Filmin Suriyeli oyuncuları Taj Sher Yakub ve Hala Alsayasneh’ın birkaç sahnede yoğun duygular yaşadığını söyleyen yönetmen Mehmet Bahadır Er “ Omar ve Biz’de,  her insanın bildiği ama güncel pratikte unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik. Kimse ülkesini bırakmak yollara düşmek zorunda kalmasın.” dedi.  

 Yönetmenliğini Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in üstlendiği, Cem Bender, Menderes Samancılar, Taj Sher Yakub, Hala Alsayasneh ve Ushan Çakır gibi usta isimlerin yer aldığı ‘Omar Biz’in yönetmenlerinden Mehmet Bahadır Er, Cinedergi  okuyucuları için merak ettiğimiz soruları yanıtladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle TRT ortaklığında çekilen 2019 yapımı film, Türkiye-Yunanistan sınırında yaşayan emekli asker İsmet ile hayatını kurtaran iki göçmeni misafir etmeye başlayan komşusu Sabri’nin hikayesini konu alan yapımda, İsmet’in başından geçenler ve ön yargılarıyla yüzleşmesi anlatılıyor. Ödüllere doymayan Omar Biz ‘in başrol oyuncularından Cem Bender, İsmet Komutan performansını ile Portekiz, Rusya Federasyonu ve Türkiye’den üç kez “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldı. Şu ana kadar dünyanın birçok yerinde 50’nin üzerinde gösterilen film, Varşova’da Ekümenik Jüri Ödülü ile başladı ve çoğu uluslararası 24 ödüle daha layık görüldü. Son olarak İstanbul Film Festivali’nde seyirci oyları ile ‘Sinemada İnsan Hakları’ ödülüne layık görüldü.

Omar ve Biz’in senaryosu size ait. Çekmeye nasıl karar verdiniz?

Evet filmin senaryosu bana ait, Pakistan göçmeni bir arkadaşla berberde tesadüfen tanışmam ve hikaye üzerine düşünmeye başlamamla harekete geçtim. Yaşadığı bölgede savaş çıkması üzerine göç etmek zorunda kalan, İran üzerinden Türkiye’ye geçerken yolda pasaportunu ve parasını kaybeden Muhammed aynı zamanda meslektaşımdı. Bir televizyon kameramanıydı, şu an 10 arkadaşı ile aynı evde kalarak İstanbul’da inşaatlarda amelelik yapıyor, Avrupa’ya geçmek yada yasal olarak burada çalışabilmek için imkan aradığını söylüyordu. İlk başta anlattıklarına şüpheyle yaklaştım, konuştukça inandım ve merak ettim. Hikayesi bana Türkiye’ye gelen diğerleri konusuna odaklanmamı sağladı, senaryo yazmak için ilham kaynağı olan arkadaşı daha sonra bulamadım. Ama milyonlarcası kendi hikayeleri ile her gün etrafımızdaydı…

‘Omar ve Biz’i izleyince insan kendini bir sorguluyor. Neler söylemek istersiniz?

Her insanın bildiği ama güncel pratikte unutabildiği bazı kök duyguları hatırlatmak istedik.  İnsanın karakterini belirleyen en önemli durumlardan bir tanesi maruz kaldığı olaylara verdiği tepkilerdir. Kişi kötü olmaz işi kötü olur derler ya; dört duvar arasında teorik olarak herkes mükemmel ve çok iyi insan olabilir. İşbu ki alışmış olduğumuz ya da olmasını istediğimizden farklı bir durum ya da kişi ile karşılaştığımızda temel insani değerlerimizi koruyabiliyor muyuz ? Bu soruya odaklandık. Ülkeler, para, politika, ünvanlar ve sahip olduklarımızın korunması fikri  zaman zaman insanlıkla çelişebiliyor. Bu sebeple filmi yazarken ve çekerken Omar’dan daha çok BİZ’im bakış açımızı ve güncel hikayemiz etrafında hareket ettik. Filmin ilk sahnesi olan antik kentteki göçmenlerden başlayarak, doğanın içinde kaybolan insan figürüne kadar geçicilik imgesi ile; hayatın, ülkelerin, sınırların sonsuz olmadığı üzerinde durduğumuz temel olgulardan bir tanesiydi.

KİMSE ÜLKESİNİ BIRAKMAK ZORUNDA KALMASIN

Film nerede çekildi? Zorlandığınız sahneler oldu mu?

