabalarıyla giriyor. Yarış biter bitmez Carroll Shelby’nin düşündüğü şey oluyor. Yapılan bu hile karşında Ken Miles kaybediyor. Yine de Ken Miles için bu bir son değil. 1967 yılın için yarışlara tekrar hazırlanmaya başlayan Miles ölümünden habersiz, test sürüşlerine devam ederken geçirdiği bir kazada hayatını kaybediyor.</p>
<p>Filme genel olarak baktığımızda oyunculuklar takdire değer. Özellikle Matt Damon ve 2018 yılında “Vice” filminde gösterdiği etkileyici performansıyla dikkat çeken Christian Bale’in performanslarına söz etmek yanlış olur. Fakat filmin genel akışı düşünülenden farklı. Belki de izlemeden önce herkes filmin adından bu iki dünya markasının yarışacağını düşünürken aslında film tamamen Ford’un üzerinden anlatılıyor. Hollywood’un bu konudaki yaklaşımı ise kapitalist bakış açısından öteye geçememiş doğrusu.</p>
<p>Ne olursa olsun filmi izlerken geçen sürenin farkına varmadan uzun ve aksiyon dolu sahneleriyle kendinizi anın akışına kaptırıyorsunuz. Özellikle yarış anını nefeslerinizi tutup izleyeceğinize şüphe yok.</p>
<p>Şimdiye kadar hepimiz en az bir ya da iki defa araba yarışı izlemişizdir. Peki ya hangimizin Le Mans hakkında bilgisi var? Bu filmi izlemedikten sonra araba yarışlarına ilgi duymamak imkansız.</p>
<p>Peki ya sizin favoriniz hangisi? Ford mu Ferrari mi?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/11/22/ford-ferrariye-karsi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarantino’nun Kamerasından 60’lı yılların Hollywood’u&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/08/23/tarantinonun-kamerasindan-60li-yillarin-hollywoodu/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/08/23/tarantinonun-kamerasindan-60li-yillarin-hollywoodu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 13:35:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12915</guid>

					<description><![CDATA[1960’larda yaşamış gerçek isimlerle oluşturduğu kurmaca bir geçmişi kameraya alan Hollywood’un problemli çocuğu, Tarantino’nun son filmi Bir Zamanlar… Hollywood’da. Film, 1969’da Tarantino’nun çocukluğunun geçtiği Los Angeles’ta anlatılıyor. Rick Dalton (Leonardo DiCaprio) o dönemdeki “Bounty Law” isimli kovboy dizisinin yıldızı. Ancak kariyeri sürekli içinde bulunduğu rollerle onun hayatını daha da zorlaştırıyor. Cliff Booth (Brad Pitt) ise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1960’larda yaşamış gerçek isimlerle oluşturduğu kurmaca bir geçmişi kameraya alan Hollywood’un problemli çocuğu, Tarantino’nun son filmi <strong>Bir Zamanlar… Hollywood’da</strong>.</p>
<p>Film, 1969’da Tarantino’nun çocukluğunun geçtiği Los Angeles’ta anlatılıyor. Rick Dalton (Leonardo DiCaprio) o dönemdeki “Bounty Law” isimli kovboy dizisinin yıldızı. Ancak kariyeri sürekli içinde bulunduğu rollerle onun hayatını daha da zorlaştırıyor. Cliff Booth (Brad Pitt) ise onun dublörü ya da dublörden fazlası demek yanlış olmaz. Yakın arkadaşı, şoförü ve koruması. Film boyunca bu ikilinin birlikteliği onları ayrılmaz kılıyor.  Rick Dalton’un içinde bulunduğu çıkmaz ve çalıştığı acentedeki temsilcisinin (Al Pacino) verdiği tavsiye, onu filmin sonralarına doğru İtalya’daki Western filmlerinin yıldızı yapıyor.</p>
<p>Filmin büyük bir kısmında yaşanılanlar Şubat 1969’da geçiyor, ancak filmin sonralarına doğru hızlı bir geçiş yaparak filmin 8 Ağustos 1969’da devam ettiğini görüyoruz. Rick Dalton İtalya’ya giderek Western filmleriyle istediği başarıyı elde edip İtalyan eşiyle Hollywood’a geri dönüyor ve Cliff Booth ise her zaman olduğu gibi yanında. Filmin sonunda Manson kızlarının Cliff Booth’tan intikam almak için Rick Dalton’in evine gelerek herkesi öldürmeye çalıştıkları sahne ise tarihteki olaylara referans verirken yaşanılan trajikomik olaylar izleyenlerin yüzünde kocaman bir gülümseme bırakacağı kesin.</p>
<p>Film boyunca gördüğümüz 1960’ların sonundaki o renkli Hollywood sokakları ve bu pembe dünyanın arkasında yaşanan olaylar izleyenleri filmin bir parçası haline getiriyor, ki zaten Tarantino’nun da filminde vermek istediği etki bu. Tarantino’nun yaklaşımı ve ünlü yapımcı Robert Richardson’nun filmde oluştuğu büyülü etki başından sonuna kadar kendisini korumaya devam ediyor. Film izlendiğinde dönem filmi gibi gözükse de aslında onların amacı dönemin filmleri bu şekildeydi demek biraz da.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12916 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-1024x576.jpg" alt="" width="629" height="354" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/08/2013965-340463100.jpg 1156w" sizes="auto, (max-width: 629px) 100vw, 629px" /></p>
<p>Film başından sonuna kadar episodik ilerliyor. (İzleyenlere Pulp Fiction’ı hatırlatacağı kesin.) Filmin büyük bir kısmında sadece Rick Dalton ve Cliff Booth’un yaşadıkları anlatılıyor gibi gözükmesine rağmen Sharon Tate ve eşi Roman Polanski ile olan hayatı ya da Manson ailesi kızlarının filmdeki yeri ise filmde kısmen farklı parçalar halinde görülüyor. Bu yüzden filmde bir bütünlük olacağı beklentisi olanlar için büyük bir hayal kırıklığı olacağı kesin, fakat film genel olarak bakıldığında trajik boyutlarla anlatımında derinlik kazanmış olsa da Tarantino bazı sahnelerdeki mizahi anlatımıyla filmi renklendirmeyi başarmış doğrusu.</p>
