Oscar’da birçok ödüle aday olan Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri bu hafta vizyonda. Kızı öldürülen bir annenin sıradışı mücadelesi kara komedi şeklinde sunuluyor….

Oscar dönemi geldiğinde filmler yavaş yavaş vizyona girer. Eskiden Oscar törenleri bittiğinde ancak ödül alan filmleri seyredebilirdik. Filmleri getiren şirketler alınan ödüllerin rüzgarıyla bu filmleri pazarlarlardı. Ama artık neyse ki böyle değil. Törenlerden önce birçoğunu seyredebiliyoruz. Hem şirketler için de daha hayırlı oldu. En azından ödül almış bir film yerine yarışan birkaç filmi izleyici ile buluşturuyorlar. Bu yılın adayları içinde ödül alması en muhtemel film bence Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri- Three Billboards Outside Ebbing, Missouri. Filmin ismi o kadar uzun ki katıldığım televizyon programlarında Üç Bilboard deyip geçiyorum. Ama filmin kalitesine gelince öyle hemen geçilecek bir durum yok. Gerçekten iyi bir film Üç Bilboard. Filmin yönetmeni ve senaristi Martin McDonagh daha üçüncü filmini çekmesine rağmen kendine ayrıcalıklı bir yer edindi. İlk filmi In Bruges ile iyi bir başlangıç yaptı. Tam bir kara komedi olan ama kara kısmının daha da fazla olduğu bu yapımla sinefillerin umut bağladığı bir isim oldu. 2012’de ise 7 Psikopat yönetmenin ilk filmindeki tarzın sinemasal bir çizgi olduğunu ortaya çıkardı. Yani rüzgar nereden eserse essin kendi tarzı olan ve bu tarzdan ödün vermeyen bir isim McDonagh. Bir başka özelliği ise oyuncu seçimindeki başarısı. In Bruges’da İrlandalı iki oyuncu Collin Farrel ve Brendan Gleeson ile filmi kotarmıştı. Yedi Psikopat’ta ise Woody Harrelson, Sam Rockwell, Collin Farrel ve birçok ünlü ismi biraraya getirdi. Bildiği oyuncularla filmlerini çeken yönetmen üçüncü filminde de Sam Rockwell ve Woody Harrelson’a yer verdi. Filmin başrolünde ise Frances McDormand yer alıyor. McDormand ayrıcalıklı bir oyuncu. Özellikle Amerikan bağımsız sinemasının örnek oyuncularından. Alışıldık güzel kadın tiplemesinin çok dışında ve tamamıyla kabiliyetiyle başrol almayı başaran bir isim. Zaten bu durum oyuncunun yeteneğinin boyutlarını ortaya koyuyor. Bu filmde kızı tecavüze uğramış sonra da vahşice öldürülmüş bir anneyi canlandırıyor. Olayın üzerinden dört ay geçmesine rağmen polislerin bir ilerleme sağlayamaması üzerine öfkesini toplumun üzerine yöneltiyor. Tabii ki ilk hedef aldığı kişi polis şefi William. William toplum tarafından çok sevilen elinden geldiği kadar insanların hayatını kolaylaştıran ve görevini ciddiye alan bir şerif. Mildred evinin yolunda boş duran üç bilboardu kiralayıp bunların üzerine kızının yaşadığı feci olayı ve şerifin hala bu olayı aydınlatamadığını belirten ilanlar koyuyor. Kanser olan şerif Mildred’a durumu anlatsa da bu pek birşey değiştirmiyor. Basının bilboardlara ilgi duyması olayın boyutunu daha da büyütüyor. Mildred’ı canlandıran Frances McDormand neredeyse bir John Wayne tiplemesi ile bütün toplumla çatışıyor. Şerifi seven halk Mildred’ın karşısında yer alıyor ve büyük bir çatışma başlıyor. Bu esnada kanserden kurtulamayacağını anlayan şerifin intiharı çatışmayı daha da yükseltiyor. Şerifin yardımcısı biraz yarım akıllı Dixon daha önce ırkçı tavırları ve gösterdiği şiddet ile zaten bilinirken bu olaya gösterdiği tepkiyle iyici sınırı aşıyor ve emniyetten atılıyor. İki öfkeli insanın toplumla hesaplaşması ve özünde kaybeden olması filmin kara mizahını güçlendiriyor. Bence bu film diğer rakipleriyle karşılaştırıldığında Oscar ödülüne daha yakın görünüyor. Özellikle Frances McDormand’ın Oscar heykelciğini alacağına eminim. Woody Harrelson ise filmin ilk 30 dakikasında yer almasına rağmen o kadar iyi performans gösteriyor ki onun da yardımcı erkek dalında ödüle yakın olduğunu düşünüyorum. Bu filmde canımı sıkan tek şey var. Birçok Amerikan filminde kanser olan karakter kemoterapi tedavisi yerine ölümü seçiyor. Bu filmlerin dramına bir katkıda bulunsa da verdiği mesaj ile büyük zarar veriyor kanser hastalarına. Kanserin ilk tedavisi hastanın yükseltilen moralidir. Nereden çıktı kemoterapinin hiç bir şeye yaramadığı veya ölümden daha fazla acı barındırdığı. Bunlar çok yanlış şeyler. Ama bunu geçersek filmi izleyicilere öneririm.

 

FİLMİN KÜNYESİ

Filmin orijinal adı: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

Yönetmen: Martin McDonagh

Senarist: Martin McDonagh

Oynayanlar: Frances McDormand, Woody Harrelson, Sam Rockwell, Abbie Cornish

Yapım: 2017, ABD, İngiltere, 115 Dak.

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.