DC’nin merakla beklenen yeni filmi Wonder Woman bu hafta vizyonda. Peki, ilk olarak Batman v Superman filminde tanıştığımız ve Gal Gadot’un canlandırdığı Wonder Woman kimdir? Şimdi bu güzeller güzeli amazon kadınının geçmişine bir ayna tutma zamanı.

Bilindiği gibi Christopher Nolan’ın Dark Knight üçlemesi sonrasında DC evrenine farklı bir boyut getirme amaçlı ipler Zack Snyder’a verilmişti. Zack Snyder, arkasına Christopher Nolan’ı da alarak Superman’in çocukluk yıllarına ışık tuttuğu Man of Steel’i beyazperdeye taşımıştı. 2013 yılında vizyona giren halkanın ilk filmi karanlık yapısı ile eski Superman filmlerinden ayrılıyor, hatta daha çok Nolan’ın depresif tonunu yakalıyordu. Henry Cavill, Superman rolünün hakkını veriyordu. Bu ilk açılış filminden sonra Snyder (bana göre maalesef) aceleci davranarak Batman ve Superman’i karşı karşıya getirdiği Batman v Superman: Dawn of Justice’ı beyazperdeye taşımıştı. Ancak eleştiriler bu sefer Snyder’ın aleyhineydi. Alelacele çekilmiş hissiyatı uyandıran film Justice League karakterlerine hızlı bir giriş yapıyordu. Bilindiği gibi sonrasında Wonder Woman da dahil olmak üzere Aquaman, Cyborg ve Flash’ın da solo filmlerine yol açıyordu.

Marvel’ın Avengers filmlerine yetişme hissiyatından mı bilinmez tökezleyen Batman v Superman sonrasında ilk solo film Wonder Woman olarak açıklandı. Yönetmen koltuğunda 2003 yapımı Oscar ödüllü “Monster” dışında elle tutulur pek işe imza atmamış olan Patty Jenkins var. Başrolde elbette Batman v Superman’den hatırlayacağınız üzere Gal Gadot, Wonder Woman olarak arz-ı endam etmekte. Batman v Superman’de büyük çoğunluğun özellikle ilgisini çeken bir karakter olan Wonder Woman’ın DC’nin düşmeye başlayan çıtası açısından kilit olacağı biliniyordu. Solo filmlerin ilki olan Wonder Woman arycaı DC sinematik evreninin gidişatını da belirleyecek film olması açısından önemliydi. Yurt dışından gelen ilk yorumlara baktığımızda büyük oradan övgüler alan filmi bu hafta biz de izleme fırsatı yakalayacağız. Ancak bundan önce Wonder Woman’ı daha iyi tanımak isteyenler için onun çizgi roman macerasına ve televizyon serüvenine bir göz atalım.

Çizgi Roman Sayfalarından Televizyona

Wonder Woman ile çizgi roman severler ilk olarak 1941 yılında All-Star Comics’in 8. sayısı ile tanıştı. William Moulton Marston ve Harry G. Peter tarafından yaratılan karakter ölümsüz bir Amazon prensesiydi. Gerçek adı Diana olan Wonder Woman’ın annesi Amazon kraliçesi olan Hippolyte’dir. Bir kızı olmasını isteyen Hippolyte kilden bir heykel yapar ve bunun kendi kızı olarak hayat bulması için Olympos Dağı’ndaki tanrılara dua eder. Duaları kabul olan Hippolyte’ye tanrılar bu kız çocuğunu bahşeder. Çizgi roman serüveni böyle başlayan Wonder Woman DC evreninde hakim olan erkek egemen yapıyı da değiştirir. Böylelikle; Batman, Superman, Flash gibi erkek karakterlerin yanında güçlü bir kadın karakter de gelmiş oldu.

Justice League’in bir üyesi olan Amazaon prensesin pek çok insanüstü özellikleri vardır. Bunlar arasında meydan okunamaz gücünün yanı sıra uçabilme, kurşunları püskürtebilme gibi özellikleri de bulunuyor. Donanımsal olarak “doğruluk kementi”, kalkanı ve meşhur çok işlevli bilezikleri bulunuyor. Kötülerle yaptığı amansız maceralar çizgi roman okurlarının oldukça ilgisini çekmiş ve Justice League üyesi olarak da arkadaşlarına sürekli destek çıkmıştır.