<p>Filmini büyük bir tutku ve kendine has kurgusal gerçekliğiyle ele alan Tarantino için film alışılanın ötesinde. Bruce Lee (Mike Moh), Steve McQueen (Damian Lewis), Roman Polanski (Rafal Zawierucha), Sharon Tate (Margot Robbie), James Stacy (Timothy Olyphant) gibi gerçek isimlerin filme verdikleri uyum ise tarifin ötesinde. Ayrıca Tarantino önceden de yaptığı gibi bu filmde de tarihsel bazı olaylara (Manson ailesi cinayetleri) değinmeye çalışsa da onları odak noktasının dışında bırakarak sadece mizahının bir parçası haline getirmiş gözüküyor.</p>
<p>Filmden bahsederken oyunculuğa değinmemek büyük bir eksiklik olur. Hollywood’un önemli isimlerinin yer aldığı filmde sadece Leonardo DiCaprio ve Brad Pitt’in oyunculuğu ön planda değil aslında. Film boyunca Al Pacino, Sharon Tate hayat veren Margot Robbie ise oyunculuklarıyla takdir edilmeye değer. Bazı film eleştirmenleri tarafında filmde düşünüldüğü kadar yer almamaları uzun süre tartışma konusu olmaya devam edecek, ancak filme verdikleri enerji ve renk onları filmde unutulmaz kılmaya da devam edeceğe benziyor.</p>
<p>Film, izleyen herkese farklı etkiler verecek kesinlikle ama yine de Tarantino’yu Tarantino yapan bir film olduğu kaçınılmaz bir gerçek. 9. filmi seyirciyle buluşan ünlü yönetmenin son filmi ne olacağı ise hala konuşulan bir gerçek.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/08/23/tarantinonun-kamerasindan-60li-yillarin-hollywoodu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Yönetmenler Tarafından Çekilen 10 Film!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/07/22/kadin-yonetmenler-tarafindan-cekilen-10-film/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/07/22/kadin-yonetmenler-tarafindan-cekilen-10-film/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 07:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12690</guid>

					<description><![CDATA[Sinema hayatımızın bir parçası olduğundan beri kadınlar ya oyunculuklarıyla ya da yönettikleri filmlerle her zaman bir şekilde arka planda yansıtıldı. Ancak bazı kadınlar var ki buna meydan okuyup seslerini duyurmayı başardı. Bugün, sadece erkeklerin film yönetmeni olabildiği klişenin ötesinde kadın yönetmenler de yaptıkları filmlerle kendilerini ispat ederek var olduklarını gösteriyor. Piyano- Jane Campion (1993) Yeni [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema hayatımızın bir parçası olduğundan beri kadınlar ya oyunculuklarıyla ya da yönettikleri filmlerle her zaman bir şekilde arka planda yansıtıldı. Ancak bazı kadınlar var ki buna meydan okuyup seslerini duyurmayı başardı. Bugün, sadece erkeklerin film yönetmeni olabildiği klişenin ötesinde kadın yönetmenler de yaptıkları filmlerle kendilerini ispat ederek var olduklarını gösteriyor.</p>
<p><strong>Piyano- Jane Campion (1993)<br />
</strong>Yeni Zelandalı yönetmen Jane Campion tarafından seyirciyle buluşan Akademi ödüllü film, kadını ve toplumsal yapıyı işleyişiyle büyük bir beğeni aldı. Feminist yönetmen filmlerinde kadın sorunlarını işlemesiyle dikkat çekerken; ataerkil, şiddet ve sosyal dışlanmışlara maruz kalan kadının iç sesini kameraya yansıtmakta da oldukça başarılı.</p>
<p>İlk bakıldığında filmde basit bir aşk üçgenin anlatıldığı düşünülse de aslında topluma, kadın ve erkek ilişkilerine dair çok fazla şeyi görmek de mümkün. Filmde, babası tarafında bir tüccarla evlendirilerek Yeni Zelanda’ya gönderilen Ada (Holly Hunter) ve kızının (Anna Paquin) hayat mücadelesi anlatılıyor. Dilsiz olan Ada’nın tek sesi ise piyanosu. Eşi Stewart (Sam Neill), Ada’nın piyanosuna karşı duyduğu tutkuyu anlayamayacak kadar basit ve sert biri. Stewart’in arkadaşı Baines (Harvey Keitel) ise tamamen farklı. Maori olan Baines, Ada’yı gördüğü andan itibaren ona karşı olan hassasiyeti ve aşkıyla onu anlayan tek kişi. Ada’nın Baines’e piyano dersi vermesiyle aralarında gelişen arkadaşlık kısa süre içinde aşka dönüşür. Belki de Ada için şimdiye kadar hiç tatmadığı bir duygu. Stewart’in ilişkiyi öğrenmesi ise Ada ve Baines’in aşkına engel değil. Belki de izleyen herkesin beklediği bir son bu. Ancak yönetmenin içinde sakladığı duygular ve vermek istediği mesajlarla izlenmeye değer bir film doğrusu.</p>
<p><strong>Küçük Kadınlar- Gillian Armstrong (1994)</strong></p>
<p>Avustralyalı yönetmen Gillian Armstrong’un Louisa May Alcott’un otobiyografi romanından uyarladığı film, dört kız kardeşin hikayesini konu alır. Babaları İç Savaş’tayken anneleri tarafından zor şartlarda büyütülen Jo, Meg, Beth ve Amy’nin birbirleriyle ve erkeklerle olan hikayesi sürükleyici ve sevgi dolu bir dille anlatılıyor. Şimdilerin bilinen oyuncuları Christian Bale, Kristen Dunst, Susan Sarandon ve Winona Ryder ise o yıllarda gösterdikleri büyük performanslarla dikkat çekmiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12691 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Amerikan-Sapigi-Filmloverss.jpg" alt="" width="628" height="349" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Amerikan-Sapigi-Filmloverss.jpg 720w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Amerikan-Sapigi-Filmloverss-300x167.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Amerikan-Sapigi-Filmloverss-696x387.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 628px) 100vw, 628px" /></p>
<p><strong>Matrix – Lilly and Lana Wachowski (1999)</strong></p>
