Stan ve Ollie, yalnızca bir dönem kuşağının bildiği bir komedi ikilisi olmaktan ziyade, tarihte hatırı sayılır bir üne sahip Stan Laurel ve Oliver Hardy çiftinin hayatının bir kesitini bize sunan bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Pırıl Tatari

Film, Laurel ve Hardy çiftinin şöhret hayatlarını konu almak yerine, kariyerlerinin bir noktasında yaşadıkları yol ayrımı ile başlayarak, ikilinin şöhret basamaklarından düşüşlerini, yeniden bir araya gelmelerini, çatışmalarını ve dostluklarını konu ediniyor.  Laurel ve Hardy çifti için perde arkası veya kamera arkası diyebileceğimiz gerçek hayatın onlar için başladığı yer, eğlence dünyasının görünmeyen yüzüdür. Bu görünmeyen yüz, işte filmin çıkış noktası.


Toplumsal yapıda meydana gelen değişimler, toplum-birey ikiliği içerisinde karşılıklı bir etkileşime neden olmaktadır. Özellikle ekonomik alandaki değişim sosyal alanda etkisini güçlü bir şekilde gösterir.  Kapitalizmin yükselişi ile piyasa, rekabet, hırs, para gibi birtakım kavramlar önem kazanmıştır. Şöhret ve paranın özellikle eğlence sektöründe ayrılmaz bir ikili haline gelmesi, bu sektörde yer alan kişilerin tutumlarının da değişmesine sebep olmuştur.  Hayatlarını sahne üzerinden kazanan Stan ve Ollie çiftinin kariyer hayatı, kapitalist eğlence sektöründeki ekonomik değişimden nasibini almıştır. Yalnızca kapitalizmin iplerini ellerinde tutan işverenler de değil, çalışanlar da sahip oldukları işi elinde tutabilmek adına kendileri dışında herkesle rekabet halindeydi. Filmin henüz başında Laurel ve Hardy’nin yollarının bu yüzden ayrıldığını görmekteyiz. Ancak ikilinin on altı yıl sonra yeniden bir araya gelmeleriyle yaşananlar, aslında karakterlerin birbirine zıt sayılabilecek birtakım özelliklere sahip olduklarını anlamamızı sağlıyor.

Stan Laurel, sinemada karşımıza çıkan ikiliklerde yaratıcı, çalışkan ve disiplinli tarafın temsili. Film boyunca onu sık sık üretme ihtiyacı ile daktilosunun başında görüyoruz. Aklına gelen her yeni senaryoyu Oliver ile paylaşıyor ve gerek yaratıcı süreçte bulunmaktan gerek de bu sürecin ürünlerini paylaşmaktan haz duyuyor. Eşi Ida ise, Rus bir dansçı olmasından ileri gelen disiplinli yapısıyla Stan’in hayat tarzı ile benzerlik gösteren bir karaktere sahip. Bununla birlikte Stan, ikili yapıdaki çalışkan kısmı temsil etmekle kalmıyor, aynı zamanda sakar ve komik olmak gibi özelliklerin de temsili olarak yer alıyor. Buna karşılık Oliver’ı, Stan’in yaratıcı sürecinin sonucunda ortaya çıkan oyunlarda sahnede görüyoruz. Oliver, daktilodan çıkan kelimelerin, cümlelerin, senaryoların hayat bulmasında Stan’e göre daha belirgin bir role sahip. Stan’i daktilosunun başında ne kadar görüyorsak Oliver’ı da bir o kadar sahne üzerinde veya sahnenin dışında insanlarla etkileşim içerisindeyken görüyoruz. Stan’in yaratıcılığı karşısında sosyal alandaki pasifliği, Oliver’ın sosyal ilişkilerdeki yetkinliği karşısında rahatına düşkünlüğü bu ikili yapı içerisinde tarafların temsili özelliklerinin göstergesi. Ida’nın aksine Oliver’ın eşi Lucille, eşinin sağlığı ve rahatı için Oliver’ın üzerine titrer. Ancak bu zıtlıklar film içerisinde Oliver’ın da dediği gibi ‘bir elmanın iki yarısı’ olmaya engel değil.

Film, Stan ve Ollie çiftinin ekonomi-toplum alanında yaşanan gelişmeler ve beklentilerin değişmesiyle beraber kariyerlerini hayatta tutabilmek adına hem kendi aralarındaki hem de toplum için ancak topluma rağmen çatışma-uzlaşmayı temel alıyor. Teknoloji alanında yaşanan gelişmelerle  tiyatronun yerini film endüstrisinin alması, film yapımcılarının piyasa koşullarını dikkate alarak en yüksek kar getirecek işleri hayata geçirmesi arasında doğru orantı vardır.  Stan ve Ollie’nin on altı yıllık aradan sonra kaçırdığı toplumsal gelişmelere uzak kalmaları en başta anlamlandıramadıkları bir başarısızlık sürecinin ortaya çıkmasına neden olur.  Bunun yanında yukarıda da bahsedildiği gibi en yüksek kar için yalnızca film yapımcıları da değil Stan ve Ollie bile birer çalışan olarak çabalar. Filmin başında ise bu adımın sonuçları, iki karakterinde uzun süreliğine ayrı bir yol izlemesine sebep olur. Sinemanın doğası gereği ikilinin gerçek hayatta yaşadığı ancak yaşananların bir yere kadar aktarılabildiği olaylara baktığımız vakit Laurel ve Hardy çiftinin eğlence sektörü içerisinde ve insan olmanın kaçınılmaz özelliği olarak yaşadıkları fikir ayrılıkları ve çatışmalarının zaman içerisinde uzlaşılması ile iş ilişkisinin dostluk ilişkisine doğru bir dönüşüm geçirdiği görürüz. Oliver Hardy’nin ölümü üzerine Stan Laurel’ın sahneye çıkmayı reddetmesi ve bununla birlikte hala Stan ve Ollie için senaryolar kaleme almaya devam etmesi bu dönüşümün en büyük göstergesidir. Ne Hardy’siz ne de Laurel’sız Stan ve Ollie çiftini düşünmek mümkün değildir. Birinin eksiliği veya bu eksikliğin ikili yapı dışında yer alan üçüncü kişiler tarafından doldurulmaya çalışılması durumunda artık bizim bildiğimiz ikili yapı parçalara ayrılmak durumunda kalır!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.