Çektiği her filmle izleyicinin bam teline dokunmayı başaran, farklı temalar denemekten korkmayan ve daha da en önemlisi gişe için her daim sıkı bir alternatif olarak öne çıkan Çağan Irmak, hiç şüphe yok ki günümüzün en önemli yerli sinemacılarından. Özellikle çektiği samimi ve bir o kadar da içten filmlerle beyazperdede Yeşilçam rüzgarları estiren usta yönetmen, yeri geldiğinde de ortaya koyduğu vurucu anlatılarla fark yaratmayı başarır. Peki, bu ay kendi sinemasına has özelliklere sahip olan Bizi Hatırla ile sıkı bir dönüş yapmayı hedefleyen yönetmenin unutulmaz filmleri neler? Bir başka deyişle, Çağan Irmak’ı çok sevmemize vesile olan o harikulade yapımlar hangileri? Dilerseniz hep birlikte göz atalım.

Günaydın İstanbul Kardeş (1998)

Birçokları tarafından, ilk sinema filmi Bana Şans Dile (2001) olarak bilinen Çağan Irmak’ın, esasen uzun metrajla tanışmasını müjdeleyen film Günaydın İstanbul Kardeş’tir. Televizyon filmlerinin revaçta olduğu 90’lı yıllarda ATV için çekilen filmde, gündüz kuşağının popüler ama bir o kadar da içine kapanık DJ’i Alican ile tesadüf eseri hayatına giren Sadenaz’ın içten hikâyesi anlatılır. Çağan Irmak’ın, nasıl bir çizgide ilerleyeceğini ve bizlere sevgi dolu anlatılar armağan edeceğinin de habercisi olan Günaydın İstanbul Kardeş, her bir dakikasıyla samimiyet vadeden; bununla da yetinmeyerek izleyicisine kocaman bir tebessüm armağan eden bir film. Yönetmenin gösterişli filmografisinin göz ardı edilen işlerinden biri olsa da, Günaydın İstanbul Kardeş izleyicisinin yaşama sevincini doruk noktasına çıkarması hasebiyle oldukça özel bir noktada konumlanmaktadır.

Ulak (2008)

Yalnızca Çağan Irmak filmografisinin değil, aynı zamanda sinemamızın da en spesifik işlerinden biri olan Ulak, masalsı anlatımıyla fark yaratan ve yönetmenin kendine has içten dokunuşları ile değer kazanan bir film. Zaman ve mekan kavramını kapı dışarı eden, buna rağmen başroldeki Çetin Tekindor’un hayran olunası performansıyla izleyicisini büyüsüne ortak eden Ulak, fantastik sosuyla da meraklı gözleri üzerine çekmeyi ihmal etmez. Farklı yapısı ve cesur duruşuyla Çağan Irmak sinemasının en özel işlerinden biri olan film, yönetmene duyulan saygıyı da arşa çıkarmaya vesile olmaktadır.

Unutursam Fısılda (2014)

Çağan Irmak’ın son yıllardaki en dişe dokunur filmi olan ve yönetmenin melodrama çalan anlatısından izler taşıyan Unutursam Fısılda, aynı zamanda içinde barındırdığı Yeşilçam kodlarıyla da fark yaratan bir film. İki farklı zaman diliminde Hatice’nin Ayperi’ye; Ayperi’nin de Hatice’ye dönüşümünü izleyicisine aktaran film, bir yandan 70’lerin ışıl ışıl, retro atmosferini olanca ihtişamıyla sunarken, diğer yandan ise bir abla-kardeşin yıllar sonra vuku bulan hesaplaşmasını çarpıcı bir şekilde işler. Duygusal ama bir o kadar da eğlenceli yapısıyla arz-ı endam eden Unutursam Fısılda, özgün müzikleri, dur durak bilmeyen temposu ve merkezine aldığı farklı konu başlıklarıyla dikkat çekmektedir.

 

 

 

Dedemin İnsanları (2011)

Çağan Irmak’ın kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak senaryolaştırdığı Dedemin İnsanları, bir yandan Ege’nin sıcak insanlarını huzurlarımıza getirirken, öte yandan ise dönemin içinde bulunduğu siyasi iklimi realist bir şekilde izleyicisine aktarır. Tüm film boyunca güldürmeyi ve Ege insanın eserekli tavrını içten bir şekilde aktarmayı ihmal etmeyen Çağan Irmak, buna rağmen göçmen soruna açtığı parantezle de ülkemizin kanayan yarasına dokunaklı bir şekilde parmak basar. Etkileyici diyalogları, ajitasyondan uzak tavrı ve naif duruşu ile izleyicisinin bam teline dokunan filmlerden olan Dedemin İnsanları, Çağan Irmak’ı markalaştıran ve adını böylesine önemli kılan en önemli yapımlardan biri olarak da öne çıkmaktadır.