<p>Wachowski kardeşlerin kaleminden çıkan ve tüm dünyada 90’li yılların sonunda büyük ses uyandıran film, akılların ötesinde kurgusuyla o zamana kadar çekilmiş filmlerden çok farklı. Distopik bir geleceğin anlatıldığı filmde Neo (Keanu Reeves) olarak da bilinen Thomas Anderson usta bir hacker. Neo, Morpheus (Laurence Fishburne) ile tanışarak kendini bir komplonun için bulur ve ona güvenmek zorundadır. Bu da gerçek olarak bilinen dünyanın aldatmadan ibaret olduğunu gösterir. İnsanlığın aslında uzaydan gelen yaratıkların kölesi olduğu düşünülen düzeni yıkmak için Neo, Trinity (Carrie-Anne Moss) ve Morpheus ile birlikte iş birliği yaparak bir gruba katılır. Filmin getirdiği başarı sonraki yıllarda çekilen iki devam filmiyle tekrar vizyona geldi.</p>
<p>Filmin dışında küçük bir ayrıntı vermek gerekirse de Wachowski kardeşler aslında erkek olarak doğup sonrasında cinsiyet değiştirerek kadın olmaya karar veren iki önemli yönetmen. Lana 2000’lerinde başında ameliyat olmasına rağmen, Lilly ise 2016 yılında yaptığı bir açıklamada cinsiyet değiştirdiğini açıklamıştır.</p>
<p><strong>Amerikan Sapığı – Mary Harron (2001)</strong></p>
<p>Kanadalı yönetmen, erkeklerin hedonistik düşüncelerini kadın bakış açısıyla yansıtmayı başararak Hollywood’un en iyi bilinen filmlerinden birine imza atıyor. 1991’de Bret Easton Ellis’in “Amerikan Sapığı” romanından uyarlama olan film, Walt Street’te çalışan zengin ve yakışıklı iş adamı Patrick Bateman’in gizemli hayatını konu alır. Görünüşte her şey normal gibi gözükse de aslında insanlara duyduğu karşı konulmaz öldürme isteği onu seri katile dönüştürür. Özellikle kadınlarla olan cinsel ilişkileri ve sonrasında işlediği cinayetlerle tamamen kontrolden çıkan Bateman’in bu yönünü hiç kimse bilmemektedir. Seks, para ve diş görünüş ne olursa olsun her zaman daha fazlasını isteyenler olmuştur dünyada. Christian Bale’in filmdeki oyunculuğu ise büyük bir dikkat çekerek onu Hollywood’un aranan oyuncularından biri haline getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12692 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/resize.jpg" alt="" width="644" height="361" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/resize.jpg 700w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/resize-300x168.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/resize-696x390.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 644px) 100vw, 644px" /></p>
<p><strong>Bridget Jones’un Günlüğü – Sharon Maguire (2001)</strong></p>
<p>İngiliz yönetmenin ilk uzun metraj filmi olan ve Henry Fielding’in aynı isimli romanından uyarlama olan film, olgunluk yıllarında hayatını hala yoluna koyamamış ve bunun için ne yapacağını bilemeyen Bridget Jones’un hayatını anlatıyor. 32 yaşında olan Bridget (Renée Zellweger), hayata karşı ne yapması gerektiğini kendisine hatırlatmak için bir günlük yazmaya başlar. Eğlenceli, erotik ve maceralarla dolu birçok konuyu anlattığı günlüğünde hayatın fark edilmemiş yönlerini de keşfetmeye hazır.  Önceleri hayatının aşkını bulamayan Bridget, o noktadan itibaren kendisine aşık iki erkek arasında kalır. Dürüst, göz kamaştırıcı bir erkek mi yoksa güvenilmez olmasına rağmen çekici olan bir erkek mi?</p>
<p>Filmin başarısı sonraki yıllarda Bridget’in yaşadıklarını anlatan iki devam filmiyle tekrar beyaz perdeye aktarıldı.</p>
<p><strong>Frida – Julie Taymor (2002)</strong></p>
<p>Yönetmen Julie Taymor, Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun (Salma Hayek) politik ve kişisel hayatını gözler önüne taşıyor. Filmin başarısı hem Salma Hayek’e hem de filmin kendisine Akademi ödülü olmak üzere önemli birçok ödül kazandırdı. Film, Frida Kahlo’nun ressam olarak ilk yıllarını, eşi Diego Rivera (Alfred Molina) ile olan ilişkisini ve geçirdiği trajik yıllarını konu alır. Frida hayatındaki zorluklara göğüs gererek kendine has resim tekniğiyle o dönemde sıyrılmayı başarmış muhteşem bir ressam. Film, adeta belgesel tadında ince ayrıntılarla işlenmiş. Sürükleyici dokusuyla izleyenleri kendine çekmeyi başaran bir film doğrusu. Dip not: Salma Hayek’in filmdeki başarısı öyle çok takdir edilip beğenilmiş ki Frida Kahlo’nun gerçek hayattaki yeğeni Kahlo’nun kolyelerinden birini ona hediye etmiş.</p>
<p><strong>Julie &amp; Julia – Nora Ephron (2009)</strong></p>
<p>Yazdığı senaryolarla üç defa Akademi ödülüne aday gösterilen Nora Ephron’un yazıp yönettiği film, iki kadının hayatını ortak bir amaçta bir araya getiriyor. Romantik komedilerin sevilen yönetmeni filminde sıcak ve samimi bir konuyu ele almakta oldukça başarılı. Gerçekliği kurguda birleştirdiği bu komedi filmde ünlü aşçı Julia Child (Meryl Streep) ve yaptığı işten dolayı mutlu olmadığı için yemek yazarı olmaya karar veren Julie’nin yazarlığa uzanan başarı hikayesi anlatılır. Julie (Amy Adams), Julia Child’in yemek tariflerini topladığı kitabı alıp yemek yazarı olma yolunda işe koyulur. Amacı açtığı blogta her gün yeni bir tarif yapıp deneyimlerini yazmak. Denenmesi gereken yüzlerce tarif ve kendisine koyduğu büyük bir hedef yolunda hırsla devam eder. Film, geri dönüş anlatımıyla Julia Child’in aşçılık serüvenindeki ilk yıllarını ve yaşadıklarını anlatırken bir taraftan da günümüzde Julie’nin Julia Child yolundaki ilerleyişini gösteriyor. Meryl Streep her filminde olduğu gibi bu filmde de usta oyunculuğuyla kendinden söz ettirmeyi başarmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12693 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-1024x575.jpg" alt="" width="616" height="346" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-1024x575.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-768x431.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-1068x600.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia-748x420.jpg 748w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/julie_and_julia.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<p><strong>Karlar Ülkesi – Jennifer Lee ve Chris Buck (2013)</strong></p>
