System Crasher / Oyunbozan’ı İstanbul Film Festivali’nde bir şekilde kaçırdığım için Ankara Film Festivali’nin hıncahınç dolu salonunda izledim, neyle karşılaşacağımı az çok tahmin ediyordum ama bu kadar çaresiz bir döngünün içine düşeceğimi tahmin etmemiştim.

Tatlılar tatlısı Benni çocuklar yaşadığı travmalar yüzünden birdenbire kendisini kaybedip öfke nöbetleri geçiren dokuz yaşında bir kız. Film çocuğun yaşadığı travmaların değil onun sonuçlarının ve onu nasıl kurtarırım derdinde. Bir yandan uyuşturucu bağımlısı bir anne ve   iki küçük kardeş. Annenin hayatına aldığını adamların Benni’ye bir şekilde şiddet ya da taciz uyguladığını anlıyoruz ufak bir konuşmadan. Ve sonuç ortada. Normalini bulamayan bir çocuk!

Benni bir yandan arkasından koskoca bir sosyal hizmeti, sosyal sistemi de sürüklüyor. Bir çocuk için pervane olan koca bir sistemin çaresizliğine toslamak, her denemenin ellerinde patlaması ama buna rağmen yılmamaları ve sürekli yeni metotlar denemeleri… İster istemez kendi sosyal sisteminle kıyaslıyorsun, bir kere daha kahroluyorsun!

 

Benni’yi oynayan Helena Zengel o kadar müthiş bir performansla karşımıza çıkıyor ki, ondan o performansı nasıl aldıklarını, nasıl bir çalıma sistemi izlediklerini merak ediyorsunuz, bu anlamda filmin yönetmeni Nora Fingscheidt’i takdir etmek lazım. Bizi Benni’nin sancılı dünyasıyla karşılaştırıp, o yaştaki çocukların yaşadıkları çaresizlikle bir kez daha sınadığı için. Çünkü filmi izlerken sürekli sınanıyorsunuz. Benni’nin mutlu olup kendini bulacağı yer annesinin yanı gibi görünüyor, Benni’de bunu istiyor ama anne kendi içindeki sorunları halledemediği için Benni’den uzak duruyor.

Benni ufacık kafasında neden annesiyle olamadığının travmasını yaşayıp, etrafında olan her şeyi reddediyor, yaşıtlarıyla oynamayı reddediyor, istekleri olmadığı zaman her şeyi yıkıp geçiyor. Ya da bulunduğu ortamdan kaçıp annesine ulaşmaya çalışıyor. Benni’nin izledikçe iki duygunun peşinde olduğunu görüyoruz. Birisi annesi, diğeri yaşayamadığı baba figürü. O yüzden okula giderken ona eşlik eden Micha’yı baba olarak kabul etmeye hazır hale geliyor. Tabii Micha’da Benni için inanılmaz bir çaba harcıyor, onu ıssız doğanın ortasında tedavi etmeye çalışıyor. Ama ya tekrar sosyal ortamlara dönüldüğünde… Sosyal ortamlarda bizlerden beklenen şeyi yapmadığımızda yediğimiz hasta, sorunlu damgası, belki onu da sorgulamak lazım. Benni böyleyken biz yarattığımız sosyal ve güvenli ortamlarda çok mu normaliz!  Her şeyin defalarca sil baştan yaşandığı filmde Benni adına yoruluyoruz bize hastane sedyesinden boş gözlerle bakarken.

System Crasher mükemmel toplumu yaratırken, aradan fırlayan pürüzleri (!) çözmek konusunda çok da başarılı olamayan ama çabalayan bir sistemi de gözümüzün önüne getirmesiyle, sevginin bir çocuğun ana maddesi olmasına rağmen kimden geldiğiyle ilintili olduğunu söylemesiyle ve bir çocuğun sosyal denek olduğunu kabul edip bu deneklik rolünü yıkmak için onlar kadar azimli olduğunu sürekli önümüze sürmesiyle anlam kazanan bir film. Tekrarlı bir anlatımı olmasına, sürekli denemesine rağmen yoran ama asla sıkmayan bir film. Ve Benni’nin küçük dünyasını rahatlatmak için ben ne yapabilirim acaba diye düşüneceğiz bir film Oyunbozan! Kaçırmayın!

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.