Issız Adam (2008)

Ayla Dikmen, Nil Burak, Semiramis Pekkan gibi isimleri günümüzde tekrar popüler kılan, yalnızca merkezine aldığı aşk teması ile değil aynı zamanda dramatik öğeleriyle de dikkatleri üzerine çeken Issız Adam, şüphesiz ki 2000 sonrası yapılmış en etkileyici yerli aşk filmlerden. Alper ile Ada’nın tesadüf eseri tanışmasının ve akabinde gelişen imkansız aşk sürecini ele alan Issız Adam için, Çağan Irmak’ın romantik soslu hikayesi dersek hata etmiş olmayız. Düzgün kurulan senaryo matematiği ile izleyicisine içine çeken ve bayağılaşmadan öte, etkileyiciliğini anbean taçlandıran romantik sekansları ile seyir zevkini doruk noktasına çıkaran film, Yeşilçam’dan aldığı referansları, adeta Avrupa Sineması ile birleştiren ve böylelikle de kendisini çekici kılan bir iş. Sessiz sedasız vizyona giren ve akabinde fısıltı gazetesinin de etkisiyle 2.5 milyon barajını geçen Issız Adam, kulakların pasını silen müzikleri ve imkansız aşka açtığı keskin parantezle sinemamızın da unutulmazlarından biri olmayı başarmıştır.

Babam ve Oğlum (2005)

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Eğer ki bugün Çağan Irmak ismi, sinemamızda bir marka değeriyse ve çektiği her film geniş çevrelerce beklenti ile karşılanıyorsa bunun yegane sebebi Babam ve Oğlum’dur. Birçoklarına gözyaşı vadeden, etkileyici diyalogları ile unutulmazlar arasına adını yazdıran ve samimi dramasıyla insanoğlunun en derinine temas etmeyi başaran film, alelade bir hüzünden öte, derdi olan ve bunu da oldukça çarpıcı bir şekilde işleyen bir anlatıya sahip. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin arka yüzünü izleyicisine aktaran bunu da bir baba-oğul ekseni etrafında işleyen film, ajitasyondan uzak tavrı ve darbenin ailelerde açtığı yaraya getirdiği özgün bakış açısı ile fark yaratan ve tabii ki Çetin Tekindor’un dillere destan oyunculuğu ile büyüyen bir film.

Karanlıktakiler (2009)

Meral Çetinkaya ve Erdem Akakçe’nin başrolleri paylaştığı Karanlıktakiler, adıyla müsemma bir şekilde oldukça iç karartıcı bir evi merkezine alan ve bu dört duvar içinde yaşanan enteresan olayları konu alan bir film. Akli melekelerini kaybetme noktasına gelmiş bir anne ile varoluş sancısının tam ortasındaki bir adamın çırpınışlarını izleyicisine aktaran Karanlıktakiler, gerek biçimi gerekse etkileyici içeriği ile tam anlamıyla bir görsel şölen olarak huzurlarımıza geliyor. Özellikle odağına aldığı anne-oğulun hezeyanlarını aktarışıyla dikkatleri üzerine çeken Karanlıktakiler, Çağan Irmak sinemasının farklı ama bir o kadar da ilgi çekici işi olarak öne çıkıyor.

 

 

Mustafa Hakkında Her Şey (2004)

Çağan Irmak filmografisinin en iyi filmi ne sorusu, her daim tartışma getiren bir konu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Ancak birçokları için, çarpıcı hikâye anlatımı ve sürprize gebe yapısıyla Mustafa Hakkında Her Şey, yönetmenin en iyi filmi olmasa dahi en iyi üç filminden biri olarak rahatlıkla dile getirilir. Nitekim inci gibi işleyen bir hikâye anlatımının yanı sıra, karakterlerin içinde bulunduğu kaotik atmosferi biçimiyle de harikulade bir şekilde destekleyen Mustafa Hakkında Her Şey, başından sonuna dek meraklı gözleri üstünde tutmayı başaran ve seyir zevkini maksimum düzeyde konumlandırmayı başaran bir iş. Ölen karısının ardından ortaya çıkan sır perdesinin peşine düşen Mustafa’nın hikâyesi, özellikle rahatsızlık edici sahneleriyle fark yaratmaktadır. Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Başak Köklükaya’nın başrolde harikalar yarattığı film, hiç şüphe yok ki Çağan Irmak’ı sevmemizin en önemli yapı taşlarından biri.

BONUS: Çemberimde Gül Oya

Eğer ki konu Çağan Irmak’tan açılmışsa Çemberimde Gül Oya’ya temas etmeden geçmek hem yönetmene, hem de böylesi harikulade bir hikâyeye büyük bir haksızlık olurdu. Takvimler 2004’ü gösterdiğinde Kanal D ekranlarında ilk defa yayınlanan ve 40 bölüm süren dizi, 80 Askeri Darbesi’nin öncesini ve sonrasını çarpıcı bir şekilde ela almasının yanı sıra; aşk, arkadaşlık, aile gibi kavramlara açtığı parantezle de unutulmazlar arasına adını yazdırmayı başarmıştır. Televizyon ekranlarına gelen en iyi işlerden biri olan ve bunu da Çağan Irmak’ın duygu yüklü bakış açısına borçlu olan Çemberimde Gül Oya, tebessüm ile gözyaşını aynı potada eriten ve yıllar geçmesine rağmen albenisinden hiçbir şey kaybetmeyen bir dizi olarak da hafızlardaki güncelliğini korumaktadır.

Polat Öziş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.