Yönetmenliğini Can Sarcan’ın yaptığı, senaryosunu Can Sarcan, Oğuzhan Uğur, Tahir Alper Çağlayan’ın yazdığı “Pişt”, Türk sinemasının paçavra haline gelmesine bir hayli katkıda bulunmuş. Filmi izledikten sonra “Türk sineması nereye gidiyor?” diye sormadan edemiyorsunuz.

Filmin yapımcılığını gişelerin dram dalında rekortmenlerine imza atan Avşar Film’in üstlenmesi de ilginç. Filmin sanat yönetmeninin olmayışı sanatsal hiçbir nitelik barındırmadığına dair öz eleştiri olmuş sanki (!). Yönetmen Sarcan, aynı zamanda görüntü yönetmenliğini de üstlenerek başarısızlığını ikiye katlamış…

Son dönemlerde sosyal medyanın toplumdaki popüleritesi bir hayli artmış durumda ve bunun sonucunda ortaya çıkan “youtuber” veya “Vine fenomenleri”, Youtube platformunda kazandıkları ile yetinmeyip, kurnaz yapımcıların ağına takılmış durumdalar. Özellikle kendi videolarında sinema filmi yapan fenomenleri eleştiren Oğuzhan Uğur, çelişkili davranışları ile bu filmin senaryosunu yazmış, oynamış. Film Box Office Türkiye verilerine göre 148 kopya ile vizyona girmiş, 14 hafta sonucunda yalnızca 116.017 kişi tarafından izlenerek yaklaşık 917 bin TL gelir elde etmiş. Sinemanın iyice meta haline geldiği bu dönemde 7. sanat, gençlerin eğlence aracına dönüşmüş durumda. Dünya çapında süper kahraman filmlerinin işgal ettiği salonlar Türkiye’de Enes Batur, Halil Söyletmez, Oğuzhan Uğur vb. fenomenlerin işgali altında.

Pişt filmi ise afişi bile Scary Movie 5 çakması olduğu aşikar. Zira parodi amacı ile çekilen film korku filmlerine gönderge yapmaya çalışarak komedi unsuru yakalamaya çalışıyor, fakat ellerinde olan geniş yelpazeyi kullanamıyorlar.

Aldatılan bir popstar, köpeğini öldüren bir genç ve işini kaybeden bir sunucu üçlüsünün psikolojik bunalıma girmesi sonucu, amaçsız bir şekilde İstanbul Büyük Ada’ya tatile götürülüşü ve Büyük Ada’nın müstakil konaklarında korku şakaları ile geçen günlerine, ne üdüğü belirsiz bir ödev hazırlayan 3 genç kız dahil oluyor. Film belli bir konu bütünlüğüne sahip olmadığı gibi işleyiş olarak da sürpriz barındırmadan yer yer vine skeçleri halinde ilerliyor. İstanbul’un Büyük Ada’sı mekan seçimi olarak daha önce Ada:Zombilerin Düğünü filminde karşımıza çıkmıştı fakat orda bi nebze mekan kullanımı ölçülüydü. Fakat Pişt filmi bu konuda da beceriksiz.

Mantık hatalarının devamlı boy gösterdiği, “şaka” çerçevesinde gerçekleşen korku olaylarının mantıklı açıklamasının yapılmadığı, anlamsız diyaloglarla yoğurulmuş bir yapıda. Bunun yanı sıra kurguda bulunan 2 kişi olmasına rağmen kameranın açı değişmelerinde nesnelerin ya da karakterlerin yer değişmesi çok sık şekilde gözden kaçırılmış detaylar. Kameranın yersiz hareketleri ve odak noktaların netlik kaybetmesi teknik sorunlar arasında.

Seyirciyi önemsemeyen, arkadaşların kendi aralarında çekmiş olduğu görüntülerden oluşan Pişt, filme olma konusunda tartışılabilir noktada. Oyuncu kadrosunda Oğuzhan Uğur, Doğa Konakoğlu, Mustafa gibi isimlerin yanında Tuğçe Kurşunoğlu, Eylül Ezgi Yılmaz, Tuğba Erman bulunuyor. Oyunculuklar ise oldukça başarısız ve yapmacık durarak karakter oluşmasına engel oluyor. Murat Serezli ve Betül Arım gibi konuk oyuncuların neden bu filmde rol aldıkları ise başka bir soru işareti…

Oğuzhan Uğur’un “film çekiyorsam şarkımı da yaparım” mantığı bu filmde de müzikal sahneler ile karşımızda. Gani Müjde’nin Bizans Oyunları filminde yapmış olduğu bu tutum burada da devam ediyor.

Yabancı korku filmlerini parodi şeklinde ele almaya çalışan film neden yerli korku filmlerinde o kadar malzeme varken tercih etmemişler diye bi soru sorsak herhalde popülizm cevabını alırız… Film ekibinin “çekim sırasında çok eğlendik” gibi gaflarıyla süslenen fakat seyirciyi eğlendirmek için dahi kale almayan film sınıfta kalmış.

Filme notum: 1/10

erdinc bozkurt
3 Temmuz 1996 yılında Bodrum’da doğdum. Sinemaya olan merakım ilk olarak oyunculuk ve tiyatro ile başladı. Ortaokul yıllarımda televizyonda yayınlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı program, tiyatro skeçleri yazmama ve okulda oynamamda etkili oldu. Liseye geçtikten sonra yazdığım tiyatro skeçleri yerini film senaryolarına bıraktı. Her gün film izleyerek sinemalar.com da amatör yorumlar yazmaya başladım. Uşak Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü okumaya başladım ve sinemanın toplumsal boyutlarını incelemeye başladım. Lisans Bitirme Tezi’mi “Sinemada Amerikan Milliyetçiliği: Süper Kahraman Filmleri Üzerine Değerlendirme” çerçevesinde ele aldım. Yüksek lisansa hazırlanmaktayım ve yüksek lisans tezimi, yaşadığım yer Bodrum’un geçmişten günümüze kültürel ve sinema mekanı açısından dönüşümü üzerine yazmayı hedefliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.