<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beril Ateşoğlu &#8211; Cinedergi</title>
	<atom:link href="https://www.cinedergi.com/author/beril/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.cinedergi.com</link>
	<description>Sinemanın her şeyi!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Feb 2019 09:31:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Ayşe teyzenin Pretty Woman halleri</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/ayse-teyzenin-pretty-woman-halleri/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/ayse-teyzenin-pretty-woman-halleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 09:31:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[cinedergi]]></category>
		<category><![CDATA[Pretty Woman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=11721</guid>

					<description><![CDATA[Karizmatik kırlaşmış saçlarıyla Richard Gere karşımızda duruyordu ve Ayşe teyzeyle beraber hayranlıkla (bence) aynı şeyi düşünüyorduk. Erkeklere olgunluk ne kadar da yakışıyor! Bir erkekte olgunluk Julia Roberts’da ise gülümseme her zaman beğenilmiştir. Julia Roberts’ı kaldırımlarda bir hayat kadını olarak görüyoruz ve karizmatik jönümüz arabayı nasıl kullanacağını bilmediği için tam önünde duruyor. Julia yani Vivian bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karizmatik kırlaşmış saçlarıyla Richard Gere karşımızda duruyordu ve Ayşe teyzeyle beraber hayranlıkla (bence) aynı şeyi düşünüyorduk. Erkeklere olgunluk ne kadar da yakışıyor! Bir erkekte olgunluk Julia Roberts’da ise gülümseme her zaman beğenilmiştir.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-11723" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-1024x682.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-1024x682.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a-1920x1280.jpg 1920w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2019/02/riedel2a.jpg 2000w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Julia Roberts’ı kaldırımlarda bir hayat kadını olarak görüyoruz ve karizmatik jönümüz arabayı nasıl kullanacağını bilmediği için tam önünde duruyor. Julia yani Vivian bir şekilde kendini arabaya davet ettirmeyi başarıyor. Arabayı kullanmasına yardım ediyor ve Richard’ı yani Edward’ı oteline bırakıyor. Tabiki para karşılığı.</p>
<p><strong>Ayşe teyze:</strong> Romantik bir larşılaşma olmadı bu. Ayrıca filmlerde hayat kadınları farklı anlatılıyor. Ama Julia kızım hep bir güzel! Gülünce daha da güzelleşiyor. Gülmek makyajdan daha çok güzelleştirir insanı. Hem de bedava! Kıh kıh kıh…</p>
<p>Ayşe teyzenin keyfine diyecek yok. Sürekli kıkırdıyor, kıkırdadıkça da gerçekten bir güzelleşiyor. Bu sırada Vivian ve Edward birbirlerini tanımasalarda bir noktada ortak bir duygu yakalıyorlar. Çok farklılar ama bir bağ oluşuyor aralarında. Edward Vivian’a iş teklif ediyor. 1 hafta kalacağı şehirde bir çok toplantı ve davete eşli katılması gerekiyor ve tanıdığı kadınlardan pek hoşlanmadığı için Vivianı seçiyor. Vivian havalara uçuyor. Hayal edemeyeceği bir para kazanacak, bir de üstüne alışveriş yapması için limitsiz kredi kartı! Beverly hills de alışveriş macerasına başlıyor ama işler pek umduğu gibi gitmiyor. Zenginleri misafir etmeye alışkın olan sokaklar biricik, kocaman gülüşlü Vivianı pek sevmiyor.</p>
<p><strong>Beril:</strong> sinir oluyorum bu elitist dışlamalara ama eminim farkında olmadan ben de yapıyorum. Sanki benzer olanlarla anlaşmak daha kolay, daha güvenli. Farklı olanı anlamak için daha fazla çaba gerekiyor da üşeniyor ve korkuyoruz gibi. Bilemedim, insan kendine benzemeyenden neden korkar ya da rahatsız olur ki?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ayşe Teyze:</strong> eee Beril dünya kocaman, sen eğer kendine küçücük bir dünya yaratırsan onun dışında kalanları anlayamazsın, anlamadığın için de korkar uğraşmak istemezsin. Ufacık dünyalarında, kocaman korkularla yaşar insan. Dünyan büyüdükçe korkuların azalır. Çık biraz gez kızım, hiç gitmediğin mahallelere git, konuşmadıklarınla konuş, sohbet et. Konu bulamazsan derdini anlatırsın. illa bir ortak derdin çıkar herkesle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Beril:</strong> Dünyayı tanıdıkça büyür diyorsun yani? Kibirli insanlar dünyaları küçük insanlar mı oluyor?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ayşe Teyze: </strong>Bak ne de güzel anladın. Dünyayı kendinden ibaret bilir insan, bildiği kendisi ne kadarsa o kadar anlar. Dünyanı büyüt darken, kalbini, aklını büyüt diyorum. Ancak o zaman korkmazsın yabancılardan ya da küçümsemezsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben derin düşüncelere daldım tabi bu cümlelerden sonra. Bu sırada Edward da Vivian’ın dünyasını anlamaya çalışıyordu. Ucuz görünümlü kıyafetleri ve tavırlarının ardında aslında utangaç, sevgi dolu ve kırılmaktan korkan kocaman bir kalbi vardı ve Edward bu kalbi görmeye başlamıştı. Tam da Ayşe teyzenin dediği gibi artık Edward yaşadığı hayatın ona dar geldiğini ve büyümesi gerektiğini farketmişti. Para odaklı iş görüşmeleri, gücünden dolayı etrafında dolanan şakşakçılar ve bin türlü hazımsızlık ile sevgiden uzak kadınlar. Vivian onların arasında kıymetli ve doğal bir taş gibi duruyordu. Insan karşılaşana kadar neye ihtiyacı olduğunu anlayamıyor ama karşılaştığı an algılayamadığı bir bağ ile çekiliyor ihtiyacı olana. Edward’ın Vivian’a, Vivian’ın da Edward’a ihtiyacı olduğunu biliyorlardı artık ama bu ikisi için de korkutucu olmaya başlamıştı. Edward iş arkadaşına Vivian’ın bir hayat kadını olduğunu ve aralarında bir anlaşma yaptıklarını, duygusal bir durum olmadığını söylemişti çünkü onu başka bir adamla konuşurken görmüştü. Canını yakmak ve kendi canının acımasını da önlemek istemişti.</p>
<p><strong>Ayşe Teyze:</strong> nasıl da birbirlerine ihtiyaçları var. Bu kıskançlık başka türlü çıkmaz ortaya. Seneler boyunca bulamadığın anlamı bulmuş gibi hissedersin ve onun aynı şeyi hissetmemesinden çok korkarsın. O kadar korkarsın ki ondan kaçmak onu üzmek istersin. Ne yaparsan yap kaçamazsın. Ah ah ne güzeldir bu duygunun korkudan kurtulmuş kısmı.</p>
<p>Şimdi ne dedi Ayşe teyze iyi bir şey mi, kötü bir şey mi anlayamadım. Biraz düşününce ve Vivian ile Edward’ın bu tartışmadan sonra birbirlerini kaybetmek istemediklerini anladıkları andan sonra kafamda oturdu. Insan bir şeyi bulunca onu kaybetmekten korkmaya başlıyor. Bulunan şey ne kadar kıymetliyse o kadar korkutuyor yokluğu ve bu korkudan geriye kalan duygu! Pastanın kreması gibi.</p>
<p>Edward ve Vivian’ın ayrılacağı gün geliyor. Ne yapacaklarını bu bağı nasıl devam ettireceklerini bilemiyorlardı. Edward’ın ortalama bir çözümü vardı, ona şehirde ayrı bir ev tutup Vivian’ı sokaklardan korumak gibi ama Vivian Kabul etmedi.</p>
<p><strong>Ayşe Teyze:</strong> Erkekler böyledir. Hemen en az sorumluluk alacakları seçeneği görürler ama kadınlar hep daha cesurdur. Bir kadın gerçekten aşıksa daha azına razı olmaz. Ben de çok aşıktım. Ama bak Beril adam da gerçekten aşık o yüzden hayat bu bağı kopartmaz.</p>
<p><strong>Beril:</strong> tabi nasıl olsa film ya mutlu sonla bitecek diye bu kadar rahatsın, gerçek hayatta işler pek öyle olmuyor.</p>
<p>Tam bu sırada Vivian şehri terketmeye hazırlanırken Edward beyaz limuzuni ile Vivian’ın camının önünde gelir ve tam bir Hollywood sonu yaşanır. 2 aşık insan kavuşur ve aşklarını kabul ederler.</p>
<p><strong>Ayşe Teyze:</strong> hah bak geldi işte. Sen gerçek hayatta bu kadın kadar cesur olursan olur. Korkularla, endişelerle çevreleme evladım sevgini. Cesurca yaşa, her dakikanın tadını çıkar. Hayat kıymetli, sevdiğin adamla geçen hayat daha da bir kıymetli. Masallardaki gibi seversen, masallardaki gibi sevilirsin. Ah ben ne güzel sevdim ah…</p>
<p>Yahu film mi izliyoruz, hayat bilgisi dersindemiyiz ben artık karıştırıyorum. Bir sürü fikir kafamda oturup biraz, nasıl sevdiğimi düşüneceğimJ Ayşe teyze seni çok seviyorum! Her filmimde varsın!!!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2019/02/06/ayse-teyzenin-pretty-woman-halleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşe Teyze: İster aşk adına ölürsün ister aşk adına yaşarsın</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2018/06/05/ayse-teyze-ister-ask-adina-olursun-ister-ask-adina-yasarsin/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2018/06/05/ayse-teyze-ister-ask-adina-olursun-ister-ask-adina-yasarsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2018 13:01:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Leon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=8271</guid>

					<description><![CDATA[Leon! Hepimizin evinde bir zamanlar posteri mutlaka bulunmuştur. Aşka olan bakışımızı değiştirmiş nadir filmlerden olan Leon’u Ayşe teyze sevecek mi merak ediyorum. Beril: Ayşe teyze bugün kü filmimizin adı Leon! Ayşe teyze: ben bir filmin ismine, afişine, fragmanına bakmam, ilk 15 dakikasına bakarım. Beril: ooo Ayşe hanım tam bir eleştirmen olmuşsunuzJ Ayşe teyze: hiç de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Leon! Hepimizin evinde bir zamanlar posteri mutlaka bulunmuştur. Aşka olan bakışımızı değiştirmiş nadir filmlerden olan Leon’u Ayşe teyze sevecek mi merak ediyorum.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-8273" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-1024x686.jpg" alt="" width="696" height="466" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-1024x686.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-300x201.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-768x515.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-696x466.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-1068x716.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon-627x420.jpg 627w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/06/leon.jpg 1788w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>Beril: </strong>Ayşe teyze bugün kü filmimizin adı Leon!</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>ben bir filmin ismine, afişine, fragmanına bakmam, ilk 15 dakikasına bakarım.</p>
<p><strong>Beril: </strong>ooo Ayşe hanım tam bir eleştirmen olmuşsunuzJ</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>hiç de bile, esas eleştirmen olsam bakarım.</p>
<p>Küçük bir hatırlatma ile karşımdakinin Ayşe teyze olduğunundan emin olarak, cevap vermek yerine filmi başlatmayı tercih etiim. Bazen doğru kararlar alabiliyorum.</p>
<p>Film tüm gerginliğiyle başladı. Jean Reno çirkin erkek karizmasıyla kiralık katil olarak karşımızda. Yeni görevi için görüşme yapıyor ve önünde duran sütü bir dikişte bitirip, birilerinin hayatını cehenneme çevirmek üzere yola koyuluyor. Bir uyuşturucu mafyasının patronu ve onlarca korumasını görüyoruz. Çeşitli akıl oyunlarıyla büyük patrona kadar ulaşıyor, korumalar ondan bahsederken “ciddi biri” diye anlatıyorlar ve bu anlatım mafya babasını korkutmaya yetiyor.</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>yaaa ciddiyetin gücü kararlılıktan gelir, kararlı bir insan her zaman korkutucudur, güçlüdür, hedefine odaklanmıştır. Bak koca mafya babası bile tutuştu.</p>
<p><strong>Beril: </strong>ben pek kararlı biri değilim galiba.</p>
<p><strong>Ayşe teyze:</strong> kıh kıh kıh… ilahi… sen kiralık katil misin? Senin karalılığın korkutmaz, saygı uyandırır. Kararlı olmak doğru karar verildiğinde saygınlık kazanır, yoksa bağnaz olursun. Aman uzak olsun öyle cahil karalılık.. cık cık cık…</p>
