Her yıl olduğu gibi Avrupa’nın en büyük film festivali ana yarışma dahil farklı bölümlerdeki filmleri takipçilerine duyurdu. Farklı ülkelerden usta yönetmenler, yeni yetenekler ve adı az bilinen ama saygın sinema yapıtları kendilerine seçkide yer buldular. Bu yazıda Cannes Film Festivali’nde bu yıl yarışacak öne çıkan filmlere göz atarken, seçkinin geri kalanına da kısaca değineceğiz.

A Hidden Life – Terrence Malick

Usta yönetmenden uzun zamandır verimli işler göremesek de ona güvenimiz devam ediyor. Almanca çektiği bu yeni filminde Avusturyalı bir adamın hikayesini mercek altına alıyor. Franz Jägerstätter isimli bu adamın en büyük özelliği ise vicdani retçi olduğu için Nazilerle beraber 2. Dünya Savaşı’na girmeyi reddediyor. Malick yine kendi içinde sayıklamalarıyla, belli ki görsel bir şölen sunuyor ve savaşın anlamsızlığı üzerine bir şiir yazıyor.

Dolor y Gloria – Pedro Almodovar

Melodramlar arasında kaybolmaya başlayan Almodovar yıldız oyuncuları Penolope Cruz ve Antonio Banderas’ı bir araya getirerek geçmiş ile günümüz arasında sıkışan insanların hayatlarına kendi üslubuyla bir bakış yöneltiyor. Almodovar formda olduğu takdirde bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Ama yönetmenin hangi motivasyonla bu filmi çektiği soru işaretleriyle dolu bir yolculuk gibi. Yine de festivalin ağır toplarından olacağı kesin diyebiliriz.

The Dead Don’t Die – Jim Jarmusch

Kendine has filmleri, kahvesi ve sigarasıyla Jarmusch filmlerinde yönetmene özgü bir mizahın olduğu söylenebilir. Vampirlerin manifestosunu yazan yönetmen, bu sefer zombiler tarafından bir arayışa gidiyor. Yine birbirinden yıldız oyuncu kadrosuyla ışıldayan yapım, Cannes Film Festivali’ni açarken, karşımıza daha popcorn bir iş olarak pazarlandığı söylenebilir. Bir anlamda ilk fragmanından anladığımız kadarıyla Zombieland – Ghost Dog karışımı diyebileceğimiz The Dead Don’t Die, kağıt üstünde yarışmalı bölümün en iddiasız filmlerinden biri olarak gözüküyor.

Sorry We Missed You – Ken Loach

Bir teslimat arabası şöforü ve karısının modern İngiltere’de yolculuğuna odaklanan film, konusu konusunda pek sır vermese de, belli ki Loach’ın işçi sorunlarına eğildiğini biliyoruz. Yine bunu temel alarak modern hayatın gedikleri üzerinden iyi bir hikaye anlatacağına dair kuşkumuz yok. Loach bu sefer jüriyi etkiler mi bilinmez ama kendine has bir seyircisi olan yönetmenin sosyal konulardaki hassasiyeti bilinen bir gerçek olarak yüzümüze tokat çarpabilir.

Young Ahmed – Dardenne Kardeşler

Avrupa’da baskın bir şekilde toplumsal nefrete dönüşen İslamifobi, bu sefer Dardenne Kardeşler’in kamerasından önümüze servis ediliyor. Radikal bir şekilde Kur’an’a bağlı olan Ahmed’in öğretmenini öldürme planına odaklanan film, iki uçlu değnek gibi gözüküyor. Şanslıysak Avrupa insanının iki yüzlülüğü göstererek bize çarpıcı bir iş olarak sunulur. Aksi takdirde elitist beyaz ırkın yabancı düşmanlığının belgelendiği bir film olmaktan öteye gitmez.

It Must Be Heaven – Elia Suleiman

Bu yılın Panahi imzalı Taxi’si diyebileceğimiz yeni Elia Suleiman filmi, yarı kurmaca yarı belgesel bir film olarak karşımıza kara mizah sosuyla sunuluyor. Elia Suleiman’ın kendisi ve oğlunun filmde başrolü paylaştığı bu ilginç film, Suleiman’ın gezileri sırasında gittiği yerlerle Filistin arasında ilişki kurduğu iğneleyici bir komedi olarak festivalde yerini alıyor. Bu tip filmlerin yarışmada pek şansı olmasa da, filmin kurgusunun başarısı filmin geleceğini etkileyecektir. Türkiye’den de Zeyno Film’in ortak yapımcı olduğunu notlarımıza ekleyebiliriz.

Matthias & Maxime – Xavier Dolan

Sinemanın altın çocuğu 30 yaşında! Bir önceki filmi The Death and Life of John F. Donovan’ı nedense insan gözüyle göremediğimiz yönetmen, kötü eleştirilerden kurtulmanın yolu olarak yeni filmiyle karşımıza çıktı. Yeni filminde bir dostluk hikaye anlatması dışında başka ayrıntı öğrenemediğimiz yapım, bakalım Dolan’ın sinemasında yenilenmenin başlangıcı olacak mı göreceğiz.

