Çağan Irmak yönetmenliğinde ki Gülizar Kanal D ekranlarından cumartesi akşamları izleyici ile buluşmaya başladı. Asmalı Konak, Çemberimde Gül Oya gibi dizilerle izleyici ekran başına bağlamış filmleri çokça izlemiş yönetmen bu kez doğduğu şehir İzmir’de başlayan bir hikâye ile izleyici karşısına çıktı. Dizide Farah Zeynep Abdullah (Gülizar), Ömer Berk Cankat (Murat) , Ebru Cündübeyoğlu (Suzan) ve Berkay Ateş (Fettah)’in yanı sıra Şerif Sezer (Hayriye), Sevtap Özaltun (Mine), Berk Erçer (Tuğrul), Osman Alkaş (Veysel), ve Zuhal Gencer (Candan) gibi çok sayıda isim yer alıyor.

Her Şerde Bir Hayır Var mıdır?

Dizimizin esas kızı Gülizar İzmir’de annesinin kendisini emanet ettiği Suzan ile yaşayan, en büyük hayali söylediği ve sosyal medyada patlamasını beklediği şarkılarıyla şöhreti yakalamak olan genç, güzel bir kızdır. Gülizar ve ekürisi Fettah’ın sosyal medyadan beklentileri tam da günümüz gerçekliğine uyuyor ve birçok kişinin hayallerini ekrana taşıyor aslında.

İzlerken çok daha uzun gelse de 24 saat içerisinde Gülizar’ın hayatı değişir. Bir anda sonrasında yaşanacakları daha kolay kabullenmesini sağlayacak bir sürü kötü olay yaşar. Suzan’ın çalıştığı pavyonun sahibi Şeref adındaki kadın Gülizar’ın annesine olan kinininde etkisiyle onu Suzan’ın borçlarına karşılık kendi mekânında zorla çalıştırmaya çalışır. Zaten yokluk içerisinde yaşadıkları için Suzan’ın borcunu ödeme şansı yoktur. Eş zamanlı olarak Gülizar kendisi ile evlenmek isteyen babası yaşındaki bir adamın tacizine uğrar ve adamın Şeref’in adamları tarafından öldürülmesi üzerine ilk etapta cinayet üzerlerine kalmış gibi görünür. Bu durum polise gitmeme hallerini meşrulaştırır. Fettah Şeref’in adamları tarafından vurulur. Gülizar babasını öldü bilmesine rağmen Veysel kapılarını çalar ve onu milyoner olan öz babasına götürür ve tabiî ki ölüm döşeğindeki babanın Gülizar’ın varlığından haberi olmayan eşi ve çocukları kıyameti kopartır. Baba Gülizar ile tanışmasının hemen ardından kanserden ölür. Yaşanan bunca kötü olayın ardından Gülizar milyonluk bir mirasın varisleri arasında yerini alır. Gülizar kendisini yıllarca aramayan babasını benim açımdan çok akla yatkın gelmese de bir anda affeder. Mezarı başında ona hakkını helal eder. Bunun hemen öncesinde ne tesadüftür ki babasının ailesinden ciddi kazık yemiş bir avukatı şans eseri bulur ve payına düşen mirası almak için dava açar. Gülizar ve babasının ailesi arasında bundan sonra yaşanacak miras savaşı dizinin temel çatışma noktalarından birini oluşturacaktır.

Kesişen Hayat ve Tohumları Atılan Aşk

Gülizar’ın babasının evi olan çiftlikte yolları Murat ile kesişir. Gülizar’ı oraya getiren kâhya Veysel’in oğlu olan Murat yakışıklı, son derece gururlu, çalışkan bir gençtir. Gülizar’ın kız kardeşi Mine ile uzun yıllardır sözlüdür. Herkes ikilinin evlenmesini beklese de Murat’ın bu konuda çekimser bir tavrı var gibidir. Gülizar’ın babası kızı Mine ile bir an önce evlenmesini istediği Murat’a Gülizar’ı da emanet eder. Bu yüzden Gülizar’ın eve gelişiyle başlayan savaşta Murat Gülizar’ın yanında olur. Sonrasında herkesi karşısına alacağını bile bile Gülizar’ı İzmir yolculuğunda yalnız bırakmamaya karar verir. Gerek onun bu tavırları, gerekse Gülizar’ın o karmaşa ve acı halinde bile onu yakışıklı bulduğunu Fettah’a ve sonrasında kendi kendisine dile getirmesi dizinin bundan sonraki seyrinin göstergesidir. İkili arasında çetin savaşlarla karşı karşıya kalacakları bir aşk olacağının sinyalleri verilir. Normalde belki de izleyici tarafından ahlaki bulunmayacak bu aşk Mine’nin Gülizar’a karşı olan düşmanca tavrı ve annesi Candan’ın Murat’ın ailesi ile olan sınıf farklarına ilişkin vurgularıyla izleyici açısından anlaşılır kılınmaya çalışılmış kanımca. Zira Gülizar’ın kendisinden nefret eden kız kardeşine bu konuda bir sorumluluk hissetmemesi kimileri için anlaşılır bir durum haline gelecektir. Murat’ın kendisine çok âşık olan Mine’ye verdiği sözden vazgeçmesi ise ailesinin aşağılanmasına sessiz kalmayacak bir karakter olması ile anlaşılır ve hatta kabul edilebilir hale gelecektir. Söylemeden edemeyeceğim iyi ve insani yönleriyle ön plana çıkartılan Murat’ın ikinci babam olarak söz ettiği Mehmet Rıfat’ın cenazesinin ardından Mine ve ailesine destek olmak ve dolayısıyla cenaze evinde olmak yerine veteriner kliniğine gidip çalışmış olması benim açımdan senaryonun inandırıcılığına gölge düşürdü. Bununla birlikte dizinin veteriner kimliği ile Murat’ın Sokak hayvanları ile kurduğu ilişki üzerinden farkındalık mesajları veriyor olması benden artı puan aldı. Hikâyenin hızlı akmasının iyi yanları olmakla birlikte bundan sonra nelerin yaşanacağının bu kadar açık edilmesi ya da edilmiş görünmesi merak duygusunu ortadan kaldıracağından benim gibi birçok izleyicinin diziyi izlemeye devam etme noktasında çekimser davranmasına neden olacağı düşüncesindeyim. Hali hazırda yayınlanan iki bölümüyle reytinglerde üst sıralara tırmanamayan dizinin akıbetine ilişkin bir şey söylemek için erken olmakla birlikte izleyiciyi ekran başına bağlaması kolay olmayacak gibi görünüyor diyebilirim. Ne olur hep birlikte göreceğiz.

Nergiz KARADAŞ

 

Nergiz Karadaş
Ankara doğumlu olan Nergiz Karadaş, 2007 yılında Başkent Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema bölümünü bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo TV ve Sinema Anabilim dalında “Türk Sinemasında Bir Oyunculuk Analizi: Şener Şen Örneği” başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı. 2017 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema-TV Anabilim Dalı’nda “1980 Sonrası Türk Sineması’nda Zenginlik Temsilleri Üzerine Bir Alımlama Çalışması” başlıklı doktora tezini tamamlamıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümünde Dr Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. İki yılı aşkın bir süredir Cinedergi’de dizi kritik yazarı olan Nergiz Karadaş’ın uluslar arası ve ulusal hakemli dergilerde, kitaplarda sinema ve kültürel çalışmalar ile ilgili yazılmış makaleleri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.