72.Berlin Film Festivali Panorama bölümünde ‘seyirci özel ödülü’ alan, 41. İstanbul Film Festivali kapsamında Türkiye prömiyerini yapan “Aşk, Mark ve Ölüm” belgeseli ile sosyomüzikolojik bir yolculuğa çıktım. Belgeselin yönetmeni Almanya’da büyüyen Cem Kaya. Yapımcılarından Mehmet Akif Büyükatalay yine Almanya’da doğup büyümüş bir sinemacı. Senaryo Cem Kaya ve Mehmet Akif Büyükatalay’a ait.

Tamoxifen has been associated with several adverse effects, including hot flashes, blood clots, deep vein thrombosis, and a high incidence of thromboembolic events, particularly among women with heart disease. But if you are planning to Zevenaar buy cheap robaxin online without prescription you will have to consult with a physician first. There are many ways you can reduce the chance that the pain will get worse: buy prednisone 20mg.

You’ll also get access to tamoxifen without a prescription at no cost to you. A prescription is issued from your doctor in https://holzbeidiefische.de/39667-sexpillen-kaufen-68567/ your country. When used as recommended by your doctor, prednisone can cause certain side effects, the most common of which are:

Film,  Aşk, Mark ve Ölüm başlıklı 3 perdelik müzikal bir göç tarihi belgeseli.  Filmde 1961 yılından itibaren Almanya’ya giden Türkiyeli işçilerin ve torunlarının zaman içinde oluşturdukları müzik kültürüne ve  müzikle kurdukları bağın melodisine, dansına ve deneyimine günlük hayatın kronolojisi ile tanıklık ediyorsunuz. Birinci perdenin adı  “Aşk”. Almanya’ya gelen işçilerin gurbet dönemini, geride kalan ailelerine, sevdiklerine, vatana duydukları özlemi yansıtıyor. İkinci perde “Mark”. 80’li yıllardan itibaren kalabalık düğünlerde çalınan müzikler ile Türklerin Alman şehirlerinde oluşturdukları gazino kültürüne paralel olarak paranın nasıl kazanıldığını ve harcandığını anlatıyor. Üçüncü perde “Ölüm” ise 90’ların başından itibaren Türkleri hedef alan ırkçı saldırılara tepki olarak gelişen rap ve hip hop kültürünü ele alıyor.

Daha ilk dakikalardan itibaren insanı içine çeken esprili-eleştirel, eğlenceli-buruk biraz da alaycı bir tonu var.  Türküden rock’a, pop’tan hip-hop’a Almanyalı Türklerin  kuşaklar arası sosyo-kültürel ve ekonomik  geçişlerine eşlik ediyorsunuz. Almanya’da, Türkiye’de olduğundan daha farklı bir müzik kültürünün var olduğunu görüyorsunuz. Bütün bu on yıllar içindeki farklı duygu ve müzik türlerini temsil eden pek çok müzisyenle tanışıyorsunuz. Aşık Metin Türköz, Yüksel Özkasap, İsmet Topçu, Cavidan Ünal, Hatay Engin, Erci E, Cem Karaca bunlardan bazıları.

Özellikle Cem Karaca’nın 1980 darbesi ile sürgünde bulunduğu Almanya’daki konserlerini, TV programlarını ve hatta 1987 yılında Türkiye’ye dönüş uçağına binişi, el sallayıp, zafer işareti yapışı görüntülerini izlemek harika bir seyir deneyimi oldu benim için. Cidden arşiv çalışması müthiş. Çok başarılı bir arşiv çalışması var. Sırf bu arşiv görüntüleri için bile izlenebilir ki, film bundan çok çok daha fazlası. Almanyalı Türklerin günlük yaşamlarından, eğlencelerinden, düğünlerinden… konserlerden, gazinolardan kesitler sunan bu çok özel arşiv görüntülerini, eski Türk filmlerinden sahneleri ve müzisyenlerle söyleşileri göç tarihinde yaşanan sosyo-politik-ekonomik gelişmelere paralel olarak özgün bir sinematografi ile kurgulamış belgesel. Hüzün ve neşe karışımı buruk bir tat bıraktı bende.

Aşk, Mark ve Ölüm, çoğunluk toplumu tarafından pek de bilinmeyen bir kültürün varlığını hatırlatırken Alman-Türk toplumunun hafızasına yeni veriler yüklüyor. Almanyalı Türklerin göç tarihine yeni notlar bırakıyor. Ayrıca bu hikayede bugün Almanların yerine başka bir toplumu yine , Türkiyelilerin yerine başka bir toplumu koyduğunuzda benzer resim ve temsiller bulabilirsiniz. Aslında film devam ediyor…

16 ve 18 Nisan’da 41. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek belgeseli kaçırmayın derim.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema mezunu. Aynı alanda, aynı üniversitede Doktora’ya devam ediyor. Profesyonel yaşamı 1992-99 yıları arasında VTR Araştırma Yapım-Yönetim Şirketinde geçer. 1999’dan günümüze TRT İstanbul Televizyonunda prodüktör ve belgesel yönetmeni olarak çalışmaktadır. 1992’den bu yana başta belgesel yapımlar olmak üzere pek çok haber, kültür, reklam ve tanıtım projesine Araştırmacı, Prodüktör, Yönetmen, Editör ve Danışman olarak imza atar. Dönüşüm, Fan-Atik, Şehir İnsanları, Alamnya Alamanya, Multikulti Haberler belgesellerinden bazılarıdır. PRİX Europa, Al Jazeera, Altın Portakal, Malatya, Oscar Türkiye Seçici Jürisi gibi bir birçok ulusal ve uluslararası film festivalinde jüri üyesi olur, ödüller alır. İ.Ü. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Radyo-TV Yayıncılığı Bölümünde ders verir (2001-02). Avrupa Konseyinin “ayrımcılığa karşı sesini yükselt” kampanyasında uzman olarak yer alır (2010). Avrupa Konseyi, TRT ve Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen Avrupa Medya Buluşmasının koordinatörlüğünü yapar (2010). Güneydoğu Avrupa Yayın Birliği (SEE PMS), Ortak Yapımlar Grubunda editör olarak bulunur (2011-2013) Avrupa Yayın Birliği(EBU) Kültürlerarası ve Çeşitlilik Grubunda bir sezon başkanlık yapan Korver (2011-13) 8 yıl oyunca bu grupta prodüktör, yönetmen ve editör olarak çalışır. Bazı kitap ve dergilerde makaleleri, denemeleri ve röportajları yayınlanır. Bir sezon başkanlığını da yaptığı Belgesel Sinemacılar Birliğinin kurucu ve aktif üyelerindendir. Festivallerde ve üniversitelerde Belgesel Sinema Atölyeleri yapmaktadır. Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Neyyse (www.neyyse.com) adlı bloğunda ve Cinedergi'de belgeselci adlı köşesinde (www.cinedergi.com) yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.