Marvel Comics’in 1984 yılındaki sayısında okuyucularıyla buluşturduğu karakter, beyaz perdede 2.kez, solo olarak ise ilk kez karşımıza çıkıyor. Yönetmenlik koltuğunda Ruben Fleischer’in bulunduğu filmin başrollerinde Tom Hardy, Michelle Williams, Riz Ahmed gibi isimler yer alıyor.

Son zamanlarda vizyondan eksik kalmayan süper kahraman filmleri, kendi içlerinde tutarlı bir seviyede ilerlemelerine karşın sinemaya katkıları hala daha tartışılan bir konu. Küresel bir endüstrinin ürünlerinden farkı olmayan bu filmler dünyanın en büyük iki çizgi-roman şirketi olan DC ve Marvel tarafından önümüze sunulmakta. Binlerce süper kahramana sahip olan bu şirketler en popüler olanlarını sinemaya aktarmadan da durmayacak gibiler. Aynı zamanda rekabet içinde olan bu şirketler farklı türlerde filmler çekerek her türlü kitleyi de üzerlerine çekmek istiyorlar.

Venom karakteri diğer süper kahramanlar kadar eski olmasa da oldukça popüler bir karakter. Zira etkileyici tasarımı ve özgün karakteristik özellikleri ilgi çekici ve Örümcek Adam ile birlikte görünüyor olması da popülerliğini artırıyor. Sinemada ilk olarak Sam Raimi tarafından çekilen Örümcek Adam üçlemesinin son filminde karşımıza çıkmıştı. Fakat Raimi, ilk 2 filmdeki aksiyonu tutturmuş olsa da çok zoraki bir hikaye dolayısıyla sönük bir iş ortaya koymuştu. Çok şey anlatmaya çalışmış olsa da net bir şey anlatamamıştı. Venom karakteri ise orada son ana kadar gözükmeyerek hayranlar tarafından da büyük eleştiri almıştı. Topher Grace tarafından canlandırılan karakter ile siyah kostümlü Örümcek Adam tek bir filmde anca anlatılacak konulardı fakat araya Kum Adam ya da Yeşil Cin gibi karakterlerin koyulması hikayeleri sıkıştırıyordu. Ardından gelen Marc Webb imzalı Amazing Spiderman başlıklı 2 film geldi fakat bunlar da gişede diğer filmlere göre sönük kalmıştı. Örümcek Adam’ın yayın haklarının Sony’de olması ise Marvel’in yaratmak istediği sinematik evrene Örümcek Adam’ın dahil olmasını zorlaştırıyordu. Ardından imzalanan anlaşma ile Sony, Disney’e birkaç filmlik izin verdi ve Jon Watts yönetiminde 2 solo film, 1 tane de gelecek olan Örümcek Adam filmi duyuruldu. Yine yayın hakları Sony’de olan Venom karakteri ise şu ana kadar ki hikaye ve diğer süper kahraman filmlerinden bağımsız olarak karşımıza çıkarıldı. Bu elbette hayranlar tarafından beğeniyle karşılandı fakat filmin tatmin edici olmasına karşın kusurları olduğunu da belirtmek gerekir.

Ruben Fleischer, daha çok televizyon işi üretiyor fakat Zombieland serisi ya da Gangster Squad (2013) gibi aksiyon-komedi-suç türlerinde işleri de var. Bu sefer K.Marcell-J.Pinkner-S.Rosenborg gibi isimlerden oluşan bir senaryo ekibi ile çalışmış. Senaristlerin kendi içerisinde uyumsuzluğu elbette filme de yansımış.

Hikaye oldukça anlaşılır ve sade. Eddie Brock (Tom Hardy), cesur, muhalif ve hırslı bir gazetecidir. Doğruları sormaktan ve söylemekten çekinmez. Sevgilisi olan Anne (Michelle Williams) ise “Yaşam Kaynağı” adlı bir şirkette çalışmaktadır ve Eddie bir gün şirketin sahibi ile röpörtaj yapar. Fakat patavatsızlık ederek şirketin sırlarını açığa çıkarmaya teşebbüs eder. Zira şirket simbiyot adı verilen uzay yaratıklarını, kimsesiz insanlar üzerinde deneyerek kusursuz bir insan yaratma gayesindedir fakat simbiyotun insanlara uyum sağlaması ender bir olaydır. Eddie Brock ise şansa bakın (!) kusursuz bir taşıyıcıdır ve simbiyot ile uyum içerisindedir. Dolayısıyla şirket Eddie’nin peşine düşer.