<p>Ayşe teyze bir anda uzaklara daldı, yüzünde hüzünlü bir bakış belirdi. Ben gözlerinde “ne olacak bu memleketin hali ah ah” bakışı gördüğümü düşünüyorum. Sanki gençliğine gidip geldi.. hüzünlü bakış benim gözlerime de yansımaya başlarken kendimi toparladım ve saygın bir kararlılıkla filmi izlemeye devam ettimJ</p>
<p>Leon yan komşusu Mathilda ile değişik bir iletişim kurmaya başladı. Mathilda, yani bitanecik Natalie Portman daha 12 yaşında, su gibi , kendine has ve yaşına göre cekici. Mathilda’nın pislik babası, üvey annesi, üvey ablası ve 4 yaşındaki öz erkek kardeşi aynı evde pek de mutlu olmayan darmadağın bir aile olarak yaşamaya çalışıyorlar ve Mathilda bu durumdan hiç memnun değil. Psikolojik ve fiziksel şiddet görüyor. Kötü adamlarla iş birliği yapan babanın bütün ailesi öldürülüyor ve geriye sadece Mathilda kalıyor. Mathildanın da tanıdığı ve hayatta olan tek insan Leon kalıyor. Iki yalnız ve yaralı insan beraber yaşamaya başlıyor.</p>
<p><strong>Ayşe teyze:</strong> bu adam robota çevirmiş kendini, sanki içini çıkarmış, kalbini fırlatmış aynı saksıda bir oraya bir buraya götürdüğü bitkisi gibi yaşıyor. Mathilda öyle mi kanı taze, fıkır fıkır. Öfkesi güçlü. Bu çirkin bu kızla baş edemez.</p>
<p><strong>Beril: </strong>ee napsın kızın kimsesi yok, sokağa bıraksa anında ölür. Katil falan ama prensipleri var. kadın ve çocuklara karşı hassas.</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>sevdiğini kaybetmiştir de ondan. Kızı kapının önüne koyamaz tabi ama onun hiç atmayan kalbi bir anda bu gencecik kızın heyecanını da kaldıramaz. Derler işte “davul bile dengi dengine”. 12 yaşındaki bir kız nasıl aşık olur bir düşün. Of of of.. bu gariban o gürlemelere karşılık vermeye kalkarsa ölür. Kalbi dayanmaz, diyelimki dayandı aklı dayanmaz, yanlış şeyler yapar. Amann Beril konuşturuyorsun beni filmi kaçırıyorum.</p>
<p><strong>Beril: </strong>yok hiç merak etme her şeyi biliyorsun maşşallah izlemesende olur yani.</p>
<p>Her şey tam olarak Ayşe teyzenin dediği gibi ilerliyor tabiki! Leon yaşadığı büyük aşk acısı ve kaybın ardından kendini bir katil olarak bulmuş ve Mathilda içindeki öfkeyi kontrol edemediği için büyünce katil olmak isteyen ve kendinden en az 20 yaş büyük bir kiralık katile aşık olan bir ergene dönüşüyor. Tek değişmeyen saksıda yaşayan bitki. Huzuru değişmiyor olmasında belkide.</p>
<p>Leon Mathilda’nın aşk itiraflarına çok fazla kayıtsız kalamıyor ve senelerdir atmayan kalbi taşan bir baraj gibi durdurulamaz bir hızla atmaya başlıyor ve Mathilda’nın almak istediği intikamı almak için kendi hayatını tehlikeye atıyor.</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>yaa olacağı buydu bak, öldü adam. Demedim mi dedim! Olsun ama güzel öldü.</p>
<p><strong>Beril: </strong>nasıl güzel öldü? Kafasından vurdular adamı bir de üstüne el bombasıyla havaya uçtu. Yani bir ironi mi yaptın Ayşe teyze?</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>yok be yapmadım öyle şeyler. Adam aşık öldü onu diyorum. Bu kız yokken zaten ölüydü, kız geldi dirildi, aşık oldu, kalbi atarken öldü. Kalbin atmazken ölmüşsün çok mu peh! Hem ölürken kızın intikamını da aldı daha ne istesin.</p>
<p><strong>Beril: </strong>doğru tabi ama yine de kızla kavuşmayı isteyebilir mesela.</p>
<p><strong>Ayşe teyze: </strong>aman Beril kavuşsa nolur el kadar kız, babası yaşında adam. Bu adam ölmeseydi bu film de olmazdı. Kim izler 12 yaşında bir kızla 40 yaşında bir adamın aşkını. Tövbe tövbe… böylesi güzel, tadında.. masum..</p>
<p>Vallahi doğru. Hiç böyle düşünmemiştim. Aşk illa ilişki yaşayarak olmak zorunda değil. Sana seni hatırlatan kalbini hatırlatan herşey aşk ne de olsa. ister, uğruna ölürsün, ister bu uğurda yaşarsın.. hayat.. Bu hayat aşk lazım aşkJ ayşe teyzem her filmimde varsın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2018/06/05/ayse-teyze-ister-ask-adina-olursun-ister-ask-adina-yasarsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beetlejuice, Nam-ı değer Beterböcek!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/beetlejuice-nam-i-deger-beterbocek/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/beetlejuice-nam-i-deger-beterbocek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2017 10:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[Beetlejuice]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Beterböcek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10652</guid>

					<description><![CDATA[Beril: Ayşe teyzem! Bugün benim için çok özel bir gün,seninle sinema ile olan ilişkimin başlamasına vesile olan filmi izleyeceğiz. Ayşe Teyze: Bak merak ettim şimdi, koy bakalım neymiş seni bu kadar etkileyen film. Bu romantik girişten sonra Ayşe teyze pür dikkat izlemeye başladı, dudağının kenarına gevrek bir gülüş yerleştirdi. Hem filmi, hem de içten içe [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Beril: </u></strong>Ayşe teyzem! Bugün benim için çok özel bir gün,seninle sinema ile olan ilişkimin başlamasına vesile olan filmi izleyeceğiz.</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>Bak merak ettim şimdi, koy bakalım neymiş seni bu kadar etkileyen film.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10653" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-696x392.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-1068x601.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/10/13.jpg 1280w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>Bu romantik girişten sonra Ayşe teyze pür dikkat izlemeye başladı, dudağının kenarına gevrek bir gülüş yerleştirdi. Hem filmi, hem de içten içe beni merak ediyordu. Güzel bir merak bana hissettirdiği sanki “ bu kızcağızın aklından , gönlünden kim bilir neler geçti” diyordu içinden. Bu sırada biz kahramanlarımız Barbara ve Adam ile tanıştık. Sade, sevgi dolu bir çiftimiz keyifli evlerinden, çatı katında yaptıkları kasaba maketine bir malzeme almak için evden çıktılar ve işleri bitince geri geldiler. Tek fark evden çıkarken canlı olan çiftimiz eve döndüklerinde ölüydü. Sehpanın üzerinde duran “Yeni ölenler için el kitabını” görünce onlarda artık öldüklerinden emin oldular. Zaten filmimizde tam olar burada başlıyor. Ayşe teyze şaşıtıcı bir şekilde bu zamana kadar hiç bir şey demedi. Bence pek kafasına yatmayan bir durumdu bu ama benim hatırım için anlaya çalışıyorduJ Adam ve Barbara teknik olarak ölülerdi ama evden dışarı çıkmamak koşuluyla yaşamlarını devam ettirebiliyorlardı, onları yaşayan insanlar göremiyordu. Bu durumu anlayamasalarda Kabul ettiler ve evin çinde iki kişilik bir hayat yaşamaya başladılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>Şimdi bunlar öldü ama aslında ölmediler. Evden çıkarlarsa kocaman yılan onları yiyecek. Diğer insanlar bunları ölü sanıyor hatta cenazelerine gittiler. Hımmm… tabi yani bunu gerçek hayat gibi düşünmemeyim ben değil mi Beril? Film yani sonuçta.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayşe teyzemin beni anlamak için harcadığı çaba takdire değer gerçekten. Olan hiç birşeye anlam veremedi ama benide üzmemek için güzel bir şey yakalamaya çalışıyor. Belkide haklıdır, belkide bunların hepsi sadece saçmalıktır ama ne önemi var ben bu filmi çok seviyorum ve içten içe biliyorumki Ayşe teyze filmin sonunda yine beni hayrete düşürecek yorumlar yapacak. Bu güvenden ötürü, gevrek gülümseme artık benim suratımdaydı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sırada tatlı çiftimiz evleri satıldı ve eve 3 kişilik bir aile taşındı. Değişik heykelleri ve abartı sanat algısıyla evin kadını Delia, paradan para kazanmak ve yatırım konularında uzman olan her iş adamı gibi kafa dinlemek için küçük kasabaları tercih eden evin erkeği Charles, siyah görüntüsü ardında zeki ve sevecen olduğu belli olan evin marjinal kızı Lydia! Çiftimiz bu aileyi evlerinden gönermek için çözümler aramaya başlar bu sırada Beetlejuice ile karşılaşırlar. Ondan yardım istyip istememek konusunda kararsızlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>,kimsenin suçu günahı yok ki Beril. Insanlarda almış bu evi yerleşmeye çalışıyorlar ne bilsinler evde ölüler mi yaşıyor, yok efendim yaratıklar mı geziyor. Bir taraftan diğerleride evden çıkamıyor hem ölü hem hapisler. Şu biçimsiz adamı da bak sakın ola çağırmasınlar. Suratında hiç meymenet yok.</p>
<p>Beetlejuice’un suratında bile meymenet arayan Ayşe teyzem istediğim kıvama geldi. Neler olacak merakını hissettiriyordu. Bu sırada Adam ve Barbara ölülerin dünyasına bir geçiş bulmuşlar ve çözüm aramak için o tarafa gidip geliyorlardı. Intihar edenler ölüler bölümünde sosyal hizmetlerde çalışıyorlar ve böyle olacağını bilseler asla intihar etmeyeceklerini söylüyorlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>burada herkes bir acayip, ölmüşler ama ağlayanları yok böyle bir şey işte. Yaşamın ne demek olduğunu anlamayan ölümü nasıl anlasın kızım. Yaşam sıcaksa ölüm soğuk derler. Insana çok sıcak da yaramaz çok soğuk da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Beril: </u></strong>Nasıl yani, anlayamadım?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>e kızım işte, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşanmaz, “nasıl olsa öleceğim” diye de yaşanmaz. Hayat çok güzelde ölüm rezalet mi yani? Illa biri diğerinden daha değerli mi olmalı? Gece mi daha önemli gündüz mü? Diye sorsam ayırt edebilir misin? Edemezsin! Eeee.. ne diye yaşam ile ölümü yarıştırır insan hiç anlamam. Bir şu siyahlı kız var ölümü de yaşam kadar normal karşılayan. Boşuna değil sadece o ölüleri görüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Beril: </u></strong>doğru vallaha, Yeni ölenler için el kitabındada “ yaşayanlar tuhaf ve sıradışı şeyleri görmezden gelir” yazıyordu. Şimdi anladım! Ölümden korktukları için ölüleri de görmüyorlar ya da ölüme dair herhangi bir şeyi farketmiyorlar. Tabi, insan neye odaklanırsa hep onu seçer, yani bunlar o kadar meşgullerki kendi hayatlarıyla.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kafamda ardarda şimşekler çakıyordu. Sanki insan kendini ve yaptıklarını ne kadar önemserse ölümden o kadar uzaklaşabileceğine inanıyor. Mesela Delia gibi, hiçbir şeye benzemeyen heykellerine çocuklarıymış gibi davranmasının altında aslında hayata tutunma ve ölümü unutma çabası var! sanki heykelleri ondan birer parçaymış gibi, sanki o ölse bile geriye ondan birşeyler kalacağının güvencesi gibi! Insanoğlu bazen ne kadar hüzünlü oluyor. Gökyüzüne yazılmış ama kimsenin okumadığı bir sır gibi açık aslında! Benden geriye birşeyler kalsın diye yapılan her iş insanın ruhundan bir parça alıyor, yaşam çoşkusunu, hayat enerjisini. Sanki kendini parça parça edip bu eserlerin içine bırakıyor Firavun gibi. O ölse bile sanki hiç ölmeyecek sanıyor eserleri sayesinde. Ne büyük yanılgı! Sadece kendini iyileştirmek için yaratılan eserler ölümsüz oluyor aslında. Sanatın hep hüzünlü olması belki de bu sebeptendir. Insanın korkularını, üzüntülerini dönüştürdüğü oyun odasıdır belki sanat. Geriye bırakma endişesi ile ruhunu bölüp içine hapsettiği putlar değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Tyeze: </u></strong> Kocaman kız oldun, duygulanıyorum sen böyle konuşunca.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Beril: </u></strong>duydun mu düşündükleri mi? yani söyledim mi ben? Hiç farkında değilim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Ayşe Teyze: </u></strong>iyi ki duydum, iyi ki beni mahrum bırakmadın bu düşüncelerinden. Bu filmi neden bu kadar sevdiğini anladım şimdi. Sen içinde ölümün elçisi olan Beterböcek ve yaşam tutkunlarını anlatan, kötü heykellerine ruhunu hapsetmiş kadından ibret alıp, tuhaf ve sıradışı leyleri görmekten hatta Kabul etmekten çekinmeyen bir kızsın, kadınsın demeliyim hatta..</p>
