Sinemayı popüler bir sanat dalı yapan ve daha geniş kitlelere hitap etmesine vesile olan birçok detayı sayabiliriz. Ancak sinemayı bir endüstri haline getiren, aynı zamanda tüm yeryüzüne hitap etmesine aracı olan olayın ise Hollywood’un doğuşu olduğu açık bir şekilde ortadadır. Zaman zaman fazla piyasaya oynaması nedeniyle eleştirilere maruz kalan Amerikan sineması, tüm negatif yönlerine rağmen, dokunduğunu şöhret yapmayı da başarmaktadır.

FILE – In this Dec. 16, 2010 file photo, actor Javier Bardem of Spain, poses for a portrait in Beverly Hills, Calif. The Oscar winner is to be honored with a star on the Hollywood Walk of Fame on Nov. 8, 2012. (AP Photo/Matt Sayles, File)

Hollywood’un artılarını eksilerini saymaya kalkmak, esasen başlı başına bir yazı konusu. Ancak herkesin üzerinde mutabık olacağı bir şey var ki; o da Hollywood’un dünyanın en gösterişli ve popüler filmlerini izleyenlerine sunmasıdır. Hangi sinema akımından hoşlanırsanız hoşlanın, muhakkak ki Hollywood her daim hayatınızın bir noktasında yer etmiştir, etmeye de devam edecektir. Bunun birincil sebebi, sinemaya bir endüstri gözüyle bakan ve “Nasıl daha fazla seyirciyi salonlara çekebilirim” sorusunu kendine sürekli olarak yönelten Hollywood’un filmlerine akıttığı devasa bütçelerdir. Bu durum, sinematografik anlamda bir haz doğururken, aynı zamanda yeryüzünün en popüler oyuncularının da Hollywood’un yolunu tutmasına olanak sağlamaktadır.

Özellikle son yıllarda Latin kökenli birçok başarılı oyuncuyu Hollywood filmlerinde görmeye başladık. Gerek kendi kültürlerini yansıtmaları hasebiyle gerekse beyazperdedeki çekici duruşlarıyla ilgi çekmeyi başaran ve Yeni Kıta’nın yolunu tutan bu oyuncular, deyim yerindeyse Hollywood’u istila etmiş durumdalar. Mayıs ayında vizyona girecek olan iki Hollywood yapımı filmin başrollerinin de Latin kökenli oyunculara emanet olması bu durumun açık bir göstergesi. Sean Penn’in yönetmenliğini yaptığı The Last Face’te Javier Bardem’i, Werner Herzog’un Salt and Fire’ında ise Gael García Bernal’i izleyeceğiz. Pekâlâ, kendi sınırlarının dışına çıkmayı başarmış ve Hollywood yapımı filmlerde de boy göstermiş Latin oyuncuları ve onların filmlerini hatırlamaya ne dersiniz? Hollywood’u istila eden Latin oyuncular huzurlarınızda.

Salma Hayek

Listemize, yıllar yılı güzelliği ile büyüleyen bir aktris ile start verelim. Kariyerine Meksika yapımı filmlerle başlayan ve daha sonrasında Hollywood’un yolunu tutan Salma Hayek, şüphesiz Latin oyuncular arasındaki en şöhretlilerinden biri. Robert Rodriguez’in kült olmuş filmi Desperado’su ile adından söz ettiren ve ardından Hollywood’un kapılarını ardına kadar aralayan güzel oyuncu, özellikle Frida Kahlo’ya hayat verdiği Frida filminde, en iyi performanslarından birini sergilemiştir. Son yıllarda bir nebze de olsa popülist işlerden uzak durmayı tercih eden Salma Hayek, güzelliğinin yanı sıra, başarılı oyunculuğu ile de Latin dendi mi ilk akla gelecek isimlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Gael Garcia Bernal