Parasite – Joon-ho Bong

Güney Kore sinemasının yıldız yönetmenlerinden Joon-ho Bong her filmiyle heyecan yaratmaya devam ediyor. The Host, Mother, Snowpiercer, Memories of Murder gibi başyapıtlara imza atan yönetmen yeni filminde bir ailenin sırlarla dolu hikayesine imzasını atıyor. İşsizlik sorunlarını merkezine alan bu yeni film, belli ki Cannes sonrası en çok konuşulacak filmlerden biri olacaktır.

The Whistlers – Corneliu Porumboiu

Yeni bir Rumen usulü kara komedi ile karşı karşıyayız. Muhtemelen kimse gülmeyecek. Uzun planların hakim olduğu, sade görsel tasarımıyla izleyiciyi zorlama ihtimali de yüksek görünüyor. Ama filmi merak etmeden duramıyoruz. Bir suç filmi olarak değerlendirebileceğimiz The Whistlers, bir iş adamının hapishaneden kurtulmak adına o bölgenin lehçesini ve argosunu çözmesi gerekmesi üzerine tuhaf bir olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Bükreş’in Doğusu, Polis.adj,  Bükreş’e Gece Çöktüğünde Ya Da Metabolizma gibi filmlere imza atan yönetmen Porumboiu’ye güvenmekten başka çaremiz yok.

Bu filmler dışında göze çarpan diğer yarışma filmleri ise şöyle diyebiliriz.

Berlin’den “İnce Buz, Kara Kömür” filmiyle Altın Ayı’yı alan yönetmen Yi’nan Diao The Wild Goose Lake filmiyle geri dönüyor. Gangsterlerle başı belaya giren insanlara odaklanıyor. Yılların eskitemediği Marco Bellocchio The Traitor filmiyle eski formuna dönüp dönmediğini bu yarışmada sorgulayacak. Fransa’nın torpilli yönetmenlerinden Arnaud Desplechin, yeni filminde yanına Lea Seydoux’u alarak bir cinayetin iç yüzünü anlattığı Roubaix, une lumière ile yarışmalı bölümde yine gereksiz yere yer alıyor.

Komedi filmleriyle tanınan Justine Triet, yine aynı türe yakın duran bir dram olan Sibyl ile festivalde yerini alıyor. Filmin oyuncu kadrosunun büyüleyiciliği festivale girme sebebi olabilir. Bakalım anayarışmada neler yapabilecek? Portrait of a Lady on Fire filmiyle haklı bir şekilde Céline Sciamma ana yarışmada yerini alıyor. Tomboy ve Girlhood filmleriyle artık A sınıfı yönetmenler arasına girmeyi hak eden yönetmen bu yıl rüştünü ispatlamayı deneyecektir.

Az bilinen kaliteli filmlerin yönetmeni Jessica Hausner yeni filmi Little Joe ile bilim kurgu bir filmle seçkiye dahil oldu. Bir bitkinin genetik kodlarının değiştirlmesi sonucunda insanları etkilemesini anlatan film, bu yılın en merak edebileceğimiz sürpriz filmi olabilir. Aquarius ve Komşu Sesler gibi iki iyi filme imza atan Brezilyalı yönetmen Kleber Mendonça Filho yanına Juliano Dornelles’i alarak Bacurau adlı gerilim filmine imza atmış görünüyor. Sırlarla dolu kırsal kesim hikayelerinden birini daha merakla bekleyeceğiz. Küçük ama etkili bağımsız işlere imza atan Ira Sachs, Isabelle Huppert başta olmak üzere yıldız oyuncularla bezeli Frankie filminde üç kuşağın tek günde değişen hayatlarına eğiliyor.

Son olarak ana yarışmada ilk filmleriyle yer alacak tazecik yönetmenlerden ilki Sefiller uyarlaması Les Miserables ile Ladj Ly; diğer yönetmen ise daha çok oyunculuğu bilinen Mati Diop… 35 Rhums, Killer Simon gibi filmlerden anımsayabileceğiniz Diop, Atlantique ile yarışmaya dahil olarak Cannes’da ana yarışmada yarışan ilk Afrikalı kadın yönetmen ünvanın sahibi oldu.

Haktan Kaan İçel
1984 yılında İstanbul’da doğan Haktan Kaan İçel, öğretim hayatını aynı şehirde devam ettirdi. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema-TV bölümünden mezun olduktan sonra çeşitli kısa film çalışmalarında bulundu. Dizi sektöründe çeşitli dizilerde senarist olarak yer aldı. 2002 yılında Mahzen Öykü Yarışması’nda “Kalplerdeki Mutluluk Masalı” adlı yazdığı öyküsü birinci seçildi. Aynı öykü 2003 yılında “Ölümsüzler” adlı antolojide yer aldı. "Öğrenciliğin Kitabını Yazdık, Üstelik Kopya Da Çekmedik" adlı mizah kitabının yazarlarından biri oldu. 2006 – 2014 tarihleri arasında Xasiork Öykü ve Roman Yarışmaları jürilerinde yer alan Haktan, son yıllarda çocuk ve gençlik yazını ile de ilgilenmektedir. “Xasiork Dergi”, “Zifir”, “Genç Haberler”, “Genç Kalemler”, “Come” gibi dergilerde yazıları ve öyküleri yayınlandı. “Kült, Kitsch, Klişe”, “sinemasal dünya” ve “bakınız” adlı bloglarda sinema yazıları yayınlanan yazar, belli aralıklarla bu dergilere yazmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.