<p>Ardından kısık kısık güldü! içimde değişik bir rahatlık, endişe uyandırmayan bir karışıklık belirdi. Beetlejuice’un yaşamı ve ölümü birbirinden ayırmamak ve bir bütün olarak Kabul etmeyi anlattığını bu kadar derinden hissetmemiştim. Yaşamın faşizanları ile ölümün faşizanlarının aslında hiç bir farkı olmadığını, aslolanın dengede durabilmek olduğunu, bunu karşılığında digger insanlar tarafından tuhaf algılanmanında aslında en doğal şey olduğunu görmek bana bir kere daha büyüdüğümğü hissettirdi. Tabi ki filmin sonundada ölüm ve yaşam güzeş bir aile olarak yaşamaya başlıyordu. Filmin sonundada boşu boşuna “Jump in the line” şarkısı çalmıyordu demekki!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Shake, shake, shake Senora, shake your body line</p>
<p>Shake, shake, shake Senora, shake it all the time</p>
<p>Work, work, work Senora work your body line</p>
<p>Work, work, work Senora work it all the time</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Jump in the line, rock your body in time ! OK, I believe you!!!!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tim Burton ve Ayşenin en başından beri anladığı şeyi ben 30 yaşımda anlamıştım. Hayat bir denge işi ve bu denge ölüm ve yaşam algısı arasında bulunmalıydı! Yaşama şükrederken, ölümün gerçekliğini anlamak! Vay arkadaş….</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ayşe teyze her filmimde varsın!!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/10/16/beetlejuice-nam-i-deger-beterbocek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aklını ve kalbini doğru yoğurmalısın Beril&#8230; Makas Eller</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/aklini-ve-kalbini-dogru-yogurmalisin-beril-makas-eller/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/aklini-ve-kalbini-dogru-yogurmalisin-beril-makas-eller/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2017 08:48:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Makas Eller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=10382</guid>

					<description><![CDATA[Ayşe Teyze bu sefer Makas Eller&#8217;i seyrediyor ve Beril&#8217;in dengede durmasını söylüyor. Tim Burton bile bu filmi böyle çözümleyememişti&#8230; B: Ayşe teyze açıyorum filmi, yine ingilizceden harika bir isim çevirisiyle Makas eller. A: Aman Beril, söylediğin isimle filmler hiç tutmuyor zaten. Baksan hepsi korku filmi gibi. Hiç polemiğe girmeden açıyorum filmi. Bir büyükanne torununa dışarda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşe Teyze bu sefer Makas Eller&#8217;i seyrediyor ve Beril&#8217;in dengede durmasını söylüyor. Tim Burton bile bu filmi böyle çözümleyememişti&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-10384" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-847x1024.jpg" alt="" width="696" height="841" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-847x1024.jpg 847w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-248x300.jpg 248w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-768x928.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-696x841.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-1068x1291.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray-347x420.jpg 347w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/09/Edward-Scissorhands-25th-Anniversary-bluray.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p>B: Ayşe teyze açıyorum filmi, yine ingilizceden harika bir isim çevirisiyle Makas eller.</p>
<p>A: Aman Beril, söylediğin isimle filmler hiç tutmuyor zaten. Baksan hepsi korku filmi gibi.</p>
<p>Hiç polemiğe girmeden açıyorum filmi. Bir büyükanne torununa dışarda yağan karın hikayesini anlatmaya başlıyor. Masalsı bir Tim Burton dünyasına giriyoruz. Amerikanın tek tipliği ile dalga geçen bir düzen hakim mahallede. Bütün evler, arabalar hatta yollar aynı. Sevimli karakterimiz Peg çıkıyor karşımıza, elimde malzemeleri kapı kapı dolaşıp Avon satmaya çalışıyor. Kimseye satamadığı için mutsuz dönüyor arabasına.</p>
<p>A: yahu ayıp olmasın diye alır insan en ucuzunda. Komşun sonuçta hiç değilse bir katkın olur. Çıkmış kapı kapı dolaşıyor, komşularım umuru değil. Cık cık cık</p>
<p>İlk “cık cık cık” komşulara geldi. Bu sırada Peg’in gözü yolun sonunda ki tepenin üzerinde duran eve takılır ve direksiyonu o yöne kırar. Şatoya benzeyen bu evin bahçesinde harika bir peyzaj olduğunu görür. Bütün yeşillikler sekilli budanmıştır. Harika bir sanatçı ile karşılacağını düşünür, aslında öyle de olur. Elleri makas olan hepimizin çocukluk kahramanı Edward ile tanışır. Edward’ın ünlü bir mucit tarafından yapıldığı ve mucitin Edward’ın ellerini bitireneden öldüğü için, elleri bir çok keskin aletten oluşmaktadır. O kendisini şöyle anlatır. “Eksik kaldım!”</p>
<p>A: aman be çocuğum, eksik olan ellerin olsun. İçim burkuldu resmen. Ne kadar temiz yüzlü bir delikanlı.</p>
<p>Temiz yüzlü derken? Saçı başı dağılmış, yüzünde bir çok kesik izi, üzerinde deri bir kıyafet kendini yanlışlıkla kesmesin diye ama Ayşe teyze haklı bütün bunlara rağmen onu ilk gördüğünüzde içinizde bir sevgi uyanıveriyor. Aynı sevgi Ped de de uyandığı için tutuyor elinden eve götürüyor. Ona bir oda veriyor, yeni kıyafetler giydiriyor. Mahalleli meraklı Peg’in kapısına dayanıyorlar Edward’ı görebilmek için.</p>
<p>A: Bu Peg akıllı ve iyi kalpli bir kadın. Komşularının ne mal olduğunu biliyor bak Makas’ı korumak istiyor. Böyle insanlar farklılıkları sevmezler. Bakma sen gavur memleket modern dersin ama bilmedikleri şeyden hiç haz etmezler. Siz ne diyorsunuz öteki, möteki bir şey…?</p>
<p>B: Öteki…. möteki… ötekileştirmek falan mı?</p>
<p>A: Hah ondan ötekileştirirler hemen.</p>
<p>Ayşe teyze söylediklerinden çok emin filmi izlemeye devam ediyor ama işler pek onun dediği gibi olmuyor. Edward’ın yeteneği keşfediliyor ve herkes önce ağaçlarını budamasını istiyor, sonra köpeklerini en sonunda da saçlarını kesmelerini. Mahalle ne olursa olsun aynılıktan asla kurtulamıyor, şimdi de herkesin bahçesi, köpeği, ağacı enteresan bir hal alıyor. Bir kişi hariç, mahallenin katolik ablası! O Edward’ın bir şeytan olduğunu düşünüyor.</p>
<p>A: bu yönetmenin adı neydi?</p>
<p>B: Tim Burton</p>
<p>A: Tim çok akıllı bir yönetmen belli. Koca dünyayı küçücük mahallede anlatmış. Sen niye çalışmıyorsun bu adamla?</p>
<p>B: takvimimiz uymadı be Ayşe teyze! Arada da başka iş almıştım. Ayşe teyze şimdi sana nasıl anlatsam bilemedim. Bu adam baya ünlü bir yönetmen ve ingilterede yaşıyor. Onunla çalışmam bir mucize olurdu!</p>
<p>A: ne var canım insan işte. Artık herkes herkesle çalışıyor. Ölmedi ya adam git bul.</p>
<p>Bir 10 saniye durup Tim Burton ile çalıştığımı hayal ediyorum, yüzümde bir gülümseme… sonra gerçek dünyaya dönüyorum ve herşeyi Ayşe teyze gibi basit görmenin ne kadar hoş olabileceğini düşünüyorum. Belki bir gün olur hayat… diyerek kendimi hayallere kaptırmadan filme dönüyorum.</p>
<p>Bu sırada Edward Peg’in kızı Kim e çoktan aşık olmuş bile. Mahalledeki kadınlar Edward’ın peşindeyken o kalbini Kim’e kaptırıyor. Kim’in ise Jim isimli kaba bir sevgilisi var ve Edward’a çok kötü davranıyor. Tam olarak bu noktada işler bir anda terse dönüyor. Çok popüler olan Edward televizyon programlarında yeteneği ve değişik fiziğiyle boy gösterirken, Jim onu babasının kasasını soymak için kullanıyor ve tabi ki bütün kabak Edward’ın başına patlıyor.</p>
<p>A: Amaaannn bak kız yaktı Makas’ın başını. İşte Beril bu işler hep böyle. Farklı olan önce herkesin hoşuna gider ve bir anda popüler olur. Sonra insanlar ondan birşeyler istemeye başlar, ilgi, alaka, sevgi. Çünkü bu popülerliğin onların sayesinde olduğuna inanırlar ve haklarını isterler. Halbuki alakası yok. Bir şey iyiyse zaten iyidir. Bunu görebilen insanlar sadece görebildiklerine sevinmelidir. Feyz almalılardır feyz…</p>
<p>B: peki Ayşe teyze sana bir şey soracağım. İnsanların bilinir ya da popüler olmasında diğer insanların hiç etkisi yok mudur?</p>
<p>A: Vardır olmaz olur mu hiç! Çoğunluğun aklı, fikri nasıl işliyorsa, eğitimleri, ahlakları, aileleri nasılsa popüler olanlarda onların anlayabileceği insanlar olur. İnsan evladı ya özenecek ya da ya da yakın hissedecek. Bir konuda yetenekli, zeki, başarılı olması ilham olur. Kızım yine dediğim gibi, toplumun geneli nasılsa öne çıkan insanlarda öyledir. Cahil bir toplumun yenilikçi bir başkanı asla anlayamayacağı hatta bir süre sonra rahatsız olacağı gibi. İnsan kendini ezilmiş hisseder, eziklikte cehaletten gelir. Bir güzelliği ya da bir aklı ne kadar çok anlayabilen, görebilen insan varsa o toplum o kadar aydın demektir.</p>
<p>Bu sohbet rakı masasında son bulabilir! Biz Ayşe teyzeyle film izlemeyi bırakıp önce memleketi sonra dünyayı kurtarabiliriz:) bir an baktık birbirimize, aramızda 2 kuşak var. Ben onun geleceğiyim, hayalleri o ise benim geçmişim, tarihim. Şu an dünyanın aynı ülkesinde, aynı şehrinde hatta aynı koltuğunda oturuyoruz. Gözlerimizde aynı hüzün. Ben ona gelecek gençlere emanet biliyorum ama bana fazla güvenme memleketin durumu malum der gibi bakıyorum o da bana geçmişten biz sorumluyduk pek sahip çıkamadık kusurumuza bakma der gibi bakıyor. Gülüyoruz gamsızca… bu özel anı siren sesleri bölüyor. Herkesin Edward’ın peşine düşmüş onu imha etmek istiyor bu sırada annesinden aldığı güzel kalbi ile Kim Edward’a olan aşkını ifade ediyor ve onun hayatta kalabilmesi için tepedeki evine dönmesini istiyor.</p>
<p>Herkes Edward’ı öldü zannediyor. Bu onun için en güvenli seçenek. Ancak o zaman peşini bırakıyorlar. Gönlü güzel insanlar Edward’ın gönlünü görebiliyorlar. Koca mahalleden 4-5 kişi bile olsa insanın yalnız olmadığını bilmesi güzel!</p>
<p>A: aklını ve kalbini doğru yoğurmalısın Beril. Ne kalbin içine gömülmeli ne de aklın havada olmalı bir dengede dur evladım dengede!</p>
<p>Benim böyle bir hocam olduktan sonra kimseler dengemi bozamaz:)</p>
<p>Ayşe teyze seni çok seviyorum. Her filmimde varsın!!!!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/08/27/aklini-ve-kalbini-dogru-yogurmalisin-beril-makas-eller/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük hayalleri büyük gözler görür!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/buyuk-hayalleri-buyuk-gozler-gorur/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/buyuk-hayalleri-buyuk-gozler-gorur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2017 08:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Gözler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9709</guid>

					<description><![CDATA[Ayşe teyze Tim Burton’ı pek sever. İkisi de hayalperest. Big Eyes yani Büyük Gözler filmide 2 hayalperestin enteresan hikayesini anlatıyor. Filmimiz Margaret’ın kızını da yanına alıp kocasını terk etmesiyle başlıyor. Kızıyla beraber yeni bir hayat kurmaya çalışırken elinde sadece çizimleri var. A: Güzel çiziyor sanki ben pek anlamam ama neyse para kazanacak bir şey var [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşe teyze Tim Burton’ı pek sever. İkisi de hayalperest. Big Eyes yani Büyük Gözler filmide 2 hayalperestin enteresan hikayesini anlatıyor. Filmimiz Margaret’ın kızını da yanına alıp kocasını terk etmesiyle başlıyor. Kızıyla beraber yeni bir hayat kurmaya çalışırken elinde sadece çizimleri var.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9710" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-1024x678.png" alt="" width="696" height="461" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-1024x678.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-300x199.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-768x509.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-696x461.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-1068x707.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper-634x420.png 634w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/big_eyes_movie_image_wallpaper.png 1288w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>A: Güzel çiziyor sanki ben pek anlamam ama neyse para kazanacak bir şey var elinde. Bekara karı boşamak kolay derler ya bekara koca boşamak daha kolay gelir.. kıh kıh kıh. Karısı gidince adam evi nasıl çekip çevireceğini düşünür kadın ise hayatını.. bir de yanında kızı Allah kolaylık versin.</strong></p>