<p>2014 yılında kazandığı En İyi Animasyon dalında Akademi ödülüyle büyük başarıya imza atan Disney filmi, küçük büyük herkes tarafında oldukça sevildi. Jennifer Lee ve Chris Buck ortak yönettiği filmde, buzlar kraliçesi Elsa ve kardeşi Anna’nın birbirlerine olan sevgi dolu hikayesi anlatılır. Elsa’nın kontrol edemediği bir gücü vardır. Yanlışlıkla dokunduğu her şeyi buza çevirir. Bir gün tüm krallığı buza çevirir ve terk eder. Kardeşinin pesine düsen Anna ise onu bulmak için yol arkadaşı usta dağcı Kristoff, sadik Ren geyiği Sven ve Olaf ile birlikte macera dolu bir yolculuğa çıkarlar. Hem Elsa’yı hem de krallığı bu lanetten kurtarmak için tehlikelerle yüzleşmeye hazırlar.</p>
<p><strong>Uğur Böceği – Greta Gerwig (2017)</strong></p>
<p>Amerikalı oyuncu Greta Gerwig, bu defa izleyicisiyle yönetmen koltuğunda buluşuyor. Yazıp yönettiği filmi “Uğur Böceği”, oyuncuları ve konusuyla Hollywood’a farklı bir ses getiriyor. 5 dalda Akademi ödülünde aday gösterilen film, görünüşte sadece anne-kız ilişkisini anlatsa da filmin içeriğinde verilen mesajlar filme farklı bir renk katıyor. Christine McPherson (Saoirse Ronan), kendi deyimiyle “Uğur Böceği” lise son sınıfta okuyan yaşadığı toplumdan sıyrılıp özgürlüğünü eline almak isteyen bir genç. Babasının ölümünden sonra annesi Marion (Laurie Metcalf) ile yaşadığı zıtlaşmalar, sosyal hayatındaki zorluklar ve ergenlik sorunları onu bunalıma çekmeye yeter. Yaşadıkları Sacramento’dan uzaklaşmak için New York’ta okumaya karar veren Uğur Böceği için kaçış tek doğru gibi gözükse de zamanla annesinin kanatları altında yaşamayı ve onunla olmayı özler. Yönetmen, oyuncu seçiminde Saoirse Ronan’nın yanı sıra Lucas Hedges, Timothee Chalamet ve Beanie Feldstein gibi genç oyuncularla birlikte çalışarak başarılı bir filme imza atmış demek yalan olmaz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12694 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Ugur-Bocegi-Filmi-4.jpg" alt="" width="629" height="289" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Ugur-Bocegi-Filmi-4.jpg 870w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Ugur-Bocegi-Filmi-4-300x138.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Ugur-Bocegi-Filmi-4-768x353.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/07/Ugur-Bocegi-Filmi-4-696x320.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 629px) 100vw, 629px" /></p>
<p><strong> Anaokulu Öğretmeni – Sara Colangelo (2018)</strong></p>
<p>İsrailli yönetmen Nadav Lapid’in 2014 yılındaki filminden uyarlama olan film, Sara Colangelo’nun kamerasında tekrar vizyona geliyor. Anaokulu öğretmeni olan Lisa Spinelli (Maggie Gyllenhaal) sanata olan tutkusuyla oldukça entelektüel bir kadın. Ancak hayatına baktığında onu ne kocası ne de çocukları anlar. Şiir dersi alarak hayatına farklı bir renk vermeye çalışsa da istediği gibi gitmez. Bir gün okuldaki öğrencilerinden birinin ezbere şiir okuduğunu duyduğunda şoke olup anlam veremese de zamanla Jimmy’nin (Parker Sevak) diğer çocuklardan farklı bir yeteneği olduğunu anlar. Jimmy’i zamanla takıntı haline getiren Lisa, bu yeteneğin kaybolmaması için tehlikeli adımlar atarken hayatında sahip olduğu şeyleri de kaybetmeye hazırdır. Film, 2017 Sundance Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görülürken, 2018 yılında Toronto Film Festivali’nde de seyirciyle buluştu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/07/22/kadin-yonetmenler-tarafindan-cekilen-10-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşayan Efsane Elton John!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/06/07/yasayan-efsane-elton-john/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/06/07/yasayan-efsane-elton-john/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2019 08:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=12347</guid>

					<description><![CDATA[Vizyona girdiği andan itibaren herkesin aklında tek bir soru olacak belki de. Acaba Bohemian Rhapsody kadar iyi bir film mi? Bu iki film arasındaki benzerliğin tek sebebi sadece aynı yönetmen tarafından çekilmiş olması mı yoksa yaşam tarzları ya da cinsel yönelimleri açısında iki sanatçının benzerlikleri mi? Bryan Singer’dan sonra yönetmenliğini ele aldığı Bohemian Rhapsody’den tanıdığımız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vizyona girdiği andan itibaren herkesin aklında tek bir soru olacak belki de. Acaba Bohemian Rhapsody kadar iyi bir film mi? Bu iki film arasındaki benzerliğin tek sebebi sadece aynı yönetmen tarafından çekilmiş olması mı yoksa yaşam tarzları ya da cinsel yönelimleri açısında iki sanatçının benzerlikleri mi?</p>