Malum, ülkemiz sancılı bir referandum sürecini geride bıraktı. Öncesiyle, sonrasıyla tartışmaya fazlasıyla açık bu halk oylamasının ilginç de bir yanı vardı. 1988 Şili Referandumu ile benzer özellikler taşıması. Tabii hal böyle olunca da, o dönemi anlatan ve yapısı itibariyle merak uyandıran No filmi epey konuşulur oldu. Pablo Larrain’in yönettiği No’nun başrolünde yer alan Gael Garcia Bernal ise, sinefillerin oldukça yakından tanıdığı bir isim olsa dahi No’nun taşıdığı misyonla birlikte, ülkemizdeki tanınırlığını arttırdı. Meksika doğumlu olan ve birçok usta işi filmin başrolünde yer alarak, taraflı tarafsız herkesi kendisine hayran bırakan oyuncunun en bilindik filmleri, Amores Perros, Y tu mamá también gibi Latin Amerika ruhunu fazlasıyla yansıtan filmler olsa da, kendisini sık sık Hollywood prodüksiyonlarının içinde görmek de mümkün. Son yıllarda yetişen en iyi Latin oyunculardan biri olan Gael Garcia Bernal’ı son olarak bir başka Pablo Larrain filmi Neruda’da izlemiş ve bir kez daha performansına şapka çıkarmıştık. Tabii onu muadillerden ayıran en önemli faktör de üretkenliği. Nitekim başarılı oyuncuyu, mayıs ayında vizyona girecek, Salt and Fire isimli Hollywood yapımında izlemek de mümkün. Ne diyelim, Gael Garcia Bernal oynasın, biz izleyelim!

Penélope Cruz

Eğer ki, bir Latin oyuncular listesi yapıyorsak, Penélope Cruz’un adını anmadan geçmek olmazdı. Nitekim yalnızca güzelliği ile değil, aynı zamanda oyunculuğu ile de büyülemeyi başaran Cruz, kendi kökeninden yetişmiş en iyi ve en popüler oyunculardan biri olarak öne çıkmaktadır. İspanya doğumlu oyuncu, kariyerinin henüz başında yer aldığı Jamon Jamon ile genç yaşta büyük bir sükse yapmış ve Hollywood’ı hızlı bir geçiş yapmıştır. Nitekim güzel oyuncu yıllar boyunca, ülkesi ile Amerika arasında da sıkı bir mekik dokumuştur. Onu bir yıl Pedro Almadovar’ın Wolver’ında görebileceğimiz gibi bir yıl sonra da Woody Allen’ın Vicky Cristina Barcelona’sında görebilmekteyiz. Çünkü Penelope Cruz için, inandığı projenin peşinden giden bir kadın yakıştırmasını rahatlıkla yapabiliriz. Ancak, Latinlerin Hollywood’u istilasındaki öncü isimlerden birinin de kendisi olduğu aşikâr. Keza onun başarılı ve güçlü adımları, arkasından gelecek birçok oyuncuya da cesaretlendirmiştir. Son olarak Zoolander 2’de karşımıza çıkan ve bir kez daha endamı ile büyülemeyi başaran güzel oyuncu, Amerika-İspanya arasındaki yolları arşınlaya dursun, biz de onun çekeceği filmleri merakla bekleyiverelim.

Javier Bardem

Javier Bardem için, Latin kökenli oyuncuların Amerika’daki medarı iftiharı dersek hata etmiş olmayız. Nitekim o yalnızca delici bakışları ve endamı ile fark yaratmayan, aynı zamanda da başarılı oyunculuğu ile takdir toplayan bir isim olarak öne çıkmaktadır. İlk olarak İspanyol filmlerinden boy gösteren ve aynı eşi Penelope Cruz gibi Jamon Jamon filmiyle yıldızı parlayan Javier Bardem, Hollywood’a hızlı geçiş yapan isimlerden. Özellikle Coen kardeşlerin vurucu filmi No Country for Old Men’deki performansı ile hayranlık uyandıran Javier Bardem; Woody Allen, Alejandro González Iñárritu, Sam Mendes gibi usta isimlerle çalışma fırsatı yakalayarak da kendini oyunculuk anlamında fazlasıyla geliştirmiştir. Yer yer Hollywood’un çıtır çerez diye tabir edebileceğimiz popülist işlerinden de karşımıza çıkan Javier Bardem, aynı zamanda Latin sinemacıların filmlerinde de sıklıkla boy göstermektedir. Mayıs ayında vizyona girecek olan ve ünlü Amerikalı sinemacı Sean Penn’in yönettiği The Last Face filminde karşımıza çıkacak oyuncu, bir kez daha hayranlarını meraklandıracak büyük bir Hollywood prodüksiyonun içinde yer alarak, Amerika ile olan münasebetini devam ettirmektedir.

