Ayşe Teyze bu sefer Makas Eller’i seyrediyor ve Beril’in dengede durmasını söylüyor. Tim Burton bile bu filmi böyle çözümleyememişti…

B: Ayşe teyze açıyorum filmi, yine ingilizceden harika bir isim çevirisiyle Makas eller.

A: Aman Beril, söylediğin isimle filmler hiç tutmuyor zaten. Baksan hepsi korku filmi gibi.

Hiç polemiğe girmeden açıyorum filmi. Bir büyükanne torununa dışarda yağan karın hikayesini anlatmaya başlıyor. Masalsı bir Tim Burton dünyasına giriyoruz. Amerikanın tek tipliği ile dalga geçen bir düzen hakim mahallede. Bütün evler, arabalar hatta yollar aynı. Sevimli karakterimiz Peg çıkıyor karşımıza, elimde malzemeleri kapı kapı dolaşıp Avon satmaya çalışıyor. Kimseye satamadığı için mutsuz dönüyor arabasına.

A: yahu ayıp olmasın diye alır insan en ucuzunda. Komşun sonuçta hiç değilse bir katkın olur. Çıkmış kapı kapı dolaşıyor, komşularım umuru değil. Cık cık cık

İlk “cık cık cık” komşulara geldi. Bu sırada Peg’in gözü yolun sonunda ki tepenin üzerinde duran eve takılır ve direksiyonu o yöne kırar. Şatoya benzeyen bu evin bahçesinde harika bir peyzaj olduğunu görür. Bütün yeşillikler sekilli budanmıştır. Harika bir sanatçı ile karşılacağını düşünür, aslında öyle de olur. Elleri makas olan hepimizin çocukluk kahramanı Edward ile tanışır. Edward’ın ünlü bir mucit tarafından yapıldığı ve mucitin Edward’ın ellerini bitireneden öldüğü için, elleri bir çok keskin aletten oluşmaktadır. O kendisini şöyle anlatır. “Eksik kaldım!”

A: aman be çocuğum, eksik olan ellerin olsun. İçim burkuldu resmen. Ne kadar temiz yüzlü bir delikanlı.

Temiz yüzlü derken? Saçı başı dağılmış, yüzünde bir çok kesik izi, üzerinde deri bir kıyafet kendini yanlışlıkla kesmesin diye ama Ayşe teyze haklı bütün bunlara rağmen onu ilk gördüğünüzde içinizde bir sevgi uyanıveriyor. Aynı sevgi Ped de de uyandığı için tutuyor elinden eve götürüyor. Ona bir oda veriyor, yeni kıyafetler giydiriyor. Mahalleli meraklı Peg’in kapısına dayanıyorlar Edward’ı görebilmek için.

A: Bu Peg akıllı ve iyi kalpli bir kadın. Komşularının ne mal olduğunu biliyor bak Makas’ı korumak istiyor. Böyle insanlar farklılıkları sevmezler. Bakma sen gavur memleket modern dersin ama bilmedikleri şeyden hiç haz etmezler. Siz ne diyorsunuz öteki, möteki bir şey…?

B: Öteki…. möteki… ötekileştirmek falan mı?

A: Hah ondan ötekileştirirler hemen.

Ayşe teyze söylediklerinden çok emin filmi izlemeye devam ediyor ama işler pek onun dediği gibi olmuyor. Edward’ın yeteneği keşfediliyor ve herkes önce ağaçlarını budamasını istiyor, sonra köpeklerini en sonunda da saçlarını kesmelerini. Mahalle ne olursa olsun aynılıktan asla kurtulamıyor, şimdi de herkesin bahçesi, köpeği, ağacı enteresan bir hal alıyor. Bir kişi hariç, mahallenin katolik ablası! O Edward’ın bir şeytan olduğunu düşünüyor.

A: bu yönetmenin adı neydi?

B: Tim Burton

A: Tim çok akıllı bir yönetmen belli. Koca dünyayı küçücük mahallede anlatmış. Sen niye çalışmıyorsun bu adamla?

B: takvimimiz uymadı be Ayşe teyze! Arada da başka iş almıştım. Ayşe teyze şimdi sana nasıl anlatsam bilemedim. Bu adam baya ünlü bir yönetmen ve ingilterede yaşıyor. Onunla çalışmam bir mucize olurdu!

A: ne var canım insan işte. Artık herkes herkesle çalışıyor. Ölmedi ya adam git bul.

Bir 10 saniye durup Tim Burton ile çalıştığımı hayal ediyorum, yüzümde bir gülümseme… sonra gerçek dünyaya dönüyorum ve herşeyi Ayşe teyze gibi basit görmenin ne kadar hoş olabileceğini düşünüyorum. Belki bir gün olur hayat… diyerek kendimi hayallere kaptırmadan filme dönüyorum.