<p>Bryan Singer’dan sonra yönetmenliğini ele aldığı Bohemian Rhapsody’den tanıdığımız Dexter Fletcher, bu filmde de beyazperdeye yansıttığı görkemli sunumuyla başarısını kanıtlamış gözüküyor. Anlatımıyla seyircinin dikkatini çekmeye hazırlanan film, Elton John’un (Taron Egerton) sanat hayatına nasıl başladığını, ailesi ve ilişkileriyle olan çalkantılı hayatını kamera karşısına çıkarıyor. Filmin adı ise 1972 yılında çıkardığı “Rocket Man” şarkısından geliyor.</p>
<p>Film, Elton John’un rehabilitasyon merkezinde hayatını anlatmasıyla başlıyor. Buraya kadar film normal bir şekilde giderken bir anda müzikal tadıyla sıradan biyografik filmlerden farklı bir havaya bürünüyor. Filmin tamamen müzikal olduğunu söylemek doğru olmaz, ancak bazı sahnelerin aynı büyüyle devam edeceğini bilmekte fayda var.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12348 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM.png" alt="" width="609" height="331" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM.png 780w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM-300x163.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM-768x417.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM-696x378.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Screen-Shot-2019-02-21-at-8.49.56-AM-773x420.png 773w" sizes="auto, (max-width: 609px) 100vw, 609px" /></p>
<p>1960 ve 70’ler İngiltere’sinde küçük yaşlarda gösterdiği olağanüstü müzik yeteneğiyle kısa sürede dikkat çekmeyi başarıyor Reginald Dwight (Elton John). Ailesi tarafında sevgi görmemiş bir çocuk olmasına rağmen bir gün radyoda duyduğu bir parçayı piyanoda çalmaya başladığında annesi ve anneannesi tarafından fark ediliyor ve kısa süre içinde piyano dersleri almaya başlıyor. Babası Stanley (Steven Mackintosh) soğuk, sert ve ciddi biri. Kendisi de büyük bir müziksever olmasına rağmen oğluna bu konuda destek vermekte oldukça katı. Annesi Sheila ise (Bryce Dallas Howard) soğukkanlı ve vurdumduymaz bir kadın. Ailede Reginald “Reggie” sevip destekleyen tek kişi anneannesi Ivy (Gemma Jones). Onun desteğiyle İngiltere’deki en prestijli müzik akademisinden burs almayı başaran Reginald Dwight için sanat hayatı küçük adımlarla başlamış oluyor. Sonrasında barda bir grupla şarkı söylemeye başlayan Reggie’nin yolu Amerika’ya kadar uzanıyor. Ancak öncesinde kendisine bir sahne adı gerekli. Bunun için de gruptaki arkadaşlarından birinin adını “Elton” kullanmaya başlıyor. Soyadı ise plak şirketine gittiği sırada orada gördüğü Beatles resmindeki “John” u kullanmaya karar vermesiyle bütünleşiyor. Soyadını bu şekilde aldığı konusunda başka iddialar olsa da filmde en azından gördüğümüz şey bu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12349 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584.jpg" alt="" width="617" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584.jpg 920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584-300x190.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584-768x488.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584-696x442.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/Rocketman-920x584-662x420.jpg 662w" sizes="auto, (max-width: 617px) 100vw, 617px" /></p>
<p>Tüm dünyada büyük başarılara imza atarak kısa sürede tanınan Elton John’un gösterişli hayatının arkasındaki geçmişi onu ciddi psikolojik sorunlara sürüklüyor. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığına kadar olan süreçte, ailesi tarafından yeterince ilgi görmemesi ve eşcinsel olarak kendini kabul edip John Reid (Richard Madden) ile yasadığı çalkantılı hayatı da onu filmin başında gördüğümüz rehabilitasyon merkezine kadar getiriyor.</p>
<p>Film, bu süreçte bir an olsun canlılığından ya da anlatımından bir şey kaybetmiyor aslında.  Duygu akışlarını en iyi şekilde ifade eden şarkılar ve oyuncuların performansları da takdire sayan. Özellikle Taron Egerton film boyunca Elton John’un şarkılarına kendisi ses vermiş. Belki de Bohemian Rhapsody’den onu farklı kılan en önemli ayrıntılardan biri de bu. Ayrıca Bohemian Rhapsody’de Freddie Mercury’nin hayatı tamamen gerçeğe bağlı kalarak anlatılırken Elton John’un hayatında bazı kurgusal sahnelerin olduğu da söz konusu. Ayrıca Elton John’un cinsel yönelimi cesur ve açık bir şekilde seyirciye aktarılıyor. Bu durum bazı ülkelerde sansüre ve filmin tamamen yasaklanmasına sebep olmasına rağmen filmin doğal akışına ve gerçekliğine katkıda bulunduğunu düşünmek daha doğru olabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12350 " src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/rocketman-poster-slice-600x200.jpg" alt="" width="579" height="193" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/rocketman-poster-slice-600x200.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/06/rocketman-poster-slice-600x200-300x100.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 579px) 100vw, 579px" /></p>
<p>Filmin sonuna doğru yaklaştıkça her şeyin başladığı noktaya yani rehabilitasyon merkezine geliyoruz. Son sahnede sadece ailesiyle değil, kendi çocukluğuyla da yüzleşip içsel bir uzlaşmaya varıyor.</p>
<p>Türkiye’de <strong>14 Haziran’da</strong> vizyona girecek olan film, bakalım Bohemian Rhapsody kadar popüler olup istediği gişeyi elde edebilecek mi?</p>