Sofia Vergara

Malum, Latin kadınların güzelliği dünyaya nam salmış bir olaydır. Bu durumun en büyük pay sahiplerinden biri de şüphesiz Sofia Vergara. Nitekim bir gülüşü dünyalara bedel olan Sofia Vergara, aynı zamanda modellik de yaparak güzelliğini tescilleyenlerden. Ülkesi Kolombiya’da birkaç küçük projede yer aldıktan sonra Hollywood’un yolunu tutan ve deyim yerindeyse buranın gediklilerinden biri haline gelen güzel oyuncu, Smurf ve Jon Favreau’nun Chef’inde rol alarak endamıyla büyülemeyi başarmıştır. 1972 doğumlu olan ancak hala 20’sindeki gibi genç gözüken oyuncuyu, önümüzdeki yıllarda da Hollywood’un birçok projesinde görmek de mümkün olacak.

 

 

Pedro Pascal

Son dönemin en fazla yıldızı parlayan isimlerinden biri de hiç şüphe yok ki Pedro Pascal. Özellikle Pablo Escobar’ı ve o dönem ki Kolombiya’yı anlatan Narcos dizisinde hayat verdiği Ajan Pena rolüyle takdir toplayan başarılı oyuncu, Hollywood projelerinde de karşımıza çıkmaya başladı. Şili doğumlu olan ve öncesinde birçok televizyon dizisinde boy gösteren Pedro Pascal, başarısını beyazperdeye de taşıdı ve geçen yılın ilgi çekici filmlerinden The Great Wall’un başrollerinden biri olarak izleyenlerini selamladı. Çinli yönetmen Yimou Zhang ‘ın, dev bir Hollywood bütçesi ile giriştiği projenin başrolü ve neredeyse her şeyi Matt Damon olsa da, Pedro Pascal kendisine biçilen süre zarfı içerisinde üzerine düşeni fazlasıyla yaparak bir kez daha oyunculuğu ile göz kamaştırmayı başarmıştır. Nitekim onun yıldızının bu denli hızlı parlaması, Latin kökenli oyuncuları Hollywood filmlerinde daha fazla göreceğimizin en büyük emarelerinden biri olarak da belirmektedir.

Eva Mendes

Güzelliği dillere destan, bir başka Latin güzeli var sırada. Her ne kadar Amerika doğumlu olsa da Küba asıllı olması nedeniyle Latin oyuncular sınıfına yerleştirdiğimiz Eva Mendes, esasen on parmağında on marifet olan biri. Şarkıcılık, modellik ve oyunculuk gibi farklı alanlardaki birçok işi aynı anda götüren ama en çok beyazperdeye yaptığı işlerle popüler olan Eva Mendes, görenin dönüp bir kez daha bakmak isteyeceği kadar alımlı ve bir o kadar da ekran cazibesi olan bir kadın. Nitekim onun Hollywood’da yer aldığı filmlere göz attığımızda ne denli ön planda olduğuna bir kez daha tanıklık ediyoruz. Will Smith ile başrolü paylaştığı Hitch yahut Fast and Furious serisinin ikinci halkasında tüm endamıyla arz-ı endam eden Eva Mendes, şüphesiz filmlerin popülaritesine de pozitif bir katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda Holly Motors gibi bağımsız ancak derinliği olan projelerde de karşımıza çıkan güzel oyuncu, model kimliğinin yanı sıra oyunculuğu ile de takdir toplamayı başaran ve Latinlerin Hollywood’daki macerasına artı değer katan bir isim olarak öne çıkmaktadır.