Bu sırada Edward Peg’in kızı Kim e çoktan aşık olmuş bile. Mahalledeki kadınlar Edward’ın peşindeyken o kalbini Kim’e kaptırıyor. Kim’in ise Jim isimli kaba bir sevgilisi var ve Edward’a çok kötü davranıyor. Tam olarak bu noktada işler bir anda terse dönüyor. Çok popüler olan Edward televizyon programlarında yeteneği ve değişik fiziğiyle boy gösterirken, Jim onu babasının kasasını soymak için kullanıyor ve tabi ki bütün kabak Edward’ın başına patlıyor.

A: Amaaannn bak kız yaktı Makas’ın başını. İşte Beril bu işler hep böyle. Farklı olan önce herkesin hoşuna gider ve bir anda popüler olur. Sonra insanlar ondan birşeyler istemeye başlar, ilgi, alaka, sevgi. Çünkü bu popülerliğin onların sayesinde olduğuna inanırlar ve haklarını isterler. Halbuki alakası yok. Bir şey iyiyse zaten iyidir. Bunu görebilen insanlar sadece görebildiklerine sevinmelidir. Feyz almalılardır feyz…

B: peki Ayşe teyze sana bir şey soracağım. İnsanların bilinir ya da popüler olmasında diğer insanların hiç etkisi yok mudur?

A: Vardır olmaz olur mu hiç! Çoğunluğun aklı, fikri nasıl işliyorsa, eğitimleri, ahlakları, aileleri nasılsa popüler olanlarda onların anlayabileceği insanlar olur. İnsan evladı ya özenecek ya da ya da yakın hissedecek. Bir konuda yetenekli, zeki, başarılı olması ilham olur. Kızım yine dediğim gibi, toplumun geneli nasılsa öne çıkan insanlarda öyledir. Cahil bir toplumun yenilikçi bir başkanı asla anlayamayacağı hatta bir süre sonra rahatsız olacağı gibi. İnsan kendini ezilmiş hisseder, eziklikte cehaletten gelir. Bir güzelliği ya da bir aklı ne kadar çok anlayabilen, görebilen insan varsa o toplum o kadar aydın demektir.

Bu sohbet rakı masasında son bulabilir! Biz Ayşe teyzeyle film izlemeyi bırakıp önce memleketi sonra dünyayı kurtarabiliriz:) bir an baktık birbirimize, aramızda 2 kuşak var. Ben onun geleceğiyim, hayalleri o ise benim geçmişim, tarihim. Şu an dünyanın aynı ülkesinde, aynı şehrinde hatta aynı koltuğunda oturuyoruz. Gözlerimizde aynı hüzün. Ben ona gelecek gençlere emanet biliyorum ama bana fazla güvenme memleketin durumu malum der gibi bakıyorum o da bana geçmişten biz sorumluyduk pek sahip çıkamadık kusurumuza bakma der gibi bakıyor. Gülüyoruz gamsızca… bu özel anı siren sesleri bölüyor. Herkesin Edward’ın peşine düşmüş onu imha etmek istiyor bu sırada annesinden aldığı güzel kalbi ile Kim Edward’a olan aşkını ifade ediyor ve onun hayatta kalabilmesi için tepedeki evine dönmesini istiyor.

Herkes Edward’ı öldü zannediyor. Bu onun için en güvenli seçenek. Ancak o zaman peşini bırakıyorlar. Gönlü güzel insanlar Edward’ın gönlünü görebiliyorlar. Koca mahalleden 4-5 kişi bile olsa insanın yalnız olmadığını bilmesi güzel!

A: aklını ve kalbini doğru yoğurmalısın Beril. Ne kalbin içine gömülmeli ne de aklın havada olmalı bir dengede dur evladım dengede!

Benim böyle bir hocam olduktan sonra kimseler dengemi bozamaz:)

Ayşe teyze seni çok seviyorum. Her filmimde varsın!!!!

 

Beril Ateşoğlu
1987 Ankara doğumlu. Odtü kolejinde liseyi, Başkent üniversitesi iletişim fakültesinde burslu olarak lisansını tamamladı. 2008 yilinda kamera arkasında reji departmanında çalışmaya başladı. 10 senedir bir çok sinema filminde yardımcı yönetmenlik yaptı. En son yardımcı yönetmenliğini yaptığı sinema filmi "Kelebekler". 2015 den beri Cinedergide "Ayşe Teyze" köşesini yazıyor. Kendisinden 3. Tekil şahış gibi bahsettiği bu biyografisini yazarken çok eğlendi. Yazı yazmayı çok sever. 2 büyük hayali istediği filmi çekebilmek ve bugüne yazdığı şeyleri derleyip okunabilir hale getirmektir. Ailesine düşkündür. Hindistan en sevdiği ve en çok vakit geçirdiği yabancı ülkedir. İyi kızdır, komiktir, balık etlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.