ONUR KIRŞAVOĞLU

Western türü her zaman ilgi çekmiş ve Pazar günlerinin değişmez etkinliklerinden biri olmuştur. Tüm dünyada ilginin yoğun olduğu ve ülkelerin kendine evirdiği tür kimilerimiz için John Wayne’li kahramanlık filmleri, kimilerimiz için Jodorowsky’li bir büyü ve çoğumuz içinse Clint Eastwood’lu, Leone’li birer başyapıt. Türün her sene azalan örneklerinden ise güzel bir film yakalamak daha zor ama daha kıymetli. Tarantino’nun başını çektiği bir kalkınma hareketiyse son yıllarda gözler önüne seriliyor. Bu minvalde 13 Nisan’da gösterime girecek ve umutlu olduğumuz The Hostiles ( Vahşiler ) filmini heyecanla beklemekteyiz. Christian Bale’in başrolünde yer aldığı, Scott Cooper’ın yazıp yönettiği Hostiles, bir Cheyenne şefini ve onun ailesini topraklarına geri götürmeyi bir şekilde kabul eden yüzbaşı Joseph J. Blocker’ın hikâyesini anlatıyor. Bizde filmin şerefine az bulunan nimetleri listeleyelim dedik ve 2000’li yılların en iyi 10 Western filmini derledik. Bakalım kaç tanesi sizin favorinizi ya da kaçını ıskaladınız ve yazıyı okuduktan sonra hemen izlemeye koyulacaksınız.

Open Range – 2003
Kevin Costner’ın yeniden bir Western filminde yönetmenlik koltuğuna oturduğu film, 1800’lerde geçiyor ve içinde drama, aksiyon ve romantizm gibi yan hikayeleri de başarı ile barındırıyor. Robert Duvall efsanesinin de en iyi performanslarından birini verdiği Open Range, eski usul kovboy karizması ile modern sinemanın gerekliliklerini bir araya getiriyor ve akıllardan silinmeyecek sahnelere de imza atarak türün iddialı yapımlarından biri haline dönüşüyor. Felsefesini de güçlü bir zemine oturtan film, gösterildiği tarihte türü özleyenlere bir nefes aldırmıştı.

The Proposition – 2005
Western filmleri ile bir şekilde akrabalığı bulunan Nick Cave’in yine projede var olduğu ve hatta senaryosunu yazdığı The Proposition, özellikle The Road filmi ile sevgimizi kazanan John Hillcoat yönetiminde kotarıldı. Modern Western tanımına tam oturan, oldukça karizmatik ve bir o kadar da depresif olan film, gerek senaryo matematiği gerekse diyaloglar açısından düşünüldüğünde türe çok farklı bir bakış açısı kazandırdı diyebiliriz. Müziklerin gayet etkileyici olduğunu da tahmin etmek zor değil.

The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford – 2007
Andrew Dominik imzalı bu film, sadece 2000’li yılların değil tüm zamanların en iyi Wstern filmlerinden biri, hatta genel anlamda da nazarımda gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri. Jesse James üzerinden şiirsel bir anlatımla kahramanlık mitinin yıkılması, tersyüz edilmesi üzerine gerçek bir ağıt. Görsel açıdan oldukça başarılı olan film, Malickvari anlatımı ile de büyüleyici olmayı başarıyor ve izledikten sonra etkisi uzun süre (kimimizde yıllarca) geçmeyecek harika bir tad bırakıyor. Brad Pitt ve Casey Affleck’in de en iyi performanslarını sergilemesi ile de film başyapıt seviyesindeki gücünü iyice sağlamlaştırıyor.

Appaloosa – 2008
Hem yöneten hem oynayan Ed Harris imzalı film, kasaba kasaba dolaşan ve kanun adamlığına soyunun iki karakter üzerinden ilerliyor. Klasik Western kalıplarına en yakın filmlerden olan Appaloosa’nın, diğer filmlerden farklı olduğu durum ise biçimin üzerine yüklenmesi. Bir çırpıda düşününce daha karizmatik ve etkileyici sahnelerin bu filmde çok olduğunu hatırlayacaksınız. Çatışma sahneleri ise oldukça gerçekçi ve abartısız. Ed Harris, hem oyuncu hem yönetmen olarak filmi başarı hanesine yıldızlı bir şekilde yazdırıyor.

