80’ler sineması denilince özellikle de belirli bir yaştaysanız sayabileceğiniz pek çok film vardır. Rambo, Rocky, Terminator, Robocop ve elbette The Karatde Kid en başta gelenler arasında yer alıyor. 1984 yılında Robert Mark Kamen tarafından senaryosu kaleme alınan ve Oscar ödüllü yönetmen John G. Avildesen tarafından çekilen The Karate Kid video furyası olarak tanımlayabileceğimiz dönemde deyim yerindeyse ortalığı alt üst etmişti. Öyle ki peşinden The Magic Kid, 3 Ninjas gibi seriye dönüşen benzer filmlere de ilham olmuştu.

Geçtiğimiz sene televizyon dizisi olarak ekranlara gelmeye başlayan Cobra Kai orijinal filmden tam 34 yıl sonrasında geçen olayları anlatıyor. Hatırlanacağı gibi orijinal filmde Daniel adlı bir genç taşındıkları yeni mahallede bir takım zorba genç tarafından hem sokakta hem de okulda tartaklanıyor, çareyi ise aynı blokta tanıştığı Okinawalı karate ustası Mr. Miyagi’den ders almakta buluyordu. Bu formül ne kadar basit gözükse de aslında değil. Önce filmden başlayalım ve sonra diziye adım adım ilerleyelim…

Kalplerdeki Yeri Hep Farklı

The Karate Kid filminin hikâyesi sadece dövüş sanatlarını öğrenmek, intikam almak gibi rutin bir çizgide ilerlemiyordu. Filmde bugünün anne-balarına sıcak gelen noktalar arasında; aile, sorumluluk, dostluk, gençlik sorunları, zorluklarla göğüs germe gibi film içerisinde anlatılmaya çalışan pek çok unsur vardı. Bu da filmi sıradan bir karate filmi olmaktan çıkararak gençlere, çocuklara daha sıcak, yakın ve anlamlı gelmesine neden oluyordu.

Babası ölmüş olan Daniel (Ralph Macchio)’ın yeni okulunda çektiği uyum sorunu, yalnızlık, öfke, bir yere bağlanma, tutunma isteği gibi etkenler aslında ergenlik döneminde hemen her gencin yaşadığı ve içinden çıkmaya çalıştığı sorunları gösteren bir ayna gibiydi. Aile içerisinde, okulda yaşanan sorunlar, anlaşılamama hissi, sevdiği kızın eski sevgilisinin en azılı rakibi olması pek çok detay söz konusuydu.

Daniel ise bu gibi sorunlarla hem karate öğreterek savunmasına yardımcı olacak hem de hayattaki yerini bulmada etkisi yadsınmayacak baba figürü Mr. Miyagi (Pat Morita) ile yüzleşecektir. Okinawa’dan Amerika’ya göçüp gelmiş olan Mr. Myagi bir savaş gazisidir. Bunun yanında onun da geçmişinde başından pek çok olay geçmiştir. 1986 yapımı devam filminde geçmişte ne gibi olayların yaşandığını da görmüştük.

Cilala Parlat!     

Daniel ile uğraşan ve onu her gördüklerinde dövmeye çalışan bir grup genç, Cobra Kai adlı bir karate okulunun öğrencileridir. “Acımak yok” mottosu ile adeta birer yıkım makinesine dönüştürülen bu grup karşısında Daniel’ın hiç şansı yoktur. Bu sebeple Mr. Miyagi Cobra Kai dojonun hem sahibi hem de grubun sensei Kreese (Martin Kove) ile bir anlaşmaya gider ve turnuvada karşılaşmak istediklerini söyler. Bu karşılaşmaya kadar Daniel eğitilecek ve Cobra Kai dojonun en yetenekli öğrencilerinin karşısına çıkacaktır.

