Home KÖŞE Belgeselci: Semra Güzel Korver Belgesele cemre düştü!

Belgesele cemre düştü!

0
716

Baharla birlikte festivaller ardı ardına gelmeye başladı. Durağan bir döneminin ardından ama öyle ama böyle, az bütçeli ama orta bütçeli belgeseller seyirciyle buluşmaya başladı birer birer… Adeta belgesele cemre düştü.

Bu yıl, 30. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde  Kanat Atkaya ve Mehmet Turgut ile birlikte belgesel bölümün jürisinde yer aldık. Finalde 10 film vardı. Genel olarak dikkatimi çeken bir fil hariç tümünün Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli olması. Bir iki belgesel de ilaveten AB’den fon almış. Sadece bir belgeselin ciddi sponsoru vardı. Yanı başımızdaki konulara profesyonelce yönelmeler artmış. Ya ailelerinde ya da çevrelerinde gözlemledikleri hikayeleri anlatan, dedesinin, büyük büyük dedesinin izini süren iki belgesel: Bir Rüya Gördüm Anlatsam da Anlamazsınız ve Vatana Giderken Heimei-Maru.  Down sendromlu 3 karakterin kendini topluma kabullendirme mücadelelerini anlatan Kromozom Kardeşler…

Bir belgeselci olarak beni en çok sevindiren salonların dolu olmasıydı. Ankara seyircisinin 9 TL olan giriş biletini alarak  belgesele gösterdiği semaimi ilgi cidden harikaydı. İşte bir festivalin en önemli başarılarından biri de budur ya. Filmleri dolu salonlara gösterebilmek. Seyirci ile filmi ve ekiplerini buluşturmak, paylaşmak, tartışmak, birlikte yeniden düşünmek, yorumlamak, sorgulamak… Ayrıca jürinin filmi seyirci ile salonda izlemesi de çok doğru bulduğum bir uygulama.

Yalnız festivalde uzun, orta, kısa metraj belgesellerin aynı kategoride olması, öğrenci ve profesyonel filmlerin yine aynı sepette olmasını pek doğru ve adil bulmadım. Hem gösterim açısından hem yönetmenlerle seyircilerin söyleşisi açısından sorun oluşturdu. Ama, işte…  yine benzer yaklaşımlar, salon ve süre sorunu, bütçe sorunu vs. vs. Evet sorunları biliyoruz ama belgesel ve kısa filme yer verdiği için övünen ve bunu önemseyen bir festivalinde işi biraz daha itinalı ele alması gerekmez mi? Jüri üyelerinin, belgesel ve kısa film yönetmenlerinin davet edilmesinden, karşılanmasından, bilgilendirilmesinden, açılış ve galadan tutun da filmlerin kategorizasyonuna ve ödüllerin sunumuna kadar biraz daha özenli olunamaz mıydı?  Bazen bütçesel sorunlar neden olmuyor ki her olumsuzluğa. Film festivali dediğiniz de zaten kısa ve belgesel filmler de işin içine kendiliğinden girer, bu bir altı çizilecek durum olmamalı. Son yıllarda belgesellerin birkaç festivalden çıkarılması bu durumu altı çizilesi bir hale getirdi ne yazık ki. Bir normalleşse bir festivalde belgesel ve kısa filmlerin de kurmaca filmlerle aynı seviyede ve eşit özenle yer alması…

Maalesef bu yıl Anakara Film Festivali ekonomik nedenlerden dolayı her kategoride sadece bir filme ödül verme kararı almış. Jüri Özel ödülü dahi yok. Bu durum elbette üzücü. Ödülü pek önemsemediğimi, aslolanın devamlılık göstererek üretmek ve paylaşmak olduğunu defalarca yazıp söylemişimdir. Ama şu da var ki; ödül bir sonraki film için önemli bir motivasyon ve oyunun güzel bir parçası.

Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne? filmi ile yönetmen-yapımcı Rena Lusin Bitmez en iyi film ödülünü aldı. Belgesel Ermenistan’dan İstanbul’a göçmen olarak gelen Ermeni ailelerin yaşam mücadelelerini, çocuklarına eğitim verme çabalarını üç çocuğun hikayesi üzerinden anlatıyor. Gerek fikri ve konusu, gerek göç meselesine yaklaşımı, gerek sinematografisindeki başarısından ve bıraktığı güçlü etkiden dolayı en iyi film ödülünü bizce hak etti. Yönetmen ve karakterler arasında öyle güçlü ve güvenli bir ilişki kurulmuş ki aradaki kameranın varlığı erimiş gitmiş. Herkes o kadar kendisi ki filmde. Yönetmenin duruşu ve sade sinematografisi de oldukça etkili. Hiç ajite etmeden evrensel bir dille, yalın bir kamera ve kurgu ile anlatmış anlatmak istediğini. O göçmen karakterler Ermenistan’dan değil Suriye’den, Afganistan’dan, Afrika’dan da olabilirdi. Olay dünyanın bilmem neresinde de geçebilirdi. Tanrı Göçmen Çocukları Sever mi Anne?; zamanı, mekanı, kişilerin milliyetini, dilini, dinini ortadan kaldıran ve  tüm dünyanın  meselesi olan  göçmenliği, bir insanlık hali olarak oldukça iyi anlatan bir film olarak  ödülü kucakladı.

Ankara seyircisine, 30 yıldır bu festivali gerçekleştirenlere, özellikle de festivalin gönüllülerine ve jüri arkadaşlarım Kanat Atkaya ve Mehmet Turgut’a teşekkür ederek nice festivallere diyorum. Kültüre ve sanata candan destek olan sponsorlar da çok yaşasın…

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema mezunu. Aynı alanda, aynı üniversitede Doktora’ya devam ediyor. Profesyonel yaşamı 1992-99 yıları arasında VTR Araştırma Yapım-Yönetim Şirketinde geçer. 1999’dan günümüze TRT İstanbul Televizyonunda prodüktör ve belgesel yönetmeni olarak çalışmaktadır. 1992’den bu yana başta belgesel yapımlar olmak üzere pek çok haber, kültür, reklam ve tanıtım projesine Araştırmacı, Prodüktör, Yönetmen, Editör ve Danışman olarak imza atar. Dönüşüm, Fan-Atik, Şehir İnsanları, Alamnya Alamanya, Multikulti Haberler belgesellerinden bazılarıdır. PRİX Europa, Al Jazeera, Altın Portakal, Malatya, Oscar Türkiye Seçici Jürisi gibi bir birçok ulusal ve uluslararası film festivalinde jüri üyesi olur, ödüller alır. İ.Ü. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu, Radyo-TV Yayıncılığı Bölümünde ders verir (2001-02). Avrupa Konseyinin “ayrımcılığa karşı sesini yükselt” kampanyasında uzman olarak yer alır (2010). Avrupa Konseyi, TRT ve Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen Avrupa Medya Buluşmasının koordinatörlüğünü yapar (2010). Güneydoğu Avrupa Yayın Birliği (SEE PMS), Ortak Yapımlar Grubunda editör olarak bulunur (2011-2013) Avrupa Yayın Birliği(EBU) Kültürlerarası ve Çeşitlilik Grubunda bir sezon başkanlık yapan Korver (2011-13) 8 yıl oyunca bu grupta prodüktör, yönetmen ve editör olarak çalışır. Bazı kitap ve dergilerde makaleleri, denemeleri ve röportajları yayınlanır. Bir sezon başkanlığını da yaptığı Belgesel Sinemacılar Birliğinin kurucu ve aktif üyelerindendir. Festivallerde ve üniversitelerde Belgesel Sinema Atölyeleri yapmaktadır. Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. Neyyse (www.neyyse.com) adlı bloğunda ve Cinedergi'de belgeselci adlı köşesinde (www.cinedergi.com) yazmaktadır.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.