True Grit – 2010
Jeff Bridges’in harika oynadığı, temposunun kışkırtıcı düzeyde iyi olduğu ve Coen’lerin kendi sinemalarını entegre ettikleri bir Western filmi düşünün. Daha izlemediyseniz bile bu cümleden etkilenmeniz mümkün ki bunun başarılı bir şekilde perdede olduğunu biliyoruz. Harika müzikler, müthiş bir sinematografi ve son derece ayarından kotarılmış espriler. Bir Coen filmi ama Coen filminden de çok daha fazlası. Hem de klasik (olması gereken) Western kalıplarını da terk etmeden…

Rango – 2011
Animasyon deyip geçmeyin sakın. Yerel halkı, şerifi, kötü adamı, kaynak sıkıntısı, düelloları ve Clint Eastwood göndermesi ile Rango tam bir Western filmi. Kasabanın umudu olan Rango, suya sahip olan ve bunu kullanarak insanlara hükmeden kötü adama karşı bir zafer aramakta. Bazen umudunu yitiren Rango, kaynağını da toprakların gücünden bulmakta. Eğlenceli de olmayı başarabilen ve bu ayaraı çok iyi tutturan Verbinski, Western külliyatına bir animasyon ile harika bir katkı veriyor.

Django Unchained – 2012
Spagetti Western ustası Sergio Corbucci imzalı Django’dan 30 küsür sene sonra Tarantino’nun kotardığı film, Spagetti Western sevgisini hep dile getiren yönetmen için bir meydan okumaydı adeta. Kölelik, ırkçılık koularından ihanet, intikam temalarına kadar çok katmanlı bir dili bulunan filmin, klasik Western filmlerinde bile eşine zor rastlanan aksiyon sahneleri ise tam Tarantino işi! Müziklerinden kadrajlarına, diyaloglarından karakterlerine kadar hem büyük bir Tarantino sineması örneği hem de güçlü bir Western filmi Django Unchained.

Bone Toma Hawk – 2015
Hem bir Western hem de sağlam bir gerilim filmi izlemek isteyenler için bu film tam aradıkları yapım. Yamyamlar tarafından kaçırılan insanları kurtarmak için yola çıkan ekibin hikayesine odaklanan film, güçlü oyunculukları, teknik başarısı ve kalıpları tersyüz eden ceasretiyle övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Gerek temposu, gerekse şiddet sahneleri izleyeni şaşırtmaya yetiyor ve ortaya birkaç türü de layığıyla barındıran bir Western ortaya çıkıyor. Oyunculuk performansları da cabası…

The Hateful Eight – 2015
Quentin Tarantino üçleme olarak tamamlaması muhtemel Western serisinin ikincisinde Spagetti türüne ve o türün ustalarına selam çakıyor. Türün karlı havada geçen ender örenklerinden olan film Leone kadar Corbucci sinemasından da etkilendiğini gizlemiyor ve yanına yaşayan efsane Ennio Morricone’yi de alarak yolculuğuna çıkıyor. AYnı zamanda tek mekan ve katil kim sorusunun peşindeki bir polisiye de denebilecek olan film Spagetti Wstern türünü özleyenler için muazzam bir nimet. Her oyuncunun muazzam performans verdiği filmin müzikleri de az evvel bahsettiğimiz gibi usta işi.

Hell or High Water – 2016
David Mackenzie’nin yönettiği, son yılların en yetenekli sinemacılarından Taylor Sheridan’ın yazdığı, başlıca rollerinde Ben Foster, Chris Pine ve Jeff Bridges’ın oynadığı film borçları yüzünden evini kaybetmek üzere olan ve çareyi soygun yapmakta bulan iki kardeşin hikayesine odaklanıyor. Tabii bir de peşlerinde bir dedektifle… Film 4 dalda Oscar aldı ve fazlasıyla da hak etti. Modern Wstern kalıplarını muhteşem bir ayarla kotaran film, teknik anlamda da özellikle kurgusuyla bir şaheser. Atmosfer kurma becerisi de senarist ve yönetmenin yetenkli oluşuyla üst düzey olunca tadından yenmez bir Western karşımıza çıkıyor.

Onur Kırşavoğlu
1982 İstanbul doğumlu. Baba mirası sinema sevgisini kendisini bildi bileli kalbinde taşıyor. 2008'de Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'ndan 2017'de ise Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümünden mezun oldu. 2014 yılında Pera Sinema'da sinema eleştirileri yazmaya başladı ve hala aynı mecrada yazılarına devam ediyor. Daha sonra bir dönem Vagon Dergi'de yazıları yayımlandı. Aynı dönem Doğu Batı Dergisi'nde "Türk Sinemasının Çöküş ve Yükseliş Dönemleri" adlı makalesi yayımlandı. 2016 yılında Filmarası Dergisi ve Cine Dergi'de yazmaya başladı ve hala bu mecralarda severek yazmaya devam ediyor. Üç senedir Antalya Uluslararası Film Festivali'nde danışmanlık görevi üstleniyor ve bu görevine hali hazırda devam etmekte. Sinefoli adlı sinema programında bir sezon metin yazarlığı da yapan Onur Kırşavoğlu 2017 Ocak ayından itibaren Sinematürk sitesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor ve yazıları / röportajlarıyla aktif kariyerine devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.