Ümit Ünal’ın “oda” üçlemesinin son halkası olan Nar, auteur olma yolundaki en kesin adımı sayılabilir. Ünal, üçlemeyi adeta “ustalık eseri” misali bir dokunuş yapmış. Zira Ünal sineması odak noktası olarak toplumun ötekilerine ya da toplumsal sınıf çatışmalarına her daim kapı açmıştır. Kendisi Hayalperdesi dergisine verdiği röpörtajında “tematik olarak birbirlerine çok benziyorlar. Dokuz da, Ara da, Nar da bir tane odanın merceğinden bütün bir ülkeye bakmaya çalışıyor… Dokuz, Ara ve Nar’ın küçük mekânlarda geçen bir üçleme olduğuna inanıyorum ve “Oda” Filmleri diyorum onlara. Tek mekân fikri daha çok bütçe derdinden kaynaklanıyor, filmi daha ucuza çekmek için düşünülüyor ama ben evcimen bir insanım ve meselelerimin çoğunu kapalı yerlerde yaşıyorum. Kırlar, bayırlar, dağlar, öyle maceralar bana göre değil. Bir masa başında kopan fırtına bana daha çekici geliyor. İki insan konuşuyor ve bir aksiyon yok ama aslında hayatımızın en önemli kararlarını, sahnelerini öyle yaşıyoruz.” diyerek konuya açıklık getirmişti.

Ümit Ünal sineması ile tanışmak ilk olarak “Anlat İstanbul” filminde Fareli Köyün Kavalcısı bölümü ile nasip olmuştu. Ayrıca o filmin senaryosunda da parmağı bulunan Ünal, kaleminin ne denli keskin olduğunu kanıtlamıştı. Nar filmi esasına bakılırsa konudan çok replikleri üzerinden bir hikaye tablosu ortaya çıkarıyor.
Doktor Sema (İdil Fırat) ve Deniz (İrem Altuğ) aynı evde yaşayan, eşcinsel ilişkileri olan bir çifttir. Deniz bir gün uyandığında kapısına falcı Asuman (Serra Yılmaz) gelir. Fakat Asuman Doktor Sema için gelmiştir. Deniz ise kendisini doktor Sema olarak tanıtarak falcının geliş nedeninin ardındaki soruları cevaplandırmak ister. Asuman’ın ise geliş amacı fal bakmaktan ziyade yıllar önce ölen torunu ve yaşama umudunu kaybetmiş kızının hesabını sormaktır. Çünkü torunu Doktor Sema’nın hastanesinde ölmüş, ölüm nedenine de annesinden kaynaklanan hata olduğu yazılmıştır. Bu yüzden falcı Asuman adalet arayışı içerisinde Doktor Sema sandığı Deniz’i rehin alır. Bu rehine vakasına kapıcı Mustafa da dahil olur ve 3 kişi Doktor Sema’nın gelişini dört gözler bekler. Film farklı sınıflardan 4 insanı 1 odaya koyar fakat bu noktada filmin çekiminin İstanbul olması da kozmopolit yaşantının bir başka yansımasıdır. Herhangi bir şehirde de çekilebilecek iken İstanbul tesadüfi bir seçim değildir. Getto mahallesinde yaşayan Asuman ile boğaz manzarasında yaşayan Sema-Deniz çifti aynı nar kabuğunun altında yaşayan farklılıklardır.

Filmin özellikle ilk 40 dakikası korku filmi atmosferinde, gerilim dolu anlara sahip. Yine Anlat İstanbul filminde yönetmen koltuğunda oturmuş Selim Demirdelen, bu filmde müziklere el atmış ve oldukça özgün ve bir o kadar filmin atmosferine uygun sesler ortaya çıkarmış.