<p><strong>Filmin Künyesi</strong></p>
<p><strong>Filmin Adı: </strong>Rocketman</p>
<p><strong>Yönetmen:</strong> Dexter Fletcher</p>
<p><strong>Oyuncular:</strong> <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Taron_Egerton">Taron Egerton</a>, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jamie_Bell">Jamie Bell</a>, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Madden">Richard Madden</a>, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Bryce_Dallas_Howard">Bryce Dallas Howard</a></p>
<p><strong>Yapım:</strong> 2019, İngiltere</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/06/07/yasayan-efsane-elton-john/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayat bu kadar acımasız olmak zorunda mı?</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/04/03/hayat-bu-kadar-acimasiz-olmak-zorunda-mi/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/04/03/hayat-bu-kadar-acimasiz-olmak-zorunda-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 14:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11963</guid>

					<description><![CDATA[Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin yazıp yönettiği duygu yüklü, tüm dünyada ses getiren bir film, Kefernahum. Filmin adı kaos ve karmaşa olarak bilinen eski bir antik şehirden geliyor. Onlarca ödüle layık görülen Oscar’da ve Altın Küre’de de En İyi Yabancı Film dalında aday gösterilen film, hikayesiyle milyonlarca insanı derinden etkilemeyi başardı. Film, mahkeme salonunda başlıyor. 12 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Lübnanlı yönetmen Nadine
Labaki’nin yazıp yönettiği duygu yüklü, tüm dünyada ses getiren bir film,
Kefernahum. Filmin adı kaos ve karmaşa olarak bilinen eski bir antik şehirden
geliyor. Onlarca ödüle layık görülen Oscar’da ve Altın Küre’de de En İyi Yabancı
Film dalında aday gösterilen film, hikayesiyle milyonlarca insanı derinden
etkilemeyi başardı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Film, mahkeme salonunda
başlıyor. 12 yaşındaki Zain’i (Zain al Rafeea)
mahkemede ailesinden onu dünyaya getirdiği için şikâyetçi olduğunu görüyoruz. Sonrasında
hikâye Zain’in hapishaneye gelene kadar ki yaşadığı hayata bırakıyor kendini. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyrut’un sokaklarında sürekli
koşuşturmayla ve gelecek güne hayatta kalma mücadelesiyle geçerken her türlü işi
yapmak zorunda kalıyor Zain. Ailesine karşı duyduğu öfke büyük olsa da
kardeşlerine özellikle Sahar’a (Cedra Izam)
verdiği değer tartışılmaz. Verdiği yaşam mücadelesi onu yaşıtlarından farklı
bir boyuta taşımış aslında. Yetişkin ve güçlü bir birey olarak hayatta kalmayı
bilen ve yerine göre insanlara kafa tutan biri o. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Zain’in annesi (Kawthar Al Haddad) ve babası (Fadi Kamel Yousef)
ise hayatı günü gününe yaşayan çocuklarının varlığından bile habersiz vurdumduymaz
bir şekilde hayatlarını devam ettiren sorumsuz ve şiddete meyilli bir aile
tablosu çiziyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="419" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1024x419.jpg" alt="" class="wp-image-11964" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1024x419.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-300x123.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-768x314.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-696x285.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1068x437.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1026x420.jpg 1026w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/3483577.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sahar’ın regl olmaya başladığını fark eden Zain, bir şeylerin değişeceğinin çoktan farkında. Biliyor ki eğer ailesi bu durumu öğrenirse Sahar’ı evlendirmeye ya da evden atmaya çalışacaklar. Bu durumu ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, annesinin fark etmesiyle olaylar çığırından çıkıyor. Sahar’ı ev kirasını ödemek için zorla ev sahibinin oğluyla evlendirmeye çalışıyorlar. Zain ise bu duruma öyle büyük öfke ve kin duyuyor ki evden kaçıyor. Bir süre ortalıklarda gezinirken lunaparkta temizlikçi bir kadınla tanışıyor. Rahil (Yordanos Shiferaw) onun için bir umut ışığı. Az da olsa mutluluğu Etiyopyalı Rahil’in o yoksul ve çaresizlik içindeki hayatında görse de o da uzun sürmüyor. Mülteci olarak kacak bir şekilde yaşadığı için yakalanıp hapse atılan Rahil, oğlunu ve Zain’i o sefaletin içerisine bırakmak zorunda kalıyor. Zain ve Rahil oğlu Yonas (Boluwatife Treasure Bankole) ise tek başına hayatta kalma mücadelesi vermeye çalışıyorlar. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakirliğin ve çaresizliğin anlatıldığı
bu filmde sevginin gücünü de yoğun bir şekilde içimizde hissettiğimiz duygusal
ve sıcacık anlar da yok değil. Ne olursa olsun Zain’in Yonas bakmak için
verdiği mücadele takdire şayan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin sonlarına doğru Zain’in
nasıl içeri girdiğini öğreniyoruz mahkemede. Sahar’ın hamile kaldığı için ölümüne
sebep olan kocasını bıçaklıyor. Film boyunca hayatta kalmak için elinden geleni
yaparak mücadeleyi bırakmayan Zain, hapishanede izlediği bir programla canlı yayına