Yoğun bir ilgi ile karşılaşan Wonder Woman’ın küçük ekranda uzun soluklu maceraları da hayranlarıyla buluşmuştu. İlk olarak bir televizyon filmi olarak 1975 yılında hayranlarıyla buluşan Wonder Woman’ı bu ilk ekran macerasında Cathy Lee Crosby canlandırmıştı. Ama asıl karakter ile özdeşleşen Lynda Carter’ın başrolde olduğu 3 sezonluk dizisi büyük ses getirdi. Şu sıralar Supergirl’ün televizyon serisinde gördüğümüz Lynda Carter DC evreninin bir parçası desem pekte yalan sayılmaz herhalde.

Ve Nihayet Beyazperdede Wonder Woman

70’li yıllarda Superman ve Batman’in de içinde olduğu pek çok animasyon serisi ile de Wonder Woman sevenleri ile buluştu. Ancak beyazperdede seyirci ile buluşması hayli geç oldu. Yıllardır çekilen DC filmlerinde hiçbir şekilde eyer bulamamış olan Wonder Woman, Zack Snyder’ın projesi ile beyazperdeye adımını atmış oldu. Bilindiği gibi DC sinematik evreni Marvel kadar tutarlı ilerleyemedi. Tim Burton’ın Batman’inden Jeol Schumacher’in Batman’ine, akabinde Nolan’ın üçlemesi ve Man Of Steel derken kahramanları orta noktada toplamak hayli zor olmuştu. Bunun için bir reset gerektiği aşikardı. Man of Steel ile yapılan bu reset, DC sinematik evrenini daha derli toplu bir hale getirmek için bir adımdı.

Karakterleri ucundan tanıtan Batman v Superman’den sonra şimdi solo filmler ile her bir kahraman gerçek manada hayranları ile buluşmuş olacak. Justice League öncesi ilk solo film ile buluşacak olan hayranlar diğer karakterlerin solo filmlerini ancak Justice League sonrası izleyebilecek. Wonder Woman ile DC filmlerinin düşen çıtasını yukarılara taşımak isteyen Warner Bros bu konuda hayli temkinli davrandı diyebiliriz. Özellikle Batman v Superman sonrası gelen ağır eleştiriler ve memnuniyetsizlikler karşısında daha dikkatli davranan firmanın gelen ilk tepkilerle yüzü gülmüşe benziyor. Keza yurt dışında ilk gösterimlerden oldukça olumlu eleştiriler alan Wonder Woman, DC’nin bahtsızlığını da tersine çevirmek için, en azından şimdilik eldeki en büyük koz. Yönetmenliğini Patty Jenkins’in yaptığı başrollerinde Gal Gadot, Chris Pine, Connie Nielsen, Robin Wright gibi isimlerin olduğu merakla beklenen Wonder Woman 2 Haziran’da vizyonda. Bu macerayı ıskalamayın.

Egemen Tokatlıoğlu
1981 İzmit doğumlu. Filmlere olan ilgisi 80’lerde eve video girmesi ile başladı. 80-90’ların akla kazınan kült filmlerini repliklerine kadar ezberledi. Korku, bilim kurgu ve fantastik türüne ayrı bir ilgisi vardı. 8 yaşında beyazperde ile ilk tanışmasından sonra sinema vazgeçilmez tutkusu oldu. Aynı zamanda bilgisayar, atari oyunları ve çizgi romanlarla içli dışlıydı. Commodore 64’ü ile sabahlara kadar oyunlar oynadı.Taşınmalar nedeniyle İzmit, Ankara ve Isparta’da farklı okullarda ilköğretim ve liseyi tamamladı. Üniversitede Turist Rehberliği bölümünü bitirdikten sonra çok istediği Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı. Korku sinemasına olan düşkünlüğü nedeniyle yüksek lisans tezini “1960-1990 Yılları Arasında Amerikan Korku Sinemasındaki Muhafazakârlık” üzerine yazdı. Amerikan korku sinemasının dönemin toplumunun psikolojik,ahlâki ve siyasi yapısına nasıl ayna tuttuğunu inceledi. Pek çok kurumsal firma, haber sitesi, dergide içerik yazarlığı ve editörlük yaptı. Şu anda hala metin yazarlığı ve editörlük yaparken aynı zamanda bazı online platformlarda, basılı dergilerde sinema yazıları, eleştiriler yazıyor, özel dosyalar hazırlıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.