Edgar Ramírez

Hollywood’da sık sık karşımıza çıkmaya başlayan isimlerden biri de Edgar Ramirez. Venezuela doğumlu oyuncu, ülkesinde birkaç televizyon projesinde yer aldıktan sonra şansı dönüp, soluğu Hollywood’da alanlardan. Tony Scott’ın yönetmenliğini yaptığı Domino’da karşımıza çıkan ve başarılı oyunculuğu ile ilgi odağı olmayı başaran Edgar Ramirez, sonrasında ise birçok Amerikan yapımı filmde gerek başrol gerekse tamamlayıcı bir karakter olarak kendine yer buldu. Özellikle Matt Damon ile birlikte rol aldığı The Bourne Ultimatum filmini başarılı kılan en önemli parçalardan biri olan Edgar Ramirez, son olarak ise Jennifer Lawrence, Robert De Niro ve Bradley Cooper gibi isimlerin başrolü paylaştığı Joy’da karşımıza çıkarak, Hollywood macerasını sürdürmeyi başarmıştır. Yakışıklılığı ve sert mizacı ile muadillerinden ayrılan ve en başarılı Latin kökenli aktörlerden biri olarak öne çıkan Edgar Ramirez, köklerini, beyazperdede en iyi temsil eden oyunculardan biri olarak da takdir toplamaktadır.

 

 

 

 

Zoe Saldana

Annesi Porto Riko’lu, babası Dominik’li olan Zoe Saldana, her ne kadar Amerika doğumlu olsa da Latin kanı taşıyan ve bunu filmlerine tüm cazibesiyle aktaran bir aktris olarak öne çıkmaktadır. Yeni Kıta doğumlu olmasından mütevelli, Hollywood dışına çıkması pek nasip olmayan Zoe Saldana, esasen kökenlerinin kanını taşıyan oyuncular arasında, en popüler olanlardan da biri. Avatar, Guardians of the Galaxy, Star Trek gibi Amerikan sinema endüstrisine taze kan getiren filmlerde rol alan ve şöhretini iyiden iyiye katlayan oyuncu, başarılı performansının yanı sıra, Latin oyuncuları başarıyla temsil etmesi hasebiyle de oldukça değerli bir noktada durmaktadır.

Rodrigo Santoro

Brezilya doğumlu olan ve kariyerine ülkesinde başlayan Rodriga Santoro, oyunculuğa adım attığı ilk yıllarda gösterdiği başarılı performansla Hollywood’un radarına girmiş ve Amerikan filmlerinde boy göstermeye başlamış Latin kökenli bir oyuncudur. Daha çok yardımcı rollerde karşımıza çıkan ancak her defasında rolünün hakkını fazlasıyla veren Rodrigo Santoro, son olarak geçtiğimiz yıl re-make versiyonu ile karşımıza gelen Ben-Hur’da boy göstermiş ve tam bir hayal kırıklığı olan projenin öne çıkan isimlerinden biri olmayı başarmıştır. Aynı zamanda geçtiğimiz yazın en çok ses getiren dizilerinden Westworld’de de izleyenlerini selamlayan Rodrigo Santoro, kariyeri yavaş yavaş ivme içerisine giren oyunculardan biri olarak da belirmektedir.

Ana de Armas

Yeni neslin en çok ön plana çıkan; hem oyunculuğu ile hem de zarafeti ile ilgi odağı olmayı başaran güzellerinden biri de Ana de Armas. 1988 Küba doğumlu olan oyuncu, genç yaşına rağmen, son yıllarda birçok Hollywood filminde boy göstermiş ve güzelliği ile izleyenlerini büyülemeyi başarmıştır. Keanu Reeves ile başrolü paylaştığı Knock Knock filmiyle ilk çıkışını yapan ve akabinde geçtiğimiz yılın ses getiren iki filmi Hands of Stone ve War Dogs’ta arz-ı endam eden genç oyuncu, bu seviyelerde gösterdiği başarılı performansla Hollywood’un aranan simalarından biri olarak da belirmiştir. Nitekim bu yaz vizyona girmesi beklenen ve bir başyapıt kalibresindeki Blade Runner’ın devamı niteliği taşıyacak Blade Runner 2049’un kadrosunda da yer alan Ana De Armas, Latinlerin Hollywood’u istilasındaki en fazla sükse yapan isimlerden biri olarak da bilinmektedir.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.