Orange Is the New Black televizyon serisi ile bir kesimin ilgisini çeken, ardından John Wick 2’de profesyonel tetikçi Ares olarak Keanu Reeves’e soğuk terler döktüren, en son Jason Statham’lı gerilim-aksiyon The Meg ile derin sularda köpebalığı avına çıkan 1986 doğumlu aktris Ruby Rose yavaş ama emin adımlarla oyunculuk kariyerinde ilerliyor. Şu sıralar DC’nin süper kahraman evrenine dahil olan aktris, yakın bir zamanda karşımıza Batwoman olarak çıkmaya hazırlanıyor.

Sanatçı bir annenin kızı olarak dünyaya gelen Avustralyalı yıldız, gençlik yıllarını annesi ile birlikte oradan oraya taşınarak geçirdi. 2002’de Girlfriend Model Search’e katıldı ve ikinci oldu. Ardından tasarım yönünü ortaya koyan Rose pek çok elbise tasarımına imza attı. Vogue Australia, InStyle Magazine, Marie Claire Magazine gibi popüler dergilerde yer aldı. 2016’da ise Urban Decay Cosmetics’in yüzü oldu.

Aslında kendisinin on parmağında on marifet var desek abartmış olmayız. Çünkü genç yaşında başarılı bir model olarak dikkatleri üzerine çekerken ortaya koyduğu tasarımlarla adından söz ettirdi, yanı sıra televizyon sunuculuğu ile geniş kitlelere ulaştı. Bir dönem MTV Avustralya’da VJ’lik görevini de üstlendi. Uzun yıllar boksla da uğraşan aktrisin atletik yapısını spora olan düşkünlüğünden anlayabilmek mümkün.

Sinema kariyeri ise birkaç kısa film dışında 2013 yılında Christina Ricci ve Jack Thompson’lı drama Around the Block ile resmen başlamış oldu. Ancak onu geniş kitlelere tanıtan yapım 3.sezonunda dahil olduğu popüler televizyon serisi Orange Is the New Black oldu. Bu televizyon serisinde 2 sezon yer aldıktan sonra hızlı bir şekilde büyük projelere dahil oldu. Bunlardan ilki Milla Jovovich’li uzun soluklu zombi serisi Resident Evil: The Final Chapter’dı. Böylelikle gişe filmleri arenasına da hızlı bir giriş yapmış oldu.

Resident Evil’ın son halkasından sonra Rose aynı sene vizyona giren seslendirme kadrosunda Tom Felton’ın da olduğu animasyon Sheep and Wolves’e sesiyle katkıda bulundu. Ardından yoluna aksiyonla devam etti ve Vin Diesel’ın yıllar sonra devamı için kamera karşısına geçtiği xXx: Return of Xander Cage’de Adele Wolff rolünü kaptı. Aksiyona iyiden iyiye alışmış olacak ki bu sefer Keanu Reeves ile John Wick’in devam filminde rol aldı. John Wick’e karşı verdiği amansız mücadele sekansları ile adeta göz doldurdu. Hemen arkasından ise 2017’de müzikal komedi Pitch Perfect 3’de kamera karşısına geçti.

Geçtiğimiz Ağustos ayında vizyona giren ve köpek balığı korkumuzu yeniden alevlendiren The Meg kadrosunda yer alan Rose, bu sefer bir başka aksiyon yıldızı, Jason Statham ile birlikte rol aldı. Derin sularda katil köpek balığına karşı verilen mücadelede ekibin bir parçası olan aktris, kadın aksiyon yıldızı olma yolunda da hızla ilerliyordu.

Şimdilerde yıldız, günümüzde oldukça popüler olan çizgi roman furyasına dahil olmaya hazırlanıyor. Son gelen haberlerle beraber küçük ekranda DC’nin Arrowverse evrenine Batwoman olarak dahil olacağı kesinleşti. Flash, Arrow, Supergirl, Legends of Tomorrow evreninde yer alacak Rose’un performansı şimdiden serileri takip edenler tarafından merak konusu haline gelmiş durumda. Ancak kendisi aksiyona ne denli meyilli olduğunu gayet başarılı bir şekilde ispat ettiğinden bu rolün de altından kalkacağına şüphe yok. Şimdiden dünyanın önde gelen aksiyon yıldızları ile kamera karşısına geçmiş olan Rose’un beyazperde yolculuğu nasıl devam edecek bilinmez ama kendisinin bu türde daha pek çok kez karşımıza çıkacağı sürpriz olmayacak gibi.

 

 

Egemen Tokatlıoğlu
1981 İzmit doğumlu. Filmlere olan ilgisi 80’lerde eve video girmesi ile başladı. 80-90’ların akla kazınan kült filmlerini repliklerine kadar ezberledi. Korku, bilim kurgu ve fantastik türüne ayrı bir ilgisi vardı. 8 yaşında beyazperde ile ilk tanışmasından sonra sinema vazgeçilmez tutkusu oldu. Aynı zamanda bilgisayar, atari oyunları ve çizgi romanlarla içli dışlıydı. Commodore 64’ü ile sabahlara kadar oyunlar oynadı.Taşınmalar nedeniyle İzmit, Ankara ve Isparta’da farklı okullarda ilköğretim ve liseyi tamamladı. Üniversitede Turist Rehberliği bölümünü bitirdikten sonra çok istediği Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı. Korku sinemasına olan düşkünlüğü nedeniyle yüksek lisans tezini “1960-1990 Yılları Arasında Amerikan Korku Sinemasındaki Muhafazakârlık” üzerine yazdı. Amerikan korku sinemasının dönemin toplumunun psikolojik,ahlâki ve siyasi yapısına nasıl ayna tuttuğunu inceledi. Pek çok kurumsal firma, haber sitesi, dergide içerik yazarlığı ve editörlük yaptı. Şu anda hala metin yazarlığı ve editörlük yaparken aynı zamanda bazı online platformlarda, basılı dergilerde sinema yazıları, eleştiriler yazıyor, özel dosyalar hazırlıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.