Border / Sınır İran doğumlu, İsveçli yönetmen Ali Abbasi’nin ikinci uzun metraj filmi. Haziran 2019 itibariyle, farklı festivallerde 24 adaylığı 16 tane de ödülü görünüyor. Bu ödüller arasında, Cannes Film Festivali’nde aldığı özel bir bakış ödülü de yer alıyor. Filmin uyarlandığı öykünün yazarı John Ajvide Lindquist, Let the Right One İn’in (Tomas Alfredson 2008)  yazarı aynı zamanda. Sınır, ismiyle müsemma biçimde yan anlamlarıyla birlikte sınır mevhumuna dair bir film. Eğer toplumsal hayata ve sinema izleme deneyimine dair tabularınız varsa Sınır’ı izlemekte zorlanmanız, filmi garipsemeniz ve “fantastik” yorumunu yapmanız hayli mümkün. Oysa Sınır fantastik türüne ait bir film değil. Günümüz İsveç’inde geçiyor.

Sınır, kimliklerimizi kurmak için kullandığımız her türlü sınıra atıf aslında. Solucan yemek yememek, çirkinlik, kadınlık erkeklik, yalın ayak yürümek yürümemek.. Baş roldeki Tina ve Vore yaşadığı toplumda kendisini farklı hisseden herkes olabilir. Uyum sağlamak adına kim olduğunu (örneğin eşcinselliğini) saklayan, onay görmek için etrafındaki insanlara benzemeye çalışan herkes Tina ve Vore olabilir.  “Tuhaf” olan bu iki karakterin yerine gündelik hayatta “tuhaf” bulduğumuz herkesi koymak mümkün. Görünüşünü, hayat tarzını, derisinin rengini, karakterini “tuhaf” bulduğumuz için komşumuz olmasını ya da aynı evde yaşamak istemeyeceğimiz herkes hakkında bu film. Tina ve Vore bu bağlamda tamamen temsil / metafor olarak düşünülmeli.

Ali Abbasi The Guardian’da yayınlanan söyleşisinde Sınır filminde ne yapmaya çalıştığını net biçimde anlatıyor; Bu film bana göre, bir insanın sınırlarının ne olduğu ile ilgili. Bir insanı araba ya da makine olarak görsek, çıkaramayacağımız parçası ne olurdu, hangi parçaları çıkarmamıza rağmen ona hala insan dememiz mümkün olurdu ? Üreme organları bu hayati parçalar arasında yer alır, ancak Sınır toplumsal cinsiyetin akışkanlığından ziyade kimlikle ilgili bir film. Tina toplum dışında konumlanan bir yabancı. Ona hep kaçıkmış gibi davranılmış. Kendi kimliğine sahip olmak ve saygı görmek istiyor, yalnız hissediyor. Bu kadar basit. Abbasi,  filmdeki karakterlerle benzer özelliklere sahip. Tahran yakınlarında doğup büyüyen yönetmen mimarlık okumak için 2000 yılında İsveç’e geliyor ve Danimarka Ulusal Film Okulu’ndan 2011 yılında mezun oluyor; İsveç gibi homojen bir topluma geldiğinizde ve İsveççe bilmediğiniz zaman tamamen yabancısınızdır. Fakat doğru insanlarla doğru bağlamda bir araya geldiğinizde bu durum anında lehinize değişir. Abbasi, üst orta sınıf kökeninin, deri renginden daha güçlü bir belirleyici etken olduğunu, bu nedenle kendi vatandaşlarından ziyade batılı bir bireyle daha fazla ortak noktası olduğunu söylüyor. Abbasi’ye göre kimliklerimiz katı değil, her birey üç ya da dört farklı insanı bünyesinde taşıyabilir.

 Tina, Vore’dan kendisi ile barışmayı kim olduğunu öğreniyor. Ancak Tina aynı zamanda sınırlar arasında bir geçiş ve sentezin temsili. Çünkü Vore’u var eden duygu farklı olmaktan ötürü yaşadığı mağduriyetin kin ve öfkesi. Tina ise kin ve öfke yerine birlikteliği, bir arada olabilmeyi temsil ediyor. Kendi olarak ve öfke duymadan birlikte var olabilmeyi.

Border: a Nordic noir romance with cinema’s weirdest sex scene 6 Mart 2019 https://www.theguardian.com/film/2019/mar/06/border-movie-sweden-iranian-director-ali-abbasi-cannes-neanderthals-weirdest-sex-scene-cinema

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.