<p>Dualarımız sevgili Margaret dahil bütün yalnız kadınlarla. Hayatına yeniden başlayan kendi becerileri hariç hiçbir şeyi olmayan kadınlarımızın falan gibi cümlelerle feminist bir manifestoya dönmeyecek bu yazı. Derdimiz ve ilgimiz hayaller.. Margaret’ın hayali resimleri.. hayatını devam ettirebilmek ve kızına bakabilmek için resimlerini çok düşük fiyatlardan satıyor ve bunu farkeden başka bir ressam yanaşıyor Margaret’a. 2 hayalperestin hikayesi demiştik biri Margaret diğeri ise yeni tanıştığı ressam görünümlü Walter.</p>
<p><strong>A: Ay böyle büyük büyük gülen konuşan adamları hiç sevmem. Hep bir dolandırıcı gibi gelirler bana, kendilerini süslüyor gibi, böyle bir değişik ses tonu, bir acayip tavırlar, kahkahalar ayy hiç sevmedim bu adamı. Bak küçük kız da sevmedi.</strong></p>
<p><strong>B: Değil mi? Bir güven vermiyor insana.</strong></p>
<p>Margaret ise hiç bizim gibi düşünmüyor ve yalnızlığına ilaç gibi gelen bize göre sahtekar kılıklı olan Frank ile evleniyor. Walter kendi boyadığı tabloları satmaya çalışan bir sokak ressamı. Margaret ile evlenince ikisinin resimlerini satmaya çalışıyor. Tabi Margaret’ın soyadı Walter ile evlenince değişiyor ve resimlerinin altına yeni soyadını yazıyor “Keane”. Margaret’ın tabloları sevilmeye ve satılmaya başlıyor ve bir anlık para aşkıyla Walter tabloları yapanın kendisi olduğunu söylüyor. Ne de olsa soyadı resimde ki imza ile aynı!</p>
<p><strong>A: Yahu ne biçim adam bu böyle çizmediği resmi çizdim diyor. En büyük hırsızlık hayal hırsızlığıdır. Kadıncağızın emeğine saygısızlık tüüüü böyle insanlar yüzünden ne hale geldi sanatçılar, böyle yetenekli kadınlar..</strong></p>
<p>Tim Burton dedik, hayalperestler dedik neler oluyor böyle bir anda ve Müge Anlı ile tatlı sert ‘e bağlıyoruz hiç anlamıyorum. Nasıl oldu da Tim Burton ve Müge Anlıyı aynı cümle içinde kullandım?!?! Ayşe teyze beni hemen etkisi altına alıyor kendimi korumam lazım. Filme devam ediyoruz!</p>
<p>Çiftimiz paraya para dememeye başlıyorlar. Margaret evde resimleri çiziyor Walter ise kendi çiziyormuş gibi ortalarda dolanıyor ve bütün iltifatları, ilgiyi topluyor. Küçücük bir yalan olarak başlayan hikaye büyüyor da büyüyor. Margaret hayali bir ressam gibi hissetmekten bunalımın eşiğine geliyor, kızından bile saklamaya çalışıyor. Kurdukları yalan bütün hayatlarını ele geçiriyor.</p>
<p><strong>A: Şimdi sorarım işte ikisinin de hayalleri gerçek oldu mu? Oldu! Kadın ünlü bir ressam olmak istiyordu adamsa zengin. İkisi de hayallerine ulaştı değil mi? Peki niye ikisi de mutsuz? Hadi bakalım.</strong></p>
<p><strong>B: Çünkü yalan bir hayal yaşıyorlar daha doğrusu yaşadıkları her şey bir yalanın üzerine kurulu.</strong></p>
<p><strong>A: Aferin yani neymiş, zafere giden yolda her şey mübah değilmiş. Sokrates ne demiş?</strong></p>
<p><strong>B: çüşşş!!!</strong></p>
<p><strong>A: Hayır öyle dememiş. Demiş ki “bir adamın değeri ne denli az olursa olsun, ölür müyüm kalır mıyım diye düşünmemelidir. Bir iş görürken doğru mu eğri mi davrandığını, yiğit bir adam gibi mi yoksa ödlek bir adam gibi mi davrandığını düşünmelidir yalnız.” Yaaa</strong></p>
<p>Çok iyi demiş tabi de, yani Ayşe teyze bunu nerden duymuş ve nasıl hatırlıyor ben onu merak ediyorum. İşler filmde olduğu gibi bizde de karışmaya başladı. Tim Burton, Müge Anlı şimdi de Sokrates.. bütün bunların dışa vurumu ise şöyle oldu.</p>
<p><strong>B: Haklısın Ayşe teyze, haklısın Sokrates abi, Tim bey bunları ne de güzel anlatmışsınız filminizde ve sevgili Müge hanım sizin hala bu yazıda ne işiniz var anlayamadım.</strong></p>
<p><strong>A: Müge hanım kim yahu, ne diyorsun kızım sen?</strong></p>
<p><strong>B: Müge değil ya Margaret dedim yani öyle mi oldu Müge mi oldu yok yani ne alaka canım Müge kim o yani ben de öyle diyorum aslında kim yahu bu Müge diyorum ne işi var şu an kafamda dolanıyor yani fonda, git diyorum ben de zaten çık diyorum kendi programına dön bizi rahat bırak ayrılanları barıştır, kayıpları bul. Git yani sabah kuşağına ne işin var ya senin Tim Burtonla nasıl beynimi ele geçirdin seni Sokrates abime şikayet ederim bak kızdırma beni aaaaa..</strong></p>
<p>Bayılmışım… kendime geldiğimde karşımda kafasında “MÜGE ANLI” yazılı bir bandanayla Tim Burton saçlı bir Sokrates elime kolonya döküyordu.. tamam tamam bitiriyorum bu muhabbeti. Karşımda “bu kızın beynine giden oksijen miktarı kaç acaba?” bakışlı bir Ayşe teyze vardı sadece. Margaret ise daha fazla bu yalanları saklamak istemediğini ve Walter’i terk edeceğini söylüyordu.</p>
<p><strong>A: Ah be kızım ah be güzelim geç bile kaldın! Bırak bu pislik herifi de ne hali varsa görsün. Al kızını da kaç kurtar kendini.</strong></p>
<p>Tam olarak böyle oldu Margaret evin içinde dolanan kocası zannettiği kibirli, ressam numarası yapan adama daha fazla dayanamadı ve onu terk etti. Walter tabi ki boşanmak istemiyor ve esas ressamın kendisi olduğu konusunda itibarının son damlasına kadar savaşıyor. Tabi ki bu savaşı Margaret kazanıyor ama Walter nefesinin de son damlasına kadar bu yalanı inkar ederek yaşamaya devam ediyor. 2 hayalperestin ili ayrı sonu oluyor biri mutlu son, biri mutsuz son!</p>
<p><strong>A: İşte kadınında bir suçu yok aslında zayıflığından adama sığında e paraya da ihtiyacı var adam da kullandı bunu. Neyse ki sonunda aklı başına geldi. Beril bak kızım her şey satılıktır bu hayatta hayaller dahil! Sen sen ol hayallerini sadece para için satma, karşılığında mutluluk, itibar, huzur ve yeni hayaller sunuyorsa sat gitsin, sadece para uğruna satarsan banka hesabın kabarır, göğsün değil!</strong></p>
<p>Ayşe teyzem ya yine yaptı aforizmasını! Bana da diyecek bir şey bırakmadı. Hayallerin her geçen gün büyümesi ve gerçekleşmesi dileğiyle…</p>
<p>Ayşe teyze her filmimde varsın!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/02/07/buyuk-hayalleri-buyuk-gozler-gorur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Forrest ile tanışın, pişman olmayacaksınız!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/forrest-ile-tanisin-pisman-olmayacaksiniz/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/forrest-ile-tanisin-pisman-olmayacaksiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2017 09:35:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Forrest Gump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9577</guid>

					<description><![CDATA[Filmimiz bir otobüs durağında başlar, Forrest Gump hiç tanımadığı zenci bir kadına hayat hikayesini anlatmaya başlar. ve işin içine Ayşe Teyze girer&#8230; A: zor tutmuş herhalde içinde, daha selam vermeden başladı anlatmaya. Hiç sevmem böyle tipleri olur olmaz yerlerde lafa tutarlar insanı. Ayşe teyzeden ilk yorum hemen geldi. Ama o kadar eminim ki Forrest’ı seveceğine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filmimiz bir otobüs durağında başlar, Forrest Gump hiç tanımadığı zenci bir kadına hayat hikayesini anlatmaya başlar. ve işin içine Ayşe Teyze girer&#8230;</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9579" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-1024x640.jpg" alt="" width="696" height="435" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-1024x640.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-300x188.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-768x480.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-696x435.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-1068x668.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15-672x420.jpg 672w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/08/forrest-gump15.jpg 1240w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>A: zor tutmuş herhalde içinde, daha selam vermeden başladı anlatmaya. Hiç sevmem böyle tipleri olur olmaz yerlerde lafa tutarlar insanı.</strong></p>
<p>Ayşe teyzeden ilk yorum hemen geldi. Ama o kadar eminim ki Forrest’ı seveceğine hiç ses etmedim. Bir anda Forrest’ın çocukluğuna daldık. Eğri olan omurgası ve 75 olan IQ su ile çok masum ve sevilesi görünüyordu. Annesi oğlu için her şeyi yapmaya hazırdı. Doktorlar, tedaviler.. diğer çocuklarla beraber okuyabilmesi için okul müdürüyle nahoş bir ilişki bile yaşadı.</p>
<p><strong>A: delirdi kadın iyice yahu kaş yapayım derken göz çıkaracak. Tanımadığı adamı aldı vallaha evine cık cık cık.</strong></p>
<p>Bunlar kritik durumlar diye yine cevap vermedim. Annesi her şeyin en iyisi olsun istiyordu ama o okulda Forrest pek de rahat edemedi. Sürekli onunla dalga geçiyorlardı. Tek bir arkadaşı vardı oda Jenny. Önce arkadaşı sonrasında da platonik aşkı olmuştu.</p>
<p><strong>A: Çocuklar acımasızdır Beril, bir kusur gördülermi hemen saldırırlar. Çok zeki olmamak iyidir aslında. Biz hep kötü bir şey zannederiz, hele annelerin ödü kopar çocuklarında bir zeka problemi olacak diye, haksız da sayılmazlar tabi onlar diğer insanların yapabildiği bir çok şeyi yapamazlar. Mesela yalan söylemek, başkalarını kandırmak, arkalarından iş çevirmek.</strong></p>
<p><strong>B: ne güzel söyledin ya! Bir de buradan bakmak lazım gerçekten. </strong></p>
<p>Filmimiz ilerledikçe Ayşe teyzenin tezinide doğruluyordu. Forrest içinde zerre kötülük beslemeden yaşıyordu hayatını. Onunla alay eden çocuklardan kaçabilmek için koşarken fark etmişti çok hızlı koşabildiğini ve tabi ki bu yeteneğini başkaları da keşfetmişti. O günden sonra Forrest’ın hayatı değişti. Amerikan futbolunda bir efsane olmuştu. Topu eline alıp durdurulamaz şekilde koşuyordu.</p>
<p><strong>A: hah bak işe yaradı koşması, Allah bir yerden alır bir yerden verir. Ama duramıyor bu galiba?</strong></p>
<p>Kıkırdamadan duramadım tabi Ayşe teyzenin sürekli değişen ruh hali karşısında. İşler iyice karışmaya başlamıştı. Jenny ile yolları ayrıldı, jenny artık yakışıklı ve popüler erkeklerle beraberdi bu durum Forrest’ın kalbini kırıyordu tabi.</p>
<p><strong>A: dünyanın dengesi böyle işte. Kadınlar zeki erkek ister, erkeler aptal kadın. Aman Beril dikkat et zeki kadından korkan erkek beş para etmez!</strong></p>
<p>Ayşe teyze şimdide erkek nüfusuna sesini duyuruyordu. Herkes üzerine düşeni alsın lütfen arkadaşlar Ayşe teyzeyi kızdırmayın.</p>
<p><strong>B: tamam Ayşe teyze dikkat ederim, çok zor olmaz herhalde ben de pek zeki sayılmam.</strong></p>
<p><strong>A: olsun! Sen zekiymişsin gibi davran.</strong></p>
<p>Oh ben de nasibimi aldıysam filme devam edebiliriz. Forrest askere gitti ve tabi ki orada da farkını belli etti. En gereksiz konularda değişik bir hızı ve kavrayışı vardı. En yakın arkadaşı ile orada tanıştılar Bubba! Bubba da Forrest gibi nev-i şahsına münhasır bir arkadaşımız.</p>
<p><strong>A: hah şimdi oldular vallaha, tencere kapak!</strong></p>
