Masal Şatosu filminin senaristi Başak GülsoyYaratıcılığın esas kaynağı saçmalama cesaretinden geliyor. O yüzden çocukken daha yaratıcıyız; büyüyünce kendimizi soktuğumuz kalıplarla bu yeteneğimizi köreltiyoruz. Saçmalamaktan korkuyoruz” diyor.

11 yaşındaki Neşe (Ecrin Su Çoban), Abisi (Berk Coşkun) ve arkadaşları, mahallelerinde güzel bir yaz geçirmektedirler. Ancak bir gece Neşe odasının penceresinden bakarken masal kahramanı bir cücenin bahçelerine bir şey sakladığını görür. Ertesi sabah bahçede bulduğu şey masal diyarına açılan kapının sihirli anahtarıdır ve bu anahtar Neşe’nin ve abisinin, arkadaşları ile birlikte o yazın hatta tüm yaşamlarının en unutulmaz iki gününü geçirmelerine sebep olacaktır. Yönetmenliğini Burak Kuka’ nın üstlendiği,  “Masal Şatosu: Sihirli Davet” filminin senaryosunu yazan Başak Gülsoy ile Cinedergi okuyucuları için bir araya geldik.

Küçük seyirciler kadar büyüklerinde ilgiyle izlediği ‘Masal Şatosu: Sihirli Davet’ filminin senaristi olarak sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Anadolu Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde lisans eğitimi aldım. Okul döneminde derslerden daha çok tiyatro kulüplerinde zaman geçirirdim. Mezuniyetimden iki yıl sonra evlenerek Eskişehir’e geri döndüm. Burada bir kamu bankasında çalışmaya başladım. Ama çok mutsuz oldum. Çalışma saatleri çok yoğundu ve yaptığım iş beni tatmin etmiyordu. Üç yılın sonunda bankadan ayrılırken herkes aynı soruyu soruyordu “Peki ne yapmayı düşünüyorsun?”. Çünkü yüksek bir KPSS puanıyla girmiş, bir de üstüne kurum içi sınavla terfi almıştım. Bir “B planı” olmadan böyle bir işi gözden çıkarmam çoğu kişi için anlaşılır değildi. O zaman çok da düşünmeden “Yazarım!” diyordum soranlara. Sonraki 3 yıl kendi kendime yazdım, yazdıklarımdan bazılarını kendime ait bir blogda yayınladım. 2013 yılında kızım Deniz doğdu. 2015’e kadar kendi kariyerim üzerine pek düşünmedim. 2015 yılında ‘Yaratıcı Drama Liderliği’ eğitimi almaya karar verdim. Bu eğitim bana özel bir kolejde 3 yıl boyunca Drama Eğitmenliği yapma fırsatı verdi. 3 yaştan 8. sınıfa kadar her yaştan öğrencim vardı. Hem ders içeriklerinde hem de yıl sonu gösterilerinde sürekli yazmaya ve aslında bir anlamda “Yazarım!” dediğim işi yapmaya ilk o zaman başladım.

HAYALİM GERÇEK OLDU

Sinemada ilk deneyiminiz ‘Masal Şatosu’… İlk teklif geldiğinde neler hissettiniz?

Çok heyecanlandım. Bu bir “hayal” çünkü. Gerçekten böyle bir fırsatı yaratmak için çabalayan, bunun hayalini kuran pek çok kişi olduğunu biliyorum. Önüme gelen şeyin değerinin farkındaydım.

Peki, senaryo yazmak için özel bir eğitim aldınız mı?

Sadece kendi ilgi alanım doğrultusunda zamanla gelişen bir birikimden söz edebilirim. Çok küçük yaştan beri iyi bir sinema izleyicisi oldum. Şimdi bakınca izlediğim filmlerde ve okuduğum kitaplarda dramatik yapıya takıntılı olduğumu fark ediyorum. Lisede, hafta sonu izlediğim filmleri an an arkadaşlarıma anlatmak en büyük keyfimdi. Yaratıcı drama liderliği eğitimi, dramatik yapı hakkındaki bilgimi kavramlara oturtmamı sağladı diyebilirim. Bunun dışında sinema ve kurgu yazarlığı üzerine üniversite yıllarından beri okuyorum ve interneti, özellikle Youtube’u çok aktif kullanıyorum. Sinema ya da yazarlık üzerine onlarca yerli yabancı kanalı yıllardır takip ediyorum. Tarihte hiçbir dönemde istediğiniz bir “usta”ya erişmek bu kadar kolay olmamıştır.

KARDEŞİMLE ÇALIŞMAK SEVİNÇTİ

‘Masal Şatosu’nun yapımcılardan ünlü besteci ve aranjör Hakan Tunçbilek kardeşiniz… Birlikte çalışmak nasıl bir tecrübe oldu?

Çok özel bir insan Hakan. Onu az çok tanıyan herkes böyle düşünür. Bu iş için bana güvenmesi benim için çok değerliydi. Sonrasında onunla beraber çalıştığımız her anın duygusu “sevinç” benim için.

KENDİ DUYGULARIMDAN ETKİNLENDİM

Filme gelirsek ‘Masal Şatosu’nu kaleme alırken nelerden etkilendiniz?