Bu hikaye 2007’de gördüğümüz Venom’un aksine daha kapsamlı bir halde. Daha önce anlatılan gibi sadece simbiyotun fiziksel gücü ve psikolojik etkilerini anlatmak yerine biraz daha detaycı bir öyküleme yapılmış. Fakat hikayenin sadeliği çok basit bir kurgu eşliğinde hızlı bir tempo ile ilerleyerek film şaşırtmayı başaramıyor. Buna ek olarak diyaloglar oldukça basit ve oyuncular tekste çok bağlı kalmış. Her ne kadar esprilere yer verilmiş olsa da Venom’un dünyayı tercihi bile 1-2 basit cümle ile geçiştirilmiş. Tom Hardy ise filmin en sevdiği sahnelerin “filme koyulmayan kesilmiş sahneler” olduğunu ve bu sahnelerin doğaçlama performansları ile dolu olduğunu bir röportajında belirtiyordu. Bunlara rağmen Venom-Brock ikilisinin uyumu hoştu ve iki karakterin çekişmeleri keyif verici. Tom Hardy’nin aynı zamanda Venom’u da seslendirmesi de bu doğrultuda bir avantaj. Hardy elbette çok başarılı bir oyuncu. Kendisini daha önce C.Nolan tarafından çekilen Batman üçlemesinde Bane karakteri ile süper kahraman rolünde görmüştük. Ardından G.Miller imzalı Mad Max serisinin 4.filminde Mel Gibson’ın tahtını doldurmuştu. Dolayısıyla bu tecrübelerden gelen bir oyuncunun bu rolü de kaldırması çok şaşırtıcı değil. Filmin yapımcıları arasında yer alması da ayrı bir detay…

Filmin bir diğer sorunu ise kötü karakterin vasatlık seviyesinden ileriye geçememiş olmasıdır. Pakistan kökenli İngiliz aktör Riz Ahmed’in canlandırdığı Carlton Drake (tipi Elon Musk olarak da adlandırılıyor) karakteri oldukça yüzeysel kalıyor ve iz bırakamıyor. Benzer durum daha önce Deadpool filminde Ajax karakterini canlandıran Ed Skrein ile de yaşanmıştı. Süper kahraman serilerinin ilk filmlerinde yaygın görülen bir durum. Ana karakteri sevdirmeye çalışırken kötünün üzerinde çok düşünmemek sık görülüyor. Riz Ahmed elbette kötü bir oyuncu değil fakat o da hikayenin kurbanı…

Aksiyon sahneleri ise diğer süper kahraman filmlerinin aksine stüdyoyu merkezine koyarak çekilmiyor. Dış mekan çekimleri oldukça fazla. Fakat görüntü yönetiminin iyi kullanılmaması aksiyon sahnelerini ilginç kılamıyor. Simbiyotun doğası gereği akışkan yapısı ise hızlı sahnelerde görüntünün karmaşıklaşması ve bir şey anlatamamasına sebep oluyor. Özel efektler başarılı ve filmin temposu ise yüksek. Filmin müziklerini ise bir başka Marvel filmi olan Black Panther (2018) ile oscar kazanan, İsveçli müzisyen Ludwig Göransson yapmış ki filmin aksiyon ve gerilim sekanslarında oldukça payı yüksek…

Marvel filmlerinin vazgeçilmezi olan after-credit bölümleri ise gelecek filme vaatlerde bulunmaya devam eden bir unsur haline geldi. Bu filmin sonunda ise yönetmen Fleischer’in vazgeçilmez ismi Woody Harrelson tarafından canlandırılacak Cletus Kasady yani Carnage adı verilen bir başka simbiyotu görüyoruz. Ki bu karakter Venom’un daha agresif ve daha acımasız bir versiyonu. Örümcek Adam ile birleştirilir mi meçhul henüz meçhul fakat bu gidişle gişede büyük hasılat yapacağı aşikar. Yönetmenlik koltuğunda şuan Andy Serkis olacak gibi görünüyor. Corona günlerinde kaleme aldığım şu tarihte devam filminin 2021 yılına ertelendiği açıklandı. Uzaydan gelen virüs senaryosu ile coronavirüs hakkındaki komplo teorisi üretenlerin 2011 yapımı Salgın filminden sonra bu filmdeki bir sahneyi de (hayvan pazarı sahnesi) safsatalarına eklediklerini belirtmek gerek.

Film Box Office Türkiye verilerine göre 890 bin civarı kişi tarafından izlenerek 13.4 milyon lira gelir elde etmiş. Boxofficemojo.com verilerine göre ise 856 milyon$ hasılat sahibi. Bu gidişle serinin devam filmi milyar barajını geçecek gibi duruyor.

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.