<p>Gerçekten de öylelerdi. Bubba’nın en büyük hayali karides teknesi almak ve kaptanı olmaktı, durmaksızın karisten bahsediyordu ve Forrest onu büyük bir sabırla dinliyordu hatta dinlemekle de kalmadı, tekneyi alacağı zaman ortak olmayı kabul etti. İki sıkı dostu beraberce Vietnam’a gönderdiler. Tüm bu olaylar olurken Forrest Jenny’i bir an bile unutmuyordu. Hiç cevap gelmesede ona her gün mektup yazıyordu. Jenny ise çoktan kötü yola düşmüştü ve bu Forrest için hiç önemli değildi.</p>
<p><strong>A: unutamadı şu hoppa kızı bir türlü. Bu çocuk ölürken de bu kıza aşık olur ben sana diyim! Ah ah kalbi temiz kalbi..</strong></p>
<p>Gözleri doldu Ayşe teyzemin, herhalde kocasını hatırladı. Canım benim. Bu sırada Forrest bir çatışma sonrasında Bubbayı bulmaya çalışırken bir çok insanın hayatını kurtarır bunlardan biri de teğmen Dan, o cephede şehit olmak isterken Forrest’ın hayatını kurtarmasıyla sakat bir gazi oldu, bacaklarını kaybetmişti ve Forrest’a öfkeliydi.</p>
<p><strong>A: bunlara yaranamazsın. Adam hayatını kurtardı bir teşekkür etmedi, neymiş cephede ölecekmiş. Şükret yahu şükret cık cık cık. Bobiye noldu Beril o çıkmadı.</strong></p>
<p><strong>B: Bubbayı kurtaramadı, sen adama laf ederken kaçırdın. Onu buldu ama ellerinde öldü.</strong></p>
<p>Bir sessizlik oldu. Ayşe teyze Forrest için önemli olan 3 insana da saygı duyuyordu içten içe. Annesi, Bubba ve Jenny! Jenny kötü yola düşmüştü, Bubba ise ölmüştü. Bir iç çektik bereber. Forrest’ın bu seferde pinpon yeteneğinin ortaya çıkmasıyla biraz neşelendik. Forrest çok iyi bir pinpon oyuncusu oldu askeriye adına bütün dünyada maçlar yaptı ve bir gün evine dönme vakti gelmişti. Tabi ki Jenny yine karşına çıktı ve yine onu terk etti… bu sefer savaş karşıtı bir örgüt ile beraberdi ve yine ona kötü davranan bir erkek arkadaşı vardı. Ayşe teyze hiç yorum yapmadı ama nefesinden belliydi siniri.</p>
<p><strong>A: ay hele şükür iyi ki bir koştu çocuk, nerelere sürüklendi bir evine dönemedi gitsin artık yeter.</strong></p>
<p>Gitmesine gitti de pek uzun sürmedi, anneciğini görüp Bubbaya verdiği sözü yerine getirmek için onun yaşadığı yere gitti, ailesini buldu ve karides teknesini aldı.</p>
<p><strong>A: bu lafa bayıldım! “aptallık yapan aptaldır” hay ağzına sağlık Farıst.</strong></p>
<p>Forrest ona her aptal mısın diye sorana bu cevabı veriyordu! Tıpkı Bubba’nın annesine verdiği gibi. Forrest kimseye aldırmadan verdiği sözleri tutuyor ve sevdiklerini koşulsuzca sevmekten vazgeçmiyordu. Karides işine Teğmen Dan de ortak oldu ve gecikmiş teşekkürünü etti Forrest’a.</p>
<p><strong>A: bak bak ne dedi Forrest, “ tanrıyla arası düzeldi” yaaa başına gelenleri kabul etti artık sinirlenmek yerine. kadere isyan etmek mutsuz eder insanı, harekete geçeceksin. Aferin adama!</strong></p>
<p>Bir nefes aldık derken, Forrest annesini kaybetti. Bubba gibi yanı başında öldü… forrest teknesine geri dönmedi zaten artık milyoner olmuştu.. Forrest milyoner olmuştu ama paralelinde Jenny uyuşturucu bağımlısı.. Ayşe teyze yine sustu, ta ki Jenny çıkıp gelene kadar.</p>
<p><strong>A: şuraya yazıyorum 1 haftaya kalmaz yine gider bu kız! Çocuğa ümit verir sonra da yok olur. Yazık günah!</strong></p>
<p><strong>B: böyle hikayeler çok var artık Ayşe teyze, kimse kimsenin üzülmesiyle pek ilgilenmiyor.</strong></p>
<p><strong>A: salaksınız da ondan.</strong></p>
<p>Tokat mı attı? Aynı anda Jenny de tokadını Forrest’a attı. Ayşe teyze haklı çıkmıştı jenny yine Forrest’ı terk etti. Demek ki bizde salağız, düz mantık! Ben sesimi çıkarmadan oturdum ama Forrest koşmaya başladı ve 3 sene durmadan koştu. Yine bir sansasyon yaratmıştı tabi. İnsanların meraklı sorularına bir cevabı yoktu.</p>
<p><strong>A: dedi işte verdi cevabı, sadece koşmak istedim dedi, öyle başladı bu koşma işi dedi. İzlemiyor musun sen? “İlerlemek için önce geçmişini arkana al” demiş ya annesi, ondan koştum anlıyorum dedi. Geçmişini arkasına aldığını anlayınca da durdu. Yok yok bu adam salak değil yani bu salaksa sen..? hah bak yine çıktı Ceni midir, Keni midir? Bir rahat vermedi adama.</strong></p>
<p>Resmen hakarete uğruyorum ayrıca yargısız insaf! Ben anlamadım demedimki neye kızdı şimdi durduk yere. Kafamda deli sorular??? Forrest Jenny’in teklifini tabi ki geri çevirmez ve 3 senelik uzun bir maratondan sonra yanına gider ve Jenny’in çocuğu Forrest ile tanışır. Hatta Forrest’ın onun oğlu olduğunu o yüzden aynı ismi verdiğini söyler. Forrest allak bullak olur, Ayşe teyze başlar ağlamaya.</p>
<p><strong>A: Ah benim güzelim ah canım!! Hemen soruyor “zeki mi?” diye. nasıl korkuyor onun gibi olmasından. Yaa ben bile alerjim çocuğa geçer mi diye ne kadar endişelenmiştim o ne yapsın.. ama bak maşallahı var küçük Farıstın. Ay yerim onu..</strong></p>
<p>Neler oluyor ya, ben gideyim bana hiç ihtiyaç yok Forrest ve Ayşe teyze çok iyi anlaşıyorlar. Zaten salak olanda benmişim. Ayşe teyze durmadı…</p>
<p><strong>A:hah bak Jenny de öldü adamın kollarında. Beril ne derler biliyor musun?</strong></p>
<p>Güzel! Tahmin ettiğim kadar unutulmamışım!</p>
<p><strong>A: İnsanlar en rahat hissettikleri insanların yanında ölürlermiş. Bu garibimin bütün sevdikleri yanında öldü. Melek yahu adam melek.</strong></p>
<p>Ayşe teyze yine haklı! 2 Forrest baş başa kalırlar buruk bir mutlu son olur.. naçizane bana kalan kıssadan hisse ise; yeni bir yıldan ziyade yeni bir insan değiştirir hayatlarımızı, aşk, dostluk, sevgi değiştirir. İyi yıllar, iyi insanlar olsun herkese..</p>
<p>Ve tabi ki Ayşe teyze her filmimde varsın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2017/01/04/forrest-ile-tanisin-pisman-olmayacaksiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşe teyze soruyor, mutlu musun? Terminal&#8230;</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/12/16/ayse-teyze-soruyor-mutlu-musun-terminal/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/12/16/ayse-teyze-soruyor-mutlu-musun-terminal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2016 11:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[terminal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9419</guid>

					<description><![CDATA[En sevdiğim filmlerden biri Ayşe teyzenin huzuruna çıkıyor… “Terminal”. Adından anlaşılamayacak duygusallıkta olan bu filmi Ayşe teyzeyi de önce pek heyecanlandırmıyor. A: Aman Beril sıkıcı olmasın. Hava soğuk, kış geldi artık bir de sen karartma içimi. B: Yok yok merak etme içini ısıtacak eminim.. Son derece kalabalık ve büyük bir havaalanı tabi ki New york! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En sevdiğim filmlerden biri Ayşe teyzenin huzuruna çıkıyor… “Terminal”. Adından anlaşılamayacak duygusallıkta olan bu filmi Ayşe teyzeyi de önce pek heyecanlandırmıyor.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9421" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-1024x569.jpg" alt="" width="696" height="387" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-1024x569.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-300x167.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-768x427.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-696x387.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-1068x594.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1-756x420.jpg 756w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/terminal-1.jpg 1785w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>A: Aman Beril sıkıcı olmasın. Hava soğuk, kış geldi artık bir de sen karartma içimi.</strong></p>
<p><strong>B: Yok yok merak etme içini ısıtacak eminim..</strong></p>
<p>Son derece kalabalık ve büyük bir havaalanı tabi ki New york! Herkes telaşlı, tetikte ve koşuşturuyor. Bizim kahramanımız biricik Tom Hanks hariç! Bay Navorski küçük valizi, elinde eski bir teneke kutu keyifli bakıyor. Pasaport kontrolünde öğreniyor ki, ülkesinde yaşanan darbe olayından dolayı vizesinin ve pasaportunun bir geçerliliği yok hatta ülkesinin geçerliliği yok. Ne ülkesine yani Krakozya Cumhuriyetine (hayali bir ülke tabi ki) dönebiliyor ne de Amerikaya girebiliyor. New York terminali kalabileceği tek yer. Navorski olmayan inglizcesiyle ülkesinde neler olduğunu anlamaya çalışırken, havaalanı müdürü ise onu başından atmaya çalışıyor. Kapıdan çıkmasını istiyor, çünkü kapıdan geçtiği anda New York polisinin yetki alanında olacak, en kısa zamanda da izinsiz giriş suçuyla kendini hapiste bulacak, böylece havaalanı bir olaydan daha kurtulmuş olacak.</p>
<p><strong>A: Küçük bir ülke galiba, Türkiye gibi. Bir İngiliz olsa işler böyle olmazdı tabi. Ülkesi dünyada ne kadar küçükse o da havaalanında o kadar küçük kaldı. Kimse yardım etmiyor ki adama, İngilizce bile konuşamıyor cık cık cık. Amerika bizden de beter vallahi. </strong></p>
<p>Hüzünlü hüzünlü devam ediyoruz izlemeye. Navorski hayattan kalmanın bir yolunu buluyor, kendine yatak yapıyor, taşıma arabalarını toplayarak para bile kazanmaya başlıyor, hatta bunlarda yetmezmiş gibi aşık bile oluyor. Hayatta olan her şeyi terminalde buluyor Navorski.</p>
<p>Arkadaşları da oluyor, aslında bütün terminal onu bağrına basıyor, bir kişi hariç! Terminalin müdürü! Navorski ülkesindeki durumdan korktuğunu kabul ederse onu Amerikaya sokabileceğini söylüyor tabi ki tek derdi ondan kurtulmak.</p>
<p><strong>A: bu adamda korkacak göz var mı hiç! Bana da sorsalar ülkende durumlar karışık kaçar mısın, gider misin diye ben de giderim derim. Bak ne diyor. “orası vatan, vatandan korkulmaz”. Şimdi öyle mi, herkes kaçar vallahi arkasına bile bakmadan. </strong></p>
<p>Bazen Ayşe teyzenin haklı olması çok sinirimi bozuyor işte bu da o zamanlardan biri. Çok değil birkaç ay önce benzer olan aslında olmayan ne olduğunu anlayamadığımız şeyler bizim ülkemizde de yaşandı ve evet bir çok insan kaçmak istedi. Haklılık ya da haksızlık tartışılabilir ama yaşanan buydu. Yani Ayşe teyze yine haklıydı.</p>
<p>Filmimizin en güzel tarafı 4 duvar bir alanda gerçek dünyayı hiç aratmaması. Aşk, kıskançlık, ego, para, güç her şey var. Navorski’nin aşık olduğu bayan bile evli bir adama aşık. Her şey çok gerçek.</p>
<p><strong>A: bir avuç insanı nereye koyarsan koy iyisiyle kötüsüyle her duyguyu yaşatırlar maşallah. Aman be Beril ne önemi var ülkenin, ne önemi var nerede olduğunun al işte hepsi insan, hepsi mutluluk peşinde, hepsi mutlu olanları kıskanmakla meşgul. Aman diyim Beril bak kızım sakın ola kimsenin mutluluğunu kıskanma, feyz al feyz. Ah ah…</strong></p>
<p><strong>B: elimden geleni yapıyorum ama beceremediğim zamanlarda olmuyor değil.</strong></p>
<p><strong>A: insanız evladım insan o kadar olur. Sen niyetinden sapma yeter. Bak kadıncağız evli adamın peşinde, diğer tarafta bizim saf iyi niyetli adam ona aşık ama umuru mu sanki. Aşık olduğu adamın karısının mutluluğunu kıskandığı için tek amacı o mutluluğu elde etmek olmuş, kendi mutluluğu değil ha yanlış anlama kadının mutluluğuna göz dikmiş. Ee sorarım size Beril hanım bu kafayla nasıl mutlu olur insan?</strong></p>
<p>Bunu yanıtlamak zorunda mıyım? Biraz çalışıp gelsem. Bir minik araştırma falan hazırlar mail atarım haftaya! Yavaş gel Ayşe teyzem yavaş! Bunlar içime tabi, dışarı şöyle çıkıyor.</p>
<p><strong>B: olamaz bence yani mutlu olamaz aslında insan da olamaz yani olur da eksik olur. Bak bizim adam o yüzden tam yani Navorski tam çünkü insanların mutluluğunu kıskanmıyor hatta ortak! Kendi hayalleri var, kendi güzel dünyası…</strong></p>
<p><strong>A: aynen öyle! Hep derim kızım bilirsin, hayal kurmayan insan çürümüş çiçek gibidir yanında ki diğer çiçekleri de çürütmek için yaşar. Hayal güzeldir, hayal umuttur güzel kızım.</strong></p>