Film için mekan ararken de göçün yoğun yaşandığı İzmir -Çanakkale arası bölgeyi gezdik. Bir buçuk milyon insanın bu bölgeden geçtiği söyleniyor, birçok olay dinledik, bazılarına tanıklık ettik. Kimle konuşsak bir anısı var; hastaneler, jandarma, ev sahipleri, köylüler anlattıkça anlattı… Biz filmi çekerken bile hala kaçak geçişler oluyordu. Çekim yaptığımız koylarda patlak botlar, insanlardan kalan eşyalar görüyorduk. Jandarma birçok kez geçiş yapan gruplara müdahale etti. Midilli’nin Behramkale’ye mesafesi Üsküdar -Beşiktaş kadar… Yüzerken ters akıntıya kapılıp kazara bile karşıya geçebilirsiniz ama sınır dediğimiz doğada olan bir şey değil, mülkiyet ve uluslararası hukukla alakalı bir durum.  Kimse ülkesini bırakmak yollara düşmek zorunda kalmasın. Taj ve Hala birkaç sahnede yoğun duygular hissetti. Onları incitmeden saygı içinde sahneleri tamamlamaya gayret ettik. Sonuçta aynı bölgeden Hala’nın annesi ve kardeşleri, Taj’ın abisi Avrupa’ya geçiş yapmıştı.

HALA PARİS’TE, TAJ TÜRKİYE’DE

Cast çok özenli seçilmiş… Omar ve Mariya’yı canlandıran oyuncular gerçek Suriyeli Taj ve Hala… Hikayeleri nedir? Nasıl ulaştınız onlara? Çekimler de karşılıklı sahneleri anlatırken ya da ön hazırlık aşamasında rahat çalıştınız mı?

Evet  Omar ve Mariye karakterini oynayan arkadaşlar da göçmen; her ikisi de Suriye’den gelmiş, yine Muhammed’in hikayesinden yola çıkarsak onunla meslektaş olmamız beni hikayeleri araştırmaya yakınlaştırmıştı. Yönetmen Maryna ile filmlerimizi birlikte yönetiyoruz. Konuyu kendisine anlattığımda ilham noktasını kaybetmemem gerektiğini söyledi ve göçmen oyuncu varsa onları bulabilir miyiz sorusu geldi aklımıza ve aramaya başladık. Gerçekten de tanıştıkça ve hikayelerini dinledikçe senaryo yeni boyut kazandı. Fark ettik ki aslında birçok değerli oyuncu ve sanatçı Türkiye’den geçmiş ama şu an Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Amerika gibi ülkelerde meslek hayatlarına devam ediyorlar. Yurtdışından prova videoları gönderenler oldu. Video konferanslar yaptık. Bir çoğu senaryonun kendi hayatlarına çok benzediğinden bahsetti.

TAJ, YÖNETMENLİK VE OYUNCULUK YAPMAK İSTİYOR

Türkiye’deki provalarda Taj Sher Yakub  ve Hala Alsayasneh ile çalıştık ve hem azim hem kabiliyetlerine emin olunca filmi onlarla gerçekleştirmeye karar verdik . Bu sırada Hala’nın geçici ikameti bitmişti yasal sorunlarını halletmesine yardımcı olduk . Filmden sonra 7 yıldır görmediği annesi ve kardeşlerini görebilmesi için Fransa’dan vize ve göçmenlik daveti aldı ve  şu an Paris’te yaşamını sürdürüyor . Hala’nın hikayesine tanıklık eden film ekibinden birçok arkadaşın göçmenlere bakış açısını değiştirdi . Taj Sher Yakub da Türkiye’de yaşamını sürdürüyor, yetenekli bir oyuncu aynı zamanda tiyatro yönetmeni ve yeni filmlerde rol almak istiyor. Türkçesini epey ilerletti. Sadece Arapça değil Türkçe ve Kürtçe de oyunculuk yapabilir. Kendi hikayesini anlayabilecekleri film ve oyun fırsatları olmasını dilerim. Taj ve Hala’nın varlığı film için çok değerliydi. Türk oyuncular da Taj ve Hala’ya hem dost hem profesyonel olarak çok yardımcı oldular. Cem Bender değerli bir oyuncu, keza Ushan Çakır, Uygar Tamer, Timur Ölkebaş, Menderes Samancılar da öyle…bu tavır uyumlu ve verimli bir üretim ortamı sağladı. Onlara da ayrıca teşekkür ederim.