bağlanıyor ve yetkililerden yardım istiyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Filmin sonunda, içten içe nefret duyduğu ailesine karşı hayat mücadelesini kazanan Zain için yeni bir hayatın başlangıcı aslında. Çektirdiği pasaport fotoğrafında polisin zoruyla gülmeye çalışsa da çocuksu masumiyeti ve gözlerindeki yaşanmışlıklar her şeyi anlatmaya yetiyor onun dünyasına dair.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="600" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/kefernahüm-e1548267224295.jpg" alt="" class="wp-image-11965" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/kefernahüm-e1548267224295.jpg 600w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/kefernahüm-e1548267224295-150x150.jpg 150w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/kefernahüm-e1548267224295-300x300.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/04/kefernahüm-e1548267224295-420x420.jpg 420w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Zain al Rafeea’in gerçek hayatı da filmdekinden farklı değil. Suriye’den
kaçıp Lübnan’a gelmiş bir ailenin oğlu. 8 yıl boyunca bu hayatı en ağır şekilde
yaşayıp görmüş küçük bir adam aslında kendisi. Film çekimleri öncesine kadar fark
edilmemiş olan Zain, aslında rol yapmayıp kendisini yansıtıyor filmde de.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlatılanlar bir kurgu gibi
gözükse de aslında bilmediğimiz yüzlerce hikâyeden biri sadece. Mülteci olarak
başka ülkelerde hayatta kalmaya çalışan insanların özellikle hayat mücadelesini
sırtlarına alarak çalışmaya zorlanan tüm çocukların hikayesi bu film. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetmen gerçekliği gözler
önüne öyle yalın bir dille sunuyor ki o hayatın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu
hayatın tam içinden gelen Zain, film boyunca kalbimizde bıraktığı acıyla uzun
sure konuşulacak bir gerçekliği gözler önüne serdi demek yanlış olmaz doğrusu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Paran yoksa hiç olduğun bir
dünyada yaşamak cehennemde yaşamaktan ne kadar farksız olabilir ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Filmin Künyesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Filmin Adı: </strong>Kefernahum (Capernaum)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yönetmen:</strong>&nbsp;Nadine Labaki</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Oyuncular:</strong>&nbsp;Zain Al Rafeea, Yordanos Shiferaw, Boluwatife Treasure Bankole</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yapım:</strong> 2018, Lübnan </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/04/03/hayat-bu-kadar-acimasiz-olmak-zorunda-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeterince beyaz değilsem, yeterince siyah değilsem. Peki, ben kimim? Green Book…</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/yeterince-beyaz-degilsem-yeterince-siyah-degilsem-peki-ben-kimim-green-book/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/yeterince-beyaz-degilsem-yeterince-siyah-degilsem-peki-ben-kimim-green-book/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Ozen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 09:57:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Film Kritik]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[fatma özen]]></category>
		<category><![CDATA[Green Book]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11743</guid>

					<description><![CDATA[Oscar’ın habercisi olarak da bilinen Altın Küre Ödül Töreni’nde Sinema Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerine layık görülen film, komedi tadında 2018’in en iyi filmleri arasında gösterilerek hafızlarda yer edinmeyi başardı. Yönetmenliğini Peter Farrelly’nin yaptığı ve gerçek bir hikâyeden beyaz perdeye taşınan film, dönemsel özellikler gösterirken yönetmenin şimdiye kadar çektiği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oscar’ın habercisi olarak da bilinen Altın Küre Ödül Töreni’nde Sinema Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo ödüllerine layık görülen film, komedi tadında 2018’in en iyi filmleri arasında gösterilerek hafızlarda yer edinmeyi başardı.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11744" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-1068x600.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/0cebcc3c-c0a0-4f0c-98dc-ad2805554e65-green_book-1920x1080.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Yönetmenliğini Peter Farrelly’nin yaptığı ve gerçek bir hikâyeden beyaz perdeye taşınan film, dönemsel özellikler gösterirken yönetmenin şimdiye kadar çektiği filmlerden farklı bir dokuya sahip. Komedi tadında olsa da biraz hüzünlü biraz dönemin etkilerini düşündürücü bir yanı var demek de yanlış olmaz.</p>
<p>Film, 1962 yılında New York’ta geçiyor. Evli iki çocuk babası Tony Lip (Viggo Mortensen) İtalyan-Amerikalı, restoranda çalışarak hayatını geçindirmeye çalışan basit bir adam. Don Shirley (Mahershala Ali) ise aksine zeki, iyi eğitimli Afro-Amerikalı bir piyanist. Fakat ona göre tek kusuru ten rengi.</p>
<p>Film, ilk sahnelerinden itibaren rengini göstermeye başlıyor. Özellikle Tony evine gelen iki siyahi isçinin kullandığı bardakları çöpe atarak bu insanlara karşı ne düşündüğünü belli etmekte gecikmiyor.</p>