Hemen herkesin hafızasındaki meşhur “Cilala, Parlat!” sahnesinin de olduğu pek çok eğitim sürecinden geçen Daniel sonunda karşılaşmaya hazır olacaktır. Ezeli rakibi ve hayatı ona zindan eden Johnny (William Zabka)’den ardı ardına yediği darbelerden sonra meşhur “Crane Kick” (zamanın gençleri buna kartal vuruşu derdi) ile Johnny’i alt eden Daniel aslında ayakları üzerinde durmayı başardığını da kanıtlamış olacaktı. Johnny’nin ise final sekansında onca kötülüğe rağmen ödülü Daniel’a kendi elleri ile vermesi her ne olursa olsun filmin bir intikamdan ziyade bütünleştirici pozitif bir yanına vurgu yapıyordu. Sonrasında iki devam filmi de çekilen (aslında üç tane, bir de Hilary Swank’lı The Next Karate Kid vardır ama üçleme içerisinde değerlendirilmez) The Karate Kid tam 34 yıl sonra yeniden aynı karakterlerle çıkıyordu karşımıza. Bir dizi olarak çekileceği ve başlangıçta sadece tek bir sezondan oluşacağı söylenen dizi elbette herkeste bir heyecan dalgası yaratmıştı. Yaşı 30’u geçmiş zamanın gençleri kalplerinde bu denli ayrı yere sahip bir hikâyenin devamında neler olduğunu, çok sevdikleri o karakterlerin şimdi neler yaptıklarını doğal olarak öğrenmek istiyorlardı.

Cobra Kai’nin Yükselişi

Youtube Red ekranlarında geçtiğimiz sene yayınlanmaya başlayan Cobra Kai, adından da anlaşılacağı üzere bu sefer Daniel’ın ezeli rakibi Johnny’yi merkeze alıyordu. Belki de hayranları asıl meraklandıran da bu oldu. Çünkü ikinci ve üçüncü filmlerden de hatırlayacağınız üzere Daniel ve ustası Miyagı için her şey yolunda gitmiş üçüncü ve son filmde yine bir turnuva zaferi ile seriye veda etmişlerdir. Ancak Johnny cephesinde durum hiçte o kadar kolay olmamıştı…

Her ne kadar Daniel kariyerinde hızlı adımlarla ilerleyerek büyük bir otomobil galerisi sahibi olmuş, karısı ve çocukları ile iyi şartlarda yaşıyor olsa da Johnny’de bir o kadar zor bir hayat geçiriyordur. Ufak bir dairede yaşayan Johnny 34 yıl önceki yenilginin tüm çöküşünü hala o günkü gibi hissediyordur. Ufak tefek televizyon tamiratı yaparak geçimini sağlamaya çalışan Johnny aynı zamanda kendisini alkole vermiştir. Hayatı dibe doğru yuvarlanırken bir grup gencin elinden kurtardığı liseli Miguel ile tanışması ise bir dönüm noktası olacaktır.

İyi yürekli bir genç olduğunu gördüğümüz Miguel, Johnny’den okuldaki zorbalara karşı koyabilmek adına kendisine karate öğretmesini ister. Önceleri bu fikre sıcak bakmayan Johnny sonunda razı olur ve sadece Miguel ile de kalmaz, yeni öğrenciler de kazanır. Cobra Kai dojoyu yeniden eski şatafatlı günlerine döndürmeye hazırdır. Bu durumu öğrenen Daniel ise Cobra Kai’nin geri dönüşü ile eski kötü anılarını hatırlar ve buna engel olmak için elinden geleni yapar.

Johnny’nin sorun yaşadığı yine genç yaşlarda oğlu Robby bazı nedenlerden dolayı babasından nefret etmektedir. Zaman içerisinde Daniel ve Robby yakınlaşır ve Daniel da Mr. Miyagi’den öğrendiklerini Johnny’nin oğlu Robby’e öğretmeye ve onu turnuvaya hazırlamaya karar verir. Eh, durum böyle olunca küllenmiş alev yeniden harlar ve taraflar 1984’te yaşananlarla yeniden yüzleşmek zorunda kalırlar.

