Uzun zamandır sıkı bir bilimkurgu arayanlardan mısınız? Aksiyonu bol, sürükleyici ve hayal gücünüzü zorlayacak bir film bulamamaktan mı şikâyetçisiniz? O zaman ele avuca sığmaz dinamizmiyle, Avustralya semalarından çıkagelen Upgrade tam size göre bir film! Öncesinde oyuncu kimliği ile tanıdığımız Leigh Whannell’ın yönetmen koltuğunda oturduğu film, yalnızca yaz döneminin değil, son zamanların da en dişe dokunur işlerinden biri. Peki, Ağustos’un son haftası itibariyle vizyondaki yerini alacak olan Upgrade, kendi efsanesini yaratabilecek düzeyde bir film mi? Dilerseniz hep birlikte göz atalım.

Filmin konusuna ufak çaplı temas etmek gerekirse; Grey, geçirdiği bir trafik kazası ve akabinde uğradığı saldırı neticesinde hem felç kalır hem de eşi Asha’yı kaybeder. Bunun neticesinde zengin dostu Aaron, Grey’in imdadına yetişir ve vücuduna STEM adındaki bir yapay zekânın zerk edilmesi konusunda yardımcı olur. Nitekim bu yapay zekâ, Grey’in felçli omurgalarını iyileştirerek, onun ayağa kalkmasına ve eşinin intikamı için yeni bir maceraya atılmasına olanak tanıyacaktır. Tabii STEM izin verdiği müddetçe!

Aslına bakılırsa Upgrade ne sunulmayanı vadediyor ne de özgün bir hikâye ile karşımıza geliyor. Ancak filmi özel ve konuşulur kılan yegâne husus, işleniş biçimi. Özellikle stilize aksiyonu ve deneysel tabir edebileceğimiz çekim teknikleriyle tempoyu maksimize eden ve böylelikle izleyicisinin pür dikkat anlatıyı takip etmesine olanak sağlayan yönetmen Leigh Whannell hiç kuşku yok ki filmin en büyük yıldızı. Keza filmin bilimkurgu tarafının da ziyadesiyle desteklenmesi ve bu karanlık dünyanın cazibesi yüksek bir sinematografiyle karşımızda belirmesi, izleyiciye sunulan bu eşsiz tempoyu da daha dişe dokunur bir hale getiriyor.

Distopya soslu yapay zekâ filmleri ile son zamanlarda sıklıkla karşılaşır olduk. Ancak Upgrade’i muadillerinden ayıran, ilgi çekici aksiyonu olduğu kadar, hikâyenin de sürprize gebe yapısı. Evet, film henüz en başında finale dair birtakım ipuçlarını izleyicisine çekinmeden sunuyor. Ancak bunun üzerine, anbean gelişen ters köşeler ile de izleyiciyi anlatıya sıkı sıkıya bağlamayı ihmal etmiyor. Özellikle tasarlanan dünyanın inandırıcılık dozajının doruk noktasında seyretmesi ve karanlığı deyim yerindeyse başrol hüviyetine yerleştirmesi de Upgrade’i sürükleyici hatta amiyane tabirle tadından yenmez bir bilimkurgu hüviyetine büründürüyor.

Pekâlâ, sessiz sedasız çıkagelen ancak vizyona dahi girmeden fazlasıyla konuşulmaya başlayan Upgrade kendi efsanesini yaratıp, kült mertebesine ulaşabilir mi? Esasen film için iddialı yorumlarda bulunmak, çok doğru bir tercih olmasa da, Uprade’nin kendi türü içerisinde hatırı sayılır bir şöhrete ulaşacağı gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Bunun birincil nedeni, filmin 5 milyon dolar gibi mütevazı sayılacak bir bütçeyle çekilmiş olması. Sıfırdan bir dünya yaratan, üstüne üstlük bunu birçok efektle destekleyen bir film için 5 milyon dolar demek, bütçesiz demekle eşdeğer. Bu nedenle filmin yapım ekibinin büyük bir takdiri hak ettiğini dile getirmek lazım. Neticede Hollywood’daki muadilleri 5 milyonun fersah fersah üzerindeki paralara böylesine bir filmin çeyreğini dahi çekemiyor!

Upgrade, sürükleyici bir bilimkurgudan öte, Black Mirror’un izleyicisine vadettiği teknoloji ve insan arasındaki gizemli ilişkinin de orijinal bir eseri. İzleyicisinin hayal gücüne şık dokunuşlar yapan ve yakın bir gelecekte yapay zekânın gelebileceği konumu gözler önüne seren film, üst düzey biçimiyle basit bir hikâye filmi olmaktan çıkıyor. Özellikle hiç beklenmedik anda vuku bulan, deyim yerindeyse kanın gövdeyi götürdüğü ve adrenalin seviyesini doruk noktasına çıkaran aksiyon sekansları filmin en büyük artısı. Tabii yönetmen Leigh Whannell’ın gerilim dozajını bir üst noktaya taşıyan müzik seçimleri de, Upgrade’i özel bir noktada konumlandırmamızın önünü açıyor.

Upgrade’in işleyişini psikolojik-gerilim sınıfına da yerleştirmek mümkün. Her ne kadar karakter derinliği konusunda filmin fazlaca eksikliği olsa da Grey’in STEM ile yaşadığı mücadele ve eşi sonrası içinde bulunduğu travma, ister istemez Upgrade’i farklı bir noktaya ulaştıran detaylar olarak da beliriyor. Esasen bu durum filmi, her ne kadar özgün aksiyon sekanslarına sahip olsa da, basit bir bilimkurgu olmaktan çıkarıyor ve anlatının cazibesini maksimum seviyeye çıkaran yegane husus olarak beliriyor.

Ülkemizde, 31 Ağustos’ta vizyona girecek olan Upgrade, yalnızca bu ayın hatta mevsimin değil, son zamanların en sıkı seyirliklerinden biri. Göze batan bazı eksiklikleri kapı dışarı ettiğimizde ve bu büyüleyici tempoya kendimizi bıraktığımızda, benzersiz bir tat alacağımız su götürmez bir gerçek. Teknolojinin, yakın bir gelecekte gelebileceği noktayı çarpıcı bir şekilde ele alan, psikolojiden had safhada beslenen, bunu yaparken rahatsız edicilik dozajını üst seviyelere çıkaran aksiyon sekanslarıyla bezeli Upgrade, belki fazlaca ses getiren bir film olmayacak ama türün meraklıları için, küçük çaplı bir efsane olarak anılacaktır. Eğer ki, beyaz perdede sıkı bir serüvene tanıklık etmek ve maceradan maceraya sürüklenmek istiyorsanız, kendinize bir iyilik yapın ve Upgrade’i kaçırmayın!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.