CEM BERDEN FİLMİN DUYGUSUNU ÇOK İYİ KORUDU

İsmet Komutan’ı canlandıran Cem Berden çok başarılı. Nasıl bir aya geldiniz?

Cem Bender çok iyi bir oyuncu olmasının yanında orijanal bir karakter, söyle açıklayım; Şahika Tekand tiyatrosunda uzun yıllardır oynuyor, ortak birçok arkadaşımız var. Filmin Görüntü yönetmeni Aydın Sarıoğlu ısrarla tanışmamızı önerdi. Senaryoyu gönderdik, okuyup geldiğinde uzun süre bizi kendisinin bu karakter içinde görmediğini anlattı. Alışılmış bir oyuncu başrol karakteri almak ister, kendisi ise tersini yapıyor, birçok çekincesini dile getiriyordu, bunu hem bir profesyonelce hem dostane yapıyordu. Siz çekinceleriniz üzerine biraz daha düşünün birlikte provalar yapalım geçecektir dedik, ikinci görüşme için randevulaştık ayrıldık, toplantıdan sonra Maryna , tam bir İsmet karakteri diye özetlemişti Cem Bey’i; titiz, değişmez doğruları olan…Hem Trabzonlu hem mimar hem tiyatro disiplini olmasının etkisi var sanırım. Çelik gibi bir karakter. Filmin duygusunu çok iyi korudu. Bu performansını ile Portekiz, Rusya Federasyonu ve Türkiye’den üç kez En İyi Erkek Oyuncu ödülü alarak da taçlandırdı.

EN BÜYÜK ÖDÜL SEYİRCİNİN BEĞENMESİDİR

Bol ödüllü film Omar ve Biz… Hangi ödülleri aldı bugüne kadar?

 Film zamanın ruhuna paralellik gösteriyor;  şiddet, anarşi, cinsellik ya da ajite kodların ötesinde seyirciye dingin bir düşünme fırsatı veriyor. Bunu yaparken kimseye bir şey öğretmek ya da bilgiçlik yapmak gibi dert gütmedik. Sanırım evrensel mesajı böylece sahiplenildi. Omar ve Biz şu ana kadar dünyanın birçok yerinde 50’nin üzerinde gösterildi ,Varşova’da Ekümenik Jüri Ödülü ile başladı ve çoğu uluslararası 24 ödüle daha layık görüldü. Son olarak İstanbul Film Festivali’nde seyirci oyları ile ‘Sinemada İnsan Hakları’ ödülünü alması bizi ayrıca sevindirdi. Bir filmin alabileceği en büyük ödül seyircinin filmi beğenmesidir. Bir göçmenle komşu olmak zorunda kalsak ne yapardık ? kendimize sorduğumuz bu basit sorudan yola çıkarak kesin doğruları ve refleksleri olan emekli komutan İsmet karakteri üzerinden macerayı deneyimlendik . Kabul gördüğü İçin mutluyuz . Umarım film kendimizle bir tutmadığımız tüm insanlara karşı önyargılarımızla yüzleşmemizde yardımcı olur.

 Bir filmi iki yönetmenin çekmesi avantaj mı dezavantaj mı?

Tabi ki avantaj, iki bakış açısı, zevk, bilgi birikim, odaklanma… Maryna ile çalışmak ayrıca keyifli, çok yetenekli bir kadın yönetmen, az bulunur bir değer, yine olsa yine yaparım.

SALONLAR AÇILIR AÇILMAZ GÖSTERİME GİRECEĞİZ

Malum sinemalar kapalı… Sinemaseverler nerede seyredebilecek Omar ve Biz’i…

Filmin sinemalarda seyirciyle buluşmasını çok istiyoruz, birkaç ay daha bekleyeceğiz Salonlar açılır açılmaz gösterime girmeyi planlıyoruz. TRT ortaklığı ile çekildiğimiz için seyirciye ulaşabileceğimizi bilmek diğer yandan içimizi rahatlatıyor. Vuslat 2021’de sağlıklı günlerde inşallah diyelim.

Omar ve Biz’den sonra hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz var mı?

Maryna ‘nın Klondike filminin ilk etap çekimlerini Ukrayna ‘da tamamladık. Türkiye Ukrayna ortak yapımı bir sinema filmi olacak . Ayrıca iki senedir üzerinde çalıştığım toplumsal gerçekçi bir hikayenin senaryosunu mini dizi olarak tamamlamak üzereyiz.

Her iki proje de 2021 de seyirciyle buluşabilsin diye yoğun çalışıyoruz  .

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.