Kendini bir hikayenin içinde kaybetme duygusundan… Bunu en rahat çocukken yaparız. Hayata dair bilgimiz, maceramızı bulandırmaya yetecek seviyede değildir. “Belki” deriz, “gerçekten sihir diye bir şey vardır?”, “Belki çok istersem gerçekten uçabilirim?”, “Belki ben de bir kahraman olabilirim?”. Yazarken en çok kendi içimde hissettiğim bu duygudan etkilendim sanırım.

Siz de çocuk ruhlu ebeveynlerden misiniz? Kızınızla oyunlar oynar mısınız?

Çocuk ruhlu olduğum kesin. Ama oyun konusunda babası benden daha iyi. Biz Deniz’le daha çok beraber bir şeyler izler, okur ve sohbet ederiz. Beni hayrete düşüren ve aslında gururlandıran bir mizah anlayışı var.

SIRADA BİRÇOK HAYALİM VAR

Bankacı olmaktan vazgeçip çok istediğiniz yazarlık mesleğine yöneliyorsunuz. Hayallerinize kavuştunuz mu? Sırada bekleyen hedefler var mı?

Benim hayalim keyif aldığım şeyi daha çok yapabilmekti. O yüzden evet, hayalime kavuştum diyebilirim. Birçok hedefim var. Bakalım hangisi olacak önce ben de bilmiyorum. Sürpriz.

Masal Şatosu’nun devamı gelecek mi?

Ne mutlu ki karşılaştığım hemen her çocuk da bu soruyu soruyor. Biz de çok istiyoruz. Ancak fikri pandemiden bağımsız değerlendirmek şu sıra mümkün değil ne yazık ki.

KONUŞMAYI SEVEN BİR EKİBİZ

Genelde senaristlerle yönetmenler arasında zaman zaman gerginlikler olur. Sizin yazdıklarınız bazen karşılığını bulmaz… Müdahale olabiliyor… Siz nasıl çalıştınız? Sorun yaşadınız mı?

Masal Şatosu’nu merkeze alan bir film çekme fikri Emrah’a (Güzelkokar) aitti. Bu fikirle bizi bir masaya toplayan kendisidir. Böylece en başından, daha hikayeyi oluştururken birlikte çalışmaya başladık. Anlaştığımız bir çekirdek tema üzerine ben hikayeyi ve karakterleri örmeye başladım. Yazım süreci boyunca özellikle RetroPro’dan Özgür Akbaş ve Yönetmenimiz Burak Kuka ile sürekli iletişim halindeydik. En büyük sorun üçümüzün de konuşmayı çok sevmesiydi!.(Gülüyor). Her ikisi de çok kalender ve çalışması kolay insanlar. Yönetmenimiz Burak Kuka sette çok öğretici ve misafirperver bir yönetmen. Olumsuz hava şartlarından dolayı sıkışan programa rağmen setin enerjisini ve moralini sürekli yüksek tuttu. Sevgili Özgür Akbaş ise benimle neredeyse bir yazar koçu gibi çalıştı. İlk senaryomda ikisiyle çalışmak benim için gerçekten büyük şans.

Bildiğim kadarıyla YouTube’da kanalız da var. Neler paylaşıyorsunuz takipçilerinizle?

Keyif aldığım için yaptığım şeylerden biri de bu kanal. Youtube sırf bilgisini, deneyimini paylaşmak için video çeken insanlarla dolu. Bu bir hediye ekonomisi aslında ve çok değerli. Ben de çok sık olmasa da evden çalışmak, kendini motive etmek gibi konularda videolar paylaşıyorum.

OKURUM, İZLERİM ÇOK MERAKLIYIM

Bu kadar yaratıcı olmanın püf noktası nedir? Kendinizi nasıl besliyorsunuz?

Evet çok okurum, çok izlerim. Çok meraklıyım. Hatta maymun iştahlılık seviyesinde… Bunlar yaratıcılığı besliyor, doğru. Yaratıcılığın esas kaynağıysa saçmalama cesaretinden geliyor. O yüzden çocukken daha yaratıcıyız; büyüyünce kendimizi soktuğumuz kalıplarla bu yeteneğimizi köreltiyoruz. Saçmalamaktan korkuyoruz. Halbuki saçmalarken gülme krizine girdiğimiz o çocukluk anlarını hatırlamak gerek.

HAYALİNİZİN PEŞİNDEN KOŞUN DEMEK ÇOK RASYONEL DEĞİL

Sanatın yaşı olmaz, zamanı olmaz diyoruz. Siz neler söylemek istersiniz?

Sevdiği, ilgi duyduğu bir işle uğraşan insanlara bakın. Yaptıkları şey onlar için yaşamı sevmenin, onunla baş etmenin bir yoludur. Evet, işinizi bırakın, hayalinizin peşinden koşun demek çok rasyonel değil. Ama bir uğraşı her şartta ona zaman ayırmaya başaracak kadar sevdiğinizde, bazen işiniz sizi bırakıyor ve bir bakıyorsunuz hayaliniz sizin peşinizden koşuyor. En kötü ihtimalle de onu yaparken mutlu olmuş oluyorsunuz.

 

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.