Babam ve Neptün: Yıldızlara Doğru…

0
20

Senaryosunu James Gray ve Ethan Gross’un yazdığı filmin başrollerinde Brad Pitt, Tommy Lee Jones, Ruth Negga, Donald Sutherland gibi isimler bulunuyor. Filmin yönetmenlik koltuğunda ise James Gray yer alıyor.

Roy McBride (Brad Pitt) tıpkı babası gibi çok başarılı bir astronottur. Babası yıllar önce tehlikeli bir görev sırasında uzayda kaybolmuştur ve McBride babasını aramak ve başka bir gizemi çözebilmek için tekrardan yola çıkar. Bu süreç yakın bir gelecekte yaşanmaktadır. Bu süreç içerisinde insanlık Mars ve Ay’a koloniler kurmaya başlamış ve orada da bir toplum inşa etmeyi başarmıştır. Bunca şeyi başarmasına rağmen hala daha merak ve arayış içerisinde olan insanlık, evrendeki yalnızlığımız konusunda hala şüphecidir. Zira yıllar önce görevdeyken aniden bağlantısı kesilen astronot Clifford McBride (Tommy Lee Jones) derin bir gizem yaratmıştır ve hayatta olma ihtimali bilim insanlarını daima tetikte tutmaktadır. Yaşadığımız galakside insanlığın ulaşmadığı yer neredeyse yok denecek kadar az olan bu futuristik bakış açısı gayet uygun kotarılmış. Fakat yaratılan koloniler ortaya bir distopya çıkarmıyor ve gayet rasyonalist biçimde tasvir ediliyor.

Genel hatlarıyla baktığımızda film bir yolculuk temasına sahip. Roy McBride babasını aramak üzere bir göreve çıkar ve çeşitli durak noktaları vardır. Her uğradığı nokta kendisini  sorgulamasına sebep olmaktadır. Aynı zamanda geçmişe dair soruları da cevap bulmaya başlar. Şenay Aydemir Evrensel gazetesinde film ile ilgili yazısında bu durumu tragedya örneği ile açıklıyor: “Yıldızlara Doğru”, tragedya anlatısının izlerini takip ediyor bir bakıma. Homeros’un Odysseia destanında olduğu gibi uzun bir yolculuğa çıkan Roy, her durakta yeni bir hikaye ile karşılaşacak ve nihayetinde bambaşka birisi olarak hedefine varacaktır.” Bu açıdan bakıldığında Tarkovsky yapımı Solaris (1972) akıllara geliyor.

Filmin sunduğu bilim-kurgu ve atmosfer oldukça tatmin edici nitelikte. Gerilimi de oldukça yerinde. Temposu biraz düşük de olsa Interstellar (2014) tarzı müzikler seyirciyi yakalıyor. Aksiyon olarak belki de çok fazla şey sunmasa da Ay kovalamacası ya da Mars’ta yaşanan gerilim dolu sahneler oldukça başarılıydı.

Filmde yer yer varoluş felsefesi üzerine sorgulamalar görebiliyoruz. Bu da akıllara Kubrick imzalı 2001:Uzay Macerası (1968) filminin izinden gidecek bir yapım olup olmadığını getiriyor. Fakat filmin gerek felsefi metinleri gerekse olay örgüsü yüzeysellikten öteye geçemiyor. Daha çok astronot baba-oğul karakterlerin arasındaki ailevi sorunlara ve bunlar çerçevesinde gelişen entrikalara odaklanıyoruz. Dolayısıyla Brad Pitt ve Tommy Lee Jones dışındaki oyuncuların kendilerini gösterme fırsatı kalmıyor ve yalnızca bu ikiliye odaklanıyoruz. Bu aile hikayesinin gezegenler arasında geçmesi de oldukça enteresan.

Yönetmen Gray’in kariyerine baktığımızda duygusal ilişkilerin ön planda olduğu birçok yapım görmek mümkün. The Immigrant (2013), Two Lovers (2008) bu konuda örnek sayılabilir. Fakat bu sefer duygusal temasını kullanabilmek için uzay mekanını seçmesi garip. Mekanı ve zamanı tipik bir bilim kurgu filmi şeklinde dizayn etse de film yeni bir şey sunamıyor ve mekan seçimi yüzeysel kalıyor. Yeni bir dünya sunamayışı da akıllarda kalıcılığına engel oluyor.

Film Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülüne aday gösterilmiş olup oldukça beğeni toplamıştı. Akademi Ödülleri’nde ise Ses Miksajı dalında aday gösterilip oradan da eli boş ayrılmıştı. Film boxofficemojo.com verilerine göre yaklaşık 90 milyon$ bütçe ile çekilmiş ve 131 milyon$ civarı hasılat yapmış. Box Office Türkiye verilerine göre ise 208.910 kişi tarafından izlenerek 4.057.954 ₺ gelir elde etmiş.

Önceki İçerikTürk Dedektif dizisi için geri sayım başladı.
Sonraki İçerikGalip Aksular’dan pandemi sürecinde sanat ve kısa filmlere afiş desteği!
erdinc bozkurt
3 Temmuz 1996 yılında Bodrum’da doğdum. Sinemaya olan merakım ilk olarak oyunculuk ve tiyatro ile başladı. Ortaokul yıllarımda televizyonda yayınlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı program, tiyatro skeçleri yazmama ve okulda oynamamda etkili oldu. Liseye geçtikten sonra yazdığım tiyatro skeçleri yerini film senaryolarına bıraktı. Her gün film izleyerek sinemalar.com da amatör yorumlar yazmaya başladım. Uşak Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü okumaya başladım ve sinemanın toplumsal boyutlarını incelemeye başladım. Lisans Bitirme Tezi’mi “Sinemada Amerikan Milliyetçiliği: Süper Kahraman Filmleri Üzerine Değerlendirme” çerçevesinde ele aldım. Yüksek lisansa hazırlanmaktayım ve yüksek lisans tezimi, yaşadığım yer Bodrum’un geçmişten günümüze kültürel ve sinema mekanı açısından dönüşümü üzerine yazmayı hedefliyorum.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.