Ümit Ünal’ın minimalizm yaklaşımı ile çizmiş olduğu resim, 4 ayrı karakteri bir arada tutan şeylere temas ediyor. Aynı kabuğun altında olmamıza rağmen çok farklı kişiler olduğumuzu nar metaforu ile anlatmak oldukça yaratıcı. Devlet kurumunun adaleti sağlamadığı noktada birey kendi adaletini aramaya kalkışır. Falcı Asuman’ın trajedisi de budur. Deniz ise romantik bir karakterdir. Falcı Asuman’ın kararlı duruşuna karşı oldukça duygusal tepkiler vermektedir. Bu oyuna dahil olan 3.kişi Mustafa ise köyde büyüyen, gençliğinde zinaya karışmış fakat tövbe etmiş bir Anadolu erkeğidir. Doktor Sema ise tamamen rasyonalist, her konuda mantığıyla hareket eden ve bu doğrultuda karşısındakini hiçe sayabilecek kadar kararlı bir kadındır. Deniz ile olan ilişkilerinde baskın taraftır. İşte tüm bu farklı karakterlerin yansımasıdır “nar”. Bir evin salonunda kozmopolit yaşantıların birbirleriyle olan kimlik çatışmaları ve arkasında gelişen sistem sorgulamaları, kimin haklı kimin haksız olduğunu seyirciye bırakmakta. Finali ise bu konuyu desteklemekte. Yine Ünal 2013’te Süleyman Demirel Üniversitesi’nde M.Sözen’e bir dergi için verdiği röpörtajda nar metaforunu şöyle açıklar: “Kalabalık gruplara bakınca farklı insanların, farklı zihniyetlerin, farklı yaşamların, farklı inançların kavga etmeden bir arada olduğunu görüyorum. Bu kadar farklı insanı birlikte tutan şeyin ne olduğunun peşine düştüm. Nedir bizi birbirimizin boğazına sarılmaktan alıkoyan? Herkes kendine din, fikir, ideal gibi bir inanç seçiyor ve biz bir arada olmayı başarabiliyoruz. Tıpkı narın içindeki yüzlerce tane gibi çok farklı mahlûklarız. Bizi bir arada tutan şey narın kabuğu olan inançlarımız diye düşündüm. O kabuğu da çatlatmak istedim”.

Filmin finali veya Deniz’in gördüğü rüyanın belirsizliği tamamen seyirciye bırakılan cevaplanmamış sorulardır. Modernize anlatıdan güç alarak bu açık uçlu soruları seyirciye soran Ünal adeta seyircide kafa karışıklığı yaratarak her seyircinin eleştirel bir şekilde kendi cevabını bulmasını ister.
Film Box Office Türkiye verilerine göre sadece 8.588 kişi tarafından izlenerek 83.702₺ gelir elde etmiş. Aynı zamanda Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Sanat Yönetimi”, Uluslararası Antalya Film Festivali’nde “Kadınlar Jürisi Ödülü”, Uluslararası Van Gölü Film Festivali’nde “En İyi Müzik”, Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri’nde ise “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerine layık görülmüş.

erdinc bozkurt
3 Temmuz 1996 yılında Bodrum’da doğdum. Sinemaya olan merakım ilk olarak oyunculuk ve tiyatro ile başladı. Ortaokul yıllarımda televizyonda yayınlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı program, tiyatro skeçleri yazmama ve okulda oynamamda etkili oldu. Liseye geçtikten sonra yazdığım tiyatro skeçleri yerini film senaryolarına bıraktı. Her gün film izleyerek sinemalar.com da amatör yorumlar yazmaya başladım. Uşak Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü okumaya başladım ve sinemanın toplumsal boyutlarını incelemeye başladım. Lisans Bitirme Tezi’mi “Sinemada Amerikan Milliyetçiliği: Süper Kahraman Filmleri Üzerine Değerlendirme” çerçevesinde ele aldım. Yüksek lisansa hazırlanmaktayım ve yüksek lisans tezimi, yaşadığım yer Bodrum’un geçmişten günümüze kültürel ve sinema mekanı açısından dönüşümü üzerine yazmayı hedefliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.