Eski Yüzler, Yeni Mücadele

Tam 34 yıl aradan sonra Ralph Macchio ve William Zabka ezeli rakip olarak yeniden hayranların karşısına çıkıyorlardı. Elbette pek çok yeni yüzle beraber… Cobra Kai dizisinin en önemli noktası hala The Karate Kid ruhu dediğimiz o saflığı ve içtenliği koruması olsa gerek. İlk yayınlanacağında ortaya nasıl bir şey çıkar, çok zaman geçti o etkiyi verir mi gibisinden pek çok şey yazıldı çizildi. Ancak eminim benim gibi daha ilk teaser’ı görür görmez tüyleri diken diken olan pek çok kişi vardır.

Tıpkı zamanında Daniel ve Johnny’nin olduğu gibi şimdi de onların mirasını devam ettiren Miguel ve Robby’nin mücadelelerini izlemeye devam ediyoruz. Her ne kadar sene 2019 olsa da hala o 80’lerin atmosferini, coşkusunu, nostaljisini dizi başarılı bir şekilde seyirciye veriyor. İşte bu samimiyeti nostalji içerisine yedirerek doğru bir formül ile vermek en önemli nokta olsa gerek. Piyasada 20-30 yıl sonra devamı çekilen ama o ruhu gram taşımayan filmlerden seyirci fena halde sıkılmış durumda. İşin güzel yanı bunu layığı ile yapan ve ekrana Karate Kid efsanesini yeniden taşıyan kişiler ise tam da bizim gibi dönemin hayranları. Yani matematiksel bir formül yerine duygusal bir formül kullanıldığında zamanın ruhunun hala yaşatılmasının mümkün olduğunun en büyük kanıtıdır Cobra Kai…

İlk sezonda yenilgiye uğrayan Robby, hocası Daniel’ın da desteği ile yoluna devam edecek gibi gözüküyor. Johnny ise fragmanlardan gördüğümüz kadarıyla zafer sarhoşluğuna kapılmadan eski hocası Kreese’in de ortaya çıkıp destek vermesi ile işleri bir üst noktaya taşımaya çalışacak. Bu zorlu ama bir o kadar tatlı rekabet, 80’ler ruhu ile devam ettiği sürece sanırım The Karate Kid severlerin hiçbir şekilde şikâyeti olmayacak!

Egemen Tokatlıoğlu
1981 İzmit doğumlu. Filmlere olan ilgisi 80’lerde eve video girmesi ile başladı. 80-90’ların akla kazınan kült filmlerini repliklerine kadar ezberledi. Korku, bilim kurgu ve fantastik türüne ayrı bir ilgisi vardı. 8 yaşında beyazperde ile ilk tanışmasından sonra sinema vazgeçilmez tutkusu oldu. Aynı zamanda bilgisayar, atari oyunları ve çizgi romanlarla içli dışlıydı. Commodore 64’ü ile sabahlara kadar oyunlar oynadı.Taşınmalar nedeniyle İzmit, Ankara ve Isparta’da farklı okullarda ilköğretim ve liseyi tamamladı. Üniversitede Turist Rehberliği bölümünü bitirdikten sonra çok istediği Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı. Korku sinemasına olan düşkünlüğü nedeniyle yüksek lisans tezini “1960-1990 Yılları Arasında Amerikan Korku Sinemasındaki Muhafazakârlık” üzerine yazdı. Amerikan korku sinemasının dönemin toplumunun psikolojik,ahlâki ve siyasi yapısına nasıl ayna tuttuğunu inceledi. Pek çok kurumsal firma, haber sitesi, dergide içerik yazarlığı ve editörlük yaptı. Şu anda hala metin yazarlığı ve editörlük yaparken aynı zamanda bazı online platformlarda, basılı dergilerde sinema yazıları, eleştiriler yazıyor, özel dosyalar hazırlıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.