<p>Uzaklara bakıyor Ayşe teyze kendi gençliğiyle konuşur gibi, umutlu, hüzünlü…</p>
<p>Paralelinde Navorski de hüzünlü. Hiçbir yer onu işe almıyor müdür sağ olsun yine kendini terminalin kullanılmayan alanlarında yamalı dökülmüş duvarlar arasında buluyor ve başlıyor duvarları yenilemeye uyumadan, bütün kötülükleri ruhundan temizler gibi yeniliyor duvarı. Navorski’nin gizli yeteneği çıkıyor karşımıza. O bir duvar ustasından çok sanatçı! Bu yeteneği keşfediliyor ve hemen bir işe alınıyor. Müdür çıldırıyor tabi ama yapacak bir şey yok adam yetenekli. Navorski terminalde herkesin kahramanı olur, herkese yardım eder, aşıkları buluşturur.</p>
<p><strong>A: bak ne de güzel yayıyor güzelliğini. İyi insan bir yere dokundu mu orada iyilik yeşerir. A canım benim yüzünden belli zaten.</strong></p>
<p>Tom Hanks’e diyor Ayşe teyzem bunlarıJ öyle herkesi sevmez bildiğiniz gibi. Harika bir yetenek örneği zaten kendisi. İlk izlediğimde de hayranlığımı gizleyememiştim. İngilice bilmeyen bir adamı oynamak bir Amerikali için eminim çok zordur ama ne de güzel hakkını vermiş. Herkes Navorski’nin New york’ a neden gitmek istediğini anlamaya çalışır ayrıca yanından hiç ayırmadığı metal kutusu da müdürün oldukça ilgisini çekmektedir. Bu gizemi çözecektir. Çözerde! Kutunun içinden jazz sanatçılarının imzaladığı minik kağıtlar çıkar ve anlarız ki Navorski eksik kalan son sanatçının imzasını alabilmek için New York’a gitmek istiyordur. Babasına sözü vardır ve babasını kaybetmiş olsa da bu sözü yerine getirecektir.</p>
<p><strong>A: Jazz mı? Pek anlamam ama babası için yapacaksa yapsın tabi yani ne bileyim çok mu lazım bir imza pek anlayamadım. </strong></p>
<p>İşte film tam olarak burada Ayşe teyzeyi hayal kırıklığına uğrattı. Oldu mu şimdi bu? Jazz da nereden çıktı, biz iyiydik duvarlar, aşklar falanJ</p>
<p>Beklenen an gelir ve Krakozya Cumhuriyetinde barış haberi ilan edilir. Terminalde harika bir kutlama görürüz herkes Navorski için en az onun kadar mutludur.</p>
<p><strong>B: bak Ayşe teyze Navorski onlar için her fırsatta güzel şeyler yaptı diye herkes de onun için seviniyor ya karma işte.</strong></p>
<p><strong>A: hah vallahi öyle. Karma neymiş ki?</strong></p>
<p><strong>B: ne ekersen onu biçersin de diyebiliriz.</strong></p>
<p><strong>A: öyle de o zaman ne diye dolandırdın!</strong></p>
<p>Bu gelgitler beni öldürecek birgünJ hemen konuyu değiştirmeli.</p>
<p><strong>B: her şey iyi hoşta kadın yine eski evli sevgilisine döndü, gitmedi Navorski ile onu napıcaz?</strong></p>
<p><strong>A: e belliydi öyle olacağı. İki sevgilinin ya ikisi de mutlu olacak ya da ikisi birden mutsuz. Şimdi bizim adam bu kadar mutluyken bu mutsuz kadın hiç yanaşır mı ona anca imrenir, bir gün onun kadar mutlu olabilecek mi onu düşünür ve kendi gibi mutsuz sevgilisine döner. </strong></p>
<p>Bütün ilişkilerim bir bir gözümün önünden geçiyordu… kim mutluydu? Kim mutsuzdu? Ben ne kadar mutluydum? Şimdi ne kadar mutluyum? Hayallerim nerede? Kafamda deli sorular…</p>
<p>Navorski ise her şeye rağmen hayallerinin peşinde gitti ve o son imzayı kaptı! Artık rahat rahat dönebilir vatanına.</p>
<p><strong>A: teşekkür ederim Berilciğim bu güzel film için, hep bunlardan getir.</strong></p>
<p><strong>Hep bunlardan??? </strong></p>
<p><strong>B: tabi tabi getiririm getirmesine de Ayşe teyze sana bir şey sorabilir miyim? İnsan mutlu olup olmadığını nasıl anlar?</strong></p>
<p><strong>A: ne bileyim canım ben herkesin mutluğu kendine. Hayallerini her gün hatırlıyor mu, yenilerini kuruyor mu? Kendi ile göz göze gelince gülümsüyor mu? Kahkaları bonkör mü? Herhalde bu sorularla anlar. </strong></p>
<p><strong>B: her gün kendine bu soruları düzenli olarak sorup, dürüstçe cevaplayan insan sanki mutsuz bile olsa mutlu olmaya yaklaşıyor gibi geldi bana. Aman Ayşe teyze yine kafamı karıştırdın.</strong></p>
<p><strong>A: bırak karışsın korkma bu kadar karışıklıktan, kafan karıştıkça renklenirsin belki kıh kıh kıh…</strong></p>
<p>Ah Ayşe teyzem ah kesin hayatlarının birinde filozof ya da derviş falandın senJ</p>
<p>Ayşe teyze sen ve güzel kalbin her filmimde varsın!!!!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/12/16/ayse-teyze-soruyor-mutlu-musun-terminal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önce Can Sonra Dost! Intouchables</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/once-can-sonra-dost-intouchables/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/once-can-sonra-dost-intouchables/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2016 15:21:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[can dostum]]></category>
		<category><![CDATA[Intouchables]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9329</guid>

					<description><![CDATA[En sevdiğim filmlerden biri var bu ay. Ayşe teyzenin de seveceğinden emin olmanın verdiği haklı gururla açtım filmi. Orijinal adı “Intouchables” olmasına rağmen nasıl olduğunu bir türlü anlayamadığım bir çeviri ile “Can Dostum” olarak Türkçeleştirilmiş film ile karşınızdayız. A: Can Dostum hııı sevdim bak adını. İnsanın hayatında can dostları olmalı. Senin de var değil mi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En sevdiğim filmlerden biri var bu ay. Ayşe teyzenin de seveceğinden emin olmanın verdiği haklı gururla açtım filmi. Orijinal adı “Intouchables” olmasına rağmen nasıl olduğunu bir türlü anlayamadığım bir çeviri ile “Can Dostum” olarak Türkçeleştirilmiş film ile karşınızdayız.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9330" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-1024x576.jpg" alt="" width="696" height="392" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-1024x576.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-300x169.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-768x432.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-696x391.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-1068x600.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy-747x420.jpg 747w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/intouch-copy.jpg 1512w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>A: Can Dostum hııı sevdim bak adını. İnsanın hayatında can dostları olmalı. Senin de var değil mi kızım?</strong></p>
<p><strong>B: Var tabi olmaz mı! Onlar olmasa zor bir hayatım olurdu.</strong></p>
<p>Biraz duygusallık ve ardından filmimiz başladı. İşsizlik maaşını alabilmek için imzaya ihtiyacın olan siyahi kahramanımız Driss, boynundan aşağısı felçli olan Philippe için yardımcı aranan iş görüşmesine katılır. Tek derdi o görüşmeye gittiğine dair bir imza almaktır ama Philippe onun yaşam dolu enerjisinden, hayatla dalga geçen rahatlığından çok etkilenir.Yardımcısının o olmasını ister.Driss’in dünyası bir anda değişir. Kalabalık ve zor şartlarda dönen evinden çıkıp son derece lüks bir malikaneye taşınır.</p>
<p><strong>A: Bak işte her şey aynı anda olmuyor hayatta, adam milyonların içinde bir tek boynunu oynatabiliyor. Kendi hayalindeki hayatı seyretmek için Driss’i seçti aslında. Beril sen bazen bir şeyleri yapamasanda başka birilerinin yapabiliyor olduğunu bilmek iyi gelmiyor mu?</strong></p>
<p><strong>B: Tabi iyi geliyor ama bazen çok kıskanadabilirim. Ben niye yapamıyorum diye.</strong></p>
<p><strong>A: yapma kızım öyle şeyler. Başkalarının başarılarını kıskanma, feyz al feyz!</strong></p>
<p>Durduk yere yedik azarı. Dürüstlük bazen başa bela. Driss bu sırada Philippeyi engelli arabasına bindirmek istemiyor onun yerine bahçede duran ve kimsenin kullanamadığı son model arabaya taşıyor onu ve diyor ki “seni bir at gibi arabanın arkasına yükleyemem”.</p>
<p><strong>A: Ne duygusal çocuk, bak sırtlandı adamı bindirdi arabaya. Ama çok iri bu adam Beril vallaha bazen korkutuyor beni.</strong></p>
<p>Ayşe teyzenin milisaniyede değişen duygu durumları beni artık şaşırtmıyor. Siyahilerden hep bir çekinir.kendi ufak tefek diye eziverecekler falan zannediyor herhalde. Bu sırada harika ikilimiz resim sergisi geziyorlar. Driss bu resimlerin nasıl bu paralara satıldığını asla anlayamıyor tıpkı Ayşe teyze gibi…</p>
<p><strong>A: Vallahi adam haklı Beril. Nedir yani bu şimdi kırmızı lekelere dünya para istemek. Resmen dolandırıcılık.</strong></p>
<p>Hah bir laf etmediğimiz sanat dalı kalmasın zaten. Anlamıyoruz işte resimden, bu gerçeği kabul mu etsek!! Bu sırada tabi Driss de başlar resim yapmaya. İzlerken bir korktum Ayşe teyze de gaza gelir başlar mı diye ama pek öyle bir hali yok. Philippe 6 aydır bir kadınla mektuplaşıyormuş ve DSriss bunu öğrenince hemen onları buluşturmak ister ama Philippe tekerlekli sandalyede yaşayan bir zengin olduğu için cesaret edemez ve bir sürü oyunla kadınla buluşmayı erteler.</p>
<p><strong>A:hadi bizim zamanımızda olsa neyse de bu devirde mektup mu kaldı yahu? Bir çay içseler ne biliyim bir yerlere gidip gezinseler?</strong></p>
<p><strong>B: adam sakat ya Ayşe teyze, çay içemez, yürüyemez.</strong></p>
<p><strong>A: Ne var canım sakatsa sakat, ömür boyu mektuplaşamazlar ya. Hiç değilse kadın bir görsün istemeyecekse zaten konuşmanın ne anlamı var.</strong></p>
<p>Bence Driss ve Ayşe teyze baya iyi anlaşabilirler. İkisi de aynı kafada. Cesur ve dürüstler, her şey hemen belli olsun istiyorlar. Beraber çok tatlı olurlar bence sergi falan gezerlerJ Philippe’nin doğum günü partisinde Driss dayanamaz ve ipleri eline alır. Parti birden canlanır ve herkes dans etmeye başlar. Philippe mutludur, oda boş durmaz ve Driss’in çizdiği tabloyu arkadaşına 11.000 euroya satar daha doğrusu kakalar diyelim. Ayşe teyze bu duruma gül gül öldü.</p>
<p><strong>A: aayy ilahi Filiz . Bak adama sattı o saçma sapan tabloyu. Al işte sanattan anlayanı da gördük nasıl yedi. En iyisi hiç bulaşmayacaksın Beril bak aman diyim birileri sana da satmaya çalışır sakın alayım deme</strong>.</p>
<p>Şimdi ben buna nasıl cevap vereyim bilemedim ki?? Philippe diyememesinden mi başlasam yoksa benim sanatsal alışverişler yapılan ailelere ne kadar uzak olduğumdan mı yoksa zaten bunları alacak bir param olmadığından mı? En iyisi hiç birine değinmeyeyim.</p>
<p><strong>B: tabi tabi Ayşe teyze sen merak etme. Asla almam, o ortamdan hemen uzaklaşır bir daha da o insanlar ile konuşmam.</strong></p>
<p><strong>A: abartma canım sende korkak gibi.</strong></p>
<p>Sağı solu belli olmuyor işte bizimkinin yapacak bir şey yok. Yine lafımı yiyip oturdum. Bu sırada Driss ve Philippe çok eğleniyorlardı. Yamaç paraşütü yaptılar daha yakın bir arkadaşlıkları olduğu her hallerinden belliydi. İkiliyi görünce insanın resmen yüzü gülüyor. Çok sıcak ve mutlu görünüyorlar. Bazen düşünüyorum kadınlar arasında niye böyle dostluklar olmuyor diye. Erkeklerin dostluğu daha samimi ve egodan uzak duruyor sanki. Bilemiyorum tabi içini. Belki Ayşe teyze bilir diyerek ona sordum.</p>
<p><strong>A: olmaz olur mu hiç. Onlar da birbirlerini kıskanıyorlar tabi, hatta kadınlardan daha fazla kıskanıyor olabilirler ama onlar bir şeyi çok iyi yapıyorlar. Durumu hemen kabullenip saygı duyuyorlar. Yani karşılarındaki erkeğin üstün ve zayıf yönlerini fark ettikten sonra saygı duyuyorlar ve aralarındaki savaş başlamadan bitiyor. Kadınlar ise bu gerçekleri görüp asla durumu kabul etmek istemiyorlar, en yakınları bile olsa bir gün onun yapabildiklerini yapma hırsıyla ya da onun daha fazla yapamaması umuduyla sürdürüyorlar ilişkilerini. Kadın milleti kıskanır, kıskandığını belli eder bu da yetmez, rahatsız eder. Kendini seven kadınlar bunu yapmaz sadece.</strong></p>
<p><strong>B: haklısın galiba. Bu yüzden erkek hikayeleri daha samimi duruyor. Onlar başkalarının başarılarını kıskansalar da, başarıyı asla yalanlamıyorlar. Kadınlar biraz daha acımasız galiba!</strong></p>
<p><strong>A: Aynen öyle Beril hanım. Sen sen ol birini her kıskandığında kendini sevmeyi unuttuğunu hatırla.</strong></p>
<p>İçime kapandım bir an. Ne ağır bir cümleydi o öyle. Bütün kıskançlıklarımın altında kendimi sevmeyişim mi vardı? Yani Philippe her şeye rağmen kendini seviyordu ve Driss’i kıskanmak yerine ondan feyz almaya bakıyordu ben ise bu sağlıklı halimle yer yer kendimi sevmeyi unutuyor ve insanları kıskanabiliyordum. Çok acı bir gerçek. Bu hikayenin kahramanı Driss değil Philippe benim için. Kendine olan sevgisi ve hayata olan bağı hep karşılık buluyordu önce Driss çıktı karşısına sonra da mektup aşkı Elenore gerçek aşkı oldu. Mutlu son!</p>
<p><strong>A: kadınada helal olsun ama bak sakat falan dinlemedi geldi adama. Sen ne yapardın? Sakat bir adama aşık olabilir misin? </strong></p>
<p>Bunu hiç beklemiyorum ve gerçekten zor bir soruydu. Dürüst olmak gerekirse aklıma ilk gelen “ne kadar sakat?” sorusu oldu. Ona göre aşkımın tahammül seviyesini ölçecektim herhalde. Ay bir an kendimi çok bencil ve aşka uzak hissettim. Yaşayacağım aşkın ne kadar koşullara bağlı olduğunu gördüm ve üzüldüm. Dürüst olmalıydım.</p>
<p><strong>B: Kendimi yeteri kadar sevmeyi becerdiğim gün, bütün eksiklerim ve sakatlıklarımla, başkasını da koşullara bağlı olmadan sevebilmeyi dileyebilirim sadece.Diledim gitti…</strong></p>
<p><strong>A: Aferin kız! </strong></p>
<p>Yüzünde gururlu bir ifade belirdi Ayşe teyzenin, gözleride doldu galibaJ Ayşe teyze, kendimi sevmeyi unuttuğum her an aklıma geleceksin ve ben de kaldığım yerden sevmeye devam edeceğim.</p>
<p>Ayşe teyzeee her filmimde varsın!!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/11/13/once-can-sonra-dost-intouchables/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Budapeşte Oteli Kapılarını Ayşe Teyzeye Açıyor!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/buyuk-budapeste-oteli-kapilarini-ayse-teyzeye-aciyor/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/buyuk-budapeste-oteli-kapilarini-ayse-teyzeye-aciyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Budapeşte Oteli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9210</guid>

					<description><![CDATA[B: Büyük Budapeşte oteli Ayşe teyze, ben çok severim bakalım beğenecek misin. A: Belgeselse severim. Belgesel??? Budapeşte otelini anlatan bir belgesel mi? Neden olmasın tabi ama değil maalesef. Hevesimi ilk andan kursağımda bıraktı. B: Belgesel değil ama ben yine de seveceğini umuyorum. A: Hımmm ütüyü kursam mı ben filmi izlerken? Tabi ya istersen banyo yap [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Gvde"><b>B: Büyük Budapeşte oteli Ayşe teyze, ben çok severim bakalım beğenecek misin.</b></p>
<p class="Gvde"><b>A: Belgeselse severim.</b></p>
<figure id="attachment_9211" aria-describedby="caption-attachment-9211" style="width: 696px" class="wp-caption alignnone"><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-large wp-image-9211" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-1024x683.jpg" alt="" width="696" height="464" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-1024x683.jpg 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-300x200.jpg 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-768x512.jpg 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-696x464.jpg 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-1068x712.jpg 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL-630x420.jpg 630w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/GRAND-BUDAPEST-HOTEL.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a><figcaption id="caption-attachment-9211" class="wp-caption-text">GHB_9907 20130130.CR2</figcaption></figure>
<p class="Gvde">Belgesel??? Budapeşte otelini anlatan bir belgesel mi? Neden olmasın tabi ama değil maalesef. Hevesimi ilk andan kursağımda bıraktı.</p>
<p class="Gvde"><b>B: Belgesel değil ama ben yine de seveceğini umuyorum.</b></p>
<p class="Gvde"><b>A: Hımmm ütüyü kursam mı ben filmi izlerken?</b></p>
<p class="Gvde">Tabi ya istersen banyo yap Ayşe teyze Nasıl olsa bu belgesel değil zavallı bir film. Zaten Wes Anderson ev işleri ile iyi gider diye pazarladı bu filmi.</p>
<p class="Gvde"><b>B: Şöyle yapalım sen otur ben bir çay koyayım.</b></p>
<p class="Gvde">Bu fikri hoşuna gitmesede ütü yaptırmayacağımı anladı, pek sesini çıkarmadan izlemeye başladık.</p>
<p class="Gvde"><b>A: Zubrowka nerede? Vallahi ilk defa duydum cahilliğime ver.</b></p>
<p class="Gvde"><b>B: yok zaten öyle bir ülke kurgusal hayali yani. </b></p>
<p class="Gvde">Yerim ya Ayşe teyzeyi:)) itiraf edeyim ilk izlediğimde ben de bir düşündüm nerede burası diye ve tabii Google sağ olsun kurmaca olduğunu öğrendim ama ben Ayşe teyze kadar dürüst insanlara soramadım rezil olurum diye. Aramızdaki küçük farklardan biri.</p>
<p class="Gvde"><b>A: ayyy bu benim oğlan, çok beğeniyorum ben bu çocuğu pek bir temiz yüzlü.</b></p>
<p class="Gvde">Jude Law dan bahsediliyor şu an hemen anlarım tam Ayşe teyzenin tipi. Jude Law sayesinde otelin hikayesini merak etmeye başladı Ayşe teyze, bir de üzerine Hama&#8217;mı andıran Arap banyosunu görünce gözleri açıldı. Sıfır Mustafa diye Türkçeleştirilmiş kahramanımızdan ben Zero olarak bahsedeceğim. Zero&#8217;nun yaşlı hali, onun gibi yaşlı görünen otelinde hikayesini anlatmaya başladı&#8230;</p>
<p class="Gvde">İyilerin gerçek iyi, kötülerinde gerçek kötü olduğu bir film bu sonuçta tam bir masal gibi. Bu filmin kıssadan hisse bölümünü hep düşünmüşümdür ve dürüst olmak gerekirse bir türlü de bulamadım Ayşe teyzeye izletmek istememin esas sebebi de bu. Filmimize Mösyö Gustave&#8217;ın girmesiyle ortalık şenlendi.</p>
<p class="Gvde"><b>A:Kontes bildiğin aşık bu adama.</b></p>
<p class="Gvde"><b>B: Aşk ne sence?</b></p>
<p class="Gvde"><b>A: Görmüyor musun?</b></p>
<p class="Gvde"><b>B: Neyi?</b></p>
<p class="Gvde"><b>A: bu adam bu kadınları Nasıl aşık ediyor kendine anlatıyor işte. İhtiyaç diyor. Aşk ihtiyacın olanı bulmak değil mi? Kadınlarında genel ihtiyacı ilgi hele de belli bir yaştan sonra sadece ilgi! Bu otel niye böyle pembe?</b></p>
<p class="Gvde"><b>B: Aşktandır belki? </b></p>
<p class="Gvde">Kadın çözüyor arkadaş, yapacak bir şey yok. Ben onca Zaman sanat yönetmeni tam bir harika diye izledim filmi Ayşe teyze renk analizi yapıyor, aşk analizi yapıyor&#8230; Sonradan sarı olması da bu sebepten o Zaman!! Ampuller yanıyor bende. Zero ile Gustave&#8217;ın arasındaki enteresan ilişkide gelişiyor bu sırada Kontes&#8217;in ölümüyle ilk seyahatlerine çıkıyorlar.</p>
<p class="Gvde"><b>A: Bu adam tam bir sefa p..gi şampanyasız parfümsüz adım atmıyor. İşini iyi yapıyor ama hakkını yiyemem.</b></p>
<p class="Gvde">Trende Gustave&#8217;ın Zero&#8217;yu korumak için yumruk yediği sahneyi bir ayrı severim, sessizce izledi Ayşe teyze de yüzünde hoş bir tebessüm, bu dostluğu onayladı belliki. Yumruk seansı Kontes&#8217;in vasiyeti açıklanınca tekrar başladı Kontes&#8217;in oğlu Dimitri namı değer Adrian Brody Gustave&#8217;a bırakılan değerli tabloyu vermek istemiyor ve yumrusunda esirgemiyor bu sefer onu Zero koruyor o da yumruğunu esirgemiyor ve hayatımda duyduğum en güzel soyadına sahip olan insan giriyor devreye, Willem DAFOE!!!! Daefüü diye okunuyor olsa gerek ve hangi ismin arkasına gelirse gelsin bir hava katıyor.Kovalamacamız başlıyor!! Ayşe teyze soluksuz izliyor olanları ta ki!!</p>
<p class="Gvde"><b>A: Tablo tablo dedikleri bu mu? Eli yamuk elma tutan velet mi? Parmakları sana benziyor bak!</b></p>
<p class="Gvde"><b>B: biliyorum! </b></p>
<p class="Gvde"><b>A: kıh kıh kıh!!!</b></p>
<p class="Gvde">Gustave&#8217;ın Kontes&#8217;in katili olması iddiası ile Gustave kendini hapiste buluyor. Bu sırada Mendl&#8217;s ın güzel kızı giriyor.</p>
<p class="Gvde"><b>A: ayyy Beril bu filmde herşey bir acayip, pasta bile bir yampiri yumpiri. Kızın suratında ne var öyle?? Zero da bıyıklarını kalemle çiziyor iyi iyi güzel çift olur bunlardan. Kıh kıh kıh</b></p>
<p class="Gvde">Evet Wes Anderson ve sanat ekibi gerekli eleştirileri aldıysa filme devam edelim.</p>
<p class="Gvde">Hapis kısmında Ayşe teyze mutfağa gitti!</p>
<p class="Gvde"><b>A: tamam işte kaçacak biliyorum, sen izle ben şu çayın suyunu koyup geliyorum.</b></p>
<p class="Gvde">Artık alıştım yadırgamıyorum neyse ütüden yırttık. Ayşe teyzenin de dediği gibi Gustave hapisten kaçıyor ve onun Zero karşılıyor .</p>
<p class="Gvde"><b>A: Sıkıldım ben sonuna sarsana!</b></p>
<p class="Gvde">Yok artık! İlk defa böyle birşey söylüyor! Filmi durdurdum.</p>
<p class="Gvde"><b>B: o kadar mı sevmedin filmi? Neden ya?</b></p>
<p class="Gvde"><b>A: sonu belli, başı belli merak etmedim. Ne anlatıyor yani bunlar? İyiler var kötüler var sonunda iyiler kazanacak. Al ben sana söyleyeyim sen de boşuna izleme!</b></p>
<p class="Gvde">Ayşe teyzenin niye bu filmi sevmediğini anladım!!! Bir 5 dakika boş boş baktıktan sonra çözdüm. Bu filmde kimsenin bir hayali ya da bir tutkusu yok. Hayali olmayan insanlar Ayşe teyzeye hiç cazip gelmiyor. Dediği gibi bu film iyi ve kötünün görsel bir şöleni. Renkleri, kostümleri, karakterleri herşey kusursuz ama gerçekten bir ruhu yok. Keyifli bir seyirlik, hayatınızda birşey değiştirmeyen filmlerden yani. Her film hayatta birşeyler değiştirmeli mi? Tartışmasına girmeden bunun bir seçim olduğunu söyleyerek noktalayayım. Filmi kapattım!</p>
<p class="Gvde"><b>B: haklısın Ayşe teyze bu filmde değişen dönüşen hiç birşey yok, otel hariç! </b></p>
<p class="Gvde"><b>A: renkler falan güzel, oyuncuları da sevdim ama sonunu tahmin edebildiğim filmleri sevmiyorum ben hele bu film çok belli neler olacağı.</b></p>
<p class="Gvde">Bu filmi Ayşe teyze ile izleyene kadar çok sever hatta herkesede önerirdim. Bazen renkler, oyuncular, geçirilen keyifli zaman gözümü boyuyor demek ki. Her film birşey anlatmak zorunda mı? Bu soruya hala bir cevabım yok ama farkettim ki Büyük Budapeşte oteli bir çocuk filmi basitliğinde senaryosuyla bizim gözümüzü boyamayı başarmış. Ayşe teyze gözlerimi açtı. Yine de bu filmi ilk izlediğimde çok sevdim ve gayet keyif aldım, üzerine hiç düşünmemiştim. İlk defa bir filmi tamamlayamadık ve Ayşe teyze beğenmedi. Hayali olmayanları sevmiyoruz bir kez daha anlamış olduk:)) Ayşe teyze sevsen de sevmesen de her filmim de varsın!!!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/10/12/buyuk-budapeste-oteli-kapilarini-ayse-teyzeye-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayaledenlerin Çok Olsun Ayşe Teyze!!</title>
		<link>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/hayaledenlerin-cok-olsun-ayse-teyze/</link>
					<comments>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/hayaledenlerin-cok-olsun-ayse-teyze/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beril Ateşoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2016 13:49:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşe Teyze: Beril Ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe teyze]]></category>
		<category><![CDATA[beril ateşoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'te Gece Yarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cinedergi.com/?p=9129</guid>

					<description><![CDATA[Sabah uyandım ve Woddy amca ile Ayşe teyzeyi aynı evde hayal ettim, yüzüme bir gülümseme yerleşti. B: Ta ta işte filmimiz, Paris&#8217;te Gece Yarısı!! A: Korku falansa izlemeyelim başka film bul. Korku filmi adı da olabilirmiş hakkaten, haklı kadın:) Paris&#8217;in hayran olunası görüntüleri eşliğinde başladı filmimiz. Zaten güzel olan şehir bir de film pürüzsüzlüğü ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah uyandım ve Woddy amca ile Ayşe teyzeyi aynı evde hayal ettim, yüzüme bir gülümseme yerleşti.</p>
<p><a href="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-9130" src="http://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-1024x550.png" alt="" width="696" height="374" srcset="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-1024x550.png 1024w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-300x161.png 300w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-768x413.png 768w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-696x374.png 696w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-1068x574.png 1068w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85-781x420.png 781w, https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2018/07/vlcsnap-2012-01-08-01h18m10s85.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 696px) 100vw, 696px" /></a></p>
<p><strong>B: Ta ta i</strong><strong>şte filmimiz, Paris&#8217;te Gece Yar</strong><strong>ıs</strong><strong>ı!!</strong></p>
<p><strong>A: Korku falansa izlemeyelim ba</strong><strong>şka film bul.</strong></p>
<p>Korku filmi adı da olabilirmiş hakkaten, haklı kadın:) Paris&#8217;in hayran olunası görüntüleri eşliğinde başladı filmimiz. Zaten güzel olan şehir bir de film pürüzsüzlüğü ile birleşince tam bir rüya gibi görünüyor. Bu manzaraya rüya çiftimiz eşlik ediyor. Gil ve Inez, herkesin hayal edebileceği güzellikte bir çift ve bir o kadar güzel bir tatilin tam ortasındalar. Harika kıyafetler, entel sohbetler, şık restoranlar, kalbur üstü bir aile, lüks oteller ve bir Paris kaçamağı. Daha ne olsun dedirtiyor insana, işte tam o anda Ayşe teyze daha ne olması gerektiğini söylüyor,</p>
<p><strong>A: Bu ili</strong><strong>şki bitmi</strong><strong>ş c</strong><strong>ık c</strong><strong>ık c</strong><strong>ık&#8230;</strong></p>
<p>Hayda nereden çıkarıyor Ayşe teyze bu Yorumları hiç anlayamıyorum ama yine de bir bildiği vardır diye dinliyorum.</p>
<p><strong>B: Nas</strong><strong>ıl anlad</strong><strong>ın peki? Her</strong><strong>şey gayet yolunda g</strong><strong>ör</strong><strong>ün</strong><strong>üyor.</strong></p>
<p><strong>A: Nas</strong><strong>ıl nereden anlad</strong><strong>ım. Sizin g</strong><strong>öz</strong><strong>ün</strong><strong>üz</strong><strong>ü boyamaya yetiyor tabi </strong><strong>şık giysiler Pahal</strong><strong>ı yemekler! Peki Anlay</strong><strong>ış nerede anlay</strong><strong>ış? Adam hayallerini, yapacaklar</strong><strong>ın</strong><strong>ı anlat</strong><strong>ıyor kimsenin umrunda de</strong><strong>ğil, bak Kar</strong><strong>ıs</strong><strong>ı bile anca gezsin tozsun. Beril kula</strong><strong>ğına k</strong><strong>üpe olsun, insan sevdi</strong><strong>ğini ba</strong><strong>şkalar</strong><strong>ına be</strong><strong>ğendirmeye </strong><strong>çal</strong><strong>ışmaz, i</strong><strong>şine gelenleri duyup i</strong><strong>şine gelmeyenleri duymamazl</strong><strong>ıktan gelmez. Sayg</strong><strong>ı duyar, insan en </strong><strong>çok sevdi</strong><strong>ğini kabul eder. Birini kabul edemiyorsan bilki sevmiyorsun. Sevemiyorsun.</strong></p>
<p>Karşınızdakinin haklı olması canınızı sıkar mı bazen? Evet benim de sıkar.</p>
<p>Artık bu ilişkinin çatırdadığını kabul ederek izlemeye devam ettim. Her fırsatta Kocasını susturmaya çalışan Inez iyice sinirime dokunmaya başladı. Gil&#8217;in gece onların yanından ayrılıp Şehirde dolaşmak istemesi beni bile rahatlattı. Oh be dedim içimden biraz yalnız kal, tadını çıkar. Çıkardıda! Gil kendini en sevdiği dönemde buldu 1920&#8217;lerin Paris&#8217;i!! Bir Büyü gibi her gece zamanda yolculuk edebiliyor aynı şehirde farklı zamanda yaşayabiliyordu. Hayran olduğu herkes Arkadaşı olmaya başlamıştı. Scott ve Zelda Fitzgerald, Hemingway, yakışıklılığına diyecek yok. Allah&#8217;ım diyorum bazen bir insan bu kadar yetenekli, bu kadar çekici nasıl olabiliyor sonra alıyorum cevabımı</p>
<p><strong>A: Yetenek ile delilik hep yanyana gider zannedilir bak o zamanlar bile </strong><strong>öyle, sanki ak</strong><strong>ıllan</strong><strong>ırlarsa yetenekleri ellerinden Al</strong><strong>ınacak gibi geliyor, ama tam tersidir, i</strong><strong>çindeki delili</strong><strong>ği sadece sanat</strong><strong>ında ortaya </strong><strong>çıkaranlar hep bir ad</strong><strong>ım </strong><strong>öndedir. </strong></p>
<p><strong>B: Kolay </strong><strong>şeylerde ya</strong><strong>şamam</strong><strong>ışlar ama, bak Hemingway sava</strong><strong>ş g</strong><strong>örm</strong><strong>üş neler </strong><strong>çekmi</strong><strong>ş.</strong></p>
<p><strong>A: travma herkesi delirtebilir, dedi</strong><strong>ğim o de</strong><strong>ğil. Sen delili</strong><strong>ği bahane olarak kullan</strong><strong>ıp hayat</strong><strong>ı </strong><strong>öyle ya</strong><strong>şarsan, Sanat</strong><strong>ın sana k</strong><strong>ır</strong><strong>ıl</strong><strong>ır hep bir Taraf</strong><strong>ın eksik, Yapt</strong><strong>ığın her i</strong><strong>ş yar</strong><strong>ım gibi gelir. Yok ben hayat</strong><strong>ı s</strong><strong>ıradan bir insan gibi ya</strong><strong>şar</strong><strong>ım ve yarat</strong><strong>ıc</strong><strong>ıl</strong><strong>ığım</strong><strong>ı basitlikleri ke</strong><strong>şfederek ta</strong><strong>çland</strong><strong>ır</strong><strong>ır</strong><strong>ım dersen ger</strong><strong>çek tatmin burnunun ucundad</strong><strong>ır. </strong></p>
<p>Neler oluyor şu an! Ben komik Şeyler yazayım derken bir sanat felsefesi Konferansına mı düştüm? Gözlerimi kapatsam kendimi bir otelin konferans salonunda bulacağım, benim zaman yolculuğum böyle olmamalı hayır buna dayanamam!!</p>
<p><strong>B: Ay</strong><strong>şe teyze sen bunlar</strong><strong>ı nereden biliyorsun? Yani tabi bilebilirsinde </strong><strong>çal</strong><strong>ışt</strong><strong>ın m</strong><strong>ı acaba, korkutuyorsun beni!</strong></p>
<p><strong>A: Ben sanat eserlerini ele</strong><strong>ştiremem ki, hepsi de birbirinden de</strong><strong>ğerlidir. Sanat</strong><strong>çın</strong><strong>ın eserini de</strong><strong>ğerli k</strong><strong>ılan o eseri be</strong><strong>ğenenler, para verenler de</strong><strong>ğil midir? Peki ya sanat</strong><strong>çı, i</strong><strong>çine sinmeyen eksik oldu</strong><strong>ğunu d</strong><strong>üşünd</strong><strong>üğü bir eserine </strong><strong>övg</strong><strong>üler Al</strong><strong>ınca i</strong><strong>çi par</strong><strong>çalanmaz m</strong><strong>ı? Ben bile bir B</strong><strong>örek yap</strong><strong>ıyorum pek iyi pi</strong><strong>şiremediysem insanlar </strong><strong>çok g</strong><strong>üzel deyince utan</strong><strong>ıyorum, onlar</strong><strong>ı kand</strong><strong>ırm</strong><strong>ışım gibi hissediyorum. Bunlar da asl</strong><strong>ında bu Y</strong><strong>üzden deli taklidi yapar. Mahcup olmamak i</strong><strong>çin! Eserlerinden </strong><strong>önce kendilerini yarat</strong><strong>ırlar.</strong></p>
<p><strong>B: L</strong><strong>ütfen devam et</strong></p>
<p><strong>A: bak o yak</strong><strong>ışıkl</strong><strong>ı(Hemingway) ne dedi Pablo&#8217;ya (Picasso) &#8220;yetenekli ama bir Mir</strong><strong>ó olamaz!&#8221; Mir</strong><strong>ó s</strong><strong>ıradan hayat</strong><strong>ıyla bilinir, normal bir ailesi vard</strong><strong>ır, travmalar</strong><strong>ı, delilikleri, enteresan al</strong><strong>ışkanl</strong><strong>ıklar</strong><strong>ı yoktur, kayg</strong><strong>ıs</strong><strong>ız ko</strong><strong>şulsuz koyar sanat</strong><strong>ın</strong><strong>ı ortaya. Mutludur mutlu! Sanat</strong><strong>çı Dedi</strong><strong>ğin mutlu olacak, yarat</strong><strong>ıc</strong><strong>ı dedi</strong><strong>ğin g</strong><strong>üzel g</strong><strong>ülecek, ha tabi adam</strong><strong>ın bir derdi yoksa, </strong><strong>Özenti olmayacak yani, hani siz ne diyorsunuz b</strong><strong>öyle bunal</strong><strong>ıml</strong><strong>ı gen</strong><strong>çlere</strong></p>
<p><strong>B: Bohem??</strong></p>
<p><strong>A: Hah</strong></p>
<p>O kadar şey anlat gel Bohem i bilme, bu işte bir acayiplik var, kesin zaman falan büküldü birşeyler oldu kesin<strong>. </strong></p>
<p><strong>A: Sanat</strong><strong>çı ka</strong><strong>çmak i</strong><strong>çin bohemmi</strong><strong>ş gibi ya</strong><strong>şamamal</strong><strong>ı. Bir eli ya</strong><strong>ğda bir eli balda gen</strong><strong>çlersiniz sizin neyinize </strong><strong>üz</strong><strong>ülmek, </strong><strong>şikayet etmeden ya</strong><strong>şamay</strong><strong>ı ve yaratmay</strong><strong>ı </strong><strong>öğrenemezseniz hep bir taraf</strong><strong>ın</strong><strong>ız eksik kalacak!</strong></p>
<p>Dondum kaldım! Gık diyemedim. Gil de diyemedi. Paris kaçamaklarına devam ederken kendi romanını sevmeye başladı, aşık olmaya korkmamaya başladı ve tabi ki beklenen son, karısının onu aldattığını öğrendi ve zaten bitmiş olan ilişkiyi bir an bile tereddüt etmeden bıraktı.peki Ayşe teyzeye ne olmuştu? Korkumdan birşey soramaz oldum, sanki o konuşmaya başlayınca biz de bir zaman makinasına giriyorduk. Filmi izlemeye devam ettik. Gil aradığı Herşeyin kendi içinde olduğunu farketti, başka zamanlara olan arzunun hiç bitmediğini, bunları da kendini kabul edememekten geçtiğini anlayarak yeni hayatına yeni bir şehirde devam etme kararı Aldı. O artık mutlu bir sanatçıydı! Hayat bütün güzelliklerini ona sunmaya hazırdı. Aşk, yağmur, Paris&#8230;</p>
<p><strong>B: sevdin mi filmi?</strong></p>
<p><strong>A: sevdim sevdim, iyi oldu B</strong><strong>ırakt</strong><strong>ı o </strong><strong>şımar</strong><strong>ık k</strong><strong>ız</strong><strong>ı hi</strong><strong>ç sevememi</strong><strong>ştim zaten.</strong></p>
<p>Allah&#8217;ım Ayşe teyze geri geldi!!!</p>
<p><strong>B: evet ya ben de ama di</strong><strong>ğer k</strong><strong>ızda </strong><strong>çok g</strong><strong>üzeldi </strong><strong>şu Pablo&#8217;nun eski sevgilisi olan Adrianna ben onu be</strong><strong>ğendim.</strong></p>
<p><strong>A: aman bo</strong><strong>şver onu, g</strong><strong>üzel k</strong><strong>ız ama o bir sanat</strong><strong>çı de</strong><strong>ğil, bir sanat eseri. Nas</strong><strong>ıl mutsuz sanat</strong><strong>çılar delili</strong><strong>ğe s</strong><strong>ığın</strong><strong>ırsa, mutsuz kad</strong><strong>ınlarda g</strong><strong>üzelliklerine s</strong><strong>ığın</strong><strong>ır ve yarat</strong><strong>ıc</strong><strong>ıl</strong><strong>ıklar</strong><strong>ından uzakla</strong><strong>şırlar.</strong></p>
<p>Hayır Ayşe teyze geri gelmemiş!! Woddy amcayı mı arasam, belki bu filmin belli yaştaki kadınlarda böyle bir etkisi vardır belki o geri getirir Ayşe teyzeyi, ya da belki Ayşe teyze Woddy Amcanın ruh eşidir??? Umarım ruh eşidir ve delirmemiştir. Ay ne de güzel olur! Sizi seviyorum Ayşe teyzem Woddy amcam oturunda bir rakı için karşılıklı:)) Filozofum, ev kadınım, Çay tiryakim, ruh eşim Ayşe teyzem her filmimde varsın&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.cinedergi.com/2016/09/11/hayaledenlerin-cok-olsun-ayse-teyze/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