<p>Çalıştığı restoranın kavga sırasında hasar göstermesinden sonra geçici bir iş arayan Tony, Don Shirley’in iş teklifi etmesiyle konuşmak için ofisine gider. Carnegie Hall konser salonunun yukarısındaki apartman dairesinde yalnız yaşayan Don Shirley, piyano konserleri için turnede arabayı kullanmak üzere bir şoför aramaktadır. Tony’in siyahi biriyle karşılaştığında verdiği izlenim bu işi kabul etmeyeceğini işaret etse de sonrasında sırf ailesini düşündüğü için kabul etmeye karar verir. Güney’e doğru yolan alan ikili, gittikleri her eyalette farklı ırkçılık sorunlarıyla karşılaşır. Don Shiley yola çıkmadan önce Tony’e kalacakları yerlerin listesinin bulunduğu bir rehber verir. Aslında filmin adı da “<strong>The Negro Motorist Green Book”</strong> isimli bu seyahat rehberinden geliyor. Bu rehber, Güney’de siyah insanların gidebilecekleri yerleri gösteriyor. O dönemlerde beyaz ırkın yoğunlukta olduğu Güney eyaletlerinde siyahlara gösterdikleri ayrımcılık filmin büyük bir kısmını oluşturmuş olsa da bu iki birbirinden farklı insanın oluşturduğu dostluk filmin atmosferini büyük ölçüde değiştiriyor.</p>
<p>Filmde Don Shirley’in, sırf siyah olduğu için turne sırasında girdiği bir barda dövülmesi, terziye takım elbise almak için girdiklerinde satıcı tarafından denemesinin ona yasak olduğu söylenmesi, gittiği bir konser sırasında tuvaleti kullanmak istediğinde görevli tarafından dışarıdaki siyahların kullandığı tuvaletin işaret edilmesi gibi izleyenleri oldukça etkileyecek birçok sahneyi görmek mümkün. Özellikle Birmingham’daki konsere giderken polis tarafında durdurularak sebepsiz yere tutuklandıkları sahnede, Don Shirley’in sözleri hafızalarda yer edinecek kadar anlam dolu. Tony ile konuşması sırasında, “Şiddetle asla bir yerlere gelemezsin. Sadece asaletini koruduğun zaman kazanırsın. Asalet her zaman üstün gelir” diyerek soğukkanlılığını sonuna kadar koruyor.  Ve filmde bunun gibi çok sayıda sahne var. Hatta Tony’in cahilliğinden dolayı Don Shirley’e karşı içinde bulunduğu önyargı da onun ne kadar profesyonel bir şekilde piyano çaldığını görmesiyle saygıya ve zamanla dostluğa dönüşüyor. Siyahi olmasına rağmen Don Shirley kendi insanlarından sıyrılmayı başarmış gözüküyor aslında. Aldığı eğitim, klasik müziğe olan sevgisi ve konuşma tarzıyla tam bir beyefendi. Eşcinsel olması ve siyahi olması toplum tarafından ona biçilmiş en büyük ceza olduğunu bilecek kadar da içindeki hissettiği aşağılık duygusundan sıyrılamamış. Ona göre bu dünyada ne kadar başarılı olursa olsun kuralları her zaman beyazlar koyuyor. Ki bu düşünce yüzlerce yıl siyahların içinde bulundukları durumu nasıl kabul ettiklerinin de göstergesi maalesef. Amerika gibi ırkçılığın yoğun ve şiddetli yaşandığı ülkelerde ten rengi ne olursa olsun bir sanatçıya verilen değerin sadece bu şekilde biçilmesi ise filmin düşündürmesi açısından oldukça yeterli.</p>
<p>Filmin son sahnesinde, Noel için New York’a dönmeye çalışan bu ikilinin gittikleri son yerde yaşadıkları ise bardağı taşıran son damla olur. Yemek yemek için salona inen Don Shirley’in siyah olduğu için o salonda yemek yemesine izin verilmez. Tony ise bu durum karşında Shirley’e konseri iptal etmesini ve kendini daha fazla bu insanlara karşı ezik hissetmemesini söyler. Yolculuk boyunca dost olan bu ikili soluğu siyahların takıldığı bir barda alır. Shirley, kendi insanları içinde önce biraz garip hissetse de onların bir parçası olduğu gerçeğini kabullenmiştir ister istemez. O günün sonunda New York’a varan Tony ve Shirley Noel’i birlikte kutlayarak dostluklarını tüm önyargıların dışında bırakırlar.</p>
<p>Bugünlerde dünya sinemasında bu konunun çok fazla işlendiğini görmek, aslında ırkçılığın hala hissedilir derecede büyüklüğünü de gözler önüne seriyor. Ancak film bu konuda içinde bulunduğumuz önyargıya öyle güzel cevaplar veriyor ki filmin başarısının sırrı burada gizli olmalı.</p>
<p>“Dahi olmak yeterli değil. İnsanların kalbini değiştirmek zaman alır.”</p>
<p>Beş dalda Oscar’a aday gösterilen <em>Green Book</em> filmi, konusu ve muhteşem oyunculuklarıyla izleyenler üzerinde büyük etki bırakacağı kesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Filmin Künyesi</p>
<p>Filmin Adı: Yeşil Rehber (Green Book)</p>
<p>Yönetmen: Peter Farrelly</p>
<p>Oyuncular:  <a href="https://www.filmmodu.com/mahershala-ali-filmleri">Mahershala Ali </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/viggo-mortensen-filmleri">Viggo Mortensen</a>, <a href="https://www.filmmodu.com/paul-sloan-filmleri">Paul Sloan </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/david-kallaway-filmleri">David Kallaway </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/joe-cortese-filmleri">Joe Cortese </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/brian-stepanek-filmleri">Brian Stepanek </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/tom-virtue-filmleri">Tom Virtue </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/sebastian-maniscalco-filmleri">Sebastian Maniscalco </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/don-stark-filmleri">Don Stark </a>, <a href="https://www.filmmodu.com/linda-cardellini-filmleri">Linda Cardellini </a></p>
<p>Yapım: 2018, Amerika, 130 dakika</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/yeterince-beyaz-degilsem-yeterince-siyah-degilsem-peki-ben